YEDİ(7) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- KORKMAK ile/ve/değil/||/<>/< APTALLIK YAPMAMAK

- KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÇEKİNMEK

- KORKMAK ile "GÖTÜN 3.5 ATMASI"

- KORKMAK ile/değil HATIRINI KIRMA ÇEKİNCESİ

- KORKMAK ile KORUMAK ile KORKULMAK ile KORKABİLMEK ile KOR ile KORE ile KORO ile KORT ile KORU/LUK ile KORECE ile KORELİ ile KORUCU/LUK ile KORO HALİNDE

- KORKMAK ile/değil/yerine ONUN SEVİYESİNE İNMEMEK/DÜŞMEMEK

- KORKMAK ile/değil SAVUNMAYA GEÇMEK

- KORKMAK ile/ve/değil ŞÜPHE

- KORKMAK ile ÜRKMEK

- KORKMAK ile/ve/değil/||/<>/< UTANMAK

( Allah'tan. @@ Kuldan. )

- KORKMAK ile/ve/değil UZAK KALMAK

- KORKMAK değil/yerine/>< YÜRÜMEK

( Yürümeyi gerektiren nedenler, korkmaya neden olanlardan daha fazladır. )

- KORKMAZ, YUSUF (ERZURUM, 1971)

( Bağımsız mali müşavir, dernekçi, siyasetçi. Sarıyer Zekeriyaköy'de ikamet etmektedir. Fatih İlköğretim Okulu, Sarıyer Ortaokulu ve Bahçet Kemal Çağlar Lisesinden mezun oldu. Yüksek Öğrenimini Bursa Uludağ Üniversitesinde Maliye Bölümünü Ekonomist olarak tamamladı. Siyasete Doğru Yol Partisinde atıldı. Bu partide Gençlik Kolu Yönetim Kurulu üyesi ve bir dönemde Gençlik Kolu Başkanı olarak görev yaptı. AKP Parti Sarıyer teşkilatında kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği ve İlçe Başkan Yardımcılığı yaptı. AKP tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Yerel Yönetimler Okulunu bitirdi. 2004 yerel seçimlerinde AKP de yerel Belediye Meclis üyesi adayı oldu. AKP, İl Çalışma Komisyonunda görev aldı. AKP Sarıyer İlçesi ikinci olağan kongresinde İlçe Yönetim Kuruluna seçildi ve Başkan yardımcılığı görevini üstlendi. 2007 genel seçimlerinde Milletvekili adayı olmak için istifa eden Ali Turan'ın yerine Belediye Meclis üyesi oldu. 2009'de Yerel seçimlerde Belediye Mecylis Üyeliğine aday oldu ama seçilemedi. Perpa Ticaret Merkezi Temsilciler Üst Kurul Denetçiliği (2015 - 2017, bu görevi devam ediyor, Perpa Kooperatif Denetçiliği (2017), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinde Üye, İlişkiler Komisyonu Yönetim kurulu Üyesi (devam ediyor, 2018), Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği Genel Merkez Teşkilat Komisyonu Yönetim Kurulu Üyeliği (2018), Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (Kendi ofisinde serbest muhasebeci ve mali müşavirlik yapıyor, Bağımsız Denetçi), Kamu Gözetim Kurumu tarafından yetkilendirilmiş. Üyesi olduğu kuruluşlar/dernekler. Müstakil Sanayici ve İşadakmları Derneği, İstanbul Meslekte Birlik Derneği, İSMMMO, Sarıyer Erzurumlular Derneği, Sarıyerliler Derneği, Türk Diylabet Cemiyeti, Genç Diyabet Kulübü, Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. Erzurumlular Deneğinde Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim Kurulu Başkanı (2000 - 2008), Sarıyer Spor Kulübünde Yönetim Kurulu Üyesi Asbaşkan (2007/2008) görev yaptı. )

- [ne yazık ki]
KORKMAZ
ile/ve/||/<> UTANMAZ

( Allah'tan. İLE/VE/||/<> Kuldan. )

- KORKMAZLAR, NAZMİYE (SARIYER, 1916 - 2014)

( Demircioğlu ailesinin bir ferdi olarak Sarıyer'de doğdu ve Anadoluhisarı'na gelin gitti. 56 yaşına kadar ev işleri ile birlikte balıkçılık gibi işlerde çalıştı. 1972 yılında Anadoluhisar Muhtarlığına adaylığını koydu ve kazandı. Bu tarihten sonra ölene kadar hiç seçim kaybetmedi. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde ve 93 yaşın içinde sekizinci kez muhtar seçildi. Muhtarlığı süresince üniversite okuyan fakir öğrencilere yardımı prensip edindi. Çöp konteynerlerinden topladığı geri dönüşüme uygun karton ve kağıtları toplayıp değerlendirerek, bu işten gelen paraları burs için kullandı. Yaşlılık nedeni ile olagelen hastalıklarına aldırmadan görevine devam etti. Sağlığında heykeli yapılarak Anadoluhisarı'na dikilen ilk muhtardır. Öldükten sonra da muhtarlık görevini kızı devam ettirmektedir. )

- KORKU/KORKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGI/SAYMAK

( Korkuyu yenmek, bilgeliğin başlangıcıdır. )
( Tanrı'yı düşünmeden önce, kendinizi kabul etmek zorundasınız. )
( Before you think God, you must accept yourself. )

- KORKU ve ÜZÜNTÜ değil/yerine/>< BİREŞİM(TEVHİD)

( Gelecekle ilgili. VE Geçmişle ilgili. DEĞİL/YERİNE/>< Şimdide. )

- KORKU ile ANLAYIŞ EKSİKLİĞİ

- KORKU ile/ve/<>/değil ÇARESİZLİK

- KORKU ||/ve/yerine/|| CEHALET ||/ve/yerine/|| BİLGİ ||/ve/yerine/|| CESÂRET

( Korku, bilgisizlikten de, çok bilgiden de olur. )
( CESARET: Köprüyü geçmeyi göze alabilmek. )

- KORKU ile/yerine CİDDİYE ALMAK

- KORKU ile/ve/||/<> DENETİM ODAKLI KORKU

- KORKU ile GERİLİM

- KORKU ile İKİRCİK

- KORKU ile/ve/||/<> KIZMA/ÖFKE ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ/ÜZÜLME ile/ve/||/<> UTANMA/UTANÇ[>< AÇGÖZLÜLÜK] ile/ve/||/<> İĞRENME/TİKSİNTİ | ile/ve/||/<> SEVİNÇ(NEŞE)/COŞKU ile/ve/||/<> ŞAŞIRMA/ŞAŞKINLIK/HAYRET

( Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da yeryüzünde yaşayan tüm bireyler, şu 6 ya da 7 duygu-durum için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor. )
( )
( )

- KORKU ile KORKUNÇ ile KORKUNÇ İŞKENCE

- KORKU ile KORKUTMAK ile KORKMUŞ ile KORKUTUCU ile KORKUNÇ

- KORKU ile TANRI KORKUSU ile KORKUNÇ ile KORKUSUZ ile KORKUSUZCA ile KORKUSUZLUK

- KORKULACAK OLAN:
BİZİMLE AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYANLAR
ile/değil/yerine AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYIP BUNU SÖYLEME CESÂRETİNDE OLMAYANLAR

- KORKULACAK OLAN:
KİŞİNİN KAZANDIĞI PARA
değil "PARANIN KAZANDIĞI KİŞİ"


- KORKULMASI GEREKEN:
HATA YAPMAK
ile/değil/> AYNI HATALARI TEKRAR (TEKRAR) YAPMAK

( Korkmayalım! İLE/> Korkalım! )

- KORKULUK ile BOSTAN KORKULUĞU/MİCDÂR[Ar.]/ÜFÇE[Fars.]

- KORKUNÇ/MÜHEVVİL[Ar. < HEVL] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLGİNÇ

- KORKUNÇLAŞMAK ile KORKUNÇLAŞTIRMAK ile KORKUNÇ/LUK

- ... KORKUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... COŞKUSU

- KORKUSUZ/LUK ile/değil/yerine CESÂRET

( Cesaret, korkusuz olmak demek değildir. Cesaret, korkuyla dolu olmana karşın, kontrolü, korkunun eline vermemektir. )

- KORKUTMAK ile KORKUTABİLMEK ile KORKU/LUK ile KORKUT ile KORKUŞ ile KORKULU ile KORKUSUZ/LUK ile KORKULUKLU ile KORKUSUZCA ile KORKULUKSUZ ile KORKU DAMARI

- KORKUYA DAYALI "SAYGI" ile/değil/yerine SAYGI

- [ne yazık ki]
"KORKUYU, ÖFKE İLE YATIŞTIRMAK"
ile/ve/||/<> "ÖFKEYİ, KORKU İLE YATIŞTIRMAK"

- KÖRLER ÇARŞISINDA ve/||/<> SAĞIRLAR ÇARŞISINDA

( Ayna satma! VE/||/<> Gazel atma! )

- KÖRLÜK:
ZİHİNSEL
ile/ve/||/<> İŞLETME ile/ve/||/<> BENCİL

( Kendi eksiklerini "görememe". İLE/VE/||/<> Şirketinde tekrarlayan yanlışlara karşı oluşan "görememe". İLE/VE/||/<>
Dost eleştirisine, "niyet okuyarak", inanmamak. )

- KORNA[İt.] ile/||/<> KLAKSON

( Motorlu taşıtlarda, bisikletlerde sesle işaret vermek için kullanılan ve içinden hava geçirilerek çalınan boru, klakson: § 'Hatta düdük çalmaları, alafranga söyleyelim korna etmesi bile yasakken...' -Sami Paşazade Sezai, Bütün Eserleri I, 355; § 'Taksi sesleri, kornalar çok rutubetli havada keskinliklerini kaybetmişler.' -Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur, 312; § 'Birden kulağına tanıdık bir otomobil kornası ve motor sesi geldi.' -Nazım Hikmet Ran, Yeşil Elmalar, 104; § 'sıcak ve tozlu bir günün öğle güneşi altında eriyerek birbirine bulaşan bu sesler arasında otomobil kornaları ve tramvay çanları bile sertliklerini kaybederek pelteleşmiş bir hâlde kulak zarına yapışıyorlardı.' -Peyami Safa, Bir Tereddüdün Romanı, 15; § 'Her korna çalışta çenesi diş gıcırtılarıyla oynayan' -Adalet Ağaoğlu, Başka Karşılaşmalar, 115; § 'Dışarıdan korna sesleri geliyor.' -Necip Fazıl Kısakürek, Aynadaki Yalan, 6; § 'Sokağa bakan büyük ön oda, caddenin gürültüsünü, korna seslerini, çarşının uğultusunu ansızın, çığlıklı bir hızla geçen tren düdüklerinin getirdiği kavuşmaların, ayrılmaların iç titreten çağrışımlarını unutup açık denizlere açılıyor.' -Nezihe Meriç, Yandırma, 59; § 'Sonra da bizimkiler otobüsün sağından solundan geçip, hem de Alman’ın yanında gene kornalıyorlar.' -Füruzan, Yeni Konuklar, 173; § 'Arabalar, havalı kornalar, kirli şarkılar…' -Selim İleri, Ölünceye Kadar Seninim, 28; § 'Korna sesiyle irkildim: Tunga: Turgut’un oğlu.' -Tomris Uyar, Gündökümü, 216; § 'Yolun kenarında duran ve kornası bozulan bir otomobil canhıraş bir gürültü çıkarıyor.' -Oğuz Özdeş, Yerdeki Bulutlar, 11; § 'Korna sesleriyle irkildi.' -Ferit Edgü, Yazmak Eylemi, 111; § 'Şoför üç kez korna çaldı.'-Yaşar Kemal, İnce Memed- 2, 220; § 'Bu sırada dışarıda bir otomobil kornası işitilmişti.' -Refik Halid Karay, Kadınlar Tekkesi, 302; § 'İkinci kemanlarla birlikte kornalar birinci temayı veriyor...' -Oğuz Atay, Tutunamayanlar, 500; § 'Acı frenlerin, kornaların, küfürlerin arasında nihayet yolun karşısına geçmeyi başarınca dönüp arkasına, kırlara, çilek tarlalarına doğru bakıyor.' -Fethi Naci, Yüzyılın Yüz Türk Romanı, 588; § 'İsmail bir iki arabaya söylendi, korna çaldı.'-Sevinç Çokum, Gül Yüzlüm, 27; § 'Kapanan bir kapı, açılan bir pencere, muziç bir korna, gazetede okunan bir haber, havanın açık veya kapalı oluşu...' -Cemil Meriç, Bu Ülke, 285; § 'Yakın caddeden korna ve lastik sesleri geliyor.' -İnci Aral, Sevginin Eşsiz Kışı, 21. )

- KORNA[İt. < CORNA] ile/= KLAKSON[Fr. < KLAXON]

( )

- [ne yazık ki]
KORNA:
"SELÂMLAMA/VEDÂLAŞMA"
ile/ve/||/<> "TEPKİ GÖSTERME" ile/ve/||/<> "ADÂLET ARAMA/SAĞLAMA"

- KORNEA[İng. CORNEA] ile/||/<> GÖZ SIVISI[İng. AQUEOUS HUMOR] ile/||/<> GÖZ SÜMÜKSEL ZARI[İng. CONJUNCTIVA] ile/||/<> İRİS[İng. IRIS]

( Gözün ön kısmını kaplayan ve yaklaşık 12 milimetre olan şeffaf zar. Kenarları dışında kan damarı içermez, ancak sinirler bulundurur ve temasa karşı oldukça hassastır. @@ Aqueous humor siliyer uzantılar tarafından, kan sıvısının süzülmesiyle oluşur. Kornea ve iris arasındaki boşluğu doldurur ince, sulu bir sıvıdır. Bu sıvı göz içi basıncını oluşturur, kornea ve lensini besler ve göze şeklini verir. @@ Göz kapaklarının iç kısmını ve göz küresinin kornea dışındaki ön kısmını örten mukozal bir yapıdır. Kısımları şöyle ayrılır; Palpebral konjuktiva göz kapaklarının iç yüzeyini kaplar, oküler (bulbar) konjuktiva da gözün ön tarafında bulunur ve forniks konjoktiva kendi üzerine kıvrılarak oluşmuş bir tabakadır. @@ Gözbebeğini çevreleyen ve göze rengini veren kaslı bölge. Lensin önünde ve korneanın arkasında bulunur. İriste bulunan kaslar, gözbebeğinin boyutunu kontrol eder ve retinaya ne kadar ışığın ulaşacağını ayarlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KORNİŞ[Fr. < CORNICHE] ile KORNİŞON[Fr. < CORNICHON]

( Perde asmaya yarayan, metal ya da plastikten yapılmış araç. | Çerçeve biçiminde oymalı çıkıntı. | Sarp, kayalık çıkıntı. İLE Kabuğunun üzeri pürtüklü bir tür turşuluk salatalık. )

- CORONA CURRENT[İng.] / COURANT DE COURONNE[Fr.] / KORONASTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KORONA AKIMI

- CORONA DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE EN COURONNE[Fr.] / KORONAENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KORONA BOŞALMASI

- KORONAL/CORONAL[İng.] değil/yerine/= YANAY-DİKEY

- KORONAL DÜZLEM/CORONAL PLANE[İng.] değil/yerine/= YANAY DÜZLEM


- [ne yazık ki]
"KORONA SALAK(KORONASALAK)/COVIDIOT"
ile/ve/||/<> "KORONA NARSİST(KORONARSİST)"

( "Bana/bize bir şey olmaz" diyerek çoğu kişiye virüs bulaştıranlar. İLE/VE/||/<> "Kendileri dışında kimseye bulaşıp bulaşmadığını önemsemeyenler." )

- KORONER ile TAÇ GİYME TÖRENİ ile TAÇ GİYME TÖRENİ

- CORROSIVE[İng.] / CORRODANT[Fr.] / KORRODIEREND, KORROSIV[Alm.] ile/değil/yerine/= KOROZİF

- KOROZİV/CORROSIVE[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL AŞINDIRICI

- ile/yerine ORJİNAL

- KORSE ile KORSECİ/LİK ile KORSELİ ile KORSESİZ

- KORTE[İt. < CORTE]/FLÖRT[Fr./İng. < FLIRT] değil/yerine/= ÂŞIKTAŞLIK

( Kadınla erkek arasındaki duygusal ilişki. | Birbirine duygusal ilgi duyan kadın ve erkek. | Siyasal bir parti, yabancı bir ülke vb.ne tam olarak bağlanmadan yaklaşma. )

- KORTEJ[Fr. < CORTEGE]/MAİYET[Ar.] değil/yerine/= TÖREN ALAYI

( Bir devlet büyüğünün yanında bulunan kişiler. | Alay. )

- KORTEKS/CORTEX[İng.] değil/yerine/= DIŞ KATMAN

- KORTEKS İLE LİMBİK İLE BEYİN SAPI ile/||/<> BEYİN BÖLGELERİ

( Üç temel beyin organizasyon seviyesi. )
( Formül: Neokorteks: 6 katman )

- KÖRÜ KÖRÜNE (BAĞLANMAK, İNANMAK)

- KORU ile/ve/||/<> AĞAÇLIK

( Bakımlı küçük orman. İLE/VE/||/<> Ağacı bol olan yer. )

- KORUK ile KORUK SUYU ile KORUK LÜFERİ ile KORUK ŞERBETİ

- KÖRÜKLEMEK ile KÖRÜKLENMEK ile KÖRÜKLEYEBİLMEK ile KÖRÜK ile KÖRÜKLÜ ile KÖRÜKÇÜ/LÜK ile KÖRÜKSÜZ ile KÖRÜKLÜ OTOBÜS

- KORUM" ile KOYARIM

- KORUMA/SAKLAMA(MUHAFAZA) ile/değil/yerine HAYAL

- KORUMA ile/ve/||/<> SAVUNMA

- KORUMAK ile/ve/<> BÂKÎ KILMAK

- KORUMAK ile/ve/<> DEVAM ETTİRMEK

- KORUMAK ile/ve GÖZETMEK


- KORUMAK ile/ve/||/<> KOLLAMAK

- KORUMAK ile/ve/<> KULLANMAK

( Dengede olmalılardır! )

- KORUMAK ile KURTARMAK

- KORUMAK ile ÖNEMSEMEK

- KORUMAK ile/ve/||/<>/> SAHİP ÇIKMAK

- KORUMAK ile/ve SAKINMAK

- KORUNAK ile KORUNAKLI/LIK ile KORUNAKSIZ/LIK

- KORUNAK ile KORUNCAK/MAHFAZA[Ar.] ile KORUNGA

( Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer. | Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer. | Koruyan, esirgeyen, saklayan kişi. İLE Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme. İLE Otsu, genellikle 30-70 cm. boyunda, çok yıllık, pembe çiçekli, hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki. )

- KORUNMA BİYOLOJİSİ ile RESTORASYON EKOLOJİ

( Yok olma tehlikesi altındaki türleri ve ekodüzenleri korumaya odaklanan bir bilim dalı. İLE Degrade olmuş ya da yok edilmiş ekodüzenleri eski duruma döndürmeye odaklanır. )

- KORUNMA ile/ve/<> DEĞİM/LİYÂKAT


- KORUNMA ile/ve SAVUNMA

- KEHRBILD[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖRÜNTÜ

- CONSERVATION PROPERTY[İng.] / PROPRIÉTÉ DE CONSERVATION[Fr.] / ERHALTUNGSGRÖSSE, ERHALTUNG EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUM ÖZELLİĞİ

- TEHÂFFUZ KANÛNU[Osm.] / CONSERVATION LAW[İng.] / LOI DE CONSERVATION[Fr.] / ERHALTUNGSSATZ, ERHALTUNGSESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUM YASASI/KANUNU

- CONSERVATION[İng.] ile/değil/yerine/= KORUNUM

- KORUNUM ile KORUNUMLU

- KORUSUN ile KUTSANMIŞ ile KUTSANMIŞ RUH ile KUTLULUK ile NİMET ile KILIK DEĞİŞTİRMİŞ NİMET

- KORUYABİLMEK ile KORUYUCU/LUK ile KORUYUCU AİLE ile KORUYUCU ÜNSÜZ ile KORUYUCU KAPLAMA ile KORUYUCU HEKİMLİK

- GOGGLES[İng.] / SCHUTZBRILLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU GÖZLÜK

- KORUYUCU KONSEY ile KORUMA ile KORUNAN ile NÖBETÇİ KULÜBESİ ile VASİ ile KORUMASIZ ile VESAYET ile KORUMA ile SINIRLARIN KORUNMASI ile GARDİYAN ODASI


- KORUYUCU/MUHÂFIZ[Ar.] ile KOLCU/MUHÂFIZ[Ar.]

( Koruyan kişi. | Himâye eden, kollayıcı, hâmi. | Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan ilâç ya da işlem. İLE Bir şeyi korumak için bekleyen ya da kol gezen görevli. | Hizmetçilere çalışacak ev bulan kişi. )

- KÖS KÖS[Fars. KÛS: En büyük davul.] (DİNLEMEK, OTURMAK, BAKMAK)

( Etrafındaki olay ya da işlere kayıtsız kalmada, katılmamada. )

- KÖŞE-BUCAK (KAÇMAK, SAKLANMAK, GEZMEK, TANI(T)MAK)

- KÖSE, DR. İREM (ÜSKÜDAR. 1985)

( Sarıyerlidir. İlk orta ve lise öğrenimini tamamladıktan sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden mkezun oldu. Yüksek Lisansını İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Yetiştiriciliği Anabilim Dalında; Doktorasını İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü. Su Ürünleri Yetiştiriciliği Anrabilim Dalında yaptı. Stajları dışında İstanbsul Kemerburgaz Üniversitesi ARGE Uzman Yardoımcısı olarak çalıştı. Halen Sarıyer Beledilyesi Çevre Kormu ve Kontrol Müdürlüğü. Su Ürünleri Birimi Ssorumlusu olarak görev yapmaktadır. Çeşitli mesleki dergilerde makaleleri yayınlandı. Kongre, Sempozyum ve mesleki çalıştaylarda bildiriier sundu. Yüksek Lisans Tezini "Bitkisel Yağ İçeren Diyetlerin Gökkuşağı Alabalığının Byümesine ve Yağ Asidi Kompozisyonna Etkisi" (2011) ve "Bitkisel Yağ İçeren Diyetlerle (Oncorhynchus mykiss) Yağ Asidi Metabolizması" doktora tezidir. )

- KÖSELE ile KÖSELE TAŞI ile KÖSELE SURATLI

- KOŞİLİS ile ÖDEMİS

( Olgunlaşmamış üzüm tanelerini deler ve yerler. )

- KOSCHINELLE FARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= KOŞİNEL BOYASI

- COCHINELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOŞİNEL

- KOSİNÜS ile KOSİNÜS DALGASI

- KOŞMA ile VARSAĞI

( ... İLE Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türkleri'nin söyledikleri koşma. )

- KOŞMACA ile/ve/||/<>/> KOVALAMACA

( Birbirini kovalayarak oynanan bir çocuk oyunu. İLE/VE/||/<>/> Ebenin, yanına gizlice sokulup koluna vuranı kovalayıp yakalamaya çalışması biçiminde oynanan bir çocuk oyunu. | Arkasından koşma, peşinden gitme. )

- KOŞMAK ile KOŞMACA

- KOŞMAK ile/= YORTMAK

( Koşmak, sürekli yol yürümek. | İşsiz güçsüz gezmek. )

- KÖSNÜ ile KÖSNÜK ile KÖSNÜL/LÜK ile KÖSNÜLÜ

- KÖSTEBEK ile HAKKARİ KÖSTEBEĞİ

- KÖSTEBEK ile YILDIZ BURUNLU KÖSTEBEK

- KÖSTEBEK ile YILDIZ BURUNLU KÖSTEBEK

( Hayvanlar arasındaki en keskin koku alma yeteneğine sahip hayvanlardandır. )

- CAUSTIC CRACKING, CAUSTIC EMBRITTLEMENT[İng.] / CAUSTIQUE CRAQUELAGE, FRAGILITÉ CAUSTIQUE[Fr.] / KAUSTISCHE SPRÖDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK ÇATLAMA, KOSTİK KIRILGANLIK

- LYE[İng.] / LESSIVE[Fr.] / LAUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK ÇÖZELTİ

- KOSTİK, MUHRİK | MUHRİK | BRÜLÖR | KOSTİK ile/||/<> YAKICI | YAKICI

( bk. yakıcı @@ Yakıcı, canlı dokuya zarar veren.@@Baz metallerin, deri üzerinde aşındırıcı etki yapan, oksit ve hidroksitleri. @@ kimya: Birleştiği özdeğin yanmasını sağlayan özdek. @@ (kimya) @@ @@ 1. Fırın ve ocakları ısıtmak için akaryakıt yakan araç. 2. Alazlı işlemlerde hava ile yakıt karışımını yakan araç. )

- CAUSTIC POTASH[İng.] / POTASSE CAUSTIQUE, HYDROXYDE DE POTASSIUM[Fr.] / ÅTZKALI, KALIUM HYROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK POTAŞ (POTASYUM HİDROKSİT)

- SODIUM HYDROXIDE, CAUSTIC SODA[İng.] / SOUDE CAUSTIQUE, HYDROXYDE DE SODIUM, HYDRATE DE SODIUM, VOIR SOUDE CAUSTIQUE[Fr.] / KAUSTISCHE SODA, ATZNATRON, NATRIUMHYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KOSTİK SODA, SODYUM HİDROKSİT

- CAUSTIC[İng.] / CAUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOSTİK

- KOŞU ile/||/<> YÜRÜYÜŞ

( Özel ya da doğal yerlerde, belli bir uzaklığa koşarak en kısa sürede ulaşmak için yapılan yarış türü. @@ Ok atma yarışmasına özellikle yeniçerilerin verdikleri ad. )

- KOŞUL ile/ve/<>/||/> KOŞULLU ile/ve/<>/||/> KAVRAM

( ZAMAN/UZAM(MEKÂN) ile/ve/||/<>/> NESNE ile/ve/||/<>/> KAVRAM )

- KOŞUL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÖNCELİK

- KOŞULLU ile BİTİŞİK KOŞULLU ile AYRIK KOŞULLU

- KOŞULLU ile/ve/yerine/değil İSTEKLİ

- KOŞULSUZ) SEVMELİ!

- KOŞULSUZ/LUK ile/ve/değil/yerine/> HER KOŞULDA


- KOŞUN[Moğolca] ile KOŞUNTU

( Asker, yan yana durmuş asker dizisi, saf. | Yan yana dizilmiş kişilerin oluşturduğu dizi. | Koşu, yarış. İLE Birinin yanında bulunan yardakçılar. )

- KÖSÜRGE ile KÖSÜRGEN ile KÖSÜRGEK
[<

( Bir tür sıçan. İLE Bir tür köstebek. İLE Evine konuk geldiği zaman canı sıkılan, içi daralan kişi. )

- KOŞUTLUK = MÜVAZAT = PARALLELISM[İng.] = PARALLELISME[Fr.] = PARALLELISMUS[Alm.] = PARALLELOS[Yun.] = PARALELO[İsp.]

- KOTANJANT[İng. COTANGENT | FR. COTANGENTE | LAT. COTANGENS | ALM. KOTANGENS] ile/||/<> TANJANT[İng. TANGENT | FR. TANGENTE | LAT./ALM. TANGENS]

( Bir dik üçgende, bir açının komşu kenar uzunluğunun karşı kenar uzunluğuna oranı olarak tanımlanan bir trigonometrik fonksiyon. Kotanjant, tanjantın tersidir ve trigonometrik analizde önemli bir yere sahiptir. Kotanjant, tanjant fonksiyonuna benzer biçimde periyodik bir yapıya sahiptir ve her π\piπ radyanda bir tekrar eder. Matematik, fizik ve mühendislik alanlarında, özellikle dalga analizleri, faz hesaplamaları ve eğim belirlemelerinde kullanılır. @@ Bir dik üçgende bir açının karşı kenar uzunluğunun komşu kenar uzunluğuna oranı olarak tanımlanan temel bir trigonometrik fonksiyon. Trigonometrik analizde ve açılar arasındaki ilişkileri çözümlemede yaygın olarak kullanılır. Fonksiyon, periyodik bir yapıya sahip olup her π radyanda bir tekrar eder. Bu fonksiyon, matematik, fizik ve mühendislikte, özellikle eğim hesaplamaları, dalga analizleri ve elektrik devrelerinde faz açılarının belirlenmesinde önemlidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KOTERİZASYON/CAUTERIZATION[İng.] değil/yerine/= DAĞLAMA

- PAMBIK[Fars. < PANBUK]/KOTON[Fr./İng. < COTON] değil/yerine/= PAMUK/LU

- KÖTÜ HUYLU ile/||/<> KÖTÜCÜL

( Kötücül. )

- KÖTÜ NİYETLE PLAN YAPIP "KAZANMAK" ile/değil/yerine/>< İYİ NİYETLE ÜMİT EDİP KAYBETMEK

- KÖTÜ NİYETLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< APTAL/LIK

- KÖTÜ (OLMAK) ile/ve/değil/||/<>/< YAŞAMDA KALACAK KADAR KÖTÜ OLABİLMEK


- KÖTÜ ile/ve/||/<> DANDİK["DANDİKTEN" DEĞİL!)

( ... İLE/VE/||/<> Düşük nitelikli [uyuşturucu vb.] | Düzmece, kötü nitelikli olan. )

- KÖTÜ ile KÖTÜ İNŞÂ EDİLMİŞ

- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine OLUMSUZ

- KÖTÜ ile/ve REZÂLET/REZİL

- KÖTÜCÜL/LÜK ile KÖTÜCÜL YAZILIM

- [ne yazık ki]
KÖTÜLERİN, "BASKISI"
ile/değil/||/<> İYİLERİN, KAYITSIZLIĞI

- KAYGILAN/MAK / KORK/MAK:
KÖTÜLÜK EDENDEN VE ETTİĞİNDEN
ile/ve/değil/yerine/daha çok/||/<>/<
İYİLİK EDENDEN VE ETTİĞİNDEN

- KÖTÜLÜK ETME! ve/<> KUYU KAZMA!

( Kötü düşersin. VE/<> Kendin düşersin. )

- KÖTÜLÜK ETMEK ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK

( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )
( ÖNCE, ZARAR VERME!

DO NOT HARM!

PRIMUM NON NOCERE PRIMA NON NOCERE )

- KÖTÜ/LÜK ile ...

( VAROLANLAR ARASINDAKİ GÖRELİLİK )

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/<> GEREKSİZ YERE/LİK

- KÖTÜLÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ OLANIN YOKLUĞU

- [ne yazık ki]
"KÖTÜLÜK"
değil/yerine/>< İYİLERİN ÇABASI

( Kötülüğün baskın gelmemesi için tek koşul, iyilerin, çaba göstermeleridir. )

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/||/<> KABA/LIK

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil KISKANÇ/LIK / HASUT[Ar.]

( Başkasına zarar vermek, kendini güvende hissetmeyen kişinin korkusundan kaynaklanır. )

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN

( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

- KÖTÜ/LÜK(TE) ile/ve/değil/yerine/>< İYİ/LİK(TE)

( Hesaplı/planlı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Hesapsız/plansız. )
( İyi, yapmak ve yaratmakla; kötü, tembellik ve işsizlikle görülür. )
( Mükemmel olmayanı mükemmel olan uğruna seve seve feda edin, o zaman iyi ve kötü tartışmaları artık hiç olmayacak. )
( Ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde, tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )
( Yapmış olduğu kötülüğü daha sonra yaptığı iyilikle yenen kişi, ayın, ışığını örten bulutlardan kurtulduğu zamanki gibi, dünyaya ışık yayar. )
( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )
( En yüksek katta şereflendirilmenin anlamı, kişinin iyiliğe olan içten aşkının doğurduğu başarıdır. )
( Olayları iyi ve kötü diye ayırdığınız sürece, haklı olabilirsiniz. Gerçekte ise, yerine getirildiklerinde, iyi kötüye, kötü de iyiye dönüşür. )
( Kötüyü kötü görebilmeliyiz ki, iyiyi arayabilelim. )
( Her şeyi iyi görürsek, tuzağa düşeriz. )
( ARETE[Hellence]: İyilik. | Erdem, yetenek, yetkinlik, yararlılık. )
( İyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği kadar, kötü; kötü şeylerin olduğu kadar da, iyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği ve bu bağlamda da, iyi/kötü tanımının olmadığı/olamayacağı, ancak ve sadece bizim alt seviye yükleme(leri)mizle ya da indirgeme(leri)mizle söz konusu olduğunu anımsamakta yarar vardır. )
( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )
( İyinin karşıtı, "kötü" değil ne yazık ki "düşünce/düşünme yok(sun)luğu"dur. )
( Azaltamıyorsak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Artırabiliriz/artıralım! )
( Seçme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Yeğleme. )
( Kazınır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Kazanır. )

- KÖTÜMSER HERMETİZM ile İYİMSER HERMETİZM

- KÖTÜMSER ile/değil SORUNLU

- KÖTÜMSER ile ÜMİTSİZ

( TRAGEDYA: Ümidin tümüyle tükenmesi. )

- KÖTÜMSER/LİK >< İYİMSER/LİK ile/değil/yerine/>< GERÇEKÇİ/LİK

( [sadece] Tüneli "görür". >< Tünelin sonundaki ışığı "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tünelle birlikte, ışığı ve gelebilecek treni görür. )
( [sadece] Her fırsattaki "zorluğu" "görür". >< Her zorluktaki "fırsatı" "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her fırsatla birlikte kolay olmayabilecekleri birlikte değerlendirir. )

- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK:
ÇÖZÜM ARAMAMAK
ve/||/<>/< ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMAMAK

- KÖTÜRGÜ = TAŞIMA
[<

- KÖTÜRÜMLEŞMEK ile KÖTÜRÜM/LÜK

- KOVALAN/COVALENT[İng.] değil/yerine/= ORTAK DEĞERLİ

- COVALENT BOND[İng.] / LIAISON COVALENTE[Fr.] / ATOMBINDUNG, KOVALENTE BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOVALENT BAĞ

- COVALENT CRYSTAL[İng.] / CRISTAL COVALENT[Fr.] / KOVALENTER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOVALENT KRİSTAL

- KOVAN/LIK ile KOVAN OTU ile KOVANCILAR ile KOVAN ANAHTAR

- KOVULMA ile/ve TERK EDİLME

- KOVULMUŞ = KOVUNTU

( Kovulmuş kişi. )

- KÖY ENSTİTÜLERİ ile/ve/<> HALK EVLERİ

- KÖY/KARYE ile/ve/<> MAHALLE ile/ve/<> ÇİFTLİK

- KOY ile ÇEKMECE

( Denizin, gölün küçük girintiler biçiminde karaya doğru sokulduğu bölümü. İLE Masa, dolap gibi şeylerin dışarı çekilen gözü, çekme. | İçinde mücevherler ya da değerli şeyler saklanan, küçük süslü sandık. | Gemilerin barınabilecekleri koy. )

- KÖY ile KÖY YERİ ile KÖY AĞASI ile KÖY İMAMI ile KÖY ODASI ile KÖY OYUNU ile KÖY EKMEĞİ ile KÖY ROMANI ile KÖY MEYDANI ile KÖY MUHTARI ile KÖY TÜRKÜSÜ ile KÖY KORUCUSU ile KÖY KORUCULUĞU ile KÖY İHTİYAR HEYETİ ile KÖY İHTİYAR MECLİSİ

- KOY ile/||/<> RIHTIM ile/||/<> TERSANE

( (coğrafya) @@ Bir göl veya denizin sığ kısımlarında kara içerisine doğru oluşmuş küçük girintiler, küçük körfez. @@ < OT kuy ~ koy 'vadi düzlüğü'. || < OT kuy ~ koy 'vadi düzlüğü'. )

- KÖYBAŞI MEVKİİ

( Kısırkaya köyüne girişte yolun ikiye ayrıldığı mevki Köybaşı Mevkiidir. )

- KÖYBAŞI TABYASI

( Tarabya ile Yeniköy arasında 18. yy sonunda 19. yy. başlarında inşâ edildiği 1819 d yayınlanan Bocage'nin kitabında belirtilmiştir. Tabyada 6 adet top mazgalı, bir ambar ve kışlak binası ile iki kulesi bulunan küçük bir savunma tabyası tespiti var. )

- KÖYİÇİ ÇEŞMESİ

( Bahçeköy'de Pazar kurulan mahaldeki bu basit çeşmenin mimari bir özelliği yoktur. Kitabesinde "Kağızmanlı Ebubekir Kara hayrına 2001" yazısı vardır. )

- KÖYLÜ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KÖY KÖKENLİ

- KÖYLÜ ile TAŞRALI


- KÖYLÜ/LÜK ile KÖYLÜK ile KÖYLÜK YER ile KÖYLÜ KENTLİ ile KÖYLÜ ÇORBASI ile KÖYLÜ KURNAZLIĞI

- KOYU ile ÇOK KOYU/KUZGUNÎ

- KOYULAŞMAK ile KOYULAŞTIRMAK ile KOYULAŞTIRABİLMEK ile KOY ile KOYU/LUK ile KOYU GRİ ile KOYU KIR ile KOYU KOYU ile KOYU MAVİ ile KOYU SARI ile KOYU PEMBE ile KOYU YEŞİL ile KOYU KIRMIZI ile KOYU LACİVERT ile KOYU KAHVERENGİ

- KOYUN ile/ve ANADOLU YABAN KOYUNU

( ... İLE/VE
Anadolu Yaban Koyunları:
* Sadece Türkiye'de yaşarlar. (Konya-Odul Baba Dağı'nda yaşarlar.)
* Dişillerin boynuzu yoktur, erillerin vardır.
* Dişiller 1.5 yaşında, eriller 3.5 yaşında ergenleşir.
* Ön bacaklar arka bacaklardan kısadır. )

- KOYUN ile/ve GUSFEND

- KOYUN ile/ve KARAGÜL

- KOYUN ile KARAGÜL/KARAKUL

( ... İLE Asıl yurdu Buhara'da Karakul bölgesi olan ve yurdumuzda da yetiştirilen, tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun. )

- KOYUN ile/ve KARAKAŞ

- KOYUN ile KARAMAN

( ... İLE Orta Anadolu'da yetiştirilen, kuyruğu iri ve yağlı bir tür koyun. | Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. )

- KOYUN ile KOYUNCU/LUK ile KOYUN ETİ ile KOYUN OTU ile KOYUN DEDE ile KOYUN KOYUNA ile KOYUN BAKLASI ile KOYUN BAKIŞLI ile KOYUN MANTARI


- KOYUN ile/ve MİHALİÇ

- KOYUN ile VALAIS SİYAH BURUNLU KOYUNU

( ... İLE İsviçre'de, Valais kantonunun Visp vadisinden... )

- KOYUNCU, TURGAY (KARS, 1982)

( Sarıyer altyapısından yetişti. Yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel takıma alındı ve 8 sezon (1999 - 2007) profesyonel takım kadrosunda kaldı. Bu süre içinde 106 lig, 5 kupa olmak üzere 111 resmi ve 55 özel maçla birlikte toplam olarak 166 maçta oynadı. Lig maçlarında 3 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 5 gol kazandırdı. 2007 Ağustos ayında Malatyaspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )

- KOYUN/LAMA ile ALPAKA/VİŞKAÇA

( ... İLE Güney Amerika'da, And Dağları'nda yaygın, uzun tüylü, koyuna benzer, evcilleştirilmiş bir deve türü. [Çift parmaklılar takımının, devegiller sınıfından.] )
( image )

- KOZ ile KOZA ile KOZACI/LIK ile KOZALI ile KOZASIZ ile KOZ HELVA ile KOZ HELVACI ile KOZ HELVASI

- KOZA ile/değil KOZALAK

( ÇAM KOZALAĞI: Üremeyi simgeler. )

- KOZAK ile KOZAKLI

- KOZAK ile/= KOZALAK

( Kozalak. | Metalden yapılmış, içine antlaşma ve sultan mektuplarının konulduğu kutu. İLE/= Koza. | Kozalaklıların, genellikle dibi yuvarlak, tepesi koni biçiminde ve odunsu dokulu meyvesi, kozak. | Olmamış, kuru, ham meyve. | Bal mumuna basılmış mührün bozulmaması için üzerine yapıştırılan kapakçık. )

- KOZALAK ile/||/<> KOBALAK

( Koza. | Kozalaklıların, genellikle dibi yuvarlak, tepesi koni biçiminde ve odunsu dokulu meyvesi, kozak. | Olmamış, kuru, ham meyve. | Bal mumuna basılmış mührün bozulmaması için üzerine yapıştırılan kapakçık. İLE Palamut ağacının ya da karaçalının yemişi. | Çam ve servi kozalağı. | Haşhaş bitkisinin tohumu. | Taneli ve tanesiz mısır koçanı. | Ham meyve. | Etli meyve. | Toparlak, yuvarlak. )

- KOZALAK ile KOZALAKLI ile KOZALAKLILAR


- KOZALAK = MAHRÛTÎYÜ'L-ESMÂR = CÔNE

- KÖZKENİ ile KÖZKÜNEK
[<

( Geceleri uçan ve vızıltıya benzer bir ses çıkaran böcek. İLE Kendini yele bırakarak uçan bir kuş.[Şahine ve kertenkeleye benzetilir.] )

- KOSMISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMİČ IŞINLAR

- RAYON DE COSMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOZMİK İSİMLAR

- ŞUÂÂT-İ KEVNÎ[Osm.] / COSMIC RAYS[İng.] / KOSMISCHE STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMİK IŞINLAR

- KOZMİK ile KOZMİK ODA ile KOZMİK MADDE ile KOZMİK IŞINLAR

- KOZMOLOG değil/yerine/= EVRENBİLİMCİ

- KOZMOLOJİ ile/ve/<> TEOLOJİ ile/ve/<> İNSAN

- KPB/KARDİYOPULMONER BAYPAS/CARDIOPULMONARY BYPASS[İng.] değil/yerine/= KALP-AKCİĞER KÖPRÜLEMESİ

- CRACKING[İng.] ile/değil/yerine/= KRAKİNG (PETROL)


- CRACKING., CRAQUAGE[Fr.] / KRACKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAK(PETROL)

- KRAL / KRALİÇE ile/ve/||/<>/> PRENS / PRENSES ile/ve/||/<>/> ARŞİDÜK/ARŞİDÜKA / ARŞİDÜŞES ile/ve/||/<>/> DÜK / DÜŞES ile/ve/||/<>/> KONT[Fr. < COMTE] ile/ve/||/<>/> VOYVODA ile/ve/||/<>/> VİKONT[Fr. < VICOMTE] ile/ve/||/<>/> BARON[Fr.] / BARONES ile/ve/||/<>/> ŞÖVALYE[Fr. < CHEVALIER] ile/ve/||/<>/> SÖR/SIR / DAME

( [Batı ülkelerinde]
En yüksek devlet otoritesini, kalıtım ya da soylularca seçilme yoluyla elinde bulunduran hükümdar. İLE/VE/||/<>/> Hükümdar ailesinden olan erkeklere verilen san. İLE/VE/||/<>/> Özellikle Habsburg hanedanının (Avusturya - Macaristan) erkek üyeleri için kullanılan bir san. İLE/VE/||/<>/> Büyük ve önemli bir toprak parçasını yöneten yüksek rütbeli soylu. | Bazı devletlerde prensten sonra gelen en yüksek soyluluk gösteren san. İLE/VE/||/<>/> Roma imparatorunun danışman olarak seçtiği kişi. | Derebeyi. | Erkekler için kullanılan bir "soyluluk" sanı. İLE/VE/||/<> Orta ve Doğu Avrupa'da, özellikle Balkanlar'da ve Polonya-Litvanya'da kullanılan bir askeri önder ya da yönetici sanı. İLE/VE/||/<>/> Belirli bölgeleri yöneten soyluluk sanı. İLE/VE/||/<>/> Küçük toprak sahibi ve yerel bir yönetici olabilir.[En düşük soyluluk sanlarından biri] İLE/VE/||/<>/> Eski Roma'da üç sınıftan ikincisinin üyesi olan yurttaş. | Orta Çağ Avrupası'nda özel eğitimle yetişmiş, belirli ülküler taşıyan, soylu, atlı savaşçı ve genellikle askeri hizmetler için kullanılan san.[Soylulukta en alt seviyededir.] | Derebeylik düzeninde soyluluk sanlarının en alt basamağı. | Günümüzde Fransız hükûmetinin verdiği şeref belgesi ve nişanı. İLE/VE/||/<>/> Bir kişiye şövalyelik sanı verildiğinde kullanılır. [Genellikle önemli hizmetleri ya da başarıları olan kişilere verilir.] )

- KRAL ile KRAL SONRASI ile KRALLARA LAYIK ile KRALLAR ile KRALLIK

- KRAL(IN SÖZÜ) ile/ve/||/<> OZAN(IN SÖZÜ) ile/ve/||/<> KÂHİN(İN SÖZÜ)

- KRAL/LIK" ile/ve/değil/||/<>/>/< BİLGE/LİK

( Davranışla. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Sessizlikle. )

- KRAMER NAZARİYESİ[Osm.] / KRAMER-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAMER KURAMI/TEOREMİ

- KRAMER'S THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE KRAMERS[Fr.] ile/değil/yerine/= KRAMERS TEOREMİ

- KRAMP ile DİSTONİ

( kısa ve ani kasılmalar.[Saniyeler ya da bir iki dakika sürebilir. Kramplara stres, vitamin eksikliği, tiroid işlev denemelerindeki bozukluklar, yorgunluk, aşırı egzersiz, kafein(kahve) tüketimi gibi çok sayıda etmen neden olabilir.] İLE Uzun süren kasılmalar.[Ancak nörolog tarafından tanınabilir. Bu nedenle, uzun süren kasılmaları olanların nöroloğa başvurması ve taramalarının yapılması gerekmektedir.] )

- KRAMP/CRAMP[İng.]/[Fr. < CRAMPE] değil/yerine/= KASILMA/KASINÇ

- KRANİYAL/CRANIAL[İng.] değil/yerine/= BAŞ (İLGILİ)


- KRAUTS REAGENT[İng.] ile/değil/yerine/= KRAUT BELİRTECİ

- KREASYON[Fr. < CREATION] değil/yerine/= YARATMA İŞİ

- KREASYON[Fr./İng. < CREATION] değil/yerine/= YARATI/YARATMA

( Özel bir yetenekten yararlanılarak ortaya konulmuş şey. )

- KREATİF[İng. < CREATIVE] değil/yerine/= YARATICI

- KREATÖR[Fr. < CRÉATEUR] değil/yerine/= YARATIMCI

- KREATÖR[Fr./İng. < CREATOR] değil/yerine/= YARATICI

- KREBS DÖNGÜSÜ ile/||/<> CALVİN DÖNGÜSÜ

( Krebs mitokondri CO₂, Calvin kloroplast CO₂ fiksasyon. )
( Formül: Katabolizma İLE anabolizma )

- KREDİLEMEK ile KREDİLENDİRMEK ile KREDİ ile KREDİLİ ile KREDİSİZ/LİK ile KREDİ KARTI ile KREDİ LİMİTİ ile KREDİ MEKTUBU ile KREDİLİ SATIŞ ile KREDİ ANLAŞMASI ile KREDİ SÖZLEŞMESİ

- KREM ile KREMALI PUF ile KREMA AYIRICI

- KREM ile VAZELİN[Alm.]

( ... İLE Ham petrolden çıkarılan ve 31 °C'de ergiyen bir tür mineral yağ. )

- KREMLEMEK ile KREM ile KREMA ile KREMALI ile KREMASIZ ile KREM RENGİ

- KREOZOT[Fr. < CRÉOSOTE] ile/||/<> KREZOL

( Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılan fenolik bileşik. )

- KREŞANDO değil/yerine/= GİDEREK ARTAN