YEDİ YAZAÇLILAR

- SECCADE ile SECCADECİ/LİK

- SECCÂDE[Ar.]/NAMAZLIK değil/yerine/= YAYGI

- SEÇENEK ile/ve/<> OLANAK

- SEÇENEK ile/değil/yerine OLASILIK

- SEÇENEK ile "ÖNCELİK"

( Onun yaşamında, onun için seçeneksek; onu, öncelik yapmayalım. )

- SEÇENEK ile SEÇENEKLİ/LİK ile SEÇENEKSİZ/LİK

- SEÇENEK ile SEÇİM KISMI ile EN SEÇKİN

- SEÇENEK = ŞIK, TERDİT = ALTERNATIVE[İng., Alm.] = ALTERNATIF[Fr.] = ALTER:İKİDEN BİRİ[Lat.] = ALTERNATIVA[İsp.]

- SEÇENEKLERDEKİ/OLASILIKLARDAKİ EŞİK VE OLANAKSIZ(LIK)LAR:
3.
ve/=/||/<> 4. ve/=/||/<> 5. ve/=/||/<> 6. ve/=/||/<> 7.

( Fizikte.[3] VE/=/||/<> Kesinlikte/ölümde.[4] VE/=/||/<> Dilde.[5] VE/=/||/<> Yörüngede.[6] VE/=/||/<> Karşılaşmada.[7] )
( Var oluş ve aklın ilkelerinde ...

ya çelişmezlik,
ya özdeşlik

ya da bunların dışındaki üçüncü olasılığın olanaksızlığı...

VE/=/||/

Ölüm/de ...

ya o/sen, benden önce,
ya ben, ondan/senden önce,
ya da ikimiz aynı anda.

Dolayısıyla da dördüncü olasılığın olanaksızlığı...

VE/=/||/

Herhangi bir yerde/koşulda ...

ya geçmiş,
ya şimdi,
ya gelecek ve
ya da bu üçünden "oluşturulmuş" geniş zaman
[bunların alt çeşitlemeleri de bunların içinde]
olmak üzere başka hiçbir "zaman"ın ol(a)mayışı...



Varlığın[vucud] ...

ya kendi[vucud-u aynî]
ya düşüncesi/imgesi[vucud-u zihnî]
ya dilde/selende[vucud-u lisânî]
ya simgede/yazıda/resimde/çizimde/biçimde/sanatta[vucud-u hatti]

Dolayısıyla da beşinci olasılığın olanaksızlığı...

VE/=/||/

Dünya'nın yörüngesinde/n ...

ya doğru ilerlemesi,
ya geriye dönmesi,
ya sapması[başka bir yörüngeye geçmesi],
ya dönüşünün tamamen durması,
ya da yörüngesinin yok olması[güneş tarafından çekilmesi]...

Dolayısıyla da altıncı olasılığın olanaksızlığı...

VE/=/||/

Bir karşılaşma/da ...

ya ev sahibi takım kazanır,
ya karşı takım kazanır.
ya berabere biter,
ya yarıda kesilir [hava koşulları, izleyci olayları vb.]
ya çok önemli (/belirleyici/engelleyici) bir durumla/kararla(hükmen) sonuçlanır [bir takım, eksik oyuncuyla maça çıkamaz],
ya iptal edilir [başlamadan önce karar alınır].

Dolayısıyla da yedinci olasılığın olanaksızlığı...
)
( image )

- ŞECERE[Ar. çoğ. ŞECERÂT] ile ŞECÎR[Ar.]

( Soyağacı. | Atların soyunun yazılı olduğu çizelge. | Küçük ağaç, tek bir ağaç. | Olgun insan./İnsan-ı Kâmil. İLE Kısa, küçük ağaç. )

- SEÇİCİ ÇİFTLEŞTİRME/EHLİLEŞTİRME ile/ve/||/<>/> YAPAY SEÇİLİM

- RADIATEUR SÉLECTIF[Fr.] / SELEKTIVER STREUKÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= SEÇİCİ SAÇICI/YAYICI

- MASS-İ MÜNTEHAB[Osm.] / SELECTIVE ABSORPTION[İng.] / SELEKTIVE ABSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= SEÇİCİ SOĞURMA

- SELECTIVE REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION SÉLECTIVE[Fr.] / SELEKTIVE REFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= SEÇİCİ YANSIMA

- SEÇİLİM DİFERANSİYELİ (S) VE SEÇİLİME TEPKİ (R)[İng. SELECTION DIFFERENTIAL AND RESPONSE TO SELECTION] ile/||/<> SEÇİLİM UNSURU[İng. SELECTION COMPONENT] ile/||/<> SEÇİLİMCİ TEORİSİ[İng. SELECTIONIST THEORY]

( Hayvan ve bitki türlerinde yapay seçilim gösterilecek tepki matematiksel bir eşitlikle açıklanabilir. @@ Belirli fenotiplere sahip bireylerin, ortalama olarak, başka fenotiplere sahip diğer bireylerden daha yüksek uyum başarısına sahip olmalarına neden olan herhangi bir faktördür. @@ Moleküler düzeydeki birçok değişimden doğal seçilimin sorumlu olduğunu iddia eden bilimsel duruştur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SEÇİLME ile SEÇİLME HAKKI

- SEÇİLMEK ile SEÇİLEBİLMEK ile SEÇİ ile SEÇİM/LİK ile SEÇİŞ ile SEÇİCİ/LİK ile SEÇİCİ KURUL ile SEÇİM YASAĞI ile SEÇİM BÖLGESİ ile SEÇİM SANDIĞI ile SEÇİM ÇEVRESİ ile SEÇİMLİK DERS ile SEÇİM TUTANAĞI ile SEÇİCİLER KURULU ile SEÇİM KAMPANYASI

- SEÇİLMİŞ ile/ve/||/<> AZINLIK

- SEÇİLMİŞ ile SEÇİLMİŞ YETKİLİ ile SEÇİM ile SEÇİM KAMPANYASI ile SEÇMELİ

- SEÇİLMİŞ/LİK ile/ve/değil ATANMIŞ/LIK


- KAVÂİD-İ İNTİHAB[Osm.] / SELECTION RULES[İng.] / RÈGLES DE SÉLECTION[Fr.] / AUSWAHLREGELN, AUSWAHLRICHTLINIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SEÇİM KURALLARI

- SEÇİM MALZEMESİ ile/ve/değil/||/<> SEÇİM FIRSATI

- SEÇİM/SAYLAMA ile/ve/değil/yerine/<>/> YEĞLEME/TERCİH

( Üç ya da üzeri seçenek içinde varılan karar verme eylemi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>
İki ayrı seçeneğe indirdikten sonra varılan karar verme eylemi. )
( İçten ve hassas kişilerce değeri bilinen alçakgönüllü/mütevazı armağanlar gibi, kişinin seçimleri de içinden gelen sesin çizdiği yol doğrultusunda olacaktır. )
( ŞIKK[Ar.]: İkiye bölünmüş şeyin her parçası. | Bir işin iki yönünden her biri. )
( PRODUCTUM: Yeğlenilen, tercih edilen. )
( Hayvanlarda ve insanda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> İnsanda. )

- SEÇİM ile/ve KATILIM

- SEÇME ile/ve GÖZARDI ETME

- SEÇME ile İŞİTSEL

- SEÇME ... ile/değil SEÇMELİ ...

- SEÇMEK ile/ve AYIRMAK

- SEÇMEK ile SEÇMELİ YEMEK ile SEÇMESİZ YEMEK ile SEÇMEN/LİK ile SEÇMECE ile SEÇMECİ/LİK ile SEÇMELİ ile SEÇME HAKKI ile SEÇMELİ DERS ile SEÇMEN KÜTÜĞÜ ile SEÇMEN LİSTESİ

- SEÇMEK/YEĞLEMEK VE SONRASINDA GÖRMEK/DENEMEK ile/ve/değil/yerine GÖRMEK/DENEMEK VE SONRASINDA SEÇMEK/YEĞLEMEK


- SECRET/HIDDEN vs. COVERED

- SECTION :/yerine BÖLÜM

- SECTOR ile/||/<> SEGMENT

( Sector pasta dilimi İLE segment çembersel bölge. )
( Formül: Pie slice İLE circular region )

- SECURE :/yerine GÜVENLİ

- SECURITY vs./and DEPOSIT/ENTRUST

( EMNİYET ile/ve EMÂNET )

- SEDA ile SEDALI/LIK ile SEDASIZ/LIK ile SEDALI ÜNSÜZ ile SEDASIZ ÜNSÜZ

- SEDATİF/SEDATIVE[İng.] değil/yerine/= SAKINLEŞTİRICİ

- ŞEDDADİ[Ar.]

( Çok büyük ve sağlam yapı. )

- ŞEDDÂDÎ BİNA değil/yerine/= GÖKDELEN

- ŞEDDELEMEK ile ŞEDDELENMEK ile ŞEDDE ile ŞEDDELİ ile ŞEDDELİ EŞEK


- SEDEF ile SEDEFLİ ile SEDEFÇİ/LİK ile SEDEF OTU ile SEDEF KAKMA ile SEDEF KAKMALI ile SEDEFLİ KALKER ile SEDEF HASTALIĞI ile SEDEF OTUGİLLER

- SEDEFSİ ile SEDEFSİ BULUT

- SEDİMENT[İng.] değil/yerine/= ÇÖKELTİ, | TORTU

- SEDİR[Fr. < CEDRE] ile AKSEDİR

( Kozaklılardan, çiçekleri sarı ya da açık yeşil renkli, boyu 40 metre kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı. İLE Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç. )

- SEDİR[Ar. < ŞADR] ile SEDİR/DAĞSERVİSİ

( Kol koyacak yeri olmayan, arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen kerevet, divan. İLE Kozalaklılardan, boyu 40 m. kadar olabilen ve kerestesi, yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı. )

- SEDİR ile SEDİRLİ

- SEEBECK EFFECT[İng.] / EFFET SEEBECK[Fr.] / SEEBECK-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SEEBECK ETKİSİ

- SEEBECK COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE SEEBECK[Fr.] / SEEBECK-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SEEBECK KATSAYISI

- SEEK :/yerine ARAMAK, İSTEMEK

- ŞEF ile BAŞ DENETÇİ ile BAŞ MÜHENDİS ile BAŞ TÜCCAR ile SADIKLARIN ŞEFİ ile BAŞ SEKRETER ile ESAS OLARAK ile ŞEFLER


- SEFÂ ve/||/<>/> SEFÂLET

- SEFA ile SEFALI ile SEFASIZ ile SEFA PEZEVENGİ

- SEFAHAT değil/yerine/= EĞLENCE/UÇARILIK

- SEFAHAT ile SEFAHATLE ile SEFAHAT ile SEFAHAT

- SEFÂLET ile/ve/değil İÇ SEFÂLET

- SEFÂLET[Ar.] değil/yerine/= YOKSULLUK

- SEFALJİ ile/||/<> MİGREN

( Baş ağrısı. İLE/||/<> Şiddetli baş ağrıları ve öteki belirtilerle ilişkili bir nörolojik sayrılık. )

- SEFARET SOKAK

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Büyükdere'de Rusya ve İspanya Sefareti yazlık binaları bulunuyordu. Bu nedenle İspanyol Sefaret binası yanındaki sokağa "Sefaret Sokak" ismi verilmiştir. )

- SEFER ile/||/<> IRAKEYN

( ... İLE/||/<> İki koldan sefere çıkma. )

- SEFER ile/ve SEFERÂN

( Arabî ayların ikincisi.[yılbaşının Muharrem olması itibariyle] İLE Muharrem ve Sefer ayları. )

- SEFER/LİK ile SEFERİ ile SEFERLİ ile SEFER TASI ile SEFERİ HAL ile SEFERİ DURUM

- ŞEFİK[Ar.] değil/yerine/= SEVECEN

- SEFİL/LİK ile SEFİLCE

- SEFİR/SEFÂRET değil/yerine/= ELÇİ/LİK

- ŞEFKÂT ve NEZÂKET :
SAĞIRIN DA DUYABİLDİĞİ
ve/||/<> KÖRÜN DE GÖREBİLDİĞİ

- ŞEFKÂT VE NEZÂKET:
GÜÇSÜZLÜK VE ÜMİTSİZLİK
değil KUVVET VE METÂNET

- ŞEFKÂT değil/yerine/= SEVECENLİK

- ŞEFKÂTLİ/MÜŞFİK[Ar.] değil/yerine/= SEVECEN

- ŞEFTALİ ile DENİZ ŞEFTALİSİ

- ŞEFTALİ ile/ve DURAKLI


- ŞEFTALİ ile ETŞEFTALİSİ

( ... İLE Eti, çekirdeğinden ayrılmayan bir şeftali türü. )

- ŞEFTALİ ile KAYISI ile NEKTAR

( BERKUK: Şeftali, kayısı, zerdâli. )
( Gülgillerden, ılıman bölgelerde yetişen, çiçekleri pembe renkli bir ağaç. | Bu ağacın tatlı ve sulu meyvesi. İLE ... İLE ... )

- ŞEFTALİ ile KIZMEMESİ

( ... İLE Bir tür şeftali. )

- ŞEFTALİ ile ŞEFTALİ KOMPOSTOSU

- SEGAH ile SEGAH PERDESİ

- SEĞİRDİM ile SEĞİRME

( Yaya koşusu. | Top atıldığında, kundağın geri tepmesi. | Değirmene su veren oluğun eğimi. İLE Hafif kımıldama ve daha çok, gövdenin bir yerinde, deri ile birlikte derinin hemen altındaki kasların hafifçe oynaması. )

- SEĞİRME ile TİTREME

( İRTİKÂZ[< REKZ]: Nabzın atması, seğirme. )
( İHTİLÂC-I AYN: Göz seğirmesi. )
( * Başın üst kısmının seğrimesi iyi bir makam ve mevkiden haber verir.
* Başın yan tarafının seğrimesi sağı ve solu hayırlı eyler.
* Alnın seğrimesi sağda ise eğlence, solda ise habere işarettir.
* Kaşın seğrimesi sağ-sol her yer dostlukla dolar.
* Kaşın ortası seğrirse sağı zevk ve solu kederdir.
* Dil seğrirse sağı hüzün, solu coşkunluktur.
* Gözün dışı seğrirse sağda kötüleme, solda ziynettir.
* Gözbebeğinin seğrimesi sağ gözde olursa sıkıntı, solda sevinçtir.
* Göz kuyruğunun seğrimesinde sağ göz için sevinç, solda maldır.
* Gözün altı seğrirse, sağdaki iyiliğe, soldaki mevkiye alâmettir.
* Yanağın seğrimesi sağda olursa hayır, solda olursa mala işarettir.
* Burundaki seğrime sağ tarafta kahır, sol taraftaki mevkiye işarettir.
* Dudağın üst kısmındaki seğrime sağda olursa rızk, solda şenliktir.
* Dudağın uç kısmının seğrimesi sağda zarar, solda esenliktir.
* Dudak altının seğrimesi sağda ve solda sürekli güzellik alâmetidir.
* Seğriyen çene sağda eğlence, solda güzellik işaretidir.
* Kulağın seğrimesi sağda ve solda güzel habere işarettir.
* Boğazın seğrimesi sağda mala, solda üzüntüye delildir.
* Arka omuzların seğrimesi sağda olursa hüzün, solda olursa keder alâmetidir.
* Kol pazularının seğrimesi sağda olursa rızık, solda olursa mala çıkar.
* Bilek seğrirse sağda ve solda iyi habere işarettir.
* Kolların seğrimesi sağda kötüleme, solda ayıptır.
* Elin bilekleri seğrirse sağda mala, solda meşakkate delildir.
* Elin sırtı seğrirse sağdaki üzüntüye soldaki şerefe alâmettir.
* Avucun seğrimesi ikisinde de rızık ve mala işarettir.
* Başparmak seğrimesi sağda yük, solda üzüntüdür.
* Şehadet parmağı titreyip seğrirse sağ ve solda yeni sebeplere çıkar.
* Orta parmak seğrimesi sağda olursa üzüntü, solda olursa neşedir.
* Serçe parmak seğrimesi sağda makam ve solda gam işaretidir.
* Yüzük parmağının seğrimesi solda hayır, sağda mal işaretidir.
* Göğüs seğrimesi sağda hüzün, solda sevinç olur.
* Meme seğrimesi sağda makam, solda sevinç alâmetidir.
* Karnın seğrimesi sağda kavuşma, solda neşedir.
* Göbek seğrimesi sağda üzüntü, solda esenliktir.
* Böğür seğrimesi sağda mevki, solda rızık alâmetidir.
* Oyluğun seğrimesi sağda güzellik, solda oğul işaretidir.
* Kasık seğrimesi sağda olursa cima'(çiftleşme), solda yolculuktur.
* Husyelerin(testis) seğrimesi sağda çocuk doğumuna, solda kedere işarettir.
* Makatın seğrimesi solda yol, sağda mal işaretidir.
* Baldır seğrimesi sağda olursa eğlence, solda yolculuk işaretidir.
* Diz seğrimesi sağda üzüntü, solda sevinç alâmetidir.
* Bacak seğrimesinden sağda mal, solda mevki görünür.
* Sırtın ortasının seğrimesi sağda yol, solda erzak işaretidir.
* Karın arkasının seğrimesi sağda mal, solda ayrılık alâmetidir.
* Topuğun seğrimesi sağda mal ve solda yolculuk alâmetidir.
* Ayak arkasının seğrimesi sağda hüzün, solda esenliğe çıkar.
* Elin kemiğinin seğrimesi sağda yolculuk, solda mal demektir.
* Avuç seğrirse sağda yola, solda şeref kazanmaya delildir.
* Başparmak seğrimesi sağda mal, solda murada çıkar.
* İkinci parmak seğrimesi sağda ve solda iyi haberdir.
* Orta parmaklar seğrirse sağda ve solda çekişmeye sebep olur.
* Yüzük parmağı seğrirse sağda çekişme, solda sevinç vardır.
* Küçük parmak seğrirse sağda ve solda rızık ve mal demektir. )

- SEGMENT[İng.]["SEKMENT" değil!] değil/yerine/= BÖLÜM | KESİT | PARÇA

- PARÇA/SEGMENT[İng.] ile/ve/değil/||/<> SEKME/TAB[İng.]

( Bölüm. | Kesit. | Parça. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Bölüm. )

- SEGMENTAL[İng.] değil/yerine/= BÖLÜMLÜ


- SEGRÈ CHART[İng.] / TABLEAU DE SEGRÈ[Fr.] ile/değil/yerine/= SEGRÈ ÇİZELGESİ

- ŞEHÂDET ÂLEMİ ile/ve GAYB ÂLEMİ

- ŞEHÂDET/ŞEHİT ile/ve SIDDIKİYET/SIDDIK

( Kesbî. İLE/VE Vehbî. [Allah seçer.] )
( Bir an kendini/canını fedâ eden. İLE/VE Her an, nefis cihadında Allah'a kendini kul eden. )

- ŞEHÂDET["ŞAADET" değil!] ile ŞAHÂDET

( Tanıklık etmek, şahitlik etmek. | Bir şeyin doğruluğuna inanmak. | Delâlet, alâmet, işaret. | Gözle görülen şeyler. İLE Sevgili. | Güzel. )

- ŞEHÂDET ile/ve ŞEFAAT

- ŞEHADET ile ŞEHADET PARMAĞI

- ŞEHÂDET ile/||/<> TASDİK

- ŞEHÂMET[Ar.] ile CEZÂLET[Ar.]

- ŞEHİR ile BELEDİYE MECLİSİ ile ŞEHİR SAKİNİ

- ŞEHİRLEŞMEK ile ŞEHİRLİLEŞMEK ile ŞEHİRLEŞTİRMEK ile ŞEHİRLİLEŞTİRMEK ile ŞEHİR ile ŞEHİRCİ/LİK ile ŞEHİRLİ/LİK ile ŞEHİR TURU ile ŞEHİR KULÜBÜ ile ŞEHİR HATLARI ile ŞEHİR MERKEZİ ile ŞEHİR REHBERİ ile ŞEHİR EFSANESİ ile ŞEHİRLER ARASI ile ŞEHİR COĞRAFYASI


- ŞEHİT KOM. ER. TANER YILDIZ DENİZER VE GÜRCAN DEMİRTAŞ ARKADAYLIK PARKI

( Kısırkaya Mahallesindedir. 385,39 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 70,00 m²'lik yeşil alanı, 90,76 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )

- ŞEHİT MİTHAT CADDESİ

( Sarıyer Merkez Mahallesinin en önemli ve geniş caddesi olup 1950'li yıllarda cadde yapıldı. İsmi Yeni Sular Caddesiydi. Güneydoğuda görev yapan Asteğmen Mithat yılmaz, PKK tarafından şehit edilince, caddenin ismi "Şehit Mithat Yılmaz Caddesi" olarak değiştirildi. )

- ŞEHİT MİTHAT YILMAZ CADDESİ (YENİ YOL)

( Hacı Ömer (Kumsal) meydanından başlayan cadde Mezarlıkları geçtikten sonra sona erer. Sarıyer deresinin üzeri kapandıktan sonra kapanan kısım Aralık suyu önündeki ışıklardan yukarıya doğru bu caddeye ek yapılınca cadde Sarıyer'in en uzun caddesi oldu. Eskiden Yeni yol olan ismi Sarıyerli gençlerden Astğ. Mithat Yılmaz'ın PKK baskınında şehit olması üzerine değiştirilerek "Şehit Mithat Yılmaz Caddesi" adını aldı. )

- ŞEHİT P. UZM. ÇVŞ. TUNAHAN KARTAL PARKI

( Kocataş Mahallesindedir. 869,51 m²'lik bir alan üzerinde olup, 452,14 m²'lik bir yeşil alanı, 113,46 m² çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )

- ŞEHİTLİK DERGÂHI

( Rumelihisarında Şehitlik mevkiindedi. Son şeyhi Şeyh Mahmut Efendi olup Nakşibent tarikatı mensubudur. )

- ŞEHNAME ile ŞEHNAMECİ/LİK

- ŞEHREMİNİ ile ŞEHREMÂNETİ

( Belediye başkanı. İLE Belediye, yerel yönetim. | Belediyeciliğin, ilk biçimi. )

- ŞEHRİYE:
ARPA
ile/ve/||/<> TEL ile/ve/||/<> ÇİÇEK

- ŞEHRİYE[Ar. ŞARİYE] ile MAKARNA[İt. MACCHERONE | İng. PASTA]

( Çorba ve pilavda kullanılan, türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru. İLE İrmik ya unla hazırlanmış türlü biçimlerdeki kuru hamur. | Bu hamurdan yapılan yemek. | İtalyan Lireti. )

- ŞEHRİYE ile ŞEHRİYE PİLAVI ile ŞEHRİYE ÇORBASI


- SEHV değil/yerine/= YANLIŞ, HATA | YANILMA

- ŞEHVET[Ar.] ile/||/<> HARÂRET[Ar.]

- ŞEHVETLİ ile ŞEHVETLİ BİR ŞEKİLDE

- ŞEHZÂDE[Fars.] ile/ne yazık ki/||/<> ŞEYHZÂDE

( Sultan çocuğu. [eril] İLE Şeyh çocuğu. )

- ŞEHZÂDEBAŞI CAMİİ değil ŞEHZÂDE CAMİİ

- SEI İLE CEI İLE DENDRİTE ile/||/<> BATARYA ARAYÜZ KİMYASI

( Elektrot-elektrolit arayüz olayları. )
( Formül: Li⁺ + e⁻ + C₆ → LiC₆ )

- SEIDEL-SUMMIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SEİDEL TOPLAMI

- SEKEL/SEQUELA[İng.] değil/yerine/= SAYRILIK KALINTISI

- SEKENÂT[< SEKNE]:
DURMA/LAR, DURUŞ/LAR

- SUGAR BEET[İng.] / SUCRE DE BETTERAVE[Fr.] / ZUCKER RÜBE[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞEKER PANCARI


- ŞEKER ile/ve/<> İNSÜLİN DİRENCİ

- ŞEKERİN DÜŞMESİ değil MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ

( ... değil
MAGNEZYUM KAYNAKLARI:

Kuruyemiş
Kuru sebze zarı
Tohumu alınmamış tahıl
Yeşil sebzeler

Magnezyum açısından zengin besinler:
Koyu yapraklı sebzeler: Pazı, marul, ıspanak
Meyve: Muz, kayısı, avokado, şeftali ve erik
Badem, kaju, ceviz
Baklagiller: Fasulye ve mercimek
Esmer pirinç, darı, yulaf
Patates
Kabak

MAGNEZYUM İÇERENLER:
ELMA: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR, FOSFOR
KAYISI: POTASYUM, FOSFOR, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR
KAVUN: KALSİYUM, FOSFOR, DEMİR
ANANAS: SODYUM, POTASYUM, MAGNEZYUM, KALSİYUM, FOSFOR, DEMİR
MISIRÜZÜMÜ: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR, FOSFOR
ARMUT: SODYUM, MAGNEZYUM, FOSFOR, KALSİYUM, DEMİR
İNCİR: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM
MANDALİNA: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR
LİMON: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR, FOSFOR
LAHANA: ÇİNKO, MAGNEZYUM, DEMİR, KALSİYUM, FOSFOR
KİRAZ: DEMİR, MAGNEZYUM, POTASYUM, SODYUM, FOSFOR
ÇİLEK: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR
DOMATES: KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR, FOSFOR, POTASYUM )
( Magnezyum eksikliği, aynı zamanda kalsiyum eksikliğine neden olur. Çünkü, gövdenin, kalsiyumu emmesi için magnezyuma gereksinimi vardır. )

- ŞEKERLEME ile ŞEKERLEME ile ŞEKERCİ ile ŞEKERLEME

- ŞEKERLEMEK ile ŞEKERLENMEK ile ŞEKERLEŞMEK ile ŞEKERLENDİRMEK ile ŞEKERLEŞTİRMEK ile ŞEKER/LİK ile ŞEKERCİ/LİK ile ŞEKERLİ/LİK ile ŞEKERSİZ ile ŞEKER AĞACI ile ŞEKERLEMECİ/LİK ile ŞEKER KAMIŞI ile ŞEKER BAYRAMI ile ŞEKER PANCARI ile ŞEKERLİ KAHVE ile ŞEKER AKTARMASI ile ŞEKER FASULYESİ ile ŞEKER HASTALIĞI

- SEKESTRASYON/SEQUESTRATION[İng.] değil/yerine/= KAN GÖLLENMESİ | AYRIKLAŞTIRMA | YIKILIM

- ŞEKİL VERME ile YARATMA

- SEKİLEMEK ile SEKİLENMEK ile SEK ile SEKİ/LİK ile SEKS ile SEKİLİ ile SEKÜLER

- ŞEKİLLENMEK ile ŞEKİLLEŞMEK ile ŞEKİLLENDİRMEK ile ŞEKİL ile ŞEKİLCİ/LİK ile ŞEKİLLİ ile ŞEKİLSİZ/LİK ile ŞEKİL BİLGİSİ ile ŞEKİL DEĞİŞTİRME

- Sekîne/t için DİNLE!!!

- Sekîne/t için SUS!!!


- SEKÎNET ile VAKÂR

( Kalbin/gönlün huzuru/sessizliği. İLE Çevrede sessizlik ve ortamda az hareket etmek. )

- ACHTPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= SEKİZ KUTUPLU

- SEKİZER ile SEKİZERLİ

- OKTET KAİDESİ[Osm.] / OCTET RULE[İng.] / RÉGLE DE L'OCTKET[Fr.] / OKTET-THEORIE, OKTETREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SEKİZLİ KURALI

- OCTET[İng./Fr.] / OKTETT[Alm.] ile/değil/yerine/= SEKİZLİ, OKTET

- SEKİZLİ ile/||/<> YOL

( Sekizli yol parçacık organizasyonu )
( Murray Gell-Mann tarafından 1961 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1929-2019) (Ülke: ABD) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Kuark teorisi) (Nobel: 1969) )

- SEKİZ/LİK ile SEKİZLİ ile SEKİZ YÜZLÜ

- ŞEKK[Ar.] ile İRTİYÂB[Ar.]

( Belki.[%50-50] İLE Suçlamayla birlikte olan belki. )

- ŞEKK/SİZ-ŞÜPHE/SİZ

- ŞEKLAND ile/yerine AYVACIK MİDİLLİSİ


- ŞEKLEN AĞLAMAK/GÜLMEK ile/değil/yerine MUHABBETEN AĞLAMAK/GÜLMEK

- SEKONDER/SECONDARY[İng.] değil/yerine/= İKINCİL | İLİŞKİLİ

- SEKONDER/PRİMER ... değil/yerine/= İKİNCİL/BİRİNCİL ...

- SEKS (YAPMAK) ile/ve/değil/||/<>/< HEYECAN (YAPMAK)

- SEKŞIN[İng. < SECTION] değil/yerine/= GRUP

- SEKSİYON[Fr., İng. SECTION] değil/yerine/= BÖLÜM

- SEKTER[Fr. SECTAIRE] değil/yerine/= HOŞGÖRÜSÜZ

- SEKÜLER ile HERETİK

- SEKÜLER/LEŞME ile/değil/yerine/||/<>/< RASYONEL/LEŞME

- SEKÜLERLİK:
DİNDIŞILIK
ile/ve/değil/||/<>/< TOPLUMSAL TÜZE(HUKUK)


- SEKÜLERLİK:
(")DİNSİZ/LİK(")
değil DİNDIŞI/LIK

- SEKUNDUM/SECUNDUM[İng.] değil/yerine/= İKINCİL

- ŞEKVA ile ŞEKVACI

- ŞEKVÂ değil/yerine/= ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK

( ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK )

- SEL BASMAK ile SEL KURBANI ile SU BASMIŞ ile BENT KAPAĞI ile SEL ile PROJEKTÖR ile SEL SUYU ile TAŞKIN YOLU

- SEL ile SELA ile SELE ile SELP ile SELE ZEYTİNİ

- SEL[Ar. < SEYL] ile/ve/<>/> SELİNTİ

( ... İLE/VE/<>/> Yağış nedeniyle oluşan ufak sel. | Selin bıraktığı artık. )

- SEL[Ar.] ile SEYLÂP(/B)[Fars.]/FEYEZAN[Ar.] ile TUFAN[Ar.]

( Sürekli yağmurlardan ya da eriyen karlardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su. | Hareket durumundaki büyük kalabalık. İLE Su baskını, taşma, taşkın. / Bereket. İLE Zorlu yağmur. )

- SEL[Ar. < SEYL] ile/ve/||/<>/> YARINTI

( ... İLE/VE/||/<>/> Selin açtığı çukur/hendek. | Sel sularının ya da yüzeyi kaplarcasına akan selinti sularının oluşturduğu, eğim aşağı uzanan, ince, az derin, oluk biçimli çukurlar. )

- SELAHADDÎN CAMİLERİ değil SALÂTÎN (SULTAN) CAMİLERİ


- SELÂM[Ar.] ile TAHİYYE[Ar.]

- SELÂM[Ar.] ile TEMENNÂ[Ar. < MÜNYE]

( Biriyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde ya da yanından uzaklaşıldığında kendine söz ve işaretle bir nezket gösterme, esenleme. İLE Eli, başa götürerek verilen esenleme. )

- SELÂMET ve DONANIM

- SELÂMET değil/yerine/= ESENLİK

( SÂLİMLİK, EMİNLİK, KORKU VE ENDİŞEDEN UZAK OLMA | SELÂMETE ÇIKMA, KURTULMA | İYİ SONUÇ | KURTULMA | TÜMCENİN DÜZGÜN VE DOĞRU OLMASI )

- SELÂMET ve MUHAFAZA

- SELÂMET/LE[Ar.] değil/yerine/= ESENLİK/LE

- SELAMETLEMEK ile SELAMET

- SELÂMLA(Ş)MALI!

- SELÂMÜN ALEYKÜM değil/yerine/= ESENLİKLER/ESENLİK/ESEN OLSUN/ESENOLA/UĞROLA

- SELÂSÎN[Ar.] ile SELÂSÎN[Ar.]

( Otuz. İLE Yaprakları çok küçük bir ağaççık. )

- CHELATE[İng.] / CHILATE[Fr.] / CHELATE[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞELAT, KELAT

- CHELATE LIGAND[İng.] ile/değil/yerine/= ŞELAT LİGANDI

- SELATİN ile SELATİN CAMİSİ ile SELATİN MEYHANESİ

- ŞELATÖR/CHELATOR[İng.] değil/yerine/= ŞELATLAYICI

- ŞELAZYON/CHELATION[İng.] değil/yerine/= ŞELATLAMA, KISKAÇLAMA, METAL İYON-ORGANİK MOLEKÜL BAĞLANMASI

- SELÇUK, MÜNİR NURETTİN (SARIYER, 1900 - 1981)

( Türk sanat müziği beste ve ses sanatçısıdır. Beyazıt İdadisini ve Soğukçeşme Rüştiyesini bitirdi. Kadıköy Sultanisi 10. sınıfta iken tarım eğitimi almak için Macaristan'a gönderildi. Çocuk yaşta sesiniz güzelliği ile dikkat çekti. Rauf Yekta Beyin teşviki ile Hafız Ahmet Efendi ve Hoca Ziya Bey'den usul ve makam dersleri aldı. Kadıköy Darüttalimi Musiki Cemiyetine girdi ve ilk konserini 15 yaşında 1915'te verdi. Bilahare Darülelhan'da (İstanbul Belediye Konservatuarı'na) girdi. Öğrenimini Leon Hancıyan Efendi'den ve Muallim İsmail Hakkı Bey'den dersler alarak sürdürdü. 1918'de Şark Musiki Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Mütareke yıllarında Musiki Hümayunda görev aldı. 1923 - 1928 yılları arasında Ankara'da Riyaset - i Cumhur Musiki Heyeti'nde çalıştı. 1928'de tekniğini ilerletmek için Paris'e gitti ve bir yıl kalarak, şan, piyano ve solfej dersleri aldı. Bu tarihten sonra devamlı konserler düzenledi. 1953'te İstanbul belediyesi Konservatuarı şefi oldu. İlk bestesini 1920'de yaptı. 400 plak yaptı, eski ve yeni tarzda 150 bestesi var. Atatürk'ün huzurunda şarkı okuyan nadir sanatçılardan biridir. )

- SELÇUK ile SELÇUKİ ile SELÇUKLU

- SELÇUKLU TÜRKİYE'Sİ KENTLERİNİN SANLARI/UNVANLARI

( Ahlat: Kubbet ul-hlâm (İslâm'ın kubbesi)
Aksaray: Dâr uz-zafer, Dâr ül-Cihâd ve Dar ur-ribât (II. Kılıç Arslan'ın askerî üssü olduğu ve hayır müesseseleri kurduğu için)
Amasya: Dâr ul-'lzz (İzzet ve şeref şehri)
Ankara: Dâr ul-htsm (Müstahkem belde)
Antalya: Dâr us-sagr (Uc, hudûd şehri)
Bayburt: Dâr ul-celâl (Ululuk şehri)
Denizli(Sâdık): Dâr us-sagr (Uc, hudûd şehri)
Erzincan: Dâr un-nasr (Yardıma mazhar şehir)
Kayseri: Dâr iil-Feth ya da Dâr ül-mülk (birincisi Sultan Alâeddin'in fetihlere burada hazırlandığı, ikincisi Konya'dan sonra paytaht olduğu için bu unvanları almış)
Konya: Dâr ül-mülk (Paytaht)
Malatya: Dâr ur-rifa (Üstünlük ya da asâlet şehri)
Niğde: Dâr ul-pehlevâniyye (Pehlivanlar beldesi)
Samsun: Dâr us-sagr (Uc, hudûd şehri)
Sinop: Lezûet ul-'uşşak (Âşıklar adası)
Sivas: Dâr ul-'alâ (Yücelik beldesi)
Tokat: Dâr ün-rmsret (Yardım şehri) )

- SELEN, FEYYAZ (ANTALYA, 1990)

( Sivas Belediyespor'dan savunma oyuncusu olarak transfer edildi ve bir sezon (2018/2019) tescilli kaldı. Sarıyer forması altında 31 lig maçı oynadı ve takımına 2 gol kazandırdı. Sezon sonunda serbest bırakıldı. Yol Spor, Atiker Konya, Ank. Demirspor, Nazilli Belediyespor, Konya Anadolu Selçuklu, Adıyamanspor, Van B.Ş. Belediye, Sivas Belediyespor ve Sarıyer'de oynadı. )

- SELENATE[İng.] / SELENAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENAT


- SELENIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SELENİK ASİT

- SELENİN:
KESİLMESİ
ile/değil KISILMASI

- SELENINO-[İng.] / SELÉNINO[Fr.] / SELENINI[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENİNO-

- SELENITE[İng.] / SELENIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENİT

- -SELENOL[İng.] ile/değil/yerine/= SELENOL

- SELENIOUS ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SELENÖZ ASİT

- SELENIOUS OXIDE[İng.] / BIOVIDE DE SÉLÉNIUM[Fr.] / SELENDIOXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENÖZ OKSİT, SELEN DİOKSİT

- SELEN/SES TELLERİ ile/ve/değil/||/<>/< SELEN/SES KIVRIMLARI

- SELENIDE[İng.] / SÉLÉNIRE[Fr.] / SELENID[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENÜR

- SELENZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SELENYUM GÖZESİ/HÜCRESİ


- SELENIUM CELL[İng.] / CELLULE DU SÉLÉNIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= SELENYUM PİLİ

- SELFI(E) değil/yerine GÖRÇEK/ÖZÇEKİM/KENDİCE

- SELF-INTEREST vs. BENEFIT

- SELİM SABİT EFENDİ (VİZE, 1829 - 1910); İLK ÇAĞ EĞİTİM BİLİMİCİSİ, OSMANLI\'DA EĞİTİMİN MODERNLEŞMESİ İÇİN ÇOK BÜYÜK UĞRAŞLAR VEREN BİR BİLİM ADAMI, EĞİTİMCİ, ÖĞRETMEN. VİZE/EDİRNE\'DE DOĞDU. EĞİTİM İÇİN İSTANBUL\'A GÖNDERİLDİ. GAZANFER AĞA SONRA DA FATİH MEDRESESİNDE OKUDU. 1851\'DE DARÜLFUNUNA KAYDOLDU, 1854\'TE BURADAN MEZUN OLDU. PARİS\'TEKİ TÜRKLERİ EĞİTMEK ÜZERE FRANSA\'YA GÖNDERİLDİ

( Paris'te kaldığı sürece Mekteb - i Osmani ve diğer okullarda Osmanlı Türkçesi dersi verdi. Ayrıca öğrenime devam etti ve Fransızca hesap, cebir, hendese, müsellasat cerr - i eshal, hey'et ve hikmet - i tabiye derslerinden sertifika aldı. 1861'de İstanbul'a döndü. İstanbul ve diğer Osmanlı şehirlerinde başlayan "Usul - i cedide" yani çağdaş pedagojinin öncüsü oldu. Süleymaniye de Numune Mektebini açtı. Bu okula getirdiği yenilikler yüzünden tepki gördü ve görevinden alınıp Galatasaray Mekteb - i Sultanisi İkinci Müdürlüğüne getirildi. Sultan Abdülaziz ölümü ile ilgili yazısı nedeni ile azledildi (1888). Sarıyer'de ikamet eden Selim Sabit Efendi'nin bazı eserleri: Miyarü'l - kelam, Tahvil - i Mikyas Levhaları, Muhtasar Hesap Risalesi, Muhtasar Tarih - i Osmanı, Elifbâ - yı Osmanî, Muhtasar Coğrafya Risaleleri, Nahv - ı Osmani ve Rehnüma - yı Muallim kitaplarıdır. )

- SELÎM/SELÂMET/İSLÂM ve/<>/||/= HUZUR

( Ancak huzurlu isen selimsindir. Huzurlu kişi, selamete de erer. )

- SELLA TURSİKA/SELLA TURCICA[İng.] değil/yerine/= TÜRK EYERİ

- SHELLAC[İng.] / GOMME-LAQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ŞELLAK

- SELLMEIER EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE SELLMEIER[Fr.] / SELLMEIER-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SELLMEİER DENKLEMİ

- SELMÂNÎ ile ...

( BAZI TURUK-U ALİYYE'DE DERVİŞE DİLENCİLİK ETTİRİLMESİ )

- CELLOPHANE, ZELLGLAS[İng.] / CELLOPHANE, PELLICULE CELLULOSIQUE[Fr.] / ZELLGLAS, VISKOSEFOLIE[Alm.] ile/değil/yerine/= SELOFAN


- SELOFAN ile SELÜLOİT

( Selülozdan yapılmış, ince, saydam, ambalaj yapımında kullanılan tabaka. İLE Nitroselüloz ile kâfurdan oluşan, fotoğraf kâğıdı, sinema filmi, bilardo yuvarlağı, tarak gibi şeylerin yapımında kullanılan plastik madde. )

- SELÜLER/CELLULAR[İng.] değil/yerine/= GÖZESEL

- SELÜLİT ile CAPITON

- SELÜLİT ile/değil KARINÇATLAĞI

- ACÉTOBUTYRATE DE CELLULOSE[Fr.] / CELLULOSE AZETOBUTYRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ ASETAT BUTİRAT ESTERİ

- CELLULOSE ACETATE BUTYRATE[İng.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ ASETAT BÜTİRAT

- CELLULOSE ACETATE[İng.] / ACETATE DE CELLULOSE[Fr.] / CELLULOSEACETAT, AZETYLZELLULOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ ASETAT

- CELLODEXTRIN[İng.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ DEKSTRİN

- CELLULOSE LACQUER[İng.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ LAK

- ZELLULOSE LACK[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ LAKI


- CELLULOSE NITRATE[İng.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ NİTRAT

- CELLULOSE TRIACETATE[İng.] / TRIACÉTATE DE CELLULOSE[Fr.] / CELLULOSETRIACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ TRİASETAT

- CELLULOSE[İng.] / CELLULOSE[Fr.] / CELLULOSE, ZELLSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ

- SELÜLOZ değil/yerine/= GÖZECİK

- SELÜLOZ[Fr.] ile KOLODYUM[Lat.]

( Bitkilerde, göze yapısının büyük bir bölümünü oluşturan, kâğıt, yapay ipek ve patlayıcı maddelerin yapımında kullanılan bir karbonhidrat. [C6H10O5]n. İLE Fotoğraf makinesi camı yapımında ve cerrahlıkta kullanılan, alkol ve eter karışımı içinde sıvı durumuna getirilen nitroselüloz. )

- SELÜLOZ ile SELÜLOZLU

- SELVİ ile SELVİÇE

- SEMÂ:
DÖNÜŞ
değil DÖNÜŞÜM

- ŞEMA:
KENDİ
ile/ve/||/<>/> DIŞ DÜNYA ile/ve/||/<>/> GELECEK

- SEMÂ'[Ar. < SÜMÜVV | çoğ. SEMÂVÂT] ile SEMÂ'[Ar.]

( Gökyüzü. İLE İşitme, duyma. | Mevlevî âyinlerinde tarikat mensublarının cezbe haliyle ayakta dönmesi, zikretmesi. )

- ŞEMA değil/yerine/= ÇİZEM/DİZELGE

- SEMÂ değil/yerine/= GÖK/GÖKYÜZÜ

- SEMAİ ile SEMAİ KAHVESİ

- ŞEMAİL[Ar.] değil/yerine/= DIŞ GÖRÜNÜŞ

- ŞEMALAR:
KOŞULLU
ile/ve/||/<> KOŞULSUZ

- ŞEMA/LAR ile/ve/||/<> KATEGORİ/LER ile/ve/||/<> SAF AKIL AKIL KAVRAMLARI

- SEMANTİK[Fr., < SEMANTIQUE / İng. < SEMANTICS] değil/yerine/= ANLAMBİLİM/ANLAMSAL

- ŞEMATİK değil/yerine/= ÇİZEMSEL

- SEMÂVÎ CİSİM ile DÜNYEVÎ CİSİM

( Klâsik kozmolojide ayüstü âlemde esir maddesinden oluştuğu kabul edilen Nûrânî nesneler. İLE
Ayaltı âlemde dört unsurdan oluşan nesneler. )

- SEMBOL[Fr. < SYMBOLE] değil/yerine/= SİMGE


- SEMBOLİST[Fr. < SYMBOLISTE] değil/yerine/= SİMGECİ

- SEMBOLİZE EDEN değil/yerine SİMGELEYEN

- SEMENDER ile AKSOLOT SEMENDERİ

( )

- SEMEN-İ HÂL ile/ve/||/<> SEMEN-İ MİSL ile/ve/||/<> SEMEN-İ MÜSEMMÂ ile/ve/||/<> SEMEN-İ RÂİYE

( Peşin olan değer. İLE/VE/||/<> Bilirkişi tarafından, gerçek değerini belirleme. İLE/VE/||/<> İki tarafın isteğiyle verilen değer. İLE/VE/||/<> Geçer değer, sürümü olan değer. )

- SEMERLEMEK ile SEMERLENMEK ile SEMERLETMEK ile SEMER ile SEMERE ile SEMERCİ/LİK ile SEMERLİ ile SEMERELİ ile SEMERSİZ ile SEMERESİZ

- SEMFONİ değil SENFONİ

- SEMIDINE REARRANGEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= SEMİDİN ÇEVRİLMESİ

- SEMİRMEK ile/ve/<>/< SÖMÜRMEK

- SEMİZLEMEK ile SEMİZLENMEK ile SEMİZLETMEK ile SEMİZLEŞMEK ile SEMİZ/LİK ile SEMİZCE

- SEMİZOT ile SEMİZOTU


- SEMİZOTU ile/ve ISPANAK[Yun.]

- SEMPATİ[Fr. < SYMPATHIE] değil/yerine/= SICAKKANLILIK

- SEMPATİ[İng.] ile EMPATİ ile APATİ ile ANTİPATİ ile TELEPATİ

( Duygudaşlık, yakınlık, sıcakkanlılık. İLE Duyumsama, kendini ötekinin yerine koyma çabası. İLE [hiçbir şey] Duyumsamama, duyumsuzluk, kayıtsızlık. | Sürekli cansızlık, gevşeklik. İLE Karşıduyum, soğukluk. İLE Uzaduyum. | Zihinsel, uzaktan [işaretsiz, yazısız, sözsüz] iletişim kurma (becerisi). )
( PATHOS[Yun.]: Duyum/samak, his/setmek. )

- SEMPATİ/SYMPATHY[İng.] değil/yerine/= HOŞ DUYUM

- SEMPATİ ile SEMPATİK/LİK ile SEMPATİK SİNİR SİSTEMİ