ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 89.417 başlık/FaRk ile birlikte,
89.417 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(309/359)
- TANIMA:
YETKİN BİLME ile/ve/||/<> YETERİNCE BİLME
- TANIMA ile/ve/<> ANIMSAMA
( Tanıma, size verilen bir uyarıcıyla daha önce karşılaşıp karşılaşmadığınıza karar vermenizi gerektirir. )
( Tanıma durumunda daha fazla sayıda "ara-bul-geri getir" ipucu bulunduğundan, belleğimiz ipuclarının hepsini ya da çoğunu kullanır ve bizi anımsama durumuna taşır. )
( Ne kadar çok ara-bul-geriye getir ipucu varsa, anımsama da o derece iyi olur. )
( Anımsamayla ilgili araştırmalarda, ara-bul-geriye getir ipucları kaybolmasının, anımsayamama olayının en belirli başlı nedenlerinden biri olduğunu gösterir. )
( Kodlama sırasında kullanılan örgütleme düzeni, ara-bul-geriye getir anında ipucu olarak kullanılır. )
( Örgütleme düzenini, büyüdüğünüz ve iyi bildiğiniz bir mahalleye benzetebiliriz. Kodlama sırasında bu mahallenin belirli sokaklarını ve bu sokaklarda daha önceden bildiğiniz evleri ziyaret eder ve size verilen, yeni bilgileri bu evlere bırakırsınız. Sizden bilgiler yeniden geri istendiğinde, başka bir deyişle anımsama sırasında, yerlerini çok iyi bildiğiniz evleri yeniden sırayla ziyaret eder ve bırakmış olduğunuz bilgilere ulaşırsınız. )
( Her olay bir bağlam içinde oluşur. Öğrenme anındaki bağlam, anımsama anındaki bağlama ne kadar benzerse, anımsama o kadar kolay olur. -örnek ise- Sınav ortamına benzer bir ortamda bilgi öğrenilirse, sınavda anımsanması daha kolay olur. Neşeliyken öğrendiğiniz bir şiiri, üzüntülü bir hal içindeyken anımsamanız zorlaşır. Hüzünlü bir ortamda öğrenilen bilgiler hüzünlü bir ortamda; sevinçli ve mutlu bir haldeyken öğrenilen bilgiler ya da meydana gelen olaylar sevinçli ve mutlu durumlarda daha kolay anımsanır. )
( Anımsanması istenen şeyleri örgütleyerek ara-bul-geriye getir ipucunun verimliliği artırılabilir. )
( CODING vs./and/<> STORAGE vs./and/<> RETRIEVAL )
- TANIMA ile/<> AYRILMA
( Kişilerin birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır. )
- TANIMADIĞINDAN KORKMAK ile/değil/yerine SENİ TANIMAYANDAN KORKMAK
- [ne yazık ki]
SAVAŞ:
TANIMADIKLARIMIZLA ile/ve/||/<>/< TANIDIKLARIMIZLA ile/ve/||/<>/< KENDİNLE
- TANIMAK ile BENZETMEK
- TANIMAK ile/ve/değil DUYMUŞ/HABERDAR OLMAK
- TANIMAK ile/ve/<> GÜVENMEK
- TANIMAK ile/ve/||/<> KENDİNİ TANIMAK ile/ve/||/<> BAŞKASINI TANIMAK
( ... İLE/VE/||/<> Aydınlatır. İLE/VE/||/<> Bilgilendirir. )
( Kişi, iç âlemini, (başka bir) insanda görür. )
( Ancak, kendini düşünmeyi, kendini düşünmenin konusu kılabilme anlayışı olanlar, kendilerini tanımaya başlayabilirler ve susabilmekle yükümlülerdir. )
( TO RECOGNIZE vs./and/<> TO RECOGNIZE THE SELF vs./and/> TO RECOGNIZE THE SOMEONE )
- TANIMAK ile TANELEMEK ile TANILAMAK ile TANELENMEK ile TAN ile TANE ile TANK ile TANI ile TANELİ ile TANKÇI/LIK ile TAN TUN ile TANESİZ ile TANISIZ/LIK ile TAN YELİ ile TAN YERİ ile TANE TANE
- TANIMAK ile/ve TANIMLAMAK
( TO RECOGNIZE vs./and TO DEFINE )
( REN ile/ve ... )
- TANIMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIYANI(ZİHNİ) TANIMAK
- TANIMAZLIK ile TANIMAMAZLIK
( NOT DEFINITION vs. NO DEFINITION )
- TANIM'DA:
RESİM ile/ve/<> HAD/D
( Bir bilgiyi/ilmi, amacı ile tanımlama. İLE/VE/<> Bir bilgiyi/ilmi, konusu ile tanımlama. )
( DESCRIPTION vs./and/<> DEFINITION )
- TANIMLAMA ile DEĞERLENDİRME
( TO DEFINE vs. EVALUATION )
- TANIM/LAMA ile/ve/||/<> ÖLÇÜ
( TO DEFINE vs./and/<> MEASURE )
- TANIMLAMA ile/ve/||/<>/> SINIFLAMA
- TANIMLAMA ile/ve/<> SINIRLAMA
( Sınırlama doğal olmalıdır. Durumun ve kişinin kendinin koyduğu kısıtlamalar fazla sıkı ya da fazla gevşek olduğu takdirde söz edilen doğallık duygusu hissedilemez. )
( TO DEFINE vs./and/<> LIMITING )
- TANIMLAMA ile/ve/> TAMAMLAMA
( TO DEFINE vs./and/> TO COMPLETE )
- TANIMLAMAK ile/ve/||/<>/> BELİRLEMEK
- TANIMLAMAK ile/ve/||/<>/> KONUMLANDIRMAK
- TANIMLAMAK ile/ve/<> NİTELEMEK
- TANIMLAMAK ile TANIMLANMAK ile TANIMLATMAK ile TANIMLAYABİLMEK ile TANIM/LIK ile TANIMA
- TANIMLANABİLİR ile BETİMLEMEK ile TARİF EDİLDİ ile TANIMLAYICI ile TANIM ile AÇIKLAMALAR ile TANIMLAYICI ile TANIMLAYICI
( DESCRIBABLE vs. DESCRIBE vs. DESCRIBED vs. DESCRIBER vs. DESCRIPTION vs. DESCRIPTIONS vs. DESCRIPTIVE vs. DESCRIPTOR )
( قابل تعريف ile وصف پذير ile تعريف کردن ile توصيف کردن ile ترسيم نمودن ile وصف کردن ile شرح دادن ile توصيف شده ile موصوف ile توصيف گر ile واصف ile توصيف ile وصف ile مشخصات ile اوصاف ile توصيفي ile ترسيمي ile وصفي ile تعريفي ile تشريحي ile شرحي )
( GHABEL TARYFE ile VASF PAZYR ile TARYFE KARDAN ile TOSYFE KARDAN ile TARSYM NEMUDAN ile VASF KARDAN ile SHARH DADAN ile TOSYFE SHODEH ile MOSOF ile TOSYFE GAR ile واصف ile TOSYFE ile VASF ile MOSHKHSAT ile OSAF ile TOSYFEY ile ترسيمي ile VASFY ile TARYFEY ile TASHARYHEY ile SHARHY )
- TANIMLANAMAZ ile BELİRSİZ ile BELİRSİZ SIFAT ile BELİRSİZ ZAMİR
( INDEFINABLE vs. INDEFINITE vs. INDEFINITE ADJECTIVE vs. INDEFINITE PRONOUN )
( توصيف نشدني ile نکره ile غيرقطعي ile غيرمشخص ile بطور صفت ile صفت مبهمه ile صفت مبهم ile ضمير مبهم ile ضمير مبهمه )
( TOSYFE NESHODANY ile NAKAREH ile غيرقطعي ile غيرمشخص ile BETOR SAFT ile صفت مبهمه ile SAFT MOBEHAM ile ZAMYR MOBEHAM ile ZAMYR MOBEHMEH )
- ... TANIMLANDI ile/değil ... TANINDI
- TANIMLANMA[İng. IDENTIFICATION] ile/||/<> DNAZ AYAK İZİ[İng. DNASE I FOOTPRINTING] ile/||/<> GÜVENİLİRLİK[İng. RELIABILITY] ile/||/<> JEOLOJİK KOLON[İng. GEOLOGIC COLUMN] ile/||/<> KANDELA[İng. CANDELA]
( bkz. Genomik tanımlanma @@ Proteinlerin bağlandıkları DNA bölgesinde protein tarafından kapatılan fosfodiester bağlarının deoksiribonükleaz yıkımına karşı korunacağı fikrinden yola çıkılarak belirli bir proteine bağlanan bir DNA dizisinin tanımlanmasını sağlayan teknik. @@ Güvenilirlik, inançlarımızı oluştururken ve doğru inançlarımızı bilgi haline getirirken izlenilen süreçlerin uygunluğuna işaret etmektedir. Çoğunlukla dışsalcı bir yaklaşım olan güvenilirciliğin ön plana çıkardığı bir kavram olan güvenilirlik, epistemik öznenin herhangi bir inancını güvenilir nedenlere, mekanizmalara ya da süreçlere dayanarak oluşturmasını ifade etmektedir. Böylelikle doğru inancın bilgiyi oluşturmasındaki şans etmeni engellenmiş ve bilgi ortaya çıkmış olacaktır. Bu bakımdan güvenilirlik, bilginin tanımına eklenecek dördüncü koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. Dışsalcı kuramların güvenilirliği dördüncü koşul olarak ileri sürmelerinin bir nedeni de içselcilerin kullandığı kavramların normatif olduğunu düşünmeleri ve bilgi kuramlarını sadeleştirmek istemeleridir. Bu bağlamda bilginin dördüncü ya da teminat koşulu, dışsalcılar için güvenilirlik olarak adlandırılmaktadır. Örneğin güvenilirciliğe göre bir inancın doğru olması ve gerekçelendirilmesi için bu inancın, güvenilir algılar ve tanıklar doğrultusunda oluşturulmuş olması gerekmektedir. Başka bir ifadeye güvenilircilik, bir inancın oluşturulmasındaki sürecin güvenilirliğine odaklanmaktadır. Şu halde bilgi, güvenilir süreçlerle gerekçelendirilmiş doğru inanç biçiminde tanımlanmaktadır. Bu bakımdan sürecin güvenilirliğini sağlayacak olan unsurlar; uygun bilişsel yetiler, dış dünyanın uygunluğu, yanıltıcı herhangi bir etkenin bulunmaması, algıların güvenilir olması ve tanıkların güvenilir olması biçiminde sıralanabilir. Dolayısıyla güvenilirlik koşulu, dışsalcı kuramlar açısından, bilginin meydana gelmesindeki önemli şartlardan biri olarak kabul edilmektedir. Nitekim güvenilirlik, dışsalcı kuramların kabul ettiği gibi her zaman bilginin meydana gelmesi için yeterli ve uygun bir süreç olmayabilir. Örneğin içselci yaklaşıma sahip olan Audi, güvenilir süreçlere dayanmanın, şans faktörünü dışarıda bırakamayacağı örnekler verilebileceğini dile getirmektedir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Robert Audi, Epistemoloji: Bilgi Teorisine Çağdaş Bir Giriş, çev. Melis Tuncel). @@ Belli bir bölgedeki jeolojik olayların, kayaların karışık ve gençten yaşlıya doğru oluşumlarıyla tanımlanmasıdır.Herhangi bir bölgede, yüzeyden Dünya'nın merkezine doğru kazı yapılacak olursa, derinlere inildikçe daha gençten (yeniden) daha yaşlıya (eskiye) giden jeolojik bir oluşum sırası gözlenecektir. İşte bu, jeolojik kolondur. @@ Işık şiddetinin SI (Uluslararası Birim Sistemi) birimidir. Bir ışık kaynağından bir yöne doğru yayılan ışık akısının 1/683 Watt/sr olduğu noktadaki ışık şiddeti biçiminde tanımlanmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TANIMLAR ile KESİN ile KESİNLİKLE ile TANIM ile KESİN ile KESİNLİKLE
( DEFINIENS vs. DEFINITE vs. DEFINITELY vs. DEFINITION vs. DEFINITIVE vs. DEFINITLY )
( جمله تعريفي ile موکد ile حکماً ile تعريف ile معين کننده ile موکدا )
( JOMLEH TARYFEY ile MOKAD ile حکماً ile TARYFE ile MAYNE KONANDEH ile MOKDA )
- TANIMLAYAN ile/ve/değil/yerine TANIYAN
- TANIMLAYICI ile/ve/||/<>/> TAMAMLAYICI
- TANIMLIK ile/||/<> TANIMLIK
( 1 Bir yapıtın ne işe yaradığı ne zaman ve kimin tarafından yapıldığını gösteren yazı 2 Bir betiğin ya da bir bölümün başına başka bir yazardan alınarak konulan özdeyiş değerli destekleyici parça 1 Bir yapının ne işe yaradığı ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı gibi noktaları göstermek için bir tarafına yerleştirilen yazıt 2 Bir kitabın bir eserin özelliğini belirtmek için baş tarafına konulan söz )
( ÉPIGRAPHE | EPIGRAPHE )
- TANÎN | REZONANS ile/||/<> REZONANS ile/||/<> REZONANS[Fr. < RÉSONANCE]
( seselim fizik Sesi aksettirme )
( RESONANCE )
( RÉSONANCE )
- TANİN ile TANİNLİ
- TANÎN-İ ZÜBÂB[Ar.] ile ...
( Sinek vızıltısı. )
- TANINMAK ile TANINABİLMEK
- TANI(N)MAK ile/ve TANI(N)MAK
( Bilmek/bilinmek. İLE/VE Kabul etmek/edilmek. )
- TANINMIŞ/BİLİNMİŞ MELÂMET NEŞELİ ile/ve/değil/yerine TANINMAMIŞ/BİLİNMEYEN MELÂMET NEŞELİ
- TANINMIŞ/LIK ile/ve/||/<> KANIKSANMIŞ/LIK
- TANINMIŞ/LIK ile/ve/<>/değil VAZGEÇİLEMEZ/LİK
- TANIŞIKLIK ile/ve/> GÖRÜŞME
- TANIŞMAK ile TANIŞTIRMAK ile TANIŞABİLMEK ile TANIŞ/LIK
- TANITIM ile/ve/değil/<> MERAKLANDIRMA
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Tanınmışların/ünlülerin yeniliklerinde. )
- TANITIM ile REKLÂM
( INTRODUCTION vs. ADVERTISEMENT )
- TANITIM(RESM) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIM(HADD)
( [not] DESCRIPTION vs./and/but/||/<>/< DEFINITION )
- TANITIM(RESM) ile TANITILAN(MERSÛM)
- TANITIM ile TANITIM GÖSTERİSİ
- TANITLAMA ile/ve/||/<> ÇIKARSAMA
( Matematikte. İLE/VE/||/<> Doğada. )
- TANITLAMA ile KANITLAMA
- TANITLAMA ile/ve/||/<> TANITLAMAK
( Tanıtlamak işi, ispatlama. | Öne sürülen bir iddianın doğruluğunu mantıksal yöntemle gösterme. İLE/VE/||/<> Bir iddianın gerçekliğini inkâr edilmeyecek bir kesinlikle göstermek, ispatlamak. | Muhakeme etme yoluyla ya da tanık göstererek bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak. )
- TANITLAMA ile/ve/||/<> TEMELLENDİRME
- TANITMA ile/ve/değil/yerine TAKDİM ETMEK
- TANITMA ile/ve/<> YAYGINLAŞTIRMA
- TANITMAK ile GİRİİŞ ile GİRİŞ
( INTRODUCE vs. INTRODUCTION vs. INTRODUCTORY )
( مرسوم کردن ile شناساندن ile معرفي کردن ile باب کردن ile معرفي ile معرفي رسمي ile معمول سازي ile مقدمه ile معارفه ile پيش درآمد ile شناسايي ile فاتحه ile آشنا سازي ile معارفهاي ile ديباچهاي )
( MORSOM KARDAN ile SHENASANDAN ile MAROFY KARDAN ile BAB KARDAN ile MAROFY ile MAROFY RASMY ile MAMOL SAZY ile MOGHODAMEH ile MOARFEH ile PEYSH DARAMAD ile SHENASAYY ile FATEHEH ile ASHENA SAZY ile MOARFEHYAY ile DYBACHESAY )
- TANITMAK ile TANITLAMAK ile TANITILMAK ile TANITLANMAK ile TANITTIRMAK ile TANITABİLMEK ile TANITIVERMEK ile TANITLAYABİLMEK ile TANIT ile TANITI ile TANITLI ile TANITSIZ ile TANITICI/LIK ile TANITICI REKLAM
- TANITMALIK | PROSPEKTÜS[Fr. < PROSPECTUS] ile/||/<> ...
( PROSPECTUS )
- TANITMA/LIK ile TANITMACI/LIK ile TANITMA ADI ile TANITMA FİLMİ ile TANITMA KARTI ile TANITMA YAZISI
- TANIYABİLMEK ile TANIYIVERMEK
- TANIYORUM ile/ve/ne yazık ki UTANIYORUM
- TANGENT GALVANOMETER[İng.] / TANGENTENBUSSOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT GALVANOMETRESİ
- TANGENT COMPASS[İng.] / BOUSSOLE DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTENKOMPASS[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT PUSULASI
- TANGENT LAW[İng.] / LOI DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTEN-GESETZ, TANGENTIALES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT YASASI
- GALVANOMÈTRE À TANGENT[Fr.] ile/değil/yerine/= TANJANTLI GALVANOMETRE
- TANK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KULE
- TANKER ile TANKERCİ/LİK
- TANNÂNE/SENFONİ ile ...
( Sonat biçiminde orkestra yapıtı. )
- TANNIC ACID[İng.] / ACIDE TANNIQUE[Fr.] / GERBSÄURE, TANNINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANNİK ASİT
- TANRI APOLLON'A BAĞLANAN SANATLAR
ile/ve/||/<>/>
TANRI DIANISOS'A BAĞLANAN SANATLAR
( Plastik sanatlar. İLE/VE/||/<>/> Şiir, müzik, dans. )
( Birey. İLE/VE/||/<>/> Birleşme. )
- TANRI OLMAK ile/ve TANRININ BAKIŞ AÇISINDA KONUMLANMAK
- TANRI ile/ve EN ÜSTÜN BİLİNÇ
- TANRI ile/||/<> EVREN ile/||/<> RUH
( Saltık ilke. İLE/|| Uyum/düzen. İLE/|| Bütünlük. )
( Zât. İLE/|| Sıfat. İLE/|| Ef'al/fiil. )
- TANRI ile İLKE
( TANRI: Dünyanın estetik tutarlılığının ölçüsü.[WHITEHEAD] )
- TANRI ile/ve KÜLTÜR
- TANRI ile/ve KUTSAL
( TANRI: Özneye yapılan yatırım. )
- TANRI ile/ve ÖZVARLIK
- TANRI ile SANRI
- TANRI ile/ve/değil TANRI ANLAYIŞI
- TANRI ile TANRI SENİ KORUSUN ile TANRI KORUSUN ile TANRI BÜYÜKTÜR ile EN İYİSİNİ ALLAH BİLİR ile TANRI BİZİ KORUSUN ile LANET OLSUN ONA ile TANRI KORKUSU ile TÜRLERİN TANRISI ile TANRIYA TAPAN
( GOD vs. GOD BLESS YOU vs. GOD FORBID vs. GOD IS GREAT vs. GOD KNOWS THE BEST vs. GOD SAVE US vs. GOD DAMN HIM vs. GOD FEARING vs. GOD OF SPECIES vs. GOD WORSHIPPER )
( جل الخالق ile خداوند ile رب ile حق تعالي ile خدا ile الرحيم ile جهانبان ile جان آفرين ile مفتح الابواب ile جانافرين ile الرحمن ile مغني ile غفور ile جهان آفرين ile الله ile اله ile يزدان ile پروردگار ile مالک يوم الدين ile قادر مطلق ile خداوندگار ile آفريدگار ile آفريننده ile منان ile روزي ده ile مستعان ile ايزد ile رزاق ile باريتعالي ile خدا شکرت بده ile خدا شکرتبده ile خدا لعنتشکند ile خدا لعنتش کند ile خدا ترس ile خدا نکند ile خداي ناخواسته ile استغفرالله ile خدا بزرگ است ile والله اعلم ile ربالنوع ile پناه بر خدا ile حق پرست )
( جل الخالق ile KHODAVAND ile RAB ile حق تعالي ile KHODA ile الرحيم ile JACPEHANBAN ile JAN AFARYNE ile مفتح الابواب ile JANAFERYNE ile الرحمن ile مغني ile GHFOR ile JACPEHAN AFARYNE ile OLLAH ile ALEH ile YZADAN ile PRORDEGAR ile MALK YVAM ALDYNE ile GHADAR MOTALGH ile KHODAVANDEGAR ile AFARYDEGAR ile AFARYNANDEH ile MENAN ile RUZY DAH ile MOSTEAN ile AYZAD ile REZAQ ile باريتعالي ile KHODA SHKARAT BADEH ile KHODA SHKARTABADEH ile KHODA LANTESHKAND ile KHODA LANTESH KAND ile KHODA TARS ile KHODA NAKAND ile KHODAY NAKHASTEH ile ESTEGHAFAROLA ile KHODA BOZORG EST ile والله اعلم ile ربالنوع ile PENAH BAR KHODA ile HAGH PAREST )
- TANRI ile Tanrı
( Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan, insanüstü varolanlardan her biri, ilâh. İLE Evrende var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlâh, Mevlâ, Hâlik, Hüdâ, Hû, Oğan. )
( İYİ VE ADÂLET | Varolmanın olmazsa olmaz niteliklerinin birliği. )
( GOD vs. God )
- TANRIÇA MAET ile ...
( ADALET VE DOĞRULUK TANRISI/KORUYUCUSU (MAET YASALARI/KURALLARI) )
- TANRILAR ile/ve/||/<> TANRIÇALAR
(
)
- TANRILAŞMAK ile TANRILAŞTIRMAK ile TANRI/LIK ile TANRICI/LIK ile TANRIÇA ile TANRISAL/LIK ile TANRISIZ/LIK ile TANRI BİLİMİ ile TANRI BİLİMCİ/LİK ile TANRI KAYRASI ile TANRI VERGİSİ ile TANRI MİSAFİRİ
- TANRILAŞTIRMAK ile/değil/yerine BAŞATLAŞTIRMAK
- TANRILAŞTIRMAK ile TANRISALLAŞTIRMAK
- TANRI'NIN:
BİLİNMESİ ile/değil KENDİNİ BİLDİRMESİ
- TANRININ EMRİ ile/ve/değil/= HAKİKATİN CÂZİBESİ
- TANRI'NIN VARLIĞI ile/değil TANRI'NIN BİRLİĞİ
- TANRI'NIN VARLIĞI ile/değil TANRI'NIN BİRLİĞİ
- TANRI'NIN VARLIĞI" ile "TANRI"NIN "VARLIĞI"
( "Tanrıya ait olan", tüm var olanlar. İLE Tanrı'nın olup olmadığı düşüncesi/tartışması. )
- TANRININ YABANCILAŞMASI ile/ve TANRININ KENDİNE DÖNMESİ
( Doğa. İLE/VE İnsan. )
- TANRISAL GÖRÜ ile/ve/değil ORTAK AKIL
- TANRISAL KRALLIK ile/ve DÜNYEVÎ KRALLIK
- TANRI/SAL ile/ve/değil KUT/SAL
- TANRISAL ile/ve/değil/<> TÜMEL
- TANRI/SALLIK / TANRI/LAR ile/ve/<> DEĞİŞMEZ(LİK)LER
- TANRI'YI İDRAK ile/ve TANRI'YA İMAN ile/ve TANRI'YI FARK ETME
( Taabbüd/ibâdet ile. İLE/VE Düşünme/tefekkür ile. İLE/VE Dilde/zihinde tekrar, zikr ile. )
- TANSÎF[Ar. < NISF] ile TASNÎF[Ar. < SINIF | çoğ. TASNÎFÂT]
( Yarı yarıya bölme, iki eşit bölüme ayırma. İLE Sınıf sınıf, takım takım ayırma, sınıflama, bölümleme. | Eser ve kitap haline getirme. )
- TANSİYON, GERGİNLİK | GERİLİM ile/||/<> GERİLİM
( Sinema TV Çeşitli yollara başvurularak konunun anlatımında yaratılan sıkıntılı gergin hava Sinema TV Bir elektrik kaynağının potansiyeli potansiyel farkı ya da elektromotor kuvveti Voltla ölçülür Seyircinin oyuna karşı ilgisini uyanık tutup heyecan ve merak yaratmak için baş vurulan bir sanat tutumu Gereksinmelerin doyurulamadığı ya da ereğe yönelmiş davranışların engellendiği zaman ortaya çıkan coşkusal durum 1 Kaygı heyecan baskı ya da yılgınlık gibi ruhsal durumların davranımsal etkilerine verilen genel ad 2 Gerçek ya da imgesel bir durumu biyolojik ve ruhsal bakımdan güçlü ve hareketli biçimde karşılamaya hazır oluş 1 İki durum ya da konum arasındaki potansiyel ayrımının neden olduğu etki 2 Akım geçen bir devrede iki nokta arasında ölçülen potansiyel ayrımı 3 stress Bir nesnenin boyutlarını değiştirmesine yol açan birim alan başına uygulanan kuvvet fizik Bir iletkenin iki ucundaki elektrik akımını sağlayan gizilgüç eşitsizliği Uzaklığa göre türevi ters yönde kuvveti veren işler Elektrik alanı içinde bulunan iki noktanın erkil değerleri çıkarımı Bu nicelik genellikle volt olarak ölçülür kimya Derleme gerilme Konuşmada bir sesin meydana gelmesi için ses kirişlerinin gerginleşmesi 1 evre gerilim 2 evre oluşum 3 evre çözülüm 1Seyircinin oyuna olan ilgisinde süreklilik sağlıyan düğüm çatışma ve gizlilik anları 2 Oyuncunun belirli tepkileri fiziksel hareketler yoluyla gerilime götürmesi Doğal olarak gerilim daha çok seyirci üzerinde yaratılan etkinin ölçüsüyle orantılıdır Ses çıkarken kasların etkisi ile veya havanın basıncıyla kirişlerin gerilmesi Birincisine ETKEN GERİLİM T active ikincisine EDİLGEN GERİLİM T passive denir Başlama gerilimi Birim alana düşen yük gerilim )
( TENSION | VOLTAGE, TENSION | TENSION, STRESS | POTENTIAL | POTENTIAL DIFFERENCE, TENSION | STRESS )
( TENSION | VOLTAGE, TENSION | POTENTIEL | DIFFÉRENCE DE POTENTIEL, TENSION ÉLECTRIQUE | VOLT | CONTRAINTE, TENSION, EFFORT )
( SPANNUNG | SPANNUNG, SPANNUNGSWERT | POTENTIAL | BEANSPRUCHUNG, SPANNUNG )
- TANSİYON ile/ve/||/<> GÖVDE ISISI
( 50 - 100[küçük] | 100 - 140[büyük] İLE/VE/||/<> 36.5 )
- TANSİYON ile TANSİYON ALETİ ile TANSİYON DÜŞÜRÜCÜ
- TANTAL ile
( Atom numarası 73, atom ağırlığı 180,88, yoğunluğu 16,6 olan, 3000 °C'ye doğru eriyen ve siyah bir toz durumunda elde edilen bir öğe. [simgesi Ta] İLE ... )
- TANTAL ile/||/<> TANTAL[Fr. < TANTALE]
( kimya Gri renkli çok sünek dövülgen bir element A A 180 88 A S 73 Ö A 16 6 E S 2850 C )
( TANTALUM )
( TANTALE )
( TANTAL )
- TANTALUM[İng.] / TANTALE[Fr.] / TANTAL[Alm.] ile/değil/yerine/= TANTAL
- TANTALITE[İng.] / TANTALITE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANTALİT
- TANTANA ile TANTANACI/LIK ile TANTANALI ile TANTANASIZ
- TANTANA[Ar.] ile/ve/||/<> TATAVA
ile/değil/yerine/<>
TERÂNE[Fars.]
( Görkem. | Gürültü patırtı, kuru gürültü. | Gereksiz, boş söz. İLE/VE/||/<> Çok fazla söz. İLE/DEĞİL/YERİNE Ezgi, nağme, uyum, makam. | Dört dizeden oluşan, birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri, birbiriyle uyaklı olan şiir. | Tekrarlana tekrarlana, usanç verici bir durum alan söz. )
- TANTRA[Sansk.] ile ...
( Mahayana Budizmi'nin pek çok okullarını etkilemiş olan Hinduizm'in bir kolu. Tantra doktrini, tutkulardan kurtulmanın en doğru, en kestirme yolunun isteklere karşı koymak ve istekleri doygunlaştırmak olduğunu savunur. Bu doktrinde eşeysel simgeler önemli bir yer tutar. )
- TANTRA ile/||/<> MANDALALAR ile/||/<> MUDRA
( Mahayana Budizmi'nin pek çok okullarını etkilemiş olan Hinduizm'in bir kolu. Tutkulardan kurtulmanın en doğru yolunun istekleri doygunlaştırmak olduğunu savunur. @@ Kendi aracılığıyla meditasyon yapılan resimler. @@ Ellerin ve parmakların duruş şekilleriyle oluşturulan simgeler. )
- TANTRUM[İng.] ile/||/<> KUDURGANLIK
( Tepinme tekmeleme ağlama kırıp dökme ile kendini ortaya vuran aşırı kızgınlık ve öfke nöbeti )
( TANTRUM )
- TANZANİT ile/||/<> GARNET
( Mavi ve mor tonlarında bir zoisit türü. İLE/||/<> Genellikle kırmızı tonlarda olan bir taş. )
- TANZANİT ile/||/<> IOLİT
( Mavi ve mor tonlarında bir zoisit türü. İLE/||/<> Mavi-mor renklerde bir kordiyerit türü. )
- TANZANİT ile/||/<> SAFİR
( Mavi ve mor tonlarında bir zoisit türü. İLE/||/<> Korund mineralinin mavi renkli çeşidi. )
- TANZANYA ile TAZMANYA
( Afrika'da bir ülke. [Afrika'nın zirvesi olan [5895 m.] Klimanjaro Dağı'nın bulunduğu] İLE Yeni Zelanda'nın alt kısmında bir ada. [Tazmanya Canavarı'nın yaşadığı] [ABEL TASMAN'ın bulması nedeniyle.] )
- TANZİFAT ile TANZİFAT AMELESİ ile TANZİFAT ARABASI
- TANZÎM[Ar. < NAZM] ile DÜZELTME, DÜZENLEME, DÜZEN VERME, YOLUNA KOYMA
( DÜZELTME, DÜZENLEME, DÜZEN VERME, YOLUNA KOYMA | NESİR YA DA NAZIM OLARAK YAZMA )
- TANZİM ile TANZİM SATIŞI
- TANZİM ile TERTİP
- TANZİMAT) FERMAN(I) ile/değil HATT-I HÜMÂYÜN
- TANZİMAT FERMANI ile/ve/||/<>/> ISLÂHAT FERMANI
( 03 Kasım 1839 İLE/VE/||/<>/> 18 Şubat 1856 )
- TANZİMAT ile TANZİMAT
( İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı. İLE Sultan Abdülmecit döneminde, 1839'da, Gülhane Hat-ı Hümâyunu adıyla anılan bir buyrukla duyurulan, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem. )
- TANZİMAT ile/||/<> TANZİMAT[Ar. < TANẒİMÂT]
( 1839da Reşit Paşanın öncülüğünde devlet yönetiminde toplumsal yaşayışta düşünde Batıya yöneliş dönemine verilen ad Tanzimatı hayriye )
- TANZİMAT ile TANZİMATÇI/LIK
- TANZİM/AT ile/değil TAZMİN/AT
- TANZÎR[Ar.] ile TANZÎR[Ar. < NEZÂRET | çoğ. TANZÎRÂT]
( Tazelendirme, tazeleştirme. İLE Benzetme/benzetilme. | Bir şiirin anlamca, biçimce benzerini yapma. )
- TAO[Çince] ile ...
( Yol, patika. Tanrı. | En yüksek ve tanımlanamaz gerçeklik. | Değişimde, değişmeden kalan. | Zen'de Tao sözcüğünün Taoculuktakinden değişik bir anlamı vardır. Zen'in iç öğretisi; ancak yaşam deneyle ulaşılabilecek Gerçek anlamındadır. | Birlik. | Yokluk. | Yol ya da akan ve sürekli olarak değişen gerçeklik. | En yüksek ve tanımlanamayan gerçeklik.[Kozmik Tao] | Değişimde değişmeden kalan. | TEO, TE, T, THE, [Ar.]el- )
- TAO ile/||/<> WU-WEİ ile/||/<> TZU-JAN
( Yol, patika. Tanrı. Zen'de Tao sözcüğünün Taoculuktakinden değişik bir anlamı vardır. @@ Bir şey yapmamak, bir şey söylememek, böylece zihnin kendiliğinden doğal olarak çalışmasına olanak sağlamak. @@ Doğal olarak, kendiliğinden oluşum. )
- TAO-KIAO ile JU-KIAO ile ŞE-KIAO
- TAPA ile/||/<> TAPA[İt. < TAPPO]
( Polinezya adalarında incir dut akkavak vb ağaç kabuklarının yumuşatılması dövülmesi üst üste ya da yan yana yapıştırılmasıyla elde edilen üzerleri türlü desenlerle bezenmiş kumaş I Kağnı tekerinin dışarı fırlamasını engelleyen büyük vida Çarıksaray Şarkikaraağaç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta II Fişeklerde kullanılan karton tıkaç Karaağaç Bozüyük Bilecik Dilimizde tıpa olarak da geçer R τάπα tape )
( TAPE )
( TAPPO )
( ΤΆΠΑ / τάπα )
- TAPALAMAK ile TAPABİLMEK ile TAPALANMAK ile TAPANLAMAK ile TAPA ile TAPAN ile TAPALI ile TAPASIZ
- TAPAN ÇEKMEK ile/||/<> TAPAN KULLANMAK. (YENİKENT *AKSARAY -NİĞDE)
( Tapan kullanmak Yenikent Aksaray Niğde )
- TAPAN ile/||/<> TAPAN
( Tohum atıldıktan sonra toprağı düzeltmek dışarda kalan tohumları gömmek üzere toprağın üzerinden bir hayvan yardımı ya da elle gezdirilen gözlerine çalı sokulmuş merdiven ya da büyükçe tahta Güllüce Gümüşhacıköy Amasya Salman Akkuş Ordu Bölükbaşı Selim Çıldır PosofKars AğınElazığ Üreğil ÇankayaAnkara Emeğil PınarbaşıKayseri Pastırmalık etlerin kurutulduktan sonra baskıya alınmasında kullanılan kalın direk Ağızlarda daban taban biçimi de yaygın olarak geçer Ağızlarda tapanlamak ve tapan çekmek yeni ekilen tarlanın tohumunu kapatmak için sürgü çekmek biçimi de kullanılır Türkmencede de dābanlāmak to trample down press down to put a roller on a field olarak kullanılır Clauson ED 442 Azeri alanında da toprağı asfaltı tapanla düzleştirmek anlamında tapanlamag geçer Az tapan toprağı sıkıştırmak kesekleri ezmek veya asfaltı düzleştirmek için kullanılan kalın tahta Azeri alanında döyec de kullanılır Türkçe taban sözünün yan biçimi olduğu anlaşılıyor Ancak Ermeniceden alındığı da sık sık sözlendirilmiştir Örn Tietzeye göre ZBalk 18 193 244 tapan Ermenice dapan BErm tapan dan kalma bir alıntıdır Dankoff ALT 703 da Ermeniceden alındığını ortaya atmıştır tap plain flat country tapan harrow Budagova ST 3 1984 14 da Ermeniceden geldiğini dile getirmiştir Azeri alanında tapanlamag Türkmencede dābanlāmak biçimlerinin geçtiği Dankoffun gözünden kaçmıştır Tarlaya atılan tohumu örtmek için kullanılan tırmığa ağızlarda keşan veya keşen adı da verilir Kürtçede de tapan herse JabaJusti 91 olarak geçer )
( HLK. )
- TAPHRINA CERASI[Lat.] ile/||/<> HEXENBESEN[Alm.] ile/||/<> CADISÜPÜRGESİ
( Emeçleri özellikle dal uçlarındaki kabuk altında sıkı bir ağ örerek çekirdekli yemiş ağaçlarının çiçeklenmesine dolayısıyle meyve verimine engel olan akslımantar bu mantarın doğurduğu bitki hastalığı )
( HEXENBESEN )
( TAPHRINA CERASI )
- TAPİ ile/ve PATA
- TAPI ile TAPİ[Fr. TAPIS]
( Tapınılan nesne. İLE ... )
- TAPİ ile TAPİR
- TAPILASILIK ile SEVİMLİ ile HAYRANLIK
( ADORABILITY vs. ADORABLE vs. ADORABLENESS )
( قابليت پرستش ile قابل پرستش )
( GHABELYT PARESTESH ile GHABEL PARESTESH )
- TAPINAK ÖNCE HİPOTEZİ ile/||/<> YERLEŞİM ÖNCE HİPOTEZİ
( Tapınak önce hipotezi dini yapılar yerleşim öncesi İLE yerleşim önce hipotezi ekonomi dinsel yapıları doğurdu der. Göbeklitepe tapınak önce görüşünü destekler İLE geleneksel Neolitik Devrim kuramı yerleşim-tarım-din sırasını öneriyordu. Cauvin sembolik devrim İLE Childe ekonomik devrim vurgusu yaptı. )
( Klaus Schmidt tarafından 1995 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1953-2014) (Ülke: Almanya) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Göbeklitepe'yi keşfetti ve kazılarını yönetti (1995-2014), Neolitik Devrim teorilerini değiştirdi, tapınak-yerleşim önceliği hipotezi) )
- TAPINAK ile ANFİPROSTİL[Yun.]
( ... İLE Ön ve arka yüzleri sütunlu, Eski Yunan tapınağı. )
- TAPINAK ile/ve/değil DEPO
- TAPINCA/PUT[Fars. < BUT]/İDOLE[Fr.]:
SOY ile/ve/||/<> MAĞARA ile/ve/||/<> ÇARŞI ile/ve/||/<> TİYATRO
( bkz. Francis Bacon )
( IDOLA TRIBUS avec IDOLA SPECUS avec IDOLA FORI avec IDOLA THEATRI )
- TAPINCAK/SANEM[Ar.]/PUT[Fars. < BUT]/FETİŞ[İng. FETISH | Fr. < FETICHE] ile/ve/değil/||/<>/> KÜLT[İng. CULT | Fr. CULTE]
( Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı ya da cansız nesne. | Haç. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Din. | Yerel özellikler taşıyan dinî törenler. | Belirli bir dönemde yoğun ilgi gören. [yapıt/kitap/film vb.] )
- TAPINCAK/SANEM[Ar.]/PUT[Fars. < BUT]/FETİŞ[Fr.] ile ONGUN/TOTEM[Fr.]
( Gözle görünen, gözle görüldüğü kadarıyla yetinerek tapınma. | Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı ya da cansız nesne. | Haç. | Uğurlu sayılan şey. | Tapınırcasına sevilen şey ya da kişi. | Saplantılı bir biçimde eşeysel coşku uyandıran ötekine ait giysi, ayakkabı vb. nesne. İLE İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. herhangi bir doğal nesne. )
- TAPINCAK ile TAPINCAKÇILIK
- TAPINMA ile/ve/<>/> ADANMA
( Dinde. İLE/VE/<>/> Sanatta. )
- TAPINMA ile/ve/değil/||/<>/< BAĞIMLILIK
- TAPINMA ile/ve/<> ÖZDEŞLEŞME
- TAPINMA ile/değil/yerine RÂBITA
- TAPINMA ile/değil/yerine/>< TUTARLILIK (ÇABASI)
- TAPINMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "TUTUNMA"
- TAPINMAK ile TAPIKLAMAK ile TAPIŞLAMAK ile TAPIŞLANMAK ile TAPINABİLMEK ile TAPI ile TAPIŞ
- TAPİR[Brezilya yerlilerinin dilinden]/TAPIRUS[Lat.] ile ...
( İki metre uzunluğunda, kısa hortumlu bir hayvan. Asya ve Avrupa'nın tropikal bölgelerinde yaşar. )
(
)
- TAPİR[Fr.] ile/||/<> TAPIRUS[Lat.] ile/||/<> TAPİR[Fr. < TAPIR]
( zooloji )
( TAPIR )
( TAPIRUS )
- TAPIRDAMAK ile TAPIRTI
( "Tapırtı" sesi çıkarmak. İLE Yürürken çıkan ayak sesini andırır sesin adı. )
- TAPİRGİLLER ile/||/<> TAPİRGİLLER
( Tapiridae tapirus tapir Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının tekparmaklılar Perissodactyla takımından bir familya iri vücutlu ve aralıklı tüylüdürler Kısa ve hareket edebilen bir hortumları vardır Kuyrukları körelmiştir Bacakları sağlam yapılı olup önde 4 arda 3 parmaklıdır Çoğu Güney ve Orta Amerikada ormanlarda sürüler halinde yaşar Dağ tapiri Tapirus pinchacus tapiri T indicus Amerika tapiri T terrestris iyi bilinen türleridir zooloji Lât Tapiridae tapirus tapir Memeliler Mammalia sınıfının tek parmaklılar Perissodactyla takımından iri vücutlu ve seyrek tüylü kısa ve hareket edebilen bir hortumu bulunan kuyrukları körelmiş bacakları sağlam yapılı olup önde dört arkada üç parmakları bulunan çoğu Güney ve Orta Amerikada ormanlarda sürüler hâlinde yaşayan türleri olan bir familya )
( TAPIRS )
( TAPIRS | TAPIRIDÉS )
( TAPIRE )
( TAPIRUS | TAPIRIDAE )
- TAPMAK ile/değil KUTSAMAK
- TAPMAK ile/değil/yerine "BAŞ KESMEK"
- TAPMAK ile/değil/yerine HAYRAN/HASTASI OLMAK
( [not] "WORSHIP" vs./but ADORE
ADORE instead of "WORSHIP" )
- TAPMAK ile/ve/değil/<> ÖZDEŞLEŞMEK
( TO ADORE vs./and/<> TO IDENTIFY )
- TAPMAK" ile/değil/yerine YAPMAK
- TAPMAQ[Azr.] ile TAPMAK[Tr.]
( Arama sonucunda meydana çıkarmak, bulmak. İLE "Tanrı" diye tanımak, kulluk etmek. )
- TAPON ile TAPONCU/LUK ile TAPON MAL
- TAPŞIRMA ile/||/<> ...
( Saz ozanlarının ya da öykücülerin takma ad mahlas yerine kullandıkları bir terim )
- TAPTIRMAK ile TAPTIRABİLMEK
- TAPU SİCİLİ KÜTÜK DEFTERİ ile/||/<> REGISTRE FONCIER[Fr.] ile/||/<> ANA DEFTER
( REGISTRE FONCIER )
- TAPU SİCİLİ ile/||/<> REGISTRE FONCIER[Fr.] ile/||/<> TAPU KÜTÜĞÜ
( Bir kentte taşınmazların kimin olduğunu niteliklerini kentteki konumlarını yerbölümlerinin ve bulundukları yapı adacıklarının sayısı ile birlikte gösteren taşınmaz alım satımlarında işlemin güvenilirliğini sağlamak için yararlanılan ve tapu yönetimlerince tutulan büyük defter )
( REGISTRE FONCIER )
- TAPU ile/ve/||/<>/< KADASTRO[Fr. < CADASTRE]
( Bir taşınmazın üstündeki mülkiyet hakkını gösteren belge. | Tapu işlerinin yürütüldüğü kuruluş. İLE/VE/||/<>/< Bir ülkedeki her çeşit arazi ve mülk yerinin, alanının, sınırlarının ve değerlerinin devlet eliyle belirlenip plana bağlanması. )
- TAPULAMAK ile TAPU ile TAPUCU/LUK ile TAPULU ile TAPUSUZ ile TAPU KÜTÜĞÜ ile TAPU MEMURU ile TAPU SİCİLİ
- TAR ile/||/<> ...
( 1 Kümeslerdeki tünek direği Akpınar Amasya Kırçiçeği Kars 2 Ağaç taşımak için kullanılan sal Yukarıbozkuyu Kadirli Adana 3 Kağnının iki yanında bulunan uzun ağaçlar İspir Erzurum )
- TAR ile/||/<> ...
( kırılmayacak kadar çok buz tutmuş yol Dankoff ALT E 48 Ermenice taṙ path frozen solid biçimiyle birleştirmiştir )
- TAR ile/||/<> SAL
( sal Eski Türkçede şişirilmiş tulumlar üzerine kurulan sala tar adı verilir Orta Türkçede tār olarak kullanılır Eski Kıpçakçada da tar biçimi geçer Räsänen V 463a Clauson ED 528a )
- TAR ile/||/<> TAR
( 1. Kümeslerdeki tünek direği. (Akpınar -Amasya; Kırçiçeği -Kars) 2. Ağaç taşımak için kullanılan sal. (Yukarıbozkuyu *Kadirli -Adana) 3. Kağnının iki yanında bulunan uzun ağaçlar. (İspir -Erzurum) )
- TAR ile/||/<> TAVUKLARIN KÜMESLERDE TÜNEDİKLERİ SIRIK
( tavukların kümeslerde tünedikleri sırık taṙ perch roost Ağızlarda daha çok tünek adı kullanılır O açıdan tar dar bir çevrede kalmıştır )
( T )
- TARABA ile/||/<> ...
( Ev kapılarının üst kısmına yapılmış tahta siperlik Sapanlı Güdül Ankara Yerel ağızlarda daraba tahta perde ve dükkân kepengi olarak da geçer Suriye darrāba fermeture de boutique consistant en deux planches dont lune sélève et lautre sabat pour ouvrir et qui se rejoignent par le mouvement inverse pour fermer Arapça darrābanın géminationu Türkçede yalınlaşmıştır Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir taraba Srp tàrabe Miklosich TE l 47 Škaljić Turc 600 Türkçe tarabanın tahta perdeden geldiği yolundaki sav yanlıştır Sikirić POF 89 240 )
( DARRĀBA )
- TARAF OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< EMEK VERMEK
- TARAF OLMAK ile/değil/yerine/||/>< KATILIMCI OLMAK
- TARAF OLMAK ile/ve TARAF TUTMAK
- [ne yazık ki]
TARAF TUTMAK ile/değil/yerine/>< TARTIŞMAK
- TARAF" ile KARAKTER
( "SIDE" vs. CHARACTER )
- TARAF ile/||/<> PARTIE[İng.] ile/||/<> PARTIE[Fr.] ile/||/<> YÖNDER
( PARTIE )
( PARTIE )
- TARAFEYN ile/||/>< VASATEYN
( Dışlar. İLE/||/>< İçler. )
( "a:b = c:d" orantısındaki "a" ve "d" İLE/||/>< "a:b = c:d" orantısındaki "b" ve "c" )
- TARAFGİRLİK | YANLILIK ile/||/<> YANLILIK
( Bir gözlem yordamının işlem tasarımının ya da bunlar aracılığıyla elde edilen gözlemlerin belli özellikler yönünde yan tuması ya da nesnellik gerekircilerinden ayrılması durumu sapmak )
( BIAS | BIASEDNESS )
- TARAFLILIK ile/ve YANILGI
( SIDED vs./and ILLUSION )
- TARAFSIZ OLMAK ile/ve/||/<>/>/< DÜRÜST OLMAK
( Dürüstlük, bizi gerçeğe götürecektir. )
( Tek yükümlülüğümüz, kendimize karşı dürüst olmaktır. )
( Dürüstlük ve arınmışlık, engelleri kaldırır. )
( Kişi, kendi tarihiyle uğraşırken, kendi mânevî dünyasıyla, anlam dünyasıyla uğraştığından dolayı tarafsız kalamaz; bu, kişinin doğasına aykırıdır fakat dürüst olabilir. )
( Integrity will take you to reality.
Integrity and purity remove the obstacles. )
( Dürüst olup olmadığınızı, size, sizden başka kim söyleyebilir? )
( Bazı konularda ve ayrıntılarında tarafsız olamayabiliriz fakat (daha) dürüst olabiliriz. )
( TO BE HONEST vs./and/||/<>/>/< TO BE NEUTRAL )
- TARAFSIZLAŞTIRMAK ile TARAF ile TARAFLI/LIK ile TARAFSIZ/LIK ile TARAFSIZCA ile TARAFSIZ BÖLGE
- TARAFSIZ/LIK ile BAĞIMSIZ/LIK
- TARAFTA/LIK ile/ve/değil/yerine ETRAFTA/LIK
- TARAFTA/LIK ile/ve/değil/yerine ETRAFTA/LIK
- TARAFTAR (OLMAK) ile/değil/yerine TARAF (OLMAK)
( Bedeli/sorumluluğu yok. İLE Bedeli/sorumluluğu çok. )
- TARAFTAR OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TAVIR ALMAK
- [ne yazık ki]
"TARAFTAR"" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KARŞICIL/MUHÂLİF[Ar.]
- TARAFTAR ile/değil/yerine TAKİPÇİ
- TARAFTAR ile YANDAŞ
- TARAF/TAR ile/ve YANDAŞ
- TARAFTAR ile/||/<> YANDAŞ ile/||/<> CON, UNFAVORABLE[İng.] ile/||/<> KARŞI
( Bir ölçek sınarının dile getirdiği tutuma katılan ya da olumlu yanıt veren kişi ya da bir sınarı onaylayan görüş karşı biyoloji Bir ölçek sınarının dile getirdiği yargıya katılmayan ya da olumsuz yanıt veren kişi ona ters düşen tutum ya da görüş )
( PRO, FAVORABLE | COHORTS )
( SATELLITE )
- TARAK ile KAŞAĞI
( ... İLE Sırtı kaşımak için kullanılan uzun saplı, ucu kaşık ya da el biçiminde, tırnaklı araç. )
- TARAK ile SAÇ FIRÇASI
( ŞÂNE ile ... )
- TARAK ile TARAK BENZERİ
( COMB vs. COMBLIKE )
( شانه کردن ile خار کردن ile قشو کردن ile شانه ile شانهاي )
( SHANEH KARDAN ile KHAR KARDAN ile GHSHO KARDAN ile SHANEH ile SHANEYAY )
- TARAKLAMA ile/||/<> ...
( Resim Mimarlık Mozaik sıvanın taşçı tarağı ile yapılan murçlanması taranması )
- TARAKLAMAK ile TARAK ile TARAKLI ile TARAKÇI/LIK ile TARAKSIZ ile TARAK İŞİ ile TARAK OTU ile TARAKLILAR ile TARAK DUBASI ile TARAK KEMİĞİ ile TARAK OTUGİLLER
- TARAXACUM[İng.] / TARAXACUM, PISSENLIT[Fr.] / TARAXACUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAKSAKUM
- TARAKSI ile TARAKSI KAS
- TARAMA | SİNTİGRAFİ ile/||/<> SİNTİGRAFİ[Fr. < SCINTIGRAPHIE]
( Radyoizotop görüntüleme )
( SCINTIGRAPHY )
( SCINTIGRAPHIE )
- SÖZLÜK:
TARAMA ile/ve/||/<> DERLEME
- TARAMA ile/||/<> TARAMAK
( TV Bir elektron demetinin alıcıda merceğin verdiği resmi çözümlemek almaçta aynı resmi oluşturmak için birincisinde ereği ikincisinde görüntülüğü düzenli biçimde dolaşması TV Tarama eylemi Herhangi bir şeyi bir durum ya da aracın kapsamına almak ya da çıkarmak ereğiyle yapılan seçme ya da saptama işlemi Televizyonda yayınlanmak üzere oluşturulan bir görüntüyü ince bir ışık demeti ile süpürerek bir akımmıknatıssal dalgayı kipleyecek resme uygun imlemler elde etme çizgisi coğrafya Özel uygulamalarda fırın dışından özel başlıklı aygıtlarla yapılan ısıtma su verme indüklemli ısıl işlem gibi ısıl işlemlerde parçanın ya da başın parçanın üzerinde gezdirilmesi işlemi Cyprinidae familyasından olan sazan balığının yumurtalıklarının temizlenmesi koruyucu katkı maddeleri eklenmiş tuzla salamura edilmesi yarım fıçılara bir kat tuz bir kat yumurtalık yerleştirilerek bir hafta bekletilmesi tuzlu ve kanlı sularının süzülmesinden sonra ikinci kez fıçıya yukarıda belirtildiği biçimde istiflenerek salamura edilmesiyle elde edilen havyar sazan havyarı Bir bölgenin veya nüfusun özel bir amaç için ayrıntılı muayenesi R τάραμα un çorbası Bilimsel yayımlarda bir meze türü olan tarama adının kökeni üzerinde durulmamıştır Bunu doğal karşılamak gerekir Bu adın tara fiilinden Türkçede çok işlek ma ekiyle kurulmuş bir türev olduğu ilk bakışta açık olarak görülebilir O açıdan taramanın üzerinde özel olarak durmak gereksinimi duyulmamıştır Nitekim Türkçe Sözlükün bütün baskılarında da meze türü olan tarama sözü tara fiilinin türevi olan tarama maddesinin ikinci anlamı olarak verilmiştir Dilimizde ma me ekiyle fiil köklerinden yapılan yemek ve yiyecek adlarının çokluğu taramanın tara kökünden geldiğini tanıklayabilir Bu adların arasında çevirme kavurma pastırma bastırma tuzlama gibi örnekler vardır Bu örneklerin sayısı kolaylıkla artırılabilir Bununla birlikte taramanın tara kökünden geldiğini düşünmek kolay değildir Balık yumurtasından yapılan bir çeşit mezenin tara fiiliyle ilgisinin büsbütün açık olduğu söylenemez Anadolu ağızlarında taramaya benzer birtakım verilerin geçtiğini görüyoruz Örneğin Ispartada taraktan nişasta ile pekmezden yapılan bir çeşit tatlı pelte ve terek nişasta ile yapılan bir çeşit tatlı biçimleri geçer Trabzonda ise darahto nişasta ile pekmezden yapılan bir çeşit tatlı olarak kullanılır Tzitzilis bu biçimlerin Rumca ταραχτὸν die erste Milch sözünden geldiğini açıklamıştır Tzitzilis Rumca ταραχτὸν biçiminin Karadeniz ağızlarında geçtiğini de eklemiştir Bundan başka bu maddede ταρακτὸς beunruhigt zerstört verwirrt çalkalanmış altüst olmuş yıkılmış biçiminden yola çıkarak diyalektlerde kullanılan ταραχτὸν die erste Milch ağız ilk süt ve τάραγμα Verwirrung altüst olma ve τάγαμα Mehlsuppe un çorbası biçimlerini saymıştır Tzitzilis Ispartada kullanılan darık kurutulmuş balık çiroz ve daraklık bir kg ağırlığında olan küçük sazan balığı biçimleri üzerinde de durmuştur Ona göre bu biçimler Rumca τάριχος Salzfisch tuzlu balık sözünden alınmıştır Ancak Tzitzilis Türkçe tarama adı üzerinde durmamıştır Anadolu ağızlarında taramanın yerel biçimlerine rastlanmaz Yalnız Ordunun Ünye ilçesinde tarama yerine darama biçiminin geçtiğini görüyoruz Salamura hâlinde balık yumurtası olarak kullanılan darama biçiminin taramadan başka bir şey olmadığı açıktır Türkçedeki balık yumurtasından yapılan meze türü anlamındaki taramanın Rumca τάραμαdan geldiği açıktır Un çorbası anlamındaki bu biçimin ταραχτὸν die erste Milch ağız ilk süt ile ilgisi ilginçtir Balık yumurtasının zeytinyağı ile karıştırılması sonunda elde edilen un çorbasına benzer sıvı yiyeceği koyulaştırmak için ekmek içi veya patates de kullanılır Buna göre Rumca τάραμα un çorbası biçiminin Türkçe taramayı ses ve anlam açısından karşıladığı açıklık kazanıyor Tarama üzerindeki çalışmamı bitirdikten sonra baskıya vermeden önce ortaya koyduğum bilgi ve verileri Türkçede ve özellikle Anadolu ağızlarında Rumcadan kalma söz ve biçimler konusunda yetki sahibi olduğunu bildiğim değerli çalışma arkadaşım Christos Tzitzilisin görüşünü almak istedim Bu yolda yazdığım mektuba 27 Nisan 2005 tarihinde gönderdiği yanıtta Tzitzilis Anadolu ağızlarındaki Rumca kalıntılara yönelik eserini yazarken Rumca τάραμα ile Türkçe tarama arasındaki ilişki üzerinde durmakla birlikte kesin bir yargıya varamadığı için bir şey yazmadığını bildiriyor Ancak iki söz arasındaki fonetik ve semantik yakınlığın bir rastlantı olamayacağının altını çiziyor Daha açık bir deyişle Christos Tzitzilis benim ortaya koyduğum açıklamayı doğrulamış oluyor )
( SCANNING, PICTURE SCANNING, SWEEP | SCAN, SWEEP | SCREENING | SCANNING | TRIMMING | TARAMA | SCAN | SURVEY )
( BALAYAGE, ANALYSE (DE L'IMAGE), EXPLORATION (DE L'IMAGE) | BALAYER, ANALYSER, EXPLORER | BALAYAGE | HACGURE | METTRE AU GABARIT À COUPS DE MINES )
( ABTASTUNG, BILDABTASTUNG, ABLENKUNG, BILDABLENKUNG | ABTASTEN, ABLENKEN | ABTASTUNG | TRIMMEN )
( ΤΆΡΑΜΑ / τάραμα )
- TARAMAK ile SÜPÜRMEK
- TARAMAK ile TARAK GEMİSİ
( DREDGE vs. DREDGER )
( لاروبي کردن ile لاروب )
( LAROBY KARDAN ile لاروب )
- TARAMAK ile TARTMAK ile TARTILMAK ile TARTTIRMAK ile TARTABİLMEK ile TAR ile TARH ile TART ile TARZ ile TARALI ile TARAÇA ile TART SUÇU
- SCANNING ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À BALAYAGE[Fr.] / ABTASTUNGELEKTRONENMIKROSKOP, RASTERELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAMALI ELEKTRON MİKROSKOBU
- SCANNING-TRANSMISSION ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À BALAYAGE-TRANSMISSION[Fr.] / ABTASTUNG-TRANMISSION ELEKTRONENMIKROSKOP, RASTERTRANSMISSIONSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAMALI GEÇİRMELİ ELEKTRON MİKROSKOBU
- TARANMAK ile TARANABİLMEK
- TARANTULA[İng.] ile/||/<> TARANTULA
( Isırıkları yerel yangı ve ağrıya neden olan çok sayıda zehirli örümcek türünden herhangi biri )
( TARANTULA )
- TARARE[Fr.] ile/||/<> TINAZ MAKİNESİ
( tarım )
( TARARE )
- TARAŞ ile/ve/||/<> TARAŞLAMAK
( Tarla, bağ, bahçe vb. yerlerden toplanan üründen artakalanlar. İLE/VE/||/<> Tarla, bağ, bahçe vb. yerlerden kaldırılan üründen artakalanları toplamak. )
- TARAŞLAMAK ile TARAŞ
- TARATMAK ile TARATTIRMAK ile TARATABİLMEK
- TARATOR[Yun.] ile/||/<> ...
( ekmek içi ceviz zeytinyağı sarımsak ve sirke ile yapılan bir çeşit meze Theodoridise göre FO 15 6976 Rumcadan alınmıştır R tarachton nicht ganz dicke Erstmilch Arapça Mısır tarâtor ṭarâṭôr biçimi Türkçeden alınmıştır Littmann Tschudi Arm 115 71 Suriyede de ṭâṛâṭûr espèce de sauce de mayonnaise olarak kullanılır )
- TARAVET ile TARAVETLİ
- TARAYABİLMEK ile TARAYICI/LIK
- TARAZLAMAK ile TARAZLANMAK ile TARAZ ile TARAZLI ile TARAZSIZ
- TARAZLI ile/||/<> SOLUKLU ABANIK
( Soluklu abanık )
- TARÇIN[Fars. < DÂRÇİN] ile/||/<> ...
( bir ağaç ve bunun bahar gibi kullanılan kabuğu Az darçın dalçın darçin darşın dārçīn dārçīnī cinnamon dār wood çīnī Chinese Arapçada dārşīnī olarak kullanılır Tibetçeye dal čini olarak geçmiştir )
( DĀRÇĪN )
( DARÇIN[Az.]~DALÇIN[Tkm.]~DARÇIN[Krg.]~DARŞIN[Kzk.] )
- TARÇIN ile TARÇINİ ile TARÇINLI ile TARÇINSIZ ile TARÇIN RENGİ
- TARD Ü AKİS, AKS Ü TEBDİL | EVİRME ile/||/<> EVİRME
( Bir dizedeki bir tümcedeki sözcüklerin yerlerini değiştirerek anlatıma güç katmak Ör Mümkin değil Hudayı bilmek de bilmemek de Bilmek de bilmemek de mümkin değil Hudayı Türleri 1 tüm evirme es t tard ü aksi tam aksı tam Bir dizedeki sözcüklerin düzenli olarak alt üst edilmesiyle oluşan evirme 2 eksik evirme es t tard ü aksi nakıs aksi nakıs Bir dizedeki sözcüklerin bir bölüğünün yer değiştirmesiyle oluşan evirme Özneyüklem önermesinde özne ile yüklemin değiş tokuş edilmesi Terim yöneticisi değişebildiği gibi değişmeyebilir de Krş evrik Mantıkta Bir önermede özne ile yüklemin yerlerinin değiştirilmesi ile yapılan önerme Her S P dir Her P S dir Önermede nicelik değişmiyorsa evirme yalın evirmedir tümel olumsuz ve tikel olumlu önermeler yalın olarak evrilebilirler Hiç bir insan ölümlü değildir Hiç bir ölümlü insan değildir Kimi filozoflar dalgındır Kimi dalgınlar filozoftur Ama önerme yargının niteliği değişerek de evrilebilir bu durumda evirme ile elde edilen önermenin kapsamı evrilen önermeden az olur Bütün kareler dörtgendir önermesinde evirme Kimi dörtgenler karedir biçiminde yapılır çünkü bütün dörtgenler kare değildir Konum ya da düzenlenimi altüst etme ya da tersyüz etme )
( CONVERSION | INVERSION )
( REVERSION, REGRESSION | CONVERSION | INVERSION )
( KONVERSION | UMKEHRUNG )
( CONVERSIO )
- TARD ile KOĞMA, SÜRME, UZAKLAŞTIRMA | GÖREVDEN, OKULDAN UZAKLAŞTIRMA
- TAR'DA:
KAFKAS ile/ve ŞİRAZ
( Gövdesi, dut ağacıdan ve tek parçadır. Sapı ceviz ağacındandır. İLE/VE ... )
(
)
- TARDETMEK ile TARDEDİLMEK
- TARDION ile/ve FOTON/LUXON ile/ve TACHION
( Işık hızı altı. İLE/VE Işık hızı üstü/ötesi. )
- TARDİYE[Ar. < ṬARDİYYE] ile/||/<> ...
( Mesnevî biçiminde yazılan ve çoğu kez bir öykü olan şiirlerde arada dörder dizeleri kendi aralarında beşinci dizeler birbiriyle uyaklı bağlamlardan oluşmuş koşuk parçası Buna tard ü rekb de denir )
- TARET[Fr.] ile/||/<> TARET[İng. < TURRET]
( zooloji )
( TURRET )
( TARET )
- TARGET PRICE[İng.] ile/||/<> BAŞFIYAT[TR. < BAŞ + AR. < FIʾÂT]
( Herhangi bir tarımsal ürünün en kalitelisi için saptanan en yüksek fiyat )
( TARGET PRICE )
- TARH | ITRAH ETMEK | TARHETMEK | İHRAÇ | ÇIKARMA ile/||/<> ÇIKARMAK ile/||/<> ÇIKARMA
( Sinema 1 Kullanılmış filmi işlemeliğe göndermek üzere alıcıdan alma Sinema TV 2 Bir oyunluktan filmden ya da televizyon izlencesinden sözcükleri görüntüleri ya da bir parçayı kullanılmaması için alma Bir öğeler kümesinden verilen koşullara uyan öğeleri seçmek örn bir komut ya da bir örtü uygulayarak bir makine sözcüğünden belirlenmiş kimi sayamakları seçmek a b sayılan için b ile toplandığında a yı veren sayı Simgesi ab Gaz lambasını duvara asmağa yarayan tahta kutu Yenikent Aksaray Niğde matematik biyoloji matematik Durağan bir varlığın belirli çalışma nitelik ve yaşamını tüketmesi nedeniyle hizmetten çıkarılması Isıl işlem ya da yüzey işlemi sona eren bir parçanın fırın ya da yunaktan alınması işi kaldırmak )
( 1. UNLOADING, 2. CUT | EXTRACT | SUBTRACTION | AMORTIZATION | EXTRACTION, HOISTING | WITHDRAWAL | DISPLACEMENT | DISPLACE | SUBTRACT | OMIT | LOADING, THREADING )
( 1. DÉCHARGEMENT, 2. COUPURE | EXTRAIRE, ISOLER | SOUSTRACTION | ÉLIMINER | SOUSTRAIRE | SORTIE DE SERVICE, AMORTISÉ | EXTRACTION | CHARGEMENT (DE LA CAMÉRA )
( 1. ENTLADUNG, 2. SCHNITT | SUBTRAKTION, ABZIEHEN, VERMINDERUNG | FÖRDERUNG | SUBTRAKTION | FILMEINLEGEN )
( ESTRAZIONE )
( ΑΦΑΊΡΕΣΗ / αφαίρεση )
- TARH ile TARH ile TARH
( Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer. İLE Vergi koyma. İLE Çıkarma. )
- TARHANA[Fars. < TERHÂNE] ile/||/<> ...
( çorba yapmaya yarayan mayalanmış yoğurtlu hamurun ufalanmışı tarxāna tarxwāna thick pottage frumenty portable soup Arapça ṭarḫana gâteau fait de rob de raisin mélangé avec de la farina de froment et aromatisé avec des clous de girofle du poivre et de la cannelle Denizeau Dictionnaire 327 olarak geçer Symeonidisin Rumca τραγανάdan alındığı yolundaki savı yanlıştır Gr 192 218 Eren TD 31 182 Bulgarca tarxana Sırpça tarhàna taràna Rumence trahana Macarca tarhonya biçimleri Türkçeden alınmıştır )
( TARXĀNA )
- TARHANA[< DAR HANE] ile OVMAÇ
( ... İLE Hamuru ovularak yapılmış kırıntılarla pişirilmiş çorba. | Taze tarhana. )
- TARHANALIK ile/||/<> ...
( Tarhana için hazırlanan buğday unu Güzel Güdül Ankara )
- TARHANA/LIK ile TARHANA ÇORBASI
- TARH-I TENÂSÜBÎ ile/||/<> İSKONTO ile/||/<> İSKONTO[İt. < SCONTO]
( matematik 1 kırdırım 2 indirim İtal sconto )
( ESCOMPTE )
( SCONTO )
- TÂRÎ[Ar. < TARÂVET] ile TÂRÎ[Ar. < TARÂ]
( Taze, tarâvetli. İLE Ansızın çıkan, birdenbire görünen. )
- TÂRİD[Ar. < TARD] ile TARÎD[Ar.]
( Kovan, tardeden. İLE Kovulmuş, çıkartılmış, matrûd. )
- TARİF EDİLEMEZ ile/yerine/değil/ve DUYULARA GETİRİLEMEZ
( [not] NOT POSSIBLE TO DESCRIBE vs./and/but NOT POSSIBLE TO BRING SENSES
NOT POSSIBLE TO BRING SENSES vs. NOT POSSIBLE TO DESCRIBE )
- TARİF | TANIM ile/||/<> TANIM
( 1 Genel olarak Bir deyimin anlamının eksiksiz olarak dille ya da dilsel olmayan davranışlarla belirlenmesi 2 Özel olarak Belirtik tanım Tek başına tanım terimi başka biçimde belirtilmediğinde mantıkta belirtik tanım anlamında kullanılır Krş dilsel tanım dilsel olmayan tanım belirtik tanım örtük tanım yorumsal tanım Tümdengelimci bir dizgede kavram ve işlemlerin temel niteliğini belirten ve kanıtlamalarda örtük olarak kullanılan sav Bir kavramın ya da bir nesnenin sınırlanması belirlenmesi kavramın içeriğini kuran belirtilerin gösterilmesi bir kavramın ya da bir sözcüğün anlamının belirtilmesi Tanım türlerinden en önemlileri şunlardır 1 Sözcük tanımı verbal tanım a Sözcüğün anlamını dildeki anlamına geri giderek belirtme Ör demokrasi halk egemenliği b Bir sözcüğün anlamını bilinen başka bir sözcükle belirtme Ör müselles üçgen 2 Ad tanımı nominal tanım Yanlış anlaşılmalara yol açmamak için tanımlanacak olanı belli bir sözcüğe ya da sözcüklere bağlanarak saptama Uzlaşımsaldır yasalar yazılırken ve felsefede gereklidir Kavram tanımı Aristoteleste Bir kavramın daha yüksek yakın cinsi genus proximum ile onu bu cinsten ayırt eden tür ayrımını differentia specifica belirtme 4Nesne tanımı real tanım nesnenin açıklanması Aristotelesin kavram tanımı ile örtüşür Bir nesneyi yalnız başkalarından ayırmakla kalmayıp anlamın iç ve özlü ayrımlarını ortaya çıkarmayı amaçlar Nesne tanımı kısa olmalı gereksiz belirlenimlerden kaçınmalı tam olmalı zorunlu olan bütün belirtileri vermelidir sınırlama matematik )
( DEFINITION )
( DÉFINITION | DÉFINIR )
( DEFINITION )
( DEFINITIO )
( DEFINIZIONE )
( ΟΡΙΣΜΌΣ / ορισμός )
- TARİF | TANIM ile/||/<> TANIMLAMA
( 1. Genel olarak: Bir deyimin anlamının, eksiksiz olarak dille ya da dilsel olmayan davranışlarla belirlenmesi. 2. Özel olarak: Belirtik tanım. || Tek başına 'tanım' terimi (başka biçimde belirtilmediğinde) mantıkta 'belirtik tanım' anlamında kullanılır. Krş.. dilsel tanım, dilsel olmayan tanım, belirtik tanım, örtük tanım, yorumsal tanım. @@ Tümdengelimci bir dizgede kavram ve işlemlerin temel niteliğini belirten ve kanıtlamalarda örtük olarak kullanılan sav. @@ Bir kavramın ya da bir nesnenin sınırlanması, belirlenmesi; kavramın içeriğini kuran belirtilerin gösterilmesi; bir kavramın ya da bir sözcüğün anlamının belirtilmesi. Tanım türlerinden en önemlileri şunlardır: 1. Sözcük tanımı (verbal tanım): a. Sözcüğün anlamını dildeki anlamına geri giderek belirtme. (Ör. demokrasi: halk egemenliği.) b. Bir sözcüğün anlamını bilinen başka bir sözcükle belirtme. (Ör. müselles: üçgen) 2. Ad tanımı (nominal tanım): Yanlış anlaşılmalara yol açmamak için tanımlanacak olanı belli bir sözcüğe ya da sözcüklere bağlanarak saptama. (Uzlaşımsaldır, yasalar yazılırken ve felsefede gereklidir.) Kavram tanımı (Aristoteles'te): Bir kavramın daha yüksek yakın cinsi (genus proximum) ile onu bu cinsten ayırt eden tür ayrımını (differentia specifica) belirtme. 4-Nesne tanımı (real tanım): (nesnenin açıklanması) Aristoteles'in kavram tanımı ile örtüşür. Bir nesneyi yalnız başkalarından ayırmakla kalmayıp, anlamın iç ve özlü ayrımlarını ortaya çıkarmayı amaçlar. Nesne tanımı, kısa olmalı, gereksiz belirlenimlerden kaçınmalı; tam olmalı, zorunlu olan bütün belirtileri vermelidir. @@ sınırlama (matematik) @@ )
( DEFINITION~DEFINITION | DEFINE )
( DÉFINITION | DÉFINIR~DÉFINIR )
( DEFINITIO~DEFINITIO )
( DEFINITION~DEFINITION )
( DEFINIZIONE~DEFINIZIONE )
( ΟΡΙΣΜΌΣ / ορισμός~ΟΡΙΣΜΌΣ / ορισμός )
- TARİF ile/||/<> ...
( 139 Tarif Tarif geometrik veya genel olarak herhangi bir bilgiye ait şeyin derli toplu kısa anlatımına denir Bu kısa anlatım o şeyin ne olduğunu uzun uzadıya düşünüldükten arandıktan tarandıktan sonra derlenen öz anlamı kapsayan sözlerden kurulan kapsadır )
- TÂRİF[Ar.] ile TARÎF[Ar. < TURFA] ile TA'RÎF[Ar. < İRFÂN | çoğ. TA'RÎFÂT] ile TAHRÎF[Ar.]
( Yeni. İLE Az bulunan, nadir, zarif şey. | Etraflıca anlatma, bildirme. | Bir maddeyi tüm gerekli noktalarını içine alır biçimde bir ibâre ile anlatma. İLE ... )
- TARİF[Ar.] ile/ve/||/<> TASVİR[Ar.]
( Ne[< kavram.] İLE/VE/||/<> Nasıl[< bilim]. )
( DEFINITION vs./and/||/<> DESCRIPTION )
- TARİF ile TAVZİH
- TÂRİF ile/değil/||/<>/> ÂRİF
( Ârife, târif gerekmez. )
(1996'dan beri)