Paralel'lik bulunan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 59.270 başlık/FaRk ile birlikte,
59.270 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(159/238)
- NEŞRETME, UMUMA ARZ, UMUMA ARZETME | YAYIMLAMA ile/||/<> YAYIMLAMAK ile/||/<> YAYIMLAMA
( Bir yapıtın aslından çoğaltma ile elde edilen sayılarının hak iyesinin izniyle satışa çıkarılması dağıtımı ya da başka bir yolla satışa çıkarılmasıyle kamuya sunulması yayımlama )
( EDITION, PUBLISHING | BROADCASTING | BROADCAST )
( ÉDITION, PUBLICATION )
- NEŞRETMEK[Ar. < NEŞR + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> NEŞRETMEK
( Yaymak dağıtmak saçmak yayımlamak )
- NESRİN OLGUN ARSLAN ile/ve/||/<> BENGİSU AVCI
( [Manş Denizi'ni(İngiltere'den, Fransa'ya) geçen iki kişi.]
[15 saat 47 dakikada | 28 Ağustos 1979'da] İLE/VE/||/<> [11 saat 29 dakikada | 03 Ağustos 2018'de] )
- NESRİTAİR, UKAP | KARTAL ile/||/<> KARTAL
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
( AQUILA, AQL (AQUILAE), EAGLE )
( AIGLE )
( AADLER )
( AQUILA )
- NEŞRİYAT[Ar. < NEŞRİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> YAYIN (MUZIR NEŞRİYAT)
- NESRİYE FASİLESİ | AKBABAGİLLER ile/||/<> AKBABAGİLLER
( Vulturidae vulture akbaba Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının kartallar Falconiformes takımının gündüzyırtıcıları Accipitres alttakımının bir familyası Kanatları geniş ve büyük olan ve iyi uçan büyük kuşları içine alır Baş ve boyunları azçok çıplaktır Leş v b yerler Rahip akbaba Vultur monachus leş akbabası Neophron percnopterus kızıl akbaba Gyps fulveus iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının kartallar Falconiformes takımının gündüz yırtıcıları Accipitres alt takımından kanatları geniş ve büyük baş ve boyunları az çok çıplak genellikle leş yiyen bir familyası Rahip akbaba Vulturmonachus leş akbabası Neophron percnopterus kızıl akbaba Gyps fulveus türleri iyi bilinir )
( OLD WORLD VULTURES | WANDERING ALBATROS | SHEARWATERS )
( VAUTOURS DE L'ANCIEN MONDE | VULTURIDÉS | ALBATROS HURLEUR | PUFFINIDÉS )
( GEIERN | ALBATROS | STURMTAUCHER )
( VULTURE | VULTURIDAE | VULTURIDAE, VULTURE: AKBABA | DIOMEDEA EXULANS | PUFFINIDAE )
( AVVOLTOI )
( ΓΎΠΕΣ / γύπες )
- NESRİYE FASİLESİ | AKBABAGİLLER ile/||/<> ALBATROS ile/||/<> YELKOVANGİLLER
( (Vulturidae, Lat. vulture = akbaba): Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının kartallar (Falconiformes) takımının gündüz-yırtıcıları (Accipitres) alt-takımının bir familyası. Kanatları geniş ve büyük olan ve iyi uçan büyük kuşları içine alır. Baş ve boyunları azçok çıplaktır. Leş v.b. yerler. Rahip akbaba (Vultur monachus), leş akbabası (Neophron percnopterus), kızıl akbaba (Gyps fulveus) iyi bilinen türleridir (bk.) @@ (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfının, kartallar (Falconiformes) takımının, gündüz yırtıcıları (Accipitres) alt takımından, kanatları geniş ve büyük, baş ve boyunları az çok çıplak, genellikle leş yiyen bir familyası. Rahip akbaba (Vulturmonachus), leş akbabası (Neophron percnopterus) kızıl akbaba (Gyps fulveus) türleri iyi bilinir. )
( OLD WORLD VULTURES | WANDERING ALBATROS | SHEARWATERS~WANDERING ALBATROS~SHEARWATERS )
( VAUTOURS DE L'ANCIEN MONDE | VULTURIDÉS | ALBATROS HURLEUR | PUFFINIDÉS~ALBATROS HURLEUR | ALBATROS~PUFFINIDÉS )
( VULTURE | VULTURIDAE | VULTURIDAE, VULTURE: AKBABA | DIOMEDEA EXULANS | PUFFINIDAE~DIOMEDEA EXULANS~PUFFINIDAE )
( GEIERN | ALBATROS | STURMTAUCHER~ALBATROS~STURMTAUCHER )
( AVVOLTOI~ALBATRO~BERTE )
( ΓΎΠΕΣ / γύπες~ΆΛΜΠΑΤΡΟΣ / άλμπατρος~ΑΡΤΈΜΗΔΕΣ / αρτέμηδες )
- NEŞROLUNMAK[Ar. < NEŞR + Tr. OLUNMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> YAYIMLANMAK
- NEŞTER ile/||/<> NEŞTER[Fars. < NİŞTER] | BİSTÜRİ
( Bistüri Kesme kan alma apseleri açma ya da kesit yapımında kullanılan sivri uçlu küçük ucu değişebilen bir çeşit ince cerrah bıçağı lanset bisturi Az neştǝr 1 arı akrep gibi sokan hayvanların sivrisi 2 cerrah bıçağı nīştar a lancet fleam )
( BISTOURY, LANCET | BISTOURY, SCALPEL )
( NĪŞTAR )
( NEŞTƎR[Az.] )
- NEŞTER ile/ve/||/<> TEŞRİH
- NESTURİ[Ar. < NESṬŪRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NASTURİ
( Nastur adlı Süryani rahiplerinden birinin ortaya koyduğu mezhepten olan kimse )
- NEŞV-Ü NEMA MAHALLÎ ile/||/<> YURT
( Bir bitki ya da hayvanın çöl deniz kıyısı vb gibi doğal olarak yaşadığı ve geliştiği yer Orta Asyada göçebe yaşamı süren toplumların keçeden yapılma çadırları yurd Az yurd 1 ülke vatan 2 ev konut 3 çocuk yuvası yūrt 1 konut ev 2 ülke memleket yort yort jurt jurt curt Alt Tel yurt çurt çurt ev konut cur ülke sūrt oba Ana Türkçe ynin Yakutçada sye çevrilmesi kuraldır śurt ev Türkçe ylerin Çuvaşçada śye çevrilmesi eski bir ses kuralıdır Eski Türkçeden başlayarak kullanılır yurt Orta Türkçede yurt kamp yıkıntıları ev oturma yeri eski yapı kalıntıları olarak geçer Eski Kıpçakçada da yurt konak han olarak kullanılır Kökünü bilmiyoruz Kononov RT 79 s 4 GrJaTRP 70 s 25 not göç alanı olarak yurtun Türkçe yur yürümek göçmek kökünden geldiğini yazmışsa da Doerfer TMEN 1914 bu açıklamaya karşı çıkmıştır Ona göre Kononovun verdiği yur kökü Türkçede yoru olarak geçer ÊSTJa 1989 254255 Doerferin görüşüne katılmış Türkçede t ekiyle yapılmış birtakım türevlerin geçtiğini de dile getirmiştir Brockelmann OGM 117 belli başlı tli türevleri gözden geçirmiş ancak yurtu saymamıştır OGM 18 γ Türkçeden komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 1914 Rusçada jurt jurta göçebe çadırı çadır olarak kullanılır Vasmer REW Şipova STRJa 430431 )
( HABITAT )
( HABITAT )
( WOHNORT, STAND | JURTE, HAUSZELT )
( YURD[Az.]~YŪRT[Tkm.]~YORT[Tatk.]~YORT[Bşk.]~JURT[Kklp.]~JURT[Kzk.]~CURT[Krg.]~YURT[Alt.]~YURT[Tel.]~ÇURT[Şor.]~ÇURT[Sag.]~ÇURT[Hak.]~CUR[Tuv.]~SŪRT[Yak.]~ŚURT[Çuv.] )
- NEŞVÜNEMA[Ar. < NEŞV + NEMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> GELİŞME
- NET ENERGY FATTENING[İng.] ile/||/<> NEY
( Net enerji yağlanma )
( NET ENERGY FATTENING )
- NET ENERGY[İng.] ile/||/<> NE
( Net enerji )
( NET ENERGY )
- NET[Fr. < NET] ile/değil/yerine/=/||/<> NET
( net resim net ücret Bütün çizgileri belirgin olan gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan iyi görünen İyi duyulan ses Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan safi Açık seçik olan anlaşılmaz yanı bulunmayan )
- NET ile/||/<> NET[İng.] ile/||/<> NET[Fr.] ile/||/<> KATKISIZ
( 1 Katkısız ağırlık 2 Katkısız ödeme 3 Ele geçen )
( NET )
( NET )
- NETİCE | TEŞHİS | İKRAR | İHTİRA | BULGU ile/||/<> BULGU ile/||/<> TANIMA
( tanıma Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç Aristotelesin Poetikasında bir kişinin başkasını çeşitli izlerden eşyalardan ve yaptığı hareketlerden dolayı tanıması Bilgisizlikten bilgiye geçiş Bilinmeyen bir nesneyi ya da bir niteliği ortaya çıkarma Belirti Bulgu Aristotelesin Poetiko adlı kitabındaki bölümleme Bir yabancıyı bir işaretten taşıdığı eşyadan yaptığı hareketlerden tanıma Aristoteles bunu şöyle bölümlemiştir 1 Dış işaretlerden benler yaralar 2 Bir kimsenin kendini ele vermesiyle 3 Anıların canlanması ile 4 Benzer yanlar bularak mantık yoluyla 5 Oyunun gelişim süresi içinde tanıma Aristotelese göre dram sanatı için en ustacası sonuncusudur Daha önce görülmüş ya da öğrenilmiş bir kişi ya da nesneyle karşılaşınca anımsayarak o olduğunun ayırdına varma 1 Daha önce bilinen bir şeyi bir kimseyi anımsama 2 Bir şey ya da bir kimse ile ilgili doğru ve tam bilgisi bulunma 3 Var olan bir şeyi algılama Bir nesne ya da özelliği tanımlama ve çözümlemelere elverecek biçimde başkalarından ayırabilme durumu Herhangi bir olayda işlemin kişisel olarak yapıldığının karşılıklı olarak tanımı ve açıklanması daha önce görülen bilinen bir kimse ya da şeyle karşılaşıldığında bunun kim ya da ne olduğunu anımsamak daha önce görmüş olmak bilmek bilip ayırmak seçmek ayırt etmek )
( FINDING | INVENTION | SIGN )
( INVENTION )
( ERFINDUNG )
- NETİCE[Ar. < NETĪCE] ile/değil/yerine/=/||/<> SONUÇ
- NETİCETEN[Ar. < NETĪCETEN] ile/değil/yerine/=/||/<> NETİCETEN
( Sonuç olarak )
- NETLEŞTİRMEK ile/ve/değil/||/<>/< AYRIŞTIRMAK
- NETLİK SAHASI | MEYDAN | SAHA | ALAN ile/||/<> KAFES ile/||/<> SATIR ile/||/<> TARAMA
( TV. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü. @@ Sinema/TV. Bir alıcı merceğinin seçik bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve enin tümü. @@ 1. Güreş karşılaşmalarının yapıldığı yer. 2. Yağlı güreşin ve karakucağın yapıldığı yüzeyi çimle kaplı toprak yer. @@ 1. Eski Roma açıkhava gösterisine özgü geniş yer (elips biçimi). 2. Seyirciler ortasında bir oyun yeri. @@ Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. En küçük mantıksal veri saklama birimi. @@ Birtakım güçlerin etkin oldukları yer. @@ (I) Bir ilingesel uzayda açık ve bağlantılı olan altküme. @@ (II) bk. yüzölçü. @@ Anıtların, tarih yapıtlarının, önemli yapıtasarcılık yapıtlarının çevresinde ya da yakınında, genellikle taşıt dolaşımına açık tutulmayan, herkesin oturup dinlenmesine elverişli duruma getirilmiş, dileyenlerin, gereğinde siyasal toplantılar da yapabilecekleri genişçe düzlük. @@ Bir araştırma konusu ya da sorununun taşıyıcısı olan ve belli ayrıtları bulunan gözlem birimlerinden oluşmuş araştırma evreni ya da bu evrenin içinde gözlendiği gerçek yaşam bağlamı. @@ Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik. @@ (matematik) @@ (fizik) @@ 1. Roma imparatorluğu döneminde açık havada yapılan gösteriler için yapılmış geniş, çoğu kez değirmi biçimde oyun yeri. 2. Seyircilerin ortasında oyun yeri olan çevreli tiyatro'nun büyüğü. @@ Bir sirkte gösterilerin yapıldığı alan. @@ (...) @@ @@ @@ bk. etki alanı @@ Yerel ağızlarda alan ve alaŋ olarak geçer. ~ Tkm alaŋ. Türkmencede āla 'orman içi ağaçsız düzlük' biçimi de vardır. -Kzk alan. Çağdaş diyalektlerdeki yalan biçimi dikkat çekicidir: TatK yalan. -Tel yalan. ~ OT alaŋ 'düz ve açık yer'. )
( FIELD | FIELD (OF SHARPNESS), FOCAL FIELD, LIMITS OF DEFINITION | ARENA | AREA, FIELD | DOMAIN | SQUARE | RING, ARENA | AREA | RASTER, PICTURE RASTER | LINE, SCANNING LINE | SCANNING, PICTURE SCANNING, SWEEP~RASTER, PICTURE RASTER | LATTICE~LINE, SCANNING LINE | LINE~SCANNING, PICTURE SCANNING, SWEEP | SCAN, SWEEP | SCREENING | SCANNING | TRIMMING | TARAMA | SCAN | SURVEY )
( DEMI-IMAGE, TRAME | CHAMP (DE NETTETÉ), LIMITES DE NETTETÉ, ZONE DE NETTETÉ | ARENA | ZONE, CHOMPS | DOMAINE | PLACE | CHAMP | AIRE | PISTE | TRAME | LIGNE (D'ANALYSE | BALAYAGE, ANALYSE, EXPLORATION (DE L'IMAGE~TRAME | GRILLE | TREILLIS~LIGNE (D'ANALYSE)~BALAYAGE, ANALYSE (DE L'IMAGE), EXPLORATION (DE L'IMAGE) | BALAYER, ANALYSER, EXPLORER | BALAYAGE | HACGURE | METTRE AU GABARIT À COUPS DE MINES )
( DOMINIUM~...~LINEA~... )
( HALBBILD, TEILBILD | BLICKFELD | ARENA | BEREICH, GEBIET | PLATZ | FELD | MANEGE, RING | FLÄCHE | RASTER, BILD-RASTER, TEILBILD | ZEILE, ABTASTZEILE, BILDZEILE | ABTASTUNG, BILDABTASTUNG, ABLENKUNG, BILDABLENKUNG~RASTER, BILD-RASTER, TEILBILD | GITTER~ZEILE, ABTASTZEILE, BILDZEILE~ABTASTUNG, BILDABTASTUNG, ABLENKUNG, BILDABLENKUNG | ABTASTEN, ABLENKEN | ABTASTUNG | TRIMMEN )
( CAMPO~RETICOLO~LINEA~SCANSIONE )
( ΠΕΔΊΟ / πεδίο~ΠΛΈΓΜΑ / πλέγμα~ΓΡΑΜΜΉ / γραμμή~ΤΆΡΑΜΑ / τάραμα )
- NETLİK SAHASI | MEYDAN | SAHA ile/||/<> ALAN
( TV Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü Sinema TV Bir alıcı merceğinin seçik bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve enin tümü 1 Güreş karşılaşmalarının yapıldığı yer 2 Yağlı güreşin ve karakucağın yapıldığı yüzeyi çimle kaplı toprak yer 1 Eski Roma açıkhava gösterisine özgü geniş yer elips biçimi 2 Seyirciler ortasında bir oyun yeri Bir tutanakta özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge En küçük mantıksal veri saklama birimi Birtakım güçlerin etkin oldukları yer I Bir ilingesel uzayda açık ve bağlantılı olan altküme II yüzölçü Anıtların tarih yapıtlarının önemli yapıtasarcılık yapıtlarının çevresinde ya da yakınında genellikle taşıt dolaşımına açık tutulmayan herkesin oturup dinlenmesine elverişli duruma getirilmiş dileyenlerin gereğinde siyasal toplantılar da yapabilecekleri genişçe düzlük Bir araştırma konusu ya da sorununun taşıyıcısı olan ve belli ayrıtları bulunan gözlem birimlerinden oluşmuş araştırma evreni ya da bu evrenin içinde gözlendiği gerçek yaşam bağlamı Bir özdeğin bir mıknatısın ya da bir elektrik yükünün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel doğabilimsel nicelik matematik fizik 1 Roma imparatorluğu döneminde açık havada yapılan gösteriler için yapılmış geniş çoğu kez değirmi biçimde oyun yeri 2 Seyircilerin ortasında oyun yeri olan çevreli tiyatronun büyüğü Bir sirkte gösterilerin yapıldığı alan etki alanı Yerel ağızlarda alan ve alaŋ olarak geçer alaŋ Türkmencede āla orman içi ağaçsız düzlük biçimi de vardır alan Çağdaş diyalektlerdeki yalan biçimi dikkat çekicidir yalan Tel yalan OT alaŋ düz ve açık yer )
( FIELD | FIELD (OF SHARPNESS), FOCAL FIELD, LIMITS OF DEFINITION | ARENA | AREA, FIELD | DOMAIN | SQUARE | RING, ARENA | AREA | RASTER, PICTURE RASTER | LINE, SCANNING LINE | SCANNING, PICTURE SCANNING, SWEEP )
( DEMI-IMAGE, TRAME | CHAMP (DE NETTETÉ), LIMITES DE NETTETÉ, ZONE DE NETTETÉ | ARENA | ZONE, CHOMPS | DOMAINE | PLACE | CHAMP | AIRE | PISTE | TRAME | LIGNE (D'ANALYSE | BALAYAGE, ANALYSE, EXPLORATION (DE L'IMAGE )
( HALBBILD, TEILBILD | BLICKFELD | ARENA | BEREICH, GEBIET | PLATZ | FELD | MANEGE, RING | FLÄCHE | RASTER, BILD-RASTER, TEILBILD | ZEILE, ABTASTZEILE, BILDZEILE | ABTASTUNG, BILDABTASTUNG, ABLENKUNG, BILDABLENKUNG )
( DOMINIUM )
( CAMPO )
( ΠΕΔΊΟ / πεδίο )
- NETTING TWINE[İng.] ile/||/<> AĞ İPLİĞİ
( Bir katlama işleminde iki ya da daha çok tek iplikle bir bükümde oluşturulan iplik )
( NETTING TWINE )
- NETWORK THEORY ile/||/<> GRAPH THEORY
( Network theory gerçek dünya ağ sistemlerini modellerken İLE graph theory soyut graph yapılarının matematik özelliklerini inceler )
( Formül: Scale-free networks )
- NETWORK ile/||/<> FLUX ile/||/<> CONSTRAINT
( Gözesel metabolizma modellemesi. )
( Formül: Sv = 0 (steady state) )
- NETWORK[İng.] ile/||/<> RÉSCAN[Fr.] ile/||/<> NETZWERK, NETZ[Alm.] ile/||/<> ŞEBEKE[Ar. < ŞEBEKE]
( NETWORK )
( RÉSCAN )
( NETZWERK, NETZ )
- NEURAL NETWORK POTENTIAL ile/||/<> GRAPH NEURAL NETWORK ile/||/<> VAE ile/||/<> ML KİMYA
( Makine öğrenmesi kimya uygulamaları. )
( Formül: E = NN(R) )
- NEURASTHENİE[Fr. < NEURASTHÉNIE] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVRASTENİ
( Baş ağrıları sindirim güçlükleri vb fiziksel rahatsızlıklar ve ruhsal görevlerde gevşeme ve bitkinlik biçiminde görülen sinirsel güçlerin zayıflamasından doğan nevroz sinir argınlığı )
- NEUROCHİRURGİQUE[Fr. < NEUROCHIRURGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> NÖROŞİRÜRJİK
( Beyin cerrahisi ile ilgili )
- NEUROETHOLOGY ile/||/<> CLASSICAL NEUROSCIENCE
( Neuroethology doğal davranış sırasında sinir sistemi aktivitesini incelerken İLE classical neuroscience laboratuvar koşullarında sinir sistemi inceler )
( Formül: Natural behavior neuroscience )
- NEUROLOGİE[Fr. < NEUROLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> NÖROLOJİ
( sinir bilimi Hastanelerde sinir hastalıklarıyla ilgili bölüm )
- NEUROLOGUE[Fr. < NEUROLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> NÖROLOG
( Sinir hastalıkları uzmanı )
- NEURONE[Fr. < NEURONE] ile/değil/yerine/=/||/<> NÖRON
( Sinir sisteminin uyarıyı iletmekle görevli anatomik ve işlevsel birimi )
- NEUROSIS[İng.] ile/||/<> NEVROZ[Fr. < NÉVROSE]
( 1 Hayvanın normal yaşamını sürdürmesine engel olacak düzeyde heyecan bozukluğu 2 Sinir ve ruh bozukluğu )
( NEUROSIS )
( NÉVROSE )
- NEUROSURGERY[İng.] ile/||/<> NÖROŞİRÜRJİ[Fr. < NEUROCHIRURGIE]
( Sinir cerrahisi )
( NEUROSURGERY )
( NEUROCHIRURGIE )
- NEUROTİQUE[Fr. < NEUROTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> NÖROTİK
( nörotik karakter nörotik kişilik Ruhsal sorunlar nedeniyle kaygı sıkıntı takıntı gibi rahatsızlıkları olan kimse Sinir sistemi üzerinde etki yapan )
- NEUTRAL ile/||/<> NEARLY NEUTRAL ile/||/<> SELECTION
( Evrim kuramları. )
( Formül: Ne·s << 1 (neutral) )
- NEUTRON STAR ile/||/<> BLACK HOLE
( Neutron star aşırı yoğun nötron materyaliyken İLE black hole event horizon ötesi gravitasyonel çökmedir )
( Formül: Chandrasekhar limit )
- NEUTRON[Fr. < NEUTRON] ile/değil/yerine/=/||/<> NÖTRON
( Yaklaşık olarak proton ağırlığında ve elektrik yüklü olmayan bir atom cisimciği )
- NEUZUBİLLAH[Ar. < NEʿŪẔUBİLLAH] ile/değil/yerine/=/||/<> NEUZÜBİLLAH
( Tanrı ya sığındık Tanrı korusun anlamlarında tehlikeli bir durumla karşılaşıldığında kullanılan bir söz )
- NEV EFLATUNİYE ile/||/<> NEO-PLATONISM[İng.] ile/||/<> NÉO-PLATONISME[Fr.] ile/||/<> NEUPLATONISMUS[Alm.] ile/||/<> YENİ PLATONCULUK
( Platondan başka Aristotelese stoalılara Pitagorasçılara da dayanan ayrıca doğu dinlerinden ve Hıristiyanlıktan da etkilenmiş olan bütün bunları kendi içinde karıştırıp eriten felsefe okulu İ S 26 yüzyıllar arasında türlü biçimlerde ortaya çıkmıştır Kurucusu Ammonias Sakkas sayılır bu okulun dizgesel temellendirilişini onun öğrencisi Plotinos yapmıştır )
( NEO-PLATONISM )
( NÉO-PLATONISME )
( NEUPLATONISMUS )
- NEVA[Fars. < NEVĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVA
( nevabuselik Ses ahenk nağme Klasik Türk müziğinde bir makam adı ve yegâhtan bir oktav tiz olan re perdesi )
- NEVABUSELİK[Fars. < NEVĀ + BŪ-SELĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVABUSELİK
( Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam )
- NEVALE[Ar. < NEVĀLE] ile/değil/yerine/=/||/<> AZIK (SOĞUK NEVALE)
- NEVANLİNNA THEORY ile/||/<> JENSEN FORMULA
( Nevanlinna değer dağılım, Jensen ortalama-sıfır ilişkisi. )
( Formül: Value distribution İLE mean-zero relation )
- NEVAZİL[Ar. < NEVĀZİL] ile/değil/yerine/=/||/<> NEZLE
- NEVAZİŞ[Fars. < NEVĀZİŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVAZİŞ
( İltifat gönül alma okşama nüvaziş )
- NEVAZİŞLİ ile/||/<> NÜVAZİŞLİ
- NEVBAHAR[Fars. < NEV + BAHĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVBAHAR
( ilkbahar Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam )
- NEVBET[Ar. < NEVBET] ile/değil/yerine/=/||/<> NÖBET
( nöbet şekeri isteri nöbeti sıtma nöbeti Sıra ile belirli süre bir yeri bekleme işi Sıra ile yapılan görev iş keşik Hastalık sebebiyle titreme yüksek ateş Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü Kez defa Resmî yerlerde ya da önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka )
- NEVESER[Fars. < NEV + Ar. ES̱ER] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVESER
( Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam )
- NEVİ | NEVİ | TÜR ile/||/<> TÜR ile/||/<> SİNEMA TÜRLERİ
( sinema türleri televizyon türleri Özel bir biçim gösteren bir sanat çeşidi ya da sanat kolu Özel bir biçim gösteren bir sanat çeşidi ya da kolu Belli ayrıtsal özelliklerle ötekilerden ayrılan nesneler ya da birimler kümesi karşılık spesyes species belirli çeşit Ancak kendi aralarında çiftleşen bireyler topluluğu hayvan sınıflandırmalarında cins içinesokulan ve ırk ve variyeteleri içine alan bir birlik 1 Birbirinden üreyen ve dirimbilimsel açıdan akraba olan canlı varlıklar öbeği Ör Arslan ya da insan 1 Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram Ama bu cins kavramı kendi üzerinde bir başka cins varsa yeniden tür durumuna gelir ve bu böyle sürüp gidebilir Mantık diliyle Bir A sınıfı bir başka sınıfın B sınıfının kapsamı içindeki bir bölümü kurduğunda B cinstir A da tür Ör Hayvan canlı varlık karşısında türdür aslan karşısında cinstir biyoloji zooloji kimya jeoloji İçerik biçim ve amaç yönünden özellik gösteren bir sanat çeşidi Birbirlerine benzeyen yalnızca kendi aralarında verimli gen alışverişi yapabilen bireylerin oluşturduğu canlı grubu spesiyes Kalıtsal yapıya bağlı olarak ortak karakterlere sahip olan ve kendi aralarında birleştirildiklerinde döl verme yeteneğinde yavrular elde edilen bireylerin oluşturduğu hayvan grupları )
( SPECIES | TYPE )
( GENRE | ESPÉCE | ESPÈCE )
( GATTUNG | ART )
( SPECIES )
- NEVMİ SINAÎ | UYUTUM ile/||/<> UYUTUM
( Bir uyutucunun deneğin dikkatinin tümünü sınırlı bir uyaran üzerinde toplayarak bilincini uyuşturması ve deneği kendi istenci altına alması işi hypnos uyku 1 İnsanın istencinin uyutucunun istencine bağlı ve aynı zamanda bütün başka etkilere kapalı olduğu yapma olarak oluşturulmuş durum 2 Bu durumun oluşturulması )
( HYPNOSIS )
( HYPNOSE )
( HYPNOSE )
- NEVMİD[Fars. < NEVMĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVMİT
( umutsuz Umutsuz bir biçimde )
- NEVR[Ar. < NEVR] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVİR
( Yüzün rengi bet beniz )
- NEVRALGİE[Fr. < NÉVRALGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVRALJİ
( Sinir üzerinde duyulan genellikle şiddetli ve batıcı ağrı )
- NEVRALGİQUE[Fr. < NÉVRALGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVRALJİK
( Nevraljiyle ilgili nevralji türünden olan )
- NEVRALJİ/NEVRALGİE[Fr. < NÉVRALGIE] ile/||/<> NEVRALJİK/NEVRALGİQUE[Fr. < NÉVRALGIQUE]
( Sinir üzerinde duyulan genellikle şiddetli ve batıcı ağrı )
- NEVRALJİ ile/||/<> NÖROPATİ
( Sinir ağrısı. İLE/||/<> Sinir hasarı. )
- NEVRASTENİ/NEURASTHENİE[Fr. < NEURASTHÉNIE] ile/||/<> NEVROZ/NEVROSE[Fr. < NÉVROSE] ile/||/<> PSİKASTENİ/PSYCHASTHENİE[Fr. < PSYCHASTHÉNIE] ile/||/<> PSİKOZ/PSYCHOSE[Fr. < PSYCHOSE]
( Baş ağrıları sindirim güçlükleri vb fiziksel rahatsızlıklar ve ruhsal görevlerde gevşeme ve bitkinlik biçiminde görülen sinirsel güçlerin zayıflamasından doğan nevroz sinir argınlığı )
- NEVRES-İ KADÎM ile/ve/değil/||/<> NEVRES-İ CEDÎD
( )
( ABDÜRREZZAK NEVRES ile/ve/değil/||/<> OSMAN NEVRES )
( XVIII. yüzyılda yaşamıştır. İLE/VE/DEĞİL/||/<> XIX. yüzyılda yaşamıştır. )
- NEVRESM[Fars. < NEV + Ar. RESM] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVRESİM
( Torba biçiminde dikilmiş yorgana geçirilen kılıf )
- NEVROPAT[Fr. < NÉVROPATHE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİNİR HASTASI
- NEVROSE[Fr. < NÉVROSE] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVROZ
( Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen ruhsal kaynaklı sinir hastalığı sinirce )
- NEVROTİK[Fr. < NÉVROTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİNİRSEL
- NEVROZ ile/||/<> SİNİRCE
- NEVRUZ[Fars. < NEV + RŪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVRUZ
( Nevruz Bayramı nevruz otu Eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi birine rastlayan gün Çiçekleri aslanağzına benzeyen türlü renkte bir kır bitkisi İris ensata nevruz otu )
- NEVRUZ ile/||/<> NEVRUZ[Fars. < NEV + RŪZ]
( Eski bir İran takvimine göre yılbaşı sayılan mart ayının 22 günü süsen )
- NEVSÂL | YILBAŞI ile/||/<> YILBAŞI
( Batı ülkelerinin ve 1926dan bu yana Türkiyenin kullandığı düzeltilmiş Gregoryan takviminde yeni yılın başladığı gün astronomi )
( BEGINNING OF THE YEAR )
( JOUR DE L'AN | NOUVEL AN )
( JAHRESANFANG )
- NEVZAD[Fars. < NEVZĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVZAT
( Yeni doğan çocuk )
- NEVZUHUR[Fars. < NEV + Ar. ẒUHŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVZUHUR
( Son zamanlarda ortaya çıkmış olan yeni zuhur eden moda )
- NEW WAVE[İng.] ile/||/<> NOUVELLE VAGUE[Fr.] ile/||/<> NEUE WELLE[Alm.] ile/||/<> YENİ DALGA
( Sinema 1 Fransada 1958 yılına doğru ortaya çıkan yaşları ortalama 30 civarında olan çoğu bağımsız çalışan yeni yönetmenler topluluğu Büyük yapımevlerinin dışında ufak bütçeli en az sayıda yapım takımıyla el alıcılarıyla çoğunlukla doğaçlamaya dayanan çalışmayla yapıtlarını gerçekleştirmek başlıca özellikleridir En önemli ilkeleri de yaratıcılar sinemasıdır 2 Bundan alınarak Herhangi bir ülkede belirli bir dönemde birdenbire ortaya çıkan genç yönetmenler topluluğu )
( NEW WAVE )
( NOUVELLE VAGUE )
( NEUE WELLE )
- NEW WORLD[İng.] ile/||/<> NOUVEAU MONDE[Fr.] ile/||/<> NEUE WELD[Alm.] ile/||/<> YENİDÜNYA
( Kolombun tanıtma gezilerinden sonra Amerikanın güney bölümüne verilen sonradan bu anakaranın bütünü için kullanılan ad )
( NEW WORLD )
( NOUVEAU MONDE )
( NEUE WELD )
- NEW YEAR[İng.] ile/||/<> NOUVEL AN[Fr.] ile/||/<> YENİ YIL
( Tecimde aralıktan sonra gelen ve bir ocaktan 31 aralığa kadar süregelen ödnem )
( NEW YEAR )
( NOUVEL AN )
- NEWSPAPER STAND (-RACK)[İng.] ile/||/<> GAZETELİK
( Kitaplıklarda günlük gazetelerin konulduğu yer )
( NEWSPAPER STAND (-RACK) )
- NEWTON MEKANİĞİ ile/||/<> KUANTUM MEKANİĞİ
( Newton makro dünyayı, kuantum mikro dünyayı tanımlar )
( Formül: F=ma İLE ĤΨ=EΨ )
( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1879-1955) (Ülke: Almanya/ABD) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Görelilik teorisi, fotoelektrik etki) (Nobel: 1921) )
- NEWTON YASALARI ile/||/<> LAGRANGE ile/||/<> HAMİLTON
( Klasik mekaniğin üç farklı matematiksel ifadesi. )
( Formül: S = ∫L dt )
( Isaac Newton tarafından 1687 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- NEWTON ve/||/<>/> COULOMB
( 04 Ocak 1643 - 31 Mart 1727 VE/||/<>/> 14 Haziran 1736 - 23 Ağustos 1806 )
(
)
- NEWTON ve/||/<> EINSTEIN ve/||/<> PLANCK
- NEWTON ile/||/<> EYLEMSİZLİK[İng. INERTIA] ile/||/<> GRAVİTASYON[İng. GRAVITATION] ile/||/<> KÜTLEÇEKİM[İng. GRAVITY]
( Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) kuvvetin birimidir. N olarak kısaltılır. Newton, 1 kilogram kütleye sahip bir cismi 1 m/s2 ivmelendirmek için gereken kuvvet biçiminde tanımlanmıştır. Adını İngiliz matematikçi, fizikçi ve filozof Isaac Newton'dan alır. @@ Cisimlerin hareket durumunu koruma eğilimidir. Cismin üzerine etki eden net kuvvet sıfır ise, durmakta olan cisim durmaya, hareket eden cisim ise aynı yönde hareket etmeye devam eder. Örneğin, hareket halindeki otobüs aniden fren yaparsa, otobüsün içindeki yolcular hareket durumunu koruma eğilimden dolayı ileri fırlayacaklardır. Newton'un birinci hareket yasasıdır. @@ Kütlesi bulunan maddelerin birbirlerine doğru ivmelenme eğilimidir, Türkçede yanıltıcı bir biçimde "kütleçekim" olarak da bilinir. Elektromanyetik kuvvet, zayıf ve güçlü nükleer kuvvet ile birlikte doğadaki dört temel kuvveti oluşturur. Gravitasyon, bu 4 kuvvet arasındaki en zayıfıdır. Cisimlerin birbirini "çektiğini" düşünen Newton, "Küleçekim Teorisi"ni ileri sürmüştür. Ancak günümzüde, cisimlerin birbirlerine doğru hareketinin bir "çekim kuvveti" nedeniyle olmadığı, gerek görecelik teorisi, gerekse de kuantum mekaniğince ortaya konulmuştur. Dolayısıyla "kütleçekim" sözcüğü hatalı bir çağrışıma neden olmaktadır. @@ Kütlesi bulunan maddelerin birbirlerine doğru ivmelenme eğilimi. Elektromanyetik kuvvet, zayıf ve güçlü nükleer kuvvet ile birlikte doğadaki dört temel kuvveti oluşturur. Kütleçekim, bu 4 kuvvet arasındaki en zayıfı. Cisimlerin birbirini "çektiğini" düşünen Newton, "Küleçekim Teorisi"ni ileri sürdü. Ancak günümüzde, cisimlerin birbirlerine doğru hareketinin bir "çekim kuvveti" nedeniyle olmadığı, gerek görecelik teorisi, gerekse de kuantum mekaniğince ortaya konuldu. Dolayısıyla "kütleçekim" sözcüğü hatalı bir çağrışıma neden olur. "Gravitasyon" olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NEWTON[İng. < NEWTON] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVTON
( Uluslararası birim sisteminde kütlesi kilogram olan cisme saniye karede metrelik bir ivme veren güç birimi )
- NEWTON ve/||/<>/> VOLTAIRE
( Isaac Newton - The Last Magician [BBC Documentary] )
- NEY[Fars. < NEY] ile/değil/yerine/=/||/<> NEY
( Klasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan kaval biçiminde yanık sesli kamıştan yapılmış üflemeli bir çalgı )
- NEY/NEY[Fars. < NEY] ile/||/<> NISFİYE/NİSFİYYE[Ar. < NİṢFİYYE]
( Klasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan kaval biçiminde yanık sesli kamıştan yapılmış üflemeli bir çalgı )
- NEYÇE[Fars. < NEYÇE] ile/değil/yerine/=/||/<> NEYÇE
( Küçük ney Dokumacıların kullandığı küçük kamış )
- [ne yazık ki]
NEYİ
BÖLÜŞEMİYORUZ? ve/||/<> NİYE DÖVÜŞÜYORUZ?
( Hiçbir mal, bizim değil! VE/||/<> Hiçbir can, bizim değil! )
- NEYSE Kİ ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NE GÜZEL/HOŞ Kİ ...
- NEYSE Kİ ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< (NE) İYİ Kİ ...
- NEYZEN[Fars. < NEYZEN] ile/değil/yerine/=/||/<> NEYZEN
( neyzen bakışlı Ney çalan kimse )
- NEYZEN/NEYZEN[Fars. < NEYZEN] ile/||/<> REBABİ/REBABİ[Ar. < REBĀBĪ] ile/||/<> PİYANİST/PİANİSTE[Fr. < PIANISTE] ile/||/<> TAMBURİ/TANBURİ[Ar. < ṬANBŪRĪ]
( neyzen bakışlı Ney çalan kimse )
- NEZÂFET ile/ve/||/<> NEZÂHET[< NEZH(NEZİH)] ile/ve/||/<> NEZÂKET[Farsça NÂZİK'ten, Arapça kalıbına yakıştırılarak]
( Temizlik, paklık. İLE/VE/||/<> Ahlâk temizliği. | İncelik. İLE/VE/||/<> Kişilere saygılı ve incelikle davranma. )
- NEZAFET[Ar. < NEẒĀFET] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMİZLİK
- NEZAHET[Ar. < NEZĀHET] ile/değil/yerine/=/||/<> NEZAHET
( Temizlik ahlak temizliği )
- NEZÂHET[< NEZH(NEZİH)] ve/||/<> RİKKAT
( Ahlâk temizliği. | İncelik. VE/||/<> İncelik. | Merhamet, acıma. )
- NEZAKET ile/||/<> NAZİKLİK
- NEZAKET[Ar. < NEZĀKET] ile/değil/yerine/=/||/<> NEZAKET
( Başkalarına karşı saygılı ve kibar davranma naziklik )
- NEZÂKET ile/ve/||/<> ZARÂFET ile/ve/||/<> MELÂHAT ile/ve/||/<> LETÂFET
( Nefsi, kötü ve yerilmiş huylardan arındırmak. İLE/VE/||/<> Aklı, kötü düşüncelerden, kuruntu/vehm ve kuşku/şüphe/zanlardan arındırmak. İLE/VE/||/<> Kalbe ait bâtınî arınma. İLE/VE/||/<> Hakk'tan başkasına bakmaktan arınmak. )
- NEZÂKET:
PARASIZLIKTAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AYRINTILARI ANLAMIŞLIKTAN
- NEZAKETEN[Ar. < NEZĀKETEN] ile/değil/yerine/=/||/<> NEZAKETEN
( Nezaket olarak nazik davranarak )
- NEZÂRET ile/ve/||/<> BASÎRET
- NEZARET[Ar. < NEẒĀRET] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZALTI | NEZARETHANE | BAKANLIK | GÖRÜ
( nezarethane Bakma gözetme gözetim gözaltı nezarethane bakanlık görü )
- NEZARETHANE[Ar. < NEẒĀRET + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> NEZARETHANE
( Gözaltına alınan kimselerin karakolda konulduğu yer nezaret )
- NEZD[Fars.] ile/||/<> NEZD-İ SULTAN/ŞÂHÂNE
( Yan, kat, huzur. @@ Sultan'ın huzuru. )
- NEZDİNDE ile/ve/||/<>/< ADDETMEK
( Yanında, huzurunda, gözetiminde. İLE/VE/||/<>/< Saymak. )
- NEZETMEK[Ar. < NEZʿ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> NEZETMEK
( Koparmak çekip almak Can çekişmek )
- NEZİF[Ar. < NEZF] ile/değil/yerine/=/||/<> KANAMA
- NEZİH[Ar. < NEZĪH] ile/değil/yerine/=/||/<> NEZİH
( Kötülüklerden uzak temiz şık yer ortam Kötülükten kabalıktan uzak olan kimse Temiz ahlaklı )
- NEZİR | ADAK ile/||/<> ADAK ile/||/<> ADAK YAPMAK
( Yerine getirileceğine söz verilen böcek yutma mum yakma oruç tutma besin sunma su dökme kurban kesme şenlik yapma gibi adamak eylemi ya da adanılan şeylerden her biri adak yapmak yakarı cancılık tapıncak Sayrılıktan sağalma çocuk sahibi olma evlenme zor bir durumdan kurtulma vb amaçlara yönelik isteklerin yerine getirilmesi için yüce varlıklara ermişlere tapınaklara yatırlara ziyaretlere adanan oruç kurban yiyecek eşya vb )
( VOW, VOTIVE OFFERING | VOW | SACRIFICE )
( VOEU, OBLATION | VOEU | SACRIFICE )
( GELÜBDE, GELÖBNIS | OPFER )
( VOTUM )
( VOTO )
( ΤΆΜΑ / τάμα )
- NEZİR | ADAK ile/||/<> KURBAN | ADAK YAPMAK
( Yerine getirileceğine söz verilen böcek yutma, mum yakma, oruç tutma, besin sunma, su dökme, kurban kesme, şenlik yapma gibi adamak eylemi ya da adanılan şeylerden her biri. bk. adak yapmak, yakarı, cancılık, tapıncak. @@ Sayrılıktan sağalma, çocuk sahibi olma, evlenme, zor bir durumdan kurtulma vb. amaçlara yönelik isteklerin yerine getirilmesi için yüce varlıklara, ermişlere, tapınaklara, yatırlara, ziyaretlere adanan oruç, kurban, yiyecek, eşya vb. )
( VOW, VOTIVE OFFERING | VOW | SACRIFICE~SACRIFICE )
( VOEU, OBLATION | VOEU | SACRIFICE~SACRIFICE )
( VOTUM~SACRIFICIUM )
( GELÜBDE, GELÖBNIS | OPFER~OPFER )
( VOTO~SACRIFICIO )
( ΤΆΜΑ / τάμα~ΘΥΣΊΑ / θυσία )
- NEZİR[Ar. < NEẔR] ile/değil/yerine/=/||/<> ADAK (NEZRETMEK)
- NEZLE/NEVAZİL[Ar. < NEVĀZİL] ile/||/<> NEZLE/ZÜKÂM[Ar. < ZUKĀM]
- NEZLE ile/||/<> DUMAĞI ile/||/<> TUMAĞI ile/||/<> ÇAPUTLAMA
- NEZLE[Ar. < NEZLE] ile/değil/yerine/=/||/<> NEZLE
( nezle otu bahar nezlesi İspanyol nezlesi saman nezlesi Soğuk almaktan ileri gelen burun akması aksırma ile beliren hastalık ingin tumağı dumağı çaputlama zükâm nevazil )
- NEZLE ile/||/<> SAMAN NEZLESİ/HAY FEVER
- NEZRETMEK[Ar. < NEẔR + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> ADAMAK
- NG (NO GOOD)[İng.] ile/||/<> PRİSE DE VUES DÉFECTEUSES[Fr.] ile/||/<> NICHTKAPIERER, NK, SCHLECHTE AUFNAHME[Alm.] ile/||/<> YARAMAZ
( Sinema Bitmiş filmde kullanılamayacak kadar başarısız işe yaramayan çekim )
( NG (NO GOOD) )
( PRISE DE VUES DÉFECTEUSES )
( NICHTKAPIERER, NK, SCHLECHTE AUFNAHME )
- NGS ile/||/<> SANGER ile/||/<> NANOPORE
( Farklı nesil dizileme yöntemleri. )
( Formül: Okuma uzunluğu: Sanger < NGS < Nanopore )
- CUSANUS ve/||/<>/> KOPERNİK ve/||/<>/> PARASELSUS
( 1401 - 11 Ağustos 1464 VE/||/<>/> 19 Şubat 1473 - 24 Mayıs 1543 VE/||/<>/> 1493 - 24 Eylül 1541 )
- NİCEL GENETİK[İng. QUANTITATIVE GENETICS] ile/||/<> SEÇİLİM TEPKİSİ[İng. SELECTION RESPONSE]
( Sürekli olarak değişen özelliklerin birçok lokustaki genotiplerin ve çevrenin ortak etkisi altında evrimlerini inceleyen evrimsel biyoloji dalıdır. Bir diğer deyişle, sadece bir lokusta bulunan genotipten kaynaklı evrim haricinde oluşan evrimsel süreçleri inceleyen bilim dalıdır. @@ Nicel genetik alanında yapılan çalışmalarda, seçilen bireylerin yavrularının ortalama uyum başarısı ile popülasyondaki diğer bireylerin yavrularının ortalama uyum başarısı arasındaki farktır. "R" ile gösterilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NİCEL | KANTİTATİF ile/||/<> KANTİTATİF[Fr. < QUANTITATIF]
( Niceliğe bağlı olan miktarla ilgili olan nicel )
( QUANTITATIVE )
( QUANTITATIF )
- NİCEL ÖZELLİK LOKUSU[İng. QUANTITATIVE TRAIT LOCUS] ile/||/<> NİCEL ÖZELLİKLER[İng. QUANTITATIVE TRAITS] ile/||/<> NİCEL SAVUNMA[İng. QUANTITATIVE DEFENSE]
( Bir nicel özelliğin fenotip çeşitliliğine katkı sağlayan bir genotip çeşitliliği yaratan lokustur. @@ Fenotipleri farklı kategorilere ayrılamayan, bunun yerine bireyler arasında devamlı çeşitlilik olan özelliklerdir. Bir diğer deyişle, çevre ve küçük etkili birçok lokusun ortak etkisi altında olan özelliklerdir. @@ Konsantrasyonuna göre etkisi artan, genellikle yüksek konsantrasyonlarda üretilen kimyasal savunmalar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NİCELİK/KEMİYET[Ar. < KEMMİYYET] ile/||/<> NİCELİK/KANTİTE[Fr. < QUANTITÉ]
- NİCELİK ile/ve/||/<>/> BİLİNMEYEN NİCELİK
- NİCELİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NİTELİK
( Bölünebilir olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bölünemez olan. )
( Altın, altınlık niceliğinde, altınlık niteliklerini barındırır. )
( ARITHMOS ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EIDOS )
( [not] QUANTITY vs./and QUALITY
QUALITY instead of QUANTITY )
- NİCELİK:
SÜREKLİ ile/ve/||/<> AYRIK
( Herhangi iki değeri arasında sonsuz ara değer alabilen, kesintisiz değişen büyüklüktür (uzunluk, sıcaklık); ölçülür. @@ Yalnızca belirli, kesikli değerler alabilen, ara değeri olmayan büyüklüktür (parça sayısı, elektron yükü); sayılır. İlki bölünebilir ve süreklidir, ikincisi sayılabilir ve atlamalıdır; kuantum fiziği, klasikçe sürekli sanılan bazı büyüklüklerin aslında ayrık olduğunu göstermiştir. )
- NİCELİKSEL VAROLAN ile/ve/değil/||/<> NİTELİKSEL VAROLAN
( Cansızlar, bitkiler ve hayvanlar. İLE/VE/DEĞİL/||/<> İnsan. )
- NİCHE[Fr. < NICHE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİŞ
( Duvar içinde bırakılan oyuk )
- NİÇİN?"[< "NE İÇİN?"] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NASIL?[< "NE ASIL?"]
( ["Yanıtları" ...]
Çok/çeşitli.@@ Tek. )
( "Orantısız/sınırsız" olarak, kişinin kendi (kuruntuları) olarak. @@ Tartışmaya ve ayrışmaya fazla fırsat vermeden, herkes için ve geçerlilik olarak. )
- NİÇİN? ile/ve/değil/yerine/önce/||/<>/>/< NASIL?
( Ne için? İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/<>/>/< Ne asıl? )
( Niçin'i olan, nasıl'a [biraz/bazen] "katlanabilir". )
( Sokrates öncesi > Sokrates > Platon > Aristoteles. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/<>/>/< Aristoteles > Descartes > Newton > Kant > Hegel ve sonrası. )
- NİÇİN ile/||/<> NİYE ile/||/<> NEYE
- NİCKEL[Fr. < NICKEL] ile/değil/yerine/=/||/<> NİKEL
( nikel kaplama Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan gümüş parlaklığında demir sertliğinde kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element simgesi Ni )
- NİCKELAGE[Fr. < NICKELAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİKELAJ
( Metal bir yüzeyi nikelle kaplama işi Nikel kaplanmış metal Metal üzerine nikelle yapılmış kaplama )
- NİCKNAME[İng. < NICKNAME] ile/değil/yerine/=/||/<> NİCKNAME
( takma ad )
- NICOLAUS CUSANUS ile/ve/||/<> ANAXAGORAS
- NİCOTİNE[Fr. < NICOTINE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİKOTİN
( Tütün yapraklarından çıkarılan renksiz açıkta bırakıldığında havadan oksijen alarak esmerleşen C de kaynayan yoğunluğunda çok zehirli bir alkaloit C H N )
- NİDA | HAYKIRI ile/||/<> HAYKIRI
( Öfke acıma sevgi saygı şaşma gibi sert coşkuların etkisiyle söylenen çağrı niteliğinde sözler Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Mehmet Akif Ersoy Ey şanlı vatan bayrağı Ey hak yaşa ey sevgili millet yaşa Var ol Tevfik Fikret Söz sanatı terimi Sevinç şaşma öfke acıma gibi şiddetli duyguları belirtmek için bir şeye yüksek sesle haykırma Ey kimsesiz avare çocuklar hele sizler hele sizler T Fikret Tam bir cümle olmamakla beraber söylendiği ton dolay isiyle tam bir cümleden daha çok anlatımlı olan söz Hoş karşılanmıyan bir haber kargısında Tamam demek gibi )
( EXCLAMATION )
- NİDA | ÜNLEM ile/||/<> ÜNLEM
( Birden uyanan gür coşkuların etkisiyle ağızdan çıkıveren sözcükler söz öbekleri Yerinde kullanılınca sanat olur Eyvah melek de mahvoldurmuş A Hamit Tarhan Eşber Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Mehmet Akif Ersoy Bir duyguyu bir düşünceyi anlatan ya da bir tabiat sesini yansıtan sözcük Ah oh vah vah tangur tungur mırıl mırıl şakır fakır vb Kendi başına bir cümle değerinde olup konuşanın duygularını canlı ve kısa bir şekilde anlatmağa yarayan kelime Oh Ah Eyvah gibi Konuşanın korku sevinç acıma şaşkınlık gibi her türlü duygu ve heyecanını etkili ve kısa bir biçimde anlatmaya seslenmeye çağırmaya yarayan ve kısmen bağımlı kelimeler sınıfına giren kelime ya da kelimeler a e ah ay ey ya hah o vah eh hay hay vay of uf pöh aman haydi bravo hişt yazık hop hoppala yo ayol yuh yahu hu be sakın Allah Tanrım Yarabbi vb Bana blöf yok dedik a doktor T Buğra Yarın Diye Bir şey Yoktur s 148 Ah bu sarhoşluk bu romantizmin büyülteci T Buğra Yalnızlar s 69 Ah bin kulağım olsaydı da bin şaheserin lezzetini birden tatsaydım Y K Karaosmanoğlu Erenlerin Bağından s 17 Ey şair çünkü senden sonra çok şeyler oldu Y K Karaosmanoğlu göst e s 33 Biraz düşündükten sonra bağırdı Hah dedi Bak meselâ o tabanca vak ası P Safa Biz İnsanlar s 53 Filan köşkü sekiz bin liraya satmışlar Vah vah Haber alaydım parasını verir alırdım R N Güntekin Kızılcık Dalları s 179 Hay hay yarın sana uğrarım Oh canıma değsin Kardeşim hemen kucağından kapıyorlarmış gibi ona sımsıkı sarılarak Aaa Ben İsmail den ayrılmam İstemem Seninle gideceğim diye isyan etti R N Güntekin göst e s 20 Behey Mübarek adam gece yarıları denizin dibinde ne arıyordun R H Karay Memleket Hikâyeleri Şaka s 70 Saniye şarkı söylerken yakalandığı vakit gözleri dolarak Of İçimin acısından ne haltedeceğimi kendim de bilmiyorum diyordu R N Güntekin Kızılcık Dalları s 125 Ben sekiz senedir buradayım dedi Haydi eve gidelim bir kahve içelim A H Tanpınar Yaz yağmuru Teslim s 95 vb Ünlemler kendi içinde A içe dönük ünlemler B dışa dönek ünlemler C ses yansımalı ünlemler olmak üzere üç ana gruba ayrılır Bunlara Azerbaycan Türkçesi nida Türkmen Türkçesi ümlük Gagauz Türkçesi duygucular Özbek Türkçesi undóv Uygur Türkçesi B imliq söz D ündäş söz Tatar Türkçesi ımlık ılımlık süz Başkurt Türkçesi ımlıq Kırık hislikçakırıw söz ünlük Krç Malk mejdometiye Nogay Türkçesi ün söz Kazak Türkçesi odagay Kırgız Türkçesi sırdık söz Alt kıygılu Hakas Türkçesi hıygılas Tuva Türkçesi algı sözü Rusça mejdometiye )
( INTERJECTION )
( INTERIECTION | INTERJECTION | INTERJECCTION )
( INTERJEKTION, AUSSRUF, EMPFINDUNGSWORT | INTERJEKTION, AUSRUF, EMPFINDUNGSWORT )
- NİDA[Ar. < NİDĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİDA
( Çağırma bağırma seslenme ünlem )
- NİDANA ile/||/<> KARANA ile/||/<> KAMMA PHALA
( Karma ilişkisi süreci. @@ Neden, bir sonuca şaşmaz biçimde öncülük eden ilk neden. @@ Bir aksiyonun, edimin meyvesi ya da sonucu. )
- NIDATION[İng.] ile/||/<> GÖMÜLME
( Blastosistin anne döl yatağının endometriyumuna yerleşmesi olayı yataklanma Trofoblast hücrelerinin salgıladıkları proteolitik enzimler embriyonun döl yatağı içerisine gömülmesini sağlar )
( NIDATION )
- NIELS BOHR ve/||/<> ALBERT EINSTEIN
(
)
- NIELS HENRIK ABEL ve/||/<> EVARISTE GALOIS ve/||/<> ŞÂNİZÂDE ATÂULLAH EFENDİ
( 05 Ağustos 1802 - 06 Nisan 1829 VE/||/<> 25 Ekim 1811 - 31 Mayıs 1832 VE/||/<> 1771 - ? )
( GALOIS KURAMI: Gauss'un kullandığı bazı teknikleri genelleştirerek, derecesi dörtten büyük olan her polinom için çalışacak bir kök bulma yöntemi oluşturmanın neden olanaksız olduğunu açıklar. İçinde kökleri aradağımız sayı dizgeleri "nesneler" ile kökleri kendi arasında döndüren permütasyon "öbekleri" arasında daha önce gözlemlenmemiş ilişkiler bulur. Bu ilişkiler yumağına, bugün genel olarak verilen addır. )
- NIELS HENRIK DAVID BOHR ve/||/<> MAX BORN
( 07 Ekim 1885 - 18 Kasım 1962 ve/||/<> 11 Aralık 1882 - 05 Ocak 1970 )
- NİFAK[Ar. < NİFĀḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİFAK
( nifak tohumu Geçimsizlik anlaşmazlık ara bozuculuk )
- NİGAHBAN[Fars. < NİGĀHBĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> NİGÂHBAN
( Gözleyen kimse bekçi )
- NİGARÎ, NİGARENDE | RESSAM ile/||/<> RESSAM ile/||/<> RESSAM[Ar. < RESSÂM]
( Sinema TV Sinema ve televizyon için çeşitli resim ve canlıresimleri çizen kimse Eski yazma ve levhalara çizgi ile boyasız resim yapan sanatçı Resim Resim yapan sanatçı )
( DESIGNER | PAINTER )
( DESSINATEUR | PEINTRE )
( ZEICHNER | KUNSTMALER )
- NIGELLA, DOMASCUS FENNEL FLOWER[İng.] ile/||/<> FENOVIL[Fr.] ile/||/<> NIGELLA SATIVA[Lat.] ile/||/<> SCHWARZKÜMMEL[Alm.] ile/||/<> ÇÖREOTU
( Düğün çiçeğigiller Ranunculaceae familyasından 2040 cm kadar boyda çiçekleri açık mavi tohumları siyah renkli olan pasta çörek ve diğer yiyeceklerde lezzet ve koku verici olarak kullanılan tek yıllık otsu bitkiler )
( NIGELLA, DOMASCUS FENNEL FLOWER )
( FENOVIL )
( SCHWARZKÜMMEL )
( NIGELLA SATIVA )
( NIGELLA )
( ΜΕΛΆΝΘΙΟ / μελάνθιο )
- NIGELLA SATIVA[Lat.] ile/||/<> ÇÖREK OTU
( Düğün çiçeğigiller familyasından 2040 cm kadar boyda çiçekleri açık mavi tohumları siyah renkli olan antimikrobiyal etkili metabolik olaylar üzerinde uyarıcı ve düzenleyici etkisi olan bağışıklık sistemini güçlendiren tohumlarında bazı uçucu ve sabit yağ tanen şekerler sapoglikozit ve alkaloit içeren hekimlikte karminatif uyarıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılan düğün çiçeğigiller familyasından tek yıllık otsu bitki )
( NIGELLA SATIVA )
- NİHAİ[Ar. < NİHĀʾĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİHAİ
( nihai karar İşi sona erdiren işi kesen )
- NİHALE[Fars. < NİHĀLE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİHALE
( Sofrada kullanılan tencere çaydanlık ya da tava altlığı )
- NİHAN[Fars. < NİHĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> GİZLİ
- NİHÂN[Fars.] ile/||/<> PİNHÂN[Fars.]
( Gizli, saklı. | Sır. | Bulunmayan, görünmeyen. İLE/||/<> Gizli, saklı, gizlenmiş. )
- NİHAVEND[Fars. < NİHĀVEND] ile/değil/yerine/=/||/<> NİHAVENT
( Klasik Türk müziğinde bir makam )
- NİHAYET[Ar. < NİHĀYET] ile/değil/yerine/=/||/<> NİHAYET
( son ni ha yet Sonunda den başka bir şey değil )
- NIHILISM[İng.] ile/||/<> NIHILISME[Fr.] ile/||/<> YOKÇULUK
( 1 Birey üstü gerçek ve değerleri yadsıyan gerçeğin nesnel bir temeli bulunmadığını ileri süren görüş her türlü gerçek varlığı yadsıyan aşırı kuşkuculuk 2 Dine ahlak ilkeleri ve yükümlülüklerine yerleşik yasa ve kurumlara karşı kökten inançsızlık )
( NIHILISM )
( NIHILISME )
- NİHİLİSME[Fr. < NIHILISME] ile/değil/yerine/=/||/<> NİHİLİZM
( Var olan bütün varlıkları değerleri ve gerçekleri reddeden bir öğreti Her türlü gerçek varlığı inkâr eden aşırı bireycilik hiççilik yokçuluk Her türlü siyasi düzeni inkâr eden toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş )
- NİHİLİST/NİHİLİSTE[Fr. < NIHILISTE] ile/||/<> NİHİLİZM/NİHİLİSME[Fr. < NIHILISME]
( Nihilizm yanlısı olan hiççi yokçu )
- NİHİLİSTE[Fr. < NIHILISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİHİLİST
( Nihilizm yanlısı olan hiççi yokçu )
- NİHİLİZM ile/||/<> HİÇÇİLİK ile/||/<> YOKÇULUK
- NİKAB[Ar. < NİḲĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> NİKAP
( Yüz örtüsü peçe )
- NİKÂH ile/||/<> EVLİLİK AKDİ
- NİKAH[Ar. < NİKĀḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİKÂH
( nikâh memuru nikâh şekeri medeni nikâh resmî nikâh belediye nikâhı imam nikâhı muta nikâhı yıldırım nikâhı Bir erkekle bir kadının evlilik birliği kurmasını sağlayacak yasal işlem evlilik akdi akit Nikâh sırasında erkeğin kadına borçlandığı para )
- NİKAHTA:
TANIKLIK/ŞEHÂDET ve/||/<>/> İHİTİYÂR/RIZÂ ve/||/<>/> SÜRESİZLİK
- NİKAP[Ar. NİKAB]/PEÇE[İt. PEZZA] ile/||/<> BURKA/BÜRKA[Ar. BURKU]/PÜRGÜ/YAŞMAK ile/||/<> DUVAK[TR. < DUĞ+AK: KÜÇÜK. < TUĞ: ÖRTÜ, KAPAK.][BULGARCA VE SIRPÇA'YA DA GEÇMİŞTİR.]
( Kadınların sokakta çoğunlukla gözü dışında ve bazen tüm yüzünü örttüğü ince siyah örtü. @@ Kadınların sokakta yüzünü tamamen örttüğü ince siyah örtü. @@ Gelinlerin başına tutturulup yüzünü örtecek biçimde aşağı sarkıtılan kumaş ya da tülden bol ve bir ya da birkaç kat örtü. | Yeni doğmuş çocukların yüzüne örtülen, genellikle yeşil ince örtü. | Bazı bebeklerin doğduğu zaman başını çevreleyen zar. )
- NİKAP/NİKAB[Ar. < NİḲĀB] ile/||/<> PEÇE/PEZZA[İt. < PEZZA]
( Yüz örtüsü peçe )
- NİKBİN[Fars. < NĪKBĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> İYİMSER
- NİKBİNLİK | İYİMSERLİK ile/||/<> İYİMSERLİK
( Her nesne ve olayın daima iyi yanını gören ve iyi sonuçlar vereceğine inanan bir tutum ya da kişilik özelliği 1 Genellikle Her şeyi en iyi yanından gören her durumda iyi bir çıkış yolu uman dünya görüşü 2 Antik ve skolastik felsefede Her var olanın değeri olduğunu her kötünün bir eksiklik olduğunu kabul eden öğreti 3 Leibnizde Bu dünyanın olabilecek bütün dünyaların en iyisi olduğunu öne süren görüş 4 Hegelde Gerçekliğin usla düzenlenmiş ve usla yönetilmekte olduğunu savunan görüş 5 Rousseauda İnsanın doğadan iyi olduğu görüşü 6 İnsanlığın doğal bir ilerlemesine bütün durum ve koşulların iyiye doğru gideceğine inanan öğretiler pessimus en kötü 1 Genellikle Her şeyi en kötü yanından alan her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü Karşıtı iyimserlik a Kuşkucu bir tutumu dile getirebilir b Kendi kendini ya da çağını eleştirerek hoşnutsuzluğu dile getirebilir 2 Felsefedeki özel anlamları a Tüm olarak dünyayı özünde kötü bulan öğretiler fizikötesi kötümserlikSchopenhauer b İnsanı özünde kötü bulan öğretiler c Dünyada ve dünya tarihinde kötünün iyiye üstün geldiğini ileri süren öğretiler d İnsanlığın ekonomik ve toplumsal sorunlarında yetkin bir çözüm yolu bulunamayacağını ileri süren öğretiler )
( OPTIMISM )
( OPTIMISME )
( OPTIMISMUS )
- NİKEL ile/||/<> NİKEL[Fr. < NICKEL]
( kimya Gümüş renkli yenime dayanıklı paslanmaz çeliklerin ve ısıya dirençli çeliklerin en önemli alaşım elementlerinden biri A A 58 69 A S 28 ö A 8 90 E S 1452 C Hücre zarı ve ribonükleikasit üretimiyle kan oluşumunda görevli birçok enzim aktivatörünün yapısında bulunan eksikliğinde büyüme ve döl veriminde azalmalara yol açan iz element )
( NICKEL )
( NICKEL )
( NICKEL )
- NİKELAJ | NİKEL KAPLAMA ile/||/<> NİKEL KAPLAMA
( Elektrokimyasal ya da kimyasal yöntemle bir metal ya da alaşımın yüzeyini ince bir nikel katmanıyla kaplama Çelik ya da metallerin yüzeylerini koruma ya da süsleme ereğiyle nikel tuzu yunaklarında elektrikli olarak yapılan nikel ile kaplama işlemi nikelleme diye de bilinir )
( NICKEL-PLATING, NICKELAGE | NICKEL PLATING )
( NICKELAGE )
( VERNICKELUNG )
- NİKELLEME ile/||/<> NİKELLEME
( kimya nikel kaplama )
( NICKELING )
( NICKELAGE )
- NİKOTİN ile/||/<> NİKOTİN[Fr. < NICOTINE]
( C9 H14 N2 tütünde bulunan alkaloidlerden sarı renkli ağılı sıvı kimya Bir nörotransmitter olan asetilkolinin faaliyetini engellediği için zehirli olan ve tütünden elde edilen bir alkaloyid Tütünden elde edilen asetilkolinin faaliyetini engellediği için zehirli olan bir alkaloyit Renksiz sıvı yağ kıvamında ve acımsı lezzette çok zehirli bir piperidin alkaloidi Tütünün içeriğinde bulunur sentetik olarak da üretilir Uluslararası bir söz olarak Fransızca nicotine İngilizce nicotine Almanca Nikotine İtalyanca nicotina gibi Avrupa dillerinde kullanılır Bu söz Fransız diplomat Jean Nicot özel adından gelen Fransızca nicotiane tütün Latince herba nicotiana tütün kelimesinden yapılmıştır Nicot 1560ta Lizbondan Fransaya Kraliçe Catherine de Médicise ilk tütünü göndermiştir Fransızca nicotinein sonundaki ek benzin kinin vb sözlerde de geçer )
( NICOTINE )
( NICOTINE )
( NIKOTIN )
( HERBA NICOTIANA | HERBA )
- NİKRİS[Ar. < NİḲRĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> DAMLA HASTALIĞI
- NIKRIS[Ar.] ile/||/<> NİKRİS[Ar. < NİKRİS]
( Damla hastalığı )
( (AR. NIKRIS )
- NİKRİZ[Fars. < NĪKRĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİKRİZ
( Klasik Türk müziğinde dizisi bir sekizli içinde gösterilebilen basit görünüşlü bir birleşik makam )
- NÎL ile/||/<> INDIGO[Fr.] ile/||/<> ÇİVİT
( kimya Tel çibit toprak boya şivit aşı boyası OT çüwit çüvit boya Räsänen V 112b işaretiyle Uygurca yipin yipün biçimiyle karşılaştırmıştır Clauson ED 395a alıntı olduğu olasılığı üzerinde durmuş ancak kökeninin bilinmediğini dile getirmiştir Kazaklar toprak boyasına cosa adını verirler Bu adın Moğolcadan geldiği anlaşılıyor Räsänen V 128a Sırpçaya čìvit olarak geçmiştir Skok EtRj l 330 )
( INDIGO )
( ÇIBIT[Tel.]~ŞIVIT[Tuv.] )
- NİLUFER[Fars. < NĪLŪFER] ile/değil/yerine/=/||/<> NİLÜFER
( Nilüfergillerden yaprakları yuvarlak ve geniş çiçekleri beyaz sarı mavi pembe renkte durgun sularda ya da havuzlarda yetişen bir su bitkisi Nymphea )
- NİLÜFER ile/||/<> NİLÜFER[Fars. < NİLŪFER]
( botanik aksu gülü Yurdumuzun her bölgesinde taban arazilerde üçgülle birlikte yetişen proteince zengin çok yıllık yem bitkisi gazalboynuzu nīlūfar the waterlily Farsçada nīlūpar nīlūpal nīlūfal līlūpar līlūpal olarak da geçer Yerel ağızlarda ülfer nilüfer ulfar ulgar süsen kulfal kulfar mor zambak gibi birtakım biçimler geçer Tietzeye göre bu biçimler Rumcadan alınmıştır R νούφαρο Rumca νούφαροnun kökenine ilişkin bilgi almak için Andriotis EL 231 nīlūfar the waterlily Farsçada nīlūpar nīlūpal nīlūfal līlūpar līlūpal olarak da geçer Yerel ağızlarda ülfer nilüfer ulfar ulgar süsen kulfal kulfar mor zambak gibi birtakım biçimler geçer Tietzeye göre bu biçimler Rumcadan alınmıştır R νούφαρο Rumca νούφαροnun kökenine ilişkin bilgi almak için Andriotis EL 231 )
( NÉNUPHAR )
( NUPHAR | LOTUS SPP )
( NĪLŪFAR )
- NİLÜFERİYE ile/||/<> NYMPHÉACÉES[Fr.] ile/||/<> NİLÜFERGİLLER
( botanik )
( NYMPHÉACÉES )
- NİM[Fars. < NĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> YARI
- NİMBUS[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> KARA BULUT
- NİMET[Ar. < NİʿMET] ile/değil/yerine/=/||/<> NİMET
( velinimet dünya nimeti eli nimetli İyilik lütuf ihsan Yaşamak için gerekli her şey Yiyecek içecek özellikle ekmek Yararlanılan imkân )
- NİMETŞİNAS[Ar. < NİʿMET + Fars. -ŞİNĀS] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞERBİLİR
- NİMTEN[Fars. < NĪM + TEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MİNTAN
( yakasız mintan Yakasız uzun kollu erkek gömleği Gömlek üzerine giyilen kollu yelek )
- ...'NIN ...:
"BİTECEĞİ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÜRMEYEBİLECEĞİ
- ...'NIN DEDİĞİ ile/ve/değil/||/<>/> ...'NIN BİLDİRDİĞİ
- [...'NIN ...]
... DUYUMSANDIĞI/HİSSEDİLDİĞİ ile/ve/değil/||/<>/< ... YANSIDIĞI
- ...NIN KISA TARİHİ:
...NIN KISA OLMASI ile/ve/||/<> ...NIN TARİHİNİN KISACA ANLATILMASI
- ...'NIN:
"MUTFAĞI" ile/ve/||/<> "ARKA SOKAKLAR"
- ...NIN:
NE ANLAMA GELDİĞİ ile/ve/||/<> TANIMI/BELİRTİLİŞİ/İFADESİ
- ...'NIN:
"ONURU" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLURU
- ...'NIN:
TANIMI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLI OLDUĞU/OLABİLECEĞİ YER
- NİNELİK ile/||/<> BÜYÜKANNELİK
- NİNNİ ile/||/<> ...
( Ölçü ve uyak bakımından maniye benzeyen çocukları uyutmak için özel ezgilerle söylenen koşuk )
- NİOBİUM[Fr. < NIOBIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> NİYOBYUM
( Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan oksijen kükürt klor vb maddelerle birleşikler veren bir element kolombiyum simgesi Nb )
- NİPPLE[Fr. < NIPPLE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİPEL
( İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça )
- NİRENGİ ile/ve/||/<> EKSEN ile/ve/||/<> HİZA
- NİRENGİ[Fars. < NĪRENGĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİRENGİ
( nirengi haritası nirengi noktası Belli sayıda noktanın konumunu kesin olarak tespit edebilmek için bu noktaları tepe olarak kabul ederek bir alanı üçgenlere bölme işi )
- NİRH[Fars. < NİRḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NARH
( Tüketiciyi korumak amacıyla özellikle temel ihtiyaç maddeleri için resmî makamlarca belirlenen ve her yerde geçerli olan fiyat )
- NİŞ ile/||/<> HABİTAT
( Niş ekolojik rol İLE habitat yaşam yeridir )
( Formül: İşlev İLE yer )
- NİŞ ile/||/<> MÜCEVHER ile/||/<> YAŞAM/HAYAT AĞACI
( Duvarda küçük ölçüde ve düzgün girinti. İLE/||/<> Kıymetli taşlarla bezenmiş. İLE/||/<> İpek ve İslâm öncesi süsleme sanatlarında ve benzeri ağaçlar.[Cenneti simgeleyen resimlerde ya da süslemelerde bakışım ekseni olarak çokça görülür.] )
- NİSA[Ar. < NİSĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> KADIN
- NİSÂ ile/ve/||/<>/> NİSYAN ile/ve/||/<>/> İNSAN
- NİŞABUREK[Fars. < NĪŞĀBŪREK] ile/değil/yerine/=/||/<> NİŞABUREK
( Klasik Türk müziğinde rast makamı ve uşşak makamının buselik si perdesiyle oluşmuş bir makam )
- NİŞADIR[Fars. < NİŞĀDŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> AMONYAK (NİŞADIR KAYMAĞI, NİŞADIR RUHU)
- NIŞADIR ile/||/<> AMONYAK TUZU
( amonyak tuzu Nişadır olarak da kullanılır Farsçadan alındığı anlaşılıyor nau şādur salammoniac Sayılıya göre Uluslararası Osmanlı Öncesi Türk Kültürü Kongresi Bildirileri Ankara 1997 7 s Batı Türkistanda elde edilen bir madde olan nışadıra Çincede naoşa adı verilir Çince naoşa adıyla Farsça nauşādur arasındaki benzerlik çarpıcı ve düşündürücüdür Ne var ki bugüne değin Farsça nauşādurun Çinceden geldiği üzerinde durulmamıştır Lauferin bildirdiğine göre naoşa sözünün eski kaynaklarında geçmediği anlaşılıyor Çinliler naoşayı ilk olarak 6 yüzyılda Soğdiana ve Kuçada öğrenmişlerdi Sayılının Lauferin SinoIranicada verdiği bilgileri değerlendirmediği göze çarpıyor Kâşgarlı Mahmudun tanıklığına göre Orta Türkçede nışadıra çatır adının verildiği anlaşılıyor Clausona göre ED 403b bu adın İran kökeninden geldiği açıktır Clauson çatırı Farsça nişādur biçimiyle karşılaştırmıştır Ona göre çatır biçimi Türkçede gum ammoniac olarak kullanılan çadır uşağı sözünde saklanmıştır Sayılı Orta Türkçe çatır biçimi üzerinde durmamıştır )
- NİSAİ[Ar. < NİSĀʾĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİSAİ
( Kadınla ilgili Kadın hastalıkları ile ilgili kadınsı )
- NİSAİYE[Ar. < NİSĀʾİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> KADIN HASTALIKLARI
- NİSAN BİR ile/||/<> NİSANBALIĞI ile/||/<> NİSAN BİR ŞAKASI
- NİSAN[Ar. < NİSÂN] ile/||/<> ...
( yılın otuz gün süren dördüncü ayı yılın otuz gün süren dördüncü ayı Yalnız Anadolu ve Balkan Türkçesinde kullanıldığı anlaşılıyor Anadolu ağızlarında abril april avril ve avrul adı da kullanılır nīsān Süryani kökünden nisān geldiği yolundaki sav yaygındır Yalnız Anadolu ve Balkan Türkçesinde kullanıldığı anlaşılıyor Anadolu ağızlarında abril april avril ve avrul adı da kullanılır nīsān Süryani kökünden nisān geldiği yolundaki sav yaygındır )
( NĪSĀN )
- NİŞAN[Fars. < NİŞÂN] ile/||/<> ... | FERMAN
( 1 ferman 2 Osmanlılarda 1832den sonra hizmet ve yararlık karşılığı olarak bir kişiye verilen madalya Az nişan 1 iz alamet eser 2 hedef 3 herhangi bir görev ya da herhangi bir olayın anısına verilen anmalık nışān işaret belirti iz nişån YUyg nişan Kıpçakçada Çağataycada ve Osmanlıcada da nişān olarak kullanılmıştır nişān a sign signal mark charakter seal stamp impression annotation index a butt target for archers Türkçeden Rusçaya da geçmiştir Az nişan 1 iz alamet eser 2 hedef 3 herhangi bir görev ya da herhangi bir olayın anısına verilen anmalık nışān işaret belirti iz nişån YUyg nişan Kıpçakçada Çağataycada ve Osmanlıcada da nişān olarak kullanılmıştır nişān a sign signal mark charakter seal stamp impression annotation index a butt target for archers Türkçeden Rusçaya da geçmiştir )
( NIŞĀN )
( NIŞAN[Az.]~NIŞĀN[Tkm.]~NIŞÅN[Özb.] )
- NİŞAN YÜZÜĞÜ ile/||/<> NİŞAN HALKASI
- NİŞAN[Fars. < NİŞĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> İZ | BELİRTİ | DEVLET NİŞANI
( nişan halkası nişan taşı nişan yüzüğü ağız nişanı devlet nişanı iz belirti Bir erkekle bir kadının evlenmek üzere birbirine söz vermesi Nişanlanma sırasında yapılan tören Kurşun taş vb ile vurulmak istenen hedef Hedefi vurmak için silah ok vb ne gerekli doğrultuyu verme devlet nişanı )
- NİSAN[Ar. < NĪSĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> NİSAN
( nisanbalığı nisan bir nisan yağmuru Yılın dördüncü ayı april )
- NİŞAN ile/||/<> URA
( ... İLE/VE/||/<> Sınır nişanı. )
- NİŞANCI ile/||/<> TEVKİCİ
- NİŞANCILIK ile/||/<> TUĞRAKEŞLİK
- NİŞANE | BELLİK ile/||/<> BELLİK ile/||/<> BELGİ
( belgi mimarlık yerbilim Bir doğrultu düzey ya da yüksekliği belirlemek yeniden bulmak için bir duvar dikmelik yerey üzerine konan im Süsleme Eskiden dükkan ve mağazaların kapıları üstünde o dükkan ya da mağazanın nişanı olarak asılan demirden yapılmış üslüplaştırılmış hayvan biçimlerindeki süs Bir yanıtlayıcının soru çizinliğinde yanıtını dile getirmek üzere yaptığı belirtim ya da kimliğini belirtmek üzere kullandığı simge bellik kesit )
( BENCH-MARK, LANDMARK, QUIDEMARK )
( REPÈRE )
- NİŞANE[Fars. < NİŞĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİŞANGÂH | İZ
( nişangâh iz )
- NİŞANGAH[Fars. < NİŞĀN-GĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> NİŞANGÂH
( Ateşli silahlarda hedefin uzaklığına ve bulunduğu yerin yüksekliğine göre namluya gereken yükseliş açısını veren silahı bu hedefe doğrultmaya yarayan alet bakıncak nişane hedef )
- NİŞANGÂH ile/||/<> BAKINCAK
- NİSANGEÇ | NİŞANGEÇ ile/||/<> NİŞANGEÇ
( Düzeltilmiş bir kenara değişik aralıklarda paralel çizgiler çizmek için kullanılan el aracı I Ağaçlara damga yapmakta kullanılan ağaç damga Gölbaşı Çankaya Ankara II Tahta üzerine düzgün çizgi çekmekte kullanılan araç Maraş )
( TRUSQUIN )
( STREICHMASS )
- NİŞANLILIK | YAVUKLULUK ile/||/<> NİŞANLAMAK | NİŞANLANMA | NİŞANLANMAK ile/||/<> YAVUKLAMAK | YAVUKLANMA | YAVUKLANMAK
- NİSAP[Ar. < NİṢĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> YETER SAYI
- NİSARGA ile/||/<> SAMKHYA ile/||/<> NAMA RUPA
( Doğal, yaradılıştan olan. @@ Sayı. @@ İsim ve biçim. Zihinsel ve fiziksel enerjiler. )
- NİŞASTA ile/ve/||/<>/> GLİKOJEN
( Bitkilerde enerji depolayan polisakkarit. İLE/VE/||/<>/> Hayvanlarda enerji depolayan polisakkarit. )
- NİŞASTA ile/||/<> NİŞASTA[Fars. < NİŞÂSTE]
( C6 H10 O5 x bitkilerce üretilen ak renkli bir karbonhidrat Besin ve başka işleyim dallarında yaygın olarak kullanılır Bitkilerde meydana gelen bir karbohidrat C6 H10 O5 n kimya Bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit C6H10O5 Bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit Alfaglikozidik zincir biçiminde oluşan hidroliz olduğunda yalnızca glikoz veren bitki hücrelerinde bulunan ve özellikle yumrularda ve tohum endosperminin başlıca kısmını oluşturan beyaz kokusuz tatsız granül ya da toz durumda depo polisakkarit nişāsta starch Türkçede nişastaya ket adı da verilir ket 2 )
( STARCH )
( AMIDON )
( STÄRKE | STARK )
( NIŞĀSTA )
- NİŞASTE[Fars. < NİŞĀSTE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİŞASTA
( nişasta buğdayı nişasta şekeri Tahıl tanelerinden mercimek bezelye vb bakla türleri ya da patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde )
- NİSBET | ORAN ile/||/<> VERGİ ORANI | VERGİ ORANI
( bk. vergi oranı. @@ İki sayının ya da iki çokluğun bölümü. @@ (Resim, Heykel, Mimarlık) Resim, heykel ve mimarlık sanatlarında, parçaların etki yönünden birbirlerini değerlendiren büyüklükleri. @@ İki değerin birbirine bölünmesiyle elde edilen göreli ölçüm. @@ İki niceliğin bölümü. @@ (matematik) @@ 1. İki özdek arasında değer, beraberlik ve eşitliği bildiren ölçü. 2. Ürem oranı. @@ @@ @@ İncelenen nüfusta belli bir sürede görülen iki olaydan birinci olay sayısının ikinci olay sayısına bölünmesiyle elde edilen değer.@@Değer bildirmeliklerinde, malların, değerleri üzerinden bağımlı bulunduğu gümrük vergisinin yüzdesi. @@ Vergi sayışımına dayanak olmak üzere saptanan ve uygulanan yüzde oranı. @@ Dankoff (ALT D 58) Ermenice ōrēn 'law, custom, usage, rule' biçimiyle birleştirmiştir. Eserinin bu bölümünde Dankoff Ermenice etimolojisini spekülatif saydığı ya da çürük gördüğü örnekleri vermiştir. Türkçe oran'ın yalnız Anadolu alanında kaldığı göze çarpıyor. Eski ve yeni diyalektlerde geçmemesi de düşündürücüdür. )
( RATE | RATIO | PROPORTION | RATE OF DUTY~RATE OF DUTY | TAX RATES )
( TOUX | RAPPORT, RAISON | PROPORTION | RAPPORT | TAUX | TAUX DES DROITS~TAUX DES DROITS | TAUX DES IMPOSITIONS )
( RATIO~... )
( VERHÄLTNIS, BEZIEHUNG | PROPORTION~STEUERSATZ )
( ALIQUOTA~ALIQUOTA FISCALE )
( ΣΥΝΤΕΛΕΣΤΉΣ / συντελεστής~ΦΟΡΟΛΟΓΙΚΌΣ ΣΥΝΤΕΛΕΣΤΉΣ / φορολογικός συντελεστής )
- NİSBET[Ar. < NİSBET] ile/değil/yerine/=/||/<> NİSPET
( nispet eki nispet i si oran Bağıntı ilgi ilinti Kıskandırmak ya da üzmek için Birini üzmek için ya da inat olsun diye yapılan iş Kıyas edilirse göre nazaran nispetle anlamlarında kullanılan bir söz )
- NİSBET ile/||/<> ORAN ile/||/<> VERGİ ORANI
( vergi oranı İki sayının ya da iki çokluğun bölümü Resim Heykel Mimarlık Resim heykel ve mimarlık sanatlarında parçaların etki yönünden birbirlerini değerlendiren büyüklükleri İki değerin birbirine bölünmesiyle elde edilen göreli ölçüm İki niceliğin bölümü matematik 1 İki özdek arasında değer beraberlik ve eşitliği bildiren ölçü 2 Ürem oranı İncelenen nüfusta belli bir sürede görülen iki olaydan birinci olay sayısının ikinci olay sayısına bölünmesiyle elde edilen değer Değer bildirmeliklerinde malların değerleri üzerinden bağımlı bulunduğu gümrük vergisinin yüzdesi Vergi sayışımına dayanak olmak üzere saptanan ve uygulanan yüzde oranı Dankoff ALT D 58 Ermenice ōrēn law custom usage rule biçimiyle birleştirmiştir Eserinin bu bölümünde Dankoff Ermenice etimolojisini spekülatif saydığı ya da çürük gördüğü örnekleri vermiştir Türkçe oranın yalnız Anadolu alanında kaldığı göze çarpıyor Eski ve yeni diyalektlerde geçmemesi de düşündürücüdür )
( RATE | RATIO | PROPORTION | RATE OF DUTY )
( TOUX | RAPPORT, RAISON | PROPORTION | RAPPORT | TAUX | TAUX DES DROITS )
( VERHÄLTNIS, BEZIEHUNG | PROPORTION )
( RATIO )
( ALIQUOTA )
( ΣΥΝΤΕΛΕΣΤΉΣ / συντελεστής )
- NİSBETEN[Ar. < NİSBETEN] ile/değil/yerine/=/||/<> NİSPETEN
( Bir dereceye kadar oldukça oranla )
- NİSBİ[Ar. < NİSBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİSPİ
( nispi çoğunluk nispi temsil yayınispi Birbirine göre olan önceki duruma göre bağıntılı )
- NISF[Ar.]/NİM[Fars.] ile/ve/||/<>/> ADL/ADÂLET
( Bir şeyin yarısı. İLE/VE/||/<>/> Hakkın/payın doğru dağıtılması, ait olduğu yere/kişiye teslim edilmesi. )
- NISF ile/ve/||/<> CERH
( Yarım. İLE/VE/||/<> Yarmak. )
- NISF-I KUTUR, NISIF KUTUR | YARIÇAP ile/||/<> YARIÇAP
( Bir çember ya da topar üzerindeki dilemsel bir noktayı çemberin ya da toparın özeğine birleştiren doğru parçası ya da bunun uzunluğu Bir çemberin çevresi üzerindeki noktalarının özeğe uzaklığı matematik )
( RADIUS (PL. RADII) | RADIUS )
( RAYON )
( HALBMESSER, RADIUS | KREISHALBMESSER )
( RADIUS )
- NISF-IN-NEHÂR DÂIRESI, TÛL DÂIRESI | MÉRIDIEN[Fr. < MÉRIDIEN] ile/||/<> NISF-IN-NEHÂR DÂİRESİ, TÛL DÂİRESİ ile/||/<> MÉRIDIEN[Fr.] ile/||/<> MERİDYEN[Fr. < MÉRIDIEN]
( coğrafya astronomi )
( MÉRIDIEN )
- NISFINNEHAR[Ar. < NİṢF + NEHĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> MERİDYEN DÜZLEMİ | ÖĞLE
( meridyen düzlemi öğle )
- NISF-IN-NEHÂR | ÖĞLEN ile/||/<> ÖĞLEN
( Bir gözlemcinin başucundan göğün güney ve kuzey kutuplarından geçen düzlem Ayakta duran bir gözlemcinin başucu ile göğün kuzey ve güney ucaylarından geçen düzlem )
( MERIDIAN )
( MÉRIDIENÉ | MÉRIDIEN )
( MERIDIAN )
- NİSFİYYE[Ar. < NİṢFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> NISFİYE
( Bir tür kısa ney )
- NISF-ÜL-LEYL ile/||/<> MIDNIGHT[İng.] ile/||/<> MINUIT[Fr.] ile/||/<> MITTERNACHT[Alm.] ile/||/<> GECE YARISI
( Güneşin alt öğlenden geçtiği an ya da Güneş batması ile doğması arasındaki zamanın ortası )
( MIDNIGHT )
( MINUIT )
( MITTERNACHT )
- NISIF MÜSTAKİM ile/||/<> DEMI DROITE[Fr.] ile/||/<> YARIM DOĞRU
( matematik )
( DEMI DROITE )
- NISIF[Ar. < NİṢF] ile/değil/yerine/=/||/<> YARI (NISFINNEHAR, NISIF KUTUR)
- NISIF | YARIM ile/||/<> YARIM ile/||/<> İKİLİ DÜZEN
( Tribüyü oluşturan iki yarım fratriden biri Her yarım kendi arasında birkaç klana ayrılır Yarımlar törenlerde düşüncelerde ve simgelerde zıtlık gösterirler a ikili düzen yarımla yarımlağa yarımlağı Ekin ölçeği Akbaş Güdül Ankara yarımla Güllüce Gümüşhacıköy Amasya yarımlağa Yurtbeyi Gölbaşı Ankara yarımlağı Dereköy Uluborlu Isparta )
( MOIETY )
( MOITIÉ )
( HALB )
- NİSPET EKİ ile/||/<> NİSPET İ'Sİ
- NİSPET, İZAFET | BAĞINTI ile/||/<> BAĞINTI
( 1 Bir ya da birkaç şeyin bir ya da birkaç şeye karşı olan durumu oranı niteliği 2 İki nesne iki olgu arasında var olan ilişki 3 Evrende eşyayı kavramları tasarımları birlik ve bağlılık gibi ilişkiler açısından gösteren nitelik Bir çizgesi için E F Ç sıralı üçlüsü Anlamdaş uygu Sıralanmış ikililerden oluşan bir küme ya da öbek ß gibi bir bağıntı için a b eß kısaca biçiminde de yazılır Anl kaplamsal ikili bağıntı Krş kaplamsal bağıntı içlemsel bağıntı bağlaşık bağıntı bakışımlı bağıntı bakışımsız bağıntı değillemeligeçişli bağıntı geçişli bağıntı geçişsiz bağıntı tersbakışımlı bağıntı yansımalı bağıntı yansımasız bağıntı birebir bağıntı bireçok bağıntı çoğabir bağıntı sayısal bağıntı yinelgen bağıntı sıralama bağıntısı Nesnel ve düşünsel varlıklar arasındaki bağlılık ve ilişkiler bütününü belirleyen biçimsel anlatım Birlikte değişme gösteren olaylar arasında çeşitli anlamlılık düzeylerinde beliren ve nedensellik bağları kurmanın başlangıç noktası olan bağıllık ya da bağlaşı 1 Bir düşünce edimi içinde ardarda gelen iki ya da daha çok şey arasında bulunan birlik bağlılık birliktelik gibi ilişkiler bütünü Ör nedensellik bağıntısı karşılıklılık bağıntısı benzerlik bağıntısı vb 2 Aristoteleste On kategoriden biri Bir başka şeyle bağlantı içinde kavranılan şey 3 Kantta Düşünmemizin bağlayıcı birleştirici edimlerinden olan dört büyük kategoriden biri Bağıntı kategorisi üç bölüme ayrılır tözilinek nedenetki etkitepki matematik Bağıntılı bir tümcenin bağlı bulunduğu tümceye karşı olan ilgisi Eski İrlanda dilinde bu bağıntının DOLAYLI ve DOLAYSIZ Indirect Direct çeşitleri vardır Bir fazın başka bir faza özellikle içdüzey fazına karşı olan bağdaşıklık durumu Herhangi bir n n 0 1 2 için nkonumlu bağıntı bağıntı bağıntı )
( PROPORTION, RELATION | RELATION | CORRELATION | RELATIONSHIP )
( PROPORTION, RELATION | RELATION | CORRÉLATION )
( BEZIEHUNG. RELATION | RELATION | BEZIEHUNG | RELATION, BEZIEHUNG )
( RELATIO )
( RELAZIONE )
( ΣΧΈΣΗ / σχέση )
- NİSPET, İZAFET | BAĞINTI ile/||/<> BAĞLILAŞMA
( 1. Bir ya da birkaç şeyin bir ya da birkaç şeye karşı olan durumu, oranı, niteliği. 2. İki nesne, iki olgu arasında var olan ilişki. 3. Evrende eşyayı, kavramları, tasarımları birlik ve bağlılık gibi ilişkiler açısından gösteren nitelik. @@ Bir ( ) çizgesi için (E, F, Ç) sıralı üçlüsü, Anlamdaş. uygu. @@ Sıralanmış ikililerden oluşan bir küme ya da öbek. || ß gibi bir bağıntı için eß, kısaca ( ) biçiminde de yazılır. Anl. kaplamsal ikili bağıntı. Krş.. kaplamsal bağıntı; içlemsel bağıntı; bağlaşık bağıntı; bakışımlı bağıntı; bakışımsız bağıntı; değillemeli-geçişli bağıntı;geçişli bağıntı; geçişsiz bağıntı; ters-bakışımlı bağıntı; yansımalı bağıntı; yansımasız bağıntı, birebir bağıntı, bireçok bağıntı, çoğabir bağıntı, sayısal bağıntı, yinelgen bağıntı, sıralama bağıntısı. @@ Nesnel ve düşünsel varlıklar arasındaki bağlılık ve ilişkiler bütününü belirleyen biçimsel anlatım. @@ Birlikte değişme gösteren olaylar arasında çeşitli anlamlılık düzeylerinde beliren ve nedensellik bağları kurmanın başlangıç noktası olan bağıllık ya da bağlaşı. @@ 1. Bir düşünce edimi içinde ardarda gelen iki ya da daha çok şey arasında bulunan birlik, bağlılık, birliktelik gibi ilişkiler bütünü. (Ör. nedensellik bağıntısı, karşılıklılık bağıntısı, benzerlik bağıntısı vb.) 2. (Aristoteles'te) On kategoriden biri: Bir başka şeyle bağlantı içinde kavranılan şey. 3-(Kant'ta) Düşünmemizin bağlayıcı, birleştirici edimlerinden olan dört büyük kategoriden biri. Bağıntı kategorisi üç bölüme ayrılır: töz-ilinek; neden-etki; etki-tepki. @@ (matematik) @@ Bağıntılı bir tümcenin bağlı bulunduğu tümceye karşı olan ilgisi. Eski İrlanda dilinde bu bağıntının DOLAYLI ve DOLAYSIZ (Indirect, Direct) çeşitleri vardır. @@ Bir fazın başka bir faza, özellikle içdüzey fazına karşı olan bağdaşıklık durumu. @@ Herhangi bir n, n = 0,1,2,... için n-konumlu bağıntı.@@bk. bağıntı.@@bk. bağıntı. )
( PROPORTION, RELATION | RELATION | CORRELATION | RELATIONSHIP~CORRELATION )
( PROPORTION, RELATION | RELATION | CORRÉLATION~CORRÉLATION )
( RELATIO~... )
( BEZIEHUNG. RELATION | RELATION | BEZIEHUNG | RELATION, BEZIEHUNG~KORRELATION )
( RELAZIONE~CORRELAZIONE )
( ΣΧΈΣΗ / σχέση~ΣΥΣΧΈΤΙΣΗ / συσχέτιση )
- NİSPETLE ile/değil/yerine/=/||/<> ORANLA | YANINDA
( oranla yanında )
- NISQ ile/||/<> FAULT-TOLERANT ile/||/<> ANALOG ile/||/<> DİGİTAL
( Bugünkü, orta ölçekli ve gürültülü, henüz hata düzeltmesi olmayan kuantum bilgisayarları anlatan evredir. @@ Hataların düzeltilip güvenilir, büyük hesapların yapılabildiği hedeflenen olgun evredir. @@ Bir kuantum sistemini, kapılara bölmeden, doğrudan başka bir kuantum sistemiyle taklit eden yaklaşımdır. @@ Hesabı ayrık kuantum kapılarıyla, adım adım yürüten yaklaşımdır. İlk ikisi olgunluk evreleri, son ikisi çalışma biçimleridir. )
- NISQ ile/||/<> HATA TOLERANSLI
( NISQ gürültülü yakın dönem, toleranslı tam düzeltmeli gelecek. )
( Formül: ~100 qubit İLE 10⁶ qubit )
(1996'dan beri)