Paralel'lik bulunan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 59.275 başlık/FaRk ile birlikte,
59.275 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(81/239)
- GAYR-I MÜTECÂNİS-ÜL-ECNİHE | TAHTAKURULARI ile/||/<> TAHTAKURUSU | YATAK TAHTAKURULARI
( Yarımkanatlılardan, genellikle pis kokulu ve kan emici böcekler topluluğu; değişikkanatlılar. a. bk. yatak tahtakuruları. @@ Rhynchota (Hemiptera) alt ailesi. Hemipteraların yaklaşık 50. 000 türünün büyük bir bölümü hayvanlardan kan emmez, ancak bitki öz sıvılarıyla veya öteki böcek ve omurgasızları avlayarak beslenirler. Cimicidae ve Polyctenidae ailesindeki türler ve Reduviidae ailesinden, Triatominae (öpen böcekler) alt ailesine bağlı 119 tür kan emicidir. )
( BUGS | KISSING BUGS, BEDBUGS, BED BUGS, BED BUG, BEDBUG, BUG BED, BUGS BED, CIMICES | BUG~BUG | BADBUG )
( HÉTÉROPTÈRES | PUNAISE~PUNAISE | PUNAISE DES LITS )
( HETEROPTERA | CIMEX~CIMEX | CIMEX LECTULARIUS )
( WANZEN | WANZE~WANZE | BETTWANZE )
( CIMICI~CIMICE )
( ΚΟΡΙΟΊ / κοριοί~ΚΌΡΙΖ / κόριζ )
- GAYRİ SAFÎ ile/||/<> GROSS[İng.] ile/||/<> BRUT[Fr.] ile/||/<> KATKILI
( Bir nesnenin kesintisiz durumu )
( GROSS )
( BRUT )
- GAYRİ SARİH MEFUL | DOLAYLI TÜMLEÇ ile/||/<> DOLAYLI TÜMLEÇ
( Derleme dolaylı tamamlayıcı yer tamamlayıcısı dolaylı nesne Eylemin anlamını tümleyen ve yönelme kalma çıkma durumlarından birinde bulunan veya ilgeç alan tümleç Çocuklar eve geldi Bu haksızlığa dayanılır mı Okulun bahçesine çam ağaçları dikildi Çocuklar evde kaldı Başımın üstünde yeriniz var Dün Alinin evinde toplantı vardı Bugünkü Birleşmiş Milletler toplantısından önemli haberler bekleniyor Çocuklar evden uzaklaştılar Bu konuyu çeşitli yönlerden açıklayınız Adam gibi otur Bu plağı sizin için çalıyorum Ali hastalığından dolayı okula gelememiş örneklerinde olduğu gibi Fiil tümleci Cümlede yüklemin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan ve kesinleştiren bulunma yönelme ve çıkma durumu eklerinden biriyle veya bir edatla birlikte bulunan yalın veya grup durumundaki adın cümle bilgisindeki adlandırılışı Başka bir anlatımla bulunma çıkma ve yönelme durumu ekleri veya bir edat almış bulunan tümleç türü Evde oturmak bahçeye çıkmak yoldan geçmek gönlüne göre düzenlemek gibi Daha geniş kasamlı sözlerde Otobüs tekrar yokuş tırmanmaya başladığı için yavaşlamıştı Doktor hayatında ilk olarak beğenilmekten benimsenmekten hele hele deli gibi arzuladığı sevilmekten hoşlanmamış gurur duymamış aksine hüzünlenmişti T Buğra Yalnızlar s 231 Geçmişte iyice tecrübesi vardır A H Tanpınar Yaşadığım Gibi s 280 Memleket içinde ve kendi kazançlarımızla yetiştiler göst e s 379 Nihad masanın üstünden kibriti alarak ayağa kalktı P Safa Mahşer s 69 Mum ışığında başladığım yazıyı lüks ışığında devam ettirdim ve elektrik ışığında bitirdim A N Asya Ayın Aynasında 72 vb )
( INDIRECT OBJECT )
( COMPLÉMENT INDIRECT | COMPLÉMENT INDIREKT )
( ENTFERNTERES OBJEKT | INDIREKTES OBJECT, ENTFERNTES OBJEKT )
- GAYR-İ ŞEFFAF, OPAK | SAYDAMSIZ ile/||/<> SAYDAMSIZ
( Sinema TV Herhangi bir dalga deviniminin ışık ses röntgen ışını vb geçmesine elverişli olmayan Genellikle ışığı geçirmeyen özdekler için kullanılır ışıkgeçirmez )
( OPAQUE )
( OPAQUE )
( LICHTUNDURCHLASSIG, UNDURCHSICHTIG )
- GAYR-İ ŞEFFAFLIK, OPASİTE ile/||/<> OPACITY[İng.] ile/||/<> OPACITÉ[Fr.] ile/||/<> UNDURCHSICHTIGKEIT, OPAZITÄT[Alm.] ile/||/<> SAYDAMSIZLIK
( Sinema TV 1 Saydamsız olma durumu Sinema 2 Filmin ışık geçirmezlik durumu ve bunun ölçümü )
( OPACITY )
( OPACITÉ )
( UNDURCHSICHTIGKEIT, OPAZITÄT )
- GAYRİ TABİÎ ile/||/<> ABNORMAL[İng.] ile/||/<> DÜZGÜSÜZ
( Herhangi bir özellik ya da ölçü yönünden olağan ortalamadan olumlu ya da olumsuz yönde açık bir biçimde uzaklaşan kişi )
( ABNORMAL )
- GAYRİ UZVİ | ANORGANİK ile/||/<> ANORGANİK[Fr. < ANORGANIQUE]
( Karbonat ve siyanürler dışında karbon içermeyen kimyasal özdekler sınıfı İnorganik )
( INORGAN C | ANORGANIC | ORGANIC )
( INORGANIQUE | ANORGANIQUE | ORGANIQUE )
( ANORGANISCHE | ORGANISCH )
( INORGANICO )
( ΑΝΌΡΓΑΝΟΣ / ανόργανος )
- GAYR-İ UZVÎ | İNORGANİK ile/||/<> İNORGANİK ile/||/<> İNORGANİK[Fr. < INORGANIQUE]
( biyoloji kimya Organik olmayan yapısında karbon içermeyen cansız anorganik 1 Hidrokarbondan türememiş maddeler 2 Organik kökenli olmayan 3 Canlılardan elde edilmeyen ve canlıların yaşadığı çevrede bulunan karbondioksit su tuz gibi mineral maddeler )
( INORGANIC )
( INORGANIQUE )
- GAYR-İ ZATÎ HALE GETİRME, AFAKÎLEŞTİRME | NESNELLEŞTİRME ile/||/<> NESNELLEŞTİRME
( Bir olayı ya da kavramı değişik kimselerin üzerinde görüş birliğine vararak anlaşabilecekleri biçimde duyulara açık duruma getirme işlemi 1 Öznel olanın ya da bir düşüncenin idenin gerçekleşmesi 2 Öznel olanın saptanması )
( OBJECTIFICATION | OBJECTIVATION )
( OBJECTIVATION )
( OBJEKTIVIERUNG )
- GAYRI ... ile/ve/||/<> NA...
- GAYRİAHLAKİ[Ar. < ĠAYR + AḪLĀḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHLAK DIŞI | TÖRE DIŞI
( ahlak dışı töre dışı )
- GAYRİCİDDİ[Ar. < ĠAYR + CİDDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> LAUBALİ
- GAYRİİHTİYARİ[Ar. < ĠAYR + İḪTİYĀRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İSTEM DIŞI
- GAYRİİNSANİ[Ar. < ĠAYR + İNSĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İNSANLIK DIŞI
- GAYRİİRADİ[Ar. < ĠAYR + İRĀDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İRADE DIŞI
- GAYRİKABİL[Ar. < ĠAYR + ḲĀBİL] ile/değil/yerine/=/||/<> İMKÂNSIZ
- GAYRİKANUNİ[Ar. < ĠAYR + ḲĀNŪNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YASA DIŞI
- GAYR-İ-MAHDÛD MÜSTAKÎM ile/||/<> DROITE INDÉFINIE[Fr.] ile/||/<> SINIRSIZ DOĞRU
( matematik )
( DROITE INDÉFINIE )
- GAYRİMAHDUT[Ar. < ĠAYR + MAḤDŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> SINIRSIZ
- GAYRİMAKUL[Ar. < ĠAYR + MAʿḲŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> AKIL DIŞI
- GAYRİMENKUL[Ar. < ĠAYR + MENḲŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TAŞINMAZ
- GAYRİMENKUL | TAŞINMAZ ile/||/<> TAŞINMAZ
( Toplum yararı amacıyla getirilmiş sınırlamalar dışında iyelerine bunları diledikleri gibi kullanma hakkı veren toprak ve yapılar Ev arsa bahçe vb taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı taşınmaz taşınmaz )
( LANDED PROPERTY; REAL ESTATE | IMMOVABLE GOODS, REAL ESTATE )
( PROPRIÉTÉ IMMOBILIÈRE )
( GRUNDEIGENTUM, REALBESITZ )
- GAYRİMEŞRU[Ar. < ĠAYR + MEŞRŪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> YASA DIŞI | EVLİLİK DIŞI
( gayrimeşru çocuk yasa dışı evlilik dışı )
- GAYRİMUAYYEN[Ar. < ĠAYR + MUʿAYYEN] ile/değil/yerine/=/||/<> BELİRSİZ
- GAYRİMÜMKÜN[Ar. < ĠAYR + MUMKİN] ile/değil/yerine/=/||/<> İMKÂNSIZ
- GAYRİMUNTAZAM[Ar. < ĠAYR + MUNTAẒAM] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜZENSİZ
- GAYRİMÜTENAZIR | ASİMETRİK | SİMETRİK OLMAYAN, ASİMETRİK | GAYR-İ MÜTENÂZIR | GAYR-İ MÜTENAZIR | ASYMÉTRİQUE[Fr. < ASYMÉTRIQUE] ile/||/<> ASİMETRİK ile/||/<> BAKIŞIMSIZ
( bakışımsız bakışımsız Bakışımsız genel uygulayım Aralarında ya da iki yanı arasında bakışım olmayan geometrik nesne özdecik ya da işlevlerin niteliği karşılık asimetrik a sız syn ile metron ölçü Bir organ ya da yapının ortasından geçen bir eksene göre iki yanda kaları parçalarının birbirine benzememesi Bakışımlı olmayan geometrik nesne özdecik ya da işlevlerin niteliği Bakışım özelliği olmayan hiçbir noktasına bir çizgisine ya da düzlemine göre bakışımlı olmayan bir nesnenin ya da bir işlevin özelliği botanik kimya a sız syn ile metron ölçü Bir organ ya da yapının ortasından geçen bir eksene göre iki yanda kalan parçaların birbirine benzememesi Asimetrik Bir organ veya yapının ortasından geçen bir eksene göre iki yanda kalan parçalarının birbirine benzememesi asimetrik bakışımsız )
( ASYMMETRICAL )
( ASYMÉTRIQUE )
- GAYRİNİZAMİ[Ar. < ĠAYR + NİẒĀMĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜZENSİZ
- GAYRİSAFİ[Ar. < ĠAYR + ṢĀFĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KARIŞIK (GAYRİSAFİ HASILAT, GAYRİSAFİ MİLLÎ HASILA)
- GAYRİSIHHİ[Ar. < ĠAYR + ṢİḤḤĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAĞLIKSIZ
- GAYRİTABİİ[Ar. < ĠAYR + ṬABĪʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SIRA DIŞI | DOĞA DIŞI
( sıra dışı doğa dışı Acayip bir biçimde )
- GAYRIYET TEMEYYÜZÜ ile/ve/||/<>/> HÜVİYET TEMEYYÜZÜ
- GAYRMADDİ[Ar. < ĠAYR + MĀDDĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> GAYRİMADDİ
( Maddi olmayan )
- GAYRMEMNUN[Ar. < ĠAYR + MEMNŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> GAYRİMEMNUN
( Bulunduğu durumdan yapılan işten memnun olmayan )
- GAYRMESKUN[Ar. < ĠAYR + MESKŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> GAYRİMESKÛN
( Yerleşilmemiş üstünde oturulmayan boş yer )
- GAYRMİLLİ[Ar. < ĠAYR + MİLLĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> GAYRİMİLLÎ
( Millî olmayan )
- GAYRMUSLİM[Ar. < ĠAYR + MUSLİM] ile/değil/yerine/=/||/<> GAYRİMÜSLİM
( Müslüman olmayan kimse )
- GAYRRESMİ[Ar. < ĠAYR + RESMĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> GAYRİRESMÎ
( Devletin koyduğu kurallar dışında kalan )
- GAYRŞAHSİ[Ar. < ĠAYR + ŞAḪṢĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> GAYRİŞAHSİ
( İnsanın kişiliğine ait olmayan kendi dışında olan kişilik dışı )
- GAYUR[Ar. < ĠAYŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> GAYUR
( Gayreti olan gayretli çok çalışkan )
- GAYYA[Ar. < ĠAYYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> GAYYA
( Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun veya derenin adı )
- GAYYA[Ar. < ĠAYYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> GAYYA KUYUSU (GAYYA KUYUSU)
- GAYYA ile/ve/||/<>/> GAYYA KUYUSU
( Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun ya da derenin adı. İLE/VE/||/<>/> İçine düşüldüğünde kolay çıkılamayan dertli, belâlı yer ya da durum. )
- GAYZ[Ar. < ĠAYŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> HINÇ
- GAYZER[Fr. < GEYSER] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYNAÇ
- GAYZER | KAYNAÇ ile/||/<> KAYNAÇ
( Daha çok yanardağ ve deprem yörelerinde görülen belli aralıklarla fışkıran sıcak su kaynağı gayzer Özellikle basınçlı kaynak yapmada kullanılan aygıt )
( GEYSER | WELDING PRESS )
( GEYSER | PRESSE À SOUDER )
( GEISER | AUFSCHWEISSPRESSE )
( GEYSER )
( ΘΕΡΜΟΠΊΔΑΚΑΣ / θερμοπίδακας )
- GAYZER | KAYNAÇ ile/||/<> PINAR
( Daha çok yanardağ ve deprem yörelerinde görülen, belli aralıklarla fışkıran sıcak su kaynağı. @@ bk. gayzer. @@ Özellikle, basınçlı kaynak yapmada kullanılan aygıt. )
( GEYSER | WELDING PRESS~SPRING )
( GEYSER | PRESSE À SOUDER~SOURCE )
( ...~FONS )
( GEISER | AUFSCHWEISSPRESSE~QUELLE )
( GEYSER~SORGENTE )
( ΘΕΡΜΟΠΊΔΑΚΑΣ / θερμοπίδακας~ΠΗΓΉ / πηγή )
- GAYZERİT[Fr. < GEYSÉRITE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYNAÇ TAŞI
- GAZ (KİMYASI) ile/||/<> PLAZMA (KİMYASI)
( )
( Langmuir tarafından 1928 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1881-1957) (Ülke: ABD) (Alan: Kimya, Fizik) (Önemli katkıları: Plazma terimi, yüzey kimyası) (Nobel: 1932) )
- GAZ MOLEKÜLÜNDE:
SICAKLIĞIN YÜKSELMESİ ile/ve/||/<>/> HIZLI HAREKET
( Bir gazın molekülleri, sıcaklık yükseldikçe daha hızlı hareket eder. Bununla birlikte, moleküllerin arasındaki çarpışmasnın şiddeti de artar. Moleküllerin ortalama hızı, mutlak sıcaklğın kare köküyle orantılıdır. )
( Artan sıcaklığın, Güneş'in atasında bulunan hidrojen gazı üzerindeki ilk etkisi, çarpışmalar sonucunda hidrojen moleküllerinin [H2] ayrı ayrı hidrojen atomlarından oluşan bir gaz [H] üretmek üzere parçalanması olmuştur. )
- GAZ SAYACI ile/||/<> HAVA GAZI SAYACI ile/||/<> DOĞAL GAZ SAYACI
- GAZ SOBASI ile/||/<> GAZ YAĞI SOBASI
- GAZ VERMEK" ile/değil/yerine/||/<>/>< "GAZ ALMAK"
- GAZ YAĞI ile/||/<> TAŞ YAĞI
- GAZ ile/||/<> GAS[İng.] ile/||/<> GAZ[Fr.] ile/||/<> GAS[Alm.] ile/||/<> UÇUN
( Özdecikleri ya da öğecikleri erkince devinebilen ve bulunduğu oylumu tam olarak dolduran özdek halleri )
( GAS )
( GAZ )
( GAS )
- GAZ[Fr. < GAZ] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZ YAĞI | GAZ LAMBASI | DOĞAL GAZ
( gaz beton gaz bombası gaz boyaması gaz dedektörü gaz göstergesi gazhane gazışı gazışıl gaz ibiği gaz korozyonu gaz lambası gaz maskesi gaz ocağı gazölçer gaz ölçümü gaz pedalı gaz sayacı gaz sobası gaz taşı gaz türbini gaz yağı gaz yuvarı çürük gaz doğal gaz dökme gaz ham gaz likit gaz otogaz sıvı gaz tam gaz tüp gaz zehirli gaz ara gazı bağırsak gazı bataklık gazı biber gazı egzoz gazı elektron gazı gübre gazı hardal gazı hava gazı hava gazı sayacı kan gazı likit petrol gazı maden gazı sıvılaştırılmış petrol gazı sinir gazı asal gazlar soy gazlar Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğine sahip olan akışkan madde gaz yağı Sindirim borusunda ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması gaz lambası doğal gaz )
- GAZÂ[Ar.] ile/||/<> CİHAD[Ar.]
- GAZA[Ar. < ĠAZĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZA
( İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan kutsal savaş )
- GAZAL[Ar. < ĠAZĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> CEYLAN
- GAZAL ile/||/<> CEYLÂN
( ceylân ceylân anlamdaş gazel Gazella dorcas Çiftparmaklılar Artiodactyla takımının boynuzlugiller Bovidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 110 yüksekliği 60 cm Boynuzları yay gibi ve gözleri iridir Toprak rengindedir Zarif ve çeviktir Eti ve derisi için avlanır Kuzey Afrika ve Batı Asyada çöl ve steplerde yaşar Çift parmaklılar Artiodactyla takımının boynuzlugiller Bovidae familyasından 110 cm kadar uzunlukta 60 cm kadar yükseklikte boynuzları yay gibi ve gözleri iri toprak renginde zarif ve çevik eti ve derisi için avlanan Afrika ve Asyada çöl ve steplerde yaşayan bir memeli türü Gazal )
- GAZANFER ÖZCAN ve/||/<> FECRİ EBCİOĞLU
( )
- GAZAP[Ar. < ĠAŻAB] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖFKE
- GAZAP ile/||/<> ANGER[İng.] ile/||/<> ÖFKE
( Engellenme incinme ya da gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi )
( ANGER )
- GAZÂT-I NECİBE ile/||/<> GAZ NOBLES[Fr.] ile/||/<> ASAL GAZLAR
( kimya )
( GAZ NOBLES )
- GAZE[Fr. < GAZ | FR. < GAZE] ile/||/<> GAZ ile/||/<> GAZ[Fr. < GAZ | FR. < GAZE]
( Bir özdeğin moleküllerinin özgürce ötelenme devinimi yapabildikleri sınır yüzeyi olmayan evre coğrafya fizik jeoloji Boşlukta özgence devinebilen moleküllerden oluşmuş özdek )
( GAS )
( GAZ | GAZE )
( GAS )
- GAZE[Fr. < GAZE] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZ
( gaz bezi Gazze de dokunan ince ve çok seyrek keten bez )
- GAZEBO[İng. < GAZEBO] ile/değil/yerine/=/||/<> KAMERİYE
- GAZEKİ ile/||/<> KISA CEKET, CEPKEN
( kısa ceket cepken Yerel ağızlarda kazeki olarak da geçer Kökenini bilmiyoruz )
- GAZEL[Ar. < ĠAZEL] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZEL
( gazel damarı perde gazeli Divan edebiyatında beyit arasında değişen ilk beytinin dizeleri birbiriyle sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı genellikle lirik konularda yazılan nazım biçimi Klasik Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sazlardan birinin eşliğinde söylenen söyleyenin ses gücünü göstermesine de olanak veren müzik eseri )
- GAZELHAN ile/||/<> GAZELHAN[Ar. < GAZEL + FARS. < -HVÂN]
( İsi Tiy islâm ülkelerinde şiir okuyucu özellikle bestelenmiş şiirler okuyan İslam tiyatrosunda bestelenmiş şiir okuyanlara verilen ad )
- GAZELHVAN[Ar. < ĠAZEL + Fars. -ḪVĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZELHAN
( Gazel okuyan gazel söyleyen kimse )
- GAZELİYYAT[Ar. < ĠAZELİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZELİYAT
( Bir şairin divanında bulunan gazeller bölümü )
- GAZETE/GAZZETTA[İt. < GAZZETTA] ile/||/<> MAGAZİN/MAGAZİNE[Fr. < MAGAZINE]
( ayaklı gazete e gazete elektronik gazete akşam gazetesi bayram gazetesi bulvar gazetesi duvar gazetesi fısıltı gazetesi pandispanya gazetesi radyo gazetesi Politika ekonomi kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın ceride Bu yayının yönetildiği hazırlandığı basıldığı yer )
- GAZETE OKUMAK ile/ve/<>/||/değil/yerine KİTAP OKUMAK
- GAZETE ile/ve/||/<> RESMÎ GAZETE
- GAZETECİ/LİK ile/ve/değil/||/<> YAZAR/LIK
- GAZETECİLİK ile/ve/||/<>/>< YAZIN
- GAZEUSE[Fr. < GAZEUSE] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZOZ
( gazozağacı Meyve esansı şeker ve karbon asidi ile yapılan basınçlı hava ile şişelere doldurularak hazırlanan içecek )
- GAZEVİ[Ar. < ĠAZEVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KAZEVİ
( Saz veya kamıştan örülmüş büyük kulpsuz sepet )
- GAZHANE[Fr. < GAZ + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZHANE
( Hava gazı üretilen veya depolanan yer )
- GAZİ[Ar. < ĠĀZĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZİ
( malul gazi Savaştan sağ olarak dönen kimse Olağanüstü yararlıklar göstererek düşmanı yenen komutanlara devlet tarafından verilen onur ünvanı İslam dini ve vatan uğruna düşmanla savaşan ve şehit olmadan dönen kimse )
- GAZİ ile/||/<> HAYRİYE ALTINI
( Hayriye altını 1 Müslümanlarda düşmana karşı savaşa giden kimse 2 Savaşta üstün başarı gösteren Müslüman hükümdarlara ve komutanlara verilen en yüksek san Gazi Sultan Murat Gazi Mustafa Kemal Paşa )
- GAZİANTEP | ANTEP ile/||/<> GAZİANTEPLİLİK | ANTEPLİLİK
( Antep fıstığı Antep işi )
- GAZİFİKASYON | GAZLAŞTIRMA ile/||/<> GAZLAŞTIRMA
( Katı özdekleri kimyasal tepkimeler sonucu gaz özdeklere dönüştürme Bu terim daha çok kömürden CO H2 CH4 gibi gazların üretimi için kullanılır kimya Bileşiminde karbon bulunan katı ya da sıvı özdeklerin bütünüyle yanıcı gaz durumuna dönüştürülmesi işlemi )
( GASIFICATION | LIQUEFACTION )
( GAZÉIFICATION | LIQUÉFACTION )
( VERGASUNG | VERFLÜSSIGUNG )
( GASSIFICAZIONE )
( ΑΕΡΙΟΠΟΊΗΣΗ / αεριοποίηση )
- GAZİNO[İt. < CASINO] ile/||/<> ...
( yemek yenilen gösteri ve oyun sergilenen eğlence yeri büyük kahvehane ve birahane İtal casino )
( CASINO )
- GAZLI BEZ ile/||/<> GAZ BEZİ
- GAZLI BEZ ile/||/<> GAZLI İÇECEK
( Gazı olan veya gaz bulaşmış olan )
- GAZOGENE[Fr. < GAZOGÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZOJEN
( Sıvı veya katı yakıtı hava oksijen etkisiyle gazlaştırmaya yarayan araç )
- GAZOLİN/GAZOLİNE[Fr. < GAZOLINE] ile/||/<> HİDROKARBON/HYDROCARBONE[Fr. < HYDROCARBONE] ile/||/<> NEFT/NEFT[Fars. < NEFT] ile/||/<> PARAFİN/PARAFFİNE[Fr. < PARAFFINE] ile/||/<> NAFTA/NAPHTHA[İng. < NAPHTHA] ile/||/<> PENTAN/PENTANE[Fr. < PENTANE]
( Ham petrolün ilk damıtılmasında ayrılan çok uçucu hafif akaryakıt )
- GAZOLİNE[Fr. < GAZOLINE] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZOLİN
( Ham petrolün ilk damıtılmasında ayrılan çok uçucu hafif akaryakıt )
- GAZOMETRE | GAZÖLÇER ile/||/<> GAZÖLÇER
( fizik Gazların oylumunu yoğunluğunu vb ölçmeye yarayan aygıt kimya gazölçer )
( GASOMETER | ANEMOMETER )
( GAZOMÈTRE | ANÉMOMÈTRE )
( WINDMESSER )
( GASOMETRO )
( ΑΕΡΙΌΜΕΤΡΟ / αεριόμετρο )
- GAZOMETRE | GAZÖLÇER ile/||/<> YELÖLÇER
( fizik: Gazların oylumunu, yoğunluğunu vb. ölçmeye yarayan aygıt. @@ (kimya) @@bk. gazölçer. )
( GASOMETER | ANEMOMETER~ANEMOMETER )
( GAZOMÈTRE | ANÉMOMÈTRE~ANÉMOMÈTRE )
( WINDMESSER~WINDMESSER | ANEMOMETER, WINDMESSER )
( GASOMETRO~ANEMOMETRO )
( ΑΕΡΙΌΜΕΤΡΟ / αεριόμετρο~ΑΝΕΜΌΜΕΤΡΟ / ανεμόμετρο )
- GAZOMETRE[Fr. < GAZOMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZOMETRE
( Gazların toplanması belirli basınç altında dağıtılması için kullanılan depo gazölçer )
- GAZOMETRİ[Fr. < GAZOMÉTRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZ ÖLÇÜMÜ
- GAZVE[Ar. < ĠAZVE] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZVE
( Arap aşiretleri arasında yapılan savaş Din uğruna yapılan savaş )
- GAZZETTA[İt. < GAZZETTA] ile/değil/yerine/=/||/<> GAZETE
( ayaklı gazete e gazete elektronik gazete akşam gazetesi bayram gazetesi bulvar gazetesi duvar gazetesi fısıltı gazetesi pandispanya gazetesi radyo gazetesi Politika ekonomi kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın ceride Bu yayının yönetildiği hazırlandığı basıldığı yer )
- GC ile/||/<> HPLC ile/||/<> TLC ile/||/<> CE
( Ayırma için kullanılan kromatografik yöntemler. )
( Formül: Rs = 2(t₂-t₁)/(w₁+w₂) )
- GEBE | HAMİLE ile/||/<> HAMİLE[Ar. < HÂMİLE]
- GEBE ile/||/<> İKİ CANLI
- GEBELİK BELİRTİLERİ ile/ve/değil/||/<> ÂDET BELİRTİLERİ
- GEBELİK TESTİ ile/||/<> DIŞ GEBELİK ile/||/<> YALANCI GEBELİK
( Gebe olma durumu hamilelik Döllenme ile doğum arasında geçen süre Minnet altında kalma )
- GEBELİK ile/ve/||/<>/> EBELİK
( Ben/sen. İLE/VE/||/<>/> Ben/o. )
- GEBE/LİK ve/||/<> GEBERMEK[< KABARMAK/GABARMAK]
(
)
- GEBEŞ ile/||/<> ...
( karnı şiş olan bodur ve şişman gebe ş küçültme eki )
- GEBR[Fars. < GEBR] ile/değil/yerine/=/||/<> GÂVUR
( gâvur baklası gâvur eziyeti gâvur icadı gâvur inadı Moskof gâvuru Dinsiz kimse Müslüman olmayan kimse Merhametsiz acımasız olan İnatçı olan )
- GEBRE OTU/KAPARİ[Yun. < ] ile/||/<> GEBRE OTU/KEBERE[Lat. < ]
- GEBRE ile/||/<> ...
( çok yıllık dikenli ak çiçekli bir çalı Capparis spinosa Ağızlarda kapari olarak da geçer R κάπαρη )
( ΚΆΠΑΡΗ / κάπαρη )
- GEBRE ile/||/<> ...
( atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese Kürtçede gebre gant pour nettoyer les chevaux olarak kullanılır Sırpça djebra Türkçeden alınmıştır Skok EtRj 1 477 )
- GEBRE[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> GEBRE
( gebre otu Gebre otunun yeşilken toplanıp salamurası ve turşusu yapılan yemişi )
- GEÇ!:
EMİR VERMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< DÜŞÜNCESİNİ/İSTEĞİNİ DÜMDÜZ SÖYLEMEK
( Bazı/çoğu (bilgisiz/görgüsüz) kişi/ler, bazen/çoğunlukla kendini, herkesin/herşeyin merkezinde "görenler"/zannedenler, başkalarına söylediklerini, emir olarak değil zihninde ne varsa, hiçbir dilbilgisine sahip olmadan ya da uymadan, kabalıkla söyler. Bunu görür görmez, anladığımız anda, üstlerine fazla gitmemek ve bunları karıştırmamak gerekir. [Bazen de hadlerini bildirmek gerekiyorsa bildirilebilir tabii.] )
- GEÇ KALMIŞLIK ile/ve/||/<> GERİ DÖNÜLEMEZLİK
- GEÇDOĞAN ile/||/<> ER GEÇ
( Belirli zamandan sonra olan Kararlaştırılan beklenen veya alışılan zamandan sonra erken karşıtı )
- GECE BEKÇİSİ ile/||/<> YATAKÇI
( yatakçı )
- GECE:
BUBAŞ ile/ve/||/<>/> ARABAŞ ile/ve/||/<>/> OBAŞ
( Çay içilip çerez yenen akşam saati. İLE/VE/||/<>/> Yatmadan önceki zaman dilimi. İLE/VE/||/<>/> Gecenin sabaha yakın olan bölümü, sahur vakti. )
- GECE KÖRLÜĞÜ ile/||/<> GECE KÖRLÜĞÜ
( Doğal ya da sonradan olma nedenlerle görme gücünün geceleri ya da ışığın az olduğu zamanlarda yetersiz oluşu Genel olarak retinsiz pigmentoza ve A vitamini yetersizliğinin yarattığı ciddî göz hastalıklarının belirtisi sayılır Gözün karanlığa uymasında beliren güçlü bir yetersizlik Karanlıkta görme yeteneğinin kaybedilmesi ve aydınlık bir ortamdan karanlığa geçildiğinde gözün geç uyum sağlaması hemeralopi niktalopi A vitamini yetersizliği ve ilerleyici retina atrofisine bağlı olarak biçimlenir )
( NIGHT BLINDNESS | NIGHT-BLINDNESS, HEMERALOPIA | BLIND SPOT | DALTONISM )
( HÉMÉRALOPIE (CÉCITÉ SCOTOPIQUE) | TACHE AVENGLE | ACHROMATOPSIE )
( HEMERALOPIE (NACHTBLINDHEIT) | BLINDE FLECK | FARBENBLINDHEIT )
( PUNCTUM, CAECUM )
( CECITÀ NOTTURNA )
( ΝΥΚΤΑΛΩΠΊΑ / νυκταλωπία )
- GECE KÖRLÜĞÜ ile/||/<> KARAĞI ile/||/<> TAVUKKARASI
- GECE KÖRLÜĞÜ ile/||/<> KÖR NOKTA ile/||/<> RENK KÖRLÜĞÜ
( Doğal ya da sonradan olma nedenlerle görme gücünün geceleri ya da ışığın az olduğu zamanlarda yetersiz oluşu. (Genel olarak retinsiz pigmentoza ve A vitamini yetersizliğinin yarattığı ciddî göz hastalıklarının belirtisi sayılır.) @@ Gözün karanlığa uymasında beliren güçlü bir yetersizlik. @@ Karanlıkta görme yeteneğinin kaybedilmesi ve aydınlık bir ortamdan karanlığa geçildiğinde gözün geç uyum sağlaması, hemeralopi, niktalopi. A vitamini yetersizliği ve ilerleyici retina atrofisine bağlı olarak biçimlenir. )
( NIGHT BLINDNESS | NIGHT-BLINDNESS, HEMERALOPIA | BLIND SPOT | DALTONISM~BLIND SPOT~DALTONISM | COLOR BLINDNESS, ACHROMATOPSIA | COLOR BLINDNESS | COLOR BLINDNESS, DALTONISM )
( HÉMÉRALOPIE (CÉCITÉ SCOTOPIQUE) | TACHE AVENGLE | ACHROMATOPSIE~TACHE AVENGLE~ACHROMATOPSIE | ACHROMTOPSIE | DALTONISME )
( PUNCTUM, CAECUM~PUNCTUM,CAECUM | PUNCTUM CAECUM, PUNCTUM: NOKTA; CAECUS: KÖR~... )
( HEMERALOPIE (NACHTBLINDHEIT) | BLINDE FLECK | FARBENBLINDHEIT~BLINDE FLECK~FARBENBLINDHEIT )
( CECITÀ NOTTURNA~PUNTO CIECO~DALTONISMO )
( ΝΥΚΤΑΛΩΠΊΑ / νυκταλωπία~ΤΥΦΛΌ ΣΗΜΕΊΟ / τυφλό σημείο~ΑΧΡΩΜΑΤΟΨΊΑ / αχρωματοψία )
- GECE UYKUSU ile/ve/||/<> GÜNDÜZ (ÖĞLE) UYKUSU/KAYLÛLE[Ar.]
- GECE YANIĞI ile/||/<> ŞARBON
( hlk Şarbon )
- GECE ve/||/<> ÇÖL
( İç. VE Dış. )
- GECE ile/||/<> TÜN
( tünaydın gün tün eşitliği )
- GECEKONDU | KONDU ile/||/<> GECEKONDUCU | KONDUCU ile/||/<> GECEKONDUCULUK | KONDUCULUK
- GEÇENLERDE ile/||/<> GEÇENDE
- GEÇER AKÇE ile/||/<> GEÇMEZ AKÇE ile/||/<> KALP AKÇE ile/||/<> YEDEK AKÇE ile/||/<> ZÜYUF AKÇE ile/||/<> GÜVENCE AKÇESİ ile/||/<> İHTİYAT AKÇESİ ile/||/<> KAN AKÇESİ ile/||/<> PEY AKÇESİ ile/||/<> TEMİNAT AKÇESİ
( Küçük gümüş para Her tür madenî para akça II )
- GEÇERLEME ile/||/<> GEÇERLEME
( Bir ölçme aracının geçerlik derecesini belirtme işlemi Bir ölçme aracı ya da ölçümün konusuna uygunluğunu ve her türlü dizgeli dizgesiz yanılgıdan arınmışlığını gösterme )
( VALIDATION | VALID | RELIABILITY | RELEVANCE )
( VALIDATION | VALIDE | RELIABILITÉ | ACCORD )
( KONGRUENZ, ÜBEREINSTIMMUNG )
( VALIDATIO )
( VALIDAZIONE )
( ΕΠΙΚΎΡΩΣΗ / επικύρωση )
- GEÇERLEME ile/||/<> GEÇERLİ ile/||/<> GÜVENİRLİK ile/||/<> UYGUNLUK
( Bir ölçme aracının geçerlik derecesini belirtme işlemi. @@ Bir ölçme aracı ya da ölçümün konusuna uygunluğunu ve her türlü dizgeli, dizgesiz yanılgıdan arınmışlığını gösterme. )
( VALIDATION | VALID | RELIABILITY | RELEVANCE~VALID | CURRENT~RELIABILITY~RELEVANCE | CONFORMITY | CONCORD AGREEMENT | CONCORD, CONCORDANCE, AGREEMENT )
( VALIDATION | VALIDE | RELIABILITÉ | ACCORD~VALIDE~RELIABILITÉ~ACCORD | ACCORD, CONCORDANCE )
( VALIDATIO~...~...~... )
( KONGRUENZ, ÜBEREINSTIMMUNG~GÜLTIG~ZUVERLÄSSIGKEIT~KONGRUENZ, ÜBEREINSTIMMUNG | KONGRUENZ, ÜBEREINSTIMMUNG, KONKORDANZ )
( VALIDAZIONE~VALIDO~AFFIDABILITÀ~CONFORMITÀ )
( ΕΠΙΚΎΡΩΣΗ / επικύρωση~ΈΓΚΥΡΟΣ / έγκυρος~ΑΞΙΟΠΙΣΤΊΑ / αξιοπιστία~ΣΥΜΦΩΝΊΑ / συμφωνία )
- GEÇERLİ DURUM ile/||/<> GEÇERLİ OY
( Yürürlükte olan uygulanan meri muteber Beğenilen tutulan )
- GEÇERLİ/MERİ[Ar. < MERʿĪ] ile/||/<> YÜRÜRLÜK/MERİYET[Ar. < MERʿİYYET]
- GEÇERLİ ile/||/<> GEÇERLİ
( Temel alınan ölçütle bağlılaşma oranı yüksek olduğu için ölçmesi gereken özelliği ya da özellikleri gerçekten ölçebilme durumunda olan test )
( VALID | CURRENT )
( VALIDE )
- GEÇERLİ ile/ve/||/<> İŞLEYEN
- GEÇERLİK ile/ve/değil/||/<>/> GEÇERLİLİK
- GEÇERLİLİK ve/||/<> TUTARLILIK ve/||/<> TARİHSELLİK
- GEÇERSİZ ile/||/<> GEÇERSİZ
( ILLEGAL | INVALID )
- GEÇGEÇ ile/||/<> GELGEÇ ile/||/<> YEREGEÇEN ile/||/<> YOLGEÇEN HANI ile/||/<> GENELGEÇER ile/||/<> ÇOK GEÇMEDEN ile/||/<> ÖDEGEÇ ile/||/<> SERDENGEÇTİ ile/||/<> VAZGEÇMEK
( Bir yerden başka bir yere gitmek Bir yandan girip diğer yandan çıkmak Yol araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek Bir duruma uğramak konu olmak Okulda sınavda başarı göstermek Ömür yaşamak Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak Olmak vuku bulmak cereyan etmek Bulaşmak sirayet etmek Herhangi bir durum soya çekim yoluyla birinde görünmek Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek Bir yeri aşmak öbür yana ulaşmak Yerini bırakıp başka yer almak Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak Etki yapmak işlemek Görev almak Kalmak devrolmak Geride bırakmak aşmak Tükenmek bitmek sona ermek Üstünlük sağlamak Söylemeden veya bitirmeden atlamak Zamanı aşmak geride bırakmak Zaman tükenmek Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek çalmak veya söylemek Birinden meşk etmek Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek Ateş vb sönmek Yazılmak girmek Sürümü olmak satılmak Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak Kullanımda olmak tedavülde olmak Kabul edilemez olmak Bırakmak vazgeçmek Bir yere gidip oturmak Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak Sıyrılmak kurtulmak işin içinden çıkmak Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar Çekiştirmek yermek )
- GEÇİCİ ATEŞKES ile/ve/değil/yerine/||/<> BARIŞ
- GEÇİCİ ÇÖZÜM ile/ve/değil/||/<>/< ARA ÇÖZÜM
- GEÇİCİ İŞÇİLİK ile/||/<> MEVSİMLİK İŞÇİLİK ile/||/<> EL İŞÇİLİĞİ ile/||/<> FİKİR İŞÇİLİĞİ ile/||/<> GECE İŞÇİLİĞİ
( İşçi olma durumu Yaptığı iş karşılığı işçiye verilen ücret El emeğiyle yapılan bir işteki işleme niteliği )
- GEÇİCİ PASAPORT ile/||/<> KIRMIZI PASAPORT ile/||/<> PEMBE PASAPORT
- GEÇİCİ TEMİNAT ile/||/<> GEÇİCİ GÜVENCE
( geçici güvence )
- GEÇİCİ/ÖN YARGI ile/ve/||/<>/> YARGI
- GEÇİCİ ile/||/<> GEÇİCİ
( TEMPORARY | TENTATIVE )
- GEÇİCİLİK ile/||/<> MUVAKKATLİK
- GEÇİCİ/LİK ile/ve/||/<> (")UÇUCU/LUK(")
- [ne yazık ki]
(")GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET(") =/||/> ADÂLETSİZLİK
- GECİKME | RÖTAR[Fr. < RETARD] ile/||/<> ...
( RETARD )
- GECİKME/RÖTAR[Fr. < RETARD] ile/||/<> GECİKME/TEEHHÜR[Ar. < TEʾAḪḪUR]
- GECİKMELİ | RÖTARLI ile/||/<> GECİKMESİZ | RÖTARSIZ
- GECİKTİRME | ALIKOYMA/TAVİK[Ar. < TAʿVĪḲ] ile/||/<> ERTELEME | GECİKTİRME/TEHİR[Ar. < TEʾḪĪR]
( geciktirme alıkoyma )
- GECİKTİRME ile/||/<> GECİKTİRME
( DELAY )
- GEÇİLEMEZ ile/ve/değil/||/<>/< GEÇİŞTİRİLEMEZ
- GEÇİM DERDİ ile/||/<> GEÇİM DÜNYASI ile/||/<> GEÇİM KAPISI ile/||/<> GEÇİM SIKINTISI ile/||/<> GEÇİM YOLU ile/||/<> GEÇİM ZORLUĞU ile/||/<> ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ
( Geçinmek işi maişet Anlaşma uyum )
- GEÇİM SIKINTISI ile/||/<> GEÇİM DARLIĞI
( geçim darlığı )
- GEÇİM ile/||/<> GEÇİM
( Eskiden düşman silahlarının etkisinden korumak için atlara giydirilen zırh Yaşamak için gerekli araçları sağlama işi geçim darlığı hlk Eyer örtüsü geçim kecim eyer örtüsü çaprak kıçım kicim une chabaque housse kecim Satteldecke Schabracke Moğolca kecim Türkçeden alınmıştır kedim ked giymek Ramstedt KSz 15 148 KWb 222b Türkçeden Farsça Rusça gibi komşu dillere de geçmiştir Farsça geyim biçimi de Türkçeden alınmıştır Doerfer TMEN 1726 )
( LIVING, COST OF LIVING )
( KICIM )
( KECIM[Sag.]~KIÇIM[Yak.] )
- GEÇİMSİZ/LİK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< SEVGİSİZ/LİK
- GEÇİNME ENDEKSİ ile/||/<> BK. TÜKETİCİ FİYAT DİZİNİ
( tüketici fiyat dizini )
- GEÇİRGEN ile/ve/||/<> SAYDAM
( İçinden madde ya da enerjinin (sıvı, gaz, ışık, ses) bir bölümünün geçmesine izin veren niteliktir; ne geçtiği bağlama göre değişir, süzgeç kâğıdı suya geçirgendir. @@ Özellikle görünür ışığı, arkasını net görebileceğimiz biçimde bozmadan geçiren niteliktir; cam saydamdır. İkincisi ilkinin özel bir hâlidir: her saydam nesne ışığa geçirgendir ama her geçirgen nesne (süzgeç gibi) saydam değildir. )
- GEÇİRGENLİK | GEÇİT TÖRENİ ile/||/<> GEÇİRİMLİLİK | GEÇİT RESMİ ile/||/<> GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ | GEÇİŞ ÖNCELİĞİ ile/||/<> GEÇİM SIKINTISI | GEÇİM DERDİ | GEÇİM ZORLUĞU
- GEÇİRMEK ile/ve/değil/||/<>/< ULAŞTIRMAK
- GEÇİŞ DURUMU ile/||/<> ARA ÜRÜN
( TS maksimum enerji hayali frekans, ara ürün minimum gerçek. )
( Formül: Saddle İLE minimum )
- GEÇİŞ | GEÇİT | PASAJ ile/||/<> PASAJ ile/||/<> ALT KÜLTÜR
( alt kültür Kültür mikroorganizmalarının taze bir besi yeri ortamına aktarma işlemi )
( SUB-CULTURE, PASSAGE )
( PASSAGE )
- GEÇİŞ HAKKI ile/||/<> GEÇİŞ ÖNCELİĞİ ile/||/<> GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ ile/||/<> DİKEY GEÇİŞ ile/||/<> ÜST GEÇİŞ ile/||/<> YATAY GEÇİŞ ile/||/<> DENİZ GEÇİŞİ
( Geçmek işi Herhangi bir durumdaki değişme intikal Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama )
- GEÇİŞ METALİ ile/||/<> ANA GRUP METALİ
( Geçiş d orbitalli, ana grup s/p orbitalli metaldir )
( Formül: Fe İLE Cr İLE Na İLE Al )
- GEÇİŞ METALİ ile/||/<> İÇ GEÇİŞ METALİ
( d-blok ögeleri. İLE/||/<> f-blok ögeleri. )
- GEÇİŞ | YAYILIM | DİFÜZYON ile/||/<> DİFÜZYON ile/||/<> IŞIK DAĞILMASI
( ışık dağılması yayılma Moleküllerin ya da iyonların yüksek konsantrasyonlu bir alandan düşük konsantrasyonlu alana geçişleri Moleküllerin veya iyonların hareket enerjileriyle çok yoğun ortamdan az yoğun ortama hareket etmesi Molekül iyon gibi taneciklerin yüksek yoğunluklu bir alandan düşük yoğunluktaki bir alana doğru net akışı Derişim farkı artışı moleküllerin küçük oluşu difüzyon bölgesinin yüzey alanının büyük olması ısı artışı gibi faktörler difüzyon hızını artırır )
( DIFFUSION )
( DIFFUSION )
( DIFFUSION )
- GEÇİŞ ile/ve/değil/||/<>/< EŞİK
- GEÇİŞ ile/ve/||/<> KIRILIM
- GEÇİŞ ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK
- GEÇİŞİM | OZMOZ ile/||/<> OZMOZ ile/||/<> OZMOZ[Fr. < OSMOSE]
( Yarı geçirici zarlardan suyun veya bir çözeltinin az yoğun çözeltiden çok yoğun tarafa geçmesi Geçişme Yarı geçirgen bir zar varlığında su moleküllerinin yüksek konsantrasyonlu çözelti tarafına geçmesi )
( OSMOSIS )
( OSMOSE )
( OSMOSE )
- GEÇİŞKEN/LİK ile/ve/||/<> İLİŞKİLİ/LİK
- GEÇİŞLİ ile/ve/||/<> İLİŞKİSEL ile/ve/||/<> KESİŞİMSEL
- GEÇİŞLİLİK ile/||/<> TERCİHLERDE GEÇİŞLİLİK
( tercihlerde geçişlilik )
- GEÇİŞME | GEÇİŞİM/HULUL[Ar. < ḤULŪL] ile/||/<> GEÇİŞME | GEÇİŞİM/OZMOZ[Fr. < OSMOSE]
( Gelme gelip çatma Bir şeyin içine işleme içine sinme nüfuz etme Tanrı nın herhangi bir bedene ve eşyaya girip görünür duruma geldiğini onların suretine girdiğini kabul etme geçişme geçişim )
- GEÇİŞTİRMEK ile/ve/||/<> ATLAMAK
- GEÇİT HAKKI ile/||/<> GEÇİT RESMİ ile/||/<> GEÇİT TÖRENİ ile/||/<> ALT GEÇİT ile/||/<> HEMZEMİN GEÇİT ile/||/<> KIRKGEÇİT ile/||/<> RESMİGEÇİT ile/||/<> TÜP GEÇİT ile/||/<> ÜST GEÇİT ile/||/<> TURNAGEÇİDİ ile/||/<> YAYA GEÇİDİ ile/||/<> YER GEÇİDİ
( Geçmeye yarayan yer geçecek yer İki dağ arasında dar ve uzun yol argıt derbent )
- GECKO ile/||/<> LOTUS ile/||/<> VELCRO
( Biyolojik sistemlerin taklit edilmesi. )
( Formül: Süperhidrofobik θ > 150° )
- GEÇME, BAĞLANTI | NOKTALAMA ile/||/<> NOKTALAMA
( Sinema Bir filmin çekim görünçlük ayrım bölüm gibi çeşitli bölünmelerini birbirinden ayırmada kullanılan yöntemlerin tümü Bunların başlıcaları kesme zincirleme kararmaaçılma silinme silinmeli kararma ve açılma noktalı kararma ve açılma yıldırım geçişidir Yazının daha iyi anlaşılması için belirli işaretlerin gereken yerlerde kullanılması Nokta virgül noktalı virgül iki nokta sıra noktalar ünlem işareti soru işareti çizgi kısa uzun işareti tırnak işareti ayraç köşeli ayraç çengel paragraf işareti vb Bir cümlenin başlıca parçalarını ve tümcelerini birbirinden ayırmak için virgül noktalı virgül tırnak nokta gibi işaretleri kullanma ki KUVVETLİ NOKTALAMA P forte ve ZAYIF NOKTALAMA P faible diye ikiye ayrılır Yazıda okumayı kolaylaştırmak için birtakım işaretlerin kullanılması Nokta virgül noktalı virgül iki nokta ünlem işareti soru işareti üç nokta düzeltme işareti tırnak ayraç gibi )
( PUNCTUATION )
( PONCTUATION )
( FILMISCHE ZEICHENSETZUNG, ÜBERGANG, SZENENÜBERGANG | INTERPUNKTION, SATZZEICHENSETZUNG )
- GEÇME, YÜRÜME | GEÇİŞ ile/||/<> GEÇİŞ
( Sinema Filmin çeşitli sinema aygıtlarının düzeneğinde ileriye ya da geriye doğru düzenli devinimi özellikle filmin alıcı ya da gösterici penceresi önünde devinimi Bir veri kümesi üzerinde bir kez uygulanan iş dönemi B gibi bir deyimdeki A nın belli bir geçişi B nin A biçiminde olan belli bir bölümü demektir Örn ABCAABCdeyiminde AB deyiminin 2 ncigeçişi ABCAABC deyiminin 5 nci ile 6 ncı üyelerinden oluşan AB biçimindeki bölümü demektir Resim Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton Bir durum evre ya da biçimden ötekine niteliksel değişim 1 fizik kimya Türlü etkenler yüzünden dizgenin bir nicem durumundan başka bir nicem durumuna atlaması 2 metalbilim Bir durumdan başka bir duruma ya da bir biçimden başka bir biçime geçme olayı 3 bilişim Karışık bir işlemin bir basamağını oluşturan temel işlemin uygulanması için verilerin elektronik hesap aygıtından geçirilmesi 4 gökbilim Bir gökcisminin gözlemcinin gözü ile başka bir gökcisminin ya da belirli bir bakış doğrultusunun arasına girdiği an 5 sinema Bir gösterinin sürekliliğini sağlamak üzere iki gösterici kullanıldığında birinci göstericideki makara sona ererken ara vermeksizin öbür göstericide hazır bulunan makarayı göstermeye başlama Çeşitli etkenler yüzünden dizgenin bir nicem durusundan başka bir nicem durusuna atlaması Bir öğecik eksiciğinin ya da bir çekirdeğin uyarılmış bir halden daha düşük erkeli kararlı bir hale dönmesi ya da bunun tersi olay geçişler belli tutarda erke salımı ya da erke soğurumu ile olur Hakkın bir kişiden başkasına geçmesi Seyircilerin yerlerine gitmeleri için seyir yerinde bulunan geçiş yeri Trapez cambazının bir trapezden ötekine geçip taşıyıcıya tutunması taşıyıcıdan yine kendi trapezine geçmesi Geçişin üç evresi vardır kaçış akrobatik takla ve düşmeden trapezi yakalama 1 Bağırsakların boşalması 2 Bir yerden diğer bir yere hareket etme 3 Katater prop gibi bir aletin bir kanalın içinden geçmesi )
( DRIVE, FILM DRIVE (ADVANCE, TRANSPORT, RUN, MOVEMENT, TRAVEL), ADVANCE, FEED, TRANSPORT, RUN, MOVEMENT (OF THE FILM), TRAVEL, PULLDOWN | PASS, RUN | OCCURRENCE | TRANSITION | 1,2. TRANSITION, 3. PASSING, 4. PASSAGE, 5. CHANGE-OVER )
( ENTRAÎNEMENT, DÉFILEMENT, DÉROULEMENT, PASSAGE, MOUVEMENT, DÉPLACEMENT (DU FILM) | PASSE | OCCURRENCE | PASSAGE | TRANSITION | 1,2. TRANSITION; 3,4. PASSAGE; 5. DÉFILEMENT )
( FILMTRANSPORT, FILMVORSCHUB, FILMFORTSCHALTUNG, FILMLAUF, BEWEGUNGSABLAUF (DES FILM) | VORKOMMEN | ÜBERGANG | QUANTENSPRUNG | DURCHGANG | PASS )
- GEÇME ile/||/<> GEÇMEK
( Sinem Bir gösterimin sürekliliğini sağlamak üzere iki gösterici kullanıldığında birinci göstericideki makara sona ererken ara vermeksizin ikinci makarayı göstermeye başlama Bir ışınımın içindeki tek renkli ışınların frekansları devir sıklıkları değişmeksizin bir ortamdan geçmesi geçiş 5 İki tahtanın erkek ve dişi kısımlarının yardımıyla birbirlerine tutturulması Oklubalı İnönü Eskişehir Aksaray Niğde )
( CHANGE-OVER | TRANSMISSION | PASS )
( PASSAGE | TRANSMISSION )
( ÜBERBLENDUNG, ÜBERBLENDEN, ÜBERBLENDER | DURCHLASSUNG (TRANSMISSION) )
- GEÇMEDİ" ile/ve/||/<>/> DUVARA TOSLAMIŞ O ZAMAN
- GEÇMEK/GEÇKİN ile/ve/||/<> AŞMAK/AŞKIN
- GEÇMİŞ İNANÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GEÇMİŞİN KOŞULLARI
- GEÇMİŞ ile/ve/değil/||/<> GELENEK
- GEÇMİŞE SAPLANMAMAK ve/||/<> GELECEĞE ODAKLANMAMAK
- GEÇMİŞE YÜRÜMEZLİK/TEK YÖNDE DEĞİŞİM ile/ve/=/||/<> TERSİNEMEZLİK
- GEÇMİŞİ:
AYDINLATMAK ile/ve/||/<>/> ANLAMAK
( Tarih uzmanlarınca. İLE/VE/||/<>/> Her bir kişi, düşünür ve felsefe uzmanlarınca. )
- GEÇMİŞİ KINALI ile/||/<> GEÇMİŞİ KANDİLLİ
- GEÇMİŞİ "UNUTMAK" ile/ve/||/<> YARINI "ANIMSAMAK"
- GEÇMİŞSEVERLİK ile/||/<> GEÇMİŞ ZAMAN ile/||/<> GEÇMİŞİ KANDİLLİ ile/||/<> GEÇMİŞİ KINALI ile/||/<> GELMİŞ GEÇMİŞ ile/||/<> ÖZ GEÇMİŞ
( Geçme işini yapmış Zaman bakımından geride kalmış Çürümeye yüz tutmuş Bugüne göre geride kalmış olan zaman mazi Arkada kalan hayat dün cemaziyelevvel Birinin ölmüş ana baba ve yakınları )
- GEÇMİŞTEKİ (BAZI DURUMLARI) UNUTMAMAK ile/ve/değil/fakat/||/<>/> SAPLANIP KALMAMAK
- GEDA[Fars. < GEDĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> DİLENCİ | YOKSUL
( dilenci yoksul )
- GEDİK ile/||/<> GEDİK
( 1 Büyük kurumlarda ve saraylarda sayıları belli ve değişmez hizmet yerleri görev ve ayrıcalıkları 2 Esnafa zanaatlarını uygulayabilmeleri için verilen izin ya da ayrıcalık belgesi 1 Kitaplıktaki dermede doldurulması beklenen boşluk ya da boşluklar 2 Kaynakçada özellikle geri dönüşlü çalışmalarla doldurulması gereken boşluk ya da boşluklar Bıçak gibi kesici aygıtların ağız kısımlarında zamanla ortaya çıkan çentikler Zeyve Söğüt Bilecik 1 gap Bir düzey üstündeki yıkık çatlak veya aralık 2 Osmanlı İmparatorluğunda 18 yüzyılın başlarında İstanbulda mal ve hizmet gereksinimlerinin karşılanmasında oluşan istemsunum dengesizliğini gidermek amacıyla belirli bir zenaat ya da ticareti yapabilmek için devletçe verilen ayrıcalık ve bu ayrıcalık karşılığında alınan bir tür vergi Ses gediği )
( LACUNA (LACUNAE) | GAP )
- GEDİKLİ ile/değil/yerine/=/||/<> MÜDAVİM | ASTSUBAY
( başgedikli Gediği olan müdavim Bulunduğu makam veya mevkiyi ısrarla bırakmayan Görev ve sorumluluk hiyerarşisi içinde eski ve kıdemli kimse Eskiden ordunun orta kademe eleman ihtiyacını karşılayan terfi almaksızın aynı görevde çalışan bilgi ve becerisi gelişmiş olan kimse astsubay )
- GEEK ile/ve/||/<>/> NERD
( )
- GEİSHA[İng. < GEISHA] ile/değil/yerine/=/||/<> GEYŞA
( Dansçı ve şarkıcı Japon kadını Özel olarak konuk ağırlamak için yetiştirilmiş Japon kadını )
- GEKO ile/||/<> LEOPAR GEKOSU
- GEL-GİT ile/ve/||/<> GİT-GEL
- GEL[İng. < GEL] ile/değil/yerine/=/||/<> JEL
( Tedavi amacıyla kullanılan jöle yapısında bir krem türü )
- GELATİNE[Fr. < GÉLATINE] ile/değil/yerine/=/||/<> JELATİN
( Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan hayvanların kemik kıkırdak vb dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam renksiz kokusuz bir madde Ambalaj için kullanılan ince parlak bir madde )
- GELBERİ ile/||/<> ÇEKBERİ
- GELBERİ ile/||/<> GELBERİ
( I gelbere 1 gelbere 2 gelveri 1 Fırından ocaktan külhandan ateş kül çekmekte mısır buğday fındık vb fırına sürmek çevirmek ve çıkarmakta kullanılan uzun saplı demir ağaç ya da her ikisinin birleşiminden yapılmış araç Köke Gelendost Gönenköy Isparta Karacaören Sofça Kütahya Karaköy Bilecik Gerze Sinop Tokat Refahiye Erzincan Güdül Ankara gelbere 1 Çınarlı Çarşamba Samsun Salman Akkuş Şerkeşgarezi Fatsa Mahmutören Ordu gelveri Aksaray Niğde 2 Ekin mısır buğday fındık karıştırmak ekin yığmakta kullanılan tırmığa benzer araç Güllüce Gümüşhacıköy Amasya Nefsiköseli Eynesil Derekuşculu Görele Giresun gelbere 2 Beyceli Fatsa Ordu alberi Seydali İnönü Eskişehir 3 Ağaçlardan dal koparmakta kullanılan araç Yalvaç Isparta 4 Un çekmekte kullanılan uzun saplı tahta araç Dereyazıcı Alaca Çorum II Sebze ve tütün karıkları açmaya yarayan demir aygıt Kemalpaşa İzmir III Deyneklerden yapılma açılır kapanır çamaşır kurutma aracı Güney İkizdere Rize IV At arabasının altındaki ağaçları bağlayan demir Gölbaşı Çankaya Ankara )
- GELECEĞE (BİR/KAÇ) ÇOCUK BIRAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇOCUK(LAR)A GELECEK BIRAKMAK
- GELECEK/ATİ[Ar. < ĀTĪ] ile/||/<> GELECEK BİLİMİ/FÜTÜROLOJİ[Fr. < FUTUROLOGIE]
- GELECEK BİLİMCİ/FÜTÜROLOG[Fr. < FUTUROLOGUE] ile/||/<> GELECEK BİLİMSEL/FÜTÜROLOJİK[Fr. < FUTUROLOGIQUE]
- GELECEK BİLİMİ ile/||/<> GELECEK ZAMAN
( Daha gelmemiş yaşanacak zaman istikbal ati Zaman bakımından ileride olması gerçekleşmesi beklenen müstakbel )
- GELECEK/İSTİKBAL[Ar.]:
GÖKTE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KÖKTE
- GELECEK PROGRAM, FRAGMAN ile/||/<> TRAILER, COMING ATTRACTIONS, PROMOTION SPOT[İng.] ile/||/<> BANDE DE LANCEMENT, BANDE-ANNONCE, FİLM-ANNONCE, FRAGMENT (DE FİLM)[Fr.] ile/||/<> VORSCHAU, FILMVORSCHAU, "TRAILER"[Alm.] ile/||/<> TANITMA FİLMİ
( Sinema Bir sinemada sonraki izlencelerde yer alacak filmleri tanıtmak üzere bunlardan seçilmiş örneklerden oluşan kısa film )
( TRAILER, COMING ATTRACTIONS, PROMOTION SPOT )
( BANDE DE LANCEMENT, BANDE-ANNONCE, FILM-ANNONCE, FRAGMENT (DE FILM) )
( VORSCHAU, FILMVORSCHAU, "TRAILER" )
- GELECEK ve MİMARÎ ile/ve/||/<> MİMARÎ ve GELECEK
- GELECEK ZAMAN GÖRÜNÜMÜ ile/||/<> ...
( Gelecek zaman ortacıyle yardımcı eylemin birlikte kullanılmasından meydana gelen ve niyet kavramı veren görünüm Gidecek olmak gelecek olmak verecek olmak yapmayacak olmak vb )
- GELECEK ZAMAN SIFAT-FİİLİ ile/||/<> ...
( Fiilin gelecek zamana bağlı olarak sıfat ve ad gibi kullanılan biçimi Türkçede gelecek zaman sıfat fiili ACAK AsI ekleriyle kurulur Eskisi gibi yemek yapacak hâl mi kaldı bende T Buğra Yalnızlar s 183 Ellerindekini güzelleştirmeye yetecek güçleri yok ya ha bire çalıyorlar T Buğra göst e s 209 Bizim dil konusunda yapacağımız iş kelime fethinden hatta kelime idhalinden korkmamaktır N S Banarlı Türkçenin Sırları s 98 Asrımızın ileride tarihini yazacak adam elbette ki müstahzar salgınını göz önünde tutacaktır A H Tanpınar Huzur s 144 O bizi güzelle iyinin şuurla hülyanın el ele vereceği çalışkan ve mesut bir dünyaya götürecektir A H Tanpınar Beş Şehir İstanbul s 260 Nihayet senin göreceğin geleceğini tahmin etmiyor değildim P Safa Mahşer s 238 Yıkılası dünya kör olası şeytan canı çıkası adam vb )
- GELECEKÇİ/FÜTÜRİST[Fr. < FUTURISTE] ile/||/<> GELECEKÇİLİK/FÜTÜRİZM[Fr. < FUTURISME]
- GELECEKÇİLİK ile/||/<> FÜTÜRİSTLİK
- GELECEK/TE:
BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<> BİLİNMEZ/LİK
- GELEE[Fr. < GELÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> JÖLE
( kaş jölesi Meyve suyunun şekerle kaynatılmasıyla istenilen yoğunlukta elde edilmiş şekerleme Et suyunun soğuduktan sonra gevşek ve esnek bir kıvam almış durumu Saçın düzgün bir biçimde uzun süre kalmasını sağlayan yağlı parlak ve yapışkan madde )
- GELEMBE ile/||/<> KOYUN YATAĞI
( koyun yatağı Ağızlarda sürülmemiş boş tarla olarak da kullanılır O açıdan ağızlarda iki yıl sürülmemiş boş tarlaya verilen geleme adıyla gelembe arasındaki benzerlik göz ardı edilemez geleme gelemme gelembe Buna göre gelembe biçiminin benzeşmezlik dissimilation sonunda ortaya çıktığı anlaşılıyor geleme Ülkemizde yer adı olarak da geçer Gelembe )
- GELEME ile/||/<> İKİ YIL SÜRÜLMEMİŞ, BOŞ TARLA
( iki yıl sürülmemiş boş tarla Yerel olarak gelemiye kelemiye gelemge gibi birtakım yan biçimler de geçer R καλαμιὰ Halm Stoppel Ağızlarda gelemiye biçiminin gelemgeye çevrildiği göze çarpıyor Yerel ağızlarda buna benzer örnekler geçer Örn çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için kullanılan araca verilen elemye adının da ağızlarda elemgeye çevrildiğini biliyoruz gelembe Bulgarca kelemè Türkçeden alınmıştır BER 2 321 Türkçe kelemenin kökenine ilişkin açıklama yanlıştır )
( ΚΑΛΑΜΙᾺ / καλαμιὰ )
- GELEN GEÇEN ile/||/<> GELEN GİDEN ile/||/<> İLERİ GELEN
( Gelme işini yapan kimse veya nesne Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen ışın )
- GELEN GİDEN ile/||/<> GELEN GEÇEN
- GELEN ile/ve/||/<> GEÇEN
- GELEN ile/ve/=/||/<> GİDEN ile/ve/=/||/<> KALAN
( Üçü de "Bir"! [Fark yoktur, "aranmaz"/bulunmaz!] )
( ['e ...]
"Git" dememek. İLE/VE/=/||/<> "Kal" dememek. İLE/VE/=/||/<> ... )
- GELENEK/ANANE[Ar. < ʿANʿANE] ile/||/<> GELENEKSEL/ANANEVİ[Ar. < ʿANʿANEVĪ] ile/||/<> GELENEK/TRADİSYON[Fr. < TRADITION] ile/||/<> GELENEK/ÖRF[Ar. < ʿURF] ile/||/<> GELENEKSEL/TRADİSYONEL[Fr. < TRADITIONEL]
- GELENEKLİ | ANANELİ ile/||/<> GELENEKÇİLİK | GELENEKSİZ ile/||/<> GELENEKLEŞMEK | ANANELEŞMEK ile/||/<> GELENEKSİZLİK | ANANESİZLİK ile/||/<> ANANECİLİK | ANANESİZ
- GELENEKSEL | CONVENTİONNEL[Fr. < CONVENTIONNEL] ile/||/<> KONVANSİYONEL ile/||/<> KONVANSİYONEL[Fr. < CONVENTIONNEL]
( CONVENTIONNEL )
- TARİH YAZIMI:
GELENEKSEL ile/ve/||/<>/> BÜTÜNSEL ile/ve/||/<>/> YENİ SİNEMA ile/ve/||/<>/> MİKRO
- GELENEKSEL ile/||/<> ANADAN GÖRME
- GELENEKSEL ile/ve/değil/yerine/||/<> KAVRAMSAL
- GELENEKSELLEŞME/GELENEKSELLİK ile/ve/||/<>/< KURUMSALLAŞMA/KURUMSALLIK
- GELENEKSELLİK ile/ve/||/<>/< KALICILIK
- GELENEKTE:
SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> ELEŞTİRELLİK
- GELENİ ile/||/<> TARLA SIÇANI (MİCROMYS MİNUTUS)
( tarla sıçanı Micromys minutus Yerel ağızlarda geleŋi keleŋi ve geleği olarak da kullanılır Eski sözlüklerde keleŋü biçimi de geçer OT kelegü Kökünü bilmiyoruz Yerel ağızlarda büyük sıçana keme geme adı verilir Ancak keme geme ile geleni geleŋi keleŋü arasında bir bağlantı kurulamaz keme 1 Orta Türkçede tarla sıçanı olarak alaŋır adı da geçer Ancak bu adın çağdaş diyalektlerde kullanılmadığı anlaşılıyor Clauson ED 149b )
- GELGEÇ ile/değil/yerine/=/||/<> GEÇİCİ | HERCAİ
( geçici hercai )
- GELGEL ile/||/<> ...
( Gelinlerin başlarına takılan taç Esnemez İnönü Söğütözü Eskişehir )
- GELGELELİM ile/||/<> İLLE VELAKİN
- GÉLIFICATION[Fr.] ile/||/<> PELTELEŞME
( botanik )
( GÉLIFICATION )
- GELİN ABLA ile/||/<> GELİN ALAYI ile/||/<> GELİN ALICI ile/||/<> GELİNBAŞI ile/||/<> GELİNBOĞAN ile/||/<> GELİN BÖCEĞİ ile/||/<> GELİN ÇİÇEĞİ ile/||/<> GELİNFENERİ ile/||/<> GELİN HAMAMI ile/||/<> GELİN HAVASI ile/||/<> GELİNKUŞAĞI ile/||/<> GELİN KUŞU ile/||/<> GELİN MANTARI ile/||/<> GELİN OTU ile/||/<> GELİNPARMAĞI ile/||/<> GELİN TELİ ile/||/<> ÇÖMÇE GELİN
( Evlenmek için hazırlanmış süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın elkızı Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın elkızı )
- GELİN ALAYI ile/||/<> ...
( Padişah kızlarının evlenmeleri sırasında yapılan tören )
- GELİN BÖCEĞİ ile/||/<> UĞUR BÖCEĞİ
( uğur böceği uğur böceği anlamdaş gelin böceği Coccinella septempunctata Böcekler İnsecta sınıfının kınkanatlılar Coleoptera takımından bir eklembacaklı türü Uzunluğu 57 5 mm Vücudu yarım küre biçimindedir Rengi turuncukırmızı olup üzerinde 7 tane kara nokta bulunur Böcekler Insecta sınıfının kın kanatlılar Coleoptera takımından 57 5 mm kadar uzunlukta vücudu yarım küre biçiminde turuncu kırmızı renkli üzerinde 7 tane kara nokta bulunan bir eklem bacaklı türü Gelin böceği uçuç böceği uğur böceği )
( LADY-BIRD )
( COCCINELLE À SEPT POINTS )
( SIEBENPUKT )
( COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA )
( COCCINELLA )
( ΠΑΣΧΑΛΊΤΣΑ / πασχαλίτσα )
- GELİN BÖCEĞİ ile/||/<> UĞUR BÖCEĞİ | UĞUR BÖCEĞİ
( bk. uğur böceği @@ bk. uğur böceği@@(anlamdaş. gelin böceği, Coccinella septempunctata), Böcekler (İnsecta) sınıfının kınkanatlılar (Coleoptera) takımından bir eklembacaklı türü. Uzunluğu. 5-7. 5 mm. Vücudu yarım küre biçimindedir. Rengi turuncu-kırmızı olup üzerinde 7 tane kara nokta bulunur. @@ Böcekler (Insecta) sınıfının, kın kanatlılar (Coleoptera) takımından, 5-7.5 mm kadar uzunlukta, vücudu yarım küre biçiminde, turuncu kırmızı renkli, üzerinde 7 tane kara nokta bulunan bir eklem bacaklı türü Gelin böceği, uçuç böceği.@@bk. uğur böceği )
( LADY-BIRD~LADY-BIRD | LADY BIRD )
( COCCINELLE À SEPT POINTS~COCCINELLE À SEPT POINTS )
( COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA~COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA )
( SIEBENPUKT~SIEBENPUKT )
( COCCINELLA~COCCINELLA )
( ΠΑΣΧΑΛΊΤΣΑ / πασχαλίτσα~ΠΑΣΧΑΛΊΤΣΑ / πασχαλίτσα )
- GELİN-DAMAT ve/||/<> SAĞDIÇ
( ... VE/||/<> Düğünde, gelin ya da güveye kılavuzluk eden kişi. )
- GELİN KUŞU ile/||/<> BOYNUZLU TOYGAR
( Tarla kuşugillerden bir kuş Otocoris pencillatus )
( OTOCORIS PENCILLATUS cum/||/<> EREMOPHILA ALPESTRIS cum/||/<> EREMOPHILA BILOPHA )
- GELİN ile/||/<> ...
( evlenmek için hazırlanmış kız veya yeni evlenmiş kadın bir kimsenin oğlunun karısı Az gǝlin gelin kilen Blk gelin kelin kelin kelin kelin keli Bu veri bir hap leg olarak kontrole muhtaçtır Koy Kaça kėlin Alt Tel Küer kelin Tar kelin kińīt Poppe StO 47 168 kin Çuvaşçada lnin düştüğü göze çarpıyor Çuvaşçada buna benzer birtakım örnekler geçer Örn Türkçe kılıç Çuvaşçada xĕś biçimini almıştır Räsänen LTS 211 Bunun gibi Türkçe ölç de Çuvaşçada viś olarak geçer Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede kelin olarak geçer Eski Kıpçakçada da kelin biçimi kullanılır Yaygın bir inanca göre Türkçe gel kel kökünden gelir kel i n eki Örn Németh KCsA 3 109 n ekiyle yapılmış bir türev olarak değerlendirmiştir Pokrovskaya da bu etimolojiyi vermiştir İRLTJa 6364 Son olarak Leksika yazarları da kel in biçimini benimsemiştir Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde keleş biçimi de geçer Tüm Bar keleş gelin Kazan Tatarcasında keleş evli kadın karı olarak kullanılır Räsänen 249b Németh NyK 47 7677 Csoma Arm 7576 Ural dillerinde kullanılan birtakım biçimlerle birleştirmiştir käly Zür kel vb Räsänen StO 18 3 9 V 250a de birtakım Fince Tunguzca Yukagirce verilerle karşılaştırmıştır )
( GƎLIN[Az.]~GELIN[Tkm.]~KILEN[Tatk.]~KELIN[Nog.]~KELIN[Kklp.]~KELIN[Kzk.]~KELIN[Krg.]~KELI[Şor.]~KIŃĪT (BK[Yak.]~KIN[Çuv.] )
- GELİNCİK ile/||/<> GELİNCİK
( Mustela nivalis Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu l5 kuyruğu 5 cm Rengi kırmızı esmerdir Kışın aklaşır Kan emer ve yumurta yer Avrupa ve Kuzey Asyada yaşar zooloji botanik Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından 15 cm kadar uzunlukta kırmızı esmer renkte kan emen ve yumurta yiyen Avrupa ve Kuzey Asyada yaşayan bir memeli türü Gelincikgiller Papaveraceae familyasından kırmızı çiçekli kapsül tipi meyvesi olan yol kenarlarında çayırlıklarda yetişen tek yıllık otsu bitki )
( WEASEL | CORN POPPY | COMMON STRIPED SKUNK | BADGER | SABLE | MUSTELIDS | COMMON OTTER )
( BELETTE COMMUNE | COQUELICOT | MOUFFETTE | BLAIREAU COMMUN | MARTE ZIBELINE | MUSTELIDÉS | LOUTRE COMMUNE )
( WIESEL | KLATSCHROSE | SKUNK | DACHS | ZOBEL | MARDER | FISCHOTTER )
( MUSTELA NIVALIS | PAPAVER RHOEAS | MEPHITIS MEPHITIS | MELES MELES | MUSTELA ZIBELLINA | MUSTELA | LUTRA LUTRA )
( DONNOLA )
( ΝΥΦΊΤΣΑ / νυφίτσα )
- GELİNCİK ile/||/<> GÜN GÜLÜ
- GELİNCİK ile/||/<> HAŞHAŞ ile/||/<> KAKIM ile/||/<> KOKARCA ile/||/<> AVRUPA VİZONU
( Yazın kırlarda özellikle ekin tarlalarında yetişen kırmızı ve otsu bitki gün gülü Papaver rhoeas Sansargillerden ince uzun yapılı sivri çeneli küçük bir hayvan Mustela nivalis Mezgitgillerden yılan balığına benzer eti sevilen bir balık Mustela tricirrata Yılancık arpacık çıban vb )
( PAPAVER RHOEAS cum/||/<> MUSTELA NIVALIS cum/||/<> MUSTELA TRICIRRATA cum/||/<> PAPAVER SOMNIFERUM cum/||/<> PAPAVER DUBIUM cum/||/<> PAPAVER ORIENTALE cum/||/<> MUSTELA ERMINEA cum/||/<> MUSTELA PUTORIUS cum/||/<> MUSTELA LUTREOLA )
- GELİNCİK ile/||/<> KIRLANGIÇ OTU
( .. İLE/||/<> Gelincikgillerden, çiçekleri altın ve limon sarısı renginde olan, tanelerinden asitsiz bir yağ elde edilen çok yıllık ve otsu bir bitki. )
- GELİNCİK ile/||/<> KOKARCA ile/||/<> PORSUK ile/||/<> SAMUR ile/||/<> SANSARGİLLER ile/||/<> SU SAMURU
( (Mustela nivalis) Etçiller (Carnivora) takımının sansargiller (Mustelidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu l5, kuyruğu 5 cm. Rengi kırmızı esmerdir. Kışın aklaşır. Kan emer ve yumurta yer. Avrupa ve Kuzey Asyada yaşar. @@ (zooloji) @@ (botanik) @@ Etçiller (Carnivora) takımının, sansargiller (Mustelidae) familyasından, 15 cm kadar uzunlukta, kırmızı, esmer renkte, kan emen ve yumurta yiyen, Avrupa ve Kuzey Asya'da yaşayan bir memeli türü. @@ Gelincikgiller (Papaveraceae) familyasından, kırmızı çiçekli, kapsül tipi meyvesi olan, yol kenarlarında, çayırlıklarda yetişen, tek yıllık, otsu bitki. )
( WEASEL | CORN POPPY | COMMON STRIPED SKUNK | BADGER | SABLE | MUSTELIDS | COMMON OTTER~COMMON STRIPED SKUNK~BADGER~SABLE~MUSTELIDS~COMMON OTTER )
( BELETTE COMMUNE | COQUELICOT | MOUFFETTE | BLAIREAU COMMUN | MARTE ZIBELINE | MUSTELIDÉS | LOUTRE COMMUNE~MOUFFETTE | MOUFETTE, MOFETTE~BLAIREAU COMMUN~MARTE ZIBELINE~MUSTELIDÉS | MUSTÉLIDÉS | MUSTELIDES~LOUTRE COMMUNE )
( MUSTELA NIVALIS | PAPAVER RHOEAS | MEPHITIS MEPHITIS | MELES MELES | MUSTELA ZIBELLINA | MUSTELA | LUTRA LUTRA~MEPHITIS MEPHITIS~MELES MELES~MUSTELA ZIBELLINA | MARTES ZIBELLINA~MUSTELA | MUSTELIDAE, MUSTELA: GELINCIK~LUTRA LUTRA )
( WIESEL | KLATSCHROSE | SKUNK | DACHS | ZOBEL | MARDER | FISCHOTTER~SKUNK~DACHS~ZOBEL~MARDER~FISCHOTTER )
( DONNOLA~MOFFETTA~TASSO~ZIBELLINO~MUSTELIDI~LONTRA )
( ΝΥΦΊΤΣΑ / νυφίτσα~ΜΕΦΊΤΙΔΑ / μεφίτιδα~ΑΣΒΌΣ / ασβός~ΖΙΜΠΕΛΊΝΑ / ζιμπελίνα~ΜΥΣΤΕΛΊΔΕΣ / μυστελίδες~ΒΊΔΡΑ / βίδρα )
- GELİNLİK ÇAĞI ile/||/<> GELİNLİK KIZ
( Gelin olma durumu Gelinin giysisi Gelin giysisi yapmaya uygun kumaş Gelin olma çağına gelmiş kız Gelin için hazırlanmış )
- GELİP GEÇEN ve/||/<>/> GÜLÜP GEÇMEK
- [ne yazık ki]
GELİR ADÂLETSİZLİĞİ ile/ve/||/<>/> "SERVET" ADÂLETSİZLİĞİ
- GELİR DAĞILIMI ile/||/<> GELİR DÜZEYİ ile/||/<> GELİR KAYNAĞI ile/||/<> GELİR ORTAKLIĞI ile/||/<> GELİR VERGİSİ ile/||/<> MİLLÎ GELİR ile/||/<> ULUSAL GELİR ile/||/<> DAR GELİRLİ
( Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda belli yerlerden gelen para hasılat varidat Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık kira vb getiri varidat irat )
- GELİR DÜZEYİ ile/||/<> HAYAT DÜZEYİ ile/||/<> ÖĞRENİM DÜZEYİ ile/||/<> SU DÜZEYİ ile/||/<> TABAN DÜZEYİ ile/||/<> YAŞAM DÜZEYİ
( Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır seviye Bir kursun basamaklarından her biri kur I Bir nesnenin bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi düzem seviye )
(1996'dan beri)