| ...E ve ...E | (E ile biten FaRkLaR...)

- BAYRAK ile/ve/||/<>/< SANCAK/LİVA[Ar. çoğ. ELVİYE]

( Bir ulusun, belirli bir topluluğun ya da bir örgütün simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş. | Öncü. | Simge. İLE/VE/||/<>/< Bayrak. | Çoğunlukla askeri birliklere verilen, yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak. | Osmanlı yönetim örgütünde, illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık. | Gemilerin sağ yanı. )
( Vatanı simgeler. İLE/VE/||/<>/< Dili(mizi) simgeler. )
( Simgelerin işlevi, anlamı ve değeri çok büyüktür. Bayrak ve Sancak gibi.

Bayrağımız, toprağımızı, vatanımızı ve özgürlüğü simgeler! Sancağımız ise o topraklardaki varlığımızın/birliğimizin göstergesi olan dilimizi!

Bayrak düşerse vatan kaybedilmiş sayılmaz ama Sancak düşmüşse herşey kaybedilmiş demektir! )
( )

- BAYRAKLI ÇEŞME

( Rumelifeneri Köy içinden Dere Mahallesine inerken soldadır. Yaptıran ve yapılış tarihi belli değil. Kitabesinde bayrak resmedildiği için "Bayraklı Çeşme" olarak isimlendirilmiştir. )

- BAYRAM:
ÂRİF OLMAYANLARA
ile/ve/değil/||/<>/< ÂRİFLERE

( Seyran. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Bayram. )

- BAZ EKSESİ[BE] ile BAZ/AL

( Baz çokluğu, baz fazlalığı. İLE Temel, alt. )

- BÂZ[Fars.] ile BÂZ[Fars.] ile -BÂZ[Fars.] ile BAZ[Fr./İng. < BASE]

( Bir kulaç boyu. | Karış. İLE Doğan. Yırtıcı kuş. | Açık. | Ayırma. Temyiz etme. | İniş. İLE Yeniden, tekrar oynatan, oynayan, geri ve arka tarafa doğru ... gibi anlamlara gelir. [Sözcüğün sonuna ya da baş tarafına getirilerek kullanılan bir "ek"tir.] İLE Temel. | Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan nesne.

)

- BAZ ile BAZA ile BAZI ile BAZALI ile BAZİÇE ile BAZ YÜK ile BAZASIZ ile BAZI BAZI ile BAZ LOSYON ile BAZ MORFİN

- BAZA[İt. < BASE] ile SOMYA[Fr. < Yun.]

( ... İLE Şilteyi taşımaya ve ona esneklik vermeye yarayan, yaylarla donatılmış kerevet. )

- BASALTE[İng.] / BASALTE[Fr.] / BASALT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZALT, BAZAL

- BAZEN ile/ve/değil/yerine YERİ GELDİĞİNDE

- Bazen/bazı durumlarda) Adam sansınlar diye DİNLE!!!


- BAZENSE" DE değil BAZEN DE

- BAZI DUYGULAR/DURUMLAR:
DİLLENDİR(E)MESEK DE ...
ile/ve/değil/||/<>/>/< DİLLENDİRİRSEK

( ... de (")olur("). İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Bambaşka[tatlı/değerli/etkil(eşiml)i/karşılıklı/coşkulu/sevimli/sevecen] olur. )

- BÂZIA[Ar.] ile CÂİFE[Ar.]

( Deriyle birlikte biraz da etin kesilmesi biçimindeki yara. İLE Boşluğa(cevfe) kadar giden yara. )
( Adli Tıp'ta önemlidir. Cezası değişir. )

- BÂZÎÇE[Fars.] ile ...

( Oyun, eğlence, oyuncak. )

- BAZİDİYOSPOR[Fr. < BASIDIOSPORE] değil/yerine/= BAZİTLİ MANTARLARIN SPORLARI

- BASIC ANHYDRIDE[İng.] / BASIC ANHYDRIDE[Fr.] / BASISCHES ANHYDRID[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZİK ANHİDRİT

- BISMUTH SUBNITRATE[İng.] / SOUS-NITRATE DE BISMUTH[Fr.] / WISMUTH SUBNITRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZİK BİZMUT NİTRAT

- BASIC DYE[İng.] / BASIC PEINTURE[Fr.] / BASISCHER FARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZİK BOYA

- BASIC LEAD CARBONATE[İng.] / CARBONATE DE PLOMB BASIQUE[Fr.] / BASICHES BLEICARBONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZİK KURŞUN KARBONAT

- BASIC LEAD CHROMATE[İng.] / BASICHES BLEICHROMAT, BASISCHES BLEICHROMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZİK KURŞUN KROMAT


- ... BAZLI[< İng. BASE] değil/yerine/= TEMELLİ

- BE ile BE
[<

( Kısrak. İLE Koyun melemesi. )

- BE ile BE ile Be

( Türk abecesinin ikinci harfinin adı, okunuşu. İLE Ünlem. İLE Berilyum öğesinin simgesi. )

- BE :/yerine OLMAK

- BEAN :/yerine FASULYE

- BEAT vs. BITE

- BEAUFORT SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE BEAUFORT[Fr.] / BEAUFORTSKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= BEAUFORT ÖLÇEĞİ

- BEAUTY vs. FEATURE

- BEBEK BESLENMESİNDE:
BİBERON
ile/değil/yerine EMZİRME

( Annenin zanları ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Bebeğin gereksinimi kadarı ile. )

- BEBEK ile BEBEK ÖLDÜRME ile ÇOCUKSU ile PİYADE


- BEBEKLERDE:
GAZ
ile REFLÜ ile KOLİK[Fr. < COLIQUE]

- BEBEKLEŞMEK ile BEBE ile BEBEK/LİK ile BEBEKÇE ile BEBEK ÖLÜMÜ ile BEBE ASPİRİNİ

- BEBEK/LİK EVRELERİ/NDE:
OTİSTİK
ile/ve/> SİMBİYOTİK ile/ve/> AYRIŞMA VE BİREYLEŞME

( 0-2 ay. İLE/VE/> 2-5 ay. İLE/VE/> 6-30 ay. İLE/VE/> 30 ay sonrası. )

- BECAUSE :/yerine ÇÜNKÜ

- BEÇÇE/BEÇE[Fars.] ile ENİK, ENCİK ile CERV[Ar.]

( İnsan ya da hayvan yavrusuna verilen genel ad. İLE Kedi, köpek gibi çok memeli hayvanların yavrusu. | [Ar. ENÎK] Güzel, sevimli, şirin şey. İLE Yırtıcı hayvan yavrusu. )

- BECEREMEME ile BECERİKSİZ

- BECEREMİYORUM değil/yerine YÜZ VERME!

- BECERİKSİZCE ile BECERİKSİZLİK

- BECERİKSİZLEŞMEK ile BECERİKLİ/LİK ile BECERİKSİZ/LİK ile BECERİKSİZCE

- BECOME :/yerine OLMAK


- BEDEN[Ar.] değil/yerine/= GÖVDE

- BEDENE[Ar.] ile HEDY[Ar.]

- BEDENLEŞMEK ile BEDEN ile BEDENİ ile BEDENCE ile BEDENCİ ile BEDENSEL/LİK ile BEDEN DİLİ ile BEDEN CEZASI ile BEDEN İŞÇİSİ ile BEDEN EĞİTİMİ ile BEDEN TERBİYESİ

- BEDÎHE[Ar.] ile NAZAR[Ar.]

- BEDÎHE[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> REVİYYE[Ar.]

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bir konuda uzun uzun düşünmek. )
( İlk aşama. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Son aşama. )

- BEDRE[Ar.] ile BEDRİ[Ar.]

( Kuzu, oğlak derisi. | İçi altın dolu kese. İLE İçi altın dolu kese. )

- BEE ile/değil BE ile/değil B

( Arı. İLE/DEĞİL Olmak. İLE/DEĞİL Yazaç. )

- BEFORE :/yerine ÖNCE

- BEGÂYET[Fars. BE + Ar. GÂYET] değil/yerine/= SON DERECE

- BEĞENİ ile/ve/<> TERBİYE


- BEĞENME ile BEĞENMEZLİK

- BEĞENME ile/ve/değil/||/<>/> ÖNE ÇIKARMA

- BEĞENMEK ile BEĞENİLMEK ile BEĞENDİRMEK ile BEĞENEBİLMEK ile BEĞENİVERMEK ile BEĞENDİRİLMEK ile BEĞENİ ile BEĞENCE ile BEĞENİLİ ile BEĞENİSİZ

- BEGIN(ING) vs. START(ING) vs. PRELUDE

- BEGINNING vs. BEFORE

- BEHAVIOUR vs. ATTITUDE

- BEHENIC ACID[İng.] / ACIDE BÊHÉNIQUE[Fr.] / N-DEKONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BEHENİK ASİT

- BEHERGLAS[Osm.] / BEAKER[İng.] / BECHERE[Fr.] / BECHERGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= BEHER

- BEHÎM[Ar.] ile BEHÎME[Ar.]

( Düz siyah şey, alacasız hayvan. İLE ... )

- BEHKEN[Ar.] ile BEHKENE/BEHKELE ile BEHNEKE[Ar.]

( Güzel ve gösterişli genç eril. İLE Nârin, ince ve güzel gövdeli dişil. İLE Şişmanca ve gövdesi güzel dişil. )

- BEHRE ile BEHRESİZ

- BEHREME[Ar.] ile BEHREME[Ar.]

( Çiçeğin göz alıcı güzelliği ve parlaklığı. | Hindlilerin ibâdeti. | Saç ve sakalı kına ile boyama. İLE Burgu. )

- BEHV/BEHVE[Ar.] ile BEHV[Ar.]

( Misafir odası. | Yer altında hayvan ağılı. | Geniş meydan, yer. | Göğsün içi, boğazdan mideye kadar olan aralık. | Rahim ile mahrecinin/çıkışının arası. İLE Köşk. | Sofa. | Salon. | Cumba. | Çardak. )

- BEJ[Fr. < BEIGE] = SARIYA ÇALAN KAHVERENGİ

- BEKAR[Fr. < BÉCARRE] ile BEKÂR[Ar.] ile BÎ-KÂR[Fars.]

( Diyez'li ya da bemol'lü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota imi. İLE Evlenmemiş/evli olmayan kişi. İLE İşsiz, güçsüz.["BEKÂR" değil BÎ-KÂR'lar evi] )

- BEKARDERE

( Sarıyer deresi çıkış noktasını takiben dereye batı yamaçtan Kılıçpınar deresi, kuzey doğu yamaçtan Arap Öldüren deresi karışır. Bu birleşmenin olduğu yerden, Çırçır mesiresi önüne kadar olan Bekardere'dir. Bu alan Bekardere mevkii de denir. )

- BEKAS[Fr. < BÉCASSE] değil/yerine/= ÇULLUK

- BEKLEME ile BEKLEMELİ ile BEKLEME YERİ ile BEKLEME ODASI ile BEKLEME SALONU ile BEKLEME SÜRESİ

- BEKLEMEDİĞİMİZ KİŞİDEN ile/>< BEKLEDİĞİMİZ KİŞİDEN
:GELDİĞİNDE/GELİRSE

( "Olumsuz" olarak "değerlendirilir/yorumlanır". İLE/>< Olumludur. )

- BEKLEMEK ve/= TERBİYE


- BEKLEMEK ve/= TERBİYE

- KIYMET-İ MEMUL[Osm.] / EXPECTED VALUE[İng.] / VALEUR D'ESPÉRANCE[Fr.] / ERWARTUNGSWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= BEKLENEN DEĞER

- BEKLENME ile BEKLENMEZ/LİK ile BEKLENMEZLİK FİİLİ

- BEKLENTİ SIRALAMASI:
"YÖNETİCİLERE GÖRE"
ile/değil/yerine/>/>< ÇALIŞANLARA GÖRE

( )

- BEKLETME ile BEKLETME SÜRESİ

- BEKLETME ile YADSIMA

- TRANSPOSITION DE BECKMANN[Fr.] / BECKMANNSCHE UMLAGERUNG DER KETOXIME[Alm.] ile/değil/yerine/= BEKMAN DÜZENLENMESİ

- BELÂ'[Ar.] ile NİKME[Ar.]

- BELÂDE/BELÂD[Ar.] ile BELÂDET[Ar.]/ABRUTISSEMENT, APATHIE[Fr.]

( Kötü kişi, günahkâr, müzevir. | Fenâ şey. İLE İzansızlık, akılsızlık, sersemlik, budalalık. )

- BELDE[Ar. çoğ. BİLÂD, BÜLDÂN] ile BELED[Ar.]

( Şehir, kasaba, memleket. İLE Şehir, memleket. )

- BELDE değil/yerine/= İLÇİK

- BELEDİYE ile/||/<> İHTİSAB ile/||/<> ŞEHR EMİNİ

( ... İLE/||/<> Osmanlı döneminde belediyenin işlevini yerine getiren yönetim birimi. İLE/||/<> Belediye başkanı. )

- BELEDİYE[Ar.] değil/yerine/= URAY

- BELEŞ/LİK ile BELEŞE ile BELEŞÇİ/LİK

- BELGE ile BELGESEL ile DOKÜMANTASYON ile BELGELER

- BELGE ile/ve/||/<> BİLGİ

- BELGE ile/ve KAYIT

- BELIEF vs./and STRUGGLE

- BELIEF/FAITH vs./and LIFE

- BELIEVE :/yerine İNANMAK


- BELİRGE/SENDROM[Fr. < Yun.] ile TRAVMA[Yun.]

( Özel bir bozukluğu belirleyen, birarada görülen, tanıyı kolaylaştıran bulgu ve belirtilerin tümü. İLE Bir doku ya da örgenin yapısını ya da biçimini bozan ve dıştan, mekanik bir etki sonucu oluşan yerel yara. )

- BELİRGİN ile GÖRÜNÜŞE GÖRE

- BELİRGİNLEŞTİRME ile/ve/||/<> AÇIĞA ÇIKARMA

- BELİRLEME, OLUMSUZLAMADIR ile/değil/yerine OLUMSUZLAYARAK BELİRLEME

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Olumsuzlama, kendini de olumsuzlayabildiğinden dolayı. )
( SPINOZA ile HEGEL )

- BELİRLEME ile/ve/> BİRARADA TUTMAK

- BELİRLEME ile/ve/>/<> DEĞİLLEME

- BELİRLEME ile/ve İLİŞKİLER

- BELİRLEME ile/ve SINIRLAMA

- BELİRLEME ile/ve/>/<> SONSUZ DEĞİLLEME

- BELİRLEME ile TARİF


- BELİRLEME ile TARİF

- BELİRLEME ile YADSIMA

- BELİRLENİM ile/değil İLKE

( ... İLE/DEĞİL Farkları birliğe getirici olan. )
( Birliğe getiren herşey ilkedir. )

- BELİRLE(N)ME, BELİRLENİM = DETERMINATION[İng.] = DÉTERMINATION[Fr.] = DAS BESTIMMEN[Alm.] = DETERMINAZIONE[İt.] = DETERMINACION[İsp.] = CONSTITUTIO, DEFINITIO, DETERMINATIO[Lat.] = HO HORISMOS, HE TAKSIS[Yun.] = VUCHA(T), MÂL[Ar.] = TAYÎN[Fars.] = BEPALING[Felm.]

- BELİRLE(N)ME ile/ve/||/<> ETKİLE(N)ME

- BELİRLİ BİR:
SÜREYLE
ile/ve/||/<>/>/< SIRAYLA

- BELİRLİ OLMA ile/ve/||/<> FİLİZ VERME

- BELİRME ile/ve/<> TAŞMA

- BELİRSİZ SÖZ/MUĞLAK İFADE ile/değil/yerine KAVRAM

- BELİRSİZLİK /= TEHLİKE:
EN KÖTÜ
ile/ve/||/<>/> EN İYİ ile/ve/||/<>/> EN OLASI


- UNCERTAINTY PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'INDÉTERMINATION[Fr.] / UNBESTIMMTHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZLİK İLKESİ

- BELİRTEÇ ile GÖSTERGE

- BELİRTİLEBİLMEK ile BELİRTİ ile BELİRTİK ile BELİRTİŞ ile BELİRTİLİ/LİK ile BELİRTİSİZ/LİK ile BELİRTİ BİLİMİ ile BELİRTİLİ NESNE ile BELİRTİ BİLİMSEL ile BELİRTİSİZ NESNE ile BELİRTİLİ TAMLAMA ile BELİRTİSİZ TAMLAMA

- BELİRTİLERİ BASKILAMA ile/değil/yerine/>< İYİLEŞTİRME

- BELİRTKE ile BELİRTKEN ile BELİRTKE TABLOSU

- BELİRTKE ile BELİTKE

( Bir özlü sözle birlikte kullanılan im. | Soyut bir şeyin, bir kavramın simgesi olan varolan ya da eşya. AMBLEM | Gösterge. İLE Belitler dizgesi. [BELİT/AKSİYOM: Kendiliğinden, apaçık olan ve böyle olduğundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme.] )

- BELİRTME ile BELİRTME GRUBU ile BELİRTME DURUMU ile BELİRTME SIFATI

- BELİRTME ile BİLDİRME

- BELİRTME ile ORTAYA KOYMA

- BELİT/AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] = AXIOME/AXIOMATIQUE[Fr.] = AXIOM, GRUNDWAHRHEIT[Alm.] = ASSIOMA[İt.] = AXIOMA[İsp.] = PRONUNTIATUM[Lat.] = AKS.OMA[Yun.] = BEDÎHİYYE, MÜSELLEM[Ar.] = ASLÎ MUTEÂREF[Fars.] = AXIOMA[Felm.]


- Belki dinleyemiyorsundur fakat DİNLE!!!

- BELLEK[İng. MEMORY] ile/||/<> AMNEZİ[İng. AMNESIA] ile/||/<> BİLİŞSEL YETİLER[İng. COGNITIVE FACULTIES] ile/||/<> DOĞUŞTAN GELEN BAĞIŞIKLIK[İng. INNATE IMMUNITY] ile/||/<> FRONTAL LOB[İng. FRONTAL LOBE] ile/||/<> ÖN LOB[İng. FRONTAL LOBE] ile/||/<> PAPEZ HALKASI[İng. PAPEZ CIRCUIT]

( Öğrenilen bilgileri depolamaya ve istenildiği zaman kullanmaya olanak sağlayan yetenektir. @@ Beyinde meydana gelen hasarın bir sonucu olarak ortaya çıkan hafıza kaybı. Kazalardan sonra ortaya çıkabildiği gibi bastırma türünde bir savunma mekanizması ile de ortaya çıkabilir. @@ Bilişsel yetiler, doğru inançların bilgiye dönüşmesi için, epistemik güven ve değer içeren unsurlardır. Bu yetilere hafıza, algı, dikkat, farkındalık, kavrayış, odaklanma, sezgi ve muhakeme örnek verilebilir. Sosa gibi erdem epistemologları için en değerli bilişsel yetilerden biri entelektüel erdemdir. Ona göre kişi sahip olduğu erdem gibi yetiler yoluyla bilgiye ulaşabilir. @@ Yok sayılabilecek kadar düşük hafızaya sahip, daha önceden varolan ve özgül olmayan savunma sistemi. Genetik kökenli olması açısından ebeveynlerden yavrulara aktarılır. @@ Beynin duygusal ifade, problem çözme, hafıza, dil, yargı ve cinsel davranışlar gibi önemli bilişsel becerileri kontrol eden kısmıdır. Beynin en büyük kortikal bölgesidir ve serebral korteksin yaklaşık %40'ını oluşturur. Ön lob ya da alın lobu da denir. @@ Frontal Lob da denir. Beynin en büyük kortikal bölgesidir ve serebral korteksin yaklaşık %40'ını oluşturur. Beynin duygusal ifade, problem çözme, hafıza, dil, yargı ve cinsel davranışlar gibi önemli bilişsel becerileri kontrol eden kısmıdır. Özünde, kişiliğimizin ve iletişim yeteneğimizin "kontrol paneli"dir. Lobdaki her alan belirli bir işlevden (örn: motor, konuşma, yürütme işlevi) ve davranıştan sorumludur. Frontal lob ile beynin diğer kısımları arasındaki kapsamlı bağlantı ağı, frontal lob işlevlerini ve işlev bozukluklarını anlamayı zorlaştırır. @@ Duyguların deneyimlenmesi, etiketlenmesi ve ifade edilmesinde Papez halkası rol oynar. Ön talamik çekirdekler, lateral dorsal çekirdek ve medial dorsal çekirdekten oluşan ve uzaysal oryantasyon ve epizodik hafıza için merkez görevi gören limbik talamus, Papez halkasına bağlıdır. Papez halkası Alzheimer, Parkinson, Korsakoff sendromu, semantik bunama ve global amnezi ile ilişkilendirilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- BELLEK[İng. MEMORY] ile/||/<> ARA-BUL-GERİYE GETİR[İng. SEARCH-FIND-RETRIEVE] ile/||/<> BELLEĞE YARDIMCI TEKNİKLER[İng. MNEMONIC TECHNIQUES] ile/||/<> BELLEK GENİŞLİĞİ[İng. MEMORY SPAN] ile/||/<> EPİSTEMİK MANTIK[İng. EPISTEMIC LOGIC]

( Öğrenilen bilgileri depolamaya ve istenildiği zaman kullanmaya yarayan yetenektir. @@ Bellekte depolanmış olan bir bilgiye ulaşıp onu hatırlama işlemidir. @@ Bildiğimiz materyallerle yeni öğrenmekte olduğumuz materyali ilişki içine sokarak bellekte daha iyi tutmaya yardımcı olan tekniklerdir. @@ Bir tek takdimden sonra bireyin tekrar edebildiği maddelerin (harf, sayı, kelime) sayısıdır. Ortalama bellek genişliğinin 5-9 arasında olduğu kabul edilmektedir.İ @@ Önermesel bilgi söz konusu olduğu zaman, bilgi ile ilgili önemli bir ayrım dikkati çeker. Bu ayrım Bertrand Russell tarafından yapılmıştır. Russell şeylerin bilgisi ve şeyler hakkında bilgi arasında bir ayrım yapar. İlki, herhangi bir nesne ya da kişiyi tanıma anlamında bilgiye, ikincisi ise, doğrunun elde edilmesi anlamında bilgiye işaret eder. Şeylerin bilgisi söz konusu olduğunda, bilginin nesnesi şeylerin kendisi ya da varlığın doğrudan kendisidir. Öznenin doğrudan farkında olduğu, tanıdığı şeyler buraya dâhil edilir. Duyu verileri, bellek aracılığıyla hatırlanan şeyler, içgözlem aracılığıyla doğrudan fark edilen zihinsel durumlar ve kavrama ile farkında olunan tümeller söz konusu nesneleri oluşturur. Bu türden bir bilgi, dolayımsız bir bilgidir ve bu dolayımsızlık durumu aklın hiçbir neden ya da gerekçeye başvurmadan doğruyu kavraması olarak düşünülmelidir. Şeyler hakkında bilgi söz konusu olduğunda ise, bilginin nesnesi doğru ve yanlış yüklemlerin taşıyıcısı olan önermelerdir. Dolayısıyla bu bağlamda herhangi bir şeyi bilmek demek, o şey hakkındaki belirli bir önermenin doğru olduğunu bilmek anlamına gelir. Bu anlamda, Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğunu bilmek demek, bunu ifade eden “Türkiye’nin başkenti Ankara’dır” önermesini bilmek demektir. Cümleler aracılığıyla ifade edilen bu tür önermeler bilginin nesnesini oluşturur. Epistemik mantık, Hintikka’ya dayandırılır. Özellikle onun Knowledge and Belief metnine atıfta bulunulur. En genel anlamda bilgi hakkındaki tartışılanları formalize etme girişimleri içeriğini oluşturur. “S’ p’yi bilir.”, “S, p’yi bilmez.”, “S, p’ye inanır.”

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- BELLEK SİLME ile/ve/||/<>/< PROPAGANDA

( ... İLE/VE/||/<>/< Bir öğreti, düşünce ya da inancı başkalarına tanıtma, benimsetme ve yayma amacıyla söz, yazı gibi yollarla gerçekleştirilen çalışma. )

- BELLEK = HÂFIZA = MEMORY[İng.] = MÉMOIRE[Fr.] = GEDÄCHTNIS[Alm.] = MEMORIA[dissil/f.]/RECUERDO[eril/m.][İsp.]

- BELLEK-GÖVDE(/NEDENSEL-GÖVDE) ile/ve/değil/yerine/< GÖVDE

- BELLEME(EZBERLEME) ile/yerine ÖĞRENME

- BELLETME ile BELLETMEN

- BEN > BEDEN'E" ile/değil/yerine/>< BEDEN > BEN'E (UYDURULMALI)

- BEN İSTEDİM DİYE değil SEN İSTER İSEN


- BEN OLMAYAN ile/ve/<> ÖTEKİ(LEŞTİRME)

- BEN, UZAYDA ile/ve/değil/||/<>/>/< UZAY, BENDE

- BEN ile KEŞKE

- ben = me[İng.] = JE[Fr.] = ICH[Alm.] = IO[İt.] = YO[İsp.] = EGO[Lat., Yun.] = ANÂ[Ar.] = MÄN[Fars.] = IK[Felm.]

- BENCE ile/değil/yerine "BANA ÖYLE/ŞÖYLE GELİYOR Kİ ..."

- BENCE ile/ve/değil/yerine BENİM/SENİN İÇİN, BANA/SANA GÖRE

- BENCE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KANAATİMCE

- [ne yazık ki]
!"BENCİL/LİK / BENCİL/LEŞMEK"
ile/değil/yerine/||/<>/< BİREY/LİK / BİREY(SEL)LEŞMEK

- BENCİLLEŞMEK ile BENCİLLEŞEBİLMEK ile BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK ile BENCİLCE

- BENDE[Fars.] ile KUL, KÖLE, BAĞLI [bkz. ABD(Ar.)]

( KUL, KÖLE, BAĞLI [bkz. ABD] )

- BENDENE[Fars.] ile/ve BENDÎME/BENDÎNE[Fars.]

( Giysinin bazı yerlerine dikilen düğme, kopça. İLE/VE Düğme, ilik. | Giysi yakasına ve kollarına açılan ufak delik. )

- BENDEN/SENDEN ile/yerine BENİMLE/SENİNLE

- SPOT DISTORTION[İng.] / DÉFORMATION DE LA TACHE[Fr.] / FLECKVERZERRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEK BOZULMASI

- LEKE[Osm.] / SPOT[İng.] / TACHE[Fr.] / FLECK[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEK

- BENGAL ile BENGALCE

- BEN-İM:
BENLİK
ile/ve/değil ÖZNE

( Kendini merkeze koymak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başkalarından/ötekilerden ayrı olan. )

- BENİM BİLE ..." ile/değil BENİM DE ...

- BENİM BİLE ile/değil/yerine BENİM DE ...

- BENİMSEME ile/ve/değil/yerine/<> İÇSELLEŞTİRME

- BENİMSEME ile KİŞİSELLEŞTİRME


- BENZALDEHYDE[İng.] / ALDÉHYDE BENZOÏQUE[Fr.] / BENZALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZALDEHİT

- BENZANILIDE[İng.] / BENZANILIDE[Fr.] / BENZANILID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZANİLİT

- BENZEDRINE[İng.] / BENZADRINE[Fr.] ile/değil/yerine/= BENZEDRİN

- BENZEME ile BENZEMEZ/LİK

- BENZENE DISULFONIC ACID[İng.] / ACIDE M-BENZÈNE DISULFONIQUE[Fr.] / M-BENZOLDISULFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN DİSÜLFONİK ASİT

- BENZENE HEXACHLORIDE[İng.] / HEXAKLORURE DE BENZENE[Fr.] / BENZOLHEXACLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN HEKAZKLORÜR

- BENZENE MONOSULPHONIC ACID[İng.] / ACIDE BENZÈNE MONOSULFONIQUE[Fr.] / BENZOL MONOSÜLFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN MONOSÜLFONİK ASİT

- BENZENE SULPHINIC ACID[İng.] / ACIDE BENZÈNE- SULFONIQUE[Fr.] / BENZEN SÜLFON SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN SÜLFİNİK ASİT

- BENZENE[İng.] / BENZOLE[Fr.] / BENZOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN

- BENZER ile BENZEŞEN ile BENZEŞİM ile BENZEŞLİK ile BENZEŞME ile BENZETİ ile BENZETME ile BENZEYİŞ


- BENZERSİZLEŞTİRME ile/ve/<> BİRİCİKLEŞTİRME

- BENZERSİZLEŞTİRME ile/ve/değil/yerine "FARKLILIK"/"ÖZGÜNLÜK" ATFETMEK

- BENZEŞME ve AYRIŞMA

- BENZEŞME ile BENZEŞMEZLİK

- ANALOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZETME/BENZEŞİM

- BENZETME ile "BENZETME"

- BENZETME ile BENZETMELİ

- BENZETME ile/||/<> ÇAĞRIŞIM

- BENZETME ile/ve/değil/||/<>/< "DOLAYLI (/KİŞİSEL/KEYFİ/ORANTISIZ) İLİŞKİ"

- BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< İLİŞKİ


- BENZETME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIM

( "Ağyârını câmî, efrâdını mânî." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ağyârını mânî, efrâdını câmî. )

- BENZETME değil YAKIŞTIRMA/N

- BENZETME ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

- ÖZELLİKLERDE:
BENZEYEN
ile/ve/<> BENZEMEYEN

- BENZIDINE[İng.] / BENZIDINE[Fr.] / BENZIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİDİN

- BENZYL ALCOHOL[İng.] / ALCOOL BENZYLIQUE[Fr.] / BENZYLALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL ALKOL

- BENZYL CHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL KLORÜR

- BENZYL CINNAMATE[İng.] ile/değil/yerine/= BENZİL SİNAMAT

- BENZYL THIOCYANATE[İng.] / THIOCYANATE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLTHIOCYANAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL TİYOSİYANAT

- BENZIL[İng.] / BENZILE[Fr.] / BENZIL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL


- BENZYLAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= BENZİLAMİN

- BENZYLALANINE[Fr.] / BENZYLANILIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLANİLİN

- ACETATE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLASETAT

- BENZYL BENZOATE[İng.] / BENZYLBENZOATE[Fr.] / BENZYLBENZOAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLBENZOAT

- BENZYL BROMIDE[İng.] / BROMURE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYLBROMID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLBROMÜR

- BENZILIC ACID[İng.] / ACIDE BENZILIQUE[Fr.] / BENZILSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLİK ASİT

- CINNAMATE DE BENZYLE[Fr.] / BENZYCINAMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLSİNAMNAT

- BENZINE[İng.] / BENZINE[Fr.] / BENZIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİN

- BENZOPHENONE[İng.] / BENZOPHÉNONE[Fr.] / BENZOPHENON[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOFENON

- BENZOIC ACID[İng.] / ACID BENZOIQUE[Fr.] / BENZOESÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOİK ASİT


- CHLORURE DE BENZOYLE[Fr.] / BENZOYLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOİL KLORÜR

- BENZOYL PEROXIDE[İng.] / BENZOYLPEROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOİL PEROKSİT

- BENZOINOXIME[İng.] / BENZOINOXIM[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOİNOKSİM

- BENZOQUINONE[İng.] ile/değil/yerine/= BENZOKİNON

- BENZOQUINONE[Fr.] ile/değil/yerine/= BENZOKİON

- PEROXYDE DE BENZOYLE[Fr.] ile/değil/yerine/= BENZOLL PEROKSİT

- BENZONITRILE[İng.] / BENZONITRILE[Fr.] / BENZONITRIL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZONİTRİL

- CHLORE DE BENÉRYLE[Fr.] / BENZOTRICHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZOTRİKLORÜR

- BENZOTHIOCARBIDE[İng.] ile/değil/yerine/= BENZOTRİOKLORÜR

- BERABERCE değil BİRLİKTE


- BERABER/LİK ile BERABERCE ile BERABERLİK MÜZİĞİ

- BERÂH[Ar.]:
Açık, işlenmemiş ve ağaçsız bölge.

- BERÂRÎ[< Ar. BERRİYYE] ile ÇÖLLER, SAHRALAR

( Çöller, sahralar. )

- BER-BÂD[Ar.] ile BER-BATT[Ar., Fars. YELDE]

( Perîşan, harap, viran. | Pis, fenâ, kirli. İLE Kaz göğüslü. | Lavuta/lavta adlı bir çalgı.[LYRE(Fr.)] )

- BERBAH[Ar.]/ÉPIDIDYME ile ERBEZİ ÜSTÜ

( Erbezi üstü. )

- BERBÂR/E[Fars.] ile CİHÂN-NÜMÂ[Fars.]

( Çardak, sundurma. | Tahtaboş. | Kameriye. | Evin damında bulunan oda. İLE Çatının üstünde her yanı gören taraça. | Dünyayı gösteren harita. | Kâtip Çelebi'nin kaleme aldığı Asya coğrafyası.[1654] [basım 1732, İbrahim Müteferrika] )

- BERBERINE[İng.] / BERBÉRINE[Fr.] / BERBERIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BERBERİN

- BERBER/LİK ile BERBERİ ile BERBERİCE ile BERBER BALIĞI ile BERBER SALONU ile BERBER KOLTUĞU

- BERDE[Ar.] ile BERDE/BENDE[Ar.]

( Mide dolgunluğu. İLE Tutsak, esir, köle, karavaş. )

- BERE ile BERE[Fars.] ile BERE[Fr. < BERET]

( Vurma ve incitme sonucunda, gövdenin herhangi bir yerinde oluşan çürük. | Herhangi bir şeyde görülen çizik, ezik. İLE Kuzu. İLE Yuvarlak, yassı ve sipersiz başlık. )

- BERE ile BERTİK

( Vurma ve incitme sonucunda, gövdenin herhangi bir yerinde oluşan çürük. | Herhangi bir şeyde görülen çizik, ezik. İLE Yara, bere. | İncinmiş, burkulmuş. | Deride mor leke, çürük. )

- BERE ile ŞAPKA

- BEREHREHE[Ar.]

( Çok güzel hanım. )

- BERELEMEK ile BERELENMEK ile BERELENEBİLMEK ile BERELEYEBİLMEK ile BERE ile BERELİ

- BERGE ile BERGÜ/BERİM
[<

( Değnek. İLE Borç. )

- BERGMANN'S RULE[İng.] değil/yerine/= BERGMANN YASASI

( Şekil olarak benzer iki gövdeden daha büyüğünün hacim başına daha düşük yüzey alanına sahip olduğunu ve bu nedenle kütle başına ısı kaybının daha az olduğunu; böylece büyük gövdelilerin daha soğuk iklimlerde, küçük gövdelilerin ise daha sıcak iklimlerde bulunma eğiliminde olduğunu ifade eden kural. Alman biyolog Carl Bergmann tarafından ileri sürülmüştür. Genelde sıcakkanlı hayvanlarla sınırlandırılsa da, modern bilimde soğukkanlı hayvanlar için de geçerli olabileceği görülmüştür.Sıcakkanlı bir hayvan olan insan türünün, kutuplara yakın yerlerde yaşayan Inuit, Aleut ve Sami kabileleri, orta enlemlerde yaşayan insanlara göre ortalama bazında daha ağırdırlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- BERHANE[Ar.] ile/ve/||/<> METRUK[Ar.]

- BERİL ile BERİLYUM[Be]

( Doğada, altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat. iLE Atom sayısı 4, yoğunluğu 1.73 olan, zümrüt gibi kimi taşların bileşiminde bulunan, havanın etkisine karşı ince bir oksit tabakasıyla kaplı öğe/element. )

- BERYLLIUM ACETATE[İng.] / ACETATE DE BÉRYLLIUM[Fr.] / BERYLLIUM ACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BERİLYUM ASETAT

- BERYLLIUM BROMIDE[İng.] / BROMURE DE BÉRYLLIUM[Fr.] / BERYLLIUM BROMID[Alm.] ile/değil/yerine/= BERİLYUM BROMÜR


- BERYLLIUM CARBONATE[İng.] / CARBONATE DE BERYLLIUM[Fr.] / BERYLLIUMKARBONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BERİLYUM KARBONAT

- BERYLLIUM CHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE BERYLLIUM[Fr.] / BERYLLIUM CHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BERİLYUM KLORÜR

- BERİT/MENZİL ile/ve MERHALE

( 4 Fersah. İLE/VE 2 Berit.[8 Fersah] )

- BERİYYE

( ÇÖL, KIR, SAHRÂ | HALK, BİREYLER )

- BERİYYE[Ar.] ile NÂS[Ar.]

- BERKOVİCH SPACE ile/||/<> FORMAL SCHEME

( Berkovich space non-archimedean analitik geometriyken İLE formal scheme formsal tamamlanma geometrisidir )
( Formül: Berkovich spectrum )

- BERLIN BLUE[İng.] / BLUE DE PRUSSE[Fr.] / BERLINER BLAU[Alm.] ile/değil/yerine/= BERLİN MAVİSİ

- BER-MÛCEB-İ ÂTÎ ile/||/<> BER-MUTÂD ile/||/<> BU DAHİ ile/||/<> BEYNİNDE ile/||/<> MÜTESÂVİYEN

( Aşağıda geleceği gibi, aşağıda ifade olunacağı üzere. İLE/||/<> Alışılageldiği üzere, devamlı yapılagelen yönteme göre. İLE/||/<> Bu da bir öncesi gibi, yukarıda geçenin aynısı. İLE/||/<> Arasında, aralarında. İLE/||/<> Eşit olarak. )

- BERNOULLİ NAZARİYESİ[Osm.] / BERNOULLI THEORY[İng.] / THÉORIE DE BERNOULLI[Fr.] / BERNOULLISCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BERNOULLİ KURAMI

- BERRÜSTE[Fars.]

( Kavun, karpuz, çayır, çimen gibi dal budak salıp yükselmeyen bitkiler. )

- BERTHELOT'S EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT DE BERTHELOT[Fr.] / BERTHELOTSCHE ZUSTANDSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BERTHELOT HAL DENKLEMİ

- BERTHELOT-THOMSEN PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE BERTHELOT-THOMSEN[Fr.] ile/değil/yerine/= BERTHELOT-THOMSEN İLKESİ

- BERTRAND LENS[İng.] / LENTILLE DE BERTRAND[Fr.] / BERTRAND-LINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BERTRAND MERCEĞİ

- BERVÂZE[Fars.] ile BESÎM[Fars.]

( Gezinti için tertiplenen yemek. İLE Hazırlık, yol/sefer hazırlığı. | Yol azığı. )

- BERVECH-İ ÂDE ile/ve/||/<> BERVECH-İ ÂTÎ/ZÎR ile/ve/||/<> BERVECH-İ BÂLÂ ile/ve/||/<> BERVECH-İ MÂRUZ ile/ve/||/<> BERVECH-İ PEŞİN

( Âdet olduğu üzere. İLE/VE/||/<> Aşağıda olduğu gibi, aşağıda görüleceği üzere. İLE/VE/||/<> Yukarıda olduğu gibi, yukarıda görüldüğü üzere. İLE/VE/||/<> Bildirildiği gibi, arz olunduğu üzere. İLE/VE/||/<> Peşin olarak. )

- BEŞ VAKİT:
SABAH
ve/ ÖĞLE ve/ İKİNDİ ve/ AKŞAM ve/ YATSI

- PENTAVALENTE[Fr.] / FÜNFWERTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= BEŞDEĞERLİKLİ

- BEŞERE[Ar.]

( İnsan derisinin dış tabakası. )

- BESIDE :/yerine YANINDA

- BESİDOKU, ENDOSPERMA = SÜVEYDÂ = ENDOSPERME


- BEŞİK/LİK ile BEŞİKÇİ/LİK ile BEŞİK ÖLÜMÜ ile BEŞİK KERTME ile BEŞİK KERTİĞİ ile BEŞİK SALINCAK