YEDİ YAZAÇLILAR

- TESVİYE | RENDELEME ile/||/<> RENDELEMEK

( Buzulların aşındırma etkisiyle kayaç yüzlerini düzleştirmesi Rende ile ağaçtan talaş kaldırma eylemi )

- TESVİYE RUHU | DÜZEÇ ile/||/<> DÜZEÇ

( Bir aygıtın ya da cismin yatay olup olmadığını gösteren araç fizik 1 Bir düzlemin yataylığını anlamak yüksekliğini denetlemek için kullanılan aygıt 2 Buğu kazanlarında su düzeyini gösteren cam tüp )

- TESVİYE RUHU, SU TESVİYESİ | KABARCIKLI DÜZEÇ ile/||/<> KABARCIKLI DÜZEÇ

( fizik İçinde hava kabarcığı bırakılmış su dolu cam yuvgu ve bir tahta yataktan oluşan düzlem ya da doğruların yataylığını saptayan aygıt hava kabarcıklı düzeç )

- TESVİYE[< SEVÎ]:
TEK ŞEY ÜZERİNDE
ile İKİ ŞEY ARASINDA ile ÇOK ŞEY ÜZERİNDE

( Doğrultma, kusursuz yapma, düzleme. İLE Hilâfa çözüm, iki ortağın rızâlaşması, dengeleme. İLE Düzenleme, dengeleme. )

- TESVİYE ile/değil/yerine/= DENKBELGE

- TESVİYE[< SEVÎ] ile İSTİVÂ'[< SEVÂ]

( Doğrultma, kusursuz yapma, düzleme. İLE Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması. | Düz olma, düzlük. | Kaplama, örtme. | Ortada ve tam bir derecede bulunma. | Mevlevî sikkesinin tam ortasına gelmek üzere önden arkaya doğru çekilen iki parmak eninde yeşil çuha. )

- TESVİYE[< SEVÎ] ile/ve/<> TASFİYE[< SAFV]

( Beraber etme, düz etme, düzleme, düzeltme, düz duruma getirme. | Ödeme, verme. | Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt. İLE/VE/<> Saf kılma, saflaştırma, arıtma, ayıklama, temizleme. | Özleştirme. | Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. nedenler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi, likidasyon. | Türlü nedenlerle çok sayıda çalışanın görevine son verme. )

- TESVİYE ile TESVİYECİ/LİK ile TESVİYE ALETİ

- TESVİYE/Cİ/LİK ile/değil/yerine/= DÜZLEME/Cİ/LİK

- TETABBU'[Ar. < TETABBUÂT] ile TETÂBU'[Ar. < TEBA | çoğ. TETÂBUÂT] ile TETEBBU'[< TEBA | çoğ. TETEBBUÂT]

( Tabiatlanma. İLE Aralıksız, birbiri ardından gelme. İLE Bir şeyi etraflıca tetkik etme, mahiyetini anlamaya çalışma, kapsamlı inceleme, bir şey hakkında geniş bilgi edinme. )

- TETABU-İ İZAFET, ZİNCİRLEME İZAFET | ZİNCİRLEME AD TAMLAMASI ile/||/<> ZİNCİRLEME AD TAMLAMASI

( Derleme zincirleme isim tamlaması zincirleme tamlama zincirleme isim takımı Bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması Evin kapısının kilidi pencerenin camının kırılmasının sebebi evin duvarının yıkıntılarının kaldırılmasının gecikmesi Ziraat Bankası kambiyo müdürlüğü memurlarının durumunun görüşülmesi vb Tamlayanı tamlananı veya her ikisi de ad tamlaması biçiminde olan iç içe girmiş tamlama türü bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması Ragıp efendinin çiçek bahçesi Kenan beyin de kitapları T Buğra Yağmur Beklerken s 45 Tarih sanat eserleri gelenekler hepsi cemiyetin süreklilik şuurudur A H Tanpınar Yaşadığım Gibi İnsan ve Cemiyet s 15 Yarın sabah ev eşyalarının taşınma ücretlerinin yarı bedelini ödeyebilirsin Kâmil beyin işe başladığının üçüncü günü akşam üzeri gidecekleri sırada kapı açılmış Nedime hanım Niyazi ağabey diye hafif bir çığlık koyuvererek geleni karşılamak üzere ayağa kalkmıştı K Tahir Esir Şehrin İnsanları s 214 Hediye ettiğiniz kitapların listesinin yazılması tamamlandı mı vb )

- TETABUK | ÖRTÜŞME ile/||/<> ÖRTÜŞME ile/||/<> ÖRTÜŞMEK

( Bir gözlem aracında belli soru ya da soru seçeneklerinin anlam ya da kapsamca birbiri üzerine düşmesi ya da kesişmesi İki şeyin birbiriyle tam olarak uyuşması iki olayın aynı zamana rastlaması Karşıtlıkların örtüşmesi conincidentia oppositorum İlk olarak Nicolaus Cusanusun kullandığı bu kavram düşünce olarak eskidir Karşıtlıkların örtüşmesi şu anlamlarda kullanılır 1 Fizikötesi ve dinsel anlamda bütün karşıtların kökçe bir birliğe geri gitmesi 2 Önermedeki çelişmeyi eytişimsel bir biçimde kaldıran düşünce ve varlık ilkesi 3 Nicolaus Cusanusta Tanrı karşıtlıkların örtüşmesidir Cusanusa göre sonluda çelişen sonsuzda birdir daire ve doğru çizgi dünyanın kendisi de Tanrıda örtüşen karşıtlıkların dışlaşması olarak belirir )

- TETÂBUK[Ar. < TIBK] ile/değil/yerine/= UYMA, UYGUN GELME, UYGUN DÜŞME, KARŞILIK GELMESİ

- TETAHHUL[Ar.] ile TETAHHUR[< TEHÂRET, TUHR/TUHUR | çoğ. TETAHHURÂT]

( Dalak şişmesi. İLE Temizlenme. )

- TETANİ/TETANY[İng.] ile/değil/yerine/= KASINIM

- TETANOZ ile/||/<> BOTULİZM

( Clostridium tetani bakterisinin neden olduğu, kas spazmları ile ilişkili bir bulaş. İLE/||/<> Clostridium botulinum bakterisinin neden olduğu, kas zayıflığı ve kötürümlük ile ilişkili bir bulaş. )

- TETANOZ ile/||/<> DİFTERİ

( Clostridium tetani bakterisinin neden olduğu, kas spazmları ile ilişkili bir bulaş. İLE/||/<> Corynebacterium diphtheriae bakterisinin neden olduğu, boğazda kalın bir zar oluşumu ile ilişkili bir bulaş. )

- TETANOZ/TETANOS[Fr.] ile/değil/yerine/= KAZIKLI HUMMA

( İnsan ve hayvan gövdesine açık yaralardan giren, genellikle toprakta, gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı, kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık. )

- TETAVVU' ile ...

( FARZ OLMAYAN İBÂDETTE BULUNMA )

- TETÂYÜR[< TAYERÂN] ile ...

( UÇMA, UÇUŞMA, UÇUŞUP DAĞILMA | MÂYİLERİN GAZ HÂLİNE GEÇMESİ )

- TETEBBU | MÜTALAA | TETEBBU ETMEK | MÜNÂKAŞA | İRDELEME ile/||/<> İRDELEME ile/||/<> İRDELEMEK

( Baş hakemin görevli hakemleri toplayarak karşılaşmadan önce yumrukoyunu kurallarını hatırlatması karşılaşmadan sonra da kuralların uygulanmasındaki iyi ve kötü yönleri belirtmesi Belirli bir konuyu anlamak ya da derinleştirmek için yapılan çalışma bu çalışmanın sonunda oluşturulan yapıt Bir konu kavram ya da işlemi tartışarak gözden geçirme Benimsenen bir konu üzerine hazırlanan eser Bir şeyin derinliğine varıp onu iyice öğrenip tanımak için zihin ve emek harcamak matematik )

- TETİK ile GÖZALTI ile GÖZALTI MERKEZİ

- TETİKLEMEK ile TETİKLEŞMEK ile TETİKLEYEBİLMEK ile TETİK/LİK ile TETİKLİ ile TETİKÇİ/LİK

- TETİKLE(N)MEK" ile/||/<> "YÜKSEL(T)MEK"

- TETİKLE(N)ME ile/ve DÖNÜŞÜM

- TETİKTE" OLMAK/KALMAK ile/ve/||/<> TEYAKKUZ

- TETKİK, TETEBBU | ARAŞTIRMA ile/||/<> ARAŞTIRMA

( Bir gerçeği ortaya çıkarmak bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma Belli yöntem ve yordamlara başvurarak bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi bilgi coğrafya )

- TETKİK, TETEBBU | ARAŞTIRMA ile/||/<> İNCELEME

( Bir gerçeği ortaya çıkarmak, bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma. @@ Belli yöntem ve yordamlara başvurarak, bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi, bk. bilgi. @@ (coğrafya) @@ )

- TETRAGONALES KRISTALLSYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAGONAL KRİSTAL SİSTEMİ

- TETRAHEDRAL SYMMETRY[İng.] / TETRAEDERSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAHEDRAL SİMETRİ


- TETRALOJİ/TETRALOGY[İng.] ile/değil/yerine/= DÖRTLÜK | DÖRTLEME

- TETRAMER[İng.] / TÉTRAMÈRE[Fr.] / TETRAMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAMER

- TETRODE TUBE[İng.] / TUBE TÉTRODE[Fr.] / TETRODE-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT LAMBA

- TETRODE THYRATRON[İng.] / THYRATRON TÉTRODE[Fr.] / TETRODENTHYRATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT TİRATRON

- TETRODE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR TÉTRODE[Fr.] / TETRODENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT TRANSİSTOR

- TETRODE[İng.] / TÉTRODE[Fr.] / TETRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT

- TEVÂBİL[< TÂBEL/TÂBİL] ile ...

( Yemeklere konulan, nane, biber, tarçın, karanfil gibi baharatlar. )

- TEVÂCÜD[< VECD] ile ...

( KENDİNE VECİD DÂVET ETME, VECD İÇİNDE OLABİLMEK İÇİN GAYRET SARFETME, VECDİ TALEP ETMEK )

- TEVÂCÜD ile/ve/sonra/||/<>/> TEVECCÜD[< VECD]

( | Kendine vecid dâvet etme, vecd içinde olabilmek için gayret sarfetme, vecdi talep etmek. İLE/VE/SONRA/||/<>/> Vecde gelme, hallenme, coşma. | Kendinden geçerek ilâhi aşka dalma. | Aşırı heyecan. | Kederlenme. )

- TEVAFFUK[Ar. < VEFK] ile TEVÂFUK[Ar. < VEFK | çoğ. TEVÂFUKÂT]

( Başarma, muvaffak olma. İLE Uyma, uygun gelme. )

- TEVÂFUK ile TEVÂRÜS

- TEVAHHUŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= ÜRKME, ÜRKÜNTÜ

- TEVAHHUŞ ile/değil/yerine/= ÜRKÜNTÜ

- TEVAKKİ[Ar. < TEVAḲḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKINMA

- TEVAKKİ[Ar.] ile/değil/yerine/= SAKINMA, KORUNMA, ÇEKİNME

- TEVAKKUFLU HAREKET ile/||/<> DÉPART ARRÊTÉ[Fr.] ile/||/<> DURMALI ÇIKIŞ

( Bir yardımcının kol itişiyle yapılan çıkış )

- TEVÂLÜD[Ar. < VELED] ile TEVÂRÜD[Ar. < VÜRÛD]

( Doğma, doğurma. İLE Arka arkaya gelme, her yandan gelip birikme. | İki şairin, birbirinden habersiz olarak aynı dize[mısrâ] ya da iki dize[beyit] söylemesi/yazması. )

- TEVAR/TORASİK ENDOVASKÜLER AORT ANEVRİZMA TAMİRİ THORACİC ENDOVASCULAR ANEURYSM REPAIR[İng.] ile/değil/yerine/= DAMARİÇİ GÖĞÜS ANA ATARDAMAR BALONCUK ONARIMI

- TEVÂRÎ[Ar. < VERÂ] ile TEVÂRÎH[Ar. < TÂRİH]

( Bir şeyin arkasına saklanıp görünmez olma, gizlenme. İLE Tarihler. )

- TEVÂRÜS[Ar. < VERÂSET] ile/ve/> TEMELLÜK[Ar. < MELK/MÜLK] ile/ve/> TEMESSÜL[Ar. < MİSL] ile/ve/> TERCÜME[Ar. < TERCEME] ile/ve/> TELİF[Ar. < ÜLFET] ile/ve/> TEKELLÜM[Ar. < KELÂM]

( Birinden miras kalması, mirasa konma. | Kalıtım yoluyla birinden ötekine geçme. İLE/VE/> Kendine mâl etme. İLE/VE/> Benzeşme. | Özümleme. İLE/VE/> Çeviri. İLE/VE/> Birleştirmek. İLE/VE/> Dile getirmek, anlatmak, söylemek. )

- TEVARÜT | DÜŞÜNDEŞLİK ile/||/<> ESİVERİŞ

( Ozanların yazarların birbirinden habersiz olarak aynı dizeyi koşayı özdeyişi söylemeleri benzer konuları işlemeleri esiveriş )

- TEVÂTÜR:
UYDURMA SÖZ
değil GÜVENİLİR KİŞİLERDEN GELEN BİLGİ/HABER

- TEVÂTÜR ile RİVÂYET

- TEVÂTÜR ile ŞÂYİA

( ... İLE Yayılmış haber, yaygın olan, söylenti. )

- TEVÂTÜR ve/< TEBLİĞ

( Herşeyin senedi olması gerekmez. Tebliğ ve tevâtür de yeterlidir/geçerlidir. )

- TEVÂZÛ ("ETME[ME]K") ile/değil TENEZZÜL (ETME[ME]K)

( Küçük gibi görülen tenezzül makamı, saltanat makamından daha yüksektir. )

- TEVÂZÛ ile/değil/< TEFÂHÜR[< FAHR)

- TEVÂZU'[Ar. < VAZ | çoğ. TEVÂZUÂT] ile TEVAZZU'[Ar.] ile TEVAZZUH/TAVAZZUH[Ar. < VUZÛH | çoğ. TETEBBUÂT]

( Alçakgönüllülük (gösterme). İLE Konulma, konuluş. İLE Açıklanma, açıklığa kavuşma, aydınlanma. )

- TEVÂZÜN[< VEZN] ile/değil/yerine/= TARTIDA BİR OLMA, DENK OLMA, DENGEDE BULUNMA

- TEVBÎH ile TEKDÎR ile MUÂHEZE[< AHZ | çoğ. MUÂHEZÂT]

( Azarlama, paylama. | Memurlara uygulanan bir disiplin cezası. İLE
Bulandırma. | Kederlendirme. | Azarlama. | Öğrenciye verilen ve siciline işlenen bir cezâ. İLE Azarlama, paylama, çıkışma, darılma. | Tenkîd. )
( ... İLE Tevbîhten daha ağırdır. )
( Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdîr
Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir! )

- TEVCÎH[< VECH] ile/değil/yerine/= ÇEVİRME, YÖNELTME, DÖNDÜRME | SÖZ ATMA, BAKMA | ANLAM VERME, YORUMLAMA | RÜTBE, MEVKİ VERME

- TEVCÎH[Ar. < VECH] ile/ve/||/<> TEVDÎ[Ar. < VED]

( Çevirme, yöneltme, döndürme, söz atma, bakma, anlam verme, yorumlama, rütbe/mevki verme. İLE Bırakma, emânet etme, vedâlaşma. )

- TEVDİ ETME ile/||/<> DEPOSIT[İng.] ile/||/<> DEPOSİT, METTRE EN DÉPÔT[Fr.] ile/||/<> YATIRMA

( Belirli bir süre sonunda ya da istenildiği anda alınmak üzere bankalara para verme )

- TEVDÎ[Ar. < VED] ile/değil/yerine/= BIRAKMA, EMÂNET ETME | VEDÂLAŞMA[Ar.]

- TEVDİAT[Ar. < TEVDĪʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MEVDUAT

- TEVECCÜH[< VECH] ile/değil/yerine/= ÇEVRİLME, YÖNELME, DOĞRULMA | BİR YERE DOĞRU HAREKET ETME | GÜLERYÜZ GÖSTERME, YAKINLIK DUYMA | HOŞLANMA, SEVGİ | NASİP VE MÜYESSER OLMA

- TEVECCÜH | YÖNELME ile/||/<> YÖNELME

( Uzay zaman durum ya da kişisel ilişkiler açısından bireyin nerede olduğunu ve ne yöne gittiğini kestirebilmesi yönlenim karşılık oriyantasyon oriens yükselme Yön bulma dış etkilerle ilgili olarak bir göze içindeki protoplazmaya ait cisimlerin göstermiş olduğu durum değişikliği astronomi coğrafya yöneltme Dış etkilerle ilgili olarak organizma veya hücrenin göstermiş olduğu durum değişikliği oryantasyon )

- TEVELLÂ[< VELY] ile/ve TEBERRÂ[< BERÂ]

( Yanaşma, yakınlaşma, bağlılık. İLE/VE Uzaklaşma. )

- TEVELLÂ/TEVELLÎ[< VELY] ile/değil/yerine/= BİRİNE YANAŞMA | BİRİNİ DOST TUTMA | İYİ AHLÂK | EHL-İ BEYT'İ, HZ. ALİ'Yİ SEVME, ONLARDAN MEDET VE ŞEFÂAT İSTEME, KENDİLERİNE OLAN YAKINLIK, BAĞLILIK

- TEVELLU'[Ar.] ile TEVELLÜH[Ar. < VELEH | çoğ. TEVELLÜHÂT]

( Sevme, aşk ve ilginin oluşması. İLE Şaşakalma. )

- TEVELLÜT[Ar. < VİLÂDET] ile/değil/yerine/= DOĞMA | DOĞUM (ZAMANI)

- TEVESSÜ[Ar. < TEVESSUʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> GENİŞLEME | YAYILMA

( genişleme yayılma )

- TEVESSÜ ile TEVESSÜL

- TEVESSÜ[Ar. < VÜSET] ile TEVESSÜL[Ar. < VESÎLE]

( Genişleme, yayılma. İLE Sarılma. | İnanma. | Neden gösterme. | Başvurma, girişme. )

- TEVEŞÜ ile TEVEŞÜL

- TEVETTÜR | KAN TAZYİKİ | GERİLİM | BASINÇ | TANSİYON ile/||/<> TANSİYON ile/||/<> KAN BASINCI

( kan basıncı kan baskısı Yüreğin vurumu sırasında kanın kan damarlarının duvarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç Kan basıncı 1 Kan basıncı 2 Gerilme olayı gerginlik karşıtlık tansiyon tendere germek Vurum sırasında kanın kan damarlarının duvarlarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç tansiyon zooloji tansiyon Kanın içinde bulunduğu damar çeperlerine yapmış olduğu basınç atardamar kan basıncı tansiyon Erişkin normal sistolik diyastolik değerler mmHg insan 120 70 at 13 95 sığır 140 95 koyun 140 90 köpek 120 70 kedi 120 80 )

- TEVETTÜR[Ar. < TEVETTUR] ile/değil/yerine/=/||/<> GERİLME | GERİLİM

( gerilme gerilim )

- TEVETTÜR[Ar. < VETR/VİTRET] ile/değil/yerine/= GERİLME, GERGİN DURUMA GERME | GERİLİM

- TEVEZZÜ TARZI | DAĞILIŞ ile/||/<> DAĞILIŞ

( Coğrafyanın doğal ya da insana değgin olayların yeryüzüne dağılış ve yayılışlarını göz önüne alan temel ilkelerinden biri coğrafya )

- TEVFİK FİKRET ile/ve/||/<>/> ATATÜRK

( Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.

(Kimseden bir yarar ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş, bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdanı hür bir şairim.)

Tevfik Fikret )
( )

- TEVFİKAT:
TAM
ile/ve/değil/yerine/<> KISMÎ

- TEVHİD:
EYLEMDE
ve ÖLÜMDE

- TEVHÎD[< VAHDET] ile/ve/<> MÜNÂCÂT[< NECV]

( Klasik Türk dînî şiir müziğinde bir biçim. Güftesinin konusu Allah'ın birliğidir. Allah'ın tevhîd ve azameti hakkındadır. İLE/VE/<> Allah'a dua etme, yalvarma. | Allah'a dua konulu manzûme. Divan Edebiyatı'nda, Tanrı'yı öven koşuk türü ya da koşuğun bir bölümü. )

- TEVHÎD ile/değil/yerine/= BİREŞİM

( Ayrımları/nı gösteren birlik. )
( BİR KILMA, BİR ETME, BİRLEŞTİRME | BİR SAYMA, BİR OLARAK BAKMA, BİRLİĞİNE İNANMA | ALLAH'IN BİRLİĞİNE İNANMA | "LÂİLÂHE-İLL-ALLAH"(KELİME-İ TEVHİD) SÖZÜNÜ TEKRARLAMA )

- TEVHİD ve/<> İLİM ve/<> TERBİYE ve/<> EDEB

- TEVHÎD ile/ve/<> İTTİHÂD

- TEVHİD ve SÜKÛNET

( Tevhîd, sükûnettir. )

- TEVHîD ve/||/<> TAKVÂ ve/||/<> TEZKİYE

- TEVHİD-İ EF'AL ve TEVHİD-İ SIFAT ve TEVHİD-İ ZÂT

( FİİLLERİN BİRLİĞİ ve NİTELİKLERİN, BİLGİNİN BİRLİĞİ ve KENDİNİ DIŞLAŞTIRABİLME OLANAKLILIKLARI )
( İLKELERİ: HAYR ve DOĞRULUK/SIDDIKİYET ve GÜZELLİK/CEMÂL )
( A ve S ve K )
( AYN ve SİN ve KAF )
( KİŞİ )
( 3 NOKTA, ŞIN )
( HARF-İ MUKEDDÂ )

- TEVHİD-İ TEDRİSAT ile/değil/yerine/= ÖĞRETİM BİRLİĞİ


- TEV'ÎD[Ar. çoğ. TEV'ÎDÂT] ile TEHDÎD[HÜDÛD | çoğ. TEHDÎDÂT]

( Sözle korkutma. İLE Birinin gözünü korkutma, göz dağı verme. )

- TE'VÎLEN[Ar. < MEÂL] ile TE'VÎLÎ[Ar. < MEÂL]

( Te'vîl ederek, sözü çevirerek. İLE Te'vîl ile ilgili. )

- TEVKİ ile TEVKİF ile TEVKİL ile TEVKİCİ

- TEVKİCİ[Ar.] ile/değil/yerine/= NİŞANCI

- TEVKİ-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I HÜMAYUN, MİSAL-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I ŞERÎF, ALÂMET-İ ŞERİF, TUĞRA-YI GARRA | TUĞRA ile/||/<> TUĞRA ÇEKMEK ile/||/<> TURA

( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga. @@ ~ Az tuğra 1. 'devlet arması'; 2. 'şah fermanı'. OT tugrāg 'hükümdarın mührü ve imzası' olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'a göre Oğuzca olan bu söz, diğer Türklerce bilinmemektedir. Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmud'a borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta veya törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg veya togrāg olarak adlandırılmasıdır. Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır. Räsänen'in Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır. Arapça ve Farsçaya da geçmiştir. Rusçada da tavro olarak kullanılır. )

- TEVKİ-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I HÜMAYUN, MİSAL-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I ŞERÎF, ALÂMET-İ ŞERİF, TUĞRA-YI GARRA ile/||/<> TUĞRA

( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga Az tuğra 1 devlet arması 2 şah fermanı OT tugrāg hükümdarın mührü ve imzası olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzca olan bu söz diğer Türklerce bilinmemektedir Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmuda borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta veya törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg veya togrāg olarak adlandırılmasıdır Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır Räsänenin Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır Arapça ve Farsçaya da geçmiştir Rusçada da tavro olarak kullanılır )

- TEVKİÎ ile/||/<> SÜLÜS ile/||/<> RİK\'A ile/||/<> KÛFÎ ile/||/<> NESİH ile/||/<> MURAKKA ile/||/<> MÜSELSEL ile/||/<> DİVANÎ

( Sözcüklerin arası birleştirilerek yazılan bir yazı biçimi.[Resmî yazışmalarda kullanılan bir yazı çeşidiydi.][Sülüse benzeyen daha yumuşak hatlı ve hareketli büyük boy yazılar.] İLE/||/<> Yuvarlak karakterli, daha çok kitabelerde kullanılan, kitaplarda ise başlıklara mahsus büyük boy bir yazı üslûbu. İLE/||/<> Türklerin ortaya çıkardığı bir yazı çeşidi. "Mim"lerin gözü kapanmış, "Sin" ve benzeri harflerin dişleri kalkmış, noktalar çizgilere dönüşmüştür. Daha çok el yazısında kullanılır. İLE/||/<> Arap harflerinin düz ve köşeli olarak kullanılmasıyla oluşmuş erken dönem İslâm yazı türü ve bundan geliştirilmiş bir yazı türü. İLE/||/<> Metinlerin kopya edilerek çoğaltılmasında kullanılan yuvarlak karakterli bir yazı üslûbu. İLE/||/<> İstenilen kalınlığı sağlayacak kadar kâğıdın birinin suyunu ötekinin aksi yöne gelecek biçimde kola ile yapıştırılmasıyla elde edilen mukavvadan yapılan albüm. Üzerine hatların ayrı ayrı kâğıtlara yazılarak hatlar, minyatürler, varaklar v.s. yapıştırılır. İLE/||/<> Tüm yazaçları/harfleri ve sözcükleri birbirine bitişik olarak yazılan bir yazı biçimi. İLE/||/<> Türklere özgü hareketli ve girişik bir yazı üslûbudur. Harfler ve sözcükler, birbirine kaynaşmıştır. )

- TEVRİYE'DE:
YALIN[MÜCERRET]
ile/<> TERBİYE EDİLMİŞ[MÜREŞŞAH] ile/<> AÇIKLANMIŞ[MÜBEYYEN] ile/<> HAZIRLANMIŞ[MÜHEYYÎ] ile/<> ÎHÂM-I KABÎH

( [beyitte] Sözcüğün, uzak anlamıyla kullanıldığını gösterir bir ipucu bulunmayan. İLE/<> Sözcüğün, yakın anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Sözcüğün, uzak anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Tevriyeye konu olan sözcüğün, başka sözler yardımıyla anlaşılması. İLE Sözcük, müstehcen bir anlam içeriyorsa. )

- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | DAĞITIM ile/||/<> DAĞITIM

( Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )

- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | DAĞITIM ile/||/<> DAĞITIMCI

( Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )

- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | TEŞEBBÜS | İŞLETME ile/||/<> İŞLETME ile/||/<> İŞLETMEK ile/||/<> DAĞITIM

( dağıtım 1 Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama 2 Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş 3 Çalışma yeri firma Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )

- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | TEŞEBBÜS | İŞLETME ile/||/<> İŞLETMECİ | DAĞITIM

( bk. dağıtım @@ 1. Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği, bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama. 2. Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş. 3. Çalışma yeri. @@ bk. firma @@ @@Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )

- TEVZİ ETME | DAĞITMA ile/||/<> DAĞITMA ile/||/<> DAĞITMAK

( Nüfusun belli özeklerde aşırı ölçüde yığılmasından doğan sakıncaları gidermek amacıyla kentbilim yöntemlerinden yararlanarak bu özeklerde yaşayan ve çalışan insanlardan bir bölümünü yeni yerleşim yerlerine kaydırmak Kimi uygulama örnekleriyle ya da bu yöndeki buluşlarla ortak giderler gibi tümdeğer öğelerini bir çalışma dalına bir eyleme bir yapıma yükleme ya da dağıtma )

- TEVZÎ'[< VEZ |çoğ. TEVZÎÂT] ile TEVZÎÎ[Ar.]

( Dağıtma/dağıtılma. | Herkese payını dağıtma, üleştirme. İLE Dağıtma, üleştirme ile ilgili. )

- TEVZİ[Ar. < TEVZĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> DAĞITMA | PAYLAŞTIRMA

( tevzi bürosu dağıtma paylaştırma )

- TEXTILES, WEAVING/TEXTILE INDUSTRY[İng.] ile/değil/yerine/= TEXTILE/PROFESSION DE TISSEREND[Fr.] ile/değil/yerine/= DOKUMA

( işleyim: 1. İplikleri bez, kumaş vb. ürünlere dönüştürme işi. 2. Bu işin sonunda elde edilen ürünlerin genel adı. )

- TEYAKKUZ[Ar.] ile/değil/yerine/= SAKLIK/ANIKLIK/UYANIKLIK

- TEYELLEMEK ile TEYELLENMEK ile TEYEL ile TEYELLİ ile TEYEL İPLİĞİ

- TEYİT MEKTUBU ile/değil/yerine/= GEÇERLETKE

- TEZ BERİ ile/değil/yerine/=/||/<> KOLAYLIKLA | ÇABUCAK

( kolaylıkla çabucak )

- SAV/TEZ ile/ve/||/<>/> | ÖNSAV/HİPOTEZ ile/ve/||/<>/> KARŞISAV/ANTİTEZ | ile/ve/||/<>/> BİREŞİM/SENTEZ

( Sav. İLE/VE/||/<>/> | Varsayım[ispatta geçici olarak kabul edilen doğrular][faraziye]. İLE/<> Karşı Sav. | İLE/VE/||/<>/> Bireşim. )

- TEZ ile TEZ BERİ ile TEZ CANLI/LIK ile TEZ VAKİT ile TEZ VAKİTTE

- TEZ ile TEZLER ile REDDETMEK ile KÖTÜLÜK

- TEZÂD ile TENÂKUZ

( KARŞIT ile ÇELİŞİK/ÇELİŞKİ )
( ÇELİŞKİ/TENAKUZ: Hem nitelik, hem nicelik. )

- TEZAHÜR[< ZUHÛR] ile ...

( MEYDANA ÇIKMA, BELİRME, GÖRÜNME | BELİRTİ | BİRBİRİNE YARDIM ETME [İng. TO APPEAR] )

- TEZÂHÜR[Ar.] ile/<> TEBÂRÜZ[Ar.]

- TEZAHÜR ile/ve/||/<>/> TESİR

- TEZAHÜRAT ile NEŞELEN ile NEŞELİ ile NEŞELİ GÜN ile NEŞE ile ŞEREFE

- TEZAT ile TEZATLI

- TEZAYÜD | ARTMAK ile/||/<> ARTMA

( Yünden dokunmuş un çuvalı Emirdağ Afyonkarahisar matematik )

- TEZÂYÛF/CONNOTER[Fr.] ile BİRBİRİNİ AYNI ANDA GEREKTİREN

( Birbirini aynı anda gerektiren. )

- TEZAYÜT[Ar. < TEZĀYUD] ile/değil/yerine/=/||/<> ARTMA

- TEZAYÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOĞALMA, ARTMA

- TEZCAN, İLHAN (ZEKERİYAKÖY/SARIYER, 1936)

( Eğitimci. İlkokulu Zekeriyaköy'de okudu. Eğitimine Köy Enstitüsünde okuyarak devam etti. Önce Kepirtepe, sonraları değişik nedenlerle Arife ve Düziçi Köy Enstitülerinde eğitimine devam etti ve öğretmen olarak meslek hayatına atıldı. Siirt Meleton Nahiyesi, İstanbul Rumelifener'i, Maden, Büyükdere Mehmet İpgin İlköğretim okullarında öğretmen olarak görev yaptı. 1977 - 1982 yılları arasında Sarıyer İlçesi İlköğretim Müdürü olarak görev yaptı. 1982 yılında Sarıyer Kaymakamlığına vekâleten baktı ve aynı yıl içinde emekli oldu. )

- TEZENELİ SAZLARDA:
[büyükten küçüğe] MEYDAN SAZI
ile/ve DİVAN SAZI ile/ve KARA DÜZEN SAZ(BOZUK DÜZEN) ile/ve TAMBURA/DÜNBÜRE/DÜNBÛRE[Fars.] ile/ve BAĞLAMA ile/ve CURA ile/ve TAR

- TEZEVVÜÇ[Ar. < TEZEVVUC] ile/değil/yerine/=/||/<> EVLENME

- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH] ile/||/<> ...

( bez ve halı dokumak için kullanılan düzen üzerinde iş görülen masa Az dǝzgah tezgâh desga kuruluş yapı dastgāh a weavers shop a workhouse of any kind a laboratory plant of a manufactory a public office any manufacturing instrument a loom utensils a merchants counter dast el gāh Farsça dastgāhın tsi Türkçede düşmüştür Arapça Mısır tazga biçimi Türkçeden alınmıştır Littmann Tschudi Arm 115 78 )

- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH] ile ISDAR/ISTAR

( Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa. | Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa ya da büfe. | Üzerinde genellikle el ya da küçük makinelerle iş görülen yapım aracı. | Tersane. | Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol. İLE Halı, kilim dokunan tezgâh. )

- TEZHİB'DE:
ZÂHRİYE
ile/ve/||/<> BAŞLIK ile/ve/||/<> SER LEVHA ile/ve/||/<> HÂTİME ile/ve/||/<> CETVEL ile/ve/||/<> HARİTA ile/ve/||/<> MİNYATÜR

- TEZKERE ile TEZKERECİ/LİK


- TEZKERE ile/değil/yerine/= TÜMERLİK

- TEZKİRE[Ar. < TEẔKİRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞUARA TEZKİRESİ (ŞUARA TEZKİRESİ)

- TEZKİYE[< ZEKÂT] ile ...

( TEMİZ ETME (KUSURDAN), TEMİZE ÇIKARMA, AKLAMA, ARINMA | SORUŞTURARAK BİRİNİN İYİ HALLİ OLDUĞUNU MEYDANA ÇIKARMA )

- TEZYİN[Ar. < TEZYĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> SÜSLEME

- TEZYİN ile TEZYİNİ ile TEZYİNİ SANAT

- TEZYİT[Ar. < TEZYĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> ARTIRMA

- TF-IDF/TERM FREQUENCY-İNVERSE DOCUMENT FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= TERİM SIKLIĞI – TERS BELGE SIKLIĞI

- TF/TERM FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= TERİM SIKLIĞI

- TG ile/||/<> TM ile/||/<> TC ile/||/<> TD

( Kritik termal geçiş noktaları. )
( Formül: Tg ~ 0.67 Tm (K) )

- TG ile/||/<> TM ile/||/<> TD

( Polimerlerin kritik sıcaklıkları. )
( Formül: Tg < Tm < Td )

- THE COLLECT[İng.] ile/||/<> VİRA[İt. < VIRA]

( Tel ve iplerin toplanması sarılması işlemi )

- THE FREEDOM vs./and CAPTIVITY OF THE FREEDOM

- THE LAW OF INDEPENDENT ASSORTMENT[İng.] ile/değil/yerine/= BAĞIMSIZ DAĞILIM İLKESİ

( Mendel'in İkinci Yasası olarak da bilinen bu yasa, farklı genlerin üreme gözelerinin oluşması sırasında birbirinden bağımsız olarak ayrıldığını söyler. Çeşitliliğin temel sebeplerinden biri.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- [not] THE LOVE/HATE OF HISTORY vs. INFORMATION/KNOWLEDGE OF HISTORY

- THE THING, IF HAPPENS, WOULD NOT BE A PROBLEM vs. THE THING, WHICH WOULD BE BETTER IF NOT HAPPENS

- THE :/yerine (BELİRLİ ARTİKEL)

- THEATER :/yerine TİYATRO

- THÉÂTRE D'INPORVISATION[Fr.] ile/||/<> SCMIERENTHEATER[Alm.] ile/||/<> TULÛAT TİYATROSU

( Önceden yazılmış bir metne dayanmadan ama Kanavası örgüsü önceden bilinen oyuncuların bir kanavayı esas tutup o andaki buluşları ile geliştirdikleri halk tiyatrosu )

- THEATRE FESTIVAL[İng.] ile/||/<> FESTİVAL DU THÉÂTRE[Fr.] ile/||/<> FESTSPIEL[Alm.] ile/||/<> FESTİVAL[Fr. < FESTIVAL]

( Tiyatro şenliği Çeşitli oyunların topluca oynatılması sonunda ödül ya da derece verilmesi biçiminde ortaya çıkan ulusal ya da uluslararası oyun gösterisi öŞenlik )

- THEIR :/yerine ONLARIN


- THEODICY[İng.] ile/değil/yerine/= TEODİSE

( Din felsefesinde; her şeyi bilen ve mutlak iyi olan Tanrı'nın kötülüğe neden izin verdiğini açıklamaya dair çabaların tümü. Kelime, Yunanca theos "tanrı" ve dikē "adalet" kelimelerinin bir araya gelmesinden meydana gelir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- THEORIA ile TEMÂŞÂ

( Şey'i sürecin dışına çıkarmak. İLE Şey'i sürecin içinde görmek. )
( İdrakle bütüne bakmak. )
( Vicdanla/Zihinle bütüne bakmak. )
( İhsas/duygu. İLE İdrak. )
( Metafizik. İLE "Mistik." )

- THEOTOKOS/PANAGİA MANASTIRI

( Rumelikavağı'nın Mavramolos (Karataş) mevkiinde Hıristiyanlık döneminde Meryem Anaya sunulan Theotokos (Panagia) manastırı yapıldı. Burada Meryem Ana Kilisesinin günü olan 15 Ağustosta büyük panayır kurulurdu. Zamanla kilise yıkıldı. 1617'de iki hücrelik kısmı kaldı. Manastır ve kilise 1690'da yeniden yaptırıldı ise de Osmanlı yönetiminden izin alınmadan yaptırıldıkları için Damat Şehit Ali Paşa tarafından yıktırıldılar. )

- THERAPY :/yerine TERAPİ

- THEREFORE :/yerine BU NEDENLE

- THERMOPLASTIC ile/||/<> THERMOSET ile/||/<> ELASTOMER

( Temel polimer malzeme türleri. )
( Formül: Tg < T < Tm )

- THESAURUS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞANLAMLILAR SÖZLÜĞÜ, KAVRAM DİZİNİ

- THÉVENIN THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE THÉVENIN[Fr.] / THÉVENIN-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= THÉVENİN KURAMI/TEOREMİ

- THIMBLE[İng.] ile/||/<> RADANSA[İt. < RADANCIA]

( Halatların ucunda bağlantı yeri oluşturmak ve aşınmalarını önlemek amacıyla kasalara takılan demir kelepçeler İtal radancia thimble )

- THINKING :/yerine DÜŞÜNME


- THIRD WORLD COUNTRIES, THIRLD WORLD[İng.] ile/||/<> ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİ | BİRİNCİ DÜNYA ÜLKELERİ

( Yoksulluk yüksek doğum oranları ve iktisadi olarak gelişmiş ülkelere bağımlılık gibi özellikler taşıyan Asya Afrika Avustralya ve Güney Amerika kıtalarındaki bazı gelişmemiş ülkeler birinci dünya ülkeleri ikinci dünya ülkeleri dördüncü dünya ülkeleri az gelişmiş ülkeler )

- BASIC SLAG[İng.] / SCOIRE BASIQUE, SCORIE THOMAS[Fr.] / THOMASCHEL, BASISCHE SCHLACKE[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMAS CÜRUFU

- THOMSON'S ATOM MODEL[İng.] / MODÈLE D'ATOME DE THOMSON[Fr.] / THOMSON-ATOMMODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON ATOM MODELİ

- THOMSON EFFECT[İng.] / EFFET THOMSON[Fr.] / THOMSON-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON ETKİSİ

- THOMSON FORMULA[İng.] / FORMULE DE THOMSON[Fr.] / THOMSON-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON FORMÜLÜ

- THOMSON VOLTAGE[İng.] / TENSION DE THOMSON[Fr.] / THOMSON-SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON GERİLİMİ

- THOMSON SCATTERING[İng.] / DISPERSION DE THOMSON[Fr.] / THOMSON-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON SAÇILMASI

- THORACIC[İng.] ile/değil/yerine/= TORASİK

( Göğüs ve göğüs kafesini kapsar, bunlarla ilişkili yapıları kastetmek için kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- THOUGHT vs. ATTENTION

- THOUGHT vs. BELIEF


- THOUGHT ECHO/ÉCHO DE LA PENSÉE[İng.] ile/değil/yerine/= DÜŞÜNCE YANKILANMASI

- THOUGHT vs. EMOTION

- THOUGHT :/yerine DÜŞÜNCE

- THOUGHT/TO THINK WITHOUT ACTION vs. THOUGHT/TO THINK IN ACTION

- THROUGH :/yerine İÇİNDEN, BOYUNCA

- THROUGHOUT :/yerine BOYUNCA

- THROWING THE HAMMER[İng.] ile/||/<> LANCEMENT DU MARTEAU[Fr.] ile/||/<> HAMMERWURF[Alm.] ile/||/<> ÇEKİÇ ATMA

( 1 Atma aracını çevirerek vücudu kendi ekseni çevresinde döndürerek ya da her ikisini kullanarak elde edilen hızla çekici atma döngüsü üstünden ileriye doğru fırlatma 2 Çekici bu yolla en uzağa atmak için yarışılan atletizm dalı )

- THROWING THE JAVELIN[İng.] ile/||/<> LANCEMENT DU JAVELOT[Fr.] ile/||/<> SPEERWURF[Alm.] ile/||/<> CİRİT ATMA

( 1 Hız kazanmak için gerilip koştuktan sonra elde taşınan ciriti omuz ya da taşıyan kol üstünden ileriye doğru fırlatma 2 Ciriti bu yolla en uzağa atmak için yarışılan atletizm dalı )

- THUS :/yerine BÖYLECE

- THYROID GLAND[İng.] ile/değil/yerine/= TİROİD BEZİ

( Tiroid bezi boyundaki kelebek şeklindeki bir endokrin bezdir. Dolaşım sistemine salınan iki hormon üretir: tiroksin (T4) ve triiodotironin (T3). Bu hormonlar, vücudunuzdaki tüm gözelerin normal biçimde çalışması için gereklidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TI (TUMOR-INDUCING) PLASMID[İng.] ile/değil/yerine/= Tİ (TÜMÖR TETİKLEYİCİ) PLAZMİD

( Genellikle bitki genetik mühendisliğinde vektör olarak kullanılan Agrobacterium tumefaciens'in plazmid DNA'sıdır. Bu plazmid, bitki gözelerini enfekte edip tümör oluşmasına neden olur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ile Tİ BORUSU ile Tİ İŞARETİ

- TIA/TRANSIENT İSCHEMIC ATTACK TRANSIENT[İng.] ile/değil/yerine/= İSKEMIK ATAK, GEÇİCİ YETERSİZ KANLANMA ATAĞI

- TIBBİ İLÜSTRASYON/MEDICAL ILLUSTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= TIBBİ GÖRSELLEME

- TIBBİ/MEDICAL[İng.] ile/değil/yerine/= TIP İLİŞKİLİ

- TIBBİ | MEDİKAL[Fr. < MÉDICAL] ile/||/<> ...

- TIBBİYE ile TIBBİYELİ/LİK

- TİBET BUDİZMİ'NDE:
KASİD
ile/ve SAGYA ile/ve NINGMA ile/ve GELUGBA

( Beyaz Nilüfer Grubu. İLE/VE Çiçek Grubu. İLE/VE Kırmızı Grubu. İLE/VE Sarı Grubu. )

- TİBET MANDALASI ile/ve/||/<> HİNT MANDALASI

( )

- TİBETLİ ile TİBETÇE ile TİBET ÖKÜZÜ ile TİBET SIĞIRI


- TIC/MEDICAL MONİTORING DEVICE[İng.] ile/değil/yerine/= TIBBİ İZLEME AYGITLARI

- TİCARET, BİLİM VS. ile SANAT ve FELSEFE

( Ortalama akıl, yeterlidir. İLE Ortalama akıl, yetmez. )

- TİCARET:
T
ile/ve/||/<> İ ile/ve/||/<> C ile/ve/||/<> A ile/ve/||/<> R ile/ve/||/<> E ile/ve/||/<> T

( Tecrübe/deneyim. İLE/VE/||/<> İtibar/saygınlık. İLE/VE/||/<> Cesaret. İLE/VE/||/<> Risk. İLE/VE/||/<> Emek. İLE/VE/||/<> Tedbir. )

- TİCARET ile/ve BİLGİ

- TİCARET ile/||/<> COMMERCE, TRADE, TRADING[İng.] ile/||/<> COMMERCE[Fr.] ile/||/<> TECİM

( İşlenmemiş işlenmiş yapılmamış taşınır durağan mal alım ve satımı Kira ve kiralama çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma )

- TİCARET ve/= HİDÂYET

- TİCARET ile/değil KAÇAKÇILIK

- TİCARET ile REKLAM ile TİCARİ FİRMA ile TİCARİLEŞTİRMEK

- TİCARET ile/ve/||/<> TASAVVUF

- TİCARET ile TİCARET ODASI ile TİCARET FİLOSU ile TİCARET GEMİSİ ile TİCARET LİMANI ile TİCARET SİCİLİ ile TİCARET ATAŞESİ ile TİCARET BORSASI ile TİCARET MERKEZİ ile TİCARET İŞLETMESİ ile TİCARET MAHKEMESİ ile TİCARET COĞRAFYASI


- TİCARET ile/ve/||/<> TÜZE

- TİCARETTE:
PARA ARTIRMAK
değil/yerine ÜRÜN ARTIRMAK

- TİCARİLEŞMEK ile TİCARİ ile TİCARİ DAVA ile TİCARİ ATAŞE ile TİCARİ UNVAN ile TİCARİ TÜKETİM

- TIED CREDIT[İng.] ile/||/<> BAĞLI KREDİ | BAĞLI OLMAYAN KREDİ

( Kredi açan ülkeden veya kurumdan mal veya hizmet satın alınması koşuluyla sağlanan kredi bağlı olmayan kredi koşullu kredi )

- TİG/DİAGNOSTIC-RELATED GROUPS[İng.] ile/değil/yerine/= TANI İLİŞKİLİ ÖBEKLER

- TIGHTS[İng.] ile/||/<> COLLANT[Fr.] ile/||/<> TRIKOT[Alm.] ile/||/<> TRİKO[Fr. < TRICOT]

( Balet dansçılarının özellikle bacak kaslarını sıcak tutması için daha çok çalışmada giydikleri kalın belden lastikli çorap )

- TİK/TIC[İng./Fr.] ile/değil/yerine/= SEĞİRCE/SEĞİRTİ

- TİK ile/||/<> TECTONA GRANDIS[Lat.] ile/||/<> TEAKHOLZ[Alm.] ile/||/<> TİK AĞACI

( Kaplama ve kerestesinden yararlanılan doğal rengi sarı olup zamanla havada kendiliğinden koyulaşan bir sıcak bölge ağacı )

- TIKAÇ | EMBOLİ ile/||/<> EMBOLİ ile/||/<> EMBOLİ[Fr. < EMBOLIE]

( Bir damarın pıhtı veya yağ damlası bakteri yığını ve hava kabarcığı benzeri maddelerle tıkanması embolizm Embolusun çoğulu çok sayıda embolus )

- TIKAÇLAMAK ile TIKAÇLANMAK ile TIKAÇ ile TIKAÇLI ile TIKAÇSIZ


- TIKAMA | SAĞLAMLAŞTIRMA/BEKİTME ile/||/<> TIKAMAK | SAĞLAMLAŞTIRMAK/BEKİTMEK

( tıkama sağlamlaştırma )

- TIKAMAK ile TIK ile TIĞ ile TIKALI ile TIK TIK ile TIKA BASA

- [ne yazık ki]
TIKANIKLIK
ile/ve/||/<> KISIR DÖNGÜ

- TIKANMA | ENGEL | OBSTRÜKSİYON ile/||/<> OBSTRÜKSİYON ile/||/<> OBSTRÜKSİYON[Fr. < OBSTRUCTION]

( Tıkanma kapanma engel tıkanıklık Engellenme tıkanma veya kapanma )

- TIKANMA ile/ve/||/<> ENGELLENME

- TİKEL/LER ile/ve/||/<> NİTELİK/LER ile/ve/||/<> İLİŞKİ/LER

- TIKILIP KALMAK ile SIKIŞMAK

- TIKINMA! | IKINMA! | SIKILMA!

- TIKINMAK ve/> IKINMAK

( Tıkınırsanız, ıkınırsınız. )

- TIKINMA/K ile/değil/yerine YEME/K

( Eline geçen yiyeceği oburca yemek. İLE/DEĞİL/YERİNE Yemek yemek. )

- TIKIR TIKIR (İŞLEMEK)

( İşler yolunda gittiğinde. )

- TIKMAK ile/ve/||/<>/> TIKAMAK

- TİKSİNME/İSTİKRAH[Ar. < İSTİKRĀH] ile/||/<> TİKSİNME/KERAHET[Ar. < KERĀHET]

- TİKSİNMEK ile TİKSİNİLMEK ile TİKSİNDİRMEK ile TİKSİNÇ

- TİLÂVET ile/ve/||/<>/> KIRAAT ile/ve/||/<>/> TERTİL ile/ve/||/<>/> MAKAM

( [Kur'ân-ı Kerîm'i, ...] Dil ile okumak. İLE/VE/||/<>/> Akıl ile okumak. İLE/VE/||/<>/> Gönül ile okumak. İLE/VE/||/<>/> ... )

- TİLKİ ile BOZTİLKİ, ÇÖL TİLKİSİ, KIRTİLKİ, KUMTİLKİSİ

- TİLKİ ile KUTUP TİLKİSİ

- TİLKİ ile MELANİSTİK TİLKİ

( )

- TİLKİ ile TİBET TİLKİSİ

- TİLMİZ[Ar. < TİLMĪẔ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRENCİ


- TILSIM | UĞURLUK ile/||/<> UĞURLUK

( İçinde bulunduğuna inanılan tansıksal gücü kendisini taşıyan bireyin dileğine uygun bir oluşuma dönüştürdükten sonra ilgiliye aktardığı benimsenen nesne Üzerinde taşıyana uğur ve iyilik getirdiğine inanılan ve bu özelliğinin daha önce denenmiş olduğu ileri sürülen nesne Bir malın tanımı için yapılan duyurularda malı ilginç ve sevimli gösterebilmek amacıyla ve yapıcısına uğur getirir inancıyla uygulanan özel resimli simge )

- CHARMED QUARK[İng.] / QUARK CHARMÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TILSIMLI KUARK