Bugün[04 Temmuz 2026]
itibarı ile 89.417 başlık/FaRk ile birlikte,
89.417 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(307/359)


- TAK ile TAK

( Tahta vb. bir şeye vurulduğunda ya da silah patlayınca çıkan tok ve sert ses. İLE Millî bayramlarda ya da önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, yazılar ve çiçeklerle süslenen kemer. )


- TAK ile/||/<> TAK[Ar. < ṬÂK]

( Anıt olarak yapılan ya da şenliklerde yer yer caddelerde kurulan türlü süslerle donatılmış kemer Mimarlık Şenliklerde caddelere kurulan kemer a yengi takı )

( ARC )

( ARCUS )


- TÂK[Ar. çoğ. TÂKAT, ETVÂK, TÎKAN] ile TÂK[Ar.]

( Bina kemeri. | Yarım daire biçiminde kapı ve pencere üstü. | Kubbe, künbet. İLE Asma, üzüm kütüğü. )


- TAK ile TAKA ile TAKT ile TAKI ile TAKACI/LIK ile TAKILI ile TAK TAK ile TAK TUK


- TÂK ile/||/<> VETR ile/||/<> KAVS

( Kemer. İLE/||/<> Kiriş. İLE/||/<> Yay. )


- TAKA ile/||/<> TAKA

( I tağca Gömmedolap Gökmenler Çatak Gedikli Kızılağaç Saimbeyli Adana tağca Boğaz Susuz Kars II Bir kadın kumaşı türü Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta III Bıçak sapı Senirkent Isparta IV tağa Boyu 810 m yük taşıma kapasitesi 56 ton olan arkası düz ortasında küçük bir ambarı bulunan balıkçılıkta ve yük taşımada kullanılan Karadeniz Bölgesine özgü bir tür kıyı teknesi Kökenini bilmiyoruz )

( BOAT )


- TÂKA[Ar.] ile TÂKA/TÂKAT[Ar. < TÂK] ile TAKA[Ar.]

( Kubbeli mahfe. | Pencere. İLE Güç, kuvvet. | Taklar. | Güçler, tâkatler. İLE Duvarın içindeki kapaksız dolap. | Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi. | Bozuk, zor çalışan ya da eski kara taşıtları için kullanılan bir söz. )


- TÂKA ile/ve VASİSTAS[Alm.]

( Tavana yakın ufak pencere. İLE/VE Pencere ya da kapının üst yanında bulunan ve havanın değişimine yarayan, üstten açılır kapanır bölüm. )


- TAKALLÜB[< KALB] ile ...

( DÖNME, BİR YANDAN BİR YANA ÇEVRİLME | DEĞİŞME, BAŞKA KALIBA GİRME )


- TAKAS ETMEK ile/||/<> DEĞİŞMEK

( değişmek )


- TAKAS | SAYIŞMA ile/||/<> SAYIŞMA

( Birbirlerine borçlu ve alacaklı durumda olan kişilerin karşılıklı bir sayışımdan sonra borç ya da alacak kalıntılarını vererek ödeşmeleri Bir işlemden doğan alacakların diğer bir işlemden doğan borçların ödenmesinde kullanılması sayışma )

( CLEARING | ENTERED IN AN ACCOUNT )

( COMPENSATION )


- TAKAS ile TAKAS EDİLMİŞ

( BARTER vs. BARTERED )

( پاياپاي ile دادوستد کالا ile تهاتر ile تهاتر کردن ile تهاتري )

( PAYOPAY ile DADOSTAD KALA ile TEHATAR ile TEHATAR KARDAN ile تهاتري )


- TAKAS ile/||/<> TAKAS[Ar. < TAKÂṢṢ]

( 1 Malın malla değişimi 2 İki ülke arasında olmak üzere dışsatım ve dışalımı yapılan mal hizmet veya teknoloji aktarımı bedelinin kısmen veya tamamen mal hizmet teknoloji aktarımıyla ödenmesi 3 swap Bir tarafın sahip olduğu varlık veya yükümlülükleri diğer tarafın sahip olduğu varlık veya yükümlülüklerle değiştirmesine dayanan finansal sözleşme getirgötür değişim )

( BARTER )


- TAKAŞŞU'/TEKAŞŞU'[Ar. < KAŞ] ile TAKAŞŞUR[Ar. < KIŞR]

( Balgam çıkarma. İLE Kabuklanma, kabuk atma. )


- TAKAŞŞUR | KABUKLANMA ile/||/<> KABUKLANMA

( Bir lav akıntısı ya da bir lav gölü yüzeyinin katılaşması Isıtılmış metallerin yüzeylerinde oksit örtüsü oluşması olayı )

( CONGEALED CRUST | SCALING )

( CARAPACE FIGÉE | ÉCAILLAGE )

( ERSTARRUNGSKRUSTE | ZUNDERUNG )


- TAKAT, | KUVVE-İ ELEKTRİKİYYE, ELEKTRİK KUVVETİ | GÜÇ ile/||/<> GÜÇ

( Sinema TV 1 Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı 2 Vatla ölçülen iş yapma oranı elektrik gücü 1 vatlık bir güç saniyede 1 jul iş yapar üst 1 fizik a Dinginliği devime devimi dinginliğe dönüştüren direnci doğuran ya da kıran özellik b Birim zamanımda yapılan iş 2 subilim Bir su akıntısının aşındırma ve taşıma yeteneği 3 mekanik Bir makinenin yaptığı işin bu işin kotarılması için gereken zamana bölümü 1 Fiziksel düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği a Ağır bir cismi kımıldatabilme yeteneği kas gücü b Etki ve güçlülük ilkesi karakter gücü direnme gücü düşünce gücü bir kanıtın gücü idée force kımıldatıcı yönetici güç 2 Fizikötesi kavramı olarak a İtme ve çarpmada dıştan mekanik etki yapan şey b Bireylerde türlü biçimlerde ortaya çıkan itici etki yapıcı ve biçimlendirici olan şey Leibnizde temel etkinlik ilkesi Herder ve Nietzschede de temel kavram 3 Bir şeyin yapılmasını tüzeyle anlaşmayla değil de baskı yoluyla sağlayan etkinlik Ör Güce dayalı devlet 1 İş yapma hızı birim zamanda yapılan iş 2 Görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği fizik )

( 1. POWER, 2. ELECTRIC POWER | POWER | FORCE, STRENGTH | FORCE )

( 1. PUISSANCE, 2. PUISSANCE (ÉLECTRIQUE) | PUISSANCE | FORCE, POUVOIR | FORCE )

( 1. LEISTUNG, 2. KRAFTSTROM | POTENZ | KRAFT | LEISTUNG )

( POTERE | FORTITUDO )

( POTENZA )

( ΙΣΧΎΣ / ισχύς )


- TAKAT | KUVVE-İ ELEKTRİKİYYE, ELEKTRİK KUVVETİ | GÜÇ ile/||/<> KUVVET

( Sinema/TV. 1. Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı. 2. Vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık bir güç, saniyede 1 jul iş yapar). @@ bk. üst. @@ 1. fizik: a. Dinginliği devime, devimi dinginliğe dönüştüren; direnci doğuran ya da kıran özellik. b. Birim zamanımda yapılan iş. 2. subilim: Bir su akıntısının aşındırma ve taşıma yeteneği. 3. mekanik: Bir makinenin yaptığı işin, bu işin kotarılması için gereken zamana bölümü. @@ 1. Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği, a. Ağır bir cismi kımıldatabilme yeteneği: kas gücü. b. Etki ve güçlülük ilkesi: karakter gücü, direnme gücü, düşünce gücü, bir kanıtın gücü (idée force = kımıldatıcı, yönetici güç). 2. Fizik-ötesi kavramı olarak: a. İtme ve çarpmada dıştan mekanik etki yapan şey; b. Bireylerde türlü biçimlerde ortaya çıkan itici, etki yapıcı ve biçimlendirici olan şey. (Leibniz'de temel etkinlik ilkesi; Herder ve Nietzsche'de de temel kavram.) 3. Bir şeyin yapılmasını tüzeyle, anlaşmayla değil de, baskı yoluyla sağlayan etkinlik. (Ör. Güce dayalı devlet.) @@ 1. İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş. 2. Görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği. @@ (fizik) @@ @@ )

( 1. POWER, 2. ELECTRIC POWER | POWER | FORCE, STRENGTH | FORCE~FORCE )

( 1. PUISSANCE, 2. PUISSANCE (ÉLECTRIQUE) | PUISSANCE | FORCE, POUVOIR | FORCE~FORCE )

( POTERE | FORTITUDO~VIS )

( 1. LEISTUNG, 2. KRAFTSTROM | POTENZ | KRAFT | LEISTUNG~KRAFT )

( POTENZA~FORZA )

( ΙΣΧΎΣ / ισχύς~ΔΎΝΑΜΗ / δύναμη )


- TAKAT ile TAKATLİ ile TAKATSİZ/LİK ile TAKAT SINIRI


- TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTÛR, KATARAN] ile TAKATUR/TEKATUR[Ar. < KATRE]["ka" uzun okunur]

( Damlama, damla damla akma. İLE ... )


- TAKATUKA ile TAKATUKACI/LIK


- TAKAV ile AT NALI | NALBANT


- TAKAYYÜD[< KAYD] ile TEKAÜD[< KUUD]

( Bağlanma, bağlı olma; Çalışma, çabalama, uğraşma, üstüne düşme; Dikkatli davranma. İLE Karşılıklı oturma; Emekliye ayrılma, emeklilik. )


- TAKAYYUH/TEKAYYUH[Ar. < KAYH] ile TAKAYYÜ'[Ar.]

( İrinlenme. İLE Kusar gibi olup kusamama. )


- TAKBİH ile/||/<> BLÂME[Fr.] ile/||/<> KINAMA CEZASI

( Yönetici ve sporcuların beğenilmeyen çirkin davranışlarına verilen ceza )

( BLÂME )


- TÂK-DÂNE[Fars.] ile ...

( Üzüm çekirdeği. )


- TAKDİM | SUNMA ile/||/<> SUNMAK

( TV İzlencelerin haberlerin sunulması işi )

( PRESENTATION | SUBMIT | 1. SPEAKER, ANNOUNCER, NEWS ANNOUNCER, 2. PRESENTER, ANCHORMAN, LINKMAN (A )

( PRÉSENTATION | 1. ANNONCEUR, SPEAKER, TÉLÉSPEAKER, PRÉSENTATEUR, LEC-TEUR, 2. ANFMATEUR, PRÉSENTATEUR (DE PROGRAMME )

( PRÄSENTATION | 1. SPRECHER, ANSAGER, FERNSEHANSAGER, FERNSEHSP-RECHER, NACHRICHTENSPRECHER, TAGESCHAUSPRECHER, 2. ANSAGER, PRÄSENTATOR, MODERATOR )

( PRESENTAZIONE )

( ΠΑΡΟΥΣΊΑΣΗ / παρουσίαση )


- TAKDİM | SUNMA ile/||/<> SUNUCU

( TV. İzlencelerin, haberlerin sunulması işi. @@ )

( PRESENTATION | SUBMIT | 1. SPEAKER, ANNOUNCER, NEWS ANNOUNCER, 2. PRESENTER, ANCHORMAN, LINKMAN (A~1. SPEAKER, ANNOUNCER, NEWS ANNOUNCER (READER, CASTER), 2. PRESENTER, ANCHORMAN, LINKMAN (A.) | ANNOUNCER | SERVER )

( PRÉSENTATION | 1. ANNONCEUR, SPEAKER, TÉLÉSPEAKER, PRÉSENTATEUR, LEC-TEUR, 2. ANFMATEUR, PRÉSENTATEUR (DE PROGRAMME~1. ANNONCEUR, SPEAKER(-INE), TÉLÉSPEAKER(-INE), PRÉSENTATEUR(-TRICE), LEC-TEUR(-TRICE), 2. ANFMATEUR(-TRICE), PRÉSENTATEUR(-TRICÉ) (DE PROGRAMME) | PRÉSENTATEUR )

( PRÄSENTATION | 1. SPRECHER, ANSAGER, FERNSEHANSAGER, FERNSEHSP-RECHER, NACHRICHTENSPRECHER, TAGESCHAUSPRECHER, 2. ANSAGER, PRÄSENTATOR, MODERATOR~1. SPRECHER (-IN), ANSAGER(-IN), FERNSEHANSAGER(-IN), FERNSEHSP-RECHER(-IN), NACHRICHTENSPRECHER(-IN), TAGESCHAUSPRECHER(-IN), 2. ANSAGER(-IN), PRÄSENTATOR, MODERATOR | ANSAGER )

( PRESENTAZIONE~ANNUNCIATORE )

( ΠΑΡΟΥΣΊΑΣΗ / παρουσίαση~ΠΑΡΟΥΣΙΑΣΤΉΣ / παρουσιαστής )


- TAKDİM ile TAKDİMCİ/LİK ile TAKDİM TEHİR


- TAKDİR | DEĞERLEME ile/||/<> DEĞERLEME ile/||/<> DİZGE DEĞERLEME

( Herhangi bir dizgenin tasarım ve gerçekleşme aşamalarını izleyen işletim döneminde gözetilen amaçlara benzer amaçlar için daha önce kullanılan dizgelere göre başarı ölçümü dizge değerleme A birimli dolamı verildiğinde aşağıdaki koşulları gerçekleyen Bir önerme kümesinin her öğesine karşılık birer doğruluk değerinin verilmesi işlemi Örn p q r önerme kümesinin bir değerlemesi p D q D r Y biçimindedir Bireylerin ölçüm konusunda tutumlarını belirtmek üzere kendilerine sunulmuş seçenekler ya da ölçüm boyutunu simgeleyen bir süreklilik üzerindeki çeşitli konumlar arasından seçmeler yapmalarını içeren değerlendirici yargı değerleme ölçeği değer biçme )

( EVALUATION | VALUATION, NON-ARCHIMEDEAN ABSOLUTE VALUE | VALUATION, TRUTH-VALUATION | RATING )

( ÉVALUATION | VALUATION )

( BEWERTUNG )


- TAKDİR EDİLEMEZ ile TAKDİRSİZ ile UYGUNSUZ ile UYGUNSUZLUK

( INAPPRECIABLE vs. INAPPRECIATIVE vs. INAPPROPRIATE vs. INAPPROPRIATENESS )

( نامحسوس ile غيرقابل تقدير ile غير محسوس ile ناسپاس ile ناشکر ile غير متناسب ile نازيبابودن ile بي جا ile ناجوري )

( NAMOHSUS ile GHYRAGHABEL TAGHADYR ile غير محسوس ile NASPAS ile ناشکر ile GHYR MOTENASB ile نازيبابودن ile BEY JA ile ناجوري )


- TAKDİR EDİLMEK ile/ve/<>/değil/yerine ANLAŞILMAK


- TAKDİR ETMEK ile/ve/<> SEVME(ME)K

( Sevmeyebilirsiniz fakat takdir edebilirsiniz![/etmelisinizdir!] )

( TO APPRECIATE vs./and/<> (NOT) TO LOVE )


- TAKDİR | KIYMET TAKDİRİ | DEĞERLENDİRME ile/||/<> DEĞERLENDİRME ile/||/<> DEĞERLENDİRMEK

( Sinema 1 Bir filmin çeşitli yönlerden taşıdığı özellikleri ayırt edip çözümleyip film konusunda bir yargıya varma 2 Özellikle yetkili bir kurulca bu yolda varılmış ve gerekçeleriyle açıklanmış yargı 1 Bir şeyin nitelik ya da niceliği üstüne yapılan çalışma sonucu varılan yargı 2 Aynı biçimdeki olayların birtakım ölçünlere göre önemini belirtme 3 Türlü öğretim amaçlarının gerçekleşme oranını değişik yollarla ölçme ve ortaya çıkan sonuçlar üzerinde değer biçme Kentlerde ya da kırsal alanlardaki taşınmaz mallara nesnel ölçütler kullanarak değer biçme Ölçüm konusu olan bir nesne üzerinde nicel ya da nitel ayrımlar yaparak değerlendirici yargılamalarda bulunma Doğanın herhangi bir parçasını şu ya da bu işe yararlı kılmak amacıyla insanın onun üzerinde yaptığı olumlu değişiklikler matematik Bir özdek bir nesne bir malın para ile çözümlenen değişim değerini saptama )

( FILM APPRECIATION, APPRAISAL | EVALUATION | ASSESSMENT | IMPROVEMENT | VALUATION | RATE )

( APPRECIATION (CINÉMATOGRAPHIQUE), "APPRAISAL" | ÉVALUATION | MISE EN VALEUR | ÉVALUER )

( AUSZEICHNUNG, FILMBEWERTUNG, "APPRAISAL" | EINSCHATZUNG | ERSCHLIESSUNG )


- TAKDİR ile/ve DEĞERLENDİRME

( APPRECIATION vs./and EVALUATION )


- TAKDİR ile/ve DESTEK

( APPRECIATION vs./and SUPPORT )


- TAKDİR[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GERİBİLDİRİM


- TAKDİR ile/ve KUDRET ile/ve MAKDUR ile/ve KADER


- TAKDİR ile TAKDİR HAKKI ile TAKDİR YETKİSİ


- BAŞARI GÖSTERGESİ:
TAKDİR (İLE) ile/ve/değil/yerine/< TAKLİT (İLE)


- TAKDİR ile/ve/<> TALTİF


- TAKDİR ile/ve/||/<> TASARRUF


- TAKDİR ile/ve TAYİN


- TAKDİR ile/ve/||/<> TEBRİK ile/ve/||/<> TALTİF


- TAKDİR ile/ve/değil/< TEDBİR[< DÜBÛR/DÜBR]

( Tedbir, takdirin parçasıdır. )


- TAKDİR ile/ve/<> TEŞHİS


- TAKDİRE ŞAYAN ile AMİRAL ile AMİRALLİK ile HAYRANLIK ile BEĞENMEK ile HAYRAN

( ADMIRABLE vs. ADMIRAL vs. ADMIRALTY vs. ADMIRATION vs. ADMIRE vs. ADMIRER )

( ستودني ile هژير ile پسنديده ile قابل تحسين ile قابل پسند ile درياسالار ile دريابيگي ile درياسالاري ile تحسين ile پسند ile پسنديدن ile متعجب ساختن ile تحسين کردن ile ستينده ile تحسينکننده ile ستيشگر )

( SETODANY ile هژير ile پسنديده ile GHABEL TAHASYNE ile GHABEL PASAND ile DARYASALAR ile DARYABYGY ile DARYASALARY ile تحسين ile پسند ile PASANDYDAN ile MOTAJAB SAKHTAN ile TAHASYNE KARDAN ile ستينده ile TAHASYNAKONANDEH ile ستيشگر )


- TAKDİR-İ İLÂHÎ ile/değil/ne yazık ki TAKDİR-İ "İDÂRÎ/SİYÂSÎ"


- TAKDÎR-İ SEMEN ile/ve/||/<> TAYÎN-İ SEMEN

( Değer biçme. İLE/VE/||/<> Değerini belirtme. )


- TAHKİR >< TAKDİS ile/değil/yerine/<>/< TAKDİR

( ... >< Sadece, Allah içindir. İLE/DEĞİL/YERİNE/<>/< ... )


- TAKEOMETRE ile ...

( Harita alma işinde kullanılan ölçü aleti. )


- TAKI:
SAHTE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GERÇEK

( Varsıl taksa bile "gerçek". İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yoksul taksa bile "sahte". )


- TAKÎ[Ar.] ile MUTTAKÎ[Ar.] ile MÜ'MİN[Ar.]


- TAKI ile PANDANTİF[Fr.]

( ... İLE İnce bir zincirle boyna takılan değerli takı. )


- TAKI ile TAKI

( Çoğunlukla evlenen ya da nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü. | Kadınların ziynet eşyası, asım takım. İLE Adın, başka bir sözcük ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki. | Tümceler ile sözcükler arasında ilişki kurmaya yarayan sözcükler. )


- TAKI ile/||/<> TAKI

( Benzerlerinden ayırt etmek ya da işlevsel bir nitelik taşımasını sağlamak amacıyla bir simgenin ya da bir imcenin sağ altına sol altına sağ üstüne ya da sol üstüne konan simge ya da imce apandis Derleme hal ekleri isim halleri ekleri Adın başka bir sözcükle ilgi kurmak üzere aldığı ek Türkçede i e de den in ekleri takıdır Eve eve evde evde evden evden evi evi evin evin vb ad durumu eki Bir kelimenin gövde kısmına takılıp onun çekim bakımından isimlerde cins sayı hal fiillerde çatı zaman kişi durumunu göstermeğe yarayan öğe İsim hallerini gösterenlere HAL TAKISI D Casuelle fiillerin kişisini ve kişi sayısını gösterenlere de KİŞİ TAKISI D personnelle denir Avrupa dillerinde şimdiki ve gelecek zaman takılarına BİRİNCİL TAKI D primaire geçmiş zamanınkilere ise İKİNCİL TAKI D secondaire adı verilir )

( AFFIX | CASE ENDING )

( AFFIXE | SUFFIXE DE CAS | DÉSINENCE )

( SUFFIX DES KASUS )

( AFFIXUS )


- TAKİBEN[Ar.] ile TAKRİBEN[Ar.]


- TAKIK ile/değil/yerine ÂŞIK


- TAKILI ile ÇAKILI


- TAKILMA ile/ve TIKANMA ile/ve TUTUKLUK | ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İKİLEM


- TAKILMA ile/ve/||/<> BÜYÜTME

( image )


- TAKILMA ile/ve/||/<> KAFAYI BOZMA


- TAKILMA ile/değil/yerine YOĞUNLAŞMA


- TAKILMAK ile/ve/değil/yerine BAĞLANMAK


- TAKILMAK" ile "KİLİTLENMEK"


- TAKILMAK ile/||/<> SARDIRMAK


- TAKILMAK ile/ve SATAŞMAK


- TAKILMAK ile/ve SENDELEMEK


- TAKILMAK ile TAKILIVERMEK


- TAKILMAK ile UNUTMAK


- TAKILMA(MA)K ile/değil/yerine ÜSTÜNDE DUR(MA)MAK/ÖNEMSEMEK

( Takılmayan[bilen], "takılma" demez; ancak ve ne yazık ki takılan[bilmeyen], "takılma" der. )


- TAKIM | EKİP[Fr. < ÉQUIPE] ile/||/<> ...

( ÉQUIPE )


- TAKIM OYUNU ile/||/<> TOPLULUK OYUNU

( topluluk oyunu Gösteriyi ortaya çıkaran oyuncuların sahne gerisi uygulayım görevlilerinin ve gösteri sırasında çalışan uzmanların uyumlu ve başarılı çalışmasıyla var olan disiplinle bütünlük taşıyan oyun )

( ENSEMBLE PLAY )

( JEU D'ENSEMBLE )

( ENSEMBLESPIEL )


- TAKIM ile EKİP ile TİM


- TAKIM ile TAKIM ERKİ ile TAKIM OYUNU ile TAKIM TAKIM ile TAKIM ELBİSE ile TAKIM TAKLAVAT


- TAKİM[Ar.] ile TAKİMETRE[Fr. TACHYMETRE]

( Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma. | Mikrobundan arıtma. İLE Hareket durumundaki bir nesnenin hızını ölçmeye yarayan aygıt. )


- TAKIM ile/değil TULUM


- TAKİMETRE | HIZÖLÇER ile/||/<> HIZÖLÇER

( Sinema Hız ölçen aygıt Bunun alıcıya takılan ve saniyedeki resim sayısını gösterenleri alıcıya ekli motora takılınca hangi hızda çalıştığını gösterir 1 otomobil Bir motorun hızını saptamaya yarayan aygıt 2 genel uygulayım Devinen cismin hızını doğrudan doğruya bir sayı çemberi üzerinde gösteren aygıt ivmeölçer )

( TACHOMETER | 1- SPEEDOMETER, 2- DECELEROMETER )

( TACHYMÈTRE | 1- ACCÉLÉROMÈTRE, 2- DÉSÉLÉROMÈTRE )

( GESCHWINDIGKEITMESSER, TACHOMETER )


- TAKIMYILDIZI:
GÜNEY ile/ve/||/<> KUZEY


- TAKIMYILDIZI ile/<> GÜNEYBALIĞI

( ... İLE/<> Güney yarımkürede, bir takımyıldızı adı. )


- TAKIMYILDIZI ile ŞAŞKINLIK

( CONSTELLATION vs. CONSTERNATION )

( مجمع الکواکب ile بهت وحيرت )

( MAJMA ELEKVAKEB ile BACPEHT VAHYRAT )


- TAKİN/KEÇİ ANTİLOBU ile ALTIN TAKİN

( image

image )

( Afrika antilobunun boynuzlarına, Mus geyiğinin burnuna, ayının kuyruğuna ve bir bizonun gövdesine sahip iri, kaslı, toynaklı hayvan, keçi ve antiloba benzeyen özelliklerinden dolayı yer yer "keçi antilobu" olarak da adlandırılır. )


- TAKINAK ile TAKINAKLI ile TAKINAKSIZ ile TAKINAKLI DAVRANIŞ


- TAKINILDI ile/değil TAKILINDI


- TAKINMAK ile TAKINABİLMEK


- TAKINTI ile/değil/yerine ALERJİ


- TAKINTI ile/ve/değil BÂTIL İNANÇ


- TAKINTI ile/ve/<> BEKLENTİ


- TAKINTI ile/ve/değil/yerine BİLGİ


- TAKINTI ile/değil/yerine ÇALIŞMA VE ÜRETME (GEREKLİLİĞİ)


- TAKINTI ile/değil DONANIM


- TAKINTI ile/ve/değil/yerine DÜŞKÜNLÜK


- TAKINTI ile/değil/yerine GEREKENİ/GEREĞİNİ YAPMAK


- TAKINTI ile/değil/yerine İLKELİLİK


- TAKINTI" ile/değil KARARLILIK/İSTİKRAR


- TAKINTI ile/değil RAHATLIK


- TAKINTI ile/ve SAPLANTI

( Takıntı, var olmayan ikiliği her yerde görmekte direnen zihninizdedir. )

( MONOMANİ: Zihnin tek bir şeye takılıp kalması biçimindeki akıl dengesizliği. )

( The catch is in your mind, which insists on seeing duality where there is none. )

( CATCH vs./and OBSESSION )


- TAKINTI ile TAKINAK

( Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum ya da sorun. | Bütünlemeye kalınan ders. | Küçük, önemsiz borç. | Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük. | İlişki kurulan kişi. İLE Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce. )


- TAKINTI ile TAKINTILI/LIK ile TAKINTISIZ/LIK


- TAKINTI" ile/değil/yerine TUTARLI OLMA (ÇABASI)


- TAKINTI ile TUTKU

( Geçmişin büyük kişileri, sadece yolu gösterir. Çaba göstermesi ve bu yolda yürümesi gereken kişi, kendimiziz. Derin derin düşünelim ve bu yolu izleyerek, tutkulardan ve yanılgılardan kurtulalım. )


- TAKINTI ile/değil YETKİNLİK


- TAKINTILI TUTKU ile/değil/yerine UYUMLU TUTKU


- TAKINTI OBSESYON ile/ve/> SİNİRCE TAASSUB NEVROZ ile/ve/> ÇILDIRI/PSİKOZ


- TAKİP ETMEK ile DENETLEMEK


- TAKİP ETMEK ile DEVAM ETMEK


- TAKİP ETMEK ile/yerine/değil İÇİNDE (PARÇASI) OLMAK


- TAKİP ETMEK ile TAKİP ETMEK ile TAKİP ETMEK ile TAKİPÇİ ile TAKİPÇİLER ile TAKİP ETME

( FOLLOW vs. FOLLOW UP vs. FOLLOW-UP vs. FOLLOWER vs. FOLLOWERS vs. FOLLOWING )

( پيشه کردن ile بعد آمدن ile پيروي کردن ile رعايت کردن ile پيگيري کردن ile در پي افتادن ile تبعيت کردن ile اقتداء کردن ile تابع بودن ile دنبال کردن ile در ذيل آمدن ile متابعت کردن ile يا درمان ile پي گيري کردن ile عقبه ile دنباله رو ile متاسي ile دنبالگر ile سالک ile اهل تقليد ile هواخواه ile پيرو ile هوادار ile تبع ile تبعه ile تابع ile اصحاب ile اتباع ile مطاوعت ile در پي ile تاسي ile اقتداء ile شرح ذيل ile امتثال ile پيروي ile به دنبال )

( PEYSHEH KARDAN ile BAD AMADAN ile PEYROY KARDAN ile ROAYT KARDAN ile PEYGYRY KARDAN ile DAR PEY AFTADAN ile TABYT KARDAN ile EGTEDA KARDAN ile TABE BODAN ile DANBAL KARDAN ile DAR ZEYLE AMADAN ile METABEAT KARDAN ile YA DARMAN ile PEY GYRY KARDAN ile AGHABEH ile DANBALEH RO ile METASY ile دنبالگر ile SALK ile اهل تقليد ile NPAVAKHAH ile PEYRO ile NPAVADAR ile TAB ile TABE ile TABE ile ASHAB ile OTBAE ile MOTAVEAT ile DAR PEY ile تاسي ile اقتداء ile شرح ذيل ile EMTESAL ile PEYROY ile BAH DANBAL )


- TAKİP ile BASIMLAMA

( ... İLE Bazı kuşların yumurtadan ilk çıktığı anda çevresinde hareket eden ilk nesneye bağlanıp sürekli o nesneyi izlemelerine verilen ad. )


- TAKİP ile/||/<> POURSUITE[Fr.] ile/||/<> KOVUŞTURMAK

( POURSUITE )


- TAKİP ile TAKİPÇİ/LİK ile TAKİPSİZ/LİK ile TAKİPSİZLİK KARARI


- TAKİPÇİ ile SAVUNUCU

( PURSUER vs. DEFENCER )


- TAKİPÇİ ile/ve TAKLİTÇİ


- TAKIPNE ile BRADIPNE

( Solunum sayısının artması. İLE Solunum sayısının azalması. )


- TAKİPSİZLİK ile/ve/||/<>/> BERAAT


- TAKIR TAKIR ile TAKIR TUKUR


- TAKİR ile ...

( Çöldeki sert kil tabakası. )


- TAKIRDAMAK ile TAKIRDATMAK


- TAKIRDAMAK ile TAKIRDAYAN

( CLATTER vs. CLATTERING )

( زغ زغ کردن ile زغ زغ )

( ZAGH ZAGH KARDAN ile زغ زغ )


- TAKIRTI ile PATIRTI

( Bir şeyin çıkardığı, kuru ve sert ses. İLE Pat pat çıkan sesin adı. | Herhangi bir biçimde ya da ayakları yere kuvvetle basarak yürüme sonucu çıkan gürültü. | Gürültülü çatışma, arbede. )


- TAKIRTI ile TAKIRTILI ile TAKIRTISIZ


- TAKIŞMAK ile TAKIŞTIRMAK


- TAKİT | DÜĞÜMLENME ile/||/<> DÜĞÜMLENME

( Anlatımdaki bir bozukluk yüzünden sözün kolayca anlaşılmaması İki türlüdür 1 Söz düğümlenmesi es t takidi lafzı Sözcüklerin yerli yerinde doğru düzgün kullanılmamasından ileri gelir 2 Anlam düğümü es t takidi manevi Tümcelerin yanlış düzenlenmesinden yadcıl deyim kullanmadan şiveye aykırılıktan daha çok da konuyu iyice kavramış olmamaktan doğar Böyle sözlere düğümlü es t muakkat denir Söz sanatı terimi Her hangi bir sebepten dolayı deyim bozukluğu yadcıl deyim kullanma şivesizlik gibi hallerden doğan anlaşılmazlık bu halde bulunan ifadeye DÜĞÜMLÜ Muakkat denir )


- TAKİT | DÜĞÜMLENME ile/||/<> DÜĞÜMLÜ

( Anlatımdaki bir bozukluk yüzünden sözün kolayca anlaşılmaması. İki türlüdür:. 1. Söz düğümlenmesi: [es. t. takid-i lafzı]: Sözcüklerin yerli yerinde, doğru, düzgün kullanılmamasından ileri gelir. 2. Anlam düğümü: [es. t. takid-i manevi]: Tümcelerin, yanlış düzenlenmesinden, yadcıl deyim kullanmadan, şiveye aykırılıktan; daha çok da konuyu iyice kavramış olmamaktan doğar. Böyle sözlere 'düğümlü': [es. t. muakkat] denir. @@ (Söz sanatı terimi) Her hangi bir sebepten dolayı deyim bozukluğu, yadcıl deyim kullanma, şivesizlik gibi hallerden doğan anlaşılmazlık; bu halde bulunan ifadeye DÜĞÜMLÜ (Muakkat) denir. )

( ...~KNOTTED )

( ...~NOUÉ )

( ...~KNOTIG )

( ...~ANNODATO )

( ...~ΚΟΜΠΏΔΗΣ / κομπώδης )


- TAKİYET-ÜR-RUHBAN ile/||/<> TAFLAN

( iğ ağacı botanik karayemiş Anadolu ağızlarında tahnal yabani taflan ağacı tehnel defne ağacı olarak da geçer Rumcadan geldiği anlaşılıyor R δαζνέλαιο defne yağı Buna göre Türkçede başlangıçta tafnal olarak kullanılmıştır Türkçe taflan biçimi göçüşme métathèse sonunda tafnaldan çıkmıştır tafnal taflan Anadoluda kullanılan tahnal biçimi ise f h gelişmesi üzerine oluşmuştur tafnal tahnal Tietze taflan ve tahnal biçimlerinin ses bakımından açıklanmasına karışmamıştır Tzitzilis de taflanın yerel ağızlarda geçen biçimleri üzerinde durmamıştır Azeri alanında kullanılantaflan biçimi Türkçeden alınmıştır )

( FUSAIN )

( ΔΑΖΝΈΛΑΙΟ / δαζνέλαιο )


- TAKİYYE ile/değil RİYÂ


- TAKIYYE[Ar.] ile TAKIYYE[Ar.]

( Sakınma, çekinme. | Birinin, bağlı olduğu mezhebi gizlemesi. İLE Takke. )


- TAKKE ile KİPPA

( İslâm'da. İLE Yahudi takkesi. )


- TAKKE ile TAKKELİ ile TAKKESİZ


- TAKLA ile/||/<> ...

( Köprüye gelmiş güreşçinin dikeye kalkarak kurtulmaya çalışırken yaptığı hareket )


- TAKLA ile TAKLACI/LIK ile TAKLA BÖCEĞİ ile TAKLA BÖCEKLERİ ile TAKLACI GÜVERCİN


- TAKLA/K ile/ve/||/<> PERENDE[Fars.]

( Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp gövdeyi üstten aşırtarak öne ya da arkaya yapılan dönme hareketi. | Otomobil, kamyon vb. devrilip yuvarlanma. | Uçak, güvercin vb.nin uzunlamasına ya da yanlamasına dönme hareketi. İLE/VE/||/<> Havada çark gibi dönerek atılan takla. )


- TAKLAMAKAN -ile

( "GİDERSİN AMA ASLA DÖNEMEZSİN" [Uygur dilinde] )


- TAKLAYA GELMEK ile TUFAYA DÜŞMEK


- TAKLİD | SİMÜLASYON | BENZETİM ile/||/<> BENZETİM

( Fiziksel ya da soyut bir dizgenin davranış özelliklerinin başka bir dizgenin davranışlarıyla gösterimi örn a fiziksel olayların bilgisayarca yapılan işlemlerle gösterimi b bir bilgisayarın işlemlerinin başka bir bilgisayarınkilerle gösterimi Eksik denetimli deneyleme düzenlerinin eksik aşamalarını varmış sayarak tam denetimli deneyleme biçimine dönüştüren sayılgılı bütünleme bilişim Fiziksel ya da soyut bir dizgenin davranış özelliklerini başka bir dizgenin davranışına göre gösterme Doğabilimsel bir yapının özelliklerini ve uzbilimsel davranışını başka ibir yapı ile gösterme )

( SIMULATION )

( SIMULATION )


- TAKLİD[Ar.] ile/değil/yerine TAKYİD[Ar.]


- TAKLÎD[Ar.] ile TENHÎT[Ar.]


- TAKLÎD[Ar.] ile ZANN[Ar.]


- TAKLÎDEN[Ar.] ile TAKLÎDÎ[Ar.]

( Tıpkısını, benzerini yaparak. | Gülünç tarafını belirterek. İLE Taklitle yapılan.[SAVT-İ TAKLÎDÎ | Fr. ONOMATOPÉE] )


- TAKLİDÎ "İMAN" ile/değil/yerine TAHKİKÎ İMAN


- TAKLİD-İ KELÂM | YANKICA ile/||/<> YANKICA

( Başka birinin kullandığı söz ya da cümleleri anlamsız olarak yankı gibi yineleme 1 Bir sözcüğü ya da cümleyi anlamını bilmeden yineleme 2 Başkalarının kullandığı sözleri elde olmayarak yineleme biçiminde kendini gösteren zihin bozukluğu 3 Çocukların konuşmayı öğrenmeye başlarken her duyulanı anlamadan ya da pek az anlayarak sürekli olarak yinelemeleri )

( ECHOLALIA )

( ÉCHOLALIE )


- TAKLİDİ ile TAKLİDİ KELİME


- TAKLİT EDEN, MUKALLİD ile/||/<> COUNTERFEITER[İng.] ile/||/<> CONTREFACTEUR[Fr.] ile/||/<> DÜZMECİ

( Bir markanın özdeşini yapan ve kullanan kişi )

( COUNTERFEITER )

( CONTREFACTEUR )


- TAKLİT ETMEK ile/ve/değil/yerine DEVAM ETTİRMEK

( COPYING vs. TO MAINTAIN/SUSTAIN
TO TAKE INTO CONSIDERATION instead of COPYING )


- TAKLİT ETMEK ile/yerine DİKKATE ALMAK

( COPYING vs. TO TAKE INTO CONSIDERATION
TO TAKE INTO CONSIDERATION instead of COPYING )


- TAKLİT ETMEK ile/ve/değil/yerine/<> ÖRNEK ALMAK


- TAKLİT ETMEK ile TAKLİT ile TAKLİT ile TAKLİTLER ile TAKLİTÇİ ile TAKLİTÇİ

( IMITATE vs. IMITATED vs. IMITATION vs. IMITATIONS vs. IMITATIVE vs. IMITATOR )

( تقليد کردن ile متاسي شدن ile مقتدل ile ادا ile بدلي ile اقتداء ile تقليد ile اداء ile نظائر ile تقليدي ile تقليبي ile مقلد )

( TAGHALYD KARDAN ile METASY SHODAN ile مقتدل ile ادا ile بدلي ile اقتداء ile TAGHALYD ile EDA ile NEZAER ile تقليدي ile تقليبي ile MOGHOLD )


- SANAT:
TAKLİT (İLE) ile/ve/||/<> TEMSİL (İLE)


- TAKLİT[İng. MIMIC] ile/||/<> MİMİKRİ[İng. MIMICRY]

( Bir canlı türünün başka bir canlı türünü morfolojik ya da davranışsal olarak taklit etmesi. Sesiidae ailesinden Podosesia syringae türü kül güveleri, sıradan eşekarılarını fiziksel olarak taklit edecek biçimde evrimleşmiş. Ancak bir iğnesi bulunmaz. Eşekarısı iğnesinden daha önce başı belaya girmiş bir avcı tür, aynı zamanda kül güvelerinden de uzak durur. Böylece güve, sadece taklit ederek, fazla bir enerji harcamadan avlanmaktan kurtulabilir. @@ Bazı hayvan ve bitki türlerinin başka hayvan, bitki türlerine ve içinde yaşadıkları doğal ortamdaki objelere benzemesi, bir canlı türünün başka bir canlı türünü morfolojik ya da davranışsal olarak taklit etmesi. Sesiidae ailesinden Podosesia syringae türü kül güveleri, sıradan eşekarılarını fiziksel olarak taklit edecek biçimde evrimleşmiştir ancak bir iğnesi bulunmaz. Eşekarısı iğnesinden daha önce başı belaya girmiş bir avcı tür, aynı zamanda kül güvelerinden de uzak durur. Böylece güve, sadece taklit ederek, fazla bir enerji harcamadan avlanmaktan kurtulabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TAKLİT | ÖYKÜNME ile/||/<> ÖYKÜNME ile/||/<> ÖYKÜNMEK

( Başka birinin davranışlarını benimseme amacı ile olduğu gibi yineleme Çocuklar çoğu şeyi büyüklere öykünerek öğrenirler Örnek alınan şeyi yeniden yapma )

( IMITATION | EMULATE | ECHOLALIA )

( IMITATION | ÉCHOLALIE )

( NACHAHMUNG )

( IMITATIO )

( IMITAZIONE )

( ΜΊΜΗΣΗ / μίμηση )


- TAKLİT | ÖYKÜNME ile/||/<> YANKICA

( Başka birinin davranışlarını benimseme amacı ile olduğu gibi yineleme, (Çocuklar çoğu şeyi büyüklere öykünerek öğrenirler.) @@ Örnek alınan şeyi yeniden yapma. @@ )

( IMITATION | EMULATE | ECHOLALIA~ECHOLALIA )

( IMITATION | ÉCHOLALIE~ÉCHOLALIE )

( IMITATIO~... )

( NACHAHMUNG~ECHOLALIE )

( IMITAZIONE~ECOLALIA )

( ΜΊΜΗΣΗ / μίμηση~ΗΧΟΛΑΛΊΑ / ηχολαλία )


- TAKLİT:
(SADECE/BİR) DAVRANIŞ ile/ve/değil/||/<>/< KİMLİĞİNİ BULMA (ÇABASI)


- TAKLİT ile ÂDET

( COPYING vs. CUSTOM/HABIT )


- TAKLİT ile/ve/||/<> AKTARIM ile/ve/||/<> KALIT/MİRAS


- TAKLİT[Ar. < TAKLİD] ile/değil/yerine/>< ASIL[Ar. < ASL]

( Bir şeyin en ileri zıddı, taklididir. )

( Belirli bir örneğe benzemeye ya da benzetmeye çalışma, öykünme. | Birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenme. | Benzetilerek yapılmış şey, imitasyon. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir şeyin kendi, örnek, kopya karşıtı. | Kök, köken, kaynak. | Gerçeklik. | Soy, nesep. | Gerçek, esas. | Bir şeyin temelini oluşturan, ana. | Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. | Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. | Gerçekten, gerçek olarak. )


- TAKLİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> AYNALAMA


- TAKLİT ile/yerine HAKÂ


- TAKLİT ile/değil/yerine HAYRANLIK


- TAKLİT ile/ve/<> İTAAT


- TAKLİT ile ÖZDEŞLEŞME

( COPYING vs. TO INDENTIFY )


- TAKLİT ile SADÂKAT


- TAKLİT[Ar.] ile/ve/<> TAGŞÎŞ[Ar.]


- TAKLİT ile/ve/değil TAKİP

( [not] COPYING vs./and/but FOLLOW-UP )


- TAKLİT ile TAKLİTÇİ/LİK ile TAKLİT MOBİLYA


- TAKLİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TEKRAR


- TAKLİT ile TEVÂCÜD


- TAKLİT ile/yerine YARATIM

( COPYING vs. CREATION
CREATION instead of COPYING )


- TAKMA AD/MAHLAS/MÜSTEÂR[Ar. < ÂRİYYET]/NICK NAME[İng.] ile/ve AYANÎ

( ... İLE/VE Divan Şiiri'nde takma ad. )


- TAKMA KAFANA! ile/değil/yerine HIZLI GEÇ!


- TAKMA ile/||/<> TAKMAK

( Sinema Boş ya da dolu filmin alıcı gösterici basım aygıtı vb aygıtlara yerleştirilmesi filmin düzgün biçimde geçişi için dişlilere makaralara yataklara konması büklüm yapılması gibi işlerin tümü Gaga Gücüllü Yalvaç Isparta )

( LOADING (OF THE CAMERA), THREADING | MOUNT )

( CHARGEMENT (DE LA CAMÉRA) )

( FILMEINLEGEN )


- TAKMAK ile TAKMA AD ile TAKMA DİŞ ile TAKMA KOL ile TAKMA SAÇ ile TAKMAZLIK ile TAKMA AYAK ile TAKMA İSİM ile TAKMA BACAK ile TAKMA KİRPİK


- TAKOZ | KISKI ile/||/<> KAMA

( genel uygulayım: Türlü araçlarla iki nesnenin arasına sokuşturulan ya da kıstırılan parça, kama. )

( WOODEN WEDGE, BUFFER | WEDGE~WEDGE )

( CHEVILLE, COIN DE BOIS, BILLOT DE BOIS | CHEVILLE~CHEVILLE | COIN )

( CUNEUS~CUNEUS )

( KEIL~KEIL )

( CUNEO~CUNEO )

( ΣΦΉΝΑ / σφήνα~ΣΦΉΝΑ / σφήνα )


- TAKOZ ile/değil BAT

( ... İLE/DEĞİL Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden, ucu sivri, bir çeşit takoz. )


- TAKOZ[Yun.]/KISKI ile KAMA

( QUOIN vs. WEDGE/DAGGER/DIRK )


- TAKOZ ile/||/<> WOODEN WEDGE, BUFFER[İng.] ile/||/<> CHEVİLLE, COİN DE BOİS, BİLLOT DE BOİS[Fr.] ile/||/<> KISKI

( genel uygulayım Türlü araçlarla iki nesnenin arasına sokuşturulan ya da kıstırılan parça kama )

( WOODEN WEDGE, BUFFER | WEDGE )

( CHEVILLE, COIN DE BOIS, BILLOT DE BOIS | CHEVILLE )

( KEIL )

( CUNEUS )

( CUNEO )

( ΣΦΉΝΑ / σφήνα )


- TAKOZLAMAK ile TAKOZ


- TAKRÎBEN ile TAKRÎBÎ

( Aşağı yukarı, yaklaşık olarak. İLE Yaklaşık. )


- TAKRÎBÎ ile/değil/yerine/>< TAHKÎKÎ


- TAKRİR ile/||/<> LECTURE[İng.] ile/||/<> ENSEIGNEMENT MAGISTRAL[Fr.] ile/||/<> ANLATMA

( Öğretmenin belli bir konuyu anlatıp açıklaması ilkesine dayanan genellikle öğrencilerin soru sormalarına tartışmalarına ve birlikte çalışmalarına olanak tanımayan bir ders verme biçimi )

( LECTURE )

( ENSEIGNEMENT MAGISTRAL )


- TAKRİR ile/||/<> NOTE[İng.] ile/||/<> NOTE[Fr.] ile/||/<> NOTE[Alm.] ile/||/<> NOTA[İt. < NOTA]

( Bir devletin başka bir devlete ya da onun elçisine yazılı ya da sözlü olarak yaptığı bildiri )

( NOTE )

( NOTE )

( NOTE )

( NOTA )


- TAKRİR ile/||/<> ÖNERGE

( Sadrazamın bir iş üzerine padişaha sunduğu ayrıntılı bilgileri kapsayan belge )


- TAKRÎZ[Ar. < KARZ] ile TAKRÎZ[Ar.]

( Ödünç verme. | Bir kitabın başına konulmak üzere tanınmış bir kişiden istenilen takdim ve takdir yazısı. İLE Bir kitabı tenkid etme. )


- TAKRİZ ile/||/<> BEĞENCE

( Bir yapıtın başına konmak üzere bir yetkilinin yazdığı övücü tanıtma yazısı )


- TAKSA ile TAKSALI ile TAKSA PULU


- TAKSİ[Fr. TAXI] ile TAKSİ[Fr. < Yun. TAXIE]

( Belirli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil. İLE Göçüm. )


- TAKSİ ile TAKSİCİ

( CAB vs. CABBY )

( تاکسي ile جاي لوکوموتيوران ile رانندهتاکسي )

( TAKSY ile JAY LOKOMOTYVARAN ile RANANDEHTAKSY )


- TAKSİM | BÖLME ile/||/<> BÖLME ile/||/<> BÖLMEK

( 1 Çarpma işleminin tersi olan ikili işlem 2 Bu işlemi yapma karşılık septum septum İki boşluk ya da iki doku yığınını ayıran zar ya da kat Mantıkta Cins kavramlarını tür alttür vb kavramlarına ayırma işi matematik matematik Paylaşma paylara ayırma 1 Bezlerin lopları arasındaki duvar iki boşluğu ayıran duvar 2 Meyvelerde mantar hiflerinde mercanlarda kalpte burunda dilde ve odalı kabuklarda görülen duvar Perde septum Durak sistemli ahırlarda duraklar arasında bulunan durakları birbirinden ayıran yapılar )

( DIVISION | PARTITION | DIVIDE, SPLIT | SEPTUM | DIVIDE )

( DIVISION | CLOISON | DIVISER | PARTAGE | SEPTUM, SÉPARATRICE )

( DIVISION, TEILUNG | SCHEIDEWAND | EINTEILUNG | SEPTUM, SCHEIDEWAND | DIVISION )

( DIVISIA | SEPTUM | DIVISIO | SEPTUM: AYIRMA )


- TAKSİM ETMEK[Osm.] / TO DIVIDE[İng.] / TEILEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİM ETMEK


- TAKSİM | İLGİLEME ile/||/<> İLGİLEME

( Birkaç kimse ya da nesne anlatıldıktan sonra onlara ilişkin özelliklerin ayrı ayrı açıklanması iki adil Süleyman hakim etmiş âleme Evvel ü ahir kılup sırrı adalet aşikâr Ol Süleymanın şükühu dive salmış restehiz Bu Süleyman savleti küffarı etmiş tarmar Fuzuli Kalıba deriyi bir kaç çivi ile saptama Yalvaç Isparta )


- taksîm[< kısm] ile/ve/değil/<> Taksim

( [mat.] Bölme, parçalara ayırma. | Bölüm. | Bölü. İLE/VE/DEĞİL/<> İstanbul'un ve Gezi Parkı'mızın merkezi, değerlerimizin simgesi. [Her yer Taksim! Her yer diriliş!] )


- TAKSİM ile/ve BEYOĞLU


- TAKSÎM ile SAVAK

( Akarsuların ayrıldığı yer. İLE Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen. | Bir barajın fazla suyunu akıtmak için yapılan düzen. )


- TAKSİM[Ar.] ile/ve/||/<>/> SEBİL[Ar.]


- TAKSÎM ile/ve/||/<>/> TAKSİT


- TAKSİM ile/ve/||/<>/> TASNİF ile/ve/||/<>/> TAKDİM

( Böl[ümle]mek. İLE/VE/||/<>/> Sınıflandırmak. İLE/VE/||/<>/> Sunmak. )


- TAKSİM ile/ve/||/<>/> TASNİF ile/ve/||/<>/> TERTİP

( Tüm tasnifler, aklîdir. Çünkü, doğada, tasnif[sınıflandırma] diye bir şey yoktur/olmaz. )


- TAKSİMAT | SKALA,MİKYAS | SKALA | MİKYAS | MİKYAS, SKALA | MİKYÂS | ÖLÇEK ile/||/<> ÖLÇEK ile/||/<> ÖLÇEKLEM KATSAYISI

( ölçeklem katsayısı Verilen bir sırada ve bilinen aralıklarla imleme dizgesi Ölçü aygıtları çizim çizge vb üzerine düzgün aralıklarla konan imler Bir ölçüm boyutu ya da konusunu nicel olarak ölçmeye yarayan ve tam ölçünlü sınarlardan oluşmuş ölçme aracı Haritalarda uzunlukların gerçeğe göre ne denli küçültülmüş olduğunu belirleyen oran 1 genel uygulayım Bir büyüklüğü niceliği ölçmeye yarayan kap nesne birim vb 2 fizik a Bir büyüklüğü ölçmek için kullanılan karşılaştırma birimlerinden oluşan aralık b Türevsel tümlevsel denklemlerde uzaklık değişkenleriyle çarpılan katsayı c Bir ölçü ayrıntısı üzerinde çizgilerle belirlenmiş olan betimler dizisi göstergesi 1 Bir büyüklüğü ölçmek için kullanılan karşılaştırma birimlerinden oluşan aralıklar örn sıcaklık ölçeği 2 Türevsel tümlevsel denklemlerde uzaklık değişkenleriyle çarpılan katsayı Ölçüm ve hesap için kullanılan araç ve aygıtlara işlenen bölmeleme dizisi astronomi coğrafya matematik )

( SCALE | SCALA | SCALE (E. G. TEMPERATURE SCALE) )

( ÉCHELLE )

( SKALA | MASSTAB | SKALA, MASSSTAB )

( SCALA )


- TAKSÎM'DE:
AKLÎ ile/ve İSTİKRAÎ


- TAXIS[İng.] / TACTISME[Fr.] / TAXIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİS


- TAKSİTLENDİRMEK ile TAKSİ ile TAKSİM ile TAKSİR ile TAKSİT ile TAKSİCİ/LİK ile TAKSİRLİ ile TAKSİTLİ ile TAKSİTSİZ ile TAKSİ DOLMUŞ ile TAKSİRLİ SUÇ ile TAKSİT TAKSİT


- TAKSON[İng. TAXON] ile/||/<> COPE'UN ÖZELLEŞMEME YASASI[İng. COPES RULE OF THE UNSPECIALIZED] ile/||/<> DIŞ GRUP[İng. OUTGROUP] ile/||/<> EPİTET[İng. SPECIFIC EPITHET] ile/||/<> EVRİMSEL BİYOLOJİ[İng. EVOLUTIONARY BIOLOGY] ile/||/<> İKİLİ ADLANDIRMA[İng. BINOMIAL NOMENCLATURE] ile/||/<> TAKSONOMİ[İng. TAXONOMY] ile/||/<> ÜÇLÜ ADLANDIRMA[İng. TRINOMIAL NOMENCLATURE]

( Taksonomide, organizma gruplarının her birine verilen addır. Çoğulu taksa (İng: taxa) olarak bilinir. @@ Yeni büyük takson ile ilişkili evrimsel yeniliklerin atalarının genel özelliklerine benzemesi, özelleşmesinden daha muhtemeldir. Yani evrimsel süreç bu yasaya göre özelleşme için çaba sarf etmez farklılaşmalar zaman içinde olur. @@ Bir filogenetik analizde, diğer taksonlardan daha önce türleşen, farklılaşan, evrimleşen öbeğe verilen addır. Hominidlerin evrimi analiz edilecek olursa, hilobatlar ve gibonlar dış grup olacaklardır. @@ Taksonomi biliminde, türleri isimlendirmek için kullanılan ikili adlandırmanın ikinci kelimesi. Türü tanımlayan kelimedir ve cins isminden sonra gelir. Örneğin, Homo sapiens türü için "sapiens" epitet addır. @@ Canlılar arasındaki genetik çeşitliliği, türlerin hangi atalardan türediklerini ve evrimsel süreçte geçirdikleri biyolojik değişimleri inceleyen bilim dalı. Bu alanda çalışan bilim insanlarına "evrimsel biyolog" denir. Evrimsel biyoloji doğrudan bireylerin hayatları boyunca geçirdikleri değişimlere odaklanmaz, popülasyonların nesiller boyunca geçirdiği süreçleri inceler. Biyolojinin bir alt dalı olmakla beraber popülasyon genetiği, moleküler evrim, taksonomi, evrimsel ekoloji ve evrimsel tıp gibi birçok alt dalı bulunmaktadır. @@ Taksonomi biliminde, tür adlarının iki kelimeden oluşacak biçimde gösterilmesi. Carl Linnaeus tarafından geliştirilmiştir. İsimlendirmelerde ilk kelime cins adını ifade ederken, ikinci kelime ise epitet ismini ifade eder. İki kelimenin birleşimi tür adını verir. Örneğin, günümüzde nesli devam eden tek insan türü olan Homo sapiens için "Homo", cins ismi iken; "sapiens" ise epitet ismidir. "Homo sapiens" kullanımı ise türü temsil eder. İkili adlandırmaya akademik kaynaklarda ve çeşitli taksonomi yazılarında "binomial nomenklatür" de denmektedir. @@ Geniş anlamda sınıflandırma bilimi. Daha ayrıntılı bir tanımlama ise; yaşayan ve yok olmuş organizmaların sınıflandırılması-yani biyolojik sınıflandırma. Terim, Yunanca taxis ("düzenleme") ve nomos ("kanun") türemiştir. @@ Taksonomi biliminde, alttürleri ve alttür altı taksonları ifade etmek için kullanılan bir isimlendirme biçimi. Örneğin, Panthera pardus pardus alttürü bu biçimde ifade edilmiştir. Üçlü adlandırmaya, akademik kaynaklarda ve bazı taksonomi yazılarında "trinomial nomenklatür" de denmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TAKSON ile/||/<> KATEGORİ

( Takson grubu adı İLE kategori hiyerarşik seviye. )

( Formül: Named group İLE hierarchical level )


- TAKSONOMİ ile/||/<> SINIFLANDIRMA

( Biyolojik sınıflandırma sistemi )

( Carl Linnaeus tarafından 1735 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1707-1778) (Ülke: İsveç) (Alan: Biyoloji, Takstonomi) (Önemli katkıları: Biyolojik sınıflandırma sistemi) )


- TAKSONOMİ ile/||/<> TAKSONOMİ[Fr. < TAXONOMIE]

( taxis ayarlama nomos yasa Canlıların sınıflandırılması bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler nomos yasa taxis düzenleme Canlıların sınıflandırılması bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler Canlıların çeşitli özelliklerine göre sınıflandırılmasıyla bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler Organizmaların aralarındaki ilişkiler dikkate alınarak belirli kategorilere Taxa ayrılarak uygun ve gerçek adlar verilmek suretiyle sırasıyla sınıflandırılması )

( TAXONOMY )

( TAXONOMIE )

( TAXONOMIE )


- TAKTİ ile TAKTİK ile TAKTİR ile TAKTİKÇİ/LİK


- TAKTİK[Fr. < TACTIQUE] ile/||/<> OYUN BİÇİMİ

( oyun biçimi )

( TACTIQUE )


- TAKTİK ile STRATEJİ(K)


- TAKTİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAKLAŞIM


- TAKTİK ile "YOL"


- TAKTİK ile YÖNTEM

( TACTICS vs. METHOD )


- TAKTİL AGNOZİ ile ODITUAR AGNOZİ


- TAKTİR, DESTİLASYON | DAMITMA ile/||/<> DAMITMA

( Sıvı karışımlardaki bileşenleri kaynama noktaları arasındaki ayırımdan yararlanarak buharlaştırıp yeniden yoğuşturma yoluyla birbirlerinden ayırma ve arıtma fizik kimya işleyim 1 Gaz ürünler elde etmek için kimi katı nesneleri ısı yoluyla temel öğelerine ayrıştırma 2 Sıvı karışımlarda karmaşık değişken bileşimleri oluşturan öğeleri özellikleri belirli ürünlere ayırma işlemi Sıvıyı sürekli olarak buharlaştırıp sonra yine yoğunlaştırarak yapılan ayırma işlemi kimya Bir sıvının gaz veya buhar biçimine gelene kadar ısıtılıp oluşan gazın veya buharın tekrar soğutularak yeniden sıvı durumuna getirilerek toplanması distilasyon saflaştırma )

( DISTILLATION )

( DISTILLATION )

( DESTILLATION | DESTILLATION, UMSIEDEN | DISTILLATION )


- TAKTÎR[Ar. < KAT, KUTUR, KATARÂN | çoğ. TAKTÎRÂT] ile/değil/< TAKDÎR[Ar. < KADER | çoğ. TAKDÎRÂT]

( Damla damla akıtma, dökülme, damlama. | Damıtma, inbikten çekme. İLE Beğenme, değer biçme, değer verme/verilme. | Değerini/önemini anlama. | Ezelde Allah'ın olmasını istediği şeyler. )


- TAKTİR ile TAKDİR


- TAKTIRMAK ile TAKTIRTMAK ile TAKTIRABİLMEK


- TAKTİSITE ile/||/<> MOLEKÜL AĞIRLIĞI

( Taktiklik stereo düzenlenme, MA zincir uzunluğu. )

( Formül: İzo/sin/a-taktik İLE Mn )


- TAKUNYA[Yun. TAKOUNI] ile/ve NALIN[Ar.]

( Tahta terlik. İLE/VE Takunyanın yüksek olanı. )

( [kökeni/etimolojisi] Tiyatrolarda giyilen üstten bağlı tahta ayakkabı. Anadolu Türkçesi'ne, Anadolu'da konuşulan, Rumca'dan halk söyleyişiyle geçmiştir. )

( SANDALE DE BOIS avec/et ... )

( HOLZPANTOFFEL(ağaç terlik) mit/und ... )

( SOCCULUS(< SOCCUS) cum/et ... )

( ZOCCOLO con/e ... )


- TAKUNYA[Yun.] ile/||/<> NALIN

( nalın R τακούνια ç Holzpantoffel τακούνι İtal taccone Türkçede nalın da kullanılır nalın )

( TACCONE )

( ΤΑΚΟΎΝΙΑ / τακούνια )


- TAKUNYA ile TAKUNYACI/LIK ile TAKUNYALI ile TAKUNYASIZ


- TAKVÂ[Ar. < VİKAYE] ile/ve VERA'[Ar.] ile/ve ZÜHD

( Sakınma - Korunma - Ümit. İLE/VE Şüpheliyi uzakta tutmak. İLE/VE Şüpheli olma olasılığı ile mübâhların çoğunu terk etmek. )

( Haramlardan sakınma/ittikâ. İLE/VE Şüphelilerden sakınma/ittikâ. İLE/VE Mübâhları terk. )

( Tevâzû. İLE/VE Mahviyet. İLE/VE ... )

( Dinin yasak ettiği şeylerden kaçınma. | Belirli olan şeyin yanından geçmemek. | Günahlara direnç kazanmak. İLE Haramdan kaçınma. )

( TAKVA: Yolculuk azığı. )


- TAKVÂ ile HURÂFE


- TAKVÂ[Ar.] ile/||/<> VERÂ[Ar.] ile/||/<> ZÜHD[Ar.]


- TAKVÎM[< KAVM, KIYÂM] ile ...

( EĞRİYİ DOĞRULTMA, BİÇİME KOYMA )


- TAKVİM ile ETİYOPYA TAKVİMİ

( ... İLE Tüm dünyanın kullandığından farklı takvim kullanmaktalardır. [2003 = 1996] )

( Etiyopya'ya, Haziran ile Eylül arasındaki aylarda, yoğun yağmurlar nedeniyle gitmemek daha uygun olur. )


- TAKVİM ile/||/<> TAKVİM[Ar. < TAKVİM]

( Zaman akışını gökbilim açısından gün hafta ay ve yıl olmak üzere aralıklara ayıran bunları belirleyip saptayan düzen astronomi )

( CALENDAR )

( CALENDRIER )

( KALENDER )


- TAKVİM ile TAKVİM

( CALENDAR vs. CALENDER )

( سالنما ile تقويم ile فشار دهنده )

( SALNAMA ile TAGHOYM ile FESHAR DAHANDEH )


- TAKVİYE ETMEK | TAKVİYE | TAKVİYE ETME | KUVVETLENDİRME ile/||/<> KUVVETLENDİRME ile/||/<> PEKİŞTİRME

( pekiştirme pekiştirme Bir uyaran karşısında gösterilen tepkiyi ödül ya da ceza gibi başka bir uyaran yardımıyla güçlendirme Öğrenilmiş olan bir davranış ya da tepkiyi dış ya da iç etkilerle güçlendirmek ve bu davranış ya da tepkinin aynı uyaran karşısında yinelenmesi olasılığını artırmak 1 Öğrenme bakımından koşullu bir tepkiyi bir ödül ya da kıvanç verici yeni bir uyaran ile güçlendirme 2 Önceden belli bir uyarana karşı gösterilmiş olan bir tepkinin yoğunluğunun ve etkisinin arttırılması Kök kelimenin belirttiği özelliği çeşitli yollarla yoğunlaştırma pekiştirilmiş kelime )


- TAKVİYE | PEKİŞTİRME ile/||/<> PEKİŞTİRMEK ile/||/<> PEKİŞTİRME

( Bir uyaran karşısında gösterilen tepkiyi ödül ya da ceza gibi başka bir uyaran yardımıyla güçlendirme Öğrenilmiş olan bir davranış ya da tepkiyi dış ya da iç etkilerle güçlendirmek ve bu davranış ya da tepkinin aynı uyaran karşısında yinelenmesi olasılığını artırmak 1 Öğrenme bakımından koşullu bir tepkiyi bir ödül ya da kıvanç verici yeni bir uyaran ile güçlendirme 2 Önceden belli bir uyarana karşı gösterilmiş olan bir tepkinin yoğunluğunun ve etkisinin arttırılması Kök kelimenin belirttiği özelliği çeşitli yollarla yoğunlaştırma pekiştirilmiş kelime )

( REINFORCEMENT | REINFORCE | REINFORCEMENT, STRENGTHENING )

( RENFORCEMENT | ÉTAYAGE, RENFORCEMENT )

( ABSTÜTZEN, VERSTÄRKEN )


- TAKYECİ CAMİSİ / MEŞELİ MESCİD ile TAKYECİ/TAKKECİ CAMİSİ

( Kocamustafapaşa'dadır. İLE Topkapı dışında, Eski Edirne yolu üzerindedir. )

( XVI. yüzyılda, Arakiyeci(Takkeci) Ahmed Çelebi tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. İLE 1591'de, Arakiyeci İbrahim Çavuş tarafından. )


- TAKYON ile/ve/<> FOTON

( TAKYOFOTON )


- TACHYON[İng.] / TACHYON[Fr.] / TACHYON[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKYON


- TAL[Fr. THALLE] ile TÂL[Ar.]

( Kök, sap ve yaprak biçiminde farklılaşmamış bir bitkinin, yaşama ve büyüme örgeni. | Çiçeklerin üreme örgeni olan sarı toz. İLE Zil.[parmaklara takılan] | Gümüş ya da bakır tepsi. )


- TAL ile/||/<> TAL[Fr. < THALLE]

( botanik tallus )

( THALLE )


- TAL ile TALİ ile TALK ile TALİ YOL ile TALK ŞİST ile TALK PUDRASI


- TALAK:
1 ile/ve/||/<>/> 2 ile/ve/||/<>/> 3


- TALAN ile/||/<> YAĞMA, ÇAPUL

( yağma çapul Az talan talaŋ talaŋ talan Kırgızcada talān olarak da geçer tålån talān tala n eki Türkçede tala dala yağmalamak çapullamak olarak kullanılır Clauson ED 492a Çağdaş diyalektlerde talau talav gibi birtakım türevler de geçer talav akın çapul amacıyla yapılan akın talau talau talau Türkçeden Farsçaya talān tālān depredation plunder pillage olarak geçmiştir Tacikçede de talåş tålån olarak kullanılır )

( TALAN[Az.]~TALAŊ[Tkm.]~TALAŊ[Kzk.]~TALAN[Krg.]~TÅLÅN[Özb.]~TALĀN[Yak.]~TALAU[Kklp.]~TALAU[Kzk.]~TALAU[Tatk.] )


- TALANLAMAK ile TALAN ile TALANCI/LIK


- TALAS ile/||/<> DALGA / DALGA

( dalga dalga Anadolu ağızlarında talaz dalaz kasırga fırtına olarak da kullanılır R θάλασσα storm Bizansta fırtınalı deniz fırtına anlamını aldığı anlaşılıyor Rumca θάλασσαnın sonundaki αnın Türkçede düştüğü göze çarpıyor Anadolu ağızlarında talaz dalaz kasırga fırtına olarak da kullanılır R θάλασσα storm Bizansta fırtınalı deniz fırtına anlamını aldığı anlaşılıyor Rumca θάλασσαnın sonundaki αnın Türkçede düştüğü göze çarpıyor )

( WAVE )

( VAGUE )

( WELLE )

( UNDA )

( ONDA )

( ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα )


- TALAŞ ile/ve REZE

( Testere ile biçilen ya da rende, matkap, törpü vb. araçlarla işlenen bir şeyden dökülen odun kırıntıları. İLE/VE İnce talaş. )


- TALAS ile/||/<> TALAZ

( 'dalga' / 'dalga' @@ Anadolu ağızlarında talaz (> dalaz) 'kasırga, fırtına' olarak da kullanılır. < R θάλασσα 'storm'. Bizans'ta 'fırtınalı deniz; fırtına' anlamını aldığı anlaşılıyor. Rumca θάλασσα'nın sonundaki -α'nın Türkçede düştüğü göze çarpıyor. || Anadolu ağızlarında talaz (> dalaz) 'kasırga, fırtına' olarak da kullanılır. < R θάλασσα 'storm'. Bizans'ta 'fırtınalı deniz; fırtına' anlamını aldığı anlaşılıyor. Rumca θάλασσα'nın sonundaki -α'nın Türkçede düştüğü göze çarpıyor. )

( WAVE~BILLOW )

( VAGUE~HOULE )

( UNDA~FLUCTUS )

( WELLE~WOGE )

( ONDA~MAROSO )

( ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα~ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα )


- TALAŞLAMAK ile TALAŞLANMAK ile TALAŞ ile TALAŞ BÖREĞİ ile TALAŞ KEBABI


- TALAZ ile/||/<> DALGA

( dalga Anadolu ağızlarında talaz dalaz kasırga fırtına olarak da kullanılır R θάλασσα storm Bizansta fırtınalı deniz fırtına anlamını aldığı anlaşılıyor Rumca θάλασσαnın sonundaki αnın Türkçede düştüğü göze çarpıyor )

( ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα )


- TALAZLANMAK ile TALAZ/LIK


- TALBOT'S BANDS[İng.] / BANDES DE TALBOT[Fr.] / TALBOT-BÄNDER[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT BANTLARI


- TALBOT'S LAW[İng.] / LOI DE TALBOT[Fr.] / TALBOT-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT YASASI


- TALBOT[İng./Fr.] / TALBOT[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT


- TALEB[Ar.] ile BAHS[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile İKTİZÂ'[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile İLTİMÂS[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile MUHÂVELE[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile RAVM[Ar.]