| ...E ve ...E | (E ile biten FaRkLaR...)

- DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/> DÜŞÜNCE

( Yaşam. İLE/VE/||/<>/> Yaşam(/a/k). )
( Düşünce damlacıklarıyla doldurulan havuzda yüzmek. İLE/VE/||/<>/> Kişinin[düşünenin/düşünmesi gerekenin], suyun üstünde (yaşamda) kalmasını sağlayan kaldırma gücünü sağlayan yasa/zorunluluk/gereklilik. )
( Bilinenleri, bilinmeyenlere götürebilecek biçimde düzenlemek. )
( Sonsuz olanaklılıklar. )
( Her şey düşünce ile başlar. )
( Düşün-ce: Yukarıdan düşünce/inince sende ortaya çıkan. )
( Bir yerini/dizini incitmeyen düşünmeye başlamaz kolay kolay. )
( Düşünme ifade edilerek düşünce haline getirilmiş olur. )
( Aklın bilinen ile bilinmeyen arasındaki hareketidir. )
( Düşünme süreci tamamlandığında, yani anlamlı bir bütünlük oluşturulduğunda, soruya yanıt verilir. )
( Düşünmeyi kesmek zorunda değilsiniz, sadece ilgilenmeyi kesin. )
( Düşüncelerinizi gözleyin, düşüncelerinizi gözlemekte olan kendinizi gözleyin. )
( Düşüncelerinizi sokak trafiğini seyreder gibi seyredin. )
( Rüyanızda bir çölde susuzluktan ölmekte olduğunuzu görürken, başucunuzda duran bir bardak suyun size yararı olmadığı gibi. )
( Düşüncelere sarılmayın yeter. )
( Zihin fukara olunca, fikir ukala olur! )
( Tefekkür, müşâhede ile olur. )
( Kendi düşünce berraklığınıza, amaçtaki safiyetinize ve eylemdeki dürüstlüğünüze güvenin. )
( Düşünmenin hakkını verirsen, düşünme de senin hakkını sana teslim eder. )
( Düşünmek için sükûnete gereksinim vardır. )
( el-NAZAR: Düşünmek, aklın, bilinmeyenden bilinmeyene doğru yaptığı harekettir. )
( Düşüncenin nesnesi, düşüncenin içindedir. )
( Watch your thoughts and watch yourself watching the thoughts.
You need not stop thinking. Just cease being interested.
Watch your thoughts as you watch the street traffic.
Just like the glass of water near your bed if of no use to you, when you dream that you are dying of thirst in a desert.
Don't hold on, that is all.
Rely entirely on your clarity of thought, purity of motive and integrity of action. )
( DÜŞÜNCE ÜZERİNE BAZI SÖZLER

Her şey düşünce ile başlar.

O, gelecek kuşakların faydalanabilmesi için ağaç diker.

Düşünce, okumuş bireylerin çalışmasıdır. Hayal görmek ise onların zevki.

Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.
Düşünce yel, bilgi yelken, insanlık da kayığın kendisidir.

Düşünce ve pratik, yavaş yavaş her sanatı ilerletir.

Düşüncelerine hakim olamayanlar kısa zaman sonra davranışlarına da hakim olamazlar.

Düşüncelerini iyi kolla, onlar ağaçtaki kuşlar gibi sen farkında olmadan gelir ve sen her gün işinle meşgul olmaya devam ederken, geldikleri gibi sana haber vermeden gene kaybolurlar.

Düşüncelerinizi, kendi tercih ve kararınızla, hareket haline sokunuz.

Düşüncelerinizi yalnız siz seçiyorsunuz ve bu düşünceler hayatınızı biçimlendiriyor.

Düşüncenin kuvveti, zekanın sırrıdır.

Düşüncenin ortaya konulması, bireyi kölelikten kurtarıp özgürlüğe ulaştırır.

Düşünceye dalmış olan birini tembel biri sayma, çünkü bireylerin yaptığı bir görünen iş vardır, bir de görünmeyen.

Düşündüğünüz, inandığınız ve güvenle beklediğiniz her şey mutlaka gerçekleşir.

Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkum olmaktır.

Düşünmeden okumak körletir, okumadan düşünmek yanıltır.

Düşünür, yeniden düşünen ve şimdiye kadar üzerinde düşünülmüş şeylerin asla yeterince düşünülmemiş olduğu kanısına varan kimsedir.

Ebedi olan şey yalnızca düşüncedir.

Işık gökgürültüsünden, düşünce de eylemden önce gelir.
Kendi düşünce biçiminden başka hiçbir şey sınırlayamaz seni !

Alçak gönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, en yüksek düşüncelerdir.

Çoğu kişi, belleği çok güçlü olduğundan, orijinal bir düşünücü olamaz.

Yaptığımız hataların çoğu, düşünmek gereken yerden duygularımızla, duyumsamamız gerektiği yerde düşüncelerimizle karar verdiğimizden ileri gelmiştir.

İyimser, yaranın üstünde kabuk; kötümser, kabuğun altında yara görür.

Her bakış bir gözlem, her gözlem bir düşünce, her düşünce bir bağlantı ve ilişki doğurur.

Düşünmekten utanmıyorsan, söylemekten de utanma.

Mantık eleştiri aracı, matematik ise buluş aracıdır.

Her problemin bir çözümü var ve bu çözüm her zaman içimde yatmakta.

Dünya ve içerdiği her şey düşüncenin ürünüdür.

Bağnazlıktan barbarlığa yalnız bir adım vardır.

Camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdırlar.

Bir kere centilmen, her zaman centilmen.

Felsefe koşulsuz sorgulamadır.

Kişi, hangi konuda meyl ederse felsefeye girmiş olur.

Akıllı kişi, hem kitaplardan, hem de doğadan yararlanır.

Tüm bilimler, hergünkü düşüncenin mükemmel biçimde ıslah edilmesinden başka bir şey değildir.

Dişlerinin tümünü fırçalamana gerek yok. Sadece, ağzında kalmasını istediğin dişleri fırçala.

Bir düşünce eken bir eylem biçer
Bir eylem eken bir alışkanlık biçer
Bir alışkanlık eken bir karakter biçer
Bir karakter eken kaderini biçer.

Üzerinde yoğunlaşılması gereken düşünce, ŞU ANDA ve BURADA'dır.

İki tip birey var.
1. Etkin/pasif (a. Düşünmeyen, b. Düşünmüş)
2. Edilgen/aktif (Düşünen)


 

Düşüncenin Doğası

Düşünce, bilinçlilik alanındaki sakinliğin gerisinde akan şeydir. Düşünce bizim duygu ya da his diye adlandırdığımız şekle bürünebilir, fikir veya kavram formunu alabilir, yazı biçiminde veya sembolik olabilir. Düşüncenin geçmiş ve gelecek yaratma yeteneği vardır.

Düşünce nesne ve özne olmadan biçimlenemez. Düşünce zaman olmadan biçimlenemez. Düşünce hiçbir şeyi doğrudan deneyimleyemez. Düşünce kendisinin farkında olamaz.

Düşünce gerçekliktir. Düşünce olmadan gerçeklik yoktur. Bu düşün-gerçeklik, gerçek değildir ve doğasında şeylik veya madde yoktur.

Bölünmemiş olan yalnız düşünce ile bölünmüş görünür. Düşünce, şuna ya da buna ayırır.

Düşünce birlik taşıyamaz çünkü her zaman düşüncenin dışında olan vardır. Birlik düşünceyi kapsar çünkü birlik her şeyi kapsar.

Düşünce, bir düşüneni imler. Bir düşünenin düşüncesi olur. Düşünceler gözlemlenebilir. Düşünen ancak düşünce olarak gözlemlenebilir.

Düşünce, daraltır ve sınırlar. Bilinçlilik sınırsızdır. Düşüncenin bilinçliliğe gereksinimi vardır. Bilinçlilik düşünceye ihtiyaç duymaz.

 

 

Bu sözleri söyleyenlerin önemsiz olduğunu düşünmüyoruz. Esas olanın ve yoğunlaşılması gerekenin, sözü kimin söylediği değil söylenen sözün kendisi olduğuna inandığımızdan dolayı kimin söylediğine yer vermedik. Farklı kitap ve kaynaklardan kimin söylediğini bulabilirsiniz. (Yukarıdaki sözlerin tümü, tanınmış kişilerin söylemiş oldukları değildir.)

"Gerçek ve mantık tüm bireylere açıktır ve onları ilk söyleyen kişiye, onları yineleyene ait olduğundan daha fazla ait değildir."

"Sizi güldüren ya da ağlatan bir mektup alırsınız, bunun nedeni olan postacı değildir." )

- DÜŞÜNME ile DÜŞÜNME YASALARI

- DÜŞÜNME ile DÜŞÜNMEYİ DÜŞÜNMEK

- DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/>/< DUYUMSAMA

- DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/> EYLEM

- DÜŞÜNME ile/ve/<> HESAPLAMA

( Düşünmeyi, yeteri kadar ve ancak gerektiği/gerektirdiği kadar sürdürmek gerek. )
( Ya hesap bilmiyorsun, ya da dayak yememişsin! )

- DÜŞÜNME =/<> İÇ KONUŞMA

( İKİ BEN: İç konuşma, düşünme.
KONUŞMA: RUBÛBİYET )

- DÜŞÜNME ile/ve/değil İÇGÜDÜ

( Dolayımlı. İLE/VE/DEĞİL Dolayımsız, doğrudan. )
( Düşünmekten daha fazla olan neye sahibiz/sahip olabiliriz? )

- DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/> İLERLEME

- DÜŞÜNME ile/ve/<> SİMGESEL DÜŞÜNME

( ... İLE/VE/<> Sayın Metin Bobaroğlu'nun, Simgesel Düşünme adlı kitabını okumanızı salık veririz. )

- DÜŞÜNME = TEFEKKÜR = THINK[İng.] = PENSÉE[Fr.] = DENKEN[Alm.] = COGITARE, COGITATIO[Lat.] = NOEIN, DIANOIA[Yun.] = PENSAR[İsp.]

- DÜŞÜNME ile/ve/değil/||/<>/< VERİ İŞLEME

- DÜŞÜNME ile/ve/<> YANSIMALI DÜŞÜNME

- DÜŞÜNME ile YOĞUNLAŞMA/KONSANTRASYON

- Düşünmek için DİNLE!!!

- DÜŞÜNMEK/SORGULAMAK/BİLMEK/ARAŞTIRMAK/ÇALIŞMAK:
ANLATMAK İÇİN/ÜZERE
ile/ve/değil/||/<>/< ANLAMAK İÇİN/ÜZERE

- DÜŞÜNMEK ile DÜŞÜNÜLMEK ile DÜŞÜNDÜRMEK ile DÜŞÜNEBİLMEK ile DÜŞÜNÜVERMEK ile DÜŞÜN ile DÜŞÜNCE ile DÜŞÜNSEL/LİK ile DÜŞÜNÜCÜ/LÜK ile DÜŞÜNCELİ/LİK ile DÜŞÜNCESİZ/LİK ile DÜŞÜNCESİZCE ile DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ ile DÜŞÜNCE ALIŞVERİŞİ

- DÜŞÜNÜLEBİLİR ile/ve/||/<> BİLGİNİN KONUSU OL(A)MAMA ile/ve/||/<> DİLE GETİRİLEMEME

- DÜŞ(ÜR)ME ile/değil DEVİRME/DEVRİLME

- DUVAR ile/||/<> PERDE


- DÜVE ile DÜVEL ile DÜVEN ile DÜVER ile DÜVENCİ/LİK ile DÜVEN DİŞİ

- DÜVE ile GEVSÂLE[Fars.]

( Bir yaşını geçmiş, doğurmamış dana[dişi inek yavrusu]. İLE Bir yaşını geçmiş dana. )

- Duyabildiğini DİNLE!!!

- Duyabileceğini DİNLE!!!

- Duyamayanları anlamak için DİNLE!!!

- Duyamıyorsan DİNLE!!!

- DUYARGA ile KÜÇÜK DUYARGA/ANTEN[Fr. < ANTENNE]

- SENSITIVE VOLUME[İng.] / VOLUME SENSIBLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DUYARLI HACİM

- DUYARLILIK = HASSASİYET = SENSIBILITY[İng.] = SENSIBILITÉ[Fr.] = SENSIBILITÄT, SINNLICHKEIT[Alm.] = SENSIBILIDAD[İsp.]

- DUYARLILIK ile/ve/<> İÇSELLEŞTİRME


- DUYARLILIK ile/ve/||/<> İRKİLME ile/ve/||/<> ÜREME

- SENSITIVENESS, SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ[Fr.] / EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DUYARLILIK

- DUYGU ODAKLI TERAPİDE:
DUYGU ŞEMALARI
ile/ve/||/<> DUYGU DEĞERLENDİRME ile/ve/||/<> DUYGU DEĞİŞİM İLKELERİ

- DUYGU ile/ve/=/||/<> BULANIK DÜŞÜNCE

- DUYGUDAŞLIK = TECAZÜP = SYMPATHY[İng.] = SYMPATHIE[Fr., Alm.] = SYMPATHEIA[Yun.] = SIMPETIA[İsp.]

- DUYGULANMAK ile DUYGULANDIRMAK ile DUYGU ile DUYGUN/LUK ile DUYGUCA ile DUYGULU/LUK ile DUYGUSAL/LIK ile DUYGUSUZ/LUK ile DUYGU SÖMÜRÜSÜ ile DUYGUSAL DÜŞÜNME

- DUYGULARI:
ANLAMA BÜRÜME
ile/ve/||/<>/> ANLAMLANDIRMA ile/ve/||/<>/> HUZUR

- DUYGUYU DÜZENLEME ile/ve/||/<>/> KİŞİYİ/DANIŞANI, DUYGUYA GETİRME

- Duymak için DİNLE!!!

- DUYMAK ile DİNLEYİCİ ile İŞİTME ile İŞİTME CİHAZI ile KULAKTAN DOLMA ile CENAZE ARABASI


- Duymuyorsan DİNLE!!!

- DUYU ve/||/<>/> ALGI ve/||/<>/> BETİMLEME/TASVİR ve/||/<>/> TASARIM ve/||/<>/> TANIM ve/||/<>/> AD/SÖZCÜK ve/||/<>/> KAVRAM/SOYUTLAMA

- DUYU = HASSE = SENSE[İng.] = SENS[Fr.] = SINN/E[Alm.] = SENSUS[Lat.] = SENTIDO[İsp.]

- DUYULARDA:
| GÖRME, DUYMA ve DOKUNMA |
ile/ve/değil/||/<>
TATMA ve KOKLAMA

- DUYULARDA:
GÖRME VE DUYMA
ile TATMA VE KOKLAMA VE DOKUNMA/LÂMİSE[Ar.]

( Temsil edilebilirlik sağlayan. İLE Temsil edilebilirlik sağlayamayan. )
( "Süreklilik" sağlar. İLE "Geçici"dir. )
( Duyulara açık olan, en örtük olandır! )

- Duyurmak için DİNLE!!!

- DUYURU ile MÜJDE NİTELİĞİNDE

- DUYURU ile/ve ÜSTLENME

- DUYUSAL["SENSÜEL" değil!] = HİSSÎ = SENSITIVE[İng.] = SENSITIF[Fr.] = SENSITIV, EMPFINDLICH[Alm.] = SENSITIVO[İsp.]

- Duyuyorsan DİNLE!!!


- DÜZ ÇİZME ile/ve/yerine KÖRÜKLÜ ÇİZME

- DÜZ (DOKUNMUŞ) ile/ve SUMAK ile/ve CECİM/CİCİM ile/ve ZİLİ ile/ve HEYBE

( ... İLE/VE ... İLE/VE Nakışlı ve ince. Sivas/Divriği bölgesinde. İLE/VE Ağrı/Patnos, Çanakkale bölgelerinde. İLE/VE Urfa bölgesinde. )

- LINEAR CHAINED ALKANE[İng.] ile/değil/yerine/= DÜZ ZİNCİRLİ ALKAN

- DÜZCE ile DÜZCELİ/LİK

- DÜZEÇ ile DÜZEÇLEME

- DÜZELTME ile/ve/değil BİLGİLENDİRME

- DÜZELTME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< CESÂRET VERME

- DÜZELTME ile DÜZELTİLEBİLİR

- DÜZELTME ile DÜZELTMEN ile DÜZELTMECİ/LİK ile DÜZELTME İŞARETİ

- DÜZELTME ile/ve/değil/<>/> GELİŞTİRME


- DÜZELTME ile (")ÜTÜLEME(")

- DÜZELTME ile (YENİDEN) DÜZENLEME

- DÜZELTME ile/değil/yerine ZENGİNLEŞTİRME

- Düzeltmeye çalışmadan DİNLE!!!

- DÜZEM ile DÜZEME

- DÜZEMEK ile DÜZ ile DÜZE ile DÜZİÇİ ile DÜZ FLÜT ile DÜZ PAÇA ile DÜZ RAKI ile DÜZ ÜNLÜ ile DÜZ BASKI ile DÜZ HEKİM/LİK ile DÜZ PAÇALI ile DÜZ TÜMLEÇ ile DÜZ BASKICI/LIK ile DÜZ KANATLILAR

- DÜZEN "BU/(B)ÖYLE" ile/ve/değil/yerine/<> ÇOĞUNLUK "(B)ÖYLE" OLDUĞUNDAN DOLAYI

( Çoğunluğun sürdürdüğü/uyduğu olgu/durum/tutum, düzenin öyle olduğu ya da olması gerektiği anlamına gelmez/getirilmemelidir! )

- DÜZEN ile/ve/||/<>/> BUNALIM ile/ve/||/<>/> DÜZELTME

- DÜZEN ile/ve DENGE ile/ve UYUM

( Düzenli bir hayat yaşayın ama onu kendi içinde bir amaç haline getirmeyin. )

- DÜZEN ile DİZGE


- DÜZEN ile/ve/<> İLERLEME

( BREZİLYA ve TÜRKİYE )

- DÜZEN ile İRÂDE

- DÜZEN = NİZAM = ORDER[İng.] = ORDRE[Fr.] = ORDNUNG[Alm.] = ORDEN[İsp.] = ORDO[Lat.]

- DÜZENLEME ve/+/||/<>/> ANLAMA ve/+/||/<>/> DÖNÜŞTÜRME

- DÜZENLEME ile/ve/||/<>/< BİR ARAYA GETİRMEK

- DÜZENLEME ile TOPARLAMA

- DÜZENLEME ile YAPI

- DÜZENLEMEK ile DÜZENLENDİ ile DÜZENLEME ile EDİTÖR ile BAŞ EDİTÖR ile EDİTORYAL ile YAYIN KURULU

- DÜZENLEMEK ile DÜZENLENMEK ile DÜZENLETMEK ile DÜZENLENEBİLMEK ile DÜZENLETEBİLMEK ile DÜZENLEYEBİLMEK ile DÜZEN ile DÜZENCE ile DÜZENCİ/LİK ile DÜZENLİ/LİK ile DÜZENSİZ/LİK ile DÜZEN BAĞI ile DÜZEN TEKER ile DÜZENLEMECİ/LİK ile DÜZENLİ ORDU ile DÜZEN AÇIKLAMASI

- DÜZENLEMEK ile ODAYI DÜZENLE ile DÜZENLENMİŞ ile AYARLAMA


- Düzen/Sistem DİNLE!!!

- DÜZENTİ ile DÜZENTİLEME

- DÜZEY ile DERECE

- DÜZEY ile DÜZEYLİ/LİK ile DÜZEYSİZ/LİK ile DÜZEYSİZCE

- DÜZGÜ/NORM[Fr. < NORME] ile/||/<> BİÇİM/FORM[Fr. < NORME]

( Yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural. | Önceden belirlenmiş kalıp; düzgü. @@ Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü. | Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu. | İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge. )

- DÜZGÜ ile DÜZGÜN/LÜK ile DÜZGÜLÜ ile DÜZGÜNCE ile DÜZGÜNCÜ/LÜK ile DÜZGÜNLÜ ile DÜZGÜSEL ile DÜZGÜSÜZ ile DÜZGÜNSÜZ

- DÜZGÜ = KAİDE, NUMUNE = NORME[İng., Fr.] = NORM[Alm.] = NORMA[Lat.]

- UNIFORM FIELD[İng.] / CHAMP UNIFORME[Fr.] / GLEICHFÖRMIGES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN ALAN

- UNIFORM CIRCULAR MOTION[İng.] / MOUVEMENT CIRCULAIRE UNIFORME[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DAİRESEL HAREKET

- UNIFORM LINEAR MOTION[İng.] / MOUVEMENT RECTILIGNE UNIFORME[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DOĞRUSAL HAREKET


- UNIFORM PLANE WAVE[İng.] / ONDE PLANE UNIFORME[Fr.] / GLEICHFÖRMIGE EBENE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN DÜZLEM DALGA

- REGULAR REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION RÉGULIÈRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZGÜN YANSIMA

- DÜZGÜN ile TERBİYELİ BİR ŞEKİLDE

- DÜZİNE ve GROSA

( Oniki. İLE Oniki düzine. )

- PLANE WAVE[İng.] / ONDE PLANE[Fr.] / EBENE WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZLEM DALGA

- SURFACE PLANE RÉFRACTANTE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZLEM KIRICI YÜZEY

- DÜZLEME/TESVİYE[Ar.]/AJÜSTAJ[Fr.] ile AJÜSTE[Fr.]

( Düzleme. İLE Pens ve büzgülerle gövdeye oturtulmuş giysi. )

- DÜZLEMEK ile DÜZLENMEK ile DÜZLETMEK ile DÜZLEŞMEK ile DÜZLEŞTİRMEK ile DÜZLEM ile DÜZLEMLİ ile DÜZLEMSEL/LİK ile DÜZLEK YAPI ile DÜZLEM KÜRE ile DÜZLEM GEOMETRİ

- DÜZLÜK ENGEBE

- DÜZÜŞME ile/ve/=/<> (ENERJETİK) SPOR


- DÜZÜŞME ile GİDİP GELME

- DYNAMO vs. LOCOMOTIVE

- DYSBİOSİS İLE EUBİOSİS İLE RESİLİENCE ile/||/<> MİKROBİYOM DENGESİ

( Mikrobiyal topluluk sağlığı. )
( Formül: Shannon çeşitlilik )

- DYSMENORRHEA[İng.] değil/yerine/= DİSMENORE

( Âdet(regl) döneminde hissedilen şiddetli sancılar ya da ağrılı âdet dönemi. Günlük etkinlikleri engelleyecek derecede şiddetli sancılar için kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DYSPNEA[İng.] değil/yerine/= DİSPNE

( Nefes darlığı olarak da bilinen yeterince hava alamama, göğüste sıkışma ya da nefes alırken zorlanma olarak tanımlanan tıbbi bir terim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- NOYAU E[Fr.] ile/değil/yerine/= E ÇEKİRDEĞİ

- COURBURE EN E[Fr.] ile/değil/yerine/= E EĞRİLİĞİ

- E-CELL[İng.] / PILE E[Fr.] / E-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= E-GÖZESİ/HÜCRESİ, E PİLİ

- E-CORE[İng.] ile/değil/yerine/= E ÖZDEK

- E-REÇETE/E-PRESCRIBING[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK REÇETELEME


- E[Ar.] ile -E[Ar.]

( Elif harfinin üstün ve ince okunan biçimi. İLE Arapça sözcükleri dişil/müennes yapmaya yarar. )

- E ile KUMAŞ
[<

( Turuncu renkte, süslü bir kumaş. İLE ... )

- E = mc²

( Enerji = Kütle[m] - Işık hızı[c]'nın karesi [3 x 1010 cm s-1] )

- EARNSHAW NAZARİYESİ[Osm.] / EARNSHAW THEORY[İng.] / THÉORIE D'EARNSHAW[Fr.] / EARNSHAW-THEOREM, EARNSHAWSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EARNSHAW KURAMI

- EASE :/yerine KOLAYLIK

- EB ile/||/<> EBEVEYN ile/||/<> EBEN AN CEDD ile/||/<> RABBE ile/||/<> ASABE-İ NESEBİYE/NESEBİYYE ile/||/<> MÜLTEKÂ-YI NESÂB ile/||/<> NESLEN BADE NESLİN ile/||/<> İRS

( Baba, ata. İLE/||/<> Ana, baba. İLE/||/<> Babadan oğula.[ebâ an cedd] İLE/||/<> Üvey ana. İLE/||/<> Kan ve soy yoluyla yakın/akraba. İLE/||/<> İki ya da daha çok kişinin kuşaklarının birleştiği kişi. İLE/||/<> Kuşaktan kuşağa. İLE/||/<> Soya çekim, verâset. )

- EBAD-I SELÂSE değil/yerine/= ÜÇ BOYUT

- EBE ile/ve/||/<> DOULA

- EBE ile EBET

- EBE[Oğuz] ile/= EPE[QARLUK]
[<

( Ana. )

- EBNÂ ile/||/<> EBNÂ-YI EBNÂ ile/||/<> HAFÎD ile/||/<> MAHDÛM ile/||/<> ZÂDE ile/||/<> BENÛN ile/||/<> BİN ile/||/<> BİNT ile/||/<> ASLAH/ESLAH ile/||/<> EKBER ile/||/<> KEBÎR ile/||/<> KEBÎRE

( Oğullar. İLE/||/<> Kız ve erkek çocukları/torunları tanımlar. İLE/||/<> Torun. İLE/||/<> Oğul, çocuk. İLE/||/<> Oğul, çocuk. İLE/||/<> Üç ya da daha çok çocuk. İLE/||/<> Oğul. İLE/||/<> Kız. İLE/||/<> En uygun [vakfiyelerde en uygun oğul]. İLE/||/<> Daha/en/pek büyük. [vakfiyelerde geçer]. İLE/||/<> Yaşça büyük. İLE/||/<> Büyük kız çocuk [vakfiyelerde geçer]. )

- EBONITE[İng.] / ÉBONITE[Fr.] / EBONIT, HARTGUMMI[Alm.] ile/değil/yerine/= EBONİT

- EBTALE[Ar.] ile EDHAZA[Ar.]

- EBÜLYOSKOP[Yun. EBULLIRE

( Kaynamak. | SKOPEIN ile ABCDEF
( Gözetlemek.] ile ABCDEF
( Nesnelerin kaynama sıcaklığını saptamaya yarayan aygıt. )

- EBULLIOSCOPY[İng.] / ÉBULLIOSCOPIE[Fr.] / EBULLIOSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EBULYOSKOPİ

- ECE

( Kraliçe, melike. | Güzel kadın. )

- ECE ile ECEL ile ECEL TERİ ile ECEL BEŞİĞİ ile ECEL ŞERBETİ

- EÇE/EKE/EZE ile EÇİ ile EKEÇ
[<

( Yaşça büyük kız kardeş. İLE Yaşça büyük olan erkek kardeş. İLE Halkın kız kardeşi(uht-ul-kavm).[Bilgece davranan küçük kız çocuğu.] )

- ECİRGAT ile AMELE

- ECLIPTIC PLANE and TILT

( %23,5 and % 22 - 24,5 )

- ECOLOGICAL LIFE TIME değil/yerine/= ÇEVRESEL YAŞAM SÜRESİ

- ECT-/ECTO- ile/||/<> -ECTASİA/-ECTASİS ile/||/<> -ECTOMİZE ile/||/<> -ECTOMY ile/||/<> -CENOSİS ile/||/<> -STEREİSİS ile/||/<> ECTRO-

( Dış, dışta, olmaksızın. İLE/||/<> Dilatasyon, genişleme. İLE/||/<> Eksizyondan uğrama. İLE/||/<> Cerrahi olarak çıkarma. İLE/||/<> Akıntı, cerrahi olarak çıkarma. İLE/||/<> Bir bölümün cerrahi olarak çıkarılması, eksiklik. İLE/||/<> Doğuştan, konjenital olarak eksik. )

- ECZANE ile/değil APOTHEKE[Yun.]

( ... İLE/DEĞİL Eski Yunan ve Roma evlerinde, yiyecek ambarı ve özellikle şarap mahzeni. )

- ECZANE değil/yerine/= EMKEPİT

- EDB ve/||/<>/> İAE

( Elinde, diline ve beline sahip olmak. VE/||/<>/> İşine, aşına ve eşine sahip çıkmak. )

- EDEBİLMEK ile EDEPLENMEK ile EDEPLENDİRMEK ile EDEPSİZLEŞMEK ile EDE ile EDEP ile EDER ile EDEPLİ/LİK ile EDEPSİZ/LİK ile EDEP YERİ ile EDEPSİZCE ile EDEPLİ EDEPLİ

- EDGE ile/ve/||/<> FRINGE

( Eşik. İLE/VE/||/<> [Kuantum] Işık/parçacık yansımalarının arasındaki [0 | arasındaki] eşik. )

- EDGE :/yerine KENAR

- EDİLGİN = MÜNFAİL = PASSIVE[İng.] = PASSIF[Fr.] = PASSIV[Alm.] = PASSIVUS[Lat.] = PASIVO[İsp.]

- EDİM = FİİL, AMEL = ACT[İng.] = ACTE[Fr.] = AKT[Alm.] = ACTUS[Lat.] = ENERGEIA[Yun.] = ACTO[İsp.]


- EDİMSELLİK:
DOĞADA
ve/||/<>/> TİNDE

( İkisinde de kuvvettir. )

- EDİMSEL/LİK = BİLFİİL = ACTUAL/ITY[İng.] = ACTUEL/ITÉ[Fr.] = AKTUELL, WIRKLICHKEIT[Alm.] = ACTUALITAS[Lat.] = EFECTIVO[İsp.]

- EDİNİLEBİLİR ile ELDE ETMEK ile BİLGİ EDİNMEK ile EDİNİLMİŞ ile KAZANILMIŞ BAĞIŞIKLIK ile EDİNME ile ALICI

- EDİN(İL)ME ile/ve/<> ERİŞ(İL)ME

- EDİNME ile İLERLEMEK ile KAFAYI BULMAK

- EDİRNE ile EDİRNELİ/LİK

- EDİSYON/EDİT yerine DÜZENLEME

- ED'İYE[< DUÂ] ile/ve/<>/> HEDİYE

( Yalvarmalar, yakarmalar. İLE/VE/<>/> Armağan. )

- EDMUND HALLEY ile/ve/||/<> ROBERT HOOKE ile/ve/||/<> CRISTOPHER WREN

- EDUCATE :/yerine EĞİTMEK


- EFEMİNE[Fr. < EFFÉMINÉ] değil/yerine/= KADINSI

- EFEMİNE ile METROSEKSÜEL

- EFENDİLEŞMEK ile EFENDİ/LİK ile EFENDİM ile EFENDİCE ile EFENDİ EFENDİ

- BRAUSEND, SPRUDELND[Alm.] ile/değil/yerine/= EFERVESANT NESNE

- EFFECTIVE HALF-LIFE[İng.] değil/yerine/= ETKİN YARI ÖMÜR

( Radyoaktif maddenin vücutta etkili olduğu süre.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EFFECTIVE vs. IMPRESSIVE

- EFFECTIVE :/yerine ETKİLİ

- EFFECTIVELY :/yerine ETKİLİ ŞEKİLDE

- EFRÂD-I ZİHNİYE ile EFRÂD-I HARİCİYE

- EFRİZ[Fr. < FRISE] değil/yerine/= FRİZ


- EFSANE ile/ve/||/<> ECZANE

- EFSÂNE CÛ/Y[Fars.] ile EFSÂNE GÛ/Y[Fars.]

( Efsâne arayan/arayıcı. Boş vakit geçirmek isteyen. İLE Masal söyleyen, saçmasapan söyleyen. )

- EFSANE ile EFSANEVİ ile EFSANELER

- EFSÂNE ile/||/<> ESÂTİR ile/||/<> KISSA ile/||/<> HİKÂYE ile/||/<> HABER ile/||/<> MASAL

( Güzelliğin ileri derece etkileyici niteliği. İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... )
( ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> Kendi deneyimini anlatmak. İLE/||/<> İkinci elden aktarmak/anlatmak. İLE/||/<> Olmuşu aktarmak/anlatmak. İLE/||/<> ... )

- EFSANE[Ar.] değil/yerine/= GÜZELLEME

- EFSANE ile MASAL

- EFSANE değil/yerine/= SÖYLENCE

- EFSANELEŞMEK ile EFSANELEŞTİRMEK ile EFSANELEŞTİRİLMEK ile EFSANE ile EFSANELİ ile EFSANESİZ

- EFŞÜRDE[Fars.] ile EFŞÜRE[Fars.]

( Sıkılmış, posası çıkarılmış şey. İLE Öz, uşâre. )

- EGALE[Fr. < ÉGALE | İng. < EQUAL] ile ANGAJE/ENGAJE[Fr./İng. < ENGAGÉ]

( Her ne kadar "yinelemek/tekrar" olarak bilinse ve kullanılsa da "eşitlemek/eşit değer" köküyle düşünmek ve anlamak gerekir. İLE Bağlamak, bağlanmak, ilişkilenmek, yer tutmak, işe almak/girmek. )

- EĞE

( Göğüs kafesini oluşturan kemiklerden her biri. )

- EĞE ile EĞE

( Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen, uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri, kaburga. İLE Madenleri, tahtayı vb. yontmak, düzeltmek, perdahlamak için kullanılan, sert, ensiz, çelik araç. )

- EĞEBİLMEK ile EĞE ile EĞER

- EGEME ile/<> LAVTA
[<

( Bir lavta çeşidi. İLE ... )

- EGEMENLİK ile/ve/değil/yerine ÇEKİM/CAZİBE/CEZBE

- EĞER ile EĞER TANRI ÖYLE İSTERSE ile EĞER TANRI İSTERSE

- INCLINED PLANE[İng.] / AVION INCLINÉ[Fr.] / SCHIEFE EBENE[Alm.] ile/değil/yerine/= EĞİK DÜZLEM

- SCHRÄGE[Alm.] ile/değil/yerine/= EĞİK

- EĞİK/LİK ile EĞİK YAZI ile EĞİK BİÇME ile EĞİK ÇİZGİ ile EĞİK DÜZLEM ile EĞİK SİLİNDİR

- SCHIEFE[Alm.] ile/değil/yerine/= EĞİKLİK


- EĞİLİM ile/ve/<> İSTENÇ(İRÂDE)

- MEYELÂN, MEYİL[Osm.] / GRADIENT, INCLINATION, SLOPE OF A CALIBRATION, LINE[İng.] / INCLINAISON[Fr.] / GRADIENT, NEIGUNG, STEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EĞİM, M

- EĞİP BÜKME

- EĞİRME ile EĞİRMEN

- EĞİTİM ile/ve/||/<>/< BİLGİLENDİRME

- EĞİTİM ve/> ÇİLE

( Şekillenmesi üzerine. VE/> Kalıcılığı/pişmesi üzerine. )
( Topraktan/kilden yapılan ürünlerin oluşumu gibi. )

- EĞİTİM = TERBİYE = EDUCATION[İng., Fr.] = ERZIEHUNG[Alm.] = EDUCAIÓN[İsp.]

- EĞİTİM ile/ve/<> YÖNLENDİRME

- EĞİTME ile EĞİTMEN/LİK

- EĞLENCE ile/||/<> ÇIRAĞAN

( ... İLE/||/<> Işıklı gece eğlencelerine verilen ad. )

- EĞLENCE ile EĞLENCE AŞIĞI ile EĞLENCELİ

- EĞLENCE ile/ve/||/<> EĞLENCELİ ile/ve/||/<> ZEVK ALMAK ile/ve/||/<> ZEVK

- EĞLENCE ile/ve/değil/yerine EYLEMCE

- EĞLENCE ile/ve/<> HEYECAN

- EĞLENCE ile TOY

( ... İLE Yemekli eğlence. )

- EĞLENDİRMEK ile EĞLENCE

- EĞLENDİRMEK ile EĞLENCE ile EĞLENCE PARKI

- EGME ile KEMER
[<

( Evin kemeri. İLE ... )

- EGOİST[Fr. < ÉGOÏSTE] değil/yerine/= BENCİL

- EGOİZM[Fr. < ÉGOÏSME] değil/yerine/= BENCİLLİK


- EGOSANTRİK[Fr. < ÉGOCENTRIQUE] değil/yerine/= BENİÇİNCİLİK YANLISI

- EGOSANTRİST[Fr. < ÉGOCENTRISTE] değil/yerine/= BENİÇİNCİ

- EGOSANTRİZM[Fr. < ÉGOCENTRISME] değil/yerine/= BENİÇİNCİLİK

- EGOTİZM[Fr. < ÉGOTISME] değil/yerine/= BENLİKÇİLİK

- MÜNHANİ[Osm.] / CURVE[İng.] / KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= EĞRİ

- COURBURE[Fr.] ile/değil/yerine/= EĞRİLİK

- EĞRİLMEK ile EĞRİTMEK ile EĞRİ/LİK ile EĞRİM ile EĞRİCE ile EĞRİLİ ile EĞRİ SÖZ ile EĞRİ YÜZ ile EĞRİ BÜĞRÜ/LÜK ile EĞRİ SÖZLÜ/LÜK ile EĞRİ YÜZLÜ/LÜK ile EĞRİ ÇEHRE ile EĞRİ ÇEHRELİ

- EĞRİSİ/YLE DOĞRUSU/YLA

- EGZAJERASYON ile EGZAJERE ile EGZAJERE ETMEK

( Abartı. İLE Abartılı. İLE Abartmak. )

- EGZERSİZ[Fr. < EXERCISE] değil/yerine/= ALIŞTIRMA


- EGZERSİZ[İng. < EXERCISE] ile/değil/yerine ALIŞTIRMA ÇALIŞMA

- EGZİSTANSİYALİST[Fr. < EXISTENTIALISTE] değil/yerine/= VAROLUŞÇU

- EGZİSTANSİYALİZM[Fr. < EXISTENTIALISME] değil/yerine/= VAROLUŞÇULUK

- EGZOGAMİ[Fr. < EXOGAMIE] değil/yerine/= DIŞ EVLİLİK

- EGZOMORFİZM[Fr. < EXOMORPHISME] değil/yerine/= DIŞ BAŞKALAŞIM

- EXOSPHERE[İng.] ile/değil/yerine/= EGZOSFER

- EGZOTİK[Fr. < EXOTIQUE] değil/yerine/= YABANCIL

- EGZOTİZM[Fr. < EXOTISME] değil/yerine/= YABANCILLIK

- EHLİLEŞTİRME/ÖJENİ/EUGENICS[İng.] ile/ve/||/<>/> EVCİLLEŞTİRME

( Seçici çiftleştirme. @@ İnsanla birlikte hareket ettirebilme/yaşatma ve insana zarar vermeyecek biçimde eğitmek. )
( [her biri, yaklaşık olarak]

* REN GEYİĞİ: M.Ö. 12.000
* KÖPEK [Avrasya ve Kuzey Amerika'da]: 12.000
* KOYUN [Güneybatı Asya'da]: 8.000
* AT [Türkistan'da]: M.Ö. 6000 - 8000
* SIĞIR [Güneybatı Asya, Hindistan, Kuzey Afrika'da]: M.Ö. 6000 )

- EHRENFEST NAZARİYESİ[Osm.] / EHRENFEST'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'EHRENFEST[Fr.] / EHRENFEST/SCHE-THEOREM/THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EHRENFEST KURAMI


- EİGENVALUE ile/||/<> EİGENVECTOR

( Eigenvalue skaler λ İLE eigenvector yön koruyan v. )
( Formül: Av = λv )

- EINSTEIN-DE HAAS METHOD[İng.] / MÉTHODE D'EINSTEIN-DE HAAS[Fr.] / EINSTEIN-DE-HAAS-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= EİNSTEİN-DE HAAS YÖNTEMİ

- EİNSTEİN MÜADELET KÂİDESİ[Osm.] / EINSTEIN'S EQUIVALENCE PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'ÉQUIVALENCE D'EINSTEIN[Fr.] / EINSTEIN/SCHE ÄQUIVALENZGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EİNSTEİN EŞDEĞERLİK İLKESİ

- EİNSTEİN UMÛMÎ İZÂFİYET NAZARİYESİ[Osm.] / EINSTEIN'S GENERAL THEORY OF RELATIVITY[İng.] / THÉORIE DE LA RELATIVITÉ GÉNÉRALE D'EINSTEIN[Fr.] / EINSTEIN/SCHE ALLGEMEINE RELATIVITÄTSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EİNSTEİN GENEL GÖRELİLİK KURAMI

- EINSTEIN'S SPECIAL THEORY OF RELATIVITY[İng.] / THÉORIE DE LA RELATIVITÉ RESTREINTE D'EINSTEIN[Fr.] / EINSTEIN/SCHE SPEZIELLE RELATIVITÄTSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EİNSTEİN ÖZEL GÖRELİLİK KURAMI

- ZUSATZENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EK ENERJİ

- ZUSATZMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EK KÜTLE

- EK ile EK GÜN ile EK KÖK ile EK DERS ile EK FİİL ile EK KART ile EK SÜRE ile EK BÜTÇE ile EK EYLEM ile EK GÖREV ile EK OYLUM ile EK POLİÇE ile EK ÖDENEK ile EK BİLEZİĞİ ile EK TAHSİSAT

- EKEBİLMEK ile EKE

- GEHÄUSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EKEKET


- EKİDNE ile KISA GAGALI EKİDNE

( ... İLE Avustralya'da en yaygın dağılım gösteren memelidir. )
( ... İLE Tüm memeliler arasında kan sıcaklığı en düşük olan hayvandır. [Gövde sıcaklıklarını 4°C'ye düşürerek ve sadece 3 dakikada bir soluk alıp vererek enerji tasarrufu yapabilirler.] )
( ... İLE 50 yıl yaşayabilirler. )

- EKİDNE ile UZUN GAGALI EKİDNE

( ... İLE Yeni Gine'de yaşarlar. )
( ... İLE Gövdesinin ve burunlarının büyüklüğü akrabalarının iki katıdır. )
( ... İLE Dillerindeki özel dikenleri saplayarak öldürdükleri yersolucanlarıyla beslenirler. [Geceleri avlanırlar.] )
( ... İLE 50 yıl yaşayabilirler. )

- EK/İLÂVE ile/ve AÇILIM

- EKİLİBRİYUM/EQUİLİBRIUM[İng.] değil/yerine/= EŞİTLENME