- ANKLAV ile EKSKLAV
( Bir devletin toprak parçasının başka bir devletin topraklarıyla çevrelenmesi durumu.[Başka bir ülkenin sınırları içinde yer alan yabancı toprak parçası.][Lesotho, Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından çevrelenmiş bir anklavdır. | Vatikan da İtalya içinde yer alan bir anklavdır.] İLE Bir devletin topraklarının bir bölümünün, başka bir devletin toprakları nedeniyle ana ülkesinden ayrı kalması durumu.[Siyasi olarak bağlı olduğu ülkeye coğrafi açıdan bağlı olmayan toprak parçası.][Nahçıvan, Azerbaycan'a ait bir eksklavdır. | Alaska, ABD'ye ait bir eksklavdır çünkü ABD ile arasında Kanada bulunmaktadır. | Rusya'nın Kaliningrad bölgesi de eksklavdır. (Litvanya ve Polonya tarafından çevrelenmiştir.)] )
( Aynı toprak parçası ve çevreleyen ülke açısındandır. İLE Siyasi olarak bağlı olduğu ülke açısındandır. )
(
Anklav ve Eksklav Örnekleri
| Bölge |
Bağlı Olduğu Ülke |
Çevreleyen Ülke(ler) |
Anklav mı? |
Eksklav mı? |
| San Marino |
San Marino |
İtalya |
Evet |
Hayır |
| Lesotho |
Lesotho |
Güney Afrika |
Evet |
Hayır |
| Kaliningrad |
Rusya |
Litvanya, Polonya |
Hayır |
Evet |
| Cebelitarık |
Birleşik Krallık |
İspanya |
Hayır |
Evet |
| Alaska |
ABD |
Kanada |
Hayır |
Evet |
| Ceuta |
İspanya |
Fas |
Hayır |
Evet |
| Melilla |
İspanya |
Fas |
Hayır |
Evet |
| Vatikandan çevrili Roma (Vatikan anklavı) |
İtalya |
Vatikan |
Hayır |
Evet |
| Nakhçivan |
Azerbaycan |
Ermenistan, İran, Türkiye |
Hayır |
Evet |
)
- ANLA! ve/||/<>/> TAMAMLA!
- ANLADIĞIMIZI SANMAK ile/değil/yerine SANDIĞIMIZI ANLAMAK
- ANLADIM değil PEKİ/Yİ["PİKİ" değil!] / hmmm
( [belirsiz/bilinmeyen bir şeyin sorulması/konuşulması durumunda] Belirsizliğe/bilinmeyene verilecek yanıt, "peki[pekiyi]" ya da "hmmm"dır. )
- ANLADIN MI? ile/değil/yerine ANLATABİLDİM Mİ?
- ANLAK/ZEKÂ ile DENEYİM/TECRÜBE
( Sahip olunan geçmiş eylem bilgilerinin ve sonuçlarının, şimdiki zamanda, uygulanabilir[/pratik] bilgi olarak, hızla ortaya çıkarılabilmesi Zekâ'ya işaret etmez. )
- ANLAM-ANLAYIŞ ile/ve/<> KAVRAM-KAVRAYIŞ
- ANLAM ARAYIŞI ile/ve/<> ANLAM ÇOKLUĞUNA YÖNELME
- ANLAM ARAYIŞI ile/ve/||/<> ANLAM VERME
- ANLAM BAYAĞILAŞMASI ile/||/<> ANLAM DARALMASI ile/||/<> ANLAM DEĞİŞMESİ ile/||/<> ANLAM GENİŞLEMESİ ile/||/<> ANLAM KAYMASI
( (Derleme. mana bayağılanması) Bazı sözcüklerin gerçek anlamlarının, yerine göre, bayağı ve kötü anlama kayması: Herif (kaba dilde erkek) , kabak (aptal, kaba adam) , uşak (emir kulu, köle) , canavar (Farsça'da 'canlı' anlamını verirken bugünkü Türkçede 'yırtıcı, cana kıyan' anlamlarını vermesi) gibi. @@ bk. anlam kötüleşmesi )
- ANLAM BİLİMCİ ile/||/<> ANLAM BİLİMCİ
( Anlam bilimi üzerinde çalışan kimse Azerbaycan Türkçesi semasiolog Türkmen Türkçesi semasiolog Gagauz Türkçesi semasiolog Özbek Türkçesi semasiolog Uygur Türkçesi manini takşürgüçi alim semasiolog Tatar Türkçesi semasiolog Başkurt Türkçesi semasiolog semasiolog Krç Malk semasiolog Nogay Türkçesi semasiolog Kazak Türkçesi semasiolog Kırgız Türkçesi semasiolog Alt semasiolog Hakas Türkçesi semasiolog Tuva Türkçesi semasiolog Türkçesi semasiolog Rusça semasiolog )
- ANLAM BİLİMCİ ile/||/<> ANLAM BİLİMİ
( Anlam bilimi üzerinde çalışan kimse. @@ Azerbaycan Türkçesi: semasiolog; Türkmen Türkçesi: semasiolog; Gagauz Türkçesi: semasiolog;Özbek Türkçesi: semasiolog; Uygur Türkçesi: manini takşürgüçi alim ~ semasiolog; Tatar Türkçesi: semasiolog; Başkurt Türkçesi: semasiolog; Kmk: semasiolog; Krç.-Malk.: semasiolog;Nogay Türkçesi: semasiolog; Kazak Türkçesi: semasiolog; Kırgız Türkçesi: semasiolog; Alt:: semasiolog;Hakas Türkçesi: semasiolog; Tuva Türkçesi: semasiolog; Şor Türkçesi: semasiolog; Rusça: semasiolog )
- ANLAM BOŞLUĞU ile/ve/değil ANLAM YİTİMİ
- ANLAM GENİŞLEMESİ ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> ANLAM "ŞİŞ(İRİL)MESİ"
- ANLAM/KAVRAM:
NİCELİK EVRENSEL ve/||/<> TİKEL ve/||/<> TEKİL
- ANLAM KAYBI ile/ve/<> ANLAM KAYMASI
- ANLAM KAYMASI ile/||/<> ANLAM KAYMASI
( Derleme başka manaya geçiş anlam yer değiştirmesi Yeni bir anlam vermek üzere sözcüklerin gerçek anlamlarından kayarak kalıplaşmaları Hanımeli aslanağzı imambayıldı başsavcı adamotu dil dökmek yüz sürmek ağız yoklamak vb Daralma veya genişleme dışında olarak anlamın sadece yer değiştirmesi îğretileme kapsamlama ad değişi kaydırma gibi edebiyat yanaçları birer anlam kaymasından ibarettir Somut veya soyut nitelikteki kelimelerin benzetme yolu ile kullanışları dolayısıyla zamanla anlamlarında meydana gelen kayma veya kayma yoluyla kalıplaşma Bu olayın anlam değişmesinden farkı kelimenin benzetildiği şey ile arasındaki anlam bağının tamamen kopmamış olmasıdır aslanağzı bir çiçek adı aslan ağzına benzeyen çiçek babayiğit karafatma bir böcek adı katırtırnağı bir bitki dedikodu çıtkırıldım dil dökmek vb Ayrıca canbaz canı ile oynayan aldatıcı hilekâr EAT kaba iri büyük kocaman İleri gittiler bir kaba ağaç yanına vardılar belirsiz oldular Altı yıla değin kaba ağaç gibi olur TS IV s 2143 TT kaba sakil biçimsiz sevimsiz nezaketsiz kabarmak ağırlığı artmadan hacmi büyümek şişmek anlam kayması ile öfkelenmek hiddetlenmek kumaşta üzerinde tüyleş oluşmak vb )
- ANLAM:
PARÇADA ile/ve/değil/||/<>/> BÜTÜNDE
- ANLAM SANATLARI'NDA:
İLHAM ile/ve/<> TEVRİYE[< VERÂ] ile/ve/<> İSTİHDAM ile/ve/<> MUGALATA-İ MANEVİYE ile/ve/<> TENÂSÜB[< NİSBET] ile/ve/<> LEFF Ü NEŞR ile/ve/<> TECÂHÜL-İ ÂRİF[/ÂNE/ÎN] ile/ve/<> HÜSN-İ TA'LÎL[< İLLET] ile/ve/<> SİHR-İ HELÂL ile/ve/<> İRSÂD ile/ve/<> MÜBALAĞA ile/ve/<> TEZAD ile/ve/<> İSTİĞRÂK[< GARK][GULÜVV] ile/ve/<> TEKRÎR[< KERR] ile/ve/<> RÜCÛ ile/ve/<> TEFRÎK[< FARK] ile/ve/<> KAT' ile/ve/<> TERDÎD[< REDD] ile/ve/<> İLTİFÂT ile/ve/<> TELMİH ile/ve/<> İRSÂL-İ MESEL
( İki ya da ikiden fazla anlamı olan bir sözcüğü, bir mısra ya da beyitte tüm anlamlarıyla kullanma sanatı. İLE/VE
Bir mısra ya da beyitte, birden fazla anlamı olan bir sözcüğü, anlamlarından sadece yakın anlamını söyleyip uzak anlamını kastetme sanatı. İLE/VE
Bir mısra ya da beyitte, bir sözcüğü hem gerçek, hem mecaz anlamlarını kastederek kullanma sanatı. İLE/VE
Anlamı birden fazla olan sözcük ve deyimleri beyitin anlamını değişik biçimlerde açıklanabilecek biçimde kullanma sanatı. İLE/VE
Bir konuyla ilgili birden fazla sözcüğü bir mısra ya da beyitte sıralama amacı gütmeden kullanmak. İLE/VE
Bir beyitte yer alan, birbiriyle ilgili sözcüklerin sıralanmasıyla yapılan edebî sanat. İLE/VE
Bir anlam inceliği yaratmak ya da bir lâtife yapmak amacıyla, bilinmiyormuş ya da başka türlü biliniyormuş gibi gösterme sanatı. İLE/VE
Nedeni bilinen bir olayı, düşsel ya da gerçekdışı ve güzel bir olaya bağlama yoluyla yapılan edebî sanat. İLE/VE
Bir sözcüğü ya da söz öbeğini hem kendinden önceki sözcüklerin sonunda, hem sözcüklerin başında anlamlı olacak biçimde kullanma. İLE/VE
Bir mısranın secî ya da uyağını bir iki sözcükle ima etme sanatı. İLE/VE
Bir sözün etkisini güçlendirmek için bir şeyi abartılı biçimde az ya da çok göstererek ve lâtifeli bir biçimde anlatma. İLE/VE
İki duygu/düşünce/hayal arasındaki birbirine karşıt özellikleri birarada söyleme. İLE/VE
Över gibi görünerek yermek, yerer gibi görünerek övme sanatı. İLE/VE
Söyleyişi güçlendirmek için belirli bir anlamdaki sözcüğü ya da söz öbeğini yineleme sanatı. İLE/VE
Bir sözün anlamını, bir kavramın gücünü pekiştirmek için, o sözden/kavramdan cayar gibi görünüp cayılmış görünen sözü/kavramı daha güçlü biçimde belirtmek. İLE/VE
İki şey arasındaki farkı belirtmek. İLE/VE
Söyleyişin gücünü artırmak için, sözü [mısrayı, satırı] yarıda kesmek. İLE/VE
Sözü, beklenmedik, çarpıcı bir sonuca bağlama sanatı. İLE/VE
Şiirde bir duygulanma ya da duygu değişikliğiyle şiirdeki konuyu değiştirmeden seslenilen kişiyi ya da varolanı değiştirmek. İLE/VE
Bilinen bir olay, kişi ya da nükte, fıkra, atasözünü dolaylı biçimde anlatma, ima etme sanatı. İLE/VE
Bir düşünceyi pekiştirmek amacıyla bir atasözü ya da o değerde bir söz öbeğini alıntılamak/kullanmak. )
- ANLAM TEKLİĞİ ile/ve/||/<> GÖRÜNÜŞ ÇOKLUĞU
- ANLAM ile/ve/<> ANLAMI ANLAMAK
- ANLAM ile/ve/değil/||/<> "ÇIKARIM"
- ANLAM ile/ve/> DAYANAK
- ANLAM ile/ve/<> USTALIK
- ANLAMA ile/ve/> YENİDEN KURMA
- ANLAMA ve YENİDEN YAŞAMA
- ANLAMADIĞI YA DA "BEĞENMEDİĞİ" KARŞISINDA:
(NE DEMEKSE?)
"BEYNİN YANMASI" ile/ve/||/<> "KULAĞIN TIRMALANMASI" ile/ve/||/<> "GÖZÜN KANAMASI"
- ANLAMAK/ANLAMAMAK ile/ve/değil/yerine (EN AZINDAN) BİRAZ BİLGİ SAHİBİ OLMAK
- ANLAMAK ...:
BÂBINDA ile/ve/||/<> BAĞLAMINDA
- Anlamak için DİNLE!!!
- Anlamak için SUS!!!
- ANLAMAK ve/||/<>/>/< AKILLANMAK
- ANLAMAK ile/ve ALMAK
- ANLAMAK ve/||/<> ANILARI OLMAK
( Ancak, anıları olanlar anlar. )
- ANLAMAK ile ANLAŞILIR ile ANLAMA ile KAPSAYICI ile KAPSAMLI OLARAK ile KOMPRES ile SIKIŞTIRILMIŞ ile SIKIŞTIRMA ile SIKIŞTIRICI ile KOMPRESÖR
- ANLAMAK ve/||/<>/>/< BÜYÜMEK
- ANLAMAK ile/ve/> DEĞİŞİM/DÖNÜŞÜM
- ANLAMAK ve/||/=/<> DOĞMAK
- ANLAMAK ile/ve/> ETKİLENMEK
- ANLAMAK ile/ve EYLEM
( Eylemin en yüksek biçimi, dildir/sözdür. )
- ANLAMAK ve/<> HALE BÜRÜNMEK
- ANLAMAK ile "HAZM ETMEK"
- ANLAMAK ile/ve/değil/yerine/> İÇSELLEŞTİRMEK
- ANLAMAK ile/ve İDRAK ETMEK
- ANLAMAK ile/ve (İLKELERE BAĞLI) ÇEVİRİ
- ANLAMAK ve/> KATLANMAK
- ANLAMAK ile/ve KAVRAMAK
( Anlamaya yardımcı olmak, gerçek yardımdır. )
- ANLAMAK ve/<> "ÖLMEK"
( Anlamak, "ölmeye" başlamak demektir. )
- ANLAMAK ile/ve TAKDİR ETMEK
- ANLAMAK ve/> ULAŞMAK
( Anlayan yapar! Anlayan yaşar! )
- ANLAMAK ve/||/<> UYGULAMAK
- ANLAMAK ile/ve VAROLMAK
- ANLAMAK ile/ve/||/<> "YAKALAMAK"
- ANLAMAK ile/ve YANLIŞ ANLAMA(MA)K
- ANLAMAK ile "YARGI/LAMAK"
( Nezâketle dinlemek, akıllıca yanıt vermek, dengeli inceleme ve tarafsız karar vermek yargıcın özelliklerindendir. )
- ANLAMAK ve/||/<>/>/< YAŞAMAK
- ANLAMAK ile/ve/<> YAVAŞLAMAK/DURULMAK
( Hareketimizin hızı arttıkça, kavram hızımız da azalıyor. Anlamak/kavramak için hızımızı biraz azaltıp yavaşlamadıkça, durmadıkça ve durulmadıkça anlayamayacağımızı zihnimizden çıkarmayalım! )
- ANLAMAK ile/ve/||/<>/>/< YORUMLAYARAK ANLAMAK
- ANLAMAK/ANLA(YA)MAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< VERMEK/VER(E)MEMEK
- ANLAMAMAK ile/değil/yerine/>< ANLAMAK
( En ağır yük. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sıfır yük. )
- ANLAMAMAK ile/değil ANLAYAMAMAK ile/değil KENDİNCE/KEYFİNCE ANLAMAK
( Düşünme becerisinin gelişmemiş olması nedeniyle. İLE/DEĞİL Veri yetersizliği/eksikliği nedeniyle. )
- ANLAMA(MA)K ile/ve İDRAK ETME(ME)K
( Haller sonsuz sayıdadır. Birini idrak edince hepsini idrak etmiş olursunuz. )
- ANLAMAMAK ile İLGİLENMEMEK
- ANLAMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< İŞİNE GELMEMEK
- ANLAMA(MA)K ile/değil KABUL ETME(ME)K
- ANLA(MA)MAK ile KAFANIN BASMA(MA)SI
- ANLAMAMAK ile/ve/değil (KONUYU) "KABUL EDEMEMEK"/KONUYA (VE AYRINTILARINA) "DİRENMEK"
- ANLAMAMIŞSIN/YANLIŞ ANLAMIŞSIN / ANLAMAMIŞSIN/YANLIŞ ANLAMIŞSIN değil SANIRIM ANLATAMAMIŞIM / ANLATAMAMIŞIMDIR BELKİ/SANIRIM
- ANLAMAYAN" VAR MI? / "KİM/LER ANLAMADI"? ile/değil/yerine/||/>< ANLAYAN VAR MI? / ANLAYAN KİM/LER?
- ANLAMAYA/ÖĞRENMEYE:
AÇIK ile/ve/||/<>/> ÂŞIK
- ANLAMAYI:
"UZATMAK" değil BİR AN ÖNCE/EN KISA SÜREDE
- ... ANLAMDA ile/ve/değil/||/<>/< ... ALANDA
- ANLAMIN:
KAYMASI ile İÇİNİN BOŞALMASI
( İkisi de, kavramın dizgesinden/bağlamından çıkmasıyla oluşmaya başlar. )
- ANLAMINA GELİYOR ile/yerine ANLAMINA DA GELİYOR
- ANLAMIYORUM ile/ve/değil/||/<>/>/< AKLIMDA(/ZİHNİMDE) TUTAMIYORUM
- ANLAM/KAVRAM ve/||/<> NİTELİK ve/||/<> İLİŞKİ ve/||/<> KİPLİK
- ANLAMLANDIRMA ile/ve DENEYİM
- ANLAMLANDIRMAK ile/değil ANLAMLI KILMAK
- ANLAMLI BAKMAK ile ALICI GÖZÜYLE BAKMAK
- SIGNIFICANT FIGURE[İng.] / BEDEUTSAME ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLAMLI RAKAM
- ANLAMLI YAŞAM ile/ve/yerine MUTLU YAŞAM
( Geçmiş ve/ya da gelecek üzerine kurulan. İLE/VE/YERİNE
ÂN üzerine kurulan. )
- ÇAĞRIŞIM/LI ile/değil/yerine/></< ANLAMAK | ANLAM/LI
- ANLAM/LI = MEAN/ING[İng.] = SIGNIFICATION[Fr.] = BEDEUTUNG[Alm.] = SIGNIFICATO[İt.] = SIGNIFICACION[İsp.] = SIGNIFICATIO[Lat.] = HE DIANOIA, HE DÜNAMIS[Yun.] = MEDLÛL, DELÂLET[Ar., Fars.] = BETEKENIS[Felm.]
- Anlamlı KONUŞ!!!
- ANLAMSIZLIK DUYGUSU" değil ANLAMSIZLIK
- ANLAMSIZ/LIK ile/ve "UZAK/LIK"
( Ederler dâvâsını, bilmezler mânâsını. )
- ANLASAN ile ANLARSAN
- ANLAŞILMA "BEKLENTİSİ" ile/değil/yerine/>< ANLAMAK
- ANLAŞILMAMAK ile/değil KABUL EDİLMEME/GÖRMEMEK
- ANLAŞMA ile ANLAŞMALI ile ANLAŞMASIZ/LIK ile ANLAŞMAZLIK ile ANLAŞMALI İFLAS
- ANLAŞMA ile/ve/değil/<> ANTLAŞMA
( Anlama durumunun, kişilerin birbirinin dediklerini, konusu geçen noktayı ve içeriğini/kapsamını/ayrıntılarını duymuş, bilmiş, anlamış ve belirli bir yönde düşünce, duygu ve amaç bakımından birleşmiş olmayı belirtmektedir. İLE/VE/DEĞİL/<> Ahidleşme[toplulukta/toplumda] ve/ya da muahede[iki kişinin], karşılıklı olarak bağlayıcılık özelliğiyle/koşullarıyla sözleşmesi, yeminleşmesi. )
- ANLAŞMA ile UYGUNLUK ile BUNA GÖRE
- ANLAŞMA ile/ve/||/<> UZLAŞMA ile/ve/||/<> ALTINI ÇİZME
- ANLAŞMAK ile UĞRAŞMAK ile ANLAŞMA ile SATICI ile BAYİLİK ile UĞRAŞMAK ile PİRİNÇ TİCARETİ
- ANLAŞMAZLIK ile UYUMSUZLUK ile UYUMSUZ
- ANLATILABİLMEK ile ANLATI ile ANLATIM ile ANLATIŞ ile ANLATIMCI/LIK ile ANLATIMLI ile ANLATISAL/LIK ile ANLATIMSAL/LIK ile ANLATIM TONU ile ANLATIM BİLİMİ ile ANLATIM BİLİMSEL
- ANLATIM/AKTARIM:
YASALARLA ile/ve/<>/> MESELLERLE ile/ve/<>/> MİSALLERLE ile/ve/<>/> MASALLARLA ile/ve/<>/> KAVRAMLARLA
( Hz. Musa ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Hz. İsa ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Hz. Muhammed ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Âriflerin dilinde. İLE/VE/<>/> Filozofların dilinde. )
( Tevrat'ın dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> İncil'in dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Kur'ân-ı Kerîm'in dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Âriflerin dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Filozofların dili/usûlü/üslûbu. )
( Herkese, herkes için. İLE/VE/<>/> Yetişkinlere, yetişkinler için. İLE/VE/<>/> Gençlere, yetişkinlere, yetişkinler için. İLE/VE/<>/> Çocuklara, gençlere, yetişkinlere, sanatçılara. / Yetişkinler ve sanatçılarla. İLE/VE/<>/> Bilgelik aşkı olan herkese, bilgelerle, filozoflarla. )
- ANLATIM:
HZ. DAVUD'A ile HZ. MUSA'YA
( Yol-Yordam-Yöntem. İLE ... )
( Yakarışlarla. İLE Yasalarla. )
- ANLATIM ile/ve/<> AKTARIM
- ANLATIMDA:
BİRAZ SONRA değil DAHA SONRA
- ANLATIMDA:
"İKİLEME GİRMEK" ile/değil İKİLEME DÜŞMEK
- ANLATIMLARDA:
BİRAZ SONRA değil DAHA SONRA, BİR SÜRE SONRA
- ANLATMAK ile/ve/<> ANLAMAK
- ANLATMAK ile/ve/değil/yerine DEĞİLLE(TTİR)ME
( Anlamasını sağla(t)mak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Kavramasını sağla(t)mak. )
( Yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Var değil. )
- ANLAYACAĞINIZ BİÇİMDE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLATABİLECEĞİM BİÇİMDE
- [hem] ANLA(YA)MAMAK ile/ve/<>/değil/hem de KABUL ETMEMEK/EDEMEMEK
- ANLAYAMAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< (YETERİ KADAR) İLGİLENEMEMEK
- ANLAYAN ile/ve UYGULAYAN ile/ve ÖNEMSEMEK
- ANLAYIŞ ile/ve DEĞİŞİM
- ANLAYIŞ ile/ve HOŞGÖRÜ
- ANLAYIŞ ile/ve OLUŞ
- ANLAYIŞ ile/ve/<> TANIM
- ANLAYIŞ ile/ve/değil/yerine YAKINLIK
( Herkese ve her şeye gösterme! İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Her zaman, herkese ve her şeye göster! )
- ANLAYIŞ ile/ve/||/<> YAKLAŞIM
- ANLAYIŞ ile/ve/değil/yerine/<> YOL GÖSTERMEK
- ANLAYIŞ ile/ve/değil/||/<>/> YORUM
- ANLAYIŞ ile/ve ZEVK
- ANLAYIŞLI (OLMAK) ile/değil/yerine ANLAYAN (OLMAK)
- ANLAYIŞLI ile/ve/değil FEDÂKÂR
- ANLAYIŞLI/LIK ile BİLGİLİ/LİK / BİLGİSİZ/LİK
- ANLAYIŞSIZLAŞMAK ile ANLAYIŞ ile ANLAYIŞLI/LIK ile ANLAYIŞSIZ/LIK ile ANLAYIŞSIZCA
- ANLAYIŞSIZ/LIK ile BİLİNÇLİ ANLAYIŞSIZ/LIK
- Anlayış için SUS!!!
- INSTANTANEOUS ACOUSTIC PRESSURE[İng.] / PRESSION ACOUSTIQUE INSTANTANÉE[Fr.] / BLITZSCHNELLER AKUSTISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK AKUSTİK BASINÇ
- INSTANTANEOUS FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE INSTANTANÉE[Fr.] / AUGENBLICKSFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK FREKANS
- PROMPT NEUTRON FRACTION[İng.] / FRACTION DE NEUTRONS PROMPTS[Fr.] / PROMPT-NEUTRONEN-ANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK NÖTRON KESRİ
- INSTANTANEOUS NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS PROMPTS[Fr.] / PROMPTE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK NÖTRONLAR
- INSTANTANEOUS REACTIVE DEVICE[İng.] / APPAREIL RÉACTIF INSTANTANÉ[Fr.] / AUGENBLICKLICHE REAKTIVGERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLIK TEPKİLİ AYGIT
- ANLIK/ZİHİN > US/AKIL ve/||/<>/> BETİMLEME > KAVRAM ve/||/<>/> OLASILIK > ZORUNLULUK (BİLİNCİ)
- ANLIK(TA)/ZEKÂ(DA):
ALDANMAMAK ile/ve/||/<>/> ALDATABİLMEK
- ANLI/M/IZ değil ALNI/M/IZ
- ANMAK ile ANMALIK ile ANMA TÖRENİ ile ANMA GERİLİM
- ANMALIK ile/||/<> ...
( Karşılaşmalardan sonra takımların karşılıklı olarak birbirlerine verdikleri ve günün anısını taşıyan değerli şeyler )
- ANN/ARTIFICIAL NEURAL NETWORK[İng.] değil/yerine/= YAPAY SİNİR AĞI
- TRAVMALAR:
ANNE KARNINDA ile/ve/||/<> BEBEKLİKTE ile/ve/||/<> ÇOCUKLUKTA ile/ve/||/<> GENÇLİKTE ile/ve/||/<> YETİŞKİNLİKTE
- ANNE ile/ve/> MÜREBBÎ ile/ve/> RAB
( [bebeği/çocuğu] 1 yaşına kadar. İLE/VE/> 18 yaşına kadar. İLE/VE/> Ömrünün sonuna kadar. )
- ANNE ve/||/<> YAVRUSU
( Ayrı kaldıkları takdirde, hangisi tamdır? Yan yana geldiklerinde hangisi fazladır? )
- ANNEALED[İng.] ile/||/<> RECUIT[Fr.] ile/||/<> GEGLÜHT[Alm.] ile/||/<> TAVLI
( Tavlama işlemi uygulanmış olan )
- ANNEDEN ...:
AYRILIRKEN ile/ve/||/<>/> GERİ DÖNÜNCE
( Kaybolma kaygısı. İLE/VE/||/<>/> Yutulma kaygısı. )
- ANNEDEN DOĞAN ile/ve "BABADAN" DOĞAN
- ANNEDEN DOĞAN ile/ve KENDİNDEN DOĞAN
( Kendinden doğan, kendinden kurtulan kişi, insandır. )
( Kanın ve kaygının ötesine geçmeyen, insan değildir. )
- ANNEDEN DOĞAN ile/ve "MÜRŞİTTEN" DOĞAN
- ANNELERİN/BABALARIN EN BÜYÜK KORKUSU ile/ve/<> ENGELLİ ANNELERİNİN/BABALARININ EN BÜYÜK KORKUSU
( Çocuklarının ölmesi. İLE/VE/<> Çocuklarından önce ölmek. )
- ANNELİK:
"DOĞURMAK" (İLE) ile/ve/değil/||/<>/> EMZİRMEK/HİZMET (İLE)
- ANNELİK ile/ve/||/<> BİRİCİKLİK GEREKSİNİMİ
- ANNELİK/TEN" ile/ve/değil/||/<>/< BİLGİSİZLİK/TEN
- ANNENİ:
İNCİTME! ve/||/<> AZARLAMA!
- ANNENİN:
GÜNDÜZ SÜTÜ ile/ve GECE SÜTÜ
- ANNEXED BUDGET, SUPPPLEMENTARY BUDGET[İng.] ile/||/<> KATMA BÜTÇE
( Giderlerini özel gelirleri ve genel bütçe ödenekleriyle hazine yardımıyla karşılayan ve genel bütçe dışında yönetilen kamu kuruluşlarının bütçeleri Türkiyede 2006 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Yasası ile birlikte katma bütçeli kuruluşlar özel bütçeli idareler haline dönüştürülerek katma bütçe ortadan kaldırılmıştır )
- ANNONCE[Fr.] ile/||/<> ANONS[Fr.]
( Duyuru duyurma Bekleniyorsunuz bekleniyorsunuz anonslarına aldırmadan Aysel in peşinden koştu koştu Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar3 Hayır 152 Avukat Ali Osman Taylar gürültünün yatışmayacağını anlayınca sesini yükselterek son olarak büyük halası Beyaz Taylar ın konuşacağını anons etti Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 269 Anons yapmak otelin prensiplerine aykırı olduğundan elden araştırmaya girilmiş Pınar Kür Bir Cinayet Romanı 230 Anonslar uğultu İnci Aral Taş Ve Ten 32 )
- ANNUİTE[Fr.] değil/yerine/= SÜREKLİ GELİR | BİR BORCUN DÖRT YIL İÇİNDE FAİZİYLE BİRLİKTE ÖDENMESİ GEREKEN TUTARI
- ANOKSİ[Yun.] ile HİPOKSİ[Yun.]
( Kanda/dokuda oksijen(O2) yokluğu. İLE Oksijenin(O2) dokuda azalması, yeterince bulunmaması. )
- ANOKSİ değil/yerine/= OKSİJENSİZLİK
- ANOMAL[Fr.] ile ANORMAL[Fr./İng.]
( Düzensiz, yolsuz. İLE Yerleşmiş düzene, alışkanlık ve kurallara aykırı/lık. )
- ANOMALİ[Fr. < ANOMALIE] değil/yerine/= AYKIRILIK/BOZUKLUK/SAPAKLIK
( Belirli bir ölçüye, belirli kurala uymama durumu. | Sayrılık niteliğinde olmamakla birlikte, normalden belirgin durumda sapma gösterme durumu. )
- ANOMALİ[Fr. < ANOMALIE] değil/yerine/= SAPAKLIK
- ANOMALİ/ANOMALY[İng.] değil/yerine/= SAPAKLIK
- ANOMALİ ile/||/<> ANORMAL/LİK
( Sapaklık. İLE Olağandışı/lık, doğal olmayan. )
- ANOMALISTIC MONTH[İng.] ile/||/<> RÉVOLUTİON ANOMALİSTİQUE DE LA LUNE[Fr.] ile/||/<> ANOMALISTISCHER MONAT, ANOMALISTISCHER UMLAUF[Alm.] ile/||/<> AYRIKSI AY
( Ayın yörüngesindeki enberi noktasından art arda iki geçişi arasındaki zaman farkı 27g13sa18dk )
- ANONA[İsp.] değil/yerine/= EKVATORDA YETİŞEN BİR MEYVE AĞACI
- ANONS[Fr. < ANNONCE] değil/yerine/= SESLİ DUYURU
- ANONSÖR[Fr. < ANNONCEUR] değil/yerine/= SUNUCU
- ANONYM[İng.] ile/||/<> ANONİM[Fr. < ANONYME]
( Yazarı belli olmayan bilinmeyen )
- ANONYME/ASSOCIÉ/SOCIÉTÉ/COMMUNAUTÉ/COLLECTIVISME[Fr.] değil/yerine/= COMMUNITY/COLLECTIVISM[İng.] değil/yerine/= GEMEINSCHAFT[Alm.] değil/yerine/= ORTAK
( Bir tiyatro topluluğunda sermayesi olan kişi ya da oyuncu. Bu terim ilk kez (İngiltere'de) Elizabeth dönemi oyuncularınca kullanılmıştır. @@ Yeniçeri ocağından emekli olan kimse. @@ Bir ortaklığın pay belgiti iyesi olan kişi. @@ Şirket sermayesine katılan kişi. @@ @@ Eskiden aynı erkeğe varan kadınlara da ortak (veya kuma) adı verilirdi. ~ Az ortag 'birlikte görülen işin, özellikle de alışverişin iştirakçılarından her biri'. -Tkm ortak (ve ortaklık) 'birden çok kimseyi ilgilendiren'. -Nog ortak 'birden çok kimseyi ilgilendiren, birden çok kimsenin malı olan; birlikte, ortaklaşa'. -Krg ortok. 1. 'arkadaş'; 2. 'ortak olarak kullanılan'. -Kklp ortak 'birden çok kimseyi ilgilendiren; ortaklaşa'. -Kzk ortak. -Alt, Tel ortok 'birlik, ortaklık'. -TatK urtak 'ortak olarak kullanılan, yarı yarıya, ortak'. Tatarlar urtak yerine urtaş 'yarı yarıya, birlikte' biçimini de kullanırlar. Uygurcada ortuk olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Buna karşılık Orta Türkçede ortak 'ortak' olarak geçer. Eski Kıpçakçada da ortak olarak saklanmıştır. Türkçe ortu (> orta) sözünden -k ekiyle yapılmış bir türev olduğu anlaşılıyor. Yalnız, normal olarak küçültme değerinde kullanılan ekin rolü özel olarak açıklanmaya değer. bk. Clauson. Sevortyan da bu yolda bir değerlendirme yapmıştır. Farsça ve Moğolcaya geçtiği gibi Balkan dillerinde de yaygın olarak kullanılır. )
- ANONYME[Fr.] ile/||/<> ORTAKLAŞA
( Yazarı ya da söyleyeni de belli olmayıp halkın ortak malı sayılan yazın ürünleri atasözleri gibi )
- ANOPSİ/ANOPSIA[İng.] değil/yerine/= GÖRMEZLİK
- ANOPSİ[Fr.] değil/yerine/= YUKARI ŞAŞILIK
( Göz küresinin yukarı kayması biçiminde beliren şaşılık. )
- ANOREKSİ[İng. ANOREXIA] ile/||/<> ANORMAL PSİKOLOJİ[İng. ABNORMAL PSYCHOLOGY]
( Anormal derecede düşük vücut ağırlığı, kilo alma korkusu ve vücut ağırlığının çarpık bir algısı ile karakterize edilmiş bir yeme bozukluğu hastalığıdır. Anoreksi hastası insanlar, kilolarını ve vücut şekillerini kontrol edebilmek için ekstrem yollara başvurular. @@ Toplum tarafından genel kabul görmüş normlardan büyük ölçüde farklılaşan, kabul edilemeyecek türden davranışları tanımlayan, araştıran ve anlamaya çalışan psikoloji dalıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANOREKSİYA NERVOZA ile/||/<> BULİMİYA NERVOZA
( Kilo alma korkusu ile aşırı kilo kaybı ve yeme sınırlaması ile ilişkili bir yeme bozukluğu. İLE/||/<> Aşırı yeme atakları ve ardından kilo almayı önlemek için kusma ya da laksatif kullanımı ile ilişkili bir yeme bozukluğu. )
- YİYESİZLİK/ANOREKSİ/YA ile PAROREKSİA ile HİPOROREKSİA
- ANORKİDİ[Fr.] değil/yerine/= BİR CANLIDA ERBEZLERİNİN BULUNMAMASI
- ANOMALOUS VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ ANORMALE[Fr.] / ANORMALE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANORMAL AĞDALILIK
- ANOMALOUS DISPERSION[İng.] / DISPERSION ANORMALE[Fr.] / ANORMALE DISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANORMAL DAĞILIM
- ABNORMAL GLOW DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE LUMINESCENTE ANORMALE[Fr.] / ANORMALE GLIMMENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANORMAL IŞILDAMALI/IŞILTILI BOŞALMA
- ANORMAL ile ANOMALİ
- ANORMAL ile ANORMALLİK ile ANORMALLİK
- ANORMAL[İng.]/A(B)NORMALİTE ile İLGİNÇ | AÇIK/ŞEFFAF/DÜRÜST | DÜZGÜSÜZ | OLAĞANDIŞILIK | BOZUKLUK
- ANORMALLEŞMEK ile ANORMALLEŞTİRMEK ile ANORMAL/LİK
- ANOSOGNOZİ ile/ve/<> YARISAL BOŞLAMA(İHMAL)
( Anosognozi, daha çok felçli bireylerde görülen, gövdesinin kötürüm bölümünün, kötürüm olduğunun farkında olmamaya ya da buna inanmamaya neden olan bir sinir sayrılığıdır(hastalığıdır). [Anosognozik bir kötürüm sayrının(hastanın), elinin önüne bir kalem koyup bunu kaldırmasını isterseniz, "yorgunum" ya da "kalem gereksinimim yok" gibi yanıtlar alırsınız. Eli felçli olduğundan dolayı, alamayacağının farkında bile değildir. Bazı ileri örnekler de, körken, hâlâ görebildiğini sanabilir. Beynin sağ tarafındaki bir bozulma, bu sayrılığa yol açıyor.] İLE/VE/<> Bu beyin bozulumu sayrılığını yaşayanlar, kendilerinin ve çevrelerinin sadece yarısını algılayabiliyor. [ Sayrı, erkekse, yüzünün sadece bir yarısını traş eder. Öteki yarısının farkında bile değildir. Bir tabak yemek verseniz, sadece yarısını yiyip, yemeğin çok az olduğundan yakınırlar. Çevrelerinin ve gövdelerinin sadece yüzde ellisini algılarlar. ] )
- CEREYÂN-İ KUTB-İ MÜSBƏT[Osm.] / ANODE CURRENT[İng.] / COURANT ANODIQUE[Fr.] / ANODENSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT AKIMI
- ANODE REGION[İng.] / DOMAINE ANODIQUE[Fr.] / ANODENGEBIET[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT BÖLGESİ
- ANODE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE ANODIQUE[Fr.] / INNENWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DİRENCİ
- ANODE SATURATION[İng.] / SATURATION ANODIQUE[Fr.] / ANODENSÄTTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DOYMASI
- ANODE VOLTAGE[İng.] / TENSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT GERİLİMİ
- ANODE GLOW SPACE[İng.] / DOMAINE LUMINEUX ANODIQUE[Fr.] / ANODENGLIMMLICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT IŞIKLI BÖLGESİ
- ANODE DARK SPACE[İng.] / DOMAINE SOMBRE ANODIQUE[Fr.] / ANODENDUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KARANLIK BÖLGESİ
- ANODE CRITICAL VOLTAGE[İng.] / ANODENKRITISCHE SPANNUNG, KRITISCHE ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KRİTİK GERİLİMİ
- ANOT ile ANOT BAŞLIĞI ile ANOT KABLOSU
- KUTB-İ MÜSBET[Osm.] / ANODE[İng.] / ANODE/ANTIGEL[Fr.] / ANODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT
- ANOTHER vs. DIFFERENT
- ANOTHER :/yerine BAŞKA
- ANOZMİ/ANOSMIA[İng.] değil/yerine/= KOKU ALAMAMA
- ANSAMBL[Fr. < ENSEMBLE] değil/yerine/= TOPLULUK
- ANSAMBL[Fr. < ENSEMBLE] değil/yerine/= ESKİ SOVYETLER'DE VE TÜRK CUMHURİYETLERİNDE, MÜZİK VE OYUN TOPLULUKLARI | TOPLULUK, BÜTÜNLÜK
( Dizenin son sözcüğüyle sonraki dizeyi başlatma sanatı. )
- ANŞANTE/ANJANTE[Fr.] değil/yerine/= BÜYÜLENMİŞ, HAYRAN
- ANŞEF[Fr.] değil/yerine/= BAŞ, BİRİNCİ
- ANSEFAL[Fr.] >< ANANSEFAL[Fr.]
( Beyin ve yardımcı örgenleri, tüm beyin. >< Beyinden yoksun, ucube. )
- ANŞÖVİYMAN[Fr.] değil/yerine/= KEMİK İLİĞİNE BİR BAŞKA KEMİK SOKULARAK YAPILAN BİR TÜR KIRIK KEMİK AMELİYATI
- ANT ile ANT KARDEŞİ
- ANTA[Yun.] değil/yerine/= BİR DUVARIN BAŞINI YA DA İKİ DUVARIN KÖŞESİNİ OLUŞTURAN GÖMME AYAK
- ANTALYA ile ANTALYALI/LIK
- ANTANT[Fr. < ENTENTE]["ANTAT" değil!] (KALMAK) değil/yerine/= ANTLAŞMAK
( Anlaşma, uyuşma, uzlaşma, mutabakat. )
- ANTARKTİKA ile/ve ATACAMA ÇÖLÜ
( Bazı bölgelerine 2 milyon yıldır yağmur yağmamıştır. İLE/VE Bazı bölgelerine 400 yıldır yağmur yağmamıştır. )
( Dünyadaki en kurak yer. İLE/VE Dünyadaki ikinci kurak yer. Şili'dedir. [Sahra'dan 250 kat daha kurak.] )
( Dünyanın en rüzgârlı ve en hızlı estiği yeridir. İLE/VE ... )
( Dünyadaki suyun %70'i buz biçiminde burada bulunmaktadır. İLE/VE ... )
- ANTASİT değil/yerine/= ASİT GİDERİCİ
- ANTEGRAT/ANTEGRADE[İng.] değil/yerine/= İLERİYE DOĞRU
- ANTELOPE[İng.] ile/||/<> ANTILOPE[Fr.] ile/||/<> ORYX GAZELLA[Lat.] ile/||/<> ANTILOPPE[Alm.] ile/||/<> ANTİLOP[Fr. < ANTILOPE]
( Çift parmaklılar Artiodactyla takımından Afrikada yaşayan bir memeli türü )
- ANTELOPES/ANTELOPE[İng.] değil/yerine/= ANTILOPINÉS,/ANTILOPE[Fr. < ANTILOPE] değil/yerine/= ECHTE ANTILOPEN/ANTILOPPE[Alm.] değil/yerine/= ORYX GAZELLA/ANTILOPINAE[Lat.] değil/yerine/= ANTILOPLAR
( (Antilopinae), (Yun. antholops = antilop): Memeli hayvanlardan geviş-getirenler (Ruminantia) alt-takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasının bir alt familyası. Kara antilop (Antilope cervicapra), keseli antilop (Antidorcas marsupialis), kaya antilopu (Oreotragus oreotragus), boğa antilopu (Taurotragus oryx), bozkır antilopu (Saiga tatarica), dört-boynuzlu antilop (Tetracerus quadricornis), cüce antilop (Neotragus pygmaeus), ceylân (Gazella dorcas), İran ceylânı (G. subgutturossa), Hint ceylânı (G. bennetti), inek antilopu (Bubalis buselaphus), addaks (Addax nasomaculata), kaama (Bubalis camaa), kudu (Strepsiceros strepsiceros), gnu (Connochaetes gnu), orongo (Pantholops hodgsoni) gibi gerçek antilopları içine alır. Vücutları zarif olup boynuzları yukarı ve geri doğru kıvrıktır. İyi koşarlar. Afrikada boldurlar. )
- ANTENNA AMPLIFIER[İng.] / ANTENNENVERSTÄRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTEN YÜKSELTECİ
- ANTEN ile ANTENLİ ile ANTENLİ BALIK ile ANTEN YÜKSELTECİ
- ANTENNA[İng.] / ANTENNE[Fr.] / ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTEN
- FRÉQUENCE PROPRE D'ANTENNE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANTENİN DOĞAL FREKANSI
- ANTENNAE[İng.] değil/yerine/= DUYARGA
( Dokunma, koku alma ve bazı durumlarda işitme gibi önemli duyusal işlevlere sahip, eklembacaklılarda algılama için kullanılan çift uzantılardır. Duyargalar, böceklerin dış iskeletinin bir parçası olan kitin maddesinden oluşur ve farklı türlerde değişik şekil ve boyutlarda olabilirler. Örneğin, kelebeklerin ince ve tüylü antenleri varken, karıncaların düz ve düğüm biçiminde antenleri bulunur. Tipik olarak duyu organları olsalar da neyi ve nasıl algıladıkları tüm canlılarda aynı değildir. Anten ya da lamise olarak da bilinmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANTEP FISTIĞI ile/||/<> ANTEP FISTIĞI
( botanik Anacardiaceae familyasından 10 m kadar boyda yapraklarını döken meyvesi kuruyemiş olarak yenen bir ağaç türü Şam fıstığı Antep fıstığı )
- ANTEP İŞİ ile ANTEP FISTIĞI ile ANTEP FISTIĞIGİLLER
- ANTEP/ŞAM FISTIĞI ile SİİRT FISTIĞI ile ÇAM FISTIĞI
- ANTEPLİOĞLU, KUBİLAY (SORGUN, 1992)
( Profesyonel futbolcu. Kaleci olarak transfer edildi. Ve üç sezon (2017/2018; 2018 - 2019 ve 2019/2020) Sarıyer'de tescilli kaldı. Son sezonunun ortasında ara transferde serbest bırakıldı. Üç dönemde Sarıyer takımında 22 lig, 1 kupa olmak üzere 23 remi ve ayrıca 4 özel maçla birlikte toplam olarak 27 maçta oynadı ve 25'si kupa, 1' i de Kupa maçında olmak üzere 26 gol yedi.Sarıyer'den başka Yozgat A.Ş.1461 Trabzonspor, Fethiyespor kulüplerinde oynadı. )
- BAŞÇIK/ANTER[Fr.] = HAŞEFE[Ar.] = ANTHÈRE[Fr.]
( Çiçeklerin tohum taşıyan torbası. )
- ANTERİOR ile/||/<> ANTERO-İNFERİOR ile/||/<> ANTERO-İNTERİOR ile/||/<> ANTERO-LATERAL ile/||/<> ANTERO-MEDİAN ile/||/<> ANTERO-POSTERİOR ile/||/<> ANTERO-SUPERİOR
( Ön. İLE/||/<> Ön-alt. İLE/||/<> Ön-iç. İLE/||/<> Ön-yan. İLE/||/<> Ön-orta. İLE/||/<> Ön-arka. İLE/||/<> Ön-üst. )
- ANTESEDAN/ANTECEDENT[İng.] değil/yerine/= SAYRILIK/HASTALIK GEÇMİŞİ
- ANTET ile ANTETLİ ile ANTETSİZ
- ANTET/Lİ[Fr. ENTETE] değil/yerine/= BAŞLIK/LI
( Ticari şirketlerde, resmi dairelerde kullanılan başlıklı kağıt ya da zarf. )
- ANTHEMIS NOBILIS[Lat.] ile/||/<> ALMAN PAPATYASI
( Rumipapatya )
- ANTHOPHILA PARIANA[Lat.] ile/||/<> ÖRÜMCE
( Yeşil renkli tırtılları incirde yaprak ve ham meyve kemiren kelebek )
- ANTHRAC-/ANTHRACO- ile/||/<> MELAN-/MELANE-/MELANO- ile/||/<> -NİGRİN-
( Kömür, siyah renk ile ilgili [antrakoz: Akciğerlerde kömür tozu birikmesi]. İLE/||/<> Kara/siyah. İLE/||/<> Kara/siyah. )
- ANTHRAX[İng.] ile/||/<> ŞARBON[Fr. < CHARBON]
( Tüm hayvan türlerinde görülen insanlara da bulaşabilen Bacillus anthracis veya bu bakterinin sporları tarafından oluşturulan septisemi ve ani ölümlerle vücut deliklerinden koyu katran görünümünde kan sızması kanın pıhtılaşma yetersizliği ve dalağın aşırı derecede büyümesiyle belirgin bulaşıcı ve insanlara da bulaşabilen ölümcül hastalık paçavracı hastalığı antraks hlk dalak dalak büyümesi iç ağrısı karabohça kara çıban gece yanığı kara kabarcık talagu çabuk öldüren ağu çoban çıbanı )
- ANTHROP- ile/||/<> ANDR-/ANDRO- ile/||/<> ARRHENO-
( İnsanla ilgili. İLE/||/<> Erkek, erkek cinsi ile ilgili, erkekleştirici, erkeklikle ilgili. İLE/||/<> Erkek. )
- ANTİ ile AMERİKAN KARŞITI ile İSRAİL KARŞITI ile YAHUDİ KARŞITI ile UYUŞTURUCU KARŞITI ile ANTİ-FAŞİST ile ANTİSEPTİK ile ANTİSOSYAL ile ANTİSTATİK
- ANTIALERJİK[Fr.] değil/yerine/= ALERJİ SAĞALTIMINDA KULLANILAN İLAÇLAR
- ANTİASİT[Fr. < ANTIACIDE] değil/yerine/= ALKALİK
- ANTİASTMATİK[Fr.] ile/||/<> ANTİGRİPAL[Fr.] ile/||/<> ANTİKANSERÖZ[Fr.] ile/||/<> ANTİDİFTERİK[Fr.] ile/||/<> ANTİDİYABETİK[Fr.] ile/||/<> ANTİSPAZMOTİK[Fr.] ile/||/<> ANTİRAŞİTİK[Fr.] ile/||/<> ANTİROMATİZMAL[Fr.] ile/||/<> ANTİTİROİT[Fr.]
( Astım tedavisinde kullanılan ilaç, yöntem. İLE/||/<> Gribi önleyici ilaç, nesne vb. İLE/||/<> Kansere karşı olan. İLE/||/<> Kuş palazı hastalığına karşıt olan ilaç. İLE/||/<> Diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar. İLE/||/<> Spazm giderici ilaçlar. İLE/||/<> Raşitizmi önleyen ya da iyileştiren. İLE/||/<> Romatizmal ağrıları giderici ilaçlar. İLE/||/<> Tiroit hormonlarının çevresel organlar üzerindeki etkisini azaltan nesne. )
- ANTİBAKTERİYEL[Fr. < ANTIBACTÉRIEL] değil/yerine/= BAKTERİ ÜREMESİNİ ENGELLEYEN
- ANTİBİYOGRAM[Fr.] ile/||/<> ANTİBİYOTİK[Yun.]
( Antibiyotiklerden hangisinin etkili olacağını belirleyen dirimsel yöntem. İLE/||/<> Özellikle küf mantarlarından ve bitkilerden elde edilen, çoğu mikroba karşı gelen nesnelerin adı. )
- ANTİDEMOKRATİK[Yun.] ile ANTİEMPERYALİST[Fr.] ile ANTİFAŞİZM/ANTİFAŞİST[Fr.] ile ANTİKAPİTALİZM[Fr.] ile ANTİKLERİKAL[Fr.] ile ANTİMİLİTARİST/ANTİMİLİTARİZM[Fr.] ile ANTİOTORİTER[Fr.] ile ANTİPARLEMENTER[Fr.] ile ANTİTEİZM[Fr.]
( Demokrat olmayan. İLE Emperyalizme karşı olan. İLE Faşizme karşı tutum/kişi. İLE Kapitalizme, kapitalist rejime karşı tutum. İLE Fransa'da kilise kurulu düşüncelerine karşı olan. İLE Militarizme karşıt. / Askeri düşünceye ve askeri kurumlara karşı olma durumu. İLE Yetke tanımaz. İLE Parlementoya karşıt olan. İLE Tanrısal doğa ile insan doğasını birbirine karşıt olarak gören öğreti. )
- ANTİDİYABETİK değil/yerine/= ŞEKER DÜŞÜRÜR
- ANTİDOT[Fr. < ANTIDOTE] değil/yerine/= PANZEHİR
- ANTİDOT[Fr.] ile/||/<> ANTİENFEKSİYÖ[Fr.] ile/||/<> ANTİENFLAMATUVAR[Fr.] ile/||/<> ANTİPARAZİT[Fr.]
( Panzehir. İLE/||/<> Mikroptan kaynaklanan hastalıklara karşı ilaç. İLE/||/<> Yangıyı yok eden ilaçlar. İLE/||/<> Parazit giderici. )
- ANTİDOT değil/yerine/= ZIT İLAÇ | AĞU TUTAN
- ANTİENŞAMATUVAR değil/yerine/= YANGI GİDERİR
- ANTİHİJYENİK[Fr.] ile/||/<> ANTİJEN[Fr.] ile/||/<> ANTİKOR[Yun.] ile/||/<> ANTİTOKSİN[Fr.] ile/||/<> ANTİVİTAMİN[Fr.]
( Sağlık koşullarına aykırı nesneler. İLE/||/<> Bir organizmaya girdiği zaman, antikor üretiminden sorumlu gözeleri uyarabilen nesne. | Bağışıklık düzeni tarafından tanınan ve tepki verilen yabancı molekül. [Gövdeye yabancı nesne olup bağışıklıktaki yanıtı tetikler.] İLE/||/<> Sayrılık etkenlerini zararsız kılmak için gövdenin çıkardığı nesne. | Bağışıklık düzeni tarafından antijenlere karşı üretilen proteinler.[Antijenlere karşı gövde tarafından üretilen savunma proteinleri.] İLE/||/<> Toksinleri yok etmek için vücudun çıkardığı nesne. İLE/||/<> Vitaminin etkilerine karşı koyan nesne. )
- ANTİHİPERTANSİF değil/yerine/= TANSİYON DÜŞÜRÜR
- ANTİHİSTAMİNİK[Fr.] ile/||/<> ANTİPİRETİK[Fr.] ile/||/<> ANTİPİRİN[Fr.] ile/||/<> ANTİTERMİK[Fr.]
( Organizmada histaminin toksik etkilerini önleyen ilaçlar. İLE/||/<> Ateşli durumlarda, vücut sıcaklığını düşüren ilaç. İLE/||/<> Tıpta, ateş düşürücü ve yatıştırıcı olarak kullanılan renksiz kristallerden biri. İLE/||/<> Ateş düşürücü ilaçlar. )
- ANTİJEN[İng. ANTIGEN] ile/||/<> ADJUVANT ile/||/<> AGAR JELİ İMMUNODİFÜZYON TESTİ[İng. AGAR GEL IMMUNODIFFUSION TEST] ile/||/<> ALOTANIMA[İng. ALLORECOGNITION] ile/||/<> ÇÖKELME (AGLÜTİNASYON)[İng. AGGLUTINATION]
( Tek başına ya da kompleks bir molekül oluşturduktan sonra bağışıklık tepkisini yaratma yeteneğine sahip olan ve bağışıklık sisteminin bir ürünü ile bağlanabilen vücuda yabancı bir madde. @@ Spesifik ve antijenik olmayan, bağışıklık uyarıcı maddelerdir. Özellikle, inaktif aşıların antijenlik değerini arttırmak için birlikte kullanılır. "Artırıcı" ve "destekleyici" kelime anlamları vardır. @@ Antikor ve antijenlerin saptanmasında kullanılan bir testtir. Bir antijen-antikor reaksiyonudur ve yarı katı agar üzerine uygulanır. @@ Bir allojenik bireyin antijen sunan gözeler üzerindeki MHC moleküllerinin T gözeleri tarafından tanınması. In vivo ortamda allograf reddine ve karışık lenfosit reaksiyonuna (mixed lymphocyte reaction, MLR) neden olur. @@ Bu test, bir antijen-antikor reaksiyonudur. Bakterileri, alyuvarların ya da antijenle kaplanmış partiküllerin spesifik antikorlar (aglutinin) tarafından bir araya getirilmesi ve kümelenmesi. Test hem antikor ve hem de antijenlerin saptanmasında kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )