YEDİ(7) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- ÇATIŞMA değil/yerine/>< ÇALIŞMA

- ÇATIŞMA ile ÇATIŞMACI/LIK ile ÇATIŞMASIZ/LIK ile ÇATIŞMASIZCA

- ÇATIŞMA ile/değil ÇEKİŞTİRME

- ÇATIŞMA ile/ve/<> DİDİŞME

- ÇATIŞMA ile/değil/yerine FARK

- ÇATIŞMA ile "GERİLİM"

- ÇATIŞMA ile İNDİRGENEMEZ ÇATIŞMA

- ÇATIŞMA ile/ve "İTİŞME"

- ÇATIŞMA ile "KAPIŞMA"

- ÇATIŞMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KESİŞME


- ÇATIŞMA ile "TAKIŞMA"

- ÇATIŞMA değil/yerine/>< UZLAŞMA

- ÇATIŞMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> UZLAŞMA BECERİSİ

- ÇATIŞMA ile "ZITLIK"

- ÇATIŞMA ile/ve/||/<>/> ÇEKİŞME

- ÇATKI/LIK ile ÇATKIN/LIK ile ÇATKILI ile ÇATKISIZ

- ÇATLAK ile ÇINLAMA

- CAUCHY DISPERSION EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE LA DISPERSION DE CAUCHY[Fr.] / CAUCHY-DISPERSIONSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= CAUCHY DAĞILIM DENKLEMİ

- CAUCHY DISPERSION FORMULA[İng.] / FORMULE DE DISPERSION DE CAUCHY[Fr.] / CAUCHY-DISPERSIONSFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= CAUCHY DAĞILIM FORMÜLÜ

- CAUCHY-RİEMANN ile/||/<> LAPLACE EŞİTLİĞİ/EQUATION

( C-R ∂u/∂x=∂v/∂y koşul, Laplace ∂²u=0. )
( Formül: Analyticity condition İLE harmonic )
( Pierre-Simon Laplace tarafından 1799 yılında keşfedildi/formüle edildi. )

- CÂVİDÂN-NÂME[Fars.] ile CÂVİDÂN-NÂME[Fars.]

( Kur'an'ın, Esterâbâd'lı Fazlullah tarafından, Hurûfiye tarikatının inancına göre yapılmış tefsiri. İLE Baba Efdâl-i Kâşânî tarafından yazılmış ahlâk ve felsefe kurallarını derleyen Farsça eser. )

- ÇAVŞANG ile ÇAVŞANG
[<

( Gözü kızarmış, sulanmış kişi. İLE Makas. )

- ÇAY ile ÇAYELİ ile ÇAY OCAĞI ile ÇAY SAATİ ile ÇAY KAŞIĞI ile ÇAY TAKIMI ile ÇAY ŞEKERİ ile ÇAY BAHÇESİ ile ÇAY BARDAĞI ile ÇAY FİNCANI ile ÇAY SERVİSİ ile ÇAY MAKİNESİ

- ÇAY değil/yerine IHLAMUR

- CAYAMBE ile/ve SARA URCU ile/ve ANTISANA ile/ve COTUPAXI ile/ve CHIMBARAZI ile/ve TUNGURAHU ile/ve EL ATAR ile/ve SANGAY

( Yanardağlar ülkesi Ekvador'da bulunan etkin yanardağlar. )

- ÇAYCI İSTEPAN/DR. HULUSİ BEHÇET YALISI

( Yeniköy, Köybaşı Caddesindeki yalılardan biri de Çaycı İstepan Yalısıdır. Ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Dr. Hulusi Behçet adı ile anılan yalının son sahibi Necati Aslan'dır. )

- ÇAYDANLIK ile SEMAVER[Rus.]

( ... İLE Özellikle çay demlemekte kullanılan, kömür yakacak ocağı kendi içinde bulunan, elektrikle de çalışabilen, bakır, pirinç gibi metallerden yapılmış, musluklu kap. )

- CAYDIRI ile/ve/||/<> CEZA

- ÇAYHANE ile ÇAYHANECİ/LİK

- ÇAYIR MANTARI ile HOROZ MANTARI ile KAV MANTARI ile KEÇİ MANTARI/AK MANTAR ile KUZU MANTARI ile YER MANTARI/KEME/KARAKEME/DOMALAN[Lat. TUBER MELANOSPORUM] KARA KEME

( KAV MANTARI: Bazitli mantarlardan, ağaçların gövdesinde ya da dallarında yetişen ve kurusu kav olarak kullanılan bitki.[Lat. FOMES FOMENTARIUS] )

- ÇAYIRBAŞI CADDESİ

( Çayırbaşı deresinden başlar. Çayırbaşı'nda ki Sahil Güvenlik Komutanlığının yanından akan Bakla Deresinden başlayarak Büyükdere'deki İspanyol Sefareti yazlık binasına kadar devam eder. )

- ÇAYIRBAŞI DALYANI

( Çayırbaşı koyunda kurulan bu dalyan uzun yıllardan beri kurulmamaktadır. )

- ÇAYIRBAŞI KÖPRÜSÜ

( Çayırbaşı köprüsü Büyükdere üzerinde ve denize yakın yerde, Marmara ve Boğazlar Sahil Güvenlik Komutanlığı bahçesine bitişik ve Kefeliköy tarafındadır. Bu köprü Büyükdere Caddesi ile Bahçeköy caddesini birleştirir. )

- ÇAYIRBAŞI YENİ MAHALLE MESCİDİ

( Çayırbaşı, Bahçeköy Caddesi üzerinde olup, Çayırbaşı Yenimahalle Mescidi adını taşımaktadır. )

- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIRSEDEFİ ile ÇAYIRTİRFİLİ

( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Düğünçiçeğigillerden, sulak yerlerde yetişen, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki. İLE Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki. )

- ÇAYIRLAMAK ile ÇAYIRLANMAK ile ÇAYIRLATMAK ile ÇAYIRLAŞMAK ile ÇAYIR/LIK ile ÇAYIRLI ile ÇAYIRSIZ ile ÇAYIR OTU ile ÇAYIR KUŞU ile ÇAYIR TAVUĞU ile ÇAYIR TERESİ ile ÇAYIR YULAFI ile ÇAYIR MANTARI ile ÇAYIR TİRFİLİ

- ÇAYIRLIK ile/ve HAYMANA

( ... İLE/VE Hayvanların salındığı çayırlık. )

- CAYIRTI ile CAYIRTILI

- ÇAYLAK ile MISIR ÇAYLAĞI

- CAYLEY-HAMILTON ile/||/<> MINIMAL POLYNOMIAL

( C-H karakteristik polinom sıfır, minimal en küçük sıfır. )
( Formül: Characteristic İLE minimal degree )

- CAZBANT ile CAZBANTÇI

- CAZİBE ile CHARMED ile ALIMLI

- CÂZİBE ile NÂMİYE ile HASSÂSE ile MÜDRİKE

- CAZIRTI ile CAZIRTILI ile CAZIRTISIZ

- CBIRS/CONTENT-BASED IMAGE RETRIEVAL SYSTEM değil/yerine/= İÇERİK TABANLI GÖRÜNTÜ ERİŞİM SİSTEMİ

- CBS/GEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEM değil/yerine/= COĞRAFİ BİLGİ DÜZENİ

- cc[Lat. < CENTIMETRUM CUBICUM] değil/yerine/= SANTİMETRE KÜP

- CC/CORRELATION COEFFICIENT | CLOUD COMPUTING değil/yerine/= KORELASYON KATSAYISI | BULUT BİLİŞİM

- CCTA/CORONARY COMPUTERIZED TOMOGRAPHY-ANGIOGRAHY, CORONARY COMPUTED TOMOGRAPHY-ANGIOGRAHY değil/yerine/= KORONER BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ ANJIOGRAFİ

- CDC/CENTERS FOR DISEASE CONTROL AND PREVENTION değil/yerine/= HASTALIK KONTROL VE ÖNLEME MERKEZLERİ(ABD)


- CDNA ile/||/<> GENOMİK DNA

( cDNA mRNA kopyası intron yok, genomik tüm DNA. )
( Formül: Coding İLE complete DNA )

- CDSS/CLINICAL DECİSION SUPPORT SYSTEM değil/yerine/= KLINİK KARAR DESTEK DÜZENİ

- CDW İLE SDW İLE PDW İLE FFLO ile/||/<> EGZOTİK DÜZENLER

( Alışılmadık elektron düzenleri. )
( Formül: Δ(r) ~ cos(Q·r) )

- CEBERÛT[Ar.] ile CİRİYYE[Ar.] ile KİBR[Ar.]

- CEBERÛT/LUK / ZORBALIK değil/yerine/= GÜCEGEN/LİK

- CEBİR = CEBR[Fars., Ar.] = ALGEBRA[İng., İt., İsp., Dan., Rus.] = ALGÈBRE[Fr.] = ARS RATIOCINANDI PER LITTERAS, ARS PER LITTERAS[Orta Lat.] = ALGEBRA, BUCHSTABENRECHNUNG[Alm.] = ALGEBRA, STELKUNDE[Fel.]

- CEBİRE[Ar.]/KOAPTÖR[Fr.] = SÜYEK

( Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva ya da tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha. | Rayları, iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk. )

- CEB(İ)R[Ar.] değil/yerine/= ZOR, ZORLAMA | DÜZELTME, TAMİR ETME

- CEBRÂİL/GABRIEL[İng.] ile/ve/<> MİKÂİL/MICHAEL[İng.] ile/ve/<> İSRÂFİL/RAPHAEL[İng.] ile/ve/<> AZRÂİL/AZRAEL[İng.]

( Cebrail'in görevi, haber vermektir, yani ağız. İLE/VE/<>
Mikail'in görevi, Doğu'dan Batı'ya, tüm sesleri işitmekmiş, Kulak. İLE/VE/<>
İsrafil'in öttürdüğü surlardan biri, kişileri öldürecek, öbürüyse diriltecekmiş, değil mi? Burnumuzdan aldığımız solukla biz de diriliyoruz, kanımızdaki canlılar da. Kapa bakalım birisinin burnunu, ölüyor mu, ölmüyor mu? Burun da, her soluk alış-verişte iki sur öttürüyor. İLE/VE/<>
Azrail gözdür. İnsan ölürken, önce gözleri solar. )
( ... İLE/VE/<> Sevgi. | Cazibe. | Vahdetin gölgesi. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Amellerin toplamı. )
( TÂVUS-İ SİDRE: Cebrail aleyhisselâm. )
( KERRÛBİYYÛN: Dört büyük melek. )
( GREŞTA GABET: Dört büyük melek. )
( BÂNG-İ REVÂREV[Fars.]: İsrafil'in üfleyeceği sûrun ikinci derecesi. )
( ... İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Alıp, saklayan. )
( Epistemelojik. İLE/VE/<> Ontolojik. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( Ağız/a. İLE/VE/<> Kulak/a. İLE/VE/<> Dil/e. İLE/VE/<> Göz/e. )
( ... İLE/VE/<> Allah'ın adını taşıyan melek. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( Azrail'e can vermeyen,
Hakk'a, Hakikat'e varamaz. )

- CEBREN değil/yerine/= GÜCERLE


- CEBRÎ İCRA değil/yerine/= GÜCERLE TÜZRE

- CEBRÎ SATIM değil/yerine/= GÜCERLE SATIM

- CEBRİ ile CEBRİ YÜRÜYÜŞ

- ÇEÇEN ile ÇEÇENCE

- CEDEL-İ MAHBÛBE ve CEDEL-İ MAZMÛNE ile/ve/||/<>/> CEDEL-İ MAHMÛD ve CEDEL-İ MAZMÛNE

(

Cedel Türleri: Mahmûd – Mezmûm / Mahbûbe – Mazmûne

1. Mahmûd ve Mezmûm Cedel

Mahmûd ve Mezmûm ayrımı, tartışmanın ya da söylemin amacına ilişkindir. Bu ayrımda ölçüt, tanımın biçimi değil tartışmaya girilme niyetidir.

Mahmûd cedel, hakikati ortaya çıkarmayı hedefler. Kişi, kendi görüşünün yanlış olabileceğini baştan kabul eder. Amaç, galip gelmek değil doğruya yaklaşmaktır. Delil istemek, karşı delili dikkate almak ve gerekirse geri adım atmak, bu türün temel özellikleridir.

Örnekler:

  • “Yanılıyor olabilirim. Verileri birlikte inceleyelim.”
  • “Eğer söylediğin doğruysa düşüncemi değiştiririm.”
  • “Önemli olan, kimin kazandığı değil neyin doğru olduğu.”

Mezmûm cedel, hakikati değil galibiyeti amaçlar. Konu ikincildir; asıl hedef, öteki kişiyi/kişileri susturmak, itibarsızlaştırmak ya da üstünlük kurmaktır. Bu türde otoriteye dayanma, çoğunluğu referans verme, niyet okuma ve kişisel saldırı yaygındır.

Örnekler:

  • “Ben, senden büyüğüm. Tartışma bitmiştir.”
  • “Bu konuda konuşacak yetkinliğin yok.”
  • “Bizi eleştirenlerin niyeti belirli.”

2. Mahbûbe ve Mazmûne Cedel

Mahbûbe ve Mazmûne ayrımı, tanımın nasıl kurulduğuyla ilgilidir. Burada, niyet değil dilsel sunum biçimi belirleyicidir.

Cedel-i Mahbûbe, açık öncüllere dayanır. Konuşan kişi, hangi varsayımlardan hareket ettiğini gizlemez. Dinleyici, iddianın dayandığı kabulleri açıkça görür.

Örnekler:

  • “Adâlet, herkes için önemlidir.”
  • “Güvenlik önemlidir; bu yasa gerçekten buna hizmet ediyor mu?”
  • “Emeğe saygı değerlidir. Bu davranış, buna uyuyor mu?”

Cedel-i Mazmûne, örtük öncüllerle kurulur. Asıl iddia, doğrudan söylenmez; imâ edilir. Dinleyici, boşlukları kendi doldurmaya yönlendirilir. Bu nedenle, yanlış çıkarıma açık bir yapı taşır.

Örnekler:

  • “Bazı kararların kimlere yaradığı açık.”
  • “Bu işin sonunun nereye varacağını biliyorsun.”
  • “Bazı kişiler, böyle davranır, sonra şaşırır.”

3. Türlerin Birlikte Görünümü

Bu iki ayrım, birbirinden bağımsızdır. Mahbûbe olmak, zorunlu olarak Mahmûd olmak anlamına gelmez; Mazmûne olmak da doğrudan Mezmûm sayılmaz.

  • Mahbûbe + Mahmûd: Açık öncüllerle, hakikati arayan ideal tartışma biçimi.
    Örnek: “Güvenlik önemli; bu yasa, gerçekten buna hizmet ediyor mu?”
  • Mahbûbe + Mezmûm: Tanım açık olsa bile amaç, baskı kurmaktır.
    Örnek: “Herkes bunu kabul eder. İtiraz eden, bilgisizdir.”
  • Mazmûne + Mahmûd: Kırıcı olmamak için dolaylı anlatım kullanılır; niyet samimidir.
    Örnek: “Bu yaklaşımın uzun vâdeli etkilerini düşünmek gerekir.”
  • Mazmûne + Mezmûm: İmâ yoluyla suçlama ve itibarsızlaştırma yapılır.
    Örnek: “Bu yasaya karşı çıkanların niyeti mâlum.”

Sonuç itibarı ile ...

Mahmûd ve Mezmûm ayrımı, tartışmanın niyetini;
Mahbûbe ve Mazmûne ayrımı ise tanımın biçimini açıklar.

Bir söylemin sağlıklı ya da sorunlu oluşu,
ne söylendiğinden çok,
nasıl söylendiğiyle ilgilidir.

)

- CEFÂKÂR ile CEFÂKEŞ

( [eziyet] Çeken. İLE Eden. )

- CEFÂKÂR değil/yerine/= KIRAV/CI

- CEFÂKEŞ değil/yerine/= KIRAVÇEKEN

- CEFÂLI değil/yerine/= KIRAVLI

- ÇEGO VERA değil CHE GUEVARA


- CEHÂLET:
BİLGİSİZLİK
değil KIBLESİZLİK

- CEHÂLET KİBARLIĞI ile/değil/yerine KİBARLIK

( "Kibarlığını" yüzüne-gözüne bulaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE Zamanını, zeminini, gerektiği kadar ve ölçüsünü bilerek/tutturarak, bilinçle. )

- CEHÂLET ve/<> BAĞNAZLIK ve/<> ÖFKE ve/<> YEGİNLİK/ŞİDDET

- CEHÂLET ile/ve CESÂRET

( Cesaret, akıldan gelirse cesârettir. Bilgisizlikten gelirse cehalettir. )

- CEHÂLET ve/||/<>/< CEVELE

( Düzensiz ilişki. VE/||/<>/< Dolaşmak.
[Yaşamı, anlamsız, amaçsız ya da dirimsel sürdürmek.] )

- CEHÂLET ile İLİM

( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )
( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )
( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )
( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )
( İlim taliplerine melekler kanatlarını serer. )

- CEHÂLET["CAHÂLET" değil!] ile/ve/yerine/değil İLİM

( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )
( Dünyaya sizin cahilliğe son vermenizden daha çok yardımı olabilecek bir başka şey yoktur. )
( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )
( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )
( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )
( There is nothing that can help the world more than your putting an end to ignorance. )

- CEHÂLET >< İMAN

( İkisi birarada olmaz. )

- CEHÂLET ve/>/ve/< KABA GÜÇ ve/>/ve/< BAĞNAZLIK

- CEHÂLET ile/ve/< KİN


- CEHÂLET/CAHİL ile/ve LAUBALİ/LİK

- CEHALET ile/ve/<>/değil OLANAKSIZLIK

- CEHÂLET ve/> RED

( Cahilin reddi/inkârı, ne kadar hızlı ve uzunsa o kadar cahildir. )

- CEHÂLET ve/> SABIRSIZLIK

- CEHÂLET ile SIDKİYET(SÂDIK OLMA)

- CEHÂLET ile/ve ŞİRK

- BİLGİSİZLİK/CEHÂLET ile/ve/<> TAKINTI

- CEHÂLET ile/ve TEVEKKÜLDEN UZAK OLMAK

- CEHÂLET ile/ve TİCARET

- CEHÂLET ile UZAK OLMAK


- CEHÂLET/BİLGİSİZLİK ve/<> ÇOK VE BOŞ (GEREKSİZ) KONUŞMAK

- CEHÂLET/CÂHİL ile/ve ZULÜM/ZÂLİM

( Cahil kişi, kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir? )
( Zulümle âbâd olanın, sonu, berbâd olur. )

- CEHD değil/yerine/= ÇALIŞMA, ÇABALAMA

- CEHENNEM:
"ACI ÇEKTİĞİMİZ YER"
değil ACI ÇEKTİĞİMİZİ KİMSENİN DUYMADIĞI YER

- CEHENNEM" ve/||/<> İYİ NİYET TAŞLARI

- ÇEHRE ile ÇEHRECE ile ÇEHRELİ ile ÇEHRE ZÜĞÜRDÜ

- CEILING :/yerine TAVAN

- CEKET ile CEKETLİ ile CEKETSİZ

- JACKET[İng.] / CHEMISE[Fr.] ile/değil/yerine/= CEKET

- CEKET ile KRUVAZE[Fr. < CROISE]

( ... İLE Ön parçaları, birbiri üzerine gelecek biçimde yapılan ceket, yelek. )

- ÇEKİCİ ile TEMYİZ BAŞVURUSUNDA BULUNAN KİŞİ ile ÇEKİCİ

- HAMMER MILL[İng.] / BROYEUR À MARTEAUX[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİÇLİ KIRICI

- ÇEKİK/LİK ile ÇEKİKÇE ile ÇEKİK GÖZ ile ÇEKİK GÖZLÜ/LÜK

- TENSILE STRENGTH[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEKİLEBİLME

- ÇEKİLGİ/İNZİVA ile/ve/değil/yerine/||/<> OYALANMA

- ÇEKİLİŞ ile/değil ÇEKİM

- ÇEKİM / ÇEKİM KUVVETİ ile/||/<> ÇEKİM KÜTLESİ / KÜTLE

( Nesnelerin çekim(gravitasyon), elektrik, manyetik ve nükleer nitelikli güçlerle birbirini çekmesi. )

- ÇEKİM GÜCÜ ile/ve/||/<> ELEKTROMANYETİK GÜÇ

( Kütleler arasındaki çekim gücü. İLE/VE/||/<> Elektrik yükleri ve manyetik alanlar arasındaki güç. )

- ÇEKİMİN/KAMERANIN:
ÖNÜNDEN GEÇMEK
değil/yerine/>< ARKASINDAN GEÇMEK

- ÇEKİMLEMEK ile ÇEKİMLENMEK ile ÇEKİMLENEBİLMEK ile ÇEKİMLEYEBİLMEK ile ÇEKİM ile ÇEKİMCİ ile ÇEKİMLİ ile ÇEKİMSİZ/LİK ile ÇEKİM EKİ ile ÇEKİMLİ FİİL ile ÇEKİM SENARYOSU


- ÇEKİNCE ile/ve/||/<>/< BELİRSİZLİK

- ÇEKİNCE ile SAKINCA

- ÇEKİNCE ile/değil/yerine SAYGI

- ÇEKİNCE ile SIKINTI

- ÇEKİNGEN ile ÇEKİNİK ile ÇEKKİN

( Herşeyden çekinme huy olan, ürkek, sıkılgan. İLE Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan soyaçekim nitelikleri için kullanılır. [ÇEKİNİK GEN] İLE Elini çekmiş, ilgisiz. )

- ÇEKİNGEN/LİK ile İÇE KAPANIK/LIK

- ÇEKİNİLMESİ GEREKEN:
SALDIRGAN/LIK
ile/ve/||/<>/> ŞIMARIK/LIK

( [Çekinilmesi gereken ...]
İyi birinin aç kaldığındaki saldırganlığı. İLE/VE/||/<>/>Kötü birinin doyduğundaki şımarıklığından. )

- ÇEKİNME ile EMPATİ

- ÇEKİNME ile/ve/değil/||/<> NEZÂKET

- ÇEKİNMEK ile ÇEKİLMEK


- ÇEKİNMEK ile ÇEKİNİLMEK ile ÇEKİNDİRMEK ile ÇEKİNEBİLMEK ile ÇEKİNCE ile ÇEKİNCELİ ile ÇEKİNCESİZ

- BINDING ENERGY[İng.] / BAND D'ÉNERGIE, ÉNERGIE DE LIAISON[Fr.] / BINDUNGSENERGIE, ZUSAMMENHANGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK BAĞLAMA/BAĞLANMA ENERJİSİ, BAĞLAMA ENERJİSİ

- FISSION NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNSPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ

- NUCLEAR SPIN[İng.] / SPIN NUCLÉAIRE, ROTATION DU NOYAU[Fr.] / KERNSPIN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK DÖNÜSÜ/SPİNİ

- NUCLEAR QUADRUPOLE RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE QUADRIPOLAIRE NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK DÖRTUCAY REZONANSI

- NUCLEAR RELAXATION[İng.] / RELAXATION NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK DURULMASI

- ÇEKİRDEK DUYULAR ve/||/<> KAYGI ve/||/<> GÜVENLİK STRATEJİLERİ

- BARRIÈRE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNBARRIERE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK ENGELİ

- NUCLEAR PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK FİZİĞİ

- ÇEKİRDEK FÜZYONU ile/>< ÇEKİRDEK FİSYONU

( Hafif atom çekirdeklerinin birleşerek daha ağır bir çekirdek oluşturması. İLE/>< Ağır bir atom çekirdeğinin bölünerek daha hafif çekirdekler oluşturması. )
( Füzyon tepkimeleri, büyük miktarda enerji açığa çıkarır ve güneşte gerçekleşen tepkimelerdir. [iki hidrojen atomunun birleşerek bir helyum atomu oluşturması.] İLE/>< Fisyon tepkimeleri de büyük miktarda enerji açığa çıkarır ve nükleer reaktörlerde kullanılır. [uranyum-235 çekirdeğinin nötronlarla bombardıman edilerek iki daha hafif çekirdeğe ve nötronlara bölünmesi] )

- NUCLEAR RECOIL[İng.] / RECUL NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNRÜCKSTOSS[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK GERİ TEPMESİ

- NUCLEAR RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK IŞINIMI

- ISOMÈRE NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK İZOMERİ

- POINT DE FUSION NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK KAYNAŞMA NOKTASI

- KERNFUSIONSPUNKT, KERNVERSCHMELZUNGSPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK KAYNAŞMASI NOKTASI

- ZEVEBÂN[Osm.] / FUSION NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNFUSION, KERNVERSCHMELZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK KAYNAŞMASI

- NUCLEAR CHEMISTRY[İng.] / CHIMIE NUCLEAIRE[Fr.] / KERNTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK KİMYASI

- NÜVE[Osm.] / NUCLEUS[İng.] / NUCLEUS, NOYAU[Fr.] / KERN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK, KOR, ÖZ

- NUCLEAR MASS[İng.] / MASSE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK KÜTLESİ

- NUCLEAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK KUTUPLANMASI


- NUCLEAR MAGNETIC MOMENT[İng.] / MOMENT MAGNÉTIQUE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNMAGNETISCHES MOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK MANYETİK MOMENTİ

- NUCLEAR MAGNETIC RESONANCE SPECTROMETER[İng.] / SPECTROMÈTRE À RÉSONANCE MAGNÉTIQUE NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK MANYETİK REZONANS TAYFÖLÇERİ

- NUCLEAR MAGNETIC RESONANCE TOMOGRAPHY[İng.] / TOMOGRAPHIE PAR RÉSONANCE MAGNÉTIQUE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNMAGNETISCHE RESONANZTOMOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK MANYETİK REZONANS TOMOGRAFİSİ

- NUCLEAR MAGNETISM[İng.] / MAGNÉTISME NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK MANYETİZMASI

- NUCLEAR MAGNETOMETER[İng.] / MAGNÉTOMÈTRE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNMAGNETOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK MANYETOMETRESİ

- NUCLEAR MAGNETON[İng.] / MAGNÉTON NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNMAGNETON[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK MANYETONU

- NUCLEAR MOMENT[İng.] / MOMENT NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK MOMENTİ

- NUCLEAR MAGNETIC RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE MAGNÉTIQUE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNMAGNETISCHE RESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK/NÜKLEER MANYETİK REZONANSI

- NUCLEAR PACKING[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK PAKETLEME

- NUCLEON[İng.] / NUCLÉON[Fr.] / NUCLEON, NUKLEON[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK PARÇACIĞI, NÜKLEON


- NUCLEAR PILE[İng.] / PILE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNBATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK PİLİ

- NUCLEAR POTENTIAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE POTENTIELLE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNPOTENTIALENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK POTANSİYEL ENERJİSİ

- NUCLEAR RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK REZONANSI

- RÉACTEUR NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK TEPKİLEŞİMİ

- NUCLEAR REACTIONS[İng.] / RÉACTION NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK TEPKİMESİ

- PARTIE AVOL DU CYCLEDE COMBUSTIBLE NUCLÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK YAKIT DEPOLANMASI

- RADIUS OF NUCLEUS[İng.] / KERNRADIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK YARIÇAPI

- DENSITY OF NUCLEUS[İng.] / DENSITÉ NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK YOĞUNLUĞU

- CHARGE OF NUCLEUS[İng.] / CHARGE DU NUCLÉUS[Fr.] / KERNLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK YÜKÜ

- ÇEKİRDEK ile/||/<> ÇEKİRDEK BAĞLANMA ENERJİSİ / BAĞLANMA ENERJİSİ ile/||/<> ÇEKİRDEK BOZULMA MODU / BOZULMA ile/||/<> ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ

( Temel olarak proton ve nötronlardan oluşan, yükü +Ze olan, etrafında elektronların döndüğü ve atomun hemen hemen tüm kütlesini oluşturan çok yoğun merkezî kısmı. | Bir düzenek sargısının ortasında bulunan, manyetik çekirdek ya da kor olarak da bilinen manyetik nesne. )

- ÇEKİRDEK ile ÇEKİRDEK MATRİSİ ile ÇEKİRDEK DÜZLEMİ ile ÇEKİRDEK DEPOLAMA

- ÇEKİRDEK ile SIMIŞKA

- INTERNAL DISTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEKLER ARASI UZAKLIK

- ÇEKİRGE ETKİSİ" ile/ve/||/<> "TURNA ETKİSİ"

- ÇEKİRGE ile BASIK ÇEKİRGE

( ... İLE Düzkanatlılar (Orthoptera) takımının cüce çekirgeler (Tetrigidae) ailesinde yer alan, erginleri 15-16 mm boyunda, kahverengi, ergin ve nimfleri çeşitli bitki türlerinde beslenen böcek türü. )

- ÇEKİRGE ile BOZKIR KARAÇEKİRGESİ

( ... İLE Düzkanatlılar (Orthoptera) takımının karaçekirgeler (Gryllidae) ailesinde yer alan, erginleri 12-20 mm boyunda, siyah renkli, ergin ve nimfleri sebzeler, mısır, şekerpancarı gibi bitkilerle beslenerek zarara yol açan böcek türü. )

- ÇEKİRGE/ÇEKÜRGE[Oğuz] ile BÜRKAN/BİRKAN[Ar.]

- ÇEKİRGE ile CADI ÇEKİRGESİ

( ... İLE Dünyanın, en uzun böceğidir. [25 cm.] )

- ÇEKİRGE ile ÇEKİRGE KUŞU ile ÇEKİRGE ŞALVAR ile ÇEKİRGE ÖTLEĞENİ

- ÇEKİRGE ile CIRCIR BÖCEĞİ / CIRLAK

( Çekirgenin kulakları, dizlerinde bulunmaktadır. )

- ÇEKİRGE ile JAPON YAPRAK ÇEKİRGESİ

- ÇEKİRGE ile KIR ÇEKİRGESİ

- ÇEKİŞME ile ÇEKİŞMELİ ile ÇEKİŞMESİZ

- ÇEKİŞME ile ÇELİŞME

- [ne yazık ki]
ÇEKİŞME
ile/ve/<>/< İNATLAŞMA

- ÇEKİŞME değil/yerine/>< UYUM

- ÇEKİŞMEK ile ÇEKİŞİLMEK ile ÇEKİŞTİRMEK ile ÇEKİŞEBİLMEK ile ÇEKİŞTİRİLMEK ile ÇEKİŞ ile ÇEKİŞLİ

- BOŞANMA:
ÇEKİŞMELİ
ile/değil/yerine/>< ANTLAŞMALI

- ULTIMATE TENSILE STRESS[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEKME DAYANIMI SINIRI

- TENSION DE RUPTURE À LA TRACTION[Fr.] / ZUGFESTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKME DAYANIMI


- PULLING FIGURE[İng.] / FIGURE DE TRACTION[Fr.] / ZUGWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKME DEĞERİ

- TENSILE TEST[İng.] / ESSAI DE TRACTION[Fr.] / ZUGVERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKME DENEYİ

- ZUGKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKME KUVVETİ

- CAZİBE[Osm.] / LEACHING, PULLING[İng.] / ANZIEHUNG, LAUGEN, LAUGUNG, AUSLAUGEN, ZUG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKME, YIKAMA VE ÖZÜTLEME

- ZIEHVERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKME YÖNTEMİ

- ÇEKME ile/||/<> ÇEKME DEĞERİ ile/||/<> ÇEKME DİRENCİ / ÇEKME SINIRI

( Bir elektronik sinyal üreteci, bağımsız sinyal üreten başka bir devreyle çiftlenim yaptığında ilk üreteç frekansının bağımsız üreteç frekansına doğru değişme eğilimi göstermesi. İki frekans arasındaki fark küçükse bu eğilim çok güçlüdür. İLE/||/<> Yük empedansı yansıma kat sayısının fazı 360 derece değişliğinde bir sinyal üretecinin frekansının uc değerleri arasında ısıl etkiler dışında oluşan fark. [Bu yansıma kat sayısının mutlak değeri 0.20'dir.] İLE/||/<> Bir nesnenin kopuncaya kadar dayanabildiği, birim kesiti başına düşen çekme gücüyle ölçülen zorlanma. )

- ÇEKMECE KÖPRÜSÜ ve BOSTANCI KÖPRÜSÜ ve ÇOBANÇEŞME KÖPRÜSÜ

- ÇEKMECE KÖPRÜSÜ ile MİMAR SİNAN

( Mimar Sinan'ın, tek, imzasının bulunduğu yapıtıdır. )

- ÇEKMECE ile PEŞTAHTA[Fars.]

( ... İLE İş masası gibi kullanılan çekmece. | Sarrafların, üzerinde para saydıkları tahta. )

- ÇEKMECE/KUTU = KOYACAK

( İçine öteberi koymaya yarayan nesne. )

- ÇEKMEK ile ÇEKMEN ile ÇEKMECE ile ÇEKMELİ ile ÇEKMELİK ile ÇEKME KAT ile ÇEKMECELİ ile ÇEKME KAPI ile ÇEKMECESİZ ile ÇEKME DEMİR ile ÇEKME HALATI ile ÇEKMELİ VAGON

- ÇEKTİRİ ile/= ÇEKTİRME

( Yelkenleri olmakla birlikte, kürekle de yol alan, eskiden kullanılmış olan gemi. İLE/= Çekme eylemini yaptırmak. | Büyük, yelken kayığı. )

- ÇEKTİRMEK ile ÇEKTİRTMEK ile ÇEKTİRİLMEK ile ÇEKTİREBİLMEK ile ÇEKTİRİ ile ÇEKTİRİCİ/LİK

- ŞÂKUL[Osm.] / PLUMB BOB[İng.] / FIL À PLOMB[Fr.] / LOTBLEI, SENKBLEI[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKÜL

- CELÂDET[Ar.] ile NEFÂZ[Ar.]

- CELÂLET[Ar.] ile HEYBET[Ar.]

- CELB-İ MENÂFİ değil/yerine/>< DEF-İ MEFÂSID

( Yanlışları önlemek ve işlememek; çıkarları, iyilikleri getirmek ve işlemekten öncelik kazanır. )
( Def-i mefâsıd, celb-i menâfiden evlâdır. )

- CENTIGRADE SCALE[İng.] ile/değil/yerine/= CELCİUS (SANTİGRAT) EŞELİ

- CELCIUS ile/=/||/<> FAHRENHEIT ile/=/||/<> KELVIN

( °C = 1 ile/=/||/<>  °C x 1.8 + 32 ile/=/||/<> °C + 273.15 )
( 100 °C ile/=/||/<> 212 °F ile/=/||/<> 373 K [Suyun kaynama noktası]

0 °C ile/=/||/<> 32 °F ile/=/||/<> 273 K [Suyun donma noktası]

-78 °C ile/=/||/<> -109 °F ile/=/||/<> 195 K [Karbondioksitin donma noktası]

-183 °C ile/=/||/<> -298 °F ile/=/||/<> 90 K [Oksijenin donma noktası]

-196 °C ile/=/||/<> -321 °F ile/=/||/<> 77 K [Azotun donma noktası]

-273 °C ile/=/||/<> -460 °F ile/=/||/<> 0 K [Mutlak sıfır noktası] )
( image )
( 1 Celsius [°C] = 274.15 kelvin [K]

1 Fahrenheit [°F] = 255.9277777778 kelvin [K]

1 Rankine [°R] = 0.5555555556 kelvin [K]

1 Reaumur [°r] = 274.4 kelvin [K] )

- CELEB[Ar.]/İÇOĞLANI/İZLATKO ile CELEB[Ar.]

( ... | İstanbul sarayında ilk işe başlamış acemi. İLE Orospu, fahişe. | Çan. )

- ÇELEBİ, ERDOĞAN (İST. 1940)

( İ.Ü. Edebiyat Fakültesinden mezun oldu. Galatasaray, Yeşildirek ve Kasımpaşa kulüplerinde futbol oynadı. 5 defa genç milli takım formasını giydi. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )

- ÇELEBİ ile/>/<> ŞEHZÂDE[Fars.] ile/>/<> VELİAHD

( Görgülü, terbiyeli ve olgun. | Bay. | Bektâşî ve Mevlevî Pîr'lerinin, en büyüklerine verilen san. İLE/||/<> Sultanların ve oğullarının erkek çocuklarına verilen san. İLE/||/<> Bir hükümdarın ölümünden ya da tahttan çekilmesinden sonra tahta geçmeye aday olan kişi. | Herhangi bir göreve ya da makama geleceği beklenilen kişi. )

- ÇELEBİÇ, SEAD (VİSEGRAD, YUGOSLAVYA, 1956)

( Yugoslavya'nın Banya Lca Baroc kulübünden transfer edildi (1982). Beş sezon (1982 - 1987) tescilli kaldı. 134 Lig, 12 Kupa, 2 turnuva olmak üzere 148 resmi ve 28 özel maçla birlikte toplam olarak 176 kez Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 49, Kupa maçlarında 5 ve özel maçlarında 11 olmak üzere toplam olarak takımına 65 gol kazandırdı. Futbolu Sarıyer'de bıraktı. )

- CELEBRATION :/yerine KUTLAMA

- CELESÂT-I ÂTÎ değil/yerine/= GELECEK OTURUMLAR

- ÇELİK GÜLESOY PARKI

( Büyükdere Mahallesindedir. 1.867,15 m²lik bir alan üzerindedir. 470,84 m²lik yeşil alanı ve 152,51 m²lik değişik amaçla kullanılan tesis bulunmaktadır. )

- ÇELİK ÜRETİMİ (WOOTZ) ile/||/<> AVRUPA ÇELİK ÜRETİMİ

( Hint Wootz çeliği yüksek karbonlu çelik İLE Avrupa çeliği sonradan geliştirildi. )
( Hint Demirciler tarafından -300 yılında keşfedildi/formüle edildi. )

- ÇELİK, ÖZGÜR (BULANIK, 1986)

( Defans adamı olarak transfer edildi ve iki sezon (2018/2019 ve 2019/2020) Sarıyer'de tescilli kaldı. Lacivert beyazlı forma altında 45 lig ve 1 kupa olmak üzere 45 kez remzi maçta oynadı ve takımına 8 gol kazandırdı. 2019/20209 sezonu bitmeden serbest bırakılan bu futbolcu İnegöl, Turanspor, Küçükköy, Selçuklu, Kocaeli Birlik, Hatay ve Bandırmaspor'da oynadı. )

- ÇELİKKOL, ŞEVKET (ERZURUM, 1933 - 2002)

( Sarıyer'in hem amatörlük hem de profesyonellik döneminde takımda yer aldı. 14 Lig ve 1 Özel maçta yer aldı. Lig maçlarında takımı hesabına 5 gol kaydetti. )

- ÇELİKLEMEK ile ÇELİK ÇOMAK ile ÇELİKLEŞMEK ile ÇELİKLEŞTİRMEK ile ÇELİKLEŞEBİLMEK ile ÇELİK ile ÇELİKLİ ile ÇELİKSİZ ile ÇELİK KAPI ile ÇELİK KASA ile ÇELİK HALAT ile ÇELİK METRE ile ÇELİK YELEK ile ÇELİK BAŞLIK ile ÇELİK KALEMİ ile ÇELİK MACUNU ile ÇELİK PAMUĞU ile ÇELİK ÇEMBER


- ÇELİM ile ÇELİMLİ ile ÇELİMSİZ/LİK ile ÇELİMSİZCE

- ÇELİŞİK OLAN ile/ve/değil/||/<>/< ÇELİŞİK GÖRÜNEN

- ÇELİŞİK ile/ve/değil BARIŞMAMIŞ

- ÇELİŞİK" ile/değil ÇELİŞKİ OLDUĞUNU İDDİA EDENİN BİLGİSİZLİĞİ/YETERSİZLİĞİ

- ÇELİŞİK = MÜTENAKIZ = CONTRADICTORY[İng.] = CONTRADICTOIRE[Fr.] = KONTRADIKTORISCH, WIDERSPRECHEND[Alm.] = CONTRADICTORIUS[Lat.] = CONTRADECIR[İsp.]

- ÇELİŞKİ ile/||/<> AÇMAZ

- ÇELİŞKİ ile/ve/değil/||/<>/< ANA ÇELİŞKİ

- ÇELİŞKİ ve/||/<> BÜTÜNÜN PARÇASI

- ÇELİŞKİ ile/ve ÇATIŞKI

( Düşündürür. İLE/VE Güldürür ya da ağlatır.[öfkeden] )
( Goes to think. WITH/AND Goes to laugh or cry.[by the anger] )