YEDİ YAZAÇLILAR

- TECRÜBE YAYINI ile/||/<> TRIAL PROGRAMME (ABD: PROGRAM), PILOT PROGRAMME, PILOT[İng.] ile/||/<> ÉMISSION D'ESSAI[Fr.] ile/||/<> VERSUCHSSENDUNG, TESTSENDUNG[Alm.] ile/||/<> DENEME YAYINI

( TV 1 Yeni kurulan bir televizyon vericisinin yayın niteliğini araştırmak ve düzeltmek için girişilen yayın 2 Yeni yayına başlayan bir televizyon yayacının izlencelerini geliştirmek amacıyla girişilen yayın 3 Yeni hazırlanmış bir izlence dizisisinin izleyicilerdeki tepkisini ölçmek ve bu dizinin ilerisi için sonuçlar çıkarmak amacıyla yapılan yayın )

- TECRÜBE[Ar.] değil/yerine/= DENEYİM

- TECRÜBE ile TECRÜBELİ/LİK ile TECRÜBESİZ/LİK ile TECRÜBESİZCE

- TECRÜBİ ile/||/<> EXPERIMENTAL[İng.] ile/||/<> EXPÉRIMENTAL[Fr.] ile/||/<> EXPERIMENTELL[Alm.] ile/||/<> DENEYSEL

( Deneylerle ölçümlerle ilgili )

- TECVİT/TECVİD[Ar.] değil/yerine/= SÖZCÜĞÜ, DÜZGÜN/UYGUN OKUMA

( Sözcüklerin söylenişinde, seslerin çıkaklarına, uzunluk ve kısalıklarına göre okunması. | Kur'ân-ı Kerîm'in, doğru okunmasını sağlayan bilim. | Bu bilim üzerine yazılmış kitap. )

- TEDAHÜL, ENTERFERANS | GİRİŞİM ile/||/<> GİRİŞİM

( Sinema TV İki ya da daha çok dalganın birbirine eklenmesi ya da üst üste binmesi Işık dalgalarının birbirlerini etkilemesiyle dalga boyları cinsinden faz ayrımına göre ışık koyuluğunun artması ya da azalması Bir iş ya da eyleme başlamak üzere hazırlık yapma bir işi yapmak üzere ele alma G yerel tıkız Abel öbeği olmak üzere f ile g Borel işlevleri için dy diye tanımlanan işlev Simgesi f g Bir ışınım titreşimlerinin genliğinin aynı dalga dizisinin bölümlerinin üst üste gelmesiyle yer yer zayıflaması ya da büyümesi Bir kaynaktan yayımlanan eş sıklıktaki ışınımların yakın iki delikçikten geçtikten sonra doğan ayrı evreleri nedeniyle ortaya çıkan etkileşim 1 fizik a İki titreşim deviniminin birbirini yok etmesi olayı b İki ya da daha çok dalganın ışık ya da ses üst üste gelmesinden doğan olay 2 elektrik Yaklaşık sayıda iki titreşimin aralarındaki ayrım yüzünden alıcıda oluşan vınlama 3 sinematelevizyon İki ya da daha çok dalganın birbirine eklenmesi üst üste binmesi Işık dalgalarının üst üste gelmesiyle ışık yeğinliğinin kimi yerlerde çok kimi yerlerde az çıkması olayı Bir noktaya ulaşan birden çok dalganın o noktada uyardıkları yönleçsel etkilerin bir birleşke oluşturmaları bu birleşke sıfırla toplam arasında değerler alır fizik Bir mal ya da hizmetin sağlanılması değiştirilmesi verimli çabaların bir araya getirilmesi gibi hakka ve ekonomik durumlara ilişkin bir kuruluşun gerçekleştirilmesi Planlı bir biçimde bir işe girişme Başta gelen bir açınığı söylemeden önce gırtlakta ve bunun dolayındaki örgenlerde meydana gelen kımıldama Girişim ses kirişlerinin gerilmeden önce kapanmadığına göre YUMUŞAK veya KERTELİ yahut İLERLEK Douce graduelle ou progressive kapandığına göre de SERT veya AÇIK yahut KUVVETLİ dure daire ou forte gibi adlarla anılır girişim )

- TEDÂHÜL[Ar.] ile TEDÂVÜL[Ar.]

( Birbirinin içine girme. | Ödemede gecikme. | Yığılıp kalma, birikme. İLE Dolanım. )

- TEDARİK ETMEK değil/yerine/= EDİNDİRMEK

- TEDARİK değil/yerine/= EDİNDİRİ

- TEDARİK ile/ve TEMİN


- TEDARİKLEMEK ile TEDARİK ile TEDARİKLİ ile TEDARİKÇİ/LİK ile TEDARİKSİZ/LİK

- TEDARİK/Lİ ile TEDBİR/Lİ

- TEDAVİ ile/ve DÖNÜŞÜM

- TEDAVİ ile HER ŞEYİ İYİLEŞTİR ile TEDAVİ ARAYIŞI

- TEDÂVÜL[Ar. < DEVLET | çoğ. TEDÂVÜLÂT] ile TEDÂVÜR[Ar. < DEVR]

( Elden ele gezme, dolaşma, kullanılma. İLE Sıra ile yapma, karşılıklı yapma. )

- TEDÂVÜL[Ar.]/SİRKÜLASYON[Fr.] değil/yerine/= DOLAŞIM/DOLANIM

- TEDÂVÜL/SİRKÜLASYON değil/yerine/= DOLAŞIM

- TEDBİR[Ar. < DÜBÛR] ile/ve TEMKİN[Ar. < MEKÂNET]

( Tedbirli ve mütevazı olun, şansı yakalarsınız. )
( Bir şeyi sağlayacak ya da önleyecek yol, yöntem, çözüm, çare. İLE/VE Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma. | Ağırbaşlılık. | Hastalığın bir yere yerleşmesi. | İhtiyat, tedbir. )

- TEDBİR ile GEREKLİLİK

- TEDBİR ile/ve/||/<>/< İHTİYÂR


- TEDBİR[Ar. < DÜBÛR] ile İHTİYÂT

( Bir şeyi elde edecek ya da önleyecek yol, çare. | Kul irâdesi. İLE
İleriyi düşünerek/görerek davranma. | Sakınma. | Yedek. )

- TEDBİR ve/||/<> İTİDAL ve/||/<> CESÂRET

- Tedbiri DİNLE!!!

- TEDBİR-İ NEFS/NÜFUS ile/ve/||/<>/> TEDBİR-İ MENZİL ile/ve/||/<>/> TEDBİR-İ MEDÎNE/MÜDÜN ile/ve/||/<>/> TEDBİR-İ ME'ÂD

( Bireyin ve toplumun oluşumunda.[Kişisel ahlâk, nefsi terbiye etmek] İLE/VE/||/<>/> Aileyi/topluluğu yönetmek.[Evi ve geçimi adâletle yönetmek] İLE/VE/||/<>/> Kenti/toplumu yönetmek.[Devleti adâletle yönetmek] İLE/VE/||/<>/> Dinî, manevi düzen.[Âhirete hazırlıklı olmak] )

- TEDBİRLİ değil/yerine/= ÖNLEMLİ

- TEDEMMU'[< DEM][Ar.] ile ...

( Gözün yaşarması. | Sayrılıktan dolayı gözden yaş gelme. )

- TEDENNÎ[Ar. < DENÂVET | ÇOĞ. DUNUVV] ETMEDEN ve/||/<>/> TEVELLÎ OLMAZ

( Yaklaşmak, aşağıya yakın olmak. VE/||/<>/> Dostluk, birini Allah rızâsı için sevme, dost edinme. )

- TEDENNÎ[Ar.] ile TENEZZÜL[Ar.]

( Gerileme, düşme. İLE Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme. | Alçakgönüllülük gösterme. )

- TEDİP/TEDİB[Ar.] değil/yerine/= USLANDIRMA, YOLA GETİRME, TERBİYE ETME

- TEDİRGİNLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HEYECAN


- TEDİYE EMRİ değil/yerine/= ÖDEME BUYRUĞU

- TEDRÎCEN[Ar.] ile/ve/||/<> TEDRÎCÎ[Ar.]

( Azar azar, giderek, gittikçe. İLE Derece derece, yavaş yavaş olan. )

- TEDRİS ile TEDRİÇ ile TEDRİCİ

- TEDRİSAT | ÖĞRETİM ile/||/<> ÖĞRETİM

( Belli bir amaçla gerekli bilgileri öğretmek işi 1 Belli bir amaca göre gereken şeyleri öğretme işi 2 Bir eğitim kurumunda bir küme öğrenciye belli dal ya da konularda bilgi verme 3 Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme eylemi )

- TEDRİSAT[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRETİM

- TEDVÎN[Ar. < DÎVÂN] değil/yerine/= DERLEM/E

( Dîvân biçimine sokma. | Kitaplaştırma. | Yasalaştırma. [yazılı ve bütünlüklü duruma getirilen kurallar][İng. CODIFICATION] )

- TEDVİN değil/yerine/= DERLEYİ

- TEDVİR[Ar.] değil/yerine/= ÇEVİRME | YÖNETME, ÇEKİP ÇEVİRME

- TEEBBÎ[Ar.] ile/ve TEEMMÜM[Ar.]

( Birini, baba edinme. | Birini, evlât edinme. İLE/VE Ana edinme. | Çocuğun, anne tarafından tanınması. )

- TEEDDÜB[Ar.] değil/yerine/= UTANMAK


- TEEHHÜL[Ar. < EHL] ile TEEHHÜR[Ar. < TE'HÎR | çoğ. TEEHHÜRÂT]

( Ehlileşme. | Evlenme. İLE Sonraya, geriye kalma. | Gecikme. )

- TEEKKÜL ile ...

( Yaranın açılıp büyümesi, oyulup açılması. )

- TEELLÜF | UZLAŞMA ile/||/<> UZLAŞMA

( Tutum görüş kanıların birbirine uygun düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşması 1 Karşıtlar arasındaki anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması yoluyla birlik sağlama 2 Uygulanacak işlerde tartışma yoluyla bir bütünlük ve birliğe varma )

- TEELLÜH ve KEMÂL

- Teemmül için DİNLE!!!

- TEEMMÜL ile/||/<> SPECULATION[İng.] ile/||/<> KURMACA

( Salt düşünceyle türetilmiş olana aykırı ve geçerlenmeye kapalı bilgiler dizgesi )

- TEEMMÜL ile/ve/<> TEFEKKUH

( İyice, etraflıca düşünme. İLE/VE/<> Fıkıh öğrenme. | Fıkıhta çok bilgili olma. )

- TEENNÎ[Ar. < ENÂET] değil/yerine/= YAVAŞ GİTME, YAVAŞ HAREKET ETME, YAVAŞLIK; GECİKME | İLERİYİ DÜŞÜNEREK ACELESİZ, DİKKATLİ DAVRANMAK

- TEENNÜS[Ar. < ÜNS] ile TEENNÜS[Ar. < ÜNS]

( Dişil/müennes olma. | Kadın gibi hareket etme, kadınlaşma. İLE Alışma, Ünsiyet peyda etme. )

- TEESSÜF[Ar.] ile NEDEM[Ar.]


- TEESSÜF[Ar.] değil/yerine/= YERİNME

( Acınmak. | Pişman olmak. )

- TEESSÜM[< İSM] ile ...

( GÜNAHTAN KAÇINMA )

- TEESSÜR | DUYGULANIM ile/||/<> DUYGULANIM

( İstenç ve anlıktan ayrı görülen duygusal tepkiler gösterme durumu 1 Etkilenme 2 Duyarlığın devinime geçişi 3 Dış nedenlerle bir ruh durumunun değişmesi 4 Tutkudan daha düzenli ama daha güçsüz olan seçkin bir eğilim )

- TEESSÜR[Ar.] ile TEESSÜR[Ar. < ESR, ESÂRET | çoğ. TEESSÜRÂT]

( Oyalandırma, işten alıkoyma. İLE Kederli ve üzüntülü olarak duygulanma, içlenme. | Bir şeyin etkisini duyma. | Acı, keder duyma. )

- TEESSÜS[Ar.] değil/yerine/= KURULMA, ORTAYA ÇIKMA | YERLEŞME, TEMELLEŞME, KÖKLEŞME

- TEEYYÜT[Ar.] değil/yerine/= DOĞRU ÇIKMA, GERÇEKLENME

- TEFÂHÜR[< FAHR] değil/yerine/= ÖVÜNME | ÖVÜNÇ

- TEFÂVÜD[Ar.] ile YARARLAŞMA, BİRBİRİNDEN YARARLANMA

( YARARLAŞMA, BİRBİRİNDEN YARARLANMA )

- TEFÂZUL-U İKTİDÂR ile/||/<> DİFFÉRENCE DE POTENTİEL[Fr.] ile/||/<> POTANSİYEL FARKI

( fizik )

- TEFEKKÜR | DÜŞÜNME ile/||/<> DÜŞÜNME

( Algılama ve yapımsal işlemlerden çok düşünüleri kullanarak sorun çözme etkinliği 1 Zihnin bir konuyla ilgili bilgileri karşılaştırarak aralarındaki bağlantıları inceleyerek bir yargıya ya da karara varma etkinliği 2 Zihinden geçirme ya da zihin yoluyla arayıp bulma 3 Tasarlama anımsama 1 Geniş anlamda Aristotelesin öne sürdüğü biçimiyle insanı hayvandan ayıran belirgin öznitelik Duyum ve izlenimlerden tasarımlardan ayrı olarak usun bağımsız ve kendine özgü eylemi karşılaştırmalar yapma ayırma birleştirme bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi Usun bu eyleminin ürünü düşüncedir Düşünceler ancak düşünmenin yaratıcılığı içinde gerçekleşirler Düşünmenin belli bir biçim almasıyle düşünce oluşur bu da ancak dil yoluyla olur Düşüncenin dille sıkı bir bağlılığı vardır Düşünceler sözcüklere dökülemiyorsa düşünme biçim almamış düşünce olmamış demektir Düşünme gerçek nesnelere yöneliyorsa somut düşünme düşüncel ideal nesnelere yöneliyorsa soyut düşünme adını alır 2 Dar anlamda Mantıksal biçimsel olarak Anlığın yanlış yapmadan işlemesi Her düşünmede a düşünen bir özne b ruhsal düşünme olayı c düşünülmüş olan düşünce içeriği d düşüncenin dile getirildiği deyiş biçimi e düşüncenin yöneldiği konu yer alır Düşünme olayını ruhbilim düşünmenin bilgideki görevini bilgi öğretisi kavramsal olanla bağlantısını mantık varlıkla bağlantısını fizikötesi toplumdaki yerini toplumbilim araştırır )

- TEFEKKÜR değil/yerine/= DÜŞÜNÜM

- TEFEKKÜR ve/> İSTİ'DÂD

- TEFEKKÜR ile/ve/> TAAKKUL

( Her kişinin becerisidir. [kendince ve kabı kadar] İLE/VE/> Er kişinin becerisidir. )

- TEFENNÜN Fİ-L-İBARE | TEFENNÜN-FİL-İBARE | TENEVVÜ | ÇEŞİTLEME ile/||/<> ÇEŞİTLEME

( Parçaların boylarına biçimlerine ve yoğunluklarına göre sıralanarak çökeltiImesi Klasik ikilide Pas de deux kadın ve erkek dansçıların solo dansları Bir sözcüğü yinelemekten kurtulmak için onu anlamdaşıyla yakın anlamlısıyla değiştirme ya da tümceyi başka bir biçime sokma Söz sanatı terimi Bir defa söylenmiş bir sözü tekrarlamak gerekince genelemeden tekrardan kaçınmak için onu başka bir şekle sokma Değişiklendirme çeşitlendirme çeşitlendirme Klasik dans ikilisinde kadın ve erkek dansçının solo dansları )

- TEFERRÜS[Ar. < FERÂSET | çoğ. TEFERRÜSÂT] ile TEFERRÜŞ[Ar. < FERŞ] ile TEFERRÜZ[Ar. < İFRÂZ]

( Sezme, anlar gibi olma. İLE Yayılma, serilme. İLE Ayrılma. )

- TEFESSÜH | KOKUŞMAK ile/||/<> KOKUŞMA ile/||/<> KOKUŞMA | SASIMAK

( sasımak Çürüme Dokuların ölümden sonra kokuşma bakterilerinin etkisiyle parçalanması ve erimesi çürüme pütrefaksiyon Ölüm sonrası oluşan en son değişimdir ve ölümden sonra oldukça uzun bir zamanın geçtiğini gösterir kokuşmak )

- TEFEVVUK, TAHAKKÜM | AVANTAJ ile/||/<> AVANTAJ ile/||/<> ÜSTÜNLÜK

( üstünlük üstünlük Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu Bir devletin başkaları üzerinde kurduğu siyasal kültürel ya da ekonomik egemenlik Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma )

- TEFEVVUK, TAHAKKÜM | AVANTAJ ile/||/<> ÜSTÜNLÜK | ÜSTÜNLÜK

( bk. üstünlük. @@ bk. üstünlük@@Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın, topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu. @@ Bir devletin, başkaları üzerinde kurduğu siyasal, kültürel ya da ekonomik egemenlik. @@ Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma. )

- TE'FÎK[Ar. çoğ. TE'FÎKÂT] ile TEVFÎK[Ar.] ile TEVFÎK["TEYFÎK" değil!][Ar. < VEFK | çoğ. TEVFÎKAT]

( Yalan söyleme. | Yalan, iftira etme. İLE Elçilikle yollama. İLE Uydurma, uygunlaştırma. | Allah'ın yardımına kavuşma. | Bir kırılmada kırılan parçaları birbirine geçirme. | Tezat yapmadan, bir sözcüğün anımsattığı başka sözcükleri de aynı ibarede söyleme. )

- TEFLİK | DİLİNİM ile/||/<> DİLİNİM

( jeoloji )

- TEFRİK ile TEFRİKA ile TEFRİKA ROMAN

- TEFRİKA | BÖLÜNTÜ ile/||/<> BÖLÜNTÜ

( Bir yapıtın bir dergi ya da gazetede parça parça olarak yayımlanması bu biçimde yayımlanan yapıt Deneysel tasarım Bölüklerde aynı işlemlerin uygulandığı alt bölümlerden her biri 1 Bir a b aralığı için eşitsizliğini gerçekleyen sayılarının oluşturduğu kapalı aralıklar kümesi 2 Ayrıca bakınız küme ayrışımı Kısım kısım yayınlanan bir kitabın her kısmı )

- TEFRİKA değil/yerine/= İKİLİK

- TEFRİKA[Ar.] değil/yerine/= SÜRMECE | İKİLİK

( Gazete ya da dergilerde çıkan, birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi. | Bu biçimde yayımlanan. | İkilik. )

- TEFRİKÇİ, FARK GÖZETİCİ ile/||/<> DISCRIMINATORY[İng.] ile/||/<> DISCRIMINATOIRE[Fr.] ile/||/<> AYRIMCI

( Gümrük vergilerinde ya da bildirmelik dışı önlemlerde mallar ya da ülkeler yönünden eşitlik gözetilmemesi )

- TEFRÎŞ, TEFRÎŞÂT[Ar. < FERŞ] değil/yerine/= DÖŞEME, DÖŞENME, DÖŞEMEÇ, YAYMA | EV EŞYASINI DÜZENLEME

- TEFSİRCİ | YORUMCU ile/||/<> YORUMCU

( TV Yorum hazırlayan ve okuyan kimse Yorumlama işini yapan kimse yorum Bir kitabı yorumlayan açıklayan yazara verilen ad )

- TEFSİRE[Ar.] ile ...

( Hekimin, sayrının sidiğindeki değerleri/sonuçları incelemesi. | Sayrının, hekim tarafından incelenmiş sidiği. )

- TEFTİŞ HEYETİ değil/yerine/= DENETLEME KURULU/DENETİM KURULU

- TEFTİŞ-İ MESÂHİF ile/ve/||/<>/> TETKİK-İ MÜELLEFAT
:MECLİSİ/DEFTERLERİ


- TEGAFÜL[Ar.] değil/yerine/= ANLAMAMAZLIKTAN GELME

- TEGANNİ[Ar.] değil/yerine/= YIRLAMAK, ŞARKI SÖYLEME

- TEGARRİ | BİRİKİŞME ile/||/<> BİRİKİŞME

( karşılık aglütinasyon ad yönelme gösteren ön ek glutinare yapışmak Sıvı bir ortamda asılı duran kan gözelerinin ya da bakterilerin yapışarak yığınlar meydana getirmesi zooloji Yığınlar meydana getirme Özellikle polenler bakteriler kırmızı kan hücreleri ve protozoonların ya kendiliğinden veya belirli bu antikorla ya da bir ajan ile muamelesinden sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi Aglutinasyon )

- TEGARRİ | KÜMELEŞİM | AGLÜTİNASYON ile/||/<> AGLÜTİNASYON ile/||/<> BİRİKİŞME

( birikişme Kümelenme karşılık aglütinasyon ad yönelme gösteren ön ek glutinare yapışmak Sıvı bir ortamda asılı duran kan gözelerinin ya da bakterilerin yapışarak yığınlar meydana getirmesi zooloji Yığınlar meydana getirme Özellikle polenler bakteriler kırmızı kan hücreleri ve protozoonların ya kendiliğinden veya belirli bu antikorla ya da bir ajan ile muamelesinden sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi Aglutinasyon )

- TEGARRİ | KÜMELEŞİM | AGLÜTİNASYON ile/||/<> BİRİKİŞME | BİRİKİŞME

( bk. birikişme @@ Kümelenme. @@ @@(karşılık: aglütinasyon), (Lat. ad = yönelme gösteren ön ek, Lat. glutinare = yapışmak): Sıvı bir ortamda asılı duran kan gözelerinin ya da bakterilerin yapışarak yığınlar meydana getirmesi. @@ (zooloji) @@ Yığınlar meydana getirme. Özellikle polenler, bakteriler, kırmızı kan hücreleri ve protozoonların ya kendiliğinden veya belirli bu- antikorla ya da bir ajan ile muamelesinden sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi. Aglutinasyon. )

- TEĞELTİ ile/||/<> AT EYERİNİN ALTINA KONULAN KEÇE

( at eyerinin altına konulan keçe Anadolu ağızlarında teğelti eyer altına konulan keçe biçimi yaygın olarak geçer Bütün Anadolu ağızlarında kullanıldığı anlaşılıyor Az tǝkaltı Azeri ağızlarında tǝkaltĭ olarak da geçer Doerfere göre TMEN 920 Moğolcadan alındığı anlaşılıyor degel Art Kleidung tü versehen mit Doerfer TMEN 919 Moğolca degele ilişkin bilgi almak için Doerfer TMEN 200 Moğolca dnin Türkçede tye çevrilmesi düşündürücüdür Türkçeden Farsçaya da geçmiştir tagaltū tagaltī felt cloth placed under a saddle to prevent the galling of the horses back Çağdaş diyalektlerde teğeltiye tokum adı verilir Bu adın da Moğolcadan alındığı açıktır toqum feutre quon met sous la selle des chevaux tapis sur lequel on met la selle Doerfer TMEN 142 Ligeti KSİNA 83 19 Türkçede at eyerinin altına konulan keçeye eskiden eyrim eğrim adı da verilirdi eyrim Türkçede belleme haşa yapık yona gibi birtakım adlar da geçer Kazaklar tokum yanında Decke unter dem Sattel olarak cılkım adını da kullanırlar Madırlar eyer yastığına tepse Sagaylar ise tipse adını verirler Daha çok bilgi almak için Schönig ML 8990 )

- TEGU/LAGARTO[İsp.] ile KIRMIZI TEGU ile ALTIN/SİYAH TEGU/KAPLAN KERTENKELE

( Teiidae ailesindeki bir kertenkele türüdür. İLE Batı Arjantin, Bolivya ve Paraguay'a özgü bir kertenkele. İLE Bir tegu türüdür. )

- TEHÂCÜM[< HÜCÛM] değil/yerine/= SALDIRMA | ÜŞÜŞME, TOPLAŞMA

- TEHALÜF | BENZEMEZLİK >< BENZERLİK

- TEHÂLÜF[Ar. < HALF] ile TEHÂLÜF[Ar. < HULF | çoğ. TEHÂLÜFÂT]

( Yargıcın iki tarafa da yemin verdirmesi. İLE Birbirine karşıt olma, birbirine uymama. | Aykırılık. )

- TEHÂLÜF ile/||/<> DISSIMILARITY[İng.] ile/||/<> BENZEMEZLİK

( Ayrı kümelerde yer alan birimlerin ayırıcı yanları ya da tutum ve davranışların birbirine uygun düşmeme durumu )

- TEHALÜF ile/||/<> INCOMPATIBILITY[İng.] ile/||/<> UZLAŞMAZLIK

( Tutum görüş ve kanıların birbirine aykırı düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşmazlığı )

- TEHALÜK[Ar.] değil/yerine/= ÇOK İSTEME, CAN ATMA

- TEHDİT ile/değil "GÖZDAĞI VERMEK"

- TEHDİT değil/yerine/= KORKUTU/GÖZDAĞI

- TEHDİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< OLUMSUZ OLASILIK

- [ne yazık ki]
!TEHDİT
ile/ve/||/<> TEHLİKE

- TEHDİTKÂR[Ar.] değil/yerine/= KORKUTULU/GÖZDAĞILI

- TEHECCÜD[< HECD]["TEHECVÜD" değil!] değil/yerine/= GECE UYANIP NAMAZ KILMA | GECE KILINAN NAMAZ

- TEHEVVÜR[Ar. < HEVR] değil/yerine/= İLERİ ÖFKE/GAZAP, ÖFKELENME, KÖPÜRME


- TEHİ ile TEHİR ile TEHİRLİ ile TEHİRSİZ

- TEHİR[Ar. < AHAR | çoğ. TEHÎRÂT] ile TECÎL[Ar. < ECL | çoğ. TECÎLÂT]

( Erteleme, sonraya/geriye bırakma. İLE Belirli bir zamana kadar erteleme, sonraya/geriye bırakma. )

- TEHİR değil/yerine/= ÖTELEME/ERTELEME

- HAZARD WARNING SYMBOLS[İng.] ile/değil/yerine/= TEHLİKE İKAZ SEMBOLLERİ

- TEHLİKE[Ar. < TEHLUKE] ile/||/<> ...

( Kağnı döşeme tahtalarının dayandığı orta ağaç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta )

- TEHLİKE ve/|| ÇÖZÜM

- TEHLİKE ve/> KURTULUŞ

( Kişi, düştüğü çukurdan, ancak, kendi çıkabilir. )

- TEHLİKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLASILIK

- TEHLİKE ile TEHLİKELİ

- TEHLİKE ile TEHLİKELİ ile TEHLİKELİ YER ile TEHLİKELİ DURUM


- TEHLİKE ile TEHLİKELİ/LİK ile TEHLİKESİZ/LİK

- TEHLİKE ile/değil VAROLUŞ SORUNSALI

- TEHLİKELİ ile/ve/değil/||/<>/< DUYARLI/HASSAS

- TEHLİKE/Lİ[Ar. TEHLUKE]["TELİKELİ" değil!] ile/ve/||/<> RİSK/Lİ

( Tehlike, insana zarar verebilecek bir olgu gibi yorumlansa da, doğru davranış biçimleriyle aynı tehlike, ilerleme ve iç gelişme de sağlayabilir. )
( Tehlike, bilinci/zihni güçlendirir ve içsel barışın, başarının en önemli kuralı olduğunu kavramamızı sağlar. )

- TEHLİKEYE ATMAK ile TEHLİKE

- TEHLİKEYE ATMAK ile TEHLİKEYE ATILMIŞ

- TEHZİP, TEDİP | KOREKSİYON | TASHİH | TASHİH ETME | TAZELEME PROVASI | ISLAH | DÜZELTME ile/||/<> DÜZELTME ile/||/<> DÜZELTMEK ile/||/<> İZLENCE DÜZELTME

( izlence düzeltme Yazıyı yanlışlardan fazlalıklardan kurtarmak eksiklerini gidermek işlemi Resim Heykel Yapıtın bitiminden sonra sanatçının yaptığı düzeltmeler boğaz açma temizleme mekanik Yapım sırasında bozulan madensel parçaları ısıtarak ya da başka yöntemlerle ilk biçimlerine getirme işlemi Yanlış olarak gerçekleştirilen vergilerin yasalarına göre düzeltilmesi Bir sayışımı bir işelmi kapsadığı yanlışlıklardan arıtarak düzeltme Oyun seyirci karşısına çıkartıldıktan sonra görülen bazı aksaklıkları düzeltmek için yapılan ara çalışması anl parlatma çalışması Bir bulgunun eksik olan ve kullanılmasını engelleyen bir niteliğini giderme ya da daha iyi kullanılabilir duruma getirme )

- TEK ANADOLU

- TEK ANLAMLI = VAHİD-ÜL-MÂNÂ = UNIVOCAL[İng.] = UNIVOQUE[Fr.] = EINDEUTIG[Alm.] = UNIVOCUS[Lat.]

- TEK BAŞINA YÜRÜMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> KARANLIKTA YÜRÜMEK


- TEK/BAZI) BİLİMBİREYLERİ

- TEK BİR KİŞİNİN:
ÜZÜNTÜSÜ
ve/||/<> MUTLULUĞU

( Tüm bireyleri mutsuz edebilir. VE/||/<> Herkesin yüzünü güldürebilir. :) )

- TEK BOYUTLULUK ile/değil/yerine/> DERİNLEŞME

- TEK ÇENEKLİLER ile/ve ÇİFT ÇENEKLİLER

- ODD-EVEN NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-PAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-ÇİFT ÇEKİRDEK

- TEK ÇOCUK ile KARDEŞİ OLAN

( 10 oturum/seans gerektirir. İLE 5 oturum/seans yeterlidir. )

- SINGULAR SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= TEK ÇÖZELTİ

- TEK DORUKLU ile/ve/||/<> ÇİFT DORUKLU

- SINGLET STATE[İng.] ile/değil/yerine/= TEK DURUM

- TEK DUVARLI CNT ile/||/<> ÇOK DUVARLI CNT

( SWCNT tek katman, MWCNT konsantrik çoklu. )
( Formül: 0.5-2nm İLE 5-100nm )

- UNIJUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIJONCTION[Fr.] / EINANSCHLUSSTRANSISTOR, EINKNOTENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKLEMLİ TRANSİSTOR

- UNIAXIAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL UNIAXE[Fr.] / EINACHSIGER KRISTALL, EINFACHSIGER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKSENLİ KRİSTAL

- EINFARBIGE STÖRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK FREKANSLI GİRİŞİM

- TEK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<> TERLİKSİ

( ... İLE/VE/||/<> Bütün kirpiklilerden, durgun ve kirli sularda yaşayan, yassı gövdeli, tek hücreli hayvan. )

- TEK HÜCRELİ/LER

- TEK KİŞİLİK BİSİKLET ile/ve ÇİFT KİŞİLİK BİSİKLET (TANDEM)

- TEK KİŞİLİK YATAKTA:
TEK YATMAK
ile/ve/yerine ÇİFT YATMAK

- SINGLE CRYSTAL[İng.] / MONOCRISTAL[Fr.] / EINKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KRİSTAL

- ANTENNE MONOPOLAIRE, ANTENNE UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU ANTEN

- LIAISON UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU BAĞ


- CRISTAL UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU KRİSTAL

- UNIPOLAR TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT TRANSISTOR, UNIPOLARER TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU TRANSİSTOR

- UNIPOLAR[İng.] / UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIG, MONOPOLAR, UNIPOLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU

- UNIMOLECULAR PROCESS[İng.] / MONOMOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK MOLEKÜLLÜ İŞLEM

- TEK OLAN/LAR

- ODD PARITY[İng.] / PARITÉ IMPAIRE[Fr.] / UNGERADE PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK PARİTE

- MONOCHROMATOR[İng.] / MONOCHROMATEUR[Fr.] / MONOCHROMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLEYİCİ, TEK RENK ÜRETİCİ, MONOKROMATÖR

- MONOCHROMATIC INTERFERENCE[İng.] / INTERFÉRENCE MONOCHROMATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ GİRİŞİM

- TEK SU İÇMEYEN/LER ile ...

( BEYAZ TÜYLÜ LEMUR )

- TEK TANRICI ile/değil TEK TANRILI


- TEK TANRILI DİN/LER ile/ve TEK TANRILI VAHİY DİN(LER)İ

- TEK TARAFLI ile/değil TEK TARAF AĞIRLIKLI

- ODD-ODD NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-IMPAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEK

- TEK TEK ŞEYLERİ BİLMEK ile/ve İKİ ŞEYİ (NİSPETSİZ) BİLMEK ile/ve İKİ ŞEY ARASINDAKİ İLİŞKİYİ BİLMEK ile/ve "...DIR" TASDİĞİNİ BİLMEK

- TEK TEK ŞEYLERİ BİLMEK ile/ve İKİ ŞEYİ (NİSPETSİZ) BİLMEK ile/ve İKİ ŞEY ARASINDAKİ İLİŞKİYİ BİLMEK ile/ve "...DIR" TASDİĞİNİ BİLMEK

- TEK TERİMLİ ile/||/<> ÇOK TERİMLİ

( Tek terimli monomial, çok terimli polinomdur )
( Formül: 5x İLE x²+2x+1 )

- TEK TÜRKİYE

- MONOCHARGE ELECTRET[İng.] / ÉLECTRET MONOCHARGÉ[Fr.] / MONOLADUNGS-ELEKTRET[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÜKLÜ ELEKTRET

- ÖZDEŞ(TEK YUMURTA) İKİZLERİ ile KARDEŞ(ÇİFT YUMURTA) İKİZLERİ

( MÜTÂEMET: İkiz doğurma. )
( Her zaman aynı cinsiyete sahiplerdir. İLE Farklı cinsiyetlere sahip olabilirler. )
( Tek zigot oluşur. İLE İki zigot oluşur.
[İkisinde de göbek bağı bulunmaktadır. Çift yumurta ikizlerinde ayrı ayrı plasenta ve su kesesi varken bu durum, tek yumurta ikizlerinde farklılık göstermektedir. Tek yumurta ikizlerinde döllenmenin gerçekleştiği zamana göre plasentalarının ve su keselerinin ayrılıp ayrılmayacağı durumu farklılık göstermektedir. Döllenmenin, 1 ile 4 arasında gerçekleştiği durumlarda, ikizlerin ayrı ayrı su kesesi ve plasentaları olabilir. Ancak, 4 ile 8 gün arası döllenmelerde, su kesesi ve plasenta ortaktır.] )
( Bir yumurtanın döllendikten hemen sonra ikiye bölünerek ortaya çıkan iki göze öbeğinin gelişimiyle. İLE İki ayrı yumurtanın, iki ayrı spermle döllenmesinden oluşan. )

- TEK ile/ve/değil <> BİRİCİK


- TEK ile/ve/değil BİLİNEN/BİLİNEBİLEN TEK

- TEK ile/ve/değil BİLİNEN/BİLİNEBİLEN TEK

- TEK ile/ve/değil/<> BİRİCİK

- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME ile/||/<> BÜZÜLME

( Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma kısalma Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması Bir peltenin sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay genleşme mekanik parçalanma metalbilim Soğuma sonucunda ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme Isıtılmış metal parçanın boyutlarında soğuma nedeniyle görülen küçülme Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması )

- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME ile/||/<> GEVREME

( Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma, kısalma. @@ Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması. @@ Bir peltenin, sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi. @@ Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. genleşme, mekanik parçalanma. @@ metalbilim: Soğuma sonucunda, ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme. @@ Isıtılmış metal parçanın boyutlarında, soğuma nedeniyle görülen küçülme. @@ Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması. )

- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | DARALMA ile/||/<> DARALMA ile/||/<> BÜZÜLME

( büzülme Derleme darlaşma kırılma Geniş ünlülerin yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması Eğmek iymek geymek giymek geymeyen giymiyen yene yine vb Bir iktisadi dalgalanma evresinde reel gayrisafî yurtiçi hasılanın zirveden dibe kadar geçirdiği azalma süreci genişleme I Bazı seslerin boğumlanması sırasında ses yolunda meydana gelen daralma ı i u ü ünlüleri ile s z ş gibi ünsüzler ses yolunun daralması ile boğumlanan ünsüz türleridir II Ünlü daralması Azerbaycan Türkçesi daralma Türkmen Türkçesi daaralma Gagauz Türkçesi daralmak Özbek Türkçesi tórayiş Uygur Türkçesi tariyiş Tatar Türkçesi tarayu Başkurt Türkçesi tarayıw tar boluw Krç Malk tarboluw Nogay Türkçesi tarayuw Kazak Türkçesi tarıluw Kırgız Türkçesi tar boluu Alt tapçılanan Hakas Türkçesi targılanganı Türkçesi targılanganı Rusça sujeniye sujivaniye Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma kısalma Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması Bir peltenin sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay genleşme mekanik parçalanma metalbilim Soğuma sonucunda ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme Isıtılmış metal parçanın boyutlarında soğuma nedeniyle görülen küçülme Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması )

- TEKABBUZ/TAKABBUZ | SİNEREZE | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME/DARALMA >< GENİŞLEME

- TEKABÜL ETMEK değil/yerine/= KARŞILIK GELMEK

- TEKABÜL[Ar. < KABL] değil/yerine/= EŞİTİ / KARŞI OLUM

( Birbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan kavram ya da yargı arasındaki bağlantı. )

- TEKÂFFÎ/İKTİDÂ'[Ar. < KIDVE] ile TEKÂFÎ/TEKÂFÜ'[Ar. < KÜF]

( Uyma, tâbî olma. İLE Birbirinin dengi olma. )

- TEKÂLÜB[Ar. < KELB] ile TEKÂRÜB[Ar. < KURB]["ka" uzun okunur]

( Köpek gibi saldırma. İLE İki şeyin birbirine yakın olma durumu. | Yakınsama.[bkz. TAKARRÜB][İng., Fr. CONVERGENCE] )

- TEKÂMÜL | EVRİM | EVOLÜSYON ile/||/<> EVOLÜSYON ile/||/<> EVRİM

( evrim Evrim Evrim Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )

- TEKÂMÜL, İNKİŞÂF | EVRİM ile/||/<> EVRİM

( Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )

- TEKÂMÜL | İNKİŞAF | GELİŞİM ile/||/<> GELİŞİM ile/||/<> EVRİM

( evrim Bir oyunun sonuca doğru inandırıcı bir yolda gelişmesini kapsayan bölüm ya da kuruluş Bir olayın ardışık evreler biçiminde oluşuma doğru ilerlemesi Bir oyunun inandırıcı aşamalarla çözüme doğru gelişmesini kapsayan dramatik doku Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )

- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/ve/değil/||/<>/< TEKÂBÜL[Ar. < KABL]

- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= OLGUNLAŞMA

- TEKÂMÜL | OLGUNLAŞMA ile/||/<> OLGUNLAŞMA

( Canlı varlığın kalıtım ve çevrenin etkileşimi ile birbirini izleyen olgunluk düzeylerine ulaşması 1 Kalıtım ve çevre koşulları arasında etkileşim sonucu olan biyolojik gelişme 2 Bedensel fizyolojik ve sinirsel gelişme dolayısıyle bir organizmanın özelliklerinde görülen değişmeler 3 Bireyin davranışlarında öğrenme ve alıştırma yapma yoluyla değil de büyüme sürecinin doğal sonucu olarak görülen değişme karşılık matürasyon maturus olgun Eşeylik organlarında indirgeme bölünmesi sonucu eşeylik gözelerinin gelişmelerinin tamamlanması ve dolayısıyla bireyin eşeylik olgunluğu erişmesi zooloji Tam bir şekilde farklılaşmış ve işlevsel duruma geçmiş olan ergin olma durumu eşeysel olgunluğa erişme Matürasyon Tam olarak farklılaşmış ve işlevsel duruma geçmiş olan ergin olma durumu eşeysel olgunluğa erişme matürasyon Erken evresi körpe geç evresi kartlaşmış olarak ifade edilen bitkinin gelişim evresi vejetasyon )

- TEKÂMÜL değil/yerine/= EVRİM

- TEKARRÜBÜ İLELÂRZ | YERE YÖNELİM ile/||/<> YERE YÖNELİM

( karşılık geotropizm geo yer trope dönüş Yer çekimi ile meydana gelen uyartıya dogru hareket eğilimi botanik zooloji geo yer trope dönüş Yer çekimi ile meydana gelen uyartıya doğru yönelme hareketi Geotropizm jeotropizm yere yönelim )

- TEKARÜB ile ...

( İKİ ŞEYİN BİRBİRİNE YAKIN OLMA HALİ )

- TEKARÜB ile ...

( İKİ ŞEYİN BİRBİRİNE YAKIN OLMA HALİ )
( YAKINSAMA )

- TEKÂSÜF | DERİŞME ile/||/<> DERİŞME

( Yoğunluğun ya da bolluğun artması 1 fizik kimya Bir özdeğin bileşimindeki suyu yitirmesiyle yoğunlaşıp koyulaşması olayı 2 metalbilim Bir öğe evre ya da özdeğin bir ötekisi içinde bulunma yüzdesi ya da oranı kimya )

- TEKÂSÜF[< KESÂFET]:
SIKLAŞMA, KOYULAŞMA | YOĞUNLAŞMA

- TEKÂSÜF | YOĞUNLAŞMA ile/||/<> YOĞUNLAŞMA ile/||/<> YOĞUNLAŞMAK

( Bir yıldızın büzülerek yoğunluğunun artması 1 Gaz evreden sıvı evreye geçiş 2 Benzer moleküllerin bir araya gelerek daha karmaşık bir molekül yapmaları Örn çoğuzlanma 3 İki molekülün bir araya gelip küçük bir molekülü dışarı atarak yeni bir molekül oluşturması 4 Kimi molekül ya da taneciklerin bir araya toplanarak asıltı tanecikler oluşturması Bir oluşumun toplanma ve birikme durumu İklim bakımından önemli fiziksel bir olay olarak su buğusunun sıvı duruma geçmesi buğulaşmanın tersi 1 fizik a Bir özdeğin gaz evresinden sıvı ya da katı evreye geçişi b Isıldevingen bir çevrimde motor soğutucu buğunun ısısını soğuk kaynağa bırakarak sıvılaştığı evre 2 kimya Birden artık özdeciğin genellikle su yitirerek bir tek özdeciğe dönüşmesi olayı 3 metalbilim Bir evreyi daha yoğun bir dunuma geçiren değişim Özdeklerin uçun halinden sıvı hale dönüşmesi yoğunlam fizik kimya yoğuşmak kimya İktisadi etkinliklerin büyük bir kısmının en büyük birkaç firma tarafından denetlenmesi Bir maddenin hacmine oranla ağırlığının artması )

- TEKÂSÜR | KIRINMAK ile/||/<> KIRINMA ile/||/<> KIRINMAK

( T K O Anadoluda dans etmek anlamına Bir ışınımın yayılma doğrultusunun dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda ışınımın dalgasa yapısı ile belirlenmiş bir biçimde sapması kırınım fizik Anadoluda dans etmek anlamında kullanılır )

- TEKÂSÜR[Ar. < KESRET] ile TEKÂSÜR[Ar. < KESR] ile TEKÂSÜL[Ar. < KESEL]

( Çoğalma.[bkz. TAADDÜD, TEKESSÜR] | Çok övünme. İLE [fiz.] Işınların sapıp kırılması, kırınım.[İng., Fr. DIFFRACTION] İLE Üşenme, tembellik; ilgisizlik. )

- TEKÂSÜR-İ ZİYA, TEKÂSÜR, DİFRAKSİYON | KIRINIM ile/||/<> KIRINIM

( Sinema TV Bir ışık demetinin daracık bir yarıktan keskin bir kenardan geçip ya da ufak bir cismi dolanıp bir yüzeye düştüğünde ortaya çıkan olay Bir örütün atomlarından saçılan ya da çok küçük bir delikten geçen elektromıknatıssal dalgaların düz yollarından saparak yayılmaları ve girişim oluşturmaları optik aydınlatma Dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda bir ışınımın yayılma doğrultusunda görülen dalgasal yapı ile belirlenmiş sapma Işınların bir kırılcanın öğeciklerinden yansıdıktan sonra yine girişimler yaparak çıkmaları böylece kırılca yapısını belirten düzenlerde görülmeleri olayı Işığın ya da başka bir dalganın dar bir yarıktan ya da çizikli bir yüzeyden geçince doğru yolundan ayrılarak gölge içinde girişim saçakları oluşturması kırılma )

- TEKATTU'[Ar.] ile TEKATU'[Ar. < KAT] ile TEKATUR/TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTUR, KATARÂN]["ka" uzun okunur]

( Bir sıtma nöbetinin düzenli aralıklara ayrılması. İLE Kesme, kesişme, çatışma. İki çizginin birbirini kesip geçmesi. İLE Damlama, damla damla dökülme. )

- TEKATU | KESİŞME ile/||/<> KESİŞMEK

( Çeşitli biçim ya da görüşlerin ortak bir noktada buluşması durumu )

- TEKAZZU'[Ar.] ile TEKAZZUH[Ar. < KUZAH]

( Çıbanın irinlenmesi. İLE "Alâim-i semâ', kavs-i kuzah" biçimini gösterme. )

- TEK/BAZI) SANATÇILAR

- TEK/BAZI) USTALAR/ÜSTADLAR

- TEK/BAZI) ZANAATKÂRLAR

- TEKBİRLEME ve KEMER KUŞATMA/FATİHA'SINI OKUMA

- TEKÇİLİK = VAHDETİYE = MONISM[İng.] = MONISME[Fr.] = MONISMUS[Alm.] = MONOS[Yun.]

- TEKDÜZE ile/ve/değil SIRADAN

- TEKDÜZELEŞMEK ile TEKDÜZE/LİK

- TEKDÜZELİK ile KANIKSAMAK

- TEKDÜZELİ/LİK ile/değil KURALLI/LIK

- TEKE, ÜMİT (TRABZON, 1980)

( Gümüşhane Doğarspor'dan transfer edildi ve 6 sezon (2000 - 2006) Sarıyer S.K. de tescilli kaldı. Bu süre içinde 109 lig, 3 kupa olmak üzere 112 resmi ve ayrıca 62 özel maçla birlikte toplam olarak 174 müsabakada forma giydi. Lig maçlarında 42, kupa maçlarında 3 ve özel maçlarda 22 olmak üzere takımına 67 gol kazandırdı. Giresunspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )

- TEKE ile/||/<> KEÇİNİN ERKEĞİ

( keçinin erkeği Az teke teke teke Blk teke teke tekӓ teke Alt Tel teke Tar teke tege dege taka koç Çuvaşlar tekeye kaçaka taki adını verirler kaçaka keçi OT teke Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir Türkçede erkek keçiye erkeç veya irkeç adı da verilir Ancak erkeç koç olarak da geçer erkeç )

- TEKELLEŞMEK ile TEKELLEŞTİRMEK ile TEKEL ile TEKELCİ/LİK ile TEKEL BAYİSİ ile TEKEL MADDESİ ile TEKEL ÜRÜNLERİ ile TEKELCİ ANAMALCILIK

- TEKEMMÜL ile/ve TEKÂMÜL

( Sonuç. İLE/VE Süreç. )

- TEKERLEMEK ile TEKERLENMEK ile TEKER ile TEKERLİ ile TEKER TEKER ile TEKER TÜKER

- TEKERRÜR[Ar.] ile/değil TEKÂBÜL[Ar.]

- TEKESSÜF/TEKÂSÜF[Ar. < KESÂFET] ile TEKEŞŞÜF[Ar. < KEŞF]

( Sıklaşma, koyulaşma, yoğunlaşma. İLE Pusuya yatma, gizlenme. )

- TEKEVVÜN[< KEVN]:
VAR OLMA, MEYDANA GELME, OLUŞ

- TEKÎD[< EKD | çoğ. TE'KÎDÂT] değil/yerine/= PEKİTME

( Sağlamlaştırma, güçlendirmek, güç vermek. | Üsteleme, bir iş için önceden yazılan bir yazıyı tekrarlama. | Pekiştirme. )

- TE'KÎDEN[Ar.] ile TE'KÎDÎ[Ar.]

( Sağlamlaştırarak, te'kit yoluyla. İLE Te'kide ait, te'kit ile ilgili. )

- TEKİL ile/değil BİRİCİK


- TEKİNEL, A. NECLA (BÜYÜKDERE,1921 - 2015)

( Büyükdereli olup hukukçu ve siyasetçidir. İ. Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Meslek hayatına avukat olarak başladı. D.P. saflarında siyasete başladı ve İlçi Başkanlığı, İl Genel Meclisi Üyeliğinde bulundu. 1957'de Demokrat Partiden İstanbul Milletvekili seçildi. 27 Mayıs 1960 İhtilali ile Yassıada'da yargılandı. Yasaklı dönemi atlattıktan sonra tekrar siyasi çalışmalara başladı ve 17. Dönem (1983 - 1987) Doğruyol Partisinden İstanbul Milletvekili seçilerek TBMM girdi. )

- TEKİNEL, İSMAİL HAKKI (EDİRNE, 1926 – 1992)

( İ.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdi. Çeşitli yelerde hâkim olarak görev yaptı. 1961 genel seçimlerinde Adalet Partisinden İstanbul Milletvekili olarak TBMM girdi. 12 Eylül 1980 darbesi ile görevi sona erdi. Devlet Bakanlığı yaptı. )

- TEKİRDAĞ'DA:
MERKEZ İSKELE
ile/ve RÜSTEM PAŞA İSKELESİ

- TEKİRDAĞ'DA:
RODOSÇUK
ile/ve BANADOS ile/ve İNECİK

- TEKKE ÇEŞMESİ (SARI BABA ÇEŞMESİ, ÇARŞI ÇEŞMESİ)

( Yenimahalle Caddesi üzerinde ve Sarıyer Hamamının az ilerisindedir. Çeşmenin ne zaman kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Çeşme eskiden Dergâh olan Sarı Baba Tekkesi ön duvarı dibinde yapıldığı için Sarı Baba Çeşmesi olarak da anılıyordu. Çeşme önceleri Vakıf Memba suyundan akış alırken, son birkaç yıldan beri Aralık Suyu, Yerli Su ve Ayazma sularının bir araya getirilmesi ile elde edilen sudan akış olmaktadır. )

- TEKKE ile/ve ÂS(İ)TÂNE

- TEKKE ile/ve/||/<> KELÂMÎ TEKKESİ

( KELÂMÎ TEKKESİ

Fatih, Şehremini Odabaşı'nda, İbrahim Çavuş Mah. Yayla Cad. Kelâmi Tekkesi Sokağı'ndadır. Nakşî, Halvetî, Rıfâî (Kâdirî) tekkesidir. Mukâbele günü Salı'dır. Kuruluş tarihi ve bânisi(bina eden, kuran) hakkında bilgi bulunamamıştır.

Tekke binası vakıflar tarafından kiraya verilmişse de sonradan yıkılarak yerine Kelâmî Dergâhı apartmanı yapılmıştır. Apartmanların önünde bir mezar kalmıştır.

 

Şeyhleri:

1) Kelâmî Mustafa Halvetî (i. 1151/1738) Hasan Burhâneddîn-i Cihângîrî'nin halîfelerinden, Fethullâh Efendi (i. 1115/1703)'nin halîfesidir.

2) Ahmed Halvetî (i. 1168/1754) Kelâmî Mustafa Efendi'nin kardeşinin oğludur.

3) Feyzullâh Halvetî (i. 1183/1769) Kelâmî Mustafa Efendi'nin oğludur.

4) Kolancı İbrâhîm Sabri (i. 1221/1806) Sa'diyeden Karabacak Ali Hulûsî Efendi'nin halîfesi olup, Remli ve Abdüsselâm Tekkesi şeyhliğinde de bulunmuştur.

5) Kemaleddîn Baba Rıfâî (i. 1200/1785).

6) İbrâhîm Edhem Vehbî Sâdî (i. 1267/1850).

7) Öküz Ahmed Efendi Rıfâî (i. 1270/1854) Helvâî Tekkesi şeyhidir.

8) Çadırcı M. Râşid Kâdirî (i. 1295/1878).

9) M. Ali Alemi Rıfâî (i. 1304/1886).

10) Seyyid el-Hâc Ali Efendi Cerrâhî (i. 1322/1904) Âsitâne postnişîni Yahyâ Gâlib Efendi halîfesidir. Birâderinin irtihâliyle(ölümüyle), Halil Nizâmî Tekkesi şeyhliğine geçmiştir. Oniki sene şeyhlikten sonra, irtihâlinde tekkesinde defnedilmiştir.

11) Muhammed Esad Erbîlî (i. 1349/1931) Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin halîfesi Hidâyetullâh Efendi, dedesidir. Musul'da doğmuştur. Tâhâ el-Harîrî'nin halîfesidir. Münhal bulunan Kelâmi Tekkesi'nin şeyhliğine tâyini için Kâdirî icâzeti şart olduğundan Abdülhamid Rifkânî'den Kâdirî icâzeti almıştır. 1883-1900 tarihleri arasındaki ilk şeyhliğinden sonra Sultan II. Abdülhamid Hân tarafından memleketine nefyedilmiştir(sürgün edilmiştir). 1908'de II. Meşrutiyetle İstanbul'a dönerek, tekkelerin seddi tarihi olan 1925'e kadar bu tekkenin meşîhatini(şeyhliğini) sürdürmüştür.

 

Tekkelerin seddinden bir süre önce iki hafta kadar burada misâfir olan Danimarka'lı psikolog Carl Vett'in hatıraları Dervish Diary adıyla 1953'te Los Angeles'te, Kelâmi Dergâhı'ndan Hatıralar (trc. Ethem Cebecioğlu) adıyla 1993'te Ankara'da yayımlanmıştır. )

- ÇORBAYI İÇER:
TEKKEDE BEKLEYEN
değil TEKKEYİ BEKLEYEN

- TEKKE'DE ile/ve/<> DERGÂH'TA

( Keşf. İLE/VE/<> Muhabbet. )

- TEKLEME ile/ve/||/<> TAKILMA

( Sık fideleri seyrekleştirmek. | Motorda pistonun birinin çalışmaması. | Nesnenin bozulup tutukluk yapması. | Kalbi düzenli çalışmama. | Kekelemek. İLE/VE/||/<> ... )

- ÉTAT SINGULET[Fr.] / SINGULETT-ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ DURUM

- TEKLİ KONUŞMA / SALT DİYALOG ile/değil/yerine ÇOKLU KONUŞMA/DİYALOG

( İdeolojiye gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefeye gider. )

- SINGLET[İng.] / SINGULET[Fr.] / SINGULETT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ

- TEKLÎF[Ar.] ile İBTİLÂ'[Ar.]

- TEKLİF[Ar. çoğ. TEKÂLİF] değil/yerine/= ÖNERİ

- TEKLİ/LİK ile TEKLİF ile TEKLİK ile TEKLİFLİ ile TEKLİFSİZ/LİK ile TEKLİFSİZCE ile TEKLİF TEKELLÜF ile TEKLİFSİZ KONUŞMA

- TEKNİK DİL/JARGON ile/ve ÖNYARGI

- TEKNİK OLARAK ile/ve/<> SONUÇTA

- TEKNİK ile MEKANİK

- TEKNİK ile TEKNİKÇİ/LİK ile TEKNİK ADAM ile TEKNİK LİSE ile TEKNİK OKUL ile TEKNİK EĞİTİM ile TEKNİK ÖĞRETİM ile TEKNİK DİREKTÖR ile TEKNİK ŞARTNAME ile TEKNİK ÜNİVERSİTE


- TEKNİSYEN, FEN ELEMANI | UYGULAYIMCI ile/||/<> UYGULAYIMCI

( Kent ve kasabaların düzentasarlarının uygulanmasında yapım etkinliklerinin gerçekleştirilmesinde çalıştırılan yapım sürecinin bir ya da birkaç evresine ilişkin konularda bilgi beceri ve deneyimi olan kimse genel uygulayım 1 Uygulayımla ilgili herhangi bir alanda bilgi ve becerisi olan kimse 2 Bilimsel uygulayımsal bilgi ve verileri işe ve yapıma dönüştüren kimse )

- TEKNOLOJİ ve/<> FELSEFE ve/<> İDEOLOJİ ve/<> SANAT

( [Nesneleri ve olanakları] [Daha da] Yararlı kılar. VE/<> Açıklar. VE/<> Değiştirir. VE/<> Yeniden yaratır. )

- Tekrar etmemek için DİNLE!!!

- Tekrar etmemek için SUS!!!

- TEKRAR GÖVDELENMEK ile YENİDEN DİRİL(T)MEK/CANLAN(DIR)MAK

- TEKRAR VEYA KESRETİ TEKRAR ile/||/<> TAUTOLOGIE[Fr.] ile/||/<> GENELEME

( Söz sanatı terimi Aynı şeyi söze ağırlık verecek şekilde tekrar etme )

- TEKRAR ile/ve/değil/yerine AKTARIM

- TEKRAR ile YENİDEN

- TEKRARLAMA | İTERASYON | TEKRAR, KESRET-İ TEKRAR | TEKERRÜR | REPETİSYON | TEKRİR | YİNELEME ile/||/<> YİNELEME ile/||/<> YİNELEMEK

( Sinema TV Aynı resmin birbiri ardından sık sık kullanılması İlk saldırıya çelgi alıp karşılık vermeyen ya da ilk saldırıyı yalnız bir çekilme bir savma ile geçiştiren karşı yarışmacıya aynı saldırıyı tekli ya da bileşik olarak uygulama Hareketleri ya da sözleri tekrarlayarak güldürücü ya da dramatik etkiyi sağlama Tekrarlama 1 Genellikle herhangi bir döngü içindeki işlemlerin bir kez daha uygulanışı 2 Yineleme yöntemiyle hesaplamada işlemler düngüsünün her bir uygulanışı Özensizlikten başka sözcük bulamamaktan anlatımı başka biçimde verememekten ötürü yazıda aynı sözcükleri sık sık kullanma 1 Bir sormacanın ayrı ayrı zaman ya da yerlerde birden çok uygulanması 2 Örnekleme yanılgısının iyi bir kestirimini elde etmek ve doğruluğu arttırmak gibi nedenlerle bir deney ya da sormacanın birden çok uygulanması ölçübilim Bir açıölçümün duyarlığını artırmak için ikinci kez yapılan ölçüm Söz sanatı terimi Bir cümle içinde veya arka arkaya gelen cümlelerde bir kelime veya bir parçanın tekrarlanması Çal sevdiğim çal güzelim çal meleğim çal T Fikret Baş yinelemesi Deyi yinelemesi Son baş yinelemesi veya Zincirleme Son yinelemesi Üye yinelemesi Anlamı güçlendirmek pekiştirmek kavramı genişletmek zenginleştirmek amacıyla her türlü sözcük tekrarı Bu kadronun en sevimli sevimli olduğu kadar da en korkunç adamı odur Gül değil arkasında kanlı kefen sen misin sen misin garip vatan vb Bir oyunun yeni baştan ele alınarak yeniden oynatılması )

- TEKRARLAYAN/TEKERRÜR EDEN:
TARİH
değil TARİHÇİ