| ...E ve ...E | (E ile biten FaRkLaR...)

- SAĞILMAK ile SAĞIRLAŞMAK ile SAĞI ile SAĞIM/LIK ile SAĞIN ile SAĞIR/LIK ile SAĞIMLI ile SAĞIR KEF ile SAĞIR NUN ile SAĞIR KAPI ile SAĞIR RENK ile SAĞIR DUVAR ile SAĞIR YILAN ile SAĞIR DİLSİZ ile SAĞIR PUSULA ile SAĞIR PENCERE ile SAĞIM MAKİNESİ ile SAĞIN BİLİMLER ile SAĞIR MİKROFON

- SAĞIN = SAHİH = EXACT[İng., Fr.] = EXAKT[Alm.] = EXIGERE[Lat.] = EXACTO/TA[İsp.]

( Doğruluk kuralına uygun olan. | Sözün, anlatılmak istenilene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği. )

- SAĞÎR ile/||/<> SAĞİRE

( Küçük yaşta erkek. İLE/||/<> Küçük yaşta kadın. )

- SÜSLEME!:
"SAĞIRA"
ve/||/<> "KÖRE"

( Sözünü. VE/||/<> Yüzünü. )
( Yorma dilini. VE/||/<> Süsleme sözlerini.
[Köre yormam dilimi, sağıra süslemem sözlerimi.] )

- SAĞLAM ZİHİN ve/||/<>/>/< SAĞLAM GÖVDE

( Sağlam anlık[zihin], sağlam gövdede bulunur. VE/||/<>/>/< Sağlam gövde, sağlam anlıkta[zihinde] bulunur. )

- SAĞLAMLAŞTIRMA ile/ve/||/<> PEKİŞTİRME

- HEALTH PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE SANITAIRE[Fr.] / GESUNDHEITSPYSIK, STRAHLENSCHUTZPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SAĞLIK FİZİĞİ

- SAĞLIK = HEALTH[İng.] = SANTÉ[Fr.] = GESUNDHEIT[Alm.] = SALUTE[İt.] = SALUD[İsp.]

- SAĞTÖRE ile SAĞTÖRESEL

- SAGU = AĞIT = MERSİYE

( İslâm'dan önce. = Halk yazınında. = Divan yazınında. )

- SAH/SAK SUBARAKNOİT HEMORAJİ/SUBARACHNOID HEMORRHAGE[İng.] değil/yerine/= SUBARAKNOİT KANAMA

- SAHABE ile SAHABET ile SAHABETÇİ

- SAHÂBE ile SELEF-İ SÂLİHİN

- SAHAN[Ar.] değil/yerine/= TENCERE

- ŞÂHÂNE ile ...

( Padişah'ın kullandığı herşey bu adla birlikte kullanılırdı. [Padişah'ın "Minder-i Şâhânesi" gibi.] )

- ŞAHANE değil/yerine/= ÇOK GÜZEL, EŞSİZ, GÖRKEMLİ

- SAHÎFE[Ar.] ile DEFTER[Ar.]

- SAHİFE ile/ve TOMAR[Yun.] ile/ve KİTAP

( ... İLE/VE Dürülerek, boru biçimi verilmiş kâğıt. İLE/VE ... )

- SAHİFE[Ar.] değil/yerine/= YAPRAK

- ŞÂHİKA[Ar.] ile FERİŞTAH[Fars. FİRİŞTE]

( Doruk, zirve. | En üst derece. İLE En iyi, en üstün. )

- SAHİP/MÂLİK[Ar.] değil/yerine/= İYE

- SAHİP değil/yerine/= İYE

- SAHİPLENME ile/değil/yerine/< AİDİYET

( Kentte. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Köyde, doğada. )

- SAHİPLENME ile/ve/değil/||/<> KIŞKIRTMA/AJİTASYON

- SAHİPLENME ile/ve/||/<> KOLLAMA

- SAHİPLENME ile/ve/||/<> SÜREKLİ KILMA ile/ve/||/<> BİRİKTİRME

- SÂHİRE ile ...

( YERYÜZÜ, UYANIK GÖZ VE GÖZLERE SERAP GÖRÜNEN YERYÜZÜ )

- SAHÎRE[Ar.] ile SÂHİRE[Ar. çoğ. SÂHİRÂT, SEVÂHİR]

( Yeryüzü. İLE Büyücü. )

- SAHNE ile/değil/yerine ESAS

- SAHNE ile/<> KONDÜVİT/KONDÜİT[Fr. < CONDUITE]

( ... VE/||/<> Tiyatroda sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kişi. )

- SAHNE ve/||/<>/>/< KULİS[fFr. < COULISSE]

( İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belirli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk. | Görüntü. | Tanık olunan, gözlenen olay. | Bir konu ya da çalışma çevresi, çalışma dalı. | Bir oyun ya da filmin başlıca bölümlerinden her biri. VE/||/<>/>/< Sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan bölüm. | Borsa dışında alışveriş yeri. | Bir amaca ulaşabilmek için ilgili kişiler arasında özel çalışma yapılan yer. | Bir işin, bir hareketin gizli hazırlık konuşması. )

- SAHNE[Ar. < Yun.] ile/ve/||/<> PARTER[Fr.]

( ... İLE/VE/||/<> Tiyatro, sinema gibi yerlerde, sahnenin bulunduğu ilk kata ve burada bulunan koltuklara verilen ad. )

- SAHNE ile RAMP[Fr.]

( Tiyatro sahnesinde izleyiciye en yakın yer. )

- SAHNE ile ŞANO[İt. SCENA]

( ... İLE Tiyatro sahnesi. )

- SAHNE[Ar. < Yun.] değil/yerine/= KÖRÜNÇ/GÖRÜNÇ, SEKİ

- SAHNELEME ve/||/<>/> YAZMA

- SAHNELEMEK ile SAHNELENMEK ile SAHNELETMEK ile SAHNELEYEBİLMEK ile SAHNE ile SAHNE DENGESİ ile SAHNE SANATLARI

- SAHR[Ar.] ile SAHR/SUHÛR[Ar. < SAHRE]

( Kaya. İLE Büyük taşlar, kayalar, maden kütleleri. )

- ŞAHS[Ar.] ile CÜSSE[Ar.]

- ŞAHSİYE ile TABİYE


- SAHTE değil/yerine/= DÜZME/DÜZMECE

- SAHTE ile/ve/değil/||/<>/> GEÇERSİZ

- SAHTE ile/değil/yerine GEÇİCİ

- SAHTE ile KURGU

- SAHTE ile SAHTE

- SAHTE ile/değil SANKİ

- SAHTE ile/ve/||/<> TAKLİT

- SAHTE ile/ve YANILSAMA

- [ne yazık ki]
SAHTE[Fars.]
değil/yerine/= YAPAY/YAPMA, DÜZMECE

( Sahte olan, zaman ve uzay ile sınırlıdır ve koşulların ürettiğidir. )
( Bir an gerçek gibi görünmek, sahte olanın doğasıdır. )
( Sahte olanı yıkamazsınız, çünkü onu durmadan yaratıyorsunuz. )
( Sahtenin sahteliği anlaşıldığında, o, kendi kendine erir gider. )
( Sahte olanı sahte olarak görmek ve sahte olanı terk etmek, gerçeği getirecektir. )
( Sahte olduğunu gördüğünüz her ne ise o eriyip kaybolur. )
( Sahte olandan vazgeçin, doğru olan kendi yerini bulacaktır. )
( Sahte olanın zamana gereksinimi olduğunu ve zamana gereksinimi olanın sahte olduğunu bir kez anlarsanız, zaman ötesi ve hep şimdi'de olan Gerçek'e yakınlaşmış olursunuz. )
( Gerçeğin görülmesini o kadar zorlaştıran, sahte olana tutunup ondan kopamamaktır. )
( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )
( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )
( Sahte olanı fark edip onu reddetmek, gerçeğe giden yolu açar. )
( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )
( Doğru kendini öne sürmez, o sahtenin sahte olarak görülmesi ve reddedilmesinde yatar. Zihin, sahte olan tarafından kör edilmişken, doğruyu aramak yararsızdır. Doğru olanın sezilebilmesi için önce sahtenin tamamen temizlenip yok edilmesi gerekir. )
( Sahte olanın keşfedilip terk edilmesi, gerçek olanın zihne girişini sağlar. )
( Sahte olanın yıkımı, şiddet değildir. )
( Sahte olanın reddi, özgürleştirici ve enerji vericidir. )
( Sahte olan "Ben-im" duygusu değil fakat kendinizi ne sandığınızdır. )
( The false is limited in time and space and is produced by circumstances.
It is the nature of the false that it appears real for a moment.
You cannot destroy the false, for you are creating it all the time.
To see the false as false and abandon the false brings reality into being.
It is the discarding the false that opens the way to the true.
What you see as false, dissolves.
Once you understand that the false needs time and what needs time is false, you are nearer the Reality, which is timeless, ever in the now.
It is the clinging to the false that makes the true so difficult to see.
Reality is common to all. Only the false is personal.
The false dissolves when it is discovered.
The discovery and abandonment of the false remove what prevents the real entering the mind.
The destruction of the false is not violence.
Renunciation of the false is liberating and energizing.
It is not the "I am" that is false, but what you take yourself to be. )

- SAHTE ile/ve/<> "YARIM"


- SAHTEALELLER[İng. PSEUDOALLELES] ile/||/<> SAHTEBİLİM[İng. PSEUDOSCIENCE]

( Gen gibi davranan ama çaprazlanma (crossing-over) sırasında ayrılabilen gen çiftidir. @@ Bilimsel olarak sunulan fakat bilimsel olmayan iddia, inanış, bilgi ve uygulamaların hepsine verilen isimdir. Bir sahtebilim dışarıdan bakıldığında kolaylıkla anlaşılamayabilir fakat bilimsel yollar, metotlar ve sorular izlendiğinde bilime uymayan, bilimle zıt düşen durumlar oluşturması halinde kolaylıkla anlaşılabilir. Günümüzde en çok tutan sahtebilimler; fal, burçlar, uzay görevleri karşıtlığı, yaratılışçılık, düz dünyacılık ve astroloji yorumlarıdır.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SAHTEKÂR ile DÜRÜST OLMAYAN BİR ŞEKİLDE ile SAHTEKÂRLIK ile ŞEREFSİZLİK ile ONURSUZ ile ONURSUZCA

- SAHÛR[Ar.] ile SAHÛR[Ar. < SİHR] ile SÂHÛR[Ar. < SAHRE] ile SÂÛR[Ar. < SA'R]

( Temcit yemeği, sahur. İLE Gece uyanıklığı, uykusuzluk. | Ay ağılı. İLE Dünyanın aya düşen, ay tutulmasını oluşturan gölgesi. İLE Ocak, fırın. )

- ŞAİBE[< ŞEVB | çoğ. ŞEVÂİB] ile/değil ŞÂYİA[çoğ. ŞÂYİÂT]

( Leke, kusur, ayıp; noksan, nakîsa. | Art düşünce. | Hile. | Kir, leke | Kötü eser, iz. İLE/DEĞİL Yayılmış haber, yaygın olan, söylenti. )

- SÂİBE[Ar.] ile SÂİBE[Ar. < SEVÂB] ile ŞAİBE[Ar. < ŞEVB | çoğ. ŞEVÂİB]

( Başıboş bırakılmış hayvan, dişil deve. İLE Saib'in dişili/müennesi. İLE Leke, kusur, ayıp; noksan, nakîsa. | Art düşünce. | Hile. | Kir, leke | Kötü eser, iz. )

- ŞAİBE ile ŞAİBELİ ile ŞAİBESİZ/LİK

- SAİKLER/LE" değil SAİK[Ar. < SEVK] (İLE)

( "Saik", sevk sözcüğünün çoğulu olduğundan, çoğul olana bir "-ler" eki daha olmaz/kullanılamaz. )

- FEU DE SAINT-ELME[Fr.] ile/değil/yerine/= SAİNT ELMO KIVILCIMI

- ŞÂÎRE[Ar. çoğ. ŞÂİRÂT, ŞEVÂİR] ile ŞAÎRE[Ar.]

( Bayan şair. İLE Arpa danesi, tek bir arpa. | Arpacık.[çoğ. ŞAÂYİR][Fr. ORGELET] )

- SÂİRFİLMENÂM[Ar.]/SOMNAMBULE[Fr.] değil UYURGEZER


- Şairi DİNLE!!!

- ŞAİRLEŞMEK ile ŞAİR/LİK ile ŞAİRE

- SAİY:
SAFA
ve/<> MERVE

( Safa'dan başlayarak, Safa ile Merve arasında, 4 gidiş ve 3 gelişten oluşan Saiy görevi, Hacc'ın başka bir bölümünü oluşturmaktadır. )

- SAK ile SAĞ ile SAKA/LIK ile SAKE ile SAKİ ile SAKO ile SAKALI ile SAĞ İÇ ile SAĞ BEK ile SAĞ HAF ile SAĞ KOL ile SAĞ AÇIK/LIK ile SAĞ ESEN ile SAĞ PARA ile SAKA KUŞU ile SAĞ KANAT ile SAĞ SALİM ile SAĞ ŞERİT ile SAĞ SELAMET ile SAĞ ÇIKARMA ile SAĞ EĞİLİMLİ/LİK

- SAKARİMETRE[Fr.] değil/yerine/= ŞEKERÖLÇER

( Bir sıvıda, çözelti durumunda bulunan şeker miktarını belirlemeye yarayan aygıt. )

- SAKARLAŞMAK ile SAKAR/LIK ile SAKARCA ile SAKAR OTU ile SAKAR MEKE

- SAKE :/yerine HATIRINA

- SAKİNLEMEK ile SAKİNLEŞMEK ile SAKİNLEŞTİRMEK ile SAKİNLEŞEBİLMEK ile SAKİN/LİK ile SAKİNCE ile SAKİN SAKİN

- SAKİNLEŞME:
AKILDA
ve/||/<> GÖNÜLDE

( Bilgi ile. VE/||/<> Sevgi ile. )
( Elinde getiren, karnında götürür; aklında getiren, gönlünde götürür. )

- SAKİNLİK ile SAKİN OL ile SAKİNLEŞTİ ile SAKİNLEŞTİRİCİ ile SAKİNCE ile SAKİNLİK


- SAKINMA ile MASKE

- SAKINMAK ile SAKINILMAK ile SAKINDIRMAK ile SAKINABİLMEK ile SAKIN ile SAKINCA ile SAKINCALI/LIK ile SAKINCASIZ/LIK ile SAKINCALI PİYADE

- SACCHARIDE[İng.] / SACCHARATE[Fr.] / SACCHARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARAT, SAKKARİT

- SACCHARIC ACID[İng.] / ACID SACCHARIQUE[Fr.] / SACCHARINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİK ASİT

- SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / ZUCKERMESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİMETRİ

- SACCHARIN, SACCHARINE[İng.] / SACCHARINE[Fr.] / SACCHARIN, O-BENZOESÄURESULFIMID[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİN

- SACCHARIFICATION, SACCHARIFY[İng.] / SACCHARIFIER[Fr.] / VERZUCKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİTLEŞTİRME

- SACCHAROBIOSE[İng.] ile/değil/yerine/= SAKKAROBİYOZ

- SACCHAROMETER, SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / SACCHAROMETER, ZUCKERMESSUNG, ZUCKERMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKAROMETRE, SAKKARİMETRİ

- SUCROSE, SACCHAROSE[İng.] / SACCHAROSE[Fr.] / SACCHAROSE, SUCROSE, ROHRZUCKER, RÜBENZUCKER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKAROZ


- SAKLAMAK ile SAKLAN VE ARA ile TAMAMEN GİZLE ile SAKLANMAK

- ŞAL ile ŞALE ile ŞALİ ile ŞALT ile ŞAL KUŞAK ile ŞAL ÖRNEĞİ ile ŞALT BİNASI

- SALÂHİYETNÂME değil/yerine/= YETKİBELGE

- SALAMANJE[Fr.] değil/yerine/= YEMEK ODASI

- SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KARALAMA
ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

- SALE :/yerine SATIŞ

- SALICINÉES = SAFSÂFÎYE

- SALIN/PHYSIOLOGICAL SALINE[İng.] değil/yerine/= SERUM FİZYOLOJİK

- OSCILLATION MODE[İng.] / MODE D'OSCILLATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALINIM KİPİ

- SALICYLALDEHYDE[İng.] / SALICYLALDÉHYDE[Fr.] / SALIZYLALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLALDEHİT


- SALICYLAMIDE[İng.] / SALICYLAMIDE[Fr.] / SALIZYLAMID[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLAMİT

- SALICYLATE[İng.] / SALIZYLAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLAT

- SALICYLIDENE[İng.] ile/değil/yerine/= SALİSİLDEN

- SALICYLIC ACID[İng.] / ACIDE HYDROXY-2-BENZOCOUPAGE, ACIDE SALICYLIQUE[Fr.] / SALIZYLSÄURE, SPIRSÄURE, O-OXYBENZOESÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLİK ASİT

- SALKIM, RASEMUS, RASEM = ANKÛD = GRAPPE

- SALKIMAK ile SALKIM ile SALKIMLI ile SALKIM KÜPE ile SALKIM TOPU ile SALKIM AĞACI ile SALKIM BAŞAK ile SALKIM SAÇAK ile SALKIM SÖĞÜT ile SALKIM SALKIM

- SÂL-NÂME[Fars.] ile ...

( Yıllık. [Belirli konulara dair yıldan yıla çıkarılan dergi/kitap] | Cep takvimi. )

- SALSA ile BACHATA ile MAMBO ile MERENGUE ile SAMBA ile RUMBA ile CHA CHA CHA ile PASO DOBLE ile JIVE

( Dünyanın her yerinde bilinen Salsa, Avrupa'da, Karayipler'de, özellikle Küba ve Porto Riko'da, Orta Amerika'da, Panama, Guatemala ve New York'un Latin kolonilerinde çok gelişir. Elektrikli çalgıların da kullanıldığı Salsa danslarında, Afrika kökenli vurmalı çalgılar ve bakır üflemeli sazlar büyük rol oynar. Salsa'da, şarkılar her zaman İspanyolca olup şarkıların başlıca işlevi, dans figürlerine eşlik etmektir. Dünyanın belirli bölgelerinde, belirgin olarak ötekilerden ayrılan Salsa stilleri vardır. Birbirinden farklı figürlere sahip olan Salsa'nın tarzları, aynı dansın farklı yaklaşımları ve felsefeleri olarak kabul edilebilir.

İLE

1980'lerde, Dominik Cumhuriyeti'nde, turizmin gelişmesi ve ülkenin dünyaya açılması sonucu popülerliği artan Bachata, içinde aşk, tutku gibi duyguları yansıtan romantik şarkılarla yapılan bir dans türüdür. Bachata, ayrıca, ülkemizde Salsa'dan sonra en çok yeğlenen, yakın eşli bir danstır.

İLE

Küba'da ortaya çıkan Mambo, Kuzey Amerika'daki, Swing ve Rock gibi türlerden etkilenerek günümüzde yapılan biçimini alır. Erkek dansçının sol ayakla başladığı ve ağırlık merkezini ise kalça olarak belirlediği bu dans türü, en yaygın biçimde Küba'da karşımıza çıkar. 1950'li yıllarda, Avrupa tarafından da tanınan Mambo, kıtaları aşan bir dans olarak tüm dünyaya yayılır.

İLE

Dominik Cumhuriyeti'nin yerel dansı olan Merengue, özellikle küçük ve kalabalık dans salonlarına karşı oynanan bir dans türüdür. Oldukça hareketli figürler içeren Merengue, öğrenilmesi kolay, doğaçlamaya açık bir "eğlence" dansı olarak da bilinir. Çiftlerle değil bir çember biçiminde uygulanan Merengue, hızlı ayak hareketleri, omuzların silkilmesi ve kıvrak kalça hareketleri, bu dansın ana yapısını oluşturur.

İLE

Samba, Brezilya'nın Rio kentinde düzenlenen karnavallarda, kutlama ve eğlenceyi temsil eden dans olarak bilinir. Brezilya müziğine ait kuvvetli bir davulun da yer aldığı, özgün bir müziğe sahip olan Samba, Rio Karnavalı'ndaki dansçıların, gösterişli giysileriyle gösteriye dönüşür. Karnavallarda yapılan bu tip Samba, daha gelişmiş bir biçim olan Uluslararası Samba'dan farklıdır. Samba, Rio Karnavalı'nda, kişisel olarak uygulansa da uluslararası gösterilerde eşli olarak uygulanır.

İLE

Yavaş tempolu, zor bir Latin Amerikan dansı olan Rumba, dans eden çiftler arasındaki tutkuyu hareketlere yansıtır. Aşkın dansı olarak da nitelendirilen rumbada, dansın tutkusunun ve etkisinin büyük bölümü, müzikteki ezgilerde yaşam bulur. Rumba'yı, kusursuz olarak uygulamak için müziğe ve teknik ayrıntılara bağlılık gerekir. Bu ayrıntılar da dansçılardaki güçlü bir denge ve bilek, diz ve kalça koordinasyonu sonucunda ortaya çıkar.

İLE

Amerika'da, 1950'li yıllarda, Mambo ve Rumba'nın birleşiminden doğarak ortaya çıkan Cha Cha Cha, neşeli ritmleri ve müzikleriyle zamanla tüm dünyaya yayılan bir dans türü olur ve Uluslararası Latin Amerikan Dansları'nın vazgeçilmezlerinden sayılır. Canlı, dinamik, hızlı hareketler içeren Cha Cha Cha; neşeli, sevinçli, yerinde duramayanların dansı olarak adlandırılır.

İLE

Kökleri İspanya'ya uzanan "Paso Doble", "iki adım" anlamına gelir. Temiz ve canlı hareketler gerektiren Paso Doble'nin ruhunu seyirciye aktarabilmek için yavaş ve sakin hareketlerden kaçınmak gerekir. Latin dansları arasında en son öğrenilen Paso Doble'de, doğaçlama figürler yoktur, önceden belirlenmiş bir koreografiyi gerektirir.

İLE

Temelinde akrobatik hareketler barındıran bu dans türü, İkinci Dünya Savaşı süresince, Amerika'dan İngiltere'ye yayılır ve ilk olarak 1944 yılında, Londra'lı bir dans öğretmeni olan Victor Silvester tarafından "Jive" olarak adlandırılır. Canlı ve enerjik olmanın yanısıra, zarif bir görünüm de gerektiren bir Latin Amerikan dansı olan Jive, oldukça hareketli figürler içerir. )

- TEMPÉRATURE ABSOLUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SALT SICAKLIK

- SALT = SIRF, SAF, MAHZ = PURE[İng.] = PUR[Fr.] = REIN[Alm.] = PURUS[Lat.] = PURO[İsp.]


- SALTA[İt.] ile SETRE[Ar.]

( Yakasız, iliksiz, kolları bolca, bir tür kısa ceket. İLE Düz yakalı, önü ilikli bir tür uzun ceket. )

- SALTIK TİN:
SANAT
ile/ve/||/<> DİN ile/ve/||/<> FELSEFE

- SALTIK = MUTLAK = ABSOLUTE[İng.] = ABSOLU[Fr.] = ABSOLUT[Alm.] = ABSOLUTUS[Lat.] = ABSOLUTO/TA[İsp.]

- SALTIK ile SABİTE

- SALUTATION/GREETING vs./and LOVE

- ŞÂM[Ar. < ŞÂME] ile ŞÂM[Fars.]

( [gövdede] Benler. İLE Akşam. )

- SAMAN/LIK ile SAMANİ ile SAMANLI ile SAMAN ALEVİ ile SAMAN RENGİ ile SAMAN KAĞIDI ile SAMAN SARISI ile SAMAN NEZLESİ ile SAMANLI GÜBRE ile SAMANLI KERPİÇ

- ŞÂME[Ar. çoğ. ŞÂM, ŞÂMÂT] ile ŞÂME[Ar.]

( [gövdede] Ben. İLE Akşam. )

- SAME :/yerine AYNI

- SAMED/[İng. SUBSTANCE] ile ...

( PEK YÜKSEK, ULU, DÂİM, EZELÎ, EBEDÎ | KİMSEYE VE HİÇBİR ŞEYE GEREKSİNİMİ OLMAYAN ALLAH | KENDİNDE, KENDİNDEN ÖNCE OLANA PRİM VERMEMEK ( O bir şeyden çıkmamıştır, ondan da bir şey çıkmaz. )

- SAMİMİYET[Ar.] ile/ve/||/<>/> CÂZİBE[Ar.]

- SAMPLE :/yerine ÖRNEK

- SAMPLE[İng.] değil/yerine/= ÖRNEK

- SAMPLING[İng.] değil/yerine/= ÖRNEKLEME

- SANA GÖRE ile BANA GÖRE

- MUHAYYEL RAKAM[Osm.] / IMAGINARY NUMBER[İng.] / NOMBRE IMAGINAIRE[Fr.] / IMAGINÄRE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANAL SAYI

- IMAGINARY CHARGE[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL YÜK

- SANAT ...:
GEÇMİŞ/TEN
ile/ve/||/<>/> BUGÜN/E ile/ve/||/<>/> GELECEK/E

( Kopuk olmamalı. İLE/VE/||/<>/> Hitap etmeli. İLE/VE/||/<>/> Dönük olmalı. )

- SANAT, GELENEKSEL UYGULAMANIN(RİTÜEL):
İÇİNDE
değil DIŞINDA

- SANAT:
İÇTEN DIŞA
ile/ve/değil/||/<>/< DIŞTAN İÇE


- SANAT NESNESİNE BİÇİM VERME ile/ve/||/<> KİŞİNİN, KENDİNE BİÇİM VERMESİ

- SANAT = ART[İng., Fr.] = KUNST[Alm.] = ARS[Lat.] = TEKHNE[Yun.] = ARTE[İsp.]

- SANAT ile/ve/||/<>/> DAHA/EN SANAT/SİMGE

- SANAT ile/ve EĞLENCE

- SANAT ve/||/<> FELSEFE

( Hayranlık. VE/||/<> Hayret. )
( Doyumsuzluk sunar. VE/||/<> Doyum sunar. )
( Keşf. VE/||/<> Kurma. )
( Sanat olmasaydı, felsefe, edimselliğini yitirirdi. )

- SANAT ve/||/<>/> (< FELSEFE <) ve/||/<>/> KAVRAM ve ÖTESİ

- SANAT ve/||/<> SEVGİ ve/||/<> FELSEFE

( Kişileri sevmekten daha sanatsal ve bilgece bir şey yoktur. )

- SANAT ile/ve/değil/<> SÜSLEME

- SANATÇI:
SAHTE
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GERÇEK

( Taklit eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Alır/"çalar". )

- Sanatçı DİNLE!!!


- Sanatı DİNLE!!!

- SANATTA:
[ne] BENZEŞME
ne de FARKLILIK

- SANCAQ[Azr.] = ÇENGELLİ İĞNE[Tr.]

- SANDAL ile TAHLİSİYE

( ... İLE Kurtarma, can kurtarma. | Kazaya uğrayan gemilerin, yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi. | Kaza sırasında, kurtarma için kullanılan sandal. )

- SANDALYE ile BAŞKAN

- SANDALYE ile İSKEMLE[Lat.]

( ... İLE Arkalıksız sandalye. | Üzerine, vazo vb. şeyler konulan küçük masa. | Sandalye. )

- SANDALYE[Ar.] değil/yerine/= OTURAK

- SANDALYE[Ar. < SANDALİYE] değil/yerine/= OTURGA

- SANDALYE ile SEKMEN

( ... İLE Arkalıksız sandalye. | Basamak. )

- SANGER DİZİLEME ile/||/<> NGS

( Sanger tek okuma uzun, NGS çoklu kısa. )
( Formül: Single long İLE multiple short reads )

- SANİYE değil/yerine/= İKİNÖY

- SANİYE ile SALİSE

- SANİYE[Osm.] / SECOND[İng.] / SECONDE[Fr.] / SEKUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SANİYE

- SANİYE ile/ve/||/<> TOZ

- ONE-SECOND PENDULUM[İng.] / PENDULE BATTANT LA SECONDE[Fr.] ile/değil/yerine/= SANİYELİ SARKAÇ

- SANKİ BÖYLE değil SANKİ

- ŞİBH-İ TEK ZERRE[Osm.] ile/değil/yerine/= SANKİ TEK ATOM

- ŞANS ile/değil DENKLİK/DENK GELME

- ŞANS ile KANAL ile ŞANSÖLYE

- SANSKRİT değil/yerine HİNTÇE


- SANSKRİTÇE değil SANSKRİT

- SANSÜR[Fr. < CENSURE] ile/ve/||/<> KAMUFLAJ[Fr. < CAMOUFLAGE]

( Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim. | Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin yayınının ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim. İLE/VE/||/<> Gizleme. )

- SANSÜRLEME ile/değil/yerine DÜZENLEME

- SANTİAR[Fr.] ile/ve/<> SANTİGRAM[Fr.] ile/ve/<> SANTİGRAT[Fr.] ile/ve/<> SANTİLİTRE[Fr.] ile/ve/<> SANTİM[Fr.] ile/ve/<> SANTİMETRE[Fr.]

( Bir ar'ın, yüzde biri, bir metrekare. İLE/VE/<> Bir gramın, yüzde biri, bir desigramın onda biri. İLE/VE/<> Suyun, buz olma noktasını sıfır, buharlaşma noktasını 100 sayarak, arası, derece olarak adlandırılan yüz eşit kısma bölme yoluyla bulunan ısı ölçeği. İLE/VE/<> Bir litrenin, yüzde biri. İLE/VE/<> Herhangi bir birimin, yüzde biri. İLE/VE/<> Bir metrenin, yüzde biri. )

- GRAD CELSIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAT DERECE

- CENTIGRADE[İng.] / CENTIGRADE[Fr.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAT

- CENTIMETER[İng.] / CENTIMÈTRE[Fr.] / ZENTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİMETRE

- ŞANTÖZ[Fr. < CHANTEUSE] değil/yerine/= KADIN ŞARKICI

- SANTRİFÜJ/CENTRİFUGE[İng.] değil/yerine/= DÖNDÜR AYIR AYGIT

- MERKEZKAÇ/SANTRİFÜJ[Fr. < Yun. KENTRON: Merkez. | SOOMA: Gövde.] değil/yerine/= ÖZEKKAÇ

( Merkezden uzaklaşan. )

- CENTRIFUGE[İng.] / CENRIFUGER[Fr.] / TRENNSCHLEUDER, ZENTRIFUGE, SCHLEUDER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJ

- CENTRIFUGATION[İng.] / CENTRIFUGATION[Fr.] / SCHLEUDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJLEME

- SANTROZOM[Fr. < Yun. KENTRON: Merkez. | SOOMA: Gövde.]

( Göze sitoplazması içinde, çekirdeğin yakınında bulunan, açık renkli ve genellikle benzer plazma kütlesi. )

- SAO TOME ve/<> PRINCIPE

( Afrika'nın en küçük ülkesi. )

- ŞAPKA ile/değil BONE

- ŞAPKA ile RELÖVE

( ... İLE Kenarı yüksek şapka. )

- ŞAPKA:
ÜSTTE/(BAŞTA)
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNDE

- ŞAPKA[Rus.] ile KASKET[Fr. CASQUETTE]

( Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılan başlık. | Boru, baca, direk vb. şeylerin açık olan üst bölümünü havanın etkisinden korumak için takılan başlık. | Bazı bitkilerde, özellikle mantarlarda sapın üstünde bulunan, üreme örgenlerini taşıyan, şapka biçimindeki örgen. | Düzeltme işareti. İLE Genellikle erkeklerin giydiği, önü siperli başlık. )

- SAPLANTI" ile/değil FELSEFE

- SAPLANTI = FİKR-İ SABİT = FIXED IDEA[İng.] = IDÉE FIXE[Fr.] = FIXE IDEE[Alm.] = FIXUS[Lat.]


- SAPLI ile SAPLI MEŞE

- İNHİRAFSİZ[Osm.] / APLANATIC[İng.] / APLANATIQUE[Fr.] / APLANATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMASIZ

- STRAY RAY[İng.] / RAYONNEMENT DÉVIÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= SAPMIŞ IŞIN/IŞINIM

- DEFLECTOR COIL[İng.] / BOBINE DÉFECTEUR[Fr.] / ABLENKSPULE, DEFLEKTORSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI BOBİN

- DEFLECTOR PLATE[İng.] / PLAQUE DÉFLECTRICE[Fr.] / ABLENKPLATTE, DEFLEKTORPLATTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI LEVHA

- DEFLECTING YOKE[İng.] / JOUG DE DÉFLEXION[Fr.] / ABLENKJOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRMA BOYUNDURUĞU

- DEFLECTING VOLTAGE[İng.] / TENSION DE DÉVIATION[Fr.] / ABLENKSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRMA GERİLİMİ

- SAR/SPECİFIC ABSORPTION RATE[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL SOĞURMA DEĞERİ

- SARAÇHANE = VEZNECİLER

- SPIRITS OF WINE[İng.] / ESPRIR DE VIN[Fr.] / WEINGEIST[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞARAP RUHU


- ŞARAP ile/<> SİRKE

( Bulunduğu yerdeki sirkeye etki edemez. İLE/<> Bulunduğu yerdeki şarabı sirkeleştirir/bozar. )

- SARAY DANSLARINDA:
MENUETTO
ile/<> GIGUE ile/<> SARABANDE ile/<> ALLAMANDE

- SARF-I NAZAR[Ar.] değil/yerine/= SAYILMASA DA, VAZGEÇİLSE DE

- SARGAÇ/KORSA/KORSE[Fr. < CORSET] ile KORSAJ[Fr. < CORSAGE]

( İnce görünmek için kullanılan esnek iç giysisi. | Herhangi bir darbeden zarar görmemesi için boyna takılan, bel fıtığı gibi durumlarda gövdeyi düzgün tutmaya yarayan nesne. İLE Küçük, kısa sargaç. )

- SARGENT CYCLE[İng.] / CYCLE DE SARGENT[Fr.] / SARGENT-ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= SARGENT ÇEVRİMİ

- SARGENT CURVE[İng.] / COURBE DE SARGENT[Fr.] / SARGENT-KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= SARGENT EĞRİSİ

- FACTEUR DE BOBINAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= SARGI FAKTÖRÜ

- SARHOŞ ile DÎVÂNE

- YELLOW CAKE[İng.] / GÂTEAU JAUNE[Fr.] / GELBE PASTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SARI PASTA

- SARILGAN ile SARILGAN GÖVDE


- ŞARJ[Fr., İng. CHARGE] değil/yerine/= YÜKLEME

- RAKKAS[Osm.] / PENDULUM[İng.] / PENDULE[Fr.] / PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SARKAÇ

- ŞARKI ile/değil MEHTÂBİYE

- ŞARKI = SONG[İng.] = CHANSON[Fr.] = LIED[Alm.] = CANZONE[İt.] = CANCIÓN[İsp.]

- Şarkı DİNLE!!!

- SARKMA ile/ve GECİKME

( [buluşma dakikasından önce] Haber verilmişse/verilirse. İLE/VE Haber verilmemişse. )

- SARMAK ile SARMAŞMAK ile SARMALAMAK ile SARMALANMAK ile SARMAL/LIK ile SARMAN ile SARMAÇ ile SARMA KAFİYE ile SARMAL METOT ile SARMAŞ DOLAŞ ile SARMAL YÖNTEM

- SARSILMAZLIK = İTMİNAN-I NEFS = ATARAXIA[İng.] = ATARAXIE[Fr., Alm.] = ATARAKSIA[Yun.]

- ŞART[Fr. < CHARTE] değil/yerine/= TEMEL KURAL BELGESİ

- ŞARTLAMAK ile ŞARTLANMAK ile ŞARTLAŞMAK ile ŞARKLILAŞMAK ile ŞARTLANDIRMAK ile ŞARJ ile ŞARK ile ŞART ile ŞARKLI/LIK ile ŞARKÇI/LIK ile ŞARTLI/LIK ile ŞAR ŞAR ile ŞARTSIZ/LIK ile ŞART KİPİ ile ŞART ŞURT ile ŞARK ÇIBANI ile ŞARTLI REFLEKS ile ŞARTLI TAHLİYE ile ŞARK KURNAZLIĞI ile ŞARTSIZ REFLEKS ile ŞARTSIZ ŞURTSUZ ile ŞARTLI BİRLEŞİK CÜMLE ile ŞARTLI BİRLEŞİK ZAMAN


- KOŞULLARDA:
HAKİKÎ
ile/ve/||/<> CALÎ ile/ve/||/<> İLLET HÜKMÜNDE ile/ve/||/<> SEBEP HÜKMÜNDE

- ŞARTLI TAHLİYE değil/yerine/= KOŞULLU SALIVERİ

- ŞARTLI TAHLİYE/SALIVERME ile/ve/<> DENETİMLİ SERBESTLİK

- ŞARTNAME/BAYLAVBETİ değil/yerine/= KOŞULLUK

- ŞAŞKINLIK ile BELİNLEME

( .. İLE Birden uyanarak, çevresine korku ile şaşkın şaşkın bakmak. )

- SATANİST[Fr. < SATANISTE] değil/yerine/= ŞEYTANA TAPAN KİŞİ

- SATANİZM[Fr. < SATANISME] değil/yerine/= ŞEYTANA TAPMA

- SATELLITE :/yerine UYDU

- ŞATHİYAT ile ŞATHİYE

( Ciddi bir düşünceyi, konuyu, şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler. İLE Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum yapıt. | Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku hâlinde söylenen bir şiir türü. )

- ŞATHİYE[Ar.] ile ŞÂTIİYE[Ar.]

( Ciddi bir düşünceyi, konuyu, şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler. İLE Uzunbacaklılar.[Fr. ECHASSIERS] )

- SAUCE :/yerine SOS

- SAUNA[Fince] ile/ve/<> MUNÇA

( ... İLE/VE/<> Taşkömürü ile ısıtılan sauna.[Kazan'da.] )

- SAV = MÜDDEA, TEZ = THESIS[İng.] = THÈSE[Fr.] = THESE, THESIS[Alm.] = THESIS[Yun.] = TESIS[İsp.]

- SAV/İDDİAYA KARŞI, KANIT ORTAYA KOYMA SORUMLULUĞU:
GÜMRÜKTE
ve/||/<> KİŞİ(İNSAN) HAKLARINDA ve/||/<> KİŞİSEL VERİ İŞLEMEDE

( Kişiye aittir.[Bunların dışındakilerde, "sav/iddia" sahibinindir.] )

- SAVAŞ yerine MÜCADELE

- SAVE vs. CARE

- SAVE :/yerine KAYDETMEK, KURTARMAK

- SAVLET/HAMLE[Ar.] değil/yerine/= ATILIM

- [ne yazık ki]
SAVSAKLAMA
ile/ve/||/<> BOŞVERME

- SAVUNMA MEKANİZMALARINDA:
BASTIRMA
ile/ve/değil/||/<> BÖLME


- SAVUNMA ile DESTEKLEME

- SAVUNMA ve/||/<> GÜDÜLENME ve/||/<> KAYGI

- SAVUNMA ile ÖNCELLEME

- SAVUNMA ile/değil/yerine SERİMLEME

- SÂYE[Fars.] ile SÂYEBÂN[Fars.]

( Gölge. | Koruma, sahip çıkma. | Yardım. İLE Gölgelik. )

- SAYENDE ile/değil YÜZÜNDEN

( Olumlular için. İLE/DEĞİL Olumsuzlar için. )
( Olumsuz bir şey için "Senin sayende" değil "Senin yüzünden" denilir. )
( SÂYE[Fars.]: Gölge. | Koruma, sahip çıkma. )