( Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap. | İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap. | Bu kap biçiminde olan. | Bir kabın alabileceği miktarda olan. İLE/DEĞİL Tahılın taşlarını ayıklamakta kullanılan, budaksız ağaçtan yapılmış az kenarlı tepsi. )
( 1 Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi 2 Bir amaç için para biriktirme Bir yapıda kimyasal bileşenlerden birinin belli bir yerde birikerek yapıdaki ortalama yüzdesinden sapma göstermesi olayı Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi akümülasyon )
( Bir ekin veya aynı görevi yüklenmiş şekilce farklı eklerin kelime içinde arka arkaya sıralanması olayı tigin tigi t ler prensler sler ler sizler Harz ik ev len ikisi bir arada üç ev len üçü bir arada kim i si EAT kul cug az kulcağız yer cüg ez oğur layın ca gizlice demin ce cik yavaş ça cık yavru cağ ız az rak ça kıa azıcık kiç kine gine pek küçük Kary kız gına ceh kızcağız as kın çak azıcık Anad ağzl ey ce ne ey ce men çabuk ça na vb Olayın meydana gelişi genellikle ilk ekin görevindeki bir aşınmanın sonucudur Bu durumda ilk ek ya birleştiği kelime ile kaynaşmış ve kendini şekilce korumuştur Yahut da sonradan gelen ek ile kaynaşarak birleşik bir ek oluşmuştur Bazen de eski ekin görevinde bir zayıflama söz konusu değildir Tek şekilden farklı görevlerin gelişmesi sonunda ikinci ek o kelimeye yeni bir görev yüklenerek gelmiştir Arapçadan dilimize çokluk şekilleriyle geçmiş olan evlat evrak talebe teşkilat gibi kelimelerin yeniden birer lar ler çokluk eliyle genişletilmeleri de ek yığılması niteliğindedir evlat lar evrak lar talebe ler teşkilat lar gibi )
( Birbirine dik iki çap boyunca dörde bölünmüş dairenin her i bir dilimi bir gezegenin uzanımının 90 olması durumu Halk yazmında dört dizeden oluşan en küçük koşuk birimi Düzlemde Dekart konaç dizgesini oluşturmaya yarayan konaç eksenlerinin düzlemde ayırdığı dört bölgeden her biri )
( Dizgin Senirkent Isparta Amasya Yenikent Aksaray Niğde Anadolu ağızlarında da terbiye olarak kullanılır tirbiye koşum at takımı Arapçadan alınmıştır Arapça tarbiya öğretim yetiştirme Moğolca delbegen dizgin biçiminden geldiği yolundaki açıklamalar yanlıştır Bununla birlikte ağızlarda yulara takılan ip veya zincir olarak kullanılan çılbır da Moğolcadan kalma bir alıntıdır )
( beden terbiyesi eğitim görgü Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma Eti pişirmeden önce çeşitli baharatlar yağ salça vb şeyler içinde bir süre bekletme Hayvanı alıştırma )
( 1 Cimnastik oyun ve spor gibi eğitici bütün beden alıştırmalarını kapsayan genel kavram 2 Öğrencilerin bedensel gelişimi için zorunlu devinim gereksinmelerini karşılamak topluluk oyunları ve başka etkinliklerle kişilik ve önderlik yeteneklerini arttırmak dengeli bir ruh ve beden gücü elde etmelerine olanak sağlamak amacıyla her dereceli okul programında yer alan ders Oyun cimnastik ve spor gibi eğitici bütün vücut alıştırmalarını kapsayan genel kavram )
( Bir dilden bir dile yapılan aktarma bir yapıtın başka bir dile aktarılması 1 Bir yapıtın bir dilden başka bir dile aktarılması 2 Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt )
( Bir dilden bir dile yapılan aktarma, bir yapıtın başka bir dile aktarılması. @@ 1. Bir yapıtın, bir dilden başka bir dile aktarılması. 2. Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt. )
( çeviri Bir dilde yazılmış yapıtları başka bir dile aktarmak Sinema Çevirim eylemi televizyona almak Yüz üstü yere yapışmış bir güreşçiyi oyun ve güç yolu ile sırt üstü getirme I Bir dilde anlatılanı başka bir dilde anlatmak üzere dönüştürmek II Verinin taşıdığı bilgiyi değiştirmeksizin gösterim biçimini değiştirmek örn kök çevirme düğüm çevirme örnekselden sayısala çevirme Tamçevirme ya da yarıçevirmenin ortak adı Vücudun türlü bölümlerinde eklemlerin verdiği olanak oranında bileşik eksende yapılan devinim türü Çekirdek tepkime kabında bir gereci bölünebilir özdek durumuna getirme süreci Örn Th232nin U233e çevrilmesi Bir birim dizgesinden başka birine örneğin c g s ten M K S e geçmek Bağlı ortaklık hisselerinin ana şirket ortaklarına verilmesiyle gerçekleştirilen şirket ayırma ve veya satma biçimi tercüme Yavrunun doğum için uygun gelişe çevrilmesi işlemi versiyon Bir dilden bir dile yapılan aktarma bir yapıtın başka bir dile aktarılması 1 Bir yapıtın bir dilden başka bir dile aktarılması 2 Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt )
( Elçi RNAda mRNA kotlanmış olan genetik bilginin çözülerek belli bir proteinin sentezlenmesi olayı Translasyon çevirme mRNA nın taşıdığı genetik bilgiye göre ribozomlarda amino asit dizisinin saptanarak proteinlerin sentezlenmesi translasyon tarcama Arapça tarcama Akkadca targumannudan alınmıştır Nyberg Tschudi Arm 133 Jyrkӓnkallionun Türkçe tılmaç dilmaç biçiminin Akkadca targumannudan geldiği yolundaki savı yanlıştır StO 17 8 )
( Daha çok Tanrıdan bir şey dilemek için söz arasına sıkıştırılan yakarış önermeleri Bir akşam ağzına ilaç veriyordum ah analar başından ırak dostlarıma Allah göstermesin düşmanlarıma da yazık yavrumun çehresi değişti Hüseyin Rahmi Gürpınar )
( Bir canlı ya da örgenin gelişiminin herhangi bir anlamda iyiden kötüye doğru gitmesi karşılık degenerasyon degenerare soysuzlaşmak Geri evrim bir organizmanın ya da bir parçasının daha az özelleşmiş ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi 1 Bir türün daha az yetkin bir duruma gelmeye bozulmaya dağılmaya yol açacak biçimde değişmesi 2 Yaşama biçimi ve görevlerinde gerileme ve yozlaşma 3Doğal gelişme yeteneğinin yitirilmesi 4 Bir organizma ya da bir organın soyun doğal gelişmesini durduracak biçimde bozulması )
( yozlaşma Bozulma Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması dönüşümlü hücre zedelenmesi Canlı gözelerinin kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları 1 Geri evrim 2 Yapının bozulması Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi Dejenerasyon 3 Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası )
( bk. yozlaşma @@ Bozulma. @@ Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması, dönüşümlü hücre zedelenmesi. @@ @@ @@Canlı gözelerinin, kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları. @@ 1. Geri evrim. 2. Yapının bozulması. Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi. Dejenerasyon. 3. Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası. )
( Yerkabuğunun bir bölümünün deniz yüzüne göre daha yüksek bir düzeye çıkması ya da bir kabartı yapması Dansın yedi temel hareketinden biri Katmanların içgüçlerin etkisiyle asal durumlarını yitirerek kubbe çıkık kıvrım vb biçimler alması jeoloji astronomi Yukarı doğru hareket )
( kimya Bir çökeltideki çözünenin doygunluk sınırını aştığı zaman oluşturduğu çökeltilerin oluşumu Eriyebilir antijenlerin antikorlarla çözünmez çökelti oluşturması presipitasyon )
( Bir yumrukoyuncusunun herhangi bir nedenle karşılaşmayı bırakması ya da köşesinde bulunan yardımcısının yumruklaşma alanına sünger havlu atarak oyuncusu adına yenilgiyi kabul etmesi Akarsuların en çekik durumu Gelgitte kabarma olayının karşıtı kabarma çekilme akıntısı çekik durum denizçekilmesi Isıl işlemler sonucunda oluşan soğumayla beliren boyca küçülme olayı )
( | Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey oluşturma. VE Karışma, katışma. | Karşılaşıp görüşme. | İLE/VE/<> Bir şeyle karıştırılmış olan başka şey. | Huy, tabiat. )
( bireşim kimya syntithenai beraber koymak Basit yapılı moleküllerden karmaşık yapılı maddelerin elde edilmesi bireşim Gesamtkunstwerk Verilerin bir bütünlük ortaya çıkaracak biçimde birleşmesi 1 Ayrı ayrı düşünce ve duyum öğelerinin birleşip bir bütün oluşturması 2 Türlü bulgu ve görüşlerin genel bir düşünceye varmak amacıyla karşılaştırılıp değerlendirilmesinden sonra birleştirilmesi işlemi 3 Sözcük bölüklerinin bir araya getirilerek okunması Bir bileşiği öğelerinden ya da daha yalın yapıdaki bileşiklerden elde etmeye yarayan tepkime ya da tepkimeler dizisi Birden çok öğenin bağımsızlığını yitirerek yeni bir bileşim oluşturan birliği ya da birden çok öğeyi bireştirme işlemi kimya 1 Yalın özdekleri bir araya getirerek bileşik özdekler oluşturma işlemi 2 Bu işlemin sonucunda ortaya çılkan bütün 1 Bir çokluğu birlik içinde toplama birleştirme a Çeşitli öğeleri bir araya getirme bir bütün içinde birleştirme b Bu birleştirmenin sonucu Karşıtı çözümleme 2 Yöntem olarak Tümdengelim yöntemi Yalından karmaşık olana tümelden tikele zorunludan olasılıya ilkeden onun uygulanmasına genel yasadan bireysel duruma nedenden etkiye öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi çıkarımsal usavurma 3 Eytişimsel süreçte üçüncü evre Savkarşısav karşıtlığının daha yüksek bir bütünde ortadan kaldırılması eytişimsel bireşim eytişim 3 İstenen bir kimyasal özdeğe daha olağan ayıraçlardan başlayarak birkaç kimyasal adım sonunda erişme işlemi Bir birleşiği öğelerinden ya da daha yalın yapıdaki birleşiklerden elde etmeye yarayan tepkileşim ya da tepkileşimler dizisi )
( Derleme takım Bir adın anlamının tam belirtilmesi için bir başka addan adıldan ya da sıfattan yardım görmesi Evin kapısı sokak kedisi demir köprü bankanın açılış töreninin ertelenmesi senin evin onun evi bizim evimiz kendi evin beyaz ev karlı dağlar vb İsim ve Sıfat Takımı Bir adın anlamının tam olarak belirlenebilmesi için o adın tamlayan görevindeki bir ad veya ad soylu sıfat zamir gibi başka bir kelime ile tamamlanması bir tamlayanla bir tamlananın oluşturduğu kelime grubu İçeriye berrak kış günü ışığı yol bulmuş bir su gibi aktı S F Abasıyanık Bütün Eserleri Şeytan Minaresi s 106 Anaların anası anaların anası senin gibi var mı ki Yaşar Kemal Ortadirek s 273 Aptallığın üniforma giymesi de ne tuhaf Kemal Tahir Esir Şehrin İnsanları s 221 Birkaç bin kişilik büyücek bir çete çarpışmasını siz zafer mi sayıyorsunuz Kemal Tahir göst e s 334 Yolcu için gecenin karanlığı şimşeğin bir lahzalık aydınlığından sonra daha tahammül edilmez olur S Ayverdi Yusufcuk s 10 Gidenin yerine benzerini getirmek gayreti işte insanların tesellisi dir S Ayverdi göst e s 51 vb )
( (Derleme., takım) Bir adın anlamının tam belirtilmesi için, bir başka addan, adıldan ya da sıfattan yardım görmesi: Evin kapısı, sokak kedisi, demir köprü, bankanın açılış töreninin ertelenmesi, senin evin, onun evi, bizim evimiz, kendi evin, beyaz ev, karlı dağlar vb. @@ bk. İsim ve Sıfat Takımı. @@ Bir adın anlamının tam olarak belirlenebilmesi için, o adın tamlayan görevindeki bir ad veya ad soylu sıfat, zamir gibi başka bir kelime ile tamamlanması; bir tamlayanla bir tamlananın oluşturduğu kelime grubu: İçeriye berrak kış günü ışığı, yol bulmuş bir su gibi aktı (S. F. Abasıyanık, Bütün Eserleri: Şeytan Minaresi, s. 106). Anaların anası, anaların anası senin gibi var mı ki? (Yaşar Kemal, Ortadirek s. 273). Aptallığın üniforma giymesi de ne tuhaf? (Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları, s. 221). Birkaç bin kişilik, büyücek bir çete çarpışmasını siz zafer mi sayıyorsunuz? (Kemal Tahir, göst. e., s.334). || Yolcu için gecenin karanlığı şimşeğin bir lahzalık aydınlığından sonra daha tahammül edilmez olur (S. Ayverdi, Yusufcuk, s. 10). Gidenin yerine benzerini getirmek gayreti, işte insanların tesellisi dir. (S. Ayverdi. göst. e., s. 51) vb. )
( botanik Isıl işlem gören bir parçanın aşırı ısıtmadan ötürü bölgesel olarak eriyerek sıvı metal salması olayı Pastırmalık etlerin güneşte kurutulması sırasında yüzeydeki yağların kısmen eriyerek yağ damlacıkları oluşturması durumu )
( Genellikle ev içinde giyilen, deri, naylon vb. şeylerden yapılan, arkası açık, hafif ve türlü biçimlerde ayak giysisi. | Beyaz patiskadan dikilen takke, başlık. İLE/VE Genellikle hamam vb. ıslak tabanlı yerlerde kullanılan, yüksek ökçeli, ağaçtan yapılmış bir tür ayak giysisi. )
( Kraliçe termit, hergün binlerce yumurtlar. [Yumurtalıkları genişledikçe kendi büyüklüğünün 300 katına kadar büyüyebilirler.] )
( Hindistan Kule Termiti [Odontotermes obesus], saniyede bir, günde 80.000'den fazla yumurta bırakırlar. )
( Formosa Termiti [Coptotermes Formosanus], karıncaları ve yuvarlak solucanları uzak tutmak için yuvasını naftalinle dezenfekte ederler. [Naftalin doğal olarak üretilmediğinden, hayvanın bunu nereden bulduğu ya da nasıl ürettiği bilinmiyor.] )
( Termitler tek eşlidir fakat Zootermopsis Nevadensis türünün %50'si eşlerini terk eder. )
( Hangi ağacı yiyeceklerine, çiğnemeye bağladıkları zaman çıkan titreşime göre karar verirler. [Ağaç lifleri çiğnendiği zaman çatırdar, bu ses, termit tarafından bir veri olarak algılanır ve ağacın tipini ve büyüklüğünü anlamalarını sağlar.] [Küçük ağaç parçalarını, mobilyaları büyük kütüklere tercih ederler.] )
( Ağaç yeme ve koloninin geri kalanını ağız ya da kıçlarından besleme işini kör işçiler yapar. )
( Bazı türlerde, işçiler, dışkılarını biraraya getirir ve üzerlerinde mantar yetişmesini sağlarlar. [Kuru mevsimlerde bile zengin protein kaynağına sahip olmalarını sağlar.] )
( Selülozu sindirebilmek için çok odalı mideleri vardır. [Bağırsaklarında 200 çeşit mikrop bulunur ve hepsi de ağaçtan enerji elde etmeye yardımcı olur.] )
( Betonun içine bile yuva yapabilirler. )
( Kuzey Amerika'daki binalara yangın ve su baskınlarından daha çok zarar verirler. [Dünya genelinde neden oldukları yıllık zarar 5 milyar doların üzerindedir.] )
( Didgeridoo[Aborjin'lerin üflemeli çalgısı] müzik aletleri, içi termitlerce oyulmuş okaliptüs yapraklarından yapılır. )
( akkarınca İnce toz alüminyum ile demir ve öteki metal oksitlerinin büyük ısı salan karışımları Sıcak ya da ılıman ülkelerde yaşayan akkarıncalar takımına bağlı canavar böceklerin genel adı ağaç kemiren karınca divik termit )
( Termodinamik; ısı, sıcaklık, enerji ve iş arasındaki ilişkiyi inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Daha kapsamlı bir ifadeyle termodinamik; ısı, sıcaklık, entropi, entalpi, termodinamik yasaları, sıcaklık, iş ve enerji konularını inceler. Etimolojik olarak termodinamik sözcüğü Yunancada ısı anlamına gelen "θερμο" ile dinamik anlamına gelen "δυναμική" sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Ek olarak Sadi Carnot, termodinamik biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Fransız fizikçi Sadi Carnot 1824 yılında ısı motoru çevrimi kavramını ve tersinmezlik ilkesini ortaya atmıştır. Sadi Carnot'un fikirlerini o yüzyılın sonlarında Alman fizikçi ve matematikçi Rudolf Clausius geliştirmiştir. @@ Termodinamikte bir sistemin sınırlarından ısı akışının gerçekleşmediği ya da giren ısının çıkan ısıya eşit olduğu denge durumudur. @@ Entalpi, maddenin yapısında depoladığı enerjinin tanımıdır. Sembolü H'dir. Entalpi, iç enerji, basınç ve hacme bağlıdır. Sıcaklık arttıkça molekül iç etkileşimleri de artacağı için entalpi de artacaktır. @@ Fizikte entropi, bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal (ısıl) enerjisini temsil eden termodinamik birimdir. Çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. Sembolü S'dir. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar. Bu durum da faydalı (iş yapabilir) enerji miktarını azaltır. Faydasız enerjiyi (entropi) arttırır. @@ Kimyasal sistemlerin özellik ve davranışlarını inceleyen, bu özellik ve davranışların sonucunda ortaya çıkan yasaları belirleyen bilim dalıdır. Fizikokimya; sıcaklık, basınç, hacim, derişim gibi fiziksel etmenlerin kimyasal tepkimelere etkilerini inceler. Sistemlerdeki ısı ve iş dönüşümlerini, tepkime hızlarını ve tepkime mekanizmalarını matematiksel ifadelerle teorilere dönüştürür. Elektrokimya, termodinamik, kimyasal kinetik alanlarını da kapsar.
( Bir sürecin yalnızca başlangıç ve bitiş durumlarını, enerji ve denge açısından karşılaştırıp olabilirliğini söyleyen daldır; ne kadar sürede olacağını söylemez. @@ Bir sürecin ne kadar hızlı gerçekleştiğini, hangi yoldan ve hangi engellerle ilerlediğini inceleyen daldır. İlki olur mu ve ne yönde, ikincisi ne kadar hızlı sorusunu yanıtlar; bir tepkime termodinamikçe olası olsa da kinetikçe çok yavaş olabilir. )
( Isı enerjisi ile kinetik enerji arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu. İLE/VE/||/<> Isı enerjisi ile kinetik enerji arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu. İLE/VE/||/<> Tepkimelere eşlik eden termik olayları inceleyen kimya dalı. İLE/VE/||/<> Ancak çok yüksek sıcaklıklarda, hafif elementler arasında doğan (çekirdeksel tepkime). )
( Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak cana veya mala kıyacak davranışlarda bulunan kimse yıldırıcı yıldırmacı terörcü tedhişçi Yıldıran kimse veya şey )
( "Ters ilişki" sözü daha çok anal seks için kullanılmaktadır. İLE/DEĞİL Kavramlar üzerine yapılacak süreçteki sondan başa gidiş için "tersine/tersinden bir bakışla" ifadesi kullanılabilir. )
( coğrafya Yük ve yolcu gemilerin yapım bakım ve onarımı için dalgakıranla durgun su sağlanmış yüzer havuzlu teknik ve sosyal altyapısı yönetim bakım onarım ve depolama birimleri de bulunan kıyı yapıları İtalyanca ECeneviz tersaná yoluyla Arapça dār ṣināᶜadan dār eṣṣināᶜa alınmıştır Arapların tersaneye verdikleri bu ad yalnız Akdeniz dillerinde ortak bir ad olmakla kalmamış uluslararası alanda da tersane olarak değer kazanmıştır Batı Akdeniz dillerinde arsaná darsana darasana ve tarsana olarak kullanılır Bu sonuncu biçim başında t ile Türkçeye de geçmiştir 1303te yapılan bir anlaşmada Haliçte vetus tersanadan söz edilir Buna göre tli biçimin Türkçede oluşmadığı ve bu biçimin Batı Akdeniz dillerine Türkçeden geçmediği anlaşılıyor Bu biçim ilk olarak İspanyolca ve Eski Fransızcada tarsenal geçer Bu biçimin atarazana İtalyadan yayıldığına İtalyanca verilerin çokluğu tanıktır Arapça dnin Güney İtalyada kolaylıkla tye çevrildiği göz önüne alınırsa bu biçimin de bu çevreden çıktığı ve doğu ve batı dillerine Ceneviz Genova yoluyla geçtiği anlaşılır taracena tercena atarazana Prov tercenale tarsenal tercenal tersenal İtal Ceneviz tersaná tarsanā R ταρσανάς Türkçe tersane biçiminin oluşmasında Türkçe Farsça h ane ev sözünün baskısından söz edilebilir Arapça ve Rumca biçimlerin doğrudan doğruya Türkçeden alındığı açıktır Littmann Tschudi Arm 115 77 Türkçede tersane yanında tersahane biçimi de kullanılır Bu biçimin oluşmasında Farsça tarsā Hristiyan biçiminin rol oynadığı anlaşılıyor Tersanede Hristiyan tutsakların çalıştıklarını biliyoruz )
( Geri dönmek, rücû etmek. | Hiddetlenmek, aksilik etmek. İLE Birine gönül kırıcı, sert söz söylemek ya da gönül kırıcı davranmak, azarlamak. İLE Tersleme durumuna konu olmak. | Aksilik etmek, terslik göstermek. İLE Terslik etmek, zıt davranmak. )