Bugün[04 Temmuz 2026]
itibarı ile 89.417 başlık/FaRk ile birlikte,
89.417 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(219/359)


- MEGAELEKTRONENVOLT-CURIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAELEKTRONVOLT-CURİE


- MEGAGAUSS[İng.] / MÉGAGAUSS[Fr.] / MEGAGAUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAGAUSS


- MEGAHERTZ (MHZ)[İng.] ile/||/<> MEGAHERTZ[Fr. < MÉGAHERTZ]

( MHz )

( MEGAHERTZ (MHZ) )

( MÉGAHERTZ )


- MEGACURIE[İng.] / MÉGACURIE[Fr.] ile/değil/yerine/= MEGAKÜRİ


- MEGALİT ile/||/<> KÜLLİYE

( Prehistorik çağlardan itibaren Ege çevresinde uygulanmış, kısa tarafından giriş bulunan ön olan dehliz ve dikdörtgen bir odadan oluşan ev biçimi. Yunan tapınağının ilk örneği. İLE/||/<> Değişik işlevli yapılardan oluşan yapılar topluluğuna verilen ad. )


- MEGALOMAN/İ ile NARSİSİST/LİK

( MEGALOMANIA vs. NARCISSISNESS )


- MEGAOHM[İng.] / MÉGAOHM[Fr.] / MEGAOHM[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAOHM


- MEGAOHMMETER[İng.] / MÉGAOHMMÈTRE[Fr.] / MEGAOHMMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAOHMMETRE


- MEGAPASKAL[MPa] ile ...

( 10 atmosferlik basınca eşit basınç birimi. )


- MÉGAPHONE[Fr.] ile/||/<> MEGAFON[Fr. < MÉGAPHONE]

( fizik )

( MÉGAPHONE )


- MEGATON[İng.] / MÉGATONNE[Fr.] / MEGATON[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGATON


- MEGATON[Fr., İng.] ile MEGAVAT[Fr., İng.]

( Bir milyon ton değerinde kütle birimi. [Simgesi: Mt] | Nükleer bir bombanın ya da merminin gücünü ölçmeye yarayan birim. İLE Bir milyon vat değerinde elektrik güç birimi. [Simgesi: MW] )


- MEGATRON[İng.] / MÉGATRON[Fr.] / MEGATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGATRON


- MEGAWATT ELECTRIC[İng.] / MÉGAWATT ÉLECTRIQUE[Fr.] / MEGAWATT-ELEKTRISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT ELEKTRİK


- MEGAWATT THERMAL[İng.] / MÉGAWATT THERMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT ISIL


- MEGAWATT-THERMISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT-TERMAL


- MEGAWATT[İng.] / MÉGAWATT[Fr.] / MEGAWATT[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVAT


- MEGAVOLT[İng.] / MÉGAVOLT[Fr.] / MEGAVOLT[Alm.] ile/değil/yerine/= MEGAVOLT


- MEĞER[Fars. < MEGER] ile MADEM[Ar. < MADAM]


- MEH ile/||/<> MEH

( MARKET EFFICIENCY HYPOTHESIS | MEH )


- MEHÂBET[Ar. < HEYBET] ile ULULUK, KORKUNÇLUK, AZÂMET; BÜYÜK GÖRÜNME


- MEHABET ile MEHABETLİ


- MEHBİL | HAZNE ile/||/<> HAZNE[Ar. < HAZİNE]

( Güreş donunun apışarası bölümü biyoloji )

( VAGIN )


- MEHD-İ ULYA | VALİDE SULTAN ile/||/<> PADİŞAHIN ANNESİNE VERİLEN SAN

( Padişahın annesine verilen san )


- MEHDÎ ile/ve/<> MESİH

( [Toplumu] Adâletle düzene/barışa getiren. İLE/VE/<> Erdemle düzene/barışa getiren. )

( [beklenti] Adâlet üzerineyse. İLE/VE/<> Ahlâk ve erdem üzerineyse. )

( Dışarıdan ve kılıçla. İLE/VE/<> İçeriden ve düşünceyle. )

( Adl'im durur. İLE/VE/<> Fazl'ım durur. )


- MEHİL ile MEHİL MÜDDETİ


- MEHÎR[Ar.] ile MEHR[Ar. çoğ. EMHÂR, MÜHÛR]

( [astr.] Ay. İLE [eskiden] Evlenirken, erkek tarafından kadına verilen nikâh bedeli. )


- MEHÎRE[Ar.] ile MEHÎR[Ar.]

( Nikâh bedeli çok olan kadın. | Usta, becerikli, mâhir. İLE [astr.] Ay. )


- MEHL[Ar.] ile MEHÎL[Ar.] ile MEHÎR[Ar.] ile MEHÎN[Ar.]

( Vâde, zaman tanıma, vakit verme, bir işi belirli bir zamana kadar bırakma. İLE Korkunç yer. İLE [astr.] Ay. İLE Hor, hakir. Zaif[: Zayıf, güçsüz/kuvvetsiz, tâkatsız, kansız, arık. | Gevşek. | Tembel.] )


- MEHLE ile/||/<> ...

( hlk Sığır gövde etinde boynun arka kısmını oluşturan bölgedeki omurların üzerinden elde edilen dikdörtgen biçiminde pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılan pastırma Yerel ağızlarda pehle olarak da geçer Räsänene göre V 332a 382a Farsçadan alınmıştır pahlu the side )


- MEHMED AĞA CAMİSİ ile MEHMED AĞA MESCİDİ

( Fatih, Atik Ali'de, Saray Ağası Caddesi'ndedir. İLE Sultanahmet, Yerebatan Caddesi'ndedir. )

( 1585'te, Dârüssaâde Ağası Hadım Mehmed Ağa tarafından Mimar Davud Ağa'ya yaptırtılmıştır. İLE XV. yüzyılda, Satırbaşı Mehmed Ağa tarafından. [Üskübiye ya da Yerebatan Mescidi adlarıyla da bilinir.] )


- MEHMED AĞA ÇEŞMESİ (KEMERALTI ÇEŞMESİ) ile MEHMED AĞA SEBİLİ

( Üsküdar'da, Valide-i Atik Mahallesi'ndedir. İLE Bayezıd, Çarşıkapı'dadır. )

( 1583'te, Dârüssaâde Ağası Mehmed Ağa tarafından. İLE XVI. yüzyılda, Kızlar Ağası Mehmed Ağa tarafından. )


- MEHMED II TÜRBESİ (FATİH TÜRBESİ) ile MEHMED III TÜRBESİ ile MEHMED V TÜRBESİ

( Fatih Camii bahçesindedir. İLE Ayasofya'nın ön bahçesindedir. İLE Eyüp, Boyacı Sokak'tadır. )

( 1784 [1766 depreminde yıkılmasından dolayı ikinci kez yapılmış halidir.] İLE 1604 [Mimar Dalgıç Mehmed Ağa yapıtıdır.] İLE 1910 [Mimar Kemaleddin yapıtıdır.] )


- MEHMED PAŞA CAMİSİ ile MEHMED PAŞA CAMİSİ

( Sultanahmet - Kadırga arasındadır. İLE Süleymaniye'de, Mehmed Paşa Yokuşu'ndadır. )


- MEHR-İ MUACCEL[Ar.] ile MEHR-İ MÜECCEL[Ar.]

( Nikâhta, kız tarafına verilen ağırlık, para, başlık, kalın. İLE Boşanma ya da ölüm durumunda, kız tarafına verilmesi, nikâhta kararlaştırılmış olan bedel. )


- MEH-ŞÎD[Fars.] ile MEH-TÂB[Fars.]

( Ay. | Ayışığı. İLE Ayışığı. )


- MEHTAP ile MEHTAPLI


- MEHTER[Fars. < MİHTER] ile/||/<> ...

( 1 Mehterhane takımında görevli kimse 2 Babıâli çavuşu ya da kavası 3 Osmanlılarda çadırlara bakan uşak )


- MEHTER[Fars. < MİHTER] ile/||/<> MEHTERBAŞI ile/||/<> MEHTERHANE

( 1. Mehterhane takımında görevli kimse. 2. Babıâli çavuşu ya da kavası. 3. Osmanlılarda çadırlara bakan uşak. )


- MEHTER ile MEHTER MÜZİĞİ ile MEHTER TAKIMI ile MEHTER MUSİKİSİ ile MEHTER YÜRÜYÜŞÜ


- MEHTERBAŞI ile/||/<> ...

( 1 Mehterhanenin başı mehter takımının yetiştirilmesinden ve çalışmasından sorumlu kişi 2 Saray çadırcılarının başı )


- MEHTERHANE[Fars. < MİHTER + HÂNE] ile/||/<> ...

( 1 Osmanlılarda davul nakkare zil zurna ve borulardan kurulan askerî mızıka takımı 2 Askerî mızıka yeri )


- MEHVÂ[Ar.] ile MEH-VÂR[Ar.]

( Yar, uçurum. İLE Ay gibi. | Aylık, maaş. )


- MEHVEŞ[Ar. çoğ. MEHÂVİŞ] ile MEH-VEŞ[Ar.]

( Karışık ve kalabalık yer. İLE Ay gibi. )


- -MEK ile/ve/||/<> -LİK


- MEKÂN ANLAYIŞI ile/ve MUTLAK MEKÂN ANLAYIŞI

( Thomas Hobbes [1588-1679] ve/> Descartes[Kavramsallaştırılması/Kuramsallaştırılması] )


- MEKÂN:
BÖLÜNEBİLİYORSA ile/ve BÖLÜNEMİYORSA

( Nesne. İLE/VE Atom. )


- MEKÂN:
BÖLÜNEBİLİYORSA ile/ve BÖLÜNEMİYORSA

( Nesne. İLE/VE Atom. )


- MEKÂN:
BOŞLUK ile/ve/<> İÇ İÇE GEÇMİŞLİK

( Platon. İLE/VE/||/<>/> Aristoteles. )

( TO KENON ile/ve TOPOS/KHORA )


- MEKÂN[Ar. < KEVN | çoğ. EMÂKİN, EMKİNE] ile/ve/< MESKEN[Ar. < SÜKÛN | çoğ. MESÂKİN]

( Yer, mahal. | Ev, oturulan yer. | Uzay. İLE/VE Sakin olunacak, oturulacak yer, oturulan ev. )


- MEKÂN | UZAM ile/||/<> UZAM

( İnsanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde yaşam etkinliklerini ve eylemlerini sürdürmesine elverişli toprak hava ve sudan oluşan çevre Gözlem gözlem simgeleri ya da çizgelerin içinde konum kazandığı üçboyutlu çerçeve 1 Yer kaplama algılanan cisimsel nesnelerin temel niteliği uzayda yerleşmiş olan ve uzayın bir bölümünü dolduran cisimlerin niteliği Descartes cisimsel varlığı düşünen varlık res cogitans olan ruhun karşısında yer kaplayan gerçek res extensa olarak belirlemiştir Özdeğin kapladığı yer büyüklüğü ya da bir şeyin nereye dek vardığı uzamsal özellik matematik )

( SPACE | EXTENSION, EXTENT | EXTENT )

( ESPACE | ÉTENDUE, EXTENSION | ÉTENDUE )

( RAUM | AUSDEHNUNG )

( EXTENSIO )


- MEKÂN ZARFI ile/||/<> ADVERB OF PLACE[İng.] ile/||/<> ADVERBE DE LİEU[Fr.] ile/||/<> ORTSADVERB[Alm.] ile/||/<> YER BELİRTECİ

( Derleme yer zarfı mekân katmaçları Bir eylemin anlamını sınırlı olmayan ve her yere uygulanabilen bir yer kavramıyle gösteren belirteç İçeri giriniz Orada duran elbise Yukarıya çıkınız vb )

( ADVERB OF PLACE )

( ADVERBE DE LIEU )

( ORTSADVERB )


- MEKÂN ile/ve/||/<>/> DİL


- MEKÂN ile/ve HAREKET

( HAREKET: GEÇMİŞ-ŞİMDİ-GELECEK'İN BÜTÜNLÜĞÜ )

( TOPOS/KHORA İLE/VE ... )


- MEKÂN ile/ve HAYYİZ(TEHAYYÜZ)(YER KAPLAYAN)

( DİL ile/ve ... )


- MEKÂN ile/ve HAYYİZ/MÜTEHAYYİZ

( Evrenin içi. İLE/VE Evrenin içinde yer kaplayan. )

( TOPOS/KHORA )


- MEKÂN ile/ve/<> KİŞİ/İNSAN

( Bir binayı, ayakta tutan, payandaları değil insan soluğudur. )

( Bir yerin şerefi, orada yaşayanlarladır. [ŞEREF'ÜL MEKÂN BİL MEKÎN] )

( Yerim yanındır, yerin yanımdır! )

( Ne ev sahibisin, ne kiracı. Sadece bir ömürlük misafir! )

( İNSAN: Mekândan, zamana geçmiş varolan. )


- MEKÂN[Ar.] ile MADDE[Ar.]


- MEKÂN ile/ve/değil MAHAL["MEAL" değil!]

( ... İLE/VE/DEĞİL Söz ve halin buluşmasında bulunan/oluşan. )


- MEKÂN ile/ve/||/<>/> MAHFİL


- MEKÂN ile/ve/<> MAKAM


- MEKAN ile MEKANCI/LIK ile MEKANİZM ile MEKAN ZARFI ile MEKAN AKUSTİĞİ ile MEKAN GRUPLARI


- MEKÂN[Ar.] ile MEKÂNET[Ar.]


- MEKÂN ile/ve ORTAM


- MEKÂN ile/ve/< VATAN


- MEKÂN ile YER

( TOPOS/KHORA )


- MEKÂN ile/||/<> YER

( Sinema TV Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay Sinema Sinema salonundaki oturulacak yerlerden her biri bellek yeri Kutsal olarak nitelenen içinde ya da çevresinde dinsel büyüsel geleneksel törensel işlemler yapılan toplantılar düzenlenen alan düzlük dağ tepe orman vb her biri adak kurban Cimnastik alıştırmalarında vücudun değişik bölümlerine dayanak ve direnç sağlayan yüzey toprak coğrafya jeoloji coğrafya jeoloji Bir seyircinin tiyatro seyrederken oturduğu yer bölge yer Az yer yer yir cir yīr yer jer jer cer Alt Tel yer çer Hal yer çer sir Türkçe ynin Yakutçada sye dönüşmesi kuraldır śĕr Türkçe ynin Çuvaşçada śye çevrildiğini biliyoruz Eski çağlardan başlayarak kullanılır Eski Türkçede yer biçimi yaygın olarak geçer Orta Türkçede de yer olarak kullanılır Eski Kıpçakçada da yer biçimi göze çarpar Kökünü bilmiyoruz Kürtçede yer olarak kullanılır Sinora göre Poppe Arm 2 329335 Pusztaszer Macaristan adının ikinci bölümünde geçen szer biçimi Türkçe yerden kalma bir alıntıdır Clausonun bu birleştirmeyi olduğu gibi benimsediği göze çarpıyor zamīn earth grouna flour land soil a region country the pavement at the bottom of a pond or cistern the ground of a picture )

( LOCATION | SEAT | PLACE | FLOOR )

( HEU | PLACE | CASE, EMPLACEMENT | SOL | TERRE | PLACE DE THÉÂTRE )

( AUFNAHMEGELANDE, AUFNAHMEORT, DREHORT, SCHAUPLATZ, STANDORT, MOTIV, ORIGINALMOTIV | PLATZ, SITZPLATZ | PLATZ | BODEN )

( ZAMĪN )

( YIR[Tatk.]~CIR[Tatk.]~YĪR[Bşk.]~JER[Kklp.]~JER[Kzk.]~CER[Krg.]~ÇER[Şor.]~ÇER[Tuv.]~SIR[Yak.]~ŚĔR[Çuv.] )


- MEKÂNDA BULUNMAK ile ... İÇİNDE OLMAK


- MEKÂNDA ile/ve ZAMANDA

( Yanyanalık vardır. İLE/VE Art ardalık vardır. )


- MECHANICAL UNITS[İng.] / UNITÉS MÉCANIQUES[Fr.] / MECHANISCHE MASSEINHEITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK BİRİMLER


- MEKÂNİK DAYANIŞMA ile/ve DAYANIŞMA


- MEKANİK DİZGE ile/ve/<> ORGANİK DİZGE

( Bütün için. İLE/VE/||/<> Hem kendi, hem de düzen için. )

( MECHANICAL SYSTEM vs./and ORGANICAL SYSTEM )


- DUYULAR'DA:
MEKANİK ile/ve/<> KİMYASAL ile/ve/<> TERMAL ile/ve/<> ELEKTROMANYETİK


- MEKANİK ENERJİ[İng. MECHANICAL ENERGY] ile/||/<> MEKANİKÇİLİK[İng. MECHANISM]

( Bir cismin ya da sistemin kinetik ve potansiyel enerjilerinin toplamıdır.[1] Yani bir cismin hem hareketinden hem de konumundan dolayı sahip olduğu enerjilerin bütününe mekanik enerji denir. @@ Bütün olayları mekanik nedenlerle açıklama anlayışı. Bilgi, niteliksel farklılıkları saptamakla başlamış ve buna niceliksel farklılıkları eklemekle gelişmiş. Mekanikçilik, tek yanlı bir görüşten doğmuş, niteliksel farklılıklar niceliksel farklılıklara indirgenerek bütün değişmeler bunlarla açıklanmaya çalışılmış.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KUDRET-İ MİHANİKİYE[Osm.] / MECHANICAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK ENERJİ


- MEKANİK FELSEFE'DE:
DESCARTES ile/ve LEIBNIZ ile/ve NEWTON


- MECHANICAL ENTRAPMENT[İng.] ile/değil/yerine/= MEKANİK HAPSETME


- MECHANICAL MASS[İng.] / MASSE MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK KÜTLE


- OHM MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHES OHM[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK OHM


- SİNDİRİM:
MEKANİK ile/ve/||/<>/> KİMYASAL


- MECHANICAL EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANISCHER WIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK VERİM


- MEKANİK ile/||/<> ELEKTROMANYETİK ile/||/<> MADDE

( Yayılmak için maddi bir ortam (katı, sıvı, gaz) gerektiren dalgadır; ortamın taneciklerinin titreşimiyle iletilir, boşlukta yayılamaz. Ses ve su dalgası örnektir. @@ Elektrik ve manyetik alanların birbirini doğurarak boşlukta bile ışık hızıyla yayıldığı dalgadır; ortam gerektirmez. Işık, radyo ve X-ışını bu ailedendir. @@ Her hareketli parçacığa eşlik eden, de Broglie'nin öngördüğü kuantum dalgasıdır (λ = h/p); elektron kırınımıyla doğrulanmıştır. İlki ortama bağlı, ikincisi bağımsız, üçüncüsü parçacığın kendisine ilişkindir. )

( Formül: λ = h/p (de Broglie) )


- MEKANİK ile/ve İKİLİK


- İLM-ÜL HİYEL[Osm.] / MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK


- MEKANİK ile/ve/||/<> KİNEMATİK[Fr. < CINEMATIQUE]

( ... İLE/VE/||/<> Nesnelerin hareketlerini yörünge, hız ve ivme vb. konular bakımından inceleyen mekanik kolu. )


- MEKANİK ile/ve MATEMATİK

( Hareket. İLE/VE Biçim. )

( MECHANICS vs./and MATHEMATICS )


- MEKANİK ile MEKANİKÇİ/LİK


- MEKANİK[Fr. < Yun.] ile MEKANİZE[Fr.] ile MEKANİZMA

( Kuvvetlerin özdekler ve devinimler üzerine etkisini inceleyen fizik dalı. | Denge ve devinim kurallarıyla ilgili. | El ya da makine ile yapılan. | [mecaz] Düşünmeden yapılan. İLE Savaş ve taşıma gereçleriyle donatılmış kıta ya da birlik. İLE Belirli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ ya da parçalar bileşimi, düzenek. | Örgenlerin işleyiş biçimi. | Ateşli silahların işlemesini sağlayan mekanik bölüm. | [mecaz] Oluş, ortaya çıkış, işleyiş. )


- MEKANİK ile ORGANİK


- MEKANİK ile OTOMATİK

( MECHANICAL vs. AUTOMATIC )


- MEKANİK/LEŞTİRME ile/ve/||/<>/> MATEMATİK/LEŞTİRME


- MEKANİKTE:
NEWTON ile/ve/||/<>/> LAGRANGE

( )


- MEKANİZE ile MEKANİZASYON ile MEKANİZE BİRLİĞİ


- MEKANİZMA | İŞLEYİŞ ile/||/<> İŞLEYİŞ

( İşlevsel bir oluşum ya da bir sürecin öğesel biçimlenişi işlevini yerine getiriş biçimi Bir işlerge gibi birlikte çalışan uyumlu kesimler dizgesi )

( MECHANISM )

( MÉCANISME )

( VORRICHTUNG )


- MEKANİZMA ile/ve/||/<> İLKE

( vs./and/||/<> PRINCIPLE )


- MECHANISM[İng.] / MÉCANISME[Fr.] / MECHANISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİZMA


- MEKANİZMA ile MEKANİZMALI


- MEKANİZMA ile/değil METABOLİZMA[Fr. < Yun. METABOLE: Değişme.]

( ... İLE/DEĞİL Canlı organizmada ya da canlı gözelerde, hareketi, enerjiyi sağlamak için oluşan, dirimbilimsel ve kimyasal değişimlerin tümü. )


- MEKANİZMA ile/ve/||/<> ORGANİZMA

( Değer üretmez. İLE/VE/||/<> Değer üretir. )

( İşlev. İLE/VE/||/<> Eylem. )


- MECHANOPHOTOCHEMISTRY[İng.] ile/değil/yerine/= MEKANOFOTOKİMYA


- MEKANOKİMYA ile/||/<> FOTOKİMYA

( Mekanokimya mekanik kuvvet ile reaksiyon gerçekleştirirken İLE fotokimya ışık enerjisi kullanır )

( Formül: Piezoelektrik etki )


- MECHANOCHEMISTRY[İng.] ile/değil/yerine/= MEKANOKİMYA


- MECHANOCHEMICAL EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= MEKANOKİMYASAL ETKİ


- MECHANOMOTIVE FORCE[İng.] / FORCE MÉCANOMOTRICE[Fr.] ile/değil/yerine/= MEKANOMOTOR KUVVET


- MECHANOMOTORISCHE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANOMOTORİK KUVVET


- MECARBAM[İng.] ile/değil/yerine/= MEKARBAM


- MECARPHON[İng.] ile/değil/yerine/= MEKARFON


- MEKARÎS[Ar. < MIKRÂS]["ka" uzun okunur] ile MEKARÎZ[Ar. < MİKRÂZ]["ka" uzun okunur]

( Kesecek aletler, makaslar. İLE Kesecek aletler, makamlar. )


- MEKE ile/||/<> BİR ÇEŞİT YABAN ÖRDEĞİ

( bir çeşit yaban ördeği Ağızlarda sakar meke de bir çeşit yaban ördeği olarak kullanılır Sakar mekeye sakarca adı da verilir Kökenini bilmiyoruz )


- MEKİK ile/||/<> MEKİK[Fars. < MEKŪK]

( Bale dansçısının sol bacağı üzerinde durup sağ bacağıyla güç alarak dönmesi Gözelemeye yarayan üzerine iplik sarılan boynuz kemik ağaç metal ve plastikten yapılan uzunluğunca olan büyüklüğü sarılacak ipliğin kalınlığına ve gözelenecek ağ miktarına bağlı olarak değişen bir araç ağ iğnesi Mekik Az mǝkik makīk makūk mākūk a weavers shuttle Farsçada makū mākū biçimleri de kullanılır )

( TWIST | NEEDLE, SHUTTLE )

( TORSION )

( WINDUNG, DREHUNG )

( MAKĪK )

( MƎKIK[Az.] )


- MEKİK ile MEKİK OYASI ile MEKİK DİPLOMASİSİ


- MEKİK[Fars.] ile/ve/<> SERÇİN[Fars.]

( El ya da otomatik dokuma tezgâhlarında, atkı ya da argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç. | Oya yapmakta kullanılan, kemik, ağaç ya da plastikten, iki ucu sivri, arasından iplik geçecek bir yarığı bulunan küçük araç. | Genellikle karın kaslarının güçlendirilmesi için yapılan gövde hareketi. | Uzay gemisi. İLE/VE/<> Mekik dili. | Seçme, seçkin olan. )


- MEKKÂRE ile ...

( Osmanlı ordusundaki at vb. )


- MEKKARE ile MEKKARECİ/LİK


- MEKKE ile ...

( Hicaz'da, Hz. Muhammed'in doğduğu ve Kâbe'nin bulunduğu kent. )


- MEKKE ile/ve MEDÎNE

( BESSÂSE: Mekke-i Mükereme. )

( ... İLE Mahkemenin olduğu yer. )


- MEKKE ile/ve/<> MEDİNE ile/ve/<> KUDÜS

( Allah'ın mahremi. İLE/VE/<> Hz. Muhammed'in mahremi. İLE/VE/<> İnsanlık'ın mahremi. )


- MEKKEH ile MÜREKKEP
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çin'den getirilen bir mürekkep.[Türk kitapları bu mürekkeple yazılırdı.] İLE ... )


- MEKNÛS[Ar.] ile MEKNÛZ/E[Ar.]

( Süpürülmüş. İLE Yere gömülü, hazinede saklı. )


- MECONIN[İng.] ile/değil/yerine/= MEKONİN


- MECOPROP[İng.] ile/değil/yerine/= MEKOPROP


- MEKRÛH[Ar. < KERH] ile/ve/değil/||/<>/< METRUK

( İğrenç. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Terk edilmiş. )


- MEKRUH ile/ve/||/<>/> HARAMA YAKIN MEKRUH


- MEKRÜMETLÜ/MEKREMETLÜ ile FAZÎLETLÜ ile SEMÂHATLÜ ile FÜTÜVVETLÜ ile MEVEDDETLÜ ile ZEHÂDETLÜ

( İlmiyede sadreyn pâyesinin resmi unvanı. İLE İlmiye sınıfına ait olanlardan, İstanbul ve Harameyn unvanını alanlara hitapta kullanılan unvan. İLE Din âlimleri arasında kazaskerlik pâyesinde bulunanlara özel resmî takma ad. İLE Askerlikte mülâzım[teğmenler] ile kol ağası ve yüzbaşılara mülkiyede, rabia ve hâmise rütbeleri taşıyan kimselere verilen unvan. İLE Rütbesi olmayan kadılara verilen unvan. İLE Şeyhlere ve din adamlarına hitâben kullanılan unvan. )


- MEKS[Ar.] ile MEKS[Ar. çoğ. MÜKÛS]

( Durma, bekleme, bir yerde kalma, eğlenme. İLE Vergi, öşür, bâç. | Öşür, bâç, cibâyet etme. )


- MEKSİKA PESOSU ile FİLİPİN PESOSU


- MEKSİKALI ile MEKSİKA DALGASI


- MEKTEB-İ TIBBİYE-İ MÜLKİYE[Ar.] ile MEKTEB-İ TIBBİYE-İ ŞAHÂNE[Ar.]

( Tıp fakültesi. İLE Askerî tıp okulu. )


- MEKTEP | MEKTEP, MESLEK | EKOL | OKUL ile/||/<> OKUL

( Tiyatroda yeni bir görüş başka bir duyuş anlayış ve heyecan getiren ve bunları birtakım kurallara bağlayan çığır 1 Türlü bilgi beceri ve alışkanlıkların belli amaçlara göre düzenli bir biçimde öğretildiği ve kazandırıldığı eğitim kurumu 2 Öğrenci öğretmen ve yöneticilerden oluşan eğitim topluluğu 3 Bir bilim felsefe ve sanat kolunda belirli nitelik ve özellikleri bulunan akım biçim ve görüşe verilen ad Anlayışları görüşleri birbirine benzeyen bir öğretiye dayanan sanatçıların oluşturdukları akım yazın okulu Resim Heykel Mimarlık 1 Bir büyük sanatçının işliğinde yetişmiş ya da yapıtlarından etkilenerek onun üslûp çemberine girmiş sanatçı ailesi Örn David okulu Rembrandt okulu Sinan okulu gibi 2 Aynı eğilimi olan ve aynı amaçla savaşan sanatçılar topluluğu izlenimciler okulu artizlenimciler okulu gibi 3 Bir kentte doğmuş orada yetişmiş ve çalışmış sanatçılar ailesi Venedik okulu Paris okulu gibi a Barbizon Okulu Venedik Okulu Sanatta edebiyatta başka bir görüş başka bir duyuş ve anlayış ile hareket ederek ve başka bir takım esaslar koyarak açılan çığır Tiyatroya yeni bir görüş yeni bir anlayış ve heyecan getiren bunları kurallara bağlayan çığırın kaynağı )

( SCHOOL | SCHOLL )

( ECOLE | ÉCOLE )

( SCHULE )


- MEKTEP TERBİYESİ ile/ve/<> MEYDAN TERBİYESİ


- MEKTEP ile MEKTEPLİ/LİK ile MEKTEP KAÇAĞI ile MEKTEP ÇOCUĞU ile MEKTEPLİ KAHVESİ


- MEKTEPLİ ile/||/<> SCHOOL-BOY (GIRL)[İng.] ile/||/<> ÉCOLIER[Fr.] ile/||/<> OKULLU

( Okul öğrencisi okulda okuyan )

( SCHOOL-BOY (GIRL) )

( ÉCOLIER )


- MEKTUP ile/ve FERMAN

( BİTİK/G[Sözün yakalanıp saklandığı, muhafaza edildiği yer. | Sözün bittiği(türediği), ozlaştığı yer.] ile/ve YARLIĞ )


- MEKTUP ile/||/<> ÖZEL MEKTUPLAR

( Kişiler kurumlar kuruluşlar ve örgütler arasındaki bildirişim yazılarına verilen ad Genel olarak mektuplar dört türlüdür özel mektuplar iş mektupları yazınsal mektuplar açık mektup Kişi ya da kurumlara yazılmakla birlikte kamuoyunu etkilemek amacıyla yayımlanan mektup mektup )

( LETTER )

( JETTRE )


- MEKTUP ile SİRKÜLER

( ... İLE Birçok kişiye ulaştırılmak üzere çoğaltılmış mektup. )


- MEKTUPÇU ile/||/<> ...

( Osmanlılarda bir resmî dairenin yazı işlerini çevirmekle yükümlü yüksek görevli )


- MEKTUPLARDAKİ FELSEFE:
HANNAH ARENDT ile KARL JASPERS ile MARTIN HEIDEGGER

( image )


- MEKTUPLAŞMAK ile MEKTUP ile MEKTUPÇU/LUK


- MEKYÛL ile ...

( Kile ve benzeri gibi ölçekle ölçülmüş. )


- MEL- ile/||/<> BUCCO- ile/||/<> -MELİA/-MELAS ile/||/<> MEL-/-MELO- ile/||/<> BRACHİ-/BRACHİO- ile/||/<> -PELLİC/PELYCO- ile/||/<> POD-/-POD/-PODİA/PODO-

( Yanak. İLE/||/<> Yanaklarla ilgili. İLE/||/<> Kol ve bacaklar. İLE/||/<> Ekstremite, kol ve bacaklarla ilgili durumlar. İLE/||/<> Kollarla ilgili, kol. İLE/||/<> Belirli tipte, pelvisle ilgili. İLE/||/<> Ayakla ilgili, ayaklı, ayakların oluşumuyla ilgili. )


- MELÂ[Ar.] ile MELÂ'[Ar.] ile MELÂH[Ar.]

( Sahra, ova. İLE Cemaat. İLE Çekirge. )


- MELÂHAT[Ar.] ile/ve SABÂHAT[Ar. < SUBH] ile/ve BEŞENC[Fars.]

( Güzellik, yüz güzelliği. İLE/VE Güzellik, lâtiflik, yüz güzelliği. İLE/VE Yüz lâtifliği, güzelliği, parlaklığı ve gençliği. )


- MELÂİK[Ar. < MİL'AKA] ile MELÂİK/E[Ar. < MELEK]

( Tahta kaşıklar. İLE Melekler. )


- MELÂİN[Ar. < MEL'ANE/T] ile MELÂİN[Ar. < MEL'ÛN]

( Lânete neden olanlar, lânet edilmeye değer işler/hareketler. İLE Herkesin lânet ve nefretini kazanmışlar, mel'unlar. )


- MELACONITE[İng.] / MELAKONITE, TENORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MELAKONİT


- MELÂL[Ar.] ile/ve/||/<> MEHCUR/E[Ar. < HİCR]

( Sıkıntı. İLE/VE/||/<> Uzaklaşmış, uzakta kalmış, ayrı düşmüş. Bırakılmış, metruk, unutulmuş, gayr-i müstâmel. | Saçma sapan, hezeyan. Amel edilmeyen. Kullanılmaz olmuş. Ayrılmış. )


- MELÂMET[< LEVM] ile ...

( AYIPLAMA, KINAMA | AZARLAMA, ÇIKIŞMA )


- MELÂMET ile KALENDERÎLİK

( Yetro ekolü. İLE ... )


- MELÂMET ile MEL'ANET[Ar. < LÂ'N]


- MELÂMETİYE ile ...

( ZİKİR, FİKİR, ÖZEL GİYİNİŞ, TEKKE GİBİ ÂDETLERİ, TÖRENLERİ KABUL ETMEYEN BİR TARÎKAT )


- MELÂMİ'[Ar. < LEM'A] ile MELÂMÎ[Ar. < MELÂMET | çoğ. MELÂMİYYÛN] ile MELÂMİH[Ar. < LEMHA]

( Parıltılar. İLE Her türlü gösterişten uzak, dünya malından yüz çeviren, dervişliği, rintliği kendine ilke edinen kişi. Melâmiye tarikatından olan.[Hem tarikattir, hem de değildir | Ne tarikat, ne de değildir] İLE Lemhalar[: Bir kez bakma. | Parıltı, parlama.]. | Bir şeyin başka bir şeye benzeme noktaları. | Güzellik ya da çirkinlik yapıtları. )


- MELÂMÎ ile/değil/yerine MELÂMET NEŞELİ/NEŞESİ OLAN (BİRİ)


- MELAMİ/LİK ile MELAMİN ile MELAMİN REÇİNESİ


- MELAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= MELAMİN


- MÉLANCHOLIQUE[Fr.] ile/||/<> MELANKOLİK[Fr.]

( 1 Kara sevdaya tutulmuş kara sevdalı Yoksa düşler içinde yaşayan melankolik teyzen mi Füruzan Kırk Yedililer 173 Zaman demirleri yeşermiş çifte tokmaklı tahta konakları taş yolları melankolik kavak ağaçlarıyla bir masal büyüsü içindeydi seyretmekte olduğu şehir Ayşe Kulin Köprü 60 Hepsi zayıf melankolik bakışlı Oğuz Atay Tutunamayanlar 352 Yenik düşmüş kararsız ve biraz melankolik mi bakıyorum İnci Aral Taş Ve Ten 83 2 Hüzün veren hüzün belirtisi olan Bir varlığın ve bir kimsenin karışıklığını daha iyi duyabilmek için daima melankolik köşeler arardım Peyami Safa SanatEdebiyatTenkit 207 Elif kaşlar altında melankolik alevlerle parlayan gözler Ahmet Rasim Eşkâli Zaman 60 Kendini Balkanların en melankolik şairi diye özetliyor İzet Tomris Uyar Gündökümü 100 İki tür melankolik görülür diyor Petrarca Birileri taşlar atıyor öbürleri kitaplar yazıyor Enis Batur Acı Bilgi 289 Beni melonkolik bir ruha sürüklüyordu Oğuz Özdeş Tuna Nehri Akmam Diyor 252 Hem de ne güzel kız Macidede eski melankolik hâl azaldı Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur 194 Mutlaka bu hislerin melankolik mahzunane mükedderane olduğunu dahi lütfen teslim buyuracaksınız ya Ahmet Midhat Efendi Pariste Bir Türk 52 Elleri boş kalışın melankolik örneğidir Necip Fazıl Kısakürek Aynadaki Yalan 123 Bir masaya porselen dişlerini zengin bir sofra takımı gibi alabildiğine yaymış olan Oğuz melankolik müziğin iyice kudurmuş da artık ısıran alkolün etkisinde bütün suratıyla terliyor Attila İlhan Kurtlar Sofrası 325 Muharririn melankolik zaman zaman hiddet yeis teslimiyet arasında değişen üslubu ancak bu kadar nakledilebilirdi Sabahattin Ali Marko Paşa Yazıları ve Ötekiler 67 Bu melankolik valsi sokak ortasında gerçekleştirmeye ne derdi sevdiği adam ne derdi boş versindi her şeyi Selim İleri Ölünceye Kadar Seninim 188 )


- MELANİT[Fr.] ile MELANİT[Fr. < Lat.]

( Doğal demir ve kalsiyum silikat. İLE Aslı pikrik asit olan patlayıcı bir madde. )


- MELANKOLİ ile/>< MANIA

( ["coşku"] İçe dönük. İLE/>< Dışa dönük. )


- MELANOM ile/||/<> KARSİNOM

( Derideki melanositlerden kaynaklanan bir kanser türü. İLE/||/<> Epitel dokulardan kaynaklanan bir kanser türü. )


- MELANURYA ile/||/<> MELANURYA[Yun.]

( Sparus melanurya Kemiklibalıklar Teleostei takımının izmaritgiller Sparidae familyasından bir balık türü Akdenizde yaşar zooloji Melanur Yerel ağızlarda melanur melanor olarak da geçer R μελανούρι ç μελανούρια )

( SPARUS MELANURIA | OBLADA MELANURA )

( ΜΕΛΑΝΟΎΡΙ / μελανούρι )


- MELAS[Fr. < İsp.] ile ...

( Şeker üretiminde, billurlaşan şeker alındıktan sonra kalan şekerli posa. )


- MELAS ile/||/<> MELAS[Fr. < MÉLASSE]

( Şekeri örüt şeker olarak ayrılmış olan şuruptan geri kalan ve 50 şeker içeren kahverenkli koyu sıvı Şeker pancarı veya şeker kamışından şeker elde edilirken oluşan koyu ve zor akıcı pekmez görünüşlü suda çözülebilen karbonhidrat bakımından zengin şeker sanayi yan ürünü )

( MELASSES | MOLASSES )

( MÉLASSE )

( MELASSE )


- MÉLASSE[Fr.] ile/||/<> MELÂS

( kimya )

( MÉLASSE )


- MELCE'[< MELÂCİ'] ile ...


- MELCE ile/||/<> REFUGE[Fr.] ile/||/<> SIĞINAK

( REFUGE )


- MELDEK ile
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Keçeleşmiş olan. İLE ... )


- MELDÛG[Ar. < LEDG] ile ...

( Zehirli bir hayvan tarafından ısırılmış/sokulmuş. )


- MELE[Ar.] ile/ve/||/<> TOPLULUK


- MELEK ile İNSAN

( Memur. İLE Halîfe. )


- MELEK ile/ve/||/<>/> MELEKE

( Doğa/da, canlı/da[bitki/de, hayvan/da]. İLE/VE/||/<>/> İnsan/da. )

( Kavram. İLE/VE/||/<>/> Yeti. )


- MELEK ile MELEKE ile MELEK OTU


- MELEK ile ÖLÜM MELEĞİ ile MELEKSİ ile MELEKLER

( ANGEL vs. ANGEL OF DEATH vs. ANGELIC vs. ANGELS )

( فرشته ile ملک الموت ile ملکي ile فرشتهي ile ملائک )

( FARSHTEH ile ملک الموت ile ملکي ile فرشتهي ile MOLAEK )


- MELEK ile ŞEYTAN(İBLİS[Ar.]/HANNÂN)/SATAN

( Gökten inen/gelen. [Akadca'dan] İLE ... )

( Melek denilen, manevi ve ilâhi haldir. )

( Semavi dinlerin içinde yer alan Melek sözcüğü, Amoriler'de Milkom ve Sur Kenti'nin tanrısı olarak Melk-Kart(Kentin Kralı), Süryaniler'de ve İbraniler'de Molek ya da Moleke, Araplar'da Melek'tir. )

( MELEK ile AZÂZİL[Şeytanın melekler arasında yaşadığı ve henüz Hz. Âdem'e secde etme emrini alıp da isyan etmediği zamanki adı.] )

( FİRİŞTE/FERİŞTE(H) ile ... )


- MELEMEK ile MEL MEL


- MELES ile/||/<> ...

( beli çökük at beli çökük at Yerel ağızlarda melez biçimi de kullanılır Kökenini bilmiyoruz Yerel ağızlarda melez biçimi de kullanılır Kökenini bilmiyoruz )


- MELEŞ ile/||/<> ...

( iki kuzulu koyun iki kuzulu koyun Ağızlarda da meleş olarak geçer Kökünü bilmiyoruz Ağızlarda da meleş olarak geçer Kökünü bilmiyoruz )


- MELES ile MELEZ[Ar. < MELES] ile MELEŞ

( Köpeklerin yaşı. İLE İki kuzulu koyun. İLE Değişik türden hayvan ya da bitkiden üremiş [hayvan ya da bitki]. | Değişik ırkta ana babadan doğmuş olan kişi. | Katışık, karışık. )


- MELEŞMEK ile MELEŞ


- MELEZ ALANI[İng. HYBRID FIELD] ile/||/<> MELEZLEME[İng. HYBRIDIZATION] ile/||/<> MELEZLEME KATSAYISI (F)[İng. HYBRIDIZATION COEFFICIENT (F)]

( Türleşmiş, farklılaşmış popülasyonların birbirleriyle çiftleştikleri coğrafi bölgeler. Türleşme tamamen gerçekleşmediği için ya da farklı tür olmalarına karşın türlerin modern tür tanımı dahilinde çiftleşebilmeleri sonucunda oluşur. Bu alanda bol miktarda farklı türlerin çiftleşmesi sonucu oluşan melez birey bulunur. @@ Akrabalar arasında gerçekleşen ya da gerçekleştirilen çiftleşme. @@ Bir bireyin genomundaki belirli bir lokusta bulunan alellerin, atasında da aynı lokusta, aynı biçimde bulunma ihtimali.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MELEZ | KIRMA ile/||/<> KIRMA

( Ailesi birbirinden ayrı ırklardan gelen ve her iki ırkın özelliklerini taşıyan kimse Bir özdeğin doğrusal birleşimle yeniden oluşturulan yönrüngemsilerinden her biri I Sahan Öveçler Kırkağaç Manisa II gırmalık İri öğütülmüş buğday Merzifon Amasya gırmalık Güzel Güdül Ankara Püskürtmeli temizleme süreçlerinde aşındırıcı olarak kullanılan ve dökme demir ya da çelikten kırılmış köşeli küçük parça Melez )

( HALF-BLOOD | HYBRIDE | CRUSHING | GRIT | HYBRID )

( MULÂTRE | HYBRIDE | BROCARDAGE, CONCASSAGE | GREUAU )

( MISCHLING | HYBRID | BRECHEN, ZERKLEINERN | GRÜTZE )


- ÇANDIR/MELEZ[Ar.]/METİS[Fr.] ile/ve TOPA

( ... İLE/VE Hindistan'daki melezler. )


- HYBRID ORBITAL[İng.] / HYBRIDE ORBITAL[Fr.] / HYBRID ORBITALE[Alm.] ile/değil/yerine/= MELEZ ORBİTAL


- MELEZ ile/||/<> ...

( HYBRIED )

( HYBRIDE )

( HYBRID )

( HYBRIDA )

( IBRIDO )

( ΥΒΡΊΔΙΟ / υβρίδιο )


- MELEZ ile/||/<> ...

( kanı karışık ayrı türler arasındaki birleşmeden doğan bitki veya hayvan karışık tahıl Yerel ağızlarda ipek ve pamuk iplikle dokunmuş bez olarak da kullanılır Az mǝlǝz melez malas 1 alaca karanlık 2 soyu karışık malas alaca karanlık )

( MALAS )

( MALAS )


- HYBRID[İng.] / HYBRIDE[Fr.] / HYBRID[Alm.] ile/değil/yerine/= MELEZ


- MELEZ ile/||/<> MELEZ

( HYBRIED~HYBRIED )

( HYBRIDE~HYBRIDE )

( HYBRIDA~HYBRIDA )

( HYBRID~HYBRID )

( IBRIDO~IBRIDO )

( ΥΒΡΊΔΙΟ / υβρίδιο~ΥΒΡΊΔΙΟ / υβρίδιο )


- MELEZ ile/||/<> MELEZ[Ar. < MELES]

( Yükselen magmanın başka magmayla ya da yantaşları sindirerek oluşturduğu karışım Ayrı ırktan ana ve babadan doğan her iki ırkın kimi özelliklerini kendinde toplayan insan karşılık hibrid çaprazlama melez Melezleme ya da melez çaprazlaması sonucu meydana gelen hayvan ya da bitki heterozigot döl biyoloji botanik zooloji botanik 1 Melezleme ya da melez çaprazlaması sonucu meydana gelen canlı heterozigot döl Hibrit 2 İki ya da daha fazla farklı kökenden oluşan herhangi bir makromolekül Öğeleri başka başka dillerden olan kelime Bisiklet kelimesinin bi öneki Latince siki kelimesi Yunanca et eki Fransızca imlası ise Türkçedir Herhangi bir karakter yönünden farklı iki arı dölün çaprazlanması sonucu oluşan heterozigot döl azma hibrit kırma metis Melez )

( HYBRIED | MESTIZO | HYBRID )

( HYBRIDE | MÉTIS | MÉLÈZE )

( HYBRID | MESTIZE | BASTARDE | HYBRIDE, BASTARDE )

( HYBRIDA | LARIX | HIBRIDA: MELEZ )


- MELEZ ile MELEZLEŞTİRMEK

( HYBRID vs. HYBRIDIZE )

( گياه پيوندي ile دوتخمه ile جفت کردن )

( GYAH PEYVANDY ile DOTOKHMEH ile JOFT KARDAN )


- MELEZ[Ar.]/METİS[Fr.] ile MESTİZO

( ... İLE Kızılderili-İspanyol melezi. )


- MELEZLEME ile/||/<> MELEZLEME

( Değişik soylu ana ve babanın çaprazlanması melez meydana getirmek üzere yapılan çaprazlama melez çaprazlaması Melez meydana getirmek üzere yapılan çaprazlama değişik karakterli ana babanın çaprazlanması melez çaprazlaması tamamlayıcı RNA veya DNA ipliğinin RNADNA melezini vermek üzere eşlenmesi Farklı iki veya daha fazla ırka ait hayvanlar arasında yapılan birleştirme çaprazlama )

( HYPRIDISATION | HYBRIDISATION | CROSSBREEDING )

( HYBRIDATION )

( BASTARDDIERUNG | BASTARDIERUNG, HYBRIDISIERUNG )

( HIBRIDA: MELEZ )


- MELEZLEMEK ile MELEZLENMEK ile MELEZLEŞMEK ile MELEZLEŞTİRMEK ile MELEZ/LİK


- HYBRIDIZATION[İng.] / HYBRIDATION[Fr.] / HYBRIDISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MELEZLEŞME


- MELEZLEŞME ile/||/<> MELEZLEŞME

( zooloji İki veya ikiden artık dilin karışmasından yeni bir dil meydana çıkması )

( HYBRIDATION )


- MELİK[Ar. çoğ. MÜLÛK] ile MELÎK[Ar. çoğ. MÜLEKÂ]

( Hükümdar, sultan, padişah, hâkan. | Allah'ın adlarındandır. İLE Allah'ın adlarındandır. | Mal sahibi. | Hükümdar, sultan, padişah, hâkan. )


- MELİK ile/||/<> MELİK[Ar. < MÜLK'TEN]

( I menik Culfa adı verilen dokuma tezgahında kullanılan mekik Ağıl Eğridir Isparta menik Yeşilova Aksaray Niğde II Dokuma tezgahlarında kullanılan kelep ve yumaklardan daha küçük ip demeti İlyaslı Uşak Darıveren Acıpayam Denizli Yenikent Aksaray Bor Niğde Karahüyük Alan Tekke May Çumra Konya )


- MELİK ile MELİKE


- MELİK[Ar.] ile MİLK[Ar.]


- ...MELİ/MALI ile/değil/yerine OLSA GEREK


- MELINITE[Fr.] ile/||/<> MELİNİT[Fr. < MÉLINITE]

( kimya )

( MELINITE | MÉLINITE )


- MELIORATIVE[İng.] ile/||/<> ENNOBLİSSEMENT DE SİGNİFİCATİON[Fr.] ile/||/<> BEDEUTUNGSVERBESSERUNG[Alm.] ile/||/<> ANLAM İYİLEŞMESİ

( Kötü anlamlı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazınması olayı ET de çok defa yablak kötü fena kelimesi ile birlikte kullanılan yabız yablak kötü fena anlamından XVI yüzyıldan sonraki gelişme ve ses değişmesi ile bugün TT de yavuz şekline ve iyi yiğit kahraman anlamlarına dönüşmüş olması gibi Yavuz Sultan Selim O yavuz adamdır vb Yahşı iyi kelimesinin zıt anlamlısı olan yaman kötü kelimesindeki anlam iyileşmesi de yavuz a paralel bir gelişme göstermiştir Aynı gelişme ET emgek ızdırap eziyet mihnet emgek emgenmek acı çekmek ızdırak çekmek kelimesinden değişen emek çekilen zahmet herhangi bir iş için gösterilen özen harcanan beden ve kafa gücü kelimesi için de söz konusudur Bu gelişmede onun büyük emeği vardır vb )

( MELIORATIVE | PEJORATION )

( ENNOBLISSEMENT DE SIGNIFICATION | DEGRADATION DU SENS )

( BEDEUTUNGSVERBESSERUNG | BEDEUTUNGVERSCHLECHTERUNG, PEJORATIVER BEDEUTUNGSWANDEL )

( MIGLIORAMENTO SEMANTICO )

( ΒΕΛΤΙΩΤΙΚΉ ΣΗΜΑΣΙΟΛΟΓΙΚΉ ΑΛΛΑΓΉ / βελτιωτική σημασιολογική αλλαγή )


- MELİSA ile MELİSA RUHU


- MELİSA[Yun.] ile/||/<> OĞUL OTU

( oğul otu Yerel ağızlarda melis meliz bal arısı olarak da geçer R μέλισσα Biene )

( ΜΈΛΙΣΣΑ / μέλισσα )


- MELISSIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= MELİSİK ASİT


- MELLITIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= MELLİTİK ASİT


- MELODİ/K ile MELODİLİ ile MELODİSİZ


- MELODİ ile/||/<> MELODİ[Fr. < MÉLODIE]

( 1 Müzikte ince ve kalın seslerle yaratılan hareket 2 Konuşmada ince ve kalın ses hareketlerinde sesli harflere bir nitelik vermek fizik )

( MÉLODIE )

( MELODIE )


- MELODİ ile MÜZİK

( MELODY vs. MUSIC )


- MELODİ ile/ve/||/<> RİTİM ile/ve/||/<> ARMONİ

( EZGİ ile/ve/||/<> DİZEM ile/ve/||/<> UYUM )

( Tek sesli. | Kurallı ses dizisi. İLE/VE/||/<> Düzenli aralıklarla yineleme niteliği. | Bir dizede ya da notada, vurgu, uzunluk ya da ses özelliklerinin, durakların, düzenli bir biçimde yinelenmesinden doğan ses uygunluğu. | Uyumlu üslûp. | Vezin. [DÜZÜN/TARTIM] İLE/VE/||/<> Çok sesli/porteli. )

( Müziğin, ikinci kategorisidir. [Tek sesli(monofonik) ya da eş sesli(homofonik) olabilir.] [Melodi dünyasındaki hareket yeteneği, 30 hz. ile 15.000 hz. arasında sınırlıdır.] İLE/VE/||/<> Müziğin, ilk ve en temel kategorisidir. Müziğin her tarzı, ritme sahiptir; ritim olmaksızın hiçbir müzik var değildir. İLE/VE/||/<> Müziğin, üçüncü ve son kategorisidir. Ritim ve melodi, ardışıktır. Armoni ise kendi içinde, art ardalığa ve bir birlikte oluşa sahiptir. )


- MELODİ ile TINI


- MELODİ'DE:
TEK SESLİ(MONOFONİK) ile/<> EŞ SESLİ(HOMOFONİK)

( Seslerin, bir müzik cümlesinde, yatay bir çizgide bulunması. İLE/<> Seslerin, bir müzik cümlesinde, hem yatay, hem de dikey bulunması. )


- MELODRAM ile/||/<> MELODRAM[Fr. < MÉLODRAME]

( Sinema Sinemanın en yaygın gelişmemiş izleyicinin en çok tuttuğu ağlatı ile dramın bozulmuş karikatürleştirilmiş biçiminden ortaya çıkan tür Melodram da ağlatı gibi insanlığı öteden beri ilgilendiren büyük sorunları insanı alt üst eden derin duyguları ele alır Ancak bunu yaparken son derece yalınç çizemsel bir yol izler Melodram her şeyi kalıplar içinde ele alır İnsanlar olaylar durumlar duygular hep kalıplaşmıştır Dünya iyiler ile kötüler olarak kesinlikle ikiye ayrılmıştır İyiler ile kötüler arasındaki uğraşının sonu daha başlangıcından bellidir İyilerin başına gelmedik şey kalmaz ama yine çoğunlukla beklenmedik bir kurtarıcı beklenmedik bir anda ortaya çıkıp her şeyi tatlıya bağlar İster acıklı ister sevinçli olsun bütün durumlar birbirini çizemsel bir yoldan nöbetleşe izler Bütün bunlardan dolayı melodram bir tür adı olmaktan çok kötüleyici bir nitelik diye kullanılmaktadır İzleyiciyi en kolayından etkilemek amacıyla en ucuz yollara başvuran olağanüstü durumlar olağanüstü rastlantılar çapraşık olaylar düzenleyen yalınç kaba çizgilerle özyapı çizmeye kalkışan kişileri kukla gibi kullanan yapıtların niteliği 1 Eski anlamıyla kimi yerlerinde müzik çalınan ama sözleri ezgili olmayan sahne yapıtı 2 Bugünkü anlamıyla pek acıklı rastlantılar üzerine kurulmuş kolay etki olanaklarına baş vuran aşırı duygulu acıklı oyun 1 Eskiden Bazı yerlerinde müzik çalınan fakat sözleri ezgili olmıyan sahne eseri 2 Şimdi Pek acıklı raslantılar üzerine kurulmuş halk dramı )

( MELODRAMA | MELODRAM )

( MÉLODRAME )

( MELODRAM | MELODRAMA )


- MELTEM BOZOFLU ile MELTEM BOZOKLU

( Yönetmen. İLE Oyuncu. )


- MELTEM ile FRİŞKA[İt. < Cerm.]

( ... İLE Yelkeni dolduramayacak kadar hafif rüzgâr. )


- MELTEM ile IPILTI/NESİM

( ... İLE Hafif esinti. )


- MELTEM ile/||/<> MELTEM

( Hafif esişli rüzgârlar için de kullanılmakla birlikte daha çok günlük çevrimsel rüzgârlara verilen ad briz )

( BREEZE )

( BRISE )

( WIND )


- MELTEMLERDE:
KARA VE DENİZ MELTEMLERİ ile DAĞ VE VADİ MELTEMLERİ

( Gündüz, deniz meltemi; gece, kara meltemi oluşur. İLE Gündüz, vadi meltemi; gece, dağ meltemi olur. [Dağlarda nem oranı az olduğundan vadi ve ovalara göre daha erken ısınır, daha erken soğur.] )

( Deniz meltemi, özellikle Ege kıyılarında görülen, öğleden sonra, denizden karaya doğru esmeye başlayan yeldir. )


- MELTING POINT[İng.] ile/||/<> POİNT DE FUSİON[Fr.] ile/||/<> SCHMELZTEMPERATUR, SCHMELZPUNKT[Alm.] ile/||/<> ERGİME NOKTASI

( Katının sıvıya dönüştüğü sıcaklık )

( MELTING POINT )

( POINT DE FUSION )

( SCHMELZTEMPERATUR, SCHMELZPUNKT )


- ME'LÛF[< ÜLFET] ile ...

( ÜLFET EDİNİLMİŞ, ALIŞILMIŞ, ALIŞMIŞ | HUY EDİLMİŞ, HUY )


- MELUL ile MELUL MELUL ile MELUL MAHZUN


- MELUN/LUK ile MELUNCA


- MELVE ile/ve/<> CAHİRE

( [Yemen'de] Buğday ve darı unundan yapılan pide. İLE/VE/<> Arpadan yapılan pide. )


- MEMAT ile MEMALİK


- MEMBA ile MEMBA SUYU


- MEMBER OF THE FACULTY[İng.] ile/||/<> MEMBER DU CORPS ENSEIGNANT[Fr.] ile/||/<> ÖĞRETİM ÜYESİ

( Bir üniversite ya da bir yüksek okulun öğretim kadrosunda görevli olan kimse )

( MEMBER OF THE FACULTY )

( MEMBER DU CORPS ENSEIGNANT )


- MEMBERSHIP[İng.] ile/||/<> ÜYELİK

( MEMBERSHIP )


- MEMDUD, DİLUE | SEYRELTİK ile/||/<> SEYRELTİK

( İçindeki çözünenin niceliği az olan çözelti Derişik olmayan içinde oylum başına az çözüneni olan çözelti Çok az çözünen taşıyan derişik karşıtı )

( DILUTE | DILUTE, DILUTED )

( DILEUÉ | DILUÉ )

( VERDÜNNT | VERDÜNNBAR )


- MEMDUT HECE | UZUN HECE ile/||/<> UZUN HECE ile/||/<> KAPALI HECE

( 1 kapalı hece 2 Ünlü ile bitenlerden uzatılarak söylenen okunan heceler mazi kâfi dâhi Nuri 3 Uzun okunan bir ünlüden sonra bir ünsüzün gelmesiyle oluşan hece çok kez bir uzun bir kısa hece sayılır İçinde uzun ünlü bulunan hece Nadir okunuşu nâdir zalim zâlim fail fail medeni medenî salim salim imdat imdat vb Ünlüsü uzun olan hece âlim alim inayet inayet mevcudiyet mevcudiyet rica rica ilmî ilmi ailevî ailevi vb Karşıtı kısa hece dir Ünsüzle biten hece Ör at kuş yaz Sessizle veya uzun sesli ile biten hece Ünsüzle veya uzun ünlüyle biten hece Kalk bak gelmek gelmek yokluk yokluk düzgün düzgün imlâ imlâ kâtip kâtip vb Hece Ünlü Ünsüz ünsüz ünlü ünsüz ve sonu ünsüz yapısında olan veya sonu çift ünsüz ile biten hece iz iş in ip ak ot sap kol göz yüz yaşlanmak güçlendirmek art kırk üst vb Aruz vezni ile yazılmış şiirlerde uzun ünlü veya ünsüz uzun ünlü kuruluşundaki heceler de kapalı hece değerindedir âhir āhir mâhir māhir vb Karşıtı açık hecedir Azerbaycan Türkçesi gapalı heca Türkmen Türkçesi yapık bogun Gagauz Türkçesi kapalı kısım Özbek Türkçesi yópiq boğin Uygur Türkçesi yepiq boğum Tatar Türkçesi yabiq icek Başkurt Türkçesi yabiq ijek yabık buwun Krç Malk cabılgan bölüm cabık bölüm Nogay Türkçesi yabıkbuwin Kazak Türkçesi tuyuk buwm bitew buwin Kırgız Türkçesi cabık muun Alt tabıküye Hakas Türkçesi çabıh uya Tuva Türkçesi haaglıg slog Türkçesi teňneştirgeni Rusça zakrıtıy slog )

( LONG SYLLABLE )

( SYLLABE LONGUE )

( LANGE SILBE )


- MEMDUT SAİT | UZUN ÜNLÜ ile/||/<> UZUN ÜNLÜ

( Derleme uzun vokal uzun sesli Ses süresi uzun olan ünlü Âlem âdet hâlâ ilmî medeni millî mîde ilân vb Boğumlanma süresi normal bir ünlünün süresinden daha uzun olan yahut normal uzunluktaki iki ünlünün boğumlanma süresini içine alan ünlü a ı i o u ö ü vb Türkiye Türkçesinde yabancı kelimelerde yer alan ünlüler dışında uzun ünlü yoktur Ancak Türkçenin çok eski devirlerinde ister aslî ister ses değişmeleri sonucu olsun uzun ünlülerin varlığı bilinmektedir ab av aç acıkmak bar var ot ateş beş beş üç üç süt süt yok yok vb Bugün bu uzunlukları veya bu uzunlukların daha önceki devirlerde var olduğunun görüntülerini kanat sunat kanat kök kavak mavi tört tavatta dört vb Türkmen Çuvaş Yakut Halaç lehçelerinde de buluyoruz Bu türlü uzunluklar Anadolu ağızlarında da yer yer süregelmektedir Uzunlukların bir kısmı da özellikle ağızlarda ve konuşmalarda ünlü ünsüz düşmelerinden ve ses kaynaşmalarından oluşmuştur ağabey ãbi var mı vamı daha da ağlama alama bu gün bön vb )

( LONG VOWEL )

( YOYELE LONGUE | VOYELLE LONGUE )

( LONGVOKAL )


- MEME FİLMİ | MAMMOGRAPHİE[Fr. < MAMMOGRAPHIE] ile/||/<> MAMOGRAFİ[Fr. < MAMMOGRAPHIE]

( MAMMOGRAPHIE )


- MEME KANSERİNDE:
GENETİK ile/ve/değil/||/<>/< ÇEVRESEL/DIŞ KOŞULLAR

( %27 ile/ve/değil/||/<>/< %73 )


- MEME YAPMAK ile PATLAK VERMEK


- MEME/CİCİK/BÖKSEG/DÖŞ[Azr.]/SİNE[Fars.]/TÖS[Kazak.]/BREAST / TIT/S[İng.] ile/||/<> KULAK MEMESİ

( CİCİK: İnsan ya da hayvan memesi. )

( SEDY/SEDYE/SEDYÜN ile ŞAHME
HALME[çoğ. HALEMÂT]: Meme başı.
HALME-İ SINÂİYYE: Emzik. )

( BREAST vs. EAR LOBE )

( PİSTÂN ile ... )


- MEME ile MEME
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Harman döverken ortada bulunan ve öteki öküzlerin etrafında döndüğü öküz. İLE ... )


- MEME ile MEMELİ ile MEMESİZ ile MEME BAŞI ile MEME BEZİ ile MEMELİLER ile MEME SÜNGERİ


- MEMELİ DERİLERİNDEKİ BEZLER:
SEBASÖZ ile/ve/||/<> APOKRİN ile/ve/||/<> EKRİN

( Bu bezler, birlikte çalışarak ter üretir. Birçok memeli türde, sebasöz ve apokrin bezleri, baskın ter bezleridir ve kıl köklerine yakın bir yerde bulunur. Bu bezlerin salgıları, kılları; yağlı, bazen köpüren bir karışım haline getirir. )

( Kürkü olmamasının yanı sıra, insan, olağanüstü sayıda ekrin bezi sahibidir. Bu sayı, 2 milyon ile 5 milyon arasında değişkenlik gösterir ve günde 12 litreye kadar ince, sulu ter üretilebilmesini sağlar.

Ekrin bezleri, kıl kökleri yakınında kümelenmez, bunun yerine deri yüzeyine görece yakın bir yerde bulunur ve küçük delikler[porlar] aracılığıyla ter boşaltımı yapar. Çıplak derinin ve sulu terin bu kombinasyonu, terin doğrudan kürkte birikmesinden çok doğrudan çıplak deride birikmesine neden olur ve insanın aşırı ısınmasını engeller. Bu soğutucu sistemimiz sayesinde, sıcak bir günde yapılacak bir maratonda, atlara üstünlük sağlayabiliriz. )


- MEMELİ/LER ile TEKDELİKLİ/LER

( ... İLE Kuşlar gibi yumurtlayarak üreyen, dışkılığı olan memeliler takımı. )


- MEMELİ/LER ile YUMURTLAYAN/LAR

( Kendi boyuyla karşılaştırıldığında en küçük yumurtayı yumurtlayan hayvan devekuşu [kendi ağırlığının %1.5'undan hafiftir], en büyük yumurtayı yumurtlayan benekli küçük kividir. [kendi ağırlığının %26'sı kadardır] )

( Herhangi bir hayvan tarafından yumurtlanmış en büyük yumurta [dinozorlar da içinde] Madagaskar'da yaşayan Fil Kuşu[Lat. Aepyornis maximus]'na aitti. [Soyu 1700'de tükenmiştir] [9 litre oylumda, 180 tavuk yumurtasına denktir.] )

( ZÂT-ÜS-SEDÂYÂ/HAYVÂNÂT-I SÜTVER/SÜTVER/SÜTDAR HAYVÂNÂT ile HAYVÂNÂT-I BEYZA/ZÂT-ÜL-BEYZ/YUMURTA VAZ )

( MAMMALS vs. OVIPAROUS )

( MAMMIFÈRES avec OVIPARES[< Lat. < OVUM: Yumurta. + PARERE: Doğurmak.] )

( SÜDYİYYE[< SÜDÎ] ile BEYUDİYYAT/BEYDİYYAT )

( STANADHARI[STAN: Meme. + DHARI: Taşıyan, sahip olan.] ile ANDAJ[AND: Yumurta.] )


- MEMEŞ ile ...

( Sığırın ağzından akan salya. )


- MEMLAHA ile/||/<> TUZLA

( Deniz tuzlu göl ya da tuzlu kaynaklarda tuz elde edilen yerler kimya tuz la eki tuz la eki )

( SALINE )

( SALINE | MARAIS SALANT )

( SALZGARTEN )


- ÖYKÜLER:
MEMLEKET ile/ve/||/<> GURBET


- MEMLEKET ile MEMLEKETLİ/LİK ile MEMLEKETÇİ/LİK ile MEMLEKETSİZ/LİK ile MEMLEKET HAVASI ile MEMLEKETLER ARASI


- MEMLEKET ile/||/<> ÜLKE

( Bir devletin egemenliği altında bulunan bağımsız uluslararası antlaşmalara dayalı sınırlarla çevrili üzerinde dil kültür ve ülkü bakımından birlik oluşturan bir ulusun yaşadığı toprakların tümü Düven oku Gücünkaya Aksaray Niğde coğrafya Kara deniz ve hava ile sınırlı olarak devletin egemenliği altında bulunan yer Az ölkǝ ülke memleket devlet ülke yurt ülke yurt ölke bölge ölke yurt ölkö yurt yer olka Eski Türkçede geçmediği göze çarpıyor Ligetiye göre AOH 4 144 Farsçadan alınmıştır ūlkā ūlka ulkā a country kingdom region ulka a province dominion possesion Doerfer TMEN 28 Farsça ve Türkçe biçimlerin Moğolcadan geldiğini yazmıştır Doerfer UAJb N F 2 144 Räsänen V 371b de Moğolcadan alındığını dile getirmiştir Moğolca görüşünü Sevortyan ÊSTJa 1974 629630 Clark JSFOu 75 160161 gibi yazarlar da benimsemişlerdir Modern Moğol diyalektlerinde geçmediği anlaşılıyor Daha çok bilgi almak için Schönig ML 145146 Garipovun Başkurtça ölkeyi ke ekiyle yapılmış bir türev olarak değerlendirmesi yanlıştır Slovoobrazovanie 87 )

( LAND-COUNTRY | TERRITORY )

( PAYS | TERRITOIRE )

( LAND )

( ÖLKƎ[Az.]~ÜLKE[Tkm.]~ÜLKE[Kklp.]~ÖLKE[Tatk.]~ÖLKE[Bşk.]~ÖLKÖ[Krg.]~OLKA[Özb.] )


- MEMLEKET ile/ve YÖRE


- MEMLUK | KÖLEMEN ile/||/<> KÖLEMEN

( 1 Eskiden kölelerden oluşturulan bir asker sınıfı 2 Birinin mülkünde bulunan köle ve karavaş 1 Kovayı andıran üstten kulplu sepet Keşköyü Ayancık Sinop 2 Üzüm ya da zeytin küfesi Yalvaç Isparta )

( MAMELUKE )

( MAMELOUK )

( MAMELUK )


- MEMNUİYET | YASAK ile/||/<> YASAK ile/||/<> GİRİŞ ÇIKIŞ YASAĞI

( giriş çıkış yasağı Belirli birtakım davranış ya da sözlerin toplumca tekinsiz sayılması )

( PROHIBITIONS | TABOO )

( PROHIBITIONS )


- MEMNU/LUK ile MEMNUN/LUK ile MEMNUNCA ile MEMNU MEYVE ile MEMNU MINTIKA


- MEMNUN KALMAK ile MÜTEESSİR OLMAK


- MEMNUN OLMA ile/ve/değil UYGUN OLMASI


- MEMNUN (OLMAK) ile/ve/||/<> HOŞNUT (OLMAK) ile/ve/||/<> TATMİN (OLMAK)


- MEMNUN (OLMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< RÂZI (OLMAK)


- MEMNUN OLMAMAK ile/ve/değil/||/<>/< ŞİKÂYETÇİ OLMAK