Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 52.935 başlık/FaRk ile birlikte,
52.935 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(168/213)


- SARF[Ar. < ṢARF] ile/değil/yerine/=/||/<> BİÇİM BİLGİSİ | FİİL ÇEKİMİ

( Harcama tüketme kullanma biçim bilgisi fiil çekimi )


- SARF[Ar.] ile/ve/||/<> NAHV[Ar.]

( Sözcük bilgisi/(b)ilimi. İLE/VE/||/<> Tümce/cümle bilgisi/(b)ilimi. )


- SARFİYYAT[Ar. < ṢARFİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> SARFİYAT

( Harcanan şeylerin tümü harcama masraf )


- SARFNAZAR[Ar. < ṢARF + NAẒAR] ile/değil/yerine/=/||/<> SARFINAZAR

( Dikkate almama vazgeçme )


- SARGI | BANDAJ[Fr. < BANDAGE] ile/||/<> KOMPRES ile/||/<> TURNİKE

( 1. Yara sarmaya veya yaraları kapatan ilaçları ve tespit edici tahtaları yerinde tutmaya yarayan kumaş parçası, sargı bezi. 2. Bu malzemelerle yapılan kapatma ve tespit işlemi, sargı. @@ )

( BANDAGE | COMPRESS | TOURNIQUET~COMPRESS~TOURNIQUET )

( BANDAGE~COMPRESSE~TOURNIQUET )

( BANDAGE~KOMPRESSE~TOURNIQUET )

( BENDA~COMPRESSA~LACCIO EMOSTATICO )

( ΕΠΊΔΕΣΜΟΣ / επίδεσμος~ΚΟΜΠΡΈΣΑ / κομπρέσα~ΑΙΜΟΣΤΆΤΗΣ / αιμοστάτης )


- SARGI | BANDAJ ile/||/<> BANDAJ[Fr. < BANDAGE]

( 1 Yara sarmaya veya yaraları kapatan ilaçları ve tespit edici tahtaları yerinde tutmaya yarayan kumaş parçası sargı bezi 2 Bu malzemelerle yapılan kapatma ve tespit işlemi sargı )

( BANDAGE | COMPRESS | TOURNIQUET )

( BANDAGE )

( BANDAGE )

( BENDA )

( ΕΠΊΔΕΣΜΟΣ / επίδεσμος )


- SARHOŞ/MEST[Fars. < MEST] ile/||/<> SARHOŞ/SERMEST[Fars. < SER + MEST]


- SARHOŞÇA/SERMESTANE[Fars. < SER + MESTĀNE] ile/||/<> SARHOŞLUK/SERMESTÎ[Fars. < SER + MEST + Ar. -Ī]


- SARI BENEK ile/||/<> SARI BENEK

( macula lutea macula leke lukus sarı Ağ katın ard duvarının ortasında bulunan ve imgenin en net olarak meydana geldiği sarı renkli bölge olup bu bölgede yalnız koni gözeleri bulunur zooloji sarı nokta )

( YELLOW SPOT )

( TACHE JAUNE | TACHE JAUNE, TACHE DE SOEMMERING )

( GELBER FLECK )

( MACULA,LUKUS | MACULA LUTEA )


- SARİ[HİNTÇE] ile/değil/yerine/=/||/<> SARİ

( Hint kadınlarına özgü giysi Bu giysinin yapıldığı kumaş )


- SARI IRK ile/||/<> SARI IRK

( Büyük çoğunluğu Asyada yaşayan sarı tonda deri düz ve sert saç çekik göz sık rastlanılan Moğol lekesi kısa kafa çıkık elmacık kemikleri yassı yüz kökü çok basık burun az kıllı gövde ve orta boy gibi özelliklerle ıralanan üç büyük ırktan biri Kendine özgü dirimbilimsel nitelikleri özellikle derinin rengine göre aynı kuşaktan gelen en toplu ve yaygın olarak doğu Asyada yerleşmiş bulunan üç anaırktan biri beyaz ırk kara ırk anlamdaş Moğol ırkı İnsan Homo sapiens türünün bir ırkı olup yeryüzünde çok yayılmışlardır Hindistan ve islâm memleketleri dışta kalmak üzere bütün Asya halkı bu ırktandır Doğu Avrupaya kadar uzanırlar Moğollar bu ırk için tipiktir Deri sarımsı saç kaba ve kara olup düzdür Az sakallıdırlar Yüzleri yassı burunları küçük ve yanak kemikleri çıkıktır Gözleri çekik olur Kısa yapılı ve brakisefal kafataslıdırlar Hindistan ve islâm ülkeleri hariç Asya halkını içine alan ve Doğu Avrupaya kadar yayılmış olan derileri sarımsı saçları kara ve düz sakalları seyrek yüzleri yassı burunları küçük yanak kemikleri çıkık gözleri çekik kısa yapılı insan Homo sapiens türünün bir ırkı Moğol ırkı )

( MONGOLOIDE RACE | YELLOW RACE )

( RACE MONGOLOIDE | RACE JAUNE | RACE JAUME )

( MONGOLIDE, MONGOLISCHE RASSE | GELBE MENSCHHEIT | GELBE RASSE )


- SARI KİRAZ ile/ve/||/<> PEMBE KİRAZ ile/ve/||/<> İTALYAN KİRAZ


- SARI SENDİKA ile/||/<> SARI SENDİKA

( 1 İşveren yararına çalışan sendika 2 İşverenin kendi yararlarını korumak amacıyla el altından kendi adamlarına kurdurduğu sendika İşverenlerin lehine hareket eden ve işçilerin çıkarlarını gözetmeyen sendikaları nitelendirmek için kullanılan terim Sarı sendika tanımlaması ilk kez 1899 yılında Fransada gerçek işçi sendikalarıyla savaşmak için kurulan sendikalar için kullanılmıştır )

( YELLOW SYNDICATE | YELLOW UNION )

( SYNDICAT JAUNE )


- SARI ile/||/<> ...

( 1 Oto makasına takılan sarı demir parçası Aksaray Niğde 2 Bakır ve pirinçten yapılan tüm döküm Tavşanlı Kütahya 3 Pirinç madeni Bursa )


- SARİ[Ar. < SĀRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SÂRİ

( Başkasına geçen bulaşıcı )


- SARIAĞIZ ile/||/<> SARIAĞIZ

( zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının gölge balığıgiller Sciaenidae familyasından 2 m kadar uzunlukta Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan gölge balığıgiller Sciaenidae familyasından 2 m kadar uzunlukta olabilen Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadeniz de yaşayan bir tür )

( MEAGRE )

( MAIGRE )

( SCHATTENFISCH )

( SCIAENA AQUILA | ARGYROSOMUS REGIUS )


- SARIASMA ile/||/<> SARIASMA

( zooloji Ötücü kuşlar Passeriformes takımının sarıasmagiller Oriolidae familyasından Palearktik bölgede ormanlarda yaşayan Türkiyenin her yerinde yazın kuluçkaya yatan erkeği parlak sarı tüylü kanatları ve kuyruğu siyah dişinin sırtı zeytin yeşili karnı kül rengi olan bir tür )

( GOLDEN ORIOLE | ORIOLES )

( LORIOT D'EUROPE, MERLE D'OR, GRIVE DORÉE | LORIOT D' EUROPE | ORIOLIDÉS )

( PIROL | PIROLE )

( ORIOLUS ORIOLUS | ORIOLIDAE )

( RIGOGOLO )

( ΣΥΚΟΦΆΓΟΣ / συκοφάγος )


- SARIASMA ile/||/<> SARIASMAGİLLER

( (zooloji) @@ Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, sarıasmagiller (Oriolidae) familyasından, Palearktik bölgede ormanlarda yaşayan, Türkiye'nin her yerinde yazın kuluçkaya yatan, erkeği parlak sarı tüylü, kanatları ve kuyruğu siyah, dişinin sırtı zeytin yeşili, karnı kül rengi olan bir tür. )

( GOLDEN ORIOLE | ORIOLES~ORIOLES )

( LORIOT D'EUROPE, MERLE D'OR, GRIVE DORÉE | LORIOT D' EUROPE | ORIOLIDÉS~ORIOLIDÉS | LORIOTS )

( ORIOLUS ORIOLUS | ORIOLIDAE~ORIOLIDAE )

( PIROL | PIROLE~PIROLE )

( RIGOGOLO~ORIOLIDI )

( ΣΥΚΟΦΆΓΟΣ / συκοφάγος~ΣΥΚΟΦΆΓΟΙ / συκοφάγοι )


- SARIASMAGİLLER ile/||/<> SARIASMAGİLLER

( zooloji Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımından gagaları koni biçiminde kanatları uzun ve sivri böcek ve meyvelerle beslenen türleri olan bir familya Sarıasma Oriolus oriolus en iyi bilinen türüdür )

( ORIOLES )

( ORIOLIDÉS | LORIOTS )

( PIROLE )

( ORIOLIDAE )


- ŞÀRİB ile/||/<> BIYIK

( barbula sakal Kemikli balıkların altçenesinden çıkan bazı uzantılar 2 Memeli hayvanlarda üstdudağın üst bölgesindeki özel kıllar zooloji 1 Memelilerin üst dudağının üzerinde yer alan özel kıllar 2 Bazı balıklarda ağız çevresinde sayılan yerleri ve büyüklükleri türlere göre değişen dokunmaya ve tat almaya yarayan sinir uçları taşıyan derinin dışarı doğru yaptığı uzantı Bazı balıklarda ağız çevresinde sayıları yerleri ve büyüklükleri türlere göre değişen dokunmaya ve tat almaya yarayan sinir uçları taşıyan derinin dışarı doğru yaptığı uzantı barbel Az bığ yer mıyk Blk mıyık mıyık Kırgızlar murut murt adını da kullanırlar Bundan başka bıyığa moylo moylōv Farsça adını da verirler miyik Özbek ağızlarında murut murt adı da kullanılır mıyık mıyık mıygak mıyık ak küçültme eki Ses bakımından düşündürücüdür Németh Giese Arm 42 bıtık măyăx Tatarcadan alınmıştır OT bıδık Eski Kıpçakçada bıyık olarak geçer Diyalektlerde kullanılan burut murut murt biçiminin bur kökünden geldiği anlaşılıyor Doerfer TMEN 740 Räsänen V 90a Türkçe burut Farsçaya burūt olarak geçmiştir Doerfer TMEN 740 Clausonun burutu Farsça bir alıntı sayması düşündürücüdür ED301 s v bıḏık )

( BARBULE | BARBEL )

( BARBILLON | BARBEAU )

( SCHNURRBART | BARBE )

( BARBULA | BARBELLUS: BIYIK | BARBELLUS )

( BIĞ[Az.]~MIYIK[Krg.]~MIYIK[Özb.]~MIYIK[Bşk.]~MIYIK[Tatk.]~MIYGAK ([Şor.]~BITIK[Yak.]~MĂYĂX[Çuv.] )


- SARICA ile/||/<> ...

( 1 XVII yüzyıldan sonra eyalet valilerinin kendi bölgelerinden toplanan derme çatma kimselerden kurdukları 4050 şer kişilik vurucu ve çapulcu süvari birliklerine verilen ad 2 Genel olarak dikkafalı başıbozuk asker )


- SARIGÖZ ile/||/<> SARIGÖZ

( zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının izmaritgiller Sparidae familyasından 4060 cm kadar uzunlukta altın sarısı renginde Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan bir tür Sargoz )

( SARGUE )

( SARGUS SALVIERI | DIPLODUS SARGUS )


- SARIGUE[Fr.] ile/||/<> DIDELPHYS VIRGINIANA[Lat.] ile/||/<> SARİG

( zooloji )

( SARIGUE )

( DIDELPHYS VIRGINIANA )


- SARİGUE[Fr. < SARIGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SARİG

( Amerika da yaşayan genellikle yavrularını sırtında taşıyan bazen de otçul olan bir tür sıçan Didelphys dorsigera )


- SARİH | TAZAMMUN | ZIMNİ | EKSPLİSİT | İÇERME ile/||/<> İÇERME ile/||/<> İÇERMEK ile/||/<> BELİRTİK ile/||/<> ÖRTÜK

( 1 K önerme kümesinin p gibi bir önermeyi içermesi p yi de yorumlayan K nın her doğrulayıcı yorumunda p nin doğru olmasıdır 2 Birinci anlamda bir içermeyi belirten yorumsal sözeden dildeki önerme Böyle bir önerme K p ya da K p biçiminde dile getirilir Anl mantıksal içerme Krş mantıksal sonuç yorumsal sonuç Mantıksal bağıntı olarak bir şeyin başka bir şeyi kendi kapsamı içine alması Bu anlamda a Bir bilgi konusu kendisinden zorunlu olarak çıkan bir başka bilgi konusunu içerir Ör Yerçekimi yasası cisimlerin düşüşünü içerir b Kapsamı daha geniş olan kavram kapsamı içine giren bütün kavramları içerir Ör Cins kavramları tür kavramlarını tür kavramları birey kavramlarını içerir Açılmış ortaya serilmiş açık belli açıkça dile getirilmiş bildirilmiş Karşıtı örtük Anlatımda ve yazımda açıkça görünen bir nicelik Örtülü kapalı olarak içerilmiş olan içerme )

( IMPLICATION, LOGICAL IMPLICATION | IMPLICATION | INCLUDE )

( IMPLICATION, IMPLICATION LOGIQUE | IMPLICATION )

( IMPLIKATION, LOGISCHE IMPLIKATION | IMPLIKATION )

( IMPLICATIO )


- SARİH[Ar. < ṢARĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> BELİRGİN | BELGİN

( sarih meful belirgin belgin )


- SARİHLİK ile/değil/yerine/=/||/<> BELİRGİNLİK | BELGİNLİK

( belirginlik belginlik )


- SARIK | ÖRTÜ/DESTAR[Fars. < DESTĀR] ile/||/<> EVRAK ÇANTASI | ÖRTÜ/SERVİYET[Fr. < SERVIETTE]

( sarık örtü )


- SARIK ile/||/<> ...

( Yapılarda duvarların köşelerine dikilen ağaç Afşar Gelendost Isparta )


- SARIKIZ ile/değil/yerine/=/||/<> HOROZ MANTARI | İNEK | ESRAR

( horoz mantarı inek esrar II )


- SARILIK ile/||/<> SARICALIK


- SARILIK ile/||/<> SARILIK

( botanik Safra renkli maddelerin kanda birikerek çeşitli dokuları sarıya boyaması ikterus ikter hlk kırçan ağrıma gün yeli haşlak kırçan ülker vurdu yarakan yavaşak )

( JANDUICE, ICTER, )

( CHLOROSE )

( ICTERUS )


- SARILMA ile/||/<> SARILMA

( karşılık krosingover Mayoz bölünmesinin profaz evresinde çiftler halinde yanyana gelen homolog kromozomların sarılması ve birbirine karşı gelen parçaları arasında yer değiştirme olayı zooloji )

( CROSSING , OVER , CROSSING-OVER | CROSSING-OVER )

( CROSSING-OVER )

( CROSSING OVER )


- SARILMAK:
MUTLULUĞU, İKİYE KATLAMAK ve/||/<> ACIYI, İKİYE BÖLMEK


- SARIMSAK ve NAR (GİBİ) ve/+/||/<>/> LAHANA ve MARUL ve SOĞAN (GİBİ)

( [İnsanın/kişinin] Bilinmesi gerekenleri. VE/+/||/<>/> Tanınması gerekenleri. )


- ŞARİYET, KAPİLERLİK | KILCALLIK ile/||/<> KILCAL

( Arayüzey gerilimi nedeniyle sıvıların dar borularda gösterdiği davranışlar. @@ Akışkanların yüzey gerilimleri yüzünden kılcal borularda yükselmesi, @@ (fizik, kimya, biyoloji) @@ Toprağın derinliklerinde bulunan, suyun topraktaki çok ince boşluklar yoluyla yukarıya taşınması. )

( CAPILLARITY | CAPILLARY~CAPILLARY )

( CAPILLANITÉ | CAPILLARITÉ | CAPILLARIYÉ | CAPILLARITE | CAPILLAIRE~CAPILLAIRE )

( CAPILLUS: KIL~CAPILLARIS )

( KAPILARITÄT | KAPILLARITÄT | HAAR RÖHRCHENWIRKUNG | KAPILLAR~KAPILLAR )

( CAPILLARITÀ~CAPILLARE )

( ΤΡΙΧΟΕΙΔΌΤΗΤΑ / τριχοειδότητα~ΤΡΙΧΟΕΙΔΉΣ / τριχοειδής )


- ŞARİYET, KAPİLERLİK | KILCALLIK ile/||/<> KILCALLIK

( Arayüzey gerilimi nedeniyle sıvıların dar borularda gösterdiği davranışlar Akışkanların yüzey gerilimleri yüzünden kılcal borularda yükselmesi fizik kimya biyoloji Toprağın derinliklerinde bulunan suyun topraktaki çok ince boşluklar yoluyla yukarıya taşınması )

( CAPILLARITY | CAPILLARY )

( CAPILLANITÉ | CAPILLARITÉ | CAPILLARIYÉ | CAPILLARITE | CAPILLAIRE )

( KAPILARITÄT | KAPILLARITÄT | HAAR RÖHRCHENWIRKUNG | KAPILLAR )

( CAPILLUS: KIL )

( CAPILLARITÀ )

( ΤΡΙΧΟΕΙΔΌΤΗΤΑ / τριχοειδότητα )


- ŞARİYYE[Ar. < ŞAʿRİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEHRİYE

( şehriye çorbası şehriye pilavı arpa şehriye tel şehriye Çorba ve pilavda kullanılan türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru )


- ŞARJ[Fr. < CHARGE] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜKLEME


- ŞARJ | TAĞDİYE | BESLEME ile/||/<> BESLEME ile/||/<> BESLEMEK

( Sinema TV 1 Bir elektronik aygıtın çalışması için gerekli gerilim ve akımları oluşturan elektrik düzeni 2 Bu düzenin sağladığı elektrik akımı ve gerilimler Bir sürece gönderilen ham özdek )

( SUPPLY | FEED, CHARGE | FEEDING | FEED )

( ALIMENTATION | DOSAGE,ALIMENTATION | NOURRISSEMENT )

( VERSORGUNG, STROMVERSORGUNG, SPEISUNG, ZUFÜHRUNG | EINSATZ, ZUFUHR, SPEISE | SPEISEN )


- ŞARK ÇIBANI ile/||/<> ALEPPOBOIL[İng.] ile/||/<> BOUTON D'ALEP[Fr.] ile/||/<> LEISHMANIOSIS TROPICA MINOR[Lat.] ile/||/<> ALEPPOBEULE[Alm.] ile/||/<> HALEP ÇIBANI

( Halep çıbanı Kum sinekleri tarafından taşınan Leishmania major ve L tropica nın neden olduğu hastalık Tatarcıkların arakonakçılık ettiği Halep çıbanı asalağından ileri gelen kaşıntılı bir sivilce gibi başlayıp yangılı yaralar olarak genişleyen ve en az bir yıl süren deri hastalığı şark çıbanı Diyarbakır çıbanı Urfa çıbanı Bağdat çıbanı Girit çıbanı yıl çıbanı )

( ORIENTAL SORE )


- ŞARK | DOĞU ile/||/<> DOĞU

( 21 mart ve 23 eylülde Güneşin gözeriminde doğduğu yan Herhangi bir yerde güngece eşitliği günlerinde güneşin çevrende doğduğu yön anayönler coğrafya astronomi )

( EAST )

( EST | EST, ORIENT )

( OSTEN, OST | OST )


- ŞARK[Ar. < ŞARḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞU


- ŞARK[Ar. < ŞARḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞU (ŞARK ÇIBANI, ŞARK KURNAZLIĞI, ORTA ŞARK, YAKIN ŞARK, UZAK ŞARK)


- SARKAÇ ile/||/<> PERİYOT

( Sarkaç yasaları )

( Galileo Galilei tarafından 1602 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1564-1642) (Ülke: İtalya) (Alan: Fizik, Astronomi) (Önemli katkıları: Teleskop, Jüpiter uyduları, serbest düşme) )


- ŞARKİ[Ar. < ŞARḲĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARKİ

( doğu Doğuyla ilgili doğuya özgü olan )


- ŞARKİ[Ar. < ŞARḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARKI

( Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu ezgili insan sesleri dizisi şanson Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen nakaratı ve ara nağmesi olan parça Ezgi müzik parçası melodi liet Divan edebiyatında bestelenmek için dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi )


- ŞARKİ[Ar. < ŞARḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARKİ

( Doğu Doğu yla ilgili Doğu ya özgü olan )


- ŞARKI ile/||/<> ŞARKI[Ar. < ŞARKİ]

( 1 Kavuştaklı bir divan koşuk biçimi 2 Bestelenerek ırlanan bir tür Sevdiğim canım yolunda hake yeksan olduğum İyddir çık naz ile seyrana kurban olduğum Ey benim aşkında bülbül gibi nalân olduğum İyddir çık naz ile seyrana kurban olduğum Sen açıl gül gibi zar ile hezar olsun Nedim Bend bend olsun hamı zülfün şikâr olsun Nedim Sen salın cana yolunda hâksar olsun Nedim İyddir çık naz ile seyrana kurban olduğum Nedimin bir şarkısından ilk ve son bağlam Ezgilenmek üzere veya o tarzda yazılan koşuk )

( CHANSON, CHANT )


- ŞARKICI/HANENDE[Fars. < ḪVĀNENDE] ile/||/<> ŞARKICI/MUGANNİ[Ar. < MUĠANNĪ]


- ŞARKILARINA EŞLİK ETMEK/EDİLMESİ ile/ve/||/<>/> ŞARKILARININ HEP BİRLİKTE SÖYLENMESİ


- ŞARKIYI ...:
BİLMEMEK ile/ve/değil/||/<>/< DUYMAMIŞ OLMAK


- SARKOİDOZ ile/||/<> TÜBERKÜLOZ

( Gövdede küçük yangılı[granülom] göze kümelerinin oluşumu ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. İLE/||/<> Mycobacterium tuberculosis bakterisinin neden olduğu, akciğerlerde ve öteki organlarda bulaş ile ilişkili bir sayrılık. )


- ŞARLAMA ile/||/<> ...

( Altın ile gümüşü eritmekte kaynak yapmakta kullanılan araç Bursa )


- ŞARLATAN[Fr. < CHARLATAN] ile/||/<> ...

( Bilim vicdan etik ve deontoloji vb her türlü değer sistemini yok sayarak kısa zamanda ün ve varlığa ulaşmak için her türlü yola başvurarak hekimlik pratiği yapan kişi )

( CHARLATAN )


- SARMAK ile/değil/yerine/=/||/<> KUŞATMAK | KAPLAMAK | KUCAKLAMAK

( Çevresini çevirmek çepeçevre dolanmak kuşatmak Dolayında yer almak kaplamak Bir şeyi üzerine başka bir şey koyarak kaplamak kucaklamak Yumak yapmak Şerit ip vb ni başka bir şeyin üzerine dolamak Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek Sarılıp tırmanmak Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak Taşıt tırmanmak yükseğe doğru çıkmak Saldırmak hücum etmek Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek Sözle saldırmak tedirgin etmek Hoşuna gitmek zevkini okşamak )


- SARMAL | SPİRAL[Fr. < SPIRAL] ile/||/<> ...

( SPIRAL )


- SARMALAMA ile/||/<> SARMALAMAK ile/||/<> SARMAÇLAMA

( sarmaçlama )

( ENCAPSULATE )


- SARMALAMAK ile/ve/||/<> ÇEVRELEMEK


- SARMAN ile/||/<> TOPRAK YABANARISI

( toprak yabanarısı )


- SARMAŞIK ile/||/<> DUVARSARMAŞIĞI

( duvarsarmaşığı )


- SARMISAK ile/||/<> SARIMSAK

( Zambakgiller Liliaceae familyasından çiçekleri uçta şemsiye şeklinde olan taze ya da kuru olarak yenen soğanlı çok yıllık bir kültür bitkisi Zambakgiller familyasından çiçekleri uçta şemsiye biçiminde olan soğanlı kandaki yüksek serum kolesterolü ve trigliserit seviyesiyle damar tıkanıklığı riskini azaltan etkiye sahip çok yıllık kültür bitkisi Ağızlarda sarmısak ve samırsak olarak da geçer Samırsak biçiminin göçüşme métathèse sonunda oluştuğu açıktır Az sarımsag sarımsak sarımsak sarımsak sarımsak sarımsak Blk sarısmak Balkarca sarısmak göçüşmeli bir biçimdir sarımsak sarımsak daha çok yaban sarımsağı Orta Türkçede sarmusak sic ve samursak olarak geçer Kâşgarlı Mahmudun verdiği sarmusak biçimi düşündürücüdür Bu biçimi Türkçe sarmısak biçimiyle doğrulamak kolaydır Ancak diyalektlerde geçen sarımsak biçimlerinin tanıklığına dayanarak sarmusak biçiminin sarumsak diye okunması da düşünülebilir Doerfere göre Orta Türkçe sarmusak kesin olarak orijinal biçimdir Bu biçimin göçüşme métathèse yoluyla oluştuğu anlaşılıyor Eski Kıpçakçada sarımsak biçimi kullanılır Zajączkowskinin Türkçe sar kökünden geldiği yolundaki açıklaması kuşkuludur Doerfer TMEN 1238 Ancak sarımsak türevi biçim yönünden açıklanmaya muhtaçtır Orta Türkçede sarımsağa basar adı da verilir Clauson ED 374b Türkçeden Moğolca ve Tacikçeye de geçmiştir Doerfer TMEN 1238 Teleütler sarımsağa maŋır veya pağır adını verirler Ramstedt NyK 42 232 Altay Türkleri de pağır adını kullanırlar Bu adın Moğolcadan geldiği açıktır Damdinov Sanjeev Arm 52 Doerfer CAJ 35 147 )

( GARLIC )

( AIL )

( KNOBLAUCH )

( ALLIUM SATIVUM )


- SARNIÇ ile/||/<> SARNIÇ[Ar. < ṢAHRİC, SİHRİC]

( Süsleme Yağmur sularının toplandığı su deposu biyoloji )

( CISTERN )

( CITERNE )

( CISTERNE )

( IMPLUVIUM )


- SARP ile/||/<> ...

( dik çıkılması ve geçilmesi güç yalçın Ağızlarda zarp 1 sarp yalçın 2 güç olarak geçer Az sarp Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede sarp güç olarak geçer Kâşgarlı Mahmudun bu sözü vermediği göze çarpıyor Eski Kıpçakçada da sarp güç olarak kullanılır )


- SARPA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> SARPA

( İzmaritlerden boyu santimetre kadar olan bir Akdeniz balığı Boops salpa )


- SARPA ile/||/<> SARPA[Yun.]

( zooloji Kemikli balıklar Teleostei takmanın izmaritgiller Sparidae familyasından 35 cm kadar uzunlukta Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan mercan balıkları Sparidae familyasından boyları 50 cm kadar olabilen kumlu çamurlu kayalık ve algli zeminlerde yaşayan Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadeniz de dağılım gösteren demersal bir tür çitari salpa sarpan Sarpa Ağızlarda salpa olarak da geçer Halk arasında altın kuşak adıyla da anılır R σάρπα σάλπα Vasmer bu kelimenin Eski Grekçede kullanıldığını da belirtmiştir σάλπα Meyere göre Türkische Studien I 25 R σάρπα kelimesi Roman dillerinden alınmıştır Vasmer Meyerin iddiasını kabul etmeyerek bu kelimenin Grekçe bir varlık olduğunu ileri sürmüştür Kúnos NyK 28 45 Türkçe sarpa kelimesinin İtalyanca sarpadan alındığını kaydetmiştir Kelime Roman dillerinde de kullanılır salpa saupe R κιϑάρι Türkçeden Suriye Arapçasına da geçmiştir HalasiKun AO 5 95 )

( SAUPE )

( BOX SALPA | BOOPS SALPA | SARPA SALPA )

( ΣΆΡΠΑ | ΚΙΘΆΡΙ / σάρπα | κιϑάρι )


- ŞARPİ/SHARPİE[İng. < SHARPIE] ile/||/<> TİRHANDİL/TİRHANDİL[Yun. < ]

( Altı düz üçgen biçiminde tek direkli iki yelkenli iki kişilik tekne )


- SARPIN[Yun.] ile/||/<> ...

( tahıl kuyusu zahire ambarı silo ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık Ağızlarda serpin olarak da geçer R σαρπίν Speicher Lagerhaus fiir Agrarprodukte )

( ΣΑΡΠΊΝ / σαρπίν )


- SARPIN[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> SARPIN

( Tahıl kuyusu zahire ambarı silo Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık )


- SARRÂF ile/ve/değil/yerine/||/<> SAHHÂF


- SARRAF[Ar. < ṢARRĀF] ile/değil/yerine/=/||/<> SARRAF

( adam sarrafı insan sarrafı Mesleği değerli kâğıt ve metal paraları birbiriyle değiştirmek altın bozmak tahvil alışverişi yapmak olan kimse )


- SARRAF ile/||/<> SARRAF[Ar. < ṢARRÂF]

( Yerli ve yabancı paraların değişimi alım ve satımı ile uğraşan kişi 1 kuyumcu 2 banker 2 )

( MONEY CHANGER )

( CHANGEUR )


- SARRAFİYE[Ar. < ṢARRĀFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SARRAFLIK HAKKI


- SARSINTI BİLİMİ/TRAVMATOLOJİ[Fr. < TRAUMATOLOGIE] ile/||/<> SARSINTI BİLİMSEL/TRAVMATOLOJİK[Fr. < TRAUMATOLOGIQUE]


- ŞART | KOŞUL ile/||/<> KOŞUL

( Gerekli koşul ya da yeterli koşul 1 Bir başka şeyin kendisine bağlı olduğu bir başka şeyi olanaklı kılan şey 2 Belli bir nedensel bağlantıda etkinin ortaya çıkmasını sağlayan etken Aynı nedenler ayrı koşullar altında aynı etkileri yaparlar Nedenden ayrımı şudur Neden etkiyi yaratan şeydir koşulsa etkinin ortaya çıkışının nedeni değildir etkiyi yaratmaz ama nedenin etkiyi yaratmasını sağlar koşul )

( CONDITION )

( CONDITION )

( BEDINGUNG )

( CONDICIO | CONDITIO )


- ŞART SÎGASI, SİGA-İ ŞARTİYYE | ŞART KİPİ ile/||/<> ŞART KİPİ ile/||/<> GELİŞİMLİ KİPLER

( Gelişimli kipler Bir oluş ve kılışın şart biçiminde düşünüldüğünü anlatan dolayısıyla hiç bir yargı bildirmeyen aynı zamanda dilek görevi de yapan tasarlama kipi Sırtını evin köşesindeki çınar ağacına yasladı Şuraya oturuversem bu sabah rüzgarı hep böyle esse güneş yerini hiç değiştirmese şu tavuk boyuna gıdaklasa T Buğra Yalnızlar s 174 Beride gökyüzü her ne kadar mavileşse kayalar sarı sarı ışıldasa da yayla zamanı geçmişti artık T Buğra Yarın Diye Bir Şey Yoktur s 166 vb Dilimizde şarta bağlı oluş ve kılışlar genellikle geniş zaman eki üzerine getirilen sA eki ile karşılanmaktadır Yağmur yağarsa hava biraz serinler Tavsiyelerinize uyarsam planladığım hedefe ulaşabilir miyim vb Azerbaycan Türkçesi şärt şäkli Türkmen Türkçesi iişligiň şert forması Gagauz Türkçesi sankilik çalımı Özbek Türkçesi şart mayii Uygur Türkçesi şärt mäyii Tatar Türkçesi şart nakloneniyese şart fiğıl şarttörläneşe Başkurt Türkçesi şart höykäleş şart bagış Krç Malk şart turuş Nogay Türkçesi şart türkîmî Kazak Türkçesi şarttı ray Kırgız Türkçesi şarttuu ıňgay Alt moldu keber Hakas Türkçesi molcastıg nakloneniye Tuva Türkçesi taar nakloneniye Türkçesi pölüglügnakloneniye Rusça uslovnoye nakloneniye )

( CONDITIONAL )

( CONDITIONNEL )

( KONDITIONAL, BEDINGUNGSFORM )


- ŞART[Ar. < ŞARṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞART

( şart kipi şartname şart şurt bilakayduşart çevre şartı ön şart tahkim şartı hava şartları hayat şartları Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey koşul kayıt I )


- ŞART ile/ve/||/<>/> SIHHA ŞART


- ŞARTLANMA ile/||/<> CONDITIONING[İng.] ile/||/<> KOŞULLANMA | KOŞULSUZ UYARAN

( Canlıya koşullu uyaranla birlikte uygulanan ilişkisiz bir uyaranın yeterince yinelendiğinde koşulsuz uyaranınkine benzeyen etkiler yapabilmesi koşulsuz uyaran )

( CONDITIONING )


- KOŞULLARDA:
HAKİKÎ ile/ve/||/<> CALÎ ile/ve/||/<> İLLET HÜKMÜNDE ile/ve/||/<> SEBEP HÜKMÜNDE


- ŞARTLI BİRLEŞİK CÜMLE ile/||/<> ŞART CÜMLESİ

( şart cümlesi )


- ŞARTLI İNSİYAK ile/||/<> CONDITIONED RESPONSE[İng.] ile/||/<> KOŞULLU TEPKE

( Belirli bir tepkenin doğal yolla uyarılmasını sağlayamayan bir uyaran karşısında da canlanması Zil sesi ya da bir ışık karşısında köpeğin et görmüşçesine davranması gibi )

( CONDITIONED RESPONSE )


- ŞARTNAME[Ar. < ŞARṬ + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARTNAME

( teknik şartname satış şartnamesi Satın alma satma yaptırma kiralama vb işleri gerçekleştirmek isteyen tarafın düzenlediği her iki tarafın da uymayı üstlendikleri şartların tespit edildiği resmî belge )


- ŞARTSIZ İLCA ile/||/<> UNCONDITIONED REFLEX[İng.] ile/||/<> KOŞULSUZ TEPKE

( Herhangi bir koşullandırma sürecinin başında belirli bir uyaranla sağlanan doğal tepke )

( UNCONDITIONED REFLEX )


- ŞAŞAA[Ar. < ŞAʿŞAʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRKEM | PARILTI

( görkem parıltı )


- ŞAŞAALI ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRKEMLİ | PARILTILI

( görkemli parıltılı )


- ŞAŞAAPÂŞ | RADYAN ile/||/<> RADYAN ile/||/<> RADYAN[Fr. < RADIAN]

( Bir çemberde uzunluğu yarıçapa eşit olan bir yayın belirlediği özeksel açı astronomi Bir çemberde uzunluğu yarıçapa eşit olan bir yayın belirlediği merkezi açı veya bu açının ölçüsü )

( RADIAN )

( RADIAN | RADIANT )

( RADIAN, RADIANT | RADIAN )


- ŞAŞAASIZ ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRKEMSİZ | PARILTISIZ

( görkemsiz parıltısız )


- ŞAŞAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< AŞAR

( Torun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Dede. )

( İstenç[irâde]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Direnç[ihtiyâr]. )

( Aynı dönemde ve birlikte yaşarlar. )


- ŞASİ[Fr. < CHÂSSIS] ile/||/<> PLAK YATAĞI

( plak yatağı )

( CHÂSSIS )


- ŞASİ | İRTİFAK | BİNA | BİNA, FİİL BİNASI | ÇATI ile/||/<> ÇATI

( Taslak durumunda bir yazı ya da yapıtın ana çizgileri Özel otolar için yapılmış dokuz parça borunun birbirine bağlanmasıyla kurulan çifteker gövdesi Çatı yüksekliğini gösteren numaralar binenin boyuna göre değişir 5153 küçük 5557 orta 5961 ise büyük boylardır Mimarlık 1 Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı a mahya baba mertek altgergi 2 Büyük otellerin çatı katındaki eğlence ve oturma yeri Bir iş eylem ya da uygulamanın kuramsal ve denenceli çerçevesi kuram I İnek sağmada kullanılan bir araç Susuz Kars II Duvarların içine konan ağaç kuşak Yeşilköy Afşar Gelendost Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta III Buzağı başbağı Baykara Selim Kars IV Semerin iç kısmı Yalvaç Isparta Bir aygıt ya da düzeneği taşıyan genellikle metal yapı biyoloji Özne ve nesne bakımından bir fiilin niteliği Öznesiz kullanılan bir fiil için Çatısı öznesiz nesnesiz kullanılmıyan bir fiil için aldığı nesnenin haline göre Çatısı i nesneli e nesneli bir fiil denir Fiil Fiil kök veya gövdesinin sözlük anlamında herhangi bir değişikliğe uğramadan fiilden fiil yapan belirli bazı eklerle genişletilerek cümledeki özne ve nesne ile olan bağlantısında uğradığı durum değişikliği fiilin anlam değişikliği göstermeyen ancak özne ve nesneye hükmeden şekil değişikliği Çatılar türlerine aldıkları eklere ve işlevlerine göre kendi içlerinde etken çatı yalın çatı edilgen çatı meçhul çatı dönüşlü çatı işteş çatı ettirgen çatı diye sınıflandırılır Bunlara )

( ROOF | FRAMEWORK | CHASSIS | FRAME | VOICE | SKELETON )

( CANEVAS | CADRE | COMBLE | CHÂSSIS | RAPHÉ | VOIX | REPÈRE )

( DACH | AUFBAUPLATTE | BEIN | DIATHESIS )


- ŞAŞI ile/||/<> ...

( birbirine paralel görme ekseni olmayan göz veya kimse birbirine paralel görme ekseni olmayan göz veya kimse birbirine paralel görme ekseni olmayan göz veya kimse Az çaşı eğri yan Türkmencede çaşı olarak geçer Türkçe şaşmak kökünden türetilmiştir şaş ı Azeri alanında ve Türkmence çaşı biçimi benzeşmezlik dissimilation sonunda olmuştur Az çaşı eğri yan Türkmencede çaşı olarak geçer Türkçe şaşmak kökünden türetilmiştir şaş ı Azeri alanında ve Türkmence çaşı biçimi benzeşmezlik dissimilation sonunda olmuştur Az çaşı eğri yan Türkmencede çaşı olarak geçer Türkçe şaşmak kökünden türetilmiştir şaş ı Azeri alanında ve Türkmence çaşı biçimi benzeşmezlik dissimilation sonunda olmuştur )

( ÇAŞI[Az.] )


- ŞAŞIRMAK ile/ve/||/<> SARSILMAK


- ŞAŞIRTICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜŞÜNDÜRÜCÜ


- ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK

( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )


- ŞAŞIRTMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EZBER BOZMAK


- ŞAŞIRTMAK ile/değil/yerine/=/||/<> YANILTMAK | ŞAŞKINLAŞMAK

( Şaşırmasına sebep olmak yanıltmak Daha iyi yetişmelerini sağlamak için ağaç fidanlarının veya çiçek fidelerinin yerlerini değiştirmek şaşkınlaşmak )


- ŞAŞKINLIK(/HAYRET) ile/ve/||/<>/> KUŞKU

( Zihinde. İLE/VE/||/<>/> Felsefede. )


- ŞAŞMA/ŞAŞIRMA/HAYRET (ETMEK) ile/ve/||/<>/> ŞAŞAKALMA/HAYRANLIK ile/ve/||/<>/> AŞK

( Felsefeye yöneltir. İLE/VE/||/<>/> Sanata yöneltir. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Doğaya/doğada. İLE/VE/||/<>/> İnsana/insanda. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Kısa süreli. İLE/VE/||/<>/> Uzun süreli. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Hem olumlu, hem olumsuzlara yöneliktir. İLE/VE/||/<>/> Olumsuzlara yönelik değildir. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Parçaya yöneliktir. İLE/VE/||/<>/> Tamamlanmışlara/olgunlara yöneliktir. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Anlayamadıklarımıza yöneliktir. İLE/VE/||/<>/> Aydınlatıcıdır. Kavrama ve kuşatmamızla birliktedir. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Açmazlarda, çelişki ve sıkıntılarda deneyimlediğimiz. İLE/VE/||/<>/> Sonsuzluğu, yüceliği ve üstünlüğü "duyumsatır". İLE/VE/||/<>/> ... )

( ASTONISHMENT/AMAZEMENT vs./and/<>/> ADMIRATION )

( ADMIRATIO cum/et/<>/> ... )


- ŞAŞMAZ/LIK ile/ve/||/<>/> SAPMAZ/LIK


- SASSOLA[İt. < SASSOLA] ile/değil/yerine/=/||/<> SAÇULA

( Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp )


- SAT ile/||/<> SAD-CHİT ile/||/<> SADCİTANANDA

( Aktif durumdaki Nihai Prensip'in aşkın yüzü. @@ Evrensel potansiyelin aşkın durumu. @@ Mutlak mükemmellikteki üç niteliğe (sat+chit+ananda) sahip En Üstün Prensip. )


- SATANİSME[Fr. < SATANISME] ile/değil/yerine/=/||/<> SATANİZM

( Şeytana tapma )


- SATANİST/SATANİSTE[Fr. < SATANISTE] ile/||/<> SATANİZM/SATANİSME[Fr. < SATANISME]

( Şeytana tapan kimse )


- SATANİSTE[Fr. < SATANISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> SATANİST

( Şeytana tapan kimse )


- SATAŞMAK ile/ve/||/<> DALAŞMAK


- SATAŞMAK ile/ve/||/<>/> SÜRTÜŞMEK


- SATER[Ar. < SAʿTER] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAHTER

( Bir çeşit kekik Thymus longicaulis )


- SATERİ[Ar. < SAʿTERĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SOYTARI

( Söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp eğlendiren kimse kaşmer Bir oyunda revüde veya sirkte gülünç davranışlarla sözlerle ve becerilerle seyircileri eğlendiren kimse Hileci yaltak kimse )


- SATH ile/||/<> SATH MÜSTEVÎ

( Yüzey. | İki boyutluların yüzeyi. İLE/||/<> Düzlemsel yüzey. )


- SATH[Ar. < SAṬḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> SATIH

( yüzey Görünen bölüm )


- SATH-I ARZ | YERYÜZÜ ile/||/<> YERYÜZÜ

( Yer yuvarlağının yüzeyi Yeryuvarlağının dış kesimi coğrafya )

( EARTH'S SURFACE | SURFACE OF THE EARTH )

( SURFACE DE LA TERRE | SURFACE TERRESTRE )

( ERDOBERFLÄCHE )


- SATH-İ CANİBİ ile/||/<> LATERAL SURFACE[İng.] ile/||/<> AIRE LATÉRALE, SURFACE LATÉRALE[Fr.] ile/||/<> MANTELFLÄCHE[Alm.] ile/||/<> YANAL YÜZEY

( Tabanı bulunan bir yüzey için taban atıldığında geriye kalan yüzey )

( LATERAL SURFACE )

( AIRE LATÉRALE, SURFACE LATÉRALE )

( MANTELFLÄCHE )


- SATH-I MÂİL ile/||/<> PLAN OBLİQUE[Fr.] ile/||/<> EĞİK DÜZLEM

( matematik fizik )

( PLAN OBLIQUE )


- SATH-I ŞAKULÎ ile/||/<> PLAN VERTİCAL[Fr.] ile/||/<> DÜŞEY DÜZLEM

( astronomi )

( PLAN VERTICAL )


- SATHİ[Ar. < SAṬḤĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜZEYSEL


- ŞATHİYAT[Ar. < ŞAṬHİYYÂT] ile/||/<> ... | ŞAT-HİYAT-I SOFİYANE

( Tekke edebiyatı koşuk türü Tanrı ile senli benli sakalı takılmacalı bir söyleyişle konuşur gibi yazılan deyişler şathiyatı sofiyane )


- ŞATHİYYAT[Ar. < ŞAṬḤİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞATHİYAT

( Ciddi bir düşünceyi konuyu şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler )


- ŞATHİYYE[Ar. < ŞAṬḤİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞATHİYE

( Yergiye alaya şakaya yer veren manzum eser Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen coşku hâlinde söylenen bir şiir türü )


- SATILAMAZ ile/ve/||/<> DEVREDİLEMEZ


- SATIN ALMA/MÜBAYAA[Ar. < MUBĀYAʿA] ile/||/<> SATIN ALMA/İŞTİRA[Ar. < İŞTİRĀʾ]


- SATİN[Fr. < SATIN] ile/değil/yerine/=/||/<> SATEN

( atlas I Parlak pamuklu kumaş Bu kumaştan yapılmış )


- SATIR ARASI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM


- ŞATIR[Ar. < ŞÂṬİR] ile/||/<> ...

( Tören ve alaylarda gösterişi artırmak için padişahın vezirin yanlarında yürüyen görevliler )


- SATİR[Fr. < SATIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> YERGİ


- SATIR/SATUR[Ar. < SĀṬŪR] ile/||/<> ZIRH/ZIRH[Fars. < [FAR. ZİH SÖZÜNDEN]

( satır kıyması Et kesmeye kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir bıçak türü )


- SATIR ile/||/<> ...

( et kesmeye kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir tür bıçak et kesmeye kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir tür bıçak et kesmeye kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir tür bıçak sāṭūr a butchers large knife sāṭūr a butchers large knife sāṭūr a butchers large knife )

( SĀṬŪR )


- SATIR ile/||/<> ...

( bir sayfa üzerinde yan yana gelen kelimelerden oluşan ve alt alta sıralanmış her bir dizi bir sayfa üzerinde yan yana gelen kelimelerden oluşan ve alt alta sıralanmış her bir dizi bir sayfa üzerinde yan yana gelen kelimelerden oluşan ve alt alta sıralanmış her bir dizi Az sǝtir setir setr YUyg setr saṭr bir dizi yazı hat çizgi Diyalektlerde Türkçe yol sözü satır olarak da geçer yul yul jol Az sǝtir setir setr YUyg setr saṭr bir dizi yazı hat çizgi Diyalektlerde Türkçe yol sözü satır olarak da geçer yul yul jol Az sǝtir setir setr YUyg setr saṭr bir dizi yazı hat çizgi Diyalektlerde Türkçe yol sözü satır olarak da geçer yul yul jol )

( SAṬR )

( SƎTIR[Az.]~SETIR[Tkm.]~SETR[Özb.]~YUL[Bşk.]~JOL[Kzk.] )


- ŞATIR ile/||/<> RİKABDAR

( Tören ve alaylarda Sultan'ın, Vezir'in yanında yürüyen görevliler. İLE/||/<> Sultan'ın ata binerken üzengisini tutan görevli. )


- SATIR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SADIR


- ŞATİR[Ar. < ŞĀṬİR] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞATIR

( şen şatır Neşeli keyifli şen olan Tören ve alaylarda padişahın vezirin yanında yürüyen görevliler )


- SATİR ile/||/<> SATİR[Fr. < SATIRE]

( satur tok dolu Taşlama yergi İnsanların ve çevrelerin kusurlu yanlarını alaya alma Antik dönemde Diyonizos törenlerinde koronun hayvan maskeli oyuncusu )

( SATYR )

( STAYRE | SATIRE )

( SATIRE | SATYR )

( SATUR )


- SATIR ile/||/<> SÜTUN ile/||/<> NULL

( Matrise bağlı vektör uzayları. )

( Formül: dim(N(A)) + rank(A) = n )


- SATİRİAZİS ile/ve/||/<> NEMFOMANİ

( [Aşırı eşeysel istekli/lik]
Erilde. İLE/VE/||/<> Dişilde. )


- SATİRİQUE[Fr. < SATIRIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SATİRİK

( Yergi ile ilgili yergi niteliğinde olan )


- SATIŞTA:
N ile/ve/||/<> A ile/ve/||/<> I ile/ve/||/<> D ile/ve/||/<> A ile/ve/||/<> S

( Gereksinim. İLE/VE/||/<> Dikkat. İLE/VE/||/<> İlgi. İLE/VE/||/<> İstek. İLE/VE/||/<> Eylem. İLE/VE/||/<> Tatmin. )

( Need. VS./AND/||/<> Attention. VS./AND/||/<> Interest. VS./AND/||/<> Desire. VS./AND/||/<> Action. VS./AND/||/<> Satisfaction. )


- SATLICAN[Ar. < ẔĀT + CENB] ile/değil/yerine/=/||/<> ZATÜLCENP


- SATMAK ile/||/<> SATMAK

( Tul Bir jestin bir mimiğin bir tümcenin bir bölümcüğün altını çizmek vurgulayıp belirtmek Doğaçlama Doğaçlama tiyatrosunda bir hareketi bir mimiği bir tümceyi bir sahneyi vurgulamak anlamında kullanılan söz )


- SATMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DAĞITMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BAĞIŞLAMAK


- SATR[Ar. < SAṬR] ile/değil/yerine/=/||/<> SATIR

( satır arası satır başı satır satır satır sonu Bir sayfa üzerinde yan yana gelen kelimelerden oluşan yazı sıralarından her biri )


- SATRANÇ OYUN AÇILIŞINDA:
İSPANYOL ile/ve/||/<> İTALYAN

( [beyaz için] Bb5[< e4, e5 > Nf3, Nc6] İLE/VE/||/<> Bc4[e4, e5 > Nc3, Nc6] )


- SATRANÇ OYUN SAVUNMASINDA :
FRANSIZ ve/||/<>/> SİCİLYA

( e4[beyaz], e6[siyah] VE/||/<>/> Nf3[beyaz], d6[siyah] )


- ŞATRANÇ[Ar. < SAṬRENC] ile/değil/yerine/=/||/<> SATRANÇ


- SATRANÇ TAŞLARININ DEĞERLERİNDE:
1 ile/ve/||/<>/< 3 ile/ve/||/<>/< 5 ile/ve/||/<>/< 9 ile/ve/||/<>/< SONSUZ

( Piyon. İLE/VE/||/<>/< Filler. İLE/VE/||/<>/< Atlar ve kaleler. İLE/VE/||/<>/< Vezir. İLE/VE/||/<>/< Şah. )


- SATRANÇ TAŞLARININ HAMLE HARFLERİ/KODLARI:
Ş | V | K | F | A ile/ve/||/<> K | Q | R | B | N

( Ş[ah] | V[ezir] | K[ale] | F[il] | A[t]
ile/ve/||/<>
K[ing] | Q[ueen] | R[ook] | B[ishop] | [K]N[ight] )

( PİYON: simgesizdir/harf karşılığı yoktur
X: Alış.
o - o: Küçük rok.
o - o - o: Büyük rok.
ŞAH ÇEKME: +
ŞAH - MAT: #
)

( Türkçe'de. İLE/VE/||/<> İngilizce'de. )


- SATRANÇ ve/||/<>/< ANA KURALLARI

( - Taşları geliştirmek.
- Ortadaki dört merkezi ele geçirmeye çalışmak.[d4,d5,e4,e5]
- En zayıf kareye saldırmak.[f2[beyazda] ve f7[siyahta][şah'ın çaprazındaki piyon]]
- Açılışta, aynı taşı, üst üste oynamamak.
- Hiçbir taşı, boş yere kaybetmemek. )


- SATRANÇ ve/||/<> BİSİKLET

( Her hamleyle tamamen değişir. VE/||/<> [düzlükte] Ancak pedala basarak üstünde durulur ve ilerlenir. )


- SATRANÇ ile/ve/||/<> KÖRLERİN SATRANCI ile/ve/||/<> KÖRLEME SATRANÇ

( )


- SATRANÇ ve/||/<> MATEMATİK

( Şah ve Mat

[Satrancın, ilk kez M.S. 570 yıllarında, Hindistan'da oynandığını biliyoruz. O tarihlerde yazılmış olan pek çok belgede satranç oyunundan söz ediliyor. Daha önce Çin'de de bu oyunun oynandığı söyleniyorsa da Çin kayıtlarında, o herşeyi kaydeden Çin kayıtlarında, satrançtan söz edilmediğinden dolayı satrancın başlangıcı olarak 570 - 600 yıllarını ve Hindistan'ı alıyoruz.]

Söylentiye göre, bunu bulan Brahman rahibi, Şah'a bir ders vermek istemiş.

"Sen, ne kadar önemli biri olursan ol, adamların, vezirlerin, askerlerin olmadan hiçbir işe yaramazsın, hiçbir önemli iş yapamazsın" demek istemiş.

Şah, durumdan memnun görünmüş.

"Peki, oyunu ve dersini beğendim. Dile benden, ne dilersen." demiş.

"Satrancın, matematikle ne ilgisi var?" diyorsanız, işte şöyle bir ilişkisi var.

Rahip, bu olay üzerine, Şah'ın alması gereken dersi hâlâ almadığını düşünerek,

"Bir miktar buğday istiyorum. Sana bulduğum bu oyunun birinci karesi için bir buğday istiyorum. İkinci karesi için iki buğday istiyorum. Üçüncü karesi için dört buğday istiyorum. Böylece, her karede, bir önceki karede aldığım buğdayın iki katı buğday istiyorum. Sadece bu kadarcık buğday istiyorum." demiş.

Şah, kendi gibi yüce ve kudretli bir şahtan, isteye isteye üç-beş tane buğday isteyen bu rahibin, küstahlığa varan alçakgönüllüğüne sinirlenmiş ve ona bir ders vermek istemiş.

"Hesaplayın. Hak ettiğinden bir tane fazla buğday vermeyin!" demiş.

İnce Hesap

Hesaplamaya başlayınca, ilk kareler kolay gitmiş. Birinci kareye bir buğday, ikinci kareye iki buğday, üçüncü kareye dört buğday... Ancak, 10. kareye gelindiğinde, toplam 1023 buğday vermeleri gerekiyormuş. Hesabın böyle gideceğini, rahibe, üç-beş buğday vereceklerini zannediyorlarmış. 15. karede, yalnızca 1.5 kilo buğday vereceklermiş. 25. kareye gelince, vermeleri gereken buğdayın, 1.5 ton olduğunu görmüşler ama fazla heyecanlanmamışlar. Oysa, 31. kareye gelince, bu işin şakası olmadığını anlamaya başlamışlar. Çünkü, vermeleri gereken buğday, 92 tonmuş.

Yine hesaplamaya devam etmişler. 49. kareye geldikleri zaman, 24 milyon ton buğday vermeleri gerektiği ortaya çıkmış. [Bu ise Türkiye'nin bir yıllık buğday üretiminden daha fazla.] 54. kareye geldiklerinde, 771 milyon ton buğday vermeleri gerekir. [Bu da dünyanın bugünkü ölçülere göre birbuçuk yıllık buğday üretimi.]

"Madem hesaba başladık, devam edelim" deyip bitirmişler. 64. kare de tamamlandığında, bugünkü ölçülerle dünyanın 1500 yıllık buğday üretimini rahibe vermeleri gerektiği ortaya çıkmış.

Bu öykünün sonu bilinmiyor. Rahip, bir miktar buğdaya râzı olup gitti mi, yoksa Şah'tan iyi bir azar mı işitti bilmiyoruz. Satrancın, günümüzden yaklaşık 1300 yıl önce bulunduğunu ve eskiden de dünyanın yıllık buğday üretiminin bugünkünden daha az olduğunu göz önünde bulundurursak, rahibe olan borcumuzu hâlâ ödeyemediğimiz, hâlâ borçlu olduğumuz ortaya çıkar.

1. karede 20 = 1
2. karede 21 = 2
...
10. karede 210 = 512
...
30. karede 230 = 536.870.912
...
60. karede 260 = 576.460.752.303.423.488
...
63. karede 263 = 9.223.372.036.854.775.808

64. karede 264 = 18.446.744.073.709.551.615

Bu sayının matematik dilindeki karşılığı ise

63Σ n = 0

2n = 264 - 1 = 18.446.744.073.709.551.615 )


- SATRANÇ ile/||/<> SATRANÇ[Ar. < SAṬRENC]

( Saz ozanlarının aruzla yazdıkları türlerden biri Örnekleri azdır ve ancak XIX yüzyılda görülür Aruzun dört müfteilün kalıbındadır Gazel biçimindedir ve özel bir ezgiyle okunur Musammat beyitlerden oluştuğu için her dize iki eşit parçaya bölünür ve iç uyak bulununr Musamat dizeler alt alta yazılırsa bir dörtlük elde edilir İç uyaklarına göre uyak düzeni şöyledir ababcccbçççb Satranç hece ölçüsünün 8 8 kalıbına da Halk edebiyatı terimi İç uyaklı ve çoğu on altı beyitli bir çeşit destan Türk cambazlarının becerilerinden biri İki cambazın bir tel üzerinde altlarına tek ayak üzerinde duran iskemleler alıp satranç oynama gösterisi şatranc satranç Laufer Toung Pao 17 466 s 76 not bu adın Farsçaya Sanskritçeden geçtiğini yazmıştır caturaṅga dört kol dört öge şatranc satranç Laufer Toung Pao 17 466 s 76 not bu adın Farsçaya Sanskritçeden geçtiğini yazmıştır caturaṅga dört kol dört öge )

( ŞATRANC )

( CATURAṄGA )


- SATRANÇTA:
AÇILIŞ ve/||/<> YAPILMAMASI GEREKENLER

( * At ile başlanmaz!
* Kalelerin önündeki piyonlarla başlanmaz! [Yandan değil ortadan başlanır!]
* Vezir'in önündeki piyonla başlanmaz! )


- SATRAP[İng.] ile/||/<> SATRAPE[Fr.] ile/||/<> SATRAP[Alm.] ile/||/<> SATRAP[Fr. < SATRAPE]

( Eski Perslerde il yöneticisi )

( SATRAP )

( SATRAPE )

( SATRAP )


- SATRAPE[Fr. < SATRAPE] ile/değil/yerine/=/||/<> SATRAP

( Perslerde il yöneticisi vali )


- SATRENC[Ar. < SAṬRENC] ile/değil/yerine/=/||/<> SATRANÇ

( satranç tahtası satranç takımı satranç taşı satranç vezni İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun şatranç )


- SATSUMA[İng. < SATSUMA] ile/değil/yerine/=/||/<> SATSUMA

( Kabuğu kolay soyulabilen güzel kokulu bir tür mandalina )


- SATUR[Ar. < SĀṬŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> SATIR

( satır kıyması Et kesmeye kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir bıçak türü )


- SATURATED FATTY[İng.] ile/||/<> DOYMUŞ YAĞ

( Doymuş yağ asidi )

( SATURATED FATTY )


- SATURATED ile/||/<> UNSATURATED ile/||/<> TRANS

( Lipid yapı taşlarının sınıflandırması. )

( Formül: C₁₆H₃₂O₂ (palmitik) )


- SATURATION POINT[İng.] ile/||/<> DOYUM NOKTASI

( 1 Bir ülke bölge veya piyasanın bir mal veya hizmete yönelik isteminin tamamen karşılanmış olması Bu nokta mal ya da hizmet tüketiminin nüfusa oranı biçiminde tanımlanır 2 Marjinal Fayda Kanununa göre bir maldan tüketilen miktar arttıkça her bir birimden sağlanan faydanın giderek azalıp sıfıra ulaştığı nokta )

( SATURATION POINT )


- SATÜRN ile/ve/||/<> ENCELADUS


- SATÜRN ve/||/<> HALKALARI

( ... VE/||/<> Satürn'ün halkaları, 4.4 milyar yıl önce Satürn ile birlikte oluşmuştur. [30-40 milyon yıl önce oluştuğu da söylenilmektedir.] Gezegenin halka sistemi, uydularıyla arasında olan etkileşim sonucu oluşmuştur. Halkaları, büyük ölçüde, su buzu ve çok az miktarda da tholin ve silikat toz parçacıklarından oluşmuştur. Güneşin ultraviyole ışınlarının, su buzu ile etkileşmesi sonucu ortaya oksijen ve hidrojen çıkmaktadır. Bu da Satürn'ün halkalarının, kendilerine ait bir atmosferi olduğunu göstermektedir. Satürn'ün halkalarının kalınlığı sadece 20 cm.'dir. )


- SATURN[İng.] ile/||/<> SATURNE[Fr.] ile/||/<> SATURN[Alm.] ile/||/<> SATÜRN

( Satürn Güneşe uzaklık sırasında altıncı gelen halkalı büyük gezegen )


- SATÜRN ve/||/<> TİTAN

( ... VE/||/<> Satürn'ün en büyük uydusudur ve yoğun bir atmosferi olduğu bilinen tek doğal uydudur. Titan'daki büyük su kütleleri gibi görünen bu okyanusların, metan gazının sıvı durumu olduğu görülmüştür. Yüzey sıcaklığı, yaklaşık olarak -180 °C'dir. )


- SATURNE[Fr. < SATURNE] ile/değil/yerine/=/||/<> SATÜRN

( Güneş e yakınlık bakımından altıncı sırada olan gezegen Sekendiz Zühal )


- SATÜRN'ÜN HALKALARI:
3 ile/ve/değil/||/<>/> 6


- SATVET[Ar. < SAṬVET] ile/değil/yerine/=/||/<> SATVET

( Karşı konulmaz derecede zorlu sindirici boyun eğdirici güç Kuvvetle birinin üzerine sıçrama )


- SAUCE[Fr.] ile/||/<> SOS[Fr.]

( Bazı yemeklerin üzerine dökülen domates baharat gibi şeylerle yapılan terbiye Fransız mutfağının sos ları konuşulurdu hep Nezihe Meriç Toplu Öyküleri 2 266 Birincide ortak bir beğeni bir paylaşım baskındır ikincideyse size özel beğeninize göre çeşitleri zengin sosları da hesaba katarsak kişisel damak tadınıza uygun bir yemek kotarmak hakkı tanınır Tomris Uyar Yüzleşmeler 53 Bu yüzden gülerek açtı konuyu yeniden mutfakta benim doğradığım salatanın sosunu hazırladığı sırada Pınar Kür Küçük Oyuncu 199 )


- SAUCE[Fr. < SAUCE] ile/değil/yerine/=/||/<> SOS

( beşamel sos daldırma sos dip sos kahvaltılık sos Napoliten sos barbekü sosu fesleğen sosu pesto sosu soya sosu Kıvam renk ve lezzet vermek amacıyla yiyecekler hazırlanırken içine konulan veya servisi sırasında üzerine dökülen domates sarımsak süt çikolata baharat vb malzemelerle yapılabilen sıvı kıvamlı karışım )


- SAUCİSSE[Fr. < SAUCISSE] ile/değil/yerine/=/||/<> SOSİS

( sosis yaka Kıyılmış etin baharatla yoğurulduktan sonra ya tam ya da yarı pişirilerek hayvan bağırsağı içine doldurulmasıyla hazırlanan bir yiyecek türü )


- SAULE BLANCHE[Fr.] ile/||/<> SALIX ALBA[Lat.] ile/||/<> AKSÖĞÜT

( botanik )

( SAULE BLANCHE )

( SALIX ALBA )


- SAULE DES VANNIERS[Fr.] ile/||/<> SALIX VIMINALIS[Lat.] ile/||/<> SEPETÇİ SÖĞÜDÜ

( botanik )

( SAULE DES VANNIERS )

( SALIX VIMINALIS )


- SAUMON[Fr. < SAUMON] ile/değil/yerine/=/||/<> SOMUN

( kulaklı somun Cıvatanın ucuna geçirilen içi yivli demir başlık )


- SAUNA[Fr. < SAUNA] ile/değil/yerine/=/||/<> SAUNA

( Kuru buhar banyosu Bu banyonun bulunduğu yer )


- SAUPE[Fr.] ile/||/<> SARPA

( Boops salpa Kemiklibalıklar Teleostei takımının izmaritgiller Sparidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 35 cm Doğu Atlantik Okyanusu kıyısı Akdeniz ve Karadenizde yaşar )

( SAUPE )


- SAUSAGE[İng.] ile/||/<> SUCUK

( Kıyma yağ tuz baharat koruyucu maddelerden oluşan ve kılıflara doldurularak üretilen ve binlerce çeşidi olan taze kuru veya yarı kuru pişmiş kısmi pişmiş fermente tütsülenmiş et ürünlerinin genel adı Az sucug içerisine fındık ceviz vb konulmuş şekerleme türü çuçuk 1 kalın bağırsak 2 at sucuğu Benzeşme assimilation sonunda oluşmuştur sücük küçük sucuk Kumancada sucux bağırsak olarak geçer Kałużyńskiye göre RO 31 109 Yakutçada bağırsak ince bağırsaklar karın göbek olarak kullanılan ohoğos oçoğos biçimleri suçukaç olarak değerlendirilebilir Yakutçada baştaki snin düşmesi eski bir kuraldır Ancak Yakutça biçimler ünlüler yönünden düşündürücüdür Çağdaş diyalektlerde sucuk yerine kıyma adı da kullanılır Alt Tel kıyma bir çeşit sucuk Blk kıyma sucuk kıyma bağırsak şirden Buna göre kıymanın da başlangıçta bağırsak olarak kullanıldığı anlaşılıyor Daha sonra kıyma sucuk anlamını almıştır Türkçe sucuk gibi Anadolu ağızlarında çoban sucuğuna verilen göden adı da kalın bağırsak olarak kullanılan gödenden gelir göden Türkmence böven de kalın bağırsak olarak kullanılır Daha sonra sucuk değerini de kazanmıştır Kazakça sokta kan sucuğu ve Tatarca Kazan sukta etle doldurulmuş bağırsak sucuk biçimlerinin Türkçe sok schlagen schlachten kökünden tu ekiyle kurulduğu anlaşılıyor Doerfer TMEN 1250 Farsça soxtū intestines of a bird sheeps tripe stuffed with minced meat and rice biçimi Türk diyalektlerinden geçmiştir Menges UAJb 33 111 de soktunun sok schlagen kökünden geldiğini yazmıştır Bulgarca sudžuk Türkçeden alınmıştır Rumcaya σουτζούκι olarak geçmiştir Andriotis EL 333 Rusça syčuk şirden biçimi de Türk diyalektlerinden alınmıştır Räsänen ZSIPh 22 128 Vasmer REW 3 60 Arapça Suriye sǝjǝg saucisson biçimi de Türkçeden alındığı gibi Arapça Mısır suguq sugûg biçimi de Türkçeden geçmiştir Littmann Tschudi Arm 117 114 Kürtçede sincûq sıcûq hayvan bağırsağı olarak kullanılır Moğol diyalektlerinde de kullanılır Ligeti Tamura Arm 19 Dankoff ALT D 17 Ermenice xčuł sausage xčel to stuff üzerinde durmuşsa da bu açıklamanın sağlam olmadığını da dile getirmiştir )

( SAUSAGE )

( SUCUG[Az.]~ÇUÇUK[Krg.]~SÜCÜK[Kzk.]~KIYMA[Şor.] )


- SAUTE[Fr. < SAUTÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> SOTE

( et sote ciğer sotesi mantar sotesi Küçük küçük doğranmış et ciğer böbrek mantar vb şeyler yağda hafifçe kavrulduktan sonra su domates biber vb katılarak yapılan bir tür yemek )


- SAV ile/değil/yerine/=/||/<> İDDİA | TEZ | ATASÖZÜ

( sav söz savı kanıtsama ana sav karşı sav iddia tez Haber söz atasözü )


- SAV ile/||/<> SAVA

( Haber. İLE/||/<> Havadis. )


- SAV/İDDİAYA KARŞI, KANIT ORTAYA KOYMA SORUMLULUĞU:
GÜMRÜKTE ve/||/<> KİŞİ(İNSAN) HAKLARINDA ve/||/<> KİŞİSEL VERİ İŞLEMEDE

( Kişiye aittir.[Bunların dışındakilerde, "sav/iddia" sahibinindir.] )


- SAVA ile/||/<> ...

( Maşraba gibi küçük boyda kap yapmakta kullanılan örs Divrik Sivas Bor Niğde )


- SAVAN ile/||/<> SAVAN

( coğrafya Kuraklığa dayanıklı bitkilerle seyrek ağaçlar kapsayan tropik ve subtropik alan savan sawan bedspread )

( SAVANNA | TAIGA )

( SAVANE | TAIGA )

( SAVANNE | TAIGA )

( SAVANA )

( ΣΑΒΆΝΑ / σαβάνα )

( SAWAN )


- SAVAN ile/||/<> TAYGA

( (coğrafya) @@ Kuraklığa dayanıklı bitkilerle seyrek ağaçlar kapsayan tropik ve subtropik alan.@@bk. savan. @@ < Erm sawan 'bedspread'. )

( SAVANNA | TAIGA~TAIGA )

( SAVANE | TAIGA~TAIGA )

( SAVANNE | TAIGA~TAIGA )

( SAVANA~TAIGA )

( ΣΑΒΆΝΑ / σαβάνα~ΤΆΙΓΚΑ / τάιγκα )

( SAWAN )


- SAVANE[Fr. < SAVANE] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVANA

( Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlar Tropikal iklim bölgesinin tipik bitki örtüsü )


- SAVAP[Ar. < ṢAVĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞRU (HATASIYLA SAVABIYLA)


- SAVAŞ/HARP[Ar. < ḤARP] ile/||/<> SAVAŞÇI/MUHARİP[Ar. < MUḤĀRİB]


- [ne yazık ki]
!SAVAŞ ile/ve/değil/||/<> !İÇ SAVAŞ/AYAKLANMA

( POLEMOS ile STAZIS )


- SAVAŞ ya da KORSANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< TİCARET


- SAVAŞ ile/ve/değil/||/<>/< TUZAK


- [ne yazık ki]
!SAVAŞ ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]


- SAVAŞMAMA ile/ve/||/<> MESAFE ALMA


- [ne yazık ki]
SAVAŞTAN GERİYE KALANLAR:
ÖLÜLER "ORDUSU" ile/ve/||/<>/> YAS TUTANLAR "ORDUSU" ile/ve/||/<>/> HIRSIZLAR "ORDUSU"


- SAVING[İng.] ile/||/<> TASARRUF[Ar. < TAṢARRUF]

( 1 Bir ekonomide belirli bir dönemde yaratılan gelirin tüketilmeyen yani harcanmayan kısmı 2 Cari gelirin bir kısmının tüketilmeden gelecekte kullanılmak üzere ayrılması )

( SAVING )


- ŞAVK[Ar. < ŞEVḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> IŞIK


- SAVLA[İt. < SAGOLA] ile/||/<> ...

( gemilerde bayrakları direğe çekmekte kullanılan ince ip İtal sagola line flag halyard line Akdeniz dillerinde yaygın olarak kullanılır saula İtal sagola savola Cezayir ṣāwlū )

( SAGOLA )


- SAVLA[İt. < SAGOLA] ile/||/<> SAVLO

( 'gemilerde bayrakları direğe çekmekte kullanılan ince ip' @@ < İtal sagola 'line; flag halyard line'. Akdeniz dillerinde yaygın olarak kullanılır: İsp saula. -İtal sagola, savola. -Ar (Cezayir) ṣāwlū. )

( SAGOLA~SAVLO | SAGOLA )


- SAVLET[Ar. < ṢAVLET] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVLET

( Şiddetli saldırı )


- SAVLO[İt. < SAVLO] ile/||/<> ...

( gemilerde bayrakları direğe çekmekte kullanılan ince ip İtal sagola line flag halyard line Akdeniz dillerinde yaygın olarak kullanılır saula İtal sagola savola Cezayir ṣāwlū )

( SAVLO | SAGOLA )


- SAVLO[İt. < SAVLO] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVLO

( Sancak çekmekte işaret kaldırmakta kullanılan bir veya bir buçuk burgata ölçüsündeki ince halat )


- SAVRAN[Ar. < ZAʽFERÂN | FARS. < SER-BÂN] ile/||/<> ...


- SAVRUK ile/değil/yerine/=/||/<> TUTUMSUZ | DİKKATSİZ

( tutumsuz Aklını işine vermeyen dikkatsiz Düzensiz dağınık )


- [ne yazık ki]
SAVSAKLAMA ile/ve/||/<> BOŞVERME


- SAVT | SES ile/||/<> SES

( Sinema TV Titreşimli bir kaynaktan çıkan belirli bir ortamda uzunlamasına dalgalar biçiminde yayılan basıncın etkisiyle kulağın algıladığı duyu Soluk alıp vererek ses tellerinin kımıldamasıyla çıkarılan tonlar İşitme duyusunu uyaran dalga bu tür dalgaların beynin işitme özeğini etkilemesi fizik Derleme fonem ses unsuru seslik ün Kulağın duyabildiği titreşim Soluk alıp vererek ses tellerinin titreşimi ile çıkarılan tonların tümü Ses kelimesi sırasına göre Fran son karşılığı olarak kullanıldığı gibi phonème anlamına da gelir Bunları kesinlikle ayırmak gerektiği vakit birincisine SELEN ikincisine ise SESLİK demek uygun olur Ciğerlerden gelen havanın ses yolunun herhangi bir noktasındaki boğumlanması ile oluşan ve yayılarak kulakta bir ünlü olarak veya bir ünlü ile birlikte algılanan titreşim a m n y s )

( SOUND | VOICE | SOUND, PHONEM | TONE | AUDIO )

( SON | VOIX | PHONEME, SON | SON, PHONÈME | SON, VOIX )

( TON, KLANG, LAUT, SCHALL | STIMME | SCHALL | LAUT, SPRECHLAUT | LAUT )


- SAVT[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SAMT[Ar.]

( Ses, sadâ[insan sesi], selen. | Bağırma, haykırma, çığlık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Susmak. )


- SAVTİ ile/||/<> PHONETICS[İng.] ile/||/<> PHONÉTIQUE[Fr.] ile/||/<> PHONETIK[Alm.] ile/||/<> SESÇİL

( Sese dayanan sesle ilgili olan Sesçil imlâ sözcükleri konuşulduğu gibi yazıma geçirmeye çalışan bir düzendir )

( PHONETICS )

( PHONÉTIQUE )

( PHONETIK )


- SAVTİYYAT | FONOLOJİ ile/||/<> FONOLOJİ ile/||/<> SES BİLGİSİ

( ses bilgisi sesbilimi Ses titreşimlerinin özelliklerini nesnelerle etkileşimlerini ve uygulamada kullanılmalarını inceleyen bilgi dalı görevsel ses bilgisi Bir dilin seslerini oluşmaları boğumlanma özellikleri kelimelerdeki sıralanışları yüklendikleri görevler ve uğradıkları türlü değişmeler açısından inceleyen gramer dalı Bu dalın da art zamanlı ses bilgisi eş zamanlı ses bilgisi karşılaştırmalı ses bilgisi deneyli tecrübî ses bilgisi gibi alt dalları vardır Bunlara )

( PHONOLOGIE )


- ŞAVUL[Ar. < ŞĀḲŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEKÜL


- ŞAVUL[Ar. < ŞÂKŪL] ile/||/<> ŞAKUL

( şakul )


- SAVUNMA/DEFANS[Fr. < DÉFENSE] ile/||/<> SAVUNMA/MÜDAFAA[Ar. < MUDĀFAʿA] ile/||/<> SAVUNMA/MÜDAFAANAME[Ar. < MUDĀFAʿA + Fars. NĀME]


- SAVUNMA HAKKI ile/ve/||/<> KENDİNİ İFADE ETME HAKKI


- SAVUNMA MEKANİZMALARINDA:
BASTIRMA ile/ve/değil/||/<> BÖLME


- SAVUNMA MEKANİZMASI ile/ve/||/<> AVUNTU


- SAVUNMA ve/||/<> GÜDÜLENME ve/||/<> KAYGI


- SAVUNMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAVUŞTURMA


- SAVUNMA ile/ve/||/<> "... SAYMA"


- SAVUNUCU ile/değil/yerine/=/||/<> SAVUNMA OYUNCUSU | AVUKAT

( Bir şeyi savunan kimse müdafi savunma oyuncusu avukat )


- SAWDUST[İng.] ile/||/<> SCIURE[Fr.] ile/||/<> SÄGEMAHL, SÄGESPÄNE[Alm.] ile/||/<> TALAŞ

( Gösteri alanını gösteri sırasında çabucak temizlemekte kullanılan talaş )

( SAWDUST )

( SCIURE )

( SÄGEMAHL, SÄGESPÄNE )


- SAWFLIES[İng.] ile/||/<> MOUCHES À SCIE[Fr.] ile/||/<> TENTHREDINIDAE[Lat.] ile/||/<> BLATTWESPEN[Alm.] ile/||/<> YAPRAK ARILARI

( Çeşitli türleri kurtçuk evresinde önemli tarım bitkilerine ve orman ağaçlarına zarar veren zarkanatlılar familyası testereli arılar bıçkılı sinekler )

( SAWFLIES )

( MOUCHES À SCIE )

( BLATTWESPEN )

( TENTHREDINIDAE )


- SAXOPHONE[Fr. < SAXOPHONE] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKSAFON

( Genellikle pirinçten yapılmış metal tuşlara basılarak çalınan çoğunlukla bandolarda ve caz topluluklarında kullanılan bir tür üflemeli çalgı )


- SÂY, AMEL | AMEL | MESAİ | İŞ ile/||/<> İŞ

( iş 3 Bir bilgisayarda uygulanmak üzere bir ya da birçok görevden oluşacak biçimde tanımlanmış bilgi işlem öbeği 1 Beden ya da kafa gücüyle yapılan şey 2 Çalışma emek 3 Yapılacak ya da yapılan şey uğraşı görev 4 Meslek 1 Mekanikte bir noktaya etkiyen kuvvetin büyüklüğü noktanın aldığı yolun uzunluğu ve kuvvet yönü ile yol doğrultusu arasında kalan açının kosinüsü çarpımlarıyla belirlenen erke 2 Termodinamikte bir dizgeyle çevresi arasında ısı türü dışında oylumsal elektriksel yüzeysel her tür erke alışverişinin ortak adı Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi İş kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir fizik 1 Tecimsel nitelikte yapılan işlem ve çalışmalar 2 Verimin sağlanılması için harcanan özdeksel ve tinsel insan gücüne ya da sonucuna verilen ad )


- SAY ile/||/<> BAŞLIKLI MAYMUN

( başlıklı maymun başlıklımaymun )


- SAY[Ar. < SAʿY] ile/değil/yerine/=/||/<> SAY

( Çalışıp çabalama Hac ibadeti sırasında Safa ile Merve tepeleri arasında gidip gelme )


- SAY ile/||/<> SAYA

( Düz tabaka biçiminde ince, yassı taş, çakıl. İLE/||/<> Yumuşak taş. )


- SAYA ile/||/<> SAYA

( Düzyazı içinde koşuk bulunmayan halk öyküsü I Kadın hırkası Çalıova Gerze Sinop II Ayakkabı yüzü Poyra Eskişehir Ankara Aksaray Niğde III sayvant 1 Ağıl bahçesi Sarıdeğirmen Haymana Akçakese Hacılar Adalıkuzu Akbaş Boyalı Güdül Yurtbeyi Çankaya Ankara 2 Küçükbaş hayvanların kışlık ağılı Kemalpaşa İzmir Mudurnu Bolu sayvant Tokmacık Yalvaç Gedikli Şarkikaraağaç Isparta R σαγίον σάγοϛ grober Soldatenmantel dial σαγίν σαγι ὰ ein Kleidungsstück )

( ΣΑΓΊΟΝ / σαγίον )


- ŞAYAK[Yun.] ile/||/<> KADIN ETEKLİĞİ. (YEŞİLKÖY *GEIENDOST -ISPARTA)

( Kadın etekliği Yeşilköy GeIendost Isparta Kökenini bilmiyoruz Rumca olduğu görüşü yanlıştır Bulgarca s ajak s aek kaba yün kumaş Sırpça s àjak kumaş kaba yün kumaş Rumca σαγιάκι biçimleri Türkçeden alınmıştır Cezayir Arapçasında da şāyāq olarak kullanılır )


- ŞAYAK[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAYAK

( Kaba dokunmuş dayanıklı bir çeşit yün kumaş Bu kumaştan yapılmış elbise Bu kumaştan yapılmış )


- ŞAYAN[Fars. < ŞĀYĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAYAN

( şayanıdikkat şayanıhayret Uygun yaraşır değer layık )


- ŞAYANDİKKAT[Fars. < ŞĀYĀN + Ar. DİḲḲAT] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAYANIDİKKAT

( Üzerinde durulmaya ilgilenilmeye düşünülmeye değer olan )


- ŞAYANHAYRET[Fars. < ŞĀYĀN + Ar. ḤAYRET] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAYANIHAYRET

( Hayret edilecek şaşılacak nitelikte olan )


- SAYDAM TABAKA | KORNEA ile/||/<> KORNEA ile/||/<> SAYDAM KAT

( saydam kat saydam tabaka Gözün en dışta bulunan sert tabakasının yaklaşık 1 6sını oluşturan saydam yapıdaki ön bölgesi Saydam tabaka anat 1 Göz yuvarlağının dış tabakasındaki tunika fibroza bulbisinin öne doğru tümseklik yapan keratinleşmeyen çok katlı yassı epitelden oluşan saydam sert ön kısmı Epiteliyum anterius adı verilen epitel altında dıştan içe doğru lamina limitans anteriyor substansiya propriya lamina limitans posteriyör ve epiteliyum posterius bulunur 2 Saydam boynuz deri )

( CORNEA )


- SAYDAM | TRANSPARAN[Fr. < TRANSPARENT] ile/||/<> ...

( TRANSPARENT )


- SAYDAMLIK/ŞEFFAFLIK ile/ve/||/<> ÖZDENETİM


- SAYDIRMAK ile/ve/||/<>/> SALDIRMAK


- SAYE[Fars. < SĀYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYE

( gölge Koruma yardım )


- SAYEBAN[Fars. < SĀYEBĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖLGELİK


- SAYEBAN[Fars. < SĀYEBĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYVAN

( Güneşten yağmurdan korunmak için veya süs olarak bir şeyin üzerine çekilen dam saçağı gibi düz veya eğimli örtü Evlere bitişik önü açık direkler üzerine oturtulmuş üzeri örtülü yer kulak kepçesi )


- ŞAYESTE[Fars. < ŞĀYESTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAYESTE

( Uygun yakışır )


- ŞAYET[Fars. < ŞĀYED] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞER


- SAYF ile/||/<> YAZ

( Haziran temmuz ağustos aylarını içine alan zaman aralığı kuzey yarımküre için Gökbilimde 22 haziran ile 23 eylül arası Kuzey yarımyuvarında yılın 21 haziranla 23 eylül günleri arasında kalan bölümünü kapsayan iki ana mevsimden biri astronomi coğrafya Az yaz ilkbahar Azeri alanında yaz olarak yay biçimi kullanılır yaz ilkbahar yaz ilkbahar yaz yaz Nogaylar ilkbahara yazlık adını verirler jaz yaz Karakalpaklar ilkbahar olarak bӓhӓr ve köklem adlarını kullanırlar jaz yaz caz ilkbahar Kırgızlar yaz olarak cay biçimini kullanırlar yōz yaz YUyg yaz yaz ilkbahar Alt yas ilkbahar Altay Türkleri yaza yay adını verirler Bu ad Teleütçe Küerikçe gibi diyalektlerde de geçer Tar yaz yaz ças ilkbahar Tuvalar yaz olarak çay biçimini kullanırlar sās ilkbahar Yakutlar yaza sayın adını verirler Bu adın yaydan geldiği ve Türkçe yazın kışın güzün gibi biçimlere benzediği açıktır śur ilkbahar Türkçe yazın sonundaki z Çuvaşçada rye çevrilmiştir Türkçe kız Çuvaşça xĕr Türkçe dokuz tokuz Çuvaşça tăxxăr Türkçe sekiz Çuvaşça sakkăr gibi Çuvaşçada śurun yanında śu yer śăv biçimi de yaz olarak geçer Egorov ÊS 215 Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Eski Türkçe yaz biçiminin ilkbahar yay biçiminin ise yaz anlamına geldiği anlaşılıyor Clauson ED 982b yazın başlangıçta summer olarak daha sonra spring olarak kullanıldığını dile getirmiştir Yazar bu görüşünü yay maddesinde de seslendirmiştir ED 980 Yaz başlangıçta summer anlamına geldiğine göre yayın da başlangıçta spring anlamına gelmesi gerekir Buna göre Kâşgarlı Mahmudun kǖz autumn biçimini bir yerde yayın antitezi olarak kullanması da bu açıklamayı doğrulayan bir tanıktır Buna karşılık yayla türevinin her zaman yazı bir yerde geçirmek anlamında kullanıldığını görüyoruz Kâşgarlı Mahmud birçok yerde yāyı winter anlamına gelen kışın antitezi olarak summer anlamında kullanmıştır Ligeti TörK 155 yazı spring yayı da summer olarak vermiş ancak Clausonun yazı summer yayı da spring olarak değerlendirdiğini de bildirmiştir Bazin SChron 52 Eski Türkçede yāy sözünün été yāz sözünün de printemps olarak kullanıldığını açık olarak dile getirmiştir Bazinin Clausonun görüşüne katılmadığı göze çarpıyor Türk diyalektlerinin bir bölümünde yaz ve yay sözleri arasında ortaya çıkan karışıklık ün yapmış birçok dil uzmanının bu sözleri etimolojik açıdan birleştirmesine yol açmıştır örn Deny Boisacq Arm 308309 Dmitriev Stroj 553 Kononov GrJaTRP 108 Eski verilerin ve diyalektler arasındaki karşılaştırmaların tanıklığına göre yaz ve yay biçimlerinin etimolojik bakımdan birleştirilmesi düşünülemez Bazin SChron 52 Eski Kıpçakçada yaz ilkbahar olarak geçer Clausonun yazdığı gibi ED 980 çağdaş diyalektlerde durum bir kat daha karışıktır Yaşayan diyalektlerde yāz olduğu gibi saklanmışsa da diyalektlerin bir bölümünde unutulmuş bir bölümünde ise iki sözün anlamları tersine çevrilmiştir Daha açık bir deyişle summer olarak kullanılan yaz spring anlamını almış spring olarak kullanılan yay da summer değerini kazanmıştır Ramstedt KWb 272a Türkçe yaz Frühling biçimini işaretiyle Moğolca naran Sonne biçimiyle birleştirmiştir Daha sonra SKE 15 yazı Moğolca naran yanında Korece nal the sun the day the weather biçimiyle birleştirmeyi denemiştir Räsänen V 193a Ramstedtin nal biçimi yerine Korece ńe ri m yaz biçimini vermiştir Ligeti TörK 156 Ramstedtin ve Räsänenin etimolojilerini vermekle yetinmiştir Poppe Lautlehre 38 Türkçe yazı Moğolca nirai yeni doğmuş taze yeni biçimine bağlamıştır Bu birleştirme de tartışmaya açıktır Doerfer TMEN 855 Brockelmann OGM 18 β yazı Sommer yayı da Frühling olarak vermiştir Bilimsel yayınlarda Türkçe yaz biçimi sıklıkla eski ve yeni diyalektlerde kullanılan yay biçimiyle birleştirilmiştir Türkçede z ve z lerin y ve yye çevrildiğini biliyoruz O açıdan yayınlarda yayla türevinin de ara sıra yaz kökünden getirildiğine tanık oluyoruz Türkçe yayla yay türevinin tanıklığına göre yayın ülkemizde de kullanıldığı anlaşılıyor Türkçeden Farsçaya yāz the spring olarak geçmiştir Macarcada yaz olarak kullanılan nyár biçiminin de eski bir Türk dilinden kalma alıntı olduğu sık sık sözlendirilmiştir Gombocz BTLw Macarca nyárı Türkçe bir alıntı olarak değerlendirmemişti Ancak Ramstedt Räsänen Poppe gibi Mongolist ve Türkologlar nyárı Türkçe yaz biçimiyle birleştirmişlerdir Clauson ED 982b da Macarca nyár biçimini çok eski bir alıntı olarak vermiştir Ligeti TörK 155156 nyár biçimiyle Türkçe yāz arasındaki etimolojik bağlantıya ağırlık vermiş ancak nyárın başındaki nynin Macarcada kullanılan eski Türkçe alıntılar açısından kurala aykırı bir ses olduğunu saklamamıştır Ona göre Macarca ny Ön Türkçe pretörök ń sesinin karşılığı olabilir Ligeti bu sesin Ugor çağından kalma nyereg sözünde de geçtiğini bildirmiştir Son olarak Ligeti Türkçe z sesinin karşılığı olarak Macarca nyár biçiminde gördüğümüz ryi de bir Ön Türk diyalektinden kalma erken bir rotasizm örneği saymıştır Bazin SChron 53 Türkçe yāz ile Macarca nyárın antik ńāŕ prototipinden gelebileceğinden söz etmiştir )

( SUMMER )

( ÉTÉ )

( SOMMER )

( YAZ[Az.]~YAZ[Tkm.]~YAZ[Tatk.]~YAZ[Nog.]~JAZ[Kklp.]~JAZ[Kzk.]~CAZ[Krg.]~YŌZ[Özb.]~YAS[Alt.]~ÇAS[Tuv.]~SĀS[Yak.]~ŚUR[Çuv.] )


- SAYFA ile/||/<> BELLEK SAYFASI

( bellek sayfası bozkır antilopu )

( PAGE )


- SAYFA[Ar. < SAHİFE] ile/ve/değil/||/<>/< YAPRAK

( PAGE vs. PAPER )


- SAYFALAMA ile/||/<> SAYFALAMA

( Bellek kaynağının işletim dizgesince örn 1K 2K gibi belirli boyda birimler olarak devingen biçimde kullanıldığı birbellek yönetim yöntemi )

( PAGING )

( PAGINATION )


- SAYFÎ | YAZLIK ile/||/<> YAZLIK

( Evlerin güney yönündeki açıklık Yeşillik Gelendost Isparta coğrafya )

( ESTIVAL )


- SAYFİYYE[Ar. < ṢAYFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYFİYE

( Yaz mevsimini geçirmek için gidilen yer veya ev Şehre yakın kır kesimi )


- SAYGI:
BİLİNÇ ve/||/<> DUYARLILIK


- SAYGI (GÖSTERMEK) ile/ve/||/<>/> ANLAYIŞ (GÖSTERMEK)


- SAYGI/İHTİRAM[Ar. < İḤTİRĀM] ile/||/<> SAYGI/HÜRMET[Ar. < ḤURMET] ile/||/<> SAYGILI/HÜRMETKÂR[Ar. < ḤURMET + Fars. -KĀR] ile/||/<> SAYGIDEĞER/MUHTEREM[Ar. < MUḤTEREM]


- SAYGI ve/||/<>/> ÇALIŞMA

( Geçmiş için. VE/||/<> Gelecek için. )


- SAYGI ile/ve/||/<> ÇEKİNMEK


- SAYGI ve/||/<>/< CİDDİYET


- SAYGI ile/ve/||/> DÜRÜSTLÜK ile/ve/||/> GÜVEN ile/ve/||/> BAĞLILIK/SADÂKAT

( Gösterilir(se). İLE/VE/||/> Değerlenir. İLE/VE/||/> Kazanılır. İLE/VE/||/> Sağlanır. )

( Earned. vs./AND/||/> Appreciated. vs./AND/||/> Gained. vs./AND/||/> Returned. )

( Yükün dürüstlükse, gücün düşer belki fakat "başın düşmez". )

( RESPECT vs./and//||/> HONESTY vs./and/||/> TRUST vs./and/||/> LOYALTY )