ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 89.417 başlık/FaRk ile birlikte,
89.417 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(164/359)
- İSTİNSAH | ÇEKME ile/||/<> ÇOĞALTMA
( Bir yapıtın tıpkısını yazarak ya da tıpkıbasımı ve baskı yoluyla özdeşini çıkararak çoğaltma. @@ Bir kitabın özdeşini yazmak ya da basmak. @@ Ağacın bünyesindeki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. @@ Aruz ölçüsünde, bir uzun ünlüden sonra bir ünsüz gelince hecenin, daha da uzatılarak bir kapalı ve bir açık hece değerine getirilmesi: 'Tutsaydın o şah gitmeseydi.' @@ Savaşta giyilen bir tür çizme. @@ Bir yarışçıyı, herhangi bir biçimde çekerek kendisine yardım etme. (yasak davranışlardan) @@ Kolun ya da öteki vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendine yaklaştırması. @@ 1. genel uygulayım: Bir cismi bir yandan başka bir yana devindirmeye çalışan kuvvet. 2. fizik: Bir cismi uzatmak için kuvvet uygulama işi, bir cismin ekseni boyunca uygulanan kuvvetin etkisiyle uzayacak biçimde çalışması. 3. metalbilim: Metal çubuk, boru vb. parçaların çaplarını küçültmek için, onları kalıplardan geçirerek yapılan uzatma işlemi. @@ Testerenin madensel bölümünden yapılan budama çakısı. (-Bursa) @@ (fizik) @@ @@ Bir fiilin veya bir ismin çekim örnekliğini yolunca sıralamak. @@ Metal çubuk, boru ve benzeri parçaların çaplarını küçültmek için, onları, kalıplardan geçirerek yapılan çekme işlemi. @@ Doğuma yardım sırasında yavrunun doğum kanalında ilerlemesini kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla yavrunun bacak ve baş gibi kısımlarına uygulanan çekme, asılma işlemi, traksiyon. @@ hlk. Kan almak. )
( COPY, TRANSCRIPTION | TO COPY, TAKE LIKENESS, TRANSCRIBE | PULLING | 1,2- TRACTION; 3. DRAWING | PULL, TENSION | DRAWING | TRACTION | PRINTING~PRINTING | TO COPY | DUPLICATE | AUGMENTATION, MULTIPLYING, MULTIPLICATION | DUPLICATION | REPLICATION )
( CITATION, COPIE, TRANSCRIPTION | CITER, COPIER, TRANSCRIBER | TIRETTE | TRACTION | 1, 2- TRACTION; 3. EMBOURTISSAGE | CONJUGUER ET DÉCLINER | EMBOURTISSAGE | IMPRESSION, REPRODUCTION~IMPRESSION, REPRODUCTION | COPIER, IMPRIMER | REPRODUIRE, DUPLIQUER | AUGMENTATION, MULTIPLICATION )
( TRANSCRIPTIO~... )
( SCHWINDEN DES HOLZES | ZIEHEN | ZUG | ZEICHNUNG~VERVIELFÄLTIGUNG )
( COPIA~RIPRODUZIONE )
( ΑΝΤΙΓΡΑΦΉ / αντιγραφή~ΑΝΑΠΑΡΑΓΩΓΉ / αναπαραγωγή )
- İSTİNSAH ETMEK | ÇEKME | MED | CER | TASRİF ETMEK ile/||/<> EDİK ile/||/<> ÇEKME
( çekme I 1 Pullu çocuk mesti Kadıobası Güdül Ankara 2 Süslü kadın terliği Dişkaya Eşme Uşak Yalvaç Köke Gelendost Isparta II Kaynamış mısır Ulucak Eşme Uşak Bir yapıtın tıpkısını yazarak ya da tıpkıbasımı ve baskı yoluyla özdeşini çıkararak çoğaltma Bir kitabın özdeşini yazmak ya da basmak Ağacın bünyesindeki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi Aruz ölçüsünde bir uzun ünlüden sonra bir ünsüz gelince hecenin daha da uzatılarak bir kapalı ve bir açık hece değerine getirilmesi Tutsaydın o şah gitmeseydi Savaşta giyilen bir tür çizme Bir yarışçıyı herhangi bir biçimde çekerek kendisine yardım etme yasak davranışlardan Kolun ya da öteki vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendine yaklaştırması 1 genel uygulayım Bir cismi bir yandan başka bir yana devindirmeye çalışan kuvvet 2 fizik Bir cismi uzatmak için kuvvet uygulama işi bir cismin ekseni boyunca uygulanan kuvvetin etkisiyle uzayacak biçimde çalışması 3 metalbilim Metal çubuk boru vb parçaların çaplarını küçültmek için onları kalıplardan geçirerek yapılan uzatma işlemi Testerenin madensel bölümünden yapılan budama çakısı Bursa fizik Bir fiilin veya bir ismin çekim örnekliğini yolunca sıralamak Metal çubuk boru ve benzeri parçaların çaplarını küçültmek için onları kalıplardan geçirerek yapılan çekme işlemi Doğuma yardım sırasında yavrunun doğum kanalında ilerlemesini kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla yavrunun bacak ve baş gibi kısımlarına uygulanan çekme asılma işlemi traksiyon hlk Kan almak Ağızlarda çizme olarak da kullanılır edik çizme etik çizme etik etik itik Tatarlar keçeden yapılmış çizmeye kīz üdik kīz keçe adını verirler ötük Tar Sart ötük Alt Tel ödük Şorlar üdük biçimini de kullanırlar Tub idik ayakkabı ată çizme Orta Türkçede etik etük pabuç olarak geçer Eski Kıpçakçada etük etik olarak kullanılır Türkçe bir türev olduğu anlaşılıyorsa da kökünü bilmiyoruz çedik Yerel ağızlarda hedik kara batmamak için ayağa giyilen bir çeşit kar ayakkabısı olarak geçer Bu biçimin başındaki h ağızlarda türemiş ikincil bir sestir Buna göre hedik biçimi edikin bir yan biçiminden başka bir şey olamaz Bläsing ALT 67 FO 29 32 30 hedik biçimiyle edik çizme birleştirmesini olası saymayarak hedikin Ermeniceden geldiğini yazmıştır Dankoff ALT 429 da hedikin Ermeniceden geldiğini dile getirmiş hedik ile edik arasındaki benzerlik üzerinde durmamıştır Eren TD 1995 2 871872 Kałużyński RO 3 J 113 Yakutça ätärbäs ätürmäç ayakkabı biçimiyle etükü karşılaştırmıştır )
- İSTİNSAH[Ar. < İSTİNSÂH] ile/||/<> ÇOĞALTI
( çoğaltı )
- İSTİNSÂR[Ar.] ile İSTİNSÂR[Ar. < NASR] ile İSTİNŞÂ'[Ar.]
( Su ya da başka bir ilâç çekip burnu temizleme. | Püskürme. İLE Yardım isteme. İLE Haber/havâdis araştırma. )
- IŞTIR[BULG.] ile/||/<> ...
( bir yıllık ve otsu bir bitki yabani ıspanak yabani pazı Chenopodium urbicum štir Amaranthus retroflexus Albresia prostrata Srp štir Amaranthus blitum Macarca östör Chenopodium Atriplex de dillerinden alınmıştır Kniezsa SzlJsz 365366 Yerel ağızlarda yabani ıspanağa daha çok sirken adı verilir O bakımdan iştir adı ağızlarda dar bir çevrede kalmıştır )
( ŠTIR )
- İŞTİR ile/||/<> ...
( bir yıllık ve otsu bir bitki yabani ıspanak yabani pazı Chenopodium urbicum štir Amaranthus retroflexus Albresia prostrata Srp štir Amaranthus blitum Macarca östör Chenopodium Atriplex de dillerinden alınmıştır Kniezsa SzlJsz 365366 Yerel ağızlarda yabani ıspanağa daha çok sirken adı verilir O bakımdan iştir adı ağızlarda dar bir çevrede kalmıştır )
( ŠTIR )
- İŞTİR ile/||/<> IŞTIR
( 'bir yıllık ve otsu bir bitki, yabani ıspanak, yabani pazı (Chenopodium urbicum)' @@ < Blg štir 'Amaranthus retroflexus, Albresia prostrata'. -Srp štir 'Amaranthus blitum'. Macarca östör 'Chenopodium; Atriplex' de Slav dillerinden alınmıştır (Kniezsa: SzlJsz 365-366). Yerel ağızlarda yabani ıspanağa daha çok sirken adı verilir. O bakımdan iştir adı ağızlarda dar bir çevrede kalmıştır. )
( ŠTIR )
- İSTÎRÂ'[Ar.] ile İSTİR'Â[Ar.] ile İŞTİRA[Ar.]
( Çakmak taşından ateş çıkartma. | İki ağaç parçasını birbirine sürte sürte tutuşturma. İLE Riayet isteme. İLE Satın alma. )
- İŞTİRA ile İŞTİRAK ile İŞTİRAKÇİ/LİK
- ISTIRAP/B ile AZAB
( ... ile İKAB["ka" uzun okunur] )
- İSTÎRÂHAT[Ar. < RÂHAT] ile İSTÎRÂHÂT[Ar. < İSTÎRÂHAT]
( Rahat etme, dinlenme. İLE Dinlenmeler. )
- İSTİRÂK[Ar. < SİRKAT] ile İSTİ'RÂK[Ar.] ile İŞTİRÂK[Ar. < ŞİRKET]
( Çalma/çalınma, hırsızlık. İLE Terlemek üzere/için yatmak. İLE Ortaklık, ortak olma, paydaşlık. | Bir işte yer alma, paydaşlık etme. | Bir işe, bir düşünceye katılma, katılım. | İktisadi devlet teşekküllerinin ya da kamu iktisadi kuruluşlarının ya da bağlı ortaklıklarının, sermayelerinin en az yüzde onbeşine, en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketler. | Bir ortaklık ile işletme arasında, sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında sürekli bir bağ yaratan, doğrudan ya da dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisi. )
- İŞTİRÂK[Ar. < ŞİRKET] ile/ve/<>/< İŞTİYÂK[Ar. < ŞEVK]
( Ortaklık, ortak olma, paydaşlık. | Bir işte yer alma, paydaşlık etme. | Bir işe, bir düşünceye katılma, katılım. | İktisadi devlet teşekküllerinin ya da kamu iktisadi kuruluşlarının ya da bağlı ortaklıklarının, sermayelerinin en az yüzde onbeşine, en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketler. | Bir ortaklık ile işletme arasında, sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında sürekli bir bağ yaratan, doğrudan ya da dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisi. İLE/VE/<>/< Şevklenme, göreceği gelme, özleme. )
- İŞTİRÂK ile/||/<> MÜCENNİS ile/||/<> MÜTEMÂSİL
( Ortaklık, iki ya da daha fazla sayının başka bir sayının ortak katları olması durumu. İLE/||/<> Aynı cins durumuna getirilmiş olan. | Tam sayılı kesrin bileşik kesre çevrildikten sonraki payı. İLE/||/<> Aynı. )
- İŞTİRAK ile/||/<> PARTICIPATION[İng.] ile/||/<> KATILIM
( Bir süreç ya da bir durum içinde istençli ve eylemli olarak bir işi üstlenme ya da bir olayda etkin olma )
( PARTICIPATION )
- İŞTİRAKİYE | KOMÜNİZM[Fr. < COMMUNİSME] ile/||/<> KÖKTENCİLİK ile/||/<> ULUSÇULUK
( Marx ile Engels'in kurduğu ve siyasal etkinliklere ilişkin düşünceler yanında kendine özgü eğitim kuramlarını da kapsayan felsefe okulu. @@ (Lat. communis = ortak): 1. Bütün insanların eşitliği ve eşit haklılığı ilkesine dayanan; gelecekte, sınıfsız bir toplumda, eşit yaşama koşulları içinde 'herkese gereksinmesine göre' ilkesini gerçekleştirmeyi erek olarak koyan toplum öğretisi. 2. (Marksçılıkta): Özel mülkiyetin kaldırılması, üretim araçları ve ürünlerde ortaklık, sınıfların ortadan kalkması yoluyla sağlanan ekonomik, siyasal ve toplumsal eşitlik, bk. tarihsel özdekçilik, Marksçılık, özdekçilik @@ bk. komünist sistem )
( COMMUNISM | RADICALISM | NATIONALISM~RADICALISM | RADICALISM, FUNDEMANTALISM, SOCIALIST RADICALISM~NATIONALISM )
( COMMUNISME | RADICALISME | NATIONALISME~RADICALISME~NATIONALISME )
( COMMUNIS~...~... )
( KOMMUNISMUS | RADIKALISMUS | NATIONALISMUS~RADIKALISMUS~NATIONALISMUS )
( COMUNISMO~RADICALISMO~NAZIONALISMO )
( ΚΟΜΜΟΥΝΙΣΜΌΣ / κομμουνισμός~ΡΙΖΟΣΠΑΣΤΙΣΜΌΣ / ριζοσπαστισμός~ΕΘΝΙΚΙΣΜΌΣ / εθνικισμός )
- İŞTİRAKİYE | KOMÜNİZM ile/||/<> KOMÜNİZM ile/||/<> KOMÜNİZM[Fr. < COMMUNISME]
( Marx ile Engelsin kurduğu ve siyasal etkinliklere ilişkin düşünceler yanında kendine özgü eğitim kuramlarını da kapsayan felsefe okulu communis ortak 1 Bütün insanların eşitliği ve eşit haklılığı ilkesine dayanan gelecekte sınıfsız bir toplumda eşit yaşama koşulları içinde herkese gereksinmesine göre ilkesini gerçekleştirmeyi erek olarak koyan toplum öğretisi 2 Marksçılıkta Özel mülkiyetin kaldırılması üretim araçları ve ürünlerde ortaklık sınıfların ortadan kalkması yoluyla sağlanan ekonomik siyasal ve toplumsal eşitlik tarihsel özdekçilik Marksçılık özdekçilik komünist sistem )
( COMMUNISM | RADICALISM | NATIONALISM )
( COMMUNISME | RADICALISME | NATIONALISME )
( KOMMUNISMUS | RADIKALISMUS | NATIONALISMUS )
( COMMUNIS )
( COMUNISMO )
( ΚΟΜΜΟΥΝΙΣΜΌΣ / κομμουνισμός )
- İŞTİRAKİYUN MEZHEBİ | SOSYALİZM ile/||/<> SOSYALİZM ile/||/<> TOPLUMCULUK
( toplumculuk sosyalist sistem Ana üretim maddelerinin elde edilmesi dağıtımı ve kullanılmasında ortaklaşa mülk iyeliğini ya da devletçiliği öngören kooperatifçiliğe toplumsal hizmetlerin etkili biçimde görülmesine ve gelirin doğrulukla dağıtımına önem veren bir siyasa ve ekonomi görüşü 1 En geniş anlamda İnsanların birlikte yaşayışlarında toplumsal adaletin sağlanması için gösterilen her türlü çaba 2 Kuramsal açıdan Her insana insana yaraşır bir yaşam sağlamak üzere kişiler ve sınıflar karşısında topluma üstünlük tanıyan görüşler Üretimi devletin düzenlemesini ve üretim araçlarının kamulaştırılmasını savunan öğreti Karşıtı erkincilik 4 Dar anlamda Üretimde ve üretilenlerin dağıtımında tek tek kişilerin sınıfların değil toplumun yararını göz önünde bulunduran toplumsal düzen )
( SOCIALISME )
- İŞTİRÂKİYYE | ORTAKÇILIK ile/||/<> ORTAKÇILIK
( Ortakçı yaşama durumu yemek ya da sofra arkadaşlığı İki veya daha çok varlığın bir arada yaşaması olup topluluktan kimi türler yararlanır ama öbür türler zarar görmez yarıcılık karşılık komensalizm cum çevresinde mensa masa İki ya da daha çok türün birarada yaşaması olup bu birlikten bir ya da daha çok tür yararlanır fakat diğeri zarara uğramaz zooloji Bir tarımsal araziden elde edilen ürünün daha önce yapılmış anlaşma gereğince toprak toprağa bağlı tesisler ve tohumluk gübre ilaç gibi girdileri sağlayan toprak sahibi ile ortakçı arasında paylaşıldığı üretim ilişkisi )
( COMMENSALISM | SHARE CROPPING )
( COMMENSALISME )
( MITESSERTUM | COMMENSALISMUS )
( COMMENSALISMUS | CUM,MENSA )
- [ne yazık ki]
ISTIRAP:
HAFİF ile DERİN
( Konuşulabilir. İLE Konuşulamaz, dile gel(e)mez/getiril(e)mez. )
- ISTIRAP:
SAĞLIKSIZ/KİRLİ ile/değil/yerine/>< SAĞLIKLI/TEMİZ
- ISTIRAP VERİCİ ile ÖLÜMÜNE ACI ÇEKEN
( AGONIZING vs. AGONIZING TO DEATH )
( رنجآور ile سوزناک ile جان کندن )
( RANJEAVAR ile SUZNAK ile JAN KANDAN )
- ISTIRAP ile ARUF[Ar.]
( ... İLE Uzun süre ıstırap çeken. )
- ISTIRAP ile/ve/> ÇİLE
( ... İLE/VE/> Kemalâta erdiren ıstırap. )
- ISTIRAP ile/ve DAYANÇ/SABIR
( Annesi ölene, "öksüz"; babası ölene, "yetim"; eşi ölene, "dul" denilir. Fakat çocuğu ölene, hiçbir şey diyemezler. Çünkü bu, öyle bir ıstıraptır ki, o ıstırabı anlatabilecek bir sözcük bile yoktur. )
- ISTIRAP ile ÖLÜM ACISI
( AGONY vs. AGONY OF DEATH )
( سکرات مرگ ile رنج ile نزع ile احتضار )
( SEKRAT MORG ile RANJ ile نزع ile EHTEZAR )
- İSTİRCÂ'[Ar. < RECÂ] ile İSTİRCÂ'[Ar. < RÜCÛ]
( Rica etme, yalvarma, dileme. İLE Bir cenâze görüldüğü zaman belirli bir âyeti okuma. [innâ li-llâh ve innâ ileyhi râciûn: Şüphe yok ki biz, Allah'ın kuluyuz, ve yine şüphe yok ki ona dönücüleriz] | Geri dönme, tepme. )
- İSTİRHA | GEVŞEME ile/||/<> GEVŞEME
( Gerilen kasların ya da öfke kaygı korku gibi coşkularla artan ruhsal gerilimin düzgülü duruma gelmesi 1Gerilmenin karşıtı 2Gerilmiş vücut bölümlerinin hiç bir kas direnci olmadan kendi ağırlıklarıyla sarkaç ve silkme türünden devinimlerle yeniden kendi durumuna gelmesi Bir soruşturu ya da görüşmede kendisine soru yöneltilen kişinin başlangıçta gösterdiği kuşku tedirginlik ve gerilimden kurtularak yumuşama durumu biyoloji Stanislàvski dizgesinde bir oyuncunun dikkati toplayabilmesi için gerekli olan ruhsal ve kassal rahatlama Ses çıkarken ergenlerin bulundukları durumdan ayrılarak dingin bir hal almaları BİTİM GEVŞEMESİ Absatz veya başka bir ses çıkarmak üzere hazırlanmaları GEVŞEME KAYMASI Abglitt )
( RELAXATION | RELAXING )
( RELÂCHEMENT MUSCULAIRE (REPOSE) | DIASTOLE | RELAXATION | DÉTENTE )
( ENTSPANNUNG )
- İSTİRİDYE ile/ve/||/<>/> İNCİ İSTİRİDYESİ/KABUĞU
( SADEF/SEDEF )
- İSTİRİDYE ile/||/<> İSTİRİDYE[Yun.]
( zooloji Yumuşakçalar Mollusca dalının yassı solungaçlılar Lamellibranchiata sınıfından kabukları kalın ve üstü katmerli olup parçaları eşit olmayan çukur olan sol kabukla vücudunu kayalara bağlayan sağ kabuğu düz ve üstte kalan türleri olan bir cins Yumuşakçalar Mollusca şubesinin yassı solungaçlılar Lamellibranchiata sınıfından kabukları kalın ve üstü katmerli olup parçaları eşit olmayan çukur olan sol kabukla vücudunu kayalara bağlayan üstte kalan sağ kabuğu düz olan türleri bulunan bir cins R στρείδια ç στρείδι )
( OYSTER )
( HUÎTRE )
( AUSTER )
( OSTREA )
( ΣΤΡΕΊΔΙΑ / στρείδια )
- İSTİ'SÂB[Ar.] ile İSTİS'ÂB[Ar. < SA'B]
( İğrenme. İLE Güç sayma, bir şeyin zor gelmesi. )
- İSTİSÂBE[Ar.] ile İSTİSÂBE[Ar.]
( Sevap kazanmayı isteme. İLE Sevap görme/görülme. )
- İSTİSADİYE | MUTÇULUK ile/||/<> MUTLULUK
( Yaşamın anlamını mutlulukta bulan, insan eylemlerinin son ereği olarak mutluluğu gören ahlak öğretisi. // Mutluluk kavramına verilen anlama göre mutçuluk öğretileri türlere ayrılır: a. Hazcılık: Duyusal hazlara bağlanan mutçuluk, b. Bireysel mutçuluk: Tek kişinin mutluluğuna bağlanan mutçuluk, c. Toplumsal mutçuluk: Toplumun mutluluğunu, iyiliğini erek olarak alan mutçuluk. Bu sonuncusu 'Olabildiğince çok insanın olabildiğince çok mutlu olması.' düşüncesiyle kesin formülünü bulur ve yarar açısından ele alınarak -> yararcılığa (utilitarizm) varır. )
( EUDAEMONISM | HAPPINESS~HAPPINESS )
( EUDÉMONISME | BONHEUR~BONHEUR )
( ...~FELICITAS )
( EUDÄMONISMUS | GLÜCK~GLÜCK )
( EUDEMONISMO~FELICITÀ )
( ΕΥΔΑΙΜΟΝΙΣΜΌΣ / ευδαιμονισμός~ΕΥΤΥΧΊΑ / ευτυχία )
- İSTİSADİYE ile/||/<> EUDAEMONISM[İng.] ile/||/<> EUDÉMONISME[Fr.] ile/||/<> EUDÄMONISMUS[Alm.] ile/||/<> MUTÇULUK
( Yaşamın anlamını mutlulukta bulan insan eylemlerinin son ereği olarak mutluluğu gören ahlak öğretisi Mutluluk kavramına verilen anlama göre mutçuluk öğretileri türlere ayrılır a Hazcılık Duyusal hazlara bağlanan mutçuluk b Bireysel mutçuluk Tek kişinin mutluluğuna bağlanan mutçuluk c Toplumsal mutçuluk Toplumun mutluluğunu iyiliğini erek olarak alan mutçuluk Bu sonuncusu Olabildiğince çok insanın olabildiğince çok mutlu olması düşüncesiyle kesin formülünü bulur ve yarar açısından ele alınarak yararcılığa utilitarizm varır )
( EUDAEMONISM | HAPPINESS )
( EUDÉMONISME | BONHEUR )
( EUDÄMONISMUS | GLÜCK )
( EUDEMONISMO )
( ΕΥΔΑΙΜΟΝΙΣΜΌΣ / ευδαιμονισμός )
- İSTİS'ÂL[Ar. < SUÂL] ile İSTÎSÂL[Ar. < ASL] ile İSTİSHÂL[Ar. < SEHL]
( Soruşturma. İLE Kökünden koparıp çıkarma/çıkarılma, kökünü kurutma. | Bir urun çıkarılması. İLE Kolay sayma/görme. )
- İSTİŞ'ÂR[Ar. çoğ. İSTİŞ'ÂRÂT] ile İSTİŞHÂR[Ar.]
( Yazı ile bildirilmesini isteme. [POLEMİK: Yazarak/yazılı tartışma.] İLE Ün kazanma, şöhret bulma. )
- İSTİ'SÂR[Ar.] ile İSTÎSÂR[Ar.] ile İSTÎSÂR[Ar.] ile İSTİSHÂR[Ar.]
( Bir işin güç olmasını isteme. İLE Bir şeyi nefsine ayırma. [Fr. ÉGOÏSME] İLE Kolaylaşma, kolay sayma/addedilme. İLE Alay etme, eğlenme. )
- İSTİŞARE | DANIŞMA ile/||/<> DANIŞMA
( Eğitim öğretim ya da uyum sorunlarının çözümü için ilgili uzmanla yapılan konuşma 1 Bir öğrenciye gücü oranında en iyi uyumu gerçekleştirebilmesi için danışmanın okul ve çevre kaynaklarından yararlanarak yaptığı bireysel ve kişisel yardım 2 Bir öğrencinin karşılaştığı güçlüklerin nedenlerini tanımlama yolunu seçerek ya da seçmeden ona yapılan iyileştirici yardımın kişisel yönü Oturum kümeleri yordamında bireylerin özçözümlemelerine dayanan bir gözlem koşulunda görüşmeciye bir danışman işlevi yükleyen görüşme Konsültasyon )
( COUNSELING | CUONCELING | CONSULTING | CONCULTATION )
( CONSULTATION )
- İSTİŞARE HEYETİ ile/||/<> DANIŞMA KURULU
( Kimi sorunlarla ilgili konuların danışılıp tartışıldığı kurul )
- İSTİŞÂRE ile/ve/<> İSTİFÂDE
- İSTİŞÂRE ile/ve İSTİHÂRE
( Sohbet ederek sual etmek. İLE/VE Allah'a sual etmek. [Uyku hali şart değildir.] )
- İSTİŞARE ile İSTİŞARE HEYETİ
- İSTİSÂRE[Ar.] ile İSTİŞÂRE[Ar. < ŞÛRÂ (çoğ. İSTİŞÂRÂT)]
( Tozutma, toz savurma. | Fitnecilik, fesatçılık etme. İLE Fikir sorma, danışma. )
- İSTİŞÂRE[< ŞÛRÂ | çoğ. İSTİŞÂRÂT] ile TEÂTÎ[< ATÂ]
- İSTİŞÂRÎ ile/ve/||/<> İSTİDLÂLÎ
- İSTİŞFÂ'[Ar. < ŞİFÂ] ile İSTİŞFÂ'[Ar. < ŞEFÂAT]
( Şifa talebetme, hastalığa ilâç arama, derdine derman arama. İLE Şefâat isteme, birinin aracılığını dileme. )
- İSTİSFÂR -ile
- İSTİŞHÂD[Ar.] ile İSTİŞHÂD[Ar.]
( Tanık getirme, tanık gösterme. | Şehit olma. İLE Edebî bir düşüncenin sağlamlığını kanıtlamak için, değerli yapıtlardan örnek gösterme. )
- İSTİSHÂL[Ar. < SEHL] ile İSTİSHÂR[Ar.]
( Kolay sayma/görme. İLE Alay etme, eğlenme. )
- İSTİSMÂR ile/ve/değil FEDÂ
- İSTİSMAR ile İSTİSMARCI/LIK
- İSTİSMAR ile/ve RİYÂ
- İSTİSMÂR[Ar. < SEMERE] ile/ve/<>/değil SÛ-İ İSTİ'MÂL[Ar. < AMEL | çoğ. İSTİ'MÂLÂT]
(
)
( İşletme, yararlanma. | Sömürme. İLE/VE/<>/DEĞİL Kötü/yersiz/yolsuz kullanma. )
- [ne yazık ki]
İSTİSMÂR ile/ve/||/<>/> TECÂVÜZ
- İSTİSNA[Ar. < İSTİS̱NÂʾ] ile/||/<> VERGİ İSTİSNASI
( vergi istisnası )
- İSTİSNA ile BİRİCİK
- İSTİSNA ile İSTİSNAİ ile İSTİSNALI ile İSTİSNASIZ/LIK ile İSTİSNASIZCA
- İSTİSNA ile KAİDE
( İstisnalar kaideyi bozmaz, kuvvetlendirir! )
( İstisnalar bilinmedikçe, kaide bilinmiyor demektir. )
- İSTİSNA ile/ve/||/<> MUCİZE
- İSTİSRÂ'[Ar. < SÜR'AT] ile İSTİSRÂR[Ar.]
( Hızlandırma, süratlendirme. İLE Odalık alma. )
- İSTİTÂ'AT[Ar.] ile KUDRET[Ar.]
- İSTİTÂBE[Ar.] ile İSTİTÂBE[Ar.]
( Tövbe ettirme/talebetme. İLE Hoş/iyi bulma/bulunma. )
- İSTİ'TÂF[Ar. < ATF | çoğ. İSTİ'TÂFÂT] ile İSTÎTÂF[Ar.]
( Yardım ve merhamet dileme. İLE Kaplama. )
- İSTİTALE | UZANTI ile/||/<> UZANTI
( biyoloji )
( EXTENSION )
( PROLONGEMENT )
- İSTİTÂRE[Ar.] ile İSTİTÂRE[Ar.]
( Saklanma, örtü altına girip gizlenme. İLE Uçurma/uçurulma, gönderme/gönderilme. )
- İSTİVÂ'[Ar.] ile İNTİSÂB[Ar.]
- İSTİVÂ'[Ar. < SEVÂ] ile İSTİ'FÂ'[Ar. < AFV] ile İŞTİFÂ'[Ar.]
( Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması. | Düz olma, düzlük. | Kaplama, örtme. | Ortada ve tam bir derecede bulunma. | Mevlevî sikkesinin tam ortasına gelmek üzere önden arkaya doğru çekilen iki parmak eninde yeşil çuha. İLE Affını isteme. | Bir işten kendi isteğiyle çekilme. İLE İyi olma, şifâ bulma. )
- İSTİVÂ'[Ar.] ile İSTİKÂMET[Ar.]
- İSTİVA ile İSTİVA HATTI
- İSTİYÂK[Ar.] ile İŞTİYÂK[Ar. < ŞEVK]
( Misvak kullanma. İLE Şevklenme, göreceği gelme, özleme. )
- İŞTİYAK ile İŞTİYAKLI
- İŞTİYÂT[Ar.] ile GAZAB[Ar.]
- İSTİYORUM / İSTEMİYORUM ile/ve/ya da/||/<> SEVİYORUM / SEVMİYORUM
( Hiçbir zaman, bir açıklama yeterliliği ve niteliğinde değillerdir. Daha çok da, kaçmaya ya da dayatmaya yönelik yanıtlardır.
Anımsanması gereken nokta da, sizin kullandığınız oranda ve koşullardaki keyfiyetle, bir başkası da aynı keyfiyetle bunları kullanabilir, karşılık verebilir ve sonuç tam bir hüsran ve boşluk/anlamsızlık yaratır/yaratacaktır.
Dolayısıyla da, yaşamın getirdiği durumlarla/zorunluluklarla yüzleşerek, kaçmaksızın, isteyip-istememe, sevip-sevmeme alanından çıkarmak gerekir. )
- İSTİZÂA[Ar. < ZİYÂ] ile İSTÎZÂH[Ar. < VUZUH | çoğ. İSTÎZÂHÂT]
( Aydınlanma, ışıklanma, ziyâlanma. İLE Bir şeyin açık olarak bildirilmesini isteme, açıklama isteme. | Gensoru.[mecliste] )
- İSTİ'ZÂR[Ar. < ÖZR] ile İSTİZHÂR[Ar. < ZAHR]
( Bağışlamasını isteme, af/özür dileme. İLE Dayanma, güvenme, arka verme. | Yardım isteme, arka/zâhir olmasını isteme. )
- İSTİZLÂL[Ar. < ZİLL] ile İSTİZLÂL[Ar. < ZILL]
( Bayağı/aşağılık görme/görülme, zelil görme. İLE Gölgelenme, gölge altına girme. | Gölgede oturma. | Sığınma. )
- İSTRALYA[İt. < STRAGLIO] ile/||/<> ...
( gemide direk ve çubukları baş taraflarından tutan halat İtal straglio stay rope )
( STRAGLIO )
- ISTREL[Alm.] ile/değil/yerine/= İSTREL
- ISTROCHEMISTS[İng.] ile/değil/yerine/= İSTROKİMYACILAR
- ISTROL[İng.] ile/değil/yerine/= İSTROL
- İSTRONGİLOS ile/||/<> İSTRONGİLOS[Yun.]
( Smaris vulgaris Kemiklibalıklar Teleostei takımının izmaritgiller Sparidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2030 cm Eti lezzetlidir Akdenizde yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının izmaritgiller Sparidae familyasından 2030 cm kadar uzunlukta eti lezzetli Akdenizde yaşayan bir tür R στρογγυλό στρογγυλός )
( PICKAREL )
( PICAREL )
( SCHNAUZENBRASSE )
( SMARIS VULGARIS )
( ΣΤΡΟΓΓΥΛΌ / στρογγυλό )
- İŞVE[Ar.] ile/ve CİLVE[Ar.]
( Güzelin, gönül aldatan/çelen, naz ve edâsı. İLE/VE Kırıtma. | Görünüş, tecelli. )
( TEBÂÜL: Karı-koca cilvesi. )
- İŞVE ile İŞVELİ/LİK
- İSVEÇ/ŞİVED ile İSVİÇRE
( SWEDEN vs. SWITZERLAND )
- İSVEÇLİ ile İSVEÇÇE
- İŞVEREN ile/||/<> İŞVEREN
( İşçileri düşünü ya da beden gücüyle çalıştıran gerçek ya da tüzel kişi Bir iş sözleşmesine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran tüzel ya da gerçek kişi işveren )
( EMPLOYER | EMPLOYER, PRINCIPAL )
( EMPLOYEUR, PATRON )
- İSVİÇRE-BELLINZONA'DA, ÜÇ KALE:
CASTELGRANDE ile/ve/||/<> MONTEBELLO ile/ve/||/<> SASSO CORBARO
- İSYAN ÇIKARMA/ÇIKARAN ile/ve/||/<>/> İSYANI KIŞKIRTMA/KIŞKIRTAN
- İSYAN ile/ve/değil/||/<>/> ANARŞİ
- İSYAN ile/ve/||/<>/>/< AZGINLIK
- İSYAN ile/ve/||/<>/> BASKIN
- İSYAN ile/ve/değil/yerine FERYAD
- İSYAN ile HAREKÂT
( REBELLION vs. OPERATIONS )
- İSYÂN ile/ve/<> İNTİZÂR
( Emre boyun eğmeme, itaatsizlik. | Başkaldırı, ayaklanma. İLE/VE/<> Bekleme, gözleme. | İlenme, beddua. )
- İSYAN ile/ve/> İSTİFÂ
( Bilinçli ve/ya da bilinçsiz. İLE Kararlı ve bilinçli. )
- İSYAN ile İSYAN ile İSYAN
( INSURGANCE vs. INSURGENCE vs. INSURGENCY )
( تجاسر ile ياغي گري )
( تجاسر ile YEGHY GARY )
- İSYAN ile İSYANCI/LIK
- İSYAN ile İTİRAZ
- İSYAN ile KABUL EDEMEMEK
( UPRISING vs. NOT ABLE TO ACCEPT )
- İSYAN ile/ve KÜFÜR
( !UPRISING vs./and !CURSING )
- İSYAN ile/ve/||/<> ŞİKÂYET
- İSYAN ile/ve ŞİKÂYET
( UPRISING vs./and COMPLAINT )
- İSYAN ile/ve/||/<>/> TEPKİ
- İSYAN ile/değil/yerine YAS
- İSYANDA:
BAŞ EDEMEME ile/ve/değil/||/<>/< ALT EDEMEME
- İSYAN/KÂR/LIK ile/ve/değil/yerine/<> TEPKİ/SEL/LİK
- İŞYERİNE, ÖZELLİKLE EVE YENİ GELMİŞ EŞİNİZE/BİRİNE GİRER GİRMEZ BİRŞEY SÖYLEMEK ile/yerine 5-10 DAKİKA SONRA SÖYLEMEK
- İT:
KÖPEK ile/ve/<> KANCIK
( Eriline verilen ad. İLE/VE/<> Dişiline verilen ad. )
- İT ile İD
( Köpek. İLE Dürtü, bilinçaltı.[İd-egp-süper ego] )
- İT ile İT
( Köpek. İLE İleri doğru devinim kazandırmanın buyruk kipi. )
- İT ile İT ELLİ ile İT CANLI ile İT KOPUK ile İT ÜZÜMÜ ile İT DALAŞI ile İT HIYARI
- İT ile/||/<> KÖPEK
( köpek Az it it it Blk it iyt iyt it it it Türki işt SUyg eşt işt ışt Hal īt Tar it Alt Tel Kuğ it Sal işt ıt ıt yıtă yıt Başındaki y sonradan türemiştir Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede ıt olarak geçer Salarca Sarı Uygurca gibi diyalektlerde geçen işt ışt biçimlerinde gördüğümüz şler sonradan türemiştir Bu diyalektlerde buna benzer ikincil şler birçok yerde göze çarpar Bang KSz 18 28 Pelliot JA 1925 Jarring Studien 124 Menges ArOr 11 16 Räsänen LTS 161 Eski verilerin tanıklığına göre ıt biçiminden yola çıkmak gerekir Bu biçimin sonradan ite çevrildiği anlaşılıyor Eski ve yeni diyalektlerde it ıt sözünün yaygın olarak kullanıldığını görüyoruz Buna karşılık it yanında geçen köpek sözü Türkçe Türkmence Karakalpakça Özbekçe gibi diyalektlerde kullanılır köpek Şorca Sagayca Koybalca gibi birkaç diyalektte kullanılan aday biçimi düşündürücüdür Radloff un adayı it biçimiyle birleştirmesi yanlıştır )
( IT[Az.]~IT[Tkm.]~IT[Tatk.]~IYT[Nog.]~IYT[Kklp.]~IT[Kzk.]~IT[Krg.]~IT[Özb.]~IT[Tuv.]~IT[Yak.]~YITĂ[Çuv.]~YIT[Çuv.] )
- İTA[Ar. < İʿṬÂʾ] ile/||/<> ...
- İ'TÂ'[Ar.] ile İNFÂK[Ar.]
- ÎTÂ'[Ar.] ile İ'TÂ'/ÎTÂ[Ar. < ATÂ]
( Kafiyenin bir anlamda olarak aynen tekrarı. İLE Verme/verilme, ödeme. )
- İTA ile İTAP ile İTA EMRİ ile İTA AMİRİ
- İTÂ ile/||/<> İTEĞİ
( iteği )
- İTAAT ile/ve/değil/<> DÜZEN
- İTAAT ile İTAATLİ/LİK ile İTAATSİZ/LİK ile İTAATSİZCE
- İTAAT ile/değil/yerine/>< İTTİHAT
- İTAAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL
- İTAAT" ile/ve/||/<>/> "RAHAT"
- İTAAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< RIZÂ
- İTAAT[Ar.] ile/ve/||/<> SADAKAT/SIDK[Ar.]
- İTAAT ile/ve/değil/yerine/<> "TAPMAK" ile/ve/değil/yerine/<> TESLİMİYET
( [not] OBEY vs./and "WORSHIP" vs./and/but/<> SUBMISSION
SUBMISSION instead of OBEY and "WORSHIP" )
- İTAAT ile/ve/değil/<> TESLİMİYET
- İTAAT/KÂR ile/ve/||/<> BİAT/KÂR
( Aç kalarak/bırakarak. İLE/VE/||/<> Bilgisiz kalarak/bırakarak. )
- İTAATSİZ ile İTAATSİZLİK
( INSUBORDINATE vs. INSUBORDINATION )
( گردن کش ile سر پيچي ile نافرماني )
( GARDAN KESH ile SAR PEYCHY ile NAFARMANY )
- İTAATSİZLİK ile İTAATSİZ ile İTAATSİZLİK ETMEK
( DISOBEDIENCE vs. DISOBEDIENT vs. DISOBEY )
( نافرماني ile سرپيچي ile عدماطاعت ile گردنکشي ile تمرد ile سرکشي ile نامطيع ile نافرمان ile عاق ile سرپيچ ile حرف نشنو ile گردنکش ile سرکش ile اطاعت نکردن ile سرپيچي کردن ile عاق کردن ile نافرماني کردن )
( NAFARMANY ile SARPYCHY ile عدماطاعت ile GARDANKESHY ile TAMARD ile SARKESHY ile نامطيع ile NAFARMAN ile AGH ile SARPYCH ile HARF NESHNO ile GARDANKESH ile SARKESH ile OTAAT NAKARDAN ile SARPYCHY KARDAN ile AGH KARDAN ile NAFARMANY KARDAN )
- ÎTÂB[Ar.] ile İTÂB[Ar.] ile İT'ÂB[Ar. < TAAB]
( Kolsuz, yakasız bayan gömleği, dekolte gömlek. İLE Azarlama, tersleme, paylama, darılma. İLE Yorma/yorulma, zahmet verme. )
- İT'ÂB[< TAAB] ile İTÂB ile İTÂB
( Yorma, yorulma, zahmet verme. İLE Azarlama, tersleme, paylama. | Darılma. İLE Kolsuz, yakasız kadın gömleği, dekolte gömlek. )
- ITÂB[Ar.] ile LEVM[Ar.]
- ÎTÂD[Ar.] ile İTÂD[Ar. < ATÂ]
( Kazık çakma. İLE Süt sağarken ineğin ayağına geçirilen ip. )
- İTALYA DEPREMİNİN:
ÖNCESİ ile/ve/> SONRASI
- İTALYAN ile İTALYANCA
- İTALYANCA ile/ve/<>/< LATİNCE
- ITÂM[Ar.] ile IT'ÂM/İT'ÂM[Ar. < TAAM]
( İşeme tutulması/zorluğu. İLE Yemek yedirme/verme. )
- İT'ÂM[Ar.] ile İT'ÂM[Ar.] ile İTHÂM[Ar.]
( İkiz doğurma. İLE Yemek yedirme/verme/verilme. İLE Suçlama. )
- İTAP[Ar.] ile AZAR, PAPARA, SAPARTA, ZILGIT[< ZIL yansıma sesine GIT eki ile]
( Paylama, azarlama. İLE Korkutma, çıkışma, gözdağı, azarlama. )
- İTÂT[Ar.] ile İTÂAT[Ar. < TAV]
( Düşmanlık, zıtlık. İLE Boyun eğme, dinleme, alınan emre göre davranma. )
- İTEBİLMEK ile İTEKLEMEK ile İTE KAKA
- İTEĞİ ile/||/<> ...
( ita iteğe itay Üzerinde yufka açılan içinde un ve yufka saklanan bez Bekiköy Karahallı Uşak İğdecik Isparta Çine Aydın Kemalpaşa izmir ita Saçıkara islahiye Gaziantep Alalı Delice Ankara Çatak Gedikli Gökmenler Kızılağaç Saimbeyli Adana itağa Eneğil Pınarbaşı Kayseri itey İlyaslı Uşak Ağızlarda hamur açılan tahtanın altına serilen bez yaygı olarak da kullanılır Yerel olarak üteği biçimi de geçer Ağızlarda ita itağı ite itek itey iteyi olarak da görülür Kökünü bilmiyoruz )
- İTEGÜ ile ÇERÇEVE
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Değirmen taşının üzerine yerleştirildiği ahşap çerçeve.[Eğer unun biraz kalın olması isteniyorsa bu yükseltilir. Eğer ince, beyaz un isteniyorsa alçaltılır.] İLE ... )
- İTELEMEK ile İTELENMEK ile İTELEYEBİLMEK
- İTELEMEK ile/||/<> İTMEK
( itmek )
- [ne yazık ki]
İTEN ile/ve/değil/||/<>/< TUTMAYAN
- [ne yazık ki]
!İTEN ile/||/<> !TUTMAYAN
- İTERASYON[İng. ITERATION] ile/||/<> İTERASYON SAYISI[İng. ITERATION NUMBER] ile/||/<> İTEROPAR[İng. ITEROPAROUS]
( Bir işlemin belirli bir kurala göre ardışık biçimde tekrarlanması. Genellikle matematiksel ve programlama alanlarında kullanılır. Bir soruyu adım adım çözmek, her adımda önceki sonuçları kullanarak yeni sonuçlar elde etmek amacıyla yapılır. @@ Belirli bir işlemin ya da süreç adımının tekrar edilme sayısı. Özellikle matematiksel modelleme, bilgisayar programlama ve mühendislik gibi alanlarda kullanılır. Bir algoritmanın ya da işlemin, istenen sonuca ulaşılana kadar kaç kez tekrarlandığını ifade eder. @@ Ömrü içinde birden fazla defa yavru üretebilen canlılardır.Homo sapiens (Modern İnsan), iteropar bir hayvan türüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ITÉRATIF[Fr.] ile/||/<> YİNELEMELİ
( Bir işin tekrarlandığını anlatan kelime şekli Fran Battre fiilinden Rebattre gibi )
( ITÉRATIF )
- YTTERBIUM FLUORIDE[İng.] / FLUORURE D'YTTERBIUM[Fr.] / YTTERBIUMFLUORID[Alm.] ile/değil/yerine/= İTERBİYUM FLORÜR
- YTTERBIUM CHLORIDE[İng.] / CHLORURE D'YTTERBIUM[Fr.] / YTTERBIUMCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= İTERBİYUM KLORÜR
- YTTERBIUM OXIDE[Fr.] / YTTERBIUMOXIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= İTERBİYUM OKSİT
- YTTERBIUM SULFATE[İng.] / SULFATE D'YTTERBIUM[Fr.] / YTTERBIUMSULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= İTERBİYUM SÜLFAT
- İTERBİYUM[< YTTERBY-İSVEÇ] ile İTRİYUM[< YTTERBY-İSVEÇ]
( Atom numarası 70, atom ağırlığı 173,04 olan, değerli bir öğe. [Simgesi: Yb] İLE Atom numarası 39, atom ağırlığı 88,92 olan, seryum filizlerinde bulunan, gri renkli, 4,6 yoğunluğunda, değerli bir öğe. [Simgesi: Y] )
- YTTERBIUM[İng.] / YTTERBIUM[Fr.] / YERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= İTERBİYUM
- İTFÂ ETMEK ile/||/<> AMORTIR[Fr.] ile/||/<> SÖNÜMLEMEK
( fizik )
( AMORTIR )
- İTFA FONU ile/||/<> SINKING FUND[İng.] ile/||/<> CAISSE D'AMORTISSEMENT[Fr.] ile/||/<> SÖNÜM AYRIMI
( Süresi gelmiş borç belgitlerini ödemek amacıyla ayrılmış yedek akça )
( SINKING FUND )
( CAISSE D'AMORTISSEMENT )
- İTFA | KÖRELME ile/||/<> KÖRELME
( Koşullu tepkenin iyice öğrenildikten sonra koşulsuz tepke ya da ödülle pekiştirilmesi yüzünden ortadan yitişi biyoloji )
( EXTINCTION )
( ATROPHIE )
- İTFÂ | SÖNÜM ile/||/<> SÖNÜM
( Bir ortam içinde devim yavaşlaması genliğin azalması Bir etki ya da eylemin erke yitirimi nedeniyle zaman içinde güçsüzleşerek ortadan kalkması fizik elektrik Çeşitli dirençlerin etkisiyle bir salınım deviniminde görülen genliksel küçülme Engelleyici bir ortamda saçılma ya da emilme yoluyla ışınırlık yoğunluğunun düşmesi 1 Bir salınınım ya da dalga deviniminin genliğinin sürekli azalışı 2 Bir devinimin sürtünme gibi bir nedenle yavaşlaması 3 Bir çevrimdeki gücün ya da akım yitiğinin desibel olarak ölçüsü fizik zayıflama )
( DAMPING | EXTINCTION )
( AMORTISSEMENT | EXTINCTION | ATTÉNUATION )
( DÄMPFUNG | LÖSCHUNG | DAMPFUNG, EXTINKTION )
- İTFA[Ar.] ile/değil/yerine BORÇ ÖDEME
( ... İLE Söndürme. | Sönüm. | Bir borcu, azar azar ödeyerek kapatma, sönüm. )
- İTFAİYE DEPARTMANI ile ATEŞ ile ATEŞ MERMİLERİ ile ATEŞ YİYEN ile YANGIN SÖNDÜRME ile YANGIN SÖNDÜRME ile YANGIN GÖREVLİSİ ile ATEŞ ETMEK ile YANGINDAN KORUNMA ile İTFAİYE İSTASYONU ile ATEŞ TAPINAĞI ile ATEŞE TAPAN ile ATEŞLİ SİLAH ile ATEŞ TOPU ile ATEŞ KUTUSU ile ATEŞ BÖCEĞİ ile İTFAİYECİ ile YANMAZ ile YANGINLAR ile OCAK BAŞI ile YAKACAK ODUN
( FIRE DEPARTMENT vs. FIRE vs. FIRE BULLETS vs. FIRE EATER vs. FIRE EXTINCTION vs. FIRE EXTINGUISHING vs. FIRE GUARD vs. FIRE OFF vs. FIRE PROTECTION vs. FIRE STATION vs. FIRE TEMPLE vs. FIRE WORSHIPPER vs. FIREARM vs. FIREBALL vs. FIREBOX vs. FIREFLY vs. FIREMAN vs. FIREPROOF vs. FIRES vs. FIRESIDE vs. FIREWOOD )
( تيراندازي کردن ile تير انداختن ile نار ile بر کنار کردن ile شليک کردن ile نيران ile آتش سوزي ile از مقام انداختن ile حريق ile آتش ile تير اندازي کردن ile آتش نشاني ile آتشنشاني ile اداره آتش نشاني ile شعبده باز ile خفگي آتش ile اطفاء حريق ile آتشبان ile در کردن ile استحکامات تدافعي ile اطفائيه حريق ile اطفائيه ile آتشخانه ile آتشگاه ile آتشکده ile آتش پرست ile اسلحه گرم ile شهاب روشن ile گلوله انفجاري ile آتشدان ile مجمر ile شب تاب ile کرم شب افروز ile کرم شو تاب ile سوخت گير ile سوخت انداز ile ضد آتش ile نسوز کردن ile ناسوز ile نسوختني ile شرر ile پاي بخاري ile زندگي خانگي ile هيزم ile حطب )
( TYRANDAZY KARDAN ile TYR ANDAKHTAN ile نار ile BAR KONAR KARDAN ile SHELYK KARDAN ile نيران ile ATASH SOZY ile AZ MOGHAM ANDAKHTAN ile HARYGH ile ATASH ile TYR ANDAZY KARDAN ile ATASH NESHANY ile ATASHNESHANY ile EDAREH ATASH NESHANY ile SHABDEH BAZ ile KHAFGY ATASH ile اطفاء حريق ile ATASHABAN ile DAR KARDAN ile ESTAHKAMAT TADAFEY ile اطفائيه حريق ile اطفائيه ile ATASHKHANEH ile ATASHGAH ile ATASHKODEH ile ATASH PAREST ile ESLEHEH GARAM ile SHEHAB ROSHEN ile GOLOLEH ENFEJARY ile ATASHODAN ile مجمر ile SHAB TAB ile KARAM SHAB AFRUZ ile KARAM SHO TAB ile SOKHT GYR ile SOKHT ANDAZ ile ZED ATASH ile NESOZ KARDAN ile NASOZ ile نسوختني ile SHRAR ile PAY BAKHARY ile ZANDEGY KHANGY ile YEHYZAM ile حطب )
- İTFAİYE ile İTFAİYECİ/LİK ile İTFAİYE ARACI
- İTHAF | SUNU ile/||/<> SUNU
( Yazarın yapıtını birine armağan etmesi Genel olarak içkapaktan önce ya da sonra gelen bir sayfada yer alan ve kitabın yazarınca bir başkasına armağan edildiğini belirten yazı 1 Satmak amacıyla sunulan mal 2 Satılması için sataklara mal gönderme )
( DEDICATION | OFFER | PRESENTATION )
( DÉDICACE | OFFRE )
- İTHAF ile/değil ATIF
- İTHAF ile İTHAF YAZISI
- İTHAL, İTHALÂT | İNPUT | METHAL | GİRİŞ ile/||/<> GİRİŞ ile/||/<> FİLM GİRİŞİ
( film girişi Yabancı ülkelerden gelen kişilerin ya da malların gümrük sınırını geçerek yurda girişi a mal girişi 1 Bir oyuncunun sahnede oynanan oyuna inandırıcı nederlerle katılması 2 Tiyatro konuşmasında bir tümcenin ya da sözcüğün ilk hecesi I Bir veri işlem dizgesince ya da onun herhangi bir birimince verinin alınması süreci örn öğrenci bilgilerinin girişi II Bir giriş süreci ile ilgili bir aygıt süreç ya da oluğa ya da bir giriş süreci ile ilgili veriler ya da durumlara değgin örn giriş verisi giriş imi giriş ucu vb 1 Bir yazının başlangıç bölümü 2 Bir yapıtın konusunu tanıtarak kolay kavranmasına yol açan ön yazı Önsözlerden sonra yer alır Bir eserin daha iyi anlaşılması maksadiyle yazılarak onun baş tarafına eklenen açıklamalı kısım 1 Oyuncunun sahneye girişi 2 Tiyatro girişi 1 Bir dansçının sahneye girişi 2 Bale gösterisinde giriş sahnesi kapı )
( ENTRANCE, ENTRY, IMPORTATION | INPUT PROCESS, INPUT | INPUT | INTRODUCTION | ENTRY | ENTRANCE | ENTRÉE | ENTRANCE HALL, PROMENADE, LOBBY )
( ENTRÉE, IMPORTATION | ENTRÉE | ENTRÉE, INTRODUCTION | D'ENTRÉE, ENTRANT | INTRODUCTION | DISCOURS PRÉLIMINAIRE, INTRODUCTION, PRODROME OU PRÉAMBULE | ENTRÉE, GALERIE DE ROULAGE GÉNERALE | HALL D'ENTRÉE, VESTIBULE, PROMENOIR )
( EINSATZ | EINTRITT, HAUPTFÖRDERSTRECKE | EINTRITT, EINGANG | ENTRÉE | EINGANGSHALLE, VORHALLE, VESTIBÜL, WANDELHALLE )
( INTROITUS )
( INGRESSO )
( ΕΊΣΟΔΟΣ / είσοδος )
- İTHAL, İTHALÂT | İNPUT | METHAL | GİRİŞ ile/||/<> GİRİŞLİK | FİLM GİRİŞİ
( bk. film girişi @@ Yabancı ülkelerden gelen kişilerin ya da malların, gümrük sınırını geçerek yurda girişi, a. bk. mal girişi. @@ 1. Bir oyuncunun sahnede oynanan oyuna inandırıcı nederlerle katılması; 2. Tiyatro konuşmasında bir tümcenin ya da sözcüğün ilk hecesi. @@ (I) Bir veri işlem dizgesince ya da onun herhangi bir birimince verinin alınması süreci, örn. öğrenci bilgilerinin girişi. @@ (II) Bir giriş süreci ile ilgili bir aygıt, süreç ya da oluğa ya da bir giriş süreci ile ilgili veriler ya da durumlara değgin, örn. giriş verisi, giriş imi, giriş ucu vb. @@ 1. Bir yazının başlangıç bölümü. 2. Bir yapıtın konusunu tanıtarak kolay kavranmasına yol açan ön yazı. (Önsözlerden sonra yer alır). @@ Bir eserin daha iyi anlaşılması maksadiyle yazılarak onun baş tarafına eklenen açıklamalı kısım. @@ @@ 1. Oyuncunun sahneye girişi. 2. Tiyatro girişi. @@ 1. Bir dansçının sahneye girişi. 2. Bale gösterisinde giriş sahnesi. @@ @@ @@ @@ bk. kapı )
( ENTRANCE, ENTRY, IMPORTATION | INPUT PROCESS, INPUT | INPUT | INTRODUCTION | ENTRY | ENTRANCE | ENTRÉE | ENTRANCE HALL, PROMENADE, LOBBY~ENTRANCE HALL, PROMENADE, LOBBY )
( ENTRÉE, IMPORTATION | ENTRÉE | ENTRÉE, INTRODUCTION | D'ENTRÉE, ENTRANT | INTRODUCTION | DISCOURS PRÉLIMINAIRE, INTRODUCTION, PRODROME OU PRÉAMBULE | ENTRÉE, GALERIE DE ROULAGE GÉNERALE | HALL D'ENTRÉE, VESTIBULE, PROMENOIR~HALL D'ENTRÉE, VESTIBULE, PROMENOIR )
( INTROITUS~... )
( EINSATZ | EINTRITT, HAUPTFÖRDERSTRECKE | EINTRITT, EINGANG | ENTRÉE | EINGANGSHALLE, VORHALLE, VESTIBÜL, WANDELHALLE~EINGANGSHALLE, VORHALLE, VESTIBÜL, WANDELHALLE )
( INGRESSO~ATRIO )
( ΕΊΣΟΔΟΣ / είσοδος~ΠΡΟΘΆΛΑΜΟΣ / προθάλαμος )
- İTHAL KAPISI ile/||/<> ENTRANCE CUSTOMS BARRIER[İng.] ile/||/<> PORTE D'ENTRÉE[Fr.] ile/||/<> GİRİŞ KAPISI
( Yolcu ve malların yurda girmesine ilgililerce izin verilmiş olan belli yerler )
( ENTRANCE CUSTOMS BARRIER )
( PORTE D'ENTRÉE )
- İTHAL MUAMELESİ ile/||/<> IMPORT TRANSACTION[İng.] ile/||/<> OPÉRATION D'ENTRÉE[Fr.] ile/||/<> GİRİŞ İŞLEMİ
( Yabancı ülkelerden gelen yolcu ve malların yurda girişlerine ilişkin gümrük işlemi )
( IMPORT TRANSACTION )
( OPÉRATION D'ENTRÉE )
- İTHAL ile İTHAL MALI
- İTHALAT[Ar. < İDHÂLÂT] ile/||/<> DIŞALIM
( dışalım )
- İTHALAT ile İTHALATÇI/LIK
- İTHALATÇI ile/||/<> DIŞALIMCI
( dışalımcı )
- İTHAM ile AŞAĞILAMA
( Suçlama, suçlu görme. İLE Küçük görme. )
- İTHAM ile/değil/yerine/||/>< ELEŞTİRİ
- İTHAM ile/ve/<> GENELLEME
- [ne yazık ki]
İTHAM ile İMÂ
- İTHAM ile İSNÂD
- [ne yazık ki]
!İTHAM ile !TEKFÎR
( Çoğunlukla/bazen itham, küfürden daha ağırdır. )
( Suçlama. İLE Kâfir sayma. )
- İTHAM[Ar.] ile/ve/||/<>/> TEKFİR[Ar.]
- İTHAM ile/ve/||/<> YAFTALAMA
- İTİ, AN; ÇOMAĞI HAZIRLA!" ile/değil/yerine "İYİ KİŞİ, SÖZÜNÜN ÜZERİNE GELİR"
- İTİ ile/||/<> İÇTEPİ
( Belirli bir ereğe ulaşmak ya da belirli bir eyleme girişmek için duyulan güçlü ve sürekli tepi. @@ Anadolu ağızlarında yiti olarak da geçer: yiti 'çok acı veya ekşi; tatlı; tadı keskinleşmiş; koyu (renk için)'. ~ Az iti 'keskin'. -Tkm yiti 'keskin'. -Kzk jiti. -Özb yitti. -Hak çitig. -Tel ödǖ. -Şor çıdıg. -Şor, Sag çidig. -Tuv çidig. -SUyg iştiğ. Sarı Uygurcada -ş- sesi sonradan türemiştir. 'Yirmi' olarak kullanılan işkon (< *işki on < *iki on) biçimindeki -ş- gibi. -Yak sıtı. Baştaki y-'nin Yakutçada s-'ye çevrilmesi kuraldır. Eski çağlardan başlayarak kullanılır. Orta Türkçede yitig biçimi geçer. Eski Kıpçakçada yiti olarak kullanılır. Türkçe yiti- 'keskin olmak, keskinleşmek' fiilinden -g eki ile türetilmiştir. Türkçede baştaki y- düşmüştür. )
( URGE | IMPULSE~IMPULSE )
( IMPULSION~IMPULSION )
( IMPULSUS~IMPULSUS )
( IMPULS~IMPULS )
( IMPULSO~IMPULSO )
( ΠΑΡΌΡΜΗΣΗ / παρόρμηση~ΠΑΡΌΡΜΗΣΗ / παρόρμηση )
- İTİ ile/<> İTKİ
- İTİBAR ETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGI GÖSTERMEK
- İTİBAR ile/||/<> CONVENTION[İng.] ile/||/<> CONVENTION[Fr.] ile/||/<> CONVENTIO[Lat.] ile/||/<> KONVENTION[Alm.] ile/||/<> UZLAŞIM
( Belli bir çevrece kabul edilmiş olan kurallar örneğin toplumsal uzlaşımlar töreler gelenekler Felsefe tarihinde ilkin sofistler toplumdaki yasaların değerlerin törelerin doğal yasa olmadığını insanlarca konulmuş olduğunu birer uzlaşım olduğunu ileri sürmüşlerdir )
( CONVENTION )
( CONVENTION )
( KONVENTION )
( CONVENTIO )
- İTİBAR[Ar.] ile/ve/||/<>/> İBRET[Ar.]
( Başta. @@ Sonda. )
- İTİBAR[Ar. < UBÛR | çoğ. İTİBÂRÂT] ile İHTİBÂR[Ar. < HABER]
( Saygı gösterme. | Önem verme. | Onur/şeref, haysiyet. | Bir şeyin, gerçek değil kararlaştırılan değeri. | İbret alma. | [ticaret] Söz ya da imzanın değeri. [İng./Fr. CREDIT] | Değer. İLE [bir kimseyi] Yoklama, deneme, sınama. )
- İTİBAR ile/ve/||/<>/> İTİMAT
- İTİBAR ile ŞEREF
- İTİBAR ile/ve/||/<> TAHAMMÜL
- İTİBAREN ile HAKKINDA ile YUKARIDAN ile HER YERDEN ile ARKADAN ile HER KÖŞEDEN ile İÇERİDEN ile BUNDAN SONRA ile O ANDAN İTİBAREN ile YÖNÜNDEN ile ORTASINDAN ile ORTASINDAN ile ÇOK ESKİ ZAMANLARDAN BERİ ile ZAMAN ZAMAN ile NEREDEN
( FROM vs. FROM ABOUT vs. FROM ABOVE vs. FROM ALL OVER vs. FROM BEHIND vs. FROM EVERY CORNER vs. FROM INSIDE vs. FROM NOW ON vs. FROM THAT TIME ON vs. FROM THE DIRECTION OF vs. FROM THE MIDDLE vs. FROM THE MIDDLE OF vs. FROM TIME IMMEMORIAL vs. FROM TIME TO TIME vs. FROM WHERE )
( از سوي ile از ile از روي ile از حدود ile از سراسر ile از پس ile از گوشه و کنار ile از داخل ile از اين پس ile از آن پس ile از آن به بعد ile از جانب ile از وسط ile از عهد دقيانوس ile بوقت و بيوقت ile از کجا )
( AZ SOY ile AZ ile AZ ROY ile AZ HADUD ile AZ SARASAR ile AZ PES ile AZ GUSHEH VE KONAR ile AZ DAKHAL ile AZ AYNE PES ile AZ AN PES ile AZ AN BAH BAD ile AZ JANAB ile AZ VAST ile AZ EAD DAGHYANOS ile بوقت و بيوقت ile AZ KOJA )
- İTİBARİ | NOMİNAL[Fr. < NOMINAL] ile/||/<> ...
( NOMINAL )
- İTİBÂRÎ | SANAL ile/||/<> SANAL
( matematik )
( IMAGINARY | VIRTUAL )
( NOMINAL )
- İTİBARÎ ile "HAKİKÎ"
- İTİBÂRÎ[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İHTİYÂRİ[Ar.]
- İTİBÂRÎ ile/ve/değil/yerine UZLAŞIMSAL
- İTİBARSIZLAŞMAK ile İTİBARSIZLAŞTIRMAK ile İTİBAR ile İTİBARİ ile İTİBARLI/LIK ile İTİBARSIZ/LIK ile İTİBARLICA ile İTİBARSIZCA ile İTİBARİ SAYFA ile İTİBAR MEKTUBU ile İTİBARİ HİZMET ZAMMI
- İTİBARSIZLAŞTIRMAK ile İTİBARSIZ ile TAKDİR YETKİSİ ile İSTEĞE BAĞLI
( DISCREDIT vs. DISCREDITABLE vs. DISCRETION vs. DISCRETIONARY )
( بي اعتبار کردن ile ننگ آور ile صلاحديد ile احتياطي ile بصيرتي )
( BEY ETEBAR KARDAN ile NANG AVAR ile SALAHADYD ile احتياطي ile بصيرتي )
- PROPELLANT GAS[İng.] ile/değil/yerine/= İTİCİ GAZ
- DRIVING FORCE[İng.] ile/değil/yerine/= İTİCİ GÜÇ
- İTİCİ ile PERVANE
( IMPELLENT vs. IMPELLOR )
( سوق دهنده ile وادار کننده )
( SOGH DAHANDEH ile VADAR KONANDEH )
- İ'TİDÂD[Ar. < ADD] ile İ'TİDÂD[Ar.]
( Sayma, iddet çekme. | Nazlanma. | Gururlanma. İLE Bir şeyi kol üzerine alma. | Yardım isteme. )
- İTİDÂL | ILIM ile/||/<> ILIM
( Gece ile gündüzün eşit olması Güneşin eşlekle tutulumun kesim noktalarından birine geldiği an Güneşin eşlek ve tutulum düzlemlerinin ara kesit noktasından geçişi sırasında gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu durum ılım )
( EQUINOX | EQUINOXE )
( ÉGUINOXE | ÉQUINOXE )
( ÄQUINOKTIUM | ÄQUNOKTIEN )
- İTİDAL | ILIMLILIK ile/||/<> ILIMLILIK ile/||/<> BENZETME ile/||/<> BENZETMEK
( Benzetmede aşırılıktan yadırgıdan kaçınma benzetme Bir görüş kanı ya da tutumun aşırılıktan kaçınılarak ortalama eğilimle benimsenme durumu Bir nesneyi bir kavramı imgede canlandırmak için nitelikçe daha üstününe benzetme sanatıdır I Benzetme öğeleri es t erkânı teşbih Benzetmeyi oluşturan dört öğe 1 benzetmelik kendisine benzetilen es t müşebbehün bih Birbirine benzetilen varlıklardan kavramlardan niteliği daha üstün daha güçlü olan 2 benzetilen benzeyen es t müşebbeh Birbirine benzetilen varlıklardan kavramlardan nitelikçe daha güçsüz daha aşağı olan Benzetmede canlandırılmak istenilen nesne kavram 3 benzetme yönü es t vechi şebeh Birbirine benzetilen varlıkların kavramların arasındaki ortak nitelik 4 benzetme ilgeci es t edatı teşbih Sözcükler kavramlar arasında benzetme ilgisi kuran ilgeç ya da ilgeç görevli sözcükler II Benzetme türleri 1 ayrıntılı benzetme tam benzetme es t teşbihi mufassal Dört öğesi de bulunan benzetme Ör Aslan gibi yiğit asker Buna tam benzetme de denir 2 kısa benzetme es t teşbihi muhtasar Benzetme yönü bulunmayan benzetme Ör Mehmet aslan gibidir 3 özetli benzetme es t teşbihi mücmel İlgeci bulunmayan benzetme ör Mehmet yiğitlikte aslandır 4 pekişik benzetme es t teşbih müekket teşbihi beliğ Edatı da benzetme yönü de bulunmayan benzetme Ör Mehmet aslandır 5 yaygın benzetme es t teşbihi temsilî Sözcükler arasında değil anlatım bölümleri arasında olan benzetme Bu bölümler kimi kez karşılıklı birkaç benzetme öğesiyle örülmüş olur yaygın eğretileme 6 sarmaştı benzetme es t teşbihi melfuf Bir tümcedeki dizedeki öğelerle sonraki tümcenin dizenin öğelerine karşılıklı benzeştirme Ör Yar için ağyara minnet ettiğim aybeyleme Bağban bir gül için bin hara hizmetkâr olur 7 ayrımcalı benzetme es t teşbihi mefruk Bir anlatımda art arda sıralanan ve biçimdeş olan ikişer öğeli benzetme Ör Meyhane gülsitandır peymane gülfeşandır Namık Kemal 8 toplamlı benzetme es t teşbihi cemi Benzetmeliği birden çok olan benzetme Ör Dilimle uğradığım derde ben bu âlemde Ne bülbül uğradı ne tutii şeker güftar 9 eşli benzetme es t teşbihi tesviye Benzetilenin birden çok olduğu benzetme Ör Reha bulmak ne mümkin suzişi mihnetten uşşaka Visal ateş firak ateş belâyı intizar ateş Rafet 10 çevrik benzetme es t teşbihi maklup Uyartma amaciyle benzetilenin niteliklerini üstün gösterme 11 beğenilen benzetme es t teşbihi makbul İsteği anlatmaya yeten benzetme 12 beğenilmeyen benzetme es t teşbihi merdut İsteği anlatmaya yetmeyen benzetme 13 benzeşme es t teşabüh tesavi Benzetmelikle benzetilenin nitelikte eşit olması Ör Bilmez oldum sâkiya derdi firakı yar ile Mey midir bu ya sirişki çeşmi giryanım mıdır Baki Söz sanatı terimi Bir şeyin niteliğini her hangi bir bakımdan canlandırmak için onu benzetme edatlarından biri araciyle veya edatsız olarak bir kelime yahut cümle ile karşılaştırma Kar gibi beyaz bir çarşaf Dalgalar kayalara nasıl çarpıp kırılıyorsa bu emekler de öylece kırılıp yok oluyordu İki gözü iki çeşme Pamuk eller gibi Bir markanın özdeşini yapma )
( MODERATENES )
- İTİDAL ile İTİDALLİ ile İTİDAL SAHİBİ
- İ'TİDÂL[< ADL] ile Î'TİZÂL[< AZL]
( Denge, ölçülülük. İLE Yalnızlığı yeğleyip bir köşeye çekilme, uzlet etme. | İşi terketme. | Topluluktan/cemâatten ayrılma. )
- İTİDAL/Lİ[Ar.] ile/ve/değil TEMKİN/Lİ[Ar.]
- İTİKAD ile/ve/||/<>/> AMEL
- İ'TİKÂF -ile
( BİR YERE KAPANIP İBÂDETLE VAKİT GEÇİRME [ÖZELLİKLE RAMAZAN'IN SON ON GÜNÜNDE CÂMİDE, MAKSÛREDE YERLERE KAPANIP İBÂDETLE VAKİT GEÇİRME] )
- İTİKAF ile/ve/değil/||/<> İNZİVA
- İTİKÂL | AMORTİSMAN | ABRAZYON | AŞINDIRMA ile/||/<> AŞINDIRMA ile/||/<> AŞINDIRMAK ile/||/<> AŞINMA
( aşınma coğrafya kimya kimya Bir özdeğin kendinden daha yumuşak bir yüzeyi yıpratması olayı Çoğunlukla kayaçların akarsu yel buzul ve dalga etkisiyle aşındırılması kazılması ve kum toz gibi birbirine yapışık olmayan dağınık maddelerin süpürülerek kaldırılması olayları Bir gözlemcinin beklentilerine ve eğilimlerine uygun düşmediği için belli olguları görmezlikten gelmesinden ya da çarpıtmasından doğan yanlılık aşınım Durağan değer ve kuruluşların bir süre içinde doğal olarak aşınıp eskimesi Bir yüzeyin kendinden daha sert bir özdekçe yıpranması olayı 1 Belli bir yüzey üzerindeki epitelin kaybı deri veya mukoza üzerinde sınırlı bir bölgenin epitelden mahrum oluşuyla belirgin durum erozyon 2 Ekolojik faktörler nedeniyle toprağın verimli tabakasının bulunduğu yerden su rüzgâr dalga ve buz gibi etkenlerle taşınması )
( ABRASION )
( CORROSION | CORRODER | ABRASION, USURE | ABRASION )
( ABNUTZUNG, ABRASION | ABSCHABEN )
- İTİKÂL | AŞINMA ile/||/<> AŞINMA
( Çoğunlukla kayaçların akarsu yel buzul ve dalga etkisiyle aşındırılması kazılması ve kum toz gibi birbirine yapışık olmayan dağınık maddelerin süpürülerek kaldırılması olayları Bir gözlemcinin beklentilerine ve eğilimlerine uygun düşmediği için belli olguları görmezlikten gelmesinden ya da çarpıtmasından doğan yanlılık aşınım Durağan değer ve kuruluşların bir süre içinde doğal olarak aşınıp eskimesi Bir yüzeyin kendinden daha sert bir özdekçe yıpranması olayı 1 Belli bir yüzey üzerindeki epitelin kaybı deri veya mukoza üzerinde sınırlı bir bölgenin epitelden mahrum oluşuyla belirgin durum erozyon 2 Ekolojik faktörler nedeniyle toprağın verimli tabakasının bulunduğu yerden su rüzgâr dalga ve buz gibi etkenlerle taşınması )
( EROSION | CORROSION | WEAR AND TEAR, AMORTIZATION, REDEMPTION | WEAR )
( ÉROSION | USURE, AMORTISSEMENT | USURE )
( ABTRAGUNG | ABNUTZUNG; VERSCHLEISS | EROSION )
( ERODERE: YIPRATMAK, YIPRANMAK )
( EROSIONE )
( ΔΙΆΒΡΩΣΗ / διάβρωση )
- İTİKÂL | AŞINMA ile/||/<> EROZYON
( Çoğunlukla kayaçların akarsu, yel, buzul ve dalga etkisiyle aşındırılması, kazılması ve kum, toz gibi birbirine yapışık olmayan dağınık maddelerin süpürülerek kaldırılması olayları. @@ Bir gözlemcinin beklentilerine ve eğilimlerine uygun düşmediği için belli olguları görmezlikten gelmesinden ya da çarpıtmasından doğan yanlılık. @@ @@ bk. aşınım. @@ Durağan değer ve kuruluşların bir süre içinde doğal olarak aşınıp eskimesi. @@ Bir yüzeyin, kendinden daha sert bir özdekçe yıpranması olayı. @@ 1. Belli bir yüzey üzerindeki epitelin kaybı, deri veya mukoza üzerinde sınırlı bir bölgenin epitelden mahrum oluşuyla belirgin durum, erozyon. 2. Ekolojik faktörler nedeniyle toprağın verimli tabakasının bulunduğu yerden, su, rüzgâr, dalga ve buz gibi etkenlerle taşınması. )
( EROSION | CORROSION | WEAR AND TEAR, AMORTIZATION, REDEMPTION | WEAR~EROSION )
( ÉROSION | USURE, AMORTISSEMENT | USURE~ÉROSION )
( ERODERE: YIPRATMAK, YIPRANMAK~ERODERE: YIPRATMAK, YIPRANMAK )
( ABTRAGUNG | ABNUTZUNG; VERSCHLEISS | EROSION~EROSION )
( EROSIONE~EROSIONE )
( ΔΙΆΒΡΩΣΗ / διάβρωση~ΔΙΆΒΡΩΣΗ / διάβρωση )
- İTİKÂL ile/||/<> EROSION[İng.] ile/||/<> ÉROSION[Fr.] ile/||/<> ABTRAGUNG, EROSION[Alm.] ile/||/<> AŞINIM
( Yerkabuğunu oluşturan kayaçların başta akarsular olmak üzere çeşitli dışetmenlerle yıpratılıp yerinden koparılmaları ya da eritilmeleri )
( EROSION )
( ÉROSION )
( ABTRAGUNG, EROSION )
- İ'TİKAL["ka" uzun okunur] ile İ'TİKÂL[Ar.] ile İ'TİKÂL[Ar. < EKL | çoğ. İ'TİKÂLÂT]
( Devenin dizini büküp bağlama. | Güreşte sarmaya getirip yıkma. | Sağmak için koyunun ayaklarını iki bacağı arasına alma. İLE Zorlaşma, müşkilleşme. İLE Kemirerek yeme. | Yaranın gövdeyi sarması/yemesi. | Deniz dalgalarının, karaları döverek aşındırması/oyması.[EROZYON, İng. EROSION, Fr. ÉROSION] )
- İ'TİKÂL-İ BAHRÎ[Ar.] ile İ'TİKÂL-İ SEVÂHİL[Ar.]
( Dalga aşındırması. İLE Kıyıların aşınması. )
- İTİKAT, İMAN | İNANÇ ile/||/<> İNANÇ
( Kişiliğin derinliğine sızmış ve tüm öteki süreçlerde yansıması olan en süreğen biliş ve inanışlardan her biri Bir şeyi güvenle doğru sayma tutumu Bu anlamda 1 Yeterince gerekçesi bulunmayan kesin olmayan bir şeyi doğru sayma us yoluyla genel geçer bir doğrulama yapmadan başkasının tanıklığı üzerine kurulmuş kanıtları hiç bir kuşku duymaksızın onaylama 2 Öznel olarak yeterli olan ama nesnel olarak yeterli olmayan gerekçelerden ötürü bir şeyi doğru sayma Bu a usa uygun b duygulara uygun c istemeye uygun bir kanı ve onaylama olabilir 3 Bütün yapıp etmelerimizin temelinde bulunan yaşamadan gelen zorunlulukla dış dünyanın nesnelerin başka benlerin Tanrının var olduğunu kabul etme bilimsel ahlaksal estetik ve fizikötesi açıklamalarda önermelerin doğruluğunu onaylama 4 Humeda Alışkanlık kavramı ile bağlılık içinde temel kavramlardan biri Bir algı ya da anıya bağlı duygu Humea göre var olma algılanmış olma ile aynı şey olduğundan var olma algılanmadan edinilen bir inançtır 5 Kişisel düşünmeye dayanmayan ortaklaşa düşüncenin yansısı olan onaylama ve inanış Sanı olarak inanç 6 Yabancı bir yetkenin etkisiyle bir şeyi doğru sayma bu anlamda inanç inanılan özellikle dinsel alanda doğru sayılan şeydir )
( BELIEF )
( CROYANCE )
( GLAUBE )
- İTİKAT ile İNANÇ
- İTİKAT ile İTİKATLI/LIK ile İTİKATSIZ/LIK
- İTİKAT ile İTİMADEN İTİKAT
- İTİLÂ ile/ve/||/<> İTİLÂF ile/ve/||/<> İTİLÂFÇI/LIK
- İTİLÂ[Ar. < ULÜVV] ile/ve/<> RÜCÛ[Ar.]
( Yükselme, yukarı rütbelere erişme. İLE/VE/<> Dönme, geri dönme. | Vazgeçme, sözünden dönme, sözünü geri alma. )
- İ'TİLÂF[Ar. < ÜLFET | çoğ. İ'TİLÂFÂT] ile İHTİLÂF/ŞİKAK[Ar. < HİLÂFET | çoğ. İHTİLÂFÂT]
( Uyuşma, anlaşma. İLE Antlaşmazlık, uyuşmazlık/uymayış/uymama, ayrılık, aykırılık. )
- İTİLÂF | UYLAŞIM ile/||/<> UYLAŞIM
( Sözcüğün ölçünün anlamın birbirine uygun düşmesi birbirlerini okşaması 1 Sözcüğün anlamla uylaşması 2 Sözcüğün ölçü ile uylaşması 3 Sözcüğün sözcükle uylaşması 4 Anlamın ölçü ile uylaşması 5 Anlamın anlamla uylaşması gibi biçimlerde olur Bir gözlemde gözlenen kişi ya da yanıtlayıcının araştırmanın amaçlarını benimsemesiyle doğan katılımlı işbirliği ve uyum ilişkisi )
( RAPPORT )
- İTİLGEN ile İTİLGEN SAPILGAN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Atları etkileyen bir sayrılık.[Atın gövdesinde çıbanlar çıkar. Bu çıbanlar kesilirse at iyileşir.] İLE Telâşlı. )
- İTİLMEK ile İTİŞMEK ile İTİŞTİRMEK ile İTİ ile İTİŞ ile İTİŞ KAKIŞ
- İT(İL)MEK ile/ve KAK(IL)MAK
- İ'TİMÂD[Ar.] ile KEVN[Ar.]
- İ'TİMÂD[Ar.] ile MUSÂKKE[Ar.]
- İ'TİMÂD[Ar.] ile SÜKÛN[Ar.]
- İTİMAT EDİLEBİLME | GÜVENİRLİK ile/||/<> GÜVENİRLİK
( Bir testin ölçmesi gereken şeyi her uygulanışında aynı biçimde ölçmede gösterdiği tutarlık derecesi Aynı işlemle benzer koşullarda yinelenen ölçümlerin ölçülen konunun iki ölçüm arasında değişmemesi koşuluyla benzer sonuçlar verme özelliği geçerlik )
( RELIABILITY )
( RELIABILITÉ )
- İTİMAT ile İTİMATLI ile İTİMATSIZ/LIK ile İTİMAT MEKTUBU
- İTİMATNAME[Ar. < İʿTİMÂD + FARS. < NÂME] ile/||/<> GÜVENCE MEKTUBU
( güvence mektubu )
- İTİMATSIZLIK | GÜVENSİZLİK ile/||/<> GÜVENSİZLİK
( Kişinin çevresine karşı nedenleri açık ve belli olmayan bir kaygı ve gerginlik duygusu içinde olma durumu Sorumsuz alan taramaları nedeniyle kamuoyunda bilimsel araştırma ve yoklamalara karşı duyulan güvenin sarsılması )
( INSECURITY | MISTRUST )
- İTİNÂ ile/ve/||/<>/> İMTİNÂ
- İTİNA ile İTİNALI/LIK ile İTİNASIZ/LIK ile İTİNALICA ile İTİNASIZCA
- İTİP ile/ve/||/<> KAKMAK
( Bir şeyi güç uygulayarak ileri götürmek. | Kapı, pencere vb.ni güç uygulayarak açmak ya da kapamak. | Bulunduğu yerden aşağı düşürmek. | Sürüklemek, sevk etmek. | Bir nesne ile belirli bir yakınlıktaki başka bir nesneyi kendinden uzaklaşmaya zorlamak, "çekme"nin karşıtı. İLE/VE/||/<> İtmek, vurmak. | Kakma yapmak. | Vurarak dar bir yere sokmak. )
- ITIR ile ITIR
( Güzel koku. İLE Sardunyagillerden, yaprakları güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir süs bitkisi. )
( ... cum GERENIUM ODOTRATISSIUM )
- ITIR ile ITIRLI ile ITIR ÇİÇEĞİ ile ITIR YAPRAĞI
- İTİRAF ETMEK ile İTİRAF ETMEK ile İTİRAF ile GÜNAH ÇIKARMA ile İTİRAFÇI
( CONFESS vs. CONFESSING vs. CONFESSION vs. CONFESSIONAL vs. CONFESSOR )
( آشکارا گفتن ile مقر آمدن ile اذغان کردن ile خستو شدن ile اعتراف کردن ile مقر شدن به ile اقرار کردن ile خستو ile اقرار بجرم ile اذعان ile مقر ile اعتراف ile اعتراف نامه ile اقرار ile اعترافي ile اقراري ile اقرار آورنده ile معترف )
( ASHKARA GOFTAN ile MOGHAR AMADAN ile AZOGHAN KARDAN ile KHASTO SHODAN ile ETERAF KARDAN ile MOGHAR SHODAN BAH ile EGHARAR KARDAN ile KHASTO ile EGHARAR BEJRAM ile EZAN ile MOGHAR ile ETERAF ile ETERAF NAMEH ile EGHARAR ile اعترافي ile اقراري ile EGHARAR AVARANDEH ile MOTARF )
- İTİRAF ETMEK ile/değil KABUL ETMEK
- İTİRAF ile/ve/değil/||/<> AÇIĞA ÇIKARMAK
- İTİRAF ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK AÇIK SÖYLEMEK
- İTİRAF ile AÇIKÇA
( AVOWAL vs. AVOWED )
( اظهار آشکار ile اعتراف شده )
( EZEHAR ASHKAR ile ETERAF SHODEH )
- İTİRAF ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AÇIKLAMA
- İTİRAF ile AĞZINDAN KAÇIRMAK
( Kişiler, fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle, gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor. )
( CONFESSION vs. TO LET SLIP, TO BLURT OUT )
(1996'dan beri)