- SUVEYDA[Ar. < SUVEYDĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> SÜVEYDA
( Kalbin ortasında var olduğuna inanılan siyah benek Kalpteki gizli günah )
- SÜVEYK ile/||/<> TIGELLE[Fr.] ile/||/<> SAPÇIK
( botanik )
- SUYOLCU BEKİR SOKAK
( Kireçburnu Mahallesi sokaklarından biridir. Suyolcu'lar çok geniş ve mahallenin en etkin insanları. Aynı zamanda Milli Mücadele sırasında Suyolcu Ahmet ile Suyolcu Hasan çok yararlı hizmetler gördüler. Belki de bu nedenle ailenin en büyüğü olduğu için sokağa "Suyolcu Bekir Sokak" adın verdiler. )
- SUYU KULLANMAK:
MUSLUĞU AÇAR-AÇMAZ ile/yerine BİR MİKTAR SU AKITTIKTAN SONRA
- SUYU:
YEMEKTE İÇMEK değil/yerine YEMEKTEN 1 SAAT ÖNCE YA DA SONRA İÇMEK
- SUYUN ÜSTÜNDE YÜRÜMEK değil HAVADA KOŞMA/İLERLEME
( Yürünemez! DEĞİL Hız ile elde edilen ve yanılsama/çarpıtma ile "çıkarsanan"/indirgenen. )
- SUZDİL[Fars. < SŪZ + DİL] ile/değil/yerine/=/||/<> SUZİDİL
( Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam )
- SÜZDÜRÜM | DİYALİZ ile/||/<> DİYALİZ ile/||/<> DİYALİZ[Fr. < DIALYSE]
( kimya dia ayrı ayrı lysis gevşeme Yarı geçirgen bir zarla molekül büyüklüklerine göre moleküllerin ayrılması Yarı geçirgen bir zardan moleküllerin difüzyonu Seçici geçirgen bir zar aracılığıyla küçük moleküllerin suya veya tampona geçişine izin vererek makromoleküllerin bulunduğu bir çözeltiden küçük moleküllerin uzaklaştırılması )
- SÜZEREN ile/ve/||/<> VASSAL ile/ve/||/<> UC BEYLERİ ile/ve/||/<> ULEMÂ AİLELERİ
- SUZİDİL[Fars. SÛZ-DİL] ile SUZİDİLÂRÂ[Fars. SÛZİ-DİLÂRÂ] ile SUZİNAK[Fars. SÛZNÂK]
( Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam. İLE Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam. İLE Klasik Türk müziğinde, basit bir makam. )
- FILTRATION[İng.] / FILTRATION[Fr.] / FILTRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜZME
- SÜZMEK ile/ve TARAMAK
- SUZNAK[Fars. < SŪZNĀK] ile/değil/yerine/=/||/<> SUZİNAK
( Klasik Türk müziğinde bir basit makam )
- SÜZÜLEN GÜNEŞ LEKESİ ile/ve PATLAYAN GÜNEŞ LEKESİ
- SÜZÜLME ile/<> SÜZÜLME
( Bir kuşun, kanat vurmadan yaptığı uçuş. İLE Bir uçağın, motorunu boşa alarak ya da durdurarak yaptığı uçuş. )
- FILTRATE[İng.] / PRODUIT FILTRÉ[Fr.] / FILTER PAPIER[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜZÜNTÜ
- ŞVESTER[Alm. < SCHWESTER] ile/||/<> HEMŞİRE
( hemşire Schwester )
- ŞVESTER[Alm. < SCHWESTER] ile/değil/yerine/=/||/<> HEMŞİRE | KIZ KARDEŞ
( hemşire kız kardeş Hizmetçi kız )
- SVM/SUPPORT VECTOR MACHINES[İng.] ile/değil/yerine/= DESTEK VEKTÖR MAKINELERİ
- SWAGING[İng.] ile/||/<> ÉTAMPAGE[Fr.] ile/||/<> GESENKSCHMIEDEN[Alm.] ile/||/<> TOKAÇLAMA
( Yuvarlak biçim vermek için yapılan dövme işlemi )
- SWAP-OUT[İng.] ile/||/<> GÖTÜRMEK
- SWARUPA ile ...
( Bireyin kendi biçimi, doğası, karakteri. )
- SWEATER[Fr.] ile/||/<> SÜVETER[Fr.]
( Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen kolsuz kazak Halit Ayarcı ya üçüncü süveterini örüyordu Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü 229 Delikanlının eli süveterinin altından sırtına kaymış kopçayı açmaya çalışıyor Adalet Ağaoğlu Ruh Üşümesi 30 Vestiyerde yeni bir süveter örmeye başlamış obur ve pişman Nevzat la örgüsünü nereden itibaren eksiltmeye başlayacağını konuştular Attila İlhan Kurtlar Sofrası 469 Süveterinin etek uçlarından yünleri ditti iki topak yapıp kulaklarına tıkadı Füruzan Kırk Yedililer 12 Amerikan ayakkabıları çorapları süveterleri giyen gençlere bir üstünlük duygusu geliveriyordu Ayşe Kulin Güneşe Dön Yüzünü 18 Neşide ile Lebriz e ihtiyaten birer yün atkı yahut süveter veriniz Refik Halid Karay Kadınlar Tekkesi 97 )
- SWEATER[İng. < SWEATER] ile/değil/yerine/=/||/<> SÜVETER
( Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen kolsuz kazak )
- SWELL[İng.] ile/||/<> HOULE[Fr.] ile/||/<> DÜNUNG[Alm.] ile/||/<> SOLUĞAN
( Dalgaların fırtına bölgesi dışına rüzgârsız yerlere ulaşan ve düzenli kabartılar ve çukurlar durumunda kıyıya yaklaşıp çatlayan bölümlerine verilen ad )
- SWIM BLADDER[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZME KESESİ
( Birçok kemikli balıkta çeperi sindirim kanalı ile aynı yapıda, içi hava ve diğer gazlarla dolu olan, hidrostatik denge, solunum, ses çıkarma ve ses almada görevli yapı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SWITCH[İng.] ile/değil/yerine/= ANAHTAR
- SWITCH :/yerine DEĞİŞTİRMEK, ANAHTAR
- SYENİTE[Fr. < SYÉNITE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİYENİT
( Kuvarssız granit ortoklaz mika hornblentten oluşan plütonik kayaç )
- SYENITE[Fr.] ile/||/<> SİYENİT[Fr. < SYÉNITE]
( jeoloji )
- SYMBIOZ ile/||/<> PARAZİTİZM
( Simbiyozda karşılıklı yarar, parazitizmde tek taraflı yarar vardır )
( De Bary tarafından 1879 yılında keşfedildi/formüle edildi. (Ülke: Bilinmiyor) (Alan: biyoloji) )
- SYMBOL vs. CONCEPT
- SYMBOLE/SYMBOLIQUE/SIMGESEL | SEMBOLIK[Fr. < SYMBOLE] ile/değil/yerine/= SYMBOLIC[İng.] ile/değil/yerine/= SYMBOLISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SEMBOL
( bk. simge @@ (kimya) @@ bk. simge @@ @@Bir kavramın uzlaşımsal ya da üzerinde uzlaşıma varılmış gösterimi. @@ Bireylerin, düşün, duyu, istek, buyruk ve eylemleriyle, çevrelerinde gördüklerini anlatmak için kullandıkları kimi çizgi, biçim, resim, ses, doğal ve yapay nesne, insan, hayvan, bitki ya da bunlara ilişkin ürün ve organlardan oluşan geleneksel düzen. @@ Bir imge ya da düşünü olarak dış gerçekleri yansıtan anlıksal bir görüntü. @@ 1. Soyut bir kavramı, örneğin bir ülküyü, amacı ya da düşünceyi gösteren ve anlamı herkesçe bilinen biçim, harf, bitki vb. im. 2. Ruh çözümlemesinde bilinçsiz bir düşünceyi, duygu ya da isteği belirten herhangi bir im. @@ Soyut bir kavramı belirtmek üzere benimsenmiş varlık ya da nesne; bir nesne ya da kavramın imgesi. @@ Çoklukları, işlemleri ya da bağıntıları göstermeye yarayan im ya da imce. @@ 1. Dizimsel değişken. || Anl. dizimsel simge, sözeden değişken. Krş.. ad simgesi, önerme simgesi, yüklem simgesi, işlev simgesi, eklem simgesi, deyim simgesi. 2. Yer tutucu simge. 3. Dizimsel tür simgesi. 4. İm. @@ Sınıflandırmada kullanılan ve belli bir anlam yüklenmiş harf, rakam ve imlerin tümü. @@ (Resim) (Yun. sumbolon = uygun işaret) Soyut bir kavramı somutlaştıran biçim. @@ Bir öğe, özdek, nesne, nitelik , bağıntı vb.gösteren harf, biçim, im. @@ Bir görüşme çizinliğinde yazılı soruları konuşma diline dönüştürmek, soruları anlamına uygun olarak dile getirme konusunda görüşmeciye kılavuzluk etmek üzere duraklama, vurgulama gibi durumları gösteren belirteç. @@ 1. genel uygulayım: Bir anlam, kavram, öğe, birim vb. kısaltmayla bildiren harf, resim, im. @@ 1. Belli bir insan öbeğinin uzlaşım yoluyla kendisine belli bir anlam verdiği im. 2. Bir şeyi gösteren, bir anlamı, bir düşünceyi görülenebilir kılan im. 3. Görülmez bir gerçekliği canlandıran imge ya da özdeksel nesne, örneğin, güvercin barışın simgesidir. @@ Bir öğe, nesne, nitelik vb. gösteren harf, biçim, im. @@ 1. Bir öğeyi ya da bir öğeciği gösteren kısaltım; örneğin C = karbon, Fe = demir. 2. Değer, konum, işlem, doğrultu gibi nicedikleri gösteren isteğe bağlı ya da geleneksel im. @@ Yazarken zamandan kazanmak amacıyla bir ya da birkaç sözcüğü özümlemek üzere kullanılan kısa işaret. (Bunlar çoğunlukla asıl sözcüğün ilk harfleri ile yapılır.) @@ @@ )
- SYMPATHETIC ile/||/<> PARASYMPATHETIC ile/||/<> ENTERIC
( İstemsiz vücut fonksiyon kontrolü. )
( Formül: Fight or flight )
- SYMPHONİE[Fr. < SYMPHONIE] ile/değil/yerine/=/||/<> SENFONİ
( senfoni orkestrası Orkestra için bestelenmiş birkaç bölümden oluşan uzun müzik eseri )
- SYMPLECTİC TOPOLOGY ile/||/<> CONTACT TOPOLOGY
( Symplectic topology kapalı 2-form geometrisiyken İLE contact topology maksimal integrallenemez 1-form geometrisidir )
( Formül: Symplectic form ω )
- SYMPLECTİC ile/||/<> RİEMANNİAN ile/||/<> COMPLEX
( Konum ve momentum çiftlerinin oluşturduğu faz uzayının geometrisidir; klasik mekaniğin (Hamilton biçiminin) doğal dilidir. @@ Eğri uzay ve yüzeylerde uzaklık ve açının nasıl ölçüldüğünü betimleyen geometridir; genel göreliliğin uzay-zaman dilidir. @@ Karmaşık sayılara dayalı uzayların geometrisidir; sicim kuramı ve kuantum alan kuramında belirir. Üçü de fiziğin farklı alanlarının matematiksel geometrileridir: faz uzayı, eğri uzay-zaman ve karmaşık uzay. )
( Formül: ω = dpᵢ ∧ dqᵢ )
- SYMPTOM :/yerine BELİRTİ
- SYNCOPE[İng.] ile/||/<> SYNCOPE[Fr.] ile/||/<> SYNKOPE[Alm.] ile/||/<> İÇ SES DÜŞMESİ
( Kelime içinde aynı hecede bulunan iki ünsüzden birinin söyleyişi kolaylaştırmak gayesiyle düşmesi arslan aslan altmış atmış tüfenk tüfek çift çit çiftçi çifçi rastla rasla serpelemek sepelemek vb )
- SYNDICALISTS/SYNDICALISM/SYNDICATE[İng.] ile/değil/yerine/= SENDIKA
( Sendikalar yasasına göre işçilerle işverenlerin ekonomik, toplumsal ve bilimsel çıkarları korunulma ve geliştirilme amacıyla uğraşıları yönünde kurulan örgütler. @@ İşçi veya işverenlerin çalışma hayatlarındaki ortak iktisadi ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla tüzel kişiliğe sahip olarak kurulan kuruluş. )
- SYNDİCAT[Fr. < SYNDICAT] ile/değil/yerine/=/||/<> SENDİKA
( sarı sendika İşçilerin veya işverenlerin iş kazanç toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik )
- SYNDROME[Fr. < SYNDROME] ile/değil/yerine/=/||/<> SENDROM
( Down sendromu tükenmişlik sendromu belirge Bir durumun insan üzerinde bıraktığı olumsuz etki )
- SYNGAMY[İng.] ile/değil/yerine/= SYNGAMY
( Zigotun tek (diploit) çekirdeğini oluşturmak üzere iki gamet çekirdeğin birbiri içine kaynaması, birleşmesi sonucu oluşan durumdur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SYNONYMOUS (SILENT) SUBSTITUTION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞ ANLAMLI (SESSİZ) BAZ DEĞİŞİMİ
( Bu tip mutasyonda, nükleotit sırasındaki değişim amino asid değişimine neden olmaz.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SYNOPTIC MAP, SYNOPTIC CHART, WEATHER MAP[İng.] ile/||/<> CARTE SYNNOPTIQUE, CARTE MÉTÉOROLOGIQUE[Fr.] ile/||/<> SYNOPTISCHE KARTE, WETTERKARTE[Alm.] ile/||/<> HAVA HARİTASI
( Hava durumuna ilişkin değerlerin işlendiği özel yeryüzü haritalarının her biri )
- SYNTAX[İng.] ile/||/<> SYNTAXE[Fr.] ile/||/<> SYNTAX, SATZLEHRE[Alm.] ile/||/<> CÜMLE BİLGİSİ
( cümle bilgisi Bir dilde düşünce ve duyguların tam olarak anlatılabilmesi için gramer kurallarına uygun olarak dizilen kelimelerin kelime gruplarının cümle ve söz içindeki görevlerini biribirleriyle olan ilişkilerini sıralanışlarını ve cümle türlerini inceleyen bilim dalı )
- SYNTENY[İng.] ile/değil/yerine/= SİNTENİ
( Ele alınan bir genomun, belirli gruplarla bağlantılı genleri korunmuş bölgeleridir. Farelerde 17 kromozom ve insanlarda 6 kromozom parçası sinteniktir. Mayoz sırasında ortak olarak ayrışırlar, dolayısıyla genom üzerinde birbirlerine yakın konumlanmışlardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SYNTHETİC BİOLOGY ile/||/<> SYSTEMS BİOLOGY
( Synthetic biology yeni biyolojik sistem tasarlarken İLE systems biology mevcut biyolojik sistemleri analiz eder )
( Formül: BioBrick parts )
- SYRIAN SCABIOUS[İng.] ile/||/<> CÉPHALARIE[Fr.] ile/||/<> CEPHALARIA SYRIACA[Lat.] ile/||/<> SCHUPPENKOPF[Alm.] ile/||/<> ACIMIK
( acımık Dipsaraceae familyasından 100 cm kadar boylanabilen bir yıllık otsu tohumları bazı yörelerimizde ezilip un edilerek ekmek hamuruna tat vermek için katılan bir bitki Belemir Yerel ağızlarda pelemir ve melemir olarak da geçer Kökenini bilmiyoruz Ağızlarda belemire acımık adı da verilir )
- SYSTEM vs./and CONCEPT
- SYSTÈME MÉTRIQUE[Fr.] ile/||/<> METRE SİSTEMİ
( fizik )
- SYSTEMS PHARMACOLOGY ile/||/<> TRADITIONAL PHARMACOLOGY
( Systems pharmacology ilaç etkisini sistem düzeyinde analiz ederken İLE traditional pharmacology tek hedef odaklı yaklaşım kullanır )
( Formül: Network pharmacology )
- SYSTOLE[Fr. < SYSTOLE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİSTOL
( Kalp kasının kasılma devresi )
- SZOBA[MACARCA SZOBA] ile/değil/yerine/=/||/<> SOBA
( elektrikli soba katalitik soba ayakkabı sobası doğal gaz sobası elektrik sobası gaz sobası gaz yağı sobası kömür sobası odun sobası yanık yağ sobası İçinde kömür odun veya gaz yakılan veya elektrikle de çalıştırılabilen ısınma aracı )
- T CETVELİ ile/||/<> ...
( Türkiyede bütçede kurumların satın alacakları taşıtların azami satın alma bedellerini gösteren cetvel )
- T(PERİYOT) ile/||/<> F(FREKANS)
- T-TEST ile/||/<> ANOVA ile/||/<> CHI-SQUARE
( Farklı veri türleri için istatistiksel testler. )
( Formül: t = (x̄₁ - x̄₂)/SE )
- T-ORBITAL[İng.] ile/değil/yerine/= T-YÖRÜNGEMİ
- TA PHYSICA
ile/ve/||/<>
TA POIOUMENA
ile/ve/||/<>
TA CHREMATA ile/ve/||/<>TA PRAGMATA
ile/ve/||/<>/<
TA MATHEMATA
- TAABBÜD[< ABD] ile İBÂDET ETME, KULLUK ETME; TAPMA, TAPINMA
- TAABBÜD ile/ve TEFEKKÜR ile/ve TEVEKKÜL
- TAABBÜS[Ar.] ile TAABBÜS[Ar. çoğ. TAABBÜSÂT]
( Sayıklama ya da havadaki bir şeyi tutmaya çalışır gibi ellerini sallayarak hareket ettirme. İLE Yüz ekşitme, surat asma. )
- TAACCÜP[Ar. < TAʿACCUB] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAŞMA
- TAADDUD[Ar. < TAʿADDUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAADDÜT
( Çoğalma sayısı artma )
- TAADDÜD[Ar.] ile TAAHHÜD[Ar. < AHD | çoğ. TAAHHÜDÂT]
( Birden çok olma, çoğalma, sayısı artma. İLE Üzerine alma, yapılması için söz verme. | Bir işin yapılması için resmî olarak sözleşme. | Postaya verilen bir şeyin yerine ulaşmasını sağlama. )
- TAADDÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOĞALMA, SAYININ ARTMASI
- TAAFFÜN[< UFÛNET] ile/değil/yerine/= ÇÜRÜYÜP KOKMA, KOKUŞMA | YANGI/İLTİHAP
- TAAFFUN[Ar. < TAʿAFFUN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAFFÜN
( Kokuşma pis kokma Çürüme sonucu oluşan pis koku )
- TAAHHUD[Ar. < TAʿAHHUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAHHÜT
( taahhütname Bir şey yapmayı üstüne alma üstenme üstlenme Bir işin yapılmasını üzerine alıp resmî olarak sözleşme yapma )
- TAAHHUDNAME[Ar. < TAʿAHHUD + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAHHÜTNAME
( Bir şeyi yapmayı üstüne aldığını bildiren yazılı kâğıt )
- TAAHHÜT/TAAHHUD[Ar. < TAʿAHHUD] ile/||/<> TAAHHÜTNAME/TAAHHUDNAME[Ar. < TAʿAHHUD + Fars. NĀME]
( taahhütname Bir şey yapmayı üstüne alma üstenme üstlenme Bir işin yapılmasını üzerine alıp resmî olarak sözleşme yapma )
- TAAHHÜT ile/||/<> ENGAGEMENT[İng.] ile/||/<> ENGAGEMENT[Fr.] ile/||/<> YÜKLENME
- TAAHHÜT ile TAAHHÜTLÜ ile TAAHHÜTLÜ MEKTUP
- TAAHHÜT ile/ve/||/<>/> TEMÎNÂT
- TAAHHÜT ile/değil/yerine/= ÜSTENME
- TAAHHÜTSÜZ ile/||/<> WITHOUT ENGAGEMENT[İng.] ile/||/<> SANS ENGAGEMENT[Fr.] ile/||/<> BAĞITSIZ
( Hiç bir yönü ile bağımlı olmayan )
- TAALLUK[< ALAK] ile ...
( ASILI OLMA, ASILMA | İLİŞKİN, İLİŞİĞİ OLMA | SEVME | ÂİT OLMA | [tas.] DÜNYA İLGİSİ )
- TAALLUK[Ar. < TAʿALLUḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> İLGİ
- TAALLÜM[< İLM] ile/ve/<> İLİM
( Öğrenme, öğrenilme, okuyarak, ders alarak öğrenme, elde etme. İLE/VE/<> ... )
( Gerekli fakat yeterli değildir. İLE/VE/<> ... )
- TAAMMUD[Ar. < TAʿAMMUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAMMÜT
( Bir işi veya suçu bile bile tasarlayarak yapma İşlenecek bir suçun daha önceden tasarlanması )
- TAAMMÜD[Ar. < AMD] ile TAANNÜD[Ar. < İNÂD | çoğ. TAANNÜDÂT]
( Bir işi bilerek ve isteyerek yapma. İLE İnad etme, direnme, ayak direme. )
- TAAMMÜDEN[Ar. < TAʿAMMUDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLEREK
- TAAMMÜM[Ar. < TAʿAMMUM] ile/değil/yerine/=/||/<> GENELLEŞME
- TAAMMÜM]Ar.} ile/değil/yerine/= YAYILMA, GENELLEŞME
- TAAMMÜT[Ar.] ile/<> TAAMMÜDEN
( Bir işi ya da suçu bile bile, tasarlayarak yapma. | İşlenecek bir suçun, daha önceden tasarlanması. İLE/<> Kasten. )
- TAAMMÜT ile/değil/yerine/= TASARLAMA
- TAANNUD[Ar. < TAʿANNUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAANNÜT
( Direnme ayak direme inat etme )
- TAANNÜT | DİRENME ile/||/<> DİRENME
( Herhangi bir uyaran söz konusu olmadığı halde belirli birtakım etkinlikleri sürdürmede ayak direme Borçlunun süresi biten parayı ödeyememesi Alacaklının ya da borçlunun direnmesi )
- TAANNÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= DİRENME, DİRENİM
- TAARRUS/TAARRÜS[Ar. çoğ. TAARRUSÂT] ile TAARRUZ[Ar. çoğ. TAARRUZÂT] ile TAÂRUZ/TEÂRUZ[Ar. < ARAZ | çoğ. TEÂRUZÂT]
( Kocanın, karısına sevgi göstermesi. İLE İlişme, sataşma, takılma. | Düşmana saldırma. İLE Birbirine zıt olma. )
- TAARRUZ[Ar. < TAʿARRUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> SALDIRI (TAARRUZ HELİKOPTERİ, YARMA TAARRUZU)
- TAARRUZ ile/ve/<>/değil/yerine TEYAKKUZ
- TAARÜF ile TEARRÜF
( BİRBİRİNİ BİLMEK, TANIMAK )
- TAASSUB ile AKIL TUTULMASI
- TAASSUB ile/ve/değil BİLGİ/DENEYİM EKSİKLİĞİ
- TAASSUB ile/değil/yerine GELENEKSEL DEĞER/LER
- TAASSUB[Ar.] ile/değil/yerine ÖNCELİK
- TAASSUB ile TASALLUT
( Taassub, tasalluta dönüşmemelidir! )
- TAASSUB ile/değil/yerine/>/>< TASAVVUF
( TASAVVUF: Taassubu yok eden neyse, o! )
( Tasavvuf, taassuptan kurtulmaktır. )
- TAASSUB ile TUTUCULUK
- TAAŞŞUK[Ar. < TAʿAŞŞUḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAŞŞUK
( Karşılıklı âşık olma )
- TAASSUP[Ar. < TAʿAṢṢUB] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞNAZLIK
- TAASSUP[Ar.]/BIGOTRY[İng.] ile/değil/yerine/= BAĞNAZLIK
- TAATTUL[Ar.] ile TAATTUR[Ar. < ITR]
( İşsiz kalma, işlemez olma. İLE Güzel kokular sürünme. )
- TAAYYÜN[< AYN] ile ...
( MEYDANA ÇIKMA, ÂŞİKÂR OLMA | BELİRLİ OLMA | BELİRME | ŞEKİL | ÂYAN SIRASINA GİRME, ÎTİBARLANMA, BELİRLİ BAŞLI ADAM OLMA )
- TAAYYUN[Ar. < TAʿAYYUN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAYYÜN
( Belli olma ortaya çıkma belirme İtibar kazanma önemli kimseler arasına girme Tasavvufta Allah ın kudretinin zuhur ve tecelli yoluyla belirmesi Allah ın zatında var olanların ortaya çıkması )
- TAAYYÜN ve/> TEŞEKKÜL
- TAAYYÜN-Ü SÂNİ ile ANASIR-I ERBAA ile MEVALİD-İ SELÂSE
- TAAYYUŞ[Ar. < TAʿAYYUŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAYYÜŞ
( Geçimini sağlama )
- TAAYYÜŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= YAŞAMA, GEÇİNME
- TAAZZÜL[Ar. < AZL] ile TAAZZÜR[Ar. < ÖZR]
( Bir tarafa çekilme. | İşten çekilme. | Ehl-i sünnet'ten Vâsıl b. Atâ'nın kurduğu mu'tezile mezhebi. | Takımdan ayrılma. İLE Özür bildirme. | Güçleşme, güç olma, olanak bulunmama. )
- TAAZZUM | KEMİKLEŞME ile/||/<> KEMİKLEŞME
( karşılık ossifikasyon os kemik facere yapmak Kemik meydana gelmesi bağ ve özellikle kıkırdak dokusunun kemişleşme merkezlerinde başlayan ve osteoblastlar araciyle tamamlanan olay biyoloji Kemik dokusunun intramembranöz ya da endokondral olarak meydana gelmesi Osifikasyon Kemik dokusunun intramembranöz veya endokondriyal olarak meydana gelmesi osifikasyon 1 Osifikasyo perikondriyalis adı verilen intramembranöz ve osifikasyo endokondriyalis adı verilen endokondral yolla kemik dokusu yapımı ossifikasyon 2 Dokularda kronik kıkırdak doku yangılarındaki gibi kalsiyum tuzları birikmesi nedeniyle sertleşerek kemik dokusu niteliği kazanma )
- TAAZZUM/TEAZZUM[Ar. < İZAM/AZÂMET] ile/ve ERKAB[Ar.]
( Büyüklük taslama, kibirlenme. @@ Boynu kalın olan adam ya da arslan. )
- TAAZZUV ile/||/<> ORGANISATION[Fr.] ile/||/<> ORGANLAŞMA
( biyoloji botanik )
- tab.[Lat. < TABELLA, TABLETTA] ile/değil/yerine/= TABLET
- TAB ÜNİTESİ | MUKAYYİT | YAZICI ile/||/<> YAZICI
( Sinema Bir filmin yazılarını hazırlayan yazıcı aygıtı kullanan kimse Işıkölçer ve benzeri araçlarla gözlem değerlerini devimli kâğıt üzerine çizerek yazan bölüm Sonuçları kâğıt üzerine yazan bilgisayar çıkış birimi 1 gökbilim Işıkölçer ve benzeri araçlarla gözlem değerini devimli kâğıt üzerine çizerek yayan bölüm 2 sinema Bir filmin yazılarının film üzerine alınmasında kullanılan aygıt imleç fizik )
- TABABET[Ar. < ṬABĀBET] ile/değil/yerine/=/||/<> TABABET
( diş tababeti tıp Tıp bilgisi )
- TABABET/TABABET[Ar. < ṬABĀBET] ile/||/<> TIBBEN/TİBBEN[Ar. < ṬİBBEN] ile/||/<> TIBBİ/TİBBİ[Ar. < ṬİBBĪ] ile/||/<> TIP/TİBB[Ar. < ṬİBB] ile/||/<> MEDİKAL/MEDİCAL[Fr. < MÉDICAL]
( diş tababeti tıp Tıp bilgisi )
- TABAK ile BULAŞIK MAKİNESİ ile UYUMSUZ ile UYUMSUZ ile AHENKSİZLEŞMEK ile UYUMSUZLUK ile BULAŞIKLAR ile PATLICAN YEMEKLERİ
- TABAKA[İt. < TABACCO] ile/değil/yerine/=/||/<> SİGARA TABAKASI (SİGARA TABAKASI)
- TABAKA ile LAMİNAT ile LAMİNE
- TABAKA-İ HÂRİC-İ EDİMME | DIŞ DERİ ile/||/<> DIŞ DERİ
( ektos dışarda derma deri epi üzerinde blastos tomurcuk 1 Çok hücreli hayvanlarda vücudun dış yüzünü örten tabaka 2 Üst deri epidermis sinir sistemi ve duygu organlarını meydana getiren embriyonun en dış tabakası Ektoderm epiblast 1 Çok hücreli hayvanlarda vücudun dış yüzeyini örten tabaka 2 Sinir sistemi ve duyu organlarını meydana getiren embriyonun en dış tabakası ektoderm ektoblast epiblast 1 Çok hücreli hayvanlarda vücudun dış yüzeyinin örten tabaka 2 Embriyoda blastosist evresinde dışta yer alan katman ektoderma ektoderm epiblast integumentum kommune Blastosist oluşumunda dışta ektoderma içte ise endoderma yer alır )
- TABAKA-İ KORNİYE | SAYDAM TABAKA ile/||/<> SAYDAM TABAKA ile/||/<> BOYNUZSU TABAKA
( boynuzsu tabaka stratum tabaka lux ışık Derinin epidermis tabakasında granüllü tabakanın üzerinde ve keratinli tabakanın altında yer alan hücreleri eleidinle dolu olduğu için saydam görülen tabaka 1 Göz yuvarını örten en dış örtünün 1 6sını teşkil eden saydam ön bölgesi Dıştan içe doğru kornea epiteli Bowman zarı stroma Descemet zarı ve endotel tabakalarından oluşur 1 Bileşik gözün her bir ommatidyumunun dış saydam tarafı Kornea Göz yuvarını örten en dış örtünün 1 6 sını oluşturan saydam ön bölgesi kornea )
- TABAKAİ KUZAHİYE | TABAKA-İ KUZÂHİYE | İRİS ile/||/<> İRİS ile/||/<> İRİS[Fr. < IRIS]
( Sinema Alıcının önünde yer alan çember biçiminde büyüyüp küçülen özellikle noktalı açılmakararmayı gerçekleştirmekte kullanılan örtü çeşidi Saydam kat ile göz merceği arasında bulunan ince kasılabilen renkli ve damarlı olan disk biyoloji zooloji süsen Göz merceğini kısmen örten ortasında göz bebeği pupilla denen bir açıklık bulunan damar tabakanın bir kısmı koroit uzantısı Saydam tabakayla göz merceği arasında bulunan ince kasılabilen bir zardan oluşan gözün renkli ve damarlı bölümü anat Ön ve arka göz kamaralarını birbirinden ayıran ışığın geçişinde diyafram görevini yapan epitel altındaki bağ dokuda pigment hücrelerini içeren tunika vazkuloza bulbi katmanındaki üç oluşumdan biri )
- TABAKA-İ MANTÂRİYE ile/||/<> LIÈGE[Fr.] ile/||/<> MANTAR TABAKASI
( botanik )
- TABAKA-İ MUHÂTİYE | MUKOZA ile/||/<> MUKOZA ile/||/<> MUKOZA[Lat.]
( biyoloji En içte sindirim bezlerini kapsayan epitel tabakası onun dışında lamina propria ve en dışta kas tabakası olmak üzere üç tabakadan oluşan sindirim kanalının içini astarlayan tabaka Sindirim borusu soluk borusu gibi iç organların iç yüzeyini örten ve mukus sıvısı salgılayan ince tabaka müköz zar )
- TABAKA-İ ŞEBEKİYE | AĞ TABAKA ile/||/<> AĞ TABAKA
( Göz yuvarının en içte bulunan ışığa duyarlı tabakası Biri göz yuvarının gerisini çevreleyen ışık alıcı hücreler koni ve çomak hücreleri ve nöronları kapsayan daha içte olan diğeri melanin taneciklerini kapsayan pigmentli çift kat epitel astardan oluşan tabaka Retina Gözde en iç kısımda bulunan ışığa duyarlı hücrelerin duyu sinirlerinin ve pigmentlerin bulunduğu çift katlı tabaka retina anat Göz yuvarlağının en içteki görmede işlev gören ve dıştan içe doğru pigmentli epitel kat çubuk ve koni biçimli hücreler kat dış sınırlayıcı zar dış çekirdekler kat dış pleksiform kat gangliyon hücreleri optik sinir uzantıları kat ve sınırlayıcı zar katlarından oluşan tunika interna bulbi adı da verilen sinirsel tabakası retina )
- TABAKLAMA | SEPİLEME ile/||/<> SEPİLEME ile/||/<> TANNING[İng.] ile/||/<> TANNAGE[Fr.] ile/||/<> GERBUNG[Alm.] ile/||/<> TABAKLAMA
( tabaklama dericilik Ham deriyi kösele ya da vidala durumuna getirmek için uygulanan bir dizi işlem Ham derileri fiziksel ve kimyasal işlemlerle dayanıklı duruma getirme )
- TANNING[İng.] / TANNAGE[Fr.] / GERBUNG, GERBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TABAKLAMA
- TABAKLAMAK ile TABAKALAMAK ile TABAKLANMAK ile TABAKALANMAK ile TABAK/LIK ile TABAKA ile TABAKLI ile TABAKÇI/LIK ile TABAKALI ile TABAKSIZ ile TABAKASIZ
- TABAKLIK ile/||/<> DRESSING FOR HIDESTANNING[İng.] ile/||/<> TANNAGE[Fr.] ile/||/<> SEPİ
( dericilik Deri post ya da kürkleri kullanılabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerin tümü )
- TABAN TABANA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TAMAMEN
- TABANCA ile/||/<> PISTOLET[Fr.] ile/||/<> YARIŞ TABANCASI
( Yarışı başlatmak yanlış çıkışları koşuculara bildirmek ve yarışı durdurmak için çıkış yargıcısınca kullanılan tabanca )
- TABANCA ile/||/<> TABANCA
( Dekor boyamada boyayı püskürtmek için kullanılan kompresörlü tabanca Dekor boyamada boya püskürtmede kullanılan hava basmalı tabanca Az tapança ateşli küçük el silahı sapanca tabanca Başındaki tnin sye çevrilmesi düşündürücüdür Doerfere göre OLZ 1971 66 9 10 449 tabanca sözü sapanın baskısı altında sapancaya çevrilmiştir Kar tabanca tapanca toppånça top sözünün baskısıyla toppånçaya çevrilmiştir Farsça ṭamança ṭamānça a pistol Türkçede ikinci anlam sonradan ortaya çıkmıştır Osmanlıca tabanca tapanca 1 el ayası 2 tokat şamar taban ca eki ile açıklanması kolay değildir Türkçeden Tacikçeye de geçmiştir tappånça Revolver Doerfer TLT 267 Sırpça tabàndže Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 593594 )
- TABAN/LI ile TEMEL/Lİ
- TABAN/LIK ile TABANCA ile TABANLI ile TABANSIZ/LIK ile TABANCALI ile TABANCASIZ ile TABAN BASMA ile TABAN DÜZEYİ ile TABAN FİYATI ile TABAN HALISI ile TABAN LAĞIMI ile TABANI YARIK ile TABANCA BOYASI ile TABANCA CİLASI
- TABASBUS[Ar. < BASBASA]/MÜTEBASBIS ile/değil/yerine/= YALTAKLANMA/YALTAK
( Birine hoş görünmek için onursuzca davranmak. )
- TABELA[İt. < TABELLA] ile URANLIK/PANKART[Fr. < PANCARTE]
( Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret ya da resim bulunan, tahta ya da sac parçası, levha. | Hastahane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge. | Hastahanelerde, her hastanın, gündelik yemek ve ilâcının yazıldığı kâğıt. İLE Toplantı ve gösterilerde taşınan, üzerinde benimsenen amacın birkaç sözle gösterildiği karton ya da bezden levha. )
- TABELA ile/||/<> SIGN, BOARD[İng.] ile/||/<> ENSIGNE[Fr.] ile/||/<> TABELA[İt. < TABELLA]
( Tecimevi iş yerlerinin kapılarına asılan ve yapılan iş çeşidi ile bu işe ilişkin özel ve tüzel kişi iyeliğini kapsayan göstergeç İtal tabella )
- TABELLA[İt. < TABELLA] ile/değil/yerine/=/||/<> TABELA
( tabela bahis tabela partisi skor tabelası Üzerinde tanıtıcı belirtici bir yazı açıklama işaret veya resim bulunan nesne levha Hastane yatılı okul askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü miktarını gösteren çizelge Hastanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kâğıt )
- TABHANE[Fars. < TĀB + ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVHANE
( Yoksul hastaların iyileştikten sonra nekahet dönemini geçirdikleri hayır kurumu sera )
- TAB-HÂNE[Ar., Fars.] ile TABH-HÂNE[Ar., Fars.] ile TÂB-HÂNE[Ar.]
( Matbaa. İLE Mutfak. | Lokanta. İLE Ocak ya da soba ile ısıtılan kışlık yer, çiçek sobası. | Nekahethâne.[DÂR-ÜŞ-ŞİFÂ] )
- TÂBİ | BAĞIMLI ile/||/<> BAĞIMLI
( Herhangi bir siyasal akımı desteklemeyi amaç edinen yazar ya da yapıt Büyük bir hükümdara bağlı küçük bir hükümdar ya da bey )
- TÂBİ | BAĞIMLI >< BAĞIMSIZ
- TÂBİ | BASIMCI ile/||/<> BASIMCI
( Bir yapıtın basılmasını sağlayan basılarak yayımını yapan kişi basımcılık Basımevi işleten basım işleriyle uğraşan kişi )
- TÂBİ | BASIMCI ile/||/<> BASMA
( Bir yapıtın basılmasını sağlayan, basılarak yayımını yapan kişi. @@ basımcılık: Basımevi işleten, basım işleriyle uğraşan kişi. )
- TABİ[Ar. < TĀBİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞIMLI | BAĞLI
( bağımlı Birine veya bir şeye uyan onun arkası sıra giden bağlı )
- TABİ[Ar. < ṬĀBİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BASICI | YAYIMCI
( basıcı yayımcı )
- TABİAT ile TABİATLI/LIK ile TABİATSIZ/LIK ile TABİAT BİLGİSİ ile TABİAT BİLİMLERİ
- TABİATIYLA ile/değil/yerine/= DOĞAL OLARAK / KENDİLİĞİNDEN
- TABİİ İLİMLER | DOĞA BİLİMLERİ ile/||/<> DOĞA BİLİMLERİ
( Canlı ya da cansız özdeksel olayları konu alan tümevarım yöntemiyle alanında yasa ve öndeyilere ulaşan bilgi dalları Nedensellik yasasına dayanmaları matematiksel kuruluşları değerleme yapmayan genelleştirici yöntemleriyle kültür bilimlerinden ayrılan doğa araştırmalarına yönelik bilimler Doğa bilimleri 1 Görevlerine göre salt ve uygulamalı doğa bilimleri 2 Konularına göre canlı ve cansız doğanın bilimleri 3 Yöntemlerine göre a matematiksel ve deneysel araştırmalar fizik kimya dirimbilim ruhbilim b betimleyici ve çözümleyici araştırmalar bitkibilim hayvanbilim insanbilim c doğa tarihi ve doğa bilgisi coğrafya yerbilim gökbilim olarak ayrılırlar Zooloji botanik jeoloji gibi bilim dallarını içine alan ve doğadaki hayvan bitki ve yer ile uğraşan bilim dalları topluluğu Tabiî ilimler Zooloji botanik jeoloji gibi bilim dallarını içine alan ve doğadaki hayvan bitki ve yerle uğraşan bilim dalları topluluğu tabii ilimler )
- Tabiî ki, yeri geldiğinde DİNLEME! fakat sen yine de DİNLE!!!
- TABİÎ Kİ ... ile/ve/<> (...) HALİYLE (...)
- TABİÎ Kİ ile/ve/<> MUTLAKA
- TABİİ | KUŞKUSUZ | KESİNLİKLE/ELBET[Ar. < ELBET] ile/||/<> TABİİ | KUŞKUSUZ | KESİNLİKLE/ELBETTE[Ar. < ELBETTE] ile/||/<> ASLA | KESİNLİKLE/KATİYEN[Ar. < ḲAṬʿİYYEN]
( tabii kuşkusuz kesinlikle )
- TABİİYE/TABİİYYE[Ar. < ṬABİʽİYYE] ile/||/<> TABİİYUN/TABİİYYUN[Ar. < ṬABİʽİYYŪN]
( Tabiat bilgisi dersi doğalcılık )
- TABİİYECİ ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞA BİLİMCİ | DOĞALCI
( doğa bilimci Tabiat bilgisi öğretmeni doğalcı )
- TABİİYET | MUTABAKAT, MUTABAKAT-I ELFAZ | FİZİBİLİTE | MUTABAKAT | UYARLIK ile/||/<> UYARLIK
( Bir bilgisayar dizgesinde geliştirilmiş yazılım ürünlerinin başka bir bilgisayar dizgesinde değiştirilmeden kullanılabilmesi durumunda iki dizge arasındaki kullanım bakımından geçiş kolaylığı 1 Denetim altına alınamayan bir toplumsal çevrenin koşullarına uyma 2 Gizli ya da açık etkilere ve baskılara boyun eğme 3 Yürürlükte olan töreleri ve görgü kurallarını pek incelemeden benimseme 4 Genel olarak herkesin görüş ve düşüncelerine uyma Düşüncelerin duyguların kavramların en uygun sözcüklerle anlatılması Bir yordam izlem ya da çizeneğin duruma koşullara ya da öngörülen amaçlara uygunluğu 1 Yazılık çizelge ve sayışımlar arasında uygunluk sağlama 2 Belirli bir süre sonunda sağlanan kârı ve yitireceyi saptamak üzere kuruluşça tutulan sayışrmların borçlu ve alacaklı dalları üzerinde sonuç olarak bir denge sağlama )
- TABİİYET | TAALLUK | BAĞIMLILIK ile/||/<> BAĞIMLILIK
( Kişinin gereksinme ve isteklerini karşılamakta yetersiz oluşu karar verme ve işlerini başarmada başkalarından yardım istemesi durumu 1 Karlaşılan sorunları yalnız başına çözmek ve kendine yön seçmek için gerekli yetenekten yoksun olma durumu 2 Ekonomik ve ruhsal desteğe gereksinme duyma 3 Kendi kendine yetmezlik Niceliklerin ya da niteliklerin bağımsız olmaması ay bağımsız olasılıksal değişkenler bağımsız olaylar Çoğabilimde çalışan etkin kesim üzerindeki çoğal baskıyı gösteren ve edilgen çoğanın etkin çoğaya oranı olarak bulunan değer Bir başka şeyle koşullu olma bir başka şeye bağlı olma durumu 1 Nedensel bağımlılık Etki ile neden arasındaki bağıntı 2 Mantıksal bağımlılık Neden ile sonuç arasındaki bağıntı Psikotrop bir maddeyle merkezî sinir sistemi arasındaki etkileşmeden doğan ve maddenin keyif artırıcı psişik etkilerini duyumsamak ve bazen de yokluğunun vereceği huzursuzluktan sakınmak için maddeyi devamlı veya periyodik olarak alma isteği )
- TABİİYYE[Ar. < ṬABİʽİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TABİİYE
( Tabiat bilgisi dersi doğalcılık )
- TABİL[Ar. | çoğ. TEVÂBİL] ile ...
( Nane, biber, tarçın, karanfil gibi baharatlar. )
- TABİL[Ar. çoğ. TEVÂBİL] ile TA'BÎR[Ar. < UBUR | çoğ. TA'BÎRÂT]
( Nane, biber, tarçın, karanfil gibi baharatlar. İLE Anlatma, ifade. | Bir anlamı olan söz. | Deyim. | Terim. | Rüya yorma. [HÜSN-İ TABÎR: Edep ve terbiye içinde anlatma.] )
- TABİLİK | UYSALLIK ile/||/<> UYSALLIK
( Başkalarının yönetimi altına girmeyi kolaylaştıran kişilik özelliği Başkalarının önderliğini benimseme başkalarına uyma boyun eğme bağımlı davranma biçiminde kendini gösteren bir kişilik özelliği )
- TABİP FİLOZOFLAR ile/ve/||/<> FİLOZOF TABİPLER
- TA'BÎR CAİZSE ile/değil/yerine/= DEYİM YERİNDEYSE/DEYİŞ UYGUNSA
- TABİYET, FONKSİYON | BAĞILLIK ile/||/<> BAĞILLIK
( Olaylar ya da değişkenler arasında birindeki değişmelere bağlı olarak ötekinin de değişmesini içeren bağlaşı kimya fizik Bir özdeğin varlığının bir başka özdeğin varoluşuna bağlı olması durumu bu özdeğin niteliği )
- TÂBİYET ile/değil/yerine DEĞİM/LİYÂKÂT
( İkisi de, sadece/ancak ve ancak ilmedir. )
- TABLA ile TABLACI/LIK ile TABLALI
- TABLBAZ[Ar. < ṬABL + Fars. -BĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> DAVLUMBAZ
( Mutfak duvarlarında ocak fırın vb nin dumanlarını ve kokularını toplayıp bacaya vermeye yarayan aspiratör ile donatılmış piramidimsi biçimde çıkıntı Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak Otomobillerin tekerleklerini örten yarım daire biçimindeki kapak )
- TABLDOT[Fr. TABLE D'HOTE]["TABÜLOT" değil!] ile/değil/yerine/= SEÇMESİZ YEMEK
( Seçmesiz yemek. | Birçok kişinin, erzak sağlayıp kendine yemek pişirtmek için kurduğu ortaklık. )
- TABLEAU[Fr. < TABLEAU] ile/değil/yerine/=/||/<> TABLO
( belirtke tablosu çarpım tablosu çetele tablosu davranış tablosu hastalık tablosu logaritma tablosu mutluluk tablosu Bez tahta kâğıt vb maddeler üzerine yapılmış yağlı boya sulu boya pastel veya kara kalem resim levha Birbiriyle olan ilgilerine göre düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi Yaşanan var olan olay ve olguların hepsinin genel görünüşü manzara Bir perdenin dekor değişikliğiyle belirlenen alt bölümü )
- TABLİER[Fr. < TABLIER] ile/değil/yerine/=/||/<> TABLİYE
( Köprü yapımında ilk olarak yerleştirilen ve köprüyü oluşturan bölüm Kâgir veya betonarme yapılarda döşeme veya tavan gibi yatay olarak inşa edilmiş yapı unsuru )
- TABLO | ÇİZELGE ile/||/<> ÇİZELGE
( Her öğesi hiçbir belirsizlik söz konusu olmadan bir ya da birkaç dizin sayısı ile belirtilebilen bir veri dizisi İlerideki kullanıma elverişli biçimde sıralanan sayısal bilgiler dizgesi Birbiriyle ilgili verilerin toplu ve düzenli sunumu Gözlemleri incelenen değişkenin çeşitli değer ya da seçeneklerine göre dağıtarak döküme sokan dağılım alanı matematik Yapılacak işlemin özelliğine uygun bir düzende adı soyadı para ya da sayışımları kapsayan ayrıntılı kâğıt )
- TABLO | TABELA/LEVHA[Ar. < LEVḤA] ile/||/<> GÖRÜNÜŞ | TABLO | DURUM/MANZARA[Ar. < MANẒARA]
( alçı levha serlevha reklam levhası sayı levhası Bir yere asılmak için yazılmış yazı tablo tabela Yer kabuğunu oluşturan parçalardan her biri )
- TABLO[Fr. TABLEAU] ile/değil/yerine/= DİZELGE
( Bez, tahta, kâğıt vb. maddeler üzerine yapılmış yağlı boya, sulu boya, pastel ya da kara kalem resim. | Birbiriyle olan ilgilerine göre düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi. | Yaşanan, var olan olay ve olguların hepsinin genel görünüşü, manzara. | [tiyatro] Bir perdenin, dekor değişikliğiyle belirlenen alt bölümü. )
- TABLO/TABLEAU[Fr. < TABLEAU] ile/||/<> TUVAL/TOİLE[Fr. < TOILE]
( belirtke tablosu çarpım tablosu çetele tablosu davranış tablosu hastalık tablosu logaritma tablosu mutluluk tablosu Bez tahta kâğıt vb maddeler üzerine yapılmış yağlı boya sulu boya pastel veya kara kalem resim levha Birbiriyle olan ilgilerine göre düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi Yaşanan var olan olay ve olguların hepsinin genel görünüşü manzara Bir perdenin dekor değişikliğiyle belirlenen alt bölümü )
- TABOLUNMAK[Ar. < ṬABʿ + Tr. OLUNMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> BASILMAK
- TABSIRA ve/||/<> MÜNTEHA ve/||/<> MURAHHAS
( Kutbuddin Şirâzi, Sivas'ta Meraga çizgisini devam ettirerek, İslâm tarihinin bu üç en önemli yapıtını çalışmış ve çok önemli kitaplar yayımlamıştır. )
- TABU[Fr. TABOU] ile FETİŞ[Fr. FETICHE]
( Kutsal sayılan bazı kişilere, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç. | Tekinsiz. | Yasaklanarak korunan (nesne, sözcük, davranış). İLE Put. | Uğurlu sayılan şey. | Tapınırcasına sevilen şey ya da kişi. | Saplantılı bir biçimde eşeysel coşku uyandıran öteki cinse ait giysi, ayakkabı vb. eşya. )
- TABU ile/değil GELENEK
- TABURE[Fr. TABOURET] ile/değil/yerine/= OTURAK/İSKEMLE
( Sırt ve kol dayayacak yeri olmayan iskemle. )
- TABYA[Ar.] ile/<> DONANMA
( Bir bölgeyi savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen yapı. İLE/<> ... )
( Karada. İLE/<> Denizde. )
- TAÇ ÇİZGİSİ | YAN ÇİZGİSİ ile/||/<> YAN ÇİZGİSİ
( Alanı uzunluğuna boydan boya sınırlayan çizgi zooloji )
- TAÇ KAPI ile/ve ÖTEKİ KAPILAR
( Sadece Sultan'ların kullandığı kapı. İLE/VE ... )
(

)
- TAÇ KAPI/LAR ile/ve İMPARATOR KAPISI / ALTIN KAPI
( ... İLE/VE Yedikule'nin iç tarafındadır. )
- TAÇ, KOROLLA = TÜVEYC = COROLLE
- TÂC ile/değil İSTEFAN
- TAÇ ile TAÇ KAPI ile TAÇ ATIŞI ile TAÇ BEYİT ile TAÇ YAPRAĞI ile TAÇ YAPRAKLI ile TAÇ GİYME TÖRENİ
- TAÇ ile VELİAHT PRENS ile TAÇLI
- TACHERON[Fr. < TÂCHERON] ile/değil/yerine/=/||/<> TAŞERON
( Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı asıl müteahhitten alarak kendisi üstlenen diğer yüklenici )
- TACİK ile TACİKÇE
- TÂCİR ile/||/<> MERCHANT, TRADER[İng.] ile/||/<> NÉGOCIANT, COMMERÇANT[Fr.] ile/||/<> TECİMEN
( Tecimsel işlerle uğraşan kişi )
- TADACCU'[Ar.] ile TADACCU[Ar. < DUCRET]
( Üşenme, gevşek davranma. İLE İç sıkılması, sıkıntı. )
- TA'DÂD[Ar. < ADED] ile/değil/yerine/= SAYMA; SAYI | BİRER BİRER SÖYLEME, SAYIP DÖKME; SAYIM
( SAYMA; SAYI | BİRER BİRER SÖYLEME, SAYIP DÖKME; SAYIM )
- TADARRUS[Ar.] ile/değil/yerine/= DİŞ KAMAŞMASI
- TADI-TUZU (OLMAMAK/KALMAMAK)
- TADİL TEKLİFİ ile/değil/yerine/= DEĞİŞTİRGE
- TADİL[Ar. < TAʿDĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞİŞİKLİK (TADİL TEKLİFİ)
- TADİL ile TADİL TEKLİFİ
- TADİLÂT | DEĞİŞİKLİK ile/||/<> DEĞİŞİKLİK
( Her yerde belirli zamanlarda yapılan genel bina ve arsa tarla yazılımlarından sonra yeniden yazılım yapılıncaya kadar gerek binanın yapılışında ve gerek arsa ve tarlanın durumunda değerleri bakımından bir değişiklik yapılması halinde durumun yetkili görevlilerince incelenerek vergi değişimi yapan kurulca yeni durum ve değerlerine göre vergilendirilmesi )
- TÂDİLAT ile/ve DEKORASYON
- TADİLAT[Ar. < TAʿDĪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TADİLAT
( Değişiklikler )
- TÂDİLAT ile/ve TAMİRAT
- TADINI BİLMEK ile TADINI YAŞAMAK
( Deneyimlemiş olmak. İLE Deneyimin, zaman, zemin ve dengesini/dozunu doğru belirleyerek sürdürebilmek. )
- TADPOLE ile/değil/yerine/= İRİBAŞ
( Kurbağanın yumurtadan yeni çıkmış kurtçuğu. )
- TAFEL[Alm.] ile/||/<> ASMALIK
( İçmimari Boyaresim asmak için düz yüzey )
- TAFRA | ATLAMA ile/||/<> ATLAMA ile/||/<> ATLAMAK
( 1 Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma ya da belli bir yükseklikten aşırma 2 Bu yolla en uzağa atlamak ya da en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı Sinema Bir filmdeki devinimin doğal akışını değiştiren şaşırtıcı sonuçlar çarpıcı etkiler sağlamakta kullanılan kesim Bir kart delgi makinesi ya da yazı makinesi gibi damga damga ilerleyen donanımlarda bir damga konumunun ya da bir alanın bir satır yazıcıda bir ya da birçok satırın işlenmeden geçilmesi İlmiye sınıfında aşamalarda sıra beklemeden ve kuraldışı ilerleme Vücudun sıçrama gücü ile bulunduğu dayanak yüzeyinden koparak ayrı bir düzeye konması Konuşulan bazı harfleri ve heceleri atlamaktan ileri gelen kusur örnek nasılsınız yerine nassınız Dansçının atlaması )
- TAFRA | ATLAMA ile/||/<> SIÇRAMA
( 1. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma ya da belli bir yükseklikten aşırma. 2. Bu yolla en uzağa atlamak ya da en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı. @@ Sinema Bir filmdeki devinimin doğal akışını değiştiren, şaşırtıcı sonuçlar, çarpıcı etkiler sağlamakta kullanılan kesim. @@ Bir kart delgi makinesi ya da yazı makinesi gibi damga damga ilerleyen donanımlarda bir damga konumunun ya da bir alanın, bir satır yazıcıda bir ya da birçok satırın işlenmeden geçilmesi. @@ İlmiye sınıfında, aşamalarda sıra beklemeden ve kuraldışı ilerleme. @@ Vücudun, sıçrama gücü ile bulunduğu dayanak yüzeyinden koparak ayrı bir düzeye konması. @@ 'Konuşulan bazı harfleri ve heceleri atlamaktan ileri gelen kusur, örnek : 'nasılsınız' yerine 'nassınız'. @@ Dansçının atlaması. @@ @@ @@ @@ @@ )
- TAFRA[Ar.] ile/değil/yerine/= SIÇRAMA
( Yukarıya sıçrama, atlama. | Yukarıdan atıp tutma. | İlimde, rütbe, derece alma. )
- TAGADDİ[Ar. < TAĠADDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BESLENME
- TAGAMGUM[< Ar. GAMGAMA] ile/değil/yerine/= ANLAŞILMAZ SÖZ
- TAGAYYÜR[Ar. < GAYR] ile/değil/yerine/= DEĞİŞME, BAŞKALAŞMA
- TAGDİYE, TAGADDİ | BESİ ile/||/<> BESİ
( Keçe yapılacak kılın arasına konan yün Bor Niğde beslenme biyoloji Hayvanların hareketlerini sınırlayan çit veya kapalı alan içerisinde tutularak enerjice zengin rasyonlarla beslenmesiyle kesim ağırlığına ulaşmasını sağlayan et verimi ve kalitesini artırmaya yönelik besleme yöntemi )
- TAGDİYE, TAGADDİ | İGTİDA | BESLENME ile/||/<> BESLENME
( karşılık nutrisyon alimentasyon nutrire beslenmek alere beslenmek Besin maddesinin canlı tarafından yutulması sindirilmesi bağırsaklardan geçip kan ve lenf ile kullanılacakları yerlere taşınması ve sonunda asimlasyonu olayı besi botanik zooloji besleme Besin maddesinin canlı tarafından yutulması sindirilmesi damarlarla kullanılacakları yerlere taşınması ve sonunda organizma tarafından kullanılacak hâle getirilmesi Alimentasyon nütrisyon Besin maddelerinin canlı organizmaya alınmasıyla atık maddelerin vücuttan atılmasına kadar geçen süre içinde uğradığı mekanik fiziksel kimyasal ve fizikokimyasal olayların bütünü alimentasyon Canlıların gelişmeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan besin maddelerini dışardan sağlamaları ve kullanmaları faaliyeti )
- TAGLİAMARE[İt. < TAGLIAMARE] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİMAR
( Baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme )
- TAĞŞİŞ ile/||/<> AYARINI DÜŞÜRMEK
( ayarını düşürmek 1 Yemde doğal olarak bulunabilen fakat hayvanlara zararlı etki yapmayacak düzeylerde olanların dışında yemlere zehirli ve zararlı olabilecek madde yabancı ot tohumu besleme değeri olmayan madde emniyetli olmayan pestisit veya kimyasal madde tolerans sınırını aşacak miktarlarda boya konservatif vb katkı maddelerinin katılması yemdeki değerli maddelerin tamamı veya bir kısmı yerine daha az değerli maddelerin katılması işlemi 2 Herhangi bir gıdanın veya malzemenin özelliklerini bozacak bir şeyle karıştırılması hile )
- TAGVİYE[<> İGVÂ, çoğ. GAVÂYE] ile/değil TAKVİYE[< KUVVET]
( Baştan çıkarma, azdırma. İLE/DEĞİL Güçlendir(il)me. )
- TAHÂDU'[Ar. < HUD'A] ile TAHADDU'/TAHAZZU'[Ar. < HUDÛ'/HUZÛ'] ile TAHADDUR[Ar. < HIDR/HIZR] ile TAHAZZUR[Ar. < HÂZIR] ile TAHADDÜR[Ar. < HADER] ile TAHADDÜR[Ar. < HADR] ile TAHAZZÜR[Ar. < HAZER] ile TAHATTUR[Ar. çoğ. TAHATTURÂT]
( Aldanmış gibi görünme. İLE Alçakgönüllülük gösterme. İLE Yeşilleşme, yeşil renk bağlama. İLE Hazır olma/bulunma. İLE Örtünmek, tesettür. | Uyuşma, uyuşturulma. İLE Yokuş aşağı inme. | Yukarıdan aşağı akıp gitme. İLE Sakınma, korunma, çekinme. İLE Anımsama, hatıra getirme/getirilme, unutulduktan sonra anımsanan şey. )
- TAHAFFUZ ile/||/<> CONSERVATION[İng.] ile/||/<> CONSERVATION[Fr.] ile/||/<> ERHALTUNG[Alm.] ile/||/<> KORUNUM
( Dış çevreden yalıtılmış bir dizge ile ilgili kütle erke devinirlik gibi nicelikler toplamlarının etkileşimler sonucu değişikliğe uğramaması )
- TAHAFFUZ[Ar. < TAḤAFFUẒ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKINMA (TAHAFFUZHANE)
- TAHAFFUZ[Ar.] ile/değil/yerine/= BARINMA, KORUNMA
- TAHAKKÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= BASKI, ZORLAMA
- TAHALLÎ[Ar. < HÂLÂVET/HULVÂN | çoğ. TAHALLİYÂT] ile TAHALLÎ[Ar. < HALÂ]
( Kendi kendini donatma, süsleme. İLE Boşalma, boş kalma. | Tenhaya çekilme, yalnız kalma. )
- TAHALLÜL | AYRIŞMA ile/||/<> AYRIŞMA ile/||/<> AYRIŞMAK
( Sinema Nitrat tabanlı bir filmin duyarkatının üretimlikte yapılır yapılmaz başladığı kimyasal değişiklik çözünme Moleküllerin çeşitli etkenler nedeniyle geçici olarak daha yalın atom ya da moleküllere bölünmesi kimya metalbilim Bir bileşiği kuran özdeciklerin birbirlerinden kopmalarıyla oluşan bozunma Bir özdeciğin parçalara ya da öğeciklerine ayrılması olayı Nesirde tek ses gibi söylenen yanyana gelmiş iki seslinin nazımda ayrı söylenmesi kimya botanik kimya 1 Yunancada derli veya uzun bir açınığın iki açınığa ayrılması 2 Bileşimde asıl şeklini kaybelan işaretler â ve ğ harflerinin üstündeki işaretğişik şekliyle tekrar yalın kelime haline geçmesi )
- TAHAMMÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= DAYANMA, KATLANMA
( Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması. | Kişinin kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma. )
- TAHAMMÜL ile/ve/değil/yerine/||/<> DİRENÇ/İHTİYÂR
- TAHAMMÜL/SÜZLÜK ile/değil/yerine/>< HOŞGÖRÜ
- TAHÂNET[Ar.] ile TAHÂRET[Ar.]
( Değirmencilik. İLE Temizlik. | Temizlenme. )
- TAHÂRET[Ar.]/TAHİR ile/ve/||/<>/>/< NEZÂFET[Ar.]/NAZİF
( Fiziksel/gövdesel temizlik. İLE/VE/||/<>/>/< Davranış ve tutumlardaki temizlik, ahlâkî temizlik. )
- TAHARET[Ar. < ṬAHĀRET] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHARET
( taharet bezi taharet borusu taharet çubuğu taharet musluğu Temizlik temiz olma Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra suyla temizlenme İslam dinine göre ibadetten önce vücudu ve giyecekleri namaza engel olan kirlerden ve pisliklerden arındırmak şeklindeki temizlik )
- TAHÂRET[Ar.] ile/değil/yerine/= TEMİZLENME | TEMİZLİK
- TAHARETLENMEK ile TAHARET ile TAHARET BEZİ ile TAHARET BORUSU
- TAHARRİ[Ar. < TAḤARRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ARAMA (TAHARRİ MEMURU)
- TAHARRİ ile/||/<> RECHERCHE[Fr.] ile/||/<> ARAMA
- TAHARRİ ile/||/<> RECHERCHE[Fr.] ile/||/<> ARAŞTIRMA
- TAHARRİ ile TAHARRİ MEMURU
- TAHARRÜŞ | DALAMA ile/||/<> DALAMAK
( irkilme irkiltme botanik zooloji biyoloji irkiltmek biyoloji )
- TAHARRÜŞ | İRKİLME ile/||/<> İRKİLME
( Dış etkileri alabilme ve bunlara cevap verebilme yeteneği dalama )
- TAHARRÜS[Ar. < TAḤARRÜS] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEKİNME