Bugün[04 Temmuz 2026]
itibarı ile 89.417 başlık/FaRk ile birlikte,
89.417 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(308/359)


- TALEB[Ar.] ile SUÂL[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile TALÂB[Ar.]

( İsteme/istenme, dileme. | İstek. İLE Göl, büyük havuz. )


- TALEBE YURDU ile/||/<> STUDENT UNION[İng.] ile/||/<> FOYER DES ÉTUDIANTS[Fr.] ile/||/<> ÖĞRENCİ YURDU

( Öğrencilerin barınma yatma yemek yeme çalışma ve dinlenme gereksinmelerini karşılamak üzere devlet özel kurumlar ya da kişilerce açılan ve yönetilen kuruluş )

( STUDENT UNION )

( FOYER DES ÉTUDIANTS )


- TALEBE ile/ve/||/<> FUKAHA


- TALEBE ile MÜRİD


- TALEBE ile SÂLİK


- TALEBE ile TAKİPÇİ


- TALEBELİK ile/||/<> STUDENTSHIP[İng.] ile/||/<> CONDITION ÉTUDIANTE[Fr.] ile/||/<> ÖĞRENCİLİK

( Öğrenci olma durumu )

( STUDENTSHIP )

( CONDITION ÉTUDIANTE )


- TALEB-İ CÂH ile ÎTİBAR, MAKAM

( ÎTİBAR, MAKAM )


- [ne yazık ki]
TALEB-İ MAL ile/ve/||/<> TALEB-İ CAH ile/ve/||/<> TALEB-İ ALÂYİŞ-İ ZÂHİR

( Karıncanın ayak sesinden daha sessizce nefse musallat olan üç gizli şirk. )


- TALEL[Ar.] ile CESED[Ar.]


- TALENT[Yun. TALANTON] ile/||/<>/> STATER

( 26 kg. @@ Para birimi Talent'ten üç mina daha ağır yapılarak, aradaki fark ağırlık talenti'nin birimlerine paylaştırılmıştır. Bu birim stater'dir. [873,2 gram] ve eski sikkeye yani 'Didrahmi'ye denk sayılacak bir ağırlık birimidir, ayrıca askatları vardır. )

( Atina'da alışverişte kullanılan Talent 36,39 kilogramdı. Para birimi olarak ağırlığı ise 25,92 kilogramdı. Talanton'un altmışta biri de mİna'ydı.[436,60 gram]. )


- TALEP ETMEK ile BİR AÇIKLAMA TALEP EDİYORUM ile ADALET TALEP ETMEK ile TALEP KANITI ile TALEPKAR ile TALEP EDİLDİ

( DEMAND vs. DEMAND AN EXPLANATION vs. DEMAND JUSTICE vs. DEMAND PROOF vs. DEMANDANT vs. DEMANDED )

( مطالبه ile تقاضا ile خواستار شدن ile خواستار بودن ile اقتضاء ile خواهان بودن ile مطالبه کردن ile ايجاب ile طلب ile توضيح خواستن ile تظلم کردن ile اثبات لازم داشتن ile طلب کننده ile درخواست کننده ile مطلوب )

( MOTALEBEH ile TAQAZA ile KHASTAR SHODAN ile KHASTAR BODAN ile اقتضاء ile KHAEHAN BODAN ile MOTALEBEH KARDAN ile AYJAB ile TALAB ile TOZYHE KHASTAN ile TAZLOM KARDAN ile ESBAT LAZM DASHTAN ile TALAB KONANDEH ile DARKHAST KONANDEH ile MOTLUB )


- TALEP ETMEK ile/ve MAHKÛM OLMAK


- TALEP | İSTEM ile/||/<> İSTEM

( 1 Kişinin alıcının mal isteminde bulunması 2 Sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü Bir piyasadaki tüketicilerin bir mal ya da hizmete yönelik satınalma gücüyle desteklenmiş istek niyet ve davranışları istem )

( DEMAND | DEMAND, MARKET DEMAND | REQUEST | OFFER )

( DEMANDE | PROPOSITION )

( NACHFRAGE )

( DOMANDA )

( ΖΉΤΗΣΗ / ζήτηση )


- TALEP | İSTEM ile/||/<> ÖNERİ

( 1. Kişinin alıcının mal isteminde bulunması. 2. Sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü. @@ Bir piyasadaki tüketicilerin bir mal ya da hizmete yönelik satınalma gücüyle desteklenmiş istek, niyet ve davranışları. @@ @@ @@bk. istem )

( DEMAND | DEMAND, MARKET DEMAND | REQUEST | OFFER~OFFER | SUGGESTION )

( DEMANDE | PROPOSITION~PROPOSITION )

( NACHFRAGE~VORSCHLAG )

( DOMANDA~PROPOSTA )

( ΖΉΤΗΣΗ / ζήτηση~ΠΡΌΤΑΣΗ / πρόταση )


- TALEP ile/ve/<> RAĞBET


- TALEP ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ

( Açıkça belirtilmiş, çoğu zaman yazılı ya da sözlü bir istem. @@ Henüz dile getirilmese bile yönelimin fiilen var olduğunu anlatır. )

( "Görev talebinde bulunmadı."
[Resmî talep yok ama yönelim var demektir.] @@ "Göreve dair şibak nihali bulunduğu hâlde talepte bulunmamış görünmektedir." )


- TALEP ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SUAL

( [not] REQUEST vs./and/but/||/<>/< TO ASK
TO ASK instead of REQUEST )


- TALER[Alm.] -ile/||/<>

( XVI yüzyılda Alman eyaletlerinde kullanılan büyük gümüş paralara verilen ad Aftos un serveti sâlifü zzikr konaktan ve denizde geşt ü güzar eden on beş yirmi kıt a sefineden maada nakit olarak yüz bin taler derecesinde olup bu kadar servet mukabilinde familya halkı denilebilecek kalabalığı ise bir kendisinden bir de kızı Cuzello dan ibaretti Ahmet Midhat Efendi Hasan Mellâh Yahut Sır İçinde Esrar 8 )


- TALİ CÜMLE, CÜMLE-İ TÂLÎ | YAN CÜMLE ile/||/<> YAN CÜMLE

( Birleşik cümlede asıl cümleyle anlam bakımından ilgili olan ana cümlenin verdiği kavramı bir şarta bir sebebe bir dileğe bir açıklamaya bağlamak suretiyle onu çeşitli yönlerden tamamlayan ve kuruluşu bir cümle değerinde olup yargı taşıyan cümle Yan cümlenin bağlaçlı yan cümle ki li dilekli yan cümle sA lı şartlı yan cümle sA lı mIşsA lı sorulu yan cümle mI lı gibi çeşitli türleri vardır Karşıtı temel cümle dir Zelzeleden değil bu sakin ve gülümseyen yüzden bu sükûnet ve kayıtsızlıktan insanoğlunun yeryüzündeki bu korkunç yalnızlığından korkarak odadan fırladım A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Erzurumlu Hamdi s 139 Zaten gece oldu mu onun yorulduğu zaman istediği yerde yatabilmesi için selamlıktaki sofadan bizim odamıza kadar koca evin her tarafına battaniyeler yastıklar konulurdu A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Evin Sahibi s 158 Eğer sırf zevkim için bestelediğim üç beş küçük parçanın eş dost meclislerinde çalınıp söylenmesi bana böyle bir iddia yüklenmesine yeterse hatıra defteri tutanlara romancı sigara paketinin arkasını karalayaanlara karikatürist pazar günü üç beş kilometre yürüyenlere de sporcu demek gerekirdi T Buğra göst e s 39 Bir an mümtaz a öyle geldi ki Tevfik Bey in sesi Emin Dede nin ney i ile girdiği yarışta bu ilk rüzgardan birini tutuyordu A H Tanpınar Huzur s 244 Kavgaları yazılsa koca bir kitap tutar oğlan sanki ikinci bir karakol ikinci bir adliye olmak iddiasındadır T Buğra Yarın Diye Bir Şey Yoktur Karaoğlan s 44 Tam şu yalının üstüne düşse daha güzel görünecekken görürdük ki onun ortasından keser de bir bölümünü ışıkta bir bölümünü gölgede bırakırdı A Ş Hisar Boğaziçi Mehtapları s 125 Kendimi dinlesem vaktiyle önlerinden geçmiş olduğum yabancı evlerden içimde kalmış böyle bir sesler duyarım ki bende o uzak zamanları yeşerten tohumlar gibidir A Ş Hisar göst e s 44 Eylül ortası dedi mi buğday yüklü kağnılar oranın gölgesiz genişliğinde onun zahirî tasvirleri için türkü söyler T Buğra Dönemeçte s 58 Akşamdan beri yağan kar dinmişse yatağını tekrar karyolasına taşımayı düşünerek doğrulmak istiyordu P Safa Biz İnsanlar s 61 Her ümitsiz insan gibi kendinden degil dışarıdan hayatın sırasız tertipsiz tesadüfi vakalarından bir tesadüften veya bir talihten imdat bekledi P Safa Şimşek s 119 Ayak sesi o kadar yaklaşmıştı ki büyük bir telaş içinde Pervin yatağa oturdu P Safa göst e s 113 Evvelce duyduklarıma fazla bir şey ilave etse ona hakikatin hududunu hatırlatamayacak mıydım A Ş Hisar Fahim Bey ve Biz s 138 vb Azerbaycan Türkçesi budag cümlä Türkmen Türkçesi eyercen sözlem Gagauz Türkçesi dal cümlä Özbek Türkçesi ergaş gap Uygur Türkçesi beqindi cümlä Tatar Türkçesi iyärcen cömlä Başkurt Türkçesi eyärsänhöyläm iyerçen cumla Krç Malk boysunňan aytım Nogay Türkçesi iyerşenyıyma Kazak Türkçesi bagınıňkı söylem Kırgız Türkçesi bagınınkı süylöm Alt koş ermek Hakas Türkçesi hoza predlojeniye Tuva Türkçesi tayılbır tomak Rusça pridatoçnoyepredlojeniye )

( SUBORDINATE CLAUSE )

( PROPOSITION SUBORDONNEE )

( NEBENSATZ )


- TÂLÎ | EKLENTİ ile/||/<> EKLENTİ

( Kayaçlarda çok yaygın olarak bulunan mineraller 1 Kasaba ya da köy gibi küçük yerleşme yerlerini oluşturan kom oba adı da verilen uzak komşuluk birimlerinden her biri 2 Bir yapıya sonradan eklenmek üzere yapılan ve anayapıya bağlı olması her kez gerekmeyen yardımcı bölüm genel uygulayım Bir nesne araç aygıt vb bütünleyen parçalardan her biri yedek parça )

( ACCESSORY | ANNEX | ADD-IN )

( ACCESSOIRE | ANNEXE )

( AKZESSORISCH | ANBAU )


- TALİ POZİSYON ile/||/<> SUB-ENDING[İng.] ile/||/<> SOUS-POSITION[Fr.] ile/||/<> ALT BAŞLIK

( Gümrük bildirmeliklerinde bir numaraya giren malların o numara altında bağlı tutulduğu ikinci bir bölümleme )

( SUB-ENDING )

( SOUS-POSITION )


- TALİ | SONURTU ile/||/<> SONURTU

( koşullu önermesinde p önermesi artbileşen )

( CONSEQUENT )

( CONSÉQUENT )

( KONSEQUENT, SUKZEDENS, ENDE )

( CONSEQUENS )


- TAL'Î[Ar.] ile/>< TÂLİ'[Ar. < TULÛ] ile/>< TÂLÎ[Ar. < TÜLÜVV] ile/>< TÂLİH[Ar. < SÂLİH]

( Çiçek tozuna ait, çiçektozu ile ilgili. İLE Hedefin arkasına düşen ok. | Doğan, tulû eden. | Tâlih, kısmet, baht. İLE Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. | İkinci derecede olan. | Kur'ân okuyan. | [mantıkta] Sonurtu.[Fr. CONSÉQUENT] İLE Yaramaz, yararsız. )


- TÂLİB[< TULLÂB, TULLEB, TALEBE] ile ...

( İSTEYEN, İSTEKLİ | ÖĞRENCİ )


- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ

( ... İLE/VE Bir ilme başlayan. )

( Mantık ilmini tasavvur etmezsen, mutlak belirsizin(mechûlün) tâlibi olursun! )


- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ

( ... İLE/VE Bir ilme başlayan. )


- TÂLİB ile/ve/||/<>/>/< TÂBİ


- TALİH ile BAHT ile GÖNENMEK


- TALİH ile/ve/= TA'Lİ(İKİNCİL)


- TALİH ile TALİHLİ ile TALİHSİZ/LİK ile TALİH KUŞU ile TALİH OYUNU


- TALİHSİZ ile/ve/||/<>/> TARİFSİZ


- TA'LÎK[< ALAK] ile ...

( ASMA, ASILMA | BİR ŞEYE BAĞLI GÖSTERME | GECİKTİRME, ASKIDA BIRAKILMA | BELİRLİ BİR ZAMANA BIRAKMA | İRAN YAZISI (hatt-ı ta'lîk) )


- TALİK[Ar. < TAʿLİK] ile/||/<> ... | SÜLÜS

( Sülüsün sağdan sola doğru eğim kazanmış kuyruk bölümü daha uzamış biçimine verilen ad sülüs )


- TÂLİK ile/ve/||/<> SÜLÜS(CELÎ) ile/ve/||/<> RİKÂ ile/ve/||/<> NESİH

( XIV. yy. sonlarında ve XV. yüzyıl başlarında, Anadolu'da. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> XIX. yüzyıl başlarında. İLE/VE/||/<> Kur'ân-ı Kerîm'de. )


- TALÎK[Ar.] ile TA'LÎK[Ar. < ALAK | çoğ. TÂ'LÎKAT]

( Güleryüzlü. | Düzgün söz söyleyen. İLE Asma/asılma. | Bir şeye bağlı gösterme. | Geciktirme, askıda bırakma/bırakılma. | Belirli bir zamana bırakma, te'hîr. | Hat sanatında bir yazı biçimi. )


- TÂLİK[Ar. TA'LİK < ALAK] ile TÂLİK[Ar. TA'LİK] ile TALİKA[Bulg. TALİGA < Mac.] ile TÂLİK'UT TÂLİK(ÂT)[Ar.]

( Asma, asılma. | Bir koşul ile bağlama, bir konuyu başka bir konuya bağlı kılma. | Belirli bir zamana bırakma, geciktirme, erteleme. İLE Îran'da XI. ve XII. yüzyılda tevkî ve rikā' yazılarından geliştirilmiş bir yazı çeşidi.[Türkçe'de nestâlik yazıya da tâlik denmiştir.] İLE Dört tekerlekli, üstü kapalı bir çeşit hafif at arabası. İLE Bir kitabın bazı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. )


- TALİK ile TALİKA


- TALIKA[Rus.] ile/||/<> ...

( Bir kitap ya da düşünceye eklenen bilgileri kapsayan yazmaya verilen ad Balkan dilleri yoluyla Macarcadan alınmıştır talíga Srp taliga taljiga Karren Bauernwagen taliga Rumence teleaga biçimi Bulgarcadan alınmıştır Macarca taliga biçiminin kökenini bilmiyoruz Yaygın bir inanca göre Eski Rusçadan alınmıştır Bu yoldaki sorunları Kniezsa SzlJsz 759761 eleştiri süzgecinden geçirmiştir Rusça telěga biçiminin doğu dillerinden kalma bir alıntı olduğu anlaşılıyor Bilimsel yayınlarda Rusça telěganın Moğolcadan alındığı sık sık dile getirilmiştir Vasmer REW 3 8990 Vasmerin eserinin Rusça çevirisinde ÊSRJa 4 38 Trubaçev da bu görüşe katılmıştır Rusça telěganın Moğol kökeninden geldiğini Menges The Igor Tale 5051 Oriens 9 118 de yazmıştı Ona göre Eski Rusça ile Moğolca arasındaki bağı kurmak için Türkçenin aracılığını var saymak gerekir Başka bir deyişle Moğolca terge n in Rusçaya Türkçe yoluyla geçtiği anlaşılıyor Menges Moğolca terge n in Türkçe karşılıkları üzerinde de durmuştur Onun bu çalışmasından habersiz kalan Ligeti MNy 62 1314 Rusça telěganın Türk kökeninden geldiğini açıklamış bu sözün Moğolların Gizli Tarihinde telege ve telegen olarak geçtiğini bildirdiği gibi Moğolca telege n in Türkçeden geçtiğini de yazmış ancak Türkçe karşılığının açık olarak ortaya çıkmadığını da saklamamıştır Bununla birlikte Ligeti Moğolca telege n in Uygurcada tekerlek olarak kullanılan tilgenden telgän başka bir şey olmadığını da dile getirmiştir )

( TELĚGA )

( TALIGA )

( TERGE~TELEGE )


- TÂLİKAT[Ar.] ile/ve/||/<>/> MÜBÂHASAT[Ar. < MÜBÂHESE]

( Bir kitabın bâzı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. İLE/VE/||/<> Bir konu üzerine iki ya da daha fazla kişinin kendi arasında yaptığı konuşmalar. | Bahse girişmeler. İddialı ve karşılıklı konuşmalar. )


- TALİKAT ile TARİKAT["TA:RİKAT" değil TARİKAT]


- TÀLİL, DEDÜKSİYON | TÜMDENGELİM ile/||/<> TÜMDENGELİM

( Öncüllerden kalkarak ve yalnızca çıkarım kurallarını uygulayarak bir çıkarınım sonucunu elde etme Anlamdaş türetim Karşılaştırınız tümevarım 1 Geçerli bir çıkarımın sonucunu öncüllerinden çıkarma işlemi 2 Türetim Krş tümdengelimli mantık Genelden özele tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi 1Varılan sonucun zorunlu ve kesin olarak geçerli olduğu kesin sonuca vardıran mantıksal işlem Bu çıkarım biçiminde öncüller doğru ise sonuç önermesi de zorunlu olarak doğrudur 2Tümel olandan tikelin genel olandan özelin çıkarılması Tümel bir önerme aracılığı ile somut bir olayın bilgisine ulaşma Tümdengelimin mantıksal biçimi tasım syllogismus ve tasıma dayanan kanıttır Karşıtı tümevarım 3 Tümdengelimli yöntemle eşanlamlı 4 Tümdengelimli yolla birbirine bağlı önermeler topluluğu Deneyüstü tümdengelim transsendental deduktion Kantın kullandığı deyim Önsel kavramların duyu dünyasındaki nesnelere nasıl uygulanabileceğini nesnelerle nasıl ilişkisi olabileceğini açıklama biçimi )

( DEDUCTION | INDUCTION )

( DÉDUCTION | INDUCTION )

( DEDUKTION, FOLGERUNG, ABLEITUNG | DEDUKTION | INDUKTION )

( DEDUCTIO | INDUCTIO )

( DEDUZIONE )

( ΠΑΡΑΓΩΓΉ / παραγωγή )


- TA'LİL-İSTİKRÂ ile/ve TAHLİL-TERKİP


- TÂLİM MÜRŞİDİ ve TARİKAT MÜRŞİDİ ile/ve/değil/yerine/> SOHBET MÜRŞİDİ

( Mürşit, mürşitten kurtulmak içindir. )


- TA'LÎM[< İLM] ile ...

( ÖĞRENME, ÖĞRETME, ÖĞRETİM, ÖĞRETİLME | OKUTMA, DERS VERME/VERİLME | MEŞK İLE YETİŞTİRME | EGZERSİZ )


- TALİM ile TALİMLİ ile TALİMSİZ


- TA'LÎM[Ar. < İLM | çoğ. TA'LÎMÂT] ile TA'LÎN[Ar.]

( Öğrenme, öğretme, öğretim, öğretilme. | Okutma, ders verme/verilme. | Meşk ile yetiştirme. | Askerlik idmanı. | İdman, egzersiz. İLE Açığa vurma/vurulma. )


- TA'LÎM[Ar.] ile TELKÎN[Ar.]


- TA'LÎM(< İLM) ile TEMRÎN

( Aklı eğitmek, öğrenme, öğretim. İLE Alıştırma, idman yaptırma, egzersiz. )


- TALİMAR[İt. < TAGLIAMARE] ile/||/<> ...

( baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme İtal tagliamare )

( TAGLIAMARE )


- TALİMAT | KOMUT ile/||/<> KOMUT

( Üzerinde işlem yapılacak işlenenlerle birlikte bir bilgisayarın yapabileceği temel işlemlerden herhangi birinden oluşan en küçük izlenceleme öğesi Cimnastikte alıştırmaları yaptırmak için verilen kısa emirler yönerge Binicinin komutlarını ata ses eller ve ayak gibi doğal sinyaller veya kamçı ve mahmuz gibi yapay sinyaller vererek bildirmesi )

( INSTRUCTION | COMMAND | ORDER | AIDS )

( INSTRUCTION | COMMANDEMENT )

( KOMMANDO, (BEFEHL) )


- TALİMAT VERMEK ile TALİMAT ile ÖĞRETİCİ ile ÖĞRETİCİ ile EĞİTMEN ile ENSTRÜMAN ile ENSTRÜMANTAL ile ALETLERİ

( INSTRUCT vs. INSTRUCTION vs. INSTRUCTIONAL vs. INSTRUCTIVE vs. INSTRUCTOR vs. INSTRUMENT vs. INSTRUMENTAL vs. INSTRUMENTS )

( آموزاندن ile تعليم دادن ile آموختن به ile آموختن ile دستورالعمل ile آموزش ile دستور ile تعليم ile تدريس ile درس ile دستورگان ile آموزگاري ile ياد دهنده ile آموختار ile آموزنده ile آموزگار ile آلت ile ابزار ile وسيله ile اسباب ile اوزار ile قابل استفاده ile وسيله ساز ile سازي ile ادوات ile آلات )

( AMOZANDAN ile TAELYM DADAN ile AMUKHTAN BAH ile AMUKHTAN ile DASTOROLAMEL ile AMUZESH ile DASTOR ile تعليم ile TADARYS ile DARS ile DASTORGAN ile AMUZGARY ile YAD DAHANDEH ile AMUKHTAR ile AMUZANDEH ile AMUZGAR ile ALT ile ABZAR ile VESYLAH ile ASBAB ile اوزار ile GHABEL ESTEFADEH ile VESYLAH SAZ ile SAZY ile EDVAT ile ALAT )


- TALİMAT | YÖNERGE ile/||/<> YÖNERGE ile/||/<> KULLANIM YÖNERGESİ

( kullanım yönergesi Bir bilgi toplama sürecini yöneten uygulanması gerekli kural ve işlemleri gösteren eylem kılavuzu Mal ya da yapılacak diğer işlemler üzerinde bilgiler verme buyruklarda bulunma )

( REGULATIONS | DIRECTION | GUIDELINE | INSTRUCTION )

( INSTRUCTION )


- TALİMAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TALEP


- TALİMEN MEKRUH ile TENZİHEN MEKRUH


- TÂLİMGÂH ile/ve/<> TÂLİMHÂNE

( Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman, öğretici vb.ni yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askerî kuruluş. İLE/VE/<> Eğitim/alıştırma alanı. )


- TALİP[< TALEP] ile/ve/||/<>/> TALİM


- TALİP[Ar.] ile TEŞNE[Fars.]

( İsteyen, istekli. | Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kişiye bildiren. İLE Susamış. | Çok istekli. )


- TALİP/LİK ile TALİPLİ/LİK


- TA'LİYE[Ar.] ile TAHLİYE[Ar. < HALÂ, HALVET, HALV]

( Bir şeyi yükseltme. İLE Boşaltma, boş bırakma. | Serbest bırakma, salıverme. )


- TALC; TALCUM[İng.] / TALC[Fr.] / TALK, TALKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TALK


- TALK ile/||/<> TALK[Ar. < ṬALK]

( Mineral Mg6 OH2 Si4Oı0 metalimsi olmayan parıltı ak gri yeşil çizgi ak yeşilimsi elle dokunulduğunda yağlıymış gibi duyulur sertlik 1 özgül ağırlık 2 72 8 monoklinal jeoloji )

( TALC )

( TALC )

( TALK )


- TALLOW[İng.] ile/||/<> DON YAĞI

( İç yağı )

( TALLOW )


- TALUS[Fr.] ile/||/<> ŞEV[Fars. < ŞİB]

( coğrafya şev şēb şīb a descent declivity wet ground made uneven and rugged by the trampling of men and aftenwards hardened by the influence of the sun )

( TALUS )

( ŞEV )


- TALYUM[Fr. THALLIUM] ile

( Atom numarası 81, atom ağırlığı 204,39, yoğunluğu 11,85 olan, 303 °C'de eriyen, fizik özellikleri bakımından kurşuna çok yaklaşan, tuzları ve bileşikleri zehirli bir öğe. [Simgesi: Tl] )


- TALYUM ile/||/<> TALYUM[Fr. < THALLIUM]

( kimya Sıçanlar için hazırlanmış tuzak yemi veya besinlerinin özellikle kedi veya köpekler tarafından yenilmesiyle zehirlenmeler oluşturan tüm hayvanlar için son derece zehirli olan pıhtılaşmayı engelleyerek etkisini oluşturan TI sembolüyle bilinen atom numarası 81 ve atom ağırlığı 204 39 olan kimyasal bir madde )

( THALLIUM )

( THALLIUM )


- THALLIUM[İng.] / THALLIUM[Fr.] / THALLIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TALYUM


- TAM AYRI TUTMA/İSTİSNA ile/ve/||/<>/> BÖLÜMSEL/KISMÎ AYRI TUTMA/İSTİSNA


- TAM BİLGİ ile/||/<> EKSİK BİLGİ ile/||/<> ASİMETRİK BİLGİ

( Oyunlarda bilgi seviyeleri. )

( Formül: Perfect Bayesian Equilibrium )


- TAM, DOĞRU VE DÜZENLİ YAZMAK ile/ve VURGULU KONUŞMAK


- TAM DOLU ile TAM UYARI ile TAM KAN ile TAM GELİŞMİŞ ile TAM GÖVDELİ ile TAM EL ile DOLUNAY ile DOLU ile DELİKLERLE DOLU ile TAM PARÇA ile TAM FİYAT ile TAM DURAK ile TAM ZAMANLI ile DAHA DOLGUN ile DOLGUNLUK

( FULL vs. FULL ALERT vs. FULL BLOOD vs. FULL BLOWN vs. FULL BODIED vs. FULL HAND vs. FULL MOON vs. FULL OF vs. FULL OF HOLES vs. FULL PIECE vs. FULL PRICE vs. FULL STOP vs. FULL TIME vs. FULLER vs. FULLNESS )

( سير ile تام ile آگندن ile مملو ile ممتلي ile مشبع ile مفصل ile پر ile حال آماده باش ile نژاد خالص ile کاملا افراشته ile عظيم الجثه ile اوچ و پس ile ماه شب چهارده ile بدر ile پر از ile سوراخ سوراخ ile قواره ile تمام شده ile وقفه کامل ile تمام وقت ile سنگين کننده ile لکه گير ile امتلاء ile پري ile سيري )

( SYR ile TAM ile AGANDAN ile MOMLU ile ممتلي ile مشبع ile MAFASL ile PAR ile HAL AMADEH BASH ile NEJAD KHALES ile KAMELA AFRASHTEH ile AZYM OLJOSEH ile OOCH VE PES ile MAH SHAB CHEHARDEH ile BADAR ile PAR AZ ile SORAKH SORAKH ile GHAVAREH ile TAMAM SHODEH ile VAQFEH KAMEL ile TAMAM VAGHT ile SANGYNE KONANDEH ile LAKEH GYR ile امتلاء ile پري ile SYRY )


- TAM GÖLGE ile/ve ALA GÖLGE


- TAM İFADE/MESAJ ile/ve EKSİKLİ İFADE/MESAJ ile/ve META İFADE/MESAJ

( Gözlem. Düşünce. Duygu. İstek. Sınır/Sonuç. )


- TAM İKİLEME ile YARI İKİLEME

( FULL REDUPLICATION vs. PARTIAL REDUPLICATION )


- FULL RADIATOR[İng.] / VOLLSTRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAM IŞINIMCI/IŞIYICI


- İSTİDÂD:
TAM ile/ve/değil/||/<> EKSİK


- TAM MÜREKKEB ile/ve TAM OLMAYAN MÜREKKEB

( Haber | İnşa İLE/VE ... )

( Doğru ve yanlışa olasılığı olanlar.[tam haber tümceleridir!] İLE/VE ... )


- TAM NİSBET / NİSBET-İ TÂMME ile NİSBET-İ NÂKISA / GAYR-I TAM NİSBET

( İnşâî | Haberî[İsim | Fiil] İLE/VE Takyidî | İzâfî )

( Nispet-i Tâmme= Tümce(cümle) * HABERİYE(-İsim(dır/dir) ve -Fiil(saklı dır/dir) * İNŞÂİYE(Emir, Soru, Nehiy, Temenni). İLE Nispet-i Nakısa(Eksik nispet)= Tamlama )


- TAM OLAN SÖZ ile/ve TAM OLMAYAN SÖZ

( el-KAVLU'T-TÂM ile/ve el_KAVLU ĞAYRU'T-TÂM )

( FÂRÂBÎ )


- TOTAL EXTRACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TAM ÖZÜTLEME


- TAM PANSİYON ile/||/<> YARIM PANSİYON

( Kahvaltı ve akşam yemeği verilir. İLE/||/<> Öğle yemeğinin de olmasıdır.[İşletmeye göre değişkenlik gösterir.] )


- TAM SAĞALTIM | KÜR ile/||/<> KÜR ile/||/<> KÜR[Fr. < CURE]

( Tedavi etme iyileştirme şifa verme sağaltım İleride kullanılacak maddeleri muhafaza etmek için kurutma kimyasal koruyucular kullanma tütsüleme tuzlama vb işlemlerin yapılması )

( CURE )

( CURE )


- TAM TAHNÎT ile/değil/yerine YARIM TAHNÎT

( Mısır'da. İLE/DEĞİL/YERİNE Osmanlı'da. )

( TAHNÎT: Ölüyü, bozulmaması için belirli bir yapı ve oranda ilâçlama, koruma. )


- TAM ÜSTÜNE BASMAK ile CUK OTUR(T)MAK


- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA

( Tam yansıma kritik açıdan büyük açılarda %100 İLE kısmi yansıma her açıda kısmen. )

( Formül: sinθc = n₂/n₁ )


- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Işık yoğun ortamdan az yoğuna geçerken, kritik açıyı aşınca hiç kırılmadan tümüyle geri yansımasıdır; optik fiberin çalışma ilkesidir. @@ Işığın bir yüzeye çarptığında bir bölümünün yansıyıp bir bölümünün kırılarak geçmesidir; olağan durumdur. İlkinde ışığın tamamı geri döner, ikincisinde ikiye bölünür. )

( Formül: θ>θc ~ θ<θc )


- TAM ZİNCİR ile/ve EKSİK ZİNCİR


- TAM ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK/NET


- TAM ile/||/<> TAM[Ar. < TÂMM]

( tamamlanmış tam Kökeni açık değildir Dil tartışmalarında kökeni anlamı ve kullanım alanı üzerinde sıkça durulmuştur Başlangıçta yabancı kökenli bir öge olduğu ileri sürülmüş Arapçada tümm temm timm biçimlerinde geçtiği dile getirilmiştir Buna karşılık tümün Kâşgarlı Mahmudun Dîvânu LugâtitTürkünden beri kullanıldığı ileri sürülmüştür Ağızlardan derlendiği ileri sürülen tüm sözünün tamam hepsi bütün toptan karşılığı tanık olarak gösterilmiştir Dîvânu LugâtitTürkte başlangıçta tüm okunan sözün aslında tum olduğu sonraki yayımlarla Clauson ED 503a ortaya konulmuştur Kâşgarlı Mahmud tum sözüne atların tek renkli olması karşılığını vermiştir Dîvânu LugâtitTürk yazarına göre tum kara at kapkara at tum torug at üzerinde doru renginden başka renk olmayan at anlamlarındadır Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisinin 1942 yılında çıkmış olan III cildindeki tüm sözünün tamam hepsi bütün toptan anlamlarına 1978 yılında yayımlanan yeni baskı Türkiyede Halk Ağzından Derleme Sözlüğünün X cildinde yer verilmemiştir Buna karşılık ilk baskıdaki tüm sözünün tepe tümsek anlamı korunmuştur Bu veri ağızlarda toprak yığını tümsek ve iki tarlayı ya da evlekleri birbirinden ayırmaya yarayan toprak set olarak kullanılan tump tunp sözünden ayrılamaz tump Derleme Sözlüğünde tüm yerine tum biçimi tümü eksiksiz hepsi anlamlarıyla verilmiştir Bu biçimin yalnız Amasyada ve Konyanın Akşehir ilçesinde geçtiği anlaşılıyor Ordunun Ulubey ilçesinde bütün olarak kullanılan tulun bir hapax legomenondur Tarama Sözlüğündeki tüm küme ve tümce küme hâlinde sözleri de yalnız birer örneklidir Bunlardan tümün geçtiği örnekteki yazım da kelimenin Arapça tümm olduğunu göstermektedir Çağdaş Türk diyalektlerinde tüme benzer bir sözün kullanılmaması da düşündürücü bir gerçektir Kökeni tartışılan tümün karşısında kökü ve ekiyle Türkçe bir türev olan bütün tarihî ve çağdaş diyalektlerde yaygın olarak kullanılmaktadır bütün )

( FULL )


- TA'M[Ar. çoğ. TUÛM] ile TAM'[Ar. < TAM]

( Tama eden. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )


- TA'M[Ar. çoğ. TUÛM] ile TAMA'[Ar.]

( Yeme. | Tad, lezzet. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )


- TA'M[Ar. çoğ. TUÛM] ile TAMA'[Ar.]

( Yeme. | Tad, lezzet. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )


- TAMA ile DOYMAZLIK | ÇOK İSTEME | AÇGÖZLÜLÜK


- TAMAH[Ar. TAMA] ile/değil/yerine İSTEK

( Açgözlülük. | Bir şeyi gönülden ve/ya da zihinden geçirerek netleştirmeden düşünmek, hayal etmek. @@ Tanımlı, net, bir nebze daha bilişsel karşılığı olan düşünüş. )


- TAMAMEN ile/değil/yerine BÜYÜK ORANDA


- TAMAMEN ile SADECE


- TAMAMEN ile SONUNA KADAR


- TAMÂMEN[Ar.] ile TAMÂMÎ[Ar.]

( Büsbütün. | Tam ve eksiksiz olarak, tümüyle. İLE Eksik tamamlamaya özgü, onunla ilgili. Tamamlayan, bölünmeyen. )


- TÂMAM-I CEYB ile/||/<> COSINUS[Fr.] ile/||/<> KOSİNÜS[Fr. < COSINUS]

( matematik )

( COSINUS )


- TAMÂMÎ ile/||/<> COMPLÉMENTAIRE[Fr.] ile/||/<> TÜMLER

( matematik )

( COMPLÉMENTAIRE )


- TAMAMI ile HER AYRINTISI

( ALL OF vs. EACH DETAIL OF )


- TAMAMİYET | BÜTÜNLEŞME | ENTEGRASYON ile/||/<> ENTEGRASYON ile/||/<> BÜTÜNLEŞME

( bütünleşme Kültür değerlerinin budunsal azınlıkların toplumsal öbeklerin bir bütüne alınışı bir bütüne dönüşmesi 1 Hızla kentleşen bir yerleşim yerinde kente yeni gelenlerle orada eskidenberi oturmakta olanlar arasındaki kopukluğun ortadan kalkması toplumsal ve ekonomik ilişkilerinin gelişmesi süreci 2 Kente yeni göçmüş olanların yerleştikleri yeni kesimlerin kentin bir parçası durumuna gelmesi süreci Bireyler ya da küme üyelerinin ortak amaçlar çerçevesinde toplanarak bağlayıcı bir birlik oluşturmaları durumu 1 birleşme 2 iktisadi bütünleşme )

( INTÉGRATION )


- TAMAMLAMAK ile BİTİRMEK

( FaRkLaR Kılavuzu dışında, hiçbir İngilizce sözlüğü, şu iki sözcük arasındaki farkı açıklamaz.

TAMAMLAMAK ile BİT(İR)MEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/15835 ]

Bazı kişiler, aralarında hiçbir farkın olmadığını söylese de FaRkLaR'ı vardır!

Eğer doğru biriyle evlenirseniz, tamamlanırsınız; eğer yanlış biriyle evlenirseniz, bitersiniz.

Eğer eşiniz, sizi başka biriyle yakalarsa tamamen bitersiniz; eğer eşiniz, alışverişi çok seviyorsa öyle bir bitmişsinizdir ki...

Bu arada, Sokrates'in önemli sözünü anımsamakta yarar var...
"Her koşulda evlenin! Eğer eşiniz, iyi çıkarsa mutlu olursunuz. Eğer kötü çıkarsa filozof olursunuz."

image )

( COMPLETE vs. FINISH )


- TAMAMLAMAK ile/ve/değil/||/<>/> GENİŞLETMEK


- TAMAMLAMAK ile/ve/değil/<> SÜSLEMEK


- TAMAMLAMAK ile TAMAMLANMAK ile TAMAMLATMAK ile TAMAMLANABİLMEK ile TAMAMLATABİLMEK ile TAMAMLAYABİLMEK ile TAMAM ile TAMAMI TAMAMINA


- TAMAMLAMAK ile YERİNE GETİRMEK


- TAMAMLANABİLİRLİK ile/||/<> TAMAMLANMAZLIK

( Tamamlanabilirlik her doğru önermenin kanıtlanabilmesi İLE tamamlanmazlık bazı doğruların kanıtlanamayacağıdır. Gödel tamamlanmazlık teoremi matematiksel sistemlerin sınırını gösterdi İLE yeterince güçlü her sistemde kanıtlanamayan doğrular vardır. )

( Kurt Gödel tarafından 1931 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1906-1978) (Ülke: Avusturya/ABD) (Alan: Matematik, Mantık) (Önemli katkıları: Gödel tamamlanmazlık teoremleri, matematiksel sistemlerin sınırlarını kanıtladı, biçimsel sistemlerin tutarlılığı) )


- TAMAMLANDI ile BİTTİ

( DONE vs. DONEE )

( صورت گرفته ile مفعول ile انجام شده ile متهب ile موهب اليه )

( SORT GARAFTEH ile MAFUL ile ENJAM SHODEH ile MOTEHAB ile موهب اليه )


- TAMAMLA(N)MAK ile/ve/<> BÜTÜNLE(N)MEK


- TAMAMLA(N)MAK ile OLMAK

( "Şu ya da bu olmak" değil yalnızca olmak. )

( Olmak, her şeye tanık olmayı gerektirir. )

( Olmayı bilmemiz gerekmez fakat bilmek için de olmak zorundayız. )

( MÜTEMMİM: Tamamlayan. )

( TO (GET) COMPLETE vs. TO BE
Not being this or that, but just being.
To be needs, everything must be witnessed.
You need not know to be, but you must be to know. )


- TAMAMLANMIŞLIK ile/ve/||/<> SONSAL


- COMPLEMENT[İng.] / KOMPLEMENTÄR[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMAMLAYAN


- BAKIŞ:
TAMAMLAYICI ile/ve/||/<> UYUMLANICI


- COMPLEMENTARY COLOR[İng.] / COLORANT COMPLÉMENTAIRE[Fr.] / KOMPLEMENTARFARBE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMAMLAYICI RENK


- TAMAMLAYICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DESTEKLEYİCİ


- TAMAMLAYICI ile/||/<> TAMAMLAYICI

( 1 DNA çift ipliğinin ayrılarak her birinden yeniden çift iplikli DNA oluşması için tamamlayıcı nükleotitlerin bu ipliklere bağlanması 2 Bir reaksiyonun olabilmesi için enzimle substratın anahtar kilit ilişkisi gibi iki molekülün birbirini bütünlemesi Komplementer tamlayan )

( COMPLEMENTARY | SUPPLEMENTAL )

( COMPLÉMENTAIRE )

( KOMPLEMENT )

( COMPLERE: IKMAL ETMEK )


- TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI FORMU ile TAMAMLAYICILIK ile TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI AÇILAR ile TAMAMLAMA ile TAMAMLAMAK ile TAM ŞİİRSEL ÇALIŞMA ile TAMAMLANMIŞ ile TAMAMEN ile TAMAMEN ÇIPLAK ile TAMAMLAMA ile KARMAŞIK ile KARMAŞIK SAYI ile CİLT ile TEN RENGİ ile KARMAŞIKLIK

( COMPLEMENT vs. COMPLEMENT FORM vs. COMPLEMENTARITY vs. COMPLEMENTARY vs. COMPLEMENTARY ANGLES vs. COMPLEMENTATION vs. COMPLETE vs. COMPLETE POETICAL WORK vs. COMPLETED vs. COMPLETELY vs. COMPLETELY NAKED vs. COMPLETION vs. COMPLEX vs. COMPLEX NUMBER vs. COMPLEXION vs. COMPLEXIONED vs. COMPLEXITY )

( متمم ile متمم گرفتن ile صورت متممي ile اصل متمميت ile مکمل ile متممي ile زواياي متمم ile متمم گيري ile تکميل ile کامل کردن ile تکميل کردن ile کامل ile تام ile پرکردن ile به پايان بردن ile تمام عيار ile بحداکثر ile درسته ile ديوان ile پرکرده ile از حر حيث ile کاملا ile بالکل ile تکميلاً ile لخت مادر زاد ile اکمال ile اتمام ile تکمل ile انجام ile پيچيده ile تو در تو ile مجتمع ile عقده ile هم تافت ile گروهه ile عدد مختلط ile بشره ile چرده ile پيچيدگي ile درهمي )

( MATMAM ile MATMAM GARAFTAN ile SORT MATMAMY ile ESL MATMAMYT ile MOKMEL ile متممي ile ZAVAYAY MATMAM ile MATMAM GYRY ile TAKAMYLE ile KAMEL KARDAN ile TAKAMYLE KARDAN ile KAMEL ile TAM ile PORKARDAN ile BAH PAYAN BARDAN ile TAMAM EYAR ile BAHDAKSAR ile DARESTEH ile DYVAN ile PORKARDEH ile AZ HAR HEYS ile KAMELA ile بالکل ile تکميلاً ile LAKHT MADAR ZAD ile AKAMAL ile ETMAM ile تکمل ile ENJAM ile PEYCHYDAH ile TO DAR TO ile MOJTAM ile AGHODEH ile NPAM TAFT ile گروهه ile عدد مختلط ile BESHAREH ile CHARDEH ile PEYCHYDEGY ile DAREAMY )


- TAMARİN ile PAMUK BAŞLI TAMARİN

( ... İLE Kuzey Kolombiya’nın ormanlarında yaşarlar. )

( )

( ... cum SAGUINUS OEDIPUS )

( gfgdsfgdf )


- TAMAS ile

( Karanlık, atalet, pasiflik. Kozmik Cevher'in oluşturduğu üç vasıftan(guna'lar) biri. (Rajas, Tamas, Sattva) )


- TÂMÂT[Fars.] ile ...

( Uygunsuz, saçmasapan söz. )


- TÂMÂT[Ar.] ile DAMAT[Ar.]

( Uygunsuz, saçmasapan söz. İLE ... )


- TÂMÂT-I CÜHELÂ[Fars.] ile TÂMÂT/SÖZ

( Cahillerin, saçmasapan sözleri. )


- TAMBUR, BOBİN, FİLM BOBİNİ, BOBİN ile/||/<> MAKARA ile/||/<> MAKARA[Ar. < BEKERE]

( Sinema 1 Çeşitli film aygıtlarında filmin geçişini sağlayan bazıları dişli ya da basaçlı da olan silindir biçiminde ufak teker 2 Silindir biçimindeki göbeğine film sarılan iki yanı kapalı madenden ya da yoğruktan teker 3 Bu tekere sarılmış film 4 Bu filmin içeriği 5 35 mmlik filmlerin makaraları aynı boyda olduğundan Film uzunluk birimi 35 mmlik filmin 1 makarasında 1 000 ayak 300 m film vardır Genellikle 16 ve 9 5 mmliklerde 1 makarada 400 ayak 120 m 8 mm ve büyük 8 mmliklerde 200 ayak 60 m film bulunur Sinema TV 6 Bu makaraların mıknatıslı ses kuşağı mıknatıslı film mıknatıslı görüntü kuşağı için olanı Üzerine delikli ya da mıknatıslı kuşak sarılabilen iki yanında koruyucu çıkıntılar bulunan silindir Döner silindirler üzerine oturtulan ve çiftekerle duruk çalışma yapılmasını sağlayan araç Çadırın ip takılacak yerlerine bağlanan dirsekli çomak Garip Senirkent Isparta Saçıkaralı ve Sarıkeçili aşiretleri Adana kuyruk makara Yerel ağızlarda bakara ve bekere biçimleri de kullanılır bakra Suriye bakara roue à dents du moulin Türkçeye bakara olarak geçtiği ve bnin mye çevrilmesi sonunda makara biçimini aldığı açıktır Bulgarca makará ve Sırpça mákara biçimleri Türkçeden alınmıştır )

( BAKRA )

( 1. DRUM, ROLLER, 2-5. REEL, SPOOL, FILM REEL (SPOOL), 6. REEL | REEL | ROLLER )

( 1. TAMBOUR, 2-5. BOBINE (POUR FILM), 6. BOBINE | BOBINE | HOME-TRANER | GALET )

( 1. TROMMEL, 2-5. ROLLE, SPULE, FILMROLLE, FILMSPULE, BOBBY (A.), 6. ROLLE, SPULE | LAUFROLLE )


- TAMBUR[Ar. TANBÛR]/PANTUR[Sümerce] ile/ve YAYLI TAMBUR

( Türk müziğinin piyanosu olarak kabul görür. Havanın sıcak, soğuk ya da nemli oluşuna göre çıkardığı ses değişebilir. İLE/VE ... )


- TAMBUR ile CÜMBÜŞ

( ... İLE Eğlenti. | Maden gövdeli, tambura benzeyen bir saz. )


- TAMBUR ile/||/<> DRUM[İng.] ile/||/<> TAMBOUR[Fr.] ile/||/<> DAVUL[Ar. < ṬABL] | MIKNATISLI DAVUL

( mıknatıslı davul )

( DRUM )

( TAMBOUR )


- TAMBUR[Ar. < TANBUR] ile TAMBUR[Fr.]

( Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan, yay ya da mızrapla çalınan, uzun saplı, telli çalgı. İLE Silindir biçiminde kap. )


- TAMBUR ile/||/<> TAMBUR[Ar. < ṬANBŪR | FR. < TAMBOUR]

( Kumaş sarma tahtası Güdül Ankara Trol ağlarında çelik tellerin sarıldıkları silindir )

( NET DRUM )

( TAMBOUR )


- TAMBUR ile TAMBURA ile TAMBURİ ile TAMBURACI/LIK ile TAMBUR MAJÖR


- TAMBURA ile ONİKİTELLİ

( Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan, yay ya da mızrapla çalınan, uzun saplı, telli çalgı. İLE Tambura cinsinden, on iki telli bir halk çalgısı. )


- TAMBURACI ile TAMBURÎ/TANBURÎ[Ar.]

( Tambura çalan ya da yapan kişi. İLE Tambur çalan kişi. )


- TÂMET-ÜL-KÜBRA ile ...

( KIYÂMET GÜNÜ )


- TAMİLLER ile/ve/<>/>< SEYLAN'LILAR

( Hindistan'ın güneyinden Sri Lanka'ya göç eden ilk Tamiller ve Seylan'lılar, yıllar boyunca birbiriyle savaşmışlar. Sri Lanka'nın tarihte yerini alması ise, III. yüzyılda, başkenti Anuradhapura'dan, Buda felsefesini yayan ve bütün adayı denetimi altına alan Kral Tissa ile gerçekleşmiştir. Tamiller ile girişilen çatışmalarda, Seylan'lılar galip gelmiştir. Monarşi, dinin yayılmasını kolaylaştırmış, ülkeyi geliştirmiş, anıtlar, tapınaklar ve sulama düzenekleri kurulmuştur.

XIII. yüzyıldan sonra, sulama düzeni kötüleştiği ve azınlıkta kalan Tamiller, gittikçe daha fazla baskı yaptığından dolayı, ada halkı, başkenti sürekli değiştirmiş ve adanın güneyine çekilmek zorunda kalmıştır.

Sri Lanka adası, tarihi boyunca işgalcilerin, Portekiz'li, Hollanda'lı ve İngilizler'in akınına uğramış. Uzun yıllar, İngiltere'ye bağlı bir sömürge olarak kalmış. XIX. yüzyılda alevlenen milliyetçilik hareketleri sonucu, Hindistan'ın paralelinde, 1947 yılında, herhangi bir çatışmaya girmeden bağımsız devlet olmuştur. )

( Sri Lanka'nın yakın tarihinde önemli bir yeri olan Dias Bandaranaike, 1951 yılında, "Sri Lanka Özgürlük Partisi"ni kurarak iktidara gelmiştir. Sinhali milliyetçiliğini ve Budizm'i savunan sosyalist çizgide bir siyaset süren Bandaranaike, ülkesinin resmî dilini, İngilizce'den Sinhali diline çevirmiştir.

[1959 yılında bir suikasta kurban gidince, dul eşi Sirimavo Bandaranaike, iktidarı devralmış ve eşinin siyasetini devam ettirmiştir. 1994 yılına kadar ve dünyanın ilk kadın önderi olarak Sri Lanka'yı yönetmiştir.] )


- TAMİM ile/||/<> GENERALIZATION[İng.] ile/||/<> GÉNÉRALISATION[Fr.] ile/||/<> GENERALIS[Lat.] ile/||/<> GENERALISATION[Alm.] ile/||/<> GENELLEŞTİRME

( generalis genel Tek tek ya da özel durumlardan genel bir yasanın önermenin çıkarılması )

( GENERALIZATION )

( GÉNÉRALISATION )

( GENERALISATION )

( GENERALIS )


- TAMİR ETMEK ile/ve/değil/yerine YENİDEN YAPILANDIRMA


- TAMİR ile KALAFAT

( ... İLE Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. | Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. | Osmanlı Devleti'nde, vezir ya da yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık. | Onarma, tamir etme. )


- TAMİR[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< TAHLİL[Ar.]


- TAMİR ile TAMİRCİ/LİK ile TAMİR TAKIMI


- TAMİR ile TELÂFİ ile TASHİH[< SIHHAT]


- TAMİRAT, TAMİR, RESTORE ETME, RESTORASYON | TAMİR | ONARIM ile/||/<> ONARIM

( Sinema Bir filmin içeriksel ya da fîzikselkimyasal yönlerden uğradığı değişiklikleri gidermek amacıyla yapılan çalışma Resim Heykel Mimarlık Bir yapının bir heykelin bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapma ilk durumuna getirme genel uygulayım Bozulmuş bir aygıt makine ya da nesneyi eskimiş bir yapı döşem vb düzeltip yararlı ve yeniden işler duruma getirme yenileştirme Herhangi bir değer biriminde oluşmuş aşınma bozulma ve çürümelerin giderilmesi ve birimin eski durumuna getirilmesi için yapılan işler ve çeşitli parçaların değiştirilmesi Üretim veya tüketim sürecinde yıpranan aşınan ve bozulan herhangi bir üretim aracı veya malın yeniden kullanılabilmesi için yapılan her türlü işlem Harap olan dokularda parenkim hücrelerinin yerini fıbroblastlar kan damarları ve damarların çevresindeki histiyositlerin üremesi ve sonuçta bağ dokunun doldurmasıyla biçimlenen iyileşme veya doku tamiri reperasyon )

( RESTORATION, RECONDITIONING | RESTORATION | REPAIRING, RESTORATION | REPARATION | REPAIR | CORRECTIVE MAINTENANCE )

( RESTAURATION | RÉPARAGE, RESTAURATION | RÉPARATION )

( WIEDERHERSTELLUNG | REPARATUR )


- TAMİRAT ile/değil TADİLAT


- TAMİRCİ[Ar.]/YEMENİCİ[Ar.] ile KÖŞKER/KÖŞGER[Fars. < KEVŞGER]

( ... İLE Ayakkabı tamircisi. )


- TAMLAMA | TÜMLEME ile/||/<> TÜMLEME ile/||/<> TÜMLEMEK

( Verilen bir kümenin tümleyenini bulma Bir eseri tamamlamak üzere yazılan kısım )

( COMPLEMENTATION | INTEGRATE )

( COMPLEMENTATION | APPENDICE )


- TAMLAMA ile/ve/değil/||/<>/< ÖNERME


- TAMLAMA ile TAMLAMALI ile TAMLAMASIZ


- TAMLAMA ile TAMLAYAN ile TAMLANAN

( Bir adın, başka bir ad, adıl[zamir] ya da ön adla[sıfat] birlikte oluşturduğu sözcük öbeği, düzenleme[terkip]. İLE Tamlamalarda temel olan bir adın anlamını açıklayan ad, adıl[zamir] ya da adıl[sıfat], belirten. İLE Tamlamada anlamı belirtilen, açıklanan ad, belirtilen, mevsuf. )

( (SYNTACTIC) COMPOUND )


- TAMLAMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIMLAMA


- TAMLAMA ile TÜMCE/CÜMLE


- TAMLAYAN DURUMU ile ...

( GENITIVE CASE )


- TAMLAYAN ile TAMLANAN

( DETERMINING vs. DETERMINED )


- TAMLAYAN ile TAMLAYAN DURUMU


- TAMLAYICI ile ...

( COMPLEMENT )


- TAM/LIK ile BİTMİŞ/LİK

( COMPLETE vs. FINISHED )


- TAM/LIK ile BÜTÜN/LÜK

( COMPLETE vs. INTEGRITY )


- TAM-LIK ile KEMÂL

( Ayrılmaz olanı, ayırmamalısınız. )

( KEMÂL: Eril ve dişilliğin aşılmasındaki birlik. )

( GÜZELLİK/KEMÂL:
* TENASÜB-Ü ÂZÂ(ÖRGENLERİN UYUMU)
* AKIL
* AHLÂK
* ÇÖZÜM ÜRETEBİLMEK )

( You must not separate the inseparable. )

( WHOLENESS/COMPLETENESS vs. MATURITY/RIPENESS )


- TAMLIK ile/||/<> TUTARLILIK ile/||/<> KARAR VERİLEBİLİRLİK

( Formel sistemlerin temel özellikleri. )

( Formül: Gödel: Tam ve tutarlı olamaz )


- TAM/LIK ile/ve/değil/yerine YETERLİ/LİK


- TAMMÂ'[Ar. < TAMA] ile TAMA'[Ar.]

( Son derece tamah eden. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )


- TAMMÂT[Ar.] ile TÂMMÂT[Ar.]

( Anlamsız, uygunsuz, saçma sözler. İLE Kıyâmet. )


- TAMPARE ile KOMA

( Tam ses iki eşit parçaya ayrılır. İLE Yarım ses, dokuz eşit olmayan parçaya ayrılır. )


- BUFFER RANGE[İng.] / PUFFER ZONE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON ARALIĞI


- TAMPON BÖLGE ile/ve/||/<>/> İLERİ KARAKOL


- BUFFER SOLUTION[İng.] / SOLUTION TAMPON[Fr.] / PUFFERLÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON ÇÖZELTİ


- TAMPON ÇÖZELTİ ile/||/<> NORMAL ÇÖZELTİ

( Tampon pH değişimine dirençli, normal değildir )

( Formül: HA/A⁻ çifti )


- BUFFER CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE TAMPON[Fr.] / PUFFER KAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON KAPASİTESİ


- TAMPON ile/||/<> BUFFER[İng.] ile/||/<> TAMPON[Fr.] ile/||/<> BUFFERSUBSTANZ[Alm.] ile/||/<> DİRETKEN

( İçinde bulunduğu çözeltiye baz ya da asit eklendiğinde o çözeltinin pHsının değişimine direnç gösteren özdek )

( BUFFER )

( TAMPON )

( BUFFERSUBSTANZ )


- BUFFER[İng.] / TAMPON[Fr.] / PUFFER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON


- TAMPON ile KALKAN


- TAMPON ile/||/<> YASTIK

( 1 genel uygulayım Bir çarpma vurma sarsıntı vb yeğinliğini azaltmaya yarayan içi yumuşak özdeklerle doldurulmuş ya da yumuşak bir özdekten yapılmış nesne araç korumalık Araba teknesi ile öndingil arasında bulunan küçük ağaç Aşağıdinek Şarkikaraağaç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta 2 Kağnıda dingil üzerindeki ağaç İspir Erzurum Alçılı Delice Ankara Yenikent Aksaray Niğde Bir işlergede oluşabilen geritepmeyi soğuran düzenek tarım Az yastıg yassık yastık Tatarlar castık biçimini de kullanırlar yastık Krç castık dastık Karakalpaklar köpşik adını da kullanırlar cazdık castık Alt yastık Sagay çastık Tar yastuk sıttık Räsänene göre LTS 187 Yakutçadan alınmıştır sıttık yastık Yakutçada baştaki ynin sye dönüşmesi eski bir kuraldır Orta Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçe yastuk Eski Kıpçakçada da yastuk biçimi kullanılır Türkçe yastamak dayamak yaslamak fiilinden türetildiği açıktır Bu fiil Orta Türkçede de geçer Çağdaş diyalektlerde de kullanılır castamak Sagay Hakas çastamak sıttā Çuvaşçada yastığa śıtar śıtır adı verilir Bu adın yat kökünden geldiği açıktır Egorov ÊS 226 Soyotlar Tubalar yastığa sırtık adını verirler Türkçe yastık gibi bu ad da sırta başın altına koymak fiilinden yapılmıştır Bu türevin ikinci hecesindeki a da ıya çevrilmiştir Kazaklar başın altına konulan ağaca jastağaş jastı ağaş yassı ağaç adını verirler Türkçe yastık Balkan dillerine de geçmiştir Sırpça jastuka Škaljić Turc 620 Bulgarca estǎk jastǎk BER 1 512 )

( BUFER, CARRIAGE STOP | BUFFER )

( TAMPON | COUCHE )

( PUFFER )

( ESTǍK )

( YASTIG[Az.]~YASSIK[Tkm.]~YASTIK[Tatk.]~YASTIK[Nog.]~DASTIK[Kklp.]~CAZDIK[Krg.]~CASTIK[Krg.]~YASTIK[Alt.]~SITTIK[Soy.]~SITTIK[Yak.]~SITTĀ[Yak.] )


- TAMPONLAMA ile/||/<> ARABELLEĞE ALMA

( arabelleğe alma 1 Hidrojen iyon yoğunluğunu sabit tutma işlemi 2 Doğrudan doğruya yara üzerine steril gazlı bez onun üzerine de pamuk koyup bir sargıyla sıkıca sarmakla yapılan kanama durdurma işlemi )

( BUFFERING, TAMPONAGE )


- TAMPONLAMAK ile TAMPON ile TAMPON BÖLGE ile TAMPON DEVLET


- TAMS[Ar.] ile TAMS[Ar.]

( Âdet görme, aybaşı. İLE Yok etme, belirsiz kılma. )


- TAN[Ar.] (ETMEK) ile TANLAMAK/TANMAK

( Sövme, yerme, ayıplama. İLE Şaşmak, şaşırmak. )


- TAN YELİ ile TAN YERİ

( Sabaha doğru çıkan hafif yel/rüzgâr. İLE Güneşin doğmak üzere olduğu sırada, ufukta hafifçe aydınlanan yer. )


- TA'N ile ...

( SÖVME, YERME | AYIPLAMA | ALEYHTE DEDİKODU )


- TAN ile/||/<> ŞENG, ÇOU VE ÇİNG

( tiyatrosundaki dört önemli tip öbeğinden biri kadınlar Hua Tan işveli akıllı ve şuh genç kadın Wu Tan savaşçı genç kadın öteki öbekler için Şeng Çou ve Çing )


- TANABE-SUGANO ile/||/<> ORGEL DİYAGRAMI

( T-S tüm d^n sistemleri, Orgel sadece zayıf alan. )

( Formül: Tam İLE yaklaşık )


- TANATOLOJİ ile ...

( Ölümü konu alan bilim dalı. )


- TAN/AYDINLIK/IŞTIN:
GEÇİCİ ile/ve/<> GERÇEK

( Tan yerinde, gün doğmadan beliren, sonradan kaybolan, geçici aydınlık/tan, yalancı tan. İLE/VE/<> Tan yerinde, gün doğuncaya kadar süren kesintisiz aydınlık. )

( FECR-İ KÂZİB ile/ve/<> FECR-İ SÂDIK )


- TANBURÎ CEMİL BEY ile/ve/||/<> ŞERİF MUHİDDİN TARGAN


- TANBÛRÎ/TANBÛRÂNÎ ile TANBÛR-ZEN[Ar.]

( Tamburu çok güzel çalan mûsikî üstadı. İLE Tambur çalan. )


- TANDANS ile TANDANSLI


- TANDEM ACCELERATOR[İng.] / TANDEMBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= TANDEM HIZLANDIRICI


- TANDEM ile TANDEM FİLTRE ile TANDEM PARAŞÜTÜ


- TANDIR[Ar. < TENNÛR | TENÂHÎR] ile İSTANBUL TANDIRI

( Pişirmek ve ısınmak üzere. İLE Isınmak üzere. )

( Yere çukur kazılarak yapılan bir fırın türü. | Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılan düzen. İLE ... )


- TANDIR ile TANDIR ALEVİ ile TANDIR BÖREĞİ ile TANDIR EKMEĞİ ile TANDIR KEBABI ile TANDIR ÇÖREĞİ ile TANDIR ÇORBASI


- TANDIR ile/||/<> TANDIR[Ar. < TENNŪR]

( I 1 Ekmek ocağı Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta 2 Toprak içine yapılan fırın Gençali Senirkent Isparta Ebilhindi Erzurum Güdül Ankara Başkışla Karaman Konya II Üzerinde yemek pişirilen saç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta Az təndir tandır dandır nandır tannūr runder Backofen aus Lehm Farsçada tanūr an oven yanında tandūr olarak da geçer Kürtçede tendûr tenûr biçimleri kullanılır )

( TANNŪR )

( TƏNDIR[Az.]~TANDIR[Krg.] )


- TANDIRNAME[Ar. < TENNŪR + FARS. < NÂME] ile/||/<> ...

( Halk öykücülerinin karışık uzun türküsüz masallara verdikleri ad )


- TANDÖR, PERDE | HÂİL | PROJEKSİYON PERDESİ | ÉCRAN[Fr. < ÉCRAN] ile/||/<> EKRAN ile/||/<> GERGİ

( gergi fizik Perde Daha çok sahne dibinde geriki alan projeksiyon perdesi için kullanılır ekran 1 genel uygulayım İp kayış tel vb gerginleştirme işinde kullanılan araç 2 yapıcılık Bir yapının yükünü azaltan bir duvarın dikliğini koruyan ya da yapıdaki parçaların ayrılmasını önleyen destek tahta demir vb 3 döşem Bir kazanın içinde oluşan basıncı karşılamak için kazanın içyüzeyine perçinlenen demir parça 4 elektrik a Bir uzay parçasını kimi elektrik ya da mıknatıs etkilerinden koruyan kutu ya da yüzey b Bir eksiuç ışıtacında görünür görüntünün oluştuğu yüzey Arabanın öküzlere çarpmamasını sağlamak için hayvanların arkasına konulan ağaç parçası Susuz Kars 2 Üzerinde deri kurutulan tahta Bor Niğde Sahnenin oyunu engellemeyecek bir yerine konulan ve film ya da diya yansıtmakta kullanılan ak gergi hlk Üçüncü göz kapağı )

( SCREEN )

( ÉCRAN )


- TANE BAĞLAMAK ile/||/<> ...


- TANE BAĞLANMASI ile/||/<> AGGLOMERATION[İng.] ile/||/<> AGGLOMÉRATION[Fr.] ile/||/<> AGGLOMERATION[Alm.] ile/||/<> YIĞIŞMA

( AGGLOMERATION )

( AGGLOMÉRATION )

( AGGLOMERATION )


- TANE ile/ve/değil/=/||/<>/> DÂNE[Fars.]

( Herhangi bir sayıda olan şey, adet. | Bazı bitkilerin tohumu. | Çekirdekli küçük meyve. )


- GRANULE[İng.] / GRANULE[Fr.] / GRAM-NEGATIV[Alm.] ile/değil/yerine/= TANE


- TANE ile/değil KİŞİ


- TANE/ADET[Ar. < ADED] ile/ve/||/<> KAT ile/ve/||/<> KEZ/KERE[Ar. < KERRE]

( Nesnelerdeki niceliği/sayıyı gösterir. İLE/VE/||/<> Yukarı doğru yineleme/tekrar. İLE/VE/||/<> Eylemlerdeki niceliği/sayıyı ve yana doğru yinelemeyi/tekrarı gösterir. )


- PARTICLE GROWTH[İng.] ile/değil/yerine/= TANECİĞİ BÜYÜMESİ


- PARTICLE SIZE AND SAMPLING[İng.] ile/değil/yerine/= TANECİĞİN BOYUTU VE NUMUNE ALMA


- DENSITÉ DE FLUX DE PARTICULES[Fr.] ile/değil/yerine/= TANECİK AKISI YOĞUNLUĞU


- TANECİK | GRANÜL ile/||/<> GRANÜL ile/||/<> GRANÜL[Fr. < GRANULE]

( Küçük yuvarlak ya da oval herhangi bir yapı Özellikle sitoplâzmadaki lipit protein granülleri ribozom granülleri polenin ekzini üzerindeki yuvarlak çıkıntılar gibi Ufak tane tanecik partikül Yuvarlak biçimde hazırlanmış ağız yoluyla kullanılabilen ağırlığı 50 mg a kadar olan yumuşak kıvamda ilaç biçimi )

( GRANULE )

( GRANULE )

( GRANUL )


- TANECİK ile TANECİKLİ

( CORPUSCLE vs. CORPUSCULAR )

( تنيزه ile جسمک ile گويچه ile مثل ذره )

( تنيزه ile جسمک ile GOYCHEH ile MOSL ZAREH )


- TANECİK ile TANECİKLİ ile TANECİKSİZ


- TANNINS[İng.] / TANINS[Fr.] / TANNINS[Alm.] ile/değil/yerine/= TANENLER


- T'ANG SOYU ile ...

( Çin'de (618-907) yılları arasında egemen olmuş olan T'ang soyu dönemi Zen'in altın çağı olarak anılır. Pek çok ünlü Zen Ustası bu dönemde yetişmiştir. )


- TANGA KÜLOT ile SLIP KÜLOT ile G STRING


- TANGA ile/değil TANGO


- TANGENT BUNDLE ile/||/<> COTANGENT BUNDLE

( Tangent T(M) teğet vektörler, cotangent T*(M) lineer formlar. )

( Formül: Tangent vectors İLE linear forms )


- TANGENT ile/||/<> SECANT

( Tangent tek nokta değme İLE secant iki nokta kesme. )

( Formül: Single touch İLE two intersections )


- TANGIR TANGIR ile TANGIR TUNGUR


- TANGIR-TUNGUR ile TANGIRDAMA ile TANGIRTI

( ... İLE Nesnelerde/n kuru ve gürültülü ses çık(ar)ma. İLE Nesnelerden çıkan kuru ve gürültülü sesin adı. )


- TANGIRDAMAK ile TANGIRDATMAK


- TANGIRTI ile TANGIRTILI


- TANGO ile FOKSTROT ile QUICK STEP

( 1880'lerde, Buenos Aires'in kenar mahallelerinde, hızlı tempolu, duyumsal ve kötü bir şöhrete sahip bir Arjantin dansı olan Milonga ile İspanyol Tangosu'nun kaynaşması sonucu ortaya çıkan Tango'nun, aynı zamanda, çok kıvrak bir Küba dansı olan "Habanera"dan da etkilendiği söylenir. Kökeninin, XV. yüzyıla kadar uzandığı düşünülen Tango'nun; Brezilya, Güney İspanya, Arjantin, Küba gibi coğrafyalarda, çeşitli biçimleri yaratılır. Bu dans türü, zamanla çeşitlendirilip çok karmaşık bir duruma getirilen adımlarla ileri yürüyüşler, dönüşler, çıkışlar, yön değiştirmeler, Habanera adımları[gövdenin hafifçe sallanması], gezintiler vb. birbirine karıştırılır.

İLE

XX. yüzyılın başlarında, Avrupa'da görülmeye başlanan ve asıl ününe I. Dünya Savaşı zamanlarında, Caz'ın gelişmesiyle ulaşmış olan Fokstrot, kısa hızlı ve uzun yavaş adımlar kullanılarak yapılan dört tempolu bir salon dansı olarak bilinir. Yıllar boyunca, Fokstrot'un değişik türlerinin ortaya çıkmasına karşın, aralarında en popüler olanları, Slow Fokstrot ve Quick Step'tir. Slow Fokstrot'ta, ani dönüşler ve hareketler olmadığından, dansçıların uzun çizgiler boyunca durmaksızın hareket durumunda olmalarını gerektiren güçlü bir denge gereklidir. Ayrıca, dansa ait her hareket için dansçıların sürekli kontrolü ellerinde bulundurmaları gerekir. Dolayısıyla, bu dans türü, öteki türlere kıyasla zor bir dans olarak kabul edilir.

İLE

1930'larda, İngiltere'de, hızlı ve popüler bir dans olan Fokstrot'un yerini alan Quick Step, dönüşler ve zıplamalar içeren, hareketli ve neşeli bir salon dansıdır. Üç farklı yaş grubuna sahip dansçılar için değişik tipleri geliştirilen bu dans türünde, genç dansçılar için oldukça neşeli ve hareketli, orta yaşlı dansçılar için biraz yavaşlatılmış, sakinleştirilmiş ve ileri yaş dansçılar için ise seçilmiş koreografilerden oluşan yavaş ve daha az hareketli koreografiler uygulanır. Ayrıca Quick Step'te, çok fazla hareket çeşidi olduğundan, standart danslar içinde, yaratıcılığa en açık olanı olarak kabul edilir. )


- TANI[İng. DIAGNOSIS] ile/||/<> ABELL YARIÇAPI[İng. ABELL RADIUS] ile/||/<> AKIM[İng. CURRENT] ile/||/<> AKROMAT[İng. ACHROMATIC] ile/||/<> AKTİF BAĞIŞIKLIK[İng. ACTIVE IMMUNITY] ile/||/<> ANTİKOR[İng. ANTIBODY] ile/||/<> ASTERİZM[İng. ASTERISM] ile/||/<> B HÜCRELERİ[İng. B CELLS]

( Doğada, herhangi bir şeyin nedenini tanımlama işidir. Genellikle hastalıkların tanımlanması olarak kullanılır. @@ Astronomide Abell kataloğundaki gökada kümelerinden hareketle, uzunluğu 2,14 megaparsek kabul edilen, tipik bir gökada kümesinin yarıçapı olarak tanımlanır. @@ Tanımlanabilir bir yönde hareket eden su ya da hava gibi bir akışkanın hareketidir. Elektrikte, belirli bir süre boyunca bir noktadan geçen elektrik akışı ya da elektrik miktarını tanımlamak için kullanılır. @@ Renk körlüğüne sahip kişileri tanımlamak için kullanılan terim. @@ Hastalığa maruz kalınması ile kazanılan bağışıklıktır. Hastalığa sebep olan organizmalara direkt maruz kalma ile ya da organizmanın zayıflatılmış ya da öldürülmüş halinin aşı yolu ile vücuda verilmesi ile oluşur. Her iki durumda da bağışıklığı kazanmış bir kişi ileride hastalık ile karşılaştığında bağışıklık sistemi hastalığı tanıyacaktır ve gerekli antikorları üretecektir. Aktif bağışıklık uzun ömürlüdür ve ömür boyu sürebilmektedir. @@ Antijen adı verilen yabancı bir maddenin varlığına yanıt olarak bağışıklık sistemi tarafından üretilen ve bu etkenlerin patojenik (hastalık yapıcı) yeteneklerini önleyen koruyucu bir protein. Antikorlar antijenleri tanır ve vücuttan uzaklaştırmak için onlara tutunur. @@ Gece gökyüzünde net bir biçimde gözlemlenebilen, belirgin ve tanıdık şekiller oluşturan popüler yıldız gruplarıdır. Üyeleri aynı takımyıldızında yer alabileceği gibi farklı takımyıldızlarından da olabilir. Büyükayı takımyıldızının bir parçası olan Büyük Kepçe ile Vega, Altair ve Deneb üçlüsünün oluşturduğu "yaz üçgeni" örnek olarak verilebilir. @@ Adaptif bağışıklığın bir parçası olarak antijen spesifik hümoral bağışıklıktan sorumlu olan lenfositlerin büyük bir ailesi. Onların antijen reseptörleri yüzey immünoglobülinleridir (antikorlar). Plazma gözelerine farklılaşarak peptidleri doğrudan tanıyıp antikorları salgılarlar. Ayrıca uzun ömürlü hafıza gözeleri olarak bulunurlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TANI/TEŞHİS[Ar.] ile SAĞALTIM/ONDURMA/REHABİLİTASYON/REHABILITATION[İng.]


- TANI ile/ve/||/<> TANIM

( DIAGNOSIS vs./and/||/<> DEFINITION )


- TANI ile TEŞHİS ile TEŞHİS UZMANI

( DIAGNOSIS vs. DIAGNOSTIC vs. DIAGNOSTICIAN )

( عيب شناسي ile تشخيصي ile برشناختگر )

( EYBE SHENASY ile TASHKHYSEY ile برشناختگر )


- TANIDA/TEŞHİSTE:
TESPİT ile/değil ÖNCELİK


- TANIDIĞIM (BİRİ) ile TANIYABİLDİĞİM (BİRİ) ile TANINABİLECEK (BİRİ)


- TANIDIK MASA ile/ve/||/<> BİLİMSEL MASA

( Kalıcı, sürekli. İLE/VE/||/<> Boşluk. )

( bkz. EDDINGTON )


- TANIDIK ile HABERDAR OLMA

( ACQUAINTANCE vs. ACQUAINTED )

( معرفت ile آشنا ile شناسا ile بلد )

( MARAFT ile ASHENA ile SHENASA ile BOLD )


- TANIDIK ile TANINAN

( Benim/senin [tanıdığı]. İLE Bizim [tanıdığımız]. )


- TANIDIK/LAR ile/değil/yerine DANIŞMAN/LAR


- TANIKLAMAK ile TANIK/LIK ile TANIKLI/LIK ile TANIKSIZ/LIK ile TANIK TEPE


- TANIKLIK ile/ve/||/<> İÇ TANIKLIK ile/ve/||/<> GELİŞTİRİCİ TANIKLIK


- TANIKLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> TANIMAK


- TANIKLIK ile/ve/||/<>/> TANIŞIKLIK


- TANIKLIK ile/ve UZLAŞIM

( WITNESS vs./and TO COMPROMISE )


- TANILAMA ile KİMLİK İŞARETLERİ

( IDENTIFICATION vs. IDENTIFICATION MARKS )

( هويت شناسي ile تعيينهويت ile آلائم اختصاصي )

( TEOOYT SHENASY ile تعيينهويت ile آلائم اختصاصي )


- TANIM ile BASKIN ÖZELLİK

( HOROI ile ... )

( DEFINITION vs. DOMINANT FEATURE )


- TANIM ile/ve/<> BELİT/AKSİYOM

( Tanım, belit oluşturabilmelidir![oluşturacak nitelikte/yapıda olmalıdır!][tartışma ya da acaba sorusu oluşturmayacak kesinliğe yakın bir yapıda/sağlamlıkta/derinlikte!] )

( DEFINITION vs./and/<> AXIOM )


- TANIM ile/ve BELİT/AKSİYOM/MÜSELLEMÂT

( ... İLE/VE Geriye götürülemeyen ilke. )

( DEFINITION vs./and AXIOM )


- TANIM ile/ve/||/<> BİLGİ

( Kavranılanlar[durumlar/olgular] için geçerli olan. [Kavramaya hizmet edenler için.] İLE/VE/||/<> Nesneler için geçerli olan. )

( DEFINITION vs./and/||/<> INFORMATION )


- TANIM ile/ve/değil/||/<>/< DURUM

( [not] DEFINITION vs./and/but/||/<>/< STATE/CONDITION )


- TANIM ile/ve/||/<>/> DURUM

( DEFINITION vs./and/||/<>/> STATE/CONDITION )


- TANIM ile/ve/değil EŞİK


- TANIM ile/ve/||/<> GÖSTERGE

( vs./and/||/<> INDICATOR )


- TANIM ile/ve/=/<> HADD


- TANIM ile/ve/<> İSPAT/İSBAT

( DEFINITION vs./and/<> TO PROVE )


- TANIM ile/ve KANIT

( DEFINITION vs./and PROOF )


- TANIM ile/ve/||/<>/> KÜME


- TANIM ile/ve/||/<> KURAL

( DEFINITION vs./and/||/<> RULE )


- TANIM ile/ve/<> NEDEN

( Tanım, nedene giden, en kısa yoldur. )

( DEFINITION vs./and/<> CAUSE/REASON )


- TANIM ile/ve/<> ÖRNEK

( Örnekte/benzetmede, hata olmaz/olmamalıdır! [Teşbihte, hata olmaz!] )

( Yanlış örnek, örnek değildir! [Su-i misal, misal teşkil etmez!] )

( DEFINITION vs./and/<> SAMPLE/EXAMPLE/MODEL/TYPE/PATTERN )


- TANIM ile/ve/||/<>/< TANIMIN TANIMI

( Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme ya da açıklama. İLE/VE/||/<>/< Her parçasını içinde barındırabilen/birleştiren, dışında kalanlara engel olan.[Efrâdını câmî, ağyârını mânî.] )


- TANIM(HADD) ile TANIMLANAN(MAHDÛD)


- TANIM ile TESPİT


- TANIM ile/ve/<> TUTARLILIK

( Tanım, tutarlılığı taşıyabilmelidir/sürdürebilmelidir! )

( DEFINITION vs./and/<> CONSISTENCE )


- TANIM ile/ve/=/||/<>/< ÜÇLEME