| ...E ve ...E | (E ile biten FaRkLaR...)

- MUNKATİ[Osm.] / EQUILIBRIUM POSITION[İng.] / POSITION D'ÉQUILIBRE[Fr.] / GLEICHGEWICHTSLAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE KONUMU

- MUVAZENE ŞARTI[Osm.] / EQUILIBRIUM CONDITION[İng.] / CONDITION D'ÉQUILIBRE[Fr.] / GLEICHGEWICHTSBEDINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE KOŞULU

- DENGE ile BİLANÇO ile DENGE ÇARKI ile DENGELİ ile DENGELİ SİSTEM ile DENGELEYİCİ

- DENGE ile/ve/||/<> DENETİM

- DENGE ile DENKLEM

- DENGE ile/ve/<> DİNGİNLİK

- DENGE ve/=/< DÖNGÜ

- DENGE ile EŞİTLİK

- DENGE ve/<> HUZUR

- DENGE ile/ve/||/<> JİROSKOP/GYROSCOPE[İng.]


- DENGE ve/||/<>/> KONFOR[=> ÇÜRÜME] ve/||/<>/> SORUN ve/||/<>/> KARMAŞA ve/||/<>/> ÇÖZÜMLER/ÇARELER

( En "dengeli" ya da eşit durum, ölümdür. VE/||/<>/> En konforlu durum, çürümedir ve mezarlıktadır. VE/||/<>/> En büyük/ciddi "sorunlar" ile harekete geçilir. VE/||/<>/> En hareketli ortamlarda karmaşa ve kargaşa oluşur. VE/||/<>/> Daha iyi/nitelikli/isabetli çözümler oluş(tur)maya başlarız. )

- MUVÂZENE, TEVÂZÜN[Osm.] / EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE[Fr.] / BALANCE, GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE

- DENGE ve/||/<> SÜKÛNET

- BALANCING[İng.] ile/değil/yerine/= DENGELEME

- DENGELEMEK ile DENGELENMEK ile DENGESİZLEŞMEK ile DENGELENEBİLMEK ile DENGELEYEBİLMEK ile DENGESİZLEŞTİRMEK ile DENGESİZLEŞEBİLMEK ile DENGESİZLEŞTİRİLMEK ile DENGE/LİK ile DENGECİ/LİK ile DENGELİ/LİK ile DENGESİZ/LİK ile DENGELİCE ile DENGE TAŞI ile DENGESİZCE ile DENGE FİYATI ile DENGE KALASI ile DENGELİ BESLENME ile DENGESİZ BESLENME

- DENGELEMEK ile DENGELENMİŞ ile DENGECİ ile DENGE

- ADYABATİK DENGE ile/||/<> DEVİNGEN/DİNAMİK DENGE ile/||/<> GENETİK DENGE ile/||/<> KESİNTİLİ DENGE

( Termodinamikte, bir düzenin sınırlarından ısı akışının gerçekleşmediği ya da giren ısının çıkan ısıya eşit olduğu denge durumu. İLE/||/<> Kısa dönemde çok fazla değişiklik olmasına karşın, uzun dönemde pek fazla morfolojik değişimin gözlenmediği durumlar.[Net evrimsel değişimin az olduğu durumlar için kullanılır.] İLE/||/<> Popülasyonun jenerasyondan jenerasyona evrim geçirmediği; genetik havuzdaki frekansların sabit kaldığı durum. İLE/||/<> Türlerin uzun süre değişmediğini, çevresinde oluşan büyük değişiklikler sonucu bir anda değiştiğini belirten evrimsel modelleme. )

- DENİZ KAPLUMBAĞALARI ALT SINIFLARINDA:
SİNİ
ile D.KAPLUMBAĞASIGİLLER ile ZEYTİN RENKLİ ile ARCHELON ile PROTOSTEGA ile TOXOCHELYIDAE ile THALASSEMYDIDAE ile PROTOSTEGIDAE

( İki yılda bir çiftleşirler.[Altı yuvaya kadar, her yuvaya yüzden fazla yumurta bırakabilir.][Yavrular, yaklaşık altmış günde yumurtalarından çıkar.] İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... )

- DENİZ TAŞITLARINDA:
SANCAK
ile/ve/||/<>/>< İSKELE

( Sağ yanı. İLE/VE/||/<>/>< Sol yanı. )

- DENİZÇAKISI ile DENİZDANTELİ ile DENİZGERGEDANI ile DENİZHIYARI[HOLOTÜRİT (Yun.)] ile DENİZISIRGANLARI ile DENİZİĞNESİ ile DENİZİNEĞİ/MANATİ[MANATEE] ile DENİZKADAYIFI ile DENİZKAZI ile DENİZKEDİSİ/DENİZMAYMUNU ile DENİZKESTANESİ ile DENİZKIRLANGICI ile DENİZKOZALAĞI ile DENİZKÖPÜĞÜ ile DENİZKULAĞI ile DENİZMARULU ile DENİZMENEKŞESİ ile DENİZÖRDEĞİ ile DENİZÖRÜMCEĞİ ile DENİZPALAMUDU ile DENİZREZENESİ ile DENİZŞAKAYIĞI ile DENİZTARAĞI ile DENİZTAVŞANCILI/BALIKKARTALI ile DENİZTAVŞANI ile DENİZYILANI ile DENİZYILDIZI

( Kuma, dikine gömülerek yaşayan, çakı diye de adlandırılan, 20 cm. boyunda, ikiçenetli yumuşakça. İLE Sıcak denizlere özgü, taşımsı bir tür polip birikintisi oluşturan deniz hayvanı. İLE Balinagillerden, 8-10 m. uzunluğunda, erilinin üst çenesinde iki uzun diş bulunan bir deniz memelisi. İLE Denizhıyarlarından, boyu 25 cm. kadar olabilen, yuvarlak ve yumuşak gövdeli derisidikenli. İLE Salgıladıkları sıvılarla insan derisinde, ısırgan etkisi uyandıran, iri medüzleri içine alan selentereler sınıfı. İLE Yuvarlak somaklı, gövdesi ince ve uzun bir deniz balığı. İLE Amerika ve Afrika'nın tropikal kıyı sularında yaşayan, 2-3 m. uzunluğunda deniz memelisi. İLE Esmer suyosunlarından bir deniz bitkisi. İLE Denizde yaşayan, ayakları yüzgeç biçimindeki tüm kaplumbağalara verilen genel ad. İLE Yazın, kutup bölgelerinde yaşayan, kışın, ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı, yabani bir tür kuş, akbaş. İLE Tümbaşlılar takımından, gövdesi ince uzun, büyük başlı, derin ve büyük denizlerde yaşayan bir balık. İLE Hareket edebilen dikenlerle örtülü, yuvarlak kalker kabuklu, derisidikenlilerden bir yumuşakça. İLE Balıkçın. İLE Konik biçimli, kavkısında bir yarık bulunan karındanbacaklı yumuşakça. İLE Lületaşı. İLE Yassı kavkılı, içi sedefli, 10 cm. uzunluğunda bir deniz yumuşakçası. | Açık denizden bir kum setiyle ayrılmış ya da kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini almış, sığ koy ya da körfez, lagün. İLE Sığ sularda bulunan, ince, levhaya benzeyen yaprakları olan yeşil suyosunu. İLE Çançiçeğinin bir türü. İLE Perdeayaklılardan, kıvrık gagalı, açık denizlerde yaşayan bir kuş, denizördeği, fırtınakuşu. İLE Kabuklu bir böcek türü. İLE Kıyı kayalarının üzerinde, yapışık olarak yaşayan, beyaz kalkerli plakalarla çevrili, koni biçiminde, küçük, kabuklu bir böcek. İLE Maydanozgillerden, deniz kumsallarında bol olarak yetişen, ıtırlı bir bitki. İLE Kayalıklara yapışık olarak yaşayan, dokunaçları çok ve uzun, güzel renkli bir polip türü. İLE İkiçenetli kabuklu bir yumuşakça türü. İLE Ağız dokunaçları geniş ve etli, uzun, çıplak gövdeli deniz yumuşakçası. İLE Yılanlar takımından, çok zehirli, kürek biçiminde, yassı kuyruklu, Hint ve Pasifik Okyanuslarında yaşayan bir hayvan. İLE Denizyıldızlarından, yıldız biçiminde, beş kolu olan, kayalıklar üzerinde yaşayan derisidikenli. )

- DENİZLİ[< DONGUZLU] ile/ve VAN ile/ve MALATYA ile/ve NİĞDE ile/ve UŞAK ile/ve ISPARTA

- DENJOY CONJECTURE ile/||/<> BİEBERBACH CONJECTURE

( Denjoy univalent fonksiyon, Bieberbach katsayı tahmini. )
( Formül: Univalent functions İLE coefficient bounds )

- EQUAL-ENERGY SOURCE[İng.] / SOURCE D'ÉNERGIE ÉQUILIBRÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENK ENERJİ KAYNAĞI

- DENK ÖBEKLER/SONSAL SINIFLAMALAR/KATEGORİLER:
ARİSTOTELES'TE
ile/ve/<>/> FARABÎ'DE ile/ve/<>/> KANT'TA

( * TÖZ/CEVHER
* NİCELİK/KEMMİYET
* NİTELİK/KEYFİYET
* GÖRELİLİK/İZÂFET
* MEKÂN
* ZAMAN
* KONUM
* MÜLKİYET
* FİİL
* İNFİAL

ile/ve/<>/>

* TÖZ/CEVHER [ALİ]
* GÖRELİLİK/İZÂFET
* NİCELİK/KEMMİYET [KISA]
* NİTELİK/KEYFİYET [SARIŞIN]
* ZAMAN/METÂ [BUGÜN]
* YER/EYN [ÇARŞIDA]
* DURUM/KONUM(VAZ'I) [AYAKTA DURUYOR]
* SAHİP/MÂLİK OLMA(LE) [AHMET'İN KALEMİ]
* ETKİNLİK(EN YEF'AL) [BÜKÜYOR]
* EDİLGİNLİK(EN YENFA'AL) [BÜKÜLÜYOR]

ile/ve/<>/>

* NİCELİK: BİRLİK | ÇOKLUK | TÜMEL
* NİTELİK: GERÇEKLİK | YOKSUNLUK | SINIRLILIK
* BAĞINTI: NESNE VE ÖZELLİĞİ | NEDEN VE ETKİ | TOPLULUK
* MODALİTE: OLASILIK | VARLIK | ZORUNLULUK )

- MUADELLE[Osm.] / EQUATION[İng.] / ÉQUATION[Fr.] / GLEICHSPOLIG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENKLEM

- DENKLEMEK ile DENKLENMEK ile DENKLEŞMEK ile DENKLEŞTİRMEK ile DENKLEŞTİRİLMEK ile DENKLEŞTİRİLEBİLMEK ile DENK/LİK ile DENKÇİ/LİK ile DENK KÜME

- MUVÂZENE TEMİN ETME[Osm.] / EQUALIZATION[İng.] / BALANCER, ÉGALISATION[Fr.] / AUSGLEICHUNG, GLEICHSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENKLEŞTİRME

- DENSİZLENMEK ile DENSİZLEŞMEK ile DENSİZLEŞEBİLMEK ile DENSİZ/LİK ile DENSİZCE

- DEONTOLOJİ[Fr. < DÉONTOLOGIE] değil/yerine/= ÖDEV BİLİMİ

- DEONTOLOJİK.[Fr. < DÉONTOLOGIQUE] değil/yerine/= ÖDEV BİLİMSEL


- DEONTOLOJİ(ÖDEV BİLİMİ) = İLM-İ VEZAİF = DEONTOLOGY[İng.] = DÉONTOLOGIE[Fr.] = DEONTOLOGIE[Alm.]

- DEPLASMAN/DISPLACEMENT[İng.] değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME

- DEPLESYON/DEPLETION[İng.] değil/yerine/= TÜKENME | SİLINME

- DEPLESYON değil/yerine/= TÜKENME

- BOUCLE DE LA MÉMOIRE D'ÉLECTRON-POSITRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEPOLAMA HALKASI

- DEPREM DEDE" değil DEPREMDE DE

- DEPREM/ZELZELE ile/||/<> ÜGRÜMEK

( Alttan, yukarı doğru vuran. İLE/||/<> Yerin ileri geri gitmesi ya da geminin sağa sola sallanması/sendelemesi. )

- DERBEDER/LİK ile DERBEDERCE

- DERDEME = YEDİ GEZEGEN

- DERE ile/ve/<> ÇATAK

( Genellikle, yazın kuruyan küçük akarsu ve bunların yatağı. | İki dağ arasındaki uzun çukur. | Damlarda, yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko ya da kiremit yol. İLE/VE/<> İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı. | Yapışık, ikiz meyve. | Kavgacı. )

- DERE ile ÇAY ile IRMAK

- DERE ile/ve/<> IĞIL

( ... İLE/VE/<> Belirli olmayacak kadar yavaş akan su. )

- DERE ile KÜÇÜK DERE

- DEREBEYLİK(FEODALİTE) ile/||/<>/> DEVLET

( Başta Ortaçağ Avrupası olmak üzere tarihin birçok döneminde görülen bir yönetim biçimi. İLE/||/<>/> Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasi bakımdan örgütlenmiş ulus ya da uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. )

- DERECE[Ar.]/DEGREE[İng.] değil/yerine/= DİZİL

- DERECE/RADDE[Ar.] / KERTE/KERTİ[İt.] ile/ve/||/<> KERT ile/ve/||/<> İŞARET

( Gemi pusulasında kadranın ayrılmış olduğu on bir derece ve on beş dakika ölçüsünde bir açıya eşit olan otuz iki bölümden her biri. | Derece, radde[Ar.]. | İşaret için yapılmış çentik ya da iz, kerti. İLE Bir uçurumun ya da bir derinliğin keskin kenarı. İLE ... )

- DERECE ile//ve/||/<>/> AÇILIM

- DERECE ile/ve DEĞER/LENDİRME

- DERECE ile DERECE

- DERECE ile/ve DEREKE


- DERECE ile/ve/değil EŞİK

- GRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DERECE

- DERECE ile GRADO[İt.]

( ... İLE Bir sıvının içindeki alkol derecesi. )

- DERECE ile KERE/KEZ

- DERECE ile SEVİYE

- DERECELENDİRME ile SEVİYE

- CALIBRATED PIPET[İng.] / PIPETT JAUGÉE[Fr.] / MESS PIPETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DERECELİ PİPET

- DERECE/TERMOMETRE değil/yerine/= DİZİLGE/SICAKLIKÖLÇER

- DEREPRES(S)E ile DEREPRESYON

( Baskıdan kurtulmuş. İLE Baskının kalkması. )

- DERGİ ile/ve/||/<>/> DÜŞÜNCE


- DERİ ile DERİ ÇANTA ile DERİ ile DERİ ÇANTA ile DERİ ŞİŞE ile DERİ MASA

- DERİN DÜŞÜNME ve/<> TAHAMMÜL

- DERİNDEN ile DERİNDEN DERİNE

- DERİNLEŞME ile/ve/||/<> KALICILAŞMA

- DERİNLEŞTİRME ile/ve/||/<> DUYARLILAŞTIRMA

- DERİNLETMEK ile DERİNLEŞMEK ile DERİNLEŞTİRMEK ile DERİNLEŞEBİLMEK ile DERİNLEŞTİRİLMEK ile DERİNLEŞTİRİLEBİLMEK ile DERİN/LİK ile DERİNCE ile DERİN UYKU ile DERİNLİKLİ ile DERİN DERİN ile DERİNLİKSİZ ile DERİN DEVLET ile DERİN SOĞUTMA ile DERİN SOĞUTUCU ile DERİN DONDURUCU ile DERİNLİK ÖLÇÜMÜ ile DERİNLİK KAYAÇLARI

- Derinliği DİNLE!!!

- DERİNLİK ile/ve/değil EVRE

- KESİF[Osm.] / CONCENTRATED[İng.] / CONCENTRÉ[Fr.] / KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİK

- CONCENTRATION GRADIENT[İng.] / GRADIENT DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATIONSGEFÄLLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM GRADYANI


- KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / CONCENTRATION, DENSITÉ[Fr.] / KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM, YOĞUNLUK, KONSANTRASYON

- CONCENTRER[Fr.] / KONZENTRIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞTİRME

- DERİVASYON/DERIVATION[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİK GERILIM FARKI | TÜRETME

- DERİVASYON ile DERİVATİF/DERİVE

( Türev, türeme, türetme, köken. İLE Türev, türemiş. )

- DERİVATİF/DERIVATIVE[İng.] değil/yerine/= TÜREMIŞ

- DERIVE :/yerine TÜRETMEK, ALMAK

- DERLEME ile DERLEMECİ/LİK

- DERLEME ile DERLEMEK ile DERLEYİCİ ile DERLEYİCİ DİREKTİFİ ile DERLEYİCİ OLUŞTURUCU ile DERLEYİCİ DİLİ ile DERLEME

- DERLEME ile KOLAJ

- DERMATOLOG[Fr. < DERMATOLOGUE] değil/yerine/= CİLDİYECİ


- DERMATOLOJİ[Fr. < DERMATOLOGIE] değil/yerine/= CİLDİYE

- DERMATOLOJİK[Fr. < DERMATOLOGIQUE] değil/yerine/= DERMATOLOJİ İLE İLGİLİ

- DERMİS ile/||/<> EPİDERMİS ile/||/<> HİPODERMİS[İng. HYPODERMIS] ile/||/<> MELANOSİT[İng. MELANOCYTE] ile/||/<> PETEŞİ[İng. PETECHIA]

( Epidermisin altında bulunan ve gerçek deriyi oluşturan; kılcal kan damarları, sinir uçları, ter bezleri, kıl folikülleri ve diğer yapıları içeren kalın canlı doku tabakası. @@ Cildin gözle görülebilen ve vücut için koruma sağlamaya çalışan ince, dış tabakasıdır. Derinin bu kısmı herhangi bir kan damarı içermez ve bu nedenle, besinlere erişim sağlamak ve atıkları atmak için doğrudan epidermisin altında bulunan derinin tabakası olan dermise bağımlıdır. @@ Deri altı katı. Dermis katının altındaki yağ dokudan zengin gevşek bağ dokudan yapılmış kat. @@ Epidermis katmanı gözeleri arasında melanin pigmenti içeren ve derinin rengini veren gözeler. @@ Epidermisin altında küçük kan sızıntısının neden olduğu ufak benek, nokta.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DERSHANE ile DERSHANECİ/LİK

- DERT ile/ve/yerine NEŞE

( Paylaştıkça, azalır. İLE/VE Paylaştıkça, artar. )

- DERTLERİNİ PAYLAŞMAK ile TAZİYE ile KOMİSER ile KOMİSERLİK ile KOMİSYON ile KOMİSYON ÜCRETİ ile ARABULUCULUK ile ORTAK

- DERT/LEŞME ile/ve "DERS" (ÇIKARMAK)

- DER-UHDE[Fars.] değil/yerine/= ÜSTÜNE ALMA, YÜKLENME

- Dervişlik için DİNLE!!!

- DERVİŞ/LİK ile DERVİŞÇE


- Dervişlikte DİNLE!!!

- DERZLEME ile/ve/değil/||/<> İNCE DERZLEME

- DEŞARJ[Fr. < DÉCHARGE] değil/yerine/= BOŞALMA. | RAHATLAMA

- DEŞARJ/DISCHARGE[İng.] değil/yerine/= BOŞALIM

- DESCARTES ile/ve/||/<>/< VIETE

( ... İLE/VE/||/<>/< Descartes'in hocası. )

- DESCRIBE :/yerine TANIMLAMAK

- DESCRIPTIVE KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= BETİMLEME BİLGİSİ

( Betimleme yoluyla edinilen bilgi ile tanışıklık yoluyla edinilen bilgi, Russell’ın yaptığı bir ayrım olmakla birlikte kendi felsefesinde de önemli bir konumdadır. Betimleme bilgisi, fizik nesneye yönelik deneyimin dolaylı olması bakımından edinilen bilgiyi ifade etmektedir. Deneyimlediğimiz fizik nesneye yönelik duyu verilerini, çevredeki başka nesnelerin duyu verileriyle birlikte, belirli bir dolayımın içinde alımlarız. Böylelikle çeşitli duyu verilerinin işlenmesi sonucunda fizik nesneyi kurarız. Örneğin masa, belirli duyu verilerinin işlenmesi doğrultusunda elde edilen bir fizik nesne olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu söylemenin olanağı da betimleme yoluyla edinilen bilgiden geçmektedir. Herhangi bir fizik nesneyle ilgili bilgiye sahip olmak için, tanışıklık yoluyla edindiğimiz bilgilerden hareketle, onun diğer nesnelerle bağlantısını kurarız. Bu bağlamda fizik nesnenin bilgisi, dolaysız bir biçimde ulaşılabilen bir bilgi değildir. Fizik nesneye dair bilgimiz, deneyimlerimize dayanmaktadır. Bu nedenle Russell, fizik nesnenin ‘gerçekte’ ne olduğunu bilemeyeceğimizi ancak betimleme bilgisine sahip olduğumuzu dile getirmektedir. Bu durumda betimleme bilgisi, fizik nesneye yönelik dolaylı bilgiyi ifade etmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DESEN ile/ve DAİRE/GEOMETRİ/NESNE

( NOKTA-ÇİZGİ ile/ve NOKTA-ALAN )

- DESERVE :/yerine HAK ETMEK

- DECIBELMETER[İng.] / DÉCIBELMÈTRE[Fr.] / DEZIBELMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİBELÖLÇER


- DEŞİFRE değil/yerine/= GİZİ ÇÖZÜLMÜŞ

- HOLE TRAP[İng.] / PIÈGE À TROUS[Fr.] / BOHRUNG-FALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEŞİK TUZAĞI

- DESICCATOR[İng.] / DESSICCATEUR[Fr.] / EXPONENTIELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİKATÖR

- DESIRE :/yerine ARZU, İSTEMEK

- DESKUAMASYON değil/yerine/= DÖKÜLME

- DESPERATE :/yerine ÇARESİZ

- DESPITE :/yerine RAĞMEN

- DESPOTİK[Fr. < DESPOTIQUE] değil/yerine/= DESPOTÇA

- DESPOTİZM[Fr. < DESPOTISME] değil/yerine/= DESPOTLUK, İSTİBDAT

- DESTÂN[Fars.]/EPOPE[Fr. < Yun.] değil/yerine/= OZYIR


- DESTE ile DÜZİNE

( 10 ile 12 )

- SUPPORTING ELECTROLYTE[İng.] / ÉLECTROLYTE SUPPORT[Fr.] / LEITSÄTZE[Alm.] ile/değil/yerine/= DESTEK ELEKTROLİTİ

- DESTEKLEME ile/ve/||/<>/> BÜTÜNLEŞTİRME

- DESTEKLEME ile/ve/||/<> DENGELEME

- DESTEKLEME ile/ve/||/<> KOLLAMA

- DESTEKLEME ile ÖNCELLEME

- DESTELEMEK ile DESTEKLEMEK ile DESTELENMEK ile DESTELETMEK ile DESTEKLENMEK ile DESTEKLETMEK ile DESTEKLEŞMEK ile DESTELEYEBİLMEK ile DESTEKLENEBİLMEK ile DESTEKLEYEBİLMEK ile DESTE ile DESTEK ile DESTECİ/LİK ile DESTEKLİ/LİK ile DESTEKÇİ/LİK ile DESTEKSİZ/LİK ile DESTEK DOKU ile DESTEK OYUN ile DESTEKLİ BÜTÇE ile DESTEKLEME ALIMI

- DESTINY vs./and COINCIDENCE

- DESTRÜKTİF/DESTRUCTIVE[İng.] değil/yerine/= YIKICI

- DETAIL vs. NUANCE


- DETANT[Fr. < DÉTENTE] değil/yerine/= YUMUŞAMA

- DETERIORATE vs. DEGENERATE

- DETERMİNAN/T ile DETERMİNASYON ile DETERMİNE ile DETERMİNE ETMEK

( Belirleyen, belirleyici. İLE Belirlenim, belirleme, belirleyicilik. İLE Belirlenmiş, belirli. İLE Belirlemek. )

- DETERMİNANT ile/||/<> TRACE

( Determinant hacim çarpan İLE trace köşegen toplamı. )
( Formül: det(A) İLE tr(A) )

- DETERMİNASYON/DETERMINATION[İng.] değil/yerine/= BELİRLEME

- DETERMINATION vs. INSISTENCE

- DETERMINE :/yerine BELİRLEMEK

- DETERMİNİZM[Fr. < DÉTERMINISME] değil/yerine/= BELİRLENİMCİLİK

- DETONE[Fr. < DÉTONNÉ] değil/yerine/= KUSURLU

- DETONE ile/ve/değil SURTONE

( Eşik altına düşürmek. İLE/VE/DEĞİL Eşik üstüne çıkarmak. )

- DEVALÜASYON/DEVALUATION[İng.] değil/yerine/= DEĞERSİZLEŞTİRME

- DEVALÜE ile DEVALÜASYON

- DEVAM ETMELİ!
YAŞAMAYA
ve/||/<>/> SEVMEYE ve/||/<>/> GÜLMEYE :)

- DEVAM ETTİRME ile SÜREKLİLİK

- DEVAMEN değil/yerine/= SÜREYİNDE

- DEVE ile ÂNİS[Ar.]

( ... İLE Büyük ve şişman deve. [Yaşlı kız. | Yaşlı bekâr.] )

- DEVE ve AT

- DEVE/TEVE[dvnlgttrk] ile BERCÎS[Ar./Fars.]/BİRCÎS[Ar.]

( ... İLE Sütü çok olan deve. | Müşterî[Sakıt, Erendiz, Jüpiter, Mars] denilen yıldız. )

- DEVE ile DEHN

( ... İLE Az süt veren deve. )

- DEVE ile DEVE SÜRÜCÜSÜ


- DEVE ile ENBÜRE

( ... İLE Tüyü dökülmüş deve. )

- DEVE ile GUNAKO

( ... İLE Patagonya devesi. )

- DEVE ile/ve/değil HALAT

- DEVE ile KAYGIN

( ... İLE Gebe deve. )

- DEVE ile LÛK[Fars.]

( ... İLE Kısa tüylü, yük devesi. )

- DEVE ile/ve MUT

( 20 Teneke. İLE/VE 20 Kile. 50 şiniklik[8 kilo] tahıl ölçeği. )
( ... İLE/VE MÜDD: Mut, kara mut, batman türünden bir ölçek. )

- DEVE ile NÂB[Ar.]

( ... İLE Yaşlı deve. )

- DEVE ile SÂİBE[Ar.]

( ... İLE Başıboş bırakılmış hayvan, dişil deve. )

- DEVE ile SAMBURU DEVESİ

- DEVE ile TÜLÜ

( ... İLE Güreşçi eril deve. )
( Afrika ve Arap çöllerinin simgeleri olsa da deve, Amerika kökenlidir. Atlar ve köpekler gibi, develer de 20 milyon yıl önce Amerika'nın otlaklarında evrildi. Bu hayvanlar, o zamanlar, bildiğimiz haliyle hörgüçlü yük hayvanları olmaktan çok zürafaya ya da ceylana benziyordu. Bering kara köprüsünden Asya'ya 4 milyon yıl önce geçtiler. )

- DEVEKUŞUNA:
UÇ! DENİLİNCE
ve/||/<> KOŞ! DENİLİNCE

( Ben, "deveyim" demiş. VE/||/<> Ben, "kuşum" demiş. )
( "İşimize geldiği gibi yaşama"nın, zavallılık seviyesindeki yansıması. )

- DEVELOPMENT :/yerine GELİŞME

- DEVICE vs. DEVISE

- DEVICE :/yerine CİHAZ

- DEVİM/HAREKET:
NESNEDE
ile/ve/||/<>/> ZİHİNDE ile/ve/||/<>/> HEM, HEM DE | NE, NE DE (NESNEDE/ZİHİNDE)

- DYNAMIC FLUIDITY[İng.] / FLUIDITÉ DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE FLIESSFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNBİLİM/DİNAMİK AKIŞKANLIK

- NESNE/İLKE:
DEVİNEN
ile/ve/||/<> DEVİNDİREN

- DYNAMIC SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHES SYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BAKIŞIM/SİMETRİ

- DYNAMIC PRESSURE[İng.] / PRESSION DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BASINÇ

- DYNAMIC SIMILARITY[İng.] / SIMILARITÉ DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE ÄHNLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BENZERLİK


- DYNAMIC ANALOGY[İng.] / ANALOGIQUE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHES ANALOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK BENZETME/BENZEŞİMİ

- DYNAMIC VARIABLE[İng.] / VARIABLE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE VARIABLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK DEĞİŞKEN

- DYNAMIC RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHER WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK DİRENÇ

- DYNAMIC SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK DUYARLILIK

- DYNAMIC REGULATOR[İng.] / RÉGULATEUR DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHER REGLER[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK DÜZENLEYİCİ

- DYNAMIC IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE SCHEINWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK EMPEDANS

- DYNAMIC CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE CHARAKTERISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK KARAKTERİSTİĞİ

- DYNAMIC METER[İng.] / MÈTRE DYNAMIQUE[Fr.] / DYNAMISCHE METER[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK METRE

- MEBHAS-ÜL HAREKÂT[Osm.] / DYNAMIQUE[Fr.] / BEWEGUNGSLEHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNGEN/DİNAMİK

- KINEMATICS[İng.] / CINÉMATIQUE[Fr.] / KINEMATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNİM BİLGİSİ, KİNEMATİK


- KUDRET-İ HAREKÂT[Osm.] / KINETIC ENERGY[İng.] / ÉNERGIE CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVİNİM ENERJİSİ/KİNETİK ENERJİ

- KINETIC PRESSURE[İng.] ile/değil/yerine/= DEVİNİMSEL BASINÇ

- DEVİNME ile DEVİNME OLAYI

- PRECESSION[İng.] ile/değil/yerine/= DEVİNME

- DEVİR değil/yerine/= GEÇİRİLME

- DEVİR ile SİLSİLE

- DEVİRLER:
GELİŞME
ve OLGUNLUK ve ORTA YAŞLILIK ve YAŞLILIK

( Yaklaşık 30 yaşa kadar olan devir. VE Yaklaşık 35'lerden 40'a kadar olan devir. VE Yaklaşık 60 yaşlarına kadar uzanan devir. VE Hayat merkezlerinin tedricen zayıflamaya başladığı ölüme kadarki devir. )

- DEVLET/TOPLUM:
[ya]İSTİKLÂL
ya da CUMHUR (ÜZERE)

- DEVLET ile/ve/<> BAHÇE

- DEVLET ile/ve/||/<> YÖNETİM/İDÂRE


- DEVLET-İ OSMÂNİYE ile/ve/||/<> KAVÂİD-İ OSMÂNİYE

( Osmanlı Devleti. İLE/VE/||/<> Osmanlı Türkçesi dilbilgisi. )

- DEVLETİN/DİN'İN:
SAĞLADIKLARI VE KORUDUKLARI
ve/+/||/<>/>/<
TEMEL GÜVENCELERİ

( * CAN GÜVENLİĞİ
* AKIL SAĞLIĞI
* NESİL SÜREKLİLİĞİ
* MAL GÜVENLİĞİ
* DİN GÜVENCESİ

ve/+/||/<>/>

* SAĞLIK GÜVENCESİ
* EĞİTİM GÜVENCESİ
* GÜVENLİK GÜVENCESİ
* YARGI GÜVENCESİ )
( Giderdim, gönülden kini,
Kini olanın, olmaz dini! )
( ZARÛRİYÂT-I DİNİYYE / MAKÂSID-I HAMSE )

- DEVOTE :/yerine ADAMAK

- CIRCUIT[Fr.] ile/değil/yerine/= DEVRE

- DEVRE ile DEVRE ile DOLAMBAÇLI

- DEVREDİLME ile DEVREDİLMEZLİK

- DEVRE-İ FERŞİYE ile DEVRE-İ ARŞİYE

( Topraktan toprağa. İLE Manâdan manâya. )

- DEVRETME ile/ve/||/<> EL DEĞİŞTİRME

- DEVRETMEK ile DEVREDİLMEK ile DEVRE ile DEVREK ile DEVREN ile DEVRE DIŞI ile DEVRE MÜLK ile DEVRE ARASI ile DEVRE KESİCİ ile DEVRE VOLTAJI ile DEVRE POTANSİYELİ

- DEVREYE GİRME ile GÜNDEME GELME


- DEVREYE SOKMAK ile İNDÜKTİL ile ENDÜKTİF ile TÜMEVARIMSAL AKIL YÜRÜTME

- DEVRİK TÜMCE/CÜMLE ile/ve/yerine (DÜZGÜN/DOĞRU) TÜMCE/CÜMLE

- DEVRİK TÜMCE(/CÜMLE) ile/değil PARANTEZ BİLGİ

- DEVRİLE DEVRİLE ile/değil/yerine/||/<>/></> EVRİLE EVRİLE

- DEVRİLEBİLMEK ile DEVRİLİVERMEK ile DEVRİ ile DEVRİK/LİK ile DEVRİM ile DEVRİMCİ/LİK ile DEVRİK CÜMLE ile DEVRİK TÜMCE

- DEVRİM ile/ve/değil DARBE

- DEVRİYE değil/yerine/= GEZENKOL

- DEVRİYE değil/yerine GEZGE

- DEVŞİRME ile/||/<>/> CİVELEK ile/||/<>/> ÇERİ ile/||/<>/> YENİÇERİ/SOLAK ile/||/<>/> CERRAH ile/||/<>/> BAŞESKİ ile/||/<>/> EŞKİNCİ ile/||/<>/> KETHÜDA ile/||/<>/> ODABAŞI ile/||/<>/> TURNACIBAŞI ile/||/<>/> ULÛFECİ ile/||/<>/> ASÂKİR-İ MANSURE

( Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi. İLE/||/<>/> Yeniçeri ocağına yeni girmiş delikanlı. İLE/||/<>/> Asker. İLE/||/<>/> Piyade askeri. İLE/||/<> Yeniçeri ordusunda görevli hekim. İLE/||/<> Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı ve erlerinin en kıdemlisi. İLE/||/<>/> Osmanlı sultanı ya da serdar ile savaşa giden ve ordunun vurucu gücünü oluşturan yeniçeri askerleri. İLE/||/<>/> Yeniçeri Ocağı'nda, Yeniçeri Ağası'ndan sonra gelen en yüksek subay. İLE/||/<>/> Yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selâm törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay. İLE/||/<> Yeniçeri Ocağı'nda bir bölüğünün komutanı. Son dönemde mübaşirlik yapanlara verilmiştir. İLE/||/<> Yeniçerilikte bir sınıf süvari askeri. İLE/||/<> İkinci Mahmut döneminde, yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı. )
( FERİK: Tümgeneral ya da korgeneral.
HASSA ORDUSU: Hükümdarı ve sarayı korumakla görevli askeri sınıf.
KAPIKULU: Ücretli Osmanlı askeri.
KARAKULAK: Emir çavuşu ya da haberci.
LAĞIMCILAR: Kapıkulu Ordusu'nda düşman kalesini yıkmak için tünel kazan askeri birlik.
LEVEND: Deniz askeri.
LİKATOR: Bulgarlar'dan oluşan Voynuk Teşkilatındaki küçük rütbeli subaylar.
LİVA: İki alaydan oluşan askeri birlik. | İlden küçük, ilçeden büyük olan yönetim bölgesi.
MALKOÇ: Akıncılar ocağının komutanı.
PENCİK: Asker yetiştirilmek için, savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemioğlan adayları.
PEYK: Postacılık, taşımacılık ve korumacılık yapan, törenlerde yer alan asker sınıfı.
REDİF: Son dönem Osmanlı ordusunda askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er.
REİS-ÜL KÜTTAB: XVII. Yüzyıla kadar Osmanlılarda Sultan divanı katiplerinin başı.
RİKABİYE: Sadrazam, vezir gibi devlet adamları tarafından devlet adamlarına verilen ad.
RİYALA: Tümgenerale eşit bir rütbe.
SAKA: Eyalet askerlerine bağlı bir sınıf.
SALMA: Osmanlı Devleti'nde kol gezen kolluk eri.
SARICA: Eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker.
SEKBAN: Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir sınıf asker. | Sınır boylarında görev yapan asker sınıfı.
SERASKER: Kara ordusu komutan. | Sadrazamlık görevi ile yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin ünvanı.
SİPAHİ: Osmanlılarda tımar sahibi atlı grup.
ÜMERA: Bey, amir, üst düzey subay.
VELEDEŞ: Kapıkulu süvarilerinin oğullarına verilen ad.
VÜZERA: Vezirler.
YASAVUL: İlhanlılarda ordu müfettişine verilen ad. )

- DEVŞİRME ile DEVŞİRMECİ/LİK


- DEVŞİRME ile/değil/yerine ÖZÜMSEME

- DEZAVANTAJ[Fr. < DÉSAVANTAGE] değil/yerine/= AVANTAJLI OLMAMA DURUMU

- DEZENFEKTE[Fr. < DÉSINFECTÉ] değil/yerine/= MİKROPLARDAN TEMİZLENMİŞ

- DFT İLE MD İLE MONTE CARLO İLE PHASE FİELD ile/||/<> HESAPLAMALI MALZEME

( Malzeme modelleme yöntemleri. )
( Formül: E[ρ] = T[ρ] + V[ρ] + U[ρ] )

- DG/DIRECT RADIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= DİREKT GRAFİ, DOĞRUDAN X-IŞINLI GÖRÜNTÜLEME

- DHARMA[Sansk.] = DHAMMMA[Palice] = FA[Çince]

( 1) Evrensel Kanun.(Hakikat, öğreti, doğruluk, bir şeyin doğası.)
2) Yöntem ve yol.
3) Herhangi bir şey, fikir, nesne, kavram.
4) Buda'nın öğretisi.
5) Evreni yöneten ilke.
6) Zen yaşantısının özü.
7) Sözcüklerle iletilmesi olanaksız olan iç öğreti.
8) Sezgisel, doğrudan doğruya kavranan ve kişisel olarak deneyimlenen aydınlanmanın özü. | Adâlet, dürüstlük. )

- DİADELF, İKİ DEMET HALİNDE BİRLEŞİK = SÜNÂİYÜ'L-IHVE = DIADELPHE

- DİAGONAL ile/||/<> SİDE

( Diagonal köşe-köşe bağlantı İLE side yan kenar. )
( Formül: Vertex connection İLE boundary )

- DIALOGUE :/yerine DİYALOG

- DIAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= DİAMİN


- DIACETYLMORPHINE[İng.] / DIACETYLMORPHINE[Fr.] / DIACETYLMORPHIN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİASETİL MORFİN

- DIACÉTINE[Fr.] / DIACETIN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİASETİN

- DIACETONE ACRYLAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DİASETON AKRİLAMİT

- DİASPOR ile/||/<> ZULTANİTE

( Işık altında renk değiştiren bir mineral. İLE/||/<> Türkiye'de çıkarılan ve diasporun tecimsel adı. )

- DİASTOLIC BLOOD PRESSURE[İng.] değil/yerine/= GEVŞEM KAN BASINCI

- DİBA ile DİBACE

- DİBÂCE[Ar.] değil/yerine/= BAŞLANGIÇ, ÖNSÖZ

- BIBASIC[İng.] / BIBASIQUE[Fr.] / ZWEIBASISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= DİBAZİK

- DİBİNDE ile YANINDA

- DIBORANE[İng.] ile/değil/yerine/= DİBORAN


- DİCLE ile FIRAT

- DICOM/DIGITAL IMAGING AND COMMUNICATIONS IN MEDICINE[İng.] değil/yerine/= TIPTA SAYISAL GÖRÜNTÜLEME VE İLETİŞİM

- DİDAKTİK[Fr. < DIDACTIQUE] değil/yerine/= ÖĞRETİCİ

- DÎDÂR ile YÜZ, ÇEHRE

( YÜZ, ÇEHRE )

- DÎDE[Fars.] ile -DÎDE[Fars.]

( Göz. | Gözcü. | Gözbebeği. | Gözucu. | Gözün nuru. İLE Görmüş, görülmüş.[LÜTUF-DÎDE: Lütuf/incelik görmüş.] )

- DİDEK ile PERDE
[<

( Tahtırevan perdesi. İLE ... )

- DİDİŞME ile DİDİŞİM

( El ya da sözle birbirini hırpalamak. | Geçimini sağlamak amacıyla güç koşullarda çalışmak, uğraşmak. İLE Konuşma ve tartışmayı, bir araç değil bir amaç sayan felsefe yöntemi. )

- DİDİŞME ile/değil/yerine/>< TARTIŞMA

- DIE vs. DICE

( Zar. VS. Zarlar. )

- DIE :/yerine ÖLMEK


- ANTENNE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK ANTEN

- GUIDE D'ONDES DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE WELLENQUIDES, DIELEKTRISCHER WELLENLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DALGA KILAVUZU

- RIGIDITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DAYANIMI

- DIELEKTRISCHER DURCHSCHLAG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DELİNME

- FILM DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE FILM/FOLIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK FİLM

- FACTEUR DE PUISSANCE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE LEISTUNGSFAKTOR/POTENZFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK GÜÇ ETMENİ/FAKTÖRÜ

- HYSTÉRÉSIS DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK HİSTEREZİS

- CHAUFFAGE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE HEIZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK ISITMA

- PERTE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHER VERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KAYBI/KAYIP

- ANGLE DE LA PERTE DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHER VERLUSTWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK KAYIP AÇISI