YEDİ YAZAÇLILAR

- ZAMAN:
BEKLEYİNCE
ile/ve/||/<> GECİKİNCE ile/ve/||/<> ÜZÜLÜNCE ile/ve/||/<> MUTLU OLUNCA ile/ve/||/<> ACI ÇEKİNCE ile/ve/||/<> SIKILINCA

( "Yavaşlar". İLE/VE/||/<> "Hızlanır". İLE/VE/||/<> "Can yakar". İLE/VE/||/<> "Kısallır". İLE/VE/||/<> "Bitmek bilmez". İLE/VE/||/<> "Uzar". )

- ZAMAN GENİŞLEMESİ ile/||/<> UZUNLUK DARALMASI

( Zaman genişlemesi hareket eden saat yavaş İLE uzunluk daralması hareket yönünde kısalma )
( Formül: Δt = γΔt₀ İLE L = L₀/γ İLE γ = 1/√(1-v²/c²) )

- ZAMAN:
ÖNCELİK
ile/ve/||/<> SONRALIK

- ZEITUMKEHROPERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERS SİMETRİ İŞLEMCİSİ

- ZAMAN VE ENERJİ TÜKETİMİMİZ:
"NASIL GÖRÜNDÜĞÜMÜZ"
ile/değil/yerine NASIL GÖRDÜĞÜMÜZ

- ZAMAN(ve "SÜREKLİLİK/TE"):
DEVİM BİRİMİ
ile/ve/||/<>/> ANLARIN TOPLAMI ile/ve/||/<>/> VEHMİ ile/ve/||/<>/> RED ile/ve/||/<>/> ZAMANDAN BAĞIMSIZLIK

- ZAMAN VE ZEMİNDE NESNE değil BİRLİKTE OLUŞMAYLA

( Özdek/nesne, zamanı gerçekleştiren devinimdir. )

- ZAMAN VE ZEMİNİNİ BİLMELİ!

- ZAMAN YÖNETİMİNDE:
ACİL ve ÖNEMLİ
ile/ve/||/<> ÖNEMLİ ve ACİL DEĞİL
ile/ve/||/<>
ACİL DEĞİL ve ÖNEMSİZ
ile/ve/||/<> ÖNEMSİZ ve ACİL

( Hemen yap/alım! İLE/VE/||/<> Yapacağımız zamanı belirle/yelim!
İLE/VE/||/
İşi yapabilecek biri(leri)ne yönlendir/elim! İLE/VE/||/<> Yapma/yalım! )

- ZAMAN ve/||/<>/< HAREKET ve/||/<>/< DEĞİŞİM

( Zaman, hareketin ölçüsüdür ve değişimin tanımlanma çabasıdır. )

- ZAMAN ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELİK-SONRALIK

- ZAMAN ile/ve ZAMANDA (OLAN)

- ZAMAN ve ZAMANE'DEN ŞİKÂYET

- ZAMANA YAYMAK ile/ve/<> SONRAYA BIRAKMAK

- BİTİŞİKLİK:
ZAMANDA
ile/ve/||/<> MEKÂNDA ile/ve/||/<> KOŞULLARDA

- ZAMANDA OLMAYAN ile/ve/fakat/||/<> ZAMANDA OLAN

( Kant'a göre, nedensellik kategorisi altında, zamandaki süreklilik içinde, AN'lar arasında fenomen olarak varolan bir şey ile başka bir fenomen olarak varolan bir şeyin, belirli bir kurala göre birbirini izlemesi, bilinebilecek bir şeydir. İLE/VE/FAKAT/||/<> Kendi, zamanda olmayanın, zamanda olanla ilişkisinin nasıl bir kurallılığının olabileceği, hiçbir biçimde bilemeyeceğimiz bir şeydir. )

- ZAMANDA OLUR değil ZAMANLA OLUR

- ZAMAN('DA) ile/ve/<> AN('DA)

( Kul. İLE/VE/<> Allah. )
( Gövdede ve zannında. İLE/VE/<> ... )

- ZAMANI ARTIRMAK ile/ve/<>/değil ETKİ ALANINI GENİŞLETMEK

- ZAMANI DURDURMAK ile/ve/||/<> ZAMANDA YOLCULUK ile/ve/||/<> ZAMANDAN KAÇMAK ile/ve/||/<> ZAMANI HİSSETMEK ile/ve/||/<> ZAMANI BIRAKMAK

( Öperek. İLE/VE/||/<> Okuyarak. İLE/VE/||/<> Müzik dinleyerek. İLE/VE/||/<> Yazarak. İLE/VE/||/<> Soluk alarak. )

- ZAMANI GELDİĞİ ZAMAN ... değil ZAMANI GELDİĞİNDE ...

- ZAMANI GELİRSE" ile/ve "ZAMANI GELDİĞİNDE"

- ZAMANIM YOK" ile/ve/değil/||/<> "ÖNCELİĞİM DEĞİL"

- ZAMANIN AÇIKLIĞI ile/ve/||/<> EVRENİN KAPALILIĞI

- ZAMANIN:
ALTI
ile/değil/yerine/>< ÜSTÜ

( Helâk. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Vakit. )

- ZAMANIN, DÜŞÜNÜLMESİNDE/DEĞERLENDİRİLMESİNDE:
ÖNCELİK
ve/||/<> SIRALAMALARI

- ZAMANIN:
"GEÇMEMESİ"
ile "YETMEMESİ"

( Sevdiğin, yanında değilse. İLE Sevdiğinin yanında. )

- ZAMANIN "RUHU" değil/yerine ZAMANIN "PETEKLERİ"

- ZAMANIN ve/||/<> MEKÂNIN: SAF GÖRÜSÜ

( [ÖNCEL/A PRIORI]
[Sadece İnsan'da.] )

- ÖĞRENME/ÖĞRENENLER:
ZAMANINDA
ile/ve/||/<> OTORİTEDEN ile/ve/||/<> DENEYEREK ile/ve/||/<> YAŞAMDAN ile/ve/||/<> YAŞAMDAN BİLE (ÖĞRENEMEME/ÖĞRENEMEYENLER)

( İndirimli fiyattan. İLE/VE/||/<> Özgürlük bedeliyle. İLE/VE/||/<> Etiket fiyatından. İLE/VE/||/<> Gecikme zammıyla. İLE/VE/||/<> Boşa geçmiş, koskoca bir yaşamla. )

- ZAMANINDA ORADA/YERİNDE OLMALI!

- ZAMANINDA YA DA ZAMANSIZ SÖYLENMİŞ SÖZLER ile/ve GERÇEK YA DA YANLIŞ SÖZLER ile/ve HOŞ YA DA ACI SÖZLER ile/ve YARARLI YA DA YARARSIZ SÖZLER ile/ve NAZİK VE GÜCENDİRİCİ SÖZLER

- ZAMANLAMAK ile ZAMANLAYABİLMEK ile ZAMAN ile ZAMANE ile ZAMANLI ile ZAMANSIZ/LIK ile ZAMAN EKİ ile ZAMAN AŞIMI ile ZAMAN ZAMAN ile ZAMAN ZARFI ile ZAMAN AYARLI ile ZAMAN BİLİMİ ile ZAMAN BİRİMİ ile ZAMAN DİZİNİ ile ZAMAN TÜNELİ ile ZAMANE ADAMI ile ZAMANE ÇOCUĞU ile ZAMAN BİLİMSEL ile ZAMAN BELİRTECİ ile ZAMANLI ZAMANSIZ

- ZAMBAK ile AFRİKA ZAMBAĞI

- ZAMBAK ile ARTVİN ZAMBAĞI

- ZAMBAK ile KUM ZAMBAĞI

- ZAMBAK ile TÜKÜRÜKOTU

( ... İLE Zambakgillerden, 20-30 santimetre yüksekliğinde, küçük, beyaz ya da sarı çiçekli, otsu ve çok yıllık bir bitki. )

- ZAMBEZİ IRMAĞI ile ...

- ZAMK ile LAK/LAKA[İt. < Fars.]

( Akasya, kitre, süsleğen gibi bazı ağaçların kabuklarından sızarak donan, renksiz ya da sarı kırmızımtırak renkte, biçimsiz nesne. İLE Uzakdoğu'da yetişen amerikaelmasından çıkan yapıştırıcı. )
( LAKE: Laka ile cilâlanmış eşya. )

- ZAN ile/ve/||/<>/> SAFSATA


- ZANAAT OLARAK SİMYA ile FELSEFÎ SİMYA ile DİNÎ SİMYA

( Uygulamalar arasında nedensel ilişki kurmadan, herhangi bir teoriye dayanmadan nesneler üzerinde simyevi işlemler yapmak. Burada esas olan nesneleri kullanmaktır. İLE
Belirli bir teoriye dayalı olarak ve nedensel ilişkiler kurarak nesneleri tespit ve tasvir etmek. Burada esas olan nesneler içinde kalmaktır. İLE
Doğaüstü, mistik ve spritüel güçleri de dikkate alarak belirli ritüeller içinde nesneleri anlamaya çalışmak. Burada esas olan nesnelerin doğaüstü güçlerin işaretleri olduğunu anlamaktır. )
( Bolos (M.Ö. II. yy.) simyayı felsefi bir yöntem haline getiren. )
( Zosimus (M.S. III. sonu, IV yy. başı) simyayı bir din haline getiren. )
( İslâm dünyasında ise simya ilk önce felsefî açıdan dikkate alınmıştır. Cabir b. Hayyân sadece madenleri değil bitkileri ve hayvanları da simyanın konusu kılmıştır. Civa ve kükürt teorisini geliştirerek tüm varolanları yekpare bir sistem içerisinde açıklamaya çalıştı. Bunun için bazı sayısal simgeleri kullandı. Aynı zamanda kurduğu laboratuvarlarla felsefi simyadan 'bilimsel simya'ya(kimya'ya) geçiş yaptı. )

- ZANAAT ile EL SANATLARI ile ZANAATKAR ile İŞÇİLİK

- ZANAAT/ZANAATKÂR ve FELSEFE/FİLOZOF

- ZANBI ile ÇEKİRGE
[<

( Bir çekirge türü. İLE ... )

- ZAPPING[İng.] değil/yerine/= GEÇGEÇ

- ZAPTİYE ile ZAPTİYE MEMURU

- ZÂR Ü PERİŞÂN

- MEMBRANE[İng.] / MEMBRANE, DIAPHRAGME[Fr.] / MEMBRAN, DIAPHRAGM[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAR

- ZAR ile PERDE(HİCÂB-I KİBRİYA)

- ZARAFAT[Azr.] = ŞAKA[Tr.]


- ZARÂFET:
"GÖZE BATMAK"
değil/yerine/>< AKILDA VE GÖNÜLDE KALMAK

- ZARÂFET ve IŞILTI ve GÜZELLİK

( Zarâfet, devingen bir güzelliktir. )
( Zarâfet, doğa tarafından verilmeyen, ancak özne tarafından yaratılan güzelliktir. )
( Zarâfet, her zaman, yalnızca özgürlüğün devindirdiği biçimin güzelliğidir. )
( Her türlü güzellik, gerçek ve görünen devinimin yalnızca bir özelliğidir. )

- ZARÂFET ile/ve/<> LETÂFET

- ZARÂFET ve/||/<> ONUR

( Güzel bir ruhun anlatımı. VE/||/<> Yüce bir zihniyetin anlatımı. )
( Erdemden beklenilen, zarâfet değil onurdur. )

- ZARÂFET ve/||/<> SANATSALLIK

- ZARÂFET ve/||/<> SÜKÛNET

- ZARAFET ile ZARAFETLİ

- ZARAFET ile ZARİF ile ZARİFÇE

- ZARÂFET ile/ve/||/<>/> ZİYÂFET ile/ve/||/<>/> ZİYÂRET

- ZARANZA ile/ve/||/<>/< ZARANZA URGI
[<

( Yalancısafran. İLE/VE/||/<>/< Yalancısafran tohumu. )

- ZARAR/ZİYAN değil/yerine/= DOKUNCA/EKSİÇIKAR

- ZARAR ile HASARLI ile HASARLAR ile ZARAR VERİCİ

- ZARAR ile/değil/yerine SAKINCA

- ZARAR ile ZARAR GÖRMÜŞ ile ZARARLI ile ZARARSIZ

- ZARAR ile ZARARLI

- ZARARIN TAZMİNİ değil/yerine/= DOKUNCANIN GİDERİLMESİ

- ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ... ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM

- TOXINE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI NESNE

- ZARARLI OLMAK ile/ve ZARARDA OLMAK

- ZARARLI SABİT GELENEĞE SAPLANMA değil/yerine/>< YARARLI SABİTİN TAKLİDİ


- TOXIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI

- ZARARLI ile ZARARLI

- ZARARLI ile ZARARSIZ

- [ne yazık ki]
ZARARLILARIN TÜKETİMİNDE:
(")İLGİLİ(/LİK)(")
ile/ne yazık ki/<>/> ALICI(/LIK) / MÜŞTERİ(Sİ OLMA) ile/ne yazık ki/<>/> BAĞIMLI(/LIK)

( Başlangıçta. İLE/NE YAZIK Kİ/<>/> Ortada. İLE/NE YAZIK Kİ/<>/> İleride. )

- ZARARSIZ OLMAK ile/ve/||/<>/> YARARLI OLMAK

- ZARFLAMAK ile ZARFLANMAK ile ZARILANMAK ile ZAR ile ZARA ile ZARF ile ZARFLI ile ZARFÇI/LIK ile ZAR ZOR ile ZARFSIZ ile ZARİ ZARİ ile ZART ZURT ile ZARF TÜMLECİ ile ZAR KANATLILAR

- ZARGANA[Yun.] ile TİMSAH ZARGANA

( ... ile )
( Uskumrusugillerden, gövdesi silindir biçiminde, gaga gibi ince, uzun, sivri ağızlı bir balık. İLE ... )

- ZARGUNÇMÜD = KAPLANMİSKİ/PELENG MÜŞG[Fars.]
[<

( Bir tür fesleğen. )

- ZARİF/LİK ile ZARİFÇE

- ZARUNLU:
ZARURÎ
ile/ve/değil ZORUNLU

( Bazı/çoğu sözler hatalı seslendirildikleri için değil konuşurken, birbirine yakın ya da eş iki sözcüğü bir anda söyleme ya da birini söyleyecekken ani bir karar ve hızla ötekine geçme sonucu çıkan söz(cük)lerdir. )

- ZARURÎ ile HÂCÎ ile TAHSİNÎ

- ZARÛRÎYAT ile/ve HACİYAT ile/ve TAHSİNİYAT

- ZÂT:
BİLİNMEZ
değil TEK BİLİNEN

( ... DEĞİL Şüphe edil(e)meyen tek şey. )

- ZATEN" ile/değil/yerine/<>/< AKSİNE/BİLAKİS

- ZÂT-EN ile/ve/||/<> HAKİKAT-EN

- ZÂT[Ar.]-EN[Fars.][<>/||/>< SIFAT-EN] değil/yerine/=/: ÖZCE, ÖZ OLARAK, ÖZÜ İTİBARİYLE["doğrusu" değil!]
[<>/||/>< SIFATEN: görünüşçe, görünüş olarak, görünüşü itibariyle]

- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TEMELDE

- ZÂT-ÜL-HARÂŞİF-İL-MÜŞA'ŞAA[Ar.] ile ...

( Cildi, mineli ve kemikli olan balık sınıfı. )

- ZÂT-ÜL-BATNEYN[Ar.] ile BIVENTRE[Fr.] ile ...

( İkikarınlı. )

- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-MEŞKUKA[Ar.]["ka" uzun okunur] ile ...

( Çataltırnaklılar. )

- ZÂT-ÜL-ESÂBİ'-İL-MÜFREDE[Ar.] ile ONGULÉS[Fr.] ile ...

( Toynaklılar, tektırnaklılar. )

- ZÂT-ÜL-FIKARÂT[Ar.] = VERTÉBRÉS[Fr.] = ...

( Omurgalılar, belkemiği olan hayvanlar. )

- ZÂT-ÜL-KURÛN-İL-MUSAMME/MÜCEVVEFE[Ar.] ile ...

( Boynuzlarının içi boş olan hayvanlar, boş boynuzlular. )

- ZATÜRRE/PNEUMONİ/PNÖMONİ ile/||/<> BRONŞİT

( Bronşların yangılanması, öksürük ve balgam ile ilişkili bir solunum yolu sayrılığı. İLE/||/<> Akciğer dokusunun yangılanması, ateş ve öksürük ile ilişkili bir solunum yolu bulaşı. )

- ZATÜRRİE/PNÖMONİ değil/yerine BATAR

( Akciğer yangısı/iltihabı. )

- ZÂT-ÜS-SUKABÂT[Ar.] = FORAMINIFÈRES[Fr.] = ...

( Delikliler. )

- ZÂT-ÜS-SUKABÂT-I GAYR-İ MÜŞA'ARA[Ar.] = MADRÉPORES[Fr.] = ...

( Matraporalar. )

- ZAVALLILAR ile/değil/yerine/>< KİŞİLER

( Sadece, güc(ün)e/olanaklar(ın)a "saygı gösterir". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese saygı gösterir.
Çoğunlukla dedikodu yapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşüncelerini açıkça paylaşır.
Sadece, çıkarları olduğunda yardımseverdir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kibar ve her zaman yardımseverdir.
Gösterişin hastasıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gösterişi sevmez.
Kolay söz verir, nadiren tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Verdikleri sözü tutmak için çabalar.
İlgi manyağıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllüdür. )

- [ne yazık ki]
ZAVALLILIK:
PARAYLA OLAN
ile/ve/değil/<> PARAYLA OLMAYAN

- WEAK ACID/CONJUGATE BASE PAIRS[İng.] / SCHWACHE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİT/KONJUGE BAZ ÇİFTİ


- WEAK ACIDS AND BASES[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİTLER VE BAZLAR

- ZAYIF ÇEKİRDEK GÜÇ ve/||/<>/> MUON OLUŞUMU

- ZAYIF ile/değil DUYARLI/LIK

- ZAYIF ile KİKİRİK

( ... İLE Zayıf, ince, uzun boylu kişi. )

- ZAYIF ile ZAYIF FİKİRLİ ile ZAYIF FİKİRLİLİK ile GÜÇSÜZLÜK

- FACTEUR D'ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA FAKTÖRÜ

- ZAYIFLAMAK ile/ve/değil/||/<> KEMERİN/LASTİĞİN ZAYIFLAMASI

- | ZAYIF/LAR ile/ve/<> "ZEKİ/LER" |
ile/değil/yerine/></<>
GÜÇLÜ/LER

( | İntikam alırlar. İLE/VE/<> Başkasını umursamazlar, yok sayarlar. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Affederler. )
( [not] | Revenges. vs./AND/<> Don't cares the others. | vs./BUT/>< Forgives. )

- ZAYIFLIK" ile/değil KİŞİLİKLİ/OMURGALI KALMAYI YEĞLEMEK

- ZAYIF/LIK ile/değil NEZÂKET / ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK


- ZAYIF/LIK ile/ve/||/<> ZORUNLU/LUK

- ZEBELLA ...

( Çok iriyarı kişi. )

- ZEBRA ile QUAGGA ZEBRASI

( ... İLE Ne yazık ki, soyu tükenmiştir. :( )

- ZEDELEME ile/ve/||/<> RENCİDE[Fars.] (ETMEK)

( Vurma, çarpma sonucunda hafifçe yaralamak. | Zarar vermek, zarara uğratmak. İLE/VE/||/<> İncitmek, kalbini kırmak. )

- ZEDELEMEK ile ZEDELENMEK ile ZEDELEYEBİLMEK ile ZEDELİ ile ZEDESİZ

- ZEEMAN ENERGY[İng.] / ÉNERGIE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN ENERJİSİ

- DÉPLACEMENT DE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN KAYMASI

- ZEHİR ile/ve/||/<> ZEHİRLEYİCİ/ZEHİRLİ ile/ve/||/<> ZEHİRCİ

( image )
( )

- ZEHİRLEMEK ile ZEHİRLENMEK ile ZEHİRLETMEK ile ZEHİR ile ZEHİRLİ/LİK ile ZEHİRSİZ/LİK ile ZEHİRLİ GAZ ile ZEHİR HAFİYE ile ZEHİR ZIKKIM ile ZEHİR ZEMBEREK

- ZEHİRLENMELER:
SİNDİRİM YOLUYLA
ile/ve/||/<> SOLUNUM YOLUYLA ile/ve/||/<> DERİ YOLUYLA

( En sık rastlanan zehirlenme yoludur. Sindirim yoluyla alınan zehirler, genellikle ev ya da bahçede kullanılan kimyasal maddeler, zehirli mantarlar, bozuk besinler, ilaç ve aşırı alkoldür. İLE/VE/||/<> Zehirli maddenin solunum yolu ile alınmasıyla oluşur. Genellikle karbonmonoksit[tüp kaçakları, şofben, bütan gaz sobaları], lağım çukuru ya da kayalarda biriken karbondioksit, havuz hijyeninde kullanılan klor, yapıştırıcılar, boyalar ev temizleyicileri gibi maddeler ile oluşur. İLE/VE/||/<> Zehirli madde, vücuda doğrudan deri aracılığı ile girer. Bu yolla olan zehirlenmeler, böcek sokmaları, hayvan ısırıkları, ilaç enjeksiyonları, saç boyaları, ziraî ilaçlar gibi zehirli maddelerin deriden emilmesi ile oluşur. )

- ZEHİRLİ BİTKİLER = NEBÂTÂT-I SEMMÎYE = PLANTES VÉNIMEUSES, PLANTES VÉNÉNEUSES

- NOXIOUS GASES[İng.] / NOCIF GAS[Fr.] / SCHÄDLICHE GASE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ GAZLAR

- ZEHİRLİ/TOKSİK KALORİ değil/yerine TOK KALORİ

- ZEHİRLİ YILANLAR ile ZEHİRSİZ YILANLAR

( Yerde olanlar. İLE Dallarda olanlar. )
( Gözbebekleri elips biçimindedir. İLE Gözbebekleri yuvarlaktır. )
( Doğururlar. İLE Yumurtlarlar. [Anaconda dışında] )
( Amazonlar'da, Hindistan kobrası dışında hemen hemen her tür yılanı bulmak olanaklıdır. )
( Fransa Guyana'larındaki ormanlarda bulunan çok çeşitli yılanların sadece %10'u zehirlidir. Yerlilerin zehirli yılanı derisinden tanıması, "kırmızı renkten sonra sarı renk varsa zehirlidir" biçimindeymiş. )
( )
( ZEHİRLİLER:
* Gözbebekleri elipstir.
* Soluk delikleri(nostril) fotodaki gibidir.
* Oyuk(pit) vardır.
* Derilerinin kuyruk bölgesi alt tarafı tekil sıralıdır.

ile

ZEHİRSİZLER:
* Gözbebekleri yuvarlaktır.
* Soluk delikleri(nostril) fotodaki gibidir.
* Oyuk(pit) yoktur.
* Derilerinin kuyruk bölgesi alt tarafı çift sıralıdır. )

- GIFTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ

- TOXICOLOGY[İng.] / TOXICOLOGY, TOXICITÉ[Fr.] / GIFTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİLİK, TOKSİKOLOJİ

- ZEIS GLANDS[İng.] değil/yerine/= ZEİS BEZLERİ

( Göz kapaklarında Meibomian ve Moll bezleriyle birlikte bulunan, salgılarını kirpik diplerine boşaltan, küçük, sebase bezler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ZEKÂ GÖSTERGESİ:
YANITLAR(IY)LA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SORULAR(IY)LA

- ZEKÂ:
(HIZLI) (İSÂBETLİ) "BİRLEŞTİRME/BAĞLANTILANDIRMA/KESKİNLEŞTİRME" BİLGİSİ
ile/ve/değil/||/<> AYIRMA BİLGİSİ/YETİSİ

- ZEKÂ:
SOYUT
ile/ve/||/<> MEKANİK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL

( )

- ZEKÂ ile/ve/<> BECERİ/MAHÂRET

( İç duyuların hızlılığı, açıklığı, keskinliği. İLE/VE/<> Gövdenin yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu. Ustalık. )
( Soyutlama gücü. | Bilenme. | Tezkiye. İLE/VE/<> Yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma/sonuçlandırma yeteneği. )
( Kişi, kendine, becerilerini geliştirecek zamanı ayırmalıdır. )
( Kişi, kaba kuvvet kullanırken, ötekiler beceriye başvurur. )
( Arzu ve imgeleme dünyayı yaratır, zekâ ise ikisini bağdaştırarak bir uyum ve barış duygusunu sağlar. )
( Zekâ, yabancıya karşı kullanılır. [yakınlara ya da yakınlar arasında değil!] )
( CERBEZE: Zekâ keskinlği. )
( Desire and imagination create the world and intelligence reconciles the two and causes a sense of harmony and peace. )

- ZEKÂ değil/ne yazık ki BOŞLAMA(İHMAL)

( Çocukların, telefonda/tablette oyun bulup oynaması, zeki olduğunu değil ne yazık ki, boşlandığını gösterir. )

- ZEKÂ ile/ve/değil CESARET

- ZEKÂ ve/||/<> DUYARLILIK

- ZEKÂ ile GÖRÜNTÜ

( Zekâsını beğendiğin kişinin, görüntüsünü merak etme!
Zekâsını kullanmayan birininse, görüntüsünden etkilenme! )

- ZEKÂ ile/ve/değil/||/<> ÖNCELİK (VERME[ME]K)

- ZEKÂ ile/ve/<> "YATIRIM"

- ZEKÂ ile YETENEK

- ZEKÂNIN ELVERMESİ" ile "AKLIN BASMASI"

- ZEKÂVET[Ar.] ile ZEKÂVET[Ar.]

( Zeyreklik, çabuk anlama, kavrama. İLE Zekâ, zekilik. )

- ZEKERİYAKÖY AMERİKAN HASTANESİ KLİNİĞİ

( Zekeriyaköy'de Koza Evleri Sitesi içinde Amerikan Hastanesine ait klinik hizmet vermektedir. )

- ZEKERİYAKÖY MEYDAN ÇEŞMESİ

( Zekeriyaköy'ün köy meydanına yakın bir yerde olan bu çeşme meydan çeşmesiydi. Çeşme birkaç yer değiştirdi ve nihayet yol çalışmaları sırasında yok edildi (H.1178, M.1764). Bu çeşmenin bir adı da "Hüseyin Ağa Çeşmesi"dir. Çeşmenin üç ayrı kitabesinden ilki muhtarlık binasında korunmaktadır. Diğer ikisi ise kayıp! Bu meydan çeşmesi yapılışından sonra iki kez onarılmıştır. Çeşmenin birinci kitabesi şöyle: Ve minel mai külle şeyn hayy Merhum ve mâğfur el muhtaç ila rahmet - i/ Rabbih - il - gafur sahib - ül hayrat vel - hasenat/ Hüseyin ağanın ruhiycün el - Fâtiha (1178)". Çeşmedeki ikinci kitabede şöyle yazıyordu: Çün inayet kadr - i kayyumdan erişir biz kula/ Sarf eder hayrata varın hiç nazar etmez nola/ Çeşme - i âb - ı hayatı selsebil etti ağa/ Dilerim bari hüdadan akıbet hayroluna/ Sahib - ül hayrat Elhac İsmail Efendinin hayratıdır (1226)" Çeşmenin üçüncü kitabesinde de şöyle yazmaktaydı: Sahib - ül hayrat vel - hasenat Sarıyar'da Köylü Ahmet oğlu derviş Mustafa Ağanın Zevcesi Zübeyde Hanımın hayratı (1305)".Kitabelerden anlaşılmaktadır ki; çeşmenin Hüseyin Ağa tarafından 1178 (1764) yapıldı, İsmail Efendi tarafından 1226 (1811)'da ve Zübeyde Hanım tarafından da 1305 (1887)'de onarıldı. )

- ZEKERİYAKÖY ROTARY DERNEĞİ

( Zekeriyaköy'de, köyün ismini taşıyan Rotary Derneği bulunmaktadır. )

- ZEKÎ[< ZEKÂ), ZEKİYYE değil/yerine/= TEMİZ, HÂLİS, HÂLİ TEMİZ OLAN KİMSE | AKLINI SAFLAŞTIRMIŞ, ARI, DURU HALE GETİRMİŞ KİŞİ

- YALNIZLIK:
ZEKİLERDE
ile/ve/||/<> ÇIKARSIZLARDA ile/ve/||/<> SAĞDUYULULARDA

- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN

( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )

- DEPREM / ZELZELE/ZİLZÂL/ZELZAL/ZÜLZAL[Ar.] değil/yerine/= YER SARSINTISI/YER SARSAN

- ZELZELE[Ar.] ile RECFE[Ar.]

( Sarsıntı. İLE Çok güçlü sarsıntı. )

- ZEMHERÎ değil/yerine/= KARAKIŞ

- ZEMHERİ ile ZEMHERİ ZÜREFASI


- ZEMİN ile/ve HAREKET NOKTASI

( Zemini olmayanın ereği olmaz. )

- ZEMİN ile ZEMİN KAT ile KARA KUVVETİ ile ZEMİN PLANI ile ZEMİN KİRASI ile TEMEL DURUM ile ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY VE ET ile TOPRAKLAYICI ile ASILSIZ ile TOPRAKLI ile KANARYA OTU

- ZEMİN ile ZEMİN LAMBASI ile DÖŞEME ile DÖŞEME TAHTASI ile DÖŞEME

- ZEMİN/LİK ile ZEMİNLİ ile ZEMİN KATI

- ZEN vs. BUDHISM

- ZEN BUDİZM/İ değil ZEN

- ZE ile/ve/||/<>/< BUDİZM/FELSEFE

- ZENÂBÎL[Ar. < ZENBÎL/ZİNBÎL] ile ZENÂBÎR[Ar. < ZÜNBÛR]

( Zenbiller. İLE Eşek arıları. )
( Kadınlar. | Vurucular, dövücüler. İLE "Vurarak" anlamıyla birleşik sözcükler oluşturur. [TA'NE-ZENÂN: Söverek, küfür ederek.] )

- ZENB[Ar.] ile MASİYET[Ar. < İSYAN][>< İTAAT]

( Cezayı gerektirecek günah. İLE İtaatten ayrılmak, söz dinlememek, çoğunluk tarafından onaylanan davranışlara uyum sağlamamak. | İtaatten çıkmak, günah işlemek. | Bir davranıştan imtina etme, ona karşı direnme. )

- ZENCİ[Ar.]/SİYAHÎ[Fars. + Ar.] ile/değil/yerine/<> KARAŞIN

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/<> Rengi karaya çalan, esmer kişi. )

- ZENDAKA/ZINDIKLIK ile/ve/||/<> İLHÂD

- ZENGİNİN YÜRÜDÜĞÜ ile/ne yazık ki FAKİRİN YÜRÜDÜĞÜ

( Sindirebilmek için. İLE/NE YAZIK Kİ Bulmak için. )

- ENRICHED URANIUM[İng.] / URANIUM ENRICHI[Fr.] / ANGEREICHERTES URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM

- ENRICHMENT FACTOR[İng.] / FACTEUR D'ENRICHISSEMENT[Fr.] / BEREICHERUNG FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENGİNLEŞTİRME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ

- ZENGİNLİK ile/ve/<> BEREKET

- ZENNE/LİK ile ZENNECİ

- ZEOLITE[İng.] / ZEOLITHE[Fr.] / ZEOLITH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEOLİT

- ZERÂFET değil ZARÂFET(KİYÂSE/T: Akıllıca davranış, akıllılık.)

- ZEREFŞAN[Fars.] değil/yerine/= HALKÂR[Fars.]

( Bezeme, süsleme. İLE Sulu altınla gölgeli tarzda yapılan süsleme.[Klasik tezhip çeşitlerinden biri] )

- ZEREN, DR. NECDET (VİDİN, ROMANYA, 1894 - 1979)

( Tıbbiye'yi bitirdi. Sarıyer'de uzun yıllar Hükümet Doktoru olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 14 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. İstanbul İl Genel Meclis Üyesi olarak yaptı. )

- ZERRE[Ar.]/MOLEKÜL[Fr.] değil/yerine/= PARÇACIK/TOZAN

( Çok küçük parçacık. | Öğe ya da bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim. | [fiziksel kimya] Bir ya da birkaç çekirdek ya da elektronlu yapı. | Bir bütünün, en küçük parçası. )

- ZERRE ile ZERRECE

- ZERREDEKİ OKYANUS ile/ve/||/<> NOKTANIN SONSUZLUĞU

- ZERZEVÂT/SEBZEVÂT[Fars.] değil/yerine/= GÖVERİ/GÖVERTİ

- ZEVÂHİRİ[Ar.] KURTARMAK değil/yerine/= GÖRÜNÜŞÜ KURTARMAK

- ZEVÂT değil/yerine/= KİŞİLER

- ZEVÂT[< ZÂT] ile KİŞİLER (ÖZCE BİR OLANLAR)

( KİŞİLER | SÂHİP, MÂLİK )

- ZEVEBAN[Ar.] değil/yerine/= ERGİME

- ZEVK ALARAK ile ZEVK VEREREK

- ZEVK ile/ve/yerine FERÂGAT


- ZEVK ile/ve HEYECAN

- ZEVK ile KEYİFLİ

- ZEVKİNE ERMEK ile/ve/||/<>/< ZEVK VERMEK

- ZEVKİNİ ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< HİKMETİNE ERMEK

( Lâf-ü-Güzâf ve kıl-ü-kâl kalktığında, geriye, zevk ve vicdan kalır. )

- ZEVZEK/LİK ile PATAVATSIZ/LIK

- ZEYBEK, GÖKAN (BAYBURT, 1964)

( İşadamı ve siyasetçi. Darüşşafaka mahallesinde oturuyor. İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesini bitirdi (1985). Kuleli Askeri Lisesi onarımında şantiye şefliği ile iş hayatına atıldı. Siyasi hayata CHP saflarında başladı. Kâğıthane İlçe Belediye Başkanlığı adaylığı (1994), CHP İl Yönetim Kurulu Üyeliği (2001 - 2008), Şirintepe Spor Kulübü Başkanlığı (1999 - 2003), İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi ve başkan yardımcısı (2001 - 2008), Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi (2001 - 2003), Mimarlar Odası ve TMMOB Genel Kurul delegeliği, Bayburt Eğitim Kültür Vakfı Kurucu Meclis Üyeliği (2002 - 2008) gibi görevlerde bulundu. 1999 yerel seçimlerde CHP den Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi. 2018 genel seçimlerinde CHP'den İstanbul Milletvekili seçildi. Şirintepe Spor Kulübü, Sarıyer Spor Kulübü, Atlıspor kulübü gibi pek çok dernekte üye olup, 2012/2013 döneminde Sarıyer Spor Kulübü Yönetim Kuruluda Asbaşkan olarak görev yaptı. )

- ZEYNEL[Ar.] değil/yerine/= GÜZEL, HOŞ, ONURLU/ŞEREFLİ

- ZEYNEP HATUN ÇEŞMESİ

( Rumelihisarı'nda Kayalar mevkiinde bulunan bu çeşme (H.1308, M.1890) sahil yolunun genişletilmesi sırasında yıkılarak yok edilmiştir. )

- ZEYTİNLER'DE:
ÇOLUR
ile/ve HAL ile/ve KALİ ile/ve KALAMATA ile/ve KALEMBEZİ ile/ve MEMECİK ile/ve MEMİLİK ile/ve SARIULAK ile/ve SELE ile/ve USLU ile/ve YOĞULIĞ

- ZEYTİNYAĞI'NDA:
RİVİERA
ile/ve/değil/yerine SIZMA

( )

- ZFC İLE NBG İLE MK ile/||/<> KÜME KURAMSİ AKSİYOMLARI

( Farklı aksiyomatik küme kuramları. )
( Formül: AC: Seçim Aksiyomu )

- ZIEGLER CATALYST[İng.] / ZIEGLER KATALISATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİEGLER KATALİZÖRÜ

- ZİFİRİ değil/yerine/= KOPKOYU

- ZİFT[Osm.] / PITCH, TAR[İng.] / BRAI, GOUDRON[Fr.] / TEER, TEEREN, PECH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİFT, KATRAN

- ZİGANKA ile ...

( Rus köylü dansı. )

- ZİGOT ÖNCESİ İZOLASYON[İng. PREZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOT SONRASI İZOLASYON[İng. POSTZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOTAKSİ[İng. ZYGOTAXIS]

( Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklılıklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot daha oluşmadan önce ortaya çıkan izolasyon durumudur. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. "Zigot öncesi bariyer" olarak da bilinir. @@ Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit formlarda görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı izolasyonun oluşması durumudur. "Zigot sonrası bariyer" olarak da bilinir. @@ Dişi ve erkek gametler arasındaki doğal çekim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ZİGOT[İng. ZYGOTE] ile/||/<> ALEL DIŞLANMASI[İng. ALLELIC EXCLUSION] ile/||/<> AYRIKLIK (TRANS-DÜZENLEME)[İng. TRANS-ARRANGEMENT] ile/||/<> AYRILMA KURALI[İng. LAW OF SEGREGATION] ile/||/<> BOZUCU SEÇİLİM[İng. DISRUPTIVE SELECTION] ile/||/<> ÇEKİNİK GEN[İng. RECESSIVE GENE] ile/||/<> HETEROZ[İng. HETEROSIS] ile/||/<> HETEROZİGOT AVANTAJI[İng. HETEROZYGOUS ADVANTAGE] ile/||/<> HOMOZİGOT[İng. HOMOZYGOUS]

( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze. Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme sebebiyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur. @@ Heterozigotluk durumunda bir genin bulunabileceği lokustaki iki alelden yalnızca birinin ifade edilmesi durumudur. İmmoglubulin ve T Hücresi Reseptörlerini kodlayan genlerde bu durum görülür. T Hücrelerinde sadece 1 set TCR geni ifade edilir. @@ Ebeveynlerinden mutant ve doğal aleller aktarılmış olan, iki özellik açısından da heterozigot genler. Genlerin karşılıklı iki DNA zincirinde çapraz olarak iki baskın ya da iki çekinik özellik bulunması durumu. Bireyde birbirine bağlı olarak iki baskın gen ve iki çekinik gen varken mayoz bölünme sırasında birbirine bağlı bir çekinik bir baskın gamet oluşması ve çocuğa aktarılması durumunda trans-düzenlemeye rastlanabilir. @@ Bir genin iki farklı alelinin ayrılarak farklı gametlere dağılması. Tamamen rastgele gerçekleşir. Eğer genler homozigot ise gametlerdeki ayrılan genler %100 aynı olur. Fakat eğer ayrılan genler heterozigot ise gametlerin %50'si baskın aleli, diğer %50'si ise çekinik aleli alır. @@ Bir özellik için uçlardaki özelliklerin seçilmesi ve ortada kalan özelliğe karşı olunması. 2 alelle kontrol edilen bir özellik için çekinik ve baskın homozigot genin tercih edilmesi ve heterozigota karşı olunması. Heterozigot bireylerin sayısında azalma görülür. @@ Alelde heterozigot durumdayken fenotipte gözlemlenemeyen genlerdir. Yalnızca homozigot durumdayken fenotipte gözlemlenebilirler. @@ Daha az güçlü homozigot ebeveynlerden oluşan heterozigot dölün alışılmışın dışında bir gelişim, güç gösterip, daha sağlıklı olması. @@ Aşırıbaskınlık. Bir dengeleyici seçilim çeşididir. Bu durumdaki türlerin bazı özelliklerinin genetik temeli açısından heterozigot olan bireyler, homozigot baskın ya da homozigot çekinik genotipe sahip bireylerden avantajlı olurlar. Belirli bir lokusta bulunan heterozigot genotipin, homozigot genotipten daha yüksek uyum başarısına sahip olması durumudur. @@ Kromozomlarda verilen bir alel çifti ya da serisi bakımından aynı genleri taşıyan bireylerdir. Homozigotlar, belirli bir özellik bakımından sadece tek tip gamet meydana getirirler ve bu nedenle de saf olarak görülürler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DÖL GÖZE/ZİGOT[Fr. < Yun. ZYGOTE] ile/ve/> ÖNDÖLÜT/EMBRİYON[İng. < EMBRYO] ile/ve/> DÖLÜT/CENİN/FETÜS

( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )

- ZİGOT ile/||/<> ZİGOT ÖNCESİ YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOT SONRASI YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOTAKSİ ile/||/<> YUMURTA/OVUM

( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze.[Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme nedeniyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur.] İLE/||/<> Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot, henüz oluşmadan önce ortaya çıkan yalıtım durumu. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. İLE Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit biçimlerde görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı yalıtımın oluşması. İLE Dişi ve eril gametler arasındaki doğal çekim. İLE/||/<> İnsan fizyolojisinde, bir sperm gözesi ile döllendiğinde yeni bir organizma durumuna gelebilen, dişi üreme örgenlerinin birinden salınan tek göze. )

- ZİHAYAT[Ar.] değil/yerine/= CANLI/YAŞAYAN


- ZİHİN FELSEFESİ ile/ve ESTETİK FELSEFESİ

- ZİHİN SÖZLÜĞÜ ile ...

- ZİHİN ile/ve/değil/||/<> "ANLAYIŞ"

- ZİHİN(/DÜŞÜNCE) ve/||/<> DİL ve/||/<> YAŞAM(/UZAY)

( Ne ki, dilinde, aynı zihninde; ne ki, zihninde, aynı dilinde! )
( Dil, ne kadar zengin; zihin, o kadar engin. )

- ZİHİN ve/||/<> PARAŞÜT

( İkisi de açık olmadığı sürece bir işe yaramaz. )

- ZİHİN ile ZİHİNCE ile ZİHİNSEL ile ZİHİN HESABI ile ZİHİN AÇIKLIĞI ile ZİHİN BERRAKLIĞI ile ZİHİN JİMNASTİĞİ ile ZİHİN YORGUNLUĞU ile ZİHİN BULANIKLIĞI ile ZİHİN KARIŞIKLIĞI