YEDİ(7) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- DOĞRU ile/ve GELECEK

( Doğru, gelecekte yerini alır. )

- DOĞRU ile HAYIRLI

- DOĞRU ile HAYIRLI

- DOĞRU yerine YERİNDE/ZAMANINDA

- DOĞRU:
İSABET
ile/ve/ya da/||/<>/> VERİMLİLİK

( "Doğru" sözcüğünün kullanımındaki bağlam ve/ya da amaç, "isabet" ve/ya da "verimlilik"tir. )

- DOĞRUCA (ÜZERİNE) BAKIŞ ile/yerine SÜREGİDEN BAKIŞ

- DOĞRUCU ile DOĞURUCU

- DIRECT NUCLEAR REACTION[İng.] / RÉACTION NUCLÉAIRE DIRECTE[Fr.] / DIREKTE KERNREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN ÇEKİRDEK TEPKİMESİ/REAKSİYONU

- DEMOKRASİ:
DOĞRUDAN
ile TEMSİLİ ile LİBERAL ile SOSYALİST ile SOSYAL

- DOĞRUDAN DOĞRUYA


- DOĞRUDAN >< DOLAYLI ile/ve/||/<> KOŞULLU >< KOŞULSUZ

- DIRECT IONIZING RADIATIONS[İng.] / RAYONNEMENTS IONISANTS DIRECTS[Fr.] / DIREKTE-IONISIERENDE STRAHLUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN İYONLAŞTIRICI IŞINIMLAR

- DOĞRUDAN KAYIP ile DOLAYLI KAYIP

( Herşeyi kaybetmekle, gerçekten herşeyi kazanmış olursunuz. )
( Asla kaybedilmemiş olan asla bulunamaz. )

- DOĞRUDAN SEN ile/ve/<> DOLAYLI SEN

( Kendin. İLE/VE/<> Çocuğun. )

- DOĞRUDAN YARDIM ile/değil/yerine DOLAYLI YARDIM

( Politikacıdan gelir. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilgelerden gelir. )

- DOĞRUDAN ile BAŞTAN(/KAFADAN)

- DOĞRUDAN ile DOĞRUDAN DOĞRUYA

- DOĞRUDAN ile DOLAYLI

- DOĞRUDUR YA DA YANLIŞTIR ile/değil/yerine ÖYLEDİR YA DA DEĞİLDİR

- DOĞRUDUR" ile/değil/yerine "ÖYLEDİR"


- DOĞRULAMA ile/ve/||/<> SAĞLAMA

- DOĞRULAMAK = VERIFY[İng.] = VÉRIFIER[Fr.] = VERIFIZIEREN[Alm.]

- DOĞRULUK[İng. TRUTH] ile/||/<> EĞİM[İng. SLOPE] ile/||/<> EPİSTEMİK GEREKÇELENDİRME[İng. EPISTEMIC JUSTIFICATION] ile/||/<> EPİSTEMİK SORUMLULUK[İng. EPISTEMIC RESPONSIBILITY] ile/||/<> EPİSTEMOLOJİK BAŞARI[İng. EPISTEMOLOGICAL SUCCESS] ile/||/<> NORMATİF EPİSTEMOLOJİ[İng. NORMATIVE EPISTEMOLOGY]

( Doğruluk, gerekçelendirme ve inanç/kabul ile beraber bilginin doğasında yer aldığı düşünülen bir unsurdur. Doğru olmayan bir şey bilinebilir mi? Çoğu epistemolog bu soruya vereceğimiz hayır cevabının, doğruluk unsurunun epistemik önemine işaret edeceğini düşünmektedir. Doğruluk unsuru metafizik ve mantık ile ilişkili olup bilme sürecinin nesnel içeriğine denk düşmektedir. Aristoteles’in Metafizik (1011b25) kitabında şöyle söyler; “Var olanın ve meydana gelenin var olması ile var olmayanın ve meydana gelmeyen şeyin olmaması.” Bu haliyle doğruluk insan zihni dışındaki gerçekliğe işaret eder. @@ Matematikte bir doğru için dikey yönde değişimin yatay yönde değişime oranıdır. @@ Epistemik gerekçelendirme, doğru inancın bilgi haline gelme sürecinde, doğruluk ve inanç koşulları arasında rasyonel bir bağlantı kurmayı ifade etmektedir. Bu durumda gerekçelendirme ile epistemik gerekçelendirme kavramları arasındaki belirleyici unsur rasyonellik olmaktadır. Başka bir ifade ile gerekçelendirme, bir inancı biliyor olduğumuzu gösteren dayanakları ortaya koymak anlamına gelirken epistemik gerekçelendirme, söz konusu dayanakları ortaya koyarken öznenin, bilinçli bir biçimde hareket ettiğini ifade etmektedir. Bunun yanında gerekçelendirme kavramı, yalnızca epistemoloji içinde değil, ahlak felsefesi gibi alanlarda da kullanılan bir kavram olduğu için epistemik gerekçelendirme ile epistemik olmayan gerekçelendirme arasında ayrım yapılmaktadır. Epistemik gerekçelendirmedeki rasyonellik, bilginin şans eseri bir biçimde oluşmadığını, aksine belirli bilişsel koşullar, yani bilişsel başarı nedeniyle meydana geldiğini göstermektedir. Bilişsel başarı faktörü, bilen öznenin, biliyor olduğunu bilmesini, bunu farkında olmasını ve açıklamasını ifade etmektedir. Böylelikle inançla doğruluk arasındaki ilişki şans eseri değil, rasyonel ve bilinçli biçimde kurulmuş olmaktadır. Daha açık bir ifadeyle bir inancın bilen özne tarafından bilindiğinin iddia edilmesi için, bilen öznenin, söz konusu inancı nasıl bildiğini açıklaması gerekmektedir ki bu da epistemik gerekçelendirme koşulundaki bilişsel başarı faktörüne dayanarak yapılmaktadır. Dolayısıyla epistemik gerekçelendirme, bilişsel başarıyı gözeten ve şans faktörünü dışarıda tutan temel unsur konumundadır. @@ Epistemik sorumluluk, daha çok epistemik deontoloji gibi yaklaşımların savunduğu içselci düşünürler tarafından öne çıkarılmıştır. Bu yaklaşımlara göre gerekçelendirme, inancımızın doğruluğuna yönelik sağlam kanıtlar ortaya koyarak bu kanıtlara göre davranmayı gerektirmektedir. Bu bakımdan doğruluk kavramı ön plana çıkmaktadır. Bilen özne, doğruluğuna inandığı kanıtları kabul eder ve bu kanıtların gerektirdiği biçimde hareket ederek epistemik sorumluluğunu gerçekleştirmiş olur. Örneğin içselci bir düşünür olarak BonJour, sağlam kanıtlara dayanmaksızın inanılan bir inancın, epistemik açıdan sorumsuz bir tutum olduğunu belirtir. Epistemik sorumluluk düşüncesi, yalnızca inancın kanıtlarının doğruluğuna inanmayı değil, aynı zamanda doğru inançlara erişirken yapılması gerekenleri de ifade etmektedir. Dolayısıyla epistemik gerekçelendirmenin getirisi olarak epistemik sorumluluk, normatif bir yapıya sahiptir. Bu bağlamda epistemik sorumluluğa yönelik yapılması gerekenler, inançların doğruluğuna dair her kanıtın es geçilmeden değerlendirilmesi, güvenilir kanıtların kabul edilmesi ve buna göre davranılmasıdır. Bu düşünceyi savunanlara göre bilen öznenin bir inancı gerekçelendirmesi demek, o öznenin kendi inançlarından sorumlu olması anlamına gelmektedir. O halde epistemik sorumluluk, öznenin içsel süreçlerine ulaşabilmesini gerektirmektedir. Böylelikle özne, bilgi oluşturma sürecinde etkin bir rol oynamış olmaktadır. @@ Bilişsel başarı kavramı, Gettier problemi ile birlikte çağdaş epistemolojiye kazandırılmış olan yeni kavramlardan biridir. Bu kavram, bilen öznenin, bilgiyi meydana getiren unsurları farkında olmasını ve bilginin oluşma sürecindeki bilinçli rolünü ifade etmektedir. Başka bir deyişle bilişsel başarı, bilme araçları aracılığıyla meydana gelen doğru inançların, bilgiye dönüşmesinde zihnin aldığı rolü ortaya koymaktadır. Bu bağlamda bilişsel başarı, epistemik gerekçelendirme kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Epistemik gerekçelendirme, bir inancın şans eseri doğru olmasını engelleyen koşuldur. Yani bilginin meydana gelmesi için, şans faktörünün dışarıda bırakılması gerekmektedir. Bu da inanç ile doğruluk arasında kurulan rasyonel bir bağlantıya işaret etmektedir. İnanç ile doğruluk arasındaki rasyonel bağlantının temeli ise bilişsel başarıdır. Bilen özne, sahip olduğu inancının doğruluğuna yönelik kanıtları ortaya koymuşsa, bilme araçlarından hareketle elde ettiği inancının meşruluğunu yeterli nedenlerle açıklamışsa, inancını güvenilir süreçlere dayanarak oluşturmuşsa ve doğru inancının bilgi haline gelebilmesi için geçerli gerekçeler sunmuşsa söz konusu doğru inanç, bilişsel başarı ile elde edilmiş demektir. Bu durumda özne, doğru inançlara sahip olması bakımından bilişsel başarıya sahip olmaktadır. O halde epistemik gerekçelendirme ile bilişsel başarının birlikte çalıştığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda biliyor olduğumuzu iddia ettiğimiz doğru inanç, bilişsel başarı olmaksızın şans eseri oluşmuş olacaktır. @@ Normatif epistemoloji, bilginin doğasının ve sınırlarının nasıl olması gerektiğini araştıran alandır. Genellikle geleneksel epistemolojinin bir özelliği olarak kabul edilen normatiflik, bilginin a priori temellere dayanarak nasıl kurulacağını göstermektedir. Epistemolojik olarak doğru olanın ne olduğunu araştırmak ve yanlış olanı dışarıda bırakmaya çalışmak, normatif bir tavrın göstergesidir. Ancak epistemolojinin normatif tavrı, yalnızca geleneksel epistemolojide değil, çağdaş epistemolojide de karşımıza çıkmaktadır. Çağdaş epistemolojideki normatiflik, dışsalcılar tarafından eleştiriye tabi tutulurken içselciler tarafından benimsenen bir unsurdur. Söz konusu normatiflik, epistemik özneye sorumluluk yükler ve etkin olmasını gerektirir. Örneğin epistemik sorumluluk, epistemik suç ve gerekçelendirmenin kendisi başta olmak üzere bazı gerekçelendirme türleri normatiflik unsurunu içinde barındıran kavramlar olarak görülmüştür. Aynı biçimde içselcilerin geleneksel epistemolojiyi takip ederek kullandıkları gerekçelendirme kavramının, dışsalcılar tarafından normatif bir kavram olarak kabul edilip bunun yerine teminat kavramını kullanmalarının nedeni budur. Bu bağlamda Quine’ın doğallaştırılmış epistemolojiden hareketle normatif epistemoloji hakkındaki görüşlerine bakmak yararlı olacaktır. Quine, epistemolojinin normatif niteliğe sahip olması bakımından empirik ve betimsel olmadığını ileri sürmekte ve epistemolojinin gerekçelendirmeyi temel alarak daha fazla normatiflik barındırmaması gerektiğini savunmaktadır. Quine’ın bu görüşüne yönelik temel eleştirilerden biri ‘gerekçelendirme’, ‘doğruluk’ ve ‘rasyonellik’ gibi kavramların normatif olması açısından epistemolojinin en temelde normatif bir etkinlik olduğudur. Dolayısıyla gerekçelendirmeyi epistemolojinin inceleme alanından çıkarmak demek, epistemolojinin normatifliğini dışarıda bırakmak anlamına gelmektedir. Ancak Quine, epistemolojideki normatif unsurları tamamen dışarıda bırakmayıp epistemolojideki teorilerin yeniden gözden geçirilmesi ve yeni teoriler oluşturulması doğrultusunda normatif unsurları yönlendirici bir mekanizma olarak ele almıştır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DOĞRULUK:
TUTARLILIK
ile/ve/değil/||/<>/< UYGUNLUK

- DOĞRU/LUK ile/ve/değil GEÇERLİ/LİK

- DOĞRULUK = HAKİKAT = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT, RICHIGKEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.] = ALÉTHEIA[Yun.] = VERDAD[İsp.]

- DOĞRULUK ve/||/<> İYİLİK ve/||/<> YÖN(ELİM)/İSTİKÂMET

( Hak ve hakikatte. VE/||/<> Eylemde. VE/||/<> Davranışta. )

- DOĞRULUM/YÖNELİM ile KEMOTROPİZM ile YEREDOĞRULUM ile SUYA DOĞRULUM ile IŞIĞA DOĞRU EĞİLİM ile ISI KAYNAĞINA YAKLAŞMA

( DOĞRULUM/YÖNELİM: Bitki ve hayvanların, besin, ısı gibi uyarıcıların etkisi ile bu uyarıcılara ya da tersine yer değiştirmeleri. İLE
KEMOTROPİZM: Kimyasal maddelerin etkisiyle bitkilerde görülen, maddeye doğru ya da ters yöne yönelme durumu. İLE
YEREDOĞRULUM: Bitkilerde kök ve sapların, yerçekimi etkisi ile belirli bir doğrultu alma özellikleri. İLE
SUYA DOĞRULUM: Bitkilerin suya doğru eğilimi. İLE
IŞIĞA DOĞRU EĞİLİM (Fototaksi, ışık göçüm): a) Bir hücrelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime. | b) Bitki gövdelerinin ışığa doğru dönmeleri. İLE
ISI KAYNAĞINA YAKLAŞMA: Bir ısı kaynağına yaklaşma ya da uzaklaşma. )

- BOLOMÉTER LINÉAIRE[Fr.] / LINEARES BOLOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL BOLOMETRE

- RÉACTEUR CONTRÔLÉ LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DENETİMLİ/KONTROLLÜ REAKTÖR


- LINEAR CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER STROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DEVRE

- LINEAR DIFFUSION[İng.] / DIFFUSION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DİFÜZYON

- LINEAR RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR LINÉAIRE[Fr.] / LINEARE GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DOĞRULTUCU

- LINEAR INVERTER[İng.] / INVERSEUR LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER INVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL EVİRİCİ

- LINEAR PHASE[İng.] / PHASE LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL EVRE

- LINEARE PHASE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL FAZ

- LINEAR DILATATION, LINEAR EXPANSION[İng.] / DILATATION LINÉAIRE, EXPANSION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GENLEŞME

- CONTRAINTE LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GERİLME

- LINEAR STRAIN[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GERİNİM

- DOĞRUSAL HAREKET ile/ve DAİRESEL/DÖNGÜSEL HAREKET

( HAREKET-İ MÜSTAKİME ile/ve HAREKET-İ MÜSTEDİRE )

- LINEAR ACCELERATOR DRIVEN REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICILI REAKTÖR

- LINEAR ACCELERATOR BREEDER, REGENERATING REACTOR WITH LINEAR ACCELERATOR[İng.] / RÉACTEUR RÉGÉNÉRATEUR À ACCÉLÉRATEUR LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICILI ÜRETKEN TEPKİLEŞİM/REAKTÖR

- LINEAR SEGMENT CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL KISIMLI EĞRİ

- LINEAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL KUTUPLANMA

- LINEAR MOLECULE[İng.] / MOLÉCULE LINÉAIRE[Fr.] / LINEARES MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL MOLEKÜL

- DIFFUSION NON LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN DİFÜZYON

- OPTIQUE NON LINÉAIRE[Fr.] / NICHTLINEARE OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN OPTİK

- NICHTLINEARE AUSBREITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN YAYILMA

- LINEAR ABSORPTION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE L'ABSORPTION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER ABSORPTIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL SOĞURMA KATSAYISI

- LINEAR STARK EFFECT[İng.] / EFFET STARK LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER WIRKUNG VON STARK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL STARK ETKİSİ


- COEFFICIENT DE LA PROPAGATION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER AUSBREITUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL YAYILMA KATSAYISI

- LINEAR PROPAGATION[İng.] / LINEARE VERBREITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL YAYILMA

- COEFFICIENT DE L'AFFAIBLISSEMENT LINÉAIRE, COEFFICIENT DE L'ATTÉNUATION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL ZAYIFLAMA KATSAYISI

- DOĞRUSAL ile/||/<> DOĞRUSAL OLMAYAN

( Doğrusal sistemler süperpozisyon ilkesine uyarken İLE doğrusal olmayan sistemler uymaz )
( Henri Poincaré tarafından 1890 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1854-1912) (Ülke: Fransa) (Alan: matematik) )

- DOĞRUSU ile AÇIKÇASI

- DOĞRUSUNU İSTERSENİZ ile/değil DOĞRUSU ...

- DOĞRUYA DOĞRU ile DOĞRU'YA DOĞRU

( Bir doğru karşısında başka bir doğru daha. İLE Doğrunun bulunması ve bilinmesi yolunda/yönünde. )

- DOĞRUYA EN YAKIN ile/ve YANLIŞTAN EN UZAK

- Doğruya SUS!!!

- Doğruyu DİNLE!!!


- DOĞRUYU SÖYLEME ZORUNLULUĞU ile/ve/değil/||/<> GÜVENİLİRLİK

( Hukukçular, güvenilir kişilerdir; ancak, doğruyu söylemek zorunda değillerdir. )

- DOĞRUYU SÖYLEMEK, HER ZAMAN DOĞRU DEĞİLDİR değil HER DOĞRUYU, HER ZAMAN VE HER YERDE SÖYLEMEMEK GEREK

( "Doğruyu söylemek, her zaman doğru değildir" diyenler, kendileri için "en yararlı olabilecek" yanlışı söylemek için en uygun zamanı bekleyenlerdir... )

- DOĞRUYU ÜRETMEK ile/ve/değil/||/<> DOĞRULANMIŞI ÜRETMEK

- DOĞU TOPLUMU ile/değil/yerine DOĞULU TOPLUM

- DOĞU ile DOĞU BURNU ile DOĞU CORNİN ile DOĞU TİMOR ile DOĞU AVRUPA ile DOĞUYA DOĞRU ile EN DOĞUDAKİ ile DOĞU ile DOĞU BÖLGESİ ile EN DOĞUDAKİ ile DOĞUYA DOĞRU

- DOĞUBEYAZIT değil DOĞUBAYAZIT

- DOĞUM PSİKOZU ile/ve/<>/> LOHUSA SENDROMU

( )

- DOĞUM ve/> BÜYÜME ve/> GELİŞİM

( Aşk ile. VE/> Şevkât ile. VE/> Muhabbet ile. )
( İSTİHLÂL[Ar. < HİLÂL]: Çocuğun doğar doğmaz ağlamaya başlaması. )
( TELAHHUM[Ar. < LAHM]: Semirme, etlenme. )
( TERBİYE[Ar.< RÜBÜV]: Besleyip büyütme, beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. | Alıştırma.[hayvan] | Tavsiye, kayırma, koruma. )

- DOĞUM ile DOĞUM BELGESİ ile DOĞUM KONTROLÜ ile DOĞUM YERİ ile DOĞUM LEKESİ ile DOĞUMLAR

- DOĞUM ile/ve GELİŞİM


- FERTILE MATERIAL[İng.] / MATIÈRE FERTILE[Fr.] / FRUCHTBARES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞURGAN NESNE

- DOĞURTMA = İSTİLÂT, SANAT-I TEVLİT = MAIEUTICS[İng.] = MAIEUTIQUE[Fr.] = MAIEUTIK[Alm.] = MAIEUTIKE[Yun.]

- DOĞURUŞ ile DOĞURUCU/LUK

- DOĞUŞTAN BAĞIŞIKLIK ile/||/<> ADAPTİF BAĞIŞIKLIK

( Doğuştan doğuştan nonspesifik, adaptif öğrenilen spesifik. )
( Formül: Natural İLE acquired )

- DOKANIR değil DOKUNUR

- DOKANMAK" değil DOKUNMAK

- DÖKMEK ile/değil AKITMAK

( Katılarda. İLE/DEĞİL Sıvılarda. )

- DÖKMEK ile DÖKMECİ/LİK ile DÖKME GAZ ile DÖKME YÜK ile DÖKME DEMİR ile DÖKME ÇİMENTO ile DÖKME YÜK GEMİSİ

- %99,73 (ve üzeri):
DNA babalık tayini eşiği.

- DOKTOR ile DOKTOR ÜCRETİ ile TIP DOKTORU ile DOKTORA ile DOKTORA TEZİ ile DOKTORA


- DOKTOR ile DOKTRİN

( Hekim. İLE Öğreti. )

- DOKTOR ile/ve ÖĞRENCİ

( Öğrencilik, doktoradan sonra başlar. )

- DOKTOR ile/ve (SÜREKLİ) TALEBE/ÖĞRENCİ

( Ancak doktorasını tamamlayan kişi öğrenciliğe tam olarak başlamış kişidir. )

- DOKTORA "VERMEK" ile/değil DOKTORA VERMEK/YAPMAK

- DOKTOR/LUK ile DOKTORA ile DOKTORALI ile DOKTORASIZ ile DOKTORCULUK

- DOKTRİN[Fr. < DOCTRINE] değil/yerine/= ÖĞRETİ

- DOKTRİN değil KADİM BİLGELİK

- DOKTRİN değil/yerine/= ÖĞRETİ

- DOKTRİN değil/yerine/= ÖĞRETİ

- DOKTRİNSEL ile DOKTRİN


- TISSUE EQUIVALENT MATERIAL[İng.] / SUBSTANCE ÉQUIVALENTE AU TISSU[Fr.] / GEWEBEÄQUIVALENTES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU EŞDEĞER NESNE

- TISSUE CULTURE[İng.] / CULTURE TISSULAIRE[Fr.] / GEWEBEKULTUR, ZELLZÜCHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU KÜLTÜRÜ

- DOKU[İng. TISSUE] ile/||/<> ADİPOZ DOKU[İng. ADIPOSE TISSUE] ile/||/<> ADVENTİSYA[İng. ADVENTITIA] ile/||/<> AKSONEM[İng. AXONEME] ile/||/<> AMFİZEM[İng. EMPHYSEMA] ile/||/<> BEYAZ ADİPOZ DOKU[İng. WHITE ADIPOSE TISSUE] ile/||/<> KAHVERENGİ ADİPOZ DOKU[İng. BROWN ADIPOSE TISSUE]

( Bitki ve hayvan organlarını meydana getiren, aynı görevi yapmak üzere bir arada bulunan, benzer göze topluluklarının gözeler arası maddeyle beraber oluşturdukları yapı. Dört temel doku: Epitel, bağ, kas, sinir dokusu. Yağ, kemik, kıkırdak, kan doku ise özelleşmiş bağ dokuları. @@ Yağı depolayan dokudur. İki tip adipoz doku bulunmaktadır: beyaz adipoz doku (uniloküler) ve kahverengi adipoz doku (multiloküler). @@ Bir iç organı ya da damarı dıştan çevreleyen katman. Sinirleri, bağ dokusunu, damar duvarına oksijen ve besin sağlamakla görevli daha küçük damarları içeren katman olarak bilinir. @@ Sil ve kamçının temel yapısıdır. Ortada bir mikrotübül çifti ve bunu çevreleyen dokuz mikrotübül çiftinden oluşur. Çevredeki mikrotübül çiftleri birbirlerine "nexin" adı verilen yapılar ile bağlanmaktadır. Mikrotübül çiftlerinde bulunan dynein kolları, yapının hareketini sağlar. @@ Dokularda normal durumların dışında hava bulunmasına bağlı genişleme. Genellikle akciğerde görülür. Özellikle KOAH hastalarında rastlanma sıklığı yüksektir. @@ Memelilerde bulunan iki tip adipoz dokudan birisidir. Yetişkinlerde bulunan ana adipoz dokudur. Enerji deposu olarak kullanılır. Kasa kıyasla termal geçirgenliği daha az olduğu için ısı kaybını büyük oranda engellemektedir. Vücut sıcaklığının korunmasına yardım eder. @@ Memelilerde bulunan iki tip adipoz dokudan birisidir. Neredeyse bütün memeli gözelerinde bulunmaktadır. Sinir bakımından, beyaz adipoz dokusuna göre daha zengindir. Yenidoğanlarda ve kış uykusuna yatan türlerde, ısı yalıtımı sağlamak için daha sık görüldüğü bilinmektedir. Beyaz adipoz doku, vücutta yaygın olarak bulunmaktadır fakat kahverengi adipoz bölge, vücutta daha spesifik bölgelerde bulunmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DOKU ile PEKDOKU

( ... İLE Selülöz çeperleri değişik kalınlıkta gözelerden oluşan, dalların dik durmasını sağlayan doku. )

- DOKU ile YAĞDOKU

( ... İLE Gövdede, yağ tabaklarını oluşturan doku. )

- DÖKÜLMEK ile DÖKÜNMEK ile DÖKÜMLEMEK ile DÖKÜLEBİLMEK ile DÖKÜLÜVERMEK ile DÖKÜK/LÜK ile DÖKÜM ile DÖKÜŞ ile DÖKÜLÜ ile DÖKÜMCÜ/LÜK ile DÖKÜMLÜ

- CASTING[İng.] / COULÉE, MOULAGE[Fr.] / GUSSEISEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖKÜM

- DOKUMA ile DOKUMACI/LIK ile DOKUMALI ile DOKUMA TEZGAHI

- DOKUMAK ile DOK ile DOKU ile DOKULU ile DOKUSUZ ile DOKU EKİMİ ile DOKU BİLİMİ ile DOKU BİLİMCİ ile DOKU BİLİMSEL ile DOKU BOZUKLUĞU ile DOKU UYUŞMAZLIĞI

- DOKÜMAN[Fr. < DOCUMENT] değil/yerine/= BELGE


- DOKÜMAN[Fr., İng. < DOCUMENT]["DÖKÜMAN" da değil!] değil/yerine/= BELGE

- DOKÜMAN ile DOKÜMANTASYON

- DÖKÜMLÜ ile DÖKÜMHANE

- DOKUNAKLI ile/ve/||/<>/< DÜŞÜNDÜRÜCÜ/DUYGUSAL

- DOKUNMA

- DOKUNMA COŞKUSU/TUTKUSU ile/ve/değil/yerine/<> GÖRME COŞKUSU/TUTKUSU

- DOKUNMA!:
ÖZELİNE
ve/||/<> ÖZÜRÜNE ve/||/<> KUTSALINA

- DOKUNMA ile DOKUNMALI ile DOKUNMASIZ ile DOKUNMA DUYUSU

- DOKUNMA ile/ve EŞEYSELLİK/SEKS

- DOKUNMA ve/||/<>/> YOĞRULMA


- DOKUNMAK ile/ve/||/<> ANLAMAK

- DOKUNMAK ile/ve/değil DEĞİNMEK

( Fiziksel. İLE/VE/DEĞİL Zihinsel/kavramsal. | Bağlantı kurmak, ilişkiye geçmek. )

- DOKUNMAK ile DOKUNULMAK ile DOKUNDURMAK ile DOKUNABİLMEK ile DOKUNUVERMEK ile DOKUNCA ile DOKUNSAL ile DOKUNCALI ile DOKUNCASIZ

- DOKUNULABİLİR/LER ile/ve/değil/yerine/||/<> GÖZLE(MLE)NEBİLİR/LER

- DOKUNUM ile DOKUNUŞ

( Çevremizdeki nesnelerin, sıcaklık/soğukluk, sertlik/yumuşaklık gibi niteliklerini, derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği. İLE Dokunmak eylemi ya da biçimi. | Dokuma ipliklerinin çaprazlama biçimi. )

- DOKUZAR ile DOKUZARLI

- DOKUZ/LUK ile DOKUZLU ile DOKUZ CANLI/LIK ile DOKUZ BABALI

- dol. urg.[Lat. < DOLORE URGENTE] değil/yerine/= AĞRI SIKIŞTIRINCA

- DOLAMA/KURLAĞAN = ETYARAN

( Daha çok parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen sayrılık. )

- DOLAMA ile DOLAMAÇ ile DOLAMA OTU ile DOLAMA OTUGİLLER


- DOLAMAQ[Azr.] = DALGA GEÇMEK[Tr.]

- DOLANAN ile/değil DOLAŞAN

- DOLANDIRICI ile ÇARPIK ile EĞRİLİK

- DOLANDIRMAK ile UZATMAK

- DOLANIK/LIK ile/ve/||/<> İÇ İÇE/LİK

- DOLANIM ile DOLANIM HIZI

- YATIRIM:
"DOLAR"A
ile/değil/yerine DOĞAYA

- DOLAŞIK/LIK ile DOLAŞIKSIZ

- DOLAŞIM DÜZENİNİN YAPISI ile DOLAŞIM DÜZENİNİN İŞLEVLERİ

( Kalp, kan damarları ve kan gibi çeşitli bileşenlerden oluşur. İLE Oksijen ve besin nesnelerini gövdenin tüm gözelerine taşımak ve atık nesneleri gözelerden uzaklaştırmaktır. )

- CEVELÂN, CEVLÂN, DEVERÂN[Osm.] / CIRCULATION[İng.] / CIRCULATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DOLAŞIM


- DOLAŞIM(SİRKÜLÂSYON) ile DEVİNİM

( Hiçbir şey kendi başına devinmez ve durmaz. )
( By itself nothing moves, nothing rests. )

- DOLAŞIM ile DOLAŞIM ORTAKLIĞI

- DOLAŞIM ile/değil DOLAYIM

- DOLAŞMAK ile DOLAŞMIŞ ile DOLAŞMA

- DOLAYI ile DOLAYIŞ ile DOLAYI DOLAYI

- DOLAYIMLI BİLGİ ile/ve/<> DOĞRUDAN BİLGİ

- DOLAYIM(LI/SIZ) ile DÜŞÜNÜLMÜŞ

- DOLAYISIYLA ile BU/O NEDENLE

- DOLAYISIYLA ile/ve/değil/||/<> SONUÇ İTİBARI İLE

- DÜŞÜNMEK:
DOLAYLI
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRUDAN


- DOLAYLI ELERKİ(DEMOKRASİ) ile/değil/yerine DOLAYSIZ/TEMSİLSİZ ELERKİ(DEMOKRASİ)

- INDIRECT IONIZING RADIATION[İng.] ile/değil/yerine/= DOLAYLI İYONLAŞTIRICI IŞINIM

- RAYONNEMENTS IONISANTS INDIRECTS[Fr.] / INDIREKTE IONISIERENDE STRAHLUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLAYLI İYONLAŞTIRICI IŞINIMLAR/IŞINLAR

- DOLAYLI OLARAK ile ÜZERİNDEN

- DOLAYLI ile DOLAYLI NESNE ile DOLAYLI ile DOLAYLI OLARAK

- DOLDURMAK ile REÇETE DOLDUR ile BİR BAŞVURU FORMUNU DOLDURUN ile DOLDURMAK ile DOLU ile DOLGU MADDESİ ile DOLDURMA ile DOLDURUCU

- FILLER[İng.] / CHANGE, MASTIC[Fr.] / FÜLLMASSE, GRUNDMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLGU NESNESİ

- PACKED COLUMN[İng.] ile/değil/yerine/= DOLGULU KOLON

- DOLGUNLAŞMAK ile DOLGUNLAŞTIRMAK ile DOLGU ile DOLGUN/LUK ile DOLGULU ile DOLGUNCA ile DOLGUN MAAŞ ile DOLGUN ÜCRET ile DOLGU MADDESİ

- DOLİKO- ile DOLİKOEKTAZİK

( Uzun. İLE Uzamış ve genişlemiş. )

- DOLMA ile/<> YALANCI DOLMA

( ... İLE/<> Üzüm yoksa. )

- DOLMALIK BİBERİN ALTINDAKİ ÇIKINTI:
3
ile/ve/||/<> 4

( Pişirilmeye uygundur.[eril] İLE/VE/||/<> Çiğ yemeye uygundur.[dişil] )

- DOLOMITE, BITTER SPAR[İng.] / DOLOMILE, DOLOMITE, MAGNÉSITE (F)[Fr.] / BITTERSPAT, BITTERKALKSPAT, MAGNESIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLOMİT, MANYEZİT

- DOLPHIN EXPRESS ile DOLPHIN TARAYICI(BROWSER)

( Dolphin Express, Dolphin Browser’ın barındırdığı tüm özelliklere sahiptir. Dolphin Express, bunun yanısıra, değişik ülkelerde ek özellikler içerir. Bunlardan bazıları yerel hava durumu bilgisi ve yerel haberlerdir.

Dolphin Express, şu an için [2015], Rusya, Türkiye, Meksika, Arjantin, Birleşik Arap Krallığı, Saudi Arabistan, Mısır, Tayland, Endonezya, Malezya, Hong Kong, Tayvan, Vietnam ve Filipinler'de bulunmaktadır. )

- FILLED BAND[İng.] / BANDE REMPLIE[Fr.] / GEFÜLLTES BAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLU BANT

- PACKUNGS-ANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLULUK ORANI

- DOLUNAY ile/ve/<> DÖRDÜN

( ... İLE/VE/<> Ay ya da benzeri gök nesneleri[cirim] tekerlerinin yarısının aydınlık olduğu evre, yarımay. )

- DOLUNAY/NUR/BEDİR[Ar. < BEDR] ile YARIMAY/DÖRDÜN ile YENİAY/AYÇA/HİLÂL[Ar.]

- DOM/DOCUMENT OBJECT MODEL[İng.] değil/yerine/= BELGE NESNESİ MODELİ

- DOM/DOME[İng.] değil/yerine/= KUBBE


- DOMATES/BİBER ile/<> SALÇA[İt.]

( ... İLE/<> Yemeklere konulmak için yapılan, domates ya da biber ezmesi. | Bazı yemeklerde tat vermek üzere kullanılan sos. )

- DOMATES ile DOMATES SUYU ile DOMATES DOLMASI ile DOMATES SALÇASI ile DOMATES ÇORBASI

- DOMATIA[İng.] değil/yerine/= DOMATİA

( Avcıları çevre koşullarından ya da diğer avcılardan koruyan bitki yapıları (Latincede domus- “yuva” anlamına gelmektedir.).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DOMDOM ile DOMDOM KURŞUNU

- DOMİNANT ALEL ile/||/<> RESESİF ALEL

( Dominant bir kopya yeter, resesif iki kopya gerekir )
( Formül: A > a notasyonu İLE 3:1 F2 oranı )

- DOMİNANT İLE RESESİF İLE KODOMİNANT ile/||/<> ALLEL ETKİLEŞİMLERİ

( Allellerin fenotipe etki biçimleri. )
( Formül: F₂: 3:1 (dominant) )

- DOMİNANT İLE RESESİF İLE KODOMİNANT ile/||/<> KALITIM PATTERNLERİ

( Alel ilişkileri. )
( Formül: AA İLE Aa İLE aa )

- DOMİNAN/T ile DOMİNANS

( Baskın, başat. İLE Baskınlık, başatlık. )

- DOMİNANT ile/||/<> RESESİF

( Dominant baskın gen İLE resesif çekinik gendir )
( Formül: AA/Aa görünür İLE aa )
( Gregor Mendel tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1884) (Ülke: Avusturya) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Kalıtım yasaları, modern genetiğin kurucusu) )

- DOMİNO ile/ve/||/<> KELEBEK ETKİSİ ile/ve/||/<> KARTOPU > ÇIĞ ETKİSİ


- DOMUZ ile SAKALLI DOMUZ

( ... İLE Asya ile Avustralya arasındaki cennet adalarında yaşarlar. )

- DOMUZLAŞMAK ile DOMUZ/LUK ile DOMUZ OTU ile DOMUZ YAĞI ile DOMUZ GRİBİ ile DOMUZ BALIĞI ile DOMUZ DERİSİ ile DOMUZ DİKENİ ile DOMUZ ARABASI ile DOMUZ AYRIK OTU

- DON/TON/KÜLOT[Fr. < CULOTTE]["KİLOT" değil!] ile DON ile DON

( Giysi. | Gövdenin, belden aşağısına giyilen, uzun ya da kısa iç giysisi, beli lastikli iç çamaşırı. İLE Hava sıcaklığının sıfırdan aşağı düşmesiyle, suların buz tutması. İLE At tüyünün rengi. )

- DONAMAK ile DON ile DONE ile DON YAĞI ile DON GÖMLEK

- DONANIM ile/ve/<> DENEYİM

- DONANIM ile DONANIM KİLİDİ

- TECHİZAT[Osm.] / EQUIPMENT[İng.] / AUSRÜSTUNG, EINRICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DONANIM

- DONANIM ile/ve YATKINLIK

- DONANIMLI OLMAK ile/ve HAZIRLIKLI OLMAK

( İlerleme, ancak hazırlık [sadhana] aşamasında olur. )

- DONANIMLI (OLMAK) ile HAZIRLIKLI (OLMAK)

( İlerleme ancak hazırlık(sadhana) aşamasında olur. )

- DONANMA ile DONANMASIZ/LIK ile DONANMA GECESİ ile DONANMA ŞENLİĞİ

- DONANMA ile/||/<> KARAKA ile/||/<> KARAVELA ile/||/<> KIRLANGIÇ ile/||/<> KÖKE ile/||/<> MALAYA ile/||/<> KAPTAN-I DERYÂ ile/||/<> LEVEND ile/||/<> TERSANELİ

( Osmanlı Donanması ya da eski adıyla Donanma-yı Hümâyûn, Osmanlı Devleti'nin deniz kuvvetleri. XIV. yüzyılda kuruldu. Osmanlı Devleti, 1323 yılında Karamürsel'i fethederek denize ulaştı, Karamürsel Bey komutasında ilk donanma oluşturuldu veKocaeli'nde yapılan savaşlarda denizden destek sağlandı. 1327 yılında Karamürsel'de ilk Osmanlı tersanesi kuruldu ve böylece deniz gücünün kurumsallaşma çalışmaları başladı. Osmanlı donanmasında sıradüzensel düzene geçildi. İlk Kaptan-ı Derya(Donanma Komutanı), Karamürsel Bey oldu. 1337 yılında Kocaeli ele geçirildi. Böylece 1353 yılında gerçekleşecek olan Rumeli'ye geçişin önü açıldı. Bundan sonra donanmanın merkezi sırasıyla İzmit, Gelibolu ve son olarak da İstanbul oldu. İLE/||/<> Donanma da kullanılan ve ana güvertesi ile iki alt güvertesinde top bataryaları bulunan bir kalyon türü. İLE/||/<> Donanmanın büyük gemileri. İLE/||/<> Donanmada kullanılan bir tür küçük savaş gemisi. İLE/||/<> Osmanlı Donanmasında kullanılmış bir tür savaş gemisi. İLE/||/<> Vahdettin'in sığındığı İngiliz zırhlısı. İLE/||/<> Donanma komutanı. İLE/||/<> Deniz askeri. İLE/||/<> Deniz subay ve erlerine verilen ad. )

- DONATIM ile DONATIMCI

- DONATMAK ile/ve BEZEMEK

- DÖNBABA

( Turnagagası. )

- DÖNBABA = TURNAGAGASI

( Sardunyagillerden, tohumlarının ucunda turna gagasına benzer ince uzun bir uc bulunan, yaprakları güzel kokulu bir bitki. )

- DONDURMA/BİSKÜVİ[Fr./İng. BISCUIT] ile KEDİDİLİ

( Un, şeker ya da tuzla yapılan ince, gevrek bir tür kuru pasta. İLE Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tür tatlı bisküvi. )

- DREHMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNDÜRME MOMENTİ

- DÖNDÜRMEK ile EVİRMEK

- TENSEUR DE GYRATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNEL GERGİ


- DÖNEL HAREKET ile/||/<> ÖTELEME HAREKETİ

( Dönel eksen etrafında, öteleme doğrusal harekettir )
( Formül: ω=dθ/dt İLE v=dx/dt )
( Aristoteles tarafından -350 yılında keşfedildi/formüle edildi. (-384--322) (Ülke: Antik Yunan) (Alan: Felsefe, Mantık, Biyoloji) (Önemli katkıları: Mantık, etik, metafizik) )

- VECTEUR DE GYRATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNEL VEKTÖR

- DÖNELMEK ile DÖNENMEK ile DÖNELEMEK ile DÖNEBİLMEK ile DÖNEK/LİK ile DÖNEL ile DÖNEM ile DÖNER ile DÖNEÇ ile DÖNEKÇE ile DÖNENCE ile DÖNERCİ/LİK ile DÖNENCELİ ile DÖNER AYNA ile DÖNER KAPI ile DÖNER KULE ile DÖNER KEBAP ile DÖNER SAHNE ile DÖNER KAVŞAK ile DÖNER SERMAYE

- DÖNEM ARKADAŞLIĞI/ARKADAŞI ile/ve/||/<>/> OKUL ARKADAŞLIĞI/ARKADAŞI ile/ve/||/<>/> SINIF ARKADAŞLIĞI/ARKADAŞI ile/ve/||/<>/> SIRA ARKADAŞLIĞI/ARKADAŞI

- PERIOD[İng.] / PÉRIODE[Fr.] / ZEITRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNEM, PERİYOT/PERİYOD

- DÖNEM ile/ve/||/<>/< DOLAYLILIK

- DÖNEMEÇ NOKTASI değil DÖNÜM NOKTASI

- DÖNEMEÇ ile DÖNEMEÇLİ ile DÖNEMEÇSİZ

- DÖNEMİN "KONJONKTÜRÜ" ile KONJONKTÜR (YA DA DÖNEMİN KOŞULLARI)

- ÂYÎNE-İ DEVERÂNÎ[Osm.] / MIROIR ROTATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNEN AYNA


- ROTATING MIRROR[İng.] / DREHENDER SPIEGEL, DREHSPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER AYNA

- BLOOMERY FURNACE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNER DEĞİRMEN (FIRIN ANLAMINA UYMUYOR, GENELDE "ÇİÇEKLENME FIRINI")

- DREHBESCHELNINGSGSCHLAGLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER VURUŞLU LAZER

- DREHBESCHELNINGSGSCHLAGZERSTREUEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER VURUŞLU SAÇILMA

- DREHBESCHELUNGENGECHO METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER VURUŞLU YANKI YÖNTEMİ

- DÖNGEL/BEŞBIYIK/MUŞMULA[Yun.] ile ÜVEZ

( Gülgillerden, küçük bir ağaç. | Bu ağacın, olgunlaşıp çürüdükten sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi. İLE Gülgillerden bir ağaç. | Bu ağacın, muşmulaya benzeyen yemişi/meyvesi. )

- DÖNGÜ ile/ve/||/<> DEVİNİM

- DÖNGÜ ile/ve/||/<> SALINIM

- DÖNGÜSEL(CYCLOID) GEOMETRİ - 1599

( Nicholas of Cusa [Güneş lekesi gözlemlerinde] )

- ENTHALPY OF FREEZING[İng.] / GEFRIER ENTALPHY[Alm.] ile/değil/yerine/= DONMA ENTALPİSİ


- FREEZING-POINT DEPRESSION[İng.] ile/değil/yerine/= DONMA NOKTASI ALÇALMASI

- FREEZING-POINT CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= DONMA NOKTASI SABİTİ

- DONMA NOKTASI ile BUZ NOKTASI

( ... İLE Bir saf su karışımıyla saf buzun, standart atmosfer [1 At] basıncında dengede olduğu, buzun gerçek donma noktası. )

- DONMA NOKTASI ile DONUKLUK

( Bir maddenin, katı ve sıvı eşiklerinin, belirli bir basınçta [normal olarak 1 At basınçta] birlikte dengede bulundukları sıcaklık. İLE Bir madde üzerine gelen ışık akısının, geçen akıya oranı. )

- DONMA NOKTASI ile/ve/değil EŞİK

- NOKTA-İ İNCİMAD[Osm.] / FREEZING POINT[İng.] / POINT DE CONGÉLATION[Fr.] / FROSTPUNKT/GEFRIERPUNKT, GEFRIERPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DONMA NOKTASI

- İNCİMAD[Osm.] / FREEZE, FREEZING[İng.] / CONGÉLATION[Fr.] / EINFRIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= DONMA

- DONMA ile/değil/yerine KRİSTALİZE OLMA

- DONMAK ile DONMA NOKTASI ile DONMA DERECESİ

- AXE DE LA ROTATION-INVERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNME ÇEVİRME EKSENİ


- DÖNME İLE YUVARLANMA İLE KAYMA ile/||/<> HAREKET TÜRLERİ

( Katı cadlerin üç temel hareket modu. )
( Formül: Ek = ½Iω² + ½mv² )

- ROTATIONAL QUANTUM NUMBER[İng.] / ROTATIONSQUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME KUANTUM SAYISI

- SPIN MOMENT[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNME MOMENTİ

- ROTATIONAL SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DE ROTATION[Fr.] / ROTATIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME TAYFI/SPEKTRUMU

- GYRATION VECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNME VEKTÖRÜ

- ROTATION-REFLECTION AXIS[İng.] / DREHSPIEGELACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME-YANSIMA EKSENİ

- DÖNME ile MÜHTEDÎ

- ROTATION[İng.] / ROTATION[Fr.] / DREHUNG, ROTATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME

- DÖNMEK ile DÖNMELİ ile DÖNMELİK ile DÖNME DOLAP ile DÖNME EKSENİ

- SEYELAN-İ DEVRÎ[Osm.] / ÉCOULEMENT ROTATIONNEL[Fr.] / ROTATIONSSTRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNMELİ AKIŞ


- DONNAN EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE DE DONNAN[Fr.] / DONNAN-GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= DONNAN DENGESİ

- DONÖR[Fr. < DONNEUR] değil/yerine/= VERİCİ

- SPIN ANGULAR MOMENTUM[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ AÇISAL DEVİNİRLİĞİ

- SPIN-FLIP SCATTERING[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ ÇEVİRMELİ SAÇILMA

- SPIN LABEL[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ ETİKETİ