YEDİ(7) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- ÖNCEDEN ... ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELERİ ...

- ÖNCEKİ ile/ve SONRAKİ

- ÖNCELEMEK ile ÖNCE/LİK ile ÖNCEL ile ÖNCECİ/LİK ile ÖNCESİZ/LİK ile ÖNCELİKLİ/LİK ile ÖNCEL DÜZEN ile ÖNCEL BELİRLEME ile ÖNCESİZ SONRASIZ

- ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK
değil/>< ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )

- ÖNCELİK/SONRALIK ile/ve/değil/yerine İÇ İÇELİK

- ÖNCELİK VERMEK ile "AĞIRLIK VERMEK"

- ÖNCELİK ile/ve/değil/<>/= İLGİ

- ÖNCELİK ve/||/<>/>/< İNCELİK

- ÖNCELİK ile/ve İTİBAR

- ÖNCELİK ile/ve/değil KAYNAK


- ÖNCELİK ile/ve/değil/||/<>/< MERKEZÎ

- ÖNCELİK ile/ve/değil MEŞGUL OLMA

- ÖNCELİK ile/ve ÖZELLİK

- ÖNCELİK ile/ve/değil/||/<>/< PAYLAŞILMIŞ ÖNCELİK

- ÖNCELİK ile/ve "POZİTİF AYRIMCILIK"

- ÖNCELİK = PRIORITY/PRECEDENCE[İng.] = [Fr.] = [Alm.] = [İt.] = [İsp.]

- ÖNCELİK ile/ve/||/<>/< ZORUNLULUK

- ÖNCELİK/LER ile/ve ÖZLEM/LER

- (ÖNCELİKLİ/ÖNEMLİ/[ÖNCEKİ] OLMAZSA OLMAZ)
KAVRAM ÇİFTLERİ:

ÖNCELİK ve/||/<>/> SONRALIK
ve/||/<>
VAR OLAN ve/||/<>/> BİLGİ
ve/||/<>
NESNE/TEK ve/||/<>/> ÖTEKİ/LER
ve/||/<>
SÜREÇ ve/||/<>/> SONUÇ
ve/||/<>
YÖNTEM/USÛL ve/||/<>/> İÇERİK/ESAS
ve/||/<>
BAĞLAM ve/||/<>/> ANLAM
ve/||/<>
ÇÖZÜMLEME ve/||/<>/> ÇÖZÜM
ve/||/<>
ÖNCÜL ve/||/<>/> ÖNERME
ve/||/<>
SAYGI ve/||/<>/> SEVGİ
[en az %99 ve/||/<>/> en az %1]
ve/||/<>
US/AKIL ve/||/<>/> ANLIK/ZEKÂ
ve/||/<>
EMİK/BEYİN ve/||/<>/> ANLIK/ZİHİN
ve/||/<>
DİRENÇ/İHTİYÂR ve/||/<>/> İSTENÇ/İRÂDE
ve/||/<>
DEVİM/HAREKET ve/||/<>/> ZAMAN
ve/||/<>
AN ve/||/<>/> ZAMAN

( Düşünme, konuşmak ve yaşamak üzere bilinmesi ve uygulanması gereken öncelikli ve olmazsa olmaz kavram çiftleri... [önceki olmadan sonraki olmaz!] )

- ÖNCELİK/Lİ ile/ve/değil/yerine AYRICALIK/LI


- ÖNCELİKLİ ile/ve/değil ÖNCELİKLERLE ÖRTÜŞEN

- ÖNCELİK-SONRALIK ve/değil BİRLİKTELİK

- ÖNCELİK/SONRALIK ile/ve/değil SIRALAMA

-

- ÖNCESİ - SONRASI

- ÖNCESİ - SONRASI OLMAZ!

- ÖNCESİ ile/ve/değil/||/<> BAĞLAMI

- ÖNCE/Sİ ve/<> BİLİNC/İ

- ÖNCESİ ile

- ÖNCE/Sİ ile/ve (...) SONRA/SI["SORA/SORNA" değil!]


- ÖNCESİ-SONRASILI ile/değil/yerine KARŞILIKLILIK/EYTİŞİM(DİYALEKTİK)

- ÖNCESİZLİK-SONRASIZLIK = EZELİYET-EBEDİYET = ETERNITY[İng.] = ÉTERNITÉ[Fr.] = EWIGKEIT[Alm.] = AETERNITAS[Lat.] = ETERNIDAD[İsp.]

- ONCOGENE[İng.] değil/yerine/= ONKOJEN (ONKOGEN)

( Bir onkojen, kanser gelişimine katkıda bulunan, mutasyona uğramış bir gendir. Normal, mutasyona uğramamış hallerine proto-onkojen denir ve bunlar, göze bölünmesinin düzenlenmesinde rol oynarlar. Bazı onkojenler, bir arabanın gaz pedalına basmak misali, bir gözeyi bölünmeye teşvik ederek çalışır. Diğer onkojenler, arabanızla yokuş aşağı dururken ayağınızı frenden kaldırmak gibi çalışır yani gözenin bölünmesinin önündeki engelleri kaldırarak bölünmeye neden olur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ÖNCÜLLER = MUKADDEMAT = PREMISS[İng.] = PRÉMISSES[Fr.] = PRÄMISSE[Alm.] = PRAEMISSA[Lat.] = ESTABLECIMIENTO[İsp.]

- ÖNCÜLLER ile/ve/||/<> ÖNCELİK

- ÖNCÜLÜK ETMEK ile VESİLE OLMAK

- ÖNCÜ/LÜK ile ÖNCÜL ile ÖNCÜLLER ile ÖNCÜ OYUN ile ÖNCÜ TİYATRO ile ÖNCÜLLER KÜMESİ

- ONDALIK KESİR ile/||/<> ADİ KESİR

( Ondalık virgüllü, adi kesir çizgili gösterimdir )
( Formül: 0.5 İLE 1/2 )

- ONDALIK SAYILARDA:
NOKTA
ile/ve/||/<> VİRGÜL

- ONDALIK SAYILARIN KULLANIMI < 1570


- ONDALIK SİSTEM ile/||/<> İKİLİ SİSTEM

( Ondalık 10 tabanlı, ikili 2 tabanlı )
( Formül: 0-9 rakamlar İLE 0-1 bitler )

- ONDALIK SİSTEM ile/||/<> POZİSYONEL NOTASYON

( Ondalık sistem 10 tabanlı sayı sistemi İLE pozisyonel notasyon basamak değeri sistemidir. )
( Aryabhata tarafından 500 yılında keşfedildi/formüle edildi. (476-550) (Ülke: Hindistan) (Alan: Matematik, Astronomi) (Önemli katkıları: Sıfır kavramı, ondalık sistem, trigonometri, güneş merkezli sistem teorisi) )

- AŞÂRÎ[Osm.] / DECIMAL[İng.] / DÉCIMAL[Fr.] / DEZIMAL[Alm.] ile/değil/yerine/= ONDALIK

- ONDALIK ile ONDALIK FONKSİYON ile ONDALIK SAYI ile ONDALIK NOKTA ile ONDALIK SAYIYA DÖNÜŞTÜRMEK

- ONDALIK ile ONDALIKÇI ile ONDALIK SAYI ile ONDALIK KESİR ile ONDALIK SİSTEM

- ÖNDE GELEN ile/ve/değil DİKKATE DEĞER

- ÖNDE OLAN/OLMASI GEREKEN:
EŞEYSELLİK(ERİLLİK/DİŞİLLİK)
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEVGİ

- ÖNDER ile/ve/değil/||/<>/< ATILGAN

- ÖNDER/LİK ile/ve ÖNCÜ/LÜK

( )

- ÖNDER/LİK ile ÖNDELİK ile ÖNDEN ÇEKİŞLİ


- ONDÜLAN ATEŞ/UNDULANT FEVER[İng.] değil/yerine/= DALGALI ATEŞ

- ONDÜLAN/UNDULANT[İng.] değil/yerine/= DÜZENLİ DALGALI

- ONDÜLASYON/UNDULATION[İng.] değil/yerine/= DÜZENLİ DALGALANIM

- ONDÜLE[Fr.] değil/yerine/= DALGALI / KIVRIMLI / KIVRILMIŞ

- ÖNE ÇIKARMAK ile MERKEZE ALMAK

- ÖNE ÇIKARMAK ile TEMEL/E ALMAK

- ÖNEM/DEĞER VERMEMEK ile/ve ÖNEMSİZ/DEĞERSİZ GÖRMEK

- ÖNEM ile ÖNCELİK

- ÖNEMİ/ETKİYİ:
ARTIRMA
ile/>< AZALTMA

- ÖNEMLİ DEĞİL ile/ve/değil/yerine ÖNEMSİZ


- ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ) ile/ve/değil/yerine/<>/>< DEĞERLİ

( Siyaset ve ticaretin itibar ettiği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< İlim ve irfanın itibar ettiği. )

- ÖNEMLİ ile/ve/<> ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN

- ÖNEMSEMEK ile CİDDİYE ALMAK

- ÖNEMSİZ ile/ve/değil İKİNCİL

- ÖNEMSİZ/LEŞME ile/ve/||/<>/||/<>/< SİLİK/LEŞME

- ÖNEMSİZ/LİK ile GÖZDEN DÜŞ(ÜR)ME

- ÖNEMSİZLİK ile ÖNEMSİZ

- ONENESS vs. UNITY

- ÖNERME İLE YÜKLEM İLE MODAL ile/||/<> MANTIK TÜRLERİ

( Farklı mantık sistemleri. )
( Formül: p → q ≡ ¬p ∨ q )

- ÖNERME MANTIĞI ile/||/<> YÜKLEM MANTIĞI

( Önerme mantığı önermeler arası ilişkiler İLE yüklem mantığı önermelerin iç yapısını inceler. Önerme mantığı ve, ya da, değil bağlaçları İLE yüklem mantığı niceleyiciler (tüm, bazı) kullanır. Önerme mantığı daha basit İLE yüklem mantığı daha güçlü ifade gücüne sahiptir. )
( Gottlob Frege tarafından 1879 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1848-1925) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik, Mantık, Felsefe) (Önemli katkıları: Modern mantığın kurucusu, önerme mantığı, yüklem mantığı, anlam ve gönderim ayrımı, matematiksel mantık gösterimi) )

- ÖNERME[İng. PROPOSITION] ile/||/<> A PRİORİ ile/||/<> BAĞDAŞIMCILIK[İng. COHERENTISM] ile/||/<> DOĞALLAŞTIRILMIŞ EPİSTEMOLOJİ[İng. NATURALIZED EPISTEMOLOGY] ile/||/<> DOĞRULAMA İLKESİ[İng. VERIFICATION PRINCIPLE] ile/||/<> İÇSELCİLİK[İng. INTERNALISM] ile/||/<> ÖNCÜL[İng. PREMISE] ile/||/<> SENTETİK A PRİORİ[İng. SYNTHETIC A PRIORI]

( Önermeyi, doğru ve yanlış değerine sahip bir yargı, bir iddia taşıyan cümle olarak düşünmek mümkündür. Pritchard, önermesel bilginin insana özgü olduğunu ve daha sofistike entelektüel yetenekler gerektirdiğini düşünür. Bir cümle biçiminde ileri sürülen, bir şeyin durumunu söyleyen “Dünya yuvarlaktır.”, “Bekârlar, evlenmemiş olanlardır.”, “Baba II, harika bir filmdir.”, ya da “Ay peynirden yapılmış değildir” türünden ifadeler önerme örnekleridir. @@ Önsel, deneyime dayanmayan anlamına gelmektedir. Deneye dayanmayan, deneyden önce gelen ya da ondan bağımsız olarak ulaşılan bilgi için kullanılır. Örneğin, “bir cisim aynı anda birden çok yerde bulunamaz” önerisi "a priori" önermedir. Bu sınıflandırmayı felsefe tarihinde ilk öne süren Aristoteles’tir. @@ Bir önermenin doğru yolla gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği problemi çağdaş epistemolojinin merkezinde yer almaktadır. İnançlarımız, birbirleriyle bağlantılı ve tutarlı bir ağ oluşturabilmesinin doğru inançların gerekçelendirilerek bilgi olarak tanımlanması için yeterli olduğu düşünen yaklaşım Bağdaşımcılık olarak bilinir. Bağdaşımcılara göre sahip olduğumuz inançların epistemik statüleri arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Doğru inançlarımızın birbirleriyle tutarlı bir ağ oluşturabilmesini epistemik bir sınır olarak kabul eden bu görüşe getirilen en büyük eleştirilerden biri izolasyon problemidir. Bu eleştiriye göre, inançlarımız birbiriyle tutarlı bir ağ oluştursa da, diğer epistemik ağlarla bağlantılı olmadıkları için, bu ağ içindeki inançların doğruluğunu tehdit edecek inançları kapsamaz. İnançlar tutarlı olsa da, bu kendi içinde tutarlı ağlara tamamen zıt ve kendi içinde tutarlı başka ağlar kurmak mümkündür. Kısacası, bu bağdaşımcı ağlar birbiriyle bağlantılı olmadıklarından ötürü, izolasyon problemi ortaya çıkar. @@ Bu yaklaşım Dışsalcılığın radikal bir biçimi olarak görülebilir. Çoğu yorumcu bu yaklaşımı bir dönem ünlü Natüralistler savunulduğu ve Natüralizmin ön kabulleri ile epistemolojiye yaklaşıldığını iddia ederek “yerini alma natüralizmi” de demiştir. Hatta öyle ki bu yaklaşımı, Natüralizmin epistemolojideki biçimi olarak da görenler bile olmuştur. Özellikle Quine tarafından sistemleştirilen bu görüşe göre, insanın bilişsel yetileri ve bilgi ile ilişkin zihinsel süreçleri evrimsel bir çerçevede anlaşılır Yani bilen kişi fizyolojik/biyolojik bir yapı olarak dışsal uyarıcılara tepki vermektedir. O halde insan zihni evrimsel bir sürecin sonucu olup çevresel etkilere oldukça duyarlıdır; çevreden gelen girdileri zihnimiz işler ve çıktı olarak karşımızda bilgiyi görürüz. Kimileri için böylesi bir yaklaşım a priori bilginin varlığına şüpheli yaklaşarak a posteriori bilgiyi ön plana almıştır. Peki bu ne demektir? Quine, 1951 yılında yayınlanan “Two Dogmas of Empiricism” (Deneyciliğin İki Dogması) adlı ünlü metninde Kant’ın analitik/sentetik ayrımı ve mantıkçı pozitivistlerin “her anlamlı ifade duyu tecrübelerine dayanır” iddiasını açık bir biçimde dogma olarak tanımlar ve eleştirir. Onun için her inanç ya da bilgi, aksi tecrübeler ışığında revize edilebilirdir, deneye dayanmayan bir inanç ya da bilgiden söz edilemez. İşte bu epistemoloji ile bilim arasındaki bütünlüğe işaret eden ve Natüralizm’in bir türü olarak görülebilecek bir bakış açısı olabilir. Doğallaştırılmış epistemoloji duyu verileri ile başlayan süreci psikolojinin konusu olarak gördüğü için epistemoloji ve psikoloji arasında doğrudan bir bağ kurar. Doğallaştırılmış epistemoloji yaklaşımına göre kanıt ile kuram arasındaki epistemik bağlantı belirlenmelidir, gözlem önermeleri ile teorik çıktılar arasındaki ilişki ancak ve ancak empirik bilimler yoluyla bilinebilir. Doğallaştırılmış epistemoloji bilginin doğasında yer aldığı düşünülen “gerekçelendirme” unsurunun yerine “gözlemsel unsurlar ile kuram arasındaki nedensel ilişki”yi koymak istiyormuş gibi görünüyor. @@ Viyana Çevresi (1920’lerde ortaya çıkmış olan ve Moritz Schlick, Otto Neurath, Fredrich Waismann, Rudolf Carnap ile anılan felsefe ekolü) olarak bilinen ekol tarafından geliştirilen bu yaklaşım anlamlı önermeleri matematiksel ifadeler ve olgu önermeleri olarak ikiye ayırmıştır. Bu ekol anlamı tecrübenin yanı başına koyarak, ancak ve ancak duyu verisine dayanan önermelerin anlamlı ve dolayısıyla doğru olabileceğini iddia etmiştir. Diğer yandan doğrulama ilkesinin zayıf versiyonu (bir ifadenin matematik, mantık ve totoloji olmaksızın ancak duyu tecrübesi ile doğrulanırsa anlamlı olacağı tezi) Mantıkçı Pozitivizm geleneğinin ilk yıllarında savunulmuş ve onların din felsefesine bakışınında temelini atmıştır. @@ İlk kez 1980 yılında BonJour ve Goldman tarafından kullanıldığı bilinen içselcilik (internalism) ve dışsalcılık (externalism) kavramları, çağdaş epistemolojide iki farklı yaklaşımı temsil eder. İçselciler, gerekçelendirmeyi zihne ait içsel durum ve özellikler ile ele almayı tercih eder. İçselciler için problemin çözümü gerekçelendirmedeki teminat şartının bilişsel olarak doğru inanca sahip kişinin zihninde (yani o kişiye 'içsel' koşullarda) hazır olarak bulunmasında yatar. Diğer bir deyişle, doğru inançların gerekçelendirilmesi, kişinin bu gerekçelendirme sürecinin farkında olması ve inançların kişiye erişilebilir olması ile mümkündür. İçselciliğin yaygın olarak kabul edilen iki biçimi vardır. Bunlardan ilki olan erişimcilik (İng: accessibilism), bir öznenin sahip olduğu inancın epistemik gerekçelendirmesini, öznenin zihnindeki bazı özel erişim türleri ile belirlenebileceğini iddia eder. Bir doğru inancı gerekçelendiren etkenlerin her an erişime ve muhakeme etmeye açık olması, öznenin bakış açısına içsel olan etkenlerin önemine vurgu yapar. BonJour, Audi ve Chisholm’un savunduğu bu yaklaşımda, bir şeyle ilgili tam deneyime sahipsek bilinç, içe bakış ve muhakeme ile bilgiye ulaşabiliriz; inanç ve algı deneyimlerimizin çoğuna muhakeme yeteneğini ile ulaşırız. Bu içselci yaklaşım şu türden iddialar ve kabullere sahiptir; gerekçelendirme bilgi için olmazsa olmaz bir koşuldur, doğru inancın bilgiye dönüşmesi için, öznenin inancın doğruluğuna dair iyi bir nedene sahip olması ve bu nedenin farkında olmalıdır, öznenin bir nedenin içsel olarak farkında olması aynı zamanda öznenin bu nedenine bilişsel anlamda erişimini gerektirir. Öyleyse öznenin bizzat doğru inancı ile neden arasındaki ilişkiye erişimi ve farkındalığının bulunması bu yaklaşım için merkezi bir önem taşımaktadır. Diğer yandan böylesi bir yaklaşım içselciliğin deontolojik statüsüne de dikkat çekmeyi gerektirir. Öznenin neye inanması gerektiği konusunda bir tür yol göstericilik rolünün söz konusu olması deontolojik yaklaşım asli özelliklerinden biridir. İçselcilik büyük oranda deontolojik bir biçimde özneye yol göstericilik rolü üstleniyormuş gibi görünüyor. O halde, öznenin p öncülü ya da c önermesine inanması belirli türden bilişsel görev ve sorumluluklarını yerine getirmesine bağlıdır. Söz konusu epistemik ve bilişsel ödevler, sorumluluklar gerekçelendirmenin normatif boyutuna işaret eder. Diğer yandan bu konudaki tartışmalar daha sonra doğallaştırılmış epistemolojinin normatifliği yok saydığı yönündeki itirazlarla tekrar gündeme gelecektir. @@ Bir sonuca ya da çıkarıma ulaşmakta kullanılan önermeler. Öncüller, savunulan iddia ya da argümanın dayandırıldığı temel fikir ya da yargılardır. Argüman sunarken doğru öncüller sunmak argümanı daha sağlam ve geçerli hâle getirirken kullanılan yanlış öncüller ise argümanı daha zayıf ya da geçersiz kılar. @@ Kant’ın felsefeye kazandırdığı bir kavram olan sentetik a priori, saf görü ile empirik görünün birlikte çalışması sonucunda ortaya çıkan bilgi türüdür. Bir yargının a priori olması, deneyime dayanmaksızın zorunlu ve kesin bilgiyi ifade ederken bir yargının sentetik olması, doğruluğunun içerdiği kavramların tanımlarına dayanamaması bakımından ek bilgi veren niteliğe sahip olduğu anlamına gelmektedir. Sentetik a priori bilgilerin kuruluşu, bağ kurucu bir unsur olan görüye dayanmaktadır. Görü, duyusallığın altına nesne düşürebildiğimiz zaman ortaya çıkmaktadır. Duyusallığın altına nesne düşürmeyi ise duyusallığın formları olan uzam ve zamandan hareketle yaparız. Bir nesnenin kavramını kurabilmek için gerekli olan şey görüdür. Böylelikle biz, altına görü düşürebildiğimiz nesneler üzerine yargıda bulunabiliriz. Bu bağlamda duyusallık ile görü, birbiriyle doğrudan ilişkili kavramlardır. Görü, empirik olgu durumları zemininde oluştuğu zaman sentetik a posteriori yargılar meydana gelmektedir. Öte yandan görünün, saf aklın kökeninde oluşması durumunda ise sentetik a priori yargılar meydana gelmektedir. Bu durumda sentetik a priori yargıların olanağı, olanaklı deneyimin sınırları içerisinde, saf görü ile empirik görünün birlikte çalışmasına bağlıdır. Sentetik a priori bilgilere örnek olarak Kant, matematiğin, geometrinin ve metafiziğin önermelerini ileri sürmüştür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ÖNERME ile DENKLEM

- ÖNERME ile/değil DİYALEL[Fr. < Yun.]

( ... İLE/DEĞL Bir önermeyi, başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla sürdürülmeye çalışılan, zorlama felsefe, üstü örtülü bir tür kısırdöngü. )

- ÖNERMEK ile/ve/<> KULLANMAK

- ÖNERMEK ile/değil ÖNE SÜRMEK

- ÖNERMEK ile ÖNERİLMEK ile ÖNEREBİLMEK ile ÖNERİ

- ÖNERMEK ile/ve YÖNLENDİRMEK

- ONG[Çigil] ile ONGAMUK/ONGAMUQ
[<

( Sağ. [ONG ELİG: Sağ el.] İLE Sağ elini kullanan kişi. )

- ONGOING :/yerine DEVAM EDEN

- ÖNGÖRMEK ile/ve/<> HESAPLAŞMAK


- ÖNGÖRME/ÖNGÖREBİLME ile KESTİRME/KESTİREBİLME

- ÖNGÖRÜ ile İLERİ GÖRÜŞLÜ

- ÖNGÖRÜSÜZLÜK ile/ve/< BİLGİSİZLİK/CEHALET

( CEHALET: Dönüp dolaşmak, sabitesi olmamak. )
( Cehalet diye bir şey yoktur, yalnızca dikkatsizlik ve ilgisizlik vardır. )
( Cehalet neden acı verici olsun?
Acı verici durumlar ve sonu gelmez yanılgıların kaynağı olan arzu ve korkunun kökeninde o vardır. )
( Kederin nedeni, cehalettir. Mutluluk anlayışı izler. )
( Bilgisizliğin belirtisi, adâletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir. )
( Üzüntü, zihinsel bir acıdır (ıstırap) ve acı, mutlaka dikkat ister. Ona dikkatinizi verdiğinizde, çağrı durur ve cehalet sorunu da kaybolur. )
( Bilmeyene yaraşan ceza, bilen birinden öğrenmektir. )
( Bilgisizlik, öğrenim ile de öğrenilir. )
( Meğer, cehalet, esaretten betermiş. )
( Cehalet, tahsil ile tahsil olunur. )
( There is nothing like ignorance, only inattention.
Why should ignorance be painful? It is at the root of all desire and fear, which are painful states and the source of endless errors.
Ignorance causes sorrow. Happiness follows understanding.
Worry is mental pain and pain is invariably a call for attention. The moment you give attention, the call for it ceases and the question of ignorance dissolves. )

- ONGÜJİN ile GULYABANİ
[<

( "Çölden geçenlere saldıran bir gulyabani". İLE ... )

- ONİKOFAJİ değil/yerine/= TIRNAK KEMİRME

- ONİKS ile/||/<> DİASPOR

( Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. İLE/||/<> Işık altında renk değiştiren bir mineral. )

- ONİKS ile/||/<> HEMATİT

( Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. İLE/||/<> Metalik gri ya da siyah renkte olan bir taş. )

- ÖNİLGEÇ ile SONİLGEÇ

( PREPOSITION )

- ÖNKABUL ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< ÖNYARGI

( Çoğu kişi, zihinindeki önyargıları başka bir biçimde düzenlerken düşündüğünü zannetmektedir. )
( Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur. )

- ÖNKABUL ile ÜST KABUL


- ONKOGEN İLE TÜMÖR SUPRESÖR İLE DNA TAMİR ile/||/<> KANSER GENLERİ

( Kanser gelişiminde rol oynayan gen türleri. )
( Formül: p53: "Genomun koruyucusu" )

- ONKOGEN ile/||/<> TÜMÖR BASKILAYICI

( Onkogen kanser teşvik, baskılayıcı kanser önleme. )
( Formül: Gas pedal İLE fren )

- ONKOGENEZ/ONCOGENESIS[İng.] değil/yerine/= KANSER OLUŞUMU

- ONKOJEN/ONCOGENOUS[İng.] değil/yerine/= KANSER OLUŞTURAN

- ONLAR ...:
"ANLARLARSA"
değil ANLARSA

( Çoğuldan sonra tekrar çoğul eki gerekmez/fazlalıktır. )

- ONLAR ile ONLARCA ile ONLARSIZ

- ONLARIN TEKELİNDE ile/ve/değil/yerine/<> ONLARLA ÖZDEŞ

- ONLA/ŞUNLA-BUNLA değil ONUNLA/ŞUNUNLA-BUNUNLA

- ÖNLEM ALMALI:
SEL ALMADAN
ile/ve/||/<> YEL ALMADAN ile/ve/||/<> TOPRAK ALMADAN ile/ve/||/<> ALEV ALMADAN

- ÖNLEMEK ile ÖNLENMEK ile ÖNLEYEBİLMEK ile ÖNLEM


- ÖNLEMEK ile/ve/||/<> ÖNÜNE GEÇMEK

- ÖNLEYİŞ ile ÖNLEYİCİ VURUŞ

- ÖNLÜK/LÜK ile ÖNLÜKLÜ

- ONLY/MERE/SHEER vs. MORE/FURTHER

- ONSAGER İLİŞKİLERİ ile/||/<> TERSİNMEZLİK

( Onsager çapraz etkiler Lᵢⱼ = Lⱼᵢ, tersinmez süreç. )
( Formül: Reciprocal İLE tek yön )

- ÖNSES (DÜŞMESİ) ile/ve/||/<> İÇSES (DÜŞMESİ) ile/ve/||/<> SONSES (DÜŞMESİ)

( Sözcük başındaki ilk ses. İLE/VE/||/<> Sözcüğün, önses ve sonsesi arasında kalan ses ya da sesler. İLE/VE/||/<> Sözcük sonundaki son ses. )
( ARSLAN > ASLAN ile/ve/||/<> ISICAK > SICAK | ISITMA > SITMA ile/ve/||/<> YAYLAG > YAYLA | ARIG > ARI )

- ÖNSÖZ AÇMAZI ile/ve/||/<> PİYANGO AÇMAZI

- ONTO :/yerine ÜZERİNE

- ONTOLOJİ değil/yerine/= VAROLAN BİLİMİ

- ONTOLOJİK KANIT/İDDİA/ARGÜMAN ile KOZMOLOJİK KANIT/İDDİA/ARGÜMAN

( Tanrı'nın varlığını tanımından yola çıkarak kanıtlamaya çalışan kanıt/iddia. İLE Evrenin varlığını açıklamak için bir ilk neden[Tanrı] olduğunu savunan kanıt/iddia. )

- ONU SEVMEK ile/ve/<>/değil SENDEKİ "O"YU SEVMEK

- ONU SÖYLEMENİN ANLAMI NE? ile/ve ONU SÖYLEMENİN ÂLEMİ NE?

- ONU/ŞUNU (ŞÖYLE ŞÖYLE) YAPACAK BİRİ DEĞİLİM ile/değil/yerine ONU/ŞUNU (ŞÖYLE ŞÖYLE) YAPACAK ZİHNE SAHİP (BİRİ) DEĞİLİM

- ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA ile/değil BİR SONRAKİ HAFTA

- ÖNÜMÜZÜ AÇAN ile/ve/<> UFKUMUZU GENİŞLETEN

- ONUN-BUNUN (SÖZÜYLE HAREKET ETMEK)

- ÖNÜ/NDE-SONU/NDA [ENİNDE-SONUNDA değildir!]

- ÖNÜNDEN ile ÖNÜNDE SONUNDA

- ONUR/ŞEREF ve CESÂRET

- ONUR ile ONUR ÖĞRENCİSİ ile ONURLU ile FAHRİ ile FAHRİ DOKTORA ile ONUR ile ONURLANDIRMAK


- ONURLANMAK ile ONURLANDIRMAK ile ONUR/LUK ile ONURLU/LUK ile ONURSAL/LIK ile ONURSUZ/LUK ile ONURSUZCA ile ONUR ÜYESİ ile ONUR KURULU ile ONUR KITASI ile ONUR BELGESİ ile ONURSAL BAŞKAN

- ÖNVARLIK ÇİZELGESİ ile/ve AŞAMA ÇİZELGESİ ile/ve DIŞTA BIRAKMA ÇİZELGESİ

- ÖNYARGI ile/ve/||/<> GENELLEME

( Ne kadar genelleme yapılıyorsa düşünce de o derece yoktur. )

- [ne yazık ki]
ÖNYARGI
ile/ve/||/<> KUŞKU

- ÖNYARGI ile/ve/değil/yerine ÖN ANLAMA

- ÖNYARGI ile/değil/yerine/>< ÖNGÖRÜ

- ÖNYARGI ile/değil ÖNYARGIYA ÖNYARGI

- ÖNYARGI = PEŞİN HÜKÜM, FİKR-İ BATIL, İTİKAT-I BATIL = PREJUDICE[İng.] = PRÉJUGÉ[Fr.] = VORURTEIL[Alm.] = PRAEJUDICIUM[Lat.] = PERJUICIO[İsp.]

- ÖNYARGI ile/ve SAPLANTI

- (ÖN)YARGI ile/ve/||/<>/< SAVUNMA

( Savunma olmadan, yargı olmaz. )

- ÖNYARGI ile/ve/değil/||/<>/> SONUÇ ODAKLILIK

- ÖNYARGI ile TESPİT

- ÖNYARGILARINI YENİDEN DÜZENLEMEK ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK

- OO- ile/||/<> OVİ-/OVO- ile/||/<> OÖPHOR-/OÖPHORO- ile/||/<> OVARİ-/OVARİO-/OARİ-/OARİO- ile/||/<> SALPİNG-/SALPİNGO-/-SALPİNX ile/||/<> ORCHİ-/ORCHİD-/ORCHİDO-/ORCHİO-/-ORCHİSM ile/||/<> OSCHE-/OSCHEO- ile/||/<> BLAST-/-BLASTİC/BLASTO-/-BLASTY ile/||/<> -SPERM/SPERM-/-SPERMA/SPERMAT-/SPERMATO-/-SPERMİA/SPERMO-

( Yumurta. İLE/||/<> Yumurta. İLE/||/<> Yumurtalık, yumurtalığa ait, ovaryum. İLE/||/<> Yumurta/ovaryum ile ilgili. İLE/||/<> Tüp, boru, Östaki ya da Fallop tüpleri. İLE/||/<> Testis, testis ile ilgili durum. İLE/||/<> Testis torbası, skrotum. İLE/||/<> Germ; döl; öz; ateşleme, patlama; tomurcuk, tomurcuklanma, filizlenme ile ilgili, doğurgan göze ile ilgili, ana göze ile ilgili. İLE/||/<> Tohum, döl, semen. )

- OOSE/OBJECT ORIENTED SOFTWARE ENGINEERING[İng.] değil/yerine/= NESNE YÖNELIMLİ YAZILIM MÜHENDISLİĞİ

- OOSFER[Yun. OON: Yumurta. | SPHAIRA: Toparlak.] ile OOSİT[Yun. OON: Yumurta. | KUTOS: Göze.]

( [bitkilerde] Eril gamet tarafından döllenerek, yumurtayı oluşturan dişil gamet. İLE Büyüme evresini tamamlamış fakat henüz döllenebilecek duruma gelmemiş dişil gamet. )

- OPALESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= OPAKLIK

- OPAL ile/||/<> AMETRİN

( Işığı farklı açılardan farklı renklerde yansıtır. İLE/||/<> Ametist ve citrin karışımı. )

- OPAL ile/||/<> AYTAŞI

( Işığı farklı açılardan farklı renklerde yansıtır. İLE/||/<> Işığı yansıtan mavi bir parlaklığa sahiptir. )

- OPAL ile/||/<> PERİDOT

( Işığı farklı açılardan farklı renklerde yansıtır. İLE/||/<> Yeşil tonlarda tek renkli bir taş. )

- OPAL ile/||/<> RODONİT

( Işığı farklı açılardan farklı renklerde yansıtır. İLE/||/<> Pembe ve siyah renkli bir mineral. )

- OPALINE[İng.] / OPALINE[Fr.] ile/değil/yerine/= OPALİN

- OPASITE/OPACITY[İng.] değil/yerine/= IŞIKGEÇİRMEZLİK

- OPEN STAR CLUSTER[İng.] değil/yerine/= AÇIK YILDIZ KÜMESİ

( Genelde düzensiz biçimde dağılmış, üye sayısı birkaç düzineden birkaç bine kadar değişebilen yıldız toplulukları. Sıklıkla galaktik düzlemde bulunurlar ve küme üyelerinin çoğu, 10 milyar yıldan daha kısa süredir hayattadır. Ülker ve Arıkovanı kümeleri örnek olarak verilebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- OPENEHR/OPEN ELECTRONIC HEALTH RECORD[İng.] değil/yerine/= AÇIK ELEKTRONİK SAĞLIK KAYDI

- OPENING :/yerine AÇILIŞ, AÇIKLIK

- OPERA SALONU değil/yerine/= ÜNGÜTEY

- OPERA SANATÇISI değil/yerine/= ÜNGÜCÜ

- OPERABL/OPERABLE[İng.] değil/yerine/= AMELİYAT EDİLEBİLİR

- OPERADİC ALGEBRA ile/||/<> ASSOCİATİVE ALGEBRA

( Operadic algebra çok değişkenli işlemlerin cebiriyken İLE associative algebra iki değişkenli associatif çarpım cebirdir )
( Formül: Operad structure )

- OPERAN ŞARTLANMA/OPERANT CONDITIONING[İng.] değil/yerine/= EDİMSEL KOŞULLANMA

- OPERANT RESPONSE[İng.] değil/yerine/= EDİMSEL TEPKİ

( Gerçekleştirilmesinin sonuçlarına dayalı olarak yerleşmiş, öğrenilmiş bir davranış.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- OPERATE :/yerine ÇALIŞTIRMAK

- OPERATING :/yerine İŞLETME, AMELİYAT

- OPERATIONS RESEARCH ile/||/<> MANAGEMENT SCIENCE

( Operations research matematik optimizasyon teknikleri kullanırken İLE management science yönetim kararları için daha geniş yaklaşım benimser )
( Formül: Linear programming )

- ÖPERKEN ile/ve/||/<>/> ÖZLERKEN

( Kokusunu içine çektiysek. İLE/VE/||/<>/> Burnunun direği sızlar. )

- OPERON ile REGÜLASYON

( Birbiriyle ilişkili genlerin ve onları denetleyen düzenleyici bölgenin birlikte bulunduğu DNA bölgesi. İLE Genlerin ifade düzeyinin denetlenmesi işlemi. )

- OPERON ile/||/<> REGULON

( Operon tek promotor çoklu gen İLE regulon çoklu operondur )
( Formül: lac İLE trp SOS )

- OPIANINE[İng.] ile/değil/yerine/= OPİANİN

- OPİNİON İLE EPİDEMİC İLE TRAFFİC ile/||/<> SOSYAL SİSTEM FİZİĞİ

( İnsan davranışlarının fizik modelleri. )
( Formül: dS/dt = -βSI )

- OPINION :/yerine FİKİR, GÖRÜŞ

- OPITMAK/OPITMAQ ile OPRAMAK/OPRAMAQ ile OPRAQ
[<

( Bir şeyi gizlemek/saklamak. İLE Yıpranmak. İLE Paçavraya dönmüş giysi ya da benzeri nesne. )

- ÖPMEK ile/ve ISIRMAK

- ÖPMEK ile ÖPÜLMEK ile ÖPÜŞMEK

- ÖPMEK ile ÖPÜŞMEK

- OPOSSUM[< JOEY] değil/yerine/= KESELİ SIÇANGİL

( Keseli, memeli bir hayvan. Avustralya dışında olan ve Amerika'da yaşayan tek keseli hayvan. )

- OPPENHEIMER-PHILLIPS REACTION[İng.] / RÉACTION D'OPPENHEIMER-PHILLIPS[Fr.] / OPPENHEIMER-PHILIPPS-REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= OPPENHEİMER-PHİLLİPS TEPKİMESİ

- OPSİYON ile OPSİYONLU ile OPSİYONSUZ ile OPSİYONLU SÖZLEŞME

- OPSİYON[İng. < OPTION] değil/yerine/= SEÇENEK/ÖZGESEÇİM

- OPTİCAL TWEEZERS İLE AFM İLE MAGNETİC TWEEZERS ile/||/<> KUVVET SPEKTROSKOPİSİ

( Biyomoleküllere kuvvet uygulama. )
( Formül: F = kx (pN) )

- OPTİCAL TWEEZERS ile/||/<> MAGNETİC TWEEZERS

( Optical tweezers lazer ışığıyla parçacık tutma yaparken İLE magnetic tweezers manyetik alanla parçacık manipülasyonu yapar )
( Formül: Radiation pressure )

- OPTIC ANISOTROPY[İng.] / ANISOTROPIE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE ANISOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK ANİZOTROPİ

- OPTICAL DISPERSION[İng.] / DISPERSION OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE ZERSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK DAĞILMA/DAĞILIM

- OPTICAL SYSTEM[İng.] / SYSTÈME OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHES SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK DİZGE/SİSTEM

- OPTICAL ROTATION[İng.] / ROTATION OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE UMDREHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK DÖNME

- OPTICAL PLANE[İng.] / PLAN OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OPTİK DÜZLEM

- OPTICAL AXIS[İng.] / AXE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE ACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK EKSEN

- ZİYÂÎ FAÂLİYET[Osm.] / OPTICAL ACTIVITY[İng.] / ACTIVITÉ OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE AKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK ETKİNLİK

- OPTIC FIBER[İng.] / FIBRE OPTIQUE[Fr.] / OPTIKFASER[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK FİBER

- OPTICAL PHONON[İng.] / PHONON OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER PHONON[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK FONON


- OPTICAL FREQUENCIES[İng.] / FRÉQUENCES OPTIQUES[Fr.] / OPTISCHE FREQUENZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK FREKANSLAR

- OPTICAL TRANSITION[İng.] / TRANSITION OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK GEÇİŞ

- OPTICAL INTERFERENCE[İng.] / INTERFÉRENCE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE STÖRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK GİRİŞİM

- OPTICAL TWIN[İng.] / JUMELAGE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER ZWILLING[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK İKİZ

- OPTIC THICKNESS[İng.] / ÉPAISSEUR OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OPTİK KALINLIK

- OPTICAL MODE[İng.] / MODE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER MODUS[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK KİP

- OPTICAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK KRİSTAL

- OPTICAL CENTER[İng.] / CENTRE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER MITTELPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK MERKEZ

- OPTIC SUBSTANCE[İng.] / MATIÈRE OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OPTİK NESNE/ÖZDEK/MADDE

- OPTIC NORMAL[İng.] / NORMALE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE NORMAL[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK NORMAL


- OPTİK/OPTIC[İng.] değil/yerine/= GÖZ YA DA GÖRME (İLİŞKİLİ)

- OPTICAL PROPERTIES[İng.] / PROPRIÉTÉS OPTIQUES[Fr.] / OPTISCHE EIGENSCHAFTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK ÖZELLİKLER

- OPTİK PAPİLLA/OPTIC PAPILLA[İng.] değil/yerine/= KÖR NOKTA

- OPTICAL WINDOW[İng.] / FENÊTRE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHES FENSTER[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK PENCERE

- OPTICAL PYROMETER[İng.] / PYROMÈTRE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHES PYROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK PİROMETRE

- OPTIC PUMPING[İng.] / POMPAGE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHES PUMPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK POMPALAMA/POMPAJ

- OPTICAL ABERRATION[İng.] / OPTISCHE ABERRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK SAPINÇ

- EXTINCTION OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHES LÖSCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK SÖNÜM/SÖNDÜRME

- OPTICAL QUENCHING[İng.] ile/değil/yerine/= OPTİK SÖNÜMLEME

- OPTICAL SPECTRUM[İng.] / SPECTRE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE SPEKTREN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK TAYF


- OPTIC CONTACT[İng.] / CONTACT OPTIQUE[Fr.] / OPTIKKONTAKT[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK TEMAS

- OPTIC ISOLATOR[İng.] / ISOLATEUR OPTIQUE[Fr.] / OPTIKISOLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK YALITICI

- OPTICAL DENSITY[İng.] / OPTIQUE DENSITÉ[Fr.] / OPTISCHE DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK YOĞUNLUK

- OPTICAL PATH[İng.] / CHEMIN OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE BAHN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK YOL

- OPTICAL SURFACE[İng.] / SURFACE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE FLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK YÜZEY

- OPTİK ile DİJİTAL

- MEBHAS-İ ZİYÂ[Osm.] / OPTICS[İng.] / OPTIQUE[Fr.] / OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK

- OPTİK ile OPTİKÇİ/LİK ile OPTİK OKUYUCU ile OPTİK KAYDIRMA

- OPTIMAL[[İng.] değil/yerine/= EN UYGUN

- OPTİMİST/NİKBİN değil/yerine/= İYİMSER


- OPTİMİZM/NİKBİNLİK değil/yerine/= İYİMSERLİK

- OPTIMUM[İng.] değil/yerine/= EN UYGUN

- OPTİMUM ile MAKSİMUM

- OPTION :/yerine SEÇENEK

- OPU = ÜSTÜBEÇ/İSFÎDÂC[Ar.]
[<

- ÖPÜP KOKLAMA

- ÖPÜŞEN ile ÖPÜCÜK ile ÖPÜŞEN ile ÖPÜŞMEK ile AYAK ÖPMEK ile ELLERİ ÖPMEK ile ELLERİN ÖPÜLMESİ

- ÖPÜŞME/"ÖPÜŞEN" değil ÖRTÜŞME/ÖRTÜŞEN

- Öpüşmek istiyorsan SUS!!!

- ÖPÜŞMEK ile ÖPÜŞEBİLMEK ile ÖPÜŞ


- ÖPÜŞMEK ile YUMULMAK

- ORA SERRATA[İng.] değil/yerine/= ORA SERRATA

( Retinanın en uç uzantısı Ora serrata olarak adlandırılır, koroid ve siliyer cisim arasında bağlantıdır. Retina kendi içinde 2 tabakaya ayrılır, bunlar dışta vasküler tabakaya yaslı olan pigment tabakası ve içte reseptör gözelerini içeren stratum nervosumdur. Reseptör gözelerini içeren tabaka ışığa duyarlıdır. Retinanın iki tabakası ora serrataya kadar beraber bulunur dolayısıyla bu bölgeye kadar retina ışığı algılayabilir. Ora serrata'nın önünde ise retinanın yalnızca pigment tabakası bulunur, bu bölge kör retina (pars coeca retinae) olarak adlandırılır.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ORADA-BURADA (DOLAŞMAK, TAKILMAK, YAŞAMAK)

- ORADA ile ORADAN ile ORADA BURADA ile ORADAN ORAYA ile ORADAN BURADAN