YEDİ YAZAÇLILAR

- TAHMİN | KESTİRİM ile/||/<> YAKLAŞTIRMA ile/||/<> ÖNGÖRME ile/||/<> TAHMİN | KESTİRİCİ

( 1) bk. kestirici. 2) Bilinmeyen bir evrendeğerin sayısal değeri için yapılan çıkarsama. @@ Aranan evrendeğere ilişkin olarak örneklemeyle elde edilen değer ya da çıkarım yordamlarıyla varılan bekleni ya da beklenti. )

- TAHMİN ile TAHMİNİ ile TAHMİNCİ/LİK

- TAHMİN ile/ve/değil TEMENNİ/DİLEK

- TAHMÎNEN[Ar.] ile TAHMÎNÎ[Ar.]

( Aşağı yukarı. İLE Tahmine ait, tahminle ilgili, aşağı yukarı hesaplanan. )

- TAHMÎNÎ ile/||/<> APPROXMATION[Fr.] ile/||/<> KARARLAMA

( matematik )

- TAHMİNİ ile/değil/yerine/= ÖNDEYİSEL

- TAHMİNİ ile TAKRİBİ

- TAHRİK[Ar.]/PROVOKASYON[Fr.] / PROVOCATION/PROVOKE[İng.]["PROVAKE" değil!] ile/değil/yerine/= KIŞKIRTMA/KIŞKIRTI

- TAHRÎK[Ar. < HAREF] ile TAHRÎK[Ar. < HARK] ile TAHRÎK[Ar. < HAREKET | çoğ. TAHRÎKÂT]

( Yırtma, yırtılma, yarma, yarılma. İLE Çok yakma/yakılma. | Susatma/susatılma. İLE Kımıldatma, oynatma. | Kışkırtma, azdırma. | Yola çıkarma. | Uyandırma. | Meczum(cezimli) bir harfi hareke ile okuma.[İLM sözcüğünü İLİM olarak okuma.] )

- TAHRÎME ile ...

( NAMAZA BAŞLARKEN "ALLAHÜ EKBER" SÖZÜYLE İKİ ELİN BAŞ PARMAKLARINI KULAK MEMELERİNE DOĞRU KALDIRARAK TEKBİR ALMA )

- TAHRİR, KİTABET, İNŞA | YAZMA ile/||/<> YAZMA ile/||/<> YAZMAK

( Verileri sürekli ya da geçici bir biçimde bir belleğe ya da bir veri ortamına işleme Bir yazmaçta ya da ana bellekte bulunan veriyi dış bellek ortamına çıktı biçiminde aktarma 1 Öğrencilere düşüncelerini duygu ve tasarımlarını sıraya koyup açık ve etkili bir biçimde anlatmalarını öğretmek amacını güden ders 2 coposition es t tahrir Bu amaçla yapılan yazı çalışması 3 manuscrit Basım işlerinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap dergi belge vb Elle yazılmış kitap Batıda daktilo ile yazılmış sayılar da yazma kabul edilmektedir II İnce başörtüsü Kütahya Meyvebükü Güdül Ankara I yazgı Saç taramak İnönü Eskişehir 1 Elle yazılmış belge 2 Elle ya da makine ile yazılmış sahne oyununa temel olan yapıtın özgün metni yz kaydetmek )

- TAHRİR ile TAHRİRİ ile TAHRİR HEYETİ

- TAHRİR[Ar.] ile YAZMA, KİTABET, KOMPOZİSYON

( Sahife dört kenarına çekilen çizgiye denir. )

- TAHRÎREN[Ar.] ile TAHRÎRÎ[Ar.]

( Yazı ile, yazarak. İLE Yazı ile, yazı ile ilgili. )

- TAHRİRÎ İMTİHAN ile/||/<> ESSAY EXAMINATION, WRITTEN EXAMINATION[İng.] ile/||/<> EXAMEN ÉCRIT[Fr.] ile/||/<> YAZILI SINAV

( Bir öğrencinin ya da bir öğrenci kümesinin anıklık bilgi ve yetenek derecesini anlamak için kalem ve kâğıt kullanmayı gerektiren testlerden yararlanılarak yapılan sonuçları genellikle bir kurulca değerlendirilen yoklama )

- TAHRİRÎ YOKLAMA ile/||/<> QUIZ, WRITTEN TEST[İng.] ile/||/<> ÉPREUVE ÉCRIT[Fr.] ile/||/<> YAZILI YOKLAMA

( Belli bir süre içinde uygulanan öğretim programıyla ilişkili olarak öğrencilerin ilerleme derecelerini ve başarılarını saptamak amacıyla ders öğretmenince yapılan kalem ve kâğıt kullanmaya dayalı küçük sınav )

- TAHSİL ile/||/<> STUDY[İng.] ile/||/<> ENSEIGNEMENT, ÉTUDE[Fr.] ile/||/<> ÖĞRENİM

( Herhangi bir iş sanat ya da meslek için gerekli bilgi beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma )

- TAHSİS ETMEK ile TAHSİS EDİLMİŞ ile TAHSİS ETME ile PAYLAŞTIRMA

- TAHSİSATIMESTURE[Ar. < TAḪṢĪṢĀT + MESTŪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖRTÜLÜ ÖDENEK

- TAHSİSİ SERBEST BIRAKMAK ile SERBEST BIRAKMA


- TAHŞİYE | AÇIMLAMA ile/||/<> AÇIMLAMA ile/||/<> AÇIMLAMAK

( Bir yapıtta notlarla gerekli açıklamalar yapma Bir konuyu bir sorunu ya da bir yazıyı ayrıntılarına değin gözden geçirerek anlatma yorumlama ve çözümleme işi Bir tümcenin bir koşuğun bir yazının iyice anlaşılması için sözcüklerini deyimlerini çağının özellikleri içinde yorumlayarak aydınlatma İki ya da ikiden çok dağılımın birleşimi olan bir dağılımı bileşenlerine ayırma belirtim Bir bilimsel sürecin tanıtlayıcı bilgilerden yola çıkarak ve olaylar arasında kurduğu nedensellik bağlarını gözlemle sınayıp geçerleyerek genellemelere ve yasalara varıp olayları nedenlere bağlama işlevi Bir yazının anlaşılmasını kolaylaştırmak için orada geçen bazı kelime ve deyimleri aydınlatmak Bu işi yapana AÇIMLAYICI Sarih Commentateur meydana gelen esere AÇIMLAMA Şerh Commentaire denir )

- TAHŞİYE ETMEK ile/||/<> ANNOTER[Fr.] ile/||/<> ÇIKILAMAK

( Bir metni açıklamak ve eleştirmek üzere ona ilişikler katmak ÇIKILAMA Tahşiye Annotation )

- TAHŞİYE[Ar. < HAŞY] ile TAHŞİYE[Ar. < HAŞYET]

( Hâşiye yazma. | Dipnot yazma, çıkma yapma. İLE Ürperme, ürpertilme. )

- TAHTA ile BORGATA

( ... İLE Halat kalınlığını ölçen delikli tahta. )

- TAHTA ile PADAVRA[Yun.]

( ... İLE Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta. )

- TAHTA ile ŞENDERE

( Kaplamacılıkta kullanılan ince tahta. | Fıçı kaburgası. | Tekir cinsinden bir balık. )

- TAHTACI ile TAHTACI

( Orman işletmelerinin izni doğrultusunda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişi. İLE Özellikle Toroslarda yaşayan Aleviler'e verilen ad. )

- TAHTAKURUSU ile TAHTA BÖCEĞİ/ANOBİUM[Lat.]

( Yarımkanatlılardan, uzunluğu 3-5 milimetre, gövdesi oval ve yassı, kanatları körelmiş, oturulan, yatılan yerlerde üreyerek insan kanıyla beslenen, pis kokulu böcek. İLE Değişik türleri olan anabium, kesik ya da ölmüş ağaçta yaşar ve çürümeye yol açar. "ANOBIUM STRIATUM", ahşap mobilyada, yuvarlak delikler açar. "XESTOBIUM RUFOVILOLSUM", tahtaya başıyla vurarak ahşap evlerde duyulan karakteristik bir ses çıkarır. )

- TAHTALAŞMAK ile TAHT ile TAHTA ile TAHTACI/LIK ile TAHTALI ile TAHTA BİTİ ile TAHTA GÖĞÜS ile TAHTA KAŞIK ile TAHTA KURDU ile TAHTA PAMUK ile TAHTA PERDE ile TAHTA GÖĞÜSLÜ ile TAHTALI GÜVERCİN

- TAHTALI ile/||/<> TAHTALI

( Columba palumbus Yağmurkuşları Charadriiformes takımının güvercingiller Columbidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 43 cm Tüyleri külrengimavi ayakları ve gagası kırmızıdır Avrupa Batı Asya ve Kuzey Afrikada dağlık yerlerde yaşar zooloji Kuşlar Aves sınıfının güvercinler Columbiformes takımının güvercingiller Columbidae familyasından 43 cm kadar uzunlukta Avrupa Batı Asya ve Kuzey Afrikada dağlık yerlerde yaşayan tüyleri kül rengi mavi ayakları ve gagası kırmızı olan bir tür )

- TAHTÂNÎ ile/||/<> TAHTEL-ARZ ile/||/<> SATIH

( Binanın alt bölümü. İLE/||/<> Yer altı. İLE/||/<> Yüzey, bir nesnenin dış yüzü. )

- TAHT-EZ-ZEMİN | YERALTI ile/||/<> YERALTI

( toprakaltı coğrafya toprak altı jeoloji )

- TAHTTAN ÇEKİLMEK ile TAHTTAN ÇEKİLME

- TÂİB[Ar. < TEVBE] ile TAYYİB/E[Ar.]

- TÂİL[Ar.] ile TÂİR[Ar. < TAYERÂN]

( Yarar. İLE Uçucu, uçan. | Kuş. )

- TÂİR[< TAYERÂN]:
Uçucu, uçan. | Kuş.

- TAK TUK (GÜRÜLTÜ YAPMAK)

- TAKA-TUKA ile/değil/yerine/= GÜRÜLTÜ-PATIRTI

( Gürültü patırtı. | Basımevlerinde, kurşun dökülmüş, satır olarak dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz. )

- TAKADDÜM[Ar. < TAḲADDUM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNCELİK

- TAKADDÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNCELİK


- TAKALLÜS (ETMEK) ile/değil/yerine/= KASILMA/KASILIŞ

- TAKALLÜS[Ar. < TAḲALLUṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> KASILMA

- TAKALLÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= KASILMA

- TAKANAK ile/değil/yerine/=/||/<> ALACAK | BORÇ

( alacak borç Takıntı hâline gelmiş ilişki )

- TAKANAK ile/değil/yerine/= ALACAK/BORÇ | İLİŞKİ

- TAKAS | SAYIŞMA ile/||/<> SAYIŞMA

( Birbirlerine borçlu ve alacaklı durumda olan kişilerin karşılıklı bir sayışımdan sonra borç ya da alacak kalıntılarını vererek ödeşmeleri Bir işlemden doğan alacakların diğer bir işlemden doğan borçların ödenmesinde kullanılması sayışma )

- TAKAS[Ar.]/CLEARING[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞTOKUŞ/DEĞİŞİM

- TAKAS ile TAKAS EDİLMİŞ

- TAKAŞŞU'/TEKAŞŞU'[Ar. < KAŞ] ile TAKAŞŞUR[Ar. < KIŞR]

( Balgam çıkarma. İLE Kabuklanma, kabuk atma. )

- TAKAT, | KUVVE-İ ELEKTRİKİYYE, ELEKTRİK KUVVETİ | GÜÇ ile/||/<> GÜÇ

( Sinema TV 1 Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı 2 Vatla ölçülen iş yapma oranı elektrik gücü 1 vatlık bir güç saniyede 1 jul iş yapar üst 1 fizik a Dinginliği devime devimi dinginliğe dönüştüren direnci doğuran ya da kıran özellik b Birim zamanımda yapılan iş 2 subilim Bir su akıntısının aşındırma ve taşıma yeteneği 3 mekanik Bir makinenin yaptığı işin bu işin kotarılması için gereken zamana bölümü 1 Fiziksel düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği a Ağır bir cismi kımıldatabilme yeteneği kas gücü b Etki ve güçlülük ilkesi karakter gücü direnme gücü düşünce gücü bir kanıtın gücü idée force kımıldatıcı yönetici güç 2 Fizikötesi kavramı olarak a İtme ve çarpmada dıştan mekanik etki yapan şey b Bireylerde türlü biçimlerde ortaya çıkan itici etki yapıcı ve biçimlendirici olan şey Leibnizde temel etkinlik ilkesi Herder ve Nietzschede de temel kavram 3 Bir şeyin yapılmasını tüzeyle anlaşmayla değil de baskı yoluyla sağlayan etkinlik Ör Güce dayalı devlet 1 İş yapma hızı birim zamanda yapılan iş 2 Görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği fizik )

- TAKAT | KUVVE-İ ELEKTRİKİYYE, ELEKTRİK KUVVETİ | GÜÇ ile/||/<> KUVVET

( Sinema/TV. 1. Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı. 2. Vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık bir güç, saniyede 1 jul iş yapar). @@ bk. üst. @@ 1. fizik: a. Dinginliği devime, devimi dinginliğe dönüştüren; direnci doğuran ya da kıran özellik. b. Birim zamanımda yapılan iş. 2. subilim: Bir su akıntısının aşındırma ve taşıma yeteneği. 3. mekanik: Bir makinenin yaptığı işin, bu işin kotarılması için gereken zamana bölümü. @@ 1. Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği, a. Ağır bir cismi kımıldatabilme yeteneği: kas gücü. b. Etki ve güçlülük ilkesi: karakter gücü, direnme gücü, düşünce gücü, bir kanıtın gücü (idée force = kımıldatıcı, yönetici güç). 2. Fizik-ötesi kavramı olarak: a. İtme ve çarpmada dıştan mekanik etki yapan şey; b. Bireylerde türlü biçimlerde ortaya çıkan itici, etki yapıcı ve biçimlendirici olan şey. (Leibniz'de temel etkinlik ilkesi; Herder ve Nietzsche'de de temel kavram.) 3. Bir şeyin yapılmasını tüzeyle, anlaşmayla değil de, baskı yoluyla sağlayan etkinlik. (Ör. Güce dayalı devlet.) @@ 1. İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş. 2. Görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği. @@ (fizik) @@ @@ )

- TAKAT ile TAKATLİ ile TAKATSİZ/LİK ile TAKAT SINIRI

- TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTÛR, KATARAN] ile TAKATUR/TEKATUR[Ar. < KATRE]["ka" uzun okunur]

( Damlama, damla damla akma. İLE ... )

- TAKAV ile AT NALI | NALBANT

- TAKAYYÜD[< KAYD] ile TEKAÜD[< KUUD]

( Bağlanma, bağlı olma; Çalışma, çabalama, uğraşma, üstüne düşme; Dikkatli davranma. İLE Karşılıklı oturma; Emekliye ayrılma, emeklilik. )

- TAKAYYUH/TEKAYYUH[Ar. < KAYH] ile TAKAYYÜ'[Ar.]

( İrinlenme. İLE Kusar gibi olup kusamama. )

- TAKDİM-TEHİR[Ar.]/METATEZ[Fr. < Yun.] ile/değil/yerine/= GÖÇÜŞME

( Bir sözcük ya da rakamlar içinde, birbirini izleyen iki sesbirimin/rakamın yer değiştirmesi. [Türkçe'de, daha çok, r ya da l ünsüzünün bulunduğu sözcüklerde, birinci hecenin başındaki ses, birbirinin yerine geçer. Kibrit > kirbit, çömlek > çölmek] )

- TAKDİM[Ar.] ile/değil/yerine/= TANITMA

( Bir şeyi, karşılıksız olarak birine verme, sunma. | Tanıtma, tanıştırma. | Öne alma, önceye alma. )

- TAKDİM[Ar. < TAḲDĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> TANITMA | TANIŞTIRMA

( takdim tehir Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme tanıtma tanıştırma Öne alma önceye alma )

- TAKDİR EDİLMEK ile/ve/<>/değil/yerine ANLAŞILMAK


- TAKDİR (HAKKI) ile/değil/yerine/= DEĞERLEM (ÜLEVİ/DEĞERLEM YETKİSİ)

- TAKDİR | KIYMET TAKDİRİ | DEĞERLENDİRME ile/||/<> DEĞERLENDİRME ile/||/<> DEĞERLENDİRMEK

( Sinema 1 Bir filmin çeşitli yönlerden taşıdığı özellikleri ayırt edip çözümleyip film konusunda bir yargıya varma 2 Özellikle yetkili bir kurulca bu yolda varılmış ve gerekçeleriyle açıklanmış yargı 1 Bir şeyin nitelik ya da niceliği üstüne yapılan çalışma sonucu varılan yargı 2 Aynı biçimdeki olayların birtakım ölçünlere göre önemini belirtme 3 Türlü öğretim amaçlarının gerçekleşme oranını değişik yollarla ölçme ve ortaya çıkan sonuçlar üzerinde değer biçme Kentlerde ya da kırsal alanlardaki taşınmaz mallara nesnel ölçütler kullanarak değer biçme Ölçüm konusu olan bir nesne üzerinde nicel ya da nitel ayrımlar yaparak değerlendirici yargılamalarda bulunma Doğanın herhangi bir parçasını şu ya da bu işe yararlı kılmak amacıyla insanın onun üzerinde yaptığı olumlu değişiklikler matematik Bir özdek bir nesne bir malın para ile çözümlenen değişim değerini saptama )

- TAKDİR ile TAKDİR HAKKI ile TAKDİR YETKİSİ

- TAKDİRE ŞAYAN ile AMİRAL ile AMİRALLİK ile HAYRANLIK ile BEĞENMEK ile HAYRAN

- TAKDİRE ŞÂYÂN ile/değil/yerine/= ÖVGÜYE DEĞER

- TAKDÎR-İ SEMEN ile/ve/||/<> TAYÎN-İ SEMEN

( Değer biçme. İLE/VE/||/<> Değerini belirtme. )

- TAKDİS[Ar.] ile/değil/yerine/= KUTSAMAK

- TAKI | SORUMLULUK | SIKINTI | AĞIRBAŞLILIK/AĞIRLIK ile/||/<> ÇOKLUK | YOĞUNLUK/KESAFET[Ar. < KES̱ĀFET] ile/||/<> YOĞUN | SIK/KESİF[Ar. < KES̱ĪF] ile/||/<> TOPLANMA | YOĞUNLAŞMA/TEKÂSÜF[Ar. < TEKĀS̱UF] ile/||/<> YOĞUNLUK | AĞIRLIK/GRAVİTE[İng. < GRAVITY]

( ağırlık çalışması ağırlık merkezi ağırlık yitimi başağırlık gramağırlık horoz ağırlık kilogramağırlık orta ağırlık özgül ağırlık sinek ağırlık tüy ağırlık atom ağırlığı el ağırlığı Ağır olma durumu tartı Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer Sıkıcı bunaltıcı iç karartıcı durum Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum takı sorumluluk Bir kimse bir grup vb nin toplum içinde etkisinin fazla olması durumu Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan kalın sıkıntı ağırbaşlılık Değerli olma durumu Uyuşukluk ve gevşeklik durumu Orduda bir birliğin cephane yiyecek ve eşya yükleri Yer çekiminin bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke gravite Güreş boks halter judo vb spor dallarında sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori sıklet )

- TAKÎ[Ar.] ile MUTTAKÎ[Ar.] ile MÜ'MİN[Ar.]

- TAKİBAT ile/değil/yerine/= KOVUŞTURMA


- TAKİBAT[Ar. < TAʿḲĪBĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> KOVUŞTURMA

- TAKİBEN[Ar.] ile TAKRİBEN[Ar.]

- TAKILMA ile/ve TIKANMA ile/ve TUTUKLUK | ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İKİLEM

- TAKILMA ile/ve/||/<> BÜYÜTME

( image )

- TAKILMA ile/ve/||/<> KAFAYI BOZMA

- TAKILMA ile/değil/yerine YOĞUNLAŞMA

- TAKILMAK" ile "KİLİTLENMEK"

- TAKILMAK ile/ve SENDELEMEK

- TAKILMAK ile UNUTMAK

- TAKILMA(MA)K ile/değil/yerine ÜSTÜNDE DUR(MA)MAK/ÖNEMSEMEK

( Takılmayan[bilen], "takılma" demez;
ancak ve ne yazık ki takılan[bilmeyen], "takılma" der. )

- TAKIMYILDIZI ile/<> GÜNEYBALIĞI

( ... İLE/<> Güney yarımkürede, bir takımyıldızı adı. )

- TAKINAK ile TAKINAKLI ile TAKINAKSIZ ile TAKINAKLI DAVRANIŞ

- TAKINTI ile/değil/yerine ALERJİ

- TAKINTI ile/ve/değil BÂTIL İNANÇ

- TAKINTI ile/ve/<> BEKLENTİ

- TAKINTI ile/ve/değil/yerine BİLGİ

- TAKINTI ile/değil/yerine ÇALIŞMA VE ÜRETME (GEREKLİLİĞİ)

- TAKINTI ile/değil DONANIM

- TAKINTI ile/ve/değil/yerine DÜŞKÜNLÜK

- TAKINTI ile/değil/yerine GEREKENİ/GEREĞİNİ YAPMAK


- TAKINTI ile/değil/yerine İLKELİLİK

- TAKINTI" ile/değil KARARLILIK/İSTİKRAR

- TAKINTI ile/değil RAHATLIK

- TAKINTI ile/ve SAPLANTI

( Takıntı, var olmayan ikiliği her yerde görmekte direnen zihninizdedir. )
( MONOMANİ: Zihnin tek bir şeye takılıp kalması biçimindeki akıl dengesizliği. )
( The catch is in your mind, which insists on seeing duality where there is none. )

- TAKINTI ile TAKINAK

( Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum ya da sorun. | Bütünlemeye kalınan ders. | Küçük, önemsiz borç. | Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük. | İlişki kurulan kişi. İLE Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce. )

- TAKINTI ile TAKINTILI/LIK ile TAKINTISIZ/LIK

- TAKINTI" ile/değil/yerine TUTARLI OLMA (ÇABASI)

- TAKINTI ile TUTKU

( Geçmişin büyük kişileri, sadece yolu gösterir. Çaba göstermesi ve bu yolda yürümesi gereken kişi, kendimiziz. Derin derin düşünelim ve bu yolu izleyerek, tutkulardan ve yanılgılardan kurtulalım. )

- TAKINTI ile/değil YETKİNLİK

- TAKINTILI/OBSESİF[İng. < OBSESSIVE] ile/||/<> TAKINTI/OBSESYON[İng. < OBSESSION]


- TAKINTI OBSESYON ile/ve/> SİNİRCE TAASSUB NEVROZ ile/ve/> ÇILDIRI/PSİKOZ

- TAKİP ETMEK ile/yerine/değil İÇİNDE (PARÇASI) OLMAK

- TAKİP ETMEK ile TAKİP ETMEK ile TAKİP ETMEK ile TAKİPÇİ ile TAKİPÇİLER ile TAKİP ETME

- TAKİPÇİ ile SAVUNUCU

- TAKİPÇİ ile/ve TAKLİTÇİ

- TAKIPNE ile BRADIPNE

( Solunum sayısının artması. İLE Solunum sayısının azalması. )

- TAKIRTI ile PATIRTI

( Bir şeyin çıkardığı, kuru ve sert ses. İLE Pat pat çıkan sesin adı. | Herhangi bir biçimde ya da ayakları yere kuvvetle basarak yürüme sonucu çıkan gürültü. | Gürültülü çatışma, arbede. )

- TAKIRTI ile TAKIRTILI ile TAKIRTISIZ

- TAKİT | DÜĞÜMLENME ile/||/<> DÜĞÜMLÜ

( Anlatımdaki bir bozukluk yüzünden sözün kolayca anlaşılmaması. İki türlüdür:. 1. Söz düğümlenmesi: [es. t. takid-i lafzı]: Sözcüklerin yerli yerinde, doğru, düzgün kullanılmamasından ileri gelir. 2. Anlam düğümü: [es. t. takid-i manevi]: Tümcelerin, yanlış düzenlenmesinden, yadcıl deyim kullanmadan, şiveye aykırılıktan; daha çok da konuyu iyice kavramış olmamaktan doğar. Böyle sözlere 'düğümlü': [es. t. muakkat] denir. @@ (Söz sanatı terimi) Her hangi bir sebepten dolayı deyim bozukluğu, yadcıl deyim kullanma, şivesizlik gibi hallerden doğan anlaşılmazlık; bu halde bulunan ifadeye DÜĞÜMLÜ (Muakkat) denir. )

- TAKİYYE ile/değil RİYÂ


- TAKIYYE[Ar.] ile TAKIYYE[Ar.]

( Sakınma, çekinme. | Birinin, bağlı olduğu mezhebi gizlemesi. İLE Takke. )

- TAKKADAK ile/değil/yerine/= ÇABUCAK

- TAKKE ile TAKKELİ ile TAKKESİZ

- TAKLA ile TAKLACI/LIK ile TAKLA BÖCEĞİ ile TAKLA BÖCEKLERİ ile TAKLACI GÜVERCİN

- TAKLACI ile/değil/yerine/=/||/<> TAKLACI GÜVERCİN | DALAVERECİ

( taklacı güvercin taklacı güvercin dalavereci )

- TAKLA/K ile/ve/||/<> PERENDE[Fars.]

( Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp gövdeyi üstten aşırtarak öne ya da arkaya yapılan dönme hareketi. | Otomobil, kamyon vb. devrilip yuvarlanma. | Uçak, güvercin vb.nin uzunlamasına ya da yanlamasına dönme hareketi. İLE/VE/||/<> Havada çark gibi dönerek atılan takla. )

- TAKLAYA GELMEK ile TUFAYA DÜŞMEK

- TAKLÎDEN[Ar.] ile TAKLÎDÎ[Ar.]

( Tıpkısını, benzerini yaparak. | Gülünç tarafını belirterek. İLE Taklitle yapılan.[SAVT-İ TAKLÎDÎ | Fr. ONOMATOPÉE] )

- TAKLİDÎ "İMAN" ile/değil/yerine TAHKİKÎ İMAN

- TAKLİD-İ KELÂM | YANKICA ile/||/<> YANKICA

( Başka birinin kullandığı söz ya da cümleleri anlamsız olarak yankı gibi yineleme 1 Bir sözcüğü ya da cümleyi anlamını bilmeden yineleme 2 Başkalarının kullandığı sözleri elde olmayarak yineleme biçiminde kendini gösteren zihin bozukluğu 3 Çocukların konuşmayı öğrenmeye başlarken her duyulanı anlamadan ya da pek az anlayarak sürekli olarak yinelemeleri )

- TAKLİDİ ile TAKLİDİ KELİME

- TAKLİP[Ar.] ile/değil/yerine/= DÖNDÜRME, ÇEVİRME

( Döndürme, çevirme. | Bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirme. )

- TAKLİT EDEN, MUKALLİD ile/||/<> COUNTERFEITER[İng.] ile/||/<> CONTREFACTEUR[Fr.] ile/||/<> DÜZMECİ

( Bir markanın özdeşini yapan ve kullanan kişi )

- TAKLİT ETMEK ile/yerine DİKKATE ALMAK

- Taklit etmemek için DİNLE!!!

- Taklit etmemek için SUS!!!

- TAKLİT[İng. MIMIC] ile/||/<> MİMİKRİ[İng. MIMICRY]

( Bir canlı türünün başka bir canlı türünü morfolojik ya da davranışsal olarak taklit etmesi. Sesiidae ailesinden Podosesia syringae türü kül güveleri, sıradan eşekarılarını fiziksel olarak taklit edecek biçimde evrimleşmiş. Ancak bir iğnesi bulunmaz. Eşekarısı iğnesinden daha önce başı belaya girmiş bir avcı tür, aynı zamanda kül güvelerinden de uzak durur. Böylece güve, sadece taklit ederek, fazla bir enerji harcamadan avlanmaktan kurtulabilir. @@ Bazı hayvan ve bitki türlerinin başka hayvan, bitki türlerine ve içinde yaşadıkları doğal ortamdaki objelere benzemesi, bir canlı türünün başka bir canlı türünü morfolojik ya da davranışsal olarak taklit etmesi. Sesiidae ailesinden Podosesia syringae türü kül güveleri, sıradan eşekarılarını fiziksel olarak taklit edecek biçimde evrimleşmiştir ancak bir iğnesi bulunmaz. Eşekarısı iğnesinden daha önce başı belaya girmiş bir avcı tür, aynı zamanda kül güvelerinden de uzak durur. Böylece güve, sadece taklit ederek, fazla bir enerji harcamadan avlanmaktan kurtulabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TAKLİT | ÖYKÜNME ile/||/<> ÖYKÜNME ile/||/<> ÖYKÜNMEK

( Başka birinin davranışlarını benimseme amacı ile olduğu gibi yineleme Çocuklar çoğu şeyi büyüklere öykünerek öğrenirler Örnek alınan şeyi yeniden yapma )

- TAKLİT | ÖYKÜNME ile/||/<> YANKICA

( Başka birinin davranışlarını benimseme amacı ile olduğu gibi yineleme, (Çocuklar çoğu şeyi büyüklere öykünerek öğrenirler.) @@ Örnek alınan şeyi yeniden yapma. @@ )

- TAKLİT ile/ve/||/<> AKTARIM ile/ve/||/<> KALIT/MİRAS


- TAKLİT ile SADÂKAT

- TAKLİT ile TAKLİTÇİ/LİK ile TAKLİT MOBİLYA

- TAKLİT ile TEVÂCÜD

- TAKLİT ile/yerine YARATIM

- TAKMA AD/MAHLAS/MÜSTEÂR[Ar. < ÂRİYYET]/NICK NAME[İng.] ile/ve AYANÎ

( ... İLE/VE Divan Şiiri'nde takma ad. )

- TAKNÎ[Ar.]/KODİFİKASYON[İng. < CODIFICATION] ile/değil/yerine/= YASALAŞTIRMA

- TAKRÎBEN ile TAKRÎBÎ

( Aşağı yukarı, yaklaşık olarak. İLE Yaklaşık. )

- TAKRİBÎ/TAKRÎBEN ile/değil/yerine/= YAKLAŞIK

- TAKRÎBÎ ile/değil/yerine/>< TAHKÎKÎ

- TAKRİBÎ[Ar. < TAḲRĪBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YAKLAŞIK


- TAKRİR ile/||/<> LECTURE[İng.] ile/||/<> ENSEIGNEMENT MAGISTRAL[Fr.] ile/||/<> ANLATMA

( Öğretmenin belli bir konuyu anlatıp açıklaması ilkesine dayanan genellikle öğrencilerin soru sormalarına tartışmalarına ve birlikte çalışmalarına olanak tanımayan bir ders verme biçimi )

- TAKRİZ ile/||/<> BEĞENCE

( Bir yapıtın başına konmak üzere bir yetkilinin yazdığı övücü tanıtma yazısı )

- TAKSA ile TAKSALI ile TAKSA PULU

- TAKSİ ile TAKSİCİ

- TAKSİM ile/ve BEYOĞLU

- TAKSİRAT[Ar.] ile/değil/yerine/= HATALAR

- TAKSON[İng. TAXON] ile/||/<> COPE'UN ÖZELLEŞMEME YASASI[İng. COPES RULE OF THE UNSPECIALIZED] ile/||/<> DIŞ GRUP[İng. OUTGROUP] ile/||/<> EPİTET[İng. SPECIFIC EPITHET] ile/||/<> EVRİMSEL BİYOLOJİ[İng. EVOLUTIONARY BIOLOGY] ile/||/<> İKİLİ ADLANDIRMA[İng. BINOMIAL NOMENCLATURE] ile/||/<> TAKSONOMİ[İng. TAXONOMY] ile/||/<> ÜÇLÜ ADLANDIRMA[İng. TRINOMIAL NOMENCLATURE]

( Taksonomide, organizma gruplarının her birine verilen addır. Çoğulu taksa (İng: taxa) olarak bilinir. @@ Yeni büyük takson ile ilişkili evrimsel yeniliklerin atalarının genel özelliklerine benzemesi, özelleşmesinden daha muhtemeldir. Yani evrimsel süreç bu yasaya göre özelleşme için çaba sarf etmez farklılaşmalar zaman içinde olur. @@ Bir filogenetik analizde, diğer taksonlardan daha önce türleşen, farklılaşan, evrimleşen öbeğe verilen addır. Hominidlerin evrimi analiz edilecek olursa, hilobatlar ve gibonlar dış grup olacaklardır. @@ Taksonomi biliminde, türleri isimlendirmek için kullanılan ikili adlandırmanın ikinci kelimesi. Türü tanımlayan kelimedir ve cins isminden sonra gelir. Örneğin, Homo sapiens türü için "sapiens" epitet addır. @@ Canlılar arasındaki genetik çeşitliliği, türlerin hangi atalardan türediklerini ve evrimsel süreçte geçirdikleri biyolojik değişimleri inceleyen bilim dalı. Bu alanda çalışan bilim insanlarına "evrimsel biyolog" denir. Evrimsel biyoloji doğrudan bireylerin hayatları boyunca geçirdikleri değişimlere odaklanmaz, popülasyonların nesiller boyunca geçirdiği süreçleri inceler. Biyolojinin bir alt dalı olmakla beraber popülasyon genetiği, moleküler evrim, taksonomi, evrimsel ekoloji ve evrimsel tıp gibi birçok alt dalı bulunmaktadır. @@ Taksonomi biliminde, tür adlarının iki kelimeden oluşacak biçimde gösterilmesi. Carl Linnaeus tarafından geliştirilmiştir. İsimlendirmelerde ilk kelime cins adını ifade ederken, ikinci kelime ise epitet ismini ifade eder. İki kelimenin birleşimi tür adını verir. Örneğin, günümüzde nesli devam eden tek insan türü olan Homo sapiens için "Homo", cins ismi iken; "sapiens" ise epitet ismidir. "Homo sapiens" kullanımı ise türü temsil eder. İkili adlandırmaya akademik kaynaklarda ve çeşitli taksonomi yazılarında "binomial nomenklatür" de denmektedir. @@ Geniş anlamda sınıflandırma bilimi. Daha ayrıntılı bir tanımlama ise; yaşayan ve yok olmuş organizmaların sınıflandırılması-yani biyolojik sınıflandırma. Terim, Yunanca taxis ("düzenleme") ve nomos ("kanun") türemiştir. @@ Taksonomi biliminde, alttürleri ve alttür altı taksonları ifade etmek için kullanılan bir isimlendirme biçimi. Örneğin, Panthera pardus pardus alttürü bu biçimde ifade edilmiştir. Üçlü adlandırmaya, akademik kaynaklarda ve bazı taksonomi yazılarında "trinomial nomenklatür" de denmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TAKT[Fr. < TACT] ile/değil/yerine/= YERİNDE KONUŞMA/DAVRANMA

- TAKTIL AGNOZİ/TACTILE AGNOSIA[İng.] ile/değil/yerine/= DOKUNMA TANIMAZLIĞI

- TAKTİL AGNOZİ ile ODITUAR AGNOZİ


- TAKTİR, DESTİLASYON | DAMITMA ile/||/<> DAMITMA

( Sıvı karışımlardaki bileşenleri kaynama noktaları arasındaki ayırımdan yararlanarak buharlaştırıp yeniden yoğuşturma yoluyla birbirlerinden ayırma ve arıtma fizik kimya işleyim 1 Gaz ürünler elde etmek için kimi katı nesneleri ısı yoluyla temel öğelerine ayrıştırma 2 Sıvı karışımlarda karmaşık değişken bileşimleri oluşturan öğeleri özellikleri belirli ürünlere ayırma işlemi Sıvıyı sürekli olarak buharlaştırıp sonra yine yoğunlaştırarak yapılan ayırma işlemi kimya Bir sıvının gaz veya buhar biçimine gelene kadar ısıtılıp oluşan gazın veya buharın tekrar soğutularak yeniden sıvı durumuna getirilerek toplanması distilasyon saflaştırma )

- TAKTÎR[Ar. < KAT, KUTUR, KATARÂN | çoğ. TAKTÎRÂT] ile/değil/< TAKDÎR[Ar. < KADER | çoğ. TAKDÎRÂT]

( Damla damla akıtma, dökülme, damlama. | Damıtma, inbikten çekme. İLE Beğenme, değer biçme, değer verme/verilme. | Değerini/önemini anlama. | Ezelde Allah'ın olmasını istediği şeyler. )

- TAKTİR[Ar. < TAḲṬĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> DAMITMA

- TAKTİSITE ile/||/<> MOLEKÜL AĞIRLIĞI

( Taktiklik stereo düzenlenme, MA zincir uzunluğu. )
( Formül: İzo/sin/a-taktik İLE Mn )

- TAKUNYA[Yun. TAKOUNI] ile/ve NALIN[Ar.]

( Tahta terlik. İLE/VE Takunyanın yüksek olanı. )
( [kökeni/etimolojisi] Tiyatrolarda giyilen üstten bağlı tahta ayakkabı.
Anadolu Türkçesi'ne, Anadolu'da konuşulan, Rumca'dan halk söyleyişiyle geçmiştir. )

- TAKUNYA[Yun.] ile/||/<> NALIN

( nalın R τακούνια ç Holzpantoffel τακούνι İtal taccone Türkçede nalın da kullanılır nalın )

- TAKUNYA ile TAKUNYACI/LIK ile TAKUNYALI ile TAKUNYASIZ

- TAKVİYE ETMEK | TAKVİYE | TAKVİYE ETME | KUVVETLENDİRME ile/||/<> KUVVETLENDİRME ile/||/<> PEKİŞTİRME

( pekiştirme pekiştirme Bir uyaran karşısında gösterilen tepkiyi ödül ya da ceza gibi başka bir uyaran yardımıyla güçlendirme Öğrenilmiş olan bir davranış ya da tepkiyi dış ya da iç etkilerle güçlendirmek ve bu davranış ya da tepkinin aynı uyaran karşısında yinelenmesi olasılığını artırmak 1 Öğrenme bakımından koşullu bir tepkiyi bir ödül ya da kıvanç verici yeni bir uyaran ile güçlendirme 2 Önceden belli bir uyarana karşı gösterilmiş olan bir tepkinin yoğunluğunun ve etkisinin arttırılması Kök kelimenin belirttiği özelliği çeşitli yollarla yoğunlaştırma pekiştirilmiş kelime )

- TAKVİYE (ETMEK) ile/değil/yerine/= PEKİŞTİRİ/SAĞLAMLAŞTIRMA/GÜÇLENDİRME/DESTEKLEME/BERKİTME

- TAKVİYE[< KUVVET]:
KUVVETLENDİRME, KUVVETLENDİRİLME


- TAKVİYE | PEKİŞTİRME ile/||/<> PEKİŞTİRMEK ile/||/<> PEKİŞTİRME

( Bir uyaran karşısında gösterilen tepkiyi ödül ya da ceza gibi başka bir uyaran yardımıyla güçlendirme Öğrenilmiş olan bir davranış ya da tepkiyi dış ya da iç etkilerle güçlendirmek ve bu davranış ya da tepkinin aynı uyaran karşısında yinelenmesi olasılığını artırmak 1 Öğrenme bakımından koşullu bir tepkiyi bir ödül ya da kıvanç verici yeni bir uyaran ile güçlendirme 2 Önceden belli bir uyarana karşı gösterilmiş olan bir tepkinin yoğunluğunun ve etkisinin arttırılması Kök kelimenin belirttiği özelliği çeşitli yollarla yoğunlaştırma pekiştirilmiş kelime )

- TAKVİYE[Ar. < TAḲVİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SAĞLAMLAŞTIRMA | EK

( sağlamlaştırma Yardımcı kuvvet destek ek )

- TAKYECİ CAMİSİ / MEŞELİ MESCİD ile TAKYECİ/TAKKECİ CAMİSİ

( Kocamustafapaşa'dadır. İLE Topkapı dışında, Eski Edirne yolu üzerindedir. )

- TACHYON[İng.] / TACHYON[Fr.] / TACHYON[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKYON

- TAL ile TALİ ile TALK ile TALİ YOL ile TALK ŞİST ile TALK PUDRASI

- TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] ile/değil/yerine/= YAĞMA/VURGUN

- TALEB[Ar.] ile İLTİMÂS[Ar.]

- TALEBE YURDU ile/||/<> STUDENT UNION[İng.] ile/||/<> FOYER DES ÉTUDIANTS[Fr.] ile/||/<> ÖĞRENCİ YURDU

( Öğrencilerin barınma yatma yemek yeme çalışma ve dinlenme gereksinmelerini karşılamak üzere devlet özel kurumlar ya da kişilerce açılan ve yönetilen kuruluş )

- TALEBE[Ar.]/ŞAKİRT/ŞAKİRD[Fars.] ile/değil/yerine/= ÖĞRENCİ

- TALEBE[Ar. < ṬALEBE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRENCİ (TALEBE YURDU)


- TALEBE ile TAKİPÇİ

- TALENT :/yerine YETENEK

- TALEP (ETMEK) ile/değil/yerine/= İSTEM (İSTEMLEMEK/İSTEMEK)

- TALEP/TÂLİP ile/değil/yerine/= İSTEK/İSTEYEN

- TALEPKÂR[Ar. < ṬALEB + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İSTEKLİ

- TÂLÎ | EKLENTİ ile/||/<> EKLENTİ

( Kayaçlarda çok yaygın olarak bulunan mineraller 1 Kasaba ya da köy gibi küçük yerleşme yerlerini oluşturan kom oba adı da verilen uzak komşuluk birimlerinden her biri 2 Bir yapıya sonradan eklenmek üzere yapılan ve anayapıya bağlı olması her kez gerekmeyen yardımcı bölüm genel uygulayım Bir nesne araç aygıt vb bütünleyen parçalardan her biri yedek parça )

- TALİ | SONURTU ile/||/<> SONURTU

( koşullu önermesinde p önermesi artbileşen )

- TÂLÎ ile/değil/yerine/= İKİNCİL

- TÂLİ ile/değil/yerine/= İKİNCİL

- TALİ[Ar. < TĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İKİNCİL (TALİ BAYİ, TALİ YOL)


- TALİH ile BAHT ile GÖNENMEK

- TALİH = FORTUNE[İng., Fr.] = SCHICKSAL[Alm.] = FORTUNA[Lat.]

- TALİH ile TALİHLİ ile TALİHSİZ/LİK ile TALİH KUŞU ile TALİH OYUNU

- TALÎK[Ar.] ile TA'LÎK[Ar. < ALAK | çoğ. TÂ'LÎKAT]

( Güleryüzlü. | Düzgün söz söyleyen. İLE Asma/asılma. | Bir şeye bağlı gösterme. | Geciktirme, askıda bırakma/bırakılma. | Belirli bir zamana bırakma, te'hîr. | Hat sanatında bir yazı biçimi. )

- TÂLİK[Ar. TA'LİK < ALAK] ile TÂLİK[Ar. TA'LİK] ile TALİKA[Bulg. TALİGA < Mac.] ile TÂLİK'UT TÂLİK(ÂT)[Ar.]

( Asma, asılma. | Bir koşul ile bağlama, bir konuyu başka bir konuya bağlı kılma. | Belirli bir zamana bırakma, geciktirme, erteleme. İLE Îran'da XI. ve XII. yüzyılda tevkî ve rikā' yazılarından geliştirilmiş bir yazı çeşidi.[Türkçe'de nestâlik yazıya da tâlik denmiştir.] İLE Dört tekerlekli, üstü kapalı bir çeşit hafif at arabası. İLE Bir kitabın bazı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. )

- TÂLİKAT[Ar.] ile/ve/||/<>/> MÜBÂHASAT[Ar. < MÜBÂHESE]

( Bir kitabın bâzı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. İLE/VE/||/<> Bir konu üzerine iki ya da daha fazla kişinin kendi arasında yaptığı konuşmalar. | Bahse girişmeler. İddialı ve karşılıklı konuşmalar. )

- TALİKAT ile TARİKAT["TA:RİKAT" değil TARİKAT]

- TA'LİL-İSTİKRÂ ile/ve TAHLİL-TERKİP

- TÂLİM MÜRŞİDİ ve TARİKAT MÜRŞİDİ ile/ve/değil/yerine/> SOHBET MÜRŞİDİ

( Mürşit, mürşitten kurtulmak içindir. )

- TÂLİM VE TERBİYE ile/değil/yerine/= ÖĞRETİM VE EĞİTİM


- TALİM[Ar. < TAʿLĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRETİM | ALIŞTIRMA | İDMAN

( talimhane talimname öğretim alıştırma idman Uygulamalı olarak yapılan askerlik eğitimi )

- TALİM ile TALİMLİ ile TALİMSİZ

- TALİMAR[İt. < TAGLIAMARE] ile/||/<> ...

( baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme İtal tagliamare )

- TALİMAT | KOMUT ile/||/<> KOMUT

( Üzerinde işlem yapılacak işlenenlerle birlikte bir bilgisayarın yapabileceği temel işlemlerden herhangi birinden oluşan en küçük izlenceleme öğesi Cimnastikte alıştırmaları yaptırmak için verilen kısa emirler yönerge Binicinin komutlarını ata ses eller ve ayak gibi doğal sinyaller veya kamçı ve mahmuz gibi yapay sinyaller vererek bildirmesi )

- TALİMAT VERMEK ile TALİMAT ile ÖĞRETİCİ ile ÖĞRETİCİ ile EĞİTMEN ile ENSTRÜMAN ile ENSTRÜMANTAL ile ALETLERİ

- TALİMAT | YÖNERGE ile/||/<> YÖNERGE ile/||/<> KULLANIM YÖNERGESİ

( kullanım yönergesi Bir bilgi toplama sürecini yöneten uygulanması gerekli kural ve işlemleri gösteren eylem kılavuzu Mal ya da yapılacak diğer işlemler üzerinde bilgiler verme buyruklarda bulunma )

- TALİMAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TALEP

- TALİMATNAME[Ar. < TAʿLĪMĀT + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> YÖNETMELİK (DAHİLÎ TALİMATNAME)

- TALİMATNÂME[Ar.] ile/değil/yerine/= YÖNETMELİK

- TALİMEN MEKRUH ile TENZİHEN MEKRUH


- [ya] TÂLİP OLMA! ya da ŞİKÂYET ETME!

- TÂLİP ile/değil/yerine/= İSTEMCİ/İSTEKLİ

- TÂLİP ile/değil/yerine/= İSTEYEN

- TA'LİYE[Ar.] ile TAHLİYE[Ar. < HALÂ, HALVET, HALV]

( Bir şeyi yükseltme. İLE Boşaltma, boş bırakma. | Serbest bırakma, salıverme. )

- TALKING vs. ARGUE

- TALLAHİ[Ar. < TALLAHİ] ile/değil/yerine/=/||/<> VALLAHİ (VALLAHİ TALLAHİ)

- TALTİF[Ar. < LÛTF çoğ. TALTÎFÂT] ile/değil/yerine/= ÖDÜLLENDİRME

( LÛTUFLAR, İHSANLAR)] ile ABCDEF
( GÖNÜL OKŞAMA, GÖNLÜ HOŞ ETME ] YUMUŞATMA,YUMUŞATACAK BİR İLÂÇ KULLANMA ] RÜTBE, NİŞAN, MAAŞ ARTIRIMI GİBİ ŞEYLERLE SEVİNDİRME )

- TAM AYRI TUTMA/İSTİSNA ile/ve/||/<>/> BÖLÜMSEL/KISMÎ AYRI TUTMA/İSTİSNA

- TAM BİR PİSTİL/UZV-İ TE'NÎS-İ TAM = PISTIL COMPLET

- TAM ÇİÇEK, EKSİKSİZ ÇİÇEK = ZEHRE-İ KÂMİLE = FLEUR COMPLÈTE


- TAM ÇİÇEK = ZEHRE-İ TÂMME = FLEUR COMPLÈTE

- TAM, DOĞRU VE DÜZENLİ YAZMAK ile/ve VURGULU KONUŞMAK

- TAM DOLU ile TAM UYARI ile TAM KAN ile TAM GELİŞMİŞ ile TAM GÖVDELİ ile TAM EL ile DOLUNAY ile DOLU ile DELİKLERLE DOLU ile TAM PARÇA ile TAM FİYAT ile TAM DURAK ile TAM ZAMANLI ile DAHA DOLGUN ile DOLGUNLUK

- TAM İKİLEME ile YARI İKİLEME

- FULL RADIATOR[İng.] / VOLLSTRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAM IŞINIMCI/IŞIYICI

- İSTİDÂD:
TAM
ile/ve/değil/||/<> EKSİK

- TAM TARİFE/İSKONTOSUZ/TENZİLATSIZ ile/değil/yerine/= İNDİRİMSİZ

- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA

( Tam yansıma kritik açıdan büyük açılarda %100 İLE kısmi yansıma her açıda kısmen. )
( Formül: sinθc = n₂/n₁ )

- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Işık yoğun ortamdan az yoğuna geçerken, kritik açıyı aşınca hiç kırılmadan tümüyle geri yansımasıdır; optik fiberin çalışma ilkesidir. @@ Işığın bir yüzeye çarptığında bir bölümünün yansıyıp bir bölümünün kırılarak geçmesidir; olağan durumdur. İlkinde ışığın tamamı geri döner, ikincisinde ikiye bölünür. )
( Formül: θ>θc ~ θ )

- TAMAHKÂR[Ar. < ṬAMAʿ + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇGÖZLÜ


- TAMAMEN | BAŞTAN BAŞA/BAŞTAN AŞAĞI ile/||/<> HER ZAMAN | TAMAMEN | BAŞTAN BAŞA/BAŞTAN SONA

( tamamen baştan başa Her yönüyle )

- TAMAMEN "BOMBOŞ" değil TAMAMEN BOŞ (ya da BOMBOŞ)

- TAMAMEN | İYİCE/BÜSBÜTÜN ile/||/<> TAMAMEN | İYİCE/BÜTÜN BÜTÜNE

( tamamen iyice )

- Tamamen SUS!!!

- TAMAMEN ile/değil/yerine BÜYÜK ORANDA

- TAMAMEN ile SADECE

- TAMAMEN ile SONUNA KADAR

- TAMÂMEN[Ar.] ile TAMÂMÎ[Ar.]

( Büsbütün. | Tam ve eksiksiz olarak, tümüyle. İLE Eksik tamamlamaya özgü, onunla ilgili. Tamamlayan, bölünmeyen. )

- TÂMAM-I CEYB ile/||/<> COSINUS[Fr.] ile/||/<> KOSİNÜS[Fr. < COSINUS]

( matematik )

- TAMAMLA(N)MAK ile OLMAK

( "Şu ya da bu olmak" değil yalnızca olmak. )
( Olmak, her şeye tanık olmayı gerektirir. )
( Olmayı bilmemiz gerekmez fakat bilmek için de olmak zorundayız. )
( MÜTEMMİM: Tamamlayan. )

- TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI FORMU ile TAMAMLAYICILIK ile TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI AÇILAR ile TAMAMLAMA ile TAMAMLAMAK ile TAM ŞİİRSEL ÇALIŞMA ile TAMAMLANMIŞ ile TAMAMEN ile TAMAMEN ÇIPLAK ile TAMAMLAMA ile KARMAŞIK ile KARMAŞIK SAYI ile CİLT ile TEN RENGİ ile KARMAŞIKLIK

- TAMARİN ile PAMUK BAŞLI TAMARİN

( ... İLE Kuzey Kolombiya’nın ormanlarında yaşarlar. )
( )

- TAMBUR ile/||/<> DRUM[İng.] ile/||/<> TAMBOUR[Fr.] ile/||/<> DAVUL[Ar. < ṬABL] | MIKNATISLI DAVUL

( mıknatıslı davul )

- TAMBUR ile/||/<> TAMBUR[Ar. < ṬANBŪR | FR. < TAMBOUR]

( Kumaş sarma tahtası Güdül Ankara Trol ağlarında çelik tellerin sarıldıkları silindir )

- TAMBUR ile TAMBURA ile TAMBURİ ile TAMBURACI/LIK ile TAMBUR MAJÖR

- TAMBURA ile ONİKİTELLİ

( Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan, yay ya da mızrapla çalınan, uzun saplı, telli çalgı. İLE Tambura cinsinden, on iki telli bir halk çalgısı. )

- TAMBURACI ile TAMBURÎ/TANBURÎ[Ar.]

( Tambura çalan ya da yapan kişi. İLE Tambur çalan kişi. )

- TAMİM[Ar.]/SİRKÜLER[Fr.] ile/değil/yerine/= GENELGE | GENELEME/GENELLEŞTİRME

- TAMİM[Ar. < TAʿMĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> GENELGE | GENELLEŞTİRME | GENELLEME

( genelge genelleştirme genelleme )

- TAMİR ETMEK ile/ve/değil/yerine YENİDEN YAPILANDIRMA