YEDİ YAZAÇLILAR

- RUTHERFORD BACKSCATTERING SPECTROMETER[İng.] / SPECTROMÈTRE DE RÉTRODIFFUSION RUTHERFORD[Fr.] / RUTHERFORD-RÜCKSTREUSPEKTROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= RUTHERFORD GERİ SAÇILMA TAYFÖLÇERİ/SPEKTROMETRESİ

- RUTHERFORD SCATTERING EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE LA DIFFUSION DE RUTHERFORD[Fr.] ile/değil/yerine/= RUTHERFORD SAÇILMA DENKLEMİ

- RUTHERFORDSCHE STREUFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= RUTHERFORD SAÇILMA FORMÜLÜ

- RUTİN[Fr./İng. < ROUTINE] değil/yerine/= SÜRENEK/SIRADAN/ALIŞILAGELMİŞ/ALIŞILAGELEN

- RUTUBETLENMEK ile RUTUBETLENDİRMEK ile RUTUBET ile RUTUBETLİ/LİK ile RUTUBETSİZ/LİK

- RÜZGÂRLI SOKAK VE RÜZGAR ÇIKMAZI SOKAK

( Maden Mahallesi Tepeüstü mevkiinde bulunan iki sokaktır. Burası tepe olması nedeni ile devamlı rüzgâr aldığından iki sokaktan birine "Rüzgârlı Sokak", diğerine de ""Rüzgâr Çıkmazı Sokak" adı verilmiştir. )

- RUZNAME[Fars.] değil/yerine/= GÜNLÜK/GÜNCE

( Günlük olayların yazıldığı defter. | Gündem. | Olayların zaman sırasına göre yazılmış bulunduğu defter. )

- RUZNAME ile RUZNAMÇE

- RUZNAMECİ İBRAHİM EFENDİ ÇEŞMESİ

( Rumelikavağı'nda İskele Caddesi üzerinde ve yıkılıp harap olan hamamın önündedir (H.1044, M.1634). Bu duvar çeşmesi esas biçimini kaybetmiştir. Kaynak suyu ile beslenen çeşmenin kitabesi şöyledir: La ilahe illallah Muhammeden Resullullah/ Bu çeşmeyi bina iden Ruznameci İbrahim Efendidir". )

- RYDBERG ATOM[İng.] / ATOME DE RYDBERG[Fr.] / RYDBERG-ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= RYDBERG ATOMU


- RYDBERG TASHÎHİ[Osm.] / RYDBERG CORRECTION[İng.] / CORRECTION DE RYDBERG[Fr.] / RYDBERG-KORREKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= RYDBERG DÜZELTMESİ

- RYDBERG MASER[İng.] / MASER DE RYDBERG[Fr.] / RYDBERG-MASER[Alm.] ile/değil/yerine/= RYDBERG MAZERİ

- RYDBERG CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE RYDBERG[Fr.] / RYDBERG-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= RYDBERG SABİTİ

- RYDBERG SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DE RYDBERG[Fr.] / RYDBERG-SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= RYDBERG TAYFI/SPEKTRUMU

- RYDBERG[İng.] / RYDBERG[Fr.] / RYDBERG[Alm.] ile/değil/yerine/= RYDBERG

- S İLE P İLE D İLE F İLE G İLE H İLE İ ile/||/<> ORBİTAL TÜRLERİ

( Atomik orbitallerin açısal momentum kuantum sayısına göre sınıflandırılması. )
( Formül: 2(2l+1) elektron kapasitesi )

- S-MATRIX THEORY[İng.] / THÉORIE DE LA MATRICE S[Fr.] / S-MATRIX-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= S-MATRİS KURAMI

- Ş. ALAATTİN ELYÜREK PARKI

( Bahçeköy'dedir, 389,00 m² alan üzerindedir. 85,00 m² yeşil alan, 56,00 m² çocuk oyun alanı, 72,00 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )

- S. S. SARIYER YENİMAHALLE BALIKÇILIK İSTİHSAL VE SATIŞ KOOPERATİFİ (SARIYER MERKEZ SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİF)İ

( 1971 yılında Halit Aslan, Lütfi Bayraktar, İsmail Çınar ve Emir Bayraktar tarafından kuruldu. Uzun süre bu isimle faaliyet gösterdi. Merkez Sarıyer, Büyükdere ve Çayırbaşı'nda kooperatif bulunmadığından yönetim kurulu kararı ile kooperatifin faaliyet alanının genişletilmesi yoluna gidildi ve Tarım Bakanlığına başvuruldu. Bakanlıkça başvuru kabul edildi ve kooperatifin ismi 02.072001'den sonra S.S.Sarıyer Merkez Su Ürünleri Kooperatifi olarak değiştirildi. Kooperatif merkezi Yenimahalle'dedir. (2019 itibariyle) Başkanlığını Bilal Çınar yapmaktadır. )

- S.S.SORUMLU RUMELİFENERİ SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİFİ

( Rumelifenerli balıkçıların kurduğu bir kooperatif olup faaliyetini devam ettirmektedir. )

- s.a.[Lat. < SECUNDUM ARTEM] değil/yerine/= SANATIN GEREKTİRDİĞİ BİÇİMDE, SANATINIZA GÖRE

- SAADET ile/ve/||/<>/< BEREKET

- SAADET ile SAADETLİ/LİK ile SAADETSİZ/LİK ile SAADET ASRI ile SAADET ZİNCİRİ

- SAADET >< ŞEKÂVET

- SAADET ve/<> SELÂMET

- SAADET ile/ve/> SİYÂDET

- SAÂDET[Ar.] ile SÜREKLİ MUTLULUK

( SÜREKLİ MUTLULUK )

- SAADET-İ UZMÂ ile MERTEBE-İ ULYÂ

( Meşai gelenekte. İLE İrfânî gelenekte. )

- ŞAAŞA/LI ile ŞAH ŞAHA/LI

- SAAT ile/||/<> MEKANİK

( Altı silindirli mekanik saat )
( Takiyüddin tarafından 1559 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1526-1585) (Ülke: Osmanlı/Şam) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: İstanbul Rasathanesi, astronomi aletleri, optik) )

- SAAT ile SAAT DAİRESİ ile KUM SAATİ ile SAAT İBRESİ ile SAATLİK ile SAAT

- SAAT ile SAAT ÜRETECİ ile SAAT KESİNTİSİ ile SAAT BENZERİ ile SAAT YÖNÜNDE

- SAATİ SAATİNE (TAKİP ETMEK)

- COUNTER-CLOCKWISE[İng.] ile/değil/yerine/= SAATİN TERS YÖNÜ

- SAAT/LİK ile SAATLİ ile SAATÇİ/LİK ile SAAT BAŞI ile SAAT CAMI ile SAAT CEBİ ile SAATLERCE ile SAAT AYARI ile SAAT AÇISI ile SAAT FARKI ile SAAT DİLİMİ ile SAAT KULESİ ile SAAT ÇİÇEĞİ ile SAAT DAİRESİ ile SAATLİ BOMBA ile SAATİ SAATİNE

- SAAT'TE:
GEÇİYOR, GEÇTİ
ile VAR, KALDI

( Saat başından, 30 olana kadarki geçen tüm zaman, 5/10/15(ya da çeyrek)/20/25 "geçiyor, geçti" olarak tanımlanır. İLE
30'dan sonraki, saat sonuna/öteki saat başına kadarki zaman, 25/20/15(ya da çeyrek)/10/5 "var, kaldı" olarak tanımlanır. 30'dan sonrakiler için kesinlikle 35/40/45/50/55 geçiyor gibi bir tanım kullanılmaz, olmaz !
Ayıptır, küçük düşürür. Dikkatsiz, amatör, bilgisiz ve bilinçsiz imajı oluşturur etrafta. )

- SAAT'TE:
GEÇİYOR, GEÇTİ
ile VAR, KALDI

( Saat başından, 30 olana kadarki geçen tüm zaman, 5/10/15(ya da çeyrek)/20/25 "geçiyor, geçti" olarak tanımlanır. İLE
30'dan sonraki, saat sonuna/öteki saat başına kadarki zaman, 25/20/15(ya da çeyrek)/10/5 "var, kaldı" olarak tanımlanır. 30'dan sonrakiler için kesinlikle 35/40/45/50/55 geçiyor gibi bir tanım kullanılmaz, olmaz!
Ayıptır, küçük düşürür. Dikkatsiz, amatör, bilgisiz ve bilinçsiz imajı oluşturur etrafta. )

- SABAH(/KALKINCA) HAZIRLA(N)MAK ile/yerine AKŞAMDAN(/ÖNCEDEN) HAZIRLA(N)MAK

( Eğer hazırlanmakta başarısız olursanız, başarısız olmaya hazırsınız demektir. )

- SABAH YELİ/RÜZGÂRI değil SABÂ YELİ/RÜZGÂRI

- SABAHIN KÖRÜ ile SABAHIN KÖRÜNDE


- SABAHLAMAK ile SABAHLATMAK ile SABAHLAYABİLMEK ile SABA ile SABAH/LIK ile SABAN ile SABAHÇI/LIK ile SABAH YELİ ile SABAH AKŞAM ile SABAH EZANI ile SABAH KEYFİ ile SABAH SABAH ile SABAH VAKTİ ile SABA YELİ/RÜZGÂRI ile SABAH KOŞUSU ile SABAH NAMAZI ile SABAN BALIĞI ile SABAN DEMİRİ ile SABAN KEMİĞİ ile SABAN KULAĞI ile SABAHÇI KAHVESİ ile SABAH KAHVALTISI

- SABAH/SABAHLEYİN/SABAH VAKTİ/HOROZ VAKTİ değil/yerine/= ERTEN/ERTENLEYİN/ERTEN ÇERLİĞİ/ÖTEÇ ÇERLİĞİ

- SABAHTAN/DEMİNDEN ...):
"... BELLİ"
değil ... BERİ

- ŞABAN, İZZETTİN (SARIYER, 1895 - 1975)

( Sariyer'de doğdu. İlk tahsilini Sarıyer İptidai Mektebinde ve takiben de Mekte - i Tefeyyüz'de yaptı. 1907'de Kumkapı Fransız Mektebinde okudu, lise tahlisini Robert Kolejde tamamladı. 1919'da Darülfünun - u Osman - î'de Tıp eğitimine başlayıp, 1924'te Mekteb - i Tıbbiye'den doktor olarak mezun oldu. 1927 - 1929 yılları arasında Paris'te Akliye ve Asabiye ihtisası sırasında Salpetriere'de Nöroloji, Villejuif Bimarhanesin'de Furus'un yanında Akliye asistanlığı yaptı. Deliliğin Psikolojisi, Psikoanaliz, İlmi Beşer isimli üç Türkçe eseri ayrıca Türk İnkilaplarını tahlil eden Bersam - ı Sa'adet isimli eserini yazdı. "İslam Tıp Tarihi" çevirisini yaptı. Yeni Adam Mecmuasında pek çok makalesi yayınlandı. Tanrı Dağı Mecmuasında yayın heyetinde yer aldı. Toptaşı Tımarhanesi'nde ve sonra da Bakırköy Sinir Hastanesinde altı yıl çalıştıktan sonra Gazi Terbiye Enstitüsünde Muallim, Erzurum ve Zonguldak Numune Hastanelerinde mütehassıs doktor olarak görev yaptı. Milli Eğitim Sağlık Müfettişi son on yıllarda da İstanbul Müzeler ve Kütüphaneler Tabipliği görevinde bulundu ve 1963 yılında kendi isteği ile emekli oldu. Türkiye'de psikanalizin tanıtılmasında öncülük yapmıştı. 1932 yılında Freud'un yayınladığı Imago Dergisinde Merkez Efendi'nin bir rüyasını psikanalitik olarak yorumlayan uzun incelemesi önemli bir yayınlarından biridir. )

- SABATİER İLE LANGMUİR-HİNSHELWOOD İLE ELEY-RİDEAL ile/||/<> KATALİZ MEKANİZMALARI

( Heterojen kataliz reaksiyon yolları. )
( Formül: r = kθAθB (L-H) )

- SÂBÎHA[Ar. < SİBÂHAT] ile SÂBİHÂT[Ar. < SÂBÎHA]

( Gemi. İLE Gemiler. | Yıldızlar. | İmanlıların ruhları. )

- SÂBIKAN[Ar.] ile SÂBIKÎN[Ar. < SÂBIK]

( Daha önce, bundan önce. İLE Geçmişler, önce gelmiş olanlar. )

- SABİM/HEALTH INFORMATION COMMUNICATION CENTER[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLGİ İLETİŞİM MERKEZİ

- SABIR:
"BEKLEME BECERİSİ"
değil BEKLERKEN, DOĞRU DAVRANIŞ SERGİLEME

- SABIR DİLEMEK ile/ve/<>/değil/yerine ÂFİYET DİLEMEK


- SABIR ile/ve ANLAYIŞ

- SABIR ile/ve AZMAMAK

- DAYANÇ/SABIR ile İSYAN ETMEMEK

- SABIR ile/ve KANAAT ile/ve MÜRÜVVET

( Tamamıyla nefs mertebesinden geçmeyen, mürüvvet sahibi olamaz. )

- SABIR ile KAYITSIZLIK/İLGİSİZLİK

- SABIR ile/ve KENDİNİ TUTMAK

- SABIR ile SABR-I ANİLLAH

- SABIR ile/ve/<>/> SELÂMET

- SABIR ile/ve SIĞINMA

- SABIRLI KİŞİLER:
GEMİLERİ YAKAN
ile/ve/değil/||/<>/> LİMANLARI YAKAN


- SABİT/CONSTANT değil/yerine/= DURGAN/DURAĞAN

- SABİTFİKİR ile/ve/> TAKINTI ile/ve/> TAASSUB/NEVROZ

( Bir "düşüncenin", yerinden oynatılamazlığı. İLE/VE/> Sabitfikre, duygunun da katılması (ile). İLE/VE/> Sinirlilik/asabileşme ve çeşitli türlerde tepkisellikler. )

- SABİT FONKSİYON[İng. CONSTANT FUNCTION] ile/||/<> SABİTLEYİCİ SEÇİLİM[İng. BALANCING SELECTION]

( Tanım kümesindeki tüm elemanları, değer kümesindeki tek bir elemanla ilişkilendiren işlev çeşidi. Örneğin f(x) = 1 biçiminde bir işlev tanımlanacak olursa x yerine yazılan sayı ne olursa olsun çıktı olarak sadece 1 elde edilecektir. @@ Sabitleyici seçilim, doğal seçilim nedeniyle popülasyonda iki alelin birden korunmasıdır. Bir alelin diğerine göre seçilim değerinin daha yüksek olması beklenir, dolayısoyla da diğer alelden daha üstün gelecektir. Fakat sabitleyici seçilimin geçerli olduğu yerlerde bir alelin seçilim değeri, alelin frekansına bağlıdır. Eğer bir alel daha yaygın olmaya başlarsa, doğal seçilim diğer alele sahip bireyleri seçmeye başlayacaktır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- STATIC VOLTAGE CHARACTERISTIC[İng.] ile/değil/yerine/= SABİT GERİLİM KARAKTERİSTİĞİ

- ISOVOLUMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SABİT HACİMLİ

- CONSTANT BOILING HCL[İng.] ile/değil/yerine/= SABİT KAYNAYAN HCL

- SABİT YÖRÜNGE(GEO) ile/ve/||/<> DÜŞÜK DÜNYA YÖRÜNGESİ(LEO) ile/ve/||/<> ORTA DÜNYA YÖRÜNGESİ(MEO) ile/ve/||/<> KUTUPSAL YÖRÜNGE VE GÜNEŞ EŞZAMANLI YÖRÜNGE(SSO) ile/ve/||/<> AKTARIM YÖRÜNGELERİ VE SABİT KONUMSAL AKTARIM YÖRÜNGESİ(GTO) ile/ve/||/<> LAGRANGE NOKTALARI(L)

- SABİT ile/ve/<>/değil/yerine BELİRLİ

- SABİT ile/ve/değil HAREKET NOKTASI

- SABİT ile/ve/||/<>/> KOZMİK SABİT[1917 < ARKÜTAS (M.Ö. 320)]


- SABİT ile SÜREKLİ

- SABİT[Ar.] değil/yerine/= TANITLI

- SABİTLEMEK ile SABİTLEŞMEK ile SABİTLEŞTİRMEK ile SABİTLEŞEBİLMEK ile SABİTLEŞTİRİLMEK ile SABİ ile SABİT/LİK ile SABİT KUR ile SABİT FİKİR ile SABİT KALEM ile SABİT FİKİRLİ/LİK ile SABİT POLİNOM

- SABİTLENME[İng. FIXATION] ile/||/<> NÖTRAL EVRİM KURAMI[İng. NEUTRAL THEORY OF MOLECULAR EVOLUTION] ile/||/<> WRİGHT-FİSHER MODELİ[İng. WRIGHT-FISHER MODEL]

( Bir popülasyonda, tek bir alel haricindeki bütün alellerin, tüm bireylerden silinmesi, dolayısıyla o alelin popülasyonda %100 (1) oranına ulaşmasıdır. Bu durumda alel "sabitlendi" denir. @@ Uyum başarısı üzerinde etkisi olmayan mutasyonlar (nötr mutasyonlar) sonucu oluşan alellerin, popülasyon içinde sabitlenmesini ve bunun sonucunda meydana gelen yavaş değişimleri inceleyen kuramdır. Aynı zamanda, mutasyonların çoğunun nötr olduğunu ispatlayan, sadece ufak bir kısmının zararlı ya da faydalı olabileceğini gösteren kuramdır. @@ Wright-Fisher modeli genetik sürüklenmenin açıklanmasında sıkça kullanılan matematiksel bir modeldir. Popülasyonların sınırlı ve sabit bir büyüklükte olduğunu ve çiftleşmenin rastgele oluştuğunu varsayar. Bu modelin sonuçlarından biri, eğer popülasyonda yeni bir alel oluşursa bu alelin sabitlenme olasılığının bu yeni alelin frekansına eşit olduğudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SABİT/LİK ile/ve/||/<>/> SAĞLAM/LIK / BERK/LİK

- Sabır törpüsü olmamak için SUS!!!

- SABOTAJ[Fr. < SABOTAGE] değil/yerine/= BALTALAMA

- [ne yazık ki]
!SABOTAJ[Fr.]
ile !KOMPLO[Fr. COMPLOT]["KOMPLE" değil!] ile !KUMPAS/KOMPAS[Fr. COMPAS] ile !MANİPLE[Fr.]

( Baltalama. [Fransa'daki işçilerin, haklarını almak/savunmak üzere tepki olarak ayaklarındaki saboları[tahta ayakkabı], makinelerin içine atmasıyla] İLE Birine, bir kuruluşa karşı, toplu olarak alınan, gizli karar. | Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir tasar. İLE Dizicilerin, harfleri, satır durumuna getirirken, içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva. | Gizli bir iş, düzen hazırlamak. İLE Telgraf imlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte ya da yeniden vermekte kullanılan aygıt. | Roma ordusunda, 60 ya da 120 erden ibaret bölük. | Bazı papazların ayinlerde sol kolun bileğine yakın taktığı süslü şerit. )

- SABOTAJ ile SABOTAJCI/LIK

- SABR[Ar.] ile İHTİMÂL[Ar.]


- SABRI OLMAYAN ile/ve/değil/yerine/>/<>/>< RÂZI OLAN

( İntizar eden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>/<>/>< Zevk eden. )

- SABRI SINAMAK ile/ve/ne yazık ki/||/<> SABRI ZORLAMAK

- SABUN ile/ve ŞAMPUAN

( )

- SABUNCU İSKELESİ

( Sarıyer balıkçı barınağının (Taşiskelesi) batı kısmında küçük bir iskele idi. Küçük balıkçı kayıkları ile mangal kömürü taşıyan küçük tekneler bu iskeleye yanaşıyordu. Rıhtım tanzim ve çevre düzenlemesi sırasında 1999'da bu iskele de ortadan kaldırıldı. )

- SABUNLAMAK ile SABUNLANMAK ile SABUNLAŞMAK ile SABUNLAŞTIRMAK ile SABUN/LUK ile SABUNCU/LUK ile SABUNLU ile SABUNSUZ ile SABUN OTU ile SABUN TAŞI ile SABUN TOZU ile SABUN AĞACI ile SABUN BALIĞI

- STÉATITE[Fr.] ile/değil/yerine/= SABUNTAŞI

- SAÇ/SAKAL/KIYAFET DÜZELTMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HUY DÜZELTMEK

- SAÇ ile/<> LEPİSKA[Leipzig kentinin adından]

( ... İLE/<> Uzun, sarı ve yumuşak saç. )

- SAÇ ile SAÇ DÖKÜLMESİ ile SAÇ AYIRICI ile SAÇ TELİ ile SAÇ KESİMİ ile TÜYSÜZ ile SAÇ KURDU

- FRINGE DISTANCE[İng.] / INTERVALLE DE FRANGE[Fr.] / FRANSENABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SAÇAK ARALIĞI


- FRINGE WIDTH[İng.] / LARGEUR DE FRANGE[Fr.] / FRANSENBREITE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAÇAK GENİŞLİĞİ

- SAÇAK ile SAÇAKLI

- FRANSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SAÇAKLAR

- SAÇAKLI ile SAÇAKLI

- SAÇALAMAK ile SAÇABİLMEK ile SAÇALANMAK ile SAÇAKLANMAK ile SAÇAK ile SAÇAKLI ile SAÇAK KÖK ile SAÇAK BULUT

- SACHER-MASOCH ile/ve/||/<>/> RICHARD FREIER von KRAFT-EBING ile/ve/||/<>/> SIGMUND FREUD ile/ve/||/<>/> THEODOR REIK ile/ve/||/<>/> JACQUES LACAN ile/ve/||/<>/> GILLES DELUZE

( [Mazoşizm Üzerine Kitaplar/ı...]
1870'te. İLE/VE/||/<>/> 1886[Eşeyselliğin Psikopatolojisi] İLE/VE/||/<>/> 1905[Eşeysellik Kuramı Üzerine Üç Deneme], 1920[Haz İlkesinin Ötesinde], 1924[Mazoşizmin Ekonomik Sorunu] İLE/VE/||/<>/> 1957[konuşması], 1973[Aşk ve Şehvet Üzerine] İLE/VE/||/<>/> 1964[XI. Seminer] İLE/VE/||/<>/> 1967[Sacher-Masoch'un Sunumu] )

- SAÇILIM ile/değil/yerine/>< AÇILIM

- SCATTERING ANGLE[İng.] / ANGLE DE LA DIFFUSION[Fr.] / STREUUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SAÇILMA AÇISI

- SCATTERING AMPLITUDE[İng.] / STREUUNGSAMPLITUDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAÇILMA GENLİĞİ

- SCATTERING COEFFICIENT[İng.] / STREUUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SAÇILMA KATSAYISI


- SCATTERING MATRIX[İng.] / MATRICE DE DIFFUSION[Fr.] / STREUUNGSMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= SAÇILMA MATRİSİ

- SCATTERING CROSS SECTION[İng.] / COUPE EFFICACE DE DIFFUSION[Fr.] / STREUQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= SAÇILMA TESİR KESİTİ

- SAÇILMA ile/||/<> ÇOKLU SAÇILMA

( Elektromanyetik ışınlar ya da yüklü tanecik demetlerinin katı, sıvı ve gaz atom ya da molekülleriyle etkileşerek geliş doğrultusundan sapması. | Bir taneciğin bir başka tanecik ya da tanecik düzeniyle çarpışması sonucu yön ve enerjisinin değiştiği süreç. İLE/||/<> Çok sayıda çarpışmaya uğrayan bir taneciğin toplam momentumunun, tek tek çarpışmalar sırasında kazandığı momentumlann toplamına eşit olduğu saçılma. )

- TENÂSÜR[Osm.] / SCATTERING[İng.] / STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAÇILMA

- SAÇLARIN BÜYÜME DÖNGÜSÜ AŞAMALARI:
ANAGEN
ile/ve/<>/> CATAGEN ile/ve/<>/> TELOGEN

- SAÇLI ile SAÇLI MEŞE ile SAÇLI SAKALLI

- SAÇMA = ABES = ABSURD[İng., Alm.] = ABSURDE[Fr.] = ABSURDO/DA[İsp.]

- SAÇMALAMAK ile/ve DENSİZLİK[< TENG/LİG]

- SAÇMA/LIK:
KİŞİNİN ÇIĞLIĞI
ile/ve/ne yazık ki/||/<> DÜNYANIN SESSİZLİĞİ/SUSKUNLUĞU

- SAÇMALIK" ile/ve/değil/yerine/<> ÇELİŞKİ


- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
BİÇİMSİZ
ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI

( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

- SAÇMA(LIK)LAR / SAFSATALAR ile/değil/yerine FaRkLaR

( Sözcükler: "SEN ..." / "SEN DE ..." ile başlatılan/saldırılan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: Tartışmada, öteki kişinin söz ve hareketlerini, kendi görüşünü savunmada kanıt olarak kullanma. | "Bir savın doğruluğunun, savı geliştiren kişinin, kişiliği ile ilgisi olduğu" "savı". | Bir kişinin önerileri yerine, önerinin reddedilmesini sağlamak üzere, kişiye sövülerek yapılan saldırı.
Örnek: - "Senin müdür hakkında söylediklerini duydum. Nankör adam! Sen müdürün o kadar ekmeğini yedin!"
- "...yı şu yaptıysa doğrudur/yanlıştır."
- "...yı savunuyorsa ahlâksızın tekiymiş."
Lat./İng.: ARGUMENTUM AD HOMINEM

* Tanım/açıklama: Tepkisel indirgemecilik.
Örnek:
- ... sorununun bu hâle gelmesinin toplumsal, ekonomik, politik bir sürü nedeni var.
- "Terör örgütünü mü savunuyorsun bana?!..."
İng.: STRAW MAN

Sözcük: "ONA BAKARSAN ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Ortak özellik gösteren iki önermenin birbiriyle aynı olması ya da birbirine çok benzemesi gerektiği" "savı". ZAYIF BENZETME
Örnek: "Osmanlı İmparatorluğu da tıpkı Roma İmparatorluğu gibi parçalanmıştır."
İng.: WEAK ANALOGY

Sözcük: "HERKES ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Çoğunluğun benimsediğinin doğru olduğu" "savı".
Örnek: " 'Herkes' ona oy verdiğine göre yaptıkları da doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD POPULUM

Sözcük: "DEMEK Kİ ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Zaman içinde, önce gerçekleşen bir olgunun, onu izleyen başka bir olgunun nedeni olması gerektiği" "savı".
Örnek: "Güneş tutulmasından sonra deprem oldu. Demek ki depremin nedeni güneş tutulmasıdır."
Lat.: POST HOC ERGO PROPTER HOC

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "SONUÇTA ..." / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Tersi kanıtlanamayanın doğru olduğu" "savı".
Örnek: "UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir kanıt yoktur. Demek ki ediyorlar."
Lat.: ARGUMENTUM AD IGNORANTIAM

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "ZATEN ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Bağlantı, ilişki ya da ortak özelliklerin, mutlaka neden-sonuç ilişkisi içinde olduğu" "savı".
Örnek: "Genç kızlar, çok çikolata yiyor. Genç kızlarda sivilce çok görülüyor. Demek ki, sivilcenin nedeni çikolatadır."
Lat.: CUM HOC ERGO PROPTER HOC

* Tanım/açıklama: "Geleneksel olanın doğru olduğu" "savı".
Örnek 1: "...'yı öldürmemiz gerekiyor. Çünkü töre böyle."
Örnek 2: "Bunca yıldır böyle yapılıyor. Demek ki doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD TRADITIO / ANTIQUITATEM

* Tanım/açıklama: "Bir tartışmanın taraflarından birinin sessiz kalmasının, sessiz kalan tarafın tartışılan konuda bilgisi olmadığını, haksız olduğunu ya da yanıldığını kabullenmesi anlamına geldiği" "savı".
Örnek: "Sükût, ikrardan gelir! Türk atasözü."
Örnek:
- Sanık, sorguda susma hakkını kullanmıştır!
- "Suçsuzsa neden sussun ki?! Kalkıp açık açık, 'Ben suçsuzum!' derdi suçlu olmasaydı!"
Lat.: ARGUMENTUM EX SILENTIO

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "BELKİ DE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Sorunun ardında yatan varsayımların doğru olduğu" "savı". YÜKLÜ SORU
Örnek:
- Uyuşturucu kullanmaktan ne zaman vazgeçtin?
- Vazgeçmedim!
- Demek ki hâlâ kullanıyorsun?!...
- Hayır, hiç kullanmadım!
- "Ama vazgeçmediğini itiraf ettin!"
İng.: LOADED QUESTION

Sözcükler: "TEMELDE ..." / "HİÇ" / "HEP" ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: Döngüsel nedensellik. Kendi kendini "kanıtlayan" önerme.
Örnek: "O, tembeldir. Çünkü çalışmayı hiç sevmez."
Örnek: "Yalancı değilim. O nedenle, tüm söylediklerim doğrudur."
Örnek: "Sudan hafif maddeler yüzerler. Çünkü batmazlar."
Lat.: PETITIO PRINCIPII
İng.: BEGGING THE QUESTION

Sözcükler: "NASILSA ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Ünlülerin/güçlülerin/zenginlerin söylediklerinin doğru ya da yoksulların söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek 1: "... bunu söylüyorsa doğrudur."
Örnek 2: "O beş parasızın teki! Söylediklerine kim inanır!?..."
Lat.: ARGUMENTUM AD CRUMENAM

* Tanım/açıklama: "Yoksulların söylediklerinin doğru ya da zenginlerin söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek: "Adamın beş parası yok ki çapkınlık yapabilsin!"
Örnek: "Adamın milyonları var. Güya eşini hiç aldatmamış!"
Lat.: ARGUMENTUM AD LAZARUM

* Tanım/açıklama: "Acınacak durumda olmanın ya da çaresizliğin, söylenilen ya da yapılanların yanlışlığına ağır bastığı" "savı".
Örnek: "Adam ayakta duramayacak denli yaşlı ve hasta. Bence geçmişte yaptıklarından sorumlu tutulmasına artık gerek kalmamalı."
Lat.: ARGUMENTUM AD MISERICORIDIAM

Sözcükler: "İLLE DE" / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Yalnızca iki seçeneğin var olduğu savı." YANLIŞ İKİLEM.
Örnek: "Ya çözümün bir parçasısındır ya da sorunun!"
İng.: BIFURCATION

Sözcükler: "ELİMDE DEĞİL ..." / "NE BİLEYİM ..." sözlerinin eklendiği "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Güç"/"zayıflık" kullanımı.
Örnek: "Ders kitaplarında yazılanlar doğrudur. Eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır."
Lat.: ARGUMENTUM AD BACULUM


Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR

- SAÇMALIKLAR/DA:
KİŞİNİN ÇIĞLIĞI
ile/ve/||/<> DÜNYANIN SESSİZLİĞİ

- SADAK ile SADAKA ile SADAKLI ile SADAKA TAŞI

- SADAKA DAĞITMAK ile/ve/||/değil/yerine/< HAKSIZLIKLARI ORTADAN KALDIRMAK

- SADÂKAT VE BAĞLILIK ve/||/<> FARKINDALIK VE ADÂLET ve/||/<> EDEB VE HAYÂ ve/||/<> FETA VE GÖNÜL

( HZ. EBÛ-BEKİR SIDDÎK ve/||/<> HZ. ÖMER el-FÂRUK/HATTÂB ve/||/<> HZ. OSMAN ZİNNUREYN ve/||/<> HZ. İMÂM-I ALİ )
( Çocukluk. VE/||/<> Gençlik. VE/||/<> Yetişkinlik. VE/||/<> Olgunluk. )

- SADÂKAT ile/ve/<> BAĞLILIK

- SADÂKAT ile/değil/yerine/>< DEĞİM/LİYÂKAT

( [İşinin ehli ...] Olmayanın "dayandığı". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Olanın güvendiği. )

- SADAKAT[Ar. < SADAKA]["ka" uzun okunur] ile SADÂKAT[Ar. < SIDK]

( Sadakalar. | Müslümanların ellerinde bulunan ve fakirlere/düşkünlere verilen üç maldan biri. İLE Dostluk, içten bağlılık, vefâlılık. Doğruluk, yürek doğruluğu. )

- SADAKAT ile SADAKATLİ/LİK ile SADAKATSİZ/LİK

- SADÂKAT ile/değil/yerine SAF BAKIŞ

- SADÂKAT ile/ve SÜREKLİLİK

- SADÂKAT ile/ve/<> VEFÂ

( ... İLE/VE/<> Sadakatin zirvesi. )

- SADÂKAT ile YALANSIZLIK

- SADÂRET[Ar. < SADR] ile ...

( Başta bulunma, öne geçme. | Sadrâzamlık, sadrâzamın işi ve makamı. | Rumeli ve Anadolu Kazaskerliği. )

- SADÂRET ile/||/<> SADRAZAM

( Başbakanlık. İLE/VE/||/<> Başbakan. )

- SADBERG HANIM MÜZESİ

( Büyükdere, Piyasa Caddesi üzerindeki tarihi Azaryan Yalısı 1954'te Vehbi Koç tarafından satın alınarak karısı Sadberg Hanım'ın adına müze olarak açıldı. Bina eskisine sadık kalınarak yenilendi. Yandaki küçük yalı da alınarak müzeye dahil edildi. Müze iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm (Büyük bina, Azaryan yalısı); ikinci bölüm küçük bina. Büyük binada sanat tarihi; ikinci binada ise arkeolojik eserler sergilenmektedir. )

- SADBERK ile ...

( YÜZ(100) GÜL )

- SADDLE-NODE İLE HOPF İLE PİTCHFORK İLE TRANSCRİTİCAL ile/||/<> BİFURKASYON TÜRLERİ

( Parametre değişiminde davranış değişimi. )
( Formül: ẋ = μ ± x² (saddle-node) )

- SADECE KENDİ DENEYİMİNİ "YEĞLEMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÖTEKİNE (DE) İNANMAK

( Bazıları, gökyüzünde 300 trilyon yıldız olduğunu söylerseniz inanır/kabul eder ama "Şu masa, boyalı!" derseniz gidip önce bir eller.

Sen söylersin, dinlemez; doktor söyler, anında yapar.

"Köleleştirirsin", aldırmaz; "köle" dersin, "kaldırmaz". )

- Sadece) kişi/kul hakkı için SUSMA!

- SADECE ŞAKAYDI ile/ve/||/<> BİLMİYORUM ile/ve/||/<> UMRUMDA DEĞİL ile/ve/||/<> TAMAM

( [Ardında, en azından, küçük bir ... ]
Gerçeklik yatar. İLE/VE/||/<> Bilgi yatar. İLE/VE/||/<> Düşünce ve/ya da duygu yatar. İLE/VE/||/<> Acı yatar. )

- SADECE ile TIPKI ile ADİL ile ŞU ANDA ile ADALET ile BARIŞIN ADALETİ ile YARGIÇ ile SAVUNMAK ile ADİL OLARAK

- SADEFE[Ar.]/SCALE[İng.]/ÉCAILLE[Fr.] ile PUL

( Balık pulu. )

- SADELEŞTİRME ile ÇEVİRİ

- SADELİK ve/||/<> DAYANÇ(SABIR) ve/||/<> ŞEFKÂT ve/||/<> MERHAMET

- SADEMÂT[< SADME] ile ...

( ÇARPMALAR, TOKUŞMALAR, ÇATMALAR | ANSIZIN BAŞA GELEN BELÂLAR | PATLAMALAR )

- SADGURU ile ...

( Gerçek spiritüel kılavuz. )

- SADHANA ile ...

( Başarı sağlayan uygulama. )

- SÂDÎ ile/ve CERRÂHÎ

- SADIK HOCA MAHALLE MEKTEBİ

( Rumelikavağı'ndaki ilk özel okul Sadık Hoca Mahalle Mektebi idi. Bu okulda yıllarca eğitim verildi. Türk ordusunun iki mareşalinden biri olan M. Fevzi Çakmak, Sadık Hoca'nın Mahalle Mektebinde okudu. )

- SADIK/LIK ile SADIKÇA

- SADRİ ALIŞIK HOŞGÖRÜ PARKI

( Ferahevler Mahallesindedir. 2.177,00 m²'lik bir alanı kapsar, 1.633,00 m² yeşil alan, 230,00 m² çocuk oyun alanı ve 148,00 m² de spor alanı bulunmaktadır. )

- SAF HAKİKAT ile/ve/<> EBEDÎ ÖZ

- SAF İLE UYGULAMALI ile/||/<> MATEMATİK İKİLİĞİ

( Kuramk ve pratik matematik. )
( Formül: Teori ↔ Uygulama )

- SAF KÜLTÜR TEKNİĞİ ile/||/<> KARIŞIK KÜLTÜR

( Saf kültür tek tür mikroorganizma içerir İLE karışık kültür birden fazla tür içerir. Koch agar plak yöntemi ile saf kültür elde etti İLE bu sayede bakterileri tek tek inceledi. Saf kültür bakteriyolojinin temel tekniğidir. )
( Robert Koch tarafından 1881 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1843-1910) (Ülke: Almanya) (Alan: Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: Bakteriyel hastalık teorisi, Koch postülatları, bakteriyel kültür teknikleri) )

- SAF OLMAYAN ile KİRLİLİK

- SAF SU ile ÇOK SAF SU/İLETKENLİK SUYU

( ... İLE Öz iletkenliği 18°C'de ve vakumda 4x10¯7; OHM¹ cm¹ olan çok saf su. )

- SAF ile/ve ANLAMLI


- SAFAHAT[< SAFHA]:
EVRELER, SAFHALAR

- SAFAHAT ile SEFAHAT

( Evreler, safhalar. İLE Eğlenceye düşkünlük. | Uçarılık. )

- ŞAFAK ile ŞAFAK PEMBESİ

- SAFE :/yerine GÜVENLİ

- SAFHA[Ar.]/MERHALE[Ar. < RİHLET]/FAZ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= EVRE/AŞAMA

( Bir olayda, birbiri ardınca görülen ve/ya da beliren, gelişen değişik durumların her biri. | Menzil, konak, aşama. | İki menzil, konak arası. | Bir günlük yol. )

- SAFHINI BELİRLEMEK/BİLMEK ile/ve SAF OLMAK/KALMAK

- SAFİYE ve/||/<>/> TASFİYE

- SÂFİYET (AHLÂKI) ile/ve/> İRFANİYET (AHLÂKI) ile/ve/> AŞK (AHLÂKI)

( Saflaşmadıkça, kapı/lar açılmaz. )

- SÂFİYET ile/ve/||/<>/> İRFÂNİYET

( Kendinde/içten. İLE/VE/||/<>/> Ustadan/dışarıdan. )

- SAFİYET ve/||/<> SAMİMİYET


- SAFLAŞMA ile/ve/> İNCELME

- SAFLIK ile HOŞGÖRÜ

- SAF/LIK ile/ve/değil İYİ NİYETLİ/LİK

- SAF/LIK ile KATIŞIKSIZ/LIK, KATIKSIZLIK

- BILE PIGMENT[İng.] / PIGMENT BILIAIRE[Fr.] / GALL FARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= SAFRA BOYARNESNESİ

- BILE SALTS[İng.] / SEL BILIAIRE[Fr.] / GALLEN SALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SAFRA TUZLARI

- SAFRA ile SAFRAN ile SAFRALI ile SAFRASIZ ile SAFRA SUYU ile SAFRA TANKI ile SAFRA KESESİ ile SAFRA YEŞİLİ

- SAFRAN[Ar. < ZAFERÂN] ile ASPUR[Ar. < USFUR]

( Süsengillerden, baharda çiçek açan, 20-30 santimetre boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi. | Bu bitkinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen, bazı yiyecek ve içeceklere tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz. İLE Yalancı safran. )

- SAFRAN[Ar.] ile HİNTSAFRANI/ZERDEÇAL[Fars.]

( Süsengillerden, baharda ççek açan, küçük bir bitki. | Bu bitkinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen, bazı yiyecek ve içeceklerde tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz. İLE Zencefilgillerden, köksaplarından safranı andıran, boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uclu, çiçekleri sarı renkte bir bitki. )

- SAFRAN ile YALANCISAFRAN

( ... İLE Bileşikgillerden, çiçekleri safrana benzeyen bir bitki. )

- SAFSATA ile HURÂFE

- SAFSATA ile SAFSATACI/LIK

- SAFSATA ile/ve/||/<> TATAVA

( Boş, temelsiz, asılsız söz. İLE/VE/||/<> Çok fazla söz. )

- SAFSATA ile TOTOLOJİ

( Belirli bir niyet üzere uyarlanmışlık da vardır. İLE ... )

- SAFSATA ile/ve/||/<> TUTARSIZLIK

- SAĞ AKCİĞER ile/ve SOL AKCİĞER

( 3 bölüm[lob] vardır.[üst-orta-alt] İLE/VE 2 bölüm[lob] vardır.[üst-alt] )

- RIGHT-HAND HELICITY[İng.] / HÉLICITÉ DROITE[Fr.] / RECHTER HELICITY[Alm.] ile/değil/yerine/= SAĞ EL SARMALLIĞI

- RECHTGÄNGIGE SPIRALE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAĞ ELLİ SARMAL

- SAĞ ile/ve/||/<>/> SELÂMET

( Sen. İLE/VE/||/<>/> Ben. )

- SAĞALTIM AMAÇLI ile/ve/değil/||/<>/> GELİŞ(TİR)ME AMAÇLI


- SAĞALTIM:
DAVRANIŞÇI ve/ya da BİLİŞSEL
ile/ve/||/<> DİNAMİK ile/ve/||/<> VAROLUŞÇU

- SAĞALTIM/TEDAVİ[Ar.]:
AYAKTA
ile/ve/||/<>/> YATARAK

- SAĞALTIM/TERAPİ:
TEK KİŞİLİK
ile/ve/||/<> İKİ KİŞİLİK

- SAĞALTIM/TERAPİ ÜCRETİNDE İNDİRİM:
DİNAMİK/ANALİTİK
ile/değil BİLİŞSEL/DAVRANIŞSAL

( Olmaz! İLE (belki/bazen) Olabilir. )
( Bütçesi uygun olmayanlar, indirim istemez fakat ve ne yazık ki özellikle bütçesi/gelir seviyesi uygun/yüksek olanlar, indirim isterler. )

- SAĞANAK ile/ve BORAN

( Birdenbire başlayan, genellikle kısa süren, şiddetli yağmur. İLE/VE Yel, şimşek ve gökgürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava. )

- SAĞANAQ[Azr.] = KASNAK, ÇEMBER[Tr.]

- SAĞDUYU ile/ve/||/<>/< DENEYİM

- SAĞDUYU ve/<> DENGE

- SAĞDUYU ile DUYARLILIK

( AKL-I/HİSS-İ SELÎM ile HASSASİYET )

- SAĞDUYU = HASSE-İ SELİME = GOOD SENSE[İng.] = BON SENS[Fr.] = GESUNDER VERSTAND[Alm.]


- SAĞDUYU ile SAĞDUYULU/LUK

- SAĞDUYU ile/ve/||/<> SAĞGÖRÜ

( Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği. | Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü. İLE/VE/||/<> Gerçekleri, yanılmadan görebilme yeteneği. )

- SAĞGÖRÜ ile SAĞGÖRÜLÜ/LÜK ile SAĞGÖRÜSÜZ/LÜK

- SAĞILMAK ile SAĞIRLAŞMAK ile SAĞI ile SAĞIM/LIK ile SAĞIN ile SAĞIR/LIK ile SAĞIMLI ile SAĞIR KEF ile SAĞIR NUN ile SAĞIR KAPI ile SAĞIR RENK ile SAĞIR DUVAR ile SAĞIR YILAN ile SAĞIR DİLSİZ ile SAĞIR PUSULA ile SAĞIR PENCERE ile SAĞIM MAKİNESİ ile SAĞIN BİLİMLER ile SAĞIR MİKROFON

- SAĞIR/İŞİTMEZ ile/ve/ya da DİLSİZ ile/ve/ya da SAĞIR VE DİLSİZ

( Kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz. )
( EBSEM[Ar.]: Dilsiz, susmuş. )
( SAMEM[Ar.]: Sağırlık. )
( Telefonu ilk bulan Alexander Graham Bell, eşi ve annesiyle -ikisinin de sağır olmasından dolayı- hiçbir zaman telefonda konuşamadı. )

- SÜSLEME!:
"SAĞIRA"
ve/||/<> "KÖRE"

( Sözünü. VE/||/<> Yüzünü. )
( Yorma dilini. VE/||/<> Süsleme sözlerini.
[Köre yormam dilimi, sağıra süslemem sözlerimi.] )

- SAGİTAL EKSEN/SAGITTAL AXIS[İng.] değil/yerine/= ÖN-ARKA EKSEN

- SAĞLAMA ile/ve EMİNLİK

- SAĞLAMA ile/ve ONAY

- SAĞLAMA ile SAĞLAMA

( Bir işin olması için gerekli durumu, koşulları hazırlamak. | Elde etmek, sahip olmak. | [mat.] Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. İLE Yolun sağ yanına geçmek. )

- SAĞLAMA ile/ve/||/<> UYGULAMA

- SAĞLAMLIK AÇMAZI ile/ve/||/<> GEÇERLİLİK AÇMAZI ile/ve/||/<> YALANCI AÇMAZI ile/ve/||/<> CURRY AÇMAZI

- SAĞLAM/LIK ile/ve/<> ESTETİK

- SAĞLAM/LIK ile/ve GEÇERLİ/LİK

- SAĞLIK BAKANLIĞI TARABYA AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ

( Tarabya Caddesi bayırı üzerindedir. )

- SAĞLIK ENFORMASYON SİSTEMLERİ/HEALTHCARE INFORMATION SYSTEMS[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLİŞİM DÜZENİ (BİLİM DALI)

- HEALTH PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE SANITAIRE[Fr.] / GESUNDHEITSPYSIK, STRAHLENSCHUTZPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SAĞLIK FİZİĞİ

- SAĞLIK İDARESİ ile SAĞLIK BAKANI ile SAĞLIK ile SAĞLIK DURUMU ile SAĞLIKLI ile SAĞLIKLI

- SAĞLIK ve/||/<>/< SÜREKLİLİK

- SAĞLIKLI YAŞAM YÜRÜYÜŞ PARKURU

( Kireçburnu - Tarabya ve Kireçburnu –Kefeliköy arasındaki sahil boyu sağlıklı yaşam ve yürüyüş parkuru Boğaziçi'nin en iyi parkurlarından biridir. Bu parkur Yeniköy'den Sarıyer Orduevine kadar gitmektedir. )

- SAĞLIKLI" ile/ve/değil/||/<> YETERLİ

- SAĞ-SALİM (GİTMEK, ULAŞMAK, DÖNMEK)

- SAĞTÖRE ile SAĞTÖRESEL

- SAGU = AĞIT = MERSİYE

( İslâm'dan önce. = Halk yazınında. = Divan yazınında. )

- ŞAHAB/ŞİHÂB[Ar.]/METEOR(İT) değil/yerine/= GÖKTAŞI

( Havayuvarı içinde oluşan sıcaklık değişmeleri, yel, yıldırım, yağmur, dolu gibi olaylara verilen ad. | Akanyıldız. )

- SAHABE ile SAHABET ile SAHABETÇİ

- SAHAFLAR ÇARŞISI < FESÇİLER ÇARŞISI

- SAHAN[Ar.] değil/yerine/= TENCERE

- SAHANLIK değil/yerine/= DÜZLÜK/DÜZALAN

- SAHÂVET[Ar.] değil/yerine/= EL AÇIKLIĞI

( CÖMERTLİK, EL AÇIKLIĞI )

- SAHİBİ OLMAK ile/değil/yerine PARÇASI OLMAK

- ŞÂHİD[Ar.] ile MÜŞÂHİD[Ar.]

- ŞÂHİD[Ar. < ŞEHÂDET | çoğ. ŞEVÂHİD] ile ŞÂHİD[Fars.]

( Tanık. | Senet yerine geçecek biçimde büyük bir yapıttan ya da kişiden alınan örnek. İLE Sevgili. | Güzel. )

- ŞÂHİKA[Ar.] ile FERİŞTAH[Fars. FİRİŞTE]

( Doruk, zirve. | En üst derece. İLE En iyi, en üstün. )

- SAHİL ile PLAJLAR

- SAHİL ile SAHİL BOYU ile SAHİL SEYRİ ile SAHİL KORUMA ile SAHİL ŞERİDİ ile SAHİL KORDONU ile SAHİL ÇİZGİSİ ile SAHİL DEVRİYESİ

- SAHÎN[Ar. < SUHÛNET] ile SAHÎN[Ar. < SİHAN]

( Sıcak, kızgın, ısınmış. İLE Kalın. | Sık. | Katı, pek. )

- ŞAHİN, ÖZCAN (SARIYER, 1938)

( Serbest meslek sahibidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )

- ŞAHİNLEŞMEK ile ŞAHİN ile ŞAHİNCİ/LİK ile ŞAHİNLER ile ŞAHİN BAKIŞLI

- SAHİP OLMA ile/ve/değil SAHİP OLDUĞUNU SÜREKLİ KILMAK


- SAHİP OLMAK ile EDİNMEK

( Biri olmadan ötekine sahip olamazsınız. )
( Algıladığınız hiçbir şey sizin değildir. )
( Gerçekten sahip olduğunuzu kaybedemezsiniz. )

- SAHİP OLMAK ile/ve/fakat/||/<>/< SAHİP OLDUĞUMUZLA VE/YA DA SAHİP OLMAKLA PERDELENMEMEK

- SAHİPLENME ile/değil/yerine/< AİDİYET

( Kentte. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Köyde, doğada. )