YEDİ(7) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- PAPAĞAN ile ARA/MAKAV/MACAW

- PAPAĞAN ile/değil DENİZ PALYAÇOSU

- PAPAĞAN ile/değil HİNT KARGASI

- PAPAĞAN ile JAKO, KAKADU, KAKAPOEN, LORİ, AMAZON, ARA

- PAPAĞAN ile KAKAPO

( ... İLE Yeni Zelanda'da yaşarlar. )
( ... İLE 80 yıl yaşarlar. )
( )

- PAPAĞAN ile KEA PAPAĞANI

( ... İLE Dağlarda yaşayan tek papağan türü. )
( )

- PAPAĞAN ile KIRMIZI GAGALI TUKAN

( ... İLE Güney Amerika'nın, tropikal ormanlarında yaşarlar. )
( ... İLE Gagalarını kullanarak serinlerler. )

- PAPAĞAN ile LEVRİ

( ... İLE Kırmızı papağan. )

- PAPAĞAN ile PALMİYE KAKADUS

( ... İLE Yeni Gine ve civarındaki adalarda görülmektedir. )
( ... İLE Uzunlukları, 65 - 75 cm. arasında değişmektedir. )
( ... İLE Kırmızı renkli yüzü vardır.[Heyecanlandıklarında, mavileşmektedir.] )

- PAPAĞAN ile PERU PAPAĞANI


- PAPAĞANLAŞMAK ile PAPAĞAN/LIK ile PAPAĞANLAR ile PAPAĞAN ANAHTARI

- PAPAĞAN/PENGUEN ile/değil PUFFIN

- PAPALIK ile/||/<> PAPA

( Katolik Hıristiyanlığın başkanlığı. Vatikan Kilisesi. İLE/VE/||/<> Katolik Kilisesi'nin, bir kurul tarafından seçilen, Vatikan'da oturan ve Hz. İsa'nın vekili sayılan başkanı. )

- PAPA/LIK ile PAPAK ile PAPAZ/LIK ile PAPAZ BALIĞI ile PAPAZ YAHNİSİ ile PAPAZ BALIĞIGİLLER

- PAPALİNA ile/||/<> SARDALYE BALIĞININ YAVRUSU

( sardalye balığının yavrusu Rumcadan alındığı anlaşılıyor Georgacas FT papalina üzerinde durmamıştır )

- PAPATYA TOPLAMA:
HAZİRAN/TEMMUZ'DA
değil/>< MAYIS'TA

( Zehirli. >< Zehirsiz. )

- PAPATYA ile AFRİKA PAPATYASI

- PAPATYA ile/ve ÇAYIR PAPATYASI

- PAPATYA ile/değil GÜMÜŞDÜĞME

- PAPATYA ile/ve HOROZGÖZÜ, KOYUNGÖZÜ, SIĞIRGÖZÜ, TAVUKGÖZÜ


- PAPATYA ile/||/<> PAPATYA[Yun.]

( botanik Papatyagiller Compositae familyasından kenardaki çiçekleri beyaz ortadaki çiçekleri sarı renkli aken tipi meyveleri olan ülkemizde doğal olarak 50 türü bulunan çok yıllık otsu nadiren çalımsı bitkiler papadya Tietzeye göre 25 170 Rumcadan alınmıştır R παπαδιά Frau des Popen Meyer TürkSt 67 Räsänen V 379b )

- PAPATYA ile PAPATYALI ile PAPATYASIZ ile PAPATYA FALI

- PAPATYA ile/değil PYRENTUM

( ... İLE/DEĞİL Zehir olarak kullanılmaktadır. )

- PAPATYA ile SARI ÇALI PAPATYASI

- PAPATYA ile/ve SIĞIRGÖZÜ

- PAPATYA ile/ve VİRÂNE PAPATYASI/VARATİKA

- PAPATYA ile YAYLA PAPATYASI

- PAPAZ ile/ve/<>/< DİYAKOZ[Yun.]

( ... İLE/VE/<>/< Papazın yardımcısı. )

- PAPAZBURNU DALYANI

( Rumelifener ile Garipçe arasındadır. Boğaziçine geçişleri önlemek için burada savunma amaçlı tabya inşâ edildi. Tabya'da Cami, kışlak binası, depo gibi binalar vardı. Tabyanın 1790 - 1802 yılları arasında inşâ edildiği, 1607 yılında inşaatın tamamlanarak asker sayısının arttırılmasına dair belgeden anlaşıyıyor. Tabya kalıntıları mevcuttur. )

- PAPER KNIFE[İng.] ile/||/<> KİTAP AÇACAĞI

( Sayfalarının bir ya da iki kenarı katlı olan kitapları açmak amacıyla kullanılan tahta fildişi gümüş vb maddelerden yapılan araç )

- PAPİRUS <> KÜREK KEMİĞİ <> CEYLAN DERİSİ <> KİL TABLETLERİ

- PAPİRÜS ile/||/<> PAPİRÜS[Fr. < PAPYRUS]

( 1 Eski Mısırlıların yazı kâğıdı yapmak için özünden yararlandıkları bitki 2 Bu bitkiden yapılan kâğıt 3 Bu kâğıt üzerine yazılmış elyazısı Nil kıyılarının bataklık kesimlerinde yetişen Cyperus Papyrus adlı bitkiden yapılan bir tür yazı kâğıdı )

- PAPPATACI FEVER[İng.] ile/||/<> FIÈVRE À PAPPATACI[Fr.] ile/||/<> PAPPATACIFIEBER[Alm.] ile/||/<> TATARCIK HUMMASI

( Tatarcıklarla bulaşan ve Akdeniz çevresi ülkelerinde görülen virüslü evecen bulaşıcı dang humması benzeri hastalık üç gün humması )

- PARA:
AKÇE
ile/ve/||/<> SULTANÎ ile/ve/||/<> DUCAT ile/ve/||/<> FLORINS ile/ve/||/<> GURUS ile/ve/||/<> ŞÂHÎ

( Osmanlı'da. İLE/VE/||/<> Osmanlı'da. İLE/VE/||/<> İLE/VE/||/<> Venedik'te. İLE/VE/||/<> Macaristan'da. İLE/VE/||/<> Avrupa'da. İLE/VE/||/<> İran'da. )

- PARA AKLAMAK ile/ve/değil "VİCDAN(LAR)I/NI" "RAHATLATMAK"

- PARA BİRİMİ ile AKIM ile CURRENT ACCOUNT ile CURRENT MODE LOGİC ile GÜNCEL FİYAT ile ŞU ANDA

- PARA HARCAMAK:
"SAHİP OLMAK" İÇİN
ile/değil/yerine DENEYİM KAZANMAK ÜZERE

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha mutlu kılar. )

- PARA (SAPLANTISI) değil/yerine KİŞİ[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

- PARA TUTKUSU/HAMAN ile/ve ORUN/MEVKİ TUTKUSU/BELÂM ile/ve RUHBANLIK/İLÂH OLMA TUTKUSU

( KÂRUN ile/ve FİRAVUN ile/ve BELÂM )
( Emeğin sömürücüsü. İLE/VE Siyasetin zâlimi. İLE/VE Maneviyatın gaspçısı. )

- PARA ÜNİTESİ | PARA BİRİMİ ile/||/<> PARA BİRİMİ

( 1 Değer ve eder ölçüsü olarak alınan paranın sayışımında temel olarak alınan ölçü 2 Devletin para temel olarak aldığı altın ya da gümüş gibi madenler Bir ülkenin parası için belirlenen YTL avro dolar gibi temel ölçü birimi )

- PARA ile CRUZERO

( ... @@ Para birimi. )

- PARA ile/||/<> METİKEŞ

( ... @@ Mozambik'in para birimi. )

- PARA ile RUFİYAA

( ... @@ Maldiv para birimi. )

- PARABOL ile/ve HİPERBOL

( İki bilinmeyenli denklemlerle ölçülür. İLE/VE Üç ve üzeri bilinmeyenli denklemlerle ölçülür. )
( Bir düzlemin, odak denilen sabit bir noktadan ve doğrultman denilen sabit bir doğrudan, eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri. İLE Bir düzlemin, odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri. )

- PARABOL ile PARABOLİK

- PARABOL[Fr. < Yun.] ile PARABOLOİT[Fr. < Yun.]

( Bir düzlemin, odak denilen sabit bir noktadan ve doğrultman denilen sabit bir doğrudan, eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri. İLE Odağı olmayan, yalnız bir bakışım[simetri] ekseni bulunan, ikinci dereceden yüzey. )

- PARABRAHMAN ile/||/<> PARAMARTHA ile/||/<> TATHATA ile/||/<> TATTVA

( En Yüce Gerçek. @@ Yüce Gerçek. @@ Böylesilik. Evrenin tüm zihinsel koşullanmalar aşıldıktan sonra görülebilen gerçek durumu. @@ Gerçek, Öz. )

- PARACHUTE[Fr.] ile/||/<> PARAŞÜT[Fr.]

( Hava taşıtı veya yüksek bir yerden inen bir cismin bir insanın inişini ağırlaştırarak kontrollü bir biçimde yere inmesini sağlayan genellikle ipekten araç Paraşütlerinizi kullanarak inin Adalet Ağaoğlu Gece Hayatım 177 paraşüt kulesinden atladığının ertesi günü kız izci grubun trampetçisi olarak mahalleyi sololarıyla inletirdi Buket Uzuner Şairler Şehri 74 Gazeteye girerken kapıdaki kürdanlı oğlan merhabasını siyah bir paraşüt gibi saygıyla aldı Attila İlhan Kurtlar Sofrası 301 paraşüt Balonun hîni sükûtunda havaya mukavemet ederek ağır ağır inmesini temin eden alet Ali Seydi Lugâti Ecnebiye Yirminci yüzyılın ortasında uygar Fransa nın asker havacıları ve paraşütçüleri Cezayirli yurtseverlere kan kusturur işkence ederken Aziz Nesin Ah Biz Ödlek Aydınlar 15 İstanbulun fethinde paraşütçü kıtaların rolünü araştırmak kabilinden bir anakronizm örneği olur Haldun Taner Şişhaneye Yağmur Yağıyordu 45 Fransız paraşütçüleri evet Füruzan Kırk Yedi liler 292 Sakın bu pazar paraşütle atlamaya uçmaya filan kalkma Ayşe Kulin Köprü 210 )

- PARAÇOL[İt. < BRACCIOLO] ile/||/<> KÖŞEBENT

( köşebent İtal bracciolo knee in shipbuilding )

- PARADOKS | ÇATIŞKI ile/||/<> ÇELMECE

( Kendi içinde çelişkili olan ve bu nedenle yanlış olan önerme.. )

- PARADOKS[İng. PARADOX] ile/||/<> PARALEL EVRİM[İng. PARALLEL EVOLUTION] ile/||/<> PARALOG GENLER[İng. PARALOGOUS GENES] ile/||/<> PARAMESYUM[İng. PARAMECIUM] ile/||/<> PARAMUTASYON[İng. PARAMUTATION] ile/||/<> PARAPATRİK TÜRLEŞME[İng. PARAPATRIC SPECIATION] ile/||/<> PARASEMPATİK SİNİR SİSTEMİ[İng. PARASYMPHATETIC NERVOUS SYSTEM]

( Genel bilinenene ters ya da karşı olan fakat doğru olan ifade. @@ Paralel evrim, benzer akrabalarda, benzer niteliklerin bağımsız evrimleşmesidir. @@ Bir tek genomda gen ikilenmesi ile oluşmuş ve işlevleri farklılaşmış, benzer genler. @@ Ciliates grubuna ait tek gözeli bir Protoktist. Normalde aseksüel çoğalmalarına karşın, eşleşme tiplerinin de rol oynadığı cinsel konjugasyon da yaparlar. Paramecium aurelia'nın, 16 farklı çiftleşme öbeği oluşturan 34 kalıtsal çiftleşme türü vardır. @@ İki alel arasında bir etkileşim olması sonucunda bir alel, diğerinin genetik yapısında bir değişikliğe neden olması sonucu oluşur. Epigenetik bir mekanizmadır. @@ Kesintisiz bir coğrafi bölgede yeni ekolojik konumların ortaya çıkması ile populasyon ikiye ayrılır ve türler arası etkileşim azalır. Heterezigotların az uyumlu olması nedeniyle iki topluluğun birbiriyle çiftleşmemesini avantajlı kılacak davranışlar ya da mekanizmalar seçilime uğrar. Bu farklı seçilim baskısı sonucunda meydana gelen türleşmeye denir. @@ Vücudun gergin bir durumda adrenalin algıladıktan sonra dinlenme ve sindirim gibi normal faaliyetlere dönmesini sağlayan sinir sistemidir. Vücudun enerjiyi korumasını, sindirim süreçlerinin iyileştirilmesini ve dinlenmeyi teşvik etmesini sağlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PARADOKS ile/||/<> PARADOX[İng.] ile/||/<> ÇELMECE

( Bir önermenin hem kendisinin hem de çelişiğinin aynı zamanda doğru olması )

- PARADOKS ile/||/<> PARADOX[İng.] ile/||/<> PARADOXE[Fr.] ile/||/<> PARADOXUM[Lat.] ile/||/<> PARADOXON, PARADOXIE[Alm.] ile/||/<> ÇATIŞKI

( Kendi içinde çelişkili olan ve bu nedenle yanlış olan önerme )

- PARADOX vs. ANTINOMY

- PARAFFIN BATH[İng.] / PARAFFIN BAD[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAFİN BANYOSU

- PARAFFIN WAX[İng.] / CIRE DE PARAFFINE[Fr.] / PARAFFINWACHS[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAFİN MUMU

- PARAFFIN SCALE[İng.] ile/değil/yerine/= PARAFİN SKALA

- PARAFFIN OIL[İng.] / PARAFFIN ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAFİN YAĞI

- PARAFİN ile/||/<> PARAFİN[Fr. < PARAFFINE]

( kimya Petrolden elde edilen ve histolojik kesitlerin gömülmesi ve kimi merhemlerin yapısında bulunan hidrokarbon karışımı beyaz kokusuz ve tatsız madde )

- PARAFİN ile PARAFİNLİ ile PARAFİNSİZ


- PARAFİNDEN YAPILMIŞ MUM ile/yerine %100 STEARİN YA DA DONYAĞI İÇEREN MUM

- PARAGNA ile/||/<> SADCİTANANDA ile/||/<> SWARGA

( Ego ile meşgul olmayan bilgi, kavrayış, bilinç, saf farkındalık. @@ Mutlak mükemmellikteki üç niteliğe sahip En Üstün Prensip. @@ Semavi âlemler. )

- PARAGNA/PRAJNA ile ...

( "Benlik" ile meşgul olmayan bilgi, kavrayış, bilinç, saf farkındalık. [Üstün bilinç durumu anlamına gelir.] )

- PARAGÖZ/LÜK ile PARAGÖZLÜ/LÜK

- PARAGRAFİ/PARAGRAPHY[İng.] değil/yerine/= YAZILI ANLATIM GÜÇLÜĞÜ

- PARACON[İng.] ile/değil/yerine/= PARAKON

- PARALAKS ile/||/<> DOPPLER METODU

( Paralaks geometrik uzaklık, Doppler radyal hız gezegen tespiti. )
( Formül: d = 1/p [pc] İLE v_r ölçümü )
( Christian Doppler tarafından 1842 yılında keşfedildi/formüle edildi. )

- PARALALİ/PARALALIA[İng.] değil/yerine/= HARF SÖYLEYİŞ GÜÇLÜĞÜ

- PARALALIA[İng.] ile/||/<> PEPELİK

( Konuşmada doğru olan seslerin yerine alışkanlıkla ilişkisi olmayan sesleri kullanma )

- CONNECTION IN PARALLEL[İng.] / CONNEXION PARALLÈLE[Fr.] ile/değil/yerine/= PARALEL BAĞLAMA


- PARALLELSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PARALEL BAĞLANTI

- REPLICATE SAMPLES[İng.] ile/değil/yerine/= PARALEL DENEY NUMUNELERİ

- PARALLEL AXIS THEOREM[İng.] ile/değil/yerine/= PARALEL EKSEN TEOREMİ

- THÉORÈME DES AXES PARALLÈLES[Fr.] / PARALLELES-ACHSEN-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= PARALEL EKSENLER TEOREMİ

- PARALEL EVREN değil ÇOKLU EVREN

( HUGH EVERETT )

- PARALEL HESAPLAMA ile/||/<> SERİ HESAPLAMA

( Paralel MPI/GPU çok işlemci, seri tek işlemci sıralı. )
( Formül: Speedup İLE sıralı )

- PARALEL VENASYON ile RETİKÜLER VENASYON

( Yaprak damarlarının koşut dizilimi. İLE Yaprak damarlarının ağsı dizilimi. )

- LAMELLA WITH PARALLEL SURFACES[İng.] / LAMELLE À FACES PARALLÈLES[Fr.] ile/değil/yerine/= PARALEL YÜZLÜ İNCE LEVHA

- LAMELLE MIT PARALLELEN OBERFLÄCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= PARALEL YÜZLÜ LAM

- PARALLELEPIPED[Alm.] ile/değil/yerine/= PARALEL YÜZLÜ


- PARALEL değil/yerine/= ENLEM/ENLEMLİ

- PARALEL ile EŞZAMANLI

- PARALEL ile/ve/değil/yerine/||/<> KATMANLILIK

- MUVÂZİ[Osm.] / PARALLEL[İng.] / PARALLÈLE[Fr.] / PARALLEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PARALEL

- PARALEL ile/ve VE

- PARALELCİLİK | KOŞUTÇULUK ile/||/<> KOŞUTÇULUK ile/||/<> KOŞUT GELİŞİM

( Birbirleriyle hiçbir ilişki ve değinileri olmayan halk kültürlerinde benzer halkbilim ürün ve olaylarının gelişimi ya da tüm halk kültürlerinde varlığı ileri sürülen doğrusal evrim koşut gelişim yayılım temel düşünce dağılım Zihin ile bedenin aynı zamanda görev yapmalarına karşın aralarında herhangi bir ilişki bulunmayan iki ayrı varlık olduğunu ruhsal olaylar ile bedensel olayların birbirini hiç etkilemeyen karşılıklı iki dizi biçiminde oluştuğunu ileri süren öğreti )

- PARALELLEŞTİRMEK ile PARALEL/LİK ile PARALELİST ile PARALELİZM ile PARALEL YÜZ ile PARALEL AKIM ile PARALEL KAİDESİ

- PARALEL/LİK ile BERABER/LİK

- PARALI SEKS ile PARAYLA SEKS

( Olabilir. İLE Olmaz! )

- PARALOJİ/PARALOGIA[İng.] değil/yerine/= YANLIŞ AKIL YÜRÜTME


- PARAMAGNETIC RELAXATION[İng.] / RELAXATION PARAMAGNÉTIQUE[Fr.] / PARAMAGNETISCHE RELAXATION[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK DURULMA

- PARAMAGNETIC FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET PARAMAGNÉTIQUE DE FARADAY[Fr.] / PARAMAGNETISCHER FARADAY-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK FARADAY ETKİSİ

- PARAMAGNETIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL PARAMAGNÉTIQUE[Fr.] / PARAMAGNETISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK KRİSTAL

- PARAMAGNETIC SPECTRUM[İng.] / SPECTRE PARAMAGNÉTIQUE[Fr.] / PARAMAGNETISCHES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK TAYF/SPEKTRUMU

- PARAMETRE ile/değil/yerine BİLEŞEN

- PARAMETRE/LER ile/ve DİNAMİK/LER

- PARANIN:
CEPTE OLMAMASI
ile/ve/değil/yerine/>< CEPTE OLMASI

- PARANIN:
GİTMESİ
ile/ve HARCANMASI

- PARANIN İŞLEVLERİNDE:
HESAP BİRİMİ
ile/ve/||/<>/> MÜBÂDELE ile/ve/||/<>/> MUHÂFAZA

- PARANIN KAYBI ile/ve/||/<> SAĞLIĞIN KAYBI ile/ve/||/<> KARAKTERİN KAYBI

( Çok da etkileyici olmayabilir. İLE/VE/||/<> Kaybımız, önemli, etkileyici ve büyük olabilir. İLE/VE/||/<> Herşeyi kaybetmiş oluruz. )

- PARANIN ...:
"KOKUSU"
ile/ve/||/<> "KORKUSU"

- PARANIN "ÖNEMİ" değil/yerine/< İNSANLIK

- [ne yazık ki]
PARA/NIZ:
VARSA
ile/ve/değil/yerine YOKSA

( Sadece kendiniz, kim olduğunuzu unutursunuz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tüm dünya, kim olduğunuzu unutur. )

- Paranı söyleme! SUS!!!

- PARANLA "VEZİR", AKLINLA REZİL OLMAK
ile/değil/yerine/><
PARANLA "REZİL", AKLINLA "VEZİR" OLMAK

- PARANOYA:
ERDEM
ve/||/<> AMAÇTAN UZAKLAŞMA/"SOYUTLANMA"

- PARANOYA ile KURUNTU

- PARAPET[İt. < PARAPETTO] ile/||/<> (GEMİLERDE) KORKULUK, KÜPEŞTE

( gemilerde korkuluk küpeşte İtal parapetto parapet breastwork Türkçe paranpet biçimindeki n ikincil bir sestir )

- PARAPET[İt.] ile/= KÜPEŞTE[Yun.] ile/= KORKULUK

( Gemi küpeştesi[Yun.]. | Korkuluk. | Pencere önlerindeki dar çıkıntı. İLE/= Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm. | Duvarların üzerine, balkon ya da pencerelerin içine çimento ve mozaik karışımı ile yapılan dolgu set. )

- PARAPRAKSİ/PARAPRAXIA[İng.] değil/yerine/= DİL-DEVİNIM SÜRÇMESİ


- PARAPSİKOLOG değil/yerine/= ÖTEUSBİLİMCİ

- PARAPSİKOLOJİ/PARAPSYCHOLOGY[İng.] değil/yerine/= FİZİK ÖTESİ "BİLGİSİ"

- PARAPSİKOLOJİ ile/||/<> PARANORMAL ile/||/<> PARAFİZİK ile/||/<> PARADİGMA ile/||/<> PARALEL ile/||/<> PARAZİT ile/||/<> PARALİMPİK ile/||/<> PARAMEDİK

(
Parapsikoloji Psikolojinin ötesindeki ruhsal/psişik olayları inceleyen alan.
Paranormal Normalin dışında olan, açıklanamayan (örnek: hayaletler, "UFO"lar)
Parafizik Fiziğin ötesindeki, fizik yasalarıyla açıklanamayan olaylarla ilgili.
Paradigma Bir düşünce yapısının yanındaki örnek, model, kalıp, çerçeve.
Paralel Yan yana giden, aynı doğrultuda. (matematiksel ya da mecâzî anlamda)
Parazit Yanında yaşayıp zarar veren canlı. [mecâzen de "gereksiz ses vb."]
Paralimpik Olimpiyatların yanında/desteğiyle düzenlenen engelli spor oyunları.
Paramedik Doktorun yanında çalışan sağlık görevlisi [acil tıp teknikeri].
)

- PARASEMPATİK SİNİR SİSTEMİ ile/||/<> PARASEMPATİK SİNİR SİSTEMİ

( para öteki syn ile pathos duygu Otonom sinir sisteminin bir parçası olup çalışması sempatik sinir sistemininkine karşıttır para yanında sympathes hoşlanma duygusu Sinir hücrelerinin perikaryon kısımları beynin medullasında orta beyinde ve omuriliğin sağrı bölgesinde olan uzantıları ise birçok organın duvarına kadar uzanan pregangliyonik ve postgangliyonik uzantılarda uyarılan asetilkolin kullanarak ileten bazı organlarda sempatik sinir sisteminin etkisini artırıcı bazı organlarda ise azaltıcı olarak görev yapan bağırsak ve kan damarlarındaki istemsiz kas hareketi göz tükrük bezleri mesane rektum ve eşeysel organlardaki salgılamaları iç organlara giden vagus sinirini kontrol eden otonomik sinir sisteminin bir kısmı Sinir hücrelerinin perikaryon kısımları beynin medullasında orta beyinde ve omuriliğin sağrı bölgesinde olan uzantıları ise birçok organın duvarına kadar uzanan pregangliyonik ve postgangliyonik uzantılarda uyartıları asetilkolin kullanarak ileten bazı organlarda sinir sisteminin etkisini arttırıcı bazı organlarda ise azaltıcı olarak görev yapan bağırsak ve kan damarlarındaki istemsiz kas hareketi göz tükürük bezleri mesane rektum ve eşeysel organlardaki salgılamaları iç organlara giden vagus sinirini kontrol eden otonom sinir sisteminin bir kısmı )

- PARASEMPATİK SİNİR SİSTEMİ >< SEMPATİK SİNİR SİSTEMİ

( (Yun. para = öteki, syn = ile, pathos = duygu)) Otonom sinir sisteminin bir parçası olup çalışması sempatik sinir sistemininkine karşıttır. @@ (Yun. para: yanında; sympathes: hoşlanma duygusu) Sinir hücrelerinin perikaryon kısımları beynin medullasında, orta beyinde ve omuriliğin sağrı bölgesinde olan, uzantıları ise birçok organın duvarına kadar uzanan, pregangliyonik ve postgangliyonik uzantılarda uyarılan asetilkolin kullanarak ileten, bazı organlarda sempatik sinir sisteminin etkisini artırıcı, bazı organlarda ise azaltıcı olarak görev yapan, bağırsak ve kan damarlarındaki istemsiz kas hareketi, göz, tükrük bezleri, mesane, rektum ve eşeysel organlardaki salgılamaları, iç organlara giden vagus sinirini kontrol eden, otonomik sinir sisteminin bir kısmı. @@ Sinir hücrelerinin perikaryon kısımları beynin medullasında, orta beyinde ve omuriliğin sağrı bölgesinde olan, uzantıları ise birçok organın duvarına kadar uzanan, pregangliyonik ve postgangliyonik uzantılarda uyartıları asetilkolin kullanarak ileten, bazı organlarda sinir sisteminin etkisini arttırıcı, bazı organlarda ise azaltıcı olarak görev yapan, bağırsak ve kan damarlarındaki istemsiz kas hareketi, göz, tükürük bezleri, mesane, rektum ve eşeysel organlardaki salgılamaları, iç organlara giden vagus sinirini kontrol eden otonom sinir sisteminin bir kısmı. )

- PARASEMPATİK ile PARASEMPATİK SİNİR SİSTEMİ

- PARASEMPATİK ile/ve/||/<>/< SEMPATİK SİNİR SİSTEMİ

( )

- PARASITOLOGY/PARASITOLOGIST/PARASITOLOGICAL[İng.] değil/yerine/= PARASITOLOGIE[Fr. < PARASITE] değil/yerine/= PARASITOLOGIE[Alm.] değil/yerine/= PARAZIT

( TV. Vericilerin ürettiği dalgaların dışında, elektrik yüklerinin hızlı yer değiştirmesinden doğan ve bu dalgaların ilettiği yayını bozan radyoelektrik yayın. @@ bk. asalak. @@ bk. asılak @@ bk. asalak @@ Asalak. @@ 1. Canlı bir organizmanın üzerinde veya içerisinde organizmanın zararına yaşayan bitki veya hayvan, asalak. İnsanların, hayvanların ve bitkilerin üzerinde veya içerisinde bu canlıların aleyhine yaşayan canlılar. Kimi yazarlar bakteri ve virüsleri da parazit olarak ifade etmektedirler. 2. Bakışımlı ikizlerden eksik gelişen ve daha küçük kalmış yavru, dölüt içinde dölüt. Normal gelişim gösteren ikize sıkı bir biçimde yapışmış ve normal yavrunun içine girmiş olarak bulunur. @@ Anadolu ağızlarında barazit ~ barazıt biçimlerini almıştır. bk. barazit ~ barazıt. )

- PARASIZ ile KOMİSYONCU

- PARAŞÜT"[İng./Fr. < PARACHUTE]/KANOPİ[Yun. < KŌNŌPEÎON< KŌNŌPS: Cibinlik/perdeli yatak.][İng. CANOPY][Fr. CANAPÉ < Lat. CONOPEUM] değil/yerine/= KANAT/İNDİRGEÇ/"DÜŞÜRTEÇ"


- PARAŞÜT ile PARAŞÜTLÜ ile PARAŞÜTÇÜ/LÜK ile PARAŞÜT KULESİ ile PARAŞÜT BİRLİKLERİ ile PARAŞÜTÇÜ BİRLİKLER

- PARATİROİD BEZİ ile (KULAKALTI) TÜKÜRÜK BEZİ

- PARATHYROID HORMONE, PARATHYROID, PARATHORMONE[İng.] / PARATHORMONE[Fr.] / NEBENSCHILDDRÜSEN, PARATHORMON[Alm.] ile/değil/yerine/= PARATİROİT HORMONU, PARATHORMON

- PARATVA ile ...

( Uzaklık, terkedilmişlik. )

- PARATVA >< APARATVA

( Uzaklık, terkedilmişlik. @@ Yakınlık. )

- PARAVAN[Fr. < PARAVENT] ile/ve/değil/||/<> KALKAN

- PARAVAN ile PARAVANA ile PARAVAN MENTEŞESİ

- PARAVAN[Fr. < PARAVENT] değil/yerine/= PERDE[Fars.]

( Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda, bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır, çerçeveli perde. | Adından, yetkisinden, gücünden, kendine belirli etmeden yararlanılan kişi/kuruluş. )

- PARAVAN/A[Fr. < PARAVENT]/SEPERATÖR[İng. < SEPERATOR] değil/yerine/= AYRAÇ

( Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde. | Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belirli etmeden yararlanılan [kişi ya da kuruluş]. )

- PARAVENT[Fr.] ile/||/<> PARAVAN[Fr.]

( 1 Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan katlanır taşınır çerçeveli perde Karyolalar kırık dökük mobilyalar bezi yırtık paravanlar Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur 23 Paravanın arkasında soyundu Elif Şafak Mahrem 91 Bir geniş paravan salon olan odadaki musluk ile aynayı kapatacak Memduh Şevket Esendal Ayaşlı ile Kiracıları 229 Japon estamplı paravanın arkasına kaçtım gece Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 89 Herkesin karyolası ortaya taşınmıştı Perdelerle paravanlarla bölmeler yapılmıştı Pınar Kür Akışı Olmayan Sular 186 Şu paravanın arkasında bekle sana ihtiyacım olacak Halide Edip Adıvar Yeni Turan 45 2 mec Konumu veya gücü herhangi bir şeyi saklamak veya korumak için istismar edilen varlık )

- PARAYI, MEZARA GÖTÜREN >< PARANIN, MEZARA GÖTÜRDÜĞÜ

( Yoktur. >< Çoktur. )

- ENTSTÖRGERÄT, ENTSTÖRVORRICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAZİT GİDERİCİ

- PARASITENÄTZENDES MITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAZİT ÖLDÜRÜCÜ

- OSCILLATION PARASITE[Fr.] / PARASITÄRE SCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAZİT SALINIM

- PARASITIC OSCILLATIONS[İng.] ile/değil/yerine/= PARAZİT SALINIMLAR

- PARAZİT[Fr. < Yun.] değil/yerine/= (")ASALAK(")

( Asalak. | Radyo yayınına karışan yabancı ses. | Başkalarının sırtından geçinen kişi. )

- PARAZİT ile DİL PARAZİTİ

- PARASITE[İng.] / PARASITE[Fr.] / PARASITÄ[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAZİT

- PARAZİT ile SAPROFİT

( Canlı konakçıdan beslenen organizma. İLE Ölü organik nesnelerden beslenen organizma. )

- PARÇA ALIMI | BİYOPSİ ile/||/<> BİYOPSİ ile/||/<> BİYOPSİ[Fr. < BIOPSIE]

( bios hayat opsis görme İncelemek üzere canlı doku örneği alma Canlı bir dokudan incelenmek üzere küçük bir parça veya örnek alınması 1 Canlı vücudunun patolojik değişime uğramış kısmından mikroskobik inceleme için endoskopi altında bir paçasını keserek hücre veya doku parçası çıkarılması işlemi veya yöntemi doku örnekleme Genellikle bir tümörün iyi veya kötü huylu olduğunu ortaya koymak için kullanılan standart basamaktır 2 Canlı insan ve hayvandan mikroskobik muayene için alınan doku parçası doku örneği )

- PARÇA | FRAGMAN ile/||/<> FRAGMAN[Fr. < FRAGMENT]

( Kırılmış küçük kemik parçası )

- PARÇA ile/ve/değil/||/<>/< BİLEŞEN

- PARÇA ile PARÇALI ile PARÇALI ile PARÇALANMIŞ

- PARÇACI ile/||/<> PARÇACI

( Tul Komiğe laf açan yaşlı oyun kişisi Doğaçlama Türk doğaçlama tiyatrosunda komiğe laf açan oyun kişisi )

- PARTICLE FLUX DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= PARÇACIK AKISI YOĞUNLUĞU

- PARTICLE LENS[İng.] / LENTILLE À PARTICULES[Fr.] / TEILCHENLINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= PARÇACIK MERCEĞİ

- ZERRE[Osm.] / PARTICULE[İng.] / PARTICULE[Fr.] / PARTIKEL, TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= PARÇACIK, TANECİK

- PARÇALAMA ile DAĞITMA

- PARÇALAMAK ile PARÇALANMAK ile PARÇALATMAK ile PARÇALAYABİLMEK ile PARÇA ile PARÇACI/LIK ile PARÇALI ile PARÇA BÖLÜK ile PARÇA PARÇA ile PARÇA BAŞINA ile PARÇA PÜRÇÜK ile PARÇA BOHÇASI ile PARÇALI BOHÇA

- CRACKING PATTERN[İng.] / MODÈLE DE CRACKING[Fr.] / KRACKING MODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= PARÇALANMA DESENİ


- PARÇALANMA ile/ve/> ÇOĞALMA

- PARÇALANMA ile/ve/değil/yerine DAĞILMA

- PARÇALANMAK ile PARÇALANMIŞ ile İLGİSİZLİK ile İLGİSİZ ile İLGİSİZLİK

- PARÇALARDA, PARÇAYI/LARI GÖRMEK ile/değil/yerine PARÇALARDA, BÜTÜNÜ GÖRMEK

- PARÇALI YAPRAK = VARAK-I MÜNKASİM = FEUILLE DIVISÉE

- PARÇALI YAPRAK = VARAK-I MÜREKKEBE = FEUILLE COMPOSÉE

- PARÇALI/LIK ile/değil AYRI/LIK

- PARÇA(NIN) SAPTA(N)MASI/KABULÜ ile BÜTÜN(ÜN) SAPTA(N)MASI/KABULÜ

- PARÇASI OLMAK ile/||/<> İÇİNDE OLMAK ile/||/<> İÇERMEK

- PARÇASI OLMAK ile/yerine/değil UZANTISI OLMAK


- PARÇAYI ZİKR-BÜTÜNÜ KASIT ile BÜTÜNÜ ZİKR-PARÇAYI KASIT

- PARDESÜ[Fr.] ile CÜPPE[Ar.]

( Serin havalarda, giysilerin üzerine giyilen ince üstlük. İLE Hukukçuların, bilimteylerde, belirli bir aşamaya ulaşmış bilimkişileri, dinadamlarının giysi üzerine giydikleri, uzun yenleri geniş, düğmesiz giysi. )

- PARDÖSÜ ile PARDÖSÜLÜ ile PARDÖSÜSÜZ

- PARENDE/PARANDE" değil PERENDE[Fars.]

( Havada çark gibi dönerek atılan takla. )

- PARENKİMA = NESC-İ HÜCREVÎ = TISSU CELLULAIRE

- PARENT :/yerine EBEVEYN

- PARENT[İng.] ile/||/<> EBEVEYN[Ar. < EBEVEYN]

( Ortak olarak bir yavruyu oluşturan anne ve baba )

- PARENT[İng.] ile/||/<> PARENTS[Fr.] ile/||/<> VELİ[Ar. < VELİ]

( Okula giden bir çocuğun her türlü davranış ve tutumundan sorumlu olup onunla ilgili işleri izleyen kimse )

- PAREZİ/PARESIS[İng.] değil/yerine/= HAFİF FELÇ

- PARCHMENT[İng.] ile/değil/yerine/= PARGÓMEN


- PLASTER OF PARIS[İng.] ile/değil/yerine/= PARİA PLASTERİ

- PARILTI ile IŞILTILI ile IŞILTILI

- PARILTI ile ÖFKELİ ile PARLAK ile ATEŞ BÖCEĞİ

- PARILTI ile PARILTI

- PARILTI ile PARILTILI ile PARILTISIZ

- PARİPİNNAT YAPRAK = VARAK-I RÎŞÎ-İ TEV'EMÎ = FEUILLE CONJUGUÉE, FEUILLE PARIPENNÉE

- PARİS PLASTERİ | ALÇI ile/||/<> AMETİST ile/||/<> OPAL

( Kalsiyum kükürt tuzu, iki molekül su ve bileşik bir mineralden (alçı taşı) elde edilen madde. @@ CaSO4.1/2 H2O; ısıtılınca (100-200°C) suyunun 3/4'ünü yitirerek ak bir toza dönüşen ve su ile karıştırılınca ısı açığa çıkarıp bir süre sonra katılaşma özelliği gösteren özdek. @@ bk. alca @@ (jeoloji) @@ Kıbrıs ağzında yalçı olarak geçer. Bu biçimin başındaki y-'nin sonradan türediği anlaşılıyor. ~ Az alçıdaşı 'alçı taşı, inşaatta kullanılan taş türü' ( )

- PARİYETAL KAPAK[İng. PARIETAL OPERCULUM] ile/||/<> PARİYETAL LOB[İng. PARIETAL LOBE] ile/||/<> SYLVİAN OLUĞU[İng. SYLVIAN FISSURE]

( Beyinde, Sylvian oluğunun üstünü kapatan pariyetal lob bölgesidir. İkincil dokunma bölgesini içerir. @@ Uzaysal duyular ve yönelimleri kontrol eden beyin bölgesidir. Dokunma bölgesini ve görsel bölgenin arka kısmını içerir. Cisimlerin görsel manipülasyonunda, soyutlanmasında ve hayal gücünde görev alır. @@ Beyinde, frontal (ön) lob ile pariyetal lob kısımlarını birbirinden ayıran hattın adıdır. Kısımların göreceli büyüklüğünü göstermesi açısından önemlidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PARK ÇEŞMESİ

( Sarıyer'de Vapur iskelesi yanındaki Mehmet Akif Ersoy Parkı'nın içindedir.1987 yılında Türkiye Gazetesi tarafından yaptırılmıştır. Mermerden yapılmıştır, kubbelidir ve kubbe üzerinde alemi vardır. Köşeli çeşmenin her köşesinden musluğu vardır. Firdola mermer yalağı vardır. )

- PARKE[Fr. PARQUET] değil/yerine/= SAVCI

( Eskiden, hakim kürsüsünden aşağıda ve yerde oturmaları nedeniyle savcılara, parke adı verilirmiş. )

- PARKING :/yerine PARK YERİ

- PARKINSON DISEASE[İng.] ile/değil/yerine/= PARKİNSON HASTALIĞI

- PARLAK ile/||/<> ARJANTE[Fr.]

( ... İLE/||/<> Gümüş gibi parlak. )

- PARLAK ile PARLAK GÖZLÜ ile PARLAK İŞARET ile AYDINLATMAK ile PARLAKLIK ile PARLAK ÇALIŞMA

- BRIGHTNESS FACTOR[İng.] / FACTEUR DE LUMINOSITÉ[Fr.] / HELLIGKEITSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PARLAKLIK ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ

- PARLAMA | PARILTI ile/||/<> PARILTI

( Sinema TV Bir optik dizgede görüntü yüzeyine düşen gereksiz ışık Bir yüzeyin az ya da çok ışık yayımlar görünmesine bağlı görsel duyulanma vergisi Not Bu vergi ışıkölçümser bir büyüklük olan ışıklılığın yaklaşık ruhduyumsal psikosansoryel karşılığıdır )

- PARLAMA | PARILTI ile/||/<> PARLAKLIK

( Sinema/TV. Bir optik dizgede, görüntü yüzeyine düşen gereksiz ışık. @@ Bir yüzeyin az ya da çok ışık yayımlar görünmesine bağlı görsel duyulanma vergisi. Not: Bu vergi ışıkölçümser bir büyüklük olan ışıklılığın yaklaşık ruhduyumsal (psikosansoryel) karşılığıdır. )

- PARLAMA ile ALEVLENME

( İŞTİAL: Tutuşma, parlama, alevlenme. )

- PARLAMA ile ALEVLENMEK

- PARLAMA ile ÇÖKME


- PARLAMA ile PARLAMA NOKTASI

- PARLAMENTO ile/ve/||/<> AMERİKA YENİ KUVVETLER AYRILIĞI

- PARMAK HESABI ile/||/<> HECE TARTISI

( Hece tartısı )

- PARMAK ile/||/<> ÖRÜMCEK PARMAK/ARAKNODAKTİLİ

- PARMAK/LIK ile PARMAKLAMAK ile PARMAK PARMAK ile PARMAKLI ile PARMAKSIZ ile PARMAK İZİ ile PARMAK ADAM ile PARMAKLIKLI ile PARMAK ÇOCUK ile PARMAK ÜZÜMÜ ile PARMAKLIKSIZ ile PARMAK HESABI ile PARMAK TATLISI ile PARMAK ALFABESİ

- PARMAKSI PARÇALI YAPRAK = VARAK-I ISBI'Î = FEUILLE DIGITÉE

- PARPA[Yun.] ile/||/<> KALKAN BALIĞININ YAVRUSU

( kalkan balığının yavrusu Kökenini bilmiyoruz )

- PARS ile ANADOLU PARSI

( )
( ... İLE Bu ırk, Andolu’da yaklaşık 40 yıl öncesine kadar yaşamını sürdürmekteydi. Yaşamları, yaklaşık 20 yıl kadardı. Son üyenin, 1974’te, Beypazarı’nda vurulduğu kabul edilmektedir. )

- PART TİME[İng.] değil/yerine/= YARI ZAMANLI

- PART-TIME[İng.] değil/yerine/= YARI ZAMANLI


- part vic.[Lat. < PARTIBUS VICIBUS] değil/yerine/= BÖLÜNMÜŞ DOZLARLA

- PARTENOGENEZ ile/||/<> BÖLLEMSİZ ÇOĞALMA

( böllemsiz çoğalma döllemsiz çoğalma Döllenmeden çoğalma )

- PARTIAL DERIVATIVE ile/||/<> TOTAL DERIVATIVE

( Partial ∂f/∂x tek değişken, total df/dx tüm değişkenler. )
( Formül: Single variable İLE all variables )

- PARTIAL[İng.] ile/||/<> BÖLÜMSEL

- PARTICIPATION CERTIFICATE, FUND CERTIFICATES, INVESTMENT FUND PARTICIPATION CERTIFICATE[İng.] ile/||/<> KATILMA BELGESİ

( Belge sahibinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları ve fona katılım payını gösteren emre veya hamiline yazılı olarak düzenlenebilen değerli kâğıt )

- PARTICIPATION, SHARING[İng.] ile/||/<> İŞTİRAK[Ar. < İŞTİRÂK]

( 1 İktisadi devlet teşekküllerinin veya kamu iktisadi kuruluşlarının veya bağlı ortaklıklarının sermayelerinin en az yüzde onbeşine en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketler 2 Bir ortaklık ile işletme arasında sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında devamlı bir bağ yaratan doğrudan veya dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisi )

- PARTICIPATION :/yerine KATILIM

- PARTICLE PHYSICS[İng.] değil/yerine/= PARÇACIK FİZİĞİ

( Parçacık fiziği ya da yüksek enerji ve plazma fiziği, atom altı parçacıkları inceleyen bilim dalıdır.[1] Daha kapsamlı bir ifadeyle parçacık fiziği; baryonlar, mezonlar, kuarklar, leptonlar ve bozonlar gibi atom altı parçacıkları, ve bu parçacıkların yapılarını ve özelliklerini inceler. Bilindiği üzere, 20. yüzyılın başlarında bilim insanları en küçük yapı taşının atom olduğunu düşünüyorlardı. Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda atom çekirdeğinin +1 yüklü protonlar ile yüksüz nötronlardan oluştuğu, çekirdeğin etrafında ise negatif yüklü elektronların bulunduğu anlaşıldı.[2] Daha sonrasında Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) gibi elektrik alanlar ve manyetik alanlar kullanılarak yapılan parçacık hızlandırıcılar sayesinde birçok yeni parçacık daha keşfedildi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PARTICULAR vs. SPECIAL

- PARTICULAR :/yerine BELİRLİ


- PARTİKÜL | TANECİK | PARÇACIK | PARTİKÜL ile/||/<> PARTİKÜL ile/||/<> PARÇACIK

( parçacık Granül Parçacık zerre Çok küçük madde parçası Foton proton baryon gibi özdeğin tane ya da ışınım özelliğini oluşturup ayrı nitelikler ve etkileşimler gösteren çok küçük boyutlu nesnelerin ortak adı Öğecik ve öğecik çekirdeği boyutlarında 10 cm 10 cm bağımsız nitelikli evrenin temel taşlarını oluşturan öğecikaltı tanecik partikül Maddenin ya da enerjinin en küçük parçası 1 Gaz sıvı katı bir ortamdaki küçük ya da çok küçük özdek parçası 2 Bir katı yapı içinde çökelen sert katı fazın küçük tanesi )

- PARTNER ile KAVALYE

- PARTNER :/yerine ORTAK, PARTNER

- PARTON MODEL[İng.] / MODÈLE DES PARTONS[Fr.] / PARTON-MODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= PARTON ÖRNEKÇESİ/MODELİ

- PARTZ CELL[İng.] ile/değil/yerine/= PARTZ GÖZESİ/HÜCRESİ

- PAS VERME | İKTİBAS | MÜNAKALE | CİRO ETMEK | TRANSFER | DEVİR | AKTARMA ile/||/<> AKTARMA ile/||/<> AKTARMAK

( Sinema TV 1 Bir ses kuşağının basım yoluyla başka bir kuşağa geçirilmesi 2 Mıknatıslı sesi optik sese çevirme 3 Bir sesi üzerinde saptandığı araçtan başka bir araca plaktan kuşağa kuşaktan plağa geçirme Gümrüğün deneti altında yabancı bir ülkeden getirilen malları getiren taşıttan bir deniz taşıtına koyarak yabancı ya da ulusal limana gönderme Bir oyuncunun ayakla ya da başla topu kendi takım arkadaşlarından birine göndermesi Kaynak verilerde hiçbir değişiklik yapmadan verileri bir veri ortamından okuyup değişik de olabilen bir fiziksel biçimde başka bir ortama yazma örn bir deste delikli kartı mıknatıslı kuşağa aktarma Sonuç aktarmanın yapıldığı koşullara bağlı olarak özgün kaynaktan belli ölçülerde değişik görünümlere de dönüştürülebilir Veri kaynağına ve sonucun amacına göre türlü bağlamlarda aktarma sözcüğünün çizelgede gösterilen eşanlamlıları kullanılır aktarma türleri tablo 1 Ruhsal çözümleme Bir varlığa karşı olan duyguları başka bir varlığa yöneltme 2 Hastanın ana babası karısı ya da kocası gibi yakınlık duyduğu kişilere ilişkin duygularını sağaltımcıya yöneltmesi Düşmandan alınıp yedekte getirilen gemi Bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü bir başka yapıta değiştirmeden alma 1 Düvenle sürülen sapın altını üstüne çevirme Taşpınar Apsarı Aksaray Beyağıl Ulukışla Niğde 2 Ekin biçildikten sonra tarlanın pullukla sürülmesi Yenikent Aksaray Niğde Halıyı düzenlemek Karakabaca Uluborlu Isparta Tanık diye göstermek üzere veya başka her hangi bir maksatla bir metinden kendi yazısına parça almak AKTARIŞ Citation 1 Ödenekliklerde kimi bölümlerde yeterli olmayan ödeneklere durumu yeterlinin üstünde bulunan öbür bölümlerden ekleme ya da düşülme yapılmak yoluyla gerçekleştirilen ödenek aktarması 2 Bir paranın bulunduğu sayışımdan bir başkasına geçirilmesi için yapılan işlem Tecimsel belgitlerden doğacak hakları bir başkasına geçirmek Giriş vergileri ödenmeksizin veya bağışık tutulma işlemi yapılmaksızın limana çıkarılan bir eşyanın başka bir limana gönderilmesi Bir bulguyu ya da markayı karşılıkla ya da karşılıksız olarak başkasına verme )

- PAS ile PASO ile PAS RENGİ ile PAS MANTARI ile PAS MANTARIGİLLER

- PASAKLI/LIK, ÇAPAÇUL ile/ve/değil DAĞINIK/LIK

- PASAKLILIK ile/ve/değil/||/<>/< KENDİNE GÖRELİK

- PAŞALAR DAİRESİ

( Kasr - ı Hümayün'ün kuzey doğusundadır. Bu bina Maslak Kasırları binalarını korumakla görevliler için yaptırıldığı sanılmaktadır. )

- PAŞALIK ile/||/<> ...

( 1 Paşa sanı ya da paşa olma durumu 2 Bir paşanın yönetimi altındaki bölge )

- PASAPORT[Fr.] ile PASAVAN[Fr.]

( Yabancı ülkelere gidecek olanlara, yetkili kurumca verilen, yabancı ülke yetkililerinin kimlik incelemesinde geçerli olan belge. İLE Türkiye Cumhuriyet ile sınırları olan ülkelerin, sınır bölgeleri içinde oturan Türk vatandaşlarına serbestçe gidip gelmeleri için verilen belge. )

- PASCAL İLE TORRİCELLİ İLE ARCHİMEDES ile/||/<> AKIŞKAN PRENSİPLERİ

( Temel hidrostatik yasalar. )
( Formül: F = ρVg )

- PASCALSCHES PRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= PASCAL İLKESİ

- PASCAL ÜÇGENİ ile/||/<> FİBONACCİ SPİRALİ

( Pascal binom katsayıları, Fibonacci altın oran spirali )
( Formül: (n choose k) = n!/(k!(n-k)!) İLE φ = (1+√5)/2 )
( Leonardo Fibonacci tarafından 1202 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1170-1250) (Ülke: İtalya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Fibonacci dizisi, Arap rakamlarını Avrupa'ya tanıtma) )

- PASCAL UÇURUMU ile/ve ASTRONOT SENDROMU ile/ve SİMURG SENDROMU

- PASCHEN-BACK EFFECT[İng.] / EFFET PASCHEN-BACK[Fr.] / PASCHEN-BACK-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PASCHEN-BACK ETKİSİ

- PASCHEN SERIES[İng.] / SÉRIES DE PASCHEN[Fr.] / PASCHEN REIHE, PASCHEN-SERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PASCHEN DİZİLERİ

- PASCHEN-PRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= PASCHEN İLKESİ

- PASCHEN'S LAW[İng.] / LOI DE PASCHEN[Fr.] / PASCHENSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= PASCHEN YASASI


- PÂSEK[Fars.] ile PÂ-SENG/PÂR-SENG[Fars.]

( Esneme/esneyiş. İLE Teraziyi denkleştirmek için kefesine konulan şey. )

- PASİF-AGRESİF/PASSIVE-AGGRESSIVE[İng.] değil/yerine/= EDİLGEN-SALDIRGAN

- PASSIVE IMMUNIZATION[İng.] / PASSIFI IMMUNISATION[Fr.] ile/değil/yerine/= PASİF AŞILAMA