YEDİ(7) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- İLK GÖRÜŞTE AŞK ile/ve/||/<> HER GÖRÜŞTE AŞK

- İLK GÜLÜCÜK

- İLK HAREKET

- SÜRAT-İ EVVEL[Osm.] / VITESSE INITIALE[Fr.] / ANFANGSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLK HIZ

- İLK KONUŞMA

- İLK KUTLAMA

- İLK MÜŞTERİ

- İLK NEDEN ile/ve/<> İLKELER

- İLK NEDEN ile/ve/||/<>/> YÖNELİM

- İLK OKULDAN/DERSTEN KAÇMA


- İLK OLARAK ile İLK ile BAŞLANGIÇ ​​KOŞULU ile BAŞ HARFLER ile BAŞLATMAK ile BAŞLATMA ile GİRİŞİM ile BAŞLATICI

- İLK "ORKESTRA"YI KURAN:
HZ. DAVUD

( Neyzen. [Davudî ney]
Teşbih geleneğindendir. )

- İLK OSMANLI MEZARLIĞI

( ANADOLU HİSARI'nda )

- İLK OSMANLI SARAYI

( BEY SARAYI )

- İLK:
ÖZÜR DİLEYEN
ve/<>/|| AFFEDEN ve/<>/|| UNUTAN

( En cesurdur. VE/<>/|| En güçlüdür. VE/<>/|| En mutludur. )

- İLK PARA (KAZANMA)

- İLK PARAŞÜT VE KRAVAT:
HIRVATLAR

( Otuz Yıl[1618 - 1648] Savaşları'na katılan Hırvat askerler, Fransız'lardan boyunalarına bağladıkları atkılarla ayırt edilince Fransızlar, bu boyun bağına "Cravate" demişler. Kravat sözcüğünün kökeni de buradan geliyor. )

- GALVANİ ve/||/<> VOLTA

( Kurbağalardaki elektriği keşfetti. VE/||/<> Pili, ilk kez oluşturan. )
( 1780 ve/||/<> 1799 )

- İLK SEVİŞME

- İLK SİPARİŞ


- İLK SÖZLER ile SONRAKİ SÖZLER

- İLK TANIŞMA

- İLK TELYAZI/TELGRAF

- İLK TİYATRO

- İLK TİYATRO VE OPERA

- İLK UÇURTMA

- İLK VAROLAN ile/ve/<> İLK NEDEN

- İLK YARATIM

- İLK YARDIMDA, AĞIZ/BOĞAZ DENETİMİ/KONTROLÜ:
ÇOCUKTA
ile/ve/||/<> BEBEKTE

( İşaret parmağıyla. İLE/VE/||/<> Serçe parmağıyla. )

- İLK YARDIMDA ARAÇ ÖNLEM ARALIĞI:
KENT İÇİNDE
ile/ve/||/<> TEM'DE

( 50 m. İLE/VE/||/<> 100 m. )

- İLK YARDIMDA "ABC":
HAVA YOLUNUN AÇIK TUTULMASI
ve/||/<>/> SOLUNUMUN SAĞLANMASI ve/||/<>/> KAN DOLAŞIMININ DÜZENİ

- İLK YARDIMDA ÖNCELİKLİLER:
YETİŞKİNDE
ile ÇOCUKTA/BEBEKTE

( Kalbin çalışmasını sağlamak.[Yetişkinde: Çift el ile. | Çocukta: Tek el ile.] İLE Solunumunu sağlamak. )

- İLK YARDIMDA [SIRASIYLA]:
HASTAYI HAREKET ETTİRMEMEK
ve/||/<>/>
YİYECEK-İÇECEK VERMEMEK
ve/||/<>/>
ÜSTÜNÜ ÖRTMEK
ve/||/<>/>
TIBBÎ YARDIM ÇAĞIRMA[112]
ve/||/<>/>
2-3 DAKİKADA BİR SOLUNUMU KONTROL ETMEK

- İLK ile/ve/değil BİLİNEN/BİLİNEBİLEN İLK

- İLKAN, RUHİ (SARIYER, 1948 - 2021)

( İ.Ü. İktisat Fakültesinden mezun oldu. Yapı Kredi Bankasında Müfettiş olarak görev yaptı. Sendikacılık ve özel sektörde uzun yıllar Mali İşler Müdürlüğü yaptı. Halen Uluslararası Bağımsız Denetim firmasında baş denetçi olarak görev yapıyor. Sarıyer Spor Kulübü'nde futbol ve voleybol oynadı. Voleybol antrenörlüğü yaptı. 2 dönem yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu. )

- İLKBAHAR NOKTASI ile/ve ORTALAMA İLKBAHAR NOKTASI

- İLKBAHAR ile İLKBAHAR NOKTASI

- İLKE ile/ve BELİT/AKSİYOM

( Fizik'te. İLE/VE Matematik'te. )
( ... İLE/VE Geriye götürülemeyen ilke. )
( On physics. WITH/AND On mathematics. )

- İLKE ile/ve/||/<> DAYANAK

- İLKE ile/ve/<> DÖNÜŞÜM


- İLKE ve/=/<>/> HAKİKAT

- İLKE ile/ve/<> ÖNKABUL

- İLKE ile/ve/||/<> TROPLAR

( ... İLE Antik Çağ kuşkucularının varolanlar hakkında nesnel bilgi edinebilmenin olanaksızlığını kanıtlamak için kullandıkları ilkeler. )

- PRIMITIVE LATTICE[İng.] / RÉSEAU PRIMITIF[Fr.] ile/değil/yerine/= İLKEL ÖRGÜ

- İLKEL = İPTİDAİ = PRIMITIVE[İng.] = PRIMITIF[Fr.] = PRIMITIV[Alm.] = PRIMITIVUS < PRIMUS[Lat.] = PRIMITIVO[İsp.]

- İLKELER:
BİLGİDE
ile/ve/=/||/<> OLGUSALLIKTA

- MADDE-İ İPTİDAİYE[Osm.] ile/değil/yerine/= İLKELER NESNE

- İLKE/LER ile/ve EVRENSEL/LER

- İLKELER ile/ve/değil İÇERİK

- İLKELER ile/ve/değil/||/<> İLKESELLİK

( Değişebilir/değiştirilebilir, geliştirilebilir, yok edilebilir. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Aşılamaz, geçilemez, ertelenemez, göz ardı edilemez, askıya alınamaz, kenara konulamaz. )

- İLKE/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR

( Olmayanı oldurmak üzere/için. İLE/VE/<> ... )
( İlkelerle düşünürüz. İlkeler bizi birliğe getirir. )
( İlke'li düşünmek, niyettir. )
( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )

- İLKE/LER ile/ve/||/<>/>< KOŞUL/LAR

( İlkeler, koşullara göre oluşmazlar ve belirlenemezler! )

- İLKELERİM ile/değil/yerine İLKELER (VE İLKESELLİK)

- İLKELERİN:
VAROLMA SORUNSALI
ile/ve İŞLEVSELLİĞİ ile/ve DEĞİŞİMİ ile/ve OLMAMASI ile/ve BİRLİĞİ ile/ve İNKÂRI

- İLKELLEŞMEK ile İLKELLEŞTİRMEK ile İLKEL/LİK ile İLKELCE ile İLKELCİ/LİK ile İLKEL TOPLUM ile İLKEL MEMELİLER

- İLKENİN:
GERÇEKLEŞTİRİLMESİ
ile/ve/değil/||/<>/> DÜZENLEYİCİLİĞİ

- İLKESEL/İLKEYİ DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK ile/ve İLKEYLE DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK

( Anlayışı konuşmak, aklı anlamak. İLE/VE Şeyi, olayı anlamak. )
( Varlıksal. İLE/VE Varoluşsal. )

- İLKE/SEL/LİK ile/ve/<> US/SAL/LIK

- İLKESELLİK ve/||/<>/< ZORUNLULUK

- İLKESİZLİK ile/ve/= DÜŞÜNCESİZLİK


- İLKİN AĞIZLILAR ile/ve/değil/||/<>/> İKİNCİL AĞIZLILAR

( Bilateria öbeğinden çokhücrelilerin ayrıldığı iki alt öbekten biridir. Embriyonik gelişim sırasında blastopor, tüm yaşam boyunca ağız olarak kalırken, öteki öbek olan ikincil ağızlılarda anüse dönüşür; ağız başka yerde oluşur. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Hayvanlar âleminin üst şubesidir. Protostomia'ya girmeyen hayvanları kapsayan ve alt âlem olan Eumetazoa'nın Bilateria dalının bir taksonudur. )

- İLKİNDİ değil İKİNDİ

- İLKOKUL değil İLKÖĞRETİM (OKULU)

- İLK/ORTA/LİSE/ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ OLMAK:
BİRİNCİ SINIFTA
değil İKİNCİ SINIFTA

- ILKOVIC EQUATION[İng.] / ILKOVIC GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLKOVİÇ EŞİTLİĞİ

- İLLE ile İLLET ile İLLETLİ/LİK ile İLLE VELAKİN

- İLLEGAL[Fr. < ILLEGAL] değil/yerine/= YASA DIŞI

- ILLEGAL vs. SECRET/HIDDEN

- ILLEGAL :/yerine YASA DIŞI

- İLLEGAL değil/yerine/= YASADIŞI


- İLLET-İ MADDİYE ile/ve İLLET-İ SÛRİYE ile/ve İLLET-İ FAİLE ile/ve İLLET-İ GAİYE

( Ne'den/Hangi şeyden? İLE/VE Nasıl?/Ne surette? İLE/VE Kim? İLE/VE Ne için/Niçin? )

- ILLINUM[İng.] ile/değil/yerine/= İLLİNYUM

- İLLİYET BAĞI değil/yerine/= NEDENSELLİK BAĞI

- ILLNESS vs. SICKNESS vs. AILMENT vs. DISEASE vs. MALADY

- ILLNESS :/yerine HASTALIK

- ILLUSORY SUPERIORITY[İng.] değil/yerine/= ASILSIZ ÜSTÜNLÜK

( Kişinin kendi özelliklerini ve becerilerini diğerlerinden üstün görmesi olarak bilinen bir tür bilişsel taraflılık. Özellikle zeka ya da bir testi yapabilme yeteneği gibi istenilen kişisel özelliklere sahip olmak söz konusu olduğunda etkisi görülür. Sosyal psikoloji tarafından incelenen pozitif illüzyonlardan birisidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ILLUSTRE ile/ve CARDINALE ile/ve REGALE ile/ve CURIALE

( Işık saçan dil. İLE/VE
Kılavuz ve kural işlevi gören dil. İLE/VE
Ulusal bir hükümdarlığın sarayında yer almaya lâyık dil. İLE/VE
Hükümetin, yargının, bilgeliğin dili. )

- İLLÜZYON[İng./Fr. < ILLUSION] değil/yerine/= YANILSAMA

- ILM/İLM[Ar.] ile MA'RİFET[Ar.]

- ILM/İLM[Ar.] ile ŞEHÂDET[Ar.]


- İLMEK İLMEK (İŞLEMEK/DOKUMAK)

- İLMEKLERDEN YAPILMIŞ DOKU = SIRÇALI NESC = TISSU DE MAILLES

- ILMEHITE[İng.] ile/değil/yerine/= İLMENİT

- İLM-İ AHVÂL-İ CEV | HAVA BİLGİSİ ile/||/<> METEOROLOJİ

( Havayuvarı içinde geçen sıcaklık değişmelerini, yel, yıldırım, yağmur, dolu gibi olayları inceleyen fizik kolu. @@ Uçunyuvarı içinde geçen tüm olayları inceleyen ve bunları belirli yasalara bağlayan bilim dalı. )

- İLMİ EĞİTİM ve/<> İRFÂNÎ TERBİYE

- İLM-İ MEDENİYE(T) ile/ve/||/<> İLM-İ SİYÂSE(T)

- İLM-İ SAVT | İLM-İ ESVÂT, MEBÂHİS-İ SADÂ | SESSEL | AKUSTİK ile/||/<> SELEN ile/||/<> TİTREŞİM | SES DAĞILIMI

( bk. Ses dağılımı. @@ (fizik) @@ Yankılanım. @@ 1. Fizikte ses ile ilgili bölüm, || 2. Sesin titreşim sıklığı, süresi ve duyulma gücü bakımından taşıdığı nitelik; ses dağılımı, ses düzenlemesi: Bu salonun akustiği iyi hesaplanmıştır; Konferans salonunun akustiği bozuktur vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: hava axını; Türkmen Türkçesi: akustik; Gagauz Türkçesi: akustika; Özbek Türkçesi: akustika;Uygur Türkçesi: akustika; Tatar Türkçesi: akustika; Başkurt Türkçesi: akustika; Kmk: akustika; Krç.-Malk.:akustika; Nogay Türkçesi: akustika; Kazak Türkçesi: akustika; Kırgız Türkçesi: akustika; Alt:: akustika;Hakas Türkçesi: akustika; Tuva Türkçesi: akustika; Şor Türkçesi: akustika;Rusça: akustika @@ bk. yankılanımlı @@ )

- İlm-i Siyâse(t) ile KONUŞ!!!

- İLM-İ SİYASET ile/ve İRFAN

- İLMÎ TEVHÎD ile/ve/değil/yerine HÂL TEVHÎDİ

( Ham. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Olgun. )
( Tevhidi anlayan, mağaradan çıkar. )
( Evvelâ hâl gerek, neylesin ilim. )

- İLMİHAL =/< İLM-İ HÂL

- İLMİKLEMEK ile İLMİKLENMEK ile İLMİ/LİK ile İLMİK ile İLMİKLİ ile İLMİKSİZ

- İLMİNE, İRFÂN (İSTEYEN/ARAYAN) ile/ve DERDİNE, DERMÂN (İSTEYEN/ARAYAN)

- İLMULLÂH ile/ve/değil/yerine MARİFETULLÂH

( Allah'ı bildim" cümlesinde bilmek anlamında ilim sözcüğü kullanılmaz. Çünkü, filozof ve kelâmcılara göre ilim, tümellere ilişkin olduğundan, Allah'ın zâtını bilmek(ilim) mümkün değildir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE
Bilmek(ilim) yerine Marifet kullanılır. Çünkü Marifet filozof ve kelâmcılara göre tikellere ilişkindir. )
( Mârifetullah'ta, fikir/tefekkür kalmaz. )

- İLTERİŞ

( Milleti toplayan. )

- İLTİFAT DEĞİL!:
[ya] KİNÂYE
ile/değil/ya da GERÇEK

- İLTİFAT ETMEK değil/yerine/= İLGİKAYRI GÖSTERMEK

- İLTİFAT[Ar. < LÜTÛF[çoğ.] < LÂTİF(< L-T-F)(< LETÂFET)] ile/ve/||/<> TALTİF[Ar. < LÜTÛF < T-L-F]

( Sözel ya da duygusal bir övgü ve ilgi gösterme biçimi. | Birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma. | İlgi gösterme, rağbet etme. | Söz söylerken, daha çok etki sağlamak için beklenmedik bir anda sözü, konu ile çok yakından ilgili birine ya da bir şeye yöneltme. | Yüzünü çevirerek bakma. İLE/VE/||/<> Daha çok, somut bir ödül ya da onurlandırma anlamı taşır. | Birini ödüllendirmek, takdir etmek. Birine lütûf ve ikramda bulunmak. | Yumuşatma, güzelleştirme. | | İyi ve güzel davranarak gönül almak. | Birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirme. )
( Kişiye/kişilere, (beklentisiz/karşılık beklemeksizin ve incelerek) gülümsemek/tebessüm, yüz/bakış, dans, müzik, ses, şiir, ince sözcük, selen/sedâ ve/ya da soluk/nefes(konuşma/yanıt) ikram etmek... )

- İLTİFAT ve/+/||/<>/> CESÂRET VERMEK

- İLTİFAT ile HAKARET


- İLTİFAT[Ar. < İLTAFAT] değil/yerine/= İLGİKAYRI(/DÖNMEK/İLGİLENMEK/YÖNELMEK)

- İLTİFAT ile İLTİFATLI

- İLTİFAT ile/ve/||/<>/>/< İTİBAR

- İLTİFAT ile/ve KİNÂYE

- İLTİFAT ile/ve ONAY

- İLTİFAT ile/ve/değil/yerine/<> ŞÜKRAN

- İLTİFATA TÂBİ OLAN:
HAKİKAT
değil MÂRİFET

- İLTİHÂF[Ar.] ile İLTİHÂF[Ar. < LİHAF]

( Yanma, parlama. İLE Yorgan, çarşaf gibi şeylere bürünme. )

- İLTİHAP[Ar.]/İRİN[Azr.]/IRIN[Kazak.]/ELTEHAB[Fars.]/INFLAMMATION[İng.] değil/yerine/= YANGI

- İLTİHAPLANMAK ile İLTİHAP ile İLTİHAPLI ile İLTİHAPSIZ


- İLTİMÂ[Ar.] ile İLTİMÂ'[Ar. < LEM | çoğ. İLTİMÂÂT] ile İLTİMÂH[Ar. < LEMH]

( Renk değiştirme. | Sararma, solma. İLE Parıldama, lem'alanma. İLE Bir şeye şaşkın şaşkın bakma. )

- İLTİMAS ile İLTİMASLI ile İLTİMASÇI/LIK

- İLTİMAS ile İLTİZAM

( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine, herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Kayırma, bir tarafı tutma. | Gerekli bulma. | Kesenek. )

- İLTİMAS[Ar.] değil/yerine/= KAYIRMA/KAYIRIŞ

- İLTİMAS[Ar.]/KAYIRMA ile/değil/yerine MUHÂFAZA[Ar. < HIFZ]/KORUMA

- İLTİMAS ile ŞEFAAT ile İSAR ile TAFDİL[< FADL]

( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kişiyle Tanrı arasında, peygamberin yaptığı aracılık. İLE İkram; bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kişinin, kendi, gereksinim duymasına karşın bahşiş vermesi. | Seçme. İLE Birini, ötekilerden üstün tutma. | En üstünlük. )

- İLTİSÂK[Ar. < LÜSÛK] ile İRTİBÂT[Ar. < RABT]

( BİTİŞME, KAVUŞMA, YAPIŞMA, BİRLEŞME | İKİ ORGANIN BİRBİRİNE YAPIŞMASI )

- İLTİSAK ile İLTİSAKİ ile İLTİSAKİ DİL

- İLTİSAKLI[Ar.] değil/yerine/= İLİŞKİLİ

- İLTİYÂ'[Ar.] ile İLTİYÂH[Ar.]

( İç heyecanlanması, alevlenmesi. İLE Susama. | Gövdenin/cildin güneşten yanması. | Şimşek çakması. | Yıldızın pırıltısı. )

- İLTİZAM ile İLTİZAMİ ile İLTİZAMCI/LIK

- İLÜZYON[İng. ILLUSION] ile/||/<> TARİHİN-SONU İLÜZYONU[İng. END-OF-HISTORY ILLUSION]

( Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymamasıdır.Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan diğer çizgilerle aynı uzunlukta olabilir. @@ Tarihin Sonu İlüzyonu psikolojik bir ilüzyondur. Her yaştan insanın, kişisel olarak geliştiğini ve ileriki zamanlarda ciddi ölçüde büyümeyeceğini ya da olgunlaşmayacağını düşünmesidir. Bakış açılarının geliştiğini görseler de, kişiler bakış açılarının ileride aşağı yukarı aynı kalmasını bekleyecekler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- İLÜZYON değil/yerine GÖZBAĞI

- ILVAITE[İng.] / ILVAIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLVAİT

- İM ile/ve/<> HAREKE[Ar.]

( ... İLE/VE/<> Arap yazısında, kısa ünlü yerine kullanılan im. )

- İMA ile İMAJ ile İMAL ile İMAM/LIK ile İMAN ile İMAR ile İMANLI/LIK ile İMARCI/LIK ile İMANSIZ/LIK ile İMANLICA ile İMANSIZCA ile İMAM NİKAHI ile İMAN SAHİBİ ile İMAM NİKAHLI ile İMAN TAHTASI

- IMAGE :/yerine İMAJ, GÖRÜNTÜ

- IMAGINE :/yerine HAYAL ETMEK

- İMAJ/IMAGE[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜ | İMGE

- İMAJ değil/yerine/= İMGE/GÖRÜNTÜ


- İMAJ ile/ve KARİZMA

( Sizin kendi hakkınızda taşıdığınız imaj, sahip olduğunuz en değişken şeydir. )

- İMAJİNASYON/IMAGINATION[İng.] değil/yerine/= İMGELEM

- İMAL ETMEK, PRODÜKSİYON, YAPMA, | PRODÜKSİYON, TELEVİZYON PRODÜKSİYONU, PROGRAM PRODÜKSİYONU | YAPIM ile/||/<> YAPIMCI ile/||/<> YAPIMEVİ

( Sinema 1. Bir filmin gerçekleştirilmesi için yapılan çalışmaların tümü. 2. Bu çalışmaların ürünü (belli bir ülkenin, belli bir dönemin, belli bir okulun, yapımevinin ürünü). TV. 3. Bir televizyon izlencesini gerçekleştirmek için gerekli çalışmaların tümü. 4. Bu çalışmaların ürünü. @@ Bir yapının yapılması eylemi. @@ 1. işIeyim: a. El ya da makine ile yapma işi. b. bk. yapın. 2. bayındırlık, yapıcılık, mimari: a. Yapı işleri, b. Yapı, yol, köprü, gemi vb. yapıma, kurma işi. 3. sinema, televizyon Bir filmi oluşturmak için yapılan çalışmaların tümü. @@ İlkel ve yardımcı özdekleri makine ve el emeği ile işlenmiş bir duruma getirme. @@ Bir tiyatro yapıtının tam olarak seyirci için üretilmesi işlemi. @@ Sürekli olan ve herkese bir gereksinmenin giderilmesi araçlarını sunan insan çalışması. )

- İMÂL/İMÂLAT değil/yerine/= İŞLEYİM

- İMAM HASAN EFENDİ ÇEŞMESİ

( Uskumruköy köy içinde ve Gümüşdere'ye giden cadde üzerinde bulunan bu çeşme (H.1286, M.1870), 1999 yılında S. Akdemir ailesi tarafından onarılmış ve onarım sonucu eski hüviyetini tamamıyla kaybetmiştir. Kitabesi şöyledir: Eğer mümin ise bu âbı/ Nasib olsun ana kevser şerabi/ Sahib - ül hayrat Cami - i Şerif imamı / Kastamonulu Hasan Efendi İbn - i Mustafa (1286)". )

- İMAM SUYU ÇEŞMESİ

( Emirgan Camii bahçesindeki bu çeşme onarımlardan sonra eski hüviyetini tamamen kaybetmiştir (M. 1957). )

- İMAM SUYU ÇEŞMESİ

( Emirgan'da Emirgan Mektebi Sokaktadır (M. 1958). Bu çeşmenin ilk yapılış tarihi belli değildir. Çeşme birkaç kez onarıldı ve her seferinde bir başka yere taşındı. Bu çeşmede İmam memba suyu kullanıldığı için "İmam Suyu Çeşmesi" adını almıştır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: A. Özaltın Gel iç, 1958". Çeşme 1958 yılında A. Özaltın tarafından onarılmıştır. )

- İMAN ve/||/<> EF'AL ve/||/<> İTMİNÂN

- İMAN ve/> GÜVENLİ/RAHAT HAREKET ALANI

- İMAN ve/||/<>/> İMTİHAN


- İMAN ve/||/<>/< ÖZGÜVEN

- İMAN ile/ve/<> SALİH AMEL ile/ve/<> HAKKI TAVSİYE ile/ve/<> SABRI TAVSİYE

- İMANDA EKSİKLİK ile İNTİKAL VE İRFANDA EKSİKLİK

( İddiamız yok, eksiğimiz çok! )

- İMANI FİKRETMEK ile/ve İMANINI FİKRETMEK

- IMAZINE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAZİN

- İMBİK | DAMITICI ile/||/<> DAMITIM

( işleyim: Damıtma işinde kullanılan aygıt. )

- STILL POT, STILL BODY[İng.] / CORPS D'ALAMBIC[Fr.] / DESTILLERKESSEL, DESTILLIERKOLBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMBİK

- İMDAT ile İMDATÇI ile İMDAT KOLU ile İMDAT FRENİ ile İMDAT ÇEKİCİ

- İMECE ile FASON(/FERLAKS SİSTEMİ-FRANSIZ/PUTTING-OUT SİSTEMİ)

- İMGE/LEME ile/ve/||/<> NESNE TAKLİDİ


- İMGELEM ile/ve/= HAYAL GÜCÜ

- İMGELEM = MUHAYYİLE = IMAGINATION[İng., Fr.] = EINBILDUNGSKRAFT[Alm.] = IMAGINATIO[Lat.] = PHANTASIA[Yun.] = IMAGINACIÓN[İsp.]

- ÜÇGEN:
İMGELEM'DE
ile/ve/||/<> US'TA

( Bölünebilir. İLE/VE/||/<> Bölünemez.[Töz'dür!] )

- İMGESEL DÖNEM ile/ve/||/<>/> SİMGESEL DÜZEN

( )

- İMGESEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMSAL

( Bireysel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Toplumsal. )

- İMGESEL ile/ve/||/<>/> SEZGİSEL ile/ve/||/<>/> KAVRAMSAL

- IMHOFF SLUDGE[İng.] / IMHOFF SCHLAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= İMHOFF ÇAMURU

- İMLÂ ile/||/<> RETORİK

( Bir dilin söz varlığını o dilde yürürlükte olan ses, şekil, köken vb. kurallara uygun olarak yazıya geçirme; dildeki sözleri kurallarına uyğun olarak yazma. @@ Azerbaycan Türkçesi: imla, orfografiya; Türkmen Türkçesi: orfografiyaa; Gagauz Türkçesi: orfografiya ~dooruyazılmak; Özbek Türkçesi: imló; Uygur Türkçesi: imla; Tatar Türkçesi: döres yazu ~ orfografiya;Başkurt Türkçesi: orfografiya;Kmk: tüz yaziw ~ yazıw kaydaları ~ orfografiya ~ durus yazılış; Krç.-Malk.: orfografiya ~ tüz caziw; Nogay Türkçesi: tüz yazuw ~ orfografiya;Kazak Türkçesi: emle ~ orfografiya; Kırgız Türkçesi: tuura cazuu ~ orfografiya; Alt:: çın biçiileriniňejizi ~ orfografiya; Hakas Türkçesi: orfografiya ~ orta pazıs; Tuva Türkçesi: şın pi'jilge ~ofografiya; Şor Türkçesi: keliştire pazılçatkannarı ~ orfografiya; Rusça: pravopisaniye ~orfografiya;~ )

- İMLEÇLERİN ÖZELLİKLERİ

- İMLEMEK ile İMLEK ile İMLEÇ


- IMMANUEL KANT'IN, ÜÇ KİTABI:
SAF AKLIN ELEŞTİRİSİ
ile PRATİK AKLIN KRİTİĞİ ile YARGI GÜCÜNÜN ELEŞTİRİSİ

( Doğru ile yanlışı inceler. İLE İyi ile kötüyü inceler. İLE [Bir bölümünde] Güzel, çirkin ve yüceyi inceler. )

- IMMANUEL KANT'TA, İNSANIN DÖRT YETENEĞİ

( * DUYARLILIK(İHSAS)
* HAYAL GÜCÜ(MUHAYYİLE)
* İDRAK(MÜDRİKE)
* US(AKIL) )

- IMMANUEL KANT'TA:
"ARI USUN ELEŞTİRİSİ" ÖNCESİ
ile "ARI USUN ELEŞTİRİSİ" SONRASI

- IMMATÜR/IMMATURE[İng.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMAMIŞ

- IMMOBIL/IMMOBILE[İng.] değil/yerine/= HAREKETSİZ

- İMMORAL ile İMMORALİZM

- IMMORAL/ITY[Fr./İng.] değil/yerine/= TÖRETANIMAZ/LIK

( Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan. | Töre kurallarına aykırı olan. )

- IMMÜN/IMMUNE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIK

- IMMUNE-MEDIATED/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI

- IMMUNOENGİNEERİNG ile/||/<> NATURAL IMMUNİTY

( Immunoengineering bağışıklık sisteminin mühendislik yaklaşımla düzenlenmesiyken İLE natural immunity doğal bağışıklık yanıttır )
( Formül: CAR-T therapy )

- IMMÜNOMEDİYATÖR/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI

- İMPAKSİYON/IMPACTION[İng.] değil/yerine/= TAKILMA

- İMPARATOR PENGUENİ ile/değil ADELİE PENGUENİ

( Güney Kutbu'nda yaşarlar. )

- İMPARATORİÇELİK değil/yerine/= İLHATUN/LUK

- İMPARATORLUK ile AMPİRİK ile AMPİRİK

- İMPARATORLUK ile/değil BÜYÜK KRALLIK

- İMPARATORLUK ile İMPARATORLUK İYİLİKLERİ ile EMPERYALİZM ile EMPERYALİST ile EMPERYALİST ile TEHLİKE ile BUYURGAN ile BUYURGAN BİR ŞEKİLDE

- İMPETİGO ile/||/<> SELÜLİT

( Deride kabarcıklar ve kabuklanma ile ilişkili bir bakteriyel bulaş. İLE/||/<> Deri altı dokuların yangılanması ile ilişkili bir bakteriyel bulaş. )

- İMPLANT[Fr. < IMPLANT] değil/yerine/= DOKU EKİMİ

- IMPLANT[İng.] değil/yerine/= EKİT, DOKU EKİMİ


- İMPLANTASYON ile İMPLANTE EDİLMİŞ

- IMPORT and DISCOUNTED IMPORTS and IMPORT LEVY and IMPORT REGIME and IMPORT SUBSTITUTION and SAFETY CONTROLS ON IMPORTS and SUBSIDISED IMPORTS

( İthalat. VE Dampingli ithalat. VE İthalat prelevmanı. VE İthalat rejimi. VE İthalat ikâmesi. VE İthalattaki güvenlik kontrolleri. VE Sübvansyonlu ithalat. )

- IMPORTANT vs. SPECIAL/PRIVATE

- IMPORTANT vs./and SERIOUS

- IMPRESS :/yerine ETKİLEMEK

- IMPRESSION :/yerine İZLENİM

- İMPRESYON/IMPRESSION[İng.] değil/yerine/= İZLENİM | ÇÖKÜNTÜ, | BASI İZİ

- IMPROVE :/yerine GELİŞTİRMEK

- IMPROVEMENT :/yerine GELİŞME, İYİLEŞME

- İMPULS İLE MOMENTUM İLE AÇISAL MOMENTUM İLE TORK ile/||/<> HAREKET BÜYÜKLÜKLERİ

( Doğrusal ve dönel hareketin temel nicelikleri. )
( Formül: J = Δp İLE τ = dL/dt )

- İMPULS İLE MOMENTUM İLE AÇISAL MOMENTUM ile/||/<> HAREKET BÜYÜKLÜKLERİ

( Korunum yasalarıyla ilişkili nicelikler. )
( Formül: J = ∫F dt = Δp )

- İMPULS/IMPULSE[İng.] değil/yerine/= UYARI | DÜRTÜ

- İMPULS[İng. < IMPULSE] değil/yerine/= UYARIM/UYARAN

- IMPULSE and/||/<>/> AFFECT and/||/<>/> COGNITIVE

- İMRAHOR ile İMRAHOR ile İMRAHOR

( Hasköy'ün kuzeyinde bulunan bir semt. İLE Üsküdar İskelesi - Doğancılar arasında bir semt. İLE Yedikule'de bir semt. )
( ... İLE ... İLE Adını Sultan II. Bayezıd'ın imrahoru[has ahırların bakıcısı] İlyas Bey'in Bizans kilisesinden çevirttiği bir camiden alır. [Mirahor, İlyas Bey Mescidi olarak da tanınır.] )

- İMRENMEK ile İMRENİLMEK ile İMRENDİRMEK ile İMREN ile İMRENCE

- İMRENMEK ile/ve TELÂHHUZ[Ar.]

( ... İLE/VE İmrenerek ağzın sulanması. )

- İMSÂS[Ar. < MASS] ile İMTİSÂS[Ar. < MASS]

( Emdirme/emdirilme. | Suda erimiş ilâcı şırınga etme. İLE Emme, emerek çekme, soğurma. | [biyolojide] Soğurulma, emilme.[İng. ABSORPTION | Fr. ABSORBTION] )

- İMTİDÂD[< MEDD] değil/yerine/= UZAMA, UZANMA; YAYILMA, UZUN SÜRME | UZAY | NESNE (RES EXTENSA)

- İMTİHAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İMKÂN


- İMTİHAN ile İMTİHANSIZ

- İMTİHÂN[Ar. < MEHN]["İMTAHÂN" değil!] değil/yerine/= DENEME, SINAMA | SINAV

- İMTİNÂ (ETMEK) ile/ve/||/<>/>/< İHTİYÂR (ETMEK)

- İMTİNÂ ile/ve/||/<> İHTİYAT

( Feragat edip geri durma. İLE/VE/||/<> İleriyi düşünürek/görerek davranma. | Sakınma. | Yedek. )

- İMTİNA[Ar.] ile İMTİSAL[Ar. < MİSL]

( Kaçınma, sakınma, çekinme. İLE Gerekeni yapma. | Bir örneğe göre davranma, uyma, benzemeye çalışma. | Alınan buyruğa tümüyle uyma. [İNKIYÂD] )

- İMTİNÂ değil/yerine/= KAÇINMA/SAKINMA/ÇEKİNME/GERİ DURMA

- İMTİYÂZ[Ar.] değil/yerine/= AYRICALIK | FARKLI OLMAK

- İMTİYAZ ile İMTİYAZ SAHİBİ ile İMTİYAZ SAHİBİ ile İMTİYAZLI

- İMTİYAZ ile İMTİYAZLI/LIK ile İMTİYAZSIZ/LIK ile İMTİYAZLICA ile İMTİYAZSIZCA

- İMTİZÂC[< MEZC] ile KARIŞABİLME | BİRBİRİNİ TUTMA, UYGUNLUK | UYUM SAĞLAMAK, İYİ GEÇİNME


- İMTİZAÇ ile İMTİZAÇLI ile İMTİZAÇSIZ/LIK

- İMZA ile CEMAL SÜREYYA'NIN İMZASI

- İMZA[Ar. < AMDA] ile/ve/||/<>/> İMCE/PARAF[Fr. < PARAPHE]

( Birinin herhangi bir belgeyi yazdığını ya da onayladığını belirtmek üzere her zaman aynı biçimde kullandığı kendine özgü simge. İLE/VE/||/<> Sadece baş yazaçlarla yazılan, kısa imza. )

- (not IN AVERAGE) ON AVERAGE

- IN SILICO[İng.] değil/yerine/= SANAL ORTAMDA

- IN SITU[İng.] değil/yerine/= YERİNDE

- IN THE BALANCE vs. ON BALANCE

- IN THE ESSENCE vs. AT THE BEHIND OF vs. BELOW

- IN THIS/THAT CASE vs. IN THIS/THAT RESPECT(POINT)

- IN VITRO[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMA DIŞINDA


- IN VIVO EKSPOJUR[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMADA KARŞI KARŞIYA GELME

- IN-SİTU ile/||/<> EX-SİTU

( In-situ doğal habitatta İLE ex-situ habitat dışında. )
( Formül: Natural İLE artificial )

- İNÂBE/T ile İNTİSÂB

( GÜNAHLARA TÖVBE EDİP HAKK YOLUNA DÖNME | BİR MÜRŞİDE BAŞVURUP, TARÎKATA GİRME )

- İNAK ile İNAKÇI/LIK ile İNAKSAL

- İNAKTİF/İNACTIVE[İng.] değil/yerine/= EYLEMSİZ | ETKİSİZ

- İN'ÂM[Ar.] ile TEMETTU'[Ar.]

- [İNANÇ +]
KUŞKU
ile/ve/||/<> CEHALET ile/ve/||/<> GAFLET ile/ve/||/<> HIRS ile/ve/||/<> KİBİR

( Nifak. İLE/VE/||/<> Taassub. İLE/VE/||/<> Gösteriş. İLE/VE/||/<> Fesad. İLE/VE/||/<> Zulüm. )

- İNANÇ" ile/||/<> "EGREGOR"[Fr. ÉGRÉGORE < YUN. EGRÉGOROS(ΕΓΡΗΓΟΡΟΣ/ἘΓΡΉΓΟΡΟΣ) / GRÉGORÉO]

- İNANÇ ile/ve/değil/||/<>/< KURUNTU/VEHİM

- İNANÇ ile SADIK ile SADAKAT ile İNANÇSIZ ile SADAKATSİZLİK ile İNANÇLAR


- İNANCI" değil/yerine ... DÜŞÜNCE VE İNANCI

- İNANÇ"TA:
KATI "AKILCILIK" ile/||/<> "İMANCILIK" |
ile/değil/yerine/><
ELEŞTİRİCİ AKILCILIK

- İNANDIĞI NOKTAYA ÇEKMEK İÇİN SORMAK ile SADECE SORU OLARAK SORU SORMAK

( Saptırma/çarpıtma. İLE Gerçeğe/doğruya olan bağlılıkla. )
( Kötü niyetli ya da bilgisizce. İLE Doğruyu bulmaya yönelik. )