Paralel'lik bulunan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 59.228 başlık/FaRk ile birlikte,
59.228 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(87/238)
- GÜÇ ile/ve/||/<> İŞ
( Güç, bir nesneyi devim ettiren ya da devimini durduran etkidir. İLE/VE/||/<> Gücün bir nesneyi belirli bir mesafe boyunca devim ettirmesiyle yapılan enerji. )
- GÜÇ ile/||/<> KUVVET
( Güç birim zamandaki iş İLE kuvvet ivmelenme nedeni )
( Formül: P = W/t = F·v )
( Isaac Newton tarafından 1687 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- GÜÇ ile/||/<> MEŞAKKATLİ
- GÜÇ ile/ve/||/<> MOMENT
( Bir nesneye etki ederek devindiren ya da bimini değiştiren etki. İLE/VE/||/<> Bir gücün, bir noktaya göre dönme etkisi. )
- GÜÇ ile/ve/||/<>/> SALTIK/MUTLAK GÜÇ
( Bozar. @@ Mutlak bozar. )
- GÜÇ ile/ve/||/<> SORUMLULUK
- GÜÇ ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> TEKELLEŞME
- GÜÇ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> VİCDANSIZ/LIK
- GÜÇ ile/ve/||/<>/>< "ZAYIFLIK"
( Güçlü ağaç, meyve vermede acele etmez. )
( Zayıflık, güçlü özelliklerin "fazla kullanılmasıdır". )
- GÜÇ/KUVVET | BÜYÜKLÜKLER:
SKALER ile/ve/||/<> VEKTÖREL
( Sadece büyüklük içeren fiziksel nicelik. İLE/VE/||/<> Büyüklük ve yön içeren fiziksel nicelik. )
- GÜÇ[KUVVET] ve/||/<> ALAN
- GÜÇLEN(DİR)ME ile/ve/||/<>/< MERKEZİLEŞ(TİR)ME
- GÜÇLENDİRME ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SAĞLAMLAŞTIRMA/BERKİTME
- GÜÇLEN(DİR)ME ile/ve/||/<>/< DEVİN(DİR)ME/HAREKETLEN(DİR)ME
- GÜÇLENMEK ile/ve/||/<>/> YÜKSELMEK
- GÜÇLÜ ÇEKİRDEK ETKİLEŞİMİ ile/ve/+/||/<> ZAYIF ÇEKİRDEK ETKİLEŞİMİ
( Kararlılar. İLE/VE/+/||/<> Kararlı değiller. )
- GÜÇLÜ KUVVET ile/||/<> ELEKTROMANYETİK KUVVET
( Kuarkları ve çekirdekteki nükleonları bir arada tutan, doğanın en güçlü kuvvetidir; menzili çekirdek boyutuyla sınırlıdır, uzaklaştıkça zayıflamaz tersine güçlenir (hapis). @@ Yüklü parçacıklar ve mıknatıslar arasındaki, atomu ve kimyayı kuran kuvvettir; sonsuz menzillidir ama uzaklıkla zayıflar. İlki çok güçlü ama çok kısa menzilli, ikincisi daha zayıf ama sonsuz menzillidir. )
( Formül: 1 fm ~ sonsuz )
- GÜÇLÜ KUVVET ile/||/<> ZAYIF KUVVET
( Güçlü kuvvet kuarkları bağlar İLE zayıf kuvvet beta bozunmasından sorumludur )
( Formül: αs ≈ 1 (güçlü) İLE αw ≈ 10^-6 (zayıf) )
- GÜÇLÜ OLAN ile/ve/||/<>/< DAHA GÜÇLÜ OLAN
( Zayıf yönünü bilen. İLE/VE/||/<>/< Zayıf yönünü yönetebilen. )
- GÜÇLÜ OLMAK ve/||/<> AKILLI OLMAK ve/||/<> KENDİN OLMAK
( Yalnız başına kalabilecek kadar. VE/||/<> Birarada kalabilecek kadar. VE/||/<> Ayrı kalabilecek kadar. )
- GÜÇLÜ ve/||/<>/> DAHA GÜÇLÜ
( Zayıf yanını, herkesten daha iyi bilen. VE/||/<>/> Zayıf yanına hükmedebilen. )
- GÜÇLÜ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DONANIMLI
- GÜÇLÜ ile/ve/değil/||/<>/> ETKİLİ
- GÜÇLÜ ile/ve/değil/||/<>/>/< SÜREKLİ
- GÜÇLÜ ile/ve/değil/||/<>/< UYUMLANAN
- GÜÇLÜ ile/ve/değil/yerine/||/<> YEĞİN
- GÜÇ/LÜ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YÜCE/LİK
- GÜÇ/LÜ ile/ve/değil/||/<>/< YÜK/LÜ
- GÜÇLÜ(") ile/ve/||/<> (")ZENGİN(") ile/ve/||/<> (")AKILLI(")
( Hırslarını yenen. İLE/VE/||/<> Durumundan memnun olan. İLE/VE/||/<> Herşeyden ve herkesten öğrenen. )
- GÜÇLÜK/MEŞAKKAT[Ar. < MEŞAḲḲAT] ile/||/<> GÜÇLÜK/ZAHMET[Ar. < ZAḤMET]
- GÜÇLÜKLE ile/||/<> ZOR BELA ile/||/<> ZORLUKLA ile/||/<> ÖLE DİRİLE ile/||/<> BİN BELA
- GÜÇLÜ/LÜK ve/||/<>/> KIRILGAN/LIK
- [ne yazık ki]
GÜÇLÜNÜN "SAZINI ÇALMAK" ve/||/=/<> NAMUSSUZLUK
( Gerekçesi ne olursa olsun, güçsüze karşı güçlünün sazını çalmak, namussuz sayılmak için yeterlidir. )
( Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı! )
- GÜÇSÜZLÜK | BECERİKSİZLİK/ACİZ[Ar. < ʿACZ] ile/||/<> GÜÇSÜZLÜK | BECERİKSİZLİK/ÂCİZLİK
( güçsüzlük beceriksizlik Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu )
- GÜÇSÜZ/LÜK ile/ve/||/<>/> İSTEKSİZ/LİK
- GÜCÜ ile/||/<> KÜCÜ
( kücü 1 Ağızlarda kücü biçimi de yaygın olarak kullanılır Bundan başka dar bir çevrede küçü olarak da geçer küci Kökenini bilmiyoruz )
- GÜCÜN ile/değil/yerine/=/||/<> DARA DAR | ANCAK
( dara dar ancak )
- GUDDE ile/||/<> BEZ ile/||/<> BEZ[Ar. < BEYZ | AR. < BEZZ]
( Vücutte kullanılmak ya da dışarı atılmak üzere salgı yapan özel bir göze ya da özel gözeler topluğuğu biyoloji botanik zooloji Organizmada kullanılmak ya da dışarı çıkarılmak üzere salgı yapan özelleşmiş bir hücre tek hücreli bez ya da özelleşmiş hücreler topluluğu çok hücreli bez Salgılarını bir kanalla boşaltan dış salgı bezleri ekzokrin bezler ya da doğrudan kana veren iç salgı bezleri endokrin bezler salgılarını tek kanalla boşaltan basit bezler basit tüp dallı tüp bükülmüş tüp asinar bezler birden fazla kanalla boşaltan bileşik bezler bileşik rübüler bileşik asinar bileşik tübüloasinar bezler salgılarını sitoplâzma kaybı olmadan salgılayan merokrin az kayıpla salgılayan apokrin ya da hücrenin de tahrip olmasıyla salgılayan holokrin tipleri yoğun salgılı mükoz ya da daha sıvı salgılı seröz bezler gibi gruplandırılan çeşitli özellikteki hücreler topluluğu anat 1 Salgı yapan özelleşmiş hücre ya da hücreler topluluğu glandula 2 hlk Sığır gövde etinde boyun yan kaslarından yapılan pastırmalık et parçası ya da bu parçadan yapılan pastırma Az bez bīz bez Arapçadan alındığı anlaşılıyor bazz Farsçaya da bazz fine linen a garment clothing olarak geçmiştir Eski ve yeni diyalektlerde daha çok böz olarak geçtiği göze çarpıyor böz bez büz böz böz böz Alt Tel pös pir keten bezi Çuvaşçada znin rye çevrildiği göze çarpıyor Çuvaşça pir biçimi z r değişmesinde göz ardı edilemeyecek açık ve sağlam bir tanıktır Eski Türkçeden başlayarak kullanılır böz Orta Türkçede bö z bez biçimi geçer Eski Kıpçakçada da böz olarak kullanılır Yaygın bir inanca göre Mezopotamyada ince kumaşa verilen būṣu adından gelir Bu ad İbranicede būṣ olarak kullanılır Grekçeye βύσσος olarak geçmiştir Eski çağlardan başlayarak Türk diyalektlerinde böz olarak yaygınlaşmıştır Çuvaşça pir biçiminin tanıklığına göre eski Turkçeye z r değişmesinden önce geçtiği anlaşılıyor )
( GLAND | GLANDULA )
( GLANDE )
( DRÜSE )
( BEZ[Az.]~BĪZ[Tkm.]~BÜZ[Tatk.]~BÖZ[Kzk.]~BÖZ[Kklp.]~BÖZ[Krg.]~PÖS[Alt.]~PÖS[Tel.]~PIR[Çuv.] )
- GUDDE[Ar. < ĠUDDE] ile/değil/yerine/=/||/<> BEZE
- GUDDE-İ DEMİYE ile/||/<> LACRYMAL GLANDS[İng.] ile/||/<> GLANDES LACRYMALES[Fr.] ile/||/<> TRÄNENDRÜSE[Alm.] ile/||/<> GÖZYAŞI BEZLERİ
( Göz çukurunun dış üst yanına yerleşmiş ayrı loplardan oluşan göz kapağının iç tarafına açılan 612 kanalı olan tübüloalveolar tipte seröz tip salgılı göz yuvarının devamlı nemli kalmasını sağlayan içinde bakterilere karşı bolca lizozim enzimi ve A antikoru bulunan gözyaşını salgılayan bir çift bez Gözyaşı kanalcıkları gözyaşı kesesi ve gözyaşı bezleri birlikte gözyaşı aygıtını oluştururlar )
( LACRYMAL GLANDS )
( GLANDES LACRYMALES )
( TRÄNENDRÜSE )
- GUDDEİ DÜHNİYE | YAĞ BEZİ ile/||/<> YAĞ BEZİ
( Deride bulunan ve yağ salgılayan bezler Deride bulunan ve kıl diplerinde yağ salgılayan bezler anat Dermis içinde bulunan ve deri yağı adı verilen salgısını kıl foliküllerine akıtan derinin ve kılların yağlayıcısı olan bir deri bezi glandula sebase sebaseöz bez Dudaklar göz kapakları anüs ve dış işitme yolunda yağ bezleri doğrudan deri yüzeyine açılırlar Yağ bezlerinin salgısı olan sebum mikroorganizmaların gelişimini önlediği gibi ültraviyole ışınlarına karşı da vücudu korur )
( SEBACEOUS GLAND | GLANDULAE SEBACEAE, İNG. SEBACEOUS GLAND )
( GLANDE SÉBACÉE )
( TALGDRÜSE )
- GUDDE-İ SANAVBERİYE ile/||/<> PINÉALE (GLANDE)[Fr.] ile/||/<> KOZALAKSI BEZ
( biyoloji )
( PINÉALE (GLANDE) )
- GUDDEYİ NUHAMİYE | HİPOFİZ ile/||/<> HİPOFİZ ile/||/<> HİPOFİZ[Fr. < HYPOPHYSE]
( hypo altında physis büyüme Arabeyinin ventralinde bulunan ve çok sayıda hormona sahip olan bir içsalgı bezi olup ön ve ard olmak üzere 2 lop ile bir gövdeden yapılmıştır sümüksü cisim biyoloji hypo altında physis büyüme Omurgalılarda ara beynin ventralinde kısa bir sapla hipotalamusa bağlı bulunan ve adenokortikotropin prolaktin gonadotropinler tiroit uyarıcı hormon oksitosin vazopressin gibi çok sayıda önemli hormonu salgılayan bez yapısında olan adenohipofiz ile nöroendokrin yapıda olan nörohipofiz olmak üzere iki kısımdan yapılmış bir iç salgı bezi Omurgalılarda ara beynin ventralinde kısa bir sapla hipotalamusa bağlı bulunan büyüme ve üremede etkin çok sayıda önemli hormonu salgılayan adenohipofiz ve nörohipofiz olmak üzere iki kısımdan yapılmış bir iç salgı bezi anat Os sphenoidale deki fossa hypophysialis içine yerleşmiş organizmada birçok fizyoloik olayın düzenlenmesinde önemli etkinliğe sahip olan büyüme hormonu adrenokortikotropik hormon tiroit uyarıcı hormon prolaktin folikül uyarıcı hormon lüteinleştirici hormon antidiüretik hormon oksitosin melanosit uyarıcı hormon gibi hormonlar salgılayan ön ara ve arka üç ayrı loptan oluşan çok önemli bir iç salgı bezi pitiüter bez glandula pituitarya Adenohipofiz ya da distal bölüm adı verilen ön hipofiz lobu ön lop tuberal parça ve ara loptan oluşur Nörohipofiz adını alan hipofiz arka lobu ise sinirsel kökenli hipotalamustan gelen miyelinsiz sinir telleriyle gliya hücrelerinden biçimlenir )
( PITUITARY BODY | HYPOPHYSIS | HYPOPHYSIS CEREBRI, İNG. HYPOPHYSIS, PITIUITARY GLAND )
( HYPOPHYSE | PITUITAIRE (CORPS-), HYPOPHYSE )
( HIRNANHANG )
- GUDDEYİ SEDİYE | MEME BEZİ ile/||/<> MEME BEZİ
( anlamı süt bezi Memeli hayvanların karın ya da göğüs bölgelerine yerleşmiş bulunan ve süt salgılayan bezler biyoloji zooloji Memeli hayvanların göğüs ya da kann bölgelerinde yerleşmiş süt salgılayan bezler Süt bezi anat Corpus mammae deki meme parenkimini oluşturan ve süt yapan bezler glandula mammaria glandula laktifera süt bezi )
( MAMMARY GLAND | GLANDULA MAMMARIA )
( GLANDE MAMMAIRE | MAMMAIRE (GLANDE) )
( MAMMARDRÜSE )
- GÜDERİ[Fars. < GEVDERİ] ile/||/<> ...
( geyik ya da keçi derisinden yapılmış yumuşak deri küdörü güderi kūdar thin leather for lining boots and shoes Farsça kūdarın güderiye çevrilmesinde Türkçe derinin rol oynadığı anlaşılıyor halk etimolojisi Radloff a göre küdörö biçimi ein wildes Tier etwas grösser als der Karsak ein Fuchs olarak kullanılır Yudahinin bu biçimi vermediği göze çarpıyor Ramstedt KWb 244b s v küdr Ö bisamratte moschustier küdörönün Moğolca küderiden alındığını yazmıştır Räsänen V 307a Kırgızca küdöröyü güderi olarak kullanılan küdörü biçimiyle birleştirmiş Yakutların su sıçanına verdikleri kütän adını da saydıktan sonra Ramstedtin etimolojisini vermiştir Kałużyński ME Yakutça kütäni almamıştır Kürtçe kúdari cuir canepin Türkçeden alınmıştır )
( KŪDAR )
( KÜDÖRÜ[Krg.] )
- GUDRÛF | KIKIRDAK ile/||/<> KIKIRDAK
( biyoloji Kesif bağ dokusu liflerinden oluşan esnek kıvamda madde kartilaj anat Hiyalin elastik ve fibröz olmak üzere üç tipi bulunan ve hücreler arası maddesi çok sert olan özelleşmiş destek dokusu türü kartilago kondros )
( CARTILAGE | TEXTUS CARTILAGINEUS | CAPILLARY VESSEL )
( CARTILAGE | CAPULLAIRE VAISSEAU )
( HAARGEFÄSSE )
( CAPILLUS: SAÇ )
( CARTILAGINE )
( ΧΌΝΔΡΟΣ / χόνδρος )
- GUDRÛF | KIKIRDAK ile/||/<> KILCAL DAMAR
( (biyoloji) @@ Kesif bağ dokusu liflerinden oluşan esnek kıvamda madde, kartilaj. @@ anat. Hiyalin, elastik ve fibröz olmak üzere üç tipi bulunan ve hücreler arası maddesi çok sert olan özelleşmiş destek dokusu türü, kartilago, kondros. )
( CARTILAGE | TEXTUS CARTILAGINEUS | CAPILLARY VESSEL~CAPILLARY VESSEL | CAPILLARY )
( CARTILAGE | CAPULLAIRE VAISSEAU~CAPULLAIRE VAISSEAU | CAPILLAIRE VAISSEAU )
( CAPILLUS: SAÇ~CAPILLUS: SAÇ )
( HAARGEFÄSSE~HAARGEFÄSSE )
( CARTILAGINE~CAPILLARE )
( ΧΌΝΔΡΟΣ / χόνδρος~ΤΡΙΧΟΕΙΔΈΣ ΑΓΓΕΊΟ / τριχοειδές αγγείο )
- GUDRUFÎN | KABUKLAŞMA ile/||/<> KARAAĞAÇGİLLER
( (botanik) )
( ELM FAMILY~ELM FAMILY )
( CHANDRIOME | ULMACÉES~ULMACÉES | ORMES )
( ULMACEAE~ULMACEAE )
( ULMEN~ULMEN )
( INCROSTAZIONE~ULMACEE )
( ΕΠΙΦΛΟΊΩΣΗ / επιφλοίωση~ΦΤΕΛΙΈΣ / φτελιές )
- GUDRUFÎN ile/||/<> CHANDRIOME[Fr.] ile/||/<> KABUKLAŞMA
( botanik )
( ELM FAMILY )
( CHANDRIOME | ULMACÉES )
( ULMEN )
( ULMACEAE )
( INCROSTAZIONE )
( ΕΠΙΦΛΟΊΩΣΗ / επιφλοίωση )
- GÜDÜ:
ZİHİNSEL ile/ve/||/<> FİZYOLOJİK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL
- GÜDÜ ve/||/<>/>/< GÜCÜ
- GUDUBET[Ar. < ĠUDŪBET] ile/değil/yerine/=/||/<> GUDUBET
( Yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin )
- GÜDÜK ile/||/<> DÜMBÜK ile/||/<> ZÜBÜK ile/||/<> KÜTÜK
- GÜDÜK ile/||/<> GÜDÜK
( Silindir biçiminde 8 kilogramlık ağaç ölçek Terme Samsun Güllüce Gümüşhacıköy Amasya Alibey Ordu I Yağ sürülerek yenen küçük ve kalın ekmek Karacaviran Seydişehir Konya II Yeleğe benzer bir tür ceket Tavşanlı Kütahya III Emzikli seramik testi Başkışla Karaman Konya )
- GÜDÜLEME | MOTİVASYON ile/||/<> MOTİVASYON ile/||/<> MOTİVASYON[Fr. < MOTIVATION]
( Bir hayvanda bir amaca yönelik bir davranışı kontrol eden iç faktörler 1 Harekete getirme harekete sevk etme 2 İtici kuvvet harekete yöneltici içsel güç )
( MOTIVATION )
( MOTIVATION )
( MOTIVATION )
( MOVER: HAREKET ETMEK )
- GÜDÜ/LENDİRİCİ ile/ve/||/<> ONUR/LANDIRICI
- GÜDÜLENME ile/ve/||/<>/> ALIŞKANLIK
( Başlamak üzere. İLE/VE/||/<>/> İlerlemek üzere. )
- GÜDÜLENMEDE:
ALGI ve/||/<>/> SEÇME ve/||/<>/> ÖZERKLİK ve/||/<>/> ÖZYETKİNLİK
- GÜDÜLENMEDE:
İLİŞKİLİLİK ve/||/<>/> GÜVEN ve/||/<>/> ŞEFKÂT ve/||/<>/> ÖZGÜNLÜK
- GÜDÜLENMEDE:
UYARILMA ve/||/<>/> MERAK ve/||/<>/> DENETİM ve/||/<>/> OLGUNLAŞMA
- GÜDÜLENMEDE/HAREKETE GEÇMEDE:
[bazen/biraz] HEYECAN/COŞKU/ÜMİT ile/ve/bazen/biraz da/||/<> OLANAK
- GÜDÜM BİLİMİ ile/||/<> EŞ GÜDÜM
( Yönetmek işi idare Bilişimde bir olaylar dizisini bir süreci ya da bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü )
- GÜDÜMLÜ FÜZE ile/||/<> GÜDÜMLÜ MERMİ ile/||/<> GÜDÜMLÜ SANAT ile/||/<> EŞ GÜDÜMLÜ ile/||/<> UZAKTAN GÜDÜMLÜ
( Güdülebilen yönlendirilebilen yönetilebilir Belirli bir plan ya da yönde yürütülen bir amacı bir eğilimi yansıtan )
- GÜDÜMLÜ SANAT ile/||/<> ...
( Belli siyasal toplumsal öğretilere bağlı kalarak yapılan sanat )
- GUERİLLA[Fr. < GUÉRILLA] ile/değil/yerine/=/||/<> GERİLLA
( gerilla savaşı kır gerillası Düzenli bir orduya karşı küçük birlikler hâlinde çatışan hafif silahlarla donatılmış topluluk Bu topluluktan olan kimse Bağımsız bir biçimde hareket eden çete )
- GUEST ile/ve/||/<> GHOST ile/ve/||/<> GEIST
( Konuk. İLE/VE/||/<>/> Hayalet. İLE/VE/||/<>/> Tanrı. )
- GUETRE[Fr. < GUÊTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> GETR
( Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten kumaş ya da köseleden yapılmış bir tozluk türü )
- GUFRAN[Ar. < ĠUFRĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞIŞLAMA
- GÜFTÂR[Fars.] ile/ve/+/değil/yerine/||/<>/> KÂR[Fars.]
( Söz. İLE/VE/+/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı. | İş. | Yarar, fayda. | Üretim etmenlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay. | Maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark. )
- GUGİRD[Fars. < GŪGİRD] ile/değil/yerine/=/||/<> KÜKÜRT
( kükürtatar kükürt banyosu kükürtçiçeği kükürtdioksit Atom numarası atom ağırlığı olan C de eriyen ve C de kaynayan doğada saf ya da başka cisimlerle birleşik olarak bulunan sarı renkli element kibrit sülf simgesi S )
- GUGİRDDİOXYDE[Fars. < GŪGİRD + DİOXYDE] ile/değil/yerine/=/||/<> KÜKÜRTDİOKSİT
( Yoğunluğu olan renksiz boğucu kokulu ağır bir gaz )
- GUGUK KUŞU ile/||/<> KOŞAR/YER GUGUK KUŞU/ROAD RUNNER
( ... İLE/||/<> Kuzey Amerika'nın güney-batısındaki çöllerde yaşar. 1829 yılında sınıflandırılmıştır. )
(
)
( Ayrıntıları ve ilgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
( CUCULUS CANORUS cum GEOCOCCYX CALIFORNIANUS )
- GUGUKGİLLER ile/||/<> GUGUKGİLLER
( Cuculidae cuculus guguk kuşu Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının guguksular Cuculiformes takımının gugukkuşları Cuculi alt takımına giren bir familyası Gagaları hafifçe eğri kanatları uzun ve sivri kuyrukları kama biçimindedir Dişi kuş yumurtalarını başka kuşların yuvarlarına bırakır kuluçka asılağı Eski dünyada yaşarlar Külrengi guguk Cuculus canorus altın guguk Chrysococcyx cupreus tepeli guguk Coccystes glandarius iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının guguksular Cuculiformes takımının guguk kuşları Cuculi alt takımından gagaları hafifçe eğri kanatları uzun ve sivri kuyrukları kama biçiminde dişileri yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakan kuluçka paraziti türleri içine alan bir familya Guguk Cuculus canorus tepeli guguk Clomator glandarius iyi bilinen türleridir )
( CUCKOOS )
( COUCOUS | CUCULIDÉS )
( ECHTE KUCKUCKE )
( CUCULUS | CUCULIDAE | CUCULIDAE, CUCULUS: GUGUK KUŞU )
- GUGUKLU SAAT ile/||/<> GUGUKLU
( guguklu saat )
- GÜĞÜM ile/||/<> DEBBE
- GÜĞÜM[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜĞÜM
( Yandan kulplu boynu uzun genellikle bakırdan su kabı debbe )
- GÜĞÜM ile/||/<> STABLE FLY[İng.] ile/||/<> MOUCHE PIQUANTE[Fr.] ile/||/<> STOMOXYS CALCITRANS[Lat.] ile/||/<> WADENSTECHER[Alm.] ile/||/<> BALDIRSOKAN
( baldırsokan 1 Süt taşıma kabı Karaağaç Bozüyük Bilecik 2 İbrik Gençali Senirkent Isparta Eşmeyazı Kars Karasineğe pek benzeyen kan emici türlü hastalıklar bulaştırıcı ve kimi solucanlara arakonakçılık edici niteliklerinden dolayı özellikle hayvan sağlığı yönünden önemli sinek türü ahır sineği güğüm Az güyüm R κουκούμι güğüm cucuma Latince cucuma İtalyancada cuccuma Venedik cógoma olarak saklanmıştır Türkçe güğüm çağdaş Türk diyalektlerinde kullanılan kökür tulum adıyla birleştirilemez Bunun gibi güğüm ile güveç arasında da bir bağ kurulamaz )
( CUCUMA )
( ΚΟΥΚΟΎΜΙ / κουκούμι )
( GÜYÜM[Az.] )
- GUHERÇİLE[Fars. < GUHERÇİLE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜHERÇİLE
( Tarımda gübre hekimlikte ilaç olarak kullanılan barut vb patlayıcı maddeler yapımına yarayan beyaz renkte ve ince billurlar durumunda birleşik bir madde potasyum nitrat KNO )
- GÜHERÇİLE ile/||/<> POTASYUM NİTRAT
- GUİCHET[Fr. < GUICHET] ile/değil/yerine/=/||/<> GİŞE
( kapalı gişe İstasyon sinema banka mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet ya da para alıp verilen çoğu küçük pencere biçiminde olan yer şalter )
- GUİDON[Fr. < GUIDON] ile/değil/yerine/=/||/<> DİDON
( Bisiklet sürücüsünün elle tutarak bisikleti yönettiği ön bölüm )
- GUİDON[Fr. < GUIDON] ile/değil/yerine/=/||/<> GİDON
( yönelteç Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak fors )
- GUİLLOTİNE[Fr. < GUILLOTINE] ile/değil/yerine/=/||/<> GİYOTİN
( Fransa da ölüm cezasına çarptırılanların başını kesmek için kullanılan araç Basımevi vb yerlerde kâğıtları kesmek için kullanılan araç )
- GUIMAUVE[Fr.] ile/||/<> HATMİ[Ar. < HAṬMİ]
( botanik )
( GUIMAUVE )
- GUİPURE[Fr. < GUIPURE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜPÜR
( İplikten ya da ipekten olan geniş ilmeklerden oluşan bir dantel türü kumaş )
- GUİRLANDE[Fr. < GUIRLANDE] ile/değil/yerine/=/||/<> KIRLENT
( Çiçek ya da yaprak işlemeli süs İşlemeli ya da işlemesiz bir tür küçük yastık )
- GUİTARE[Fr. < GUITARE] ile/değil/yerine/=/||/<> GİTAR
( basgitar Genellikle ahşap gövdeli perdeli altı teli olan telleri parmakla çekilerek ya da pena ile vurularak çalınan bir telli çalgı )
- GÜL BÖCEĞİ ile/||/<> ALTIN BÖCEK
( altın böcek altın böcek anlamdaş gül böceği Cetonia aurata Böcekler İnsecta sınıfının kınkanatlılar Coleoptera takımından bir eklembacaklı türü Yeşilkırmızı janjanlı olur ve çiçekler üzerinde yaşar Böcekler Insecta sınıfının kın kanatlılar Coleoptera takımından yeşil kırmızı janjanlı renkte çiçekler üzerinde yaşayan bir eklem bacaklı türü Gül böceği )
- GÜL GİBİ ve/||/<> GÜN GİBİ
- GÜL/GUL[Fars. < GUL] ile/||/<> GONCA/GONÇE[Fars. < ĠONÇE]
( gülabdan gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gül böreği güldeste gülhatmi gül ibik gülibrişim gülistan gülkurusu gül kurusu gül rengi gül suyu gülşen gül yağı karagül yabani gül ayı gülü Çin gülü denizgülü gün gülü Isparta gülü ipek gülü Japon gülü kır gülü menekşe gülü Noel gülü orman gülü rüzgârgülü yaban gülü yayla gülü Gülgillerin örnek bitkisi Rosa Bu bitkinin katmerli genellikle kokulu olan çiçeği )
- GÜL[Fars. < GUL] ile/||/<> GÜLGİLLER
( (botanik) @@ Gülgiller (Rosaceae) familyasından, reseptakulumu olgunlukta etlenen ve fındıksı meyveleri saran, genellikle yapraklarını döken dikenli çalılar hâlinde olan, ülkemizde 24 tür ile temsil edilen bir cins. )
( ROSE | ROSE FAMILY~ROSE FAMILY )
( ROSE | ROSACÉES~ROSACÉES )
( ROSA | ROSACEAE~ROSACEAE )
( ROSE~ROSENGEWÄCHSE )
( ROSA~ROSACEE )
( ΤΡΙΑΝΤΆΦΥΛΛΟ / τριαντάφυλλο~ΡΟΔΟΕΙΔΉ / ροδοειδή )
- GÜL ve/||/<> BÜLBÜL
- GÜL ve/||/<> GECE
( [... ve ...]
Dikeni. VE/||/<> Gizemi. )
- GUL[Fars. < GUL] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜL
( gülabdan gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gül böreği güldeste gülhatmi gül ibik gülibrişim gülistan gülkurusu gül kurusu gül rengi gül suyu gülşen gül yağı karagül yabani gül ayı gülü Çin gülü denizgülü gün gülü Isparta gülü ipek gülü Japon gülü kır gülü menekşe gülü Noel gülü orman gülü rüzgârgülü yaban gülü yayla gülü Gülgillerin örnek bitkisi Rosa Bu bitkinin katmerli genellikle kokulu olan çiçeği )
- GÜL ile/||/<> GÜL[Fars. < GUL]
( botanik Gülgiller Rosaceae familyasından reseptakulumu olgunlukta etlenen ve fındıksı meyveleri saran genellikle yapraklarını döken dikenli çalılar hâlinde olan ülkemizde 24 tür ile temsil edilen bir cins )
( ROSE | ROSE FAMILY )
( ROSE | ROSACÉES )
( ROSE )
( ROSA | ROSACEAE )
( ROSA )
( ΤΡΙΑΝΤΆΦΥΛΛΟ / τριαντάφυλλο )
- GULABDAN[Fars. < GUL + ĀBDĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLABDAN
( Gül suyu serpmek için kullanılan ağzı emzikli armut biçiminde küçük kap )
- GULAM ile/||/<> ALABEYİ ile/||/<> CANBAZ ile/||/<> MİRAHUR ile/||/<> ÇARKA ile/||/<> BELDAR ile/||/<> BOSTANCI ile/||/<> AKINCI ile/||/<> CEBELİ ile/||/<> DALKILIÇ ile/||/<> DELİ ile/||/<> FARİSAN
( Asker. İLE/||/<> Bir bölgede tüm tımarlı sipahilerin en büyük amiri. İLE/||/<> Atlı fedai asker. İLE/||/<> Has ahırın en büyük yöneticisi. İLE/||/<> Osmanlılar'da öncü görevi. İLE/||/<> Dağ geçitlerini aşan, temizleyen ve koruyan, buradan geçenlerin güvenliğini sağlayan görevliler. İLE/||/<> Sarayın ve kentin güvenliğinden sorumlu askerler. İLE/||/<> Osmanlı'nın askerî örgütlenmesinde, sınır bölgelerinde, düşman ülkelerine akınlar, baskınlar tertipleyerek yıpratma harekâtında bulunan hafif süvari birlikleri. İLE/||/<> Tımar sahiplerinin savaşa hazır olarak beslemek zorunda olduğu asker. İLE/||/<> Gönüllü olarak tehlikeli işlerde kullanılan asker. İLE/||/<> Vezir ve Beylerbeyine bağlı olarak görev yapan hafif süvari örgütünün askeri. İLE/||/<> Eyâletlerde, hudutlardaki muhafız askerler. )
- GULAM ile/||/<> OĞLAN
( 1 Savaşta alınan erkek tutsakların bir bölümü 2 Timar sahiplerinin savaş zamanı birlikte götürdükleri savaşçılar 3 Selçuklularda aylıklı asker Az oğlan oğlan çocuk uşak delikanlı ulan ulan yer ulan delikanlı ulan Tel ūlan delikanlı oğlan ōlan olgan Göçüşme métathèse yoluyla oğlandan çıkmıştır Eren TDAY1953 163 Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede oğlan olarak geçer Eski Kıpçakçada da oğlan biçimi kullanılır Türkçe oğula a n eki getirilerek türetildiği açıktır Bu ekin Uygurcadan başlayarak çokluk eki olarak kullanıldığını biliyoruz Gabain AĞ 56 Kononov GrJaTRP 268 an en İranca Brockelmann OGM 125 c Räsänen MTS 54 Doerfer TMEN 497 Pokrovskaya İRLTJa 1517 Clauson ED 8384 Räsänen V 358a s v oğul n eki üzerinde özel olarak durmamıştır Bang KSz 17 131 Museon 32 173 oğlan ve eren biçimlerinin sonundaki n ekini küçültme eki olarak değerlendirmiştir Ancak Pelliot JA 1925 202 s l not onun görüşünü kuşku ile karşılamıştır Brockelmann OGM 92 d Sevortyan ÊSTJa 1974 411 Ligeti AOH 27 8 Leksika 314 Ramstedt Lautlehre 177 Formenlehre 54 212 222 Eski Türkçe oğul oğlan biçimlerini karşılaştırmışsa da n ekini çokluk eki olarak değerlendirmemiştir Sevortyan ÊSTJa 1974 411412 oğul a n etimolojisini doğrulamak için oğul a k biçiminin tanıklığını kullanmıştır Pritsak UAJb 24 78 oğlan biçimini oğulan diye ayırmıştır Ona göre oğu bölümü eski Türk yazıtlarında geçen oğular oğlıtı oğla biçimlerinde saklanmıştır BazinHamilton Uray Arm 18 Ligeti TörK oğlan Clauson oğlanın başlangıçta boy olarak kullanıldığını belirtmiş daha sonra servant ya da bodyguard anlamını aldığını sözlendirmiştir Ona göre Almanca Uhlan biçimi oğlandan gelir Aalto NM 53 38 bu yolda yeni bir etimoloji vermiştir Clausonun bu yazıyı görmediği anlaşılıyor )
( OĞLAN[Az.]~OĞLAN[Tkm.]~ULAN[Tatk.]~ULAN[Bşk.]~ULAN[Kzk.]~ŪLAN[Tel.]~OĞLAN[Şor.]~ŌLAN[Şor.]~OLGAN[Sag.] )
- GULÂMPERESTLİK ile/||/<> PEDERASTY, SODAMY[İng.] ile/||/<> OĞLANCILIK
( Cinsel ilginin erkek çocuk ya da gençler üzerinde toplanıp onlarla doyurulması )
( PEDERASTY, SODAMY )
- GULAŞ/GULYAS[MACARCA GULYÁS] ile/||/<> YAHNİ/YAHNİ[Fars. < YAḪNĪ]
( Etli salçalı bir Macar yemeği )
- GULAŞ[Mac. < GULYÁS] ile/||/<> ...
( dana etinden yapılan bir Macar yemeği Almanca Gulasch yoluyla Macarca gulyástan alındığı anlaşılıyor Macarca gulyás biçimi türevdir Bu türevin kökünde sığır sürüsü olarak kullanılan gulya sözü saklanmıştır Macarcada sığır çobanına gulyás adı verilir Bu adın sonundaki s Türkçe lı li lu lüye benzer bir ektir Dana etinden yapılan yemeğe verilen gulyás adı sığırtmaç eti anlamına gelen gulyáshústan kalma bir addır Macarca gulyáshús adı elips ellipse yoluyla gulyás biçimini almıştır Macarca gulyás 1850de Avusturya yoluyla Almancaya Gulasch olarak geçmiştir )
- GULBAHAR[Fars. < GUL + BAHĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLBAHAR
( Kırmızı boya elde etmede kullanılan iyi cins bir toprak Bir tavla oyunu )
- GULBANG[Fars. < GUL + BĀNG] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLBANK
( Hep bir ağızdan ve makamla yapılan dua ya da ant )
- GÜLBANK[Fars. < GUL + BÂNG] ile/||/<> ...
( Bir toplulukça bir ağızdan ve ezgi ile söylenen dua tekbir türkü Koşuk ya da düzdeyiş olabilir )
- GÜLBEŞEKER[Fars. < GULBE + ŞEKER] ile/||/<> ...
( gül çiçeği ve şeker ile yapılan macun kıvamında bir reçel türü Az gülmǝşǝkǝr gül reçeli gul ba şakar gulbaşakar gül reçeli )
( GUL BA ŞAKAR )
( GÜLMƎŞƎKƎR[Az.] )
- GULBEŞEKER[Fars. < GULBE + ŞEKER] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLBEŞEKER
( Gül çiçeği ve şeker ile yapılan macun kıvamında bir reçel türü )
- GÜLBEŞEKER/GULBEŞEKER[Fars. < GULBE + ŞEKER] ile/||/<> MURABBA/MUREBBA[Ar. < MUREBBĀʾ] ile/||/<> MARMELAT/MARMELADE[Fr. < MARMELADE]
( Gül çiçeği ve şeker ile yapılan macun kıvamında bir reçel türü )
- GULDEN, GUILDER[İng.] ile/||/<> GULDEN
( Hollanda Surinam ve Hollanda Antillerinin resmi para birimi olup 2002 yılında Hollandada dolaşımdan kaldırılmış Surinam ve Hollanda Antillerinde dolaşımdaki para )
( GULDEN, GUILDER )
- GÜLDESTE[Fars. < GUL + DESTE] ile/değil/yerine/=/||/<> SEÇKİ
- GÜLDÜRMEYEN "DURUMA" ile/ve/||/<>/> GÜLÜP GEÇMEK
( Seni güldürmeyen "şeye/duruma/soruna" gülüp geç. )
- GÜLDÜRÜ/FARS[Fr. < FARCE] ile/||/<> GÜLDÜRÜ/KOMEDYA[Lat. < ]
- GÜLE GÜLE ile/||/<> GÜLE OYNAYA ile/||/<> GÜLEYAZMAK ile/||/<> YÜZE GÜLÜCÜ
( İnsan hoşuna ya da tuhafına giden olaylar durumlar karşısında genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak Mutlu sevinçli zaman geçirmek eğlenmek hoşça vakit geçirmek Biriyle alay etmek )
- GÜLER YÜZLÜLÜK ile/||/<> BEŞUŞLUK
- GULET[Fr. < GOÉLETTE] ile/||/<> ...
( İki direkli yelkenli bir savaş gemisi türü )
( GOÉLETTE )
- GULF STREAM[İng. < GULF STREAM] ile/değil/yerine/=/||/<> GOLFSTRİM
( Atlas Okyanusu nda Ekvatoral bölgeden başlayarak Avrupa kıyılarına kadar uzanan ve Batı Avrupa nın iklimini yumuşatan sıcak su akıntısı )
- GULF-STREAM[İng.] ile/||/<> GOLFSTRIM[İng. < GULF STREAM]
( coğrafya )
( GULF-STREAM | GULF STREAM )
- GULGULE[Ar. < ĠULĠULE] ile/değil/yerine/=/||/<> GULGULE
( Her ağızdan bir ses çıkmasından meydana gelen dalga dalga ortalığa yayılan karışık gürültü )
- GULGULİ[Fars. < GUL + GUL + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLGÜLİ
( Gül renginde olan )
- GULGUN[Fars. < GUL-GŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLGÛN
( Gül renkli pembe Bu renkte olan )
- GÜLHATMİ ile/||/<> HATMİ
( Ebegümecigillerden yaprakları geniş ve yuvarlak çiçekleri büyük ve türlü renklerde olan çok yıllık otsu bir bitki Althaea rosea )
( ALTHAEA ROSEA cum/||/<> ALCEA ROSEA cum/||/<> ALTHAEA OFFICINALIS cum/||/<> ALTHAEA CANNABINA )
- GÜLİSTAN[Fars. < GULİSTÂN] ile/||/<> ...
( Bir halı türü Tokmacık Yağcılar Yalvaç Isparta )
- GULİSTAN[Fars. < GULİSTĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLİSTAN
( Gül bahçesi Huzurlu rahat ve zenginlik dolu yer )
- GÜLLABİ ile/||/<> DELİ GÜLLABİCİSİ ile/||/<> GÜLLABİCİ
- GÜLLAÇ ile/||/<> KAŞE
( Kaşe gülāc a Persian cake of flour honey and sesameoil a delicate confectionary made of starch and eggs Arapça gǝllâj pâtisserie à lamidon et à la crème biçimi Türkçeden geçmiştir Sırpça đùnlāč da Türkçeden alınmıştır )
( GÜLĀC )
- GÜLME! ve/ya da AĞLAMA! ve/ya da LANETLEME!
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
SADECE ANLA!(MAK)
( NON RIDERE vs. NON LUGERE vs. NEQUE DETESTARI |
SED INTELLIGERE )
- GÜLME:
ŞAŞIRMA ve/||/<>/< DÜŞÜNME
- GÜLMEK:
GÜLÜNÇ/KOMİK OLMASINDAN ile/ve/||/<>/> EĞLENCELİ OLMASINDAN
- GÜLMEK ve/||/<>/> EĞLENMEK ve/||/<>/> GEZMEK ve/||/<>/> DÜŞÜNMEK ve/||/<>/> ÖNERMEK ve/||/<>/> ÖNEMSEMEK ve/||/<>/> SEVMEK
( 10 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 20 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 30 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 40 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 50 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 60 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 70 yaşındaymış gibi. )
- GÜLMEK :) ile/ve/||/<>/>/< GÖZLERİNİN İÇİNİN GÜLMESİ :)
- GULO GULO[Lat.] ile/||/<> OBUR
( Etçiller Carnivora takımından Kuzey Avrupadan Kuzey Asyaya kadar yayılış gösteren iyi tırmanan ormanlarda yaşayan kuş yumurtası kemiriciler ve eşek arısı larvalarıyla beslenen bununla beraber meyve ve tohum da yiyen kürk hayvanlarının en büyük ve en ağırı olan bir memeli türü Yerel ağızlarda sinde yatan ölü olarak da geçer obur obur aç gözlü obır obır obur doymaz ubır efsanevî yaratık vupăr kötü ruh hortlak Türk diyalektlerinde kullanılan op içine çekmek emmek kökünden geldiği anlaşılıyor op u r Rusça upyr biçimi Türk diyalektlerinden alınmıştır Yerel ağızlarda sinde yatan ölü olarak da geçer obur obur aç gözlü obır obır obur doymaz ubır efsanevî yaratık vupăr kötü ruh hortlak Türk diyalektlerinde kullanılan op içine çekmek emmek kökünden geldiği anlaşılıyor op u r Rusça upyr biçimi Türk diyalektlerinden alınmıştır )
( GULO GULO )
- GULŞEN[Fars. < GUL-ŞEN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLŞEN
( Gül bahçesi )
- GÜLTEN DAYIOĞLU ve/||/<> REŞAT NURİ GÜNTEKİN
( )
- GÜLÜ KOKLAMAK ile/ve/||/<>/< ELİNİ KANATMAK
( Elini kanatmayan, gülü koklayamaz. )
- GÜLÜK ile/||/<> ...
( kümrük Sapı ve ağzı kırık testi Yeşilköy Gelendost Isparta kümrük Yağcılar Yalvaç Isparta )
- GÜLÜMSEME :) ve/||/<> DUCHENNE GÜLÜMSEMESİ :)
( ... VE/||/<> Gözlerin yanındaki, "kaz ayakları" denilen çizgileri yukarı doğru olanların, yaşamlarının, olmayanlara göre 8.5 yıl daha uzun yaşadıklarını tespit etmişler. :) )
- GÜLÜMSEME :) ve/=/||/<>/: İLÂÇ
( Kana, en hızlı karışan ilâç. )
- GÜLÜMSEMEDE:
KAYITSIZLIK ile/||/<> UTANMA(ÇOCUKTA/MASUMDA)
- GÜLÜMSEMEYİ:
İKRAM/İNFÂK ETMEK ile/ve/||/<>/< ESİRGEMEMEK
- GÜLÜN (DAHA) GÜZELİ ve/||/<>/> DOSTUN (DAHA) GÜZELİ ve/||/<>/> İNSANIN (DAHA) GÜZELİ
( Çiçek veren. VE/||/<> Vefâsı uzun süren. VE/||/<> Selâm veren ve gülümseyen. :) )
- GÜLÜNÇ/KOMİK ile/ve/değil/||/<> GARİP
- GÜLÜNÇLEŞMEK ile/||/<> KOMİKLEŞMEK
- GULYABANİ[Ar. < ĠŪL + Fars. YĀBĀN + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> GULYABANİ
( Karanlık ve ıssız yerlerde insanın gördüğünü sandığı korkunç hayalet )
- GULYAS[MACARCA GULYÁS] ile/değil/yerine/=/||/<> GULAŞ
( Etli salçalı bir Macar yemeği )
- GUM ARABIC[İng.] ile/||/<> ARAP ZAMKI
( Çoğunlukla bitkisel kaynaklardan elde edilen ve çözünmeyen maddeleri süspansiyon biçiminde tutmak için ilaç üretimi sırasında taşıt madde ve sığır beslenmesinde yemlere prebiyotik katkı maddesi olarak katılan bir polisakkarit zamk çeşidi guar gum )
( GUM ARABIC )
- GÜMAN[Fars. < GÜMĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> KUŞKU
- GÜME GİTMEK ile/ve/||/<> KİM VURDUYA GİTMEK
- GÜMEÇ BALI ile/||/<> BALGÜMECİ ile/||/<> EBEGÜMECİ
( Bal peteğini oluşturan altı köşeli gözeneklerden her biri )
- GÜMEÇ ile/||/<> ...
( külde pişirilen mayasız ekmek bal peteği kömeç içine kıyma ya da kıkırdak konularak pişirilen çörek yağlı gömme çörek kömöç külde pişirilen çörek kömeç kümeç OT kömeç küle gömülerek pişirilen çörek Orta Türkçede kömeç gömü define olarak da geçer Clausona göre ED 722a yemek adlarında kullanılan meç maç ekiyle kurulmuştur gömmeç Monchizadeh Xurāsān 212 82 not de gömmeçten geldiğini dile getirmiştir Räsänen V 289b göm kökünden ç ekiyle oluşturulduğunu yazmıştır ki yanlıştır Drimba RRL 11 487488 Farsça kūmāc kūmāç unleavened bread biçimi Türkçeden alınmıştır Doerfer TMEN 1643 Ağızlarda külde pişirilen mayasız ekmeğe gömme gömbe adı da verilir gömme )
( KÖMEÇ[Tkm.]~KÖMÖÇ[Krg.]~KÖMEÇ[Kklp.]~KÜMEÇ[Tatk.] )
- GUMRAH[Fars. < GUMRĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜMRAH
( Aşırı derecede büyümüş Deli dolu gür akan su Yüksek kuvvetli ses Uzun sık ve dalgalı saç )
- GÜMRÜK BEYANNAMESİ ile/||/<> GÜMRÜK DEĞER BİLDİRİM BELGESİ
( gümrük değer bildirim belgesi )
- GÜMRÜK İTTİHADI | GÜMRÜK BİRLİĞİ ile/||/<> GÜMRÜK BİRLİĞİ ile/||/<> AÇIK DEĞİŞME BÖLGESİ
( İki ya da daha çok gümrük ülkesinin yerini alan tek bir gümrük ülkesi Bu birliğe giren ülkeler arasında mal değişinin tümünde ya da bir bölümünde gümrük vergisi yasak ve kısıntılar kalkar birliğe üye olmayan ülkelerden gelecek mallara tüm üye ülkelerce eşit vergi yani tek bir ortak bildirmelik uygulanır a açık değişme bölgesi İki ya da daha çok devlet arasında bağıtlanan ve alınacak vergilerle tecimsel sınırlamaları kapsayan ve birlikle ilişkisi olmayan öteki devletlere karşı alınacak önleyici neden ve dayanakları açıklayan anlaşma Üyeler arasındaki ticarette engellerin kaldırılarak üçüncü ülkelere karşı ortak bir ticaret politikasının uygulandığı iktisadi bütünleşme aşamalarından biri tercihli ticaret anlaşması iktisadi birlik serbest ticaret bölgesi ortak pazar )
( CUSTOMS UNION )
( UNION DOUANIÈRE )
- GÜMRÜK KAPISI ile/||/<> SINIR KAPISI
- GÜMRÜK KOLCULUĞU ile/||/<> REJİ KOLCULUĞU ile/||/<> TÜTÜN KOLCULUĞU
( Kolcunun yaptığı iş )
- GÜMRÜK[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜMRÜK
( gümrük beyannamesi gümrük birliği gümrük kapısı gümrük kolcusu gümrük muayenesi gümrük tarifesi Bir ülkeye giren ya da bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi Bu verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer )
- GÜMRÜKÇÜ ile/||/<> GÜMRÜKÇÜ
( 1 Gümrük memuru 2 Gümrük işgüderi Gümrük görevlisi )
( CUSTOMS OFFICER, CUSTOMS AGENT | CUSTOMS OFFICER )
( AGENT DE DOUANE, AGENT EN DOUANE, DOUANIER | AGENT DE DOUANE, DOUANIER )
- GÜMRÜKLEME ile/||/<> GÜMRÜKLEMEK
( Gümrük işlemlerini yaptırıp bitirerek malları yurda sokma ya da yurttan çıkarma Bir malın giriş işlemlerini yapma Malın gümrüğe giriş işlemlerinin yapılması yani gümrük vergilerinin ödenmesi gümrükleme )
( CLEARANCE THROUGH CUSTOMS | CLEAR THROUGH THE CUSTOMS | CLEAR THROUGH THE CUSTOMS, PAYMENT OF THE DUTY CUSTOMS )
( DÉDOUANEMENT | DÉDOUANER )
- GÜMRÜKLEMEK ile/||/<> GÜMRÜKLENMEK ile/||/<> GÜMRÜKLENDİRMEK ile/||/<> GÜMRÜK[Yun. < KOMMERKİ] ile/||/<> GÜMRÜKLÜ ile/||/<> GÜMRÜKÇÜ/LÜK ile/||/<> GÜMRÜKSÜZ ile/||/<> GÜMRÜK KAPISI ile/||/<> GÜMRÜK BİRLİĞİ ile/||/<> GÜMRÜK KOLCUSU ile/||/<> GÜMRÜK TARİFESİ ile/||/<> GÜMRÜK KOLCULUĞU ile/||/<> GÜMRÜKSÜZ MAĞAZA ile/||/<> GÜMRÜK BEYANNAMESİ
- GÜMÜŞ BALIĞI ile/||/<> GÜMÜŞ BALIĞI
( Atherina presbyter Kemiklibalıklar Teleostei takımının gümüşbalığıgiller Atherinidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1520 cm Eti çok beğenilir Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının gümüş balığıgiller Atherinidae familyasından 1520 cm kadar uzunlukta Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan gümüş balığıgiller Atherinidae familyasından özellikle sıcak denizlerde ve denizle bağlantısı bulunan göllerde yaşayan boyları 15 cm olabilen sahil formu )
( SILVER ATHERINE )
( PRÊTRE )
( ÂHRENFISCH | AHRENFISCH )
( ATHERINA PRESBYTER | ATHERINA BOYERI )
- GÜMÜŞ BALIĞI ile/||/<> GÜMÜŞ GOL ile/||/<> GÜMÜŞ GÖZ ile/||/<> GÜMÜŞ GRİSİ ile/||/<> GÜMÜŞ KAPLAMA ile/||/<> GÜMÜŞ RENGİ ile/||/<> GÜMÜŞSERVİ ile/||/<> GÜMÜŞ VARAK ile/||/<> GÜMÜŞ YAĞMURCUN ile/||/<> GÜMÜŞ YIL ile/||/<> YENİ GÜMÜŞ ile/||/<> ALMAN GÜMÜŞÜ
( Atom numarası 47 atom ağırlığı 107 88 yoğunluğu 10 5 olan 960 C ye doğru sıvı durumuna geçen parlak beyaz renkte kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element sim I arjante simgesi Ag Bu elementten yapılmış arjante )
- GÜMÜŞ BALIĞIGİLLER ile/||/<> GÜMÜŞ BALIĞIGİLLER
( Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının kefaller Percesoces alt takımından denizlerde yaşayan tatlı sularda yaşayan bazı türleri süs balığı olarak kullanılan bir familya Kemikli balıklardan denizlerde ve tatlı sularda yaşayan bazı türleri süs balığı olarak da kullanılan bir familya )
( ATHERINES )
( ATHÉRINIDÉS )
( AHRENFISCHE )
( ATHERINIDAE )
- GÜMÜŞ KAPLAMA ile/||/<> GÜMÜŞLEME
( Metalleri, gümüş siyanürlü yunaklarda elektroliz yolundan gümüşle kaplama işlemi, gümüşleme diye de bilinir. )
( SILVER PLATING | SILVERING~SILVERING )
( ARGENTURE~ARGENTURE )
( SILBERPLATTIERUNG | VERSILBERUNG~VERSILBERUNG )
( ARGENTATURA~ARGENTATURA )
( ΕΠΑΡΓΎΡΩΣΗ / επαργύρωση~ΕΠΑΡΓΎΡΩΣΗ / επαργύρωση )
- GÜMÜŞ YAĞMURCUN ile/||/<> ALTIN YAĞMURCUN
( Kuzey yarım kürenin en uç noktalarında yaşayan yağmur kuşu Squatarola squatarola )
( SQUATAROLA SQUATAROLA cum/||/<> PLUVIALIS SQUATAROLA cum/||/<> PLUVIALIS APRICARIA cum/||/<> PLUVIALIS FULVA cum/||/<> PLUVIALIS DOMINICA )
- GÜMÜŞÇÜN ile/||/<> GÜMÜŞÇÜN
( Eski kitap sayfalarında döşeme aralıklarında şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan küçük parlak pullarla örtülü kanatsız böcek kılkuyruk zooloji )
( SILVERFISH | PINTAIL )
( PETIT POISSON D'ARGENT | LÉPISME ARGENTÉ, FORBICINE | CANARD PILET )
( SILBERFISCHCHEN | SPIESSENTE )
( LEPISMA SACCHARINA | ANAS ACUTA )
( PESCIOLINO D'ARGENTO )
( ΑΣΗΜΌΨΑΡΟ / ασημόψαρο )
- GÜMÜŞÇÜN ile/||/<> KILKUYRUK
( Eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, küçük, parlak pullarla örtülü, kanatsız böcek; kılkuyruk. @@ (zooloji) )
( SILVERFISH | PINTAIL~PINTAIL )
( PETIT POISSON D'ARGENT | LÉPISME ARGENTÉ, FORBICINE | CANARD PILET~CANARD PILET )
( LEPISMA SACCHARINA | ANAS ACUTA~ANAS ACUTA )
( SILBERFISCHCHEN | SPIESSENTE~SPIESSENTE )
( PESCIOLINO D'ARGENTO~CODONE )
( ΑΣΗΜΌΨΑΡΟ / ασημόψαρο~ΨΑΛΊΔΑ / ψαλίδα )
- GÜMÜŞİ/GÜMÜŞİ[Tr. < GÜMÜŞ + Ar. -Ī] ile/||/<> DORE/DORE[Fr. < DORÉ]
( gümüşi akasya gümüş rengi Bu renkte olan )
- GÜMÜŞİ[Tr. < GÜMÜŞ + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜMÜŞİ
( gümüşi akasya gümüş rengi Bu renkte olan )
- GÜMÜŞSÜ ile/||/<> GÜMÜŞÜMSÜ
- GÜN BALIĞI ile/||/<> GÜN BALIĞI
( Julis turcica Kemiklibalıklar Teleostei takımının lapinagiller Labridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 25 cm Bazen insanları ısırır Akdeniz ve Avrupa kıyılarında yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının lapinagiller Labridae familyasından 25 cm kadar uzunlukta bazen insanları ısıran Akdeniz ve Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür Kemikli balıklardan Lapinagiller Labridae familyasından 25 cm kadar uzunlukta olabilen bazen insanları ısıran Akdeniz ve Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür )
( GIRELLE PEON | GIRE LIE PEON )
( PLAUENFISCH )
( JULIS TURCICA | THALASSOMA PAVO )
- GÜN YELİ ile/||/<> SARILIK
( hlk Sarılık )
- GÜN ile/||/<> ...
( halk insan ele güne karşı yabancılara herkese karşı deyiminde geçer Uygurcada el kün olarak geçer Çağataycada kün halk insan olarak kullanılmıştır Kökenini kesin olarak bilemiyoruz Leksika yazarları kökeninin belirsiz olduğunu belirterek Eski Türkçedeki küŋ cariye köle hizmetçi sözüne göndermişlerdir Räsänen Moğolca kümün küŋün Mensch Mann ile karşılaştırmıştır Doerfere göre Türkçe kün ve Moğolca kümün farklı sözlerdir )
- GÜN ile/||/<> ...
- GÜN ile/ve/||/<> ARTIK GÜN
( ... İLE/VE/||/<> Artık yıllarda Şubat ayına eklenen yirmi dokuzuncu gün. )
- GÜN ile/değil/yerine/=/||/<> GÜNEŞ | GÜNDÜZ
( günâşık günaşırı günaydın gün balı gün balığı gün batımı gün batısı günbegün günberi gün boyu günçiçeği gün dikilmesi gün doğusu gündöndü gün dönümü gün durumu güngörmez güngörmüş gün gülü gün günden günısı gün ışığı günindi gün merkezli gün ortası günöte Gün tutulması gün tün eşitliği gün yağmuru gün yayı gün yeli bir gün günden güne günebakan günler günü günübirlik günü geçmiş günü gününe günün adamı günün birinde ala gün artık gün ay gün takvimi ay gün yılı bir gün ek gün ertesi gün hapı her gün ilk gün zarfı iyi gün iyi gün dostu kara gün kara gün dostu mübarek gün öbür gün ön gün öte gün özel gün kartı özel gün zarfı tam gün yarım gün bugünkü günde ana baba günü arife günü aşure günü bayram günü çalışma günü doğum günü güneş günü halk günü hesap günü imza günü iş günü kabul günü kandil günü kış günü kıyamet günü mahşer günü okuma günü paça günü yaş günü yıldız günü güneş Güneş ışığı gündüz Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen saatlik süre ruz İçinde bulunulan zaman Zaman sıra Çağ devir İyi yaşanmış zaman Bayram niteliğinde özel gün Belirli günlerde ev hanımlarının konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı )
- GUNA ile/||/<> GUNALAR
( Nitelik. @@ Vasıflar, nitelikler. Samkhaya felsefesinde Kozmik Cevher'in üç niteliği: Etkinleştiren (Rajas), Engelleyen (Tamas), Aydınlatan (Sattva). )
- GÜNAH ÇIKARMAK" ile/ve/||/<> PİŞMANLIK
- GÜNAH[Fars. < GUNÂH] ile/||/<> ...
( dince suç sayılan iş ya da davranış gunāh sin crime error vice fault iniquity Farsçada gunah biçimi de geçer )
( GUNĀH )
- GÜNAH/GUNAH[Fars. < GUNĀH] ile/||/<> GÜNAHKÂR/GUNAHKAR[Fars. < GUNĀHKĀR]
( günah keçisi yazık günah Dinî bakımdan suç sayılan iş ya da davranış Vicdanı rahatsız edecek kötü davranış yazık )
- GUNAH[Fars. < GUNĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜNAH
( günah keçisi yazık günah Dinî bakımdan suç sayılan iş ya da davranış Vicdanı rahatsız edecek kötü davranış yazık )
- GÜNAH ile/ve/değil/||/<>/< HARAM
( Davranışta. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Nesneler için. )
- GUNAHKAR[Fars. < GUNĀHKĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜNAHKÂR
( Günah işlemiş günahı olan günahlı )
- GÜNAHKÂR ile/||/<> GÜNAHLI
- GÜNÂŞIK[Tr. < GÜN + Ar. ʿĀŞİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> AYÇİÇEĞİ
- GÜNAYDIN ile/||/<> TÜNAYDIN
( Işık alan ışıklı aydınlık olan Kültürlü okumuş görgülü ileri düşünceli kimse münevver ziyalı entelektüel Kolayca anlaşılacak kadar açık söz ya da yazı vazıh )
- GÜNAYDIN ile/ve/||/<>/> TÜNAYDIN
( 12:00'ye kadar. İLE/VE/||/<>/> 12:00'den sonra. )
- GUNBED[Fars. < GUNBED] ile/değil/yerine/=/||/<> KÜMBET
( kubbe Damı koni ya da piramit biçiminde olan yuvarlak ya da köşeli yapı )
- GÜNBEGÜN[Tr. < GÜN + Fars. -BE + Tr. GÜN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜNDEN GÜNE
- GÜNCELLEME ile/||/<> GÜNCELLEMEK
( UPDATE )
- GÜNCELLEŞTİRMEK | GÜNCELLEŞMEK ile/||/<> GÜNCELLEŞTİRME | AKTÜELLEŞTİRME ile/||/<> AKTÜELLEŞTİRMEK | AKTÜELLEŞMEK
- GÜNCELLİK ile/||/<> HUTTON-LYELL İLKESİ
( HuttonLyell ilkesi )
- GÜNDELİKÇİ ile/||/<> GÜNDELİKÇİ
( oyuncu Aushilfe Schauspieler mit töglichen Spielgeld Tiyatro kadrosunun dışında gündelik alarak çalışan oyuncu Gündelikle çalışan kişi ırgat )
( DAY LABOURER, DAYWORKER )
( AUSHILFE SCHAUSPIELER MIT TÖGLICHEN SPIELGELD )
- GÜNDELİKLİ | YEVMİYELİ ile/||/<> GÜNDELİKÇİ | YEVMİYECİ ile/||/<> GÜNDELİKÇİLİK | YEVMİYECİLİK
- GÜNDEN GÜNE ile/||/<> GÜN GÜNDEN
- GÜNDEŞ ile/değil/yerine/=/||/<> ÇAĞDAŞ | GÜNCEL
( Aynı günde olan çağdaş güncel )
- GÜNDÜZ FENERİ ile/||/<> GÜNDÜZ GÖSTERİMİ ile/||/<> GÜNDÜZ GÖZÜYLE ile/||/<> GÜNDÜZSEFASI ile/||/<> GÜNDÜZ YIRTICILARI ile/||/<> DALGÜNDÜZ ile/||/<> GECE GÜNDÜZ
( Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü gün Günün sabahtan akşama kadar süren bölümünde )
- GÜNDÜZ IŞIĞI ile/||/<> DAYLIGHT[İng.] ile/||/<> LUMIÈRE DÛ JOUR (DU SOLEIL), LUMIÈRE BLANCHE[Fr.] ile/||/<> TAGESLICHT[Alm.] ile/||/<> GÜN IŞIĞI
( Sinema TV 1 Gündüzleri güneşin gönderdiği ışınlardan oluşan ışık 2 Sinema ve televizyonda kullanılan doğal ışık kaynağı Yapma ışığın karşıtı )
( DAYLIGHT )
( LUMIÈRE DÛ JOUR (DU SOLEIL), LUMIÈRE BLANCHE )
( TAGESLICHT )
- GÜNDÜZ ile/||/<> GÜNDÜZ
( Sinema Çekimin gündüz gerçekleştirildiğini ya da gündüz görünçlüğü olduğunu belirtmek üzere oyunlukta ve çekim tahtasında yer alan sözcük gün Az gündüz gündüz kündüz kündüz kündiz kündiz künüs kăntăr Sonundaki rnin Türkçe zden geldiğini biliyoruz Türkçe yıldız Çuvaşça śăltăr gibi Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede kündüz olarak geçer Eski Kıpçakçada da kündüz biçimi kullanılır kün gün düz eki )
( DAY )
( JOUR )
( TAG )
( GÜNDÜZ[Az.]~GÜNDÜZ[Tkm.]~KÜNDÜZ[Krg.]~KÜNDÜZ[Kzk.]~KÜNDIZ[Nog.]~KÜNDIZ[Kklp.]~KÜNÜS[Yak.]~KĂNTĂR[Çuv.] )
- GÜNEŞ BANYOSU ile/||/<> GÜNEŞ ÇARPMASI ile/||/<> GÜNEŞ ÇİÇEĞİ ile/||/<> GÜNEŞ DİL TEORİSİ ile/||/<> GÜNEŞ ENERJİSİ ile/||/<> GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ ile/||/<> GÜNEŞ GÜNÜ ile/||/<> GÜNEŞ HAYVANCIKLARI ile/||/<> GÜNEŞ IŞINIMI ile/||/<> GÜNEŞ KOLEKTÖRÜ ile/||/<> GÜNEŞ KREMİ ile/||/<> GÜNEŞ LEKESİ ile/||/<> GÜNEŞ PANELİ ile/||/<> GÜNEŞ PİLİ ile/||/<> GÜNEŞ SAATİ ile/||/<> GÜNEŞ SÜTÜ ile/||/<> GÜNEŞ TAKVİMİ ile/||/<> GÜNEŞTOPU ile/||/<> GÜNEŞ YAĞI ile/||/<> GÜNEŞ YANIĞI ile/||/<> GÜNEŞ YILI ile/||/<> AKŞAM GÜNEŞİ ile/||/<> ÜZÜMGÜNEŞİ
( Dünyanın da dâhil olduğu sistemin merkezinde bulunan Güneş in yaydığı ısı ve ışık gün şems )
- GÜNEŞ ÇİÇEĞİ ile/||/<> BAMBUL OTU
( Yoğun vanilya kokulu parlak mor çiçekler açan bir süs bitkisi Heliotropium arborescens @@ Sıcak ve ılıman bölgelerde yetişen otsu ya da çalı türü bir bitki Heliotropium )
( HELIOTROPIUM ARBORESCENS cum/||/<> HELIOTROPIUM PERUVIANUM cum/||/<> HELIOTROPIUM EUROPAEUM cum/||/<> HELIOTROPIUM INDICUM cum/||/<> HELIOTROPIUM )
- GÜNEŞ ÇİÇEĞİ ile/||/<> SİĞİLOTU
( Yoğun vanilya kokulu parlak mor çiçekler açan bir süs bitkisi Heliotropium arborescens )
( HELIOTROPIUM ARBORESCENS cum/||/<> HELIOTROPIUM PERUVIANUM cum/||/<> HELIOTROPIUM EUROPAEUM cum/||/<> HELIOTROPIUM INDICUM )
- GÜNEŞ (DÜZENİ) ve/=/||/<> DÜŞÜNCE (DÜZENİ)
- GÜNEŞ:
GAZ ve/||/<> TOZ ve/||/<> BUZ
( Güneş sistemi, yaklaşık 4.6 x 109[milyar] yıl önce geniş bir gaz[çoğu hidrojen], toz ve buz bulutu olarak başladı. )
- GÜNEŞ HAYVANCIKLARI ile/||/<> GÜNEŞ HAYVANCIKLARI
( zooloji helios güneş zoon hayvan Bir hücrelilerin Protozoa kök ayaklılar Rhizopoda sınıfından tatlı sularda yaşayan küre biçiminde çoğunluk bir örtü ya da iskeletle örtülü sitoplâzması iç ve dış olmak üzere 2 katlı olan çok ağır hareket eden aktinosferyum Actinosphaerium cinsi iyi bilinen bir takım Kök ayaklılar Rhizopoda sınıfından tatlı sularda yaşayan küre biçiminde çoğunlukla bir örtü ya da iskeletle örtülü sitoplazması iç ve dış olmak üzere 2 katlı olan çok ağır hareket eden bir takım )
( SUN ANIMACULES )
( HÉLIOZOAIRES | HÉLIOZOANS )
( SONNENTIERCHEN )
( HELIOZOA )
- GÜNEŞ HAYVANCIKLARI ile/||/<> GÜNSÜLER
- GÜNEŞ IŞIĞI ve/||/<> BİLGİ AYDINLIĞI
- GÜNEŞ IŞIĞI ile/ve/||/<>/> GÜNERİ
( ... İLE/VE/||/<>/> Ağaç dalları arasından süzülen güneş ışıltıları. )
- GÜNEŞ/KARANLIK ile/ve/||/<>/< TAN/FECİR
( ... İLE/VE/||/<>/< Güneş doğmadan önceki alaca karanlık. )
- GÜNEŞ:
LEKELERİ ile/ve/||/<> ÇIKINTISI ile/ve/||/<> PATLAMASI ile/ve/||/<> YELLERİ
( 11 yıllık döngülerle daha yoğun görünür duruma gelir. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... )
- GÜNEŞ LEKELERİ ile/||/<> GÜNEŞ SİSTEMİ ile/||/<> GÜNEŞ TACI ile/||/<> GÜNEŞ TEKERİ ile/||/<> GÜNEŞ TUTULMASI
( Dünyanın da içinde bulunduğu Güneş sistemindeki gezegenlerin merkezinde yer alan ısı ve ışık kaynağı büyük gök cismi )
- GÜNEŞ MERKEZLİ SİSTEM (ARYABHATA) ile/||/<> YER MERKEZLİ SİSTEM (PTOLEMY)
( Aryabhata Dünyanın döndüğünü savundu (499) İLE Ptolemy Yer merkezli sistemi savundu. )
( Aryabhata tarafından 499 yılında keşfedildi/formüle edildi. (476-550) (Ülke: Hindistan) (Alan: Matematik, Astronomi) (Önemli katkıları: Sıfır kavramı, ondalık sistem, trigonometri, güneş merkezli sistem teorisi) )
- GÜNEŞ MERKEZLİ ile/||/<> YER MERKEZLİ
( Evren modeli paradigma değişimi )
( Nicolaus Copernicus tarafından 1543 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1473-1543) (Ülke: Polonya) (Alan: Astronomi) (Önemli katkıları: Güneş merkezli evren modeli) )
- GÜNEŞ PİLİ ile/||/<> YAKIT PİLİ
( Güneş ışığını bir yarıiletken eklemde doğrudan elektriğe çeviren aygıttır; yakıt gerektirmez, ışık oldukça üretir. @@ Bir yakıtı (hidrojen) oksijenle tepkimeye sokup kimyasal enerjiyi doğrudan elektriğe çeviren aygıttır; yakıt verildikçe sürekli üretir. İlki ışıktan, ikincisi kimyasal yakıttan elektrik üretir; ikisi de yanma ve türbin kullanmaz. )
( Formül: pn junction ~ elektroliz )
- GÜNEŞ SİSTEMİ ile/ve/||/<>/> SAMANYOLU GÖKADASI ile/ve/||/<>/> MİLYARLARCA GÖKADA
( Güneş sistemi, Samanyolu içinde sadece bir noktadır. Bu nokta, Samanyolu'nun merkezi etrafında, saniyede 220 km.'lik bir hızla dönerek bir turu, yaklaşık 230 milyon yılda tamamlar. İLE/VE/||/<>/> 1920'ye kadar, uzayın, sadece Samanyolu galaksisinden ibaret olduğu sanılıyordu. İLE/VE/||/<>/> Uzay, 20 milyar ışık yılı[bkz. 12665] çapındadır. )
( ... İLE/VE/||/<>/> Samanyolu, içinde Güneş Sistemi'nin de bulunduğu Evren'deki milyarlarca galaksiden sadece biridir. 100.000 ışık yılı çapındaki Samanyolu Galaksisi'nde, yaklaşık olarak 100 milyar yıldız olduğu tahmin ediliyor. Samanyolu'nun merkezinde, Sagittarius A adında bir kara delik vardır ve dünyaya uzaklığı, 26.000 ışık yılıdır. İLE/VE/||/<>/> ... )
( Çıplak gözle ancak dört galaksi görebiliriz. Oturduğumuz yerden yalnızca iki tane görebiliriz, bunlardan biri de içinde bulunduğumuz Samanyolu'dur. )
- GÜNEŞ TANRI ve/||/<> YAŞAM AĞACI ve/||/<> SEPET TUTAN KARTALLAR
( Göbeklitepe'de sütunlarında. VE/||/<> Sümer kil tabletlerinde. )
- GÜNEŞ TUTULMASI ile/||/<> GÜN TUTULMASI
- GÜNEŞ ile/ve/||/<> ATEŞ
( Isı, ışın/aydınlatma, besin. İLE/VE/||/<> Isı, aydınlatma, yakma ve yıkma. )
( SUN vs./and/||/<> FIRE )
- GÜNEŞ ile/ve/||/<> AY
( SUN vs./and/||/<> MOON )
- GÜNEŞ ve/||/<> BULGURCUK
( ... VE/||/<> Güneş yüzeyinde, uzak görülerle seçilebilen, küçük, dairesel görünüşlü parçacıklardan her biri. )
- GÜNEŞ ve/|| ÇAKAL YAĞMURU
- GÜNEŞ ve/||/<>/> GEZEGEN
( Güneş, bir gezegenin yüzeyindeki sıcaklığın sürekliliğini sağlar. )
( SUN and/||/<>/> PLANET )
- GÜNEŞ ile/ve/değil/||/<>/< KIŞIN DOĞAN GÜNEŞ
- GÜNEŞ ve/||/<>/> NÜKLEER TEPKİMELERİ
( Güneşteki enerji, protonların[hidrojen atomunun çekirdekleri], helyum çekirdekleri oluşturmak üzere nükleer olarak kaynaşmasıyla üretilir. Buradaki en önemli süreç, "proton-proton zinciri" adı verilen süreçtir. Sırasıyla üç tepkime gerçekleşir. İlk tepkimede, iki proton birleşerek bir döteryum[/ağır hidrojen] çekirdeği ile bir pozitron ve bir nötrino oluşturur. İkinci tepkimede, döteryum çekirdeğinin üçüncü bir protonla birleşmesi sonucunda helyum-3[helyumun hafif izotopu] çekirdeği ve gamma ışını adı verilen anlık bir elektromanyetik ışınım oluşur. Son olarak iki helyum-3 çekirdeği birleşir ve iki protonun serbest kalmasıyla bir helyum-4[bol bulunan izotop] çekirdeği oluşur. Bu tepkimeler zincirinin toplam etkisi, dört protonun, enerji üretimiyle birlikte bir helyum çekirdeği oluşturmasıdır. Güneşte daha az önem taşıyan alternatif tepkime ise bir proton ile bir karbon çekirdeği arasında başlar ve karbon çekirdeğinin bir helyum çekirdeği içinde birleşen dört proton bırakarak eski durumuna dönmesiyle son bulur.
Protonlar, pozitif yüklü parçacıklardır. Yani aralarında bir elektrostatik itme kuvveti bulunur. İki proton, çok yüksek bir bağıl hızla çarpışmadıkça, bu itme gücü, protonların birbirine nükleer bir tepkime başlatacak kadar yaklaşmalarını önler. Bir gazın içindeki parçacıkların birbirine göre hızları sıcaklığa bağlıdır. Protonların birbiriyle tepkimeye girmesinden önce 10 milyon Kelvin derecesine yaklaşan sıcaklıklar gerekmektedir. Böyle sıcaklıklar ise yalnızca yıldızların iç bölümlerinde bulunur. )
- GÜNEŞ ile/ve/değil/||/<>/> YALANCI GÜNEŞ/PARHELION
( Atmosferin neden olduğu görüntülerden biridir. Bu olay, güneşin iki yanında parlak noktalar biçiminde ortaya çıkar ve genellikle güneşin yatay düzleminde yer alır. Yalancı güneş, genellikle ince, yüksek bulutlar [özellikle sirrus bulutları] içindeki buz kristalleri tarafından oluşur.
Yalancı güneş, atmosferdeki altıgen prizma biçimindeki buz kristallerinin ışığı kırması sonucu oluşur. Bu kristaller, güneş ışığını kırarak ve yansıtarak, güneşin iki yanında parlak noktalar oluşturur. Bu parlak noktalar, gökkuşağı renklerinde olabilir. Çünkü ışığın kırılması sırasında renk paleti açılır.
En sık sabah erken ya da akşam geç saatlerde görülür. Soğuk hava koşulları, yalancı güneş oluşumunu destekler. Bu nedenle, kış aylarında ya da kutup bölgelerinde daha sık görülür. )
- GÜNEŞ ile/ve/||/<>/> YILDIZ
( ... İLE/VE/||/<>/> Güneşin %8'i kadar olduğunda. )
( Güneşin, bir yıldız olarak doğmasına, içindeki nükleer tepkime neden olmuştur.[Güneşi oluşturan nesnelerin başında gelen protonların, helyum çekirdekleri oluşturmak üzere tepkimeye girmesi de güneşin sürekliliğini sağlamaktadır.] )
( SUN vs./and/||/<>/> STAR )
- GÜNEŞLENMEK | GÜNEŞLEMEK ile/||/<> GÜNEY YARIM KÜRE | GÜNEY KÜRE ile/||/<> GÜNEY KARAMANI | GÜNEY KARAMAN KOYUNU
- GÜNEY KUTBUNA GİDİŞTEKİ YÜRÜYÜŞ YOLLARI:
AXEL HEIBERG ile/||/<> HERCULES INLET ile/||/<> ROSS ile/||/<> UNION GLACIER ile/||/<> VİNCENT MASİFİ TIRMANIŞI ile/||/<> MESSNER
( 1.400 km. [Ross Buz Sahanlığı'ndan Güney Kutbu'na kadar] İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<> 1.130 km.[40-60 gün] İLE/||/<> 1.480 km.[50 - 65 gün] İLE/||/<> 1.000 km.[30 - 40 gün] İLE/||/<> 21 km.[10-14 gün][Vincent Dağı zirvesine kadar] İLE/||/<> 890 km.[35 - 50 gün] )
( [zorluk] Çok yüksek. İLE/||/<> Çok yüksek. İLE/||/<> Çok yüksek. İLE/||/<> Yüksek. İLE/||/<> Yüksek. İLE/||/<> ... )
( Transantarktik Dağları'nı aşarak, 3.000 metreden yükseklikteki dağlık bölgelerden geçer. Bu da oksijen seviyesinin düşük olduğu, oldukça zorlayıcı bir bölüm sunar. [Amundsen'in Güney Kutbu'na ulaşmak için kullandığı buzuldur. Bu bölümde, büyük çatlaklar, dik eğimler ve kar fırtınalarıyla uğraşmak gerekir.] İLE/||/<> Antarktika'nın kıyısındaki Hercules Inlet'ten başlar ve Güney Kutbu'na kadar uzanır. [Çoğunlukla buzlu arazide, sürekli sert yellerle mücadele edilerek yapılır. Kendi yiyeceğinizi ve araçlarınızı kızaklarla taşımak zorunda kalınır.] İLE/||/<> Ernest Shackleton ve Robert Falcon Scott'ın kullandığı tarihi yoldur. [Ross Buz Sahanlığı'ndan başlayıp Beardmore Buzulu boyunca uzanır. Zorlu buzulların, sert hava koşullarının ve yüksekliğin olduğu bir yoldur.] İLE/||/<> Union Glacier'deki bir ana kamptan başlar ve genellikle daha dengeli hava koşulları nedeniyle yeğlenir. [Daha düz arazilerde kızak çekerek yapılan bir yürüyüştür.] İLE/||/<> Antarktika'nın en yüksek doruğu olan Vincent Masifi'ne tırmanmak için kullanılan yoldur. [Dağcılık araçlarıyla yapılan, pek de kolay olmayan bir doruk tırmanışıdır.] İLE/||/<> Reinhold Messner'in izlediği yoldan esinlenilmiştir. [Antarktika'nın iç bölgelerinde daha kısa ama yine de zorlu bir yoldur. Hercules Inlet'ten başlayıp Thiel Dağları'nı geçerek Güney Kutbu'na ulaşılır. Arazisi daha dik olabilir.] )
- GÜNEY OKYANUSUNDA:
AMUNDSEN DENİZİ ve/||/<> BELLINGSHAUSEN DENİZİ ve/||/<> SCOTIA DENİZİ ve/||/<> WEDDELL DENİZİ ve/||/<> DAVIS DENİZİ ve/||/<> ROSS DENİZİ
- GÜNEY YARIM KÜRE ile/||/<> KUZEY YARIM KÜRE
( İki eşit parçaya bölünmüş bir kürenin her parçası Yer ya da gök kürenin Ekvator la bölünmüş iki yarısından her biri yarı küre )
- GÜNEYBALIĞI ile/||/<> GÜNEYBATI ile/||/<> GÜNEYDOĞU ile/||/<> GÜNEY KARAMANI ile/||/<> GÜNEY KARAMAN KOYUNU ile/||/<> GÜNEY KUTBU ile/||/<> GÜNEY NOKTASI ile/||/<> GÜNEY RÜZGÂRI ile/||/<> GÜNEY YARIM KÜRE
( Bulunulan yerde sola doğu sağa batı alındığında yüzün dönük olduğu yön lodosluk cenup kuzey karşıtı Bu yönde bulunan cenubi Güneş gören yer )
- GÜNEYLİ ile/||/<> CENUPLU
- GÜNLERCE ile/||/<> GÜNLER GÜNÜ
- GÜNLÜK AĞACI ile/||/<> AKAR AMBER
( Ülkemizde Muğla ilinde yetişen 20 metre yüksekliğe erişebilen çınar görünüşünde bir ağaç sigala sığla Liquidambar orientalis @@ Asya ve Amerikada yetişen odunu ceviz ağacınınkine benzeyen güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağaç Liquidambar orientalis )
( LIQUIDAMBAR ORIENTALIS cum/||/<> LIQUIDAMBAR STYRACIFLUA cum/||/<> LIQUIDAMBAR FORMOSANA cum/||/<> LIQUIDAMBAR ACALYCINA )
- GÜNLÜK AĞACI ile/||/<> AKGÜNLÜK
( Tütsü için kullanılan bir tür ağaç sakızı )
- GÜNLÜK AĞACI ile/||/<> AMERİKAN SIĞLA AĞACI
( Ülkemizde Muğla ilinde yetişen 20 metre yüksekliğe erişebilen çınar görünüşünde bir ağaç sigala sığla Liquidambar orientalis )
( LIQUIDAMBAR ORIENTALIS cum/||/<> LIQUIDAMBAR STYRACIFLUA cum/||/<> LIQUIDAMBAR FORMOSANA )
- GÜNLÜK AĞACI ile/||/<> SİGALA
- GÜNLÜK BESİN | RASYON ile/||/<> RASYON ile/||/<> RASYON[Fr. < RATION]
( Canlının besin maddeleri ve enerji ihtiyacını sağlayan bir günlük toplam karma yem miktarı Hayvanların yaşama ve verim payı besin madde gereksinimlerini karşılayan bir ya da daha fazla yem maddesinin karışımından oluşan hayvanların tüketebileceği bir günlük yem miktarı diyet günlük rasyon )
( RATION )
( RATION )
- GÜNLÜK DEFTER ile/||/<> GÜNLÜK DEĞER ile/||/<> GÜNLÜK GÜNEŞLİK ile/||/<> AĞ GÜNLÜĞÜ
( O günkü o günle ilgili Üzerinden gün geçmiş ya da geçecek Her gün yapılan her gün yayımlanan her gün çıkan jurnal Her gün için Her gün yaşanan Günü gününe tutulan hatıra günce muhtıra Her gün giyilen kıyafet Günü gününe tutulan anı yazısı ya da bu yazıları içine alan eser günce güncelik )
- GÜNLÜK DEFTER ile/||/<> YEVMİYE DEFTERİ
- GÜNLÜK KONUŞMALARIN SIRADANLIĞINDA/YALINLIĞIYLA:
AMAÇLI ile/ve/||/<> BİLEREK ile/ve/||/<> BİLMEDEN ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜKLÜ
( Reklam. İLE/VE/||/<> Evlilik. İLE/VE/||/<> Dostluk. İLE/VE/||/<> Sanat. )
( Kitlelere "oynanıyorsa". İLE/VE/||/<> Saygıyla bütünleşilecekse. İLE/VE/||/<> Sevgiyle yaklaşılıyorsa. İLE/VE/||/<> Susulabiliyorsa. )
( )
- GÜNLÜK ile/||/<> GÜNCE ile/||/<> GÜNCELİK
- GUN-POWDER[İng.] ile/||/<> POUDRE[Fr.] ile/||/<> SCHIESSPULVER[Alm.] ile/||/<> BARUT[Fars. < BÂRŪD]
( Tutuşturulduğunda hızla yürüyen tepkimelerle oluşan gaz ürünlerinin yaptıkları basınçla patlayan potasyum nitrat toz odun kömürü ve kükürt karışımı )
( GUN-POWDER )
( POUDRE )
( SCHIESSPULVER )
- GÜNÜBİRLİK ile/||/<> GÜNÜBİRLİĞİNE
- GÜNÜN ADAMI ile/||/<> ZAMANE ADAMI
- GÜPEGÜNDÜZ ile/||/<> DALGÜNDÜZ
- GÜPÜR[Fr. < GUIPURE] ile/||/<> ...
( GUIPURE )
- GURBET[Ar. < ĠURBET] ile/değil/yerine/=/||/<> GURBET
( gurbet eli diyarıgurbet Doğup yaşanılmış olan yerden uzak yer gurbetlik )
- GURBET ile/||/<> GURBETLİK
- GURBET[Ar.] ile/ve/||/<> SILA[Ar.]
( Doğup yaşanılmış olan yerden uzak yer. İLE Bir süre ayrı kaldığı bir yere ya da yakınlarına kavuşma. | Gurbetteki biri için doğup büyüdüğü ve özlediği yer. )
- GURBETZEDE[Ar. < ĠURBET + Fars. -ZEDE] ile/değil/yerine/=/||/<> GURBETZEDE
( Gurbete düşmüş kimse )
- GÜRBÜZ ile/||/<> ...
( sağlam güçlü ve iyi gelişmiş iri gurbuz strong invincible )
( GURBUZ )
- GURCİ[Fars. < GURCĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜRCÜ
( Gürcistan da yaşayan halk ya da bu halkın soyundan olan kimse )
(1996'dan beri)