YEDİ(7) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- ERGİME ile ERGİME ISISI ile ERGİME YASASI ile ERGİME NOKTASI

- ERGİMEK ile ERG ile ERGİ/LİK

- SCHMELZE[Alm.] ile/değil/yerine/= ERGİMİŞ NESNE

- ERGİN, CEVAT (İNEBOLU, 1962)

( Okmeydanı Spor Kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1981 - 1983) tescilli kaldığı Sarıyer S.K. nün 21 lig, 4 kupa ve 2 turnuva olmak üzere 27 resmi ve ayrıca 17 özel maçla birlikte toplam olarak 44 maçında oynadı. Kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 2 gol atarak takımına üç gol kazandırdı. )

- TO FUSE, LIQUIFY[İng.] ile/değil/yerine/= ERGİTMEK, SIVILAŞTIRMAK

- ERGODİC ile/||/<> STATIONARY

( Ergodic zaman ortalaması uzay ortalaması İLE stationary dağılım değişmez. )
( Formül: Time equals space average İLE time-invariant )

- ERGOMANİ/ERGOMANIA[İng.] değil/yerine/= İŞKOLİKLİK

- ERGOMETRE/ERGOMETER[İng.] değil/yerine/= İŞÖLÇER

- ERGÜL, HÜSEYİN

( Çayırbaşı Mahallesinde muhtar olarak görev yaptı. )

- ERGUVAN ile ERGUVANİ ile ERGUVAN RENGİ


- ERGUVAN ile/||/<> JAKARANDA/MAVİ JAKARANDA/SİYAH POUİ/EĞRELTİ AĞACI

( Baklagiller ailesinden, on metreye kadar boylanabilen, tek gövdeli, yaprak döken, çalı görünümünde bir ağaççık. İLE/||/<> Güney-Orta Güney Amerika'ya özgü, çekici ve uzun ömürlü, soluk çivit çiçekleri nedeniyle başka yerlerde yaygın olarak ekilen alt tropikal bir ağaç. )
( image
ile
image )

- ERGÜVEN, SERGAL (İST. 1943)

( İnşaat Mühendisi olarak iş hayatına atıldı. Profilo Holding'te göreve başladı ve halen bu görevini aynı yerde devam ettirmektedir. Sarıyer Spor Kulübü'ne Bandırmaspor'dan kiralandı. Sonra da transfer edildi ve 6 sezon (1966 - 1972) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 71 lig, 1 B takımlar ligi, 4 kupa, 1 turnuva olmak üzere 77 resmi ve 7 özel maçla birlikte toplam olarak 84 maçta Sarıyer forması giydi. )

- ERGÜVEN, ŞEVKİ (İST. 1968)

( Sarıyer altyapısından yetişti ve profesyonel takım kadrosuna alındı (1968). 27 lig, 17 amatör lig, 2 kupa maçı olmak üzere 46 resmi ve 28 özel maçla birlikte 74 maçta Sarıyer forması giydi. Takımına 11 gol kazandırdı. )

- ERİK/LİK ile ERİKA ile ERİK HOŞAFI ile ERİK RAKISI ile ERİK REÇELİ ile ERİK PESTİLİ ile ERİK MARMELADI ile ERİK KOMPOSTOSU

- ERİL EĞRELTİOTU ile/yerine DİŞİL EĞRELTİOTU

- ERİL YALANCI EŞEYSEL BOZUKLUK[Ar.] ile DİŞİL YALANCI EŞEYSEL BOZUKLUK[Ar.] ile ANORMAL EŞEYSEL GELİŞİM[Ar.]

( Erillik göstergesi/örgeni baskın gelen hünsâ. İLE Dişillik göstergesi/örgeni baskın gelen hünsâ. İLE [hukukta] Erillik ya da dişillik örgenlerinden her biri kendinde bulunan fakat bu örgenlerden birinin etkinliği, hareketi ve oluşumu ötekine baskın gelmediği ya da önde olmadığı gözönünde bulundurularak durumu belirgin olmayan hünsâ. )

- ERİLLİK ile/ve/> İSTİKRAR

- ANLAK/ZEKÂ:
ERİLLİKTE
ile/ve/||/<>/> DİŞİLLİKTE

( Bilgelik/hikmet. İLE/VE/||/<>/> Anlayış. )

- MELTING CURVE[İng.] / SCHMELZKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= ERİME EĞRİSİ

- NOKTA-İ ZEVEBAN[Osm.] / MELTING POINT[İng.] / POINT DE FUSION[Fr.] / SCHMELZPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ERİME NOKTASI


- ERİME ile ÇÖZÜNME ile YAYILMA

- ERİME ile/ve/değil/<> DAĞILMA

- ZEVEBAN ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= ERİMEK

- ERİMLİ, SABRİ (SARIYER, 1923 - 1999)

( Sarıyer'in kuruluşundaki ilk takımında futbol oynadı. Uzun Süre Zonguldak'ta Kömürspor'da oynadıktan sonra Sarıyer'e döndü ve 2 dönem yönetim kurulunda bulundu. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu Üyesiydi. )

- ERİMTAN, NEJAT (İST. 1917 - 1998)

( Yüksek tahsilini Almanya'da yaptı. Uzun yıllar Galatasaray Spor Kulübü'nde yönetici olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem başkanlık yaptı. )

- ERİN ve ERİŞKİN ile/ve/||/<>/> ERGİN

( 13-15 yaş civarına gelmiş, bülûğa ermişler. VE 18-21 yaşlarını doldurmuşlar. İLE/VE/||/<>/> İhtiyârını devrede tutanlar, nelere, ne kadar HAYIR! diyeceğini ve istencini/irâdesini neye, ne kadar yönelteceklerini bilenler/uygulayanlar. )

- ERİNÇ/ORUNLUK/HUZUR ile/ve DİNGİNLİK

( BAYSAL: Erinç ve dinginlik içinde olan. )

- ERİNME ile/ve/||/<> GÖRÜNME

( Çağrıldığın yere [gitmek için]. İLE/VE/||/<> Çağrılmadığın yere. )

- ERİNMEK ile ERİNLEŞMEK ile ERİN/LİK ile ERİNÇ ile ERİNÇLİ ile ERİNÇSİZ/LİK

- ERİŞİLEBİLİRLİK[İng. ACCESSIBILITY] ile/||/<> ERİŞKİN KÖK GÖZELERİ[İng. ADULT STEM CELLS]

( Erişilebilirlik, doğru inançların bilgiyi meydana getirebilmesi için gerekli olan kanıtlara, nedenlere ve gerekçelere öznenin ulaşabilmesi anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle erişilebilirlik, Hasan Yücel Başdemir’in de kitabında belirttiği gibi, öznenin, inancının gerekçelendirmesini yaparken kullandığı gerekçeleyicilere (justifiers) [gerekçelendirmeyi sağlayan kanıtlara anlamına gelir ve bu ifadeyi ilk kez Alston kullanmıştır] ulaşabilmesini ve bu gerekçeleyicilerin bilinebilir olmasını ifade eder. Ancak buradaki temel nokta, öznenin erişimine açık olan gerekçeleyicilerin, içsel süreçlerle ilgili olmasıdır. Bu bakımdan erişilebilirlik, öznenin kendi içsel süreçlerine erişebilmesi, bu süreçlerin farkında olması ve bilmesi anlamına gelmektedir. Bilen öznenin, bir inancının gerekçeleyicilerine ya da kanıtlarına erişebiliyor olması demek, aynı zamanda bu gerekçeleyicilerin ya da kanıtların sorumluluğunu alması ve onlara inanıyor olmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla bu kavram, içselciliğin gerektirdiği şartlardan birini ifade etmektedir. @@ Erişkin kök gözesi, farklılaşmış bir dokuda ayrışmamış halde bulunan ve kendini yenileyip köken aldığı organın spesifik gözesine dönüşebilen gözelerdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ERİŞİM ile ERİŞİM KONTROLÜ ile ERİŞİM SÜRESİ ile ERİŞİLEBİLİR ile KATILIM ile AKSESUAR

- ERİŞKİN/LİK ile/ve YETKİN/LİK

- ERİŞMEK ile ERİŞİLMEK ile ERİŞTİRMEK ile ERİŞEBİLMEK ile ERİŞTİRİLMEK ile ERİŞ

- ERİŞMEK ile/ve/||/<> YETİŞMEK

- ERİŞTİ ile/ve SOHBETİNDE BULUNDU

- ERISTIC ile PARALOGISTIC

- ERİSTİK[Fr. < ÉRISTIQUE] değil/yerine/= DİDİŞİM

- ERİTEN ile ERİTİCİ ile ERİYİK

( İçinde katı bir madde eriyebilen ya da katı bir maddeyi eritebilen sıvı. İLE Eritme özelliği olan. | Bir başka maddeyi eriten, çözündüren cisim. İLE İçinde katı bir madde erimiş bulunan sıvı, mahlul. )

- ERİTMEK ile ERİTİLMEK ile ERİTEBİLMEK ile ERİTİVERMEK ile ERİTİCİ

- İZABE ETMEK[Osm.] / TO MELT[İng.] ile/değil/yerine/= ERİTMEK


- ERİTROSİT İLE LÖKOSİT İLE TROMBOSİT ile/||/<> KAN HÜCRELERİ

( Kan elemanları ve görevleri. )
( Formül: 4-6 milyon RBC/μL )

- ERITROSIT SEDİMANTASYON HIZI/ERYTHROCYTE SEDİMENTATION RATE[İng.] değil/yerine/= ALYUVAR ÇÖKME HIZI

- ERİTROSİT ile/||/<> ERİTROPOİETİK

( Alyuvar. İLE/||/<> Alyuvar yapımı. )

- ERK = İKTİDAR, KUDRET = POWER[İng.] = POUVOIR, PUISSANCE[Fr.] = MACHT[Alm.] = PODER[İsp.]

- ERKAN, MUSTAFA ALİ (İST. 1920 - 1986)

( Sarıyerlidir. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra bankacı olarak iş hayatına atıldı ve emekli oldu. Emekliliği sırasında Bodrum'da restaurant açarak iş hayatına serbest olarak devam etti. Sarıyer Spor Kulübünde iki dönem görev yaptı. Birinci döneminde (1957 - 1958) yönetici olarak, ikinci döneminde (1958 - 1059) kulüp başkanlığı görevini yürüttü. )

- ERKAN ile ERKAN KÜRKÜ ile ERKAN MİNDERİ

- ENERGY FLUX DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= ERKE AKISI YOĞUNLUĞU

- ENERGY BALANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ERKE DENGESİ

- ENERGY LEVEL DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME DE NIVEAUX D'ÉNERGIE[Fr.] / ENERGIENIVEAUS DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= ERKE/ENERJİ DÜZEYİ/SEVİYESİ/ÇİZGESİ DİYAGRAMI

- ENERGY DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= ERKE YOĞUNLUĞU


- ERKEĞİN PC'Sİ ile KADININ PC'Sİ

( Porno Collection. İLE Period Calendar. )

- ERKEK (MİLLETİ)/KADIN (KISMI) DEĞİL Mİ, HEPSİ AYNI!(BÖYLE/ŞÖYLE) / ŞÖYLE/ŞUNU İSTER/YAPAR değil/yerine HER BİRİ AYRIDIR!

( Genellememek gerekir! Büyük yanlıştır! )

- ERKEK ÖRGEN, STAMEN = UZV-I TEZKÎR = ÉTAMINE

- ERKEKLENMEK ile ERKEKLEŞMEK ile ERKEKLEŞTİRMEK ile ERKEK/LİK ile ERKEKLİ ile ERKEKÇE ile ERKEKSİZ/LİK ile ERKEK FİŞ ile ERKEK İŞİ ile ERKEK BAKIR ile ERKEK DEMİR ile ERKEK FATMA ile ERKEK ORGAN ile ERKEK ERKEĞE ile ERKEK ANAHTAR ile ERKEK BERBERİ ile ERKEK MİLLETİ ile ERKEK TERZİSİ ile ERKEKLER HAMAMI ile ERKEKLİ KADINLI ile ERKEKLİK ORGANI

- ERKEKLERİN, KADINLARA YAPTIĞI ÖVGÜ/İLTİFAT ile KADINLARIN, ERKEKLERE YAPTIĞI ÖVGÜ/İLTİFAT

( Kendine yakınlaş(tır)mak üzere. İLE Kendinden uzaklaştırmak, mesafe koymak üzere. )

- ERKEN ...:
(")BOŞANMA(")K
ile/ve/değil/||/<>/< BOŞALMAK

- ERKEN DAVRANMAK yerine DÜŞÜNMEK/FELSEFE YAPMAK

- ERKEN TANI/TEŞHİS ile/ve/yerine BAŞINDAN/ÖNCEDEN TANI/TEŞHİS

- ERKEN ile ERKENCE ile ERKENCİ/LİK ile ERKEN TANI ile ERKEN BAHAR ile ERKEN UYARI ile ERKEN BUNAMA ile ERKEN BOŞALMA

- ERKEN ile ERKENCİ KUŞ ile ERKEN GELİYOR ile AKŞAMIN ERKEN SAATLERİ ile ERKEN MEYVELER ile SABAHIN ERKEN SAATLERİ ile ERKEN OLGUNLAŞMA ile ERKEN KALKMA ile ERKEN İLKBAHAR ile ERKEN UYARI


- ERKİNCİLİK = SERBESTİYE = LIBERALISM[İng.] = LIBÉRALISME[Fr.] = LIBERALISMUS[Alm.] = LIBERALIS[Lat.] = LIBERACIÓN[İsp.]

- ERKOVAN, ADİL (İST. 1915 – 1991)

( Büyükderelidir. Şöhretli bir berberdi, Gençliğinde Fenerbahçe'de futbol oynadı. Sarıyer Gençlik Mahfilinde de oynadıktan sonra 1946 da kurulan Büyükdere spor Kulübünde oynadı, zamanla yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1947 - 1948) görev yaptı. )

- ERMENİ KİLİSESİ ÇEŞMESİ

( Boyacıköy Ermeni Kilisesinin karşısındaki bahçe duvarında bulunan çeşmenin (M.1854) düz iki mermer sütun arasına sade bir ayna taşı vardır. Çeşmenin sütun başlıklarının üzerine Ermenice yazılmış olan kitabesi yer almaktadır. )

- ERMETİN, İSMET (İST. 1927 - )

( Eskişehir Pilot Okulunda Okudu. Sarıyer Spor Kulübü'nde futbol oynadı, ayrıca bir dönem yönetim kurulunda görev aldı. İstanbul Belediye Meclisi üyesi olarak üç dönem görev yaptı. )

- ERMİN[Fr. < HERMINE] değil/yerine/= KAKIM

- ERNESTO ile ERNESTO CHE GUEVARA

- ERNGEYÜ ile ERNGEYÜ
[<

( Altı parmağı olan adam. İLE Çok kısa boylu kişi.[Neredeyse iki arşın olan.] )

- EROİNMAN[Fr. < HÉROÏNOMANE] değil/yerine/= EROİNCİ

- EROPIUM[İng.] ile/değil/yerine/= EROPYUM

- EROS ve/||/<> LİBİDO
ile/ve/||/<>/<
TANATOS ve/||/<> DESTRUDO

( Eşeysel ve varoluş yönünde dürtü ve güdü. İLE/VE/||/<>/< Varoluşsal dürtü ve güdü. )
( SIGMUND FREUD ile/ve/||/<>/< EDOARDO WEISS )

- EROS ile/ve HİMEROS

( Aşk. İLE/ve Arzu. )

- EROS ile TANATOS

- EROZİV/EROSIVE[İng.] değil/yerine/= AŞINDIRICI

- EROZYON["EREZYON" değil!]//EROSION[İng.]/EROSİYON[Fr.]/İTİKAL[Ar.] değil/yerine/= AŞINMA

- EROZYON ile KISIRLAŞMA

- ERRATUM[İng.] değil/yerine/= DÜZELTİ (YAZI)

- ERROR vs. FALLACY vs. MISTAKE(BY)

- ERSEMEK ile ERSELİK/LİK

- ERSOY, MEHMET (SİNOP/BOYABAT, 1964)

( İlk, Orta ve Lise öğrenimini Boyabat'ta tamamladı. 1982'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nden 1986'da mezun oldu. 1987'de Kastamonu Kaymakamı adayı olarak mesleğe kabul edildi. 1988'de bir yıl süre ile İngiltere'ye gönderildi. Kemalpaşa (İzmir) Kaymakam vekilliği görevinden sonra 1990'da kaymakamlık kursunu başarı ile tamamladı ve İvrindi (Balıkesir) kaymakamlığına atandı. Sırasıyla; Çeltik (Konya), Nizamiye (Tunceli) Kaymakamlıkları; Mardin Vali Yardımcılığı; Buldan (Denizli), Kozan (Adana), Çatalca ve Sarıyer (İstanbul) Kaymakamlıklarında bulundu. Sarıyer'den, Yalova'ya Vali olarak ayrıldı. )

- ERTAUL, ERDOĞAN (İSTANBUL, 1945)

( Sarıyer futbol okulundan yetişti ve değişik tarihlerde altı sezon (1961 - 1965 ve 1972 - 1974) Sarıyer'de kaldı. Sarıyer forması altında 59 lig, 4 kupa maçı olmak üzere 63 resmi, 28 özel maçla birlikte 91 maçta oynadı. Lig maçlarında 12, kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 9 olmak üzere takımına 22 gol kazandırdı. 10 kez A Genç Milli, 1 kez Ümit Milli ve 10 kez de Amatör Milli olmak üzere 21 kez Milli Takım forması giydi. )

- ERTELEME ile/ve/||/<>/< ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

- ERTELEME ile/ve/değil ÖTELEME

- ERUPSİYON[Fr. < ÉRUPTION] değil/yerine/= YANARDAĞIN PÜSKÜRMESİ

- ERÜSTÜN, ALİ RAİK (1956)

( Galatasaray'dan transfer edildi iki sezon (1970 - 1972) tescilli kaldığı Sarıyer'in 45 lig, 3 B takımlar ligi ve 2 kupa maçı olmak üzere 50 resmi ve 10 özel maçla birlikte toplam olarak 60 maçında yer aldı. Lig maçlarında 3, özel maçlarda 8 olmak üzere takımına 11 gol kazandırdı. )

- ERZİK, ŞENES (GİRESUN, 1942)

( Rumelihisarlıdır. Liseyi Robert Kolej'de okudu. Eğitimini Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olarak tamamladı. İş hayatına Sınai Yatırım ve Kredi Bank'ta bankacılık işleri ve Birleşmiş Milletlerin bazı projelerinin liderliğini yaptı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nde yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı, Bilahare Türkiye Futbol Federasyonunda yönetim kurulu üyesi olarak çalıştıktan sonra 1989'da Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığına seçildi. 1990'da UEFA' da göreve başladı. 2006 yılı itibariyle UEFA da asbaşkanlık görevini yapmaktadır. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Onursal Başkanı olarak kabul edildi. UEFA'da bugüne kadar en uzun süre ile yöneticilik yapan kişi unvanını elinde bulundurmaktadır. )

- ERZURUM ile ERZURUMLU/LUK

- EŞ ANLAMLAR: ARKEOZOOLOJİ[İng. ZOOARCHAEOLOGY] ile/||/<> ARKEOLOJİ[İng. ARCHAEOLOGY] ile/||/<> ZOOLOJİ[İng. ZOOLOGY]

( Arkeolojik kazılarda bulunan hayvan kemiklerini arkeolojik bir bakış açısı ile değerlendiren; arkeoloji, zooloji, antropoloji ve ekoloji ile ortak çalışmalar disiplinler arası çalışmalar yürüten bilim dalıdır. @@ Çeşitli maddi kalıntılar aracılığıyla eski insan yaşamını ve aktivitelerini inceleyen bilim sahasıdır. Kelime, köken olarak Yunancada eski şeyler anlamına gelen archaia ve bilim ya da mantık anlamına gelen logos kelimelerinden türemiştir. Bu alanda çalışmalar yapan bilim insanlarına arkeolog adı verilir. @@ Hayvanların sınıflandırılması, dağılımı, davranışı, yapıları ve görevleri ile ilgili bilim dalı.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EŞ ANLAMLI ile EŞ KÖK ANLAMLI

( SYNONYM ile PARONYM )

- EŞ ANLAMLI ile/ve/değil YAKIN ANLAMLI

- EŞ ANLAMLI/LIK ile/ve ÇİFT ANLAMLI/LIK


- EŞ ANLAMLI/LIK ile/ve ÇOK ANLAMLI/LIK

- EŞ ANLAMLI/LIK ile/ve EŞ ZAMANLI/LIK

- KOAXIALÜBERTRAGUNGSLEITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ EKSENLİ İLETİM HATTI

- INKOHÄRENTSCHE COMPTONSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ FAZLI OLMAYAN COMPTON SAÇILMASI

- INKOHÄRENTES LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ FAZLI OLMAYAN IŞIN

- INKOHÄRENTE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ FAZLI OLMAYAN SAÇILMA

- EŞ(KARI/KOCA/SEVGİLİ/FLÖRT, EHVER[Fars.], PARTNER[İng.]/KORTE[İt.]) ile İŞ

( Tümüyle övgüye değer, yüce biri ile karşılaştığınız zaman, sevginiz ve hayranlığınız, doğru davranma dürtüsü sağlar. )
( İş ve özel ilişkilerde, âdil ve dengeli kalmak için çaba gösterilmelidir. )
( KEBÛTER-İ HAREM: Ulaşılamayan sevgili. )
( Sevgilinin eşiğinde ölene şaşırılmaz, sağ kalana şaşırılır. )

- EŞ ÖZDEŞİM ile TAMAMLAYICI ÖZDEŞİM

- ES-SURET'UL-HÂSILA ile HUSÛL'ÜS-SURET

( Bilgi(sonuç). İLE Bilme(süreç). )

- SYNCHROCYCLOTRON[İng.] / SYNCHROCYCLOTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞ ZAMANLI SİKLOTRON


- SIMULTANEOUS REACTION[İng.] / SIMULTAN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ ZAMANLI TEPKİME

- EŞADLI = HOMONYM[İng., Alm.] = HOMONYMIE[Fr.] = HOMONYMIA[Yun.]

- ESÂMİ ile/||/<> MEZKÛR ile/||/<> MUTEBER

( Adlar. İLE/||/<> Zikredilen, sözü edilen. İLE/||/<> İtibar edilen, kabul gören. )

- ESSENCE[İng.] / EXTRACTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ESANS

- ESÂRET değil/yerine CESÂRET

( Cesâret yoksa esâret vardır/oluşur. )

- KELEBEK(PAPILLON)[1973] ve/<>/> ESARETİN BEDELİ(SHAWSHANK REDEMPTION) ve/<>/> OZ ve/<>/> PRISON BREAK ve/<>/> KELEBEK(PAPILLON)[2018]

- ESAS ile ESANS[İng. < ESSENCE]

- ESAS ile TEMELDE ile TEMEL

- ESAS/ASIL ile/ve/||/<> DAYANAK

- ESASLANMAK ile ESASLANDIRMAK ile ESAS ile ESASİ ile ESASLI/LIK ile ESASSIZ/LIK ile ESAS DURUŞ ile ESAS VAZİYET


- ESASTA ile ESASTAN ile ESASTAN BOZMA

- ESATİR ile ESATİRİ

- ISOBARIC PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞBASINÇLI SÜREÇ

- EŞCÂR ile/||/<> EŞCÂR-I MÜSMİRE ile/||/<> EŞCÂR-I GAYR-İ MÜSMİRE

( Ağaçla. İLE/||/<> Meyveli Ağaçlar. İLE/||/<> Meyvesiz ağaçlar. )

- NOYAU ÉQUIVALENT[Fr.] / ÄQUIVALENTKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ÇEKİRDEK

- EQUIVALENT NUCLEI[İng.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ÇEKİRDEKLER

- EQUIVALENT CIRCUIT[İng.] / ERSATZSCHALTUNG, ANALOGSTROMKREIS, ANALOGSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER DEVRE

- EQUIVALENT RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER DİRENÇ

- EQUIVALENT ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS ÉQUIVALENTS[Fr.] / ÄQUIVALENTE ELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ELEKTRONLAR

- GLEICHWERTIGE ENERGIEQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ENERJİ KAYNAĞI


- GRAM EQUIVALENT[İng.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER GRAM

- NUMBER OF EQUIVALENTS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER GRAMSAYISI

- EQUIVALENT CONDUCTANCE[İng.] / CONDUCTIVITÉ ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER İLETKENLİK

- EQUIVALENT WEIGHT[İng.] / MASSE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENT GEWICHT, ÄQUIVALENTE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER KÜTLE

- EQUIVALENT POINTS[İng.] / POINTS ÉQUIVALENTS[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER NOKTALAR

- EQUIVALENT FOCAL LENGTH[İng.] / LONGUEUR FOCALE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE BRENNWEITE, ÄQUIVALENTE FOKALDISTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ODAK UZAKLIĞI

- EQUIVALENT TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE ÉQUIVALENTE[Fr.] / GLEICHWERTIGE TEMPERATUR, ÄQUIVALENTTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER SICAKLIK

- EQUIVALENT SINE WAVE[İng.] / ONDE SINUSOÏDALE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE SINUSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER SİNÜS DALGASI

- EQUIVALENT VECTOR[İng.] / VECTEUR ÉQUIVALENT[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER VEKTÖR

- EŞDEĞERLİ = MUADİL = EQUIVALENT[İng.] = ÉQUIVALENT[Fr.] = ÄQUÏVALENT[Alm.] = AEQUIVALENS[Lat.] = EQUIVALENTE[İsp.]


- EQUIVALENT POINT POTENTIAL[İng.] / ÄQUIVALENT PUNKT POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞERLİK NOKTASI POTANSİYELİ

- EQUIVALENCE POINT[İng.] / ÄQUIVALENT PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞERLİK NOKTASI

- ESEDÎ ile/||/<> EŞREFÎ ile/||/<> FLORİ ile/||/<> MECİDİYE ile/||/<> LARİN ile/||/<> SULTANÎ ile/||/<> DUKA ALTINI ile/||/<> MANGIR ile/||/<> GANİMET

( Üzerinde aslan görseli bulunan Osmanlı parası. İLE/||/<> XVI. yy.dan sonra çıkarılan para. İLE/||/<> Osmanlı devletinde de kullanılmış Floransa parası. : İLE/||/<> 1840 yılında basılmış 20 kuruş değerinde gümüş sikke. İLE/||/<> Basra'da kullanılan bir gümüş para. İLE/||/<> Mısır Trablus ve Cezayir darphanelerinde basılan Osmanlı altını. İLE/||/<> Venedik altını. İLE/||/<> Bakırdan yapılmış iki buçuk para değerinde sikke. İLE/||/<> Savaşta düşmandan ele geçirilen mal. )

- ISOCLINIC LINE[İng.] / LIGNE ISOCLINIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEĞİM ÇİZGİSİ

- EŞEK BAŞI (DEĞİLIM/Z) ile/ve/değil/yerine/||/<> BOSTAN KORKULUĞU (DEĞİLIM/Z)

- ... EŞEK DEĞİLSİN YA ... ile/yerine İSTER İSTEMEZ

- EŞEK HAZZI ile SANATÇI HAZZI

- EŞEK/EŞGEK/EŞYEK[dvnlgttrk] ile AHDERİY/YAHMÛR[Ar.]/GÛR[Fars.]

( ... İLE Yaban eşeği. [ÂNE: Dişil ve yabanî eşek. | Yabanî eşek sürüsü.] [BEYDÂNE: Yabani dişil eşek.] )

- EŞEKLEŞMEK ile EŞEK/LİK ile EŞEKÇE ile EŞEKÇİ/LİK ile EŞEK OTU ile EŞEK ARISI ile EŞEK İNADI ile EŞEK DAVASI ile EŞEK DİKENİ ile EŞEK HIYARI ile EŞEK KAFALI ile EŞEK MARULU ile EŞEK SIPASI ile EŞEK ŞAKASI ile EŞEK CENNETİ ile EŞEK MAYDANOZU

- EŞEKOTU değil/yerine EVLİYAOTU


- COAXIAL TRANSMISSION LINES[İng.] / LIGNES DE TRANSMISSION COAXIALES[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEKSENLİ İLETİM HATLARI

- EŞELEMEK ile KAZMAK/KAZIMAK

- ECHELLETTE GRATING[İng.] ile/değil/yerine/= EŞELET IZGARA

- ESEME/ESTEM/ ile/ve/<> ALGI DÜZENEĞİ(/"DÜŞÜNCE KALIBI")(/PARADİGMA)

- ESEME/MANTIK ile/ve/<> ANLAMA YÖNTEMİ

- ESEME/MAN ile/ve/> ÇIKARIM

- ESENLEMEK ile ESENLEŞMEK ile ESEN/LİK ile ESENLER ile ESENLİKLİ

- ISENTROPIC PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ SÜREÇ

- ESER ADI ve MÜELLİF ADI ve VAKIF MÜHRÜ

- ESER ESEYAN YALISI/GÜLAĞA BALABAN YALISI

( Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerindedir. 1871 yılında inşâ edilmiştir. Yalı el değiştirmiş ve Söylemezoğlu ailesine geçmiştir. Son sahibi ise Gülağa Balaban olmuş ve yalıyı satın almıştır. Yalı bu isimle anılmaktadır. )

- ESER ÖĞELER(ELEMENTLER) ile/ve ULTRA ESER ÖĞELER(ELEMENTLER)

( Gövdenin günlük gereksiniminin 100 miligramdan az olduğu elementler. İLE/VE
Eser elementlerin binde biri kadar yani günde 100 mikrogram gerekli olan elementler. )
( Kritik önemi olan [esansiyel] elementler [Canlılığın devamı için mutlaka alınması gereken olmazsa olmaz elementlerdir.]:
Magnezyum, demir, çinko, bakır, mangan, molibden, krom, selenyum, kobalt, flor, iyot, boron, nikel, vanadyum ve silikon. )

- ESER ile/ve/<>/=/|| ÖĞRENCİ

- ESER ile/ve/<>/|| ŞAH-ESER

- ESERMEK ile ESER ile ESERSİZ/LİK ile ESER MİKTARDA

- COHERENT SCATTERING[İng.] / DISPERSION COHÉRENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRELİ SAÇILMA

- DISPERSION INCOHÉRENTE DE COMPTON[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ COMPTON SAÇILMASI

- INCOHERENT SCATTERING[İng.] / DISPERSION INCOHÉRENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ SAÇILMA

- EŞEY ile EŞEYLİ/LİK ile EŞEYSEL/LİK ile EŞEYSİZ ile EŞEYLİ ÜREME ile EŞEYSİZ ÜREME

- EŞEYE BAĞLI KALITIM[İng. SEX-LINKED INHERITANCE] ile/||/<> HEMOFİLİ[İng. HEMOPHILIA]

( Cinsiyeti belirleyen kromozomların (X ve Y) üzerindeki genlerin bir sonraki nesle aktarılması olayı. Canlının cinsiyeti ve cinsiyetler arası anatomik farklar gibi özelliklerinin oluşmasını sağlar. X ve Y kromozomları arasında homolog olan ve homolog olmayan kısımlar bulunur. Cinsiyet ve ona bağlı olan diğer özellikler kalıtılabileceği gibi hemofili, kulak kıllılığı, balık pulluluk gibi genetik hastalıklar da yavruya aktarılabilir. Dişi insanların eşey kromozomlarında X-bağlı gen olarak bilinen yaklaşık 1100 gen, erkek insanların eşey kromozomlarında ise Y-bağlı gen olarak bilinen 78 gen bulunur. Y kromozomunda çok az gen bulunduğundan babadan oğula çok az genetik hastalık geçmektedir. @@ Bir ya da birden fazla kan pıhtılaşma etmenlerinin oluşmadığı X'e bağlı genetik çekinik rahatsızlık. En küçük kesiklerde bile devam eden kanama görülür. İç kanamadan dolayı şişen eklemler sık rastlanan bir sorundur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EŞEYSEL BOŞALMA ile/ve HEYECANSAL BOŞALMA

( En doğal haliyle, gövdenin ve eşeysel örgenlerin fiziksel devinim ile gerçekleştiği yakınlık ve paylaşımın, titreme, sarsılma, penisten/vajinadan özel sıvının(belsuyu) dışarı çıkması gibi çeşitli dışavurumlar ve yoğunluklar yaşanması. İLE
Bir düşüncenin/hayalin/projenin/işin gerçekleşmesi yönündeki enerjinin içinde bulunulan ana yaklaşması, geç kalma, bir aracı kaçırmada yaşanan heyecan gibi çok çeşitli özel durumlar ile yaşanabilen heyecanlar ve kendinden geçiş derecesindeki mutlulukların yaşanması durumu ve eşeysel uyarılma/yoğunluk ve boşalım deneyimi. )
( ŞEKKÂZ: İlişki sırasında girişten/duhûlden önce boşalan kişi. )

- EŞEYSEL ENGELLENME ile/ve/değil VAROLUŞSAL ENGELLENME

- EŞEYSEL ÖRGEN:
"İKİ BACAK ARASI/NDA"
ile/ve/değil/||/<>/< İKİ KULAK ARASI/NDA (ZİHİNDE/DÜŞÜNCEDE)

- EŞEYSEL SEÇİLİM[İng. SEXUAL SELECTION] ile/||/<> BATEMAN EĞİMİ[İng. BATEMAN GRADIENT] ile/||/<> CİNSİYETLER ARASI SEÇİLİM[İng. INTERSEXUAL SELECTION] ile/||/<> İYİ GENLER HİPOTEZİ[İng. GOOD GENES HYPOTHESIS] ile/||/<> KAÇAK SEÇİLİM HİPOTEZİ[İng. RUNAWAY SELECTION HYPOTHESIS] ile/||/<> ÜREME BAŞARISI[İng. REPRODUCTIVE SUCCESS]

( Belirli bir fenotipe sahip bireylerin, diğer bireylere göre bu fenotipten ötürü üreme başarısının daha yüksek olması ve buna bağlı olarak bireyler arasında bir seçme ve elemenin oluşmasıdır. Genellikle bir cinsiyetin, karşıt cinsiyeti üreme öncesinde belirli özelliklere göre seçmesi olarak bilinir. @@ Üreme başarısının, eş bulma başarısıyla olan ilişkisini gösteren grafikteki en uyum doğrusunun (best fit line) eğimidir. Cinsel seçilimin gücünü ölçer. @@ Cinsel seçilimin alt başlıklarından biridir. Bir tür içerisinde, cinsel seçilimin etkisinin türün farklı cinsiyetleri arasındaki etkileşime bağlı olması durumudur. Birçok kuş türünde dişiler, erkekleri farklı tonlarda şarkı söyleme yetisi, simetrik ve düzgün yuvalar inşa etme kabiliyeti, vb. durumlara göre seçerler. Burada, farklı cinsiyetlerin cinsel seçilim ile olan ilişkisi görülmektedir. Yani bahsedilen, cinsiyetler arası seçilimdir. @@ Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, evrimsel süreçte kendisine avantaj sağlayabilen genlere sahip olan erkekleri seçtiğini ileri süren açıklama. Bu açıklamaya göre dişiler, genetik kalitesi yüksek erkeklerle çiftleşmeyi tercih eder. Bunun sebebi erkek bireyin genetik kalitesinin yüksek olmasının oluşacak yavruların genetik kalitesinin de yüksek olmasını sağlaması ve dişinin üreme başarısını artırmasıdır. @@ Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, diğer dişi bireylerin ilgisini çekebilecek özellikteki erkek bireyleri seçmesinden dolayı eşeyler arası bir cinsel görünüm farkının ortaya çıktığını ileri süren açıklama. Bu hipoteze göre dişi birey, diğer dişilerin ilgisini çekebilecek özellikteki erkekleri seçer, oluşan yavrulardan erkek olanlar bu özellikleri sergiler, dişi olanlar ise bu özellikleri seçer. Eşeyler arası görünüm ve davranış farkı giderek artar. Bu da zamanla çeşitli eşeysel farklılıklara neden olur. Görünüm ve davranış farklılıklarını açıklamak amacıyla Fisher tarafından ortaya atılmıştır. @@ Bir birey tarafından üretilen yaşayabilir ve verimli döl verebilir yavruların sayısıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EŞEYSEL USANDIRI/TÂCİZ ile BEZDİRİ/YILDIRMA/MOBBING

- EŞEYSELLİK/SEKS ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SARILMAK

( ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KOÇA )

- EŞEYSELLİK/SEKS:
"GÜÇ KAYBETMEK"
ile/değil/yerine DENGELENMEK/UYUMLANMAK/FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖN(DÜR)MEK

- EŞEYSELLİK/"SEKS YAPMAK" ile/ve/değil/yerine EŞEYSELLİĞİN HAKKINI TESLİM ETMEK

- EŞEYSELLİK/SEKS ile/değil SEVGİNİN (ÇEŞİTLİ) (FİZİKSEL) DIŞAVURUMLARI

- EŞEYSELLİK SORUNU / EŞEYSELLİK UYUMU

- EŞEYSELLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARKADAŞLIK/DOSTLUK

( BAHNÂME: Eşeysellik ilminden bahseden kitaplardır. [Daha önceleri tıp kitabı olarak çalışılmıştır.] )
(

ARKADAŞ-SEVGİLİ OLABİLMEK

Kişi, bazen arkadaşlarına sevgili gibi davranıyor. Sahipleniyor, kıskanıyor ama gırtlağına çökmeden. Tatlı tatlı flört ediyor ama sınırları aşmadan. Birlikte gülmekten ölüyor, çok ama çok eğleniyor, dağıtıyor, yerlere düşüyor, gecenin cılkını çıkarıyor ama o arkadaş ya, sevgili değil ya, hiç sorun olmuyor. Her şeyi konuşuyorlar, pek fazla sansür uygulamıyor, sürekli anlatıyorlar, fazlasıyla ilgili oluyor; kulaklarını kocaman kocaman açıp, dinliyor. En önemlisi de büyük bir coşkuyla sonsuza kadar yapılan işler üzerine konuşabiliyorlar, çünkü iş paylaşılabiliyor, birlikte benzer işler üretiliyor. Müthiş bir "zevkle" dedikodu yapabiliyor, hatta kendi karısını, kocasını, sevgilisini bile çekiştirebiliyor. Arkadaşlık, bu açıdan kişinin yaşamını sürdürebilmesi için büyük bir avantaj oluyor.

Ama kişiler, sevgilisine her zaman arkadaş gibi davranamıyor. Bir kere, eleştiriler, haliyle bu kadar net dile getirilemiyor. Sevgiliyle bir arkadaşla konuşulduğu gibi her zaman rahat da konuşulamıyor. Tehlikeli sularda dolaşmaktan kaçınmak gerekiyor. Çünkü sonuçları var bunun, bedelleri var bunun, ödemek gerekiyor, burnundan fitil fitil getirebilir, dikkatli olmak gerekir, çünkü sevgililik onuru yaralanıyor. Kişiler, sevgiliyken, evliyken çok daha duyarlılaşıyor. En küçük davranışa bile "Bana bunu nasıl yapar?" oluyor. Oysa arkadaşının kaldırabileceği sınırlar çok daha geniş. Kişi, her zaman sevgiliyi dinlemek de istemiyor. Tüm gün başkalarını dinlemiş olduğundan sıkılmış oluyor, gına gelmiş oluyor. Ya da öteki, seni dinlemek istemiyor. Eve bir sessizlik çöküyor, "Tetiği ilk kim çekecek?" diye gergin bir bekleyişe giriliyor. Bir de tabii sevgiliyle ya da kocayla sabahlara kadar zıplanıp eğlenilemiyor. Kalabalık içinde işin içine baskalarının ne düşüneceği girdiğinden gerilim artıyor, "biz"i düşünmekten "ben" karambole gidiyor.

Sevgiliyle başka bir koza yaratılıyor, o koza içine giriliyor. Hiç itirazım yok, o da güzel ama ayrı kategorilerdeki ilişkiler gibi sanki: Arkadaş olunca başka şeyler paylaşılıyor, sevgili ya da evli olunca başka şeyler paylaşılıyor. Bana daha iyisi, bu iki kategoriyi birleştirebilmek gibi geliyor. Bunun ideal bir şey olduğunu düşünüyorum: Arkadaş-sevgili olabilmek. Hem arkadaşın, hem de sevgilin gibi olabileceğin biri, hem arkadaşlığı, hem de sevgililiği paylaşabileceğin biriyle üretmek, gülmek, ağlamak, konuşmak, çekiştirmek çok daha heyecan verici geliyor. Kolay bir şeyden söz etmiyorum tabii. Arkadaş gibi zamanı geldiğinde geri çekilebilmek, uygun düştüğünde de sevgili gibi saldırabilmek, bu iki rolü birbirine karıştırmadan oynayabilmek her baba yiğidin harcı değil. Ama yapabilenler de yok değil. Yapabilenler mutluluğu ve güzellikleri yakalayabiliyor.



DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

Kırlangıç, birine âşık olmuş.

Penceresinin önüne konmuş, tüm cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra....

Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık...tık...tık...

Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma! Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam, birden parlamış.

- Yok daha neler?

- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.

Gerekçesi de sersemceymiş:

- Sen kuşsun! Hiç kuş, insana âşık olur mu?

Kırlangıç, mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha denemiş:

- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

Adam kararlı ve ısrarlı:

- "Yok, yok! Seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış, sözü kısa kesmiş:

- İşim gücüm var, git başımdan!

Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç, son kez adamın penceresine gelmiş:

- "Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık sorununa içerlemiş. Pek sinirlenmış.

- Ben yalnızlığımdan memnunum demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendine itiraf etmiş:

- "Hay benim akılsız başım!" demiş.

- Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte.

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:

- Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim.

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemış!

Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş!

Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.

Olanları anlatmış. Bilge kışi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- Kırlangıçların ömrü altı aydır...

* * * * *

Yaşamda bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elimize geçer ve değerlendiremezsek uçup gider.

Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp gider. Ve asla geri gelmez. )

- EŞEYSELLİK ile EŞEYSEL BİRLEŞME/BİRLİKTELİK

- EŞEYSELLİK/SEKS ve/> (İLK) TÖREN/ŞÖLEN

- EŞEYSELLİK = SEXOLOGY[İng.]

- ESFEL-İ SÂFİLÎN

( EN ALT MERTEBE, CEHENNEM )

- EŞGEÇERLİ = MUADİL = EQUIPOLLENT[İng.] = ÉQUIPOLLENT[Fr.] = ÄQUIPOLLENT[Alm.] = AEQUIPOLLENS[Lat.]

- EŞGÜDÜM(KOORDİNASYON) ile/değil EŞZAMANLI/LIK(SENKRON/İZASYON)

- EŞGÜDÜM ile/ve/||/<> İŞBİRLİĞİ

- ESHÂB-I YEMİN ile MEYMENE

- ISOCHORE[İng.] ile/değil/yerine/= EŞHACİM EĞRİSİ

- ESHAM[Ar.] ile/||/<> KAMBİYO[İt. < CAMBIO]


- EŞİ-BENZERİ (BULUNMAMAK/OLMAMAK)

- EŞİ-MENENDİ/MÂNENDİ (BULUNMAMA/OLMAMA)

- EŞİĞE YATMAK ve/||/<>/>/< YOKLUĞA TALİP OLMAK

- EŞİĞİNİ YÜKSELTMEK ile/yerine KENDİNİ GELİŞTİRMEK

- THRESHOLD VOLTAGE[İng.] / TENSION DE SEUIL[Fr.] / EINSATZSPANNUNG, SCHWELLENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK GERİLİM

- EŞİK:
SEÇİCİ/LİK
ile/ve/||/<>/> YÖNLÜ/LÜK ile/ve/||/<>/> KENDİNİ SÜRDÜRME EĞİLİMİ ile/ve/||/<>/> VERİ TAŞIMA KAPASİTESİ

- EŞİK ile/ve/||/<> KIRILMA NOKTASI

- ESİN ile İLHAM VERİCİ ile İLHAM KAYNAĞI ile İLHAM VERMEK ile ESİNLENİLMİŞ

- ESİNLENME ile/ve/||/<> ÖYKÜNME

- ESİR DÜŞMEK değil TESLİM OLMAMAK


- ESİRMEK ile ESİR/LİK ile ESİRE ile ESİRCİ/LİK ile ESİR KAMPI ile ESİR ALMACA ile ESİR PAZARI

- EŞİT OLAMAMA ile/ve/||/<> TAYİN EDİLEMEME

- EŞİT OLMASINA YAKIN TUTMAYA ...:
ÇALIŞMAK
ve/||/<> ÇABALAMAK

- EŞİT OLMAYAN PETALLER = EVRÂK-I TÜVEYCÎYE-İ GAYR-İ MUNTAZAMA = PÉTALES IRRÉGULIERS

- EŞİT ile ÇİFT ​​SAYILAR ile EŞİTLEMEK ile RAĞMEN ile AKŞAM ile AKŞAM PARTİSİ ile AKŞAM NAMAZI ile EŞİT OLARAK ile DÜZGÜNLÜK ile AKŞAM ŞARKISI

- EŞİT ile EŞDEĞER

- EŞİT ile EŞİTTİR İŞARETİ ile EŞİT ile EŞİTLİK ile EŞİTLEMEK ile EŞİT OLARAK

- EŞİTLEME ile EŞDEĞERLİLİK

- EŞİTLEMEK ile DENKLEM ile EKVATOR

- EŞİTLEMEK ile EŞİTLENMEK ile EŞİTLEŞMEK ile EŞİTLEŞTİRMEK ile EŞİTLEYEBİLMEK ile EŞİT/LİK ile EŞİTÇİ/LİK ile EŞİTSİZ/LİK ile EŞİTLİK EKİ ile EŞİT ÇENETLİ ile EŞİTLİK DERECESİ


- EŞİTLİK

- EŞİTLİK ADÂLETİ ve/||/<> ONUR ADÂLETİ

- EŞİTLİK ADÂLETİ ile/ve/<> ORAN ADÂLETİ

- EŞİTLİK/MÜSÂVAT ile/ve/değil/yerine/< TÜRE/ADÂLET

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Güçsüzün hakkının/haklarının savunulması/korunması. )
( Kişilerin eşitliği, sadece adâletin [en kısa sürede] sağlanması için [tüze/hukuk önünde] geçerlidir. [ille de bir farkı olacaksa/oldurulacaksa, sadece bilgileri/bildikleri/marifetleri iledir/kadardır.] )
( )
( )
( [CHAT GPT >]

Eşitlik, ırklarına, cinsiyetlerine, dinlerine ya da öteki özelliklerine bakılmaksızın tüm bireylere aynı biçimde davranılması gerektiği düşüncesini belirtir. Bu, herkesin aynı fırsatlara ve haklara sahip olması ve kimliğinden dolayı dezavantajlı ya da ayrımcılığa uğramaması gerektiği anlamına gelir.

Öte yandan, adâlet, yasaların âdil ve uygun biçimde yönetilmesini ve de âdil bir toplumun sürdürülmesini ifade eder. Bireylerin hukuka ve ahlâkî ilkelere göre haklarını almasını ve yanlış davranışın cezalandırılmasını içerir.

Eşitlik ve adâlet, genellikle birbiriyle ilişkili olsa ve örtüşebilse de aynı şey değildir. Eşitlik, herkese aynı biçimde davranmakla ilgiliyken, adâlet, bireylerin hak ettiklerini almasını ve yanlışların ele alınmasını sağlamakla ilgilidir. Bir toplumun eşit olup da âdil olmaması ya da tam eşitlik olmadan adâletin olması olanaklıdır.



[English]

Equality refers to the idea that all people should be treated the same, regardless of their race, gender, religion, or other characteristics. It means that everyone should have the same opportunities and rights, and should not be disadvantaged or discriminated against based on their identity.

Justice, on the other hand, refers to the fair and proper administration of laws and the maintenance of a just society. It involves ensuring that individuals receive what they are due, according to the law and moral principles, and that wrongdoing is punished.

While equality and justice are often related and can overlap, they are not the same thing. Equality is about treating everyone the same, while justice is about ensuring that people receive what they are entitled to and that wrongdoing is addressed. It is possible for a society to be equal but not just, or for there to be justice without complete equality. )

- EŞİTLİK ile AYNILAŞMAK

- EŞİT/LİK ile BAĞDAŞIK/LIK

- EŞİTLİK ile/ve/değil BERABERLİK

- EŞİT/LİK ile/ve/değil EŞDEĞER/LİK

- EŞİT/LİK ile/ve/değil/<>/< EŞDEĞERLİ/LİK

- EŞİT/LİK ile/ve/= <> EŞİK/LİK


- EŞİTLİK ile/ve/değil/||/<>/< EŞİTLEYEN

- EŞİTLİK ile/ve/||/<>/> FIRSAT EŞİTLİĞİ

- EŞİTLİK ile/ve/değil/||/<> FIRSAT/OLANAK/KOŞULLAR EŞİTLİĞİ

- EŞİTLİK ile HAKKANİYET

- EŞİTLİK ve KONFOR

( Ancak mezarda olur. )

- EŞİTLİK = MÜSÂVÂT = EQUALITY[İng.] = ÉGALITÉ[Fr.] = GLEICHHEIT[Alm.] = AEQUALITAS[Lat.] = IGUALDAD[İsp.]

- EŞİT/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ORTAK/LIK

- EŞİT/LİK ile/ve PARALEL/LİK

- EŞİTLİK ile/ve PAYLAŞIM

- EŞİTLİK ve/=/||/<>/>/< SAVAŞÇILARI

( Özellikle hukuk mantığı ve tarihi açısından, "Eşitlik Savaşçısı[On The Basis of Sex]"'nı izlemenizi öneririz... )
( image )

- EŞİT/LİK ile/ve/<> UYUMLU/LUK

- EŞİTLİK/TESÂVÎ ile TESÂVUK

- EŞİTSİZLİK ile/ve/||/<>/> BAŞKALDIRI

- EŞİTSİZLİK ile/ve DENGESİZLİK

- EŞİTSİZLİK ile/||/<> EŞİTLİK

( Eşitsizlik , eşitlik = ilişkisidir )
( Formül: x>3 İLE x=3 )

- ESİZ ile ESİZLİK
[<

( Yaramaz, ele avuca sığmaz çocuk. İLE Kötülük. )

- EŞKAL/SURET/FİZİK değil/yerine/= GÖRÜNÜŞ/BİÇİM

- RHOMBOHEDRAL[İng.] / RHOMBOÉDRIQUE[Fr.] / RHOMBOEDRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞKENAR DÖRTGEN YÜZLÜ

- EŞKENAR ile EŞKENAR ÜÇGEN ile EŞKENAR DÖRTGEN

- EŞKENAR ile/||/<> İKİZKENAR

( Eşkenar tüm kenarlar, ikizkenar iki kenar eşittir )
( Formül: 3 eşit İLE 2 eşit )

- ESKİ EŞYA ve/||/</<> ESKİ DÜŞÜNCE

( At! VE/||/<> At! )

- ESKİ OTO SANAYİ ATATÜRK PARKI

( Huzur Mahallesindedir. 395,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır.150,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )

- ESKİ SULAR CADDESİ

( Kaptan Sokaktan başlayan ve Hünkarsuyu ve Kestanesuyu Fabrikalarına giden caddedir. Bu cadde ilçenin ilk asfaltlanan caddesidir. )