Paralel'lik bulunan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 59.270 başlık/FaRk ile birlikte,
59.270 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(174/238)
- PİŞMAN/LIK ile/ve/||/<>/> VİCDAN AZABI
( REGRET vs./and/||/<>/> REMORSE )
- PİŞMİŞ ile/ve/<>/||/değil/yerine ÇİĞ
- PİŞMİŞ ile/ve/değil/||/<>/> PİŞKİN
- PİSOLİTHE[Fr. < PISOLITHE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİZOLİT
( Kalsiyum karbonat birleşimli nohut büyüklüğünde yuvarlağımsı kalsit tanecikleri ya da bunların bağlanmasıyla taş durumuna geçen kireç taşı )
- PİŞREV[Fars. < PĪŞ-REV] ile/değil/yerine/=/||/<> PEŞREV
( Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra şarkıdan önce çalınan parça Güreşe tutuşmadan önce pehlivanların ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifçe sıçrayarak yaptıkları gösteri Halk hikâyelerinde türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mâni türünden küçük türküler )
- PİSSOİR[Fr. < PISSOIR] ile/değil/yerine/=/||/<> PİSUVAR
( Genel tuvaletlerde erkeklerin kullandığı duvar kenarına yerleştirilmiş sidiklik )
- PİST | YARIŞLIK ile/||/<> YARIŞLIK
( Kılıçoyunu yarışma yönetmeliğinde belirtilen ölçülerde özel yarışma yeri Bu yer tahta toprak olabileceği gibi yarışmanın özelliğine göre lineleum kauçuk plastik ya da madeni yaygı da olabilir Hız yarışları için özel olarak yapılmış oval biçimde akıntılı dönemeçleri hıza göre ayarlanmış beton ya da tahtadan hız yarış yolu uzunluğu 500 m nin tam bölümü olarak hesap edilir En büyük uzunluklar ancak 250 333 33 ve 500 m olabilir Eni ise 6 m ile 12 m arasında değişebilir )
( PISTE )
( PISTE )
- PİST[Fr.] ile/||/<>/> APRON[Fr.]
( Gösteri yapmak, dans etmek vb. için düzenlenmiş, genellikle yuvarlak yer. | Bir havaalanında uçakların kalkıp inmesine, park yerlerine gidip gelmesine yarayan özel olarak hazırlanmış şerit. | Motorlu araçların yarışları ve koşular için özel olarak düzenlenmiş yer, yarışlık. İLE Uçakların inip kalktığı pist. )
- PİST[Fr. < PISTE] ile/ve/||/<> KULVAR[Fr. < COULOIR]
( Gösteri yapmak, dans etmek vb. için düzenlenmiş, genellikle yuvarlak yer. | Bir havaalanında uçakların kalkıp inmesine, park yerlerine gidip gelmesine yarayan özel olarak hazırlanmış şerit. | Motorlu araçların yarışları ve koşular için özel olarak düzenlenmiş yer, yarışlık. İLE/VE/||/<> Yüzme ve atletizm yarışmalarında her yarışçıya ayrılan şerit. | İçinde bulunduğu ya da ilgili olduğu alan. )
- PİST ile/||/<> TRACK[İng.] ile/||/<> PISTE[Fr.] ile/||/<> LAUFBAHN[Alm.] ile/||/<> KOŞU YOLU
( Üstü taş kum kömür tozu kiremit kırığı gibi bir karışımla ya da yapay bir özdekle tartan gibi sıkılaştırılıp koşular için özel olarak yapılmış 68 koşaklı yol )
( TRACK )
( PISTE )
( LAUFBAHN )
- PİST ile/||/<> YARIŞLIK
- PISTACHIER[Fr.] ile/||/<> ANACARDIACEAE[Lat.] ile/||/<> SAKIZ AĞACI
( botanik )
( PISTACHIER )
( ANACARDIACEAE )
- PİŞTAHTE[Fars. < PĪŞ + TAḪTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PEŞTAHTA
( İş masası gibi kullanılan çekmece Sarrafların üzerinde para saydıkları tahta )
- PİSTE[Fr. < PISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİST
( helikopter pisti Gösteri yapmak dans etmek vb için düzenlenmiş genellikle yuvarlak yer Bir havaalanında uçakların kalkıp inmesine park yerlerine gidip gelmesine yarayan özel olarak hazırlanmış şerit Motorlu araçların yarışları ve koşular için özel olarak düzenlenmiş yer yarışlık )
- PİŞTİ ile/||/<> PİŞPİRİK
- PİSTOLE ile/||/<> SPRITZPISTOLE[Alm.] ile/||/<> PÜSKÜRTME TABANCASI
( Vernik ya da boya sıvılarını basınçlı hava yardımı ile püskürterek sürmekte kullanılan tabancaya benzer araç )
( SPRITZPISTOLE )
- PİSTOLET[Fr. < PISTOLET] ile/değil/yerine/=/||/<> PİSTOLE
( Kâğıt üzerine tasarım yaparken doğrusal eğri çizmek için kullanılan ölçü işaretsiz cetvel )
- PİSTON ile/||/<> İTENEK
- PİSTON ile/||/<> İTENEK
- PİSTON[Fr. < PISTON] ile/değil/yerine/=/||/<> PİSTON
( piston vida Bazı araçlarda motorlarda bir silindir içinde düzenli hareket eden daha küçük çaplı silindir itenek kayırıcı )
- PİSTON[Fr.] ile/||/<> PİSTON[Fr. < PISTON]
( fizik )
( PISTON )
- PİŞTOV[BULGARCA] ile/değil/yerine/=/||/<> PİŞTOV
( Osmanlı ordusunda bir süre kullanılan paçavrayla sıkıştırılmış barutu horozunda bulunan çakmak taşı ile ateşleyip kurşun bilyeyi atan kısa namlulu tek atış yapılabilen bir tabanca türü )
- PİSUVAR[Fr. PISSOIR] ile/ve/||/<>/< BİSİKLET ile/ve/||/<>/< MERDİVENDEN İNEN KADIN
( 1917 ile/ve/||/<>/< 1913 ile/ve/||/<>/< 1912 )
(
ile/ve/||/<>/<
ile/ve/||/<>/<
)
- PIT VIPERS[İng.] ile/||/<> CROTALES DES BOIS[Fr.] ile/||/<> ÇROTALIDAE[Lat.] ile/||/<> KLAPPERSCHLANGEN[Alm.] ile/||/<> ÇINGIRAKLI YILANGİLLER
( Sürüngenler Reptilia sınıfının pullu sürüngenler Squamata takımının yılanlar Ophidia alt takımının oluklu zehir dişliler Solenoglypha bölümünden kuyruklarındaki pullar geniş ve oynak kuyruklarını yere vurarak ya da sallayarak çıngıraklı bir ses çıkaran türlere sahip bir familya )
( PIT VIPERS )
( CROTALES DES BOIS )
( KLAPPERSCHLANGEN )
( ÇROTALIDAE )
- PIT[İng.] ile/||/<> PARTERRE[Fr.] ile/||/<> HOCHPARKETT[Alm.] ile/||/<> LÜKS KOLTUK
( Sinema Koltuğun bazı sinemalarda uğradığı ikinci bölünme )
( PIT )
( PARTERRE )
( HOCHPARKETT )
- PİTAYA[İng. < PITAHAYA] ile/değil/yerine/=/||/<> EJDER MEYVESİ
- PİTİ ile/||/<> SATTVANUBHAVA
( Sevinç. @@ Evrenin gerçek uyumunu duymak, yaşamak deneyimi. )
- PİTORESK[Fr. < PITTORESQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> RESİMSİ
- PITRAK ile/||/<> PITRAK
( Karda kaymamak için ayakkabıların altına çakılan kabara Yayla İnönü Eskişehir Papatyagiller Compositae familyasına ait meyveleri dikenli ve yapışıcı olan bir yıllık otsu bir bitki cinsi Papatyagiller familyasından meyveleri dikenli ve yapışıcı olan dikenli tohumları koyunların yapağısına yapışarak yapağı kalitesini bozan ve koçlarda şiddetli akropostitis salgınlarına koyunlarda da irinli vajinitise neden olabilen tek yıllık zehirli özellikte otsu bir bitki Yerel ağızlarda bıtrak bıtırak olarak da geçer Bulg butràk Xantium spinosum Bulgarca butràk biçimi bòtur kökünden gelir bòtur àk eki BER 1 93 70 )
( XANTHIUM | XANTHIUM STRUMARIUM )
- PİTSİKATO/PİZZİCATO[İt. < PIZZICATO] ile/||/<> ŞELPE/ŞELPE[Fars. < ŞELPE]
( Yaylı sazlarda tellerin parmak çekişleriyle seslendirilmesi )
- PITTORESQUE[Fr.] ile/||/<> RESİMSİ
( Zihinde resim gibi bir hayal uyandıran söz yazı )
( PITTORESQUE )
- PİTYALİN ile/||/<> TÜKÜRÜK AMİLAZI
( Tükürük amilazı Amilaz )
( PTYALIN )
( PTYALINE )
- PİVOT[İng. < PIVOT] ile/değil/yerine/=/||/<> PİVOT
( Basketbolda pota altında oynayan genellikle uzun boylu oyuncu Futbolda ileri uçta oynayan gol atma becerisi yüksek hücum oyuncusu )
- PİXEL[İng. < PIXEL] ile/değil/yerine/=/||/<> PİKSEL
( megapiksel Fotoğraf makinesi kamera vb nde görüntünün elde edilmesini sağlayan sayısal birim kareler )
- PİYADE ile/||/<> ...
( bir çift kürekle yürütülen bir tür hafif kayık İtal Eski Venedik piata Venedik peata flatbottomed barge Dilimizde kullanılan piyade biçiminin Türkçe Farsça piyade yaya sözünün analojik baskısı altında kaldığı açıktır piyade1 Belli başlı Akdeniz dillerinde de yaygın olarak kullanılır )
( PIATA )
- PİYADE ile/||/<> ...
( yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf Az piyada 1 yaya 2 yaya olarak hareket eden ve savaşan asker sınıfı 3 satranç oyununda değerce en küçük taş piyon piyādag YFar piyāda yaya yaya asker piyon )
( *PIYĀDAG )
( PIYADA[Az.] )
- PİYADE ile/||/<> PİYADE[Fars. < PİYÂDE | İT. < PİATA]
( 1 Yaya askeri 2 Yepelek yapılı bir tür gezinti kayığı Bir çift kürekle çekilen küçük boy sandal )
( SMALL BOAT )
( PIATA )
- PİYADE[Fars. < PİYĀDE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİYON | YAYA
( sakıncalı piyade deniz piyadesi Yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf Bu sınıftan olan asker piyon Bir çift kürekle yönetilen bir tür hafif kayık yaya )
- PİYALE[Fars. < PİYĀLE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİYALE
( Şarap bardağı içki kadehi )
- PİYANGO[İt. < BIANCO] ile/||/<> ...
( düzenleyenlerce bastırılmış numaralı kâğıtları satın alanlar içinden kazananların kura ile belirlendiği talih oyunu beklenmedik olay ya da durum İtal bianco beyaz Türkçedeki anlamlar beyaz renkli pul kâğıt metal vb çekenin kazandığı bir talih oyunundan çıkmıştır )
( BIANCO )
- PİYANO ve/||/<> FORTEPİYANO
- PİYASA FİYATI ile/||/<> RAYİÇ FİYAT ile/||/<> RAYİÇ BEDEL ile/||/<> PİYASA DEĞERİ ile/||/<> PİYASA BEDELİ
- PİYASTOS OLMAK ile/||/<> YAKALANMAK, TUTULMAK
( yakalanmak tutulmak piyastos etmek yakalamak tutmak R πιαστός gefangen verhaftet )
( ΠΙΑΣΤΌΣ / πιαστός )
- PİYASTOS[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> PİYASTOS
( Birini yakalama tutuklama ele geçirme enseleme )
- PİYASTOS[Yun.] ile/||/<> PİYASTOS OLMAK
( 'yakalanmak, tutulmak' @@ piyastos etmek 'yakalamak, tutmak'. < R πιαστός 'gefangen, verhaftet'. )
( ΠΙΑΣΤΌΣ / πιαστός~ΠΙΑΣΤΌΣ / πιαστός )
- PİYASTOS[Yun.] ile/||/<> YAKALANMAK, TUTULMAK
( yakalanmak tutulmak piyastos etmek yakalamak tutmak R πιαστός gefangen verhaftet )
( ΠΙΑΣΤΌΣ / πιαστός )
- PİYAZ[Fars. < PİYÂZ] ile/||/<> ...
( haşlanmış kuru fasulyenin üzerine ince doğranmış tuzla ovulmuş soğan ve maydanoz katıldıktan sonra zeytinyağı sirke dökülerek yapılan fasulye salatası kebap ızgara köfte balık gibi susuz yemeklerin yanına katılan ince doğranmış ve tuzla öldürülmüş maydanozlu soğan piyaz soğan piyaz biyaz piyaz piyāz an onion )
( PIYĀZ )
( PIYAZ[Kklp.]~PIYAZ[Kzk.]~PIYAZ[Krg.] )
- PİYAZ/PİYAZ[Fars. < PİYĀZ] ile/||/<> BOSTANA/BUSTANE[Ar. < BUSTĀNE]
( fasulye piyazı Haşlanmış kuru fasulyenin üzerine ince doğranmış tuzla ovulmuş soğan ve maydanoz katıldıktan sonra zeytinyağı sirke dökülerek yapılan salata Kebap ızgara köfte balık vb nin yanına konulan ince doğranmış ve tuzla öldürülmüş maydanozlu soğan Bir çıkar sağlamak düşüncesiyle söylenen övücü söz )
- PİYAZ[Fars. < PİYĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> PİYAZ
( fasulye piyazı Haşlanmış kuru fasulyenin üzerine ince doğranmış tuzla ovulmuş soğan ve maydanoz katıldıktan sonra zeytinyağı sirke dökülerek yapılan salata Kebap ızgara köfte balık vb nin yanına konulan ince doğranmış ve tuzla öldürülmüş maydanozlu soğan Bir çıkar sağlamak düşüncesiyle söylenen övücü söz )
- PİYELONEFRİT ile/||/<> SİSTİT
( Böbreklerin bakteriyel bulaşı. İLE/||/<> Mesanenin bakteriyel bulaşı. )
- PİYES MUHARRİRİ | OYUN YAZARI ile/||/<> OYUN YAZARI
( Tiyatro için oyun yazan kimse Tiyatro yapıtları yazan kimse Tiyatro yapıtları yazan kimse Tiyatro sanatının kurallarına ve gereklerine uygun seyirci karşısında oynanmak üzere oyun yazan kimse Yazarlık konusunda belli ilkeler ve teknik bilgiler gerektirdiğinden doğuştan yaratıcılık dışında öğrenme gerektiren yazarlık kolu )
( PLAYWRIGHT | PLAYWRIGHT, DRAMATIST, DRAMATIC AUTHOR )
( AUTEUR DRAMATIQUE | AUTUEUR DRAMATIQUE )
( BÜHNENSCHRIFTSTELLER | DRAMATIKER, THEATERDICHTER, STÜCKSCHREIBER, SCHRIFTSTELLER )
- PİYES[Fr. < PIÈCE] ile/değil/yerine/=/||/<> OYUN (RADYOFONİK PİYES)
- PİYON ve/||/<> ŞAH
( Gün gelir, şah olur. @@ Gün gelir, mat olur. )
- PİYON ile/ve/değil/||/<>/> VEZİR
(
)
- PİZZA[İt. < PIZZA] ile/değil/yerine/=/||/<> PİZZA
( Genellikle domates zeytin peynir mantar çeşitli et ve sebze türlerinin üzerine konulmasıyla hazırlanıp fırında pişirilen pide )
- PİZZİCATO[İt. < PIZZICATO] ile/değil/yerine/=/||/<> PİTSİKATO
( Yaylı sazlarda tellerin parmak çekişleriyle seslendirilmesi )
- PLACCA[İt. < PLACCA] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAKA
( geçici plaka kırmızı plaka mozaik plaka Kamyon otomobil vb kara taşıtlarına takılan numara levhası Çeşitli kalınlıklarda metal levha plak )
- PLACE[Fr. < PLACÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PLASE
( At yarışlarındaki müşterek bahislerde sekiz atın katıldığı yarışlarda ilk üç dört atın katıldığı yarışlarda ise ilk iki dereceyi kazanacak atın bilinmesi biçiminde oynanan oyun Voleybol tenis masa tenisi vb oyunlarda topu yumuşak bir vuruşla rakip alandaki bir boşluğa indirme Futbolda topu yumuşak bir vuruşla havadan istenilen yere gönderme Basketbolda çembere doğru uzanarak topu yavaşça sepete bırakma )
- PLACEMENT[İng.] ile/||/<> GETİRİM | PLASMAN[Fr. < PLACEMENT]
( 1 getirim 2 mali yatırım 1 Paranın gelir getirici bir alacağa taşınır ya da taşınmaz değerlere bağlanması 2 mali yatırım )
( PLACEMENT )
- PLACENTA[İng.] ile/||/<> MEŞİME[Ar. < MEŞİME]
( Etene )
( PLACENTA )
- PLAÇKA[ARN.] ile/||/<> ÇAPUL, VURGUN
( çapul vurgun Balkan dillerinden alındığı anlaşılıyor plečka Srp pljačka )
- PLAÇKA[ARNAVUTÇA] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇAPUL
- PLACOÏDE[Fr.] ile/||/<> PULSU
( biyoloji )
( PLACOÏDE )
- PLAGE[Fr. < PLAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAJ
( plaj çantası plaj havlusu Kıyı şeridinde deniz göl vb ne girmek için düzenlenmiş genellikle kumluk ya da çakıl taşlı alan kumla )
- PLAGIOCLASE[Fr.] ile/||/<> PLAJİYOKLÂZ
( jeoloji )
( PLAGIOCLASE )
- PLAGİOCLASE[Fr. < PLAGIOCLASE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAJİYOKLAZ
( Kayaçları oluşturan en önemli minerallerden olan dilinimleri birbirine göre eğik bir durumda bulunan doğal kalsiyum ve sodyum içeren feldspat ailesinden kayalara verilen ad )
- PLAJ ile/||/<> KUMLA
- PLAJ ile/||/<> KUMSAL
( Az çok kalın bir kum katmanıyla örtülü ya da kum ve yassı çakılların birbirine karıştığı yalı şeridi kumluk coğrafya Az gumsal kumluk yer kumla örtülü olan deniz sahili kumla karışık olan Azeri alanında gumlag kumsal kumu çok olan kumla örtülü yer olarak da geçer kumsal kumla kaplı düzlük Banguoğlu Dil Bahisleri 1987 264277 kumsalın kumsu el gibi eski bir birleşikten gelmekte olabileceğini dile getirmiştir Temir Uluslararası Türk Dili Kongresi 1992 57 de Türkçedeki yoksul örneğinden yola çıkarak kumsal sözünü Tatarcadaki sıl sil sul sül ekiyle birleştirmiştir Yapı bakımından Anadolu ağızlarında yaşayan dağsal biçimine benzeyen kumsalın sonundaki sal ile dağsaldaki sal arasında üzerinde durulmaya değer bir benzerlik göze çarpıyor O bakımdan kumsalın birleşik bir biçim olduğu düşünülebilir sanırım kum salı kumsal Ağızlarda dağsal dağ salı dağlık ormanlık çalılık düzlük olarak kullanıldığı gibi kumsal kum salı biçiminin de kumluk anlamına geldiği açıklık kazanıyor Bu açıklamadan sonra sal sel eki ile kumsalın sonundaki sal arasında bir bağlantıdan söz edilemez Tu rkçe kumsalın sonundaki sal yerel ağızlarda saklanmış olan saldan başka bir şey olamaz Ayrıca kumsaldaki sal ile uysaldaki sal arasında bir yakınlık kurulamayacağı da açık olarak anlaşılıyor dağsal Çöllerde ya da deniz kıyılarında rüzgâr ların yığdığı kum tepesine verilen kumul ya da ağızlardaki biçimiyle gumul adı da Rumcadan alıntıdır kumul Dilimizde kumsala kumla adı da verilir kumla Türkçeden Bulgarcaya kumsàl ve komsal olarak geçmiştir BER 3 102 )
( BEACH )
( PLAGE | BANC DE SABLE )
( STRAND )
( GUMSAL[Az.] )
- PLAKA ile/||/<> ...
( kamyon otomobil vb kara taşıtlarına takılan numara levhası İtal plàcca madenî tabaka )
( PLÀCCA )
- PLAKA ile/||/<> DENİZ ORTASINDA BÜYÜK KAYA
( deniz ortasında büyük kaya R πλάκα slab )
( ΠΛΆΚΑ / πλάκα )
- PLAKAJ | GİYDİRME ile/||/<> GİYDİRME
( metalbilim Dökme haddeleme ya da basınçlı kaynaklama yoluyla kütlesi tüm kütleninin 3ünü geçen bir örtü kazandırmak için yapılan kaplama işlemi Dökme haddeleme ya da basınçlı kaynaklama yoluyla yapılan ve kütlesi tüm kütlenin 3ünü geçen bir örtü kazandırmak için yapılan örtme işlemi yayınımlı tutturma diye de bilinir )
( CLADDING )
( PLACAGE )
( PLATTIEREN )
- PLAN | ÇEKİM ile/||/<> ÇEKİM
( Sinema 1 Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası 2 Çevirim oyunluğunda alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm 3 Alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı alıcı görüş noktası alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık mercek çeşidi vb etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü Bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer gerek görüş açısı ve noktası gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki bunların her biri özel bir terimle belirtilir TV 4 Televizyon yayınında sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar Öğe örge örge karması ya da değişkenler arasında denge kurarak halkbilim ürünleriyle olaylarının yaşamlarını sağlayan bunlar arasında yeni ilişkiler düzenleyerek yeni halkbilim ürün ve olaylarını oluşturan güç öğe örge değişken Atom yükün ve molekülleri birbirine yaklaştıran etkileşim Genellikle çift ucaylı iki parçacığı yöneltme bir çift ucaylı parçacığı ucaysız parçacıkta eyletme ve ucaysız parçacıklar arasındaki dağılım etkileriyle oluşur yeğlenme değergesi I sinema 1 Alıcıyı sürekli olarak bir kez çalıştırmakla elde edilen film parçası 2 Çevrim senaryosunun her biri ayrı sayıyla belirtilen bölümü 3 Alıcının bir kez çalıştırılmasıyla başka özellikler gösteren görüntülerin tümü II fizik Tanecikleri birbirine yalklaştıran kuvvet Tanecikleri birbirine yaklaştıran kuvvet Nesnelerin ağınımsal elektriksel ve mıknatıssal nitelikli kuvvetlerle birbirlerini çekmeleri fizik astronomi Eylem ya da ad soylu sözcüğe kişi kavramı vermek için eklerin getirilmesi ad çekimi eylem çekimi İsim ve Fiil çekimi Fiillerde kip zaman tarz şahıs sayı ad soylu kelimelerde çokluk iyelik ve adların birbirleriyle ilişkilerini belirleyen durum kavramlarını göstermek için eklerin getirilmesi ad çekimi ve fiil çekimi Azerbaycan Türkçesi täsrif däyişmä hallandırma Türkmen Türkçesi yöňkeme yöňkemebilen üytgeme Gagauz Türkçesi nallamak diişmäk Özbek Türkçesi turlaniştuslaniş Uygur Türkçesi türliniş tüsliniş Tatar Türkçesi kileş belän törläneş kileş belän törlänü törlänes Başkurt Türkçesi kileş menän üzgärew kilimdarzın üagärewe türleniş türleniw Krç Malk boluşlada betde sanda türleniw cegiliw boluşlada calganıw Nogay Türkçesi kelîs pen türlenüw özlîk pen türlenüw Kazak Türkçesi septew jiktew Kırgız Türkçesi cöndölüş Alt kubultkışla kubuları tüzünle kubuları Hakas Türkçesi hubulus padejçe paza sırayca hubulus Tuva Türkçesi öskertilge Türkçesi kelişterbe sabılçatkanı sabılçatkannarı eelerbe sabılçatkannarı Rusça skloneniye spryajeniye )
( SHOT, TAKE | AFFINITY | ATTRACTION | CHOICE | DECLINATION )
( PLAN | AFFINITÉ | ATTRACTION | DÉCLINAISON )
( AUFNAHME, EINSTELLUNG, SZENE, "TAKE" | AFFINITÄT | ANZIEHUNG, ATTRAKTION | ANZIEHUNG | DEKLINATION )
- PLAN | TASAR ile/||/<> TASAR
( Mimarlık Bir yapının kurulması için mimarın yaptığı çizim Bir oluşum süreç ya da gidişi yöneltmek ve denetim altına almak üzere yapılan düzenleyici tasarımlar bütünü 1 genel uygulayım a Bir iş düşüncenin sırasını düzenini gösteren resim yazı vb b Bir cisim makine yapı vb yatay izdüşümü 2 sinema Bir sinema filminin tek bir çekimle elde edilen bölümü 3 mimari Bir yapının yatay düzlemlerle olan ara kesitlerinden oluşan izdüşümü b Bir yapının kurulması için mimarın yaptığı çizim )
( PLAN )
( PLAN )
( GRUNDRISS | PLAN )
- PLAN[Fr. < PLAN] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAN
( arka plan geri plan nâzım plan ilk planda eylem planı Bir işin bir eserin gerçekleştirilmesi bir konunun yolunda yürümesi için uyulması tasarlanan düzen Bir şehrin bir yapının bir makinenin çeşitli bölümlerini gösteren çizim çekim Geleceğe dönük düşünce niyet Göze hitap eden resim tiyatro vb sanatlarda cepheden itibaren derinlemesine bölümlerden her biri )
- PLANAR ile/||/<> BİPARTİTE ile/||/<> COMPLETE
( Özel özellikli graf türleri. )
( Formül: e ≤ 3v - 6 (planar) )
- PLANCHETTE[Fr.] ile/||/<> PLÂNÇETE
( coğrafya )
( PLANCHETTE )
- PLANCHETTE[Fr. < PLANCHETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLANÇETE
( Arazide plan ya da harita çiziminde kullanılan üç ayak üzerine oturtulmuş bir tahta alet )
- PLANCK:
SABİTİ/KALINLIĞI ile/ve/||/<> ZAMANI ile/ve/||/<> UZUNLUĞU ile/ve/||/<> SICAKLIĞI
( 10[üzeri]-43 İLE/VE/||/<> 1.38 x 10[üzeri]-43 İLE/VE/||/<> 4.13 x 10[üzeri]-35 İLE/VE/||/<> 10[üzeri]32 °C )
( Evren, sıfır saniyeden başlamaz. )
- PLANCK ile/||/<> EİNSTEİN ile/||/<> BOHR ile/||/<> DE BROGLİE ile/||/<> SCHRÖDİNGER
( Kuantum mekaniğinin gelişimine katkıda bulunan beş önemli bilim insanı. )
( Formül: E = hf İLE λ = h/p İLE ĤΨ = EΨ )
( Erwin Schrödinger tarafından 1926 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1887-1961) (Ülke: Avusturya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Dalga mekaniği, Schrödinger denklemi) (Nobel: 1933) )
- PLANCTON[Fr. < PLANCTON] ile/değil/yerine/=/||/<> PLANKTON
( Deniz ve göl sularında bulunan ancak mikroskopla görülebilen canlılar topluluğu )
- PLANERİTE[Fr. < PLANÉRITE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLANERİT
( Hidratlı doğal alüminyum fosfat )
- PLANET[Fr. < PLANÈTE] ile/değil/yerine/=/||/<> GEZEGEN (PLANET DİŞLİ)
- PLANETARYUM | GÖKEVİ ile/||/<> GÖKEVİ ile/||/<> PLANETARIUM[İng.] ile/||/<> PLANÉTARIUM[Fr.] ile/||/<> PLANETARIUM[Alm.] ile/||/<> YILDIZLIK
( yıldızlık gökbilim Gök olaylarını yıldızların Güneş Ay ve gezegenlerin konumlarını devinimlerini bir yarım küre içinde izdüşürücülerle gösteren yapı astronomi Gök olaylarını yıldızların Güneş Ay ve gezegenlerin konumlarını devinmelerini küresel bir kubbe içinde izdüşürücülerle gösteren yapı )
( PLANETARIUM )
( PLANÉTARIUM )
- PLANETARYUM[Fr. < PLANÉTARIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖKEVİ
- PLANÈTE[Fr.] ile/||/<> PLANET[Fr.]
( Gezegen Gecenin çok geç saatlerinde her şey durup sustuğu anlarda göğün yıldızları uzak tepelerin gecekondu planetleri içinde erir Adalet Ağaoğlu Göç Temizliği 31 )
- PLANEUR[Fr. < PLANEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> PLANÖR
( Hava akımlarından yararlanarak uçan uçağa benzer motorsuz hava taşıtı )
- PLANIMÈTRE[Fr.] ile/||/<> PLÂNİMETRE
( coğrafya )
( PLANIMÈTRE )
- PLANİMETRE[Fr. < PLANIMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLANİMETRE
( Harita ya da plan üzerinde bir arazi parçasının alanını ölçmekte kullanılan alet )
- PLANKTON ile/||/<> PLANKTON
( planktos dolaşan Suyun hareketine göre yani passif olarak sürüklenen küçük organizmamalar botanik coğrafya Denizlerde ve tatlı sularda suyun hareketi ile pasif olarak sürüklenen küçük organizmalar )
( PLANKTON )
( PLANKTON | PLANCTON )
( PLANKTON )
- PLANKTON ile/||/<> PLANKTON[Fr. < PLANCTON]
( Suların yüzünde yaşayan yalınç yapılı denizel canlılar İç sular ve denizlerin pelajik bölgesinde yaşayan hareket etme yetenekleri sınırlı ya da hiç olmadığından su içinde dalga akıntı vb su hareketleriyle sürüklenen bütün küçük bitki ve hayvan grupları Oldukça küçük çoğunlukla mikroskobik olan hareket yetenekleri çok az ya da hiç olmayan suyun dalga akıntı vb hareketleriyle hareket eden küçük canlıların genel adı )
( PLANKTON | PLANCTON )
( PLANCTON )
( PLANKTON )
- PLANLAMA | TASARLAMA ile/||/<> TASARLAMA ile/||/<> TASARLAMAK
( 1 Kıt kaynaklarla belli ereklere varabilmek için gereksinmelerin ve kaynakların uzun dönemler için belli ussal önceliklere uyularak dengelenmesi eylemi 2 Kentler ve kasabalar için düzentasar hazırlama ve uygulama işi )
( PLANNING | DESIGN )
( PLANIFICATION )
( PLANUNG | ENTWERFEN, PLANUNG )
- PLAN/LAR ile/ve/değil/||/<>/>/>< OLAN/LAR
- PLANLI BÜYÜME ile/||/<> PLANLI EKONOMİ ile/||/<> PLANLI KALKINMA
( Belirli bir plana göre yapılan yürütülen düzenlenen Önceden belirlenerek yapılan ölçülü hesaplı )
- PLANLI BÜYÜME ile/||/<> PLANLI KALKINMA
- PLANNED ECONOMY[İng.] ile/||/<> PLANLI EKONOMİ
( Güdümlü ekonomi ve karma ekonomilerde kaynak dağılımının iktisadi planlama ile yapıldığı ekonomi )
( PLANNED ECONOMY )
- PLANTAGINACEAE[Lat.] ile/||/<> SİNİR OTUGİLLER
( Yaprakları basit almaşlı ya da nadiren karşılıklı dizili dörtlü çanak ve taç yaprakları olan kapsül ya da findıksı meyveleri bulunan bir ya da çok yıllık genelde otsu nadiren çalımsı bitkiler )
( PLANTAGINACEAE )
- PLANTASYON/PLANTATİON[Fr. < PLANTATION] ile/||/<> SOVHOZ/SOVHOZ[Rus. < ]
( Sanayide kullanılan kahve kakao kauçuk vb bitkilerin geniş ölçüde yetiştirildiği büyük tarım işletmesi )
- PLANTATİON[Fr. < PLANTATION] ile/değil/yerine/=/||/<> PLANTASYON
( Sanayide kullanılan kahve kakao kauçuk vb bitkilerin geniş ölçüde yetiştirildiği büyük tarım işletmesi )
- PLANTULE[Fr.] ile/||/<> FİDE[Yun.]
( botanik )
( PLANTULE )
- PLANYA[Yun.] ile/||/<> BÜYÜK MARANGOZ RENDESİ
( büyük marangoz rendesi R πλάνια İtal Eski Venedik plania plane tool )
( *PLANIA )
( ΠΛΆΝΙΑ / πλάνια )
- PLANYA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> PLANYA
( planya tezgâhı Kabası alınmış ağaçların ya da tahtaların yüzeyleri üzerindeki pürüzleri gidermeye yarayan üstünde bir sapı bulunan marangoz rendesi planya tezgâhı )
- PLAQUE[Fr. < PLAQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAK
( taş plak bakteri plağı diş plağı Sesleri kaydetmek ve kaydedilen sesleri yeniden pikap ya da gramofonda dinlemek amacıyla hazırlanan plastik daire biçiminde yaprak plaka )
- PLAQUETTE[Fr. < PLAQUETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAKET
( plaket töreni onurluk Metal ağaç cam vb nden türlü biçimlerde yapılan duvara ya da herhangi bir yere çakılan küçük alçak kabartma levha )
- PLAQUETTE[Fr.] ile/||/<> PLAKET[Fr.]
( 1 Onurluk Bastonumla uzaklara gidemezdim Ancak onur plaketine Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar3 Hayır 6 Ama ödül kazananlara bir onur diploması bir ödül belgesi bir madalya bir nişan bir plaket verilmeyeni hiç yoktur Aziz Nesin Ah Biz Ödlek Aydınlar 115 İlk Basın Kurultayı na katılan yaşlı üyelere şeref plaketi verilsin mi verilmesin mi Tomris Uyar Gündökümü 98 2 Metal ağaç cam vb nden türlü biçimlerde yapılan duvara ya da herhangi bir yere çakılan küçük alçak kabartma levha İstanbul un bütün troleybüslerinin içinde ön kapılarının üstünde böyle anlaşılmaz plaketler olduğunu Orhan Pamuk Sessiz Ev 50 Hele yemeğimizi yiyelim de planını anlatırsın Yaşar Kemal İnce Memed 2 54 40 numaranınkinin siyah bir plaket üzerine beyaz hafif solmuş harflerle kazılmış künyesinde Maupassant yazıyor olması Enis Batur Acı Bilgi 13 Melih Cevdet Anday Paris te Kültür Bakanlığı nın temsilcisi olarak çalışırken Yahya Kemal Beyatlı nın sık sık gittiği bir kahvede sürekli olarak oturduğu masaya bir plaket çaktırmıştı Fethi Naci Dünya Bir Gölgeliktir 69 )
- PLASENTA[Fr. < PLACENTA] ile/değil/yerine/=/||/<> DÖL EŞİ
- PLÂSENTA ile/||/<> ETEN
( eten eten eten karşılık plasenta placenta Döl yatağında ana ile dölüt arasında bulunan dölütün ve ananın kan damarlarının birbirine yakın bulunduğu damarlı süngerimsi bir yapı olup osmoz ile besin ve oksijen değişmesini sağlar 1 Döl yatağında ana ile dölüt arasında bulunan dölütün ve ananın kan damarlarının birbirine yakın bulunduğu ozmoz ile besin ve oksijen alış verişini sağlayan damarlı süngerimsi bir yapı Plasenta 2 Bitkilerde ovaryumda ovülün meydana geldiği ve olgunlaşana kadar bağlı kaldığı bölge Etene )
- PLASM-/-PLASM/PLASMO- ile/||/<> -PLASMİA
( Plazma, göze nesnesi ile ilgili, canlının oluşumu. İLE/||/<> Kan plazmasının özel bir durumu ile ilgili. )
- PLASMA PHYSICS ile/||/<> SOLİD STATE PHYSICS
( Plasma physics iyonize gaz halini incelerken İLE solid state physics katı madde özelliklerini inceler )
( Formül: Debye shielding )
- PLASMA[İng.] ile/||/<> PLASMA[Fr.] ile/||/<> PLASMA[Alm.] ile/||/<> PLAZMA
( Bir gazın çok yüksek ısıda kısmen ya da tamamen iyonlaştırılmasıyla elde edilen ve nükleer füzyonda kullanılan akışkan madde )
( PLASMA )
( PLASMA )
( PLASMA )
- PLASMA[Fr. < PLASMA] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAZMA
( plazma kimyası plazma televizyon dış plazma iç plazma kan plazması Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan )
- PLASMAN[Fr. < PLACEMENT] ile/değil/yerine/=/||/<> YATIRIM
- PLASMONİK KATALİZÖR ile/||/<> TERMAL KATALİZÖR
( Plasmonik katalizör ışığın metal nanoparçacıklarla etkileşimini kullanırken İLE termal katalizör sıcaklık gerektirir )
( Formül: LSPR etkisi )
- PLASMONİK ile/||/<> FOTONİK
( Işığı metal yüzeyindeki elektron salınımlarına (yüzey plazmonlarına) bağlayarak dalga boyunun çok altındaki ölçeklere sıkıştıran alandır; ışığı nanometre ölçeğinde denetler ama metalde soğurma kaybı yüksektir. @@ Işığı yalıtkan (dielektrik) yapılarda yöneten, kırılma ve yasak bant ilkeleriyle çalışan alandır; kaybı düşüktür ama sınır kırınım boyutudur. İlki küçük ve kayıplı, ikincisi büyük ve az kayıplıdır. )
( Formül: SPP ~ dalga kılavuzu )
- PLASTER[İng. < PLASTER] ile/değil/yerine/=/||/<> PLASTER
( Genellikle ciltteki yara vb hasarların dış etkenlerden korunması ya da tıbbi gereçlerin cilde sabitlenmesi için kullanılan yapışkan özellikte malzeme )
- PLASTERER, CASTER, MOLD MAKER[İng.] ile/||/<> PLÂTRIER, STAFFEUR[Fr.] ile/||/<> KASCHEUR, STUKKATEUR[Alm.] ile/||/<> ALÇICI
( Sinema TV Gerektiğinde bezemlerin çeşitli bölümlerini ince bir alçı katıyla örten ya da alçıyla süsleme yapan kalıp çıkaran usta )
( PLASTERER, CASTER, MOLD MAKER )
( PLÂTRIER, STAFFEUR )
( KASCHEUR, STUKKATEUR )
- PLASTİK CERRAHİ ile/||/<> PLASTİK AMELİYAT
- PLASTİKLEŞTİRİCİ ile/||/<> DOLGU MADDESİ
( Plastikleştirici Tg düşürür yumuşatır, dolgu mekanik güç. )
( Formül: DOP İLE talk )
- PLASTİQUE[Fr. < PLASTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLASTİK
( plastik ameliyat plastik badana plastik boru plastik cam plastik cerrahi plastik sanatlar plastik toprak plastik tutkal duromer plastik plastomer plastik Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen organik ya da sentetik olarak yapılan madde Bu maddeden yapılan )
- PLASTİSİTE ile/||/<> PLASTICITY[İng.] ile/||/<> PLASTICITÉ[Fr.] ile/||/<> PLASTIZITÄT[Alm.] ile/||/<> PLASTİKLİK
( Mekanik gerilim altında uğradığı biçim değişimini bu etki kalktıktan sonra da sürdürme özelliği )
( PLASTICITY )
( PLASTICITÉ )
( PLASTIZITÄT )
- PLASTRON | GÖĞÜSLÜK ile/||/<> GÖĞÜSLÜK
( Delici kılıç oyuncularının ve kılıçoyunu öğretmenlerinin kullandıkları göğüs karın ve koltuk altını koruyucu nitelikte iki ayrı çeşiti olan göğüslük Delici kılıç için olanını yönetmelik gereğine uygun nitelikte ve yarışmalarda ceket altına takmak zorunludur Öğretmenler için olanı ise içi pamuk kıtık ya da süngerle beslenmiş ve ceket üstüne takılır Savaşlarda göğüsü korumak için kullanılan zırh I Hayvan sırtına vurulan semerin düşmemesini sağlayan kayış ya da ip kolan Senirkent Isparta Amasya II Alt değirmen taşının ortasındaki dikdörtgen biçimindeki bölüm Köprü Şarkikaraağaç Isparta )
( PLASTRON )
( PLASTRONS )
- PLASTRON[Fr.] ile/||/<> PLASTRON[Fr. < PLASTRON]
( biyoloji )
( PLASTRON )
- PLÂSTRON ile/||/<> PLÂSTRON
( F plastron göğüs safihası Kaplumbağalarda bağanın karın tarafına verilen özel bir ad 1 Kaplumbağaların ventral kemiksi kalkanı 2 Araknidlerin sternumu 3 Bazı böceklerin yumurta kabuğundaki gözeneklerde suda yaşayan böceklerin epikutikulası üzerindeki kıllar arasında kalan gaz tabakası )
( PLASTRON )
( PLASTRON )
( PLASTRON )
- PLASTRON[Fr. < PLASTRON] ile/değil/yerine/=/||/<> PLASTRON
( Erkek giyiminde gömleğin göğüs tarafının üzerine takılan parça Kılıç oyunu oynarken kullanılan meşin göğüslük Kaplumbağanın kabuğunun karın tarafına verilen özel ad )
- PLATE[İng.] ile/||/<> TÔLE[Fr.] ile/||/<> BLECH[Alm.] ile/||/<> LEVHA[Ar. < LEVHA]
( Genellikle bir parmaktan daha ince kalınlığı olan sıcak haddelenmiş geniş uzun metal parça )
( PLATE )
( TÔLE )
( BLECH )
- PLATEAU[Fr. < PLATEAU] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATO
( yayla Sinema filminin çekimlerinde kullanılmak üzere dekorun kurulduğu yer Diyet yapan kimselerde kilo vermenin durduğu dönem Salgın hastalıkta günlük vaka ve ölüm sayısının artışının durduğu ve sayıların yatay seyrettiği dönem )
- PLATEFORME[Fr. < PLATE-FORME] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATFORM
( Ahşap taş metal vb bir maddeden yapılmış düz ve yüksekçe yer Büyük çaplı tabakaların çarpılması ve bunun sonucunda oluşan hafif eğimlerle nitelenen jeolojik yapı tipi Bir siyaset programında dayanılan düşünce ya da düşüncelerin tümü ortam Aynı düşüncede olanların dayanışması )
- PLATE-FORME[Fr.] ile/||/<> PLÂTFORM
( coğrafya )
( PLATE-FORME )
- PLATİNE[Fr. < PLATINE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATİN
( platin sarısı Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan C de eriyen kolay işlenen çok dayanıklı değerli bir element simgesi Pt Bu elementin renginde olan )
- PLATINE[Fr. < PLATINE] ile/||/<> PLATİN ile/||/<> PLATİN[Fr. < PLATINE]
( Mineral Pt metalimsi parıltı gri çizgi gri sertlik 4 55 özgül ağırlık 13 519 arı Pt 21 5 kubusal Ultrabazik kayaçlarda ve nehir kumlarında bulunur Sert sünek dövülgen gümüş renkli yüksek yenime dirençli metal A A 195 23 A S 78 Ö A 2145 E S 1773 5 C )
( PLATINIUM | PLATINUM )
( PLATINE )
( PLATIN )
- PLATİNİMSİ ile/||/<> PLATİNSİ
- PLATO, SET ile/||/<> FLOOR, STUDIO STAGE, LIVE STAGE, | FLOOR, STUDIO, TELEVISION STUDIO[İng.] ile/||/<> PLATEAU (DE STUDIO), "SET", | PLATEAU (DE TÉLÉVISION)[Fr.] ile/||/<> SSÜHNE, FILMATELIER, AÜFNAHMERAUM, | STUDIO, AUFNAHMESTUDIO, FERNSEHAUFNAHMESTUDIO[Alm.] ile/||/<> DÜZLÜK
( Sinema 1 İşliklerde film çevirmekte kullanılan uzun geniş yüksek hangar biçiminde içinde aydınlatmayı alıcı devinimlerini bezem kurmayı kolaylaştıracak düzeni bulunan yapı TV 2 Bir yayının hazırlandığı işlik ya da işliğin bir bölümü )
( 1. FLOOR, STUDIO STAGE, LIVE STAGE, 2. FLOOR, STUDIO, TELEVISION STUDIO )
( 1. PLATEAU (DE STUDIO), "SET", 2. PLATEAU (DE TÉLÉVISION) )
( 1. SSÜHNE, FILMATELIER, AÜFNAHMERAUM, 2. STUDIO, AUFNAHMESTUDIO, FERNSEHAUFNAHMESTUDIO )
- PLATO ile/||/<> YAYLA
( Genellikle yüksek koyaklarla derince yarılıp parçalanmış düz yüzeyler coğrafya Taban yerlerdeki meralar otlatıldıktan sonra yalnız yaz aylarında otlatılan yüksek rakımlı meralar yaz merası yaylak Daha sonra plato anlamını almıştır Az yayla Azeri alanında yaylag da geçer yayla otlak çayır ceyleü yaylav otlak çayır Nogaylar otlağa öris adını da verirler jaylau otlak Karakalpaklar jaylau yanında öris adını da kullanırlar jaylau yaz otlağı caylō dağlık bölgelerde yaz otlağı Alt Tel yaylū Eski çağlardan başlayarak kullanılır yaylağ Eski Türkçede yaylağ yanında yaylık biçimi de göze çarpar Orta Türkçede yaylağ olarak geçer Eski Kıpçakçada ise yaylak biçimi kullanılır yayla yazı geçirmek ğ k eki Farsça yaylā yaylāq summerquarters Türkçeden geçmiştir Doerfer TMEN 1941 Farsçada aylāq a summer residence biçimi de kullanılır Diyalektlerde otlak olarak kullanılan yaylık caylık biçimi lık ekiyle yapılmış bir türevdir )
( TABLE LAND | SUMMER RANGE )
( PLATEAU )
( TAFELLAND )
- PLATON ve/||/<> EUDOKSOS ve/||/<> ARİSTOTELES ve/||/<> KALLIPPOS
- PLATONCULUK/PLATONİZM[Fr. < PLATONIZME] ile/||/<> YENİ PLATONCULUK/NEOPLATONİZM[Fr. < NÉOPLATONISME]
- ZAMAN:
PLATON'DA ile/ve/||/<>/> ARİSTOTELES'TE
( Gökyüzü hareketi. İLE/VE/||/<>/> Hareketin sayımı. )
- PLATONİQUE[Fr. < PLATONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATONİK
( platonik aşk Gerçekte var olmayan karşılığı bulunmayan hayalde yaşatılan hep öyle kalması istenilen aşk sevgi ve ilgi eflatuni )
- PLATONIQUE[Fr.] ile/||/<> PLATONİK[Fr.]
( Gerçekte var olmayan düşte kalan hep öyle kalması istenilen sevgi ya da ilgi Dinî kitaplara girmiş bu platonik aşka dair bir tiyatro kitabı yazmak klasik bir edebiyat kültürüyle yetişmiş kimseler tarafından belki hoş görülebilirdi Yakup Kadri Karaosmanoğlu Gençlik ve Edebiyat Hatıraları 36 Platonik bir aşk olabilir Adalet Ağaoğlu Başka Karşılaşmalar 35 Hâlbuki daha platonik daha manidar gözükecektin Peyami Safa Sözde Kızlar 82 Evet aşkın çeşitleri var Platonik aşk zevkaşk tutkuaşk Cemil Meriç Kırk Ambar 155 Ona duyduğu ilgi olsa olsa platonik bir ilgi olacaktı Haldun Taner Şişhane ye Yağmur Yağıyordu Ayışığında Çalışkur 70 Bir aşkı simgelediğini platonik biçimde tadıldığını sanırım gözler önüne seriyor Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 73 Sarıyerli Gülüver le platonik bir aşk yaşıyorlar yıllardır Tomris Uyar Sesler Yüzler Sokaklar 17 gençliğinde pek platonik sahada kalan bazı günahlarını hatırlamıştı Halide Edip Adıvar Tatarcık 152 Yalnızca şiirsel ve platonik bir ilişki sürdüremeyeceğini başından beri biliyor üstelik buna belli bir hevesle hazırlanıyordu Genç Kız Pınar Kür Bitmeyen Aşk 90 Onlarla platonik bir ilişki kurmayı tercih etti Oğuz Atay Tutunamayanlar 695 Necib e platonik aşk yetmemeye başlıyor Fethi Naci Yüzyılın 100 Türk Romanı 63 )
- PLATONİZM (MATEMATİK) ile/||/<> NOMİNALİZM (MATEMATİK)
( Platonizm matematiksel nesneler bağımsız varlık İLE nominalizm sadece semboller var görür. Platonizm sayılar keşfedilir İLE nominalizm sayılar icat edilir der. Platonizm gerçekçi İLE nominalizm kuramsal yaklaşımdır. )
( Platon tarafından -380 yılında keşfedildi/formüle edildi. (-428--348) (Ülke: Antik Yunan) (Alan: Felsefe, Matematik) (Önemli katkıları: İdealar teorisi, Akademi kurucusu) )
- PLATONİZM[Fr. < PLATONIZME] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATONCULUK
- PLATY[İng. < PLATY] ile/değil/yerine/=/||/<> PLATİ
( Genellikle akvaryumlarda yetişen değişik renklerde uzunluğu yaklaşık santimetre olan bir tatlı su balığı Xiphophorus maculatus )
- PLAYBACK[İng. < PLAYBACK] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAYBACK
( söylemseme )
- PLAYBACK[İng. < PLAYBACK] ile/değil/yerine/=/||/<> PLEYBEK
( Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması )
- PLAYMAKER[İng. < PLAYMAKER] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAYMAKER
( oyun kurucu )
- PLAYOFF[İng. < PLAY-OFF] ile/değil/yerine/=/||/<> PLAY-OFF
( üst küme )
- PLAZA[İSPANYOLCA PLAZA] ile/değil/yerine/=/||/<> İŞ MERKEZİ
- PLAZMA DURUM ile/||/<> BOSE-EİNSTEİN YOĞUNLAŞMASI
( Plazma çok yüksek sıcaklıkta iyonlaşmış gaz haliyken, Bose-Einstein yoğunlaşması çok düşük sıcaklıkta kuantum fenomenidir )
( Formül: T_plazma >> T_BE )
( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- PLAZMA FREKANSI ile/||/<> SİKLOTRON FREKANSI
( Bir plazmadaki serbest elektronların, denge bozulunca hep birlikte salındığı doğal frekanstır (ω_p); ışığın plazmadan geçip geçemeyeceğini belirler, iyonkürenin radyo yansıtmasının nedenidir. @@ Yüklü parçacığın manyetik alan çevresinde dönme frekansıdır (ω_c = qB/m); alan şiddetine bağlıdır. İlki yük yoğunluğuna, ikincisi manyetik alana bağlıdır. )
( Formül: ω_p = √(ne²/ε₀m) ~ ω_c = eB/m )
- PLAZMA KİMYASI ile/||/<> GAZ PLAZMA KİMYASI
( )
( Langmuir tarafından 1928 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1881-1957) (Ülke: ABD) (Alan: Kimya, Fizik) (Önemli katkıları: Plazma terimi, yüzey kimyası) (Nobel: 1932) )
- PLAZMA KİMYASI ile/||/<> GAZ PLAZMA KİMYASI
( Plazma durumundaki nesnelerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Gaz plazma durumundaki nesnelerin kimyasını inceleyen bilim dalı. )
- PLAZMA[İng. PLASMA] ile/||/<> ADERANS EKLEM[İng. ADHERENS JUNCTION] ile/||/<> AKSİYON POTANSİYELİ[İng. ACTION POTENTIAL] ile/||/<> FAZLADAN KROMOZOM KALITIMI (SİTOPLAZMİK KALITIM)[İng. EXTRACHROMOSOMAL INHERITANCE] ile/||/<> FİKOBİLİN[İng. PHYCOBILINS] ile/||/<> SİTOPLAZMA[İng. CYTOPLASM] ile/||/<> SİTOZOL[İng. CYTOSOL] ile/||/<> TELOFAZ[İng. TELOPHASE]
( Genelde, kanın tüm gözeler uzaklaştırıldıktan sonra geride kalan ve pıhtılaşma etmenlerini içeren bölümünü tanımlamak için kullanılır. Ancak biyolojide, aynı zamanda göze içi sıvısı (sitoplazma), çekirdek içi sıvısı (nükleoplazma) gibi anlamlarda da kullanılabilir. Kan plazması, şoka girmiş bir kişiyi tekrar yaşama döndürmek için kullanılabilir. @@ Plazma zarının sitoplazmik yüzünün aktin filamanlarına bağlandığı gözeler arası birleşimdir. Örneğin, bitişik epitel gözeleri birbirine bağlayan adezyon kemerleri (zonula adherens) bir aderans eklemdir. @@ Sinir ya da kas gözesi gibi bir gözenin plazma zarındaki hızlı, geçici ve kendi kendine yayılan elektriksel uyarılmadır. Sinir sisteminde uzun mesafeli sinyal aktarımını mümkün kılar. @@ Mendel kalıtımına uymayan kalıtım tipidir. Bir özelliğin ana gözeden yavruya kromozom üstünden değil, sitoplazma aracılığıyla kalıtılmasına denir. Çeşitliliğe önemli katkı sağlar.Retrieved on 24/12/2012 from @@ Fikobilinler fotosentetik pigmentlerdir. Suda çözünebilirler ve bu nedenle sitoplazmada ya da kloroplastın stromasında bulunurlar. Sadece Siyanobakteri ve Rhodophyta'da bulunur. @@ Sitoplazma, göze zarı ile göze çekirdeği arasında bulunan yarı sıvı maddeye verilen addır. Ökaryotlarda (çekirdeğe sahip gözeler) sitoplazma tüm organelleri barındırır. @@ Sitozol; göze biyolojisinde tüm canlı gözelerde bulunan, göze içi organellerinin ve maddelerinin yerleştiği, sitoplazmanın çoğunluğu sudan oluşan sıvı kısmına verilen addır. Sitozol göze zarı ile çevrelenmiştir. Sitozolde RNA, organik bileşenler, atık maddeler ve mineraller bulunabilir. Ayrıca prokaryotik gözelerde DNA sitozol içinde bulunur. @@ Mitoz ve mayoz bölünmenin son evresi. Bu evrede kromozomlar kromatin ipliğe dönüşür, çekirdek zarı ve çekirdekçik tekrar oluşur, iğ iplikleri yok olur ve sitoplazma bölünmeye başlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PLAZMA ZARI ile/||/<> GÖZE DUVARI
( Plazma zarı esnek lipit İLE göze duvarı sert selülozdur )
( Formül: Fosfolipit İLE selüloz )
- PLAZMA ZARI ile/||/<> GÖZE DUVARI ile/||/<> GLİKOKALİKS
( Göze dış sınırını oluşturan yapılar. )
( Formül: Permeabilite: Seçici geçirgen )
- PLAZMA ile/||/<> GAZ
( Atomlarının bir bölümü ya da tümü iyonlaşmış, serbest yük taşıyıcıları (iyon ve elektron) içeren, elektrik ileten ve manyetik alandan etkilenen madde hâlidir; yıldızlar ve şimşek bu hâldedir. @@ Atom ya da molekülleri nötr, serbestçe ve rastgele hareket eden, elektrik iletmeyen madde hâlidir. İkincisi yeterince ısıtılıp iyonlaşınca ilkine dönüşür; plazma maddenin dördüncü hâli sayılır. )
( Formül: 4. hal ~ 3. hal )
- PLAZMİD ile/||/<> TRANSPOZON ile/||/<> BAKTERİYOFAJ
( Bakterilerde gen transferi araçları. )
( Formül: F⁺ × F⁻ → F⁺ (konjugasyon) )
( Barbara McClintock tarafından 1950 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1902-1992) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Genetik transpozonlar) (Nobel: 1983) )
- PLAZMİT ile/||/<> KROMOZOM
( Plazmit ekstrakromozomal İLE kromozom ana genetik materyaldir )
( Formül: Küçük halka İLE ana DNA )
- PLAZMONİK NP ile/||/<> FLORESAN NP
( Plazmonik metal LSPR, floresan yarıiletken emisyon. )
( Formül: Au/Ag İLE QD )
- PLEBİSCİTE[Fr. < PLÉBISCITE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLEBİSİT
( Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama halk oylaması )
- PLEDGE, PAWN[İng.] ile/||/<> REHİN[Ar. < REHN]
( Borcun ödenmemesi durumunda alacaklı tarafından el konulmak üzere sözleşmenin yapıldığı anda alacaklıya borçlu tarafından güvence olarak gösterilen taşınır ya da taşınmaz değer )
( PLEDGE, PAWN )
- -PLEGİA/-PLEGY ile/||/<> -PLEXIA
( Paralizi, palsi, felç. İLE/||/<> Paralizi. )
- PLEİOTROPİ[İng. PLEIOTROPY] ile/||/<> PLEİOTROPİK GEN[İng. PLEIOTROPIC GENES]
( Tek bir genin fenotipteki birden fazla özelliği etkilemesi olayıdır. Etkileri aynı anda ya da ardışık olarak oluşabilir. @@ Birbiriyle alakasız gibi görünen fenotipik (fiziksel) özellikleri tek başına, aynı anda etkileyebilen genlere verilen bir isimdir. Bu genlerde meydana gelen mutasyonlar, söz konusu özelliklerin hepsini aynı anda etkileyebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PLEISTOCENE[İng.] ile/||/<> PLEISTOCENE[Fr.] ile/||/<> PLEISTOCENE[Alm.] ile/||/<> PLEİSTOSEN
( İki milyondan 10000 yıl öncesine kadar devam eden ve tersiyerden sonra gelen buzul ve buzul sonrası devir )
( PLEISTOCENE )
( PLEISTOCENE )
( PLEISTOCENE )
- PLEİSTOCENE[Fr. < PLÉISTOCÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLEİSTOSEN
( Buzul Çağı Bu zamanla ilgili )
- PLEISTOCÉNE[Fr.] ile/||/<> PLEİSTOSEN[Fr. < PLÉISTOCÈNE]
( jeoloji )
( PLEISTOCÉNE | PLÉISTOCÈNE )
- PLEKSİGLAS ile/||/<> PLEXIGLAS[Alm.] ile/||/<> PLASTİK CAM
( Testere ile kesilebilen rendelenebilen esnek cam görünüşünde saydam gereç )
( PLEXIGLAS )
- PLEOSPORA BJOERLINGII[Lat.] ile/||/<> KARABACAK
( Pancar fidelerinde gelişerek fidenin ölümüne ya da cılız kalmasına yol açan ve yerleştiği bölgeleri kara beneklerle örten asklımantar bu mantarın doğurduğu hastalık )
( PLEOSPORA BJOERLINGII )
- PLEVRA[İt. < PLEURA] ile/değil/yerine/=/||/<> AKCİĞER ZARI
- PLİ[Fr. < PLI] ile/değil/yerine/=/||/<> PİLE
- PLİ[Fr. < PLI] ile/değil/yerine/=/||/<> PİLE
( Kumaş kâğıt vb nde bir bölümün öbürünün üzerine getirilmesiyle oluşturulan kıvrım kırma pli )
- PLIOCÈNE[Fr.] ile/||/<> PLİYOSEN[Fr. < PLIOCÈNE]
( jeoloji )
( PLIOCÈNE )
- PLİOCENE[Fr. < PLIOCÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLİYOSEN
( Üçüncü Çağ ın kutup buzullarının büyüdüğü Güney ve Kuzey Amerika nın arasında kara köprüsünün kurulduğu en son bölümü Bu zamanla ilgili )
- PLİSE[Fr. < PLISSÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PİLELİ
- PLISSÉ[Fr.] ile/||/<> PLİSE[Fr.]
( Pilili kıvrımlı Evet hayır olabilir düzeltirim pensleri göğüs altından bele kadar indireyim bu yıl pliseler daha geniş nasıl isterseniz deyip dururum Füruzan Sevda Dolu Bir Yaz 16 İçine ne vapurların düdükleri aksediyor ne de bacaların kalın pliseli dumanları sarılıyor Refik Halid Karay Sürgün 58 )
- PLONJON[Fr. < PLONGEON] ile/değil/yerine/=/||/<> DALIŞ
- PLOTINOS/PLOTINUS ve/||/<>/> PORPHYRIOS/PORFİRİOS ve/||/<>/> PROCLUS
( [ö.] 270 ve/||/<>/> M.S. 305 ve/||/<>/> 17 Nisan 485 )
- PLOTTING[İng.] ile/||/<> SERPİŞTİRME
( Gözlemleri konumsal değerlerine göre bir eksenler dizgesine yerleştirme )
( PLOTTING )
- PLÜRALİST[Fr. < PLURALISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞULCU | ÇOKÇU
( çoğulcu çokçu )
- PLÜRALİZM[Fr. < PLURALISME] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞULCULUK | ÇOKÇULUK
( çoğulculuk çokçuluk )
- PLÜTOKRASİ[Fr. < PLOUTOCRATIE] ile/||/<> VARSIL ERK
( varsıl erk )
( PLOUTOCRATIE )
- PLÜTOKRASİ[Fr. < PLOUTOCRATIE] ile/değil/yerine/=/||/<> VARSIL ERKİ
- PLUTON ile/ve/||/<> CHARON
( ... İLE/VE/||/<> Plüton'un en büyük uydusudur. Aynı zamanda, Plüton'a en yakın olan uydudur. Çapı, yaklaşık olarak Plüton'un yarıçapı kadardır. Yüzey sıcaklığı, yaklaşık olarak -220 ºC olan uydunun yüzeyi, metan ve donmuş buz nitrojen ile kaplıdır. Charon'un yüzeyinde, 7-8 kilometre kadar derinliğe sahip ve yaklaşık 1000 kilometre kadar uzanan kanyonlar olduğu gözlemlenmiştir. 2015 yılında, New Horizons uzay aracı, Charon'a 21 bin kilometre kadar yaklaşmıştır ve uydu hakkındı bazı önemli bilgiler toplamıştır. )
- PLUTON[Fr. < PLUTON] ile/değil/yerine/=/||/<> PLÜTON
( Güneş sisteminde Güneş e en uzak olan gök cismi )
- PLUTONİQUE[Fr. < PLUTONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PLÜTONİK
( plütonik kayaç Yerin derinliklerinde yer alan ve pütürlü yapıda olan )
- PLUTONIUM[İng.] ile/||/<> PLUTONIUM[Fr.] ile/||/<> PLUTONIUM[Alm.] ile/||/<> PLÜTONYUM[Fr. < PLUTONIUM]
( Atom numarası 94 atom ağırlığı 242 olan ve doğada az rastlanan uranyum ötesi element )
( PLUTONIUM )
( PLUTONIUM )
( PLUTONIUM )
- PLUTONİUM[Fr. < PLUTONIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> PLÜTONYUM
( Atom numarası olan neptünyumdan elde edilen radyoaktif bir element simgesi Pu )
- PLÜVİYOMETRE | MİKYAS-ÜL-MATAR | YAĞMURÖLÇER ile/||/<> YAĞMURÖLÇER ile/||/<> YAĞIŞÖLÇER
( yağışölçer yağışölçer Yağış niceliğini ölçmede kullanılan araç fizik Belirli bir yere düşen yağışın niceliğini ölçmeye yarayan aygıt coğrafya )
- PLÜVİYOMETRE[Fr. < PLUVIOMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> YAĞIŞÖLÇER
- PLÜVİYOMETRE | YAĞIŞÖLÇER ile/||/<> YAĞIŞÖLÇER
( Yağış niceliğini ölçmede kullanılan araç fizik Belirli bir yere düşen yağışın niceliğini ölçmeye yarayan aygıt coğrafya )
( RAIN GEUGE | PLUVIOMETER, RAIN GAUGE )
( PLUVIOMÈTRE )
( PLUVIOMETER )
- PNEUMO-/PNEUMON-/PNEUMONO- ile/||/<> PULMO- ile/||/<> BRONCH- ile/||/<> HEPA-/HEPAT-/HEPATICO-/HEPATO- ile/||/<> ANTHRACO-
( Akciğer, hava ya da solunumla ilgili. İLE/||/<> Akciğerlerle ilgili. İLE/||/<> Bronş. İLE/||/<> Karaciğerle ilgili. İLE/||/<> Kömür, siyah renk ile ilgili [antrakoz: Akciğerlerde kömür tozu birikmesi]. )
- PNÖMATİK | HAVALI ile/||/<> HAVALI
( genel uygulayım Sıkıştırılmış hava ile çalışan aygıt vb Sıkıştırılmış hava ile işleyen aygıt )
( PNEUMATIC )
( PNEUMATIQUE )
- PÖÇ ile/||/<> ...
- POCKET RECEIVER[İng.] ile/||/<> TÉLÉVİSEUR DE POCHE, RÉCEPTEUR DE POCHE[Fr.] ile/||/<> CEP TELEVİZYONU
( TV Boyu genellikle 7 5 cm olan cepte taşınabilecek boyda almaç )
( POCKET RECEIVER )
( TÉLÉVISEUR DE POCHE, RÉCEPTEUR DE POCHE )
- PÖÇÜK ile/||/<> ...
( kuyruk sokumu kuyruk uç Yerel ağızlarda pöç olarak da geçer poč tail coccyx tail of shoe počik Kürtçede poç boç ve boçik olarak geçer )
( POČ )
- PODİUM[Fr. < PODIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> PODYUM
( Mankenlerin giysileri sergilemek için çıktıkları seyircilerin içerisine doğru uzayan yüksekçe yer Halter vb spor müsabakalarının yapıldığı birkaç basamakla çıkılan yüksekçe yer Herhangi bir ürünün tanıtıldığı çeşitli törenlerin yapıldığı ya da sahne sanatlarının sergilendiği zeminden yüksekçe yer sahne Genellikle atletizm dalında derece alan atletlerin madalyalarını almak için çıktıkları kürsü madalya kürsüsü )
- PODOMETRE | ADIMSAYAR ile/||/<> ADIMSAYAR
( genel uygulayım Bir yayanın adım sayısını veren araç coğrafya )
( PODOMETER )
( PODOMÈTRE )
- PODÖSÜET[Fr. < PEAU DE SUÈDE] ile/||/<> ...
( yumuşak yüzü ince havlı bir tür deri peau de Suède İsveç derisi Fransızcada daha çok Suède Türkçe süet olarak geçer )
( PEAU DE SUÈDE )
- PODYUM ile/||/<> SEKİDUVAR
( sekiduvar kralsekisi 1 Derisi dikenlilerin tüp ayağı gibi ayak ya da ayak şeklindeki yapı 2 Bitkilerde kök ekseni )
( PODIUM )
( PODIUM )
( PODIUM )
- POECILIA VELIFERA[Lat.] ile/||/<> YELKEN BALIĞI
( Doğal olarak Güney Meksika da Yukatan Bölgesi nde tatlı ve acı sularda bazen denizde de yaşayan boyları 15 cm olabilen mavi parıltılı ton üzerinde ağ gibi işaretler ve beyazımsı yeşil renkli parlak lekecikler bulunan bir akvaryum balığı )
( POECILIA VELIFERA )
- POÉSIE[Fr.] ile/||/<> ŞİİR[Ar. < ŞİʿR]
( deyiş Seslerde taylamlarda ve uyumlarda gösterdiği güzel bağdaşmalarla ve taşıdığı hayal duygu ve fikir buluşlariyle bizde canlı duygulanmalar izlenimler ve heyecanlar uyandıran nazım ya da nesir halindeki edebiyat türü )
( POÉSIE )
- POÈTE[Fr.] ile/||/<> ŞAİR[Ar. < ŞÂʿİR]
( Şiir yazan ya da söyliyen sanatçı )
( POET )
( POÈTE | POÉSIE )
( DICHTER )
( POETA )
( POETA )
( ΠΟΙΗΤΉΣ / ποιητής )
- POETİKA ile/ve/||/<>/> RETORİK ile/ve/||/<>/> DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ANALİTİK
( Üretim/İntac. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> ... )
- POETİQUE[Fr. < POÉTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> POETİK
( Bir şairin sanat anlayışının açıklandığı metin )
- POĞAÇA[İt. < FOCACCIA] ile/||/<> ...
( içine peynir kıyma vb konarak yapılan bir tür çörek Yerel ağızlarda bohça olarak geçer Bu biçimin halk etimolojisi yoluyla oluştuğu anlaşılıyor Balkan dillerinden alınmıştır pogáča mayasız bir çeşit yassı ekmek pide Srp pòğača mayasız buğday ekmeği Güney dillerinden Macarcaya da pogácsa olarak geçmiştir dillerine Venedik İtalyancasından geçtiği anlaşılıyor fogaccia )
( FOCACCIA )
- POĞAÇA/FOCACCİA[İt. < FOCACCIA] ile/||/<> SİMİT/SEMİD[Ar. < SEMĪD] ile/||/<> DONUT/DONUT[İng. < DONUT]
( kakırdak poğaçası İçine peynir kıyma vb konarak hazırlanan bir tür tuzlu çörek )
- POGGİA[İt. < POGGIA] ile/değil/yerine/=/||/<> BOCA
( boca alabanda orsa boca Geminin rüzgâr almayan yanı rüzgâraltı orsa ya da rüzgârüstü karşıtı )
- POGGİA[İt. < POGGIA] ile/değil/yerine/=/||/<> BOCİ
( Ağır yük taşımaya yarayan iki kalın ve küçük tekerleği olan el arabası )
- POGROM[Rus. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> SOYKIRIM
- POHPOHLAMAK ile/||/<> PEHPEHLEMEK
- PÖHRENK[ERM.] ile/||/<> ...
( ağaç ya da topraktan yapılmış su borusu künk połorak dial poġrag pöġrank canal water pipe Kürtçede pohrank olarak geçer Ağızlarda yapı işlerinde kullanılan Ermeniceden kalma birçok alıntı geçtiği göze çarpar Çörten him keran maran pişirik gibi )
( P )
- PÖHRENK[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> KÜNK
- POİKİLO- ile/||/<> -TROPE/-TROPİC/-TROPİSM/TROPO-/-TROPY
( Değişik, düzensiz. İLE/||/<> Dönme, döndürücü, dönme ya da değişme eğilimi. )
- POİNT SPECTRUM ile/||/<> CONTİNUOUS SPECTRUM
( Point özdeğer, continuous limit özdeğer. )
( Formül: Eigenvalues İLE limit eigenvalues )
- POİNT[Fr. < POINT] ile/değil/yerine/=/||/<> PUAN
( puan cetveli okul başarı puanı Çeşitli spor karşılaşmalarında kullanılan ölçüsü ve değeri değişken birim Sınavlarda cevaplandırılacak soruların sayı olarak değeri ya da cevaplayanın başarı değeri Kumaşlardaki benek nokta )
- POINT[İng.] ile/||/<> PUNTO[İt. < PUNTO]
( POINT )
( PUNTO )
- POİNTAGE[Fr. < POINTAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> PUANTAJ
( Bir şeyin denetlendiğini ya da görüldüğünü belirtmek için işaretleme işaret koyma Bir etkinliğin puanla değerlendirilmesi )
- POİNTER[İng. < POINTER] ile/değil/yerine/=/||/<> PUANTER
( Güzel ve düzgün vücutlu kısa kıllı uzun ince kuyruklu koku alma duygusu çok gelişmiş hızlı koşabilen bir tür av köpeği )
- POİNTEUR[Fr. < POINTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> PUANTÖR
( Çalışanların giriş çıkış saatlerini işaretleyen kimse ya da alet Spor karşılaşmalarında değerlendirme yapma amacıyla puan veren kimse )
- POINTEUR[Fr.] ile/||/<> SAYICI
( Yarışlarda dönüleri sayan yetki belgesi almış yönetici )
( POINTEUR )
- POİNTİLLE[Fr. < POINTILLÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PUANTİYE
( Noktalı benekli kumaş )
- POİNTWİSE CONVERGENCE ile/||/<> UNİFORM CONVERGENCE
( Pointwise her nokta ayrı, uniform tüm nokta aynı hız. )
( Formül: Individual İLE simultaneous )
- POİRE[İng. < POIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> PUVAR
( Bir sıvıyı bir yerden başka bir yere üfleme ya da çekme yoluyla aktarmak için kullanılan araç )
- POİSSON PARANTEZİ ile/||/<> KOMÜTATÖR
( Klasik mekanikte iki büyüklüğün faz uzayındaki ilişkisini ve zamanla değişimini veren matematiksel işlemdir. @@ Kuantum mekaniğinde iki işlemin sırasının değişip değişmediğini ölçen işlemdir; sıfır değilse iki büyüklük aynı anda kesin ölçülemez. İkincisi ilkinin kuantum karşılığıdır; klasikten kuantuma geçişte Poisson parantezi komütatöre dönüşür. )
( Formül: {f ileg} = Σ(∂f/∂q)(∂g/∂p) - (∂f/∂p)(∂g/∂q) )
- POKER[Fr. < POKER] ile/değil/yerine/=/||/<> POKER
( Genellikle dört kişiyle ve otuz iki kâğıtla oynanan bir tür iskambil oyunu )
- POLAK[Fr. < POLAQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLONYALI
- POLAR[POLARTEC][ŞİRKET ADI] ile/değil/yerine/=/||/<> POLAR
( Hammaddesi petrol ve petrol yan ürünleri olan ısıya ve bakterilere karşı dayanıklı soğuk geçirmeyen hafif kabarık hacimli ve yumuşak bir tür kumaş Bu kumaştan yapılmış üst giysisi )
- POLAR ile/||/<> APOLAR
( Polar yük dağılımı dengesiz İLE apolar dengelidir )
( Formül: H₂O İLE CO₂ )
- POLAR[İng. < POLAR] ile/değil/yerine/=/||/<> POLAR
( Kutba ait kutupla ilgili )
- POLAR[İng.] ile/||/<> POLAR[(POLARTEC FIRMASININ ADINDAN) | İNG. < POLAR]
( Su gibi üzerinde pozitif ya da negatif yük taşıyan suda çözünen moleküller ya da gruplar )
( POLAR )
- POLÂRGI ile/||/<> KUTUP-YOKLAR
( kutupyoklar )
- POLARICI ile/||/<> POLARGI
- POLÂRİMETRE ile/||/<> KUTUPÖLÇER
( kutupölçer )
- POLARİMETRE[Fr. < POLARIMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLARÖLÇER
- POLARİMETRİ/POLARİMETRİE[Fr. < POLARIMÉTRIE] ile/||/<> POLARİSKOP/POLARİSCOPE[Fr. < POLARISCOPE] ile/||/<> POLAROİT/POLAROİD[İng. < POLAROID]
( Polarma sisteminde etkin maddelerden geçerken oluşan dönmenin ölçülmesi )
- POLARİMETRİE[Fr. < POLARIMÉTRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLARİMETRİ
( Polarma sisteminde etkin maddelerden geçerken oluşan dönmenin ölçülmesi )
- POLARİSCOPE[Fr. < POLARISCOPE] ile/değil/yerine/=/||/<> POLARİSKOP
( Bir ışığın doğal ya da polarılmış olup olmadığını belirlemeye yarayan alet )
- POLARİTE[Fr. < POLARITÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> POLARİTE
( Bir elektrik üretecinin kutuplarını birbirinden ayırt etmeyi sağlayan nitelik )
- POLARITON ile/||/<> EXCITON
( Bir fotonla bir madde uyarılmasının güçlü eşleşmesinden doğan melez (ışık-madde) yarıparçacıktır; hem ışık gibi hızlı yayılır hem madde gibi etkileşir. @@ Bir yarıiletkende uyarılan elektronla geride kalan boşluğun (hole) elektriksel çekimle bağlı çiftidir; yüksüz bir uyarılmadır, enerji taşır. İkincisi bir fotona güçlü bağlanınca ilki oluşur. )
( Formül: Strong coupling )
- POLARİZASYON[Fr. < POLARISATION] ile/değil/yerine/=/||/<> KUTUPLANMA | POLARMA
( kutuplanma polarma )
- POLARİZASYON ile/||/<> İNTERFERANS
( Polarizasyon titreşim yönü, interferans dalga üst üste binmesi )
( Formül: I = I₀cos²θ (Malus yasası) İLE I = I₁ + I₂ + 2√(I₁I₂)cosδ )
- POLARİZASYON ile/||/<> KUTUPLANMA (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Enine bir dalganın (özellikle ışığın) titreşim doğrultusunun belirli bir düzlemle sınırlanması olayıdır; yabancı kökenli terimdir. @@ Aynı olayın Türkçe adıdır; ikisi eş anlamlıdır. Polarize gözlük, sudan ve yoldan yansıyan yatay titreşimli parıltıyı bu ilkeyle keser. )
( Formül: E tek düzlem )
- POLARIZE[İng.] ile/||/<> KUTUPLAŞMAK
( POLARIZE )
- POLAROİD[İng. < POLAROID] ile/değil/yerine/=/||/<> POLAROİT
( Geçirdiği ışığı polaran saydam yaprak Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi Bu makineyle çekilen fotoğraf )
- POLÂRÖLÇER ile/||/<> KUTUPÖLÇER
( kutupölçer )
- POLAT[Fars. < PŪLĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇELİK
- POLEMİK[Fr. < POLÉMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SÖZ DALAŞI | KALEM KAVGASI
( söz dalaşı kalem kavgası )
- POLEN ile/||/<> POLEN[Fr. < POLLEN]
( mikros küçük sporos tohum Tohumlu bitkilerde üreme organı olan stamenlerde mayoz bölünme ile meydana gelen erkek üreme hücreleri çiçek tozu Mikrospor Tohumlu bitkilerde üreme organı olan stamenlerde mayoz bölünmeyle meydana gelen erkek üreme hücreleri çiçek tozu mikrospor Çiçek tozu )
( POLLEN | POLEN | POLLEN) )
( POLLEN )
( POLLEN, BLUTENSTAUB )
( POLLEN: INCE UN )
- POLEN-TÜP REKABETİ[İng. POLLEN TUBE COMPETITION] ile/||/<> SPERM REKABETİ[İng. SPERM COMPETITION]
( Bitkilerde hayvanlar alemindeki sperm rekabetine eşdeğerdir. Polenlerin dişi organlara ulaşabilmek ve dölleyebilmek için verdikleri mücadeledir ve evrimsel süreçte büyük önemi vardır. @@ Dişi yumurtaları dölleyebilmek için spermlerin birbirleriyle girdiği rekabettir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- POLİ-/POLİO- ile/||/<> POLY- ile/||/<> PLURİ-
( Gri, beyin ve sinir sisteminin gri maddesi ile ilgili. İLE/||/<> Çok, fazla, birçok bölümleri tutan, çok kaynaklı, çok tipli. İLE/||/<> Çok, fazla. )
- POLI[Fr.] ile/||/<> POLITUR[Alm.] ile/||/<> PERDAH[Fars. < PERDÂHT]
( Heykel Mimarlık Maden mermer ya da ağaç bir yüzeyi pürüzsüz hale getirme eylemi )
( POLI )
( POLITUR )
- POLİANDRİ[Fr. < POLYANDRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOK KOCALILIK
- POLİANDRİ[İng. POLYANDRY] ile/||/<> POLİCİNİ[İng. POLYGYNY] ile/||/<> POLİFAG[İng. POLYPHAGOUS] ile/||/<> POLİFİLETİK GRUP[İng. POLYPHYLETIC GROUP] ile/||/<> POLİMERAZ ZİNCİR TEPKİMESİ (PZT)[İng. POLYMERASE CHAIN REACTION] ile/||/<> POLİPLOİDİ[İng. POLYPLOIDY] ile/||/<> POLİSAKKARİT[İng. POLYSACCHARIDE] ile/||/<> POLİTOMİ[İng. POLYTOMY]
( En azından bazı dişilerin birden fazla erkekle çiftleştiği cinsel sistemlerdir. @@ En azından bazı erkeklerin birden fazla dişiyle çiftleştikleri cinsel sistemlerdir. @@ Bir organizmanın çok sayıda farklı besin türü ile beslenebilme özelliğidir. @@ Taksonomik analizlerde, birbirlerine benzer olan ancak yakın bir ortak ataya sahip olmayan canlı gruplarını belirtmek için kullanılır."Uçan canlılar" incelenecek olursa, yarasalar, kuşlar ve uçan sürüngenler polifiletik bir grup oluşturur. @@ Çok kısa sürede belirli DNA parçalarının amplifikasyonuna (tek bir zinciri bir yığın DNA arasından seçip çoğaltma) olanak sağlayan bir tekniktir. PCR`a dayalı RAPD, AFLP, SSR, ISSR gibi teknikler geliştirilmiştir. @@ Organizma kümesinin kromozomunun 2n den fazla olması durumudur. 3n, 4n yada daha fazla olabilir. @@ Birden fazla ve ayrı monosakkaritlerin bir araya gelmesi ile oluşan uzun zincirli polimerik karbonhidratlardır. Gıdalarda en bol bulunan karbonhidratlardır. Hücre zarından difüzyon ile geçemezler. Çoğu tatsızdır ve suda erimez. @@ Evrim ağacı üzerinde, bir ortak atadan ikiden daha fazla türün evrimleşmesi ve farklılaşması durumudur. Bir düğüm noktasından, ikiden fazla torun türün dallanmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)