( Bir aygıtın ya da cismin yatay olup olmadığını gösteren araç fizik 1 Bir düzlemin yataylığını anlamak yüksekliğini denetlemek için kullanılan aygıt 2 Buğu kazanlarında su düzeyini gösteren cam tüp )
( fizik İçinde hava kabarcığı bırakılmış su dolu cam yuvgu ve bir tahta yataktan oluşan düzlem ya da doğruların yataylığını saptayan aygıt hava kabarcıklı düzeç )
( Doğrultma, kusursuz yapma, düzleme. İLE Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması. | Düz olma, düzlük. | Kaplama, örtme. | Ortada ve tam bir derecede bulunma. | Mevlevî sikkesinin tam ortasına gelmek üzere önden arkaya doğru çekilen iki parmak eninde yeşil çuha. )
( Beraber etme, düz etme, düzleme, düzeltme, düz duruma getirme. | Ödeme, verme. | Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt. İLE/VE/<> Saf kılma, saflaştırma, arıtma, ayıklama, temizleme. | Özleştirme. | Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. nedenler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi, likidasyon. | Türlü nedenlerle çok sayıda çalışanın görevine son verme. )
( Tabiatlanma. İLE Aralıksız, birbiri ardından gelme. İLE Bir şeyi etraflıca tetkik etme, mahiyetini anlamaya çalışma, kapsamlı inceleme, bir şey hakkında geniş bilgi edinme. )
( Derleme zincirleme isim tamlaması zincirleme tamlama zincirleme isim takımı Bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması Evin kapısının kilidi pencerenin camının kırılmasının sebebi evin duvarının yıkıntılarının kaldırılmasının gecikmesi Ziraat Bankası kambiyo müdürlüğü memurlarının durumunun görüşülmesi vb Tamlayanı tamlananı veya her ikisi de ad tamlaması biçiminde olan iç içe girmiş tamlama türü bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması Ragıp efendinin çiçek bahçesi Kenan beyin de kitapları T Buğra Yağmur Beklerken s 45 Tarih sanat eserleri gelenekler hepsi cemiyetin süreklilik şuurudur A H Tanpınar Yaşadığım Gibi İnsan ve Cemiyet s 15 Yarın sabah ev eşyalarının taşınma ücretlerinin yarı bedelini ödeyebilirsin Kâmil beyin işe başladığının üçüncü günü akşam üzeri gidecekleri sırada kapı açılmış Nedime hanım Niyazi ağabey diye hafif bir çığlık koyuvererek geleni karşılamak üzere ayağa kalkmıştı K Tahir Esir Şehrin İnsanları s 214 Hediye ettiğiniz kitapların listesinin yazılması tamamlandı mı vb )
( Bir gözlem aracında belli soru ya da soru seçeneklerinin anlam ya da kapsamca birbiri üzerine düşmesi ya da kesişmesi İki şeyin birbiriyle tam olarak uyuşması iki olayın aynı zamana rastlaması Karşıtlıkların örtüşmesi conincidentia oppositorum İlk olarak Nicolaus Cusanusun kullandığı bu kavram düşünce olarak eskidir Karşıtlıkların örtüşmesi şu anlamlarda kullanılır 1 Fizikötesi ve dinsel anlamda bütün karşıtların kökçe bir birliğe geri gitmesi 2 Önermedeki çelişmeyi eytişimsel bir biçimde kaldıran düşünce ve varlık ilkesi 3 Nicolaus Cusanusta Tanrı karşıtlıkların örtüşmesidir Cusanusa göre sonluda çelişen sonsuzda birdir daire ve doğru çizgi dünyanın kendisi de Tanrıda örtüşen karşıtlıkların dışlaşması olarak belirir )
( Clostridium tetani bakterisinin neden olduğu, kas spazmları ile ilişkili bir bulaş. İLE/||/<> Clostridium botulinum bakterisinin neden olduğu, kas zayıflığı ve kötürümlük ile ilişkili bir bulaş. )
( Clostridium tetani bakterisinin neden olduğu, kas spazmları ile ilişkili bir bulaş. İLE/||/<> Corynebacterium diphtheriae bakterisinin neden olduğu, boğazda kalın bir zar oluşumu ile ilişkili bir bulaş. )
( İnsan ve hayvan gövdesine açık yaralardan giren, genellikle toprakta, gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı, kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık. )
( Baş hakemin görevli hakemleri toplayarak karşılaşmadan önce yumrukoyunu kurallarını hatırlatması karşılaşmadan sonra da kuralların uygulanmasındaki iyi ve kötü yönleri belirtmesi Belirli bir konuyu anlamak ya da derinleştirmek için yapılan çalışma bu çalışmanın sonunda oluşturulan yapıt Bir konu kavram ya da işlemi tartışarak gözden geçirme Benimsenen bir konu üzerine hazırlanan eser Bir şeyin derinliğine varıp onu iyice öğrenip tanımak için zihin ve emek harcamak matematik )
( Bir gerçeği ortaya çıkarmak bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma Belli yöntem ve yordamlara başvurarak bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi bilgi coğrafya )
( Bir gerçeği ortaya çıkarmak, bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma. @@ Belli yöntem ve yordamlara başvurarak, bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi, bk. bilgi. @@ (coğrafya) @@ )
( Doğma, doğurma. İLE Arka arkaya gelme, her yandan gelip birikme. | İki şairin, birbirinden habersiz olarak aynı dize[mısrâ] ya da iki dize[beyit] söylemesi/yazması. )
( Uzay zaman durum ya da kişisel ilişkiler açısından bireyin nerede olduğunu ve ne yöne gittiğini kestirebilmesi yönlenim karşılık oriyantasyon oriens yükselme Yön bulma dış etkilerle ilgili olarak bir göze içindeki protoplazmaya ait cisimlerin göstermiş olduğu durum değişikliği astronomi coğrafya yöneltme Dış etkilerle ilgili olarak organizma veya hücrenin göstermiş olduğu durum değişikliği oryantasyon )
( kan basıncı kan baskısı Yüreğin vurumu sırasında kanın kan damarlarının duvarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç Kan basıncı 1 Kan basıncı 2 Gerilme olayı gerginlik karşıtlık tansiyon tendere germek Vurum sırasında kanın kan damarlarının duvarlarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç tansiyon zooloji tansiyon Kanın içinde bulunduğu damar çeperlerine yapmış olduğu basınç atardamar kan basıncı tansiyon Erişkin normal sistolik diyastolik değerler mmHg insan 120 70 at 13 95 sığır 140 95 koyun 140 90 köpek 120 70 kedi 120 80 )
( Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.
(Kimseden bir yarar ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş, bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdanı hür bir şairim.)
( Klasik Türk dînî şiir müziğinde bir biçim. Güftesinin konusu Allah'ın birliğidir. Allah'ın tevhîd ve azameti hakkındadır. İLE/VE/<> Allah'a dua etme, yalvarma. | Allah'a dua konulu manzûme. Divan Edebiyatı'nda, Tanrı'yı öven koşuk türü ya da koşuğun bir bölümü. )
( BİR KILMA, BİR ETME, BİRLEŞTİRME | BİR SAYMA, BİR OLARAK BAKMA, BİRLİĞİNE İNANMA | ALLAH'IN BİRLİĞİNE İNANMA | "LÂİLÂHE-İLL-ALLAH"(KELİME-İ TEVHİD) SÖZÜNÜ TEKRARLAMA )
( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga. @@ ~ Az tuğra 1. 'devlet arması'; 2. 'şah fermanı'. OT tugrāg 'hükümdarın mührü ve imzası' olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'a göre Oğuzca olan bu söz, diğer Türklerce bilinmemektedir. Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmud'a borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta veya törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg veya togrāg olarak adlandırılmasıdır. Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır. Räsänen'in Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır. Arapça ve Farsçaya da geçmiştir. Rusçada da tavro olarak kullanılır. )
( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga Az tuğra 1 devlet arması 2 şah fermanı OT tugrāg hükümdarın mührü ve imzası olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzca olan bu söz diğer Türklerce bilinmemektedir Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmuda borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta veya törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg veya togrāg olarak adlandırılmasıdır Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır Räsänenin Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır Arapça ve Farsçaya da geçmiştir Rusçada da tavro olarak kullanılır )
( Sözcüklerin arası birleştirilerek yazılan bir yazı biçimi.[Resmî yazışmalarda kullanılan bir yazı çeşidiydi.][Sülüse benzeyen daha yumuşak hatlı ve hareketli büyük boy yazılar.] İLE/||/<> Yuvarlak karakterli, daha çok kitabelerde kullanılan, kitaplarda ise başlıklara mahsus büyük boy bir yazı üslûbu. İLE/||/<> Türklerin ortaya çıkardığı bir yazı çeşidi. "Mim"lerin gözü kapanmış, "Sin" ve benzeri harflerin dişleri kalkmış, noktalar çizgilere dönüşmüştür. Daha çok el yazısında kullanılır. İLE/||/<> Arap harflerinin düz ve köşeli olarak kullanılmasıyla oluşmuş erken dönem İslâm yazı türü ve bundan geliştirilmiş bir yazı türü. İLE/||/<> Metinlerin kopya edilerek çoğaltılmasında kullanılan yuvarlak karakterli bir yazı üslûbu. İLE/||/<> İstenilen kalınlığı sağlayacak kadar kâğıdın birinin suyunu ötekinin aksi yöne gelecek biçimde kola ile yapıştırılmasıyla elde edilen mukavvadan yapılan albüm. Üzerine hatların ayrı ayrı kâğıtlara yazılarak hatlar, minyatürler, varaklar v.s. yapıştırılır. İLE/||/<> Tüm yazaçları/harfleri ve sözcükleri birbirine bitişik olarak yazılan bir yazı biçimi. İLE/||/<> Türklere özgü hareketli ve girişik bir yazı üslûbudur. Harfler ve sözcükler, birbirine kaynaşmıştır. )
( [beyitte] Sözcüğün, uzak anlamıyla kullanıldığını gösterir bir ipucu bulunmayan. İLE/<> Sözcüğün, yakın anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Sözcüğün, uzak anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Tevriyeye konu olan sözcüğün, başka sözler yardımıyla anlaşılması. İLE Sözcük, müstehcen bir anlam içeriyorsa. )
( Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )
( Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )
( dağıtım 1 Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama 2 Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş 3 Çalışma yeri firma Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )
( bk. dağıtım @@ 1. Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği, bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama. 2. Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş. 3. Çalışma yeri. @@ bk. firma @@ @@Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )
( Nüfusun belli özeklerde aşırı ölçüde yığılmasından doğan sakıncaları gidermek amacıyla kentbilim yöntemlerinden yararlanarak bu özeklerde yaşayan ve çalışan insanlardan bir bölümünü yeni yerleşim yerlerine kaydırmak Kimi uygulama örnekleriyle ya da bu yöndeki buluşlarla ortak giderler gibi tümdeğer öğelerini bir çalışma dalına bir eyleme bir yapıma yükleme ya da dağıtma )
( Eğitimci. İlkokulu Zekeriyaköy'de okudu. Eğitimine Köy Enstitüsünde okuyarak devam etti. Önce Kepirtepe, sonraları değişik nedenlerle Arife ve Düziçi Köy Enstitülerinde eğitimine devam etti ve öğretmen olarak meslek hayatına atıldı. Siirt Meleton Nahiyesi, İstanbul Rumelifener'i, Maden, Büyükdere Mehmet İpgin İlköğretim okullarında öğretmen olarak görev yaptı. 1977 - 1982 yılları arasında Sarıyer İlçesi İlköğretim Müdürü olarak görev yaptı. 1982 yılında Sarıyer Kaymakamlığına vekâleten baktı ve aynı yıl içinde emekli oldu. )
( bez ve halı dokumak için kullanılan düzen üzerinde iş görülen masa Az dǝzgah tezgâh desga kuruluş yapı dastgāh a weavers shop a workhouse of any kind a laboratory plant of a manufactory a public office any manufacturing instrument a loom utensils a merchants counter dast el gāh Farsça dastgāhın tsi Türkçede düşmüştür Arapça Mısır tazga biçimi Türkçeden alınmıştır Littmann Tschudi Arm 115 78 )
( Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa. | Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa ya da büfe. | Üzerinde genellikle el ya da küçük makinelerle iş görülen yapım aracı. | Tersane. | Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol. İLE Halı, kilim dokunan tezgâh. )
( Mendel'in İkinci Yasası olarak da bilinen bu yasa, farklı genlerin üreme gözelerinin oluşması sırasında birbirinden bağımsız olarak ayrıldığını söyler. Çeşitliliğin temel sebeplerinden biri.
( Önceden yazılmış bir metne dayanmadan ama Kanavası örgüsü önceden bilinen oyuncuların bir kanavayı esas tutup o andaki buluşları ile geliştirdikleri halk tiyatrosu )
( Tiyatro şenliği Çeşitli oyunların topluca oynatılması sonunda ödül ya da derece verilmesi biçiminde ortaya çıkan ulusal ya da uluslararası oyun gösterisi öŞenlik )
( Din felsefesinde; her şeyi bilen ve mutlak iyi olan Tanrı'nın kötülüğe neden izin verdiğini açıklamaya dair çabaların tümü. Kelime, Yunanca theos "tanrı" ve dikē "adalet" kelimelerinin bir araya gelmesinden meydana gelir.
( Rumelikavağı'nın Mavramolos (Karataş) mevkiinde Hıristiyanlık döneminde Meryem Anaya sunulan Theotokos (Panagia) manastırı yapıldı. Burada Meryem Ana Kilisesinin günü olan 15 Ağustosta büyük panayır kurulurdu. Zamanla kilise yıkıldı. 1617'de iki hücrelik kısmı kaldı. Manastır ve kilise 1690'da yeniden yaptırıldı ise de Osmanlı yönetiminden izin alınmadan yaptırıldıkları için Damat Şehit Ali Paşa tarafından yıktırıldılar. )
( Yoksulluk yüksek doğum oranları ve iktisadi olarak gelişmiş ülkelere bağımlılık gibi özellikler taşıyan Asya Afrika Avustralya ve Güney Amerika kıtalarındaki bazı gelişmemiş ülkeler birinci dünya ülkeleri ikinci dünya ülkeleri dördüncü dünya ülkeleri az gelişmiş ülkeler )
( 1 Atma aracını çevirerek vücudu kendi ekseni çevresinde döndürerek ya da her ikisini kullanarak elde edilen hızla çekici atma döngüsü üstünden ileriye doğru fırlatma 2 Çekici bu yolla en uzağa atmak için yarışılan atletizm dalı )
( 1 Hız kazanmak için gerilip koştuktan sonra elde taşınan ciriti omuz ya da taşıyan kol üstünden ileriye doğru fırlatma 2 Ciriti bu yolla en uzağa atmak için yarışılan atletizm dalı )
( Tiroid bezi boyundaki kelebek şeklindeki bir endokrin bezdir. Dolaşım sistemine salınan iki hormon üretir: tiroksin (T4) ve triiodotironin (T3). Bu hormonlar, vücudunuzdaki tüm gözelerin normal biçimde çalışması için gereklidir.
( Genellikle bitki genetik mühendisliğinde vektör olarak kullanılan Agrobacterium tumefaciens'in plazmid DNA'sıdır. Bu plazmid, bitki gözelerini enfekte edip tümör oluşmasına neden olur.
( İşlenmemiş işlenmiş yapılmamış taşınır durağan mal alım ve satımı Kira ve kiralama çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma )
( İçinde bulunduğuna inanılan tansıksal gücü kendisini taşıyan bireyin dileğine uygun bir oluşuma dönüştürdükten sonra ilgiliye aktardığı benimsenen nesne Üzerinde taşıyana uğur ve iyilik getirdiğine inanılan ve bu özelliğinin daha önce denenmiş olduğu ileri sürülen nesne Bir malın tanımı için yapılan duyurularda malı ilginç ve sevimli gösterebilmek amacıyla ve yapıcısına uğur getirir inancıyla uygulanan özel resimli simge )