YEDİ(7) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- KAYNATMA ile/ve/değil HAŞLAMA

( Bazı bitkileri/çayları, kaynatarak değil haşlama yaparak içmek gerekir. )
( Kök sebzelerini[patates, yerelması vb.] soğuk su ile. İLE/VE/DEĞİL Yeşil yapraklı, çiçekli ve çeşitli narin sebzeleri[ıspanak, brokoli, kuşkonmaz vb.] kaynamış suyun içine, fazla kaynatmadan, diri tutmak üzere kısa süreli. )

- KAYPAK[mecaz]/DÖNEK ile/değil/=/||/<> KAYAĞAN/KAYGAN

- KAYSER ile KAYSERİ ile KAYSERİLİ/LİK

- KAYTAN ile KAYTANLI ile KAYTAN BIYIK ile KAYTAN BIYIKLI

- CATION ANALYSE[Fr.] ile/değil/yerine/= KAYTON ÇÖZÜMLEMESİ

- KAZ ile AK YANAKLI KAZ

( ... İLE Yaşama, henüz yavruyken, Grönland'ın Orsted Dal Vadisi'nin dik kayalıklarından aşağı atlayarak ve ancak birkaçı bu atlayıştan başarıyla çıkarak başlar. )

- KAZ ile BEKTAŞİ ÜZÜMÜ

- KAZ ile SİBİRYA KAZI

- KAZA ile FELÂKET

- KAZA ile HATA ile YEĞLEME/TERCİH

( 1 KEZ ile 2. KEZ ile 3. KEZ )

- KAZÂ ile/ve/<>/> TESÂDÜF ile/ve/<>/> İSTİKRAR

( 1 kere olursa. İLE/VE/<>/> 2 kere olursa. İLE/VE/<>/> 3. kez olursa. )

- KAZA ile TESADÜFİ ile KAZARA ile KAZALAR

- KAZAK/LIK ile KAZAKÇA ile KAZAK ÇÖMELMESİ

- BOILER COMPOUND[İng.] / KESSELSTEINVER[Alm.] ile/değil/yerine/= KAZAN NESNESİ

- KAZAN ile TENCERE

- VERSTÄRKUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KAZANÇ FAKTÖRÜ

- [bazen] [ya/hem]
"KAZANÇ"/"KÂR"
ile/ve/değil/yerine/bazen/hem de/ya da/||/<>
DENEYİM/ÖĞRENME/YARAR

( "Hep mi ben kazanacağım/"kazanmalıyım"?",
Sadece benim mi yolum sürekli açık olacak/"olmalı"?
[eksik/fazla/özensiz] Yapmasam da olmaz mı?
[eksik/fazla/özensiz] Söylemesem/konuşmasam da olmaz mı? )

- KAZANÇ ile/ve HARCAMA

( Maliyetinin 6 katı. İLE/VE Gelirin yarısı kadarı üzerinden hareket ederek. )
( Kaybetmeyi ahlâksız kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. )

- KAZANÇ ile/ve/değil KAZANIM ile/ve/değil KÂR ile/ve/değil ÇIKAR

- KAZANCI, GÜRKAN (SARIYER, 1947)

( Sarıyerlidir. İlk ve Ortaokulu Sarıyer'de okuduktan sonra Bebek'teki Amerikan Kolejine devam etti. Sınavları kazanınca İ.Ü. Tıp Fakültesine devam etti ve 1973'te Tıp Doktoru olarak mezun oldu. Askerlik hizmetinden sonra Amerikan Hastanesi ve Fransız Lape Hastanesinde çalıştı. Devlet Uzmanlık sınavını kazanarak İzmir Eşrefpaşa Hastanesinden Üroloji Uzmanı olarak mezun oldu. Sırasıyla Aydın SSK, Kastamonu SSK Hastaneleri, 19 Mayıs Tıp Fakültesi ve Bostancı PTT Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalıştı. 2004'te emekli olduktan sonra Özel Okmeydanı ve Kadıköy Üniversal Hastanesinde çalıştı. )

- KAZANÇ'TA:
TİCARET
ile/ve/yerine ÜRETİM

- KAZANILMIŞ YETİLER ile/ve İŞLETİLEBİLİR YETİLER ile/ve GELİŞTİRİLEBİLİR YETİLER

- KAZANIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DONANIM

( "Kâr". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Yarar. )

- KAZANIM ile/ve ELDE EDİŞ

- Kazan'ın 20 km. kadar dışında bulunan bir tapınak, her bir kubbesinde bir tanesi yer alan ay, haç, yıldız ve öteki birçok dinin simgeleri ile tüm dinleri biraraya toplamak iddiasındadır.

- KAZANMA ile EDİNİMCİ

- KAZANMA ile "HAKLILIK"

( Kazanmak, haklılık gibi bir beklentili, yanlı sonuç çıkarmaz! )

- KAZANMAK ile KAZANILMAK ile KAZANDIRMAK ile KAZANABİLMEK ile KAZAN ile KAZANÇ ile KAZANCI/LIK ile KAZANÇLI/LIK ile KAZANÇSIZ/LIK ile KAZAN TAŞI ile KAZAN KEBABI ile KAZAN DAİRESİ

- KAZANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAŞAMAK

- KAZARA değil/yerine/= KAZAYLA/İSTEMEDEN


- KAZA/SIZ BELÂ/SIZ (GİTMEK)

- KAZASKER MUSTAFA İZZET EFENDİ ile YESERİZÂDE KAZASKER MUSTAFA İZZET EFENDİ

- KAZEİN ile KAZEİN TUTKALI

- [ne yazık ki]
KAZF-İ ...:
Bİ-TARÎK-İL KİNÂYE
ile MUALLAK ile MUZÂF ile SARÎH

( Birine, kinâyî bir tâbir ile zinâ isnâd etmek.[Hadd cezasını gerektirmez.] İLE Bir koşula talik sûretiyle gerçekleşen hakaret.[Hadd cezasını gerektirmez.]["şuraya giden zânîdir" denilmedikçe] İLE Bir vakte izâfe sûretiyle gerçekleşen hakaret.[Hadd cezasını gerektirmez.]["şu hâneye girerse zânîdir" denilmedikçe] İLE Sarâhâtten zînâya müşir bir söz ile gerçekleşen hakaret.["Şu kişi, zânîdir" gibi.] )

- KAZIKLAMAK ile KAZIKLANMAK ile KAZIK ile KAZIKLI ile KAZIKÇI/LIK ile KAZIK KÖK ile KAZIK FREN ile KAZIK MARKA ile KAZIKLI HUMMA

- KAZIM KOYUNCU PARKI

( Sarıyer Belediyesi tarafından Kocataş Mahlesinde yeni yapılan parkı Karadeniz Müziğinin efase ismi Kazım Koyucu'nun adı verilerek hizmete açıldı. Çocuklar için oyun gurubu, fitness ve dilenme alanı bulunuyor. )

- KÂZIM/KEZÎM[Ar. çoğ. KÂZIMÎN] ile KÂZIM/KAZIMA["ka" uzun okunur] ile KAZIM

( Kızgınlığını, öfkesini, hırsını yenen. İLE Kemirici.[hayvan] İLE Kazmak eylemi. )

- KAZIMAK ile KAZ ile KAZA ile KAZI ile KAZALI ile KAZILI ile KAZASIZ/LIK ile KAZ TÜYÜ ile KAZ ADIMI ile KAZASIZCA ile KAZ KAFALI/LIK ile KAZA KIRIM ile KAZI BİLİMİ ile KAZA DAİRESİ ile KAZA KURŞUNU ile KAZI BİLİMCİ ile KAZI BİLİMSEL ile KAZASIZ BELASIZ ile KAZA KIRIM EKİBİ

- KAZIMAK ile KAZINMIŞ ile OYMACI ile OYMAK

- KAZIMAK ile/ve/değil/yerine SIYIRMAK


- KAZIMAK ile YAZILI ile YAZIT

- KAZINMA ile EZİLME

- KAZINTI ile KAZINTILI ile KAZINTISIZ

- KAZİYYE-İ MUHKEME/MUHKEM KAZİYE değil/yerine/= KESİN YARGI

- KAZMA ile KİRİZMA[Yun.]

( Herhangi bir araçla toprağı açmak, oymak. | Bu yolla çukur, kuyu, yol vb. oluşturmak. İLE Toprağı derince kazarak altını üstüne getirme. )

- KAZMAK ile KAZI ile KAZILAR ile EKSKAVATÖR

- KAZMAK ile KAZIMAK

- KAZULET[Ar. < KAZÛRÂT] = KOCAMAN

- KB/BLOOD PRESSURE[İng.] değil/yerine/= KAN BASINCI

- KBRN/CHEMICAL, BIOLOGICAL, RADIOACTIVE, NUCLEAR[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL, BİYOLOJİK, RADYOAKTİF, NÜKLEER


- KBTA/CORONARY COMPUTED TOMOGRAPHYANGIOGRAHY[İng.] değil/yerine/= KORONER BİLGİSAYARLI KESITÇEKİM DAMAR GÖRÜNTÜLEMESİ, KORONER BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİK ANJIOGRAFİ

- KBY/CHRONIC RENAL FAILURE | PERSONAL INFORMATION MANAGEMENT[İng.] değil/yerine/= KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ | KİŞİSEL BİLGİ YÖNETİMİ

- KBYS/PERSONAL INFORMATION MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= KİŞİSEL BİLGİ YÖNETİMİ DÜZENİ

- KDS/DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= KARAR DESTEK DÜZENİ

- KEBAP/LIK ile KEBAPLI ile KEBAPÇI/LIK

- KEBİKEÇ = DÜĞÜNÇİÇEĞİ[Fars.]

( "Tılsımlı söz". Yazma kitapları güve yememesi için yazılan tılsım. )

- KEÇİ ile/ve KÖSEMEN

( ... İLE/VE Kılavuzluk eden keçi. )

- KEÇİ ile/ve OĞLAK/OGLAK/OGLAQ/DÖRÜKLÜ

( ... İLE/VE Keçi yavrusu, genç/küçük keçi. )

- KEÇİLEŞMEK ile KEÇİ/LİK ile KEÇİLER ile KEÇİ YOLU ile KEÇİ İNADI ile KEÇİ POSTU ile KEÇİ SAKAL ile KEÇİ SÖĞÜDÜ ile KEÇİ YEMİŞİ ile KEÇİ MANTARI ile KEÇİ SAKALLI/LIK

- KEDGÜ = KEDÜT
[<

( Her türlü giyilecek nesne. İLE Düğünlerde, gelinin ve damadın akrabalarının, evlenecek çiftin onuruna giydiği belirli bir giysi. )

- KEDİ ile/||/<> ANADOLU KEDİSİ

- KEDİ ile CHAUSIE

- KEDİ ile/ve/||/<> JEOGLİF

( Peru'nun başkenti Lima'nın 400 km. güneyinde, Palpa ve Nazca kasabaları arasından bulunan bu jeoglif, yüksek ve kurak bir arazide yer almaktadır.

Bazı yerel jeogliflere benzerlik gösterse de, uzmanlar, Nazca çizgilerinin, Nazca kültürü tarafından MS. 400 ve MS. 650 tarihleri arasında yapıldığını düşünüyor.

Yüzlerce karmaşık figürün bulunduğu bu çizgilerde basit hatlarla tasarlanmış örümcek, maymun, köpek, balık, kertenkele gibi figürler göze çarpmakta ve tüm bu çizgiler, 80 km2.'den daha fazla bir alanı kaplamaktadır. )
( image )

- KEDİ ile SAVANNA KEDİSİ

( ... İLE Evde beslenilen kediler ile vahşi kedi türünün birleşmesiyle ortaya çıkar. )

- KEDİ ile SCOTISH FOLD

- KEEPING vs. COLLECTING

- KEFÂLET SENEDİ değil/yerine/= YÜKÜMLÜK BELGİTİ

- KEFALET ile KEFALET SENEDİ ile KEFALET MEKTUBU

- KEFALETLE SERBEST BIRAKMAK ile KAZAN ile KEFİL ile GARANTÖR

- KEFÂLET/NÂME değil/yerine/= YÜKÜMLÜK/BELGE


- KEFARET ile KEFARET

- KEFÂRET/PENANCE değil/yerine/= SUÇ ÖRTER

- KEFELEMEK ile KEF ile KEFE ile KEFELİ ile KEFESİZ

- KEFELİKÖY DALYANI

( Kefeliköy koruluğunun önünde kurulan bu dalyan şira dalyanıydı. 1950'li yıllardan beri dalyan kurulmuyor. )

- KEFELİOĞLU, N. LÜTFİ (KARABÜK, 1955)

( Sanayici ve ithalatçı olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurul üyesi olarak görev yaptı. )

- KEFEN KUMAŞINI:
MAKASLA KESMEK
değil ELLE YIRTMAK

- KEFENİN ile KEFENİN

( Kefe'nin. İLE Kefen'in. )

- KEFENLEMEK ile KEFEN/LİK ile KEFENCİ/LİK ile KEFENLİ ile KEFENSİZ ile KEFEN BEZİ ile KEFEN PARASI ile KEFEN SOYUCU/LUK

- KEFERE'N-Nİ'METE[Ar.] ile BATİRA'N-Nİ'METE[Ar.]

- KEFFÂRET[Ar.] ile KEFÂLET[Ar.]

( Örtücü ve imhâ edici. | Bir mecburiyet altında ya da yanlışlıkla işlenmiş günahı affettirmek ümidiyle şeriata uygun olarak verilen sadaka ya da tutulan oruç. | Günahtan arınma. İLE
Kefillik, birine kefil olma. )

- KEFLEX[İng.] ile/değil/yerine/= KEFFEKS

- KEFİL[Ar.] değil/yerine/= YÜKÜMCÜ

- KEFİLE KEFALET/SECONDARY GUARANTEE değil/yerine/= YÜKÜMCÜYE YÜKÜMLÜK/İKİNCİL GÜVENCE

- KEHÂNET[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ALÂMET[Ar.]

- KEHANET ile İLAHİ ile İLAHİ LÜTUF ile İLAHİ AŞK ile İLAHİ GÜÇ ile İLAHİ İRADE

- KEHÂNET değil/yerine/= ÖNBİLİ

- KEHÂNET ile ÖNGÖRÜ

- AMBER, ELECTRON, SUCCINUM[İng.] / AMBER, ÉLECTRON[Fr.] / AMBER, BERNSTEIN, ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= KEHRİBAR, ELEKTRON

- CAKE[İng.] / SE GRUMELER[Fr.] / KLUMPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEK

- KEKE / KEKEME/LİK ile/ve/||/<> GEÇ KONUŞMA


- KEKİK ile KEKİKLİ ile KEKİK YAĞI

- KEKİK(ŞEYTANOTU) ile/ve KOPUZLA

- KEKİK ile/ve TARHANA/EŞEK KEKİĞİ

( ... İLE/VE Daha serttir. )

- KEKLİK ile KUM KEKLİĞİ

- KELÂM ile FELSEFE

( KÂDİR-İ MUHTAR )

- KELÂM ile/ve FELSEFÎ KELÂM

( Sem'î Kelâm. İLE/VE Nazarî kelâm. )
( CELiL'ÜL KELÂM ile/ve DAKİK'ÜL KELÂM )
( İslâm kelâm tarihinde, naklî kanıtlara dayanarak temellendirilen bilgilerin oluşturduğu dizge.
Özellikle akaid ve itikada ilişkin bilgiler. İLE/VE
Aklî felsefe [varlık, doğa, kişi, toplum vs...].
İslâm kelâm geleneğinde, naklî kanıtlara dayanmaksızın olgu ve olaylar hakkında aklî sınırlar içerinde üretilen bilgilerin oluşturduğu dizge. )

- KELÂMÂT-I DİNNİYE ile/ve/değil/yerine/<>/> KELÂMÂT-I FENNİYE

- KELÂMCI(MÜTEKELLİM) ile FİLOZOF(HUKEMA)

( Onlar, "Ve nefahtü"den, yani kelâmdan gıda alırlar. )

- KELÂMCILAR ile/ve/||/<> BÂTINÎLER ile/ve/||/<> FİLOZOFLAR ile/ve/||/<> SÛFÎLER

- KELÂMCILAR ile/ve/||/<> SÛFÎLER ile/ve/||/<> İŞRÂKİLER ile/ve/||/<> MUHAKKİKLER


- KELÂM'IN:
İHMÂLİ
değil/yerine/>< İMÂLİ

( Kelâmın imâli, ihmâlinden evlâdır. )
( Kelâmın imâli, mümkün olmaz ise ihmâl olunur. / Kelâm, imâl olunmazsa, ihmâl olunur. )

- CHALATE[Fr.] ile/değil/yerine/= KELAT LİGANDI

- KELDANİ'LER

- KELEBEK BİÇİMİNDE/KELEBEKSİ KOROLLA = TÜVEYC-İ FERÂŞÎ = COROLLE PAPILIONACÉE

- KELEBEK OTU ile KELEBEK ÇİÇEĞİ

( Bir cins yaban yoncası. İLE İki çeneklilerden, aydınlık oda ve salonlarda zengin renkli ve çok dallı bir süs bitkisi. )

- KELEBEK ile AKKELEBEK

( ... İLE Hemen hemen tüm meyve ağaçlarında tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları bulunan, kalın ve kara damarlı bir kelebek. )

- KELEBEK ile AMİRAL KELEBEĞİ

- KELEBEK ile ANADOLU MELİKESİ KELEBEĞİ

- KELEBEK ile BALKELEBEĞİ

( Bal kovanlarına çok zarar veren bir böcek. [Lat. GALLERIA CEREANA] )

- KELEBEK ile BAYKUŞ KELEBEĞİ

( )

- KELEBEK ile FELFELEK

( ... İLE Küçük bir kelebek türü. | Hurmagillerden, kestane büyüklüğündeki yemişi, şerit düşürücü nitelik taşıyan Asya bitkisi. )

- KELEBEK/FERÂŞE[Ar. FİRÂŞA] ile FELFELEK

- KELEBEK ile FERÂŞE/PERVÂNE

( ... İLE Gece kelebeği. )

- KELEBEK ile/ve GECE KELEBEĞİ/PERVÂNE

( Tad alma duyusu ayağında olan hayvan. İLE/VE Geceleri ışığın etrafında dönen küçük kelebek. )
( Işık pervaneleri çekmez, onlara yönlerini şaşırtır. )
( Pervaneler giysileri yemezler. Giysileri yiyen onların tırtıllarıdır. )

- KELEBEK ile KELEBEK ile KELEBEK ile KELEBEK

( Pul kanatlılardan, gövdesi, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böceklere verilen genel ad. İLE Biçim olarak bu böceklere benzeyen. İLE Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan. | Bu hayvanın neden olduğu hastalık. İLE Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. )

- KELEBEK ile KELEBEKLER ile KELEBEK OTU ile KELEBEK CAMI ile KELEBEK GÖZLÜK ile KELEBEK ÇİÇEĞİ

- KELEBEK/KEPELİ[dvnlgttrk] ile KRAL KELEBEĞİ

( İspanya'dan Rusya'ya kadarlık coğrafyada 500 tür varken sadece Türkiye'de 400 tür kelebek bulunmaktadır. )
( TENÂSÜH: Bazı hayvanların kurttan kelebek haline dönüşmesi durumu. )
( "Türkiye'nin Kelebekleri" (Ahmet BAYTAŞ) kitabını incelemenizi salık veririz. )
( Kelebek ile ... )
( Kelebekler, arka ayakları ile koku alır ve duyargaları, dokunma ile etkinleşir. )

- KELEBEK ile KRALİÇE ALEXANDRA KELEBEĞİ

( ... İLE Papua Yeni Gine'de yaşar. [Dişileri, erillerine oranla çok daha büyüktür. Yaklaşık olarak erillerin üç katı büyüklüğe sahiptir. Kanat genişliği, yaklaşık 30 santime kadar çıkabilmektedir.] )

- KELEBEK ile KURUKAFA

( ... İLE Tırtılları patates yaprağı yiyen, alt kanatları sarı, üstü kahverengi bir tür kelebek. )

- KELEBEK ile MADEİRAN BÜYÜK BEYAZ KELEBEĞİ


- KELEBEK ile/ve/||/<> MAYMUN

( ["zihni" ve "düşünme sürecimizi/hızımızı" anlatmada]
Batı'da[Yunan]. İLE/VE/||/<> Doğu'da. )

- KELEBEK ile/ve/değil SİVRİSİNEK

( ... İLE/VE/DEĞİL Papua Yeni Gine'nin, Sepik Irmak'ında bulunan çok çeşitli sivrisineklerinin arasında, kelebeğe benzeyenleri de bulunmaktadır. [Bu bölgedeki sivrisinekler, sabah, öğle ve akşam olmak üzere ayrı sivrisineklerdir.] )

- KELEBEK ile/ve/<> SÖĞÜT KELEBEĞİ

- KELEBEKLER VADİSİ ile/ve/||/<>/> KELEBEKLER BAHÇESİ

( Fethiye'de. [Ölüdeniz'in yanındaki koy.] @@ Konya'da. [Yapay bir ortam ve gezilmesi gereken müze.] )

- KELEM/DÜRME/KAPUSKA[Slav]/LAHANA[Yun.] ile BRÜKSEL LAHANASI

( Turpgillerden, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve çok çeşitli türü olan bitki. İLE Ceviz büyüklüğünde, bir lahana türü. )
( KOLZA: Lahana tohumu. )

- KELEPÇE:
AŞAĞILAYICI
değil KORUYUCU

( Zanlı kişinin ellerinin/kollarının önden [ya da duruma/kişiye göre arkadan] kelepçelenmesi, olası ve çeşitli panik, korku ya da kaygılarla, ilk başta kendine daha sonra da çevresine zarar verme olasılığını engelleyebilmek ve kişiyi korumak üzeredir. Hakaret ya da aşağılayıcı bir davranış olarak düşünülmemeli/algılanmamalıdır. )

- CLAMP[İng.] ile/değil/yerine/= KELEPÇE

- KELEPÇE[Fars. < KELEBÇE] ile/ve/||/<>/> PRANGA[İt. < BRANCA]

( El bileklerine takılan. İLE/VE/||/<>/> Ayak bileklerine takılan. )

- KELEPİR ile KELEPİRCİ/LİK

- KELEPLEMEK ile KELEPÇELEMEK ile KELEPÇELENMEK ile KELEPÇELETMEK ile KELEP ile KELEPÇE ile KELEPÇİ/LİK ile KELEPÇELİ ile KELEPÇESİZ


- KELHEIM[İng.] ile/değil/yerine/= KELHEİM

- KELİME HAZİNESİ[Ar.] değil/yerine/= SÖZ AĞIŞI/DAĞARCIĞI/VARLIĞI

- KELİME-İ ŞEHÂDET ile/ve/||/<> ŞEYTANIN LÂNETLENMESİ

( İslâm'da. İLE/VE/||/<> Hristiyanlık'ta. )
( HÜSN-EL HÂTİME )

- KELİMELEŞMEK ile KELİME/LİK ile KELİMESİZ ile KELİME TÜRÜ ile KELİME OYUNU ile KELİME CAMBAZI ile KELİME KADROSU ile KELİME SIKLIĞI ile KELİME VURGUSU ile KELİME HAZİNESİ ile KELİME CAMBAZLIĞI ile KELİME KARIŞIKLIĞI

- KELİN İLACI OLSA BAŞINA SÜRER ile/ve/||/<> OĞLAN DOĞUR, KIZ DOĞUR; KENDİ HAMURUNU, KENDİN YOĞUR

- KELİSER ile ...

( Keliserli hayvanların tipik özelliği olan pençe biçimindeki beslenme öğesi. [KELİSERLİLER] )
( Atnalı yengeçlerini, akrepleri, keneleri, örümcekleri ve soyu tükenmiş bir öbek olan su akreplerinin yer aldığı hayvan şubesinin üyeleri. )

- KELLNER EYEPIECE[İng.] / OCULAIRE DE KELLNER[Fr.] ile/değil/yerine/= KELLNER GÖZMERCEĞİ

- KELLNER-OKULAR[Alm.] ile/değil/yerine/= KELLNER OKÜLERİ

- KELLOGG EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE KELLOGG[Fr.] / KELLOGG-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KELLOGG DENKLEMİ

- KELTLER ile/ve İTALİKLER ile/ve GERMENLER


- KELVIN AMMETER[İng.] / AMPÈRMÈTRE DE KELVIN[Fr.] / KELVIN-STROMMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN AKIMÖLÇERİ

- KELVIN BRIDGE[İng.] / PONT DE KELVIN[Fr.] / KELVIN-BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN KÖPRÜSÜ

- KELVIN BALANCE[İng.] / BALANCE DE KELVIN[Fr.] ile/değil/yerine/= KELVİN TERAZİSİ

- KEMAL ATATÜRK LİSESİ

( Tarabya'da İstek Vakfı tarafından 1987/1988 öğretim ve eğitim döneminde açıldı. 1997/1998 ders döneminde Güzel Sanatlar Lisesi, İlköğretim Okulu ile Ana Okulu açıldı. )

- KEMÂLÂT ve/< CEMİYET

- KEMALPAŞA ile KEMALPAŞA TATLISI

- KEMAN ile KEMANE ile KEMANİ ile KEMANCI/LIK ile KEMANÇE ile KEMAN YAYI ile KEMANE ÇEKME ile KEMANE BALIĞI

- KEMAN ile KEMENÇE ile KEMAN SOPASI

- KEMAN ile/ve SARİNDA

( ... İLE/VE Hint kemanı. )

- KEMANCI YENGECİNİN:
ERİLİNDE
ile DİŞİSİNDE

( [Beslenme kıskaçları] Tektir. İLE Çifttir. )

- KEMENÇE ile/ve KEMANÇE

- KEMENÇE ile SARANGİ

( ... İLE Kuzey Hindistan klâsik müziğinde kullanılır. )

- KEMENTLEMEK ile KEMENT ile KEMENÇE ile KEMENÇECİ/LİK

- KEMER ile KAŞ KEMERİ ile KEMERLİ ile ARŞİV ile ARŞİVLER ile KEMERLİ GEÇİT

- KEMERLEMEK ile KEMER/LİK ile KEMERE ile KEMERCİ/LİK ile KEMERLİ ile KEMERSİZ ile KEMER GÖZÜ ile KEMER BAĞLAMA ile KEMER PATLICANI

- KEMFERT[İng.] ile/değil/yerine/= KEMFERT

- KEMİK DIŞZARI[İng. BONE EXOSKELETON] ile/||/<> KEMİK İÇZARI[İng. BONE LINING]

( Kemiklerin dış yüzeylerini sıkıca saran ve sıkı bağ dokudan yapılmış zar. Kemiği korur ve kemik kırıklarında onarımı sağlar. @@ Kemik içindeki boşluklarda yüzeyi örten bağ dokudan zar. Kemiğe sıkıca yapışıktırlar. Kemik iliği ile komşudurlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- BONE GLUE[İng.] / COLLE D'OS[Fr.] / KNOCHENLEIM[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMİK TUTKALI

- KEMİK YANGISI ile/ve KIKIRDAK DOKUSU YANGISI ile/ve EKLEM YANGISI ile/ve EKLEM SIVISI İÇEREN KESELERİN YANGISI

( OSTEOMİYELİT ile/ve POLİKONDRİT ile/ve ARTRİT ile/ve BURŞİT )

- BONE[İng.] / OS[Fr.] / KNOCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMİK


- KEMİK ile/ve/||/<>/> PETROUS KEMİĞİ

- KEMİKLEŞMEK ile KEMİKLEŞTİRMEK ile KEMİK ile KEMİKLİ ile KEMİKSİZ/LİK ile KEMİK DOKU ile KEMİK ZARI ile KEMİK RENGİ ile KEMİK BİLİMİ ile KEMİK BİLİMCİ ile KEMİK ERİMESİ ile KEMİK YALAYICI/LIK ile KEMİK BİLİMSEL ile KEMİKLİ BALIKLAR

- KEMİKSİ ile KEMİKSİ BÖLGE

- CHEMI OSMOSIS[Fr.] / CHEMISCHE OSMOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMO OSMOS

- KEMOLİTOTROF BAKTERİ ile/||/<> FOTOTROF BAKTERİ

( Kemolitotrof inorganik bileşiklerden enerji alır İLE fototrof ışıktan enerji alır. Kemolitotrof nitrifikasyon ve sülfür oksidasyonu yapar İLE fototrof fotosentez yapar. Winogradsky kemolitotrofları keşfetti İLE toprak mikrobiyolojisinin temelini attı. )
( Sergei Winogradsky tarafından 1888 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1953) (Ülke: Rusya) (Alan: Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: Kemolitotrofi, nitrojen döngüsü bakterileri, toprak mikrobiyolojisi) )

- KEMOLİZ/CHEMOLYSIS[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL AYRIŞIM

- KEMOTAKSİ/CHEMOTAXIS[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL YÖNELIM

- KEMOTERAPİ değil/yerine/= KİMYASAL/KİMYEVÎ SAĞALTIM/TEDAVİ

- KEM-TER değil/yerine/= AŞAĞIDA BULUNAN, HAKÎR, İTİBARSIZ | EKSİK

( AŞAĞIDAN BULUNAN, HAKÎR, İTİBARSIZ | EKSİK )

- KENAN ile KENANİT


- KENARI DİŞLİ YAPRAK = VARAK-I MÜSENNİNÎ = FEUILLE DENTÉE

- KENARI FİSTOLU YAPRAK = VARAK-I MÜNFERİCÎ = FEUILLE FESTONNÉE

- KENARI OYMALI YAPRAK = VARAK-I MUZARRASÎ = FEUILLE CRÉNELÉE

- KENARI TESTERE DİŞLİ YAPRAK = VARAK-I MİNŞÂRÎ = FEUILLE SERRÉE

- KENARI YAYIK GİRİNTİLİ OLAN YAPRAK = VARAK-I CÜYÛBÎ = FEUILLE ÉCHANCRÉE

- KENAR(IN)DA/Kİ ile/ve/değil/||/<>/< YAN(IN)DA/Kİ

- KENARINDAN-KIYISINDAN (UĞRAŞMAK, BULAŞMAK, DEĞİNMEK)

- KENAR/LIK ile KENARCI ile KENARLI/LIK ile KENARSIZ/LIK ile KENAR SEMT ile KENAR SUYU ile KENAR ATIŞI ile KENAR BOBİNİ ile KENAR MAHALLE

- KENDİ BAŞINA OLAN ile KENDİNE YETEN

- KENDİ DÜNYANDA YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine KENDİ DÜNYANI YAŞAMAK

( Sizi tutsak etmiş olan, kendi hakkınızda beslediğiniz fikirdir. )
( Bizi içeri kilitlemiş olan kapı, aynı zamanda bizi dışarı bırakacak olan kapıdır. )
( Bazıları. [Çoğunlukta olsa da herkes değil.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Herkes. )
( The idea you have of yourself that keeps you in bondage.
The door that locks you in, is also the door that lets you out. )

- KENDİ DÜNYASINDA OLAN ile/ve/değil KENDİ DÜNYASI OLAN

- KENDİ DÜNYASINDA OLMAK/OLAN ile/ve "KENDİNİ BEĞENMİŞ"LİK

( Olgun kişi, kendini beğenmiş değildir ve işlerinde âdil ve tutarlıdır. )
( NAHVET[Ar.]: Kibir, gurur, böbürlenme. Kendini beğenme. )

- KENDİ GİBİ OLMAYANDAN UZAKLAŞMA ile/ve KENDİ GİBİ OLMAYANI DIŞLAMA

- KENDİ HAKKIN ile/ve/değil/yerine/||/<> KİŞİ(İNSAN) HAKLARI

- KENDİ İÇİNDE BİRLİK ile DIŞ DÜNYA İÇİN AYRIŞMA (VE YÖNETİMİ)

( Kendinizi olduğunuz gibi görün, dünyayı da olduğu gibi göreceksiniz. )
( Ben gövdeyim fikrini yok edin, o zaman iç ve dış bir olacak. )
( Birlik özgürleştirir, özgürlük birleştirir. )
( Kendini şimdi ve burada ve bir olarak bilmek yeter. )
( Yaşamınızdaki en önemli şeye -kendinize- bölünmez dikkatinizi verin. )
( Kendinizden doğrudan haberdar olmadığınızdan, sadece ikinci elden, olağan söylentilere dayanan fikirleriniz vardır. )
( Sizin dünyanın içinde değil dünyanın sizin içinizde olduğunu idrak etmekle işe başlayın. )
( Bir kez kendi içinizde bütünleşirseniz dıştaki bilgi size kendiliğinden akar. )
( Değeri olan hiçbir şey size dıştan gelmez; konuyla ilgili olan ve belirgin edici olan ancak sizin kendi duygu ve anlayışınızdır. )
( Aradığınız, içinizdedir. )
( Her zaman içinize dalın, derinleşin, içinizi arayın. )
( Ancak dünyadan kurtulmuş olduğunuz zaman dünyada mutlu olabilirsiniz. )
( Kendinize dikkatle ve devamlı bakın - bu yeter. )
( Sizinle olana ulaşmaya gereksiniminiz yoktur. )
( Unity liberates. Freedom unites. )
( See yourself as you are and you will see the world as it is.
Destroy the wall that separates, the "I-am-the-body" idea and the inner and the outer will become one.
Enough to know oneself as one is, here and now.
Give your undivided attention to the most important in your life. Yourself!
Begin by realising that the world is in you, not you in the world.
Having no direct knowledge of yourself, you have mere ideas; all mediocre, second-hand, by hearsay.
Once you are inwardly integrated, outer knowledge comes to you spontaneously.
Nothing of value can come to you from outside; it is only your own feeling and understanding that are relevant and revealing.
Go ever deeper into yourself, seek within
You can be happy in the world only when you are free of it.
Look at yourself steadily - it is enough.
You need not reach out for what is already vs. you. )

- KENDİ İÇİNDE BİRLİK ile DIŞ DÜNYA İÇİN AYRIŞMA (VE YÖNETİMİ)

- KENDİ İÇİNDE OTO KONTROL" değil ÖZDENETİM

- KENDİ KENDİNE DÜŞÜNMEK ile KENDİ ÜZERİNE DÜŞÜNMEK

( Düşünceleri denetleme/dayanakça gereksinimi duymadan. İLE Düzenli, uyumlu ve bütünlüklü. )
( Bırak çeşitli düşünce/duygu kuşları başının üzerinden uçsunlar. Sen ancak başının üzerinde yuva yapmamalarını sağla!/[sağlayabilirsin!] )

- KENDİ KENDİNE GELİN-GÜVEY OLMAK ile KENDİN ÇALIP, KENDİN OYNAMAK

- KENDİ KENDİNE) HÜKÜM VERMEK değil/yerine İSTİŞÂRE


- KENDİ KENDİNE/KENDİNİ değil KENDİNİ

- KENDİ KENDİNE KONUŞMAK ile SAYIKLAMAK

( Zihinsel bozukluklarda. İLE Uykuda ya da hastalıkta. )

- KENDİ KENDİNE KONUŞMAK ile/değil "SESLİ DÜŞÜNMEK"

( Denetleyemeden. İLE/DEĞİL Farkındalıkla. )
( ... İLE/DEĞİL Kişi bazen farkında olmadan da düşündüklerini seslendirebilir. )
( Durumu iyice tartın ve düşünmekten sakın kaçınmayın. )

- Kendi kendine SUS!!!

- KENDİ KENDİNE ile/ve/değil KENDİ YAPISI GEREĞİ

- KENDİ KENDİNE ile/ve KENDİNDEN KENDİNE

- KENDİ KENDİNİ (.../BİLMEK) değil KENDİNİ (.../BİLMEK)

- KENDİ KENDİNİ değil KENDİ KENDİNE

- KENDİ KİŞİSEL ...SI değil KENDİ DÜŞÜNCESİ/KARARI/EŞYASI VB. ya da KİŞİSEL DÜŞÜNCESİ/KARARI/EŞYASI VB.

- KENDİ ...:
ZAVİYEM(/DEN BAKINCA)
değil/yerine/= AÇIM(/DAN BAKINCA)


- KENDİ ile/ve/||/<>/> KENDİNE

- KENDİ ile/ve/ne yazık ki KENDİNE YABANCI/UZAK OLAN KENDİ

- KENDİLİĞİN BÖLÜNMESİ(ŞİZOFRENİ) ile ÇOKLU KİŞİLİK BOZUKLUĞU

( Gerçeklerle olan ilişkilerin büyük ölçüde azalması, düşünce, duygu ve davranış alanlarında önemli bozulmaların ortaya çıkması vb. belirtiler gösteren bir akıl hastalığı. İLE ... )

- FISSION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN BÖLÜNME

- SPONTANEOUS FISSION[İng.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ

- SPONTANEOUS PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN OLAN SÜREÇ

- KENDİLİĞİNDEN/LİK ile/ve/||/<> ALIR/LIK

- KENDİLİĞİNDEN/LİK ile İSTER-İSTEMEZ

- KENDİLİĞİNDENLİK ve ÖKE/DEHÂ

- KENDİLİĞİNDENLİK = TAVİYET = SPONTANEITY[İng.] = SPONTANÉITÉ[Fr.] = SPONTANEITÄT[Alm.] = SPONTANEUS[Lat.] = ESPONTANEIDAD[İsp.] = TZU-JAN[Çince]


- KENDİLİĞİNDENLİK ile/ve/||/<> YARATICILIK ile/ve/||/<> ÜRETİCİLİK ile/ve/||/<> KENDİNİ ÜRETİM(POLİTERASYON)