- CONTINUOUS WAVE GAS LASER[İng.] / LASER À GAZ À ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA GAZ LAZERİ
- CONTINUOUS WAVE LASER[İng.] / LASER À ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA LAZERİ
- CONTINUOUS WAVE[İng.] / ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA
- Sürekli DİNLE!!!
- SÜREKLİ EKSİK ile/ve/<>/> "GEREKSİZ"
- SÜREKLİ EMEK ve/||/<>/= İNSANLIK
- SÜREKLİ FONKSİYON ile/||/<> HOMEOMORFİZM
( Sürekli açık küme ters görüntüsü açık, homeo bijektif sürekli. )
( Formül: One-way İLE two-way continuity )
- CONTINUOUS LIGHT SOURCE[İng.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ IŞIK KAYNAĞI
- SÜREKLİ KAZANMAK ile/ve/||/<> HİÇ KAYBETMEMEK
( İkisi de olanaklı değildir! )
- SÜREKLİ KESİR ile/||/<> DECİMAL AÇILIM
( Sürekli kesir [a₀;a₁,a₂,...], decimal 0.abc... formunda. )
( Formül: Kesirli zincir İLE decimal )
- SÜREKLİ NİCELİK ile/ve SÜREKSİZ NİCELİK
( Adet. İLE/VE Miktar. )
( Niceliğin parçaları/bölümleri arasında "birbirine değen ortak bir sınır" varsa. İLE
Niceliğin parçaları/bölümleri arasında "birbirine değen ortak bir sınır" yoksa. )
( Sürekli olan deneyimlenemez, çünkü onun sınırları yoktur. )
( Çizgi. İLE/VE Nokta. )
( İndirgenemezlik ilişkisi vardır. )
( META BASES )
( Parçalararası komşuluk varsa. İLE/VE Parçalararası komşuluk yoksa. )
( Unit. VS./AND Quantity. )
- SÜREKLİ OLAMAYACAK OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine SÜREKLİ OLABİLİR OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK
( Gövdesel. İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinsel. )
- CONTINUOUS OSCILLATION[İng.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ SALINIM
- CONTINUOUS ABSORPTION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'ABSORPTION CONTINUE[Fr.] / KONTINUIERLICHES ABSORPTIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU
- CONTINUOUS SPECTRUM[İng.] / SPECTRE CONTINU[Fr.] / KONTINUIERLICHES SPEKTRUM, STETIGES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ TAYF/SPEKTRUM
- SÜREKLİ "TESPİT" ile/||/<>/> YAKINMA
- SÜREKLİ:
"TOPLARSAK" ile/değil/yerine/>< PAYLAŞIRSAK
( Hiçkimseye yetmez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese yeter. )
- SÜREKLİ ÜNSÜZ ile/||/<> SÜREKLİ ÜNSÜZ
( Derleme tonlu konson yumuşak sessiz yumuşak konson sedalı konson Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyle meydana gelen ve sürekli ses veren ünsüz b c d g g bv tonlu ünsüz )
- SÜREKLİ ÜNSÜZ >< SÜREKSİZ ÜNSÜZ
( (Derleme.. tonlu konson, yumuşak sessiz, yumuşak konson, sedalı konson) Ciğerlerden gelen havanın, ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyle meydana gelen ve sürekli ses veren ünsüz : b, c, d, g (g) bv. @@ bk. tonlu ünsüz )
- SÜREKLİ YELLER ile/ve MEVSİMLİK YELLER(MUSON) ile/ve YEREL YELLER
( Tüm yıl boyunca birbirine ters yönde eserler ve okyanus akıntılarına neden olurlar. İLE/VE
Muson yağmurlarında, yön değiştirdikleri Ocak ve Temmuz aylarında dev dalgalar olur. İLE/VE ... )
- SÜREKLİ YELLERDE[İng. TRADE-WIND]:
ALİZE[Fr.] YELLERİ ile/ve BATI YELLERİ ile/ve KUTUP YELLERİ
( Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr. İLE ... İLE ... )
- SÜREKLİ ile/ve/değil/yerine ARALIKSIZ
- SÜREKLİ ile/ve/değil ARKA ARKAYA
- SÜREKLİ/DAİMA ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK
- SÜREKLİ ile/ve ÇOK
( Daha yukarıda olan daha aşağıda olana sürekli bir gibi görünür; daha aşağıdaki de daha yukarıdakine birçok gibi görünür. )
- DÂİMÎ[Osm.] / CONTINUOUS[İng.] / CONTINU[Fr.] / KONTINUIERLICH, STETIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ
- SÜREKLİ/LİK ile/ve GELENEK/SEL
- SÜREKLİ ile/ve KESİKLİ
( Dalga. İLE/VE Parçacık. )
- SÜREKLİ ile/||/<> KESİKLİ
( Sürekli fonksiyonlar kesintisizken İLE kesikli fonksiyonlar süreksizlik noktalarına sahiptir )
( Augustin-Louis Cauchy tarafından 1821 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1857) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Limit teorisi, analiz) )
- SÜREKLİ = MÜTEMADİ = CONTINUOUS[İng.] = CONTINU[Fr.] = KONTINUIERLICH[Alm.] = CONTINUUM[Lat.]
- SÜREKLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIK SIK
- SÜREKLİ ile SÜREKSİZ
- SÜREKLİ ile/||/<> SÜREKSİZ
( Sürekli kesintisiz İLE süreksiz kesintilidir )
( Formül: lim f(x)=f(a) İLE lim≠f(a) )
- SÜREKLİ ile SÜREKSİZ
( MUNFASIL ile MUTTASIL )
- SÜREKLİ ile/ve/değil/||/<> ÜST ÜSTE
- SÜREKLİ/HABİRE ile DURMADAN
- SÜREKLİ/LİK, DEVAM ile/ve TEKRAR
( Tekrarlama, soluğunuza istikrar kazandırır. )
( Tekrara neden olan arzudur. )
( Arzunun olmadığı yerde tekrarlamalar da olmaz. )
( Repetition will stabilise your breath.
It is desire that causes repetition.
There is no recurrence where desire is not. )
- SÜREKLİLİK:
KÜTLENİN KORUNUMU ve/||/<> MOMENTUMUN KORUNUMU ve/||/<> ENERJİNİN KORUNUMU
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> AKTARIM
- SÜREKLİ/LİK ile/ve/||/<> ARDIŞIK/LIK
- SÜREKLİLİK ile BAĞIMLILIK
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> BELLEK
- SÜREKLİ/LİK ile/ve DÜZENLİ/LİK
( İTTIRAT[Ar.]: Tekdüze olma durumu, düzenlilik. )
- SÜREKLİ/LİK ile/ve İLERİYE DÖNÜK/LÜK
- SÜREKLİLİK ile/ve/değil/||/<> İLERLEME
- SÜREKLİ/LİK ile/ve KALICI/LIK
- SÜREKLİLİK ile/ve KORUNUM
- SÜREKLİ/LİK ile/ve SÜRDÜRÜLEBİLİR/LİK[SÜRDÜREBİLİR/LİK]
- SÜREKLİLİK = TEMADİ = CONTINUITY[İng.] = CONTINUITÉ[Fr.] = KONTINUITÄT[Alm.] = CONTINUITAS[Lat.]
- SÜREKLİLİK ve UYGUNLUK/UYUŞMA/MUTABAKAT
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> YAYGINLIK
- SÜREKLİ/LİK ile ZORUNLU/LUK
- SÜREKLİ/LİK/LER ile/ve SÜREKSİZ/LİK/LER
- SÜREKLİLİKTE:
ARDIŞIKLIK ile/ve/||/<>/> TEMAS ile/ve/||/<>/> İÇ İÇELİK
- SÜREKLİLİKTE:
NESNE/CİSİM ile/ve/||/<>/> DEVİM/HAREKET ile/ve/||/<>/> ZAMAN
( ... İLE/VE/||/<>/> Süreklilik bağlamı/kavramı olmadan da düşünülebilir. İLE/VE/||/<>/> Süreklilik bağlamı/kavramı olmadan düşünülemez. )
- GAYR-İ MUTTARİD, MUNFASİL[Osm.] / DISCONTINUOUS[İng.] / DISCONTINU, SPECTRE D'ABSORPTION DISCONTINU[Fr.][Fr.] / DISKONTINUIERLICH/ES ABSORPTIONSSPEKTRUM, UNSTETIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZ/KESİKLİ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU
- DISCONTINUOUS ABSORPTION SPECTRUM[İng.] / UNSTETIGES ABSORPTIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU
- SÜREKSİZ ile/değil KESİKLİ
- SÜRELİ/MEVKUT[Ar. < MEVḲŪT] ile/||/<> SÜRELİ YAYIN/MEVKUTE[Ar. < MEVḲŪTE]
- SÜRELİ | SÜRELİ YAYIN/PERİYODİK[Fr. < PÉRIODIQUE] ile/||/<> DÖNEM | DEVİR/PERİYOT[Fr. < PÉRIODE]
( süreli süreli yayın )
- SÜREMLİ ile/||/<> DARALTILI ABANIK
( Daraltılı abanık )
- SÜRESİZ İCAP ile/değil/yerine/= SÜRESİZ ÖNERİ
- SÛRET-İ MÜMTAZE ile/değil/yerine/= ÖNCELİKLİ
- SURET-İ TEMSİL, TARZ-İ TEMSİL, TEMSİL | OYUN ile/||/<> TELEVİZYON OYUNU
( Sinema/TV. 1. Oyunluktaki belli bir kimseyi canlandırma işi. 2. Bu işin yapılış biçimi. @@ bk. televizyon oyunu @@ Güreşçinin alıştırmalar sonunda kazandığı bedensel güç ve teknik yeteneklerini kapsayan, karşı güreşçiyi yenmek için uyguladığı, kuralları belli eylem. @@ 1. Tiyatro gösterisi. 2. Oynanmak üzere yazılmış yapıt. 3. Bir sahne sanatçısının oyunu. @@ Kökeninde ve gelişiminde, tarihsel, toplumsal, ekonomik vb. etkenlerden bazılarını taşıyan, kadın erkek bir arada ya da ayrı ayrı, tek tek ya da topluca, genellikle müzik eşliğinde yapılan uyumlu vücut devinimlerinden oluşan evrensel halk kültürü ürünü. bk. halk kültürü, evlenme oyunu, ölüm oyunu, erlik oyunu, erginlik oyunu. @@ Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan, amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik. @@ Sahnede oynanmak üzere yaratılmış yazın yapıtı. @@ 1. Bir tiyatro sanatçısının sahnedeki oyunu. 2. Oynanmak üzere yazılmış tiyatro yapıtı. @@ Oynama üzere yazılmış tiyatro yapıtı. @@ ~ Az oyun. -Tkm oyun. -Kklp oyun. -Blk oyun. -Krg oyun 'oyun, eğlence'. -Nog oyun. -Kzk oyın. -Alt, Tel, Şor, Sag oin. -TatK uyın. Tatarcada uin olarak da geçer. En eski yazılı kaynaklardan başlayarak oyun olarak geçer. ~ OT oyun 'oyun; yarış'. < ET oy- 'oynamak' + -(u)n. Yakutçada oy- 'sıçramak' olarak saklanmıştır. Doerfer'in Türkçede *oy- sözünün geçmediği yolundaki açıklaması düşündürücüdür (TMEN 671). Ramstedt (Lautlehre 96) oyun (:> oyna-) biçimlerinin oy- 'spielen, liebkosen' kökünden geldiğini yazmıştır. Poppe (Lautlehre 64, 154) Türkçe oyna- ( )
- SURETİYLE[Ar.] ile/değil/yerine/= YOLUYLA/KOŞULUYLA
- SURETY[İng.] ile/||/<> KEFALET[Ar. < KEFÂLET]
( Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi )
- ZAMAN = TIME[İng.] = TEMPS[Fr.] = ZEIT[Alm.] = TEMPUS[Lat.] = KHRONOS[Yun.] = TIEMPO[İsp.]
- SÜREYYA RESTAURANT
( İstinye'de, Yeniköy'e giden ana cadde üzerinde olup, çok ünlü bir restaurant olup uzun yıllardan beri hizmet vermektedir. )
- SÜREYYA[Ar. < S̱UREYYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜLKER
- SÜREYYÂ | ÜLKER ile/||/<> ÜLKER
( Boğa Öküz takımyıldızı yakınında görülen birbirine yakın yedi yıldız gerçekte 120 kadar yıldızı olan bir açık yıldız kümesi astronomi )
- SÜREYYA[Ar.]/PERVÎN[Fars.]/PLESIADES ile/değil/yerine/= ÜLKER
( Boğa burcunda, yedi yıldızdan oluşan takım. | Kuzey yarımkürede, Boğa[Sevr] burcunun en parlak yıldızı olan Eddeberân'ın ilerisinde ve Feres-i A'zam yönünde görünen güzel bir yıldız kümesi. )
- SURFACE AREA ile/||/<> VOLUME
( Surface area yüzey ölçümü İLE volume hacim ölçümü. )
( Formül: 2D measure İLE 3D measure )
- SURFACE CODE ile/||/<> COLOR CODE ile/||/<> TORIC CODE
( Kübitleri iki boyutlu bir ızgaraya dizip komşu ölçümlerle hataları saptayan, gerçeklenmesi en kolay ve en umut vaat eden kuantum hata düzeltme kodudur. @@ Aynı ilkeyi, mantık işlemlerini daha kolay yapacak biçimde renklendirilmiş bir örgüde kuran koddur. @@ Kübitleri simit (torus) yüzeyine dizen, topolojik hata düzeltmenin ilk ve kuramsal örneğidir. Üçü de topolojik kuantum hata düzeltme kodlarıdır; yüzey kodu, torik kodun düz yüzeydeki pratik hâlidir. )
( Formül: d = O(√n) )
- SURFACE MINING[İng.] ile/||/<> EXPLOITATION À CIEL OUVERT[Fr.] ile/||/<> TAGEBAUBETRIEB[Alm.] ile/||/<> AÇIK İŞLETME
- SURFACE ile/||/<> HYDROGEL ile/||/<> NANOPARTİCLE
( Malzeme modifikasyonu. )
( Formül: Gel% = Vpol/Vtotal×100 )
- SURFACE :/yerine YÜZEY
- SÜRFE | KURTÇUK ile/||/<> KURTÇUK
( Solucan gibi böcek gibi ilkel hayvanlarda yumurtadan sonra gelen gelişme evresi bebeklik larva biyoloji biyoloji larva )
- SÜRFE[Ar. < SURFE] ile/değil/yerine/=/||/<> KURTÇUK
- SÜRFİLE[Fr.] ile/değil/yerine/= (SEYREK VE ÇAPRAZ) DİKİŞ
- SÜRFİLE ile SÜRFİLE MAKASI ile SÜRFİLE MAKİNESİ
- SURGEON/SURGICAL[İng.] ile/değil/yerine/= CERRAH[Ar. < CERRĀḤ]
( Ameliyat yapma yeterliliği olan Veteriner hekim, operatör. )
- SURGERY :/yerine AMELİYAT
- SURGICAL[İng.] ile/||/<> CERRAHİ[Ar. < CERRÂHİ]
( Cerrah ve ameliyatla ilgili olan şirurjikal )
- SÜRGÜLEMEK ile SÜRGÜLENMEK ile SÜRGÜ ile SÜRGÜN/LÜK ile SÜRGÜLÜ ile SÜRGÜSÜZ ile SÜRGÜ KOLU ile SÜRGÜN AVI
- SURİ ile/||/<> FORMAL[İng.] ile/||/<> FORMEL[Fr.] ile/||/<> FORMELL, FORMAL[Alm.] ile/||/<> BİÇİMSEL
( Biçime ilişkin )
- SURİÇİ ile SURDIŞI
- SURİNAM(HOLLANDA GUYANASI) ile/ve/<> FRANSIZ GUYANASI ile/ve/<> İNGİLİZ GUYANASI
- SÜRMEK ile ARABAYLA UZAKLAŞMAK ile KABACA SÜRMEK ile KABA BİR ŞEKİLDE SÜRMEK ile TAHRİK MİLİ ile SÜRÜLEBİLİR ile SÜRÜCÜ ile ARABA KULLANMAK ile SÜRÜŞ TESTİ
- SÜRMEK ile SIVAMAK
- SÜRMEK ile SÜRMELEMEK ile SÜRMELENMEK ile SÜRMELİ ile SÜRMELİK ile SÜRMESİZ ile SÜRME İSKELE ile SÜRME MANTARLARI ile SÜRME MANTARIGİLLER
- SÜRMEK ile SÜRTMEK
- SURMISE vs. HALLUCINATION
- SURMISE vs./and ACCEPTANCE
- SURMISE vs./and CONDITIONING
- SURNAME[Fars. < SŪRNÂME] ile/||/<> ...
( Sultan düğünlerini büyük şölenleri konu edinen divan koşuk türü )
- SURNÂME ve SURİYYE
- SURPLUS LABOUR[İng.] ile/||/<> ARTIK EMEK
( Marksist kuramda artık değer elde etmek için işçilerin gerekli emek zaman dışında harcadıkları fazla emek )
- SURPRISE :/yerine SÜRPRİZ
- SURPRISINGLY :/yerine ŞAŞIRTICI ŞEKİLDE
- SÜRPRİZ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- SÜRPRİZ[Fr. < SURPRISE] ile/değil/yerine/= ŞAŞIRTI
- SÜRPRİZ ile/ve BEKLENMEDİK (OLUMLU) "GELİŞME"
- SÜRPRİZ[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= ŞAŞIRTI
- SÜRPRİZ ile/ve ÜMİT/UMUT
- SÜRREAL[Fr. < SURRÉAL] ile/değil/yerine/=/||/<> GERÇEKÜSTÜ
- SÜRREALİTE/SÜRREAL ile/değil/yerine/= GERÇEKÜSTÜ
- SÜRRE-İ RİE | AKCİĞER GÖBEĞİ ile/||/<> AKCİĞER GÖBEĞİ
( biyoloji anat Sağ ve sol akciğerin birbirlerine dayandıkları kısım üzerinde bronkus ve damarların akciğerin içine girdiği yer hilus pulmonis )
- SÜRRE-İ RİE | AKCİĞER GÖBEĞİ ile/||/<> BRONŞÇUK ile/||/<> TRAKE
( (biyoloji) @@ anat. Sağ ve sol akciğerin birbirlerine dayandıkları kısım üzerinde, bronkus ve damarların akciğerin içine girdiği yer, hilus pulmonis. )
- SÜRŞARJ[Fr., İng. SURCHARGE] ile/değil/yerine/= YENİBASIM
( Bir sayının, sözcüğün yerine geçmek için üzerine başka bir sayı ya da sözcük basma işi. )
- ŞURTA ile SAHİBÜ'Ş-ŞURTA
( Önde gidip düşmanla savaşan asker. | Yelkene uygun rüzgâr. İLE Başkent ve öteki büyük merkezlerde, asayiş, şurta teşkilâtı tarafından sağlanırdı. Başlangıçta kadılık makamına bağlı olarak çalışan ve kadıların verdiği cezaları uygulayan bu teşkilât, bir süre sonra müstakil hale getirilmiştir. Görevi, suçluları takip ederek yakalamak olan şurta teşkilâtının başında, merkezde, genellikle nüfûzlu ailelerden seçilen bir görevli bulunurdu. Kentlerde, valilerin emrinde çalışan şurtanın görevi de asayişi korumak ve suçluların yakalanmasını sağlamaktı. )
- SÜRTME ile/||/<> SÜRTMEK
( Bileyleme Senirkent Isparta Bileylemek Senirkent Isparta )
- SÜRTMEK ile FİNK ATMAK
- SÜRTMEK ile SÜRTÜLMEK
- FRİCTİON FACTOR[İng.] / MADRÛB-İ DELK[Osm.] / FACTEUR DE FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTIONFAKTOR/REIBUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- FRICTION FORCE[İng.] / FORCE DE FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTIONSKRAFT/REIBUNGSKRAFT, REIBUNGSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME KUVVETİ
- SÜRTÜNME KUVVETİ ile/||/<> NORMAL KUVVET (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( İki yüzey arasında, harekete ya da harekete eğilime karşı, temas düzlemine paralel etki eden kuvvettir; f = μN ile öteki kuvvete bağlıdır. Hareketi zorlaştırır ama yürümeyi de o sağlar. @@ Bir yüzeyin üzerindeki cisme temas düzlemine dik olarak uyguladığı tepki kuvvetidir; cismin yüzeye batmasını önler. İlki ikincisiyle orantılıdır; yatay düzlemde ikincisi ağırlığa eşit, eğik düzlemde ağırlığın dik bileşenidir. )
( Formül: fs=μN ~ N⊥yüzey )
- DELK[Osm.] / FRICTION[İng.] / FRICTION, FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTION/REIBUNG, REIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME
- SÜRTÜNME ile/||/<> HAVA DİRENCİ
( Katı iki yüzeyin teması boyunca harekete karşı çıkan kuvvettir; hıza değil, yüzeylerin cinsine ve normal kuvvete bağlıdır (f = μN). Durgunken statik, hareket hâlinde kinetik olur. @@ Bir cismin hava içinde ilerlerken karşılaştığı sürükleme kuvvetidir; hıza güçlü biçimde bağlıdır, yüksek hızda hızın karesiyle artar. İlki temas yüzeyine, ikincisi cismin biçimine ve hızına duyarlıdır; ikincisi paraşütün yavaşlamasını sağlar. )
( Formül: f = μN ~ F_drag ∝ v² )
- SÜRTÜNME ile/||/<> HAVA DİRENCİ ile/||/<> VİSKOZ DİRENÇ
( Katı iki yüzey arasında temas boyunca harekete karşı çıkan kuvvettir; hıza değil normal kuvvete bağlıdır (μN). @@ Cismin hava içinde ilerlerken karşılaştığı sürüklemedir; yüksek hızda hızın karesiyle büyür, cismin biçimine duyarlıdır. @@ Bir cismin akışkan içinde yavaş hareketinde, akışkanın iç sürtünmesinden (viskozitesinden) doğan dirençtir; düşük hızda hızla doğru orantılıdır (Stokes: F = 6πηrv). İkincisi hızlı-havada, üçüncüsü yavaş-akışkanda baskındır. )
( Formül: F_drag = ½ρCdAv² )
- SÜRT(ÜN)MEK ile DEĞMEK
- INVISCID FLUID[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNMESİZ AKIŞKAN
- SÜRTÜŞME ile/ve/değil ÇEKİŞME
- SÛR-U İSRÂFİL ile/ve RÂDİFE
( "Başlangıç"ta. İLE/VE "Başlangıç"ta[kıyâmette]. )
( Sadâ. İLE İsfehan makamında olacak/mış.[Yassı namazının kameti de, İsfehan makamında okunur.] )
- SÜRÜ ile SÜRÜLER
- SÜRÜCÜ BELGESİ | UZLUK | YETERLİLİK/EHLİYET[Ar. < EHLİYYET] ile/||/<> SÜRÜCÜ BELGESİ | YETERLİK BELGESİ/EHLİYETNAME[Ar. < EHLİYYET + Fars. NĀME]
( ehliyetname cezai ehliyet ağır vasıta ehliyeti sürücü belgesi uzluk yeterlilik )
- SÜRÜCÜ KARINCA ile/ve/||/<> ASKER SÜRÜCÜ KARINCA
( ... İLE/VE/||/<> Sürücü karıncaların, 3 katı büyüklüktelerdir. )
- DRIVER[İng.] / TREIBER[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜCÜ
- SÜRÜDEN:
AYRILAN ile/değil/yerine/>< AYRI OLAN
( Kurt kapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kurtulur. )
- DRIFT CURRENT[İng.] / COURANT DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME AKIMI
- ESPACE DE DÉRIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME BÖLGESİ
- DRIFT WAVE[İng.] / ONDE DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME DALGASI
- DRIFT RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME DİRENCİ
- MOBILITÉ DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTBEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME HAREKETLİLİĞİ
- DRIFT SPEED, DRIFT VELOCITY[İng.] / VITESSE DE DÉRIVE[Fr.] / DRIFTGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME HIZI
- SÜRÜKLENME ile GECİKME
- SÜRÜMEK ile SÜRÜLMEK ile SÜRÜNMEK ile SÜRÜTMEK ile SÜRÜKLEMEK ile SÜRÜKLENMEK ile SÜRÜKLETMEK ile SÜRÜNDÜRMEK ile SÜRÜNDÜRÜLMEK ile SÜRÜKLENDİRMEK ile SÜRÜKLENEBİLMEK ile SÜRÜKLEYEBİLMEK ile SÜRÜ ile SÜRÜM ile SÜRÜŞ ile SÜRÜCÜ/LÜK ile SÜRÜMLÜ/LÜK ile SÜRÜSÜZ ile SÜRÜMSÜZ/LÜK ile SÜRÜ SÜRÜ ile SÜRÜ SEPET ile SÜRÜM SÜRÜM ile SÜRÜCÜ KURSU ile SÜRÜCÜ BELGESİ
- SÜRÜNME ile SÜRTÜNME
- SÜRÜNME ile SÜRÜNEN ile SÜRÜNEREK
- SÜRÜNME ile SÜRÜNME
( Yerde. İLE Koku. )
- SÜRÜ(N)MEK ile SÜRÜKLE(N)MEK
- SÜRÜNMEK ile/ve/değil/||/<> SÜRÜLMEK
- SÜRÜNÜN PARÇASI OLMAK ile/değil/yerine/>< BÜTÜNÜN PARÇASI OLMAK
- SÜRÛR[Ar.] ile NEŞE/SEVİNÇ | TESKİN/TESELLİ
- SURVIVAL :/yerine HAYATTA KALMA
- SURVIVE :/yerine HAYATTA KALMAK
- SURVIVOR GUILT[İng.] ile/değil/yerine/= HAYATTA KALAN SUÇLULUĞU
( Hayatta kalan suçluluğu; başkalarının hayatta kalamadığı fakat kendilerinin kurtuldukları bir durumdan sonra hissettikleri hayatta kalarak yanlış birşey yaptığını hissetme duygusudur. Savaştan sağ çıkan kişiler, doğal afetten kurtulanlar, salgın hastalıktan kurtulanlar, ailesi ya da arkadaşları arasında intihar edenler arasında rastlanır. Bu durumun rastlanması kişinin psikolojik profiline bağlıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SURVIVOR :/yerine HAYATTA KALAN
- SÜRYANİ[Ar.]
( Samiler'in, Aramî kolunun doğu bölümünde olan bir Hristiyan topluluğu ve bu topluluktan olan kişi. )
- SÜRYANİ ile SÜRYANİCE
- SUS!!!:
HAKARET değil UYARI/DESTEK
- Sus küçüğün, söz büyüğün! SUS!!!
- SÜS ile/ve/değil/yerine/||/<> ESTETİK
- SÜS ile SÜS PÜS ile SÜS BİTKİSİ
- Susabil ki, SUS!!!
- Susabildiğini aklında tut ve SUS!!!
- SUSABİLMEK ve/||/<> GÜLÜMSEYEBİLMEK :)
( Tüm sorulara, en iyi yanıt. VE/||/<> Tüm durumlara, en iyi karşılık. )
- SUSAK/LIK ile SUSAK AĞIZLI ile SUSAK BURUNLU
- SUSAM ile SUSAMA ile SUSAMLI ile SUSAMSIZ ile SUSAM YAĞI ile SUSAM HELVASI
- SUSAMAK ile SUS PAYI
- SUSAM/SİMSİM/KÜNCÜ[Fars. < KUNCUD] ile/değil ÜZERLİK
( ... İLE/DEĞİL Sedefotugillerden, yaprakları almaşık, çiçekleri beyaz renkte, susama benzeyen tohumları acı olan bir bitki. )
- SUSAMURU ile AVRASYA SUSAMURU
- Susarak konuşmak için SUS!!!
- SUSCEPTIBLE[İng.] ile/||/<> DUYARLI
( 1 Çevresindeki hastalık etkenlerinden kolaylıkla etkilenen birey 2 İlaçların etkilerine duyarlı mikroorganizma 3 Hassas duygu alıcı hissedilir sensibl )
- SUŞEHRİ'Lİ" değil SUŞEHİR'Lİ
- SUSEVER, CİHAT (İST. 1951)
( Beykoz S. K. den transfer edildi ve sekiz sezon (1977 - 1985) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 161 lig, 4 B takımlar ligi, 13 kupa ve 7 turnuva maçı olmak üzere 185 resmi ve 61 özel maçla birlikte toplam olarak 246 maçta oynadı. Lig maçlarında 137, B takımlar ligi maçlarında 5, kupa maçlarında 12, turnuva maçlarında 14 olmak üzere resmi maçlarda 168 ve özel maçlarda yediği 57 golle birlikte toplam olarak 225 gol yedi. Sarıyer takımında kaptanlık görevi de yaptı. Fenerbahçe'ye kiralandıktan sonra da Gaziantepspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Bir süre hakem olarak görev yaptı. Sarıyerli Profesyonel Futbolcular Derneği kurucu üyelerindendir. İ.Ü. Orman Fakültesinde teknisyen olarak çalıştı. )
- SU/SIVI DOLU ŞİŞEYİ, ÇANTAYA ...:
YAN/TERS KOYMAK değil/yerine/>< AĞZI, YUKARI GELECEK ŞEKİLDE DİK KOYMAK
- SUSKUN KİTAP ile/ve KONUŞAN KİTAP
- SÜSLEME ile BEZEME
( HULLİYAT[Ar.]: Kadın süs eşyası, asım takım, takı. )
- SÜSLEME ve/||/<>/> İÇ KAPAK SÜSLEMESİ
( ... VE/||/<>/> XVI. ve XVII. yy.'da, sanatların zirvesiydi. )
- SÜSLEME ile SÜSLEMECİ/LİK ile SÜSLEME SANATLARI
- SÜSLEMEK ile DEKORE EDİLMİŞ ile DEKORASYON ile DEKORATİF ile DEKORATÖR
- SÜSLEMEK ile SÜSLEME ile SÜSLEME
- SÜSLÜ/LÜK ile/değil/yerine/||/<>/< BAKIMLI/LIK
( SÜRRE DEVESİ GİBİ SÜSLENMEK )
- SÜSLÜ/LÜK ile SÜSLÜCE ile SÜSLÜ PÜSLÜ ile SÜSLÜ ÜSLUP
- SUSMA HAKKI ve/||/<> ÂDİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENİLEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ
- SUSMA HAKKI ile/ve/||/<> BAĞIŞIKLIK HAKKI
- SUSMA HAKKI ile/ve/||/<> SAVUNMA HAKKI
- SUSMA HAKKININ İSTİSNALARI:
KİMLİK BİLGİLERİNİ (DOĞRU) YANITLAMA ve/||/<> KENDİLİĞİNDEN YAPILAN AÇIKLAMALAR/İTİRAFLAR
( Ceza davası, ancak suçlu olduğundan şüphe edilen kişinin, belirli olması durumunda açılabilir. CMK'nın 170. maddesinde, iddianamede gösterilmesi gereken konular arasında, şüphelinin kimliği de sayılmıştır. CMK'nın 147. maddesinin, 1. fıkrasının, a bendinde, şüpheli ya da sanığın kimliğinin saptanacağını ve şüpheli ya da sanığın kimliğine ilişkin soruları doğru yanıtlandırmakla yükümlü olduğu belirtilmektedir. Şüphelinin, kimlik ve adresi ile ilgili bilgi vermekten kaçınması ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla kimliğinin belirlenememesi durumunda, bu belirleme yapılıncaya kadar gözaltına alınması ve tutuklanması olanaklıdır. VE/||/<> Susma hakkının kapsamına girmeyen başka bir istisna, kendiliğinden yapılan açıklamalarla/itiraflarla ilgilidir. Örneğin, ... nedeni ile eşini öldürdükten sonra karakola giderek teslim olan kişinin, kendiliğinden yaptığı açıklamalardan önce susturulması, avukatın getirtilmesi söz konusu olamaz. Ayrıca, meşhut suç sırasında takip edilen kişinin söylediği sözler bakımından hukuka aykırı kanıt var sayılamaz. )
- SUSMA HAKKININ TARİHÇESİNDE, DÖNÜM NOKTALARI:
JOHN LILBURNE'NİN TUTUMU ve/||/<>/>/< MIRANDA UYARILARI
( 1637 yılında, İngiliz tarihinin en renkli, en dramatik kişilerinden biri olan John Lilburne’un, halkı yönetime karşı kışkırtan bir kitap yayımladığından dolayı tutuklanıp bu mahkeme önüne çıkarılması, susma hakkı konusunda bir dönüm noktası olmuştur. Lilburne, mahkemede, açıkça neyle suçlandığı hakkında bilgilendirilene kadar, sorulan sorulara yanıt vermeyi reddetti. Bu durum, ceza yargılaması açısından, tarihin bize taşıdığı, susma hakkının kullanılması ile ilgili ilk durumdur.
VE/||/<>/>/<
1. Sessiz kalma hakkınız vardır.
2. Söyleyeceğiniz her şey, mahkemede, aleyhinize kullanılabilir.
3. Herhangi bir soruya yanıt vermeden önce, avukat ile konuşma hakkınız vardır ve soruları yanıtlarken, avukatınız, yanınızda bulunabilir.
4. Eğer bir avukat tutamıyorsanız ve dilerseniz, size bir avukat belirlenecektir.
5. İfade sırasında, herhangi bir anda, soruların öncesinde ya da sonrasında, susma hakkınızı ve avukattan yararlanma hakkını kullanabilirsiniz. [1966 Arizona - ABD] )
( 1- You have the right to remain silent.
2- Anything you say can and will be used against you in a court of law.
3- You have the right to an attorney.
4- If you cannot afford an attorney, one will be appointed for you. )
- SUSMA (OLANAĞI/HAKKI):
SORUŞTURMADA ile/ve/||/<>/> KOĞUŞTURMADA
- SUSMA ile/ve SUSUŞMA
- SUSMALI/SUSABİLMELİ!
- SUSmamayı Mecnun'dan, SUSmayı Leylâ'dan öğren! ve sen de SUS!!!
- Susmaya niyetin varsa SUS!!!
- Susmaya niyetin yoksa SUS!!!
- SUSMAYALIM! ve/||/<> BEKLEMEYELİM!
( Konuşabilme olanağımız varken. VE/||/<> Değiştirme olanağımız varken. )
- ŞUŞOĞLU, RIFKI (ÇAYELİ, 1936 - 2002)
( Sarıyerli iş adamı. Siyasete CHP de başladı. Bu parti kapatılınca SODEP yerini aldı ve Partinin ilçe teşkilatında değişik görevler yaptıktan sonra 1984 - 1989 döneminde Sarıyer Belediye Meclisine seçildi. )
- SÜSPANS | GECİKTİRİM ile/||/<> GECİKTİRİM
( Sinema TV İzleyiciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağını duyurmak fakat sonucu durmaksızın geciktirerek onu sürekli bir bekleme gerginlik sıkıntı yürek oynaması içinde bırakmak soluk kesici bir durum yaratmak biçiminde kendini gösteren anlatım çeşidi Bir oyunda seyircinin merakını uyandıracak geciktirme Bir oyunda seyircinin ilgisini ve gerilimini canlı tutmada kullanılan geciktirme uygulayımı )
- SÜSPANS | GECİKTİRİM ile/||/<> GERİLİM
( Sinema/TV. İzleyiciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağını duyurmak, fakat sonucu durmaksızın geciktirerek onu sürekli bir bekleme, gerginlik, sıkıntı, yürek oynaması içinde bırakmak, soluk kesici bir durum yaratmak biçiminde kendini gösteren anlatım çeşidi. @@ Bir oyunda seyircinin merakını uyandıracak geciktirme. @@ Bir oyunda seyircinin ilgisini ve gerilimini canlı tutmada kullanılan geciktirme uygulayımı. )
- SÜSPANSİYON/SUSPENSION[İng.] ile/değil/yerine/= ASILTILI ÇÖZELTİ
- SUSPECT vs. ACCUSED
- SUSPECT :/yerine ŞÜPHELİ, ŞÜPHELENMEK
- SUSTA ile SUSTALI ile SUSTALI ÇAKI
- SUSTAIN :/yerine SÜRDÜRMEK, DESTEKLEMEK
- Sustuğunda tamamen SUS!!!
- Susturucu mu takarsın artık bilemem fakat SUS!!!
- SUSUN/UZ ile SUSUN/UZ
( Konuşmamasını istemek. İLE Su olduğunu söylemek. )
- SUSUYORUM ile SUSUYORUM
( Konuşmamak, susmak. İLE Su içme gereksinimi. )
- SÜT DİŞLERİ ile/ve/> SÜREKLİ DİŞLER
( İS'ÂR/İSGAR[Ar.]["ga" uzun okunur]: Çocuğun diş çıkarması. )
- SÜT VERMEDE, BEBEK VE ANNE İÇİN:
EMME ile/ve/||/<>/> DUYGU İLİŞKİSİ/AKTARIMI/PAYLAŞIMI
( İlk 3 dakika. İLE/VE/||/<>/> 3 dakikadan sonrası. )
- SÜT ile SÜT OTU ile SÜT DİŞİ ile SÜT İZNİ ile SÜT KIRI ile SÜT TAŞI ile SÜT TOZU ile SÜT ASİDİ ile SÜT BEYAZ ile SÜT İNEĞİ ile SÜT DANASI ile SÜT KUZUSU ile SÜT MAVİSİ ile SÜT ÇOCUĞU ile SÜT ŞEKERİ ile SÜTÜ BOZUK/LUK ile SÜT KARDEŞİ ile SÜT ÇORBASI ile SÜT OTUGİLLER ile SÜT KARDEŞLİĞİ
- SUTHERLAND'S FORMULA[İng.] / FORMULE DE SUTHERLAND[Fr.] / SUTHERLAND-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SUTHERLAND FORMÜLÜ
- SÜTLÜ ile SÜTLÜK ile SÜTLÜCE ile SÜTLÜ OT ile SÜTLÜ KAHVE ile SÜTLÜ KENGEL
- SÜTLÜCE = DÜĞÜNÇİÇEĞİ
- SÜTLÜCE (< GALATAT[Yun.]) ile SÜTLÜCE
( Haliç'te, Hasköy'de, Halıcıoğlu'nun kuzeyindedir. İLE Beykoz'da, Yalıköy'de bulunan eski bir piknik yeri. )
- SÜTLÜOT ile SÜTOTU
( Çuhaçiçeğigillerden, yaprakları salata gibi yenilen bir bitki. İLE Sütotugillerden, Kuzey Amerika'da yetişen, kökleri tıpta kullanılan, otsu bir bitki. )
- SÜTUN[Fars.] ile/değil PARAÇOL/PARAŞOL[İt. < Yun.]
( ... İLE/DEĞİL Gemi çatmasında, eğri parça. | Cumba vb. altına destek olarak konulan eğri ağaç. )
- SÜTUN ile/||/<> SÜTUNÇE
( Genellikle mermerden, yekpare, taşıyıcı mimari öge. İLE/||/<> Küçük sütun.[Mihrap ve portal gibi yerlerde daha çok dekoratif amaçla kullanılır.] )
- SÜTUN ile SÜTUNLU
- SUUBET-İ TELÂFFUZ ile/||/<> ANARTHRIA[İng.] ile/||/<> ANARTHRIE[Fr.] ile/||/<> DİL TUTUKLUĞU
( Dilin görevini tam yapamaması yüzünden ileri gelen ve sözcükleri açık olarak söyleyememek biçiminde kendini gösteren bir konuşma güçlüğü )
- ŞÜUNAT-I GAYBİYE ile ŞÜUNAT-I MEVCUDİYE
- SÛVER-İ MÜSADDAKA ile/değil/yerine/= ONAYLI/ONANMIŞ ÖRNEK
- SÜVETER[Fr./İng. < SWEATER] ile/değil/yerine/= ÖRGÜ KAZAK
( Genellikle, altına gömlek giyilen, kolsuz kazak. )
- SÜVEYDÂ ile/||/<> ALBUMEN[Fr.] ile/||/<> BESİ DOKUSU
( besi örü botanik )
- SÜVEYK ile/||/<> TIGELLE[Fr.] ile/||/<> SAPÇIK
( botanik )
- SUYOLCU BEKİR SOKAK
( Kireçburnu Mahallesi sokaklarından biridir. Suyolcu'lar çok geniş ve mahallenin en etkin insanları. Aynı zamanda Milli Mücadele sırasında Suyolcu Ahmet ile Suyolcu Hasan çok yararlı hizmetler gördüler. Belki de bu nedenle ailenin en büyüğü olduğu için sokağa "Suyolcu Bekir Sokak" adın verdiler. )
- SUYU KULLANMAK:
MUSLUĞU AÇAR-AÇMAZ ile/yerine BİR MİKTAR SU AKITTIKTAN SONRA
- SUYU:
YEMEKTE İÇMEK değil/yerine YEMEKTEN 1 SAAT ÖNCE YA DA SONRA İÇMEK
- SUYUN ÜSTÜNDE YÜRÜMEK değil HAVADA KOŞMA/İLERLEME
( Yürünemez! DEĞİL Hız ile elde edilen ve yanılsama/çarpıtma ile "çıkarsanan"/indirgenen. )
- SÜZDÜRÜM | DİYALİZ ile/||/<> DİYALİZ ile/||/<> DİYALİZ[Fr. < DIALYSE]
( kimya dia ayrı ayrı lysis gevşeme Yarı geçirgen bir zarla molekül büyüklüklerine göre moleküllerin ayrılması Yarı geçirgen bir zardan moleküllerin difüzyonu Seçici geçirgen bir zar aracılığıyla küçük moleküllerin suya veya tampona geçişine izin vererek makromoleküllerin bulunduğu bir çözeltiden küçük moleküllerin uzaklaştırılması )
- SÜZEREN ile/ve/||/<> VASSAL ile/ve/||/<> UC BEYLERİ ile/ve/||/<> ULEMÂ AİLELERİ
- SUZİDİL[Fars. SÛZ-DİL] ile SUZİDİLÂRÂ[Fars. SÛZİ-DİLÂRÂ] ile SUZİNAK[Fars. SÛZNÂK]
( Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam. İLE Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam. İLE Klasik Türk müziğinde, basit bir makam. )
- FILTRATION[İng.] / FILTRATION[Fr.] / FILTRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜZME
- SÜZMEK ile/ve TARAMAK
- SÜZÜLEN GÜNEŞ LEKESİ ile/ve PATLAYAN GÜNEŞ LEKESİ
- SÜZÜLME ile/<> SÜZÜLME
( Bir kuşun, kanat vurmadan yaptığı uçuş. İLE Bir uçağın, motorunu boşa alarak ya da durdurarak yaptığı uçuş. )
- FILTRATE[İng.] / PRODUIT FILTRÉ[Fr.] / FILTER PAPIER[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜZÜNTÜ
- ŞVESTER[Alm. < SCHWESTER] ile/||/<> HEMŞİRE
( hemşire Schwester )