- UNIJUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIJONCTION[Fr.] / EINANSCHLUSSTRANSISTOR, EINKNOTENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKLEMLİ TRANSİSTOR
- UNIAXIAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL UNIAXE[Fr.] / EINACHSIGER KRISTALL, EINFACHSIGER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKSENLİ KRİSTAL
- TEK EŞLİ/MONOGAM[Fr. < MONOGAME] ile/||/<> TEK EŞLİLİK/MONOGAMİ[Fr. < MONOGAMIE]
- EINFARBIGE STÖRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK FREKANSLI GİRİŞİM
- TEK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<> TERLİKSİ
( ... İLE/VE/||/<> Bütün kirpiklilerden, durgun ve kirli sularda yaşayan, yassı gövdeli, tek hücreli hayvan. )
- TEK HÜCRELİ/LER
- TEK KİŞİLİK BİSİKLET ile/ve ÇİFT KİŞİLİK BİSİKLET (TANDEM)
- TEK KİŞİLİK YATAKTA:
TEK YATMAK ile/ve/yerine ÇİFT YATMAK
- SINGLE CRYSTAL[İng.] / MONOCRISTAL[Fr.] / EINKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KRİSTAL
- ANTENNE MONOPOLAIRE, ANTENNE UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU ANTEN
- LIAISON UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU BAĞ
- CRISTAL UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU KRİSTAL
- UNIPOLAR TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT TRANSISTOR, UNIPOLARER TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU TRANSİSTOR
- UNIPOLAR[İng.] / UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIG, MONOPOLAR, UNIPOLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU
- UNIMOLECULAR PROCESS[İng.] / MONOMOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK MOLEKÜLLÜ İŞLEM
- TEK OLAN/LAR
- ODD PARITY[İng.] / PARITÉ IMPAIRE[Fr.] / UNGERADE PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK PARİTE
- MONOCHROMATOR[İng.] / MONOCHROMATEUR[Fr.] / MONOCHROMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLEYİCİ, TEK RENK ÜRETİCİ, MONOKROMATÖR
- MONOCHROMATIC INTERFERENCE[İng.] / INTERFÉRENCE MONOCHROMATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ GİRİŞİM
- TEK SU İÇMEYEN/LER ile ...
( BEYAZ TÜYLÜ LEMUR )
- TEK TANRICI/MONOTEİST[Fr. < MONOTHÉISTE] ile/||/<> TEK TANRICILIK/MONOTEİZM[Fr. < MONOTHÉISME]
- TEK TANRICI ile/değil TEK TANRILI
- TEK TANRILI DİN/LER ile/ve TEK TANRILI VAHİY DİN(LER)İ
- TEK TARAFLI ile/değil TEK TARAF AĞIRLIKLI
- ODD-ODD NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-IMPAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEK
- TEK TEK ŞEYLERİ BİLMEK ile/ve İKİ ŞEYİ (NİSPETSİZ) BİLMEK ile/ve İKİ ŞEY ARASINDAKİ İLİŞKİYİ BİLMEK ile/ve "...DIR" TASDİĞİNİ BİLMEK
- TEK TEK ŞEYLERİ BİLMEK ile/ve İKİ ŞEYİ (NİSPETSİZ) BİLMEK ile/ve İKİ ŞEY ARASINDAKİ İLİŞKİYİ BİLMEK ile/ve "...DIR" TASDİĞİNİ BİLMEK
- TEK TERİMLİ ile/||/<> ÇOK TERİMLİ
( Tek terimli monomial, çok terimli polinomdur )
( Formül: 5x İLE x²+2x+1 )
- TEK TÜRKİYE
- MONOCHARGE ELECTRET[İng.] / ÉLECTRET MONOCHARGÉ[Fr.] / MONOLADUNGS-ELEKTRET[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÜKLÜ ELEKTRET
- ÖZDEŞ(TEK YUMURTA) İKİZLERİ ile KARDEŞ(ÇİFT YUMURTA) İKİZLERİ
( MÜTÂEMET: İkiz doğurma. )
( Her zaman aynı cinsiyete sahiplerdir. İLE Farklı cinsiyetlere sahip olabilirler. )
( Tek zigot oluşur. İLE İki zigot oluşur.
[İkisinde de göbek bağı bulunmaktadır. Çift yumurta ikizlerinde ayrı ayrı plasenta ve su kesesi varken bu durum, tek yumurta ikizlerinde farklılık göstermektedir. Tek yumurta ikizlerinde döllenmenin gerçekleştiği zamana göre plasentalarının ve su keselerinin ayrılıp ayrılmayacağı durumu farklılık göstermektedir. Döllenmenin, 1 ile 4 arasında gerçekleştiği durumlarda, ikizlerin ayrı ayrı su kesesi ve plasentaları olabilir. Ancak, 4 ile 8 gün arası döllenmelerde, su kesesi ve plasenta ortaktır.] )
( Bir yumurtanın döllendikten hemen sonra ikiye bölünerek ortaya çıkan iki göze öbeğinin gelişimiyle. İLE İki ayrı yumurtanın, iki ayrı spermle döllenmesinden oluşan. )
- TEK ile/ve/değil <> BİRİCİK
- TEK ile/ve/değil BİLİNEN/BİLİNEBİLEN TEK
- TEK ile/ve/değil BİLİNEN/BİLİNEBİLEN TEK
- TEK ile/ve/değil/<> BİRİCİK
- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME ile/||/<> BÜZÜLME
( Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma kısalma Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması Bir peltenin sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay genleşme mekanik parçalanma metalbilim Soğuma sonucunda ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme Isıtılmış metal parçanın boyutlarında soğuma nedeniyle görülen küçülme Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması )
- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME ile/||/<> GEVREME
( Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma, kısalma. @@ Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması. @@ Bir peltenin, sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi. @@ Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. genleşme, mekanik parçalanma. @@ metalbilim: Soğuma sonucunda, ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme. @@ Isıtılmış metal parçanın boyutlarında, soğuma nedeniyle görülen küçülme. @@ Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması. )
- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | DARALMA ile/||/<> DARALMA ile/||/<> BÜZÜLME
( büzülme Derleme darlaşma kırılma Geniş ünlülerin yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması Eğmek iymek geymek giymek geymeyen giymiyen yene yine vb Bir iktisadi dalgalanma evresinde reel gayrisafî yurtiçi hasılanın zirveden dibe kadar geçirdiği azalma süreci genişleme I Bazı seslerin boğumlanması sırasında ses yolunda meydana gelen daralma ı i u ü ünlüleri ile s z ş gibi ünsüzler ses yolunun daralması ile boğumlanan ünsüz türleridir II Ünlü daralması Azerbaycan Türkçesi daralma Türkmen Türkçesi daaralma Gagauz Türkçesi daralmak Özbek Türkçesi tórayiş Uygur Türkçesi tariyiş Tatar Türkçesi tarayu Başkurt Türkçesi tarayıw tar boluw Krç Malk tarboluw Nogay Türkçesi tarayuw Kazak Türkçesi tarıluw Kırgız Türkçesi tar boluu Alt tapçılanan Hakas Türkçesi targılanganı Türkçesi targılanganı Rusça sujeniye sujivaniye Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma kısalma Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması Bir peltenin sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay genleşme mekanik parçalanma metalbilim Soğuma sonucunda ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme Isıtılmış metal parçanın boyutlarında soğuma nedeniyle görülen küçülme Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması )
- TEKABBUZ/TAKABBUZ | SİNEREZE | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME/DARALMA >< GENİŞLEME
- TEKABÜL ETMEK ile/değil/yerine/= KARŞILIK GELMEK
- TEKABÜL[Ar. < KABL] ile/değil/yerine/= EŞİTİ / KARŞI OLUM
( Birbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan kavram ya da yargı arasındaki bağlantı. )
- TEKABUL[Ar. < TEḲĀBUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKABÜL
( Karşılık olma karşılama yerini tutma karşı olum )
- TEKÂFFÎ/İKTİDÂ'[Ar. < KIDVE] ile TEKÂFÎ/TEKÂFÜ'[Ar. < KÜF]
( Uyma, tâbî olma. İLE Birbirinin dengi olma. )
- TEKALİF[Ar. < TEKĀLĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKÂLİF
( Teklifler Vergiler salmalar )
- TEKÂLÜB[Ar. < KELB] ile TEKÂRÜB[Ar. < KURB]["ka" uzun okunur]
( Köpek gibi saldırma. İLE İki şeyin birbirine yakın olma durumu. | Yakınsama.[bkz. TAKARRÜB][İng., Fr. CONVERGENCE] )
- TEKÂMÜL | EVRİM | EVOLÜSYON ile/||/<> EVOLÜSYON ile/||/<> EVRİM
( evrim Evrim Evrim Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )
- TEKÂMÜL, İNKİŞÂF | EVRİM ile/||/<> EVRİM
( Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )
- TEKÂMÜL | İNKİŞAF | GELİŞİM ile/||/<> GELİŞİM ile/||/<> EVRİM
( evrim Bir oyunun sonuca doğru inandırıcı bir yolda gelişmesini kapsayan bölüm ya da kuruluş Bir olayın ardışık evreler biçiminde oluşuma doğru ilerlemesi Bir oyunun inandırıcı aşamalarla çözüme doğru gelişmesini kapsayan dramatik doku Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )
- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/ve/değil/||/<>/< TEKÂBÜL[Ar. < KABL]
- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/değil/yerine/= OLGUNLAŞMA
- TEKÂMÜL | OLGUNLAŞMA ile/||/<> OLGUNLAŞMA
( Canlı varlığın kalıtım ve çevrenin etkileşimi ile birbirini izleyen olgunluk düzeylerine ulaşması 1 Kalıtım ve çevre koşulları arasında etkileşim sonucu olan biyolojik gelişme 2 Bedensel fizyolojik ve sinirsel gelişme dolayısıyle bir organizmanın özelliklerinde görülen değişmeler 3 Bireyin davranışlarında öğrenme ve alıştırma yapma yoluyla değil de büyüme sürecinin doğal sonucu olarak görülen değişme karşılık matürasyon maturus olgun Eşeylik organlarında indirgeme bölünmesi sonucu eşeylik gözelerinin gelişmelerinin tamamlanması ve dolayısıyla bireyin eşeylik olgunluğu erişmesi zooloji Tam bir şekilde farklılaşmış ve işlevsel duruma geçmiş olan ergin olma durumu eşeysel olgunluğa erişme Matürasyon Tam olarak farklılaşmış ve işlevsel duruma geçmiş olan ergin olma durumu eşeysel olgunluğa erişme matürasyon Erken evresi körpe geç evresi kartlaşmış olarak ifade edilen bitkinin gelişim evresi vejetasyon )
- TEKÂMÜL[Ar. < TEKĀMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGUNLAŞMA | GELİŞME | EVRİM
( olgunlaşma gelişme evrim )
- TEKÂMÜL ile/değil/yerine/= EVRİM
- TEKARRÜBÜ İLELÂRZ | YERE YÖNELİM ile/||/<> YERE YÖNELİM
( karşılık geotropizm geo yer trope dönüş Yer çekimi ile meydana gelen uyartıya dogru hareket eğilimi botanik zooloji geo yer trope dönüş Yer çekimi ile meydana gelen uyartıya doğru yönelme hareketi Geotropizm jeotropizm yere yönelim )
- TEKARÜB ile ...
( İKİ ŞEYİN BİRBİRİNE YAKIN OLMA HALİ )
- TEKARÜB ile ...
( İKİ ŞEYİN BİRBİRİNE YAKIN OLMA HALİ )
( YAKINSAMA )
- TEKÂSÜF | DERİŞME ile/||/<> DERİŞME
( Yoğunluğun ya da bolluğun artması 1 fizik kimya Bir özdeğin bileşimindeki suyu yitirmesiyle yoğunlaşıp koyulaşması olayı 2 metalbilim Bir öğe evre ya da özdeğin bir ötekisi içinde bulunma yüzdesi ya da oranı kimya )
- TEKÂSÜF[< KESÂFET]:
SIKLAŞMA, KOYULAŞMA | YOĞUNLAŞMA
- TEKÂSÜF[Ar. < TEKĀS̱UF] ile/değil/yerine/=/||/<> TOPLANMA | YOĞUNLAŞMA
( toplanma yoğunlaşma )
- TEKÂSÜF | YOĞUNLAŞMA ile/||/<> YOĞUNLAŞMA ile/||/<> YOĞUNLAŞMAK
( Bir yıldızın büzülerek yoğunluğunun artması 1 Gaz evreden sıvı evreye geçiş 2 Benzer moleküllerin bir araya gelerek daha karmaşık bir molekül yapmaları Örn çoğuzlanma 3 İki molekülün bir araya gelip küçük bir molekülü dışarı atarak yeni bir molekül oluşturması 4 Kimi molekül ya da taneciklerin bir araya toplanarak asıltı tanecikler oluşturması Bir oluşumun toplanma ve birikme durumu İklim bakımından önemli fiziksel bir olay olarak su buğusunun sıvı duruma geçmesi buğulaşmanın tersi 1 fizik a Bir özdeğin gaz evresinden sıvı ya da katı evreye geçişi b Isıldevingen bir çevrimde motor soğutucu buğunun ısısını soğuk kaynağa bırakarak sıvılaştığı evre 2 kimya Birden artık özdeciğin genellikle su yitirerek bir tek özdeciğe dönüşmesi olayı 3 metalbilim Bir evreyi daha yoğun bir dunuma geçiren değişim Özdeklerin uçun halinden sıvı hale dönüşmesi yoğunlam fizik kimya yoğuşmak kimya İktisadi etkinliklerin büyük bir kısmının en büyük birkaç firma tarafından denetlenmesi Bir maddenin hacmine oranla ağırlığının artması )
- TEKÂSÜL[Ar. < TEKĀSUL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜŞENGEÇLİK
- TEKÂSÜR | KIRINMAK ile/||/<> KIRINMA ile/||/<> KIRINMAK
( T K O Anadoluda dans etmek anlamına Bir ışınımın yayılma doğrultusunun dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda ışınımın dalgasa yapısı ile belirlenmiş bir biçimde sapması kırınım fizik Anadoluda dans etmek anlamında kullanılır )
- TEKÂSÜR[Ar. < KESRET] ile TEKÂSÜR[Ar. < KESR] ile TEKÂSÜL[Ar. < KESEL]
( Çoğalma.[bkz. TAADDÜD, TEKESSÜR] | Çok övünme. İLE [fiz.] Işınların sapıp kırılması, kırınım.[İng., Fr. DIFFRACTION] İLE Üşenme, tembellik; ilgisizlik. )
- TEKÂSÜR-İ ZİYA, TEKÂSÜR, DİFRAKSİYON | KIRINIM ile/||/<> KIRINIM
( Sinema TV Bir ışık demetinin daracık bir yarıktan keskin bir kenardan geçip ya da ufak bir cismi dolanıp bir yüzeye düştüğünde ortaya çıkan olay Bir örütün atomlarından saçılan ya da çok küçük bir delikten geçen elektromıknatıssal dalgaların düz yollarından saparak yayılmaları ve girişim oluşturmaları optik aydınlatma Dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda bir ışınımın yayılma doğrultusunda görülen dalgasal yapı ile belirlenmiş sapma Işınların bir kırılcanın öğeciklerinden yansıdıktan sonra yine girişimler yaparak çıkmaları böylece kırılca yapısını belirten düzenlerde görülmeleri olayı Işığın ya da başka bir dalganın dar bir yarıktan ya da çizikli bir yüzeyden geçince doğru yolundan ayrılarak gölge içinde girişim saçakları oluşturması kırılma )
- TEKATTU'[Ar.] ile TEKATU'[Ar. < KAT] ile TEKATUR/TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTUR, KATARÂN]["ka" uzun okunur]
( Bir sıtma nöbetinin düzenli aralıklara ayrılması. İLE Kesme, kesişme, çatışma. İki çizginin birbirini kesip geçmesi. İLE Damlama, damla damla dökülme. )
- TEKATU | KESİŞME ile/||/<> KESİŞMEK
( Çeşitli biçim ya da görüşlerin ortak bir noktada buluşması durumu )
- TEKAZZU'[Ar.] ile TEKAZZUH[Ar. < KUZAH]
( Çıbanın irinlenmesi. İLE "Alâim-i semâ', kavs-i kuzah" biçimini gösterme. )
- TEK/BAZI) SANATÇILAR
- TEK/BAZI) USTALAR/ÜSTADLAR
- TEK/BAZI) ZANAATKÂRLAR
- TEKBİRLEME ve KEMER KUŞATMA/FATİHA'SINI OKUMA
- TEKÇİ/MONİST[Fr. < MONISTE] ile/||/<> TEKÇİLİK/MONİZM[Fr. < MONISME]
- TEKÇİLİK = VAHDETİYE = MONISM[İng.] = MONISME[Fr.] = MONISMUS[Alm.] = MONOS[Yun.]
- TEKDÜZE/MUTTARİT[Ar. < MUṬṬARİD] >< ÇEŞİTLİ/MÜTENEVVİ[Ar. < MUTENEVVİʿ]
- TEKDÜZE/YEKNESAK[Fars. < YEK + Ar. NESAḲ] ile/||/<> TEKDÜZE/MONOTON[Fr. < MONOTONE] ile/||/<> TEKDÜZE/MUTTARİT[Ar. < MUṬṬARİD]
- TEKDÜZE ile/ve/değil SIRADAN
- TEKDÜZELEŞMEK ile TEKDÜZE/LİK
- TEKDÜZELİK ile KANIKSAMAK
- TEKDÜZELİ/LİK ile/değil KURALLI/LIK
- TEKE, ÜMİT (TRABZON, 1980)
( Gümüşhane Doğarspor'dan transfer edildi ve 6 sezon (2000 - 2006) Sarıyer S.K. de tescilli kaldı. Bu süre içinde 109 lig, 3 kupa olmak üzere 112 resmi ve ayrıca 62 özel maçla birlikte toplam olarak 174 müsabakada forma giydi. Lig maçlarında 42, kupa maçlarında 3 ve özel maçlarda 22 olmak üzere takımına 67 gol kazandırdı. Giresunspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- TEKE ile/||/<> KEÇİNİN ERKEĞİ
( keçinin erkeği Az teke teke teke Blk teke teke tekӓ teke Alt Tel teke Tar teke tege dege taka koç Çuvaşlar tekeye kaçaka taki adını verirler kaçaka keçi OT teke Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir Türkçede erkek keçiye erkeç veya irkeç adı da verilir Ancak erkeç koç olarak da geçer erkeç )
- TEKELLEŞMEK ile TEKELLEŞTİRMEK ile TEKEL ile TEKELCİ/LİK ile TEKEL BAYİSİ ile TEKEL MADDESİ ile TEKEL ÜRÜNLERİ ile TEKELCİ ANAMALCILIK
- TEKEMMÜL ile/ve TEKÂMÜL
( Sonuç. İLE/VE Süreç. )
- TEKERLEMEK ile TEKERLENMEK ile TEKER ile TEKERLİ ile TEKER TEKER ile TEKER TÜKER
- TEKERRÜR[Ar.] ile/değil TEKÂBÜL[Ar.]
- TEKESSÜF/TEKÂSÜF[Ar. < KESÂFET] ile TEKEŞŞÜF[Ar. < KEŞF]
( Sıklaşma, koyulaşma, yoğunlaşma. İLE Pusuya yatma, gizlenme. )
- TEKESSÜR[Ar. < TEKES̱S̱UR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞALMA
- TEKEVVÜN[< KEVN]:
VAR OLMA, MEYDANA GELME, OLUŞ
- TEKÎD[< EKD | çoğ. TE'KÎDÂT] ile/değil/yerine/= PEKİTME
( Sağlamlaştırma, güçlendirmek, güç vermek. | Üsteleme, bir iş için önceden yazılan bir yazıyı tekrarlama. | Pekiştirme. )
- TE'KÎDEN[Ar.] ile TE'KÎDÎ[Ar.]
( Sağlamlaştırarak, te'kit yoluyla. İLE Te'kide ait, te'kit ile ilgili. )
- TEKİL ile/değil BİRİCİK
- TEKİNEL, A. NECLA (BÜYÜKDERE,1921 - 2015)
( Büyükdereli olup hukukçu ve siyasetçidir. İ. Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Meslek hayatına avukat olarak başladı. D.P. saflarında siyasete başladı ve İlçi Başkanlığı, İl Genel Meclisi Üyeliğinde bulundu. 1957'de Demokrat Partiden İstanbul Milletvekili seçildi. 27 Mayıs 1960 İhtilali ile Yassıada'da yargılandı. Yasaklı dönemi atlattıktan sonra tekrar siyasi çalışmalara başladı ve 17. Dönem (1983 - 1987) Doğruyol Partisinden İstanbul Milletvekili seçilerek TBMM girdi. )
- TEKİNEL, İSMAİL HAKKI (EDİRNE, 1926 – 1992)
( İ.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdi. Çeşitli yelerde hâkim olarak görev yaptı. 1961 genel seçimlerinde Adalet Partisinden İstanbul Milletvekili olarak TBMM girdi. 12 Eylül 1980 darbesi ile görevi sona erdi. Devlet Bakanlığı yaptı. )
- TEKİRDAĞ'DA:
MERKEZ İSKELE ile/ve RÜSTEM PAŞA İSKELESİ
- TEKİRDAĞ'DA:
RODOSÇUK ile/ve BANADOS ile/ve İNECİK
- TEKKE ÇEŞMESİ (SARI BABA ÇEŞMESİ, ÇARŞI ÇEŞMESİ)
( Yenimahalle Caddesi üzerinde ve Sarıyer Hamamının az ilerisindedir. Çeşmenin ne zaman kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Çeşme eskiden Dergâh olan Sarı Baba Tekkesi ön duvarı dibinde yapıldığı için Sarı Baba Çeşmesi olarak da anılıyordu. Çeşme önceleri Vakıf Memba suyundan akış alırken, son birkaç yıldan beri Aralık Suyu, Yerli Su ve Ayazma sularının bir araya getirilmesi ile elde edilen sudan akış olmaktadır. )
- TEKKE ile/ve ÂS(İ)TÂNE
- TEKKE ile/ve/||/<> KELÂMÎ TEKKESİ
( KELÂMÎ TEKKESİ
Fatih, Şehremini Odabaşı'nda, İbrahim Çavuş Mah. Yayla Cad. Kelâmi Tekkesi Sokağı'ndadır.
Nakşî, Halvetî, Rıfâî (Kâdirî) tekkesidir. Mukâbele günü Salı'dır.
Kuruluş tarihi ve bânisi(bina eden, kuran) hakkında bilgi bulunamamıştır.
Tekke binası vakıflar tarafından kiraya verilmişse de sonradan yıkılarak yerine Kelâmî Dergâhı apartmanı yapılmıştır. Apartmanların önünde bir mezar kalmıştır.
Şeyhleri:
1) Kelâmî Mustafa Halvetî (i. 1151/1738) Hasan Burhâneddîn-i Cihângîrî'nin halîfelerinden,
Fethullâh Efendi (i. 1115/1703)'nin halîfesidir.
2) Ahmed Halvetî (i. 1168/1754) Kelâmî Mustafa Efendi'nin kardeşinin oğludur.
3) Feyzullâh Halvetî (i. 1183/1769) Kelâmî Mustafa Efendi'nin oğludur.
4) Kolancı İbrâhîm Sabri (i. 1221/1806) Sa'diyeden Karabacak Ali Hulûsî Efendi'nin halîfesi olup,
Remli ve Abdüsselâm Tekkesi şeyhliğinde de bulunmuştur.
5) Kemaleddîn Baba Rıfâî (i. 1200/1785).
6) İbrâhîm Edhem Vehbî Sâdî (i. 1267/1850).
7) Öküz Ahmed Efendi Rıfâî (i. 1270/1854) Helvâî Tekkesi şeyhidir.
8) Çadırcı M. Râşid Kâdirî (i. 1295/1878).
9) M. Ali Alemi Rıfâî (i. 1304/1886).
10) Seyyid el-Hâc Ali Efendi Cerrâhî (i. 1322/1904) Âsitâne postnişîni Yahyâ Gâlib Efendi halîfesidir.
Birâderinin irtihâliyle(ölümüyle), Halil Nizâmî Tekkesi şeyhliğine geçmiştir.
Oniki sene şeyhlikten sonra, irtihâlinde tekkesinde defnedilmiştir.
11) Muhammed Esad Erbîlî (i. 1349/1931) Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin halîfesi
Hidâyetullâh Efendi, dedesidir. Musul'da doğmuştur. Tâhâ el-Harîrî'nin halîfesidir.
Münhal bulunan Kelâmi Tekkesi'nin şeyhliğine tâyini için Kâdirî icâzeti şart olduğundan
Abdülhamid Rifkânî'den Kâdirî icâzeti almıştır. 1883-1900 tarihleri arasındaki ilk
şeyhliğinden sonra Sultan II. Abdülhamid Hân tarafından memleketine nefyedilmiştir(sürgün edilmiştir).
1908'de II. Meşrutiyetle İstanbul'a dönerek, tekkelerin seddi tarihi olan 1925'e kadar bu tekkenin meşîhatini(şeyhliğini) sürdürmüştür.
Tekkelerin seddinden bir süre önce iki hafta kadar burada misâfir olan Danimarka'lı psikolog Carl Vett'in hatıraları Dervish Diary adıyla 1953'te Los Angeles'te, Kelâmi Dergâhı'ndan Hatıralar (trc. Ethem Cebecioğlu) adıyla 1993'te Ankara'da yayımlanmıştır. )
- ÇORBAYI İÇER:
TEKKEDE BEKLEYEN değil TEKKEYİ BEKLEYEN
- TEKKE'DE ile/ve/<> DERGÂH'TA
( Keşf. İLE/VE/<> Muhabbet. )
- TEKLEME ile/ve/||/<> TAKILMA
( Sık fideleri seyrekleştirmek. | Motorda pistonun birinin çalışmaması. | Nesnenin bozulup tutukluk yapması. | Kalbi düzenli çalışmama. | Kekelemek. İLE/VE/||/<> ... )
- ÉTAT SINGULET[Fr.] / SINGULETT-ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ DURUM
- TEKLİ KONUŞMA / SALT DİYALOG ile/değil/yerine ÇOKLU KONUŞMA/DİYALOG
( İdeolojiye gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefeye gider. )
- SINGLET[İng.] / SINGULET[Fr.] / SINGULETT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ
- TEKLÎF[Ar.] ile İBTİLÂ'[Ar.]
- TEKLİF[Ar. çoğ. TEKÂLİF] ile/değil/yerine/= ÖNERİ
- TEKLİ/LİK ile TEKLİF ile TEKLİK ile TEKLİFLİ ile TEKLİFSİZ/LİK ile TEKLİFSİZCE ile TEKLİF TEKELLÜF ile TEKLİFSİZ KONUŞMA
- TEKMİL[Ar. < TEKMĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİKSİZ | TAMAMEN | TEKMİL HABERİ
( tekmil haberi Bir şeyi tamamlama bitirme Bütün tüm eksiksiz tamamen tekmil haberi )
- TEKNİK DİL/JARGON ile/ve ÖNYARGI
- TEKNİK OLARAK ile/ve/<> SONUÇTA
- TEKNİK ile MEKANİK
- TEKNİK ile TEKNİKÇİ/LİK ile TEKNİK ADAM ile TEKNİK LİSE ile TEKNİK OKUL ile TEKNİK EĞİTİM ile TEKNİK ÖĞRETİM ile TEKNİK DİREKTÖR ile TEKNİK ŞARTNAME ile TEKNİK ÜNİVERSİTE
- TEKNİSYEN, FEN ELEMANI | UYGULAYIMCI ile/||/<> UYGULAYIMCI
( Kent ve kasabaların düzentasarlarının uygulanmasında yapım etkinliklerinin gerçekleştirilmesinde çalıştırılan yapım sürecinin bir ya da birkaç evresine ilişkin konularda bilgi beceri ve deneyimi olan kimse genel uygulayım 1 Uygulayımla ilgili herhangi bir alanda bilgi ve becerisi olan kimse 2 Bilimsel uygulayımsal bilgi ve verileri işe ve yapıma dönüştüren kimse )
- TEKNOLOJİ ve/<> FELSEFE ve/<> İDEOLOJİ ve/<> SANAT
( [Nesneleri ve olanakları] [Daha da] Yararlı kılar. VE/<> Açıklar. VE/<> Değiştirir. VE/<> Yeniden yaratır. )
- Tekrar etmemek için DİNLE!!!
- Tekrar etmemek için SUS!!!
- TEKRAR GÖVDELENMEK ile YENİDEN DİRİL(T)MEK/CANLAN(DIR)MAK
- TEKRAR VEYA KESRETİ TEKRAR ile/||/<> TAUTOLOGIE[Fr.] ile/||/<> GENELEME
( Söz sanatı terimi Aynı şeyi söze ağırlık verecek şekilde tekrar etme )
- TEKRAR ile/ve/değil/yerine AKTARIM
- TEKRAR ile YENİDEN
- TEKRARLAMA | İTERASYON | TEKRAR, KESRET-İ TEKRAR | TEKERRÜR | REPETİSYON | TEKRİR | YİNELEME ile/||/<> YİNELEME ile/||/<> YİNELEMEK
( Sinema TV Aynı resmin birbiri ardından sık sık kullanılması İlk saldırıya çelgi alıp karşılık vermeyen ya da ilk saldırıyı yalnız bir çekilme bir savma ile geçiştiren karşı yarışmacıya aynı saldırıyı tekli ya da bileşik olarak uygulama Hareketleri ya da sözleri tekrarlayarak güldürücü ya da dramatik etkiyi sağlama Tekrarlama 1 Genellikle herhangi bir döngü içindeki işlemlerin bir kez daha uygulanışı 2 Yineleme yöntemiyle hesaplamada işlemler düngüsünün her bir uygulanışı Özensizlikten başka sözcük bulamamaktan anlatımı başka biçimde verememekten ötürü yazıda aynı sözcükleri sık sık kullanma 1 Bir sormacanın ayrı ayrı zaman ya da yerlerde birden çok uygulanması 2 Örnekleme yanılgısının iyi bir kestirimini elde etmek ve doğruluğu arttırmak gibi nedenlerle bir deney ya da sormacanın birden çok uygulanması ölçübilim Bir açıölçümün duyarlığını artırmak için ikinci kez yapılan ölçüm Söz sanatı terimi Bir cümle içinde veya arka arkaya gelen cümlelerde bir kelime veya bir parçanın tekrarlanması Çal sevdiğim çal güzelim çal meleğim çal T Fikret Baş yinelemesi Deyi yinelemesi Son baş yinelemesi veya Zincirleme Son yinelemesi Üye yinelemesi Anlamı güçlendirmek pekiştirmek kavramı genişletmek zenginleştirmek amacıyla her türlü sözcük tekrarı Bu kadronun en sevimli sevimli olduğu kadar da en korkunç adamı odur Gül değil arkasında kanlı kefen sen misin sen misin garip vatan vb Bir oyunun yeni baştan ele alınarak yeniden oynatılması )
- TEKRARLAYAN/TEKERRÜR EDEN:
TARİH değil TARİHÇİ
- TEKSÎF[Ar. < KESÂFET] ile/değil/yerine/= KOYU VE SIK YAPMA, BİR SIVIYI KOYULAŞTIRMA | DOKUMA VE SÂİREYİ SIKLAŞTIRMA | ŞEFFAFLIĞINI GİDERME | YIĞMA, TOPLAMA
- TEKŞİFİ USUL ile/||/<> BULGUSAL YÖNTEM
( Öğretilmek istenen şeyi öğrencilerin kendilerinin bulmasını sağlayan eğitbilim yöntemi )
- TEKSİR[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOĞALTI
- TEKSTİL ENDÜSTRİSİ ile/||/<> TEXTILE INDUSTRY[İng.] ile/||/<> PROFESSİON DE TİSSEREND[Fr.] ile/||/<> DOKUMACILIK
( işleyim İplikteştirilmiş her türlü özdeği kumaş durumuna getirip değerlendiren işleyim kolu )
- TEKSTİL[Fr. < TEXTILE] ile/değil/yerine/=/||/<> DOKUMA | DOKUMACILIK
( dokuma dokumacılık )
- TEKSTİL ile TEKSTİLCİ/LİK
- TEKVİNÎ ÖNERME ile/ve TEKLİFÎ ÖNERME ile/ve İHBARÎ ÖNERME ile/ve TEVİLÎ ÖNERME ile/ve İNŞAÎ ÖNERME
- TEKVÎNÎ ile/||/<> COSMOGONIQUE[Fr.] ile/||/<> KOZMOGONİK[Fr. < COSMOGONIQUE]
( astronomi )
- TEKVİN/Î ile/ve TEKLİF/Î ile/ve TEDVÎN/Î
- TEL KÜF ile/ve/||/<> TEL KÜFLÜCE
( Gövdede, hemen hemen tüm dokularda yerleşebilen asalak bir tür mantar. İLE/VE/||/<> Tel küften ileri gelen ilkel mantar hastalığı. )
- TEL TEL, İNCE İNCE (AYIRMAK)
- TEL ile FİLAMAN[Fr.]
( ... İLE Ampullerden akım geçtiğinde, akkor durumuna gelen, ince iletken tel. )
- TELAFFUZ | BOĞUMLANMA ile/||/<> BOĞUMLANMA BÖLGESİ ile/||/<> BOĞUMLANMA NOKTASI
( (Derleme.. oynaklanma) Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde ses haline gelişi. @@ Konuşma organlarımızın (dudak, dil, damak uzamı, yanaklar, altçene) boğazımızdan çıkan sese biçim yermek için topluca çalışması. Sessiz harflerin bir tümcenin başında ve sonunda kesin, belirli bir biçimde ve sesli harflerin yüksekliğine, vurgularına renklerine dikkat edilerek söylenmesi. @@ Konuşmayı sağlayan hareketlerin tümü; ciğerlerden gelen havanın, ses yoluyla belirli bölgelerinde açılma, kapanma, daralma, hışırdama vb. hareketlerle sese dönüştürülmesi olayı. @@ Azerbaycan Türkçesi: artikulyasiya ~ mäxräc; Türkmen Türkçesi: artikulyaasiyaa; Gagauz Türkçesi:artikulätsiya ~ sölenti; Özbek Türkçesi: artikulyatsiya; Uygur Türkçesi: (B.Uyg.) artikulyatsiyä ~(D.Uyg.) täläppuz; Tatar Türkçesi: artikulätsiya; Başkurt Türkçesi: artikulyatsiya ~ ayteleş; Kmk:artikulätsiya; Krç.-Malk.: artikulätsiya; Nogay Türkçesi: artikulyatsiya; Kazak Türkçesi: artikulyatsiya; Kırgız Türkçesi: artikulyatsiya; Alt:: artikulyatsiya; Hakas Türkçesi: artikulyatsiya-tapsagnın pütçetkeň ondayı; Tuva Türkçesi: artikulyatsiya; Şor Türkçesi: *artikulyatsiya; Rusça: artikulyatsiya )
- TELÂFÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= GİDERME
- TELÂKİ[Ar. < LİKA] ile/değil/yerine/= KAVUŞMA
- TELÂKİ[Ar. < LİKA] ile TELÂKKİ[Ar. < LİKA | çoğ. TELÂKKIYYÂT]
( Birbirine karşı gelip buluşma, karşılaşma, birbirine ulaşma, birleşme. İLE Alma, kabul etme. | Kişisel görüş/anlayış. )
- TELAKİ[Ar. < TELĀḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BULUŞMA | KAVUŞMA
( buluşma kavuşma )
- TELÂKKİ | KAVRAYIŞ ile/||/<> KAVRAYIŞ
( 1 Kavrama anlama yetisi 2 Görüş anlayış 1 Bir algı içeriğinin doğrudan doğruya kavranması 2 Kantta Algı türlerinin bir tasarım olarak birleşmesi salt görüde bir araya konması )
- TELÂKKİ[Ar. < LİKA | çoğ. TELÂKKIYYÂT] ile TERAKKİ[Ar. < RAKY | çoğ. TERAKKİYÂT]
( Alma, kabul etme. | Kişisel görüş/anlayış. İLE Yukarı kalkma, yükselme. | İlerleme. | Hallerde, makamlarda ilerleme. )
- GÖRÜŞ/ANLAYIŞ/TELÂKKİ[Ar.] ile SAYMAK/ADDETMEK[Ar.]
- TELAKKİ[Ar. < TELAḲḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELAKKİ
( hüsnütelakki anlayış Kabul etme )
- TELALAMAK ile TEL ile TELA ile TEL KÜF ile TEL TEL ile TEL ÇİVİ ile TEL ÖRGÜ ile TEL DİKİŞ ile TEL DOLAP ile TEL FIRÇA ile TEL HALAT ile TEL KAFES ile TEL KURDU ile TEL ZIMBA ile TEL DOKUMA ile TEL CAMBAZI ile TEL KADAYIF ile TEL KÜFLÜCE ile TEL ŞEHRİYE
- TELÂŞ ile/yerine HEYECAN
- TELA'SÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= KEKELEME
( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. )
- TELA'SÜM[Ar.] ile TELÂZUM[Ar.]
( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. İLE Birbirini gerektirme ilişkisi. )
- TELATIN[Rus.] ile/||/<> ...
( bir süre kayın ağacı yağında tutulan ve özel bir kokusu olan sağlam ve yumuşak dana veya sığır derisi teletin teletin deri Tietze Oriens X 2 dillerinden alındığını bildirmekle yetinmiştir Rumcaya da geçmiştir R τελατίνι Andriotis EL 360 )
- TELATİN[Rus. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELATİN
( Bir tür sağlam yumuşak dana veya öküz derisi )
- TELÂZUM[Ar.] ile/değil/yerine/= BİRBİRİNİ GEREKTİRME İLİŞKİSİ
- TELBİYE[Ar.] ile TERBİYE[Ar. < RÜBÜV]
( Hac sırasında hacıların "lebbeyk Allahümme lebbeyk" demesi. İLE Besleyip büyütme, beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. | Alıştırma.[hayvan] | Tavsiye, kayırma, koruma. )
- TELEASISTANS/TELE-ASISTANS[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN YARDIM
- TELEFAT[Ar. < TELEFĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEFAT
( Hastalık afet vb sebeplerle hayvanların toplu ölümü )
- TELEFON
- TELEFON ETMEYE GİTMEK ile FATURA YATIRMAK
( İşemek. İLE Sıçmak. )
- TELEFON/TELEPHONE[Fr. < TÉLÉPHONE] ile/||/<> TELEFONOMETRE/TELEPHONOMETRE[Fr. < TÉLÉPHONOMÈTRE] ile/||/<> TELEKART/TELECARTE[Fr. < TÉLÉ + CARTE] ile/||/<> TELESEKRETER/TELESECRETAİRE[Fr. < TÉLÉSECRÉTAIRE]
( telefon diplomasisi telefon direği telefon hattı telefon ihbarlı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefon operatörü telefon rehberi telefon santrali telefon sapığı akıllı telefon ankesörlü telefon kartlı telefon kontörlü telefon kutulu telefon mobil telefon radyotelefon sabit telefon telsiz telefon araç telefonu cep telefonu el telefonu Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt )
- TELEFON[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= SES İLETİR
- TELEFON ile/değil/yerine/= ÜNDEK
- TELEFONDAKİ KONUŞMA BİTİMİNDE:
"KAPAT!" ile/değil/yerine/>< KAPATIYORUM/KAPATAYIM/KAPATALIM
- TELEFONLAŞMAK ile TELEFON ile TELEFONCU/LUK ile TELEFONLU ile TELEFONSUZ/LUK ile TELEFON HATTI ile TELEFON KARTI ile TELEFON DİREĞİ ile TELEFON KABİNİ ile TELEFON SAPIĞI ile TELEFON REHBERİ ile TELEFON KULÜBESİ ile TELEFON SANTRALİ ile TELEFON DİPLOMASİSİ
- TELEFONUN KAYBI ile CÜZDANIN KAYBI ile KENDİNİ KAYBETME
( 15 dakikada fark ediliyor. İLE 4 saatte fark ediliyor. İLE Farkında bile olunmuyor. )
- TÉLÉGRAPHE[Fr.] ile/||/<> TELGRAF[Fr. < TÉLÉGRAPHE]
( fizik )
- TELEGRAPHE[Fr. < TÉLÉGRAPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELGRAF
( telgraf çiçeği telgraf direği telgrafhane telgraf hattı telgrafname telgraf teli telgraf üslubu cevaplı telgraf şifreli telgraf telsiz telgraf yıldırım telgraf İki merkez arasında kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni tel II Bu düzenle gönderilen haberin yazılı olduğu kâğıt tel II telyazı )
- TELEK ile TELEKE ile TELEKS ile TELEKLİ ile TELEKSÇİ/LİK
- TELEK ile/||/<> TELEKE ile/||/<> TÜMEN/TÜĞMEN/TEPELİK
( Kuşların kanat ve kuyruk tüyü. İLE/||/<> Kanat teleklerinin uzun ve serti. İLE/||/<> Tavukların, horozların, kuzuların ya da koyunların tepesindeki top tüy kümesi.[Çankırı ve Kastamonu'da][Tüymenli, tüymenli civciv, tüymenli tavuk, tüymenli kuzu] | Bazı kuşların tepesinde bulunan uzunca tüy. | Tavuğun başındaki kabarık tüy. )
- TELEKIZ[Fr. < TÉLÉ + Tr. KIZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEKIZ
( Telefon ile iletişim kurarak fuhuş yapan kadın )
- TELEKONSÜLTASYON/TELECONSULTATION[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN DANIŞIM
- TELEM[Fr. < TÉLÉIMPRIMEUR SÖZÜNÜN KISALTILMIŞ BIÇIMI] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEM
( Bir metnin doğrudan doğruya gönderilmesini ve alıcı olarak basımevi harfleriyle yazılmasını sağlayan araç )
- TELEM ile/||/<> SILLON[Fr.] ile/||/<> OLUKÇUK
( çizi biyoloji )
- TELEME ile/||/<> PEYNİR PIHTISI
( peynir pıhtısı ham peynir Isıtılmış keçi sütüne incir ağacı sütü damlatılarak elde edilen yoğurdumsu yiyecek Gökmenler Çatak Gedikli Kızılağaç Saimbeyli Adana Peynir pıhtısının süzülmesi işleminden sonra elde edilen tuzlanmamış olgunlaştırılmamış taze peynir Ağızlarda teleme yanında deleme biçimi de kullanılır Dar bir çevrede telme olarak da geçer Farsça dalama dalamak new cheese büyük bir olasılıkla Türkçeden alınmıştır Deny Principes 95 Türkçe peyni de Farsçadan kalma bir alıntıdır )
- TELEMENTÖR/TELE-MENTOR[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN YÖNDER
- TELEMETRİ/TELEMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN ÖLÇÜM
- TELEMONİTÖRİZASYON/TELEMONITORING[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN İZLEM
- TELEOLOJİ[İng. TELEOLOGY] ile/||/<> TELEOST
( Teleoloji, Yunanca telos (amaç) sözcüğünden, doğanın işleyişinin arkasında bir amaç ya da tasarım olduğunu düşünce biçimi. @@ İyi bir biçimde gelişmiş kemiklere sahip olan kemikli balıklardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TELEOLOJİ ile TEOLOJİ
- EREKBİLİM/TELEOLOJİ ile TANRIBİLİM/TEOLOJİ
( Erekbilim. İLE Tanrıbilim. )
- TELEPHONE :/yerine TELEFON
- TELEPHONE[Fr. < TÉLÉPHONE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEFON
( telefon diplomasisi telefon direği telefon hattı telefon ihbarlı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefon operatörü telefon rehberi telefon santrali telefon sapığı akıllı telefon ankesörlü telefon kartlı telefon kontörlü telefon kutulu telefon mobil telefon radyotelefon sabit telefon telsiz telefon araç telefonu cep telefonu el telefonu Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt )
- TÉLÉPHONE[Fr. < TÉLÉPHONE] ile/||/<> TÉLÉPHONE[Fr.] ile/||/<> TELEFON[Fr. < TÉLÉPHONE]
( fizik )
- TELEPORTATION ile/||/<> DENSE CODİNG ile/||/<> CRYPTOGRAPHY
( Dolanıklık ve klasik bilgi yardımıyla bir kübitin durumunu başka yere aktarmaktır; kübit taşınmaz, durumu taşınır. @@ Bir dolanık çift kullanarak tek bir kübitle iki klasik bit bilgi gönderebilmektir; teleportasyonun bir bakıma tersidir. @@ Dolanıklık ve ölçümün bozucu doğasını kullanarak, dinlemenin saptanabildiği güvenli anahtar paylaşımıdır. Üçü de dolanıklığı kullanan kuantum iletişim protokolleridir: durum taşıma, bilgi sıkıştırma ve güvenli haberleşme. )
( Formül: |ψ⟩AB → |ψ⟩C )
- TELEPROMPTIR, OTOKÖ ile/||/<> TELEPROMPTER, TELEVISION PROMPTER, PROMPTER, PROMPTING DEVICE, CUE CARD, CUE FLIPPER, CRIB CARD, SCRIPT ROLLER, GOOF SHEET, IDIOT CARD (A.), IDIOT BOARD (A.), (ABD) IDIOT SHEET (A.)[İng.] ile/||/<> TÉLÉPROMPTEUR, NÈGRE (A.)[Fr.] ile/||/<> NEGER, TELEPROMPTER[Alm.] ile/||/<> AKIL DEFTERİ
( TV Konuşmacılara yardımcı olmak amacıyla kullanılan çok çeşitleri bulunan bir araç Alıcının gerisindeki bir yere konan bu araç genellikle iri harflerle yazılı bir metni istenilen hızda döndüren bir silindirden oluşur Teleprompter bu aracın en yaygınının ayırmacıdır )
- TELERADYOGRAFİ/TELERADIOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN X-IŞINLI GÖRÜNTÜLEME
- TELESAĞLIK/TELE-HEALTH[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN SAĞLIK
- TELESCOPIUM, TEL (TELESCOPÜ), TELESCOPE[İng.] ile/değil/yerine/= TELESCOPE/LUNETTE[Fr.] ile/değil/yerine/= FERNOHR[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜRBÜN
( Bir takımyıldızın adı. )
- TELESKOP ile/ve/<> FAST(Five-hundred-meter Aperture Spherical Radio Telescope)
( ... İLE/VE/<> Dünyanın en güçlü tek çanaklı radyo dedektörü. )
(

)
- TELETİBB[Fr. < TÉLÉ + Ar. ṬIBB] ile/değil/yerine/=/||/<> TELETIP
( Hastanın yaşamsal verilerinin mobil cihazlar kullanılarak sağlık kuruluşuna gönderilmesiyle gerçek zamanlı tanı tedavi takip ve değerlendirme yapılabilmesini sağlayan sağlık hizmeti )
- TELETIP/TELEMEDICINE[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN TIP
- TELEVİZYON (İZLEMEK)
ile/ve/değil/yerine/><
KİTAP (OKUMAK)
(

)
- TELEVİZYON RUHSAT ÜCRETİ, TELEVİZYON YILLIK RUHSAT ÜCRETİ, TELEVİZYON ALICI RUHSAT VERGİSİ, TELEVİZYON ALICISI YILLIK RUHSAT VERGİSİ, TELEVİZYON ÜCRETİ | VERGİ ile/||/<> VERGİ
( TV Çeşitli ülkelerde almaç iyelerinden belirli sürelerde vergi biçiminde alınan para Türkiyede almacın bulunduğu yerin nüfusuna ve almacın kullanılma amacına göre Televizyon yıllık ruhsat ücreti adı altında değişen bir para alınır Devlete ilişkin genel giderleri karşılama amacı ile yükümlülerinden çeşitli adlarla alınan para )
- TELEVİZYON ile TELEVİZYONCU/LUK ile TELEVİZYON FİLMİ ile TELEVİZYON OYUNU ile TELEVİZYON DİZİSİ ile TELEVİZYON YAYINI ile TELEVİZYON ALICISI ile TELEVİZYON BANDROLÜ ile TELEVİZYON PROGRAMI ile TELEVİZYON VERİCİ İSTASYONU
- TELGRAF ÇİÇEĞİ
( Bir çeneklilerden, boğumlu sarkık dallı, yaprakları etli, ucları sivri, bazı türlerinde yaprakların alt ve üst yüzü mor ve gümüşi yollu, beyaz, mavi ya da pembe çiçekli bir süs bitkisi. )
- TELGRAF ile TELGRAFÇI/LIK ile TELGRAF TELİ ile TELGRAF HATTI ile TELGRAF DİREĞİ ile TELGRAF ÇİÇEĞİ ile TELGRAF ÜSLUBU
- TELHİS | KISALTMA >< İNDİRME
( Bir yapıtı, belirli bir amaca uygun olarak kısaltma. @@ Yazında geçen adları, sözcükleri bir iki harfle kısaca anlatma, imleme. @@ Bir çarpma işlemiyle donatılmış kümede a.c=b.c (ya da c.a=c.b) olması durumunda a=b eşitliğinin çıkarılması. @@ Belirli bir örgüt, küme ya da birliğin adı olan sözcüklerin ilk harflerinden oluşan yeni sözcük. (UNESCO, IFLA gibi.) 2. [İng. abreveation]: Sözcüklerin ilk hecesinin birleştirilmesiyle oluşan yeni sözcük (Pet-Kim gibi.) @@ Giderleri azaltmak amacıyla tecim işlerine ilişkin telli bildirimlerde birkaç ya da daha çok sözcüğün yerini tutmak üzere kullanılan birleşik bir sözcük @@ Yazarken zamandan kazanmak amacıyla bir ya da birkaç sözcüğü özümlemek üzere kullanılan kısa işaret. (Bunlar çoğunlukla asıl sözcüğün ilk harfleri ile yapılır.) @@ bk. Attika kısaltması. @@ Yazıda bir kelimeyi kısaca göstermek üzere ondan alınarak kullanılan harf öbeği. Dilbilim yerine dl. gibi. @@ Sık kullanılan kelimelerin, şahıs yer ve kuruluş adlarının, yer kazanmak, kolaylık sağlamak gibi pratik amaçlarla yazıda kısaltılmış biçimi: Dr. (doktor), bk. (bakınız), krş. (karşılaştırınız), cm. (santimetre), m. (metre), TL. (Türk Lirası), km. (kilometre), TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), T.C. (Türkiye Cumhuriyeti), A.Ü. (Ankara Üniversitesi), TDAY-Belleten (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten) vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: ixtisar; Türkmen Türkçesi: gıısgaltma ~ abbreviatura; Gagauz Türkçesi: kısaltmak ~kısaltmalar; Özbek Türkçesi: qisqartma; Uygur Türkçesi: qisqartilma ~ abbreviatsiyä; Tatar Türkçesi: qisqartma; Başkurt Türkçesi: abbreviatura ~ qışqartılğan quşma hüzzär; Kmk:abbreviatsiyä ~ kısgartılıw ~ ixtisar; Krç.-Malk.: abbreviatsiya ~ sözlenikıshartıp cazıw; Nogay Türkçesi: kıskartuw ~ abbreviatsiyä; Kazak Türkçesi: kıskartuw ~kıskargan söz; Kırgız Türkçesi: kıskartuu; Alt:: kıskartılganı ~ abbreviatura; Hakas Türkçesi: abbreviatsiya ~ hızırılganı; Tuva Türkçesi: huraaňgaylaaşkın; Şor Türkçesi: *kıskartılganı ~abbrebiatura; Rusça: sokraşçeniye ~ abbreviatsiya; ~ @@ @@ )
- TELHÎSEN[Ar.] ile TELHÎSÎ/TELHİSÇİ[Ar.]
( Özet olarak, kısaltılarak.[HÜLÂSETEN] İLE Bâbıâlî'den, sultana yazılacak şeylerin özetini çıkaran görevli. )
- TELİF | DERLEMEK ile/||/<> DERLEME ile/||/<> DERLEMEK
( Herhangi bir yüksek düzeyli dilde hazırlanmış bir izlenceyi bir derleyici aracılığıyla belli bir bilgisayar dizgesinin makine diline çevirip bir amaç izlence oluşturmak Bir ölçek oluşturacak sınarları seçmek üzere ölçüm boyutuna ilişkin çeşitli anlatımları seçerek dile getirme ya da toplama )
- TELİH ile/||/<> IDOLIZE[İng.] ile/||/<> IDOLÂTRER[Fr.] ile/||/<> VERGÖTZEN[Alm.] ile/||/<> PUTLAŞTIRMAK
( Bir nesnede ya da bir kimsede olağanüstülük görerek onu put haline getirmek )
- TEL'ÎN[Ar.] değil/yerine ANLAYIŞ/HOŞGÖRÜ
- TELİN[Ar.] ile/değil/yerine/= KARGIMA, KARGIŞ
( !Kargıma, lânet okuma, lânetleme. )
- TELİN[Ar. < TELʿĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> LANETLEME (TELİN MİTİNGİ)
- TELİN ile TELİN MİTİNGİ
- TELKÂRÎ ile TELKARİ
( Tel durumundaki gümüşü, altını örerek ya da bir şey üzerine kakarak yapılan iş. | Gümüş ya da altını ince teller durumuna getirip örerek yapılan (takı vb.). | Gümüş ya da altın tellerden yapılmış motiflerle süslü olan. İLE Beypazarı. )
- TELKİH,İNOKÜLASYON | AŞILAMAK | TELKİH | İNOKÜLASYON | AŞILAMA ile/||/<> AŞILAMA ile/||/<> AŞILAMAK
( Tartışma zorlama inandırma gibi çabalar söz konusu olmadan bir kişiye belirli görüş ve inançları yalnızca sözle benimsetme 1 Bir ekin ortamına bakterilerin ekilmesi 2 Aşırı doygun bir çözelti ya da aşırı soğumuş bir sıvıya doygun ya da soğumuş özdeğin küçük bir örütünü daldırarak sıvı evreredeki örütlenmeyi hızlandırma biyoloji tarım Çekirdeklenmeyi kolaylaştırmak amacıyla erimiş metale aşılayıcı ekleme işlemi 1 Enfekte materyalin hastalık etkenini teşhis amacıyla kültür ortamına ekilmesi veya deney hayvanına enjekte edilmesi 2 Hastalığa karşı antikor oluşturmak amacıyla sağlam organizma vücuduna ilgili hastalık etkenini aşı biçiminde verme inokulasyon vaksinasyon 1 Bağışıklık sistemini uyarmak için vücuda bir patojenin tamamı veya bir kısmının verilmesi bağışıklama immünize 2 Mikroorganizmaların uygun bir ortama çoğalmaları amacıyla aktarılması işlemi inokülasyon )
- TELKİH[Ar.] ile/değil/yerine/= AŞILAMA
- TELKİH[Ar. < TELḲĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AŞILAMA
- TELKİN ETMEK ile AŞILAMA
- TELKİN ile TAVSİYE
- TELLAK[Ar. < TELLÂK] ile/||/<> HAMAMLARDA ERKEKLERİ YIKAYAN ERKEK
( hamamlarda erkekleri yıkayan erkek dallāk Masseur im Bad Arapça dallāk biçimindeki gémination Türkçede olduğu gibi saklanmıştır Hamamda kadınları yıkayan kadına natır adı verilir )
- TELLEME ile/||/<> ...
( Harman ekinini üzerinde düven gezebilecek bir duruma getirme Beyağıl Ulukışla Niğde )
- TELLERİ(MİZİ) KARDEŞ EYLEMEK ve/||/<>/> SAZI(MIZI) DÜZENLEMEK
- TELLİ BABA ÇEŞMESİ
( Telli Baba Türbesi bahçesine bir hayırsever hanım tarafından yapıldı (H.1975). Kitabesinde şöyle yazıyor: Besmeleyle açalım suyu/ Şifa dileyelim Allah'tan/ Hayırsever hanıma/ Bu suyu Telli Babanın/ Ruhuna bağış yapılmıştır. 1975". )
- TELLİ-DUVAKLI
- TELLİ SAZLAR ile/ve NEFESLİ SAZLAR ile/ve VURMALI SAZLAR
( Ud-i Kadîm, Tanbur-i Servinân, Kopuz-u Rûmî, Rebab, Şeştar, Mugni, Ceng, Kânun. İLE
Zurna, Nefir, Ney, Irak Nâyı, Erganun, Mûsikar, Burgu. İLE
Kâse, Bardak, Davul, Def, Darbuka, Kös, Nakkare, Zil. )
( Sultanların Rebab çaldırma isteği, Hitab-ı İlâhi'ye ulaşabilmek üzeredir. )
- TELLİ TABYA ÇEŞMESİ
( Yenimahalle Rumelikavak arasında bulunan ve halen değişik biçimde işlevini sürdüren Telli Tabya'nın bahçesi içinde olduğu Ata Tarihinde bildirilen çeşmenin (H.1230, M.1815), bugün mevcut olmadığı bilinmektedir. )
- TELLİ TABYA DALYANI
( Telli Tabya'nın batı tarafından kurulan bu dalyan çok uzun zamandan beri kurulmuyor. )
- TELLİ ile TELLİCE ile TELLİ PULLU ile TELLİ TURNA ile TELLİ OTOBÜS ile TELLİ SAZLAR ile TELLİ DUVAKLI ile TELLİ BALIKÇIL ile TELLİ ÇALGILAR
- TELLURE[Fr.] ile/||/<> TELLÜR[Fr. < TELLURE]
( kimya )
- TELLURE[Fr. < TELLURE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELLÜR
( Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan C de eriyen mavimtırak beyaz renkte bir element simgesi Te )
- TELMÎH ile/ve TENÂSÜB ile/ve SEBK-İ HİNDÎ
( ... İLE ... İLE XVII. yüzyılda, Divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, imge oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan, süslü bir anlatım biçimi. )
- TELOMER:
ANNE KARNINDA ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA
- TELOMER ile/||/<> CENTROMERE
( Telomer kromozom ucu koruma yapısıyken İLE centromere bölünme sırasında bağlanma noktasıdır )
( Formül: TTAGGG tekrarı )
- TELOMER ile/||/<> TELOMERAZ ile/||/<> HAYFLICK
( Göze bölünme sınırları ve yaşlanma. )
( Formül: TTAGGG tekrarı )
- TELOMERAZ[İng. TELOMERASE] ile/||/<> EŞ ANLAMLAR: TELOSOM[İng. SHELTERIN] ile/||/<> TERS TRANSKRİPTAZ[İng. REVERSE TRANSCRIPTASE] ile/||/<> YAŞLILIK[İng. SENESCENCE]
( RNA molekülü (hTR) içeren ters transkriptaz (hTERT) telomer de tandem tekrarlanması için şablon olarak işlev görür. Her göze, bölünmesi sonrası uzunluğunu korumak için telomer sentezler. Bu, embriyonik gözelerde ve gametlerde aktif, farklılaşmış somatik gözelerde inaktif ve kötü huylu gözelerde yeniden aktifleşmiştir. Telomeraz bir kromozomun telomerik ucuna bir defada bir tabanı ekleyebilirsiniz. Bu onarım repliaktif yaşlılıkdan kaçan gözeler için gereklidir.Telomeraz aktivitesi, insan kanserinin tehşisinde en genel moleküler belirleyicidir. Telomeraz, telomerleri koruyan ve sentezleyen ters transkriptaz enzimdir. @@ Telomerlerin yapısal bütünlüğünü ve işlevsel stabilitesini sağlamakla görevli, altı temel proteinden (TRF1, TRF2, POT1, TIN2, TPP1 ve RAP1) oluşan bir protein kompleksi. Bu kompleks, kromozom uçlarını DNA hasarı olarak algılanmaktan korur ve telomerik DNA'nın "T-loop" adı verilen özel bir yapısal düzenleme ile stabilize edilmesini sağlar. Shelterin, telomeraz enziminin aktivitesini düzenleyerek telomer uzunluğunun kontrolüne katkıda bulunur ve genomik kararlılığın sürdürülmesinde kritik bir rol oynar. @@ RNA yapısını kalıp olarak kullanarak DNA sentezini gerçekleştiren polimeraz enzimi.Telomeraz enziminde bulunan terz transkriptaz sayesinde DNA dizinin sonunda tamamlanamayan kısımlar (telomer uçları), primer olarak kullanılan RNA'ların terz transkripti ile sentezlenebilir. Telomeraz enzimi zigot gelişiminde etkinken doğumdan sonra aktifliğini kaybeder. @@ İlerleyen yaşa bağlı olarak üreme performansının, fizyolojik fonksiyonların ve hayatta kalma başarısının düşmesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TELSİ ile TELSİZ ile TELSİZCİ/LİK ile TELSİZ TELEFON ile TELSİZ TELGRAF ile TELSİZ BAĞLANTISI
- TEM ile/||/<> TE ile/||/<> TM
( Hem elektrik hem manyetik alanın yayılma yönüne tümüyle dik olduğu dalga kipidir; koaksiyel kabloda ve serbest uzayda ışıkta görülür. @@ Elektrik alanın yayılma yönüne dik, manyetik alanınsa bir bileşeninin yayılma yönünde olduğu kiptir; dalga kılavuzlarında görülür. @@ Manyetik alanın yayılma yönüne dik, elektrik alanınsa bir bileşeninin yayılma yönünde olduğu kiptir. Üçü, alanların yayılma yönüne göre yönelimine dayalı dalga yayılım kipleridir. )
( Formül: β² = ω²με - k²c )
- TEMA[İt.]/THEMA[İng.] ile/değil/yerine/= ANA DÜŞÜNCE, İZLEK
( Bir sanat yapıtında, işlenilen, geliştirilen ana düşünce. )
- TEMÂMEN LEHÛ[Ar.] ile TEMÂMEN 'ALEYHİ[Ar.]
- TEMÂRUZ[Ar. < MARAZ] ile/değil/yerine/= SAYRIMSAMA, KENDİNİ HASTA GİBİ GÖSTERME
- TEMARUZ/SIMULATION, MALINGERING[İng.] ile/değil/yerine/= SAYRIMSAMA
- TEMARUZ[Ar. < TEMĀRUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYRIMSAMA
- TEMAS | DOKUNMA ile/||/<> DOKUNMA ile/||/<> DOKUNMAK
( Nesnelerin sıcaklık soğukluk sertlik yumuşaklık gibi türlü niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyle duyumlama işi biyoloji biyoloji )
- TEMAS | DOKUNMA ile/||/<> KOKLAMA ile/||/<> TAT
( Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık gibi türlü niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyle duyumlama işi. @@ (biyoloji) @@ (biyoloji) @@ )
- TEMAS ETMEK ile/değil/yerine/= DEĞİNMEK
- TEMAS[Ar.]/KONTAK[Fr./İng. < CONTACT] ile/değil/yerine/= DEĞME/DOKUNMA, BAĞLANTI
( Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması. | Motorlu araçları çalıştırmaya yarayan düzenek. | Bağlantı, ilgi. | Akıl sağlığı yerinde olmayan, dengesiz. )
- TEMAS[Ar. < TEMĀSS] ile/değil/yerine/=/||/<> DOKUNMA | DOKUNMA | İLİŞKİ
( temas takibi sıcak temas dirsek teması dokunma I Buluşup görüşme ilişki kurma münasebet Değinme sözünü etme bahsetme Gidip gelme ulaşım bağlantı dokunma I ilişki )
- TEMAS ile/||/<> CONTACT[İng.] ile/||/<> CONTACT[Fr.] ile/||/<> KONTAKT[Alm.] ile/||/<> DEĞİNİ | DEĞİNİ KURAMI
( İki ayrı kültürel çevreye ilişkin halkbilim ürün ve olaylarının canlı ya da cansız taşıyıcılar yardımıyla karşı karşıya gelmeleri değini kuramı )
- TEMAS[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞME, DOKUNMA | İLİŞKİ | BAĞLANTI
( Değme, değinti, dokunma, dokunuş. | Buluşup görüşme, ilişki kurma, ilişki. | Değinme, sözünü etme. | Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. )
- TEMAS ile/değil/yerine/= GÖRÜŞME
- TEMÂŞÂ[Fars.] ile MANZARA
( Bakıp izleme. | Gezme[KONTEMPLASYON, İng. CONTEMPLATION] İLE Bakılan, izlenen. )