YEDİ YAZAÇLILAR

- TAVŞAN ADASI ile/ve SEDEF ADASI ile/ve BÜYÜKADA ile/ve HEYBELİADA ile/ve BURGAZADA ile/ve KINALIADA

( Vapur ve motor seferleri, Eminönü, Kabataş, Bakırköy, Kadıköy ve Bostancı'dan yapılmaktadır. )
( Sedef Adası'na belirli saatlerde sadece Bostancı'dan ulaşılmaktadır. Tavşan Adası'na ise yapılmamaktadır. )
( "Prens Adaları" ya da "Kızıl Adalar" adlarıyla da bilinirler. )
( Türkiye'nin ilk Sanatoryum'u[Fr. < Lat. Verem hastalarının iyileştirilmesi için kurulmuş hastahane] Heybeliada'da, 1924 yılında kurulmuştur. )
( İmparatorluk ailesi ile devlet ileri gelenlerinin sürgün yerleridir. )
( İmparator II. Justinus, 569 yılında Büyükada'da bir saray ile bir manastır yaptırmıştır. [Bugünkü Maden semtinde] )
( IV. Leon'un annesi Eirene, II. Justinus'un sarayının bulunduğu yere, 775-780 yıllarında kadın manastırı inşa ettirmiştir. [Manastırın duvarları ile bir sarnıcın kalıntısı günümüze ulaşmıştır.] )
( Heybeliada, adını adada işletilen bakır madeninden almıştır. )
( Kınalıada'ya Bizans devrinde iki manastır yaptırılmıştır. )
( 944'te, İmparator Romanos Lekapenos ile 1071'de Malazgirt'te Selçuklular'a yenildikten sonra, Konstantinopolis'e dönüşünde IV. Romanos Diogenes, Kınalıada'ya sürgün edilir. )
( Sedefadası'nda, VIII. yüzyılda bir erkekler manastırı inşa edilmiştir. [Günümüzdeki kalıntılar bu yapıya ait olabilir.] )
( Tarihi kaynaklarda, Tavşan Adası'nda bir manastır varolduğu kaydedilmiştir. )
( NEANDROS ile/ve TEREUINTHA, TEREBINTHOS/TEREBINTHODES/ANTEROVITHOS ile/ve PITYADES MEGALE[Plinius], PRİNKİPİ/PRINKIPO[Bizans Devri'nde] ile/ve HAKLİ (BAKIR), KHALKE, KHALKITIS ile/ve ANTİGONİ/ANTIGONEIA, [Antikçağ yazarları, Erebinthus, Bizanslı yazarlar ise Therebintos ya da Panormos adını vermişlerdir] ile/ve PROTİ/PROTA["Birincisi" anlamına gelir] )
( PRINCESS ISLANDS )
( Heybeliada'da, en önemli Bizans Devri yapısı Panagia Kamariotissa Kilisesi'dir. [XIII. ya da XIV. yüzyılda inşa edilmiş, yonca planlı, son dönemin mimari özelliklerini yansıtan önemli bir örnektir.] )
( )

- TAVŞAN ile AMERİKA TAVŞANI/ŞİNŞİLA

( ... İLE Kemiricilerden, arka ayakları çok uzun, küçük bir memeli hayvan. )

- TAVŞAN ile DORKİZ, BATAKLIK TAVŞANI

- TAVŞAN ile KAYA TAVŞANI

- TAVŞAN ile KUTUP TAVŞANI

- TAVŞAN ile TAVŞAN BEYİNLİ ile TAVŞAN DUDAK

- TAVŞANCIL = YIRTICI KUŞLAR

( Çoğu, tavşan avlamakla beslenen kartal, akbaba vb. yırtıcı kuşlar. )

- TAVŞAN/LIK ile TAVŞANCI/LIK ile TAVŞANLI ile TAVŞAN ETİ ile TAVŞAN DUDAK ile TAVŞAN UYKUSU ile TAVŞAN YÜREKLİ ile TAVŞAN ANAHTARI

- TAVSİFÎ SIFAT | NİTELEME SIFATI ile/||/<> NİTELEME SIFATI

( Derleme vasıflandırma sıfatı nitelik sıfatı vasıflayıcı sanlık Bir adı niteleyen sıfat Beyaz ev güzel çocuk böyle hayat az iş fazla içki çok kimse nice yıl uzun boy azıcık tuz acımsı su akıllı akılsız adam ağaçlık yol çocuksu bakış evcil hayvan sıkıcı arkadaş vb Sıfat )

- TAVSİFÎ SIFAT | NİTELEME SIFATI ile/||/<> TÜREMİŞ SIFAT

( (Derleme., vasıflandırma sıfatı, nitelik sıfatı, vasıflayıcı, sanlık) Bir adı niteleyen sıfat: Beyaz ev, güzel çocuk, böyle hayat, az iş, fazla içki, çok kimse, nice yıl, uzun boy, azıcık tuz, acımsı su, akıllı (akılsız) adam, ağaçlık yol, çocuksu bakış, evcil hayvan, sıkıcı arkadaş vb. @@ bk. Sıfat. )

- TAVSİFÎ TEŞRÎH | BİÇİM BİLİMİ | BİÇİM | MORPHOLOGİE[Fr. < MORPHOLOGIE] ile/||/<> MORFOLOJİ ile/||/<> BİÇİMBİLİM

( biçimbilim yapıbilim morphe şekil logos bilim Canlıların şekil ve dış yapıları ile uğraşan bilim dalı Canlı ve cansız varlıkların dış görünüş form ve yapılarını inceleyen bilim dalı şekilbilgisi )

- TAVSİYE EDİLEBİLİR ile ÖĞÜT VERMEK ile DANIŞMAN

- TAVSİYE ETMEK ile/değil/yerine/= ÖNERMEK/SALIK VERMEK

- TAVSİYE ve/> İSTİŞÂRE

- TAVSİYE ile/ve NASİHAT

( NASİHAT: SAMİMİYET )

- TAVSİYE ile/değil/yerine/= SALIK VERME

- TAVSİYE ile TAVSİYELİ ile TAVSİYESİZ ile TAVSİYE MEKTUBU

- TAVSİYE ile/ve/||/<>/> TEŞVİK

- TAVSİYE ve/||/<> VASİYET

- TAVSİYENAME[Ar. < TAVṢİYE + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVSİYE MEKTUBU


- TAVUK ile DİLALTI

( Tavuklarda görülen bir sayrılık/hastalık. )

- TAVUK ile SU TAVUĞU/KALİNİS

( ... İLE Su tavuğugillerden, gri, kızıl karışımı tonda, benekli ya da çizgili tüyleri olan bir kuş. )

- TAVUK ile TAVUKLU ile TAVUKÇU/LUK ile TAVUKLAR ile TAVUK ETİ ile TAVUK BİTİ ile TAVUK BALIĞI ile TAVUK SARMASI

- TAVUKKARASI ile/değil/yerine/= GECE KÖRLÜĞÜ

- TAVUKSU ile TAVUKSULAR

- TAVULGA ile/||/<> ...

( kabuğu kırmızı veya erguvan renginde olan ve tabaklamada kullanılan bir tür söğüt Yerel ağızlarda davulga olarak geçer tabılğı tobulğu tabılğı Kum toburğu tabulğa OT tavılkū erguvani söğüt Kâşgarlı Mahmuda göre bir başka biçimi de tavılgūçtur Kıpçakçada tabılka tabılkat tabılğı olarak geçer Çağataycada tobulğu olarak kullanılmıştır Kökenini bilmiyoruz Rusçada tavolga ve tavolojnik olarak kullanılır )

- TAVZİF ETME ile/||/<> CHARGE WITH[İng.] ile/||/<> CHARGER[Fr.] ile/||/<> GÖREVLENDİRME

( Görevlendirme bir işi birisine yükleme onu bu işi yapmakla zorunlu kılma )

- TAVZİH[< VUZÛH]:
AÇIKLAMA, AÇIK ANLATMA, AYDINLATMA

- TAXABLE VALUE/QUANTITY[İng.] ile/||/<> MATRAH

( matrah Verginin hesaplanmasına temel oluşturan değer ya da miktar )

- TAY ile TAYA/LIK ile TAYF ile TAYT ile TAY TAY ile TAYF ÖLÇÜMÜ ile TAY TAY ARABASI


- SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPIE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYF BİLGİSİ/BİLİMİ

- TAYF[Osm.] / SPECTRUM[İng.] / SPECTRE[Fr.] / SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF, ÇİZELGE, SPEKTRUM

- SHIFT OF SPECTRAL LINE[İng.] / DÉCALAGE DE LA RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIENVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ KAYMASI

- SPECTRAL LINE, SPECTRUM LINE[İng.] / RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ

- SPECTRAL REGIONS[İng.] ile/değil/yerine/= TAYF/SPEKTRUM BÖLGELERİ

- TAYF[Ar.]/SPEKTRUM[İng. < SPECTRUM] ile ÇEŞİTLİLİK | YELPAZE

( Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü. )

- TAYFBÎN ile/||/<> SPECTROSCOPE[Fr.] ile/||/<> SPEKTROSKOP[Fr. < SPECTROSCOPE]

( fizik )

- SPEKTRA[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFLAR/SPEKTRUMLAR

- SPECTRAL SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL DUYARLILIK

- SPEKTRALE HELLIGKEITSEMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK DUYARLILIĞI


- SPECTRAL LUMINOUS EFFICACY[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK ETKİNLİĞİ

- SPECTRAL LUMINOUS EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT LUMINEUX SPECTRAL[Fr.] / SPEKTRALE LICHTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK VERİMİ

- SPEKTRALE BESTRAHLUNGSSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM ŞİDDETİ

- SPECTRAL IRRADIANCE[İng.] / IRRADIANCE SPECTRALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM

- SPECTRAL EXTINCTION[İng.] / EXTINCTION SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE LÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL SÖNÜM

- SPEKTRAL YOĞUNLUK[Osm.] / SPECTRAL DENSITY[İng.] / DENSITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL YOĞUNLUK

- TAYIN ile/değil/yerine/= SÜER AZIĞI/ER AZIĞI

- TAYİN ile TAYİNLİ ile TAYİNSİZ

- TAYİNLİ İZAFET | BELİRTİLİ TAMLAMA ile/||/<> BELİRTİLİ AD TAMLAMASI | TAMLAYAN DURUMU

( (Derleme. birinci nevi izafet, belirtili isim tamlaması, belirtili isim takımı) Tamlayanı -in (-nin) takısı, tamlananı 3. kişi iyelik eki alan ve belirli bir kavram taşıyan tamlama: Ali'nin evi, Ahmet'in gelmesi, evin kapısı, hanın duvarı, onun evi, bizim evimiz vb. bk. tamlayan durumu.@@(Derleme.. -in hali, ilgi hali, bağlama hali, çıkış düşümü, aitlik hali) Ad görevindeki sözcüğün taşıdığı kavramın başka bir kavrama bağlanması durumu. Türkçede bu durum -in (-in, -ün, -un; -nin, -nın, -nun, -nün) ekiyle kurulur : Evin (ev-in) , taşın, (taj-ın) , çocuğun (çocuğ-un) , üzümün (üzüm-ün) , düşüncenin (düşünce-nin) , kapının (kapı-nın) , korkunun (korku-nun), üzüntünün (üzüntü-nün) vb. )

- TAYİNLİ İZAFET, TERKÎB-İ İZÂFÎ-İ MUAYYEN ile/||/<> GENETIVAL CONSTRUKTION[İng.] ile/||/<> CONSTRUCTION GÉNITIVE[Fr.] ile/||/<> GENITIVKONSTRUKTION[Alm.] ile/||/<> BELİRTİLİ AD TAMLAMASI

( Tamlayanı ilgi durumu eki almış bir ad veya zamir tamlananı teklik 3 şahıs iyelik eki almış olan dolayısıyla belirti eki taşıyan ve tamlayanla tamlanan arasında şahıs bakımından uygunluk ve geçici anlam bağı bulunan ad tamlaması akşam ın serinliği oda nın rengi dam ın tepesi gözleri nin siyahlığı kapı nın önü duman ın kokusu ben im kitabım sen in yolun vb Karşıtı belirtisiz ad tamlaması dır )

- TAYİNLİ İZAFET ile/||/<> GENITIVAL CONSTRUCTION[İng.] ile/||/<> CONSTRUCTION GENITIVE, RAPPORT D'ANNEXION[Fr.] ile/||/<> VOLLGENITIV, GENITIVKONSTRUKTION[Alm.] ile/||/<> BELİRTİLİ TAMLAMA ile/||/<> GENITIVE, POSSESIVE[İng.] ile/||/<> GÉNITIF, POSSESIF[Fr.] ile/||/<> GENITIV, WESFALL, POSSESIV[Alm.] ile/||/<> TAMLAYAN DURUMU

( Derleme birinci nevi izafet belirtili isim tamlaması belirtili isim takımı Tamlayanı in nin takısı tamlananı 3 kişi iyelik eki alan ve belirli bir kavram taşıyan tamlama Alinin evi Ahmetin gelmesi evin kapısı hanın duvarı onun evi bizim evimiz vb tamlayan durumu Derleme in hali ilgi hali bağlama hali çıkış düşümü aitlik hali Ad görevindeki sözcüğün taşıdığı kavramın başka bir kavrama bağlanması durumu Türkçede bu durum in in ün un nin nın nun nün ekiyle kurulur Evin evin taşın tajın çocuğun çocuğun üzümün üzümün düşüncenin düşüncenin kapının kapının korkunun korkunun üzüntünün üzüntünün vb )

- TAYİNSİZ İZAFET | BELİRTİSİZ TAMLAMA ile/||/<> BELİRTİSİZ TAMLAMA

( Derleme ikinci nevi izafet belirtisiz isim tamlaması belirtisiz isim takımı Tamlayanı yalın durumda olan tamlananı 3 kişi iyelik eki alan ve çok defa tür kavramı veren ad tamlaması Ev kedisi han duvarı yazı masası Eskişehir ili Beypazarı ilçesi İzmir körfezi İstanbul limanı Aras nehri Toros dağları Van gölü vb belirtisiz ad tamlaması )

- TAYLAK ile/||/<> AT VEYA DEVE YAVRUSU

( at veya deve yavrusu Ağızlarda daylak olarak da geçer Az daylag altı aylıktan iki yaşına kadarki at yavrusu taylak deve yavrusu taylak tåylåk Tar taylak taylak tay at yavrusu lak eki tay 1 Türkçede lak lek ekinin hayvan yavrularına verilen adların yapımında kullanıldığını biliyoruz Türkçe taylak biçiminde de bu ek kullanılmıştır Deny Grammaire 564 Ligeti MNy 29 275 Doerfer TMEN N 98 2043 O bakımdan Räsänenin taylak adını taylök olarak açıklaması yanlıştır V 455a Türkçede lök erkek deve olarak kullanılır Ancak taylak biçiminin taylökten geldiği düşünülemez Ramstedt KSz 16 78 Tacikçe taylåq Fӓrse biçimi Özbekçeden alınmıştır Doerfer TLT 259 )

- TAYLAMA ile/||/<> ...

( II Üç ölçek büyüklüğünde ekin ölçü kabı Güllüce Gümüşhacıköy Amasya )

- TAYLAN GÖZBERK PARKI

( Reşitpaşa Mahallesindedir. 305,68 m²'lik bir alan üzerindedir. 143,17 m²'lik yeşil alanı, bulunmaktadır. )

- TAYLOR SERİES ile/||/<> FOURİER SERİES

( Taylor polynomyal yaklaşım, Fourier trigonometrik. )
( Formül: Polynomial İLE trigonometric )
( Brook Taylor tarafından 1715 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1685-1731) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Taylor serisi, Taylor teoremi) )

- TAYLOR SERİSİ ile/||/<> FOURİER SERİSİ

( Taylor polinom, Fourier trigonometrik açılımdır )
( Formül: xⁿ İLE sin/cos )
( Brook Taylor tarafından 1715 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1685-1731) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Taylor serisi, Taylor teoremi) )

- TAYLOR ile/||/<> FOURIER ile/||/<> LAURENT

( Fonksiyon seri temsilleri. )
( Formül: f(x) = Σaₙxⁿ )
( Brook Taylor tarafından 1715 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1685-1731) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Taylor serisi, Taylor teoremi) )

- TAYLOR ile/||/<> MACLAURİN ile/||/<> LAURENT ile/||/<> FOURİER ile/||/<> LAPLACE

( İşlevlerin farklı seri gösterimleri ve uygulama alanları. )
( Formül: f(x) = Σ f⁽ⁿ⁾(a)/n! (x-a)ⁿ )
( Brook Taylor tarafından 1715 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1685-1731) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Taylor serisi, Taylor teoremi) )

- TAYMİNG/TIMING yerine ZAMANLAMA


- TAYYAR ile TAYYARE ile TAYYARECİ/LİK

- TAYYÂRE ile/||/<> AVION[Fr.] ile/||/<> UÇAK

( fizik )

- TAYYARE[Ar. < ṬAYYĀRE] ile/değil/yerine/=/||/<> UÇAK

- TAYYÂRE[Ar.]["TEYYÂRE" değil!] ile/değil/yerine/= UÇAK

- TAZACCU'[Ar.] ile TAZACCUR[Ar.]

( Üşenme, gevşek davranma. İLE İç sıkılması, sıkıntı. )

- TAZALLÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= SIZLANMA, YAKINMA

- TAZARRU'[Ar. < ZURÛ] ile/değil/yerine/= YALVARMAK

( Kendini alçaltarak yalvarma. İLE Yalvarma. )
( YALVAR: Para. [BÂKÎ'nin bir şiirindeki son beytinde geçen] )

- TAZARRU[Ar. < TAŻARRUʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> YAKARMA

- TAZARRUAT, TAZARRUNAME | YAKARIŞ ile/||/<> MÜNACAT

( Sanatlı düzyazı ile Tanrıya yalvarış münacat )

- TAZE FASULYE[Yun.] ile KURU FASULYE

( Porto Riko'da bulunan Adjuntas da, kuru fasulye ve pilavıyla ünlü bir dağ kasabasıdır. )

- TAZE ve/<> DENGELİ

- TAZE ile TAZE TEREYAĞI ile TAZE TARİHLER ile TAZE MEYVE VE SEBZELER ile TAZELİK

- TAZELEMEK ile TAZELENMEK ile TAZELETMEK ile TAZELEŞMEK ile TAZELENDİRMEK ile TAZELEŞTİRMEK ile TAZELEYEBİLMEK ile TAZE/LİK ile TAZECE ile TAZE PARA ile TAZE SOĞAN ile TAZE FASULYE

- TAZI[Fars.] ile SALUKİ, KOPOY[Macarca], BASERJİ

( Genellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir tür köpek. İLE Orta boylu, düşük kulaklı, tüyleri kısa bir tür köpek. )

- TA'ZÎL[Ar.] ile TA'ZÎL[Ar. çoğ. TA'ZÎLÂT]

( Bir hastanın güzel ve inandırıcı sözlerle teselli edilmesi. İLE Ayıplama. )

- TAZİM[Ar. < TAʿẒĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ULULAMA

- [ne yazık ki]
TAZIYA, "TUT!"
ve/||/<> TAVŞANA, "KAÇ!"

- TAZİYE[Ar.] ile TARZİYE[Ar.]

( Ölen kişinin yakınlarına üzüntünü paylaştığını belirtme/bildirme. İLE Yapılan kötü bir davranış için özür dileme, gönül alma. )

- TAZİYE ile/||/<> TAZİYE[Ar. < TAʿZİYE]

( isl Tiy Şiirlerde Kerbelâ olayı üzerine dinsel acı çekme oyunu Bunların yazılı olanları da vardır Oyunların çoğunluğu Farsçadır Arapça ve Türkçe olanları da vardır Müslümanlıktaki tek dramatik oyun örneği Şiilerde Kerbela olayı üzerine dinsel acı çekme oyunu )

- TAZİYE ile TAZİYET


- TAZİYET[Ar. < TAʿZİYET] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞSAĞLIĞI (TAZİYETNAME)

- TAZİZ[Ar. < TAʿZĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> ULULAMA

- TAZMANYA CANAVARI ile/||/<> BAL PORSUĞU ile/||/<> AYI SANSARI/VOLVERİN

( )
( )
( )

- TAZMİNAT DAVASI ile/||/<> SUIT FOR DAMAGES[İng.] ile/||/<> ACTİON EN DOMMAGE İNTÉRÊTS[Fr.] ile/||/<> ÖDENCE DAVASI

( Ortaya çıkan dokunca nedeniyle bunları karşılamak amacıyla açılan dava )

- TAZYİK-İ ŞUÂ | IŞINIM BASINCI ile/||/<> IŞINIM BASINCI

( Işınımın yayılma doğrusuna dik bir düzlem üzerinde birim yüzeye birim zamanda verdiği itim impuis P EIC E birim zamanda birim yüzeye gelen erke C ışik hızı Akımmıknatıssal ışınıma dik tutulan bir yüzeye etkiyen basınç )

- TCP/TRANSMİSSION CONTROL PROTOCOL[İng.] ile/değil/yerine/= AKTARIM KATMANI GEÇİŞ DENETIM PROTOKOLÜ

- TEABBÜD ve TEDEBBÜR

- TEACHER :/yerine ÖĞRETMEN

- TEACHING :/yerine ÖĞRETİM

- TEACHING[İng.] ile/değil/yerine/= ÖĞRETİM

( Bilgiyi bulmak, kazanmak, bilgiyi kazanma yolunun ve kazanılan bilgiyi hafızada tutarak yeri geldiğinde kullanabilmek için hatırlamaktır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TEADÜL[Ar. < TEʿĀDUL] ile/değil/yerine/=/||/<> DENKLİK

- TEÂDÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= DENKLEŞME, DENKLİK, BİRBİRİNE DENK OLMA

- TEALİ[Ar. < TEʿĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜCELME

- TEAMÜL ÇARKI ile/ve TEKÂMÜL ÇARKI

( [İnsandaki] Uzun Devran. İLE Kısa Devran. )
( Kişinin zuhur âlemine gelişine kadarki süre[ç]. İLE Kişinin mânâya dönüşüne kadarki süre[ç]. )

- TEAMÜL, REAKSİYON | TEPKİME ile/||/<> TEPKİME ile/||/<> TEPKİMEK

( Bir ya da daha çok yükün atom ya da molekülün başka yükün atom ve moleküllere dönüşmesi olayı kimya Bir sıra ayıraçlardan yeni kimyasal türlere geçiş olayı Birtakım ayıraçlardan yeni kimyasal türlere geçiş olayı kimya kimya İki ya da daha çok özdeğin birbirini etkileyerek oluşturduğu değişim )

- TEAMÜL[Ar. < TEʿĀMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEPKİME | PRATİK

( teamül hukuku Bir yerde öteden beri olagelen davranış tepkime pratik )

- TEAR :/yerine YIRTMAK, GÖZYAŞI

- TEARRÜF ile TEÂRÜF[< AREF] ile ...

( Bir şeyi araştırarak öğrenme. İLE Bir şeyin herkesçe bilinmesi. )

- TEÂSÜR[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜZEL GEÇİNME, DİRLİK ETME

- TEATRO[İt. < TEATRO] ile/||/<> TİYATRO ile/||/<> TİYATRO[İt. < TEATRO]

( Theastai görmekten theatron genel görüş Antik Yunan tiyatro birimi 1249 1265 tiyatrosunda yalnızca seyircilerin oturdukları yer anlamına gelirken bugün genel olarak bütün dramatik gösterilerle ilintili çalışma alanını kapsar tiyatro yapısını eylemini ve kavramını karşılar Tiyatro kimi kez drama kavramına karşıt olarak bir temsilin metin dışında kalan bütün yönlerini belirtir Ancak drama yalnızca söz değildir bunun yanı sıra oynayış anlamını da getirir bunların ikisi birbirinden ayrılmaz Öteki öğeler dekor giysi müzik ve danstır Ayrıca Fransız tiyatrosu İtalyan tiyatrosu dendiği zaman bu ulusların tiyatro yaşantılarının bütün yönleri Corneillein tiyatrosu Shakespearein tiyatrosu denildiği zaman bu yazarların oyunları anlaşılacaktır Türkçeye tiyatro terimi İtalyanca teatro sözcüğü ile girmiştir Sahne eseri bu gibi eserlerin oynanma sanatı ve bunların oynandığı yer 1 Geniş anlamı içinde dram sanatının yönetmen oyuncu tasarım sanatçıları uygulayımcılar uzmanlar ve seyircinin etkileşimi ile ortaklaşa üretilmesi 2 Dramatik gösterilen tümü 3 Betik dışında kalan tiyatroluk öğelerin tümü 4 Oyun oynama eylemi 5 Oyunların oynandığı yapı alan ya da yer 6 Etkinliğine ilişkin olarak tiyatral gereçler ya da yöntemler İtal teatro 1 tiyatro 2 sahne )

- TEBAA ile/||/<> SUBJECT, CITIZEN[İng.] ile/||/<> SUJET (D'UN ETAT)[Fr.] ile/||/<> STAATSANGEHÖRIGER[Alm.] ile/||/<> UYRUK

( Bir devletin bağımı altında bulunan kimse )

- TEBÂDÜL[Ar. < BEDEL] ile TEBÂDÜR[Ar. < BÜDÛR | çoğ. TEBÂDÜRÂT]

( Birbirine bedel olma, birbirinin yerini tutma, değişme. İLE Ansızın akla gelme. | İki şairin birbirinden habersiz olarak aynı şiiri söylemesi. )

- TEBAİYET[Ar.] ile/değil/yerine/= YASAYA/BUYRUĞA UYMA | DEVLETE/GÜÇLÜ KİŞİYE BAĞLANMA

- TEBÂREK[< BEREKET] ile ...

( "MÜBÂREK ETSİN!" )

- TEBARÜZ[Ar. < TEBĀRUZ] ile/değil/yerine/=/||/<> BELİRME

- TEBÂRÜZ ile/ya da TEMÂYÜZ

( Belirme, görünme. İLE/YA DA Başkalarına göre üstün duruma gelme, sivrilme, seçkinleşme. )

- TEBÂYÜN ile/||/<> TEDÂHUL

( Farklılık, iki ya da daha fazla sayı arasında herhangi bir ortak kat ya da bölen ilişkisinin bulunmaması. İLE/||/<> Girişimlik, iki ya da daha fazla sayının aynı anda birbirinin katları olması durumu. )

- TEBCÎL[Ar. < BECL/BÜCÜL] ile/değil/yerine/= ULULAMA, AĞARLAMA | ÖVME

- TEBDİL[Ar. < TEBDĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞİŞTİRME (TEBDİLİHAVA, TEBDİLİMEKÂN, HAVA TEBDİLİ)

- TEBDÎL[Ar.] ile İTYÂN Bİ-GAYRİHİ[Ar.]


- TEBDİL-İ HAVA[Ar. < HEVÂ] ile/değil/yerine/= HAVA DEĞİŞİKLİĞİ

- TEBEDDÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= BİR DURUMDAN, BAŞKA BİR DURUMA GEÇME, DEĞİŞME

- TEBEDDÜL-İ HAVA ile/||/<> CHANGE OF WEATHER[İng.] ile/||/<> CHANGEMENT DE TEMPS[Fr.] ile/||/<> WETTERWECHSEL[Alm.] ile/||/<> HAVA DEĞİŞİMİ

( Havanın kapanması açması ısınması soğuması gibi değişimlerin genel adı )

- TEBELLÜR[Ar. < TEBELLUR] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLLURLAŞMA | BELİRME

( billurlaşma belirme )

- TEBER ile TEBERLİ ile TEBERSİZ

- TEBERLER:
MÜTTEKÂ/NACAK
ile NÎZE, HARBE ile BAYRAK/LİVÂ/SANCAK

- TEBERRÂ[< BERÂ] ile UZAKLAŞMA, UZAK DURMA, ÇEKİLME | SEVMEYİP YÜZ ÇEVİRME | KÖTÜ AHLÂK

- TEBERRU[Ar. < TEBERRUʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞIŞ

- TEBERRU ile/||/<> DONATION[İng.] ile/||/<> DONATION[Fr.] ile/||/<> BAĞIŞLAMA

- TEBERRU'[Ar. < BURÛ | çoğ. TEBERRUÂT] ile TEBERRÛ/TEBERRÂ[Ar. < BERÂ]

( Bağış, bağışlama. İLE Uzaklaşma, uzak durma, çekilme. | Sevmeyip yüz çevirme. [>< TEVELLÂ] )

- TEBERRÜK[< BEREKET] ile MÜBÂREK SAYMA, UĞUR SAYMA

- TEBERRÜZ[Ar. < TEBERRUZ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRÜNME

- TEBEŞİR ile/değil ALÇITAŞI

( Kalsiyum karbonat. İLE/DEĞİL Kalsiyum sülfat dihidrat. )
( ... İLE/DEĞİL En az 4000 yıldır çıkarılmaktadır. Çıkarılan tüm alçıtaşının %75'i alçı ve ondan yapılan kartonpiyer, fayans ve ortopedide kullanılır. )
( ... İLE/DEĞİL Çimentonun çok önemli bir bileşenidir. Gübre, kağıt ve kumaş üretiminde de kullanılmaktadır. )
( Piramit'lerin içindeki sıvalar alçıtaşıyla yapılmıştır. Bina sıvaları da alçıtaşındandır. )
( GYPSOS[Yun.] > GYPSUM[İng.] )

- CHALK[İng.] / CRAIE, BLANCHE DE CRAIE, VOIR CARBONATE DE CALCIUM[Fr.] / KREIDE, CALCIUMKARBONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEBEŞİR

- TEBEŞİR[Fars.] ile/ve/||/<>/< KALSİT

( Toz zerreciklerinden oluşan, çizdiği yerde iz bırakan, beyaz ya da açık renkte kireçli kaya. | Bu nesneden yapılan, kara tahta, duvar vb. yüzeylere yazı yazmak için kullanılan, beyaz ya da renkli çubuk.[Tebeşir, bir tür kalsittir.] İLE/VE/||/<>/< Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonatı. )

- TEBEŞİRLEMEK ile TEBEŞİRLENMEK ile TEBEŞİR ile TEBEŞİRLİ ile TEBEŞİRSİZ ile TEBEŞİRLEŞME

- CHALKING[İng.] / FARINAGE[Fr.] / ABKREIDEN, KREIDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TEBEŞİRLENME

- TEBEVVÜL-İ SÜKKER ile TEBEVVÜL-İ SÜKKERÎ ile TEBEVVÜL-İ ZÜLÂL ile TEBEVVÜL-ÜD-DEM

( Şekerin sidik yoluyla çıkması, şeker işeme. İLE Sidikte şeker bulunması. İLE Sidikte albümin bulunması. İLE Kan işeme, sidiğin kana karışarak kan zehirlenmesi. )

- TEBHÂL/E[Ar.] | COLD SORE, HERPES[İng.] ile/değil/yerine/= UÇUK

- TEB'ÎD[Ar. < BU'D] ile TE'BÎD[Ar. < EBED | çoğ. TE'BÎDÂT]

( Uzaklaştırma, uzaklaştırılma, uzağa sürme. | Kovma. İLE Sonsuzlaştırma/ebedileştirme. )

- TEBLİĞ | BİLDİRİ ile/||/<> BİLDİRİ

( 1 Bir kurum bir topluluk ya da önemli bir kişinin herhangi bir olguyu herhangi bir savı kitleye duyurmak için yazdığı yazı 2 Bir edebiyat yapıtından çıkan temel anlam sanatçının asıl anlatmak istediği 3 communication Bilimsel kurultaylarda okunan incelemelere verilen ad bilişim Bir uziletişim dizgesiyle gönderilecek bilgilerin tümü Bir eserin bazı özelliklerini bildirmek için çoğu yayımcı tarafından yazılan kısa önsöz 1 Toplumsal bir hareketin iktisadi sosyal ve siyasal amaçlarının anlatıldığı belge 2 manifesto cargo Gemi ile taşınan yükün içeriğini gösteren ve varılan yerin gümrük idaresine yapılan bildiri bildiri Az manifest İtal manifesto list of a ships cargo Portekizce manifesto İspanyolca manifiesto Fransızca manifeste gibi Akdeniz dillerinde de kullanılır )

- TEBLÎĞ/TEBLÎG[< BULÛG | çoğ. TEBLÎGAT] ile/değil/yerine/< TEVDÎ'[< VED | çoğ. TEVDÎÂT]

( Yetiştirme, eriştirme, bitiştirme. | Götürme, taşıma. | [edebiyatta] Abartının birinci derecesi. İLE/DEĞİL/YERİNE Bırakma, emanet etme. | Vedâlaşma. )

- TEBLİĞ[Ar. < TEBLĪĠ] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLDİRME | BİLDİRİ

( bildirme Haber verme bildiri )

- TEBRİK ETMEK ile KUTLAMA AMAÇLI ile TEBRİK ETMEK ile TEBRİK ile TEBRİKLER

- TEBRİK ile/değil/yerine/= KUTLAMA

- TEBRİK[Ar. < TEBRĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> KUTLAMA | TEBRİK KARTI

( tebrik kartı tebrik mesajı bayram tebriği kutlama tebrik kartı )

- TEBRİYE[Ar. < TEBRİʾE] ile/değil/yerine/=/||/<> AKLAMA

- TEBSÎR[Ar.] ile TEBZÎR[Ar. < BEZR | çoğ. TEBZÎRÂT]

( ... İLE Tohumu saçıp dağıtma. | Har vurup harman savurma. )

- TEBZEDE ile/||/<> MALARIATED[İng.] ile/||/<> PALUDÉEN[Fr.] ile/||/<> MALARIAKRANK[Alm.] ile/||/<> SITMALI

( Sıtmaya tutulmuş kimse sıtma hastası )

- TECÂHÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= BİLMEZ GİBİ GÖRÜNME, BİLMEZLİKTEN GELME


- TECAHÜLÜARİF[Ar. < TECĀHUL + ʿĀRİF] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMEZLİKTEN GELME

- TECAHÜLÜARİFANE[Ar. < TECĀHUL + ʿĀRİF + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMEZLİKTEN GELME

- TECÂNÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= BİR BÜTÜNÜ OLUŞTURAN ÖĞELER ARASINDA UYUM BULUNMASI DURUMU

- TECANÜS ile/||/<> HOMOPHONY[İng.] ile/||/<> HOMOPHONIE[Fr.] ile/||/<> HOMOPHONIE[Alm.] ile/||/<> EŞ SESLİLİK | EŞ SESLİ (EK, KELİME)

( Ayrı anlam veya görevdeki kelime ve eklerin ses ve yazılış bakımından aynı olmaları durumu evim benim evim çalışkanım yazma elle yazılmış kitap yazma baş örtüsü yüzmek el kol veya yüzgeç yardımı ile suda hareket etmek yüzmek derisini soymak vb eş sesli ek kelime )

- TECÂVÜL[Ar. < CEVELÂN | çoğ. TECÂVÜLÂT] ile TECÂVÜR[Ar.]

( Dolaşma, cevelân etme. İLE Komşu olma. )

- TECAVÜZ ETMEK ile TECAVÜZ

- TECAVÜZ | SALDIRMA ile/||/<> SALDIRMAK ile/||/<> SALDIRMA

( 1 Engellenmesaldırganlık varsayımına göre engellemenin yarattığı davranışlar 2 Adler Egemenlik isteminin bütün görünüşleri 3 Freud Ölüm içgüdüsünün bilinç aşamasındaki yansıması kimya Canlılar arasında beslenme çiftleşme yuva alanını koruma gibi savunma saldırı korku ya da rekabet ile ilgili davranış Agregasyon )

- TECAVÜZ değil/yerine/>< ANLAMA (ÇABASI)

( Tecavüz eden, anlayamaz ve anla(/ya)mamıştır. )

- TECÂVÜZ[Ar.] ile/değil/yerine/= SALDIRAŞ

- TECÂVÜZ[Ar.] ile/değil/yerine/= SALDIRI

( Saldırı. | Namusuna saldırma, sarkıntılık. | Başkasının hakkına el uzatma. | Aşma, ötesine geçme. )

- TECAZÜP | DUYGUDAŞLIK ile/||/<> DUYGUDAŞLIK

( Başka bir kişinin duygularını onunla paylaşma 1 Birlikte duygulanım bir şeyi birlikte yaşama birlikte duyma başkasının duygularını paylaşma 2 Bir insanın bir başkasına karşı doğrudan doğruya bir eğilim duyması bu eğilim belli bir nedene dayanmayabilir onu iyice tanımadan da olabilir )

- TECEDDÜD ile/||/<> REFORM[İng.] ile/||/<> RÉFORME[Fr.] ile/||/<> REFORM[Alm.] ile/||/<> ISLAHAT[Ar. < İṢLÂHÂT]

( 1 Genel olarak herhangi bir kuruluşta devlet düzeninde eskimiş ya da bozulmuş olan yanları düzeltmek 2 Osmanlı tarihinde gerileme döneminden başlanarak zaman zaman Batı örneğine göre girişilen yenileşme ve ilerleme atılımlarına verilen ad )

- TECEDDÜT[Ar. < TECEDDUD] ile/değil/yerine/=/||/<> YENİLİK

- TECELLÎ[< CELÂ < CELV] ile ...

( GÖRÜNME, BELİRME | KADER, TÂLİH | ALLAH'IN LÜTFÛNA NAİL OLMA | Görünme, belirme, Allah'ın sır ve kudretinin, eşya âleminde ve canlılarda görünmesi. | HAK NÛRUNUN TESÎRİYLE MAKBUL KULLARIN KALBİNDE İLÂHÎ SIRLARIN AYÂN OLMASI )

- TECELLİ ile/ve EYLEM

- TECELLÎ ile/ve FÂŞ ETMEK

- TECELLÎ ile/ve/<> FEYZ

( İkisi de süreklidir. )

- TECELLİ ile/ve GÜZELLİK

( AHLÂK: Vahiy yoluyla gelen tecellî. )

- TECELLİ ile SEZGİ

( Dışta. İLE İçte. )

- TECELLİ ile/ve SUDUR


- TECELLİ[Ar.] ile/ve/||/<> TAHAKKUK[Ar.]

- TECELLİ ile/ve/||/<> TECELLİ

( Yoksa. İLE/VE/||/<> Yalan. )

- TECELLİ ile/ve/değil TECELLİGÂH

( ... İLE Fark vardır. )

- TECELLÎ ile/ve/<> TECESSÜM

- TECELLÎ ile/<> TEZÂHÜR

( Kuvantum düzeyinde. İLE/VE/||/<>/< Atom düzeyinde. )
( Kalptedir. İLE/VE/||/<>/< Eylemdedir. )
( Dışarıdan, bilince yansıma. İLE/VE/||/<>/< Dışarıda. )

- TECELLÎ/FEYZ ile/ve/<> ZUHÛRÂT

( Sanatsal. İLE/VE/<> Bilimsel. )
( Tecellî. İLE/VE/<> Zuhûr. )
( Süreklidir. İLE/VE/<> ... )

- TECEMMU, CÂMİA | OYMAK ile/||/<> OYMAK ile/||/<> OYMA

( Hemen hemen aynı tür yıldızlardan oluşmuş Samanyolunun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri Belli bir yerde oturan dil ağız ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren birden çok boy ve köyden oluşan ata ruhu ya da Tanrıya inanan genellikle bir yönetici ya da kurulca yönetilen yapısında bulunan köy ve aileler arasında toplumsal ekonomik dinsel kan ya da evlilik bağları bulunan siyasal nitelikteki topluluk boy dil ağız kültür köy topluluk Özel araçlarla yapılan ağaç süsleme sanatı Boy ya da uruk denen topluluğun bölümlerine verilen ad kazma Ekşitle metal üzerinde iz bırakmak Kapakları olmayan dolap Akdağ Gelendost Isparta botanik )

- TECEMMU | TOPLAŞMA ile/||/<> TOPLAŞMA

( coğrafya Yan yana bulunan iki açınıktan baştakinin yarı açınık haline geçerek ikisi birden tek hece meydana getirmesi Fisioloji yerine Fizyoloji dememiz gibi )

- TECEMMU[Ar. < TECEMMUʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> YIĞINAK

- TECEMMU[Ar.] ile/değil/yerine/= YIĞINAK


- TECENNÜN[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇILDIRMA, DELİRME, AKLINI OYNATMA

- TECESSÜM[Ar. < TECESSUM] ile/değil/yerine/=/||/<> CİSİMLENME | BELİRME | CANLANMA

( cisimlenme belirme canlanma )

- TECEZZİ | DEĞİŞME ile/||/<> DEĞİŞME ile/||/<> DEĞİŞMEK

( Kayaç ve mineral yapıcı olay Sıra ile biri dinlenip öteki koşan ikişer kişilik takımlar arasında yapılan Amerikan yarışlarında koşucuların değişmeleri fizik 1 Bir dalganın genlik evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde ayrımlılaşması 2 Bir sesin yayınımı sırasında oluşan güç vurgu ton ayrımlılaşmalarmın her biri karşılık variyasyon variare değişmek Esas tipe göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar Dilde kendiliğinden veya bir etkenle oluşan başkalaşma Ses değişmesi yapı değişmesi anlam değişmesi Değişik araçlarla çalışan jimnastikçilerin birbirlerinin yerlerine geçmeleri gösteri araçlarını değişmeleri )

- TECEZZİ, TEKESSÜR | İNKİSAM | BÖLÜNME ile/||/<> BÖLÜNME

( Yarış içinde toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma Toplu bir birliğin bölümlere ya da kesimlere ayrılması zooloji botanik 1 Zigotu izleyen yarıklanma Vitellus maddesinin miktarı ve dağılımına göre total ve parsiyal olmak üzere iki türlü bölünme biçimi bulunur 2 Eşit büyüklükte iki veya daha fazla kız hücre oluşumuyla sonuçlanan ve genellikle bakteri gibi tek hücreli organizmalarda görülen eşeysiz üreme biçimi )

- TECEZZİ | UFALANMA ile/||/<> UFALANMA

( Kayaçların dış etkiler altında fiziksel ve kimyasal olaylarla parçalanıp ayrışması mekanik parçalanma )

- TECEZZİ ile/||/<> DÉCOMPOSITION (DÉSAGRÉGATION)[Fr.] ile/||/<> UFALAMA

( coğrafya )

- TECEZZÜV[Ar. < CÜZ]/TECEZZÎ ile/değil/yerine/= KISIM KISIM BÖLÜNME, DOĞRANMA, UFALMA

( KISIM KISIM BÖLÜNME, DOĞRANMA, UFALMA )

- TEÇHİL[Ar.] ile/değil/yerine/= BİRİNİN BİLGİSİZLİĞİNİ SÖYLEME

( Birinin bir konuda bilgisizliğini söyleme, bilmezleme. )

- TEÇHİZ[Ar. < TECHĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> DONATMA

- TEÇHİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= DONATMA, DONATIM


- TEÇHİZAT | MATERYAL | KAYIT | DONANIM ile/||/<> DONANIM ile/||/<> YAZILIM

( Bilgisayar izlenceleri yordamlar kurallar ve bunlara ilişkin belgelemeye karşıt anlamda bilgi işlemde kullanılan fiziksel öğeler ya da fiziksel öğeler bütünü yazılım bellenim Bir alan gözlemi ya da deneylemede gereksinme duyulan her türlü araçgereç bilişim Bir bilgisayarı ya da bilişim dizgesini oluşturan aygıt araç gereç vb tümü Bir bilgi işlem dizgesinin işleyişi ile ilgili bilgisayar izlencelerinin yordamların kuralların ve gerektiğinde belgelemenin tümü Girişimin tüm ya da bazı çalışmalarını kapsayan ya da tanıtlayan bir işelmi bir sayışımı kapsayan yazılık ya da belge )

- TEÇHİZAT | TEÇHİZ | DONATMA ile/||/<> DONATMA ile/||/<> DONATIM

( donatım Yola çıkarılacak geminin araç gereç ve belgelerle donatılması Sinema TV Bir görünçlük içinde yer alan her çeşit eşya nesne Yardımcı sahne eşyaları Aksesuvar aksesuar Yarışa başlarken ya da yarış boyunca kendi izlemcileri eliyle belirli yerde ve belirli uzanım içinde koşucuların yarış kurallarına uygun olarak yiyecek içecek ya da yedek parça gereksemelerini karşılamaları Resim Heykel Mimarlık Bir sanat yapıtında ikinci derecede olan ayrıntılar yardımcı öğeler Bir işletme ya da kuruluşun çalışabilmesi için gerekli araç ve gereçlerin tümü yapıcılık Bir yapı için gerekli olan bütün döşemin yerleştirilmesi Durağan kuruluşların işlemlerinde gerekli olan ayrıntılar konuşma araçları her çeşit sağlık kuruluşları ve benzerleri )

- TECHNICAL EDUCATION[İng.] ile/||/<> ENSEIGNEMENT TECHNIQUE[Fr.] ile/||/<> TEKNİK ÖĞRETİM

( Bir tekniğin ya da teknik yöntem ve becerilerin kazandırılmasına önem veren mühendis teknisyen ve işçi yetiştirmeyi amaç edinen öğretim alanı ya da türü )

- TECİM/TİCARET:
KAZANMAK ya da GEREKSİNİMİNİ KARŞILAMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAZANDIRMAK ya da GEREKSİNİMİ KARŞILAMAK

- TECİMER, AHMET (SARIYER, 1911 - 1979)

( Sarıyerlidir. Ticaretle uğraştı. Sarıyer'deki her tür sosyal faaliyetin içinde bulundu. Bilhassa spor ile çok ilgilendi. Sarıyer Gençlik Mahfilinin en aktif üyelirenden biriydi. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1948 - 1949) yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı, Sarıyer Spor Kulübünden "Hizmet Armağanı" ödülü aldı. )

- TECİM/SEL / TİCARET/TİCARİ ile/ve ÜRETİM/SEL

( Üretim Geliştirme Aşamaları:
Araştırma
Gözlem
Çözümleme
Geliştirme
Deneme
Tecimleştirme/Ticarileştirme )

- TECRİBETEN[Ar.] ile TECRİBÎ[Ar.]

( Tecrübe ederek, deneyerek, sınayarak. İLE Deneme ile ilgili. )

- TECRİD ile/değil/yerine TEZKİYE

- TECRİP | DENEYİM ile/||/<> DENEYİM

( 1 Belli bir amaca göre ve belirli yöntem ve kurallara uygun olarak yapılan deney 2 Amacı belli ve koşulları hazırlanmış olarak yapılan gözlemlere verilen ad Bilgi ve beceri kazandırıcı bilinçli ya da bilinçsiz kişisel edinim ve yaşantı deney II )

- TECRİT[Ar. < TECRĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> AYIRMA | SOYUTLAMA | YALITIM

( tecrit odası vibrasyon tecridi ayırma Bir insanı dış dünyadan kopararak kendi hâline bırakma Bulaşıcı hastalığın daha fazla canlıya bulaşmasını önlemek amacıyla hastanın diğer canlılarla olan ilişkilerinin en az seviyeye indirilmesi veya kesilmesi soyutlama yalıtım Mahkûmu cezasını tek başına çekmesi için diğer hükümlülerden ayırma )

- TECRİT | YALITIM ile/||/<> YALITIM

( Bir özdek ya da dizgenin kütle erke gibi herhangi bir aktarım olayından korumak için çevresiyle ilişkisini kesme Bir olay ya da değişkeni salt biçimiyle gözleyebilmek üzere başka olay ya da değişkenlerin etkilerinden arıtarak soyutlama elektrik 1 Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için iletkeni kauçuk lastik porselen vb ile kaplama sarma işlemi 2 Elektrik ve ısı akımını engelleme olayı Bir nesnenin ya da bir yerin çevresi ile her türlü terke ya da özdek alışverişini ya da etkileşimini engelleme işlemi Elektrik ve ısı akımını engelleme olayı )

- TECRİT ile RİYÂZÂT

- TECRÜBE MEVZUU | DENEK ile/||/<> DENEK

( Üzerinde deney araştırma ölçme sayısal işlem ve değerlendirme yapılan kimse ya da şey Üzerinde deneme yapılan birey ya da nesne Bir deneylemede deneysel değişkenin etkileri altında bırakılarak değişmeleri gözlenen ya da deneye vurulan edilgen birey ya da canlı katılmacı denek )

- TECRÜBE SAHİBİ[Ar.] ile/değil/yerine/= DENEYİM İYESİ

- TECRÜBE[Ar. < TECRİBE] ile/değil/yerine/=/||/<> DENEYİM | DENEY | GÖRGÜ

( deneyim deney görgü )

- TECRÜBE | TECRÜBE-İ KALEMİYE | TECRÜBE ETME, TEST | KALEM TECRÜBESİ | DENEME ile/||/<> DENEME ile/||/<> DENEMEK

( Atma ya da atlama yapan yarışçının her dönede birer kez kullandığı sınama hakkı Seçme yapmak için yumrukoyuncularını karşılaştırma Eğitim ve öğretimle ilgili bir kuramın bir görüşün bir yöntemin uygulama olanağını araştırmak bir öğrenci ya da öğretmen topluluğuyle ilişkili sorunların çözümü için önerilen çözüm yollarının geçerliğini anlamak amacıyla bilimsel ölçüler içinde ortam hazırlama ve tasarlanılan şeyi deneme eylemi Bir bilim bir sanat sorununu yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunan düzyazı türü olasılık kuramı Bir olayı oluşturmak üzere olasılıksal bir tasarımla yapılan deney Bir bilgi ya da yordamı uygulama yoluyla ya da denenceyle sınama 1 genel uygulayım Bir nesne aygıt araç vb niteliklerini işlevini belirlemek için yapılan işlem 2 bayındırlık a Bir yolun kullanıma açılmadan önce sınanması b Bir nesne özdek vb nin çeşitli niteliklerini direnç iletkenlik vb ortaya çıkarmak için yapılan fiziksel kimyasal işlem c Bir makinenin yapısında ya da işleyişinde aksaklık olup olmadığını çıkarmak için yapılan denetim 3 kimya Bir kimyasal ürün üzerine ivedilikle uygulanan çözümleme 4 metalbilim Metal parçaların çeşitli özelliklerini saptamak için yapılan işlem Bir konuyu derinden derine incelemek dâvasında bulunulmıyan eser DENEME YAZARI Essayiste Metal parçaların çeşitli özelliklerini ve bunların değişimlerini saptamak için yapılan işlem 1 Araştırmacının deneklere yöntemi uyguladığı verileri elde ettiği ve çıkan sonuçların değerlendirdiği ve bu üç elementi tasarım sırasında denetlediği bir çalışma 2 Bir olayı veya genel bir gerçeği keşfetmek veya göstermek için kullanılan bir işlem değerini anlamak için bir insanı bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak tecrübe etmek bir işe başarmak amacıyla başlamak girişmek teşebbüs etmek )

- TECRÜBE TÜPÜ | DENEY TÜPÜ ile/||/<> DENEY TÜPÜ

( İçinde kimi kimya deneyleri yapılan dar uzun bir ucu kapalı cam boru Laboratuvarda kullanılan göre değişen boyutlarda uzun içi boş silindir biçiminde adi veya özel cam malzeme tüp )

- TECRÜBE | YAŞANTI ile/||/<> YAŞANTI

( Kişinin dolaysız algıları ve etkinlikleri ile kazandığı bilgi tavır ve beceriler 1 Bireyin algılayarak ve doğrudan doğruya etkinlik göstererek edindiği bilgi tutum ve becerilerin tümü 2 İnsanın özdeksel ve toplumsal çevresiyle ilişki kurması sonucu gerçekleşen etkileşim süreci 1 Kişiliği zenginleştirdiği kabul edilen bir anlamı olan bütün yaşanmış deneyler 2 Kendileri aracılığıyle benin bir şeyin bilincine vardığı bütün ruhsal olaylar 3 Bir kezlik olan bir daha yinelenemeyen ruh olayları Felsefede 1 Geniş anlamında a Doğrudan doğruya olan bilinç içeriği b Bilinç olayı bilinç edimi Husserlin yönelmişlik yaşantısı intentionales Erlebnis c Bir şeye yönelmiş duygu 2 Soyut düşünce ve kurama karşı benin dünya ile doğrudan doğruya karşılaşması gerçeklikle dolaysız bağlantı kurması )

- TECRÜBE YAYINI ile/||/<> TRIAL PROGRAMME (ABD: PROGRAM), PILOT PROGRAMME, PILOT[İng.] ile/||/<> ÉMISSION D'ESSAI[Fr.] ile/||/<> VERSUCHSSENDUNG, TESTSENDUNG[Alm.] ile/||/<> DENEME YAYINI

( TV 1 Yeni kurulan bir televizyon vericisinin yayın niteliğini araştırmak ve düzeltmek için girişilen yayın 2 Yeni yayına başlayan bir televizyon yayacının izlencelerini geliştirmek amacıyla girişilen yayın 3 Yeni hazırlanmış bir izlence dizisisinin izleyicilerdeki tepkisini ölçmek ve bu dizinin ilerisi için sonuçlar çıkarmak amacıyla yapılan yayın )

- TECRÜBE[Ar.] ile/değil/yerine/= DENEYİM


- TECRÜBE ile TECRÜBELİ/LİK ile TECRÜBESİZ/LİK ile TECRÜBESİZCE

- TECRÜBİ[Ar. < TECRİBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> DENEYSEL | DENEYİMSEL

( deneysel deneyimsel )

- TECRÜBİ ile/||/<> EXPERIMENTAL[İng.] ile/||/<> EXPÉRIMENTAL[Fr.] ile/||/<> EXPERIMENTELL[Alm.] ile/||/<> DENEYSEL

( Deneylerle ölçümlerle ilgili )

- TECVİT/TECVİD[Ar.] ile/değil/yerine/= SÖZCÜĞÜ, DÜZGÜN/UYGUN OKUMA

( Sözcüklerin söylenişinde, seslerin çıkaklarına, uzunluk ve kısalıklarına göre okunması. | Kur'ân-ı Kerîm'in, doğru okunmasını sağlayan bilim. | Bu bilim üzerine yazılmış kitap. )

- TECZİYE[Ar. < TECZİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> CEZALANDIRMA

- TEDAFÜİ[Ar. < TEDĀFUʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVUNMALIK

- TEDAHÜL, ENTERFERANS | GİRİŞİM ile/||/<> GİRİŞİM

( Sinema TV İki ya da daha çok dalganın birbirine eklenmesi ya da üst üste binmesi Işık dalgalarının birbirlerini etkilemesiyle dalga boyları cinsinden faz ayrımına göre ışık koyuluğunun artması ya da azalması Bir iş ya da eyleme başlamak üzere hazırlık yapma bir işi yapmak üzere ele alma G yerel tıkız Abel öbeği olmak üzere f ile g Borel işlevleri için dy diye tanımlanan işlev Simgesi f g Bir ışınım titreşimlerinin genliğinin aynı dalga dizisinin bölümlerinin üst üste gelmesiyle yer yer zayıflaması ya da büyümesi Bir kaynaktan yayımlanan eş sıklıktaki ışınımların yakın iki delikçikten geçtikten sonra doğan ayrı evreleri nedeniyle ortaya çıkan etkileşim 1 fizik a İki titreşim deviniminin birbirini yok etmesi olayı b İki ya da daha çok dalganın ışık ya da ses üst üste gelmesinden doğan olay 2 elektrik Yaklaşık sayıda iki titreşimin aralarındaki ayrım yüzünden alıcıda oluşan vınlama 3 sinematelevizyon İki ya da daha çok dalganın birbirine eklenmesi üst üste binmesi Işık dalgalarının üst üste gelmesiyle ışık yeğinliğinin kimi yerlerde çok kimi yerlerde az çıkması olayı Bir noktaya ulaşan birden çok dalganın o noktada uyardıkları yönleçsel etkilerin bir birleşke oluşturmaları bu birleşke sıfırla toplam arasında değerler alır fizik Bir mal ya da hizmetin sağlanılması değiştirilmesi verimli çabaların bir araya getirilmesi gibi hakka ve ekonomik durumlara ilişkin bir kuruluşun gerçekleştirilmesi Planlı bir biçimde bir işe girişme Başta gelen bir açınığı söylemeden önce gırtlakta ve bunun dolayındaki örgenlerde meydana gelen kımıldama Girişim ses kirişlerinin gerilmeden önce kapanmadığına göre YUMUŞAK veya KERTELİ yahut İLERLEK Douce graduelle ou progressive kapandığına göre de SERT veya AÇIK yahut KUVVETLİ dure daire ou forte gibi adlarla anılır girişim )

- TEDÂHÜL[Ar.] ile TEDÂVÜL[Ar.]

( Birbirinin içine girme. | Ödemede gecikme. | Yığılıp kalma, birikme. İLE Dolanım. )

- TEDARİK ETMEK ile/değil/yerine/= EDİNDİRMEK

- TEDARİK ile/değil/yerine/= EDİNDİRİ


- TEDARİK ile/ve TEMİN

- TEDARİKLEMEK ile TEDARİK ile TEDARİKLİ ile TEDARİKÇİ/LİK ile TEDARİKSİZ/LİK

- TEDARİK/Lİ ile TEDBİR/Lİ

- TEDAVİ ile/ve DÖNÜŞÜM

- TEDAVİ ile HER ŞEYİ İYİLEŞTİR ile TEDAVİ ARAYIŞI

- TEDÂVÜL[Ar. < DEVLET | çoğ. TEDÂVÜLÂT] ile TEDÂVÜR[Ar. < DEVR]

( Elden ele gezme, dolaşma, kullanılma. İLE Sıra ile yapma, karşılıklı yapma. )

- TEDÂVÜL[Ar.]/SİRKÜLASYON[Fr.] ile/değil/yerine/= DOLAŞIM/DOLANIM

- TEDAVÜL[Ar. < TEDĀVUL] ile/değil/yerine/=/||/<> DOLANIM

- TEDÂVÜL/SİRKÜLASYON ile/değil/yerine/= DOLAŞIM