| ...E ve ...E | (E ile biten FaRkLaR...)

- İLİŞKİLİ ile/ve/<> BÜTÜNLÜKTE

- İLK DÜĞME ile/ve/||/<>/> SONRAKİ DÜĞMELER

( İlk ilikleme yanlışsa gerisi de yanlış olacaktır. )

- İLK ERGİNLEŞME ile/ve/||/<>/> İKİNCİ ERGİNLEŞME ile/ve/||/<>/> ERGENLİK ile/ve/||/<>/> ERİŞKİNLİK ile/ve/||/<>/> YETİŞKİNLİK ile/ve/||/<>/> OLGUNLUK

( 4 yaşında. İLE/VE/||/<>/> 9 yaşında. İLE/VE/||/<>/> 13-15 yaşında. İLE/VE/||/<>/> 18-21 arasında. İLE/VE/||/<>/> 21-24 sonrasında. İLE/VE/||/<>/> 40 yaşından sonra. )

- İLK FELSEFE ile/ve İKİNCİ FELSEFE

( Metafizik. İLE Fizik. )

- İLK "GECE"

- İLK HAMAMNÂME

- SÜRAT-İ EVVEL[Osm.] / VITESSE INITIALE[Fr.] / ANFANGSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLK HIZ

- İLK İLKE ile/ve/||/<>/< EVREN ile/ve/||/<>/< İNSAN

( Kişi, evrenin kilit taşıdır. )
( ... İLE/VE/||/<>/< Büyük insan. İLE/VE/||/<>/< Küçük evren. )

- İLK KONULU TÜRK FİLMİ:
PENÇE
ve/||/<>/> CASUS

( Sedat Simavi[1917] )

- MEBDE[Osm.] / POSITION INITIALE[Fr.] / ANFANGSPOSITION, ANFANGSSTELLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLK KONUM


- İLK KOPYA (ÇEKME)

- İLK KORKU[PRIMAL FEAR] ile/ve/||/<>/> UNBREAKABLE ile/ve/||/<>/> SPLIT ile/ve/||/<>/> GLASS

( Dört filmi de sırasıyla izlemenizi salık veririz... )
( | )

- İLK MÜZE

- İLK ÖĞE

- İLK ÖNEMSENMEME

- İLK SEVİŞME

- İLK SÛRE

- İLK TELEVİZYON İZLEYEMEME

- İLK YARDIMDA, AĞIZ/BOĞAZ DENETİMİ/KONTROLÜ:
ÇOCUKTA
ile/ve/||/<> BEBEKTE

( İşaret parmağıyla. İLE/VE/||/<> Serçe parmağıyla. )

- İLK YARDIMDA ARAÇ ÖNLEM ARALIĞI:
KENT İÇİNDE
ile/ve/||/<> TEM'DE

( 50 m. İLE/VE/||/<> 100 m. )

- İLK YARDIMDA ÖNCELİKLİLER:
YETİŞKİNDE
ile ÇOCUKTA/BEBEKTE

( Kalbin çalışmasını sağlamak.[Yetişkinde: Çift el ile. | Çocukta: Tek el ile.] İLE Solunumunu sağlamak. )

- İLK YARDIMDA:
SOLUK VERME
ve/||/<>/> KALP MASAJI

( İki kere. VE/||/<>/> Otuz kere.[Kalp çalışıncaya kadar, tıbbî yardım gelene kadar ve yalnızsak, yoruluncaya kadar] )

- İLK YARDIMIN TEMELİ(KBK):
KORUMA
ile/ve/||/<>/> BİLDİRME ile/ve/||/<>/> KURTARMA

- İLKE ile/ve/||/<>/>/< ARKE ile/ve/||/<>/>/< ERKE

- İLKE ile/ve BELİT/AKSİYOM

( Fizik'te. İLE/VE Matematik'te. )
( ... İLE/VE Geriye götürülemeyen ilke. )
( On physics. WITH/AND On mathematics. )

- İLKE ile/ve/<> BÜTÜNSELLİK/BÜTÜNLÜK

- İLKE ile/ve/||/<> DAYANAK

- İLKE ile/ve/değil DOĞRU

- İLKE ile/ve/<> DÖNÜŞÜM

- İLKE ile/ve/||/<> DÜZEN

( İlkelerimizin ışığında dünyaya katılamazsak, ilkelerimize karşın dünyaya katılmak zorunda kalırız. )
( Olgun kişiler, ilkesiz davranmaktan vazgeçerek kendilerine olan güveni ve meziyetlerini sağlamlaştırır. )

- İLKE ile/ve/||/<> ERDEM

- İLKE ve/=/<>/> HAKİKAT

- İLKE ile/ve/||/<>/< İSTİKRAR[Ar.]

- İLKE ile/ve KIBLE

- İLKE ile/ve/<> KİŞİ/İNSAN

( Bazen, bir ilke için herkesten, bazen bir kişi/insan için tüm ilkeler(imiz)den vazgeçebiliriz/vazgeçebilmeliyiz! )

- İLKE ile/ve/||/<> KURUM

- İLKE = MEBDE, UMDE = PRINCIPLE[İng.] = PRINCIPE[Fr.] = PRINZIP, GRUNDSATZ[Alm.] = PRINCIPIUM[Lat.] = ARKHE[Yun.] = PRINCIPIO[İsp.]

- İLKE ile/ve/<> ÖNKABUL

- İLKE ile/ve REFERANS

- İLKE ve/<> SİMGE

( İp. VE/<> Uçurtma.
İlke[ip] yoksa simge[uçurtma] da olmaz. )

- İLKE ile/ve/<> SIRADÜZEN

- İLKE ile/ve/||/<> TROPLAR

( ... İLE Antik Çağ kuşkucularının varolanlar hakkında nesnel bilgi edinebilmenin olanaksızlığını kanıtlamak için kullandıkları ilkeler. )

- İLKE ve/||/<>/= ÜST SOYUTLAMA

- İLKE ile/ve/||/<>/>/< UYUM

- İLKE ile/ve VARSAYIM

- İLKE ile/ve/||/<> ZEMİN

- PRIMITIVE LATTICE[İng.] / RÉSEAU PRIMITIF[Fr.] ile/değil/yerine/= İLKEL ÖRGÜ

- İLKEL = İPTİDAİ = PRIMITIVE[İng.] = PRIMITIF[Fr.] = PRIMITIV[Alm.] = PRIMITIVUS < PRIMUS[Lat.] = PRIMITIVO[İsp.]

- MADDE-İ İPTİDAİYE[Osm.] ile/değil/yerine/= İLKELER NESNE

- İLKELLEŞMEK ile İLKELLEŞTİRMEK ile İLKEL/LİK ile İLKELCE ile İLKELCİ/LİK ile İLKEL TOPLUM ile İLKEL MEMELİLER


- AUSGANGSSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= İLKEN NESNE

- İLKÖRNEK = ENMUZEC-İ EVVEL = ARCHETYP[İng.] = ARCHÉTYPE[Fr.] = ARCHETYP[Alm.] = ARKHÉTYPOS[Yun.]

- İLLE ile İLLET ile İLLETLİ/LİK ile İLLE VELAKİN

- ILLEGIBLE vs. ELIGIBLE

- İLLET ile İLKE

- İLLET-İ MADDİYE ile/ve İLLET-İ SÛRİYE ile/ve İLLET-İ FAİLE ile/ve İLLET-İ GAİYE

( Ne'den/Hangi şeyden? İLE/VE Nasıl?/Ne surette? İLE/VE Kim? İLE/VE Ne için/Niçin? )

- İLLET'TEN MALÛL'A ile MALÛL'DAN İLLET'E

( Delil. İLE Burhan-ı İnnî. )

- ILLIPE[İng.] ile/değil/yerine/= İLLİPE

- ILLUSTRATE :/yerine ÖRNEKLEMEK

- ILLUSTRE ile/ve CARDINALE ile/ve REGALE ile/ve CURIALE

( Işık saçan dil. İLE/VE
Kılavuz ve kural işlevi gören dil. İLE/VE
Ulusal bir hükümdarlığın sarayında yer almaya lâyık dil. İLE/VE
Hükümetin, yargının, bilgeliğin dili. )

- İLLÜZYONİST[Fr. < ILLUSIONISTE] değil/yerine/= GÖZ BAĞCI

- İLLÜZYONİZM[Fr. < ILLUSIONISME] değil/yerine/= GÖZ BAĞCILIK

- ILMEHITE[İng.] ile/değil/yerine/= İLMENİT

- İLMİ EĞİTİM ve/<> İRFÂNÎ TERBİYE

- İLTİFAT ile/ve KİNÂYE

- İLÜZYON değil/yerine GÖZBAĞI

- ILVAITE[İng.] / ILVAIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLVAİT

- İMÂ ile/ve/||/<> KİNÂYE

- IMAGE :/yerine İMAJ, GÖRÜNTÜ

- IMAGINARY vs. IMAGINATIVE


- IMAGINE :/yerine HAYAL ETMEK

- İMAJ/IMAGE[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜ | İMGE

- IMAGE STONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAJ TAŞI

- İMÂLATHANE değil/yerine/= İŞLEYİMEVİ

- İMÂLE[Ar.] ile İMÂLE[Ar.]

( Meylettirme, bir tarafa eğme, yatırma. | Vezne uydurmak için, kısa heceyi gereğinden fazla uzun okuma. İLE [eskiden] İşçilere ödenen gündelik ücret. )

- ÎMÂLE[< MEYL] ile MEYL

( Bir tarafa eğme, yatırma, meyl ettirme. | Ölçüye/vezne uydurmak için kısa heceyi, gereğinden fazla uzun okuma. İLE/< Gönül akışı, sevme. | Hareketin başlangıcı.[Eğilim değil!] )

- İMÂLE ve ZİHÂF

( ... VE İbarede uzun okunması gereken bir sesli harfin vezin zorunluluğuyla kısa okunması. )

- İMAM[Ar.] ile/||/<> HALİFE[Ar.]

- İMAME ile İMAMET

- İMÂME[Ar.] ile İMÂMET[Ar.]

( Sarık. | Tespih, çubuk gibi şeylerin baş tarafına geçirilen, çoğu kehribardan yapılmış olan uzunca bölüm, başlık. | Fildişi oyma ve kakmalarda görünüşü tâcı ve imâmeyi andıran motif. İLE İmamlık. )

- İMÂMET ile İMÂM[< EİMME]

- İMAN ve/<> MÜŞÂHEDE

( Bağlanırsın. VE/<> Nefsinle, iman edilir ve kemâl olunur. )

- İMAN ile/ve/<> SALİH AMEL ile/ve/<> HAKKI TAVSİYE ile/ve/<> SABRI TAVSİYE

- IMAZINE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAZİN

- İMECE ile FASON(/FERLAKS SİSTEMİ-FRANSIZ/PUTTING-OUT SİSTEMİ)

- İMECE ile KERMES

- İMECE ve/||/<> KUBAŞMAK

( Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi. | Çok sayıda kişinin toplanıp el birliğiyle birinin ya da bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi. VE/||/<> İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak. )

- İMGE = HAYAL = IMAGE[İng., Fr.] = BILD, VORSTELLUNG[Alm.] = IMAGEN[İsp.]

- İMGE ile İÇGÖRÜ

- İMGE ile/>< İLKE

( Çoğaltır. İLE Azaltır. )

- İMGE ile/ve/<> İMGE

( Patlayana kadar zamanla dolu olan. )

- İMGE/LEME ile/ve/||/<> NESNE TAKLİDİ

- İMGE ile/ve SİMGE

( Zihinde ve zihnin tanımlanamaz ayrıntılarındaki/derinliklerindeki karşılığı/varlığı. İLE/VE
Zihindeki ayrıntıların ve kombinasyonların işaret, çizim, resim ve fotoğraflandırılmış, kesifleştirilmiş(kabalaştırılmış) hali. )
( ... İLE/VE Çoklu yorum. )
( Eylem'e yöneliktir. İmgelediğine yönelir. İLE/VE Düşünme'ye yöneliktir. )
( ... İLE/VE İnsan için en temel simge, cogito kaynaklı "ben" simgesidir. )
( ... İLE/VE * Yansıtıcıdır.
* Gösterirken gizleyen bir özelliğe sahiptir.
* İzleyiciyi düşünsel etkinliğe çağırır.
* Temsil ettiği soyut ve aşkın değerlerin anımsanmasını, anlaşılmasını ve paylaşılmasını sağlayan bir anahtardır.
* Bilenler arasında tanıma, tanışma ve anlaşma aracı olarak işlev görür.
* Belirli bilgi ve anlayışı, âşina olmayanların zihninden gizler ve âşina olanlara açar.
* Sezginin ve keşfin anahtarıdır.
* Arketipleri(ilk örnekleri) gösterdiği gibi onları yeniden üretir. )
( ... İLE/VE Zamandan ve mekândan bağımsız bir hakikati gösterirler.[Zaman-mekânı aşkın bir ide/ilke'yi gösterebilmek sadece simge ile olanaklıdır.] )
( ... İLE/VE Farklı zaman ve mekânda ortak doğası olan nesneleri gösterebilmesidir. )
( ... İLE/VE 3 temel özelliği...
* Bir ilkeyi gösteriyor olması.
* Farkları birliğe getirmesi.
* Çok anlamlılığa açık olması. )
( ... İLE/VE "Zamanda olan"ı, "zamana aşkın olan" ilişkilendirmede önemli bir rol oynar. )

- İMGE ile/ve/değil/<> SİMGE

( Zihinde ve zihnin tanımlanamaz ayrıntılarındaki/derinliklerindeki karşılığı/varlığı. İLE/VE/<>
Zihindeki ayrıntıların ve kombinasyonların işaret, çizim, resim ve fotoğraflandırılmış, kabalaştırılmış[kesifleştirilmiş] hali. )
( [eski dönemlerde][> İMGE] IMAGO: Ölen (önemli) kişinin/kralın, -ölmeden önce- balmumundan yapılmış sûreti. | Çifte varoluş, ölümle yaşam arasında varolan. [Ölüme de gönderme yapan!] İLE/VE/<> ... )
( [M.S. I. yüzyıldaki kayıtlardan] Uzaklara giden sevdiği kişinin gölgesinin hatlarını/konturunu çıkarma. İLE/VE/<> ... )
( [modern dönemde] Anlamı, kendine sabitleyen, öznesine göndermeyen. [TEMSİL | İng. REPRESENTATION] İLE/VE/<> ... )
( Buluşturan/buluşturur. İLE Ayrıştıran/ayrıştırır ve buluşturan/buluşturur. )
( Kavramayı sağlatan. İLE Birliği sağlatan. )
( Aklın bilgiye ve hikmete kavuşması, neredeyse tüm uygarlıklarda ortak olarak Güneş, Işık, Nur simgeleri ile belirtilmektedir. )
( İmgeleme ve arzunun son bulmasıyla birlikte varlık da sona erer ve şu ya da bu oluş saf varoluşla kaynaşıp birleşir, ki onu tarif olanaklı değildir, o ancak yaşanabilir. )
( İşitilen ve okunan sözler ancak zihnimizde imgeler yaratır fakat biz zihinsel bir imge değiliz. )
( Gerçek olmayanı yaratan imgelemedir, onu devam ettiren ise arzudur. )
( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )
( Simgeler, tek bir anlama indirgenemez. )
( Simgenin imgesi olmaz ama imgenin simgesi olur. )
( Zihnimizin aynasında imgeler görünür ve kaybolur. Ayna kalır. )
( RÂBITA: İmge ile simgenin buluşturulması. )
( Sürekli dolaşımda olan/kalan/bırakılan. [JACQUES DERIDA (ö. 1930)] )
( The innards created by imagination and perpetuated by desire.
Words, heard or read, will only create images in your mind, but you are not a mental image.
You are the power of perception and action behind and beyond the image.
In the mirror of your mind images appear and disappear. The mirror remains. )

- İMGELEM = MUHAYYİLE = IMAGINATION[İng., Fr.] = EINBILDUNGSKRAFT[Alm.] = IMAGINATIO[Lat.] = PHANTASIA[Yun.] = IMAGINACIÓN[İsp.]

- İMGELEMEK ile İMGELENMEK ile İMGE ile İMGECİ/LİK ile İMGELİ ile İMGESEL/LİK

- IMHOFF SLUDGE[İng.] / IMHOFF SCHLAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= İMHOFF ÇAMURU

- IMIDAZOLE[İng.] / IMIDAZOLE, GLYOXALINE[Fr.] / IMIDAZOL, GLYOXLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOL

- IMIDAZOLETRIONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLETRİON

- HYDRATION, IMIDAZOLEDIONE[İng.] / HYDRATATION[Fr.] / HYDRATION, HYDRATATION[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLİDİON, HİDRASYON, HİDRATASYON


- IMIDAZOLONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLON

- IMIDO CARBAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDO KARBAMİT

- IMINE[İng.] / IMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİN

- IMINONTIRILE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİNO NİTRİL

- IMIPROMINE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİPRAMİN

- IMIDE CHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİT KLORÜR

- IMIDE[İng.] / IMIDE[Fr.] / IMIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİT

- IMMATÜR/IMMATURE[İng.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMAMIŞ

- IMMEDIATE :/yerine DERHAL, HEMEN

- IMMIGRATE vs. EMIGRATE


- IMMOBIL/IMMOBILE[İng.] değil/yerine/= HAREKETSİZ

- IMMOBİLİZASYON/IMMOBILIZATION[İng.] değil/yerine/= SABİTLEME

- IMMÜN/IMMUNE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIK

- IMMUNOFLUORESCENCE ile/||/<> IMMUNOHISTOCHEMISTRY

( Immunofluorescence floresan işaretleme kullanırken İLE immunohistochemistry enzim işaretleme kullanır )
( Formül: Antikor lokalizasyon )

- IMMÜNOSÜPRESİF/IMMUNOSUPPRESSIVE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BASKILAYICI

- İMMUNOTERAPİE ile/||/<> KEMOTERAPİ

( İmmunoterapie bağışıklık sistemini kullanırken İLE kemoterapi doğrudan hücre toksisitesi sağlar )
( Formül: Checkpoint inhibitor )

- IMMUTABLE[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞMEZ

- IMPERIAL JODE[İng.] ile/değil/yerine/= İMPARATOR YEŞİMİ

- İMPARATOR[İt. < IMPARATORE] değil/yerine/= İLHAN

- İMPARATORLUK ile İMPARATORLUK İYİLİKLERİ ile EMPERYALİZM ile EMPERYALİST ile EMPERYALİST ile TEHLİKE ile BUYURGAN ile BUYURGAN BİR ŞEKİLDE


- IMPATT DIODE[İng.] / DIODE D'IMPATT[Fr.] / IMPATT-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= IMPATT DİYOT

- İMPEDANS/IMPEDANCE[İng.] değil/yerine/= DİRENÇ

- IMPERIALINE[İng.] / IMPERIALIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMPERİALİN

- İMPERMEABL/IMPERMEABLE[İng.] değil/yerine/= GEÇİRİMSİZ

- İMPLİSİT BİLGİ/IMPLICIT KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= ÖRTÜK BİLGİ

- IMPORT and DISCOUNTED IMPORTS and IMPORT LEVY and IMPORT REGIME and IMPORT SUBSTITUTION and SAFETY CONTROLS ON IMPORTS and SUBSIDISED IMPORTS

( İthalat. VE Dampingli ithalat. VE İthalat prelevmanı. VE İthalat rejimi. VE İthalat ikâmesi. VE İthalattaki güvenlik kontrolleri. VE Sübvansyonlu ithalat. )

- IMPORTANCE :/yerine ÖNEM

- IMPORTANT vs. SPECIAL/PRIVATE

- IMPOSE :/yerine DAYATMAK

- IMPOSSIBLE :/yerine İMKANSIZ


- IMPRESSIVE :/yerine ETKİLEYİCİ

- IMPROVE :/yerine GELİŞTİRMEK

- IMPROVEMENT :/yerine GELİŞME, İYİLEŞME

- İMPULS/IMPULSE[İng.] değil/yerine/= UYARI | DÜRTÜ

- İMPULS[İng. < IMPULSE] değil/yerine/= UYARIM/UYARAN

- IMPULSE and/||/<>/> AFFECT and/||/<>/> COGNITIVE

- İMPULSİF/IMPULSIVE[İng.] değil/yerine/= DÜRTÜSEL

- İMRENMEK ile İMRENİLMEK ile İMRENDİRMEK ile İMREN ile İMRENCE

- İMTİZÂC[< MEZC] ile KARIŞABİLME | BİRBİRİNİ TUTMA, UYGUNLUK | UYUM SAĞLAMAK, İYİ GEÇİNME

- (not IN AVERAGE) ON AVERAGE


- IN FUTURE vs. IN THE FUTURE

- IN SITU[İng.] değil/yerine/= YERİNDE

- IN THE BALANCE vs. ON BALANCE

- IN THE TERM OF CHANGE vs./and NOT IN THE TERM OF CHANGE

- IN TIME vs. ON TIME

- IN VIVO EKSPOJUR[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMADA KARŞI KARŞIYA GELME

- IN :/yerine İÇİNDE

- İNÂBET ile/ve EVBE

- İNAK = NASS = DOGMA[İng., Alm.] = DOGME[Fr.] = DOGMA[Yun.]

- İNAKTİF/İNACTIVE[İng.] değil/yerine/= EYLEMSİZ | ETKİSİZ


- İNAKTIVASYON/INACTIVATION[İng.] değil/yerine/= ETKINSİZLEŞME

- İNAN = İMAN = FAITH[İng.] = FOI[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FIDES[Lat.] = FE[İsp.]

- [İNANÇ +] İLİM ile/ve/||/<> İRFAN ile/ve/||/<> HÜZÜN ile/ve/||/<> NEŞE ile/ve/||/<> [bunlar yoksa]

( Hikmet. İLE/VE/||/<> Rahmet. İLE/VE/||/<> Zarâfet. İLE/VE/||/<> Muhabbet. İLE/VE/||/<> Şiddet. )

- İNANÇ(İTİKAT) ile/ve/değil/yerine/<>/>< MÜŞÂHEDE

- İNANÇ ile/değil/yerine İLKE

- İNANÇ = İTİKAT = BELIEF[İng.] = CROYANCE[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FE, CREENCIA[İsp.]

- İNANÇ ile/ve/değil/||/<>/< KURUNTU/VEHİM

- İNANÇ/SIZLIK ile/ve/||/<> KUŞKU/ŞÜPHE

( Ne çıplaklık, ne dağınık saçlar, ne pislik, ne günlerce oruç tutmak, ne yerde yatmak, ne de bağdaş kurarak saatlerce bir yerde oturmak, kuşku ve isteklerden arınmamış bir kişiyi kurtarmaz. )

- İNANMA +/+/+ BİLME +/+/+ DÜŞÜNME +/+/+ GÜZELLİK

( Din. + Bilim. + Felsefe. + Estetik. )

- İNANMAK ile/ve KUŞKU/ŞÜPHE


- İNAT yerine İRÂDE

- İNATLA değil/yerine/= DİRETİYLE

- INCANDESCENCE[İng.] değil/yerine/= AKKORLUK

( Bir cismin sıcaklığından dolayı ışık yaymasıdır. Bir nesne yeterince sıcak olduğunda kızılötesi ve ultraviyole radyasyon gibi diğer elektromanyetik radyasyon biçimlerinin yanı sıra görünür ışık da yayar. Bunun nedeni, nesnenin yüksek sıcaklığının atomlarının ve moleküllerinin hızla titreşmesidir. Atomlar birbirleriyle çarpıştıklarında ya da uyarıldıktan sonra normal konumlarına döndüklerinde ışık yayabilirler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- INCAPABLE vs. UNABLE

- İNCE DERİ, ZAR = ZAR = MEMBRANE

- THIN FILM CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMSTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DEVRESİ

- THIN FILM RESISTOR[İng.] / RÉSISTANCE EN FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DİRENÇ

- THIN FILM TRANSDUCER[İng.] / TRANSDUCTEUR À COUCHE MINCE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DÖNÜŞTÜRÜCÜ

- THIN FILM CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR DU FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM SIĞASI

- THIN FILM TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM TRANSİSTOR


- THIN FILM SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM YARI İLETKEN

- THIN FILM[İng.] / FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILM[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM

- İNCE ÜNLÜ/RAKİK/RİKKAT ile/||/<> KALIN ÜNLÜ/İŞBA ile/||/<> KALIN ÜNLÜYE EĞME/İŞBA ile/||/<> REF ile/||/<> ÜNLÜ ALAN ile/||/<> ÜNLÜ ALMAYAN ile/||/<> ÜNLÜLENME

( Ağız boşluğunun ön bölümünde oluşan ünlüler (e, i, d, ü). | Yuvarlama. İLE/||/<> Ağız boşluğunun art bölümünde oluşan ünlüler (a, ı, o, u). İLE/||/<> Vezin gerektirdiğinden, sözcüğe bir yazaç ekleyerek ya da yazacı eğerek uzatmak. İLE/||/<> Bir sözcüğü zammeli[ötre - yuvarlak ünlülü (o, ö, u, ü)] okuma. İLE/||/<> Sesçil imlerden birini alan yazaç. İLE/||/<> Sesçil im almamış yazaç. İLE/||/<> Vezinde söz konusu olan ünsüzler ve ünlüler dışında olan, okunuşta veznin içine katılan ve anlamı değiştiren bir dizi ünlünün eklenmesi. )

- FINE STRUCTURE CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE STRUCTURE FINE[Fr.] / FEINSTRUKTURFAKTOR, FEINSTRUKTURKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE YAPI SABİTİ

- FINE STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE FINE[Fr.] / FEINSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE YAPI

- İNCE ve/||/<> İNCİ

- İNCE ile/ve ÜST

- İNCE ile/ve/<> ZAYIF

- İNCEDEN ile İNCEDEN İNCEYE

- İNCELEMEK ile DENETLEME ile MÜFETTİŞ


- İNCELİK ve/||/<>/> İNCİNME

- İNCELİK ile NARİN ile NAZİKÇE

- İNCE/LİK ile/ve/||/<> SEYREK/LİK

- İNCELME ile BİLLURLAŞMA

- İNCELME ile/ve/||/<>/> KESKİNLEŞME ile/ve/||/<>/> YETKİNLEŞME

- İNCELME ile/ve SEYRELME

- İNCELME ile/ve/<> SİLİKLEŞME

- İNCELTME (SİMGESİ) ile/ve/||/<>/< İNCELİK

- İNCELTME ile İNCELTME İŞARETİ

- INCENTIVE :/yerine TEŞVİK


- İNCİR ile İNCİRSİ MEYVE

( ... İLE Gerçek bir meyve olmayan, yumurtalardan değil çiçeklikten oluşan, incire benzer meyve. )

- INCITEMENT vs. PROVOKE

- İNCİTME! ve/||/<>/> İNCİNME!

( Hz. Musa. VE/||/<>/> Hz. İsa. )
( İlk dersimiz. VE/||/<>/> Son dersimiz. )

- INCLUDE :/yerine DAHİL ETMEK

- INCLUSIVE[İng.] değil/yerine/= İÇLEYİCİ

- INCOME vs. INCREMENT vs. PROFIT vs. REVENUE

- INCOME :/yerine GELİR

- INCOMPLETE DOMINANCE[İng.] değil/yerine/= EKSİK BASKINLIK

( Bir alel ifade edilmezken öbür alelin normal bir biçimde ifade edilmesi sonucu fenotipin alellerden normalde olması gerektiğinden daha az dozda etkilenmesi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- INCORPORATE :/yerine BİRLEŞTİRMEK

- INCREASE :/yerine ARTIRMAK


- INCREDIBLE vs. IMPLAUSIBLE vs. UNBELIEVABLE

- INCREDIBLE :/yerine İNANILMAZ

- INDACAINE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDAKAİN

- INDAMINE[İng.] / INDAMINE[Fr.] / INDAMINE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDAMİNE

- INDANDIONE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDANDİON

- INDANTHRENE[İng.] / INDANTRÈNE[Fr.] / INDANTHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDANTREN

- INDAZOLE[İng.] / INDAZOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDAZOL

- 'INDE[Ar.] ile MA'A[Ar.]

- İNDEKS VAKA/INDEX CASE[İng.] değil/yerine/= İLK GÖSTERGE OLGU

- İNDEKS ile İŞARET PARMAĞI ile DİZİN NUMARASI ile İNDEKSLEME


- İNDEKS/LEME / ENDEKS/LEME / INDEX[İng.] değil/yerine/= DİZİNLEME | LİSTE | İŞARET | GÖSTERGE

- INDENE[İng.] / INDÉNE[Fr.] / INDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDEN

- INDEPENDENCE :/yerine BAĞIMSIZLIK

- INDEPENDENCE ile/||/<> CORRELATION

( Independence P(A∩B)=P(A)P(B) İLE correlation linear ilişki. )
( Formül: Probability İLE linear relationship )

- INDEPENDENT VARIABLE[İng.] değil/yerine/= BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN

- INDICATE :/yerine BELİRTMEK

- İNDİFA[Ar.] değil/yerine/= PÜSKÜRME

( Yanardağlardaki püskürme. | Kızamık, kızıl vb. sayrılıklarda, gövdede kırmızı lekeler görülmesi. )