- TEKNİK DİL/JARGON ile/ve ÖNYARGI
- TEKNİK OLARAK ile/ve/<> SONUÇTA
- TEKNİK ile MEKANİK
- TEKNİK ile TEKNİKÇİ/LİK ile TEKNİK ADAM ile TEKNİK LİSE ile TEKNİK OKUL ile TEKNİK EĞİTİM ile TEKNİK ÖĞRETİM ile TEKNİK DİREKTÖR ile TEKNİK ŞARTNAME ile TEKNİK ÜNİVERSİTE
- TEKNİSYEN, FEN ELEMANI | UYGULAYIMCI ile/||/<> UYGULAYIMCI
( Kent ve kasabaların düzentasarlarının uygulanmasında yapım etkinliklerinin gerçekleştirilmesinde çalıştırılan yapım sürecinin bir ya da birkaç evresine ilişkin konularda bilgi beceri ve deneyimi olan kimse genel uygulayım 1 Uygulayımla ilgili herhangi bir alanda bilgi ve becerisi olan kimse 2 Bilimsel uygulayımsal bilgi ve verileri işe ve yapıma dönüştüren kimse )
- TEKNOLOJİ ve/<> FELSEFE ve/<> İDEOLOJİ ve/<> SANAT
( [Nesneleri ve olanakları] [Daha da] Yararlı kılar. VE/<> Açıklar. VE/<> Değiştirir. VE/<> Yeniden yaratır. )
- Tekrar etmemek için DİNLE!!!
- Tekrar etmemek için SUS!!!
- TEKRAR GÖVDELENMEK ile YENİDEN DİRİL(T)MEK/CANLAN(DIR)MAK
- TEKRAR VEYA KESRETİ TEKRAR ile/||/<> TAUTOLOGIE[Fr.] ile/||/<> GENELEME
( Söz sanatı terimi Aynı şeyi söze ağırlık verecek şekilde tekrar etme )
- TEKRAR ile/ve/değil/yerine AKTARIM
- TEKRAR ile YENİDEN
- TEKRARLAMA | İTERASYON | TEKRAR, KESRET-İ TEKRAR | TEKERRÜR | REPETİSYON | TEKRİR | YİNELEME ile/||/<> YİNELEME ile/||/<> YİNELEMEK
( Sinema TV Aynı resmin birbiri ardından sık sık kullanılması İlk saldırıya çelgi alıp karşılık vermeyen ya da ilk saldırıyı yalnız bir çekilme bir savma ile geçiştiren karşı yarışmacıya aynı saldırıyı tekli ya da bileşik olarak uygulama Hareketleri ya da sözleri tekrarlayarak güldürücü ya da dramatik etkiyi sağlama Tekrarlama 1 Genellikle herhangi bir döngü içindeki işlemlerin bir kez daha uygulanışı 2 Yineleme yöntemiyle hesaplamada işlemler düngüsünün her bir uygulanışı Özensizlikten başka sözcük bulamamaktan anlatımı başka biçimde verememekten ötürü yazıda aynı sözcükleri sık sık kullanma 1 Bir sormacanın ayrı ayrı zaman ya da yerlerde birden çok uygulanması 2 Örnekleme yanılgısının iyi bir kestirimini elde etmek ve doğruluğu arttırmak gibi nedenlerle bir deney ya da sormacanın birden çok uygulanması ölçübilim Bir açıölçümün duyarlığını artırmak için ikinci kez yapılan ölçüm Söz sanatı terimi Bir cümle içinde veya arka arkaya gelen cümlelerde bir kelime veya bir parçanın tekrarlanması Çal sevdiğim çal güzelim çal meleğim çal T Fikret Baş yinelemesi Deyi yinelemesi Son baş yinelemesi veya Zincirleme Son yinelemesi Üye yinelemesi Anlamı güçlendirmek pekiştirmek kavramı genişletmek zenginleştirmek amacıyla her türlü sözcük tekrarı Bu kadronun en sevimli sevimli olduğu kadar da en korkunç adamı odur Gül değil arkasında kanlı kefen sen misin sen misin garip vatan vb Bir oyunun yeni baştan ele alınarak yeniden oynatılması )
- TEKRARLAYAN/TEKERRÜR EDEN:
TARİH değil TARİHÇİ
- TEKSÎF[Ar. < KESÂFET] ile/değil/yerine/= KOYU VE SIK YAPMA, BİR SIVIYI KOYULAŞTIRMA | DOKUMA VE SÂİREYİ SIKLAŞTIRMA | ŞEFFAFLIĞINI GİDERME | YIĞMA, TOPLAMA
- TEKŞİFİ USUL ile/||/<> BULGUSAL YÖNTEM
( Öğretilmek istenen şeyi öğrencilerin kendilerinin bulmasını sağlayan eğitbilim yöntemi )
- TEKSİR[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOĞALTI
- TEKSTİL ENDÜSTRİSİ ile/||/<> TEXTILE INDUSTRY[İng.] ile/||/<> PROFESSİON DE TİSSEREND[Fr.] ile/||/<> DOKUMACILIK
( işleyim İplikteştirilmiş her türlü özdeği kumaş durumuna getirip değerlendiren işleyim kolu )
- TEKSTİL[Fr. < TEXTILE] ile/değil/yerine/=/||/<> DOKUMA | DOKUMACILIK
( dokuma dokumacılık )
- TEKSTİL ile TEKSTİLCİ/LİK
- TEKVİNÎ ÖNERME ile/ve TEKLİFÎ ÖNERME ile/ve İHBARÎ ÖNERME ile/ve TEVİLÎ ÖNERME ile/ve İNŞAÎ ÖNERME
- TEKVÎNÎ ile/||/<> COSMOGONIQUE[Fr.] ile/||/<> KOZMOGONİK[Fr. < COSMOGONIQUE]
( astronomi )
- TEKVİN/Î ile/ve TEKLİF/Î ile/ve TEDVÎN/Î
- TEL KÜF ile/ve/||/<> TEL KÜFLÜCE
( Gövdede, hemen hemen tüm dokularda yerleşebilen asalak bir tür mantar. İLE/VE/||/<> Tel küften ileri gelen ilkel mantar hastalığı. )
- TEL TEL, İNCE İNCE (AYIRMAK)
- TEL ile FİLAMAN[Fr.]
( ... İLE Ampullerden akım geçtiğinde, akkor durumuna gelen, ince iletken tel. )
- TELAFFUZ | BOĞUMLANMA ile/||/<> BOĞUMLANMA BÖLGESİ ile/||/<> BOĞUMLANMA NOKTASI
( (Derleme.. oynaklanma) Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde ses haline gelişi. @@ Konuşma organlarımızın (dudak, dil, damak uzamı, yanaklar, altçene) boğazımızdan çıkan sese biçim yermek için topluca çalışması. Sessiz harflerin bir tümcenin başında ve sonunda kesin, belirli bir biçimde ve sesli harflerin yüksekliğine, vurgularına renklerine dikkat edilerek söylenmesi. @@ Konuşmayı sağlayan hareketlerin tümü; ciğerlerden gelen havanın, ses yoluyla belirli bölgelerinde açılma, kapanma, daralma, hışırdama vb. hareketlerle sese dönüştürülmesi olayı. @@ Azerbaycan Türkçesi: artikulyasiya ~ mäxräc; Türkmen Türkçesi: artikulyaasiyaa; Gagauz Türkçesi:artikulätsiya ~ sölenti; Özbek Türkçesi: artikulyatsiya; Uygur Türkçesi: (B.Uyg.) artikulyatsiyä ~(D.Uyg.) täläppuz; Tatar Türkçesi: artikulätsiya; Başkurt Türkçesi: artikulyatsiya ~ ayteleş; Kmk:artikulätsiya; Krç.-Malk.: artikulätsiya; Nogay Türkçesi: artikulyatsiya; Kazak Türkçesi: artikulyatsiya; Kırgız Türkçesi: artikulyatsiya; Alt:: artikulyatsiya; Hakas Türkçesi: artikulyatsiya-tapsagnın pütçetkeň ondayı; Tuva Türkçesi: artikulyatsiya; Şor Türkçesi: *artikulyatsiya; Rusça: artikulyatsiya )
- TELÂFÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= GİDERME
- TELÂKİ[Ar. < LİKA] ile/değil/yerine/= KAVUŞMA
- TELÂKİ[Ar. < LİKA] ile TELÂKKİ[Ar. < LİKA | çoğ. TELÂKKIYYÂT]
( Birbirine karşı gelip buluşma, karşılaşma, birbirine ulaşma, birleşme. İLE Alma, kabul etme. | Kişisel görüş/anlayış. )
- TELAKİ[Ar. < TELĀḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BULUŞMA | KAVUŞMA
( buluşma kavuşma )
- TELÂKKİ | KAVRAYIŞ ile/||/<> KAVRAYIŞ
( 1 Kavrama anlama yetisi 2 Görüş anlayış 1 Bir algı içeriğinin doğrudan doğruya kavranması 2 Kantta Algı türlerinin bir tasarım olarak birleşmesi salt görüde bir araya konması )
- TELÂKKİ[Ar. < LİKA | çoğ. TELÂKKIYYÂT] ile TERAKKİ[Ar. < RAKY | çoğ. TERAKKİYÂT]
( Alma, kabul etme. | Kişisel görüş/anlayış. İLE Yukarı kalkma, yükselme. | İlerleme. | Hallerde, makamlarda ilerleme. )
- GÖRÜŞ/ANLAYIŞ/TELÂKKİ[Ar.] ile SAYMAK/ADDETMEK[Ar.]
- TELALAMAK ile TEL ile TELA ile TEL KÜF ile TEL TEL ile TEL ÇİVİ ile TEL ÖRGÜ ile TEL DİKİŞ ile TEL DOLAP ile TEL FIRÇA ile TEL HALAT ile TEL KAFES ile TEL KURDU ile TEL ZIMBA ile TEL DOKUMA ile TEL CAMBAZI ile TEL KADAYIF ile TEL KÜFLÜCE ile TEL ŞEHRİYE
- TELÂŞ ile/yerine HEYECAN
- TELA'SÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= KEKELEME
( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. )
- TELA'SÜM[Ar.] ile TELÂZUM[Ar.]
( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. İLE Birbirini gerektirme ilişkisi. )
- TELATIN[Rus.] ile/||/<> ...
( bir süre kayın ağacı yağında tutulan ve özel bir kokusu olan sağlam ve yumuşak dana veya sığır derisi teletin teletin deri Tietze Oriens X 2 dillerinden alındığını bildirmekle yetinmiştir Rumcaya da geçmiştir R τελατίνι Andriotis EL 360 )
- TELÂZUM[Ar.] ile/değil/yerine/= BİRBİRİNİ GEREKTİRME İLİŞKİSİ
- TELBİYE[Ar.] ile TERBİYE[Ar. < RÜBÜV]
( Hac sırasında hacıların "lebbeyk Allahümme lebbeyk" demesi. İLE Besleyip büyütme, beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. | Alıştırma.[hayvan] | Tavsiye, kayırma, koruma. )
- TELEASISTANS/TELE-ASISTANS[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN YARDIM
- TELEFON
- TELEFON ETMEYE GİTMEK ile FATURA YATIRMAK
( İşemek. İLE Sıçmak. )
- TELEFON[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= SES İLETİR
- TELEFON ile/değil/yerine/= ÜNDEK
- TELEFONDAKİ KONUŞMA BİTİMİNDE:
"KAPAT!" ile/değil/yerine/>< KAPATIYORUM/KAPATAYIM/KAPATALIM
- TELEFONLAŞMAK ile TELEFON ile TELEFONCU/LUK ile TELEFONLU ile TELEFONSUZ/LUK ile TELEFON HATTI ile TELEFON KARTI ile TELEFON DİREĞİ ile TELEFON KABİNİ ile TELEFON SAPIĞI ile TELEFON REHBERİ ile TELEFON KULÜBESİ ile TELEFON SANTRALİ ile TELEFON DİPLOMASİSİ
- TELEFONUN KAYBI ile CÜZDANIN KAYBI ile KENDİNİ KAYBETME
( 15 dakikada fark ediliyor. İLE 4 saatte fark ediliyor. İLE Farkında bile olunmuyor. )
- TÉLÉGRAPHE[Fr.] ile/||/<> TELGRAF[Fr. < TÉLÉGRAPHE]
( fizik )
- TELEK ile TELEKE ile TELEKS ile TELEKLİ ile TELEKSÇİ/LİK
- TELEK ile/||/<> TELEKE ile/||/<> TÜMEN/TÜĞMEN/TEPELİK
( Kuşların kanat ve kuyruk tüyü. İLE/||/<> Kanat teleklerinin uzun ve serti. İLE/||/<> Tavukların, horozların, kuzuların ya da koyunların tepesindeki top tüy kümesi.[Çankırı ve Kastamonu'da][Tüymenli, tüymenli civciv, tüymenli tavuk, tüymenli kuzu] | Bazı kuşların tepesinde bulunan uzunca tüy. | Tavuğun başındaki kabarık tüy. )
- TELEKONSÜLTASYON/TELECONSULTATION[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN DANIŞIM
- TELEM ile/||/<> SILLON[Fr.] ile/||/<> OLUKÇUK
( çizi biyoloji )
- TELEME ile/||/<> PEYNİR PIHTISI
( peynir pıhtısı ham peynir Isıtılmış keçi sütüne incir ağacı sütü damlatılarak elde edilen yoğurdumsu yiyecek Gökmenler Çatak Gedikli Kızılağaç Saimbeyli Adana Peynir pıhtısının süzülmesi işleminden sonra elde edilen tuzlanmamış olgunlaştırılmamış taze peynir Ağızlarda teleme yanında deleme biçimi de kullanılır Dar bir çevrede telme olarak da geçer Farsça dalama dalamak new cheese büyük bir olasılıkla Türkçeden alınmıştır Deny Principes 95 Türkçe peyni de Farsçadan kalma bir alıntıdır )
- TELEMENTÖR/TELE-MENTOR[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN YÖNDER
- TELEMETRİ/TELEMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN ÖLÇÜM
- TELEMONİTÖRİZASYON/TELEMONITORING[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN İZLEM
- TELEOLOJİ[İng. TELEOLOGY] ile/||/<> TELEOST
( Teleoloji, Yunanca telos (amaç) sözcüğünden, doğanın işleyişinin arkasında bir amaç ya da tasarım olduğunu düşünce biçimi. @@ İyi bir biçimde gelişmiş kemiklere sahip olan kemikli balıklardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TELEOLOJİ ile TEOLOJİ
- EREKBİLİM/TELEOLOJİ ile TANRIBİLİM/TEOLOJİ
( Erekbilim. İLE Tanrıbilim. )
- TELEPHONE :/yerine TELEFON
- TÉLÉPHONE[Fr. < TÉLÉPHONE] ile/||/<> TÉLÉPHONE[Fr.] ile/||/<> TELEFON[Fr. < TÉLÉPHONE]
( fizik )
- TELEPORTATION ile/||/<> DENSE CODİNG ile/||/<> CRYPTOGRAPHY
( Dolanıklık ve klasik bilgi yardımıyla bir kübitin durumunu başka yere aktarmaktır; kübit taşınmaz, durumu taşınır. @@ Bir dolanık çift kullanarak tek bir kübitle iki klasik bit bilgi gönderebilmektir; teleportasyonun bir bakıma tersidir. @@ Dolanıklık ve ölçümün bozucu doğasını kullanarak, dinlemenin saptanabildiği güvenli anahtar paylaşımıdır. Üçü de dolanıklığı kullanan kuantum iletişim protokolleridir: durum taşıma, bilgi sıkıştırma ve güvenli haberleşme. )
( Formül: |ψ⟩AB → |ψ⟩C )
- TELEPROMPTIR, OTOKÖ ile/||/<> TELEPROMPTER, TELEVISION PROMPTER, PROMPTER, PROMPTING DEVICE, CUE CARD, CUE FLIPPER, CRIB CARD, SCRIPT ROLLER, GOOF SHEET, IDIOT CARD (A.), IDIOT BOARD (A.), (ABD) IDIOT SHEET (A.)[İng.] ile/||/<> TÉLÉPROMPTEUR, NÈGRE (A.)[Fr.] ile/||/<> NEGER, TELEPROMPTER[Alm.] ile/||/<> AKIL DEFTERİ
( TV Konuşmacılara yardımcı olmak amacıyla kullanılan çok çeşitleri bulunan bir araç Alıcının gerisindeki bir yere konan bu araç genellikle iri harflerle yazılı bir metni istenilen hızda döndüren bir silindirden oluşur Teleprompter bu aracın en yaygınının ayırmacıdır )
- TELERADYOGRAFİ/TELERADIOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN X-IŞINLI GÖRÜNTÜLEME
- TELESAĞLIK/TELE-HEALTH[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN SAĞLIK
- TELESCOPIUM, TEL (TELESCOPÜ), TELESCOPE[İng.] ile/değil/yerine/= TELESCOPE/LUNETTE[Fr.] ile/değil/yerine/= FERNOHR[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜRBÜN
( Bir takımyıldızın adı. )
- TELESKOP ile/ve/<> FAST(Five-hundred-meter Aperture Spherical Radio Telescope)
( ... İLE/VE/<> Dünyanın en güçlü tek çanaklı radyo dedektörü. )
(

)
- TELETIP/TELEMEDICINE[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN TIP
- TELEVİZYON (İZLEMEK)
ile/ve/değil/yerine/><
KİTAP (OKUMAK)
(

)
- TELEVİZYON RUHSAT ÜCRETİ, TELEVİZYON YILLIK RUHSAT ÜCRETİ, TELEVİZYON ALICI RUHSAT VERGİSİ, TELEVİZYON ALICISI YILLIK RUHSAT VERGİSİ, TELEVİZYON ÜCRETİ | VERGİ ile/||/<> VERGİ
( TV Çeşitli ülkelerde almaç iyelerinden belirli sürelerde vergi biçiminde alınan para Türkiyede almacın bulunduğu yerin nüfusuna ve almacın kullanılma amacına göre Televizyon yıllık ruhsat ücreti adı altında değişen bir para alınır Devlete ilişkin genel giderleri karşılama amacı ile yükümlülerinden çeşitli adlarla alınan para )
- TELEVİZYON ile TELEVİZYONCU/LUK ile TELEVİZYON FİLMİ ile TELEVİZYON OYUNU ile TELEVİZYON DİZİSİ ile TELEVİZYON YAYINI ile TELEVİZYON ALICISI ile TELEVİZYON BANDROLÜ ile TELEVİZYON PROGRAMI ile TELEVİZYON VERİCİ İSTASYONU
- TELGRAF ÇİÇEĞİ
( Bir çeneklilerden, boğumlu sarkık dallı, yaprakları etli, ucları sivri, bazı türlerinde yaprakların alt ve üst yüzü mor ve gümüşi yollu, beyaz, mavi ya da pembe çiçekli bir süs bitkisi. )
- TELGRAF ile TELGRAFÇI/LIK ile TELGRAF TELİ ile TELGRAF HATTI ile TELGRAF DİREĞİ ile TELGRAF ÇİÇEĞİ ile TELGRAF ÜSLUBU
- TELHİS | KISALTMA >< İNDİRME
( Bir yapıtı, belirli bir amaca uygun olarak kısaltma. @@ Yazında geçen adları, sözcükleri bir iki harfle kısaca anlatma, imleme. @@ Bir çarpma işlemiyle donatılmış kümede a.c=b.c (ya da c.a=c.b) olması durumunda a=b eşitliğinin çıkarılması. @@ Belirli bir örgüt, küme ya da birliğin adı olan sözcüklerin ilk harflerinden oluşan yeni sözcük. (UNESCO, IFLA gibi.) 2. [İng. abreveation]: Sözcüklerin ilk hecesinin birleştirilmesiyle oluşan yeni sözcük (Pet-Kim gibi.) @@ Giderleri azaltmak amacıyla tecim işlerine ilişkin telli bildirimlerde birkaç ya da daha çok sözcüğün yerini tutmak üzere kullanılan birleşik bir sözcük @@ Yazarken zamandan kazanmak amacıyla bir ya da birkaç sözcüğü özümlemek üzere kullanılan kısa işaret. (Bunlar çoğunlukla asıl sözcüğün ilk harfleri ile yapılır.) @@ bk. Attika kısaltması. @@ Yazıda bir kelimeyi kısaca göstermek üzere ondan alınarak kullanılan harf öbeği. Dilbilim yerine dl. gibi. @@ Sık kullanılan kelimelerin, şahıs yer ve kuruluş adlarının, yer kazanmak, kolaylık sağlamak gibi pratik amaçlarla yazıda kısaltılmış biçimi: Dr. (doktor), bk. (bakınız), krş. (karşılaştırınız), cm. (santimetre), m. (metre), TL. (Türk Lirası), km. (kilometre), TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), T.C. (Türkiye Cumhuriyeti), A.Ü. (Ankara Üniversitesi), TDAY-Belleten (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten) vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: ixtisar; Türkmen Türkçesi: gıısgaltma ~ abbreviatura; Gagauz Türkçesi: kısaltmak ~kısaltmalar; Özbek Türkçesi: qisqartma; Uygur Türkçesi: qisqartilma ~ abbreviatsiyä; Tatar Türkçesi: qisqartma; Başkurt Türkçesi: abbreviatura ~ qışqartılğan quşma hüzzär; Kmk:abbreviatsiyä ~ kısgartılıw ~ ixtisar; Krç.-Malk.: abbreviatsiya ~ sözlenikıshartıp cazıw; Nogay Türkçesi: kıskartuw ~ abbreviatsiyä; Kazak Türkçesi: kıskartuw ~kıskargan söz; Kırgız Türkçesi: kıskartuu; Alt:: kıskartılganı ~ abbreviatura; Hakas Türkçesi: abbreviatsiya ~ hızırılganı; Tuva Türkçesi: huraaňgaylaaşkın; Şor Türkçesi: *kıskartılganı ~abbrebiatura; Rusça: sokraşçeniye ~ abbreviatsiya; ~ @@ @@ )
- TELHÎSEN[Ar.] ile TELHÎSÎ/TELHİSÇİ[Ar.]
( Özet olarak, kısaltılarak.[HÜLÂSETEN] İLE Bâbıâlî'den, sultana yazılacak şeylerin özetini çıkaran görevli. )
- TELİF | DERLEMEK ile/||/<> DERLEME ile/||/<> DERLEMEK
( Herhangi bir yüksek düzeyli dilde hazırlanmış bir izlenceyi bir derleyici aracılığıyla belli bir bilgisayar dizgesinin makine diline çevirip bir amaç izlence oluşturmak Bir ölçek oluşturacak sınarları seçmek üzere ölçüm boyutuna ilişkin çeşitli anlatımları seçerek dile getirme ya da toplama )
- TELİH ile/||/<> IDOLIZE[İng.] ile/||/<> IDOLÂTRER[Fr.] ile/||/<> VERGÖTZEN[Alm.] ile/||/<> PUTLAŞTIRMAK
( Bir nesnede ya da bir kimsede olağanüstülük görerek onu put haline getirmek )
- TEL'ÎN[Ar.] değil/yerine ANLAYIŞ/HOŞGÖRÜ
- TELİN[Ar.] ile/değil/yerine/= KARGIMA, KARGIŞ
( !Kargıma, lânet okuma, lânetleme. )
- TELİN[Ar. < TELʿĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> LANETLEME (TELİN MİTİNGİ)
- TELİN ile TELİN MİTİNGİ
- TELKÂRÎ ile TELKARİ
( Tel durumundaki gümüşü, altını örerek ya da bir şey üzerine kakarak yapılan iş. | Gümüş ya da altını ince teller durumuna getirip örerek yapılan (takı vb.). | Gümüş ya da altın tellerden yapılmış motiflerle süslü olan. İLE Beypazarı. )
- TELKİH,İNOKÜLASYON | AŞILAMAK | TELKİH | İNOKÜLASYON | AŞILAMA ile/||/<> AŞILAMA ile/||/<> AŞILAMAK
( Tartışma zorlama inandırma gibi çabalar söz konusu olmadan bir kişiye belirli görüş ve inançları yalnızca sözle benimsetme 1 Bir ekin ortamına bakterilerin ekilmesi 2 Aşırı doygun bir çözelti ya da aşırı soğumuş bir sıvıya doygun ya da soğumuş özdeğin küçük bir örütünü daldırarak sıvı evreredeki örütlenmeyi hızlandırma biyoloji tarım Çekirdeklenmeyi kolaylaştırmak amacıyla erimiş metale aşılayıcı ekleme işlemi 1 Enfekte materyalin hastalık etkenini teşhis amacıyla kültür ortamına ekilmesi veya deney hayvanına enjekte edilmesi 2 Hastalığa karşı antikor oluşturmak amacıyla sağlam organizma vücuduna ilgili hastalık etkenini aşı biçiminde verme inokulasyon vaksinasyon 1 Bağışıklık sistemini uyarmak için vücuda bir patojenin tamamı veya bir kısmının verilmesi bağışıklama immünize 2 Mikroorganizmaların uygun bir ortama çoğalmaları amacıyla aktarılması işlemi inokülasyon )
- TELKİH[Ar.] ile/değil/yerine/= AŞILAMA
- TELKİH[Ar. < TELḲĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AŞILAMA
- TELKİN ETMEK ile AŞILAMA
- TELKİN ile TAVSİYE
- TELLAK[Ar. < TELLÂK] ile/||/<> HAMAMLARDA ERKEKLERİ YIKAYAN ERKEK
( hamamlarda erkekleri yıkayan erkek dallāk Masseur im Bad Arapça dallāk biçimindeki gémination Türkçede olduğu gibi saklanmıştır Hamamda kadınları yıkayan kadına natır adı verilir )
- TELLEME ile/||/<> ...
( Harman ekinini üzerinde düven gezebilecek bir duruma getirme Beyağıl Ulukışla Niğde )
- TELLERİ(MİZİ) KARDEŞ EYLEMEK ve/||/<>/> SAZI(MIZI) DÜZENLEMEK
- TELLİ BABA ÇEŞMESİ
( Telli Baba Türbesi bahçesine bir hayırsever hanım tarafından yapıldı (H.1975). Kitabesinde şöyle yazıyor: Besmeleyle açalım suyu/ Şifa dileyelim Allah'tan/ Hayırsever hanıma/ Bu suyu Telli Babanın/ Ruhuna bağış yapılmıştır. 1975". )
- TELLİ-DUVAKLI
- TELLİ SAZLAR ile/ve NEFESLİ SAZLAR ile/ve VURMALI SAZLAR
( Ud-i Kadîm, Tanbur-i Servinân, Kopuz-u Rûmî, Rebab, Şeştar, Mugni, Ceng, Kânun. İLE
Zurna, Nefir, Ney, Irak Nâyı, Erganun, Mûsikar, Burgu. İLE
Kâse, Bardak, Davul, Def, Darbuka, Kös, Nakkare, Zil. )
( Sultanların Rebab çaldırma isteği, Hitab-ı İlâhi'ye ulaşabilmek üzeredir. )
- TELLİ TABYA ÇEŞMESİ
( Yenimahalle Rumelikavak arasında bulunan ve halen değişik biçimde işlevini sürdüren Telli Tabya'nın bahçesi içinde olduğu Ata Tarihinde bildirilen çeşmenin (H.1230, M.1815), bugün mevcut olmadığı bilinmektedir. )
- TELLİ TABYA DALYANI
( Telli Tabya'nın batı tarafından kurulan bu dalyan çok uzun zamandan beri kurulmuyor. )
- TELLİ ile TELLİCE ile TELLİ PULLU ile TELLİ TURNA ile TELLİ OTOBÜS ile TELLİ SAZLAR ile TELLİ DUVAKLI ile TELLİ BALIKÇIL ile TELLİ ÇALGILAR
- TELLURE[Fr.] ile/||/<> TELLÜR[Fr. < TELLURE]
( kimya )
- TELMÎH ile/ve TENÂSÜB ile/ve SEBK-İ HİNDÎ
( ... İLE ... İLE XVII. yüzyılda, Divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, imge oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan, süslü bir anlatım biçimi. )
- TELOMER:
ANNE KARNINDA ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA
- TELOMER ile/||/<> CENTROMERE
( Telomer kromozom ucu koruma yapısıyken İLE centromere bölünme sırasında bağlanma noktasıdır )
( Formül: TTAGGG tekrarı )
- TELOMER ile/||/<> TELOMERAZ ile/||/<> HAYFLICK
( Göze bölünme sınırları ve yaşlanma. )
( Formül: TTAGGG tekrarı )
- TELOMERAZ[İng. TELOMERASE] ile/||/<> EŞ ANLAMLAR: TELOSOM[İng. SHELTERIN] ile/||/<> TERS TRANSKRİPTAZ[İng. REVERSE TRANSCRIPTASE] ile/||/<> YAŞLILIK[İng. SENESCENCE]
( RNA molekülü (hTR) içeren ters transkriptaz (hTERT) telomer de tandem tekrarlanması için şablon olarak işlev görür. Her göze, bölünmesi sonrası uzunluğunu korumak için telomer sentezler. Bu, embriyonik gözelerde ve gametlerde aktif, farklılaşmış somatik gözelerde inaktif ve kötü huylu gözelerde yeniden aktifleşmiştir. Telomeraz bir kromozomun telomerik ucuna bir defada bir tabanı ekleyebilirsiniz. Bu onarım repliaktif yaşlılıkdan kaçan gözeler için gereklidir.Telomeraz aktivitesi, insan kanserinin tehşisinde en genel moleküler belirleyicidir. Telomeraz, telomerleri koruyan ve sentezleyen ters transkriptaz enzimdir. @@ Telomerlerin yapısal bütünlüğünü ve işlevsel stabilitesini sağlamakla görevli, altı temel proteinden (TRF1, TRF2, POT1, TIN2, TPP1 ve RAP1) oluşan bir protein kompleksi. Bu kompleks, kromozom uçlarını DNA hasarı olarak algılanmaktan korur ve telomerik DNA'nın "T-loop" adı verilen özel bir yapısal düzenleme ile stabilize edilmesini sağlar. Shelterin, telomeraz enziminin aktivitesini düzenleyerek telomer uzunluğunun kontrolüne katkıda bulunur ve genomik kararlılığın sürdürülmesinde kritik bir rol oynar. @@ RNA yapısını kalıp olarak kullanarak DNA sentezini gerçekleştiren polimeraz enzimi.Telomeraz enziminde bulunan terz transkriptaz sayesinde DNA dizinin sonunda tamamlanamayan kısımlar (telomer uçları), primer olarak kullanılan RNA'ların terz transkripti ile sentezlenebilir. Telomeraz enzimi zigot gelişiminde etkinken doğumdan sonra aktifliğini kaybeder. @@ İlerleyen yaşa bağlı olarak üreme performansının, fizyolojik fonksiyonların ve hayatta kalma başarısının düşmesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TELSİ ile TELSİZ ile TELSİZCİ/LİK ile TELSİZ TELEFON ile TELSİZ TELGRAF ile TELSİZ BAĞLANTISI
- TEM ile/||/<> TE ile/||/<> TM
( Hem elektrik hem manyetik alanın yayılma yönüne tümüyle dik olduğu dalga kipidir; koaksiyel kabloda ve serbest uzayda ışıkta görülür. @@ Elektrik alanın yayılma yönüne dik, manyetik alanınsa bir bileşeninin yayılma yönünde olduğu kiptir; dalga kılavuzlarında görülür. @@ Manyetik alanın yayılma yönüne dik, elektrik alanınsa bir bileşeninin yayılma yönünde olduğu kiptir. Üçü, alanların yayılma yönüne göre yönelimine dayalı dalga yayılım kipleridir. )
( Formül: β² = ω²με - k²c )
- TEMA[İt.]/THEMA[İng.] ile/değil/yerine/= ANA DÜŞÜNCE, İZLEK
( Bir sanat yapıtında, işlenilen, geliştirilen ana düşünce. )
- TEMÂMEN LEHÛ[Ar.] ile TEMÂMEN 'ALEYHİ[Ar.]
- TEMÂRUZ[Ar. < MARAZ] ile/değil/yerine/= SAYRIMSAMA, KENDİNİ HASTA GİBİ GÖSTERME
- TEMARUZ/SIMULATION, MALINGERING[İng.] ile/değil/yerine/= SAYRIMSAMA
- TEMARUZ[Ar. < TEMĀRUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYRIMSAMA
- TEMAS | DOKUNMA ile/||/<> DOKUNMA ile/||/<> DOKUNMAK
( Nesnelerin sıcaklık soğukluk sertlik yumuşaklık gibi türlü niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyle duyumlama işi biyoloji biyoloji )
- TEMAS | DOKUNMA ile/||/<> KOKLAMA ile/||/<> TAT
( Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık gibi türlü niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyle duyumlama işi. @@ (biyoloji) @@ (biyoloji) @@ )
- TEMAS ETMEK ile/değil/yerine/= DEĞİNMEK
- TEMAS[Ar.]/KONTAK[Fr./İng. < CONTACT] ile/değil/yerine/= DEĞME/DOKUNMA, BAĞLANTI
( Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması. | Motorlu araçları çalıştırmaya yarayan düzenek. | Bağlantı, ilgi. | Akıl sağlığı yerinde olmayan, dengesiz. )
- TEMAS[Ar. < TEMĀSS] ile/değil/yerine/=/||/<> DOKUNMA | DOKUNMA | İLİŞKİ
( temas takibi sıcak temas dirsek teması dokunma I Buluşup görüşme ilişki kurma münasebet Değinme sözünü etme bahsetme Gidip gelme ulaşım bağlantı dokunma I ilişki )
- TEMAS ile/||/<> CONTACT[İng.] ile/||/<> CONTACT[Fr.] ile/||/<> KONTAKT[Alm.] ile/||/<> DEĞİNİ | DEĞİNİ KURAMI
( İki ayrı kültürel çevreye ilişkin halkbilim ürün ve olaylarının canlı ya da cansız taşıyıcılar yardımıyla karşı karşıya gelmeleri değini kuramı )
- TEMAS[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞME, DOKUNMA | İLİŞKİ | BAĞLANTI
( Değme, değinti, dokunma, dokunuş. | Buluşup görüşme, ilişki kurma, ilişki. | Değinme, sözünü etme. | Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. )
- TEMAS ile/değil/yerine/= GÖRÜŞME
- TEMÂŞÂ[Fars.] ile MANZARA
( Bakıp izleme. | Gezme[KONTEMPLASYON, İng. CONTEMPLATION] İLE Bakılan, izlenen. )
- TEMAŞAGER, SEYİRCİ, SİNEMA SEYİRCİSİ | SEYİRCİ, TELEVİZYON SEYİRCİSİ | İZLEYİCİ ile/||/<> SEYİRCİ
( Sinema 1. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. 2. Televizyon yayınını izleyen kimse. @@ BireyciI ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı, bk. kümeölçüm. @@ bk. ışınetkin izleyici. @@ İşımetikin bir özdeğin bir tepkileşim boyunca yerdeğişimini ya da bir canlıdaki yolunu izlemek için kullanalan özel ışımetkinlik algıcı. )
- TEMAŞAGER, SEYİRCİ, SİNEMA SEYİRCİSİ, | SEYİRCİ, TELEVİZYON SEYİRCİSİ | İZLEYİCİ ile/||/<> İZLEYİCİ
( Sinema 1 Sinemaya giden filmi izleyen kimse 2 Televizyon yayınını izleyen kimse BireyciI ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı kümeölçüm ışınetkin izleyici İşımetikin bir özdeğin bir tepkileşim boyunca yerdeğişimini ya da bir canlıdaki yolunu izlemek için kullanalan özel ışımetkinlik algıcı )
- TEMÂSÜL ile/>< İHTİLÂF
( Benzeme, benzeyiş.[MÜŞÂBEHET] | Kesirsiz bölme, kabul etme. İLE Anlaşmazlık. )
- TEMÂSÜL[Ar. < MESL | çoğ. TEMÂSÜLÂT] ile TENÂSÜL[Ar. < NESL]
( Benzeme, benzeyiş.[MÜŞÂBEHET] | Kesirsiz bölme, kabul etme. İLE Birbirinden doğup üreme, türeme. )
- TEMAYÜL, MEYİL | EĞİLİM ile/||/<> EĞİLİM
( Yazarın herhangi bir görüş ve düşünceye yatkınlığı Zaman dizileri Zaman dizisi gibi sıralı bir dizinin salınım ve rasgele bileşenlerle uzun dönemde gösterdiği artmaazalma devinimi Bireyin belli bir görüş kanı tutum ve davranışa olan yatkınlığı yetenek ve beceri kazandıran bir ilgi alanına olan yakınlığı Bir nesneye bir varlığa karşı duyulan duyguların belirlediği tutum duyguların etkisiyle belli bir ereğe girişme isteği Ahlak felsefesinde Kant eğilim ahlakının karşısına kendi ödev ahlakını koyar Oysa örneğin Schiller ödev ve eğilimin uyumunu ülkü olarak görür Eğilim gösteren hareket Bir tesadüfi değişkene ait değerlerin belli bir zaman döneminde oluşan bir yöndeki hareketi )
- TEMÂYÜL/MÜTEMAYİL ile/değil/yerine/= EĞİLİM/Lİ
- TEMAYÜL[Ar. < TEMĀYUL] ile/değil/yerine/=/||/<> MEYLETME | EĞİLİM | YÖNSEME
( meyletme eğilim yönseme Bir kimseye veya bir şeye ilgi duyma )
- TEMAYÜL | YÖNSEME ile/||/<> YÖNSEME
( Belli bir amaca ya da sonuca yönelen ancak etkinliğe dönüşmeyen etki gücü Örütlerin iletkenlik esneklik geçirgenlik gibi kimi özelliklerini yöne bağlı olarak değiştirmesi Bir eylem ya da davranışın yöneldiği bilinçli amaç )
- TEMAYÜL ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ
( Eğilim, genel yönelme. @@ Eğilimin tek bir noktada yoğunlaşmış durumu. )
( "İlme karşı temayülü vardır." @@ "Belirli bir ilmi mevkie dair şibak nihali teşekkül etmiştir." )
- TEMAYÜL[Ar.] ile/değil TEAMÜL[Ar.]
( Eğilim/yönseme. İLE/DEĞİL Bir yerde öteden beri olagelen davranış. | Tepkime. | Uygulama/pratik. )
- TEMÂYÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= YÖNSEME/EĞİLİM
( Belirli bir amaca ya da sonuca yönelen, etkinliğe dönüşmeyen etki gücü. )
- TEMAYÜZ DERECESİ, RANK | AŞIM ile/||/<> AŞIM
( 1 Sıfırdan ayrımlı bir dizey için belirteci sıfıra eşit olmayan dördül altdizeylerinin basamaklarının en büyüğü sıfır dizeyi için sıfır sayısı 2 E F doğrusal uzayları ile doğrusal dönüşümü için L E altuzayının boyutu Erkek hayvanın dişiyle çiftleşmesi çiftleştirme )
- TEMBEL[Fars. < TENBEL] ile/||/<> İŞ GÖRMEYİ, ÇALIŞMAYI SEVMEYEN
( iş görmeyi çalışmayı sevmeyen temmel tanbal lazy sluggish Türkmence temmel biçimi benzeşme assimilation sonunda oluşmuştur Rumca τεμπέλης biçimi Türkçeden alınmıştır Andriotis 361 )
- TEMBEL ile/değil/yerine/>< DERTLİ
( Uyanık iken uyuyan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uykudayken uyanan. )
- TEMBEL ile HAYLAZ/HAYTA/HAYMANA
( ... İLE Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan kişi. | Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden. )
( HAYTA: Osmanlılar'ın ilk dönemlerinde, eyalet askerlerinin uc boylarında görevli sınıflarından biri. | Serseri, külhanbeyi, kabadayı. )
- TEMBELLİK ile DÜŞÜNÜR/SANATÇI "TEMBELLİĞİ"
( Yıkıcı. İLE "Tembellik" sonrası, yapıcı, yaratıcı ve dönüştürücü bir ürüne götürebilecek türden. )
- TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME
- TEMBELLİK ile/ve/değil ÖNCELİK
- [ne yazık ki]
TEMBELLİK ile/ve/değil/||/<>/< "SONRA YAPARIM" (ÖLÇÜSÜZLÜĞÜ)
- TEMEDDÜH[< MEDH] ile/değil/yerine/= BÖBÜRLENME, KENDİNİ ÖVME
- TEMEL BÜYÜKLÜKLER:
KÜTLE ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> SICAKLIK ile/ve/||/<> AKIM ile/ve/||/<>
MOL ile/ve/||/<> UZUNLUK ile/ve/||/<> ZAMAN
- TEMEL DEĞERLER ve/||/<>/< TEMEL ÇELİŞKİLER
- FUNDAMENTAL FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE FONDAMENTALE[Fr.] / GRUNDFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL FREKANS
- TEMEL İLKE/LER ile/ve/değil/yerine ANAHTAR KAVRAM/LAR
- TEMEL KABULLER/AKSİYOMLAR:
VAR OLUŞ ile/ve/||/<> BAĞIMSIZLIK ile/ve/||/<> DEĞİŞMEZLİK/BENZERLİK ile/ve/||/<> BİLİNEBİLİRLİK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> PAYLAŞILABİLİRLİK/ANLATILABİLİRLİK
- FUNDAMENTAL OXYGEN PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= TEMEL OKSİJEN İŞLEMİ
- CÜZ-İ LÂYETECEZZÂ[Osm.] / ELEMENTARY PARTICLE[İng.] / PARTICULE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / GRUNDLEGENDER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL PARÇACIK/TANECİK
- TEMEL ile/ve/||/<> ALTYAPI
- TEMEL ile/||/<> KOŞUT(PARALEL)
- TEMEL ve TEEMMÜL
- TEMEL ile TEMEL ADRES ile TABAN PARÇASI ile TEMEL KAYIT ile BEYZBOL ile TEMELSİZ ile ASILSIZLIK ile BODRUM ile ALÇAKLIK
- TEMEL:
"KARGAŞA/SI" değil KARMAŞA/SI
- TEMELCİLİK[İng. FOUNDATIONALISM] ile/||/<> DESTEKLENME[İng. SUPPORT] ile/||/<> KENDİNDEN GEREKÇELİ İNANÇ[İng. SELF-JUSTIFIED BELIEF] ile/||/<> SONSUZ GERİLEME PROBLEMİ[İng. INFINITE REGRESS PROBLEM] ile/||/<> TEMEL İNANÇLAR[İng. BASIC BELIEFS]
( Temelciler, bir inançla başlayan, gerekçelendirilmek için başka inançlara bağlı olmayan bir nedenler dizgesi olduğunu öne sürer. Bir inancı temel kabul etmek suretiyle sonsuz gerileme sorunu karşısında önemli bir alternatif olduklarını düşünürler. Böylece temelcilik, nedenler dizgesini, başında bir temel inanç kabul etmek vasıtasıyla başlatarak, sonsuz gerileme sorununu çözmeyi deneyen bir teori olarak görülebilir. Benzer bir deyişle temelcilik, inançları temel ve temel olmayan inançlar olarak ikiye ayırarak, nedensel dizgede olası bir gerileme tehdidi ile başa çıkılabileceğini iddia eden bir teoridir. “Tüm inançlarımız diğer inançlar ile desteklenmeli mi?” Temelcilere göre bu sorunun cevabı hayırdır. Bazı inançlar temeldir ve bu inançların diğer inançların desteğine ihtiyaçları yoktur. Temelciliğe baktığımızda en genel tabirle iki farklı iddiası olduğunu görürüz: 1- Çıkarıma dayanmayan, temel inançlar vardır. 2- Temel inançlar, temel olmayan inançlara, başka bir deyişle çıkarıma dayalı inançlara gerekçelendirme sağlarlar. Felsefe tarihine baktığımızda, temelciliğin birtakım savunucularını belirlemek mümkündür. Bu savunucuların şüphesiz ki en başına Aristoteles’in yazılması gereklidir. Sonsuz gerileme sorunu karşısında, temelciler, belirli başlatıcı ilkeler belirlemişlerdir. Aristoteles için nedenler dizgesi, belirli özelliklere sahip önermeler ile “tasım” aracılığıyla kurulur. Bilgiye sahip olmak, bilgiyi verecek olan nedenlerle doğrudan bir ilişki kurmayı gerektirir. Ona göre, bir şeyin bilgisine, ancak onun dayandığı nedenleri bildiğimizde ulaşabiliriz. Aristoteles bu tür bilmeyi, kanıt—demonstrative— aracılığıyla bilme, yani episteme olarak adlandırır. Bu tarz bilme, tasımın sonucunda ulaşılandır. Ancak, bu şekildeki bilme, ilk ilkelerin doğrudan bilinmesini gerektirir. Çünkü tanıtlamalı bilgi ilk ilkelerden çıkar (71b, 74b). Aristoteles başlatıcı nokta olarak ilk ilkeleri belirlemiştir. Bilgi, ilk ilkelerden tanıtlama yoluyla elde edilir. İlk ilkelere ilişkin açıklamaları da Aristoteles’i temelci pozisyona konumlandırmamıza neden olur. Descartes, kuşku sürecini en uç noktaya kadar götürmüştür. Kuşku duyulamayacak bir nokta yakalanmıştır. İşte tam da bu nokta diğer tüm bilgiler için kaynaklık edecek bir çıkış noktasıdır. Descartes, bilgi için ilk temel belirlenimini “düşünen özne” üzerinden yapmıştır. “Bir şey olduğunu düşünen, bir özne vardır.” Bu önerme, duyumların verdiklerinden, açıkça doğru olduğu kabul edilen deneyimlerden ya da matematiğin doğrularından ayrı, Descartes’ın dizgesinde artık kuşku duyulamayacak türden bir temeldir. Descartes’ın temel kabul ettiği Cogito’su, nedenler dizgesinin temelinde, duyu ya da deneyimden ziyade, doğrudan sezgi ile kavranmış görünen, özü düşünce olan, şüpheden arındırılmış, bir arşimet noktası olarak belirlenmiştir. Doğrudan kavranılması ve herhangi bir önermeye dayanmayan bu nokta, herhangi bir çıkarımsal özellik de taşımadığı için, temel kabul edilir ve Descartes epistemolojisinin de temelini oluşturur. Descartescı epistemolojinin temelini teşkil eden bu hususun kendisi bile, Descartes’ı temelci teori içinde konumlandırmak için yeterlidir. Bu sebepledir ki temelciliğin bazı felsefeciler tarafından Kartezyen epistemoloji (Cartesian epistemology) ile beraber andığını görebilirsiniz. @@ Birbirlerinden yeni farklılaşmış iki yeni türün, yeniden bir araya gelmesi sonrasında eş bulmanın rastgele olmamasından kaynaklı doğal seçilimdir. Kimi kaynakta üremeyle ilgili karakter değişimi olarak da bilinir. Bir diğer anlamı ise, evrimsel süreç içerisinde, evrim ekonomisi dahilinde, doğal seçilim nedeniyle zigot öncesi bariyerlerin, zigot sonrası bariyerlere avantajlı olması ve seçilmesi durumudur. @@ Kendinden gerekçeli inanç, kendinden başka bir inanca dayanmaksızın doğru olan temel inanç anlamına gelmektedir. Temelcilik tarafından öne sürülen bu kavram, sonsuz gerileme sorununu durdurmak amacıyla kullanılmaktadır. Sonsuz gerilme sorununa göre, bir inancın gerekçesini başka bir inanç oluşturmaktadır ve bu inancın gerekçesini de bir başka inanç oluşturacağı için bu durum sonsuz bir döngüye girilmesine neden olmaktadır. Buna karşın temelcilik, tüm inançlarımızın gerekçesi ve dayanağı olan temel, kendinden gerekçeli inançlarımız olduğunu ileri sürmektedir. Bu bakımdan tüm inançlarımızı, söz konusu temel inançlarımızdan hareketle elde ettiğimiz için temeldeki inanç kendinden gerekçeli olmalıdır. O halde bir inancın kendinden gerekçeli olması; temel inanç konumunda olduğunu, diğer inançların gerekçesi olduğunu ve doğruluğunun kendisinden kaynaklandığı anlamına gelmektedir. @@ Sonsuz gerileme sorunu, bir inancı gerekçelendirirken kullanılan gerekçeleyicilerin ya da nedenlerin, gerekçeleyicilerini ya da nedenlerini sorgulamak anlamına gelmektedir. Bu sorgulama sonucunda epistemik özne, gerekçelerin sonsuz gerilemesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu bağlamda gerekçelendirme ya sonsuz ya sonlu ya da döngüsel bir yapıya sahiptir. Bu üç seçenek arasından temelcilik, gerekçelendirmenin sonlu bir yapıya sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bu görüşe göre tüm inançlarımız, kendinden gerekçeli ve doğru olan temel birtakım inançlarımızdan çıkarımla elde edildiği için, bir inancın nedeninin nedenini sorgulamanın sonu vardır. Örneğin p inancının doğru olmasının nedeni s inancı ise s inancının doğru olmasının nedeni bir başka inanca dayanmadığı takdirde s, temel bir inançtır. Bu durumda sonsuz gerilime sorunu engellenmiş olur. Gerekçelendirme kuramlarından bir diğeri olan bağdaşımcılık ise gerekçelendirmenin döngüsel bir yapıya sahip olduğunu savunmaktadır. Bu durumda tüm inançlarımız, diğer inançlarımızla aynı statüde olması bakımından birbiriyle ilişki içindedir ve gerekçelendirme, inançlar bütünü doğrultusunda gerçekleştirilir. Tutarlıkçılık adı da verilen bağdaşımcılığa göre, söz konusu inançlar bütünü arasında en yüksek tutarlılık seviyesi sağlanmalıdır ki gerekçelendirme yapılabilsin. Böylelikle bağdaşımcılık, döngüsel olan inançlar sistemi gibi, nedenler sisteminin de döngüsel olduğunu ileri sürerek sonsuz gerilme sorunuyla baş etmeye çalışır. @@ İnancın gerekçelendirilmesi noktasında ya da bir inancın bilgi statüsü elde etmesi hususunda, nedenler dizgesinin en başında, tüm nedenler için destek sağlayan, ancak kendisinin herhangi bir desteğe ihtiyaç duymadığı bir inanç bulunur. Başka inançları desteklerken herhangi bir desteğe ihtiyaç duymaya gereksinimi olmayan bu inançlar, temel inançlardır. Bu inançlar, diğer inanç formları için başlatıcı nokta olarak kabul edilir, başka bir deyişle bunlar, gerekçelendirme için temel sağlayan destek noktalarıdır. “Kendiliğinden gerekçeli olma”, “kesinlik”, “şüphe edilmezlik” ve “yanılmazlık” temel inançları diğer inançlardan ayıran ve imtiyazlı olmalarını sağlayan özelliklerdir. Bu özelliklere dayalı olarak tarihsel süreç içinde temelciliğin farklı sürümlerinin ortaya çıktığını söylememiz gerekir. Bu farklılaşma genellikle, temel inançların ayrıcalıklı olmasını sağlayan şüphe edilmezlik, kesinlik ya da yanılmazlık gibi koşulları şart koşmanın gerekli olup olmadığının sorgulanması neticesinde ortaya çıkar. Bu farklı kabuller neticesinde temelcilik, ana eksende katı temelcilik ve ılımlı temelcilik olarak ikiye ayrılmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TEMELLENMEK ile TEMELLEŞMEK ile TEMELLENDİRMEK ile TEMELLEŞTİRMEK ile TEMEL/LÜK ile TEMELLİ/LİK ile TEMELSİZ/LİK ile TEMEL HARF ile TEMEL TAŞI ile TEMEL CÜMLE ile TEMEL DİREK ile TEMEL DURUŞ ile TEMEL TÜMCE ile TEMEL DİREĞİ ile TEMEL DUVARI ile TEMEL EĞİTİM ile TEMEL HAKLAR ile TEMEL KAZISI ile TEMEL ÇİVİSİ ile TEMEL ÖNERME ile TEMEL SAYILAR ile TEMEL ÖĞRETİM ile TEMEL BİLİMLER ile TEMELLİ SENATÖR
- TEMELLİ ile DAYALI ile GÖREVE DAYALI ile TAHMİNLERE DAYALI ile GERÇEĞİNE DAYANARAK ile GERÇEĞE DAYALI
- ... TEMEL/Lİ ile ... DAYANAK/LI
- TEMELLİ ... ile/ve/değil/||/<> KALICI OLARAK
- TEMELLİ ile KÖKTEN ile TOPTAN
- TEMENNÂ ile KANDİLLİ TEMENNÂ/SELÂM
( Öne doğru eğildikten sonra doğrulurken eli başa götürerek verilen selam.
İLE
El etek öperek, yerlere kadar eğilerek verilen selam. )
- TEMENNİ | DİLEK KİPİ ile/||/<> DİLEK KİPİ
( Derleme dilekşart kipi Dileyiş kavramı veren kip Türkçede bu kip se ekiyle kurulur 1 K T gelsem gelsem 2 K T gelsen gelsen 3 K T gelse Gelişimli kipler )
- TEMENNİ | DİLEK KİPİ ile/||/<> EMİR KİPİ ile/||/<> İSTEK KİPİ ile/||/<> İSTEME KİPLERİ
( (Derleme.. dilek-şart kipi) Dileyiş kavramı veren kip. Türkçede bu kip -se ekiyle kurulur:1. K.T.gelsem(gel-se-m) 2. K.T.gelsen(gel-se-n) 3. K.T.gelse @@ bk. Gelişimli kipler. )
- TEMENNÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= DİLEME, DİLEK, İSTEK
- TEMENNÎ[Ar.] ile İRÂDE[Ar.]
- TEMENNÎ[Ar.] ile ŞEHVET[Ar.]
- TEMENNİ[Ar.] ile/ve/||/<> TERECCİ[Ar. < RİCÂ]
( Dilek, istek. İLE/VE/||/<> Rica etmek, yalvarmak. | Ummak, umut etmek. )
- TEMERKÜZ[Ar. < MERKEZ] ile/değil/yerine/= MERKEZ TUTMA | TOPLANMA | BİRİKME, YIĞILMA | [kimya] DERİŞME, KOYULAŞMA
- TEMERRÜD ile/değil/yerine/= DİRENİM
- TEMERRÜT FAİZİ ile/||/<> GECİKME FAİZİ
( gecikme faizi )
- TEMERRÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= DİRENME | EK FAİZ
( Dikkafalılık, kafa tutma, direnme. Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme, direnim. | Ek faiz ödememe durumu. )
- TEMETTÜ HİSSESİ | KÂR PAYI ile/||/<> KÂR PAYI
( Bir girişimin bir akçalı yıl ya da bir deneme süresi içinde gerçekleştirdiği net kârın pay belgiti başına düşen bölümü Anonim şirketlerde kârdan ve bu amaçla ayrılmış yedek akçelerden ortaklara şirkete yatırmış oldukları sermayeyle orantılı bir biçimde nakit ya da hisse senedi olarak dağıtılan pay kâr payı )
- TEMETTÜ[Ar. < TEMETTUʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> KAZANÇ (TEMETTÜ HİSSESİ)
- TEMETTÜ ile/değil/yerine/= KAZANÇ
- TEMETTÜ ile TEMETTÜ HİSSESİ
- TEMEYYÜ'[Ar. < MEY | çoğ. TEMEYYÜÂT] ile TEMEYYÜH[Ar.]
( Sıvı/mâyi durumuna gelme/geçme, cıvıklaşma. İLE Sulanma. )
- TEMEYYÜ | SIVILAŞMA ile/||/<> SIVILAŞMA
( sıvınma kimya Bir gazın basınç altında sıvı duruma geçmesi olayı Likefaksiyon sıvılaşma )
- TEMEYYÜ | SIVILAŞTIRMA ile/||/<> SIVILAŞTIRMA
( Gaz evreden sıvı evreye geçme ya da geçirilme işlemi Gazı sıvı oluncaya dek yoğunlaştırma işlemi Katı bir maddeye ısıtarak eritme gazı soğutarak veya basınç altında sıvı hâle getirme )
- TEMEYYÜZ[Ar. < MEYZ]:
HALK ile/ve/||/<> BA'S
( Benzerleri içinde sivrilme, seçilir duruma gelme, kendini gösterme.[< MEYZ: Ayırmak, üstün tutmak.] )
- TEMİNAT AKÇESİ ile/değil/yerine/= GÜVENCE PARASI
- TEMİNAT | GÜVEN ile/||/<> GÜVEN
( Hastanın sorunlarının çözümünde sağaltımcıyle olumlu sonuçlara varabileceği konusundaki inancı Görgül mantıksal ya da sayımsal işlemlere dayanarak bir gözlemsel bilgi ya da bulgunun öyle olduğu ya da öyle kalacağı duygusu güven )
- TEMİNAT | GÜVEN ile/||/<> GÜVENLİK ile/||/<> GÜVENSİZLİK
( Hastanın, sorunlarının çözümünde sağaltımcıyle olumlu sonuçlara varabileceği konusundaki inancı. @@ Görgül, mantıksal ya da sayımsal işlemlere dayanarak bir gözlemsel bilgi ya da bulgunun öyle olduğu ya da öyle kalacağı duygusu. @@ @@bk. güven )
- TEMİNAT | İNANCA ile/||/<> İNANCA
( Kimi gümrük işlemleri sırasında bu işlemlerin bitimine ya da bir anlaşmazlığın sonuca bağlanmasına ilişkin giriş vergilerine karşılık alınan para banka inanca mektubu ya da gümrük yönetimince bunların yerine onanacak benzerleri Borçlanım tutu yapı tutusu değerli kâğıt pay ve borç belgitleri taşınır değer güvence ödeği her çeşit tecimsel belgit borsaya verilsin verilmesin iyesi ya da taşıyanına bir alacak sağlayan belge güvence )
- TEMİNAT MEKTUBU ile/değil/yerine/= GÜVENCE BELGESİ
- TEMİNAT MEKTUBU ile/||/<> GÜVENCE MEKTUBU
( güvence mektubu )
- TEMÎNÂT[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜVENCE
- TEMİNAT[Ar. < TEʾMĪNĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜVENCE (TEMİNAT AKÇESİ, TEMİNAT MEKTUBU, TEMİNAT SENEDİ, GEÇİCİ TEMİNAT, KATİ TEMİNAT, NAKDÎ TEMİNAT)
- TEMİNAT ile TEMİNATLI ile TEMİNATSIZ ile TEMİNAT AKÇESİ ile TEMİNAT SENEDİ ile TEMİNAT MEKTUBU
- TEMİN/TEMİNKİ ile/değil DEMİN/DEMİNKİ
- TEMİN/TEDARİK[Ar.] ile/değil/yerine/= SAĞLAMA/ELDE ETME
( Araştırıp bulma, sağlama, elde etme. | Hazırlık. )
- TEMİZ | İFFETLİ/SİLİ ile/||/<> TEMİZLİK | İFFETLİLİK | İSMET/SİLİLİK
( arı sili temiz iffetli )
- TEMİZE ÇIKARMAK ile TEMİZE ÇIKARMA
- TEMİZLEMEK ile BOĞAZINI TEMİZLE ile NET YAZI ile GÜMRÜKLEME ile TEMİZLENDİ ile TAKAS ile AÇIKLIK
- TEMİZLEMEK ile TEMİZLENMEK ile TEMİZLETMEK ile TEMİZLENEBİLMEK ile TEMİZLETEBİLMEK ile TEMİZLEYEBİLMEK ile TEMİZ/LİK ile TEMİZCE ile TEMİZ KAN ile TEMİZ PAK ile TEMİZ PARA ile TEMİZLİKÇİ/LİK ile TEMİZLEMECİ/LİK ile TEMİZ KALPLİ/LİK ile TEMİZ KAĞIDI ile TEMİZ RAPORU ile TEMİZ YÜREKLİ/LİK ile TEMİZLİKÇİ KADIN ile TEMİZLİK MALZEMESİ
- TEMİZLEMEK ile/ve/değil/||/<>/< YALITMAK
- TEMKİN/Lİ ile/değil/yerine/= SAKINI/K
- SÜHUNET[Osm.] ile/değil/yerine/= TEMPERATUR
- TEMPERATURE-SENSITIVE MUTATIONS[İng.] ile/değil/yerine/= ISIYA DUYARLI MUTASYONLAR
( Ekspresyonu sıcaklığa bağlı olan mutasyonlar. Himalaya tavşanının soğuğa maruz kalan kısımlarındaki tüylerin beyazdan siyaha dönmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TEMPÊTE[Fr.] ile/||/<> FIRTINA[İt. < FORTUNALE]
( Dilimizde başlangıçta fortuna ve furtuna olarak kullanılmıştır burtana Türkçeden geçmiştir İtal Venedik fortuna storm fortuna Akdeniz denizcileri arasında fırtına anlamını almış Venedik yoluyla Güney ve Doğu Akdeniz dillerine geçmiştir fartana fartūna Malta fortùna Cezayir fartūna Mısır furtêna fartûna Suriye fartûne Arn furtunë fortunë fortuna Türkçeden Kuzey Kafkasya dillerine de geçmiştir Dobrodomov ST l 1987 1920 Yerel ağızlarda fırtına yerine talaz da kullanılır talaz )
- TEMPLATE ETKİ ile/||/<> CHELATE ETKİ
( Template metal yönlendirme, chelate entropi kararlılığı. )
( Formül: Kinetik İLE termodinamik )
- TEMPLUM[Lat.] ile MÂBED[Ar.]
( Kesmek. İLE Küp. )
- TEMPO ile TEMPOLU ile TEMPOSUZ/LUK
- TEMPORALİTE değil GEÇİCİLİK
- TEMPS PRIMAIRE[Fr.] ile/||/<> BİRİNCİ ZAMAN
( jeoloji )
- TEMPS TERTIAIRE/TERTIAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= TERTIARY[İng.] ile/değil/yerine/= TERTIUS: ÜÇÜNCÜ[Lat.] ile/değil/yerine/= TERTIÄR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSIYER
( bk. üçüncü zaman. @@ @@ @@(jeoloji) )
- TEMRİYE ile/||/<> ...
( deride yer yer birtakım kabartılarla kendini gösteren hastalık kara yosunu Ağızlarda demreği demreğü temreği temreğü olarak da geçer Az dәmröv demrev timreü temireü temiretke temirev temiretki temirötkü temiratki Alt temirü Tel temrǖ timirö terbe Göçüşme métathèse sonunda oluşmuştur timre Orta Türkçede temregü olarak geçer Eski Kıpçakçada demregü biçimi kullanılır Clausonun yazdığı gibi ED 509 b temre kökünden gü ekiyle türetilmiştir Bu kökün temirden demir geldiği anlaşılıyor Bu adın deride paslı demire benzer lekelerin oluşması dolayısıyla verildiği açıktır Özbekçe Kazakça Kırgızca gibi diyalektlerde geçen temiratki temiretke temiretki temirötkü biçimlerindeki tler sonradan türemiştir Türkçe temriyenin çağdaş diyalektlerin ancak bir bölümünde geçtiği göze çarpıyor )
- TEMSİL | ANDIRIŞ ile/||/<> ANDIRIŞ
( 1 İki şey arasında kimi yönlerden uygunluk durumu 2 Bir ya da birkaç bakımdan benzerlik gösteren şeylerin başka bakımlardan da benzerlik göstereceğini ileri süren bir tür çıkarsama 3 Benzerliklerin yardımıyla bilinmeyeni elde etme yolu İki anlama gelebilen sözcükleri kullanarak ikisini de düşündürme sanatı Gül gülse daim ağlasa bülbül acep değil Zira kimine ağla demişler kimine gül )
- TEMSİL ETMEK ile/ve/değil VAROLUŞ
- TEMSİL ile/ve/||/<> OLUMSUZ TEMSİL
- TEMSİL ile TEMSİLİ ile TEMSİLCİ/LİK ile TEMSİLİ RESİM ile TEMSİLİ İSTİARE
- TEMSİLİ GİBİ değil [sadece] TEMSİLİ ya da GİBİ
- TEMSİLÎ ile/değil/yerine/= ÖZDEYİLİ
- TEMSİLLER ile/ve/||/<> TEMSİL ÇOKLUSU
- TEMYİZ KUDRETİ/HUKUKİ EHLİYET/CIVIL RESPONSIBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= AYIRTIM GÜCÜ
- YARGITAY/TEMYÎZ[< MEYZ] ile İSTÎNÂF
( Ayırma, ayrılma, seçme, seçilme. | İyiyi, kötüden ayırt etme. İLE Yeniden başlama. | Bidâyet mahkemesi tarafından verilen kararın, bir üst mahkemeye başvurarak kaldırılmasını isteme. | Sözün başlangıcı, söz başı. )
( Yasa yolunda, üst mahkeme, hukuka aykırı olan kararı, sadece bozar, kendi yeniden yargılama yaparak karar veremez. İLE Yasa yolu incelemesi sonunda, hukuka aykırı
bulunan yerel mahkeme kararı yerine üst mahkemece, yeniden yargılama yapılarak yeni bir karar verilir. )
- TEN GİYSİSİ ile/ve/değil/yerine/<> CAN GİYSİSİ
- TENAFÜR | KAKIŞMA ile/||/<> KAKIŞMA
( Kimi sözlerde söz öbeklelerinde çıkakları yakın seslerin art arda gelmesi yüzünden söylenişin güçlüğe uğraması kulağı rahatsız etmesi Söz sanatı terimi Bir araya gelen ses hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşamıyarak kulağa hoş gelmiyen bir etki yapmaları KAKIŞIR Mütenafir Gacophone Bir araya gelen ses hece veya kelimelerin birbirleriyle uyugamıyarak kulağa hoş gelmiyen bir etki yapmaları Kakışık Mütenafir Cacophone kakışma )
- TENAFÜR[Ar. < TENĀFUR] ile/değil/yerine/=/||/<> SES UYUMSUZLUĞU
- TENAFÜR ile/||/<> ANTIPATHY[İng.] ile/||/<> KARŞIT DUYGU
( Kişi varlık ya da olaylara karşı duyulan hoşnutsuzluk )
- TENÂFÜR-İ HURÛF[Ar.] ile TENÂFÜR-İ KELİMÂT[Ar.]
( Kulağa hoş gelmeyen harflerin birarada bulunması.[nesterenlenmiş vb.] İLE Kulağa hoş gelmeyen sözcüklerin birarada bulunması.[uyumuşmuş vb.] )
- TENÂFÜS[Ar. çoğ. TENÂFÜSÂT] ile TENEFFÜS[Ar. < NEFES]
( Kıskanma, haset etme, çekememe. İLE Soluk/nefes alma. | Yorgunluğu gidermek üzere dinlenme. | Okulda ders araları verilen dinlenme. | Tan yerinin ağarması. | Deniz suyunun dalga ile sahile vurması. )
- TENÂKUS | EKSİLME ile/||/<> EKSİLME
( matematik 1 Doğal nedenlerle malın ağırlığında beliren eksilme 2 Açık 3 Varlıklar ile borçlar arasındaki fark 1 Kromozomun herhangi bir parçasının kaybı 2 DNA dan bir baz çiftinin veya bir parçanın kopması delesyon )
- TENÂKUS[Ar. < NAKS | TENÂKUSÂT] ile TENÂKUZ[Ar. < NAKZ]
( Azalma, eksilme. İLE Çelişme, kişinin bir sözünün öteki sözünü çürütmesi, öteki sözüne uymaması. Karşıtlık, zıddiyet. [bkz. MÜBÂYENET] )
- TENAKUS[Ar. < TENĀḲUṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİLME
- TENÂKUS[< NAKS] ile TENÂKUZ[< NAKZ]
( Azalma, eksilme. İLE Çelişme, karşıtlık. )
- TENAKUZ | ÇELİŞKİ ile/||/<> ÇELİŞKİ
( Anlatımda birbirine aykırı düşen kavramların karşılaşması 1 Ne doğru ne de yanlış olan önerme 2 Hem doğru hem yanlış olan önerme 3 p bir önerme olmak üzere önermesi tutarsız formül )
- TENAKUZ | ÇELİŞME ile/||/<> ÇELİŞME
( 1 Bir önerme ile bu önermenin değillemesinden oluşan küme biçimindeki bir önerme Bir önermenin aynı zamanda hem olurlanıp hem de yadsınması İki kavramın ya da yargının birbirini dışarda bırakan karşıolumu Hegel felsefesinde itici güç olarak belirir eytişim )
- TENAKUZ[Ar. < TENĀḲUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇELİŞKİ
- TENÂKUZ ile TUTARSIZLIK
- TENÂKUZ ile ZIT
( Üçüncü şıkkın olanaksızlığı vardır. İLE Üçüncü şıkkın olanaksızlığı yoktur. )
- TENÂSSUH[Ar.] ile TENÂSÜH[Ar. < NESH]
( Aklı başına gelme. Öğüt alma/dinleme. İLE Canlılığın sürekliliği inancı. Ölümden sonra yaşamın insandan insana, hayvandan insana ya da insandan hayvana geçmesi inancı. | Mirasçının, mirası almadan önce ölümüyle, miras malın onun mirasçılarına kalması. | Bazı hayvanların kurttan kelebek durumuna dönüşmesi. )
- TENÂSSUR[Ar. < NASRÂN] ile TENÂSUR[Ar. < NASR]
( Hıristiyan olma. İLE Yardımlaşma. )
- TENÂSÜB >< TENÂFÜR[< NEFRET]
- TENÂSUH[< NESH] ile İTTİHAD[< VAHDET] ile HULÛL
( ... İLE Bir olma, birleşme, aynı düşüncede olma, birlik. İLE Gelip çatma. | Girme. )
- TENASÜH[Ar. < TENĀSUḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> RUH GÖÇÜ
- TENASÜL[Ar. < TENĀSUL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜREME
- TENÂSÜL ile/değil TENÂSÜH
- TENÂSÜL[Ar. < NESL] ile TENÂSÜR[Ar.]
( Birbirinden doğup üreme, türeme. İLE Saçılma, serpilme. | Püskürme. )
- TENÂSÜL-İ BİKRÎ[Ar.], PARTENOJENEZ/PARTHÉNOGÉNÈSHE[Fr.] ile URANISME ile ...
( Eşeysel ilişki olmaksızın gerçekleşen doğum. İLE Eşeysel ilişkiye varmayacak biçimde eril ile erilin sevişmesi. )
- TENASÜLÎ | TENASÜL | ÜREME ile/||/<> ÜREME
( anlamdaş çoğalma karşılık reprodüksiyon re tekrar anlatan ön ek producere meydana getirmek Organizmanın oğul döl vererek türünü ya da ırkını devam ettirmesi biyoloji üretme biyoloji botanik zooIoji çoğalma Çoğalma 1 Erişkin vücuttan yavru elde edilmesi 2 Bir durum veya nesnenin benzerinin oluşturulması çoğalma duplikasyon replikasyon )
- TENASÜP, MÜRAAT-I NAZİR, CEMİYET, İTİLAF, TELFİK, TEVFİK | ORANLAMA ile/||/<> ORANLAMA
( Birbirleriyle ilgili sözcük ya da kavramların dizelerde toplanması sanatı Eder mi sazı sinem değme bir mızraptan feryat Ragıp Paşa Bülbüllerin ister seni ey goncadehen gel Gül gittiğini anmayalım gülşene sen gel Pamali şita olmadan iklimi çemen gel Ver hükmünü ey servi revan köhne baharın Nedim Malın ya da özdeklerin değerleri oranlanmak üzere düzenlenen yazılım Değer biçme )
- TENASÜP, MÜRAATI NAZIR, TELFİK, TEVFİK ile/||/<> ORANLILIK
( Söz sanatı terimi Bir fikir anlatılırken kullanılacak kelimelerin anlam bakımından birbiriyle ilgili olanlarından seçilerek bir araya getirilmesi hali )