YEDİ YAZAÇLILAR

- AHMET KAMİLİ EFENDİ ÇEŞMESİ (MERMER ÇEŞME)

( Taşiskele Parkı içindedir. H. 1228, M. 1813 de Rumeli kazaskeri Ahmet Kamili Efendi tarafından yaptırılmıştır. Çeşme yapıldığında Camiin denize bakan sol köşesinde idi. Camiin bahçe duvarı yapılırken Taşiskele'ye kaydırıldı (1969). Sonraları rıhtım düzenlemesi yapılırken çeşme Taşiskele Parkının ortasına alınmıştır (1998), halen buradadır. Çeşme örneği az bulunan veya hiç örneği olmayan bir çeşmedir. Çeşme, kaide, yalak ve gövde olarak yekpare bir biçimde mermerden yapılmıştır. Çeşme Taşiskele Parkına taşınırken vinçle yerinden kaldırılmak istenmiş, bu sırada yalak kaideden kopmuştur. Bilahare yalağın bir yanı kırılmış ve kırık yerler onarılmış külah da kaybolmuş, aslına uygun olmayan bir külah konulmuştur. Çeşme yapıldığı tarihten 1998 yılına kadar vakıf memba suyu ile beslenirken, bir süre su akışı durdurulmuş, 2006 dan bu yana Ayazma, Yerli su ve Aralık suyu birikiminden akış almaktadır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat vel - hasenat imam - ı evvel - i Hazret - i Şehriyari ve Sadr - ı/Rumelili Elhac Hafız Ahmet Kamili Efendi işbu çeşme - i/Latif ile iskeleyi müceddeden bina eylemiştir"(Sene: 1228). )

- AHMET ŞEMSETTİN EFENDİ ÇEŞMESİ

( İstinye çarşı girişinde Boğaziçi sahil yolu (Emirgan Caddesi) ile İstinye Caddesinin birleştiği köşede ve çınar ağaçlarının bulunduğu küçük parkın içindedir (H. 1181, M. 1767). Çeşme dört cepheli ve hazneli meydan çeşmesidir. Sade olan cepheleri orijinal halinden pek bir şey kaybetmemiştir. Ahşap olan çatısı çok önce yerine betonarme çatı yapılmıştır. Çeşme cephelerinde dört kitabe vardır. Bu kitabelerin birinde çeşmenin 1181 (1767) de Ahmet Şemsettin Efendi isimli bir kişi tarafından yaptırıldığı, bir diğerinde ise 1341 (1926) de (İslâmiyeti kabul eden ve Trandil Şem - i Nur Hanım tarafından su yollarının onarıldığı yazılıdır. Çeşmenin ayna taşı mermerdir. Suyu kaynak Başlısuyudur. Çeşmenin akarı vardır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat Kürkçübaşı Ahmet Şemsettin Efendi vesekahüm Rabbühüm şeraben tahura ve cealna minel mai külle şey'in hayy sahib - ül hayrat kokana Trandil Şem - i Nur Hanım". )

- AHRETLİK ile AHRET KARDEŞİ ile AHRET KARDEŞLİĞİ

- AHŞAP DİREKLİ CAMİ ile/||/<> ALTI DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> SEKİZ DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> TEK KUBBELİ CAMİ ile/||/<> İKİ YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> DÖRT YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> FEVKÂNÎ(YÜKSEK/YÜKSELTİLMİŞ) ile/||/<> SELÂTİN[< SULTAN] ile/||/<> ULU CAMİ/MESCİD-İ CUMA[İRAN\'DA]

( Örtü bölümünü taşıyan ahşap direklere sahip cami biçimi.[Çok sayıda direkle taşınan ahşap çatılı bu yapılar, genellikle XIII. yüzyıl Anadolu Selçuklu mimarlığında ve sonrasında inşâ edilen bir yapıdır.] İLE/||/<> Merkezi planlı, üzerini örten büyük kubbesi altı sütun ya da paye tarafından taşınan cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi sekiz paye ya da sütunça olan cami biçimi. İLE/||/<> İbâdet mekânının tamamını ya da tamamına yakın bölümünü kubbenin örttüğü cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi ana eksen üzerindeki iki yarım kubbe tarafından desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi dört yandan birer yarım kubbe ile desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Bulunduğu yerin eğimi ya da çevresindeki yapıların durumu yüzünden, bir alt yapı üzerine oturtulan camiler. Alt katta genellikle gelir getiren dükkanlar bulunur. İLE/||/<> Sultanlar tarafından yaptırılan büyük camilere Selatin Camii denir. İLE/||/<> Her kentin ya da büyükçe yerleşme merkezinin en büyük camisi.[Cuma namazının topluca kılınması yanı sıra cemaatin bir araya gelmesini gerektiren durumlarda kullanılır.] )

- AHTAPOT[Yun.] ile ARGONOT[Yun.]

( Sekiz dokunacında/kolunda yaklaşık 1000 duyarga bulunur. Üç kalbi, dokuz da beyni vardır. İLE
Deniz dibinde, kayalara tutunarak yaşayan bir türdür. [Deniz anemonu gibi bitkiye benzer.] )
( Dokunaçlarının herhangi bir parçası koptuğunda/kesildiğinde kopan parça 3 saat canlılığını ve hareketini devam ettirir. İLE ... )
( Eril ahtapotların kollarından biri çiftleşmek içindir ve bu kol altındaki oluk ve kavramaya yarayan ligula adında bir burunla ötekilerden ayrılır. [Bazı ahtapot türlerinde, öteki memelilerin penisinde olduğu gibi kanla dolar.] İLE
Erilin eşeysel örgeni(penisi), çiftleşme zamanında, gövdesinden ayrılır, gider başka bir kayada yaşayan dişil argonotu bulur, döller ve sahibine geri döner. [Çok eşli olma çabasındaki baylara da bu "Argonot" adı takılmıştır.] )
( Çiftleşme kolları, bir paket spermi dikkatli bir biçimde dişinin hazne [kafa/gövde] içine yerleştirir. Ardından ligula kırılır ve dişilin içinde yapışık kalır. [Eriller çiftleştikten birkaç ay sonra ölür.] [Ahtapotlar öteki kollarını yenileyebilseler de yeni bir çiftleşme kolu (lingula) üretemezler.] İLE ... )
( Kavanozları açabilir, taşları istiridyeleri açmak için araç olarak kullanabilir ya da kopmuş denizanası dokunaçlarını silah olarak kullanabilirler. [Bazıları sanki iki ayaklı hayvanlar gibi iki kolunun üzerinde yürüyebilir.] İLE ... )
( Kaslarını, kendilerini ileri atmak üzere kullanır ve saatte 40 km. hıza ulaşabilirler. [Bu yöntem ile "uçabilirler" de.(yırtıcılardan kaçmak için kendilerini suyun dışına fırlatmak üzere)] İLE ... )
( İskeletleri olmadığı için gözbebekleri kadar küçük yerlerden bile geçebilirler. [tek sert parçaları papağanınkine benzeyen gagasıdır] İLE ... )
( Ahtapot ile Argonot )

- AHTAPOT ile BATTANİYE AHTAPOTU

( Dişilleri, erillerden 40.000 kat daha büyük olabiliyor. Bu türün dişilleri, 2 metreye kadar büyüyebilirken; erilleri, sadece birkaç santimetreye kadar büyüyor.[Hayvanlar arasında, dişil ile eril arasındaki en zıt orandır.] )

- AHTAPOT ile HİNDİSTAN CEVİZİ AHTAPOTU

- AHTAPOT[Yun.] ile KALAMAR[Yun.]

( Omurgasızlarda en zeki olanlar. )
( Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı. | Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip. İLE Bir tür mürekkep balığı. )

- AHTAPOT ile TAKLİTÇİ AHTAPOT

( )

- AHU ile AHU GÖZLÜ ile AHU PARÇASI


- AHUDUDU ile AHUDUDU ŞURUBU ile AHUDUDU ŞERBETİ

- AHUDUDU ile İZMAVLA

( Ağaççileği. İLE Sarı ağaççileği. )

- AHVÂL[< HÂL]:
OLUŞLAR, BULUNUŞLAR, HALLER, DURUMLAR

- AHVÂL-İ ŞAHSİYE[Ar.] değil/yerine/= KİŞİSEL DURUMLAR

- AHZ[Ar.] ile İTTİHÂZ[Ar.]

- AHZ[Ar.] ile TENÂVÜL[Ar.]

- AİDİYET "DUYGUSU" değil AİDİYET

- AİDİYET ile AİDİYET EKİ

- AİDİYET ile/ve/<> AYNİYET

- AİDİYET değil/yerine/= DEĞİŞLİK


- AİDİYET değil/yerine EHLİYET

- AIDS/ACQUIRED IMMUNODEFICIENCY SYNDROME[İng.] değil/yerine/= EDİNİLMİŞ BAĞIŞIKLIK YETERSİZLİĞİ BELİRGESİ

- AIKIDO ile/ve JAİNİZM

( AIKIDO: "AI"=UYUM, "KI"=ENERJİ, "DO"=YOL/YÖNTEM --- ENERJİYİ UYUMLANDIRMA YÖNTEMİ/YOLU

Aikido, fiziksel ve zihinsel denge oluşturma yöntemidir.

Aikido, diğer tarafın gücünü kendine yönelik kullanabilmektir.

Aikido, %100 savunma odaklı ve bir ya da daha fazla yönden gelen her türlü saldırıya karşı kullanılabilecek bir uygulama sanatıdır.

Aikido, fizik kurallarını göz önünde bulundurarak saldırganın gücünden uygun biçimde yararlanır.

Aikido, önsezi, zamanlama, hareketlerin doğru uygulanışı, dairesellik, rakibin gücünü ele geçirip bunu ona yönelik kullanma, soluklamanın verdiği güç, doğru tutuşlar ve oldukça yüksek bir konsantrasyon ister.

Aikido, önemli temel güdülenmeleri, ahlâki standartları ve asil tarzıyla tanınır.

Aikido, kendi kendimizi sürekli olarak geliştirme ve kesin zafer üzerine kuruludur.

Aikido, rakibi etkisiz durarak getirerek var olmaya devam eder.

Aikido: Savaşmadan Kazanmak: "Uyum Kuralı"

Aikido'nun içinde yatan asıl anlam, Enerji, Anlık/Zihin ve Gövde'nin uyumudur.

Aikido'nun öncelikli özelliği enerjinin terbiye edilmesidir.

Aikido'nun ayırt edici özelliği, hareketler ve tekniklerdeki yumuşak akıcılıktır.

Aikido'nun başlangıcı savunma, devamı tekniktir.

Aikido'nun zihinsel kaynakları ikiye ayrılır:
1- Doğu kültürünün din ve Şintoculuk, Konfüçyusçuluk, Taoculuk ve Budizm gibi felsefe akımlarına dayanan ahlâkî değerleri;
2- Daha uygulamalı olan ve kolaylıkla uygulanan ahlâki değerler.

Aikido'nun ahlâkî anlayışında savunma asla saldırganı yok etme ya da ciddi biçimde yaralama amacını taşımaz.

Aikido'ya dayalı bir strateji üç ahlâki aşamayı içerir:
1- Algılama,
2- Değerlendirme,
3- Karar verme ve tepki gösterme

Aikido hareketleri, ileri derecede bir koordinasyon sonucu oluşan, sertlik ve şiddet içermeyen, akıcı ve esnek hareketlerdir.

Aikido'da el, bilek tutuşları ve düz vuruşlar[atemi] o kadar serttir ki, rakip daha fazla acıyı engellemek için teslim olmayı yeğler.

Aikido'ya dayanan bir strateji aynı zamanda ahlâkî bir yaklaşım ve düşünce tarzı gerektirir.

Aikidoka'nın[Aikido çalışan kişi] ahlâkî bir yaklaşım içinde olması gerekir.

Savunmanın asıl amacı saldırganı yok etmek değil onu yönlendirmek ya da etkisiz duruma getirmektir.

Aikido'da ego ya da kahramanlık yoktur.

Aikido, Sensei[üstad] Morihei Ueshiba (1883 - 1963) tarafından geliştirilmiştir.

Aikido, efendilerin savunmacı sanatı olarak tanımlanır.

Gerçek ustalar, çevrelerinin kendini denetlemesine izin vermeyendir. )
( Bazı Aikido Terimleri

Aikidoka: Aikido yapan kişi.

Aikikai: Aiki topluluğu. Bu sözcük, kurucu tarafından Aikido'nun yaygınlaştırılması için oluşturulmuş organizasyon için kullanılır.

Dan: Siyah kemer derecesi.

Dojo: İdman yapılan yer.

Doşhu: Yolun başı anlamında kullanılır. Aikido'nun başında bulunan kişiye verilen unvandır. (Şu anda doşu MORİHEİ UESHİBA'nın torunu olan MORİTERU UESHİBA'dır.)

Fukhişhidoin: Eğitmenin yardımcısı anlamına gelen resmî bir ad.

Gi: Eğitim giysisi.

Hakama: Siyah ya da lacivert renkte, genellikle siyah kemer sahibi olmuş Aikido'cularca giyilen, parçalı etek.

Hambu Dojo: Organizasyonun merkezi dojosunu belirten terimdir. Genellikle Aikido Dünya Karargahları'nı belirtir. (AİKİKAİ)

Hanmi: Üç gensel duruş.

Happo: Sekiz yön. HAPPO-UNDO (8 yön egzersizi) ve HAPPO-GIRI (kılıç ile sekiz yönde kesme.) (Burada anlaşılması gereken, gerçekten her yönde hareket edebilmektir.)

Hara: Gövdenin ağırlık merkezi. (Aikido teknikleri, olabildiğince kişinin hara bölgesinde yapılmalıdır.) Jiyuwaza: Tekniklerin serbest biçimde uygulanması.

Kihon: Temel olan şey. Aikido'da genel olarak aynı teknik, farklı görülen farklı yollardan yapılabilir. Temeli, yani çekirdeği kavramak için KİHON'u iyi anlamak gerekir.

Kohai: Yeni öğrenci.

Kokyu: Soluk alma. Aikido'nun bir bölümü de KOKYU RYOKUYU, yani soluk alma gücünü geliştirilmesidir. Aikido'daki pek çok teknik, KOKYU HO yani soluk egzersizi olarak adlandırılır. Bu egzersizler, kişinin KOKYU RYOKUYU yani soluk gücünü geliştirmesini sağlar.

Ku: Boşluk. Bu boşluğun doğrudan fark edilmesi, aydınlanmadır. Bu Aikido'da bilinç açıklığının geliştirilmesi, değişen durumlara çabuk ve iç güdüsel yanıt verebilmektir.

Kumi Jo: JO (bir araç) ile eşleşerek yapılan çalışma. (eşli uygulama) Kumi Tachi: Kılıçlı çalışma. (eşli uygulama) Kyu: Beyaz kemer düzeyi/derecesi. ŞHODAN(1. DAN)'a kadar olan(6) derece.

Maai: Rakibe göre olması gereken, düzenli aralık, uzaklaşma ve zamanlamadır.

Masagatsu: Gerçek zafer. Mudansha: Siyah kuşak derecesi olmayan öğrenci.

Nagare: Akmak. Aikido'nun amaçlarından biri de fiziksel güce, fiziksel güçle karşılık vermemeyi öğrenmektir. Asıl olan, uygulanan gücü yönünde, onu kendi avantajına olacak biçimde yeniden yönlendirerek hareket etmeye çalışmaktır.

Nage (Tori): Savunan. Tekniği yapan.

Randori: Serbest biçimde eğitim.

Rei: Selâm ver!

Sempai: Eski öğrenci.

Sensei: Öğretmen.

Shikaku: Ölü açı. Rakibin atağına devam etmesinin çok zor olduğu ve sizin de rakibinizin hareket ve dengesini kolaylıkla kontrol edebildiğiniz pozisyon. Aikido'nun ilk aşaması, ŞHİKAKU'yu yerleştirebilmektir.

Shindoi: Öğretmen, eğitme anlamına gelen resmî bir ad/unvan/başlık.

Shodan: Siyah kemerde ilk derece (1. dan)

Sukashiwaza: Saldırganın sizi sarmasına ya da vuruşuna başlamasına olanak vermeden yapılan teknikler.

Sutemi: Birinin, tekniğin uygulanması için kendini bırakmasıdır.

Tai No Tenkan: 180 derece dönmeyi kapsayan yalın dönüşler. (Harman uygulaması)

Tai Sabaki: Gövde hareketi.

Taijutsu: Gövde sanatları, silahsız çalışma.

Takasumu Aiki: Aiki'nin (ruh, zekâ ve evrensel enerjinin uyumu) sonsuz (bitmek bilmeyen) üretken savaş sanatı " anlamına gelen kurucunun bir sloganıdır. Aikido'da yeni teknikler yaratmak olanaklıdır.

Tatami: Minder. Tege Tana: El kılıcı ya da elin kenarı. Tenkan: Özellikle gövdenin 180 derece döndüğü dönüş hareketi.

Tori: Uzaklaştırma, uzağa alma, elinde bıçağı alma, elinden alma.

Uchi Deshi: Dojo’nun içinde yaşayan ve kendini eğitmene, dojonun bakım ve temizliğine adamış öğrenci (Kimi zaman, dojonun Sensei'sinin kişisel işlerine de yardım eder.)

Uke: Saldıran. Tekniği alan.

---

Morihei Ueshiba: Aikido'nun kurucusu (1883-1969)

O-Sensei Morihei Ueshiba: Hocaların hocası, büyük öğretmen.

Shihan: Hocaların hocası (usta eğitmen) anlamına gelen resmî bir ad.

Ueshiba Kısshomaru: Aikido'nun kurucusunun oğlu.

Ueshiba Moriteru: Kurucunun torunu, şuan yolun başında olan kişi doşhu.

)

- AİLE BASKISI ile/ve/||/<>/> MAHALLE BASKISI

- AİLE HUKUKU değil/yerine/= OĞUŞLUK TÜZESİ

- AİLE ŞİRKETİ değil/yerine/= OĞUŞLUK ORTAKLIĞI

- AİLE ve/||/<> ÇOCUK ve/||/<> ARKADAŞ

( Arkadaşını [tanımada/anlamada]. VE/||/<> Akrabayı [tanımada/anlamada]. VE/||/<> Sevgiliyi/eşi [tanımada/anlamada]. [ve sana zarar/yarar verip vermeyeceğinde] [PEK/KOLAY KOLAY YANILMAZ] )

- AİLE değil/yerine/= OĞUŞLUK

- AİLE ile ZODRUGA

( ... İLE Bazı Balkan ülkelerinde rastlanan büyük aile tipi. Kırk ilâ seksen kişiyi kapsayan dört kuşağı içine alan topluluklar. [Aynı ekonomik düzene bağlılardır.] [Aile içindeki en yaşlı erkek ya da kadın, aile önderidir.] )

- AİLECEK değil AİLECE


- AİLE/LİK ile AİLECE ile AİLESİZ/LİK ile AİLE ADI ile AİLE İSMİ ile AİLE DOSTU ile AİLE OCAĞI ile AİLE REİSİ ile AİLE HAYATI ile AİLE HEKİMİ ile AİLE HUKUKU ile AİLE BAHÇESİ ile AİLE BÜTÇESİ ile AİLE DOKTORU ile AİLE MECLİSİ ile AİLE SAADETİ ile AİLE GAZİNOSU ile AİLE MATİNESİ ile AİLE FOTOĞRAFI ile AİLE HEKİMLİĞİ ile AİLE PLANLAMASI

- AİLE/OCAK ile KÖR OCAK

( ... İLE Çocuksuz aile. )

- AİLESEL ile AŞİNA ile TANIDIK KONUŞMA ile AŞİNALIK ile ALIŞMAK

- AİLEVİ[Ar.] değil/yerine/= OĞUŞSAL

- AIMD İLE PIMD İLE RPMD ile/||/<> MOLEKÜLER DİNAMİK TÜRLERİ

( İleri MD simülasyon yöntemleri. )
( Formül: Nuclear quantum effects )

- AIRLINE :/yerine HAVAYOLU

- AIRPORT :/yerine HAVAALANI

- AİT OLMAK ile AİT OLMAK ile AİT ile AİT ile EŞYALAR

- AİT OLMAK ile/ve/||/<>/> CİDDİYE ALINMAK

- AİT OLMAK ile PARÇASI OLMAK


- AİT değil/yerine/= DEĞİŞLİ

- AİT ile/yerine İLGİLİ/İLİŞKİN

( Neye, nereye ait olduğumuz, kendi duygularımız ve kanı-mızla ilgilidir. )
( Akıllı kişi, hiçbir şeyi kendine ait saymaz. )
( Hiçkimseye ait olmadan, herkesindir! )
( Kim anlıyor ve/ya da zevk ediyorsa, onundur! )

- AJAN ile ARACISIZ ile AJANLAR

- AJDA BARDAĞI değil AİDA BARDAĞI

- AJİTASYON[Fr.] ile AJİTE[Fr.]["ACİTE/ACITE" değil!]

( Sürekli ve tutarsız hareketler. İLE Sürekli ve tutarsız davranışları olan kişi. )

- AJUR[Fr. < AJOUR] değil/yerine/= DELİKLİ ÖRGÜ, GÖZENEK

- AK ile AK AĞA ile AK KAN ile AK PAK ile AK YEL ile AK YEM ile AK YAZI ile AK BENEK ile AK DEMİR ile AK GÖZLÜ ile AK MADDE ile AK SAÇLI/LIK ile AK YAZILI/LIK ile AK YILDIZ ile AK SAKALLI/LIK ile AK SÜLÜMEN ile AK KAN BEZİ YANGISI

- AKABİLMEK ile AKAÇLAMAK ile AKAÇLATMAK ile AKA ile AKAK ile AKAR ile AKAÇ ile AKARCA ile AKARLAR ile AKAR AMBER ile AKAN YILDIZ

- AKAÇ ile AKAK ile AKI ile AKILGA ile AKIM ile AKINDIRIK ile AKINTI ile AKIŞKANLAŞTIRICI ile AKITMALIK ile AKMA ile AKMALIK

( Birikmiş suları akıtmaya yarayan boru, oluk ve benzeri araç. | Temel düzeyindeki suları toplayıp yapıların uzağına akıtan, yeraltı su borusu. İLE Su, hava, duman gibi akışkan şeylerin geçip gitmesine yarayan, her tür yol, akımlık. İLE Işık kaynağının, 1 saniyede çevresine yaydığı ışık enerjisi/akısı.[Akı birimi, lümen'dir.] İLE Suların akması için bir duvarda bırakılan düşey yarık. İLE Üslûp niteliği taşımayan sanat görüşü, çığır. | Hava, su gibi akışkan maddelerin ya da elektrik gibi kuvvetin, herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, çereyan. İLE Ağaç sakızı, reçine. İLE Eğim. İLE Beton akışkanlaştırıcı. İLE Çatı kaplama işlerinde, yedirmelik ya da kurşun şerit ile örtülü birleştirme ya da tonoz geçmesi. İLE Bir gerece uygulanan gerilme sabit kaldığı halde biçim değiştirmenin artması. İLE Sokak ve bahçe yollarının iki yanında ya da ortasında, suların akıp gitmesi için yapılan oluk. )

- AKADEMİ = ACADEMY[İng.] = ACADÉMIE[Fr.] = AKADEMIE[Alm.] = ACADEMIA[İsp.]


- AKADEMİ ile AKADEMİSYEN ile AKADEMİK ile AKADEMİK MAKALE ile AKADEMİK YIL ile AKADEMİSYEN ile AKADEMİ

- AKADEMİ ve/||/<> BÜROKRASİ

( [süreklilik/güvence/düzenlilik] Bilgide. VE/||/<> Devlette. )

- AKADEMİ/K ile/ve/||/<> AKADEMİCİ/LİK

- AKADEMİSYEN[Fr. < ACADÉMICIEN] değil/yerine/= ÖĞRETİM ÖGESİ

- AKADEMİSYEN[Fr. < ACADÉMICIEN][İng. < ACADEMICIAN]["AKDEMİSYEN" değil!] değil/yerine/= ÖĞRETİM ÖGESİ/BİLİMCİ

- AKADEMİZM ile/||/<> İZLENİMCİLİK/EMPRESYONİZM ile/||/<> DIŞAVURUMCULUK/EKSPRESYONİZM ile/||/<> AYRINTI NATÜRALİZMİ ile/||/<> DEFORMASYON ile/||/<> MİTOLOJİK

( Sanat dallarında akademik öğretimin kalıplarına bağlı, yeni arayışlara karşı çıkan anlayış. İLE/||/<> 19. Yüzyıl sonunda Fransa'da ortaya çıkan, ışık etkilerine dayanarak doğayı anlık görüntüsü ile resimlemeye dayanan sanat akımı. İLE/||/<> XX. yüzyılın başlarında izlenimciliğe tepki olarak ortaya çıkan ve sanatçının duygularını renklerle ya da deformasyon yoluyla belirtmesini amaçlayan anlatımcı sanat akımı. İLE/||/<> Bir sanat yapıtındaki ayrıntıların titiz bir gözlem sonucu son derece ince bir işçilikle doğaya uygun bir biçimde betimlenmesi. Özellikle XV. yüzyıl sanatında karşımıza çıkan bu anlayışta her bir ayrıntı doğadaki aslının küçük bir kopyası gibi betimlenir. Ayrıntı natüralizminin en iyi örnekleri, XV. yüzyıl kuzey sanatında dinsel konulu resimlerin arka planlarındaki manzaralarda görülür. İLE/||/<> Biçim bozma. Bir sanat yapıtında betimlenen figürlerin belirli yerlerinin figürü tanınmaz derecesine vardırmadan bozulmaya uğratılması. Batı sanatında özellikle Maniyerist üslûbun kullandığı yöntemlerden biri olan deformasyon, Rönesans sanatındaki kusursuz anatomik tanımlamaya karşı çıkış yollarından biridir. İLE/||/<> Mitolojiye ilişkin her türlü olgu ve oluşum. Batı sanatında genellikle Yunan ve Roma mitolojilerinden konu alınmış yapılarda görülen nitelikler. )

- AKALAZİ[Fr.] değil/yerine/= SİNDİRİM BORUSUNDAKİ BİR BÖLÜMÜN, ÖTEKİ BÖLÜMLERLE UYUŞAMAMASI

- AKANTOLİZ[Fr.] ile AKANTOZ[Fr.] ile AKANTOSİTOZ[Fr.]

( Deri dokusu bozukluğu. İLE Üst deride bir katmanın kalınlaşması. İLE Alyuvarların yapısal bozukluğu. )

- AKÂR ile/||/<> AKÂRÂT ile/||/<> AKÂRÂT-I VAKFİYE/VAKFİYYE ile/||/<> BÂD-İ HEVÂ ile/||/<> MECCÂNEN

( Gayrimenkullerden kirâ yoluyla sağlanan gelir. İLE/||/<> Gelir sağlayan gayrimenkuller. İLE/||/<> Vakıf gayrimenkuller; evler, dükkânlar ile bunların getirdiği gelir. İLE/||/<> Kayıt dışı, önceden belirlenenin dışında gelen gelir. | Bedava, parasız. İLE/||/<> Ücretsiz, parasız, karşılıksız. )

- AKARÇAY, RAFET (1926 - )

( Ticaretle uğraştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )

- AKARDİ değil/yerine/= YÜREK GELİŞMEZLİĞİ/YOKLUĞU

- ACAROID RESIN[İng.] / RÉSINE D'ACARIODE[Fr.] / AKAROIDHARZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKAROİD REÇİNESİ

- AKATAFAZİ[Fr.] değil/yerine/= PARAFAZİ/PARAPHASIA[İng.] değil/yerine/= SİNTAKTİK AFAZİ/SYNTACTIC APHASIA[İng.]

( Sözsel anlatım bozukluğu. İLE Sözcük bulma güçlüğü. İLE Sözdizimsel dil yitimi. )

- AKATİZİ ile/||/<> AKİNEZİ

( Oturamazlık. İLE/||/<> Devinimsizlik. )

- AKATİZİ[Yun.] değil/yerine/= OTURUR DURUMDA KALAMAMA

- AKATLAR ile/ve AKARETLER

- AKBABA ile BENEKLİ AKBABA

( ... İLE Tropikal Afrika'dan gelen, nadir rastlanan bir türdür. )
( ... İLE Dünyanın en yüksekten uçan kuşudur. Havada yaklaşık 35 km/s hızla yol alır. Yaşamı tehlike altında olan bu kuşun ortalama yaşam süresi 40-50 yıla yakındır. )

- AKBABA ile KIRMIZI BAŞLI AKBABA

( ... İLE Hindistan'da yaşarlar. )
( Hindistan'da 6 ayrı çeşit akbaba yaşamaktadır. )

- AKBABA ile SAKALLI AKBABA

( ... İLE Etiyopya'da, Semien Dağları'nda [4500 m. yükseklikte] yaşarlar. )
( ... İLE Leşlerin kemik iliğiyle beslenirler. [Yüksekten atıp kırarak] )
( ... İLE Türkiye’deki dört akbaba türünden biridir. 125 cm.'ye varan boyuyla Türkiye'de görülebilecek en büyük yırtıcıdır. Özellikle uçuşta, dar ve uzun kanatları, uzun ve kama biçimli kuyruğuyla rahatlıkla ayırt edilebilir. Uçuşta, çok iri bir doğan gibidir. Sakallı akbabanın, erişkin eril ve dişil tekleri arasında, görünüş farkı yoktur. Erişkinlerde kanat üstü, sırt ve kuyruk üstü, oldukça koyu renklidir. Alt bölümler turuncudur. Göz çevresi siyah olup göz pınarından gaga altına doğru siyah tüyler (sakallar) sarkar. Sakallı akbaba, yüksek dağlarda bulunur.

Kapalı orman bölgeleri dışında, dağların yüksek kesimlerindeki kayalık vadiler, çıplak ya da seyrek ağaçlı ve taşlık yamaçlar, yaşam alanlarıdır. Yuvalarını, büyük kaya kovuklarına yaparlar. Sakallı akbabanın, besininin tamamına yakınını, leşlerden arta kalan kemikler oluşturur. Kurt, Boz ayı ve öteki akbabalardan kalan leşlerdeki kemiklerin küçük olanlarını doğrudan yutarlar. Büyük kemikleri ise pençeleriyle alıp havalanır ve belirli bir yükseklikten kayaların üzerine bırakarak parçalarlar. İnerek, kemik parçalarını yutarlar. Son derece asitli midesi sayesinde, kemikleri, kolaylıkla sindirebilirler. )

- AKBABA ile SARKIK YANAKLI AKBABA

( ... İLE Çok geniş ve kahverengi kanatlıdır. [Kuyruğu uzun ve kamalı, kanatları dar ve sivri ucludur.] )
( ... İLE Normal akbabaların gagaları yeni ölmüş hayvanların derisini delemez. Akbabalar sürüsü, büyük, uzun ve sivri gagalı sarkık yüzlü akbabanın gelip başlamasını beklerler. )

- AKBALIK = AKYABALIĞI

( Uskumrugillerden, ufak pullu bir balık.[10 - 60 kg.] )

- AKBAŞ ile AKBALIK

- AKBIYIK SULTAN CAMİİ (KIBLET'ÜL MESÂCİD CAMİİ)

- AKBULUT, AYDOĞAN (İST. 1949 - 2018)

( D.Ç. Karabükspor'dan transfer edildi (1972). Üç Sezon Sarıyer'de oynadı. 54'ü resmi (lig) ve 24'ü özel olmak üzere 78 maçta forma giydi. Takımına 5 gol kazandırdı. Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1980/1990) yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )

- AKÇAABAT ile AKÇAABAT KÖFTESİ

- AKÇALAMAK ile AKÇALANMAK ile AKÇA ile AKÇASAL ile AKÇA YEL ile AKÇA PAKÇA ile AKÇA ARMUDU

- AKÇE ile KUŞGÖZÜ AKÇE

( Osmanlı döneminde gümüş para cinsi ve birimi. @@ Ele zor gelen ufaklık ve incelikte gümüş para birimi. [X - XIII. yy. arası, Osman Gazi dönemindendir.] )

- AKCİĞER
SİGARA:
(")İÇİLEN(")
ile/değil/yerine/></< İÇİLMEYEN

( )

- AKCİĞER ZARI YANGISI(SATLICAN/ZATÜLCENP[Ar.]) ile/ve KARACİĞER YANGISI ile/ve BRONŞİYOL YANGISI ile/ve LENF BOĞUMLARI YANGISI ile/ve MEME YANGISI(MASTİT)

( ZATÜLCENP ile/ve HEPATİT, ZATÜLKEBED ile/ve BRONŞİYOLİT ile/ve ADEONOİT )
( BİLSÂM[Ar., Fars.]/PLEURÉSIE[Fr.]: Akciğer zarı yangısı, satlıcan. )
( Dünyada en sık karşılaşılan hastalık zatürree/bronşittir. )
( AKCİĞER YANGISI / GIŞÂ-İ CENB[Ar.] / PLEVRA[İt. göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zar] )

- AKCİĞER ZARI ile KARACİĞER ZARI


- AKCİĞER ile AKCİĞER ZARI ile AKCİĞERLİLER ile AKCİĞER GÖBEĞİ ile AKCİĞER PETEĞİ ile AKCİĞER LOPÇUĞU ile AKCİĞER KESECİKLERİ

- AKCİĞER(ÖRGEN) ile/ve/||/<> KARACİĞER/QARACİYƏR[Azr.]/KABED[Fars.]/BAUYR[Kazak.]/LIVER[İng.]

( ESNÂH-I RİEVİYE: Akciğer petekleri. )

- AKDENİZ KANSIZLIĞI/TALASEMİ ile/||/<> ORAK GÖZE/HÜCRE ANEMİSİ

( Hemoglobin üretiminde genetik bir bozukluk nedeniyle anemi. İLE/||/<> Hemoglobin yapısındaki genetik bir bozukluk nedeniyle anemi ve ağrılı krizlerle ilişkili bir durum. )

- AKDENİZ KORSAN(LIĞ)I ile/ve OKYANUS KORSAN(LIĞ)I

- AKDENİZ ile AKDENİZ İKLİMİ ile AKDENİZ MAVİSİ ile AKDENİZ HUMMASI

- AKDENİZ ile/ve/||/<> KARADENİZ

- AKDİ MUVAZAA değil/yerine/= DANIŞIK BAĞIT

- AKDİKEN ile YABANİ AKDİKEN

( ... İLE Hünnapgillerden, yaprakları almaşık, kırmızı renkli yemişi olan bir bitki. )

- AKDOĞAN ile ŞÂHBÂZ[Fars.]

( ... İLE İri bir tür akdoğan. | Çevik ve becerikli. | Yiğit, kahraman, mert kişi. )

- AKDOĞU, İBRAHİM (ŞEKERCİ İBRAHİM) (İST. 1917 - 1980)

( Sarıyerlidir. Sarıyer ilkokulunda okurken, kara tahtanın silgisi kaybolur. Öğretmen silgiyi arar bulamaz ve öğrenciler kaybetti kanaatiyle çocukları tek ayak üzerine durmakla cezalandırır. Öğlen zilinin çalması üzerine öğrenciler dışarı çıkar, sadece İbrahim sınıfta kalır ve kara tahtaya "Seveyim hocadaki bilgiyi/ Kıçına soktu koca silgiyi" mısralarını yazar. Şiiri kimin yazdığını kimse anlamaz. Bu iki mısralık şiiri yazdığında ilkokul 3. sınıfta idi. Şiir yazmaya ilkokul çağlarında başladı ve devam etti. Şiirlerini deftere yazmadı, yayınlamadı ve derlemedi. Her zaman kalabalık mekanda şiirlerini söyledi. Arkadaşlarına, yoldan geçenlere, dükkandan alışveriş yapanlara; balıkçıya, esnafa, mahalleliye şiirlerini okudu. Zamana ve mekana çok dikkat eder, her olayı şiirin ilhamı kabul ederdi. Sahibinin peşinden giden siyah beyaz renkli bir köpeği gördüğünde "Şekerci İbrahim'in gözleri yaşlı/Aman Allah'ım bu köpek Beşiktaşlı" diye bağırması; bir başka gün sakal traşını takiben terkos suyunun kesilmesi üzerine kala kalır, bunu da şöyle hicveder "Ey namussuz musluk/Ettin bana orospuluk". Kayda geçmiş tek şiiri Sarıyer'deki Mesut Ağa Çeşmesi'nin tamiri sırasında çeşmenin kitabesine yazdığı şu şiirdir: Halkı kurtarmak için nihayet susuzluktan/Tertemiz güzel sular akıttı şu musluktan/ Yaptırdı sevabına yepyeni bir suyolu/Sarıyer'de fırıncı Abbas Okumuşoğlu". Bu şiir için ısmarlama yazdığım tek şiirdir der ve bu nedenle de ismini şiirin altına yazdırmaz. )

- AKELALİ[Fr.] değil/yerine/= BEBEĞİN BAŞSIZ DOĞMASI

- AKEN[Yun.] değil/yerine/= OLGUNLAŞINCA KENDİLİĞİNDEN ÇATLAYIP AÇILMAYAN TEK TOHUMLU KURU MEYVE

- AKERDEON ile/ve DİATONİK AKERDEON

( Her düğmesinde ayrı nota ile. İLE/VE Düğmeleri, kapatır ve açarken iki ayrı notayı vererek. )

- FLUX LEVELLING[İng.]RÉGLAGE DE FLUX[Fr.] / FLUXNIVELLIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKI DÜZLEME

- TUBE OF FLUX[İng.] / TUBE DE FLUX[Fr.] / FLUSSES GEFÄSS[Alm.] ile/değil/yerine/= AKI TÜPÜ

- FLUX DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE FLUX[Fr.] / FLUSSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKI YOĞUNLUĞU

- ÂKIBET[Ar.] ile HADD[Ar.] ile NİHÂYET[Ar.]

- AKICI/LIK ile/ve/değil SÜREKLİ/LİK

- AKİFER[Fr.] değil/yerine/= POMPALI KUYULARI BESLEYECEK JEOLOJİK YAPI

- AKIL:
ANLAYAN
değil İLİŞKİLENDİREN


- AKIL:
CEVHER
ile İŞLETİM/İ

- AKIL ve EL ve/||/<>/> DÜŞÜNCE ve EYLEM

- AKIL-FİKİR SAHİBİ OLMA(MA)K ile İFLÂH OLMA(MA)K

- AKIL HOCASI ile/ve/değil/<> ESİN KAYNAĞI

- AKIL:
(KENDİ/BAĞIMSIZ) "YÜRÜYEN"
değil YÜRÜTÜLEN

- AKIL MERTEBELERİ

( * AKL-I MAAŞ
( Maişetinden başka bir şey düşünmeyen akıl. Bedene yönelik akıl. )
( Biraz daha düşük olanına "hassase" denir. Hayvanlar âlemine ait olan akıl. )
* AKL-I MEAD
( Müdrike mertebesine geçmiş akıl. Ahiretini düşünen akıl. )
( Avdet edilecek yer ile ilgili akıl. Mead: avdet edilen yer, mebde: başlangıç. )
( Buranın başlangıcı oranın sonu, oranın başlangıcı ise buranın sonu. )
( Kalbindeki imana köle olan sultana akl-ı mead denilir. )
* AKL-I SELÎM
( Nur'a kavuşmuş akıl. )
* AKL-I RUHANÎ
( Aklın güzel kullanılıp iç âleme döndürülmesi ve geliştirilip ruh haline intikal ettirilmesidir.)
* AKL-I NURANÎ
( Ruh haline gelmiş aklın, iyiliklerle parlar hale gelmesidir. )
* AKL-I SULTANÎ
( Kâinattaki saltanatı bilen akıl. )
* AKL-I EVVEL/KÜLL
( Simgesi lâm harfidir. Bu harf, ilk yaratılan akla tekâbül eder. Akıl Allah'tan gelmiştir ve Taayyün-ü Evvelin'dir. )
( Allah'ın aklıyla akıllandırdığı, akl-ı küll'dür. )
@( Akıl Mertebeleri - Metin Bobaroğlu )

- AKIL:
ÖLÇÜLEBİLİR
ile/ve/değil/||/<>/< ÖLÇEN/R

- AKIL:
TAMAMLAYICI
ve/||/<>/> BÜTÜNLEYİCİ

- AKIL TATMİNİ ile/ve/değil/yerine KALP TATMİNİ

( AKLIM BENİ YANILTMADI
KALBİM DE AKLIMI TEKZİP ETMEDİ )

- AKIL:
TÜMEL(/LER)
ve/<> TİKELLER ARASILIK


- AKIL:
"YARATICI"
değil DÜZENLEYİCİ

- AKIL YÜRÜTME[İng. LOGICAL REASONING] ile/||/<> ANALOJİ[İng. ANALOGY] ile/||/<> NOSYON[İng. NOTION]

( Bir sonuca varmayı amaçlayan zihinsel faaliyetler. Mevcut öncüller arasında belirli bağlantılar kurulur ve yeni bir sonuca varılmaya çalışılır. Akıl yürütme genellikle argüman sunmak ya da çıkarım yapmak için kullanılır ve tümdengelimsel, tümevarımsal, abdüktif ya da analojik gibi farklı biçimlere ayrılabilir. @@ Benzeyen ve benzetilen iki nesne ya da nesne öbeği arasında ortak olduğu düşünülen bir benzetme yönü çerçevesinde kurulan benzerlik ya da yapılan karşılaştırmadır. Benzetme yönünün geçerli olduğuna yönelik yeterli verinin olmadığı ya da geçersiz olduğu durumlarda yapılan analoji geçersiz olabildiğinden analoji kurarken dikkatli olunmalıdır. @@ Bireyin bilinen, deneyimlenen ya da hayal edilen bir şeye ilişkin kavrayışı ya da izlenimi. Çeşitli zihinsel faaliyetlerin (akıl yürütme, tefekkür, vb.) geniş bir yelpazesini ifade eden "düşüncelerden" farklı olarak nosyon, kişinin dünya görüşünü ve teorik anlayışını şekillendiren daha derin, daha istikrarlı inançları ifade eder.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- AKIL YÜRÜTME ile/ve/||/<> NEDENDEN, NEDENE GEÇİŞ

- AKIL ve/için/||/<>/< AKLIN SERÜVENİNİN İZLENMESİ

- AKIL ile CEHÂLET

( Akıllı olduğu için şeytanı ahmağa tercih ederim ama şeytana uymam. )
( Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun. )
( Eğer akıl resmedilebilseydi güneş karanlığa gömülürdü; cehalet resmedilebilseydi gece onun yanında aydınlık kalırdı. )

- AKIL ve/||/<> GÖRME ve/||/<> DUYMA ve/||/<> KONUŞMA

( CAMİ: CEBRAİL ve/||/<> AZRAİL ve/||/<> MİKAİL ve/||/<> İSRAFİL )

- AKIL ile/ve/<> HAKİKAT

( Akıl çırpınıp âciz kalacak ki, hakikat, bu aczin sonunda meydana çıksın. )

- AKIL ile/ve/||/<>/< İHTİYÂR

- AKIL ve/< MAKULÂT ve/< MEKULÂT ve/< MAHSUSÂT[ZAHİRÎ VE BÂTINÎ]

- AKIL ve/||/<> MERKEZ ve/||/<> GÜNEŞ ve/||/<> ATEŞ ve/||/<> PİRAMİT ve/||/<> TENNÛRE ve/||/<> TANDIR ve/||/<> RAHMAN/RAHİM


- AKIL/KAVRAM ile/ve/||/<>/> TEFEKKÜR/TERTİB ile/ve/||/<>/> MÂRİFET ile/ve/||/<>/> İLİM

( İki şey/işaret/alâmet arasında bağlantı/ilişkilendirme/birleştirme. İLE/VE/||/<>/> Düşünceleri belirli bir düzen içinde sağlamak. | İşaretleri/alâmetleri düzenlemek. İLE/VE/||/<>/> Kavramlar arası ilişkiler ya da her iki kavram arasındaki ilişki. İLE/VE/||/<>/> Tümel çıkarım/yargı. )

- AKILDANE/LİK ile AKILDAN YOKSUN/LUK

- AKIL'IN KONUSU ile/ve VEHİM'İN KONUSU

( Üçgenlik. İLE/VE Üçgen. )

- AKILLA DÜŞÜNÜLENLER:
DUYULUR OLANLAR
ve/<> DUYULUR OLMAYANLAR

- AKILLA TARTMAK ile/değil/yerine KALPLE DİNLEMEK

- AKILLI ÇALIŞKANLAR ile/ve AKILLI TEMBELLER ile/ve
AKILSIZ ÇALIŞKANLAR
ile/ve AKILSIZ TEMBELLER

( Ödüllendirilmeli! İLE Teşvik edilmeli! İLE Ceza verilmeli! İLE Kovmalı! )
( Takdir etmeli! İLE Dikkat etmeli! İLE İkaz etmeli! İLE Terk etmeli! )
( [+ +] ile [+ -] ile
[- +] ile [- -] )

- AKILLI (OLAN/OLMAK) ile/ve/değil/yerine "AKLI BAŞINDA" (OLAN/OLMAK)

- AKIL/LI ile/ve/||/<>/> ERDEM/Lİ

( Akıllı kişiler, sudan hoşlanır. Erdemli kişiler, dağlardan zevk alır.
Akıllılar kıpır kıpırdır, erdemliler dingindir.
Akıllılar neşelidir, erdemlilerse uzun ömürlüdür. )

- [ne yazık ki]
AKILLILARIN DURUMU
ile/ve/||/<> APTALLARIN TUTUMU

( [ne yazık ki] Sürekli, kuşku içinde. İLE "Küstahça, kendinden emin." )

- AKILLILIK:
"SÜREKLİ SUSKUN OLMAK"
değil
NE ZAMAN, NEREDE VE NE KADAR SUSACAĞIMIZI BİLMEK


- AKILSAL TASAVVUF ile/ve RUHSAL TASAVVUF

- AKIL(SIZ BAŞ) ve/||/<>/> AYAK

( Akılsız başın cezâsını, ayaklar çeker. )

- AKILSIZ İLERLEMEK değil AKLI AŞARAK İLERLEMEK

- AKILSIZ "KİMLİK" ve/||/<> KEYFİYET

- AKILSIZ"/"KAFASIZ" ile YETERSİZ(/DÜŞÜNCESİZ)

- CURRENT COIL[İng.] ile/değil/yerine/= AKIM BOBİNİ

- RÉPARTITION DU COURANT[Fr.] ile/değil/yerine/= AKIM DAĞILIMI

- UKDE-İ CEREYAN[Osm.] / CURRENT NODE[İng.] / NŒUD DE COURANT[Fr.] / STROMKNOTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM DÜĞÜMÜ

- CURRENT LOSS[İng.] / STROMVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM KAYBI

- KÂTİ-İ CEREYAN[Osm.] / CURRENT BREAKER[İng.] / STROMSPERRE, STROMUNTERBRECHER[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM KESİCİ


- SOLÉNOÏDE[Fr.] ile/değil/yerine/= AKIM MAKARASI

- CURRENT RELAY[İng.] / RELAIS DE COURANT[Fr.] / STROMRELAIS[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM RÖLESİ

- ŞİDDET-İ CEREYAN[Osm.] / INTENSITÉ DU COURANT[Fr.] ile/değil/yerine/= AKIM ŞİDDETİ

- CURRENT BALANCE[İng.] / BALANCE DU COURANT[Fr.] / ELEKTRISCHER AUSGLEICH, STROMWAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM TERAZİSİ

- CURRENT TRANSFORMER[İng.] / TRANSFORMATEUR DE COURANT[Fr.] / STROMTRANSFORMATOR, STROMWANDLER[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM TRAFOSU

- STROMERZEUGER[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM ÜRETECİ

- CURRENT INTENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= AKIM YEĞİNLİĞİ

- CURRENT DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE COURANT[Fr.] / STROMDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM YOĞUNLUĞU

- CURRENT ATTENUATION[İng.] / ATTÉNUATION DU COURANT[Fr.] / STROMSCHWÄCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM ZAYIFLAMASI

- CEREYAN[Osm.] / CURRENT[İng.] / COURANT[Fr.] / STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM


- AKIM ile/||/<> GERİLİM

( Akım elektron akışı İLE gerilim potansiyel fark )
( Formül: I = Q/t (amper) İLE V (volt) )

- AKINCI ile/||/<> ALABEYİ

( Sınır bölgelerinde akınlar yapan hafif süvari. İLE/||/<> Bölgedeki tımarlı sipahilerin en büyük âmiri. )

- AKINCI/GAZİ[Ar.] ile/ve/||/<> MÜCAHİT[Ar.]

( [ne yazık ki]
[!savaşta]
Sınırların dışına gidenler. İLE/VE/||/<> Sınır içinde savunmada kalanlar. )

- AKINETOPSIA[İng.] değil/yerine/= HAREKET KÖRLÜĞÜ

( Akinetopsia ya da diğer adıyla hareket körlüğü nörofizyolojik bir rahatsızlıktır. Hasta bu rahatsızlıkta görüş açısı içindeki hareketsiz objeleri görmesinde bir sorun olmamasına karşın hareketleri algılayamaz. Bu rahatsızlığın farklı dereceleri vardır ve hiç bir türlü hareket algılayamamaya kadar uzanır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- AKINEZİ/AKINESIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMSİZLİK

- AKİNEZİ ile/||/<> AKİNETİK

( Devinimsizlik. İLE/||/<> Devinimsiz. )

- AKIN/SÖKÜN ile CURNATA

( ... İLE Bıldırcın sökünü. )

- AKINTI ile AKINTILI ile AKINTISIZ/LIK ile AKINTI BİLİMİ ile AKINTI BİLİMCİ ile AKINTI BİLİMSEL ile AKINTI ÇAĞANOZU

- AKINTI ile SIZINTI

- AKINTI ile/ve/||/<>/> TAKINTI


- FLOW RATE[İng.] / VITESSE D'ÉCOULEMENT[Fr.] / FLUSSGESCHWINDIGKEIT, STRÖMUNGSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIŞ HIZI

- AKIŞ ile AKICI ile ÇİÇEK ile ÇİÇEK BUKETİ ile ÇİÇEK BAHÇESİ ile ÇİÇEK TOPLAYICI ile ÇİÇEK ÇELENK ile ÇİÇEKLİK ile ÇİÇEKLİ ile ÇİÇEKLİ ile SAKSI ile ÇİÇEKLER ile AKAN

- AKIŞ ile/değil AKTARIM

- AKIŞ ile/ve/değil/||/<>/> LAMİNER AKIŞ

- RHEOLOGY[İng.] / RHÉOLOGIE[Fr.] / FLIESSKUNDE, FLIESSLEHRE, RHEOLOGIE, STRÖMUNGSLEHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIŞBİLİM, REOLOJİ

- AKIŞIYLA YAŞAMAK ile/ve/||/<> AŞKIYLA YAŞAMAK

- FLUID STATICS[İng.] / STATIQUE DES FLUIDES[Fr.] / FLIESSKUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIŞKAN DURUK BİLİMİ

- FLUID MECHANICS[İng.] ile/değil/yerine/= AKIŞKAN MEKANİĞİ

- FLÜSSIGKEITSSTATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIŞKAN STATİĞİ

- DELK-İ SEYYÂLE[Osm.] / FLUID FRICTION[İng.] / FROTTEMENT DU FLUIDE[Fr.] / FLÜSSIGKEITSREIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIŞKAN SÜRTÜNMESİ


- AKIŞKAN ile/ve DEĞİŞKEN

- AKIŞKAN ile DEVİNGEN

- SEYYÂL, MÂYÎ[Osm.] / FLUID[İng.] / FLUIDE[Fr.] / FLUID, FLÜSSIG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIŞKAN

- HAREKET-İ SEYYÂLE[Osm.] / FLUID DYNAMICS[İng.] / DYNAMIQUE DES FLUIDES[Fr.] ile/değil/yerine/= AKIŞKANLAR DİNAMİĞİ/DEVİNİMİ

- AHVÂL-İ SEYYÂLE[Osm.] / MÉCANIQUE DES FLUIDES[Fr.] / FLÜSSIGE MECHANIK, STRÖMUNGSMECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIŞKANLAR MEKANİĞİ

- AKIŞKANLAŞMAK ile AKIŞKANLAŞTIRMAK ile AKIŞKAN/LIK

- SEYYÂLİYET[Osm.] / FLUIDITY[İng.] / FLUIDITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= AKIŞKANLIK

- AKIŞKANLIK ile/ve SÜREKLİLİK

- AKIŞTA (OLMAK) ile/ve/||/<> SÜREÇTE (OLMAK)

- AKİTLERDE:
SAHİH >< FASİT
ile/ve/||/<> MÜNÂKİT >< GAYR-I MÜN'AKİT ile/ve/||/<> NAFİZ >< GAYR-I NAFİZ ile/ve/||/<> LÂZIM >< GAYR-I LÂZIM


- AKİT'TE, DEĞİŞMEZLİK(İSTİMRAR):
SÜREKLİ
ile/<> GEÇİCİ ile/<> GÖRÜNMEZ BİR BOZULMA NEDENİ İÇEREN

- AKİTTE:
TASAVVUN SURETİYLE BEYİ
ile/ve/||/<> TEVLİYET ile/ve/||/<> TERÂBUH ile/ve/||/<> TEHASSÜR ile/ve/||/<> ŞİRKET ile/ve/||/<> İKÂLE ile/ve/||/<> MÜBÂDELE ile/ve/||/<> SARF ile/ve/||/<> TEVEHHÜP ile/ve/||/<> SULH ile/ve/||/<> BORÇ ile/ve/||/<> TEATİ ile/ve/||/<> HIYAR ile/ve/||/<> SELEM ile/ve/||/<> MEŞRÛİYET KEYFİYETİ ile/ve/||/<> RIZÂ VE MUVAFAKAT >< FUZÛLÎ

- AKKAYAN, DR. S. CAN (İST. 1943 - 1989)

( İlk öğrenimini Erzurum'da, orta ve lise öğrenimini İstanbul Vefa Lisesinde tamamladı. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1967 yılında mezun oldu. Aynı yıl İ.Ü. Orman Fakültesi Amenajman Kürsüsünde Teknik Asistanlık görevine başladı bilahare sınavı kazanarak asistan oldu. 1981 yılında tezini tamamlayarak "Ormancılık İlimleri Doktoru" unvanını aldı. İ.Ü. Orman Fakültesi, Orman Mühendisliği Bölümü, Orman Ürünleri Kimyası ve Teknolojisi Anabilim Dalı'nda görevini sürdürürken 28 Mart 1989 tarihinde vefât etti. )

- AKKOYUN, SAFFET (SELİMİYE, 1949)

( Sanayici. Üniversite öğrenimini Makine Mühendisi olarak tamamladı. Kendi şirketini kurup iş hayatına atıldı. Sosyal çalışmaların dışında kalmadı. Uzun süre İstinye Spor kulübünden Başkanlık yaptı. Sarıyer Spor Kulübü üyesi olduktan sonra Yönetim kuruluna seçildi. Bir dönem (2011 - 2012) yöneticilik yaptıktan sonra dört dönem (2012 - 2020) kulüp başkanı olarak görev yaptı. Başkanlığı döneminde TFF'nu genel kurullarında delege olarak yer aldı. )

- AKLA GELENİ ÖLDÜR ve/<>/< O, ÇÖL DİYORSA ÇÖLDÜR

- AKLAMA ile AKLAMA BELGESİ

- AKLAMAK ile AKLANMAK ile AKLATMAK ile AKLAŞMAK ile AKLAŞTIRMAK ile AKLANABİLMEK ile AKLAYABİLMEK ile AKLAYIVERMEK ile AKLAN ile AKLA YAKIN/LIK ile AKLA ZARAR ile AKLA ZİYAN ile AKLA YATKIN/LIK

- AKLAMAK ile AKLAYICI

- AKLAYIP PAKLAMAK / AKLANIP PAKLANMAK

- AKLI BAŞINDALIK ile/ve/<> YALNIZLIK


- AKLÎ BELİRLENİM (İLE) ile/değil SEZGİSEL DENEYİM (İLE)

- AKLI BOŞ ile/değil/yerine AKLI BAŞINDA

( [(")anllatıklarından(")] "öykü" dinleriz. İLE/DEĞİL/YERİNE Yaşam(ay)ı öğreniriz. )

- AKLI, DUYGULARA ARAÇ KILMAK ile/değil DUYGULARI, AKLA ARAÇ KILMAK

- AKLI GELİŞTİRME ile/ve/||/<>/>/< FELSEFE

- AKLÎ İLİM/LER ile/ve/<> MUHABBET İLİMLERİ

( Dönüştürmez. İLE/VE/<> Dönüştürür. )

- AKLÎ İLİMLER ile/ve/<> NAKLÎ İLİMLER

( )

- AKL-I SELÎM değil/yerine/= SAĞDUYU

- AKL-I TEMYİZÎ ile/ve AKL-I TECRİBÎ

- AKLÎ ZORUNLULUK ile/ve/<> OLGUSAL ZORUNLULUK

- AKLI ile AKLIK ile AKLINCA ile AKLI KIT/LIK ile AKLI SIRA ile AKLI YETİK ile AKLI KARALI ile AKLI BAŞINDA ile AKLI TAM AYAR


- AKLIN:
ABDESTİ (TENZİH)
ile/ve KULLUĞU

( Sohbet ile. İLE/VE Düşünce ile. )

- AKLIN HAYALİN (DURMASI/ALMAMASI)

- AKLIN İLKELERİ ve/+/<> 4.[DÖRDÜNCÜ] DURUM[: KESİNLİKLE (HİÇBİR BİÇİMDE/ZAMAN) BİLİNEMEZ/LİK/LER]

- AKLIN SESİ ve/||/<> KALBİN SESİ ve/||/<> MİDENİN SESİ

( Herhangi bir işi yapmadan önce ve yaparken, üçünün sesi de olmalı ve olabildiğince orantılı, dengeli ve uyumlu olmalıdır. )

- AKLIN ÜÇ GÖRÜNÜMÜ/TEZÂHÜRÜ

( * AKL-I TEMYİZÎ
* AKL-I AMELÎ
* AKL-I NAZARÎ )

- AKLIN ile/ve/||/<>/> AKIL VE AHLÂKIN ile/ve/||/<>/> YARGICIN ile/ve/||/<>/> ADÂLETİN ...:
BULUNMAMASI

( Ahlâkı ortadan kaldırır. İLE/VE/||/<>/> Toplum bölünür. İLE/VE/||/<>/> Adâleti ortadan kaldırır. İLE/VE/||/<>/> Devleti ortadan kaldırır. )

- AKLINI BAŞINA TOPLA! ve/||/<>/> KENDİNE GEL!

- AKLINI, BAŞINA TOPLAMAK" ile/ve "AYAĞINI, DENK ALMAK"

- AKLINI BEĞENDİĞİMİZ BİRİNİN ...
ve/||/<>
AKLINI KULLANMAYAN BİRİNİN ...

( Görüntüsünü nerak etmeyelim. VE/||/<> "Görüntüsünden" etkilenmeyelim. )

- AKLİNİK[Yun.] değil/yerine/= YER MANYETİK ALANININ, EĞİM VE AÇISI SIFIR OLAN YERİ


- AKLININ BAŞINA GELMESİ ile/değil/yerine/>< AKLI BAŞINDA DAVRANMAK

- [AKLINIZA] "HERHANGİ TÜR ... GELİRSE GELSİN" değil "HANGİ TÜR ... GELİRSE GELSİN"

- AKLIN/ODAĞIN:
ya/ne DUDAKLARINDA
ya da/ne de DUDAKLARDA OLMASIN/OLMAMALI

- AKLİYE ile/ve/||/<> ASABİYE

- AKLİYE ile HİSSİYE

( - Evveliyât; - Fıtriyât. İLE - Müşahedât[- Akliye, - Hissiye]; - Mücerrebât[tecrub]; - Hadsiyât; - Mütevatirât. )

- Aklınla KONUŞ!!!

- AKMA/AKAN ile/<> DÖKÜLME/DÖKÜLEN ile/<> DÜŞME/DÜŞEN

( Sıvılar için kullanılır. İLE/<> Parçalar için kullanılır. İLE/<> Bütünler için kullanılır. )

- AKMAN, METİN (İSTİNYE, 1947)

( İstinyeli, İnşaat Mühendisi. Recaizade İlkokulundan sonra Maçka Erkek Sanat Okulunda Elektronik bölümünde okudu. İstanbul Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisinden (DMMA) İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu. Askerlik görevini Samsun'da 6. Bölge Komutanlığında yaptı. Hayata serbest mühendis ve mimar olarak atıldı. Çeşitli yerlerde inşaatlar yaptı. Gençlik yıllarında voleybol oynadı, İTÜ, Eczacıbaşı, Bursaspor ve İETT kulüplerinde profesyonel olarak oynadı, milli takım seviyesine kadar yükseldi. Anavatan saflarında siyasete atıldı. 1999 yerel seçimlerinde Sarıyer İlçe Belediye Meclisi üyeliği için aday oldu ve kazandı. Aynı biçimde seçimi kazanarak Sarıyer Belediye Başkanı olan Sedat Özsoy'un Başkan Yardımcısı olarak görev üstlendi. Siyasi hayattan koptuktan sonra özel Yol Yapı firmasında koordinatör ve CEO olarak çalıştı. Ailenin isteği olan İstinye'de bir kız meslek lisesi açılması işine sarıldı. Gerekli olan arsayı aldı ve büyük uğraşlar sonucunda Şükran Ülgezen Kız Meslek Lisesinin açılışını gerçekleştirdi. Sarıyer Spor Kulübü, Sarıyer Yeni Merkez Camii ve Sarıyer Spor Kulübü gibi pek çok sosyal amaçlı dernekte üyelikleri var. )

- AKOLİ[Fr.] ile AKOLİOZ[Fr.]

( Karaciğerin, safra salgısını durdurması. İLE Mantarların neden olduğu bir deri sayrılığı. )

- AKORTLAMAK ile AKORTLANMAK ile AKORTLATMAK ile AKORTSUZLAŞMAK ile AKORTSUZLAŞTIRMAK ile AKOR ile AKORT ile AKORTLU ile AKORTÇU/LUK ile AKORTSUZ/LUK


- AKOSMİZM[Fr.] değil/yerine/= DÜNYAYI REDDETME

- AKPINAR, BİNBAŞI HAFIZ NAZMİ (YENİKÖY/SARIYER, 1875 - 1940)

( Sarıyer Yeniköy'lüdür. Nusrat Mayın Gemisinin Müstahkem Mevki Komutanlığı Mayın Komutanı idi. 1894'te Harbiye'yle girdi. 14.03.1896'da mezun oldu. 19.07.1915'te Binbaşılığa terfi etti ve 20.11.1923'te emekli oldu. Çanakkale Savaşının kaderini değiştiren 18 Mart zaferinin kahramanlarından biridir. Çanakkale Boğazına dayanan onlarca düşman gemisinin saldırısı kırmak ve düşmanın Çanakkale'yi geçmemesi için görevlendirildi. 17 Mart gecesi aldıkları görev icabı Nusrat Mayın Gemisindeki mevcut 26 mayını büyük sessizlik ve ustalıkla Karanlık limanın değişik yerlerine dökülmesini sağladı. Durumdan habersiz olan düşman gemileri sabahın erken saatlerine Karanlık Limana girmeye çalışırken çarptıkları mayınların infilak etmesi üzerine birçoğu yara aldı, bir kısmı sulara gömülerek saf dışı kaldılar ve onlarca ölü vererek çekildiler. Binbaşı Hafız Nazmi Bey, Nusrat Mayın Gemisi Kumandanı Tophaneli İsmail Hakkı Kaptan ile birlikte efsane isimler arasına katıldılar. Binbaşı rütbesi aldıktan kısa bir süre sonra emekli olan Nazmi Bey İstanbul Boğaz'ında sivil kılavuz kaptanlık yaptı,1940'da ise vefât etti. )

- AKRABA FARKINDALIĞI ile/||/<> AKRABA SEÇİLİMİ ile/||/<> AKRABALIK KATSAYISI

( Bir bireyin akrabalarını, türün öteki bireylerinden ayırt edebilme becerisi. İLE/||/<> Tür içindeki bireylerin yalnızca kendi uyum başarılarına yönelik değil aynı zamanda akrabalarının uyum başarısına yönelik olarak da deneyimlediği seçilim türü.[Akrabaların yaşamda kalıp üreyebilmesi, bireylerin kendi tarafından paylaşılan genlerin de başarısı olduğundan dolaylı uyum başarısı ile ilişkilidir.] İLE/||/<> İki bireyin akrabalık bağını belirten tanım.[r = n(0.5)L tanımı ile belirlenir. Denklemde r akrabalık katsayısı, n ortak genlerin yüzde cinsinden tanımı, L ise mayoz sayısı ya da kuşak bağlantısını simgeler. Farklı kuramlarda, farklı ve daha kapsayıcı denklemlere denk gelmek de olasıdır.] )

- AKRABA[Ar.] değil/yerine/= OĞUŞGİL