YEDİ(7) YAZAÇLI SÖZCÜKLER

- ILLUSTRE ile/ve CARDINALE ile/ve REGALE ile/ve CURIALE

( Işık saçan dil. İLE/VE
Kılavuz ve kural işlevi gören dil. İLE/VE
Ulusal bir hükümdarlığın sarayında yer almaya lâyık dil. İLE/VE
Hükümetin, yargının, bilgeliğin dili. )

- İLLÜZYON[İng./Fr. < ILLUSION] değil/yerine/= YANILSAMA

- ILM/İLM[Ar.] ile MA'RİFET[Ar.]

- ILM/İLM[Ar.] ile ŞEHÂDET[Ar.]

- İLMEK İLMEK (İŞLEMEK/DOKUMAK)

- İLMEKLERDEN YAPILMIŞ DOKU = SIRÇALI NESC = TISSU DE MAILLES

- ILMEHITE[İng.] ile/değil/yerine/= İLMENİT

- İLMİ EĞİTİM ve/<> İRFÂNÎ TERBİYE

- İLM-İ MEDENİYE(T) ile/ve/||/<> İLM-İ SİYÂSE(T)

- İlm-i Siyâse(t) ile KONUŞ!!!


- İLM-İ SİYASET ile/ve İRFAN

- İLMÎ TEVHÎD ile/ve/değil/yerine HÂL TEVHÎDİ

( Ham. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Olgun. )
( Tevhidi anlayan, mağaradan çıkar. )
( Evvelâ hâl gerek, neylesin ilim. )

- İLMİHAL =/< İLM-İ HÂL

- İLMİKLEMEK ile İLMİKLENMEK ile İLMİ/LİK ile İLMİK ile İLMİKLİ ile İLMİKSİZ

- İLMİNE, İRFÂN (İSTEYEN/ARAYAN) ile/ve DERDİNE, DERMÂN (İSTEYEN/ARAYAN)

- İLMULLÂH ile/ve/değil/yerine MARİFETULLÂH

( Allah'ı bildim" cümlesinde bilmek anlamında ilim sözcüğü kullanılmaz. Çünkü, filozof ve kelâmcılara göre ilim, tümellere ilişkin olduğundan, Allah'ın zâtını bilmek(ilim) mümkün değildir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE
Bilmek(ilim) yerine Marifet kullanılır. Çünkü Marifet filozof ve kelâmcılara göre tikellere ilişkindir. )
( Mârifetullah'ta, fikir/tefekkür kalmaz. )

- İLTERİŞ

( Milleti toplayan. )

- İLTİFAT DEĞİL!:
[ya] KİNÂYE
ile/değil/ya da GERÇEK

- İLTİFAT ETMEK değil/yerine/= İLGİKAYRI GÖSTERMEK

- İLTİFAT[Ar. < LÜTÛF[çoğ.] < LÂTİF(< L-T-F)(< LETÂFET)] ile/ve/||/<> TALTİF[Ar. < LÜTÛF < T-L-F]

( Sözel ya da duygusal bir övgü ve ilgi gösterme biçimi. | Birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma. | İlgi gösterme, rağbet etme. | Söz söylerken, daha çok etki sağlamak için beklenmedik bir anda sözü, konu ile çok yakından ilgili birine ya da bir şeye yöneltme. | Yüzünü çevirerek bakma. İLE/VE/||/<> Daha çok, somut bir ödül ya da onurlandırma anlamı taşır. | Birini ödüllendirmek, takdir etmek. Birine lütûf ve ikramda bulunmak. | Yumuşatma, güzelleştirme. | | İyi ve güzel davranarak gönül almak. | Birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirme. )
( Kişiye/kişilere, (beklentisiz/karşılık beklemeksizin ve incelerek) gülümsemek/tebessüm, yüz/bakış, dans, müzik, ses, şiir, ince sözcük, selen/sedâ ve/ya da soluk/nefes(konuşma/yanıt) ikram etmek... )

- İLTİFAT ve/+/||/<>/> CESÂRET VERMEK

- İLTİFAT ile HAKARET

- İLTİFAT[Ar. < İLTAFAT] değil/yerine/= İLGİKAYRI(/DÖNMEK/İLGİLENMEK/YÖNELMEK)

- İLTİFAT ile İLTİFATLI

- İLTİFAT ile/ve/||/<>/>/< İTİBAR

- İLTİFAT ile/ve KİNÂYE

- İLTİFAT ile/ve ONAY

- İLTİFAT ile/ve/değil/yerine/<> ŞÜKRAN

- İLTİFATA TÂBİ OLAN:
HAKİKAT
değil MÂRİFET

- İLTİHÂF[Ar.] ile İLTİHÂF[Ar. < LİHAF]

( Yanma, parlama. İLE Yorgan, çarşaf gibi şeylere bürünme. )

- İLTİHAP[Ar. değil/yerine/= YANGI

- İLTİHAPLANMAK ile İLTİHAP ile İLTİHAPLI ile İLTİHAPSIZ

- İLTİMÂ[Ar.] ile İLTİMÂ'[Ar. < LEM | çoğ. İLTİMÂÂT] ile İLTİMÂH[Ar. < LEMH]

( Renk değiştirme. | Sararma, solma. İLE Parıldama, lem'alanma. İLE Bir şeye şaşkın şaşkın bakma. )

- İLTİMAS ile İLTİMASLI ile İLTİMASÇI/LIK

- İLTİMAS ile İLTİZAM

( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine, herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Kayırma, bir tarafı tutma. | Gerekli bulma. | Kesenek. )

- İLTİMAS[Ar.] değil/yerine/= KAYIRMA/KAYIRIŞ

- İLTİMAS ile ŞEFAAT ile İSAR ile TAFDİL[< FADL]

( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kişiyle Tanrı arasında, peygamberin yaptığı aracılık. İLE İkram; bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kişinin, kendi, gereksinim duymasına karşın bahşiş vermesi. | Seçme. İLE Birini, ötekilerden üstün tutma. | En üstünlük. )

- İLTİSÂK[Ar. < LÜSÛK] ile İRTİBÂT[Ar. < RABT]

( BİTİŞME, KAVUŞMA, YAPIŞMA, BİRLEŞME | İKİ ORGANIN BİRBİRİNE YAPIŞMASI )

- İLTİSAK ile İLTİSAKİ ile İLTİSAKİ DİL

- İLTİSAKLI[Ar.] değil/yerine/= İLİŞKİLİ


- İLTİYÂ'[Ar.] ile İLTİYÂH[Ar.]

( İç heyecanlanması, alevlenmesi. İLE Susama. | Gövdenin/cildin güneşten yanması. | Şimşek çakması. | Yıldızın pırıltısı. )

- İLTİZAM ile İLTİZAMİ ile İLTİZAMCI/LIK

- İLÜZYON[İng. ILLUSION] ile/||/<> TARİHİN-SONU İLÜZYONU[İng. END-OF-HISTORY ILLUSION]

( Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymamasıdır.Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan diğer çizgilerle aynı uzunlukta olabilir. @@ Tarihin Sonu İlüzyonu psikolojik bir ilüzyondur. Her yaştan insanın, kişisel olarak geliştiğini ve ileriki zamanlarda ciddi ölçüde büyümeyeceğini ya da olgunlaşmayacağını düşünmesidir. Bakış açılarının geliştiğini görseler de, kişiler bakış açılarının ileride aşağı yukarı aynı kalmasını bekleyecekler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- İLÜZYON değil/yerine GÖZBAĞI

- ILVAITE[İng.] / ILVAIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLVAİT

- İM ile/ve/<> HAREKE[Ar.]

( ... İLE/VE/<> Arap yazısında, kısa ünlü yerine kullanılan im. )

- İMA ile İMAJ ile İMAL ile İMAM/LIK ile İMAN ile İMAR ile İMANLI/LIK ile İMARCI/LIK ile İMANSIZ/LIK ile İMANLICA ile İMANSIZCA ile İMAM NİKAHI ile İMAN SAHİBİ ile İMAM NİKAHLI ile İMAN TAHTASI

- IMAGE :/yerine İMAJ, GÖRÜNTÜ

- IMAGINE :/yerine HAYAL ETMEK

- İMAJ/IMAGE[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜ | İMGE


- İMAJ değil/yerine/= İMGE/GÖRÜNTÜ

- İMAJ ile/ve KARİZMA

( Sizin kendi hakkınızda taşıdığınız imaj, sahip olduğunuz en değişken şeydir. )

- İMAJİNASYON/IMAGINATION[İng.] değil/yerine/= İMGELEM

- İMÂL/İMÂLAT değil/yerine/= İŞLEYİM

- İMAM HASAN EFENDİ ÇEŞMESİ

( Uskumruköy köy içinde ve Gümüşdere'ye giden cadde üzerinde bulunan bu çeşme (H.1286, M.1870), 1999 yılında S. Akdemir ailesi tarafından onarılmış ve onarım sonucu eski hüviyetini tamamıyla kaybetmiştir. Kitabesi şöyledir: Eğer mümin ise bu âbı/ Nasib olsun ana kevser şerabi/ Sahib - ül hayrat Cami - i Şerif imamı / Kastamonulu Hasan Efendi İbn - i Mustafa (1286)". )

- İMAM SUYU ÇEŞMESİ

( Emirgan Camii bahçesindeki bu çeşme onarımlardan sonra eski hüviyetini tamamen kaybetmiştir (M. 1957). )

- İMAM SUYU ÇEŞMESİ

( Emirgan'da Emirgan Mektebi Sokaktadır (M. 1958). Bu çeşmenin ilk yapılış tarihi belli değildir. Çeşme birkaç kez onarıldı ve her seferinde bir başka yere taşındı. Bu çeşmede İmam memba suyu kullanıldığı için "İmam Suyu Çeşmesi" adını almıştır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: A. Özaltın Gel iç, 1958". Çeşme 1958 yılında A. Özaltın tarafından onarılmıştır. )

- İMAN ve/||/<> EF'AL ve/||/<> İTMİNÂN

- İMAN ve/> GÜVENLİ/RAHAT HAREKET ALANI

- İMAN ve/||/<>/> İMTİHAN


- İMAN ve/||/<>/< ÖZGÜVEN

- İMAN ile/ve/<> SALİH AMEL ile/ve/<> HAKKI TAVSİYE ile/ve/<> SABRI TAVSİYE

- İMANDA EKSİKLİK ile İNTİKAL VE İRFANDA EKSİKLİK

( İddiamız yok, eksiğimiz çok! )

- İMANI FİKRETMEK ile/ve İMANINI FİKRETMEK

- IMAZINE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAZİN

- STILL POT, STILL BODY[İng.] / CORPS D'ALAMBIC[Fr.] / DESTILLERKESSEL, DESTILLIERKOLBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMBİK

- İMDAT ile İMDATÇI ile İMDAT KOLU ile İMDAT FRENİ ile İMDAT ÇEKİCİ

- İMECE ile FASON(/FERLAKS SİSTEMİ-FRANSIZ/PUTTING-OUT SİSTEMİ)

- İMGE/LEME ile/ve/||/<> NESNE TAKLİDİ

- İMGELEM ile/ve/= HAYAL GÜCÜ


- İMGELEM = MUHAYYİLE = IMAGINATION[İng., Fr.] = EINBILDUNGSKRAFT[Alm.] = IMAGINATIO[Lat.] = PHANTASIA[Yun.] = IMAGINACIÓN[İsp.]

- ÜÇGEN:
İMGELEM'DE
ile/ve/||/<> US'TA

( Bölünebilir. İLE/VE/||/<> Bölünemez.[Töz'dür!] )

- İMGESEL DÖNEM ile/ve/||/<>/> SİMGESEL DÜZEN

( )

- İMGESEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMSAL

( Bireysel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Toplumsal. )

- İMGESEL ile/ve/||/<>/> SEZGİSEL ile/ve/||/<>/> KAVRAMSAL

- IMHOFF SLUDGE[İng.] / IMHOFF SCHLAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= İMHOFF ÇAMURU

- İMLEÇLERİN ÖZELLİKLERİ

- İMLEMEK ile İMLEK ile İMLEÇ

- IMMANUEL KANT'IN, ÜÇ KİTABI:
SAF AKLIN ELEŞTİRİSİ
ile PRATİK AKLIN KRİTİĞİ ile YARGI GÜCÜNÜN ELEŞTİRİSİ

( Doğru ile yanlışı inceler. İLE İyi ile kötüyü inceler. İLE [Bir bölümünde] Güzel, çirkin ve yüceyi inceler. )

- IMMANUEL KANT'TA, İNSANIN DÖRT YETENEĞİ

( * DUYARLILIK(İHSAS)
* HAYAL GÜCÜ(MUHAYYİLE)
* İDRAK(MÜDRİKE)
* US(AKIL) )

- IMMANUEL KANT'TA:
"ARI USUN ELEŞTİRİSİ" ÖNCESİ
ile "ARI USUN ELEŞTİRİSİ" SONRASI

- IMMATÜR/IMMATURE[İng.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMAMIŞ

- IMMOBIL/IMMOBILE[İng.] değil/yerine/= HAREKETSİZ

- İMMORAL ile İMMORALİZM

- IMMORAL/ITY[Fr./İng.] değil/yerine/= TÖRETANIMAZ/LIK

( Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan. | Töre kurallarına aykırı olan. )

- IMMÜN/IMMUNE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIK

- IMMUNE-MEDIATED/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI

- IMMUNOENGİNEERİNG ile/||/<> NATURAL IMMUNİTY

( Immunoengineering bağışıklık sisteminin mühendislik yaklaşımla düzenlenmesiyken İLE natural immunity doğal bağışıklık yanıttır )
( Formül: CAR-T therapy )

- IMMÜNOMEDİYATÖR/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI

- İMPAKSİYON/IMPACTION[İng.] değil/yerine/= TAKILMA


- İMPARATOR PENGUENİ ile/değil ADELİE PENGUENİ

( Güney Kutbu'nda yaşarlar. )

- İMPARATORİÇELİK değil/yerine/= İLHATUN/LUK

- İMPARATORLUK ile AMPİRİK ile AMPİRİK

- İMPARATORLUK ile/değil BÜYÜK KRALLIK

- İMPARATORLUK ile İMPARATORLUK İYİLİKLERİ ile EMPERYALİZM ile EMPERYALİST ile EMPERYALİST ile TEHLİKE ile BUYURGAN ile BUYURGAN BİR ŞEKİLDE

- İMPETİGO ile/||/<> SELÜLİT

( Deride kabarcıklar ve kabuklanma ile ilişkili bir bakteriyel bulaş. İLE/||/<> Deri altı dokuların yangılanması ile ilişkili bir bakteriyel bulaş. )

- İMPLANT[Fr. < IMPLANT] değil/yerine/= DOKU EKİMİ

- IMPLANT[İng.] değil/yerine/= EKİT, DOKU EKİMİ

- İMPLANTASYON ile İMPLANTE EDİLMİŞ

- IMPORT and DISCOUNTED IMPORTS and IMPORT LEVY and IMPORT REGIME and IMPORT SUBSTITUTION and SAFETY CONTROLS ON IMPORTS and SUBSIDISED IMPORTS

( İthalat. VE Dampingli ithalat. VE İthalat prelevmanı. VE İthalat rejimi. VE İthalat ikâmesi. VE İthalattaki güvenlik kontrolleri. VE Sübvansyonlu ithalat. )

- IMPORTANT vs. SPECIAL/PRIVATE

- IMPORTANT vs./and SERIOUS

- IMPRESS :/yerine ETKİLEMEK

- IMPRESSION :/yerine İZLENİM

- İMPRESYON/IMPRESSION[İng.] değil/yerine/= İZLENİM | ÇÖKÜNTÜ, | BASI İZİ

- IMPROVE :/yerine GELİŞTİRMEK

- IMPROVEMENT :/yerine GELİŞME, İYİLEŞME

- İMPULS İLE MOMENTUM İLE AÇISAL MOMENTUM İLE TORK ile/||/<> HAREKET BÜYÜKLÜKLERİ

( Doğrusal ve dönel hareketin temel nicelikleri. )
( Formül: J = Δp İLE τ = dL/dt )

- İMPULS İLE MOMENTUM İLE AÇISAL MOMENTUM ile/||/<> HAREKET BÜYÜKLÜKLERİ

( Korunum yasalarıyla ilişkili nicelikler. )
( Formül: J = ∫F dt = Δp )

- İMPULS/IMPULSE[İng.] değil/yerine/= UYARI | DÜRTÜ


- İMPULS[İng. < IMPULSE] değil/yerine/= UYARIM/UYARAN

- IMPULSE and/||/<>/> AFFECT and/||/<>/> COGNITIVE

- İMRAHOR ile İMRAHOR ile İMRAHOR

( Hasköy'ün kuzeyinde bulunan bir semt. İLE Üsküdar İskelesi - Doğancılar arasında bir semt. İLE Yedikule'de bir semt. )
( ... İLE ... İLE Adını Sultan II. Bayezıd'ın imrahoru[has ahırların bakıcısı] İlyas Bey'in Bizans kilisesinden çevirttiği bir camiden alır. [Mirahor, İlyas Bey Mescidi olarak da tanınır.] )

- İMRENMEK ile İMRENİLMEK ile İMRENDİRMEK ile İMREN ile İMRENCE

- İMRENMEK ile/ve TELÂHHUZ[Ar.]

( ... İLE/VE İmrenerek ağzın sulanması. )

- İMSÂS[Ar. < MASS] ile İMTİSÂS[Ar. < MASS]

( Emdirme/emdirilme. | Suda erimiş ilâcı şırınga etme. İLE Emme, emerek çekme, soğurma. | [biyolojide] Soğurulma, emilme.[İng. ABSORPTION | Fr. ABSORBTION] )

- İMTİDÂD[< MEDD] değil/yerine/= UZAMA, UZANMA; YAYILMA, UZUN SÜRME | UZAY | NESNE (RES EXTENSA)

- İMTİHAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İMKÂN

- İMTİHAN ile İMTİHANSIZ

- İMTİHÂN[Ar. < MEHN]["İMTAHÂN" değil!] değil/yerine/= DENEME, SINAMA | SINAV


- İMTİNÂ (ETMEK) ile/ve/||/<>/>/< İHTİYÂR (ETMEK)

- İMTİNÂ ile/ve/||/<> İHTİYAT

( Feragat edip geri durma. İLE/VE/||/<> İleriyi düşünürek/görerek davranma. | Sakınma. | Yedek. )

- İMTİNA[Ar.] ile İMTİSAL[Ar. < MİSL]

( Kaçınma, sakınma, çekinme. İLE Gerekeni yapma. | Bir örneğe göre davranma, uyma, benzemeye çalışma. | Alınan buyruğa tümüyle uyma. [İNKIYÂD] )

- İMTİNÂ değil/yerine/= KAÇINMA/SAKINMA/ÇEKİNME/GERİ DURMA

- İMTİYÂZ[Ar.] değil/yerine/= AYRICALIK | FARKLI OLMAK

- İMTİYAZ ile İMTİYAZ SAHİBİ ile İMTİYAZ SAHİBİ ile İMTİYAZLI

- İMTİYAZ ile İMTİYAZLI/LIK ile İMTİYAZSIZ/LIK ile İMTİYAZLICA ile İMTİYAZSIZCA

- İMTİZÂC[< MEZC] ile KARIŞABİLME | BİRBİRİNİ TUTMA, UYGUNLUK | UYUM SAĞLAMAK, İYİ GEÇİNME

- İMTİZAÇ ile İMTİZAÇLI ile İMTİZAÇSIZ/LIK

- İMZA ile CEMAL SÜREYYA'NIN İMZASI


- İMZA[Ar. < AMDA] ile/ve/||/<>/> İMCE/PARAF[Fr. < PARAPHE]

( Birinin herhangi bir belgeyi yazdığını ya da onayladığını belirtmek üzere her zaman aynı biçimde kullandığı kendine özgü simge. İLE/VE/||/<> Sadece baş yazaçlarla yazılan, kısa imza. )

- (not IN AVERAGE) ON AVERAGE

- IN SILICO[İng.] değil/yerine/= SANAL ORTAMDA

- IN SITU[İng.] değil/yerine/= YERİNDE

- IN THE BALANCE vs. ON BALANCE

- IN THE ESSENCE vs. AT THE BEHIND OF vs. BELOW

- IN THIS/THAT CASE vs. IN THIS/THAT RESPECT(POINT)

- IN VITRO[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMA DIŞINDA

- IN VIVO EKSPOJUR[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMADA KARŞI KARŞIYA GELME

- IN-SİTU ile/||/<> EX-SİTU

( In-situ doğal habitatta İLE ex-situ habitat dışında. )
( Formül: Natural İLE artificial )

- İNÂBE/T ile İNTİSÂB

( GÜNAHLARA TÖVBE EDİP HAKK YOLUNA DÖNME | BİR MÜRŞİDE BAŞVURUP, TARÎKATA GİRME )

- İNAK ile İNAKÇI/LIK ile İNAKSAL

- İNAKTİF/İNACTIVE[İng.] değil/yerine/= EYLEMSİZ | ETKİSİZ

- İN'ÂM[Ar.] ile TEMETTU'[Ar.]

- [İNANÇ +]
KUŞKU
ile/ve/||/<> CEHALET ile/ve/||/<> GAFLET ile/ve/||/<> HIRS ile/ve/||/<> KİBİR

( Nifak. İLE/VE/||/<> Taassub. İLE/VE/||/<> Gösteriş. İLE/VE/||/<> Fesad. İLE/VE/||/<> Zulüm. )

- İNANÇ ile/ve/değil/||/<>/< KURUNTU/VEHİM

- İNANÇ ile SADIK ile SADAKAT ile İNANÇSIZ ile SADAKATSİZLİK ile İNANÇLAR

- İNANCI" değil/yerine ... DÜŞÜNCE VE İNANCI

- İNANÇ"TA:
KATI "AKILCILIK" ile/||/<> "İMANCILIK" |
ile/değil/yerine/><
ELEŞTİRİCİ AKILCILIK

- İNANDIĞI NOKTAYA ÇEKMEK İÇİN SORMAK ile SADECE SORU OLARAK SORU SORMAK

( Saptırma/çarpıtma. İLE Gerçeğe/doğruya olan bağlılıkla. )
( Kötü niyetli ya da bilgisizce. İLE Doğruyu bulmaya yönelik. )

- İNANDIĞINI BİLMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< BİLDİĞİNE İNANMAK

- İNANDIRICI ile İNANMAK ile OLASILIĞA İNANMAK ile MÜMİN ile ESHRAGH'A İNANAN

- İNANILMAZ BİR ŞEY/İŞ YAPMAMIZ ile/değil/yerine YAPTIĞIMIZ ŞEYİ/İŞİ, İNANILMAZ BİR BİÇİMDE YAPMAMIZ

- İNANILMAZ ile DELİLİK

- İNANMA +/+/+ BİLME +/+/+ DÜŞÜNME +/+/+ GÜZELLİK

( Din. + Bilim. + Felsefe. + Estetik. )

- İNANMADAN AİT OLMAK" ile/değil AİT OLMADAN İNANMAK

- İNANMA(MA)K ve/<> SEVME(ME)K

- İNANMAK ile/ve/değil/yerine AKLETMEK

- İNANMAK" ile/değil/yerine/>< ANLAMAK

- İNANMAK ile/ve BEKLEYİŞ/BEKLENTİ


- İNANMAK ile/değil/yerine/>< BİLMEK

- İNANMAK ile/ve/||/<> İKNA OLMAK

- İNANMAK ile İNANILMAK ile İNANDIRMAK ile İNANABİLMEK ile İNANIVERMEK ile İNANDIRILMAK ile İNAN ile İNANÇ ile İNANCA ile İNANCI/LIK ile İNANLI ile İNANSIZ/LIK ile İNANÇLI/LIK ile İNANÇSIZ/LIK ile İNANÇLICA ile İNANÇSIZCA

- İNANMAK ile/ve İNANMAK İSTEMEK

- İNANMAK ile/ve/değil/||/<>/< KABUL ETMEK

- İNANMAK ile/değil/yerine KABUL ETME(ME)K

- İNANMAK ile "KAPTIRMAK"

- İNANMAK ile/ve/değil KATILMAK

- İNANMAK ile/> KENDİNİ KAPTIRMAK

- İNANMAK ile KONDURMAK


- İNANMAK ile/ve KUŞKU/ŞÜPHE

- İNANMAK ile/yerine TEMEL ALMAK

- İNANMAK ve/<> ÜMİT ETMEK

- İNANMAK ile/ve/||/<> "YEMEK"/"YUTMAK"

- İNANMIŞ ile DELİ

- İNANMIŞ/LIK ile/ve/değil İNANDIRILMIŞ/LIK

- Nasılsa diyerek çıkarlarını öncellemeden KONUŞ!!!

- İNAT (ETMEK/EDEN) ile/ve/değil/yerine/<> DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR] (GÖSTERMEK/GÖSTEREN)

- İNAT ETMEK ile/ve/||/<> PES ETMEMEK ile/ve/||/<> VAZGEÇMEMEK

- İNAT ile/ve CEHALET


- İNAT değil/yerine/>< İNCELİK

( İnat gördüğümüzde, ince/lâtif olalım.
[Keskin kılıç, yumuşak ipliği kesmez.] )

- İNATÇI/ANUT[Ar.] değil/yerine/= DİRETEK/DİRETKEN

- INAUGURATE vs. INITIATE vs. INSTIGATE vs. PROMPT vs. SPARK vs. TRIGGER

- İNCÂS[Ar. < NECİS] ile İNCÂZ[Ar. çoğ. İNCÂZÂT]

( Pisleme/pislenme, necîsleme, necâsetleme. İLE Yerine getirme. )

- İNCE BAĞIRSAK ve/||/<> ZONULİN BAĞLARI

- İNCE "ELEYİP" SIK DOKUMAK değil İNCE EĞİRİP SIK DOKUMAK

- THIN FILM CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMSTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DEVRESİ

- THIN FILM SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM YARI İLETKEN

- İNCE KENARLI MERCEK ile/||/<> KALIN KENARLI MERCEK

( İnce kenarlı yakınsak (dışbükey), kalın kenarlı ıraksak (içbükey). )
( Formül: f > 0 İLE f < 0 )

- İNCEDEN İNCEYE (LAF SOKMAK, ARAŞTIRMAK)


- İNCEDEN ile İNCEDEN İNCEYE

- İNCELİK ile/ve/||/<> DOĞRULUK ile/ve/||/<> GÜZELLİK

( Belde değil dilde. İLE/VE/||/<> Sözde değil özde. İLE/VE/||/<> Yüzde değil yürekte. )

- İNCELİK ve/||/<>/> İNCİNME

- İNCELİK ile/ve/||/<>/> İYİLİK

- İNCELİK ile NARİN ile NAZİKÇE

- İNCE/LİK ile/ve/||/<> SEYREK/LİK

- İNCELİK/KALINLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARALIK

- KIRILMA('DA):
İNCELİK('TEN)
ile/değil/<> KALINLIK('TAN)

( Her şey. İLE/<>/DEĞİL İnsan. )

- İNCELME ile BİLLURLAŞMA

- İNCELME ile/ve/||/<>/> KESKİNLEŞME ile/ve/||/<>/> YETKİNLEŞME


- İNCELME ile/ve SEYRELME

- İNCELME ile/ve/<> SİLİKLEŞME

- THINNER; DILUTING AGENT, DILUENT[İng.] / DILUANT, DILUENT[Fr.] / STRECKMITTEL, VERDÜNNUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCELTİCİ, SEYRELTİCİ

- İNCELTME (SİMGESİ) ile/ve/||/<>/< İNCELİK

- İNCELTME ile İNCELTME İŞARETİ

- İNSAN/KİŞİ:
İNCİL'DE
ve/||/<> KUR'ÂN'DA

( İmanı, ümidi ve şefkati olandır. VE/||/<> İman, ihlâs ve doğru/düzgün eylem/etkinlik peşinde koşandır. )

- İNCİNMEK ile İNCİTMEK ile İNCİTİLMEK ile İNCİTEBİLMEK ile İNCİ ile İNCİK ile İNCİL ile İNCİR/LİK ile İNCİLİ ile İNCİ TAŞI ile İNCİR KUŞU ile İNCİ BALIĞI ile İNCİ ÇİÇEĞİ ile İNCİK BONCUK ile İNCİK KEMİĞİ ile İNCİK YAHNİSİ

- İNCİR ile İNCİR YAPRAĞI

- İNCİR ile İNCİRSİ MEYVE

( ... İLE Gerçek bir meyve olmayan, yumurtalardan değil çiçeklikten oluşan, incire benzer meyve. )

- İNCİR ile MISIR/FRENK, HİNT, KİLİS, PABUÇ İNCİRİ / DİKENLİ İNCİR / BABUTSA / KAYNANADİLİ / KÜREKYEMİŞİ


- İNCİR ile PATLICAN İNCİRİ

( ... İLE İncirin, iri ve mor bir türü. )

- INCITEMENT vs. PROVOKE

- İNCİTME! ve/||/<>/> İNCİNME!

( Hz. Musa. VE/||/<>/> Hz. İsa. )
( İlk dersimiz. VE/||/<>/> Son dersimiz. )

- İNCİZÂM[Ar.] ile İNCİZÂM[Ar.]

( Meczûm olma, sözcüğün son harfinin harekesiz olarak seslendirilmesi. | Kemiğin kırılması. İLE Cüzzam hastalığına yakalanmış birinin bir örgeninin kopması. )

- INCLUDE :/yerine DAHİL ETMEK

- INCOME vs. INCREMENT vs. PROFIT vs. REVENUE

- INCONEL[İng.] ile/değil/yerine/= INCONEL (NİKEL-KROM ALAŞIMI)

- INCREASINGLY :/yerine GİDEREK

- INCREMENT OF PRODUCTION vs./and SEARCH/LOOK FOR QUALITY

- INDAZOLE[İng.] / INDAZOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDAZOL


- İNDEKS ile İŞARET PARMAĞI ile DİZİN NUMARASI ile İNDEKSLEME

- 'INDÎ[Ar.] ile LEDÜNNÎ[Ar.]

- INDICATION :/yerine BELİRTİ

- İNDİFA ile İNDİFAİ

- INDIGEN[İng.] ile/değil/yerine/= İNDİGEN

- INDIGO CARMINE[İng.] / CARMIN D'INDIGO[Fr.] / INDIGOKARMIN, INDIGOTIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİGO KARMEN

- INDICAN[İng.] / INDICAN[Fr.] / INDICAN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİKAN

- İNDİRGEÇ/"DÜŞÜRTEÇ"/"PARAŞÜT"[İng./Fr. < PARACHUTE]/KANOPİ[Yun. < KŌNŌPEÎON< KŌNŌPS: Cibinlik/perdeli yatak.][İng. CANOPY][Fr. CANAPÉ < Lat. CONOPEUM] ile/değil/yerine/||/<> KANAT

- İNDİRGEME ile/değil/yerine AZALTMA

- İNDİRGEME ile/değil/yerine BİLME/BİLEREK


- İNDİRGEME ile/değil/yerine DÖNÜŞ/KAYITIM/RÜCÛ/İRCÂ

- İNDİRGEME ile EŞDEĞER TUTMA/"GÖRME"

- İNDİRGEME ile/ve/||/<>/>/= HADDİNİ AŞMAK

- İNDİRGEME ile İZ DÜŞÜRME

- İNDİRGEME ile/ve/> ORTADAN KALDIRMA

- İNDİRGEMECİLİK >< ÇEŞİTLİLİK

- İNDİRGEMEK ile/ve AYIRMAK

- İNDİRGEMEK ile/ve/||/<> EN AZINDAN