Bugün[09 Temmuz 2026]
itibarı ile 59.275 başlık/FaRk ile birlikte,
59.275 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(172/239)


- PERİDOT[Fr. < PÉRIDOT] ile/değil/yerine/=/||/<> OLİVİN


- PERİDOT ile/||/<> SFEN

( Zeytin yeşili renkte bir olivin türü. İLE/||/<> Sarı-yeşil renkte ve yüksek dispersiyona sahip bir mineral. )


- PERİDOT ile/||/<> ZİRKON

( Zeytin yeşili renkte bir olivin türü. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunabilen bir taş. )


- PERİDOTİT ile/||/<> PERİDOTİT[Fr. < PÉRIDOTITE]

( Olivin peridot ve piroksenden bileşik kayaç Yalnız olivinden bileşik olanları dunit yalnız piroksenden bileşik olanları piroksenittir Kromit platin gibi cevherlerin ana kayaçlarıdır jeoloji )

( PERIDOTITE )

( PÉRIDOTITE )

( PERIDOTIT )


- PERİDOTİTE[Fr. < PÉRIDOTITE] ile/değil/yerine/=/||/<> PERİDOTİT

( Olivin ve piroksenden oluşmuş magma taşı )


- PERİFERİ[Fr. < PÉRIPHÉRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> KIYI | ÇEVRE | UÇ

( kıyı çevre uç )


- PERİFERİK ARTER ile/||/<> KORONER ARTER

( Bacaklardaki arterlerin daralması ile kan akışının sınırlanması. İLE/||/<> Kalbi besleyen arterlerin daralması ile kan akışının sınırlanması. )


- PERIGON ANGLE[İng.] ile/||/<> ANGLE PLAIN[Fr.] ile/||/<> VOLLWINKEL[Alm.] ile/||/<> TAM AÇI

( Ölçüsü 360 olan düzlemsel açı )

( PERIGON ANGLE )

( ANGLE PLAIN )

( VOLLWINKEL )


- PERINEUM[İng.] ile/||/<> APIŞ ARASI

( Anüsle meme veya skrotum arasında olan bölge perineum hlk ican Pelvis zeminiyle pelvis çıkışını içeren yapıların tümü )

( PERINEUM )


- PERIODICAL CASE, MAGAZINE CASE[İng.] ile/||/<> DERGİLİK

( Kitaplıklarda dergiler için kullanılan dolap Dergilerin son sayıları öne doğru eğik olan raflarda göze görünecek biçimde durur eski sayıları düz yatay olan rafta üst üste bulundurulur )

( PERIODICAL CASE, MAGAZINE CASE )


- PERİPATETİST[Fr. < PÉRIPATÉTISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ARİSTOTELESÇİ


- PERİPATETİZM[Fr. < PÉRIPATÉTISME] ile/değil/yerine/=/||/<> ARİSTOTELESÇİLİK


- PERİŞAN OLMAK ile/ve/||/<> TELEF OLMAK


- PERİŞAN[Fars. < PERĪŞĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> PERİŞAN

( Dağınık düzensiz karmakarışık olan berduş Acınacak durumda ve zavallı olan )


- PERİŞANİ[Fars. < PERĪŞĀN + Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> PERİŞANİ

( perişanlık Külah kavuk fes vb bir başlığa özensizce sarılmış sarık )


- PERİŞANÎ ile/||/<> ...

( Küçük görevlilerin giydikleri bir tür kavuk )


- PÉRISCOPE[Fr.] ile/||/<> PERİSKOP[Fr. < PÉRISCOPE]

( fizik )

( PÉRISCOPE )


- PERİSCOPE[Fr. < PÉRISCOPE] ile/değil/yerine/=/||/<> PERİSKOP

( Denizaltılarda tanklarda siperlerde kullanılan gözlemcinin güvenli bir biçimde çevreyi araştırmasını sağlayan mercekli araç )


- PERISHABILITY[İng.] ile/||/<> DAYANIKSIZLIK

( Varolan bir hastalık durumu nedeniyle ilacın belirli etkilerine normalden daha fazla duyarlılık olması )

( PERISHABILITY )


- PERİSTALTİK ile/||/<> SEGMENTASYON

( Peristaltik ileri hareket İLE segmentasyon karıştırmadır )

( Formül: İlerletme İLE karıştırma )


- PERİTON[Fr. < PÉRITOINE] ile/değil/yerine/=/||/<> KARIN ZARI


- PERİTONİT[Fr. < PÉRITONITE] ile/değil/yerine/=/||/<> KARIN ZARI YANGISI


- PERİTONİT ile/||/<> APANDİSİT

( Karın zarı yangısı. İLE/||/<> Apandisin yangılanması. )


- PERITONITIS[İng.] ile/||/<> KARIN ZARI YANGISI

( Periton denilen karın boşluğundaki organları saran zarın yangısı peritonitis endoperitonitis Birincil veya ikincil akut veya kronik yerel veya yaygın ve septik veya aseptik olarak sınıflandırılır )

( PERITONITIS )


- PERİTUVAN | KARIN ZARI ile/||/<> KARIN ZARI

( karşılık periton peri çevresinde teinein germek Kısmen karın boşluğunu astarlayan ve kısmen iç organları örten bir seroza zan periton zooloji biyoloji Karnın içini kaplayan zar Periton Karın boşluğunu örten ve karındaki organları saran seröz zar periton anat Karın boşluğunun duvarıyla karın iç organlarının tümünü örten zar peritoneum periton )

( PERITONEUM | PERITON )

( PÉRITOINE )

( BAUCHFELL )

( PERITONEUM )

( PERITONEO )

( ΠΕΡΙΤΌΝΑΙΟ / περιτόναιο )


- PERİTUVAN | KARIN ZARI ile/||/<> PERİTON

( (karşılık: periton), (Yun. peri = çevresinde, Yun.teinein = germek): Kısmen karın boşluğunu astarlayan ve kısmen iç organları örten bir seroza zan. @@ periton(zooloji biyoloji) @@ Karnın içini kaplayan zar. Periton @@ Karın boşluğunu örten ve karındaki organları saran seröz zar, periton. @@ anat. Karın boşluğunun duvarıyla karın iç organlarının tümünü örten zar, peritoneum, periton. )

( PERITONEUM | PERITON~PERITONEUM )

( PÉRITOINE~PÉRITOINE )

( PERITONEUM~PERITONEUM )

( BAUCHFELL~BAUCHFELL )

( PERITONEO~PERITONEO )

( ΠΕΡΙΤΌΝΑΙΟ / περιτόναιο~ΠΕΡΙΤΌΝΑΙΟ / περιτόναιο )


- PERİYODİK[Fr. < PÉRIODIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SÜRELİ | SÜRELİ YAYIN

( süreli süreli yayın )


- PERİYODİK SINIR ile/||/<> DİRİCHLET SINIR

( Hesap bölgesinin bir kenarından çıkanın karşı kenardan girdiği, bölgeyi kendi üzerine kapatan koşuldur; sonsuz ya da yinelenen ortamları benzetmekte kullanılır. @@ Sınırdaki değerin (örneğin sıcaklığın) sabit bir değere sabitlendiği koşuldur. İlki bölgeyi kapatır, ikincisi kenardaki değeri belirler; ikisi de bir denklemin çözümünü tekleştiren sınır kurallarıdır. )


- PERİYODİK ile/||/<> PERIODICAL[İng.] ile/||/<> SÜRELİ YAYIN

( Belirli aralıklarla çıkan tamamlanma sorunu bulunmayan ve her sayısı birden çok yazarın yazılarından oluşan bir yayın türü )

( PERIODICAL )


- PERİYODİK ile/||/<> TABLO

( Elementlerin periyodik tablosu )

( Dmitri Mendeleev tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1834-1907) (Ülke: Rusya) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Periyodik tablo) )


- PERİYOT[Fr. < PÉRIODE] ile/değil/yerine/=/||/<> DÖNEM | DEVİR

( dalga periyodu dönem devir )


- PERKİ[Yun.] ile/||/<> TATLI SU LEVREĞİ

( tatlı su levreği R πέρκη πέρκι )

( ΠΈΡΚΗ / πέρκη )


- PERKİ[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TATLISU LEVREĞİ


- PERLİT ile/||/<> DOĞAL CAM

( doğal cam inci taşı Ötektoid bileşimli ostenitin dönüşümü sonucu ferrit ve sementinin 7 1 oranında katmanlı bir biçimde oluştuğu faz karışımı Esas olarak erimiş sodyum potasyum alüminyum silikattan oluşan cam gibi bir volkanik kayadan kabartılarak pudra durumuna getirilmiş bulunan yem maddelerinin preslenmesinde yardımcı madde veya kekleşmeyi önleyici olarak en çok 4 ağırlıkça kullanılan bir madde )

( PEARLITE | PERLITE )

( PERLITE )

( PERLIT )


- PERLİTE[Fr. < PERLITE] ile/değil/yerine/=/||/<> PERLİT

( Erimiş sodyum potasyum alüminyum silikattan ibaret olan cam gibi bir volkanik kayadan patlatılarak pudra hâline getirilmiş bulunan hazır sıva hafif levha yapımında izolasyon işinde yem maddelerinin preslenmesinde kullanılan yardımcı bir madde inci taşı )


- PERLON[Alm. < PERLON] ile/değil/yerine/=/||/<> PERLON

( perlon fırça İlk olarak Almanya da yapılan sentetik dokuma ipliği Bu iplikle dokunmuş kumaş )


- PERMANANT[Fr. < PERMANENTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PERMA


- PERMANENTE[Fr. < PERMANENTE'DEN] ile/değil/yerine/=/||/<> PERMA

( Saçların uzun süre dalgalı veya kıvırcık kalmasını sağlamak için uygulanan işlem permanant )


- PERMANENTE[Fr.] ile/||/<> PERMANANT[Fr.]

( Perma Kollarını ve koltuk altlarından başlamak üzere vücudunun bütün görünür görünmez yerlerini tuvalet ispirtosuyla sildikten sonra briyantinle saçının permanantını tazelemiş Reşat Nuri Güntekin Tanrı Misafiri 111 beyaz gerdanlara düşmüş permanantlı bukleleri Halikarnas Balıkçısı Ötelerin Çocuğu 32 Ağır şık giyimleri incileri bilezikleri elmasları pırlantalarıyla saçları permanantlı bu hanımlar rujlu dudaklarının daha aklaştırdığı dişleriyle yeniden ölçülü bir gülüş sunarak babaanneme teşekkürlerini belirtirlerdi Füruzan Sevda Dolu Bir Yaz 25 )


- PERMANGANAT[Fr. < PERMANGANATE] ile/değil/yerine/=/||/<> POTASYUM PERMANGANAT


- PERMEABİLİTE | NÜFUZİYET | GEÇİRGENLİK ile/||/<> GEÇİRGENLİK

( Sinema TV İç direncin karşıtı İç direnç ne denli güçsüzse geçirgenlik o denli çoktur geçirgenliğin çokluğu oranında da devre akımı daha kolay geçirir İç direnç ile geçirgenlik karşıt olduklarından geçirgenlik birimi de ohm sözcüğünün ters yazılışı olan mho ile belirtilir Saydam cisimlerin ışığı geçirme derecesi gökcisimlerinin havayuvarları için söz konusudur Bir basınç ayırımı altındaki gözenekli özdekten gaz ya da sıvıların geçirilebilme yeteneği fizik kimya 1 İçinden gaz sıvı vb geçirebilme özelliği geçirgen olma 2 Birim zar alanı başına geçişi ölçen katsayı karşılık permeabilite permeare geçmek Bir zarın iki tarafında bulunan sıvıları bir taraftan diğer tarafa geçirebilme yeteneği Birim zar alanı başına geçişi ölçen katsayı 1 Bir özdek içinde oluşturulan mıknatıssal akımın nuknatıslayıcı kuvvete oranı 2 Basınçlı bir uçunun gözenekli bir özdekten sızım hızı fizik Bir zarın iki tarafında bulunan maddeleri bir taraftan diğer tarafa geçirebilme yeteneği Permeabilite Geçirgen olma özelliği Bir zarın iki tarafında bulunan maddeleri bir taraftan diğer tarafa geçirebilme yeteneği permeabilite Bir ışık demeti bir çözeltiden geçerken ışığın çözeltiden geçen kısmı transmittans )

( ADMITTANCE | TRANSMISSION FACTOR, TRANSMITTENCE | PERME ABILITY | PERMEABILITY | TRANSMITTANCE )

( ADMITTANCE | FACTEUR DE TRANSMISSION | PERMÉABILITÉ )

( SCHEINLEITWERT, KOMPLEXER LEITWERT | TRANSPARENZ, DURCHLASSUNGSVERMÖGEN, DURCHLÄSSIGKEIT | DURCHDRINGUNG | PERMEABILITÂT | DURCHLÄSSIGKEIT | MAGNETISCHE DURCHLASSIGKEIT | PERMEABILITÄT | PERMEABILITÄT; DURCHLÄSSIGKEIT )

( PERMEARE | PERMEARE: GEÇMEK )


- PERMEABL | GEÇİRGEN ile/||/<> GEÇİRGEN

( Gözenek büyüklüğüne göre kimi sıvı ve gazları arasından geçiren özdek 1 fizik kimya İçinden gaz sıvı akı vb geçirebilen özdek nesne vb 2 Kimi yükün ya da özdecikleri içinden göçüren Kimi yükün ya da özdecikleri içinden göçüren zar Kendi içinden özdek geçirebilen Sıvı veya gazların geçişine izin veren özellikte olan Sıvı veya diğer bir maddenin içinden geçmesine izin veren )

( PERMEABLE )

( PERMÉABLE )

( DURCHLÄSSIG | DURCHLÄSSSIG )


- PERMEÇE[Yun.] ile/||/<> ...


- PERMEÇE[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> PERMEÇE

( Yedek olarak kullanılan ince halat )


- PERMİEN[Fr. < PERMIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> PERMİYEN

( Birinci Çağ ın altıncı ve sonuncu dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları )


- PERMİS[Fr. < PERMIS] ile/değil/yerine/=/||/<> PERMİ

( Yazılı izin belgesi Kişilere özellikle dış ticaret için devletçe verilen izin Tren yolculuklarında kullanılan paso )


- PERMIT[İng.] ile/||/<> İZİN VERMEK

( PERMIT )


- PERMÜTASYON | DEĞİŞTİRME ile/||/<> DEĞİŞTİRME ile/||/<> DEĞİŞTİRMEK

( 1 elektrik Tak ya da çok evreli dalgalı alkımı doğru ya da yerine göre dalgalı akıma dönüştürme 2 matematik Belirli sınırlama dizisindeki bir öğenin başka sınırlama dizisine geçirilmesi işlemi Bir malın içine niteliğini bozmak amacıyla başka maddeler katma Bir tüzenin temelini bir nesnenin biçimini özelliğini değiştirme başkalaştırma )

( PERMUTATION | FALSIFICATION | MODIFY | ALTER | CHANGE | REPLACE | SWITCH )

( PERMUTATION | FALSIFICATION | MODIFIER )


- PERMÜTASYON | DEVŞİRİM ile/||/<> DEVŞİRİM ile/||/<> DEVŞİRİMLER SAYISI

( 1 n öğeli bir kümeden seçilebilecek sıralı rlilerden her biri Anlamdaş düzenleme devşirimler sayısı 2Bir X kümesi için Xten Xe birebirörten işlevlerden her biri seçme seçimleme )

( PERMUTATION | COMBINATION )

( PERMUTATION | COMBINAISON )

( PERMUTATION | KOMBINATION )

( PERMUTATIO )

( PERMUTAZIONE )

( ΜΕΤΆΘΕΣΗ / μετάθεση )


- PERMÜTASYON | DEVŞİRİM ile/||/<> KOMBİNASYON | DEVŞİRİMLER SAYISI

( 1. n öğeli bir kümeden seçilebilecek sıralı r-lilerden her biri. Anlamdaş. düzenleme, bk. devşirimler sayısı. 2-Bir X kümesi için, Xten Xe birebir-örten işlevlerden her biri. @@ bk. seçme, seçimleme. )

( PERMUTATION | COMBINATION~COMBINATION )

( PERMUTATION | COMBINAISON~COMBINAISON )

( PERMUTATIO~... )

( PERMUTATION | KOMBINATION~KOMBINATION )

( PERMUTAZIONE~COMBINAZIONE )

( ΜΕΤΆΘΕΣΗ / μετάθεση~ΣΥΝΔΥΑΣΜΌΣ / συνδυασμός )


- PERMÜTASYON ile/||/<> KOMBİNASYON

( Permütasyon sıralı İLE kombinasyon sırasız seçim )

( Formül: P(n iler) = n!/(n-r)! İLE C(n iler) = n!/r!(n-r)! )


- PERMÜTASYON ile/||/<> KOMBİNASYON ile/||/<> BİNOM

( Düzenleme ve seçme hesapları. )

( Formül: C(n iler) = n!/r!(n-r)! )


- PERMÜTASYON ile/||/<> KOMBİNASYON ile/||/<> VARYASYON

( Temel sayma yöntemleri. )

( Formül: C(n iler) = C(n ilen-r) )


- PERONOSPORA[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> PERONOSPORA

( Patates pancar asma ve daha başka bitkilerde mildiyu hastalığına yol açan mikroskobik mantar )


- PEROVSKITE ile/||/<> SPINEL ile/||/<> GARNET

( Önemli metal oksit kristal yapıları. )

( Formül: ABO₃ (perovskite) )


- PEROXYDE DE[Fr.] ile/||/<> PEROKSİT[Fr. < PEROXYDE]

( kimya )

( PEROXYDE DE | PEROXYDE )


- PEROXYDE[Fr. < PEROXYDE] ile/değil/yerine/=/||/<> PEROKSİT

( Birleşiminde normal oksitlerden daha çok oksijen bulunan oksitlerin genel adı )


- PERRON[Fr. < PERRON] ile/değil/yerine/=/||/<> PERON

( Otobüs terminallerinde aracın yanaştığı yolcuların inip binmesine yarayan bölüm Tren tramvay metro istasyonlarında yol boyunca uzanan inilip binilen özel bölüm )


- PERŞEMBE[Fars. < PENC + ŞENBE] ile/||/<> ...

( haftanın beşinci günü çarşamba ile cuma arasındaki gün haftanın beşinci günü çarşamba ile cuma arasındaki gün Az pǝncşǝnbǝ Azeri alanında cümǝ axşamı sözü de kullanılır perşenbe perşenbi pancşanba pancşanbih beşinci gün panc beş şanba şanbih gün cumartesi Haftanın dördüncü gününe verilen çarşamba çārşambih adının analojik baskısı altında Farsça pancşanbih biçimi Türkçede perşembeye dönmüştür Az pǝncşǝnbǝ Azeri alanında cümǝ axşamı sözü de kullanılır perşenbe perşenbi pancşanba pancşanbih beşinci gün panc beş şanba şanbih gün cumartesi Haftanın dördüncü gününe verilen çarşamba çārşambih adının analojik baskısı altında Farsça pancşanbih biçimi Türkçede perşembeye dönmüştür )

( PANCŞANBA~PANC )

( PƎNCŞƎNBƎ[Az.]~PERŞENBE[Tkm.]~PERŞENBI[Krg.] )


- PERSENK[Fars. < PĀRSENG] ile/değil/yerine/=/||/<> PELESENK


- PERSİSTENCE LENGTH ile/||/<> KUHN ile/||/<> RADİUS OF GYRATION

( Bir polimer zincirinin hangi uzunluğa kadar düz (bükülmeye dirençli) sayılabileceğini veren ölçüdür; zincirin sertliğini niceler. @@ Zinciri, birbirinden bağımsız serbestçe eklemli parçalara bölen etkin segment uzunluğudur; esnek zincir modelinin birimidir. @@ Zincirin, kütlesinin merkez çevresinde ne kadar yayıldığını veren, toplam boyutunun ölçüsüdür. Üçü de polimer zincirinin biçimini niceler: sertlik, etkin segment ve toplam yayılım. )


- PERSISTENT HOMOLOGY ile/||/<> MAPPER ile/||/<> ZIGZAG

( Veri analizinde topolojik yaklaşımlar. )

( Formül: Barcodes İLE persistence diagrams )


- PERSONALİZED MEDİCİNE ile/||/<> POPULATION MEDİCİNE

( Personalized medicine bireysel genetik profil odaklıyken İLE population medicine genel popülasyon istatistikleri odaklıdır )

( Formül: Pharmacogenomics )


- PERSONNEL[Fr.] ile/||/<> PERSONEL[Fr.]

( 1 Bir hizmet veya kuruluşun görevlileri bir iş yerinde çalışanların tümü Personelimizi kendimiz yetiştireceğiz Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü 235 Personelden bazısı Noel de evlerine gidecekler de Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar3 Hayır 135 Murat otel personelinden birisinin kendisini genç bir sanatçı kadınla odada yalnız görmesinden dehşete düşmüştü bu kez de Adalet Ağaoğlu Üç Beş Kişi 48 Türkiye de bulunan tesislerde mevcut Amerikan personelinin Türkiye deki Amerikan sermayesinin koruduğunu iddia etmek mantık ölçüleri içerisinde bir mana taşımazAziz Nesin Az Gittik Uz Gittik 147 Otel personeliydi garsondu öteki müşterilerdi yüklenmişlerdir kapının önüne Füruzan Kırk Yedililer 85 Filmlerin gösterim günleri ve saatleri pat diye değişebiliyor seyirciye sürünün bir parçası diye bakan sorularını yanıtlamayan kaba saba asık suratlı bir personel kadrosu da cabası Tomris Uyar Yüzleşmeler 27 Yanındaki müştemilatta çoğu kadınlardan oluşan personeli kalıyor az ötedeki iki katlı bağımsız evin gece ışıkları yanıyor Enis Batur Acı Bilgi 224 Otel personeli Çok lüks ve turistik bir otel olduğu için ses çıkarmazlar Pınar Kür Bir Cinayet Romanı 188 Zamanla benim öteki personeller gibi kendisiyle alay etmediğimi görünce bana açılmıştı Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar 357 Amme idaresi alanı gittikçe genişlemekte lüzumlu personelden bir çoğu entelektüeller arasından seçilmektedir Cemil Meriç Mağaradakiler 46 2 Devlet ve diğer kamu kuruluşlarında çalışan etkinliğe çeşitli görevleriyle katılan gerçek kişiler Lafta dünya ikincisi hakikatteyse bir deniz kuvvetinin üç esasî unsuru materyal personel ve muharrik kuvvet bakımlarından sıfırın altında bir donanma Necip Fazıl Kısakürek Sultan Vahidüddin 24 Önleyici savaş istihbarat ayıklayıcı siyasal cinayetler yerli baskı örgütlerinin arka plandan kullanılması silahlı kuvvetler ve güvenlik kuvvetleri personelinin Amerika da eğitilmesi Attila İlhan Batının Deli Gömleği 28 Ordu Güvenlik Kurulu personeli tarafından çalıştırılmaktadır Attila İlhan Batının Deli Gömleği 207 Bizim bildiğimize göre müstakil bir memleketin topraklarından bir karışı bile askeri maksatlarda kullanılmak için yani üs olarak sulh zamanında yabancı bir devletin kara deniz hava kuvvetlerinden veya teknik personelin emrine verilmez Sabahattin Ali Marko Paşa Yazıları ve Ötekiler 96 Bir hafta sonra geri döndüğünde valilik personelinin müjdesi vardı ona verilecek Ayşe Kulin Köprü 12 3 Özlük işleri birimi Sen personele kadar git fakültenin yerleştirme planlarını bul getir Murat Oğuz Atay Eylembilim 38 Ayrıca Genel Müdürle Personel Müdürünün istifa etmeleri isteğinizden vazgeçmenizi öneririm Fethi Naci Yüzyılın Yüz Türk Romanı 652 )


- PERSONNEL[Fr. < PERSONNEL] ile/değil/yerine/=/||/<> PERSONEL

( geçici personel zırhlı personel taşıyıcı kamu personeli Bir hizmet veya kuruluşun görevlileri bir iş yerinde çalışanların tümü Devlet ve diğer kamu kuruluşlarında çalışan etkinliğe çeşitli görevleriyle katılan gerçek kişiler )


- PERSPEKTİF[Fr. < PERSPECTIVE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRÜNGE | BAKIŞ AÇISI

( görünge bakış açısı Nesneleri bir yüzey üzerine görüldükleri gibi çizme sanatı )


- PERTAVSIZ | BÜYÜTEÇ ile/||/<> BÜYÜTEÇ

( optik Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaştırıcı mercek Verdiği büyümüş sanal görüntü ile küçük cisimleri incelemeye yarayan yakın odaklı yakınsak mercek fizik )

( MAGNIFYING GLASS | MAGNIFYING LENS | MAGNIFIER )

( LOUPE | LENTILLE DE LA LOUPE )

( LUPE, LINSE )


- PERTAVSIZ[Fars. < PERTEVSŪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜYÜTEÇ


- PERTE[Fr. < PERTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PERT

( Değersizleşme zarar )


- PERU ve/||/<> MISIR

( )


- PERUK[Fr. < PERRUQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKMA SAÇ


- PERUK | TAKMA SAÇ ile/||/<> TAKMA SAÇ

( At kılından yapılmış saç İnsan saçından ya da at kuyruğundan yapılan yapay saç )

( WIG, FALSE HAIR )

( CHEVEUX POSTICHES )

( KÜNSTLICHES HAAR | PERRUCKE )


- PERUKA[İt. < PARRUCCA] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKMA SAÇ


- PERUKAR[İt. < PARRUCCHIERE] ile/değil/yerine/=/||/<> BERBER


- PERUKAR[İt. < PARRUCCHIERE] ile/||/<> BERBER

( berber İtal parrucchiere berber kuaför )

( PARRUCCHIERE )


- PERUZ HANIM ile/ve/||/<>/> NURHAN DAMCIOĞLU

( )


- PERVA[Fars. < PERVĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> PERVA

( Çekinme sakınma korku )


- PERVÂNE LÂZIM ile/ve/||/<> PERVÂ NE LÂZIM

( Geceleri ışık etrafında dönerek uçan küçük kelebek. | Bir motor ya da yayla döndürüldüğü zaman bağlı olduğu düzeni devindiren, bir mile bağlanmış iki ya da daha fazla kanattan oluşan düzenek. | Yol gösteren, kılavuz/rehber. | Ferman, hüküm, nişan. | Selçuklu ve İlhanlılar'da nişancı, tevkîî. İLE PERVÂ[Fars.]: Çekinme, sakınma, korku. )


- PERVANE[Fars. < PERVÂNE] ile/||/<> ...

( geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet Az pǝrvanǝ parwāna a moth particularly such as fly about a candle at night )

( PARWĀNA )

( PƎRVANƎ[Az.] )


- PERVANE ile/||/<> KEPENEK


- PERVANE[Fars. < PERVĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> PERVANE

( pervane balığı bodoslama pervanesi Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek kepenek II Döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet uskur Selçuklularda ve İlhanlılarda has zeamet tımar ile ilgili olarak verilen ferman Bu fermanı hazırlamakla görevli memur Bir kimsenin yanından hiç ayrılmayan semahçı )


- PERVASIZCA ile/||/<> PERVASIZCASINA


- PERVAZ[Fars. < PERVĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> PERVAZ

( Kapı pencere vb yerlerin kenarlarına geçirilen ensiz parça Giysilerin yaka kol etek vb yerlerine veya kumaştan yapılmış diğer eşyaların kenarlarına geçirilmiş dar uzun parça Cilt kapağının iç tarafına konulan deri parçası )


- PERVAZ ile/||/<> PERVAZ[Fars. < PERVÂZ]

( Kapı gömme dolap pencere v b işlerde taşıyıcı çerçeve ile duvarın üzerine tutturulan tahta Mimarlık Kapı ve pencerelerde silmeli kenarlık parwaz a kind of border or selvedge round a garment parwaz a kind of border or selvedge round a garment )

( BEAD )

( BAGUETTE )

( VERSCHALUNG | LEISTE )

( PARWAZ )


- PERVAZ[Fars. < PERVĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> UÇUŞ


- PERVERENDE[Fars.] ile/ve/||/<>/> PERVERDE[PELVERDE değil!][Fars.] ile/ve/||/<>/> PERVERD/-PERVER[çoğ. PERVERÂN][Fars.]

( Yetiştirici, terbiye edici. | Besleyici, büyütücü. İLE/VE/||/<>/> Beslenmiş, büyütülmüş, yetiştirilmiş. | Üzüm şırasından yapılan bir çeşit tatlı. İLE/VE/||/<>/> "Besleyen/besleyici, büyüten, yetiştiren/yetiştirici, koruyan, terbiye eden" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[DEHÂ-PERVER: Dâhî yetiştiren. | FUKARÂ-PERVER: Yoksul besleyen.] )


- PERVERSE SHEAVES ile/||/<> CONSTRUCTİBLE SHEAVES

( Perverse sheaves intersection kohomoloji için uygun kategoriyken İLE constructible sheaves daha genel stratified uzaylarda tanımlıdır )

( Formül: Intersection cohomology )


- PERVERSE[İng.] ile/||/<> PERVERS[Fr.] ile/||/<> SAPKIN

( Davranışlarıyla yaşadığı toplumun gelenek ve göreneklerine ters düşen o toplumun yasa ve kurallarına uymamakta direnen sapınca düşen genç )

( PERVERSE )

( PERVERS )


- PERVİN[Fars. < PERVĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜLKER


- PES[Fars. < PES] ile/değil/yerine/=/||/<> PEŞ

( peş peşe peşi peşine peşi sıra arka Elbisenin etek kısmı )


- PES ile/||/<> PEST


- PES ile/ve/||/<>/> TİZ ile/ve/||/<>/> UYUM

( Hafif, yavaş sesle söylenen. | Yenilgiyi kabul ettiğini belirtmek için ya da birinin şaşkınlık veren davranışlarına karşılık olarak kullanılır. İLE/VE/||/<>/> İnce, keskin selen/sadâ. İLE/VE/||/<>/> ... )


- PESEND[Fars.] ile/ve/||/<> -PESEND[Fars.]

( Beğenme, seçme. | Bir çeşit iğne işi. | Esmerleşmiş/mat altın. | Mushaflarla yazmaların ilk sayfalarıyla sure ya da bahis başlarında boya ile perdâh edilerek altınla karışık yapılmış olan biçimler. İLE Beğenen, beğenmiş.[MÜŞKÜL-PESEND: Güç beğenir. | HOD-PESEND: Kendini beğenmiş.] )


- PESETA ile/değil/yerine/||/<>/> AVRO/EURO

( ... @@ Eski İspanyol para birimi. )


- PESETA[İsp. < PESETA] ile/değil/yerine/=/||/<> PESETA

( İspanya nın para birimi )


- PEŞİMAN[Fars. < PEŞĪMĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> PİŞMAN

( Yaptığı bir işin veya davranışın olumsuz sonucunu görerek üzülen nadim )


- PEŞİMANİYYE[Fars. < PEŞİMĀN + Ar. -İYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> PİŞMANİYE

( Telleri ince ince ayrılabilen bir helva türü )


- PESİMİST[Fr. < PESSIMISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖTÜMSER, OPTİMİST KARŞITI


- PESİMİZM[Fr. < PESSIMISME] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖTÜMSERLİK


- PEŞİN/PİŞİN[Fars. < PĪŞĪN] ile/||/<> PEŞİNAT/PİŞİNAT[Fars. < PĪŞĪN + Ar. -ĀT]

( peşin cevap peşin fikir peşin hüküm peşin ödemeli peşin pazarlık peşin peşin peşin piyasa peşin satış peşin yargı Bir alışverişte alışveriş yapıldığı anda alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen tirink veresiye karşıtı Çalışmadan verilen ücret aylık spot Daha önce önceden )


- PEŞİNAT | ÖN ÖDEME ile/||/<> ÖN ÖDEME

( Konut bankalarından ya da konut ödenci veren öteki kuruluşlardan ödünç almaya hak kazanabilmek için bir kimsenin bu kuruluşlara yatırması ve orada bir süre tutması gereken belli nicelikteki para Yanlar arasında yapılan tecim sözleşmesinin inancayla kesinleşmesi için çoğunlukla alıcısınca satıcısına yapılan ön ödeme )

( DOWN PAYMENT | EARNEST, DEPOSIT )

( ARRHES )


- PEŞİNDE KOŞMAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> VAZGEÇMEK


- PEŞKEŞ[Fars. < PİŞKEŞ] ile/||/<> ...

( Özellikle hükümdarların birbirlerine yolladıkları ya da hükümdarlara sunulan armağan İkinci anlam Türkçede peşkeş çekmek deyiminden çıkmıştır Az peşkəş bahşiş verilen bağışlanan şey hediye pēşkaş a present pēş ön ve kaş çeken pēş kaşīdan çekmek Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir )

( PĒŞ-KAŞ )


- PEŞKİR[Fars. < PİŞGİR] ile/||/<> ...

( yemek yerken kullanılan el kurulanan pamuk veya keten bez pēşgīr a towel napkin pēş ön ve gīr tutan pēş giriftan tutmak Bulgarca peškir ve Sırpça pèškir pèšćir biçimleri Türkçeden alınmıştır Rumcaya da πεσκίρι olarak geçmiştir Andriotis EL 278 )

( PĒŞGĪR )


- PEŞMELBA/PECHE MELBA[Fr. < PÊCHE MELBA] ile/||/<> PROFİTEROL/PROFİTEROLE[Fr. < PROFITEROLE]

( Çekirdeği çıkarılmış yarım şeftalinin genellikle vanilyalı veya kaymaklı dondurma üzerine oturtulması ve krema ile süslenmesiyle yapılan bir tür tatlı )


- PESO[İsp. < PESO] ile/değil/yerine/=/||/<> PESO

( Arjantin Dominik Cumhuriyeti Filipinler Kolombiya Küba Meksika Şili ve Uruguay ın para birimi )


- PESPAYE[Fars. < PEST + PĀYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ALÇAK


- PEŞREV"[Fars. < PİŞREV] ile/ve/||/<>/> GİRİŞ


- PEŞREV ile/||/<> PEŞREV[Fars. < PİŞ-REV]

( Yağlı güreşlerin başlangıcında elleri bacaklara vurarak yapılan gösteri Halk öykülerinde türkülerin okunup çalmışı sırasında türkü aralarına katılan mani türünden küçük türküler pîşrav preface preamble prelude or symphony in music pîş ön öncü önde rav giden )

( PÎŞ-RAV )


- PEST[Fars. < PEST] ile/değil/yerine/=/||/<> PES

( pes perde pes ses Hafif yavaş sesle söylenen pest tiz karşıtı )


- PEST[İng.] ile/||/<> PEST

( Canlı veya cansız maddeler üzerinde yaşayan ve besin maddelerinin üretimi hazırlanması depolanması veya tüketilmesi sırasında onların besin değeri ve kalitelerini azaltarak veya bozulmalarına sebep olarak etkisini gösteren her türlü böcek kemirici yabani ot mantar parazit vb canlılara verilen ortak ad )

( PEST )


- PEŞTAMAL[Fars. < PUŞTMÂL] ile/||/<> ...

( hamamda örtünmek ve kurulanmak için kullanılan ince dokuma iş yaparken bele bağlanan uzun geniş dokuma puştmāl an apron puşt the back māl wiping rubbing crushing Farsça puştmāl biçiminin birinci hecesindeki unun Türkçede eye çevrildiği göze çarpıyor Farsça puştmāl biçimindeki ştm ünsüz düğümünün Türkçede t ile m arasına bir a getirmek yoluyla çözüldüğü anlaşılıyor Kazakça oramal mendil başörtüsü rūmāl a facewiper a handkerchief sözünde de buna benzer bir ses türemiştir Türkçeden Rumcaya πεστεμάλι olarak geçmiştir Andriotis EL 278 )

( PUŞT-MĀL~RŪ-MĀL )


- PEŞTAMAL[Fars.] ile/değil/||/<> KEŞAN


- PEŞTEMALLIK | HAVA PARASI ile/||/<> HAVA PARASI

( Tecimsel bir kuruluşun bir başkasına verilmesinde oranın özel değeriyle oranlı görenek ve geleneğine uygun olarak açıktan alınan para Yoğun ticaretin yapıldığı merkezdeki iş yerlerinde kiraya verilen taşınmazlarda kiracının kira bedelinin dışında taşınmazın sahibine ya da eski kiracısına bir kereye özgü verdiği para )

( GOODWILL | GOOD WILL, GOODWILL )

( CLIENTELE )


- PESTİL ile/||/<> ...

( ince yufka biçiminde kurutulmuş yemiş ezmesi Anadolu ağızlarında pestel armut ayva gibi yemişlerin pekmezle pişirilmesiyle yapılan bir tatlı ve pester olarak da geçer Eski kaynaklarda bestil biçimi kullanılır R παστέλι Süsspeise aus Honig Sesam und Mandeln Bizans Rumcasında kullanılan παστῖλος biçiminden geldiği anlaşılıyor Vasmer REW 2 321 )

( ΠΑΣΤΈΛΙ / παστέλι )


- PESTİL ile/||/<> BASTIK


- PEŞTU[Fars. < PEŞTŪ] ile/değil/yerine/=/||/<> AFGAN


- PES Ü DÎVÂR[Fars.] ile/ve/değil/||/<>/< PES Ü PERDE[Fars.]

( Duvarın arkası. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Perdenin arkası. )


- PESÜS[Fars. < PİHSŪZ] ile/||/<> İÇİNDE YAĞ YAKILAN TOPRAK KANDİL

( içinde yağ yakılan toprak kandil pīhsoz a kind of lamp pīh fat grease tallow soz Farsça pih yerel ağızlarda piğ piy olarak geçer )

( PĪHSOZ )


- PET[İng. < < POLIETILEN TEREFTALAT] ile/değil/yerine/=/||/<> PET

( pet şişe Polyester ailesi reçinelerinden yiyecek ve içecek kapları mobilya beyaz eşya başta olmak üzere pek çok alanda kullanılan darbeye karşı dayanıklı doğal olarak renksiz ve şeffaf malzeme )


- PET[İng. < < POSITRON EMISYON TOMOGRAFISI SÖZÜNDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> PET

( İnsan vücudundaki organ ve dokular hakkında bilgi elde etmeyi sağlayan yöntem )


- PET[İng. < PET] ile/değil/yerine/=/||/<> PET

( Evde beslenen kuş kedi köpek vb hayvan )


- PET[İng.] ile/||/<> PET[İng. < (POLIETILEN TEREFTALAT SÖZÜNDEN) | İNG. < (POSITRON EMISYON TOMOGRAFISI SÖZÜNDEN) | İNG. < PET]

( Yararcı amaçlar dışında zevk arkadaşlık dostluk vb amaçlarla sahiplenilen evcil hayvan )

( PET | POLIETILEN TEREFTALAT SÖZÜNDEN | POSITRON EMISYON TOMOGRAFISI SÖZÜNDEN )


- PET ile/||/<> SPECT

( Pozitron yayan bir izleyicinin, elektronla yok olurken saldığı çift gama fotonundan dokuların işlevini üç boyutlu görüntüleyen yöntemdir; duyarlılığı ve çözünürlüğü yüksektir. @@ Tek gama fotonu yayan bir izleyiciden görüntü kuran, daha ucuz ama çözünürlüğü düşük yöntemdir. İkisi de radyoaktif izleyiciyle işlevi gösterir; ilki çift foton, ikincisi tek foton kullanır. )

( Formül: β⁺ → 2γ ~ γ )


- PETAL[İng.] ile/||/<> PÉTALE[Fr.] ile/||/<> KRONBLATT, PETAL[Alm.] ile/||/<> TAÇ YAPRAK

( Çiçekli bitkilerde göze hoş gelen değişik renklerde olan ve çiçeğin dıştan içe doğru ikinci halkasını oluşturan yapraklar Petal )

( PETAL )

( PÉTALE )

( KRONBLATT, PETAL )


- PETEK ile/||/<> KÜLAH

( Mimarlık Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm Ay külah petek şerefe gövde pabuç kürsü Sepet kovan Akpınar Gümüşhacıköy Amasya akciğerde petek gözü akciğerde Mimarlık Kule ve minare gibi yapıların üstlerini örten iç çatısı ağaçtan dışı kurşun kaplı koni ya da piramit biçimindeki çatı a şerefe petek gövde pabuç kürsü I İp yumağı Yayla İnönü Eskişehir hasır sepet Yenikent Aksaray Niğde II Kasket Öveçler Kırkağaç Manisa I İp yumağı Yayla İnönü Eskişehir Mimarlık Arap minar fener kulesi Camilerde ezan okunan yüksek ince yapılı kule a külah şerefe petek pabuç minare gövdesi minare kürsüsü Mimarlık Minarelerde petek ile gövde arasında çevresi korkuluklu ezan okunan yer a Külah petek minare gövdesi pabuç minare kürsüsü Yerel ağızlarda arı kovanı olarak da geçer Anadolunun birçok yerinde balçıktan yapılan büyük kovan biçiminde tahıl ambarına da petek bitek pitek adı verilir Az pǝtǝk petak beehive honeycomb dial bee flourbin Yerel ağızlarda petek yanında gömeç gümeç adı da kullanılır gümeç Çağdaş diyalektlerde de bal peteğine türlü adlar verilir pal awız pal közgenek pal uya kerez keres karas Tatarcadan alınmıştır Tatarca kerez için Räsänen V 256a Kürtçede pêtek 1 kovan arı kovanı 2 oğul olarak kullanılır Yerel ağızlarda bal peteği olarak kullanılan çeç de Ermeniceden alınmıştır çeç 2 )

( P )


- PETİTBEURRE[Fr. < PETIT-BEURRE] ile/değil/yerine/=/||/<> PÖTİBÖR

( Çifte fırınlanmış tereyağlı dikdörtgen biçiminde kenarları tırtıklı bir bisküvi türü )


- PETİTCARRE[Fr. < PETIT-CARRÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> PÖTİKARE

( Küçük kareli kumaş pitikare Bu kumaştan yapılan )


- PETITESSE[Fr.] ile/||/<> KÜÇÜKLÜK

( matematik )

( PETITESSE )


- PETİTFOUR[Fr. < PETIT-FOUR] ile/değil/yerine/=/||/<> PÖTİFUR

( Kuru hamurdan hazırlanan veya arasına krema doldurulan küçük pasta )


- PETRİFİCATİON[Fr. < PÉTRIFICATION] ile/değil/yerine/=/||/<> PETRİFİKASYON

( Taşlaşma taş olma )


- PETRİFİKASYON ile/||/<> PETRİFİKASYON[Fr. < PÉTRIFICATION]

( Bir çözeltinin mineral maddelerle doyarak katı hâle geçmesi Bir çözeltinin mineral maddelerle doyarak katı duruma geçmesi )

( PÉTRIFICATION | PETRIFICATION )

( PÉTRIFICATION )

( VERSTEINNERUNG )

( PETRA: KAYA; FACERE: YAPMAK )


- PETROGRAFİ[Fr. < PÉTROGRAPHIE] ile/||/<> BK.TAŞBİLİM

( taşbilim )

( PÉTROGRAPHIE )


- PETROGRAFİ[Fr. < PÉTROGRAPHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAŞ BİLİMİ


- PETROL ile/||/<> YER YAĞI


- PETROLE[Fr. < PÉTROLE] ile/değil/yerine/=/||/<> PETROL

( petrol lambası petrol mavisi sıvılaştırılmış petrol gazı Yoğunluğu arasında olabilen hidrokarbürlerden oluşmuş kendisine özgü kokusu olan koyu renkli arıtılmamış doğal yanıcı mineral yağ yer yağı )


- PÉTROLE[Fr. < PÉTROLE] ile/||/<> PÉTROLE[Fr.] ile/||/<> PETROL[Fr. < PÉTROLE]

( jeoloji )

( PÉTROLE )


- PETROLOGİE[Fr. < PÉTROLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> PETROLOJİ

( Yer biliminde kayaçların oluşum mekanizmalarını inceleyen uzmanlık alanı )


- PETROLOGİQUE[Fr. < PÉTROLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> PETROLOJİK

( Petroloji ile ilgili )


- PÉTUNIA[Fr.] ile/||/<> PETUNIA VIOLACEA[Lat.] ile/||/<> PETUNIE[Alm.] ile/||/<> PETUNYA[Fr. < PÉTUNIA]

( Patlıcangiller Solanaceae familyasından oval yapraklı beyaz kırmızı ya da menekşe renkli çiçekli Güney Amerika kökenli bir tür süs bitkisi )

( PÉTUNIA )

( PETUNIE )

( PETUNIA VIOLACEA )


- PETUNİA[Fr. < PÉTUNIA] ile/değil/yerine/=/||/<> PETUNYA

( Patlıcangillerden çeşitli renkte çiçekler açan kokulu bir süs bitkisi Petunia )


- PEY AKÇESİ ile/||/<> ARRHES[Fr.]

( ARRHES )


- PEY[Fars. < PEY] ile/||/<> ...

( bir sözleşmede taraflardan birinin öbürüne işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası artırma ile satılan bir şey için önerilen para Ağızlarda bey pazarlıkta önden verilen para pey olarak da geçer bayᶜ bayᶜāt kabul ve tasdik işlemi )

( BAY )


- PEY[Fars. < PEY] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜVENMELİK (PEY AKÇESİ, PEYDERPEY)


- PEYAPEY[Fars. < PEYĀPEY] ile/değil/yerine/=/||/<> ARKA ARKAYA


- PEYDA[Fars. < PEYDĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> PEYDA

( Belli açık peydah )


- PEYDA ile/||/<> PEYDAH


- PEYDERPEY[Fars. < PEYDERPEY] ile/değil/yerine/=/||/<> PEYDERPEY

( Azar azar bölüm bölüm yavaş yavaş )


- PEYGAMBER ÇİÇEĞİ ile/||/<> GELİN DÜĞMESİ

( gelin düğmesi botanik Papatyagiller Compositae familyasından 1050 cm kadar boylanabilen mavi sarı pembe çiçekli bir ya da çok yıllık otsu bitkiler )

( CORNFLOWER, CENTAURY )

( CENTAURÉE | BLUET )

( KORNBLUME )

( CENTAUREA CYANUS )


- PEYGAMBER[Fars. < PEYĠĀM-BER] ile/değil/yerine/=/||/<> PEYGAMBER

( peygamber ağacı peygamber balığı peygamber çiçeği peygamberdevesi peygamber dikeni peygamber üzümü Allah ın buyruklarını insanlara iletmek için elçi olarak görevlendirdiği kimse elçi yalvaç yalavaç )


- PEYGAMBER ile/ve/||/<> AZİZ ile/ve/||/<> MESİH

( Dışarıdan. İLE/VE/||/<> Yüz yüze. İLE/VE/||/<> İçeriden. )


- PEYGAMBER ile/||/<>/> DEBORA

( ... İLE/||/<>/> Bir kadın peygamber. )


- PEYGAMBER ve/||/<>/> İLİM

( Peygamberler, yalnızca, ilmi, kalıt[miras] bırakır. )


- PEYGAMBERANE[Fars. < PEYĠAMBERĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> PEYGAMBERCE


- PEYGAMBERLİK ile/||/<> YALVAÇLIK


- PEYGAMBERVARİ[Fars. < PEYĠAM-BER-VĀRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> PEYGAMBERVARİ

( Peygamber gibi peygamberce )


- PEYK ŞEHİR ile/||/<> SATELLITE TOWN[İng.] ile/||/<> VILLE -SATELLITE[Fr.] ile/||/<> TRABANTENSTADT[Alm.] ile/||/<> UYDU KENT

( Yönetsel ekonomik etkinlikleriyle yakınındaki daha büyük bir kente az çok bağımlı ikincil kent )

( SATELLITE TOWN )

( VILLE -SATELLITE )

( TRABANTENSTADT )


- PEYK, SUNİ PEYK, TELEKOMÜNİKASYON PEYKİ, | TELEVİZYON PEYKİ | UYDU ile/||/<> YAPMA UYDU

( TV. 1. İnsanlarca yapılarak bir gökcismi çevresinde yörüngeye yerleştirilen ve dolanması sağlanan uzay aracı, yapma uydu. 2. Yapma uydunun iletişimde, ırakiletişimde kullanılan çeşidi, iletişim uydusu. 3. İletişim uydusunun televizyon yayınlarında da kullanılabilen çeşidi, televizyon uydusu. @@ Bir gezegenin, ya da genel olarak bir gökcisminin çevresinde dolanan başka bir cisim. @@ Görünüşte bağımsız, gerçekte başka bir devlete bağımlı olan (devlet). @@ Yörüngesel devinimini bağlı olduğu gezegen çevresinde yapan ve onunla birilikte dizgenin asıl özeği olan yıldız çevresinde de dolanan gökcismi. @@ 1. gökbilim: Bir gezegen ya da gökcisminin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen, gökcismi. 2. fizik: Bir öğecik çekirdeğinin çevresinde dönen eksiciklerden her biri. @@ Evrensel çekim kuvveti etkisiyle, Kepler yasaları uyarınca bir gezegen çevresindeki kapalı yörüngeler üzerinde dolanan gökcisimleri. @@ (astronomi) @@ @@ 1. Belli başlı kromozomlarda görülen, ana kromozom'a, sap biçiminde ince uzantıyla tutunmuş küçük kromozom parçası. 2. Büyük bir lezyonun kenarında oluşan küçük veya ikincil olarak biçimlenmiş olan lezyon. 3. Atardamar’a çok yakın olarak seyreden toplardamar. 4. Satellatizm gösteren. )

( 1. SATELLITE, ARTIFICIAL SATELLITE, 2. COMMUNICATION SATELLITE, TELECOMMUNICATION SATELLITE, 3. TELEVISION SATELLITE | SATELLITE, MOON | SATELLITE | ARTIFICIAL SATELLITE~ARTIFICIAL SATELLITE )

( 1. SATELLITE (ARTIFICIELLE), 2. SATELLITE DE COMMUNICATION (DE TÉLÉCOMMUNITATION), 3. SATELLITE DE TÉLÉVISION | SATELLITE | SATELLITE ARTIFICIEL~SATELLITE ARTIFICIEL | SATELLITE ARTIFICIELLE | SATELLITE ARTFICIELLE )

( SATELLES~... )

( 1. SATELLIT, KÜNSTLICHER SATELLIT, TRABANT, 2. NACHRICHTENSATELLIT, 3. FERNSEHSATELLIT, TELESATELLIT | SATELLIT, TRABANT | SATELLIT | KÜNSTLICHER SATELLIT~KÜNSTLICHER SATELLIT )

( SATELLITE~SATELLITE ARTIFICIALE )

( ΔΟΡΥΦΌΡΟΣ / δορυφόρος~ΤΕΧΝΗΤΌΣ ΔΟΡΥΦΌΡΟΣ / τεχνητός δορυφόρος )


- PEYK, SUNİ PEYK, | TELEKOMÜNİKASYON PEYKİ | TELEVİZYON PEYKİ | UYDU ile/||/<> UYDU

( TV 1 İnsanlarca yapılarak bir gökcismi çevresinde yörüngeye yerleştirilen ve dolanması sağlanan uzay aracı yapma uydu 2 Yapma uydunun iletişimde ırakiletişimde kullanılan çeşidi iletişim uydusu 3 İletişim uydusunun televizyon yayınlarında da kullanılabilen çeşidi televizyon uydusu Bir gezegenin ya da genel olarak bir gökcisminin çevresinde dolanan başka bir cisim Görünüşte bağımsız gerçekte başka bir devlete bağımlı olan devlet Yörüngesel devinimini bağlı olduğu gezegen çevresinde yapan ve onunla birilikte dizgenin asıl özeği olan yıldız çevresinde de dolanan gökcismi 1 gökbilim Bir gezegen ya da gökcisminin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen gökcismi 2 fizik Bir öğecik çekirdeğinin çevresinde dönen eksiciklerden her biri Evrensel çekim kuvveti etkisiyle Kepler yasaları uyarınca bir gezegen çevresindeki kapalı yörüngeler üzerinde dolanan gökcisimleri astronomi 1 Belli başlı kromozomlarda görülen ana kromozoma sap biçiminde ince uzantıyla tutunmuş küçük kromozom parçası 2 Büyük bir lezyonun kenarında oluşan küçük veya ikincil olarak biçimlenmiş olan lezyon 3 Atardamar a çok yakın olarak seyreden toplardamar 4 Satellatizm gösteren )

( 1. SATELLITE, ARTIFICIAL SATELLITE, 2. COMMUNICATION SATELLITE, TELECOMMUNICATION SATELLITE, 3. TELEVISION SATELLITE | SATELLITE, MOON | SATELLITE | ARTIFICIAL SATELLITE )

( 1. SATELLITE (ARTIFICIELLE), 2. SATELLITE DE COMMUNICATION (DE TÉLÉCOMMUNITATION), 3. SATELLITE DE TÉLÉVISION | SATELLITE | SATELLITE ARTIFICIEL )

( 1. SATELLIT, KÜNSTLICHER SATELLIT, TRABANT, 2. NACHRICHTENSATELLIT, 3. FERNSEHSATELLIT, TELESATELLIT | SATELLIT, TRABANT | SATELLIT | KÜNSTLICHER SATELLIT )

( SATELLES )

( SATELLITE )

( ΔΟΡΥΦΌΡΟΣ / δορυφόρος )


- PEYK ile/||/<> PEYK[Fars. < PEYK]

( T K O Anadoluda oyunları düzenleyene verilen ad Köy oyunu Anadoluda oyunları düzenleyene verilen adlardan biri Satellit )


- PEYK[Fars. < PEYK] ile/değil/yerine/=/||/<> PEYK

( suni peyk Haber ve mektup taşıyan kimse uydu Bir başkasına bağımlılığı olan )


- PEYKE[Fars. < PÂYGÂH] ile/||/<> ...

( eski kahvelerde ve evlerde bulunan duvara bitişik alçak tahta sedir kerevet Ağızlarda peyke ahırda hayvanlara karşı yapılan seki olarak kullanılır pāygāh a vestibule portico or court before a house a place for depositing shoes a stable an inn or any place where travellers put up a step of a stair or ladder Farsçada pāygah a place for leaving ones shoes a stable olarak da geçer Bulgarca péjka Türkçeden alınmıştır Türkçeden Suriye Arapçasına da geçmiştir HalasiKun AO 5 36 Krt peyke chambrette avec un banc large en turc seki Türkçeden alınmıştır )

( PĀYGĀH )


- PEYNİR AĞACI ile/||/<> KIRMIZI İPEK PAMUĞU AĞACI

( Ebegümecigillerden tropikal bölgelerde yetişen kozalarında kısa lifli pamuk bulunan ağaç Bombax criodendron )

( BOMBAX CRIODENDRON cum/||/<> BOMBAX CEIBA cum/||/<> BOMBAX BUONOPOZENSE cum/||/<> BOMBAX COSTATUM )


- PEYNİR/PENİR[Fars. < PENĪR] ile/||/<> MOZERELLA/MOZZARELLA[İt. < MOZZARELLA]

( peynir ağacı peynir dişi peynirhane peynir helvası peynir şekeri peynir tatlısı beyaz peynir eritme peynir imansız peynir otlu peynir süzme peynir tel peynir Abaza peyniri Abhaz peyniri civil peyniri çayır peyniri çeçil peyniri Çerkez peyniri dil peyniri gravyer peyniri kaşar peyniri kirlihanım peyniri Mihalıççık peyniri obruk peyniri rokfor peyniri Şavak peyniri teleme peyniri tulum peyniri Urfa peyniri Maya ile katılaştırılarak sütten yapılan ve birçok türü olan besin )


- PEYNİRSİ ile/||/<> PEYNİRİMSİ


- PEYREV[Fars. < PEYREV] ile/değil/yerine/=/||/<> PEYREV

( Başkasının izinden giden )


- PEZEVENK[ERM.] ile/||/<> ...

( erkeklere kadın bularak yolsuz birleşmelere aracılık eden kimse Az pǝzǝvǝng büyük cüsseli iri yarı iri kıyım kaba saba görünüşlü Dankoffa göre ALT 63 Ermeniceden alınmıştır bozawag pander pimp boz prostitute awag elder chief superior Pezevenk biçimindeki n sesinin Türkçede türediği anlaşılıyor Dankoff Farsça pāzanak a pimp a pander biçimini göz ardı etmişse de pezevenkin Ermeniceden geçtiği anlaşılıyor Arapça Suriye bezawenk crapule homme de caractère vil maquereau Türkçeden alınmıştır Balkan dillerinde de pezevenk olarak kullanılır Kürtçede pizevenk olarak geçer Littmanna göre Tschudi Arm 112 42 Türkçeden Mısır Arapçasına da geçmiştir Türkçede pezevenk olarak kullanılan astik dasnik kodoş gibi sözlerin de Ermeniceden geldiğini biliyoruz )

( PƎZƎVƎNG[Az.] )


- PEZEVENK/KAVAT[Ar. < ḲAVVĀD] ile/||/<> PEZEVENK/ASTİK[Erm. < ] ile/||/<> PEZEVENK/DASNİK[Erm. < ] ile/||/<> PEZEVENK/GODOŞ[Erm. < ]


- PEZEVENK[Erm.] ile/ve/||/<> GAVAT/KAVAT[Ar. < KAVVÂD]


- PEZEVENK ile/||/<> MUHABBET TELLALI ile/||/<> TERES ile/||/<> DÜMBÜK


- PEZEVENK[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> PEZEVENK

( sefa pezevengi Gizli ve yasal olmayan cinsel ilişki öncesinde aracılık eden kimse dümbük godoş muhabbet tellalı teres kavat astik dasnik Ağır ve kaba sövgü sözü )


- PEZEVENKLİK ile/||/<> KAVATLIK ile/||/<> DÜMBÜKLÜK ile/||/<> GODOŞLUK ile/||/<> MUHABBET TELLALLIĞI


- PEZZA[İt. < PEZZA] ile/değil/yerine/=/||/<> PEÇE

( Kadınların sokakta yüzlerine örttükleri ince siyah örtü nikap Maske sır giz )


- PEZZETTA[İt. < PEZZETTA] ile/değil/yerine/=/||/<> PEÇETE

( Yemek yerken giysiyi korumak ağız ve elleri silmek için kullanılan ince yumuşak kâğıt veya kumaş parçası peşkir )


- PFENNİG[Alm. < PFENNIG] ile/değil/yerine/=/||/<> FENİK

( asit fenik Alman markının yüzde biri Çok az para )


- PH ile/||/<> PH

( Hidrojen yükünleri etkinliklerinin eksi logaritması olarak gösterilen bir tür asitlik derecesi Bir litre sıvıdaki hidrojen iyonu konsantrasyonunun negatif logaritması pH 7 den düşük çözeltiler asidik pH 7 olanlar nötr pH 14e kadar olanlar ise bazik çözeltiler olarak adlandırılır Çözeltide var olan hidrojen iyonu konsantrasyonunun negatif logaritması Bir çözeltide bulunan hidrojen iyon konsantrasyonunun negatif logaritması )

( PH | POTENTIAL OF HYDROGEN, PH )

( PH )

( PH )


- PH ile/||/<> POH

( pH asitlik ölçüsü İLE pOH bazlık ölçüsü )

( Formül: pH = -log[H⁺] İLE pOH = -log[OH⁻] )


- PHAETON[Fr. < PHAÉTON] ile/değil/yerine/=/||/<> FAYTON

( Tek körüklü dört tekerlekli genellikle çift atlı binek arabası payton Perde ayaklılardan sıcak deniz kıyılarında yaşayan uzun kuyruklu bir kuş Phaeton )


- PHALANGE[Fr. < PHALANGE] ile/değil/yerine/=/||/<> FALANJ

( Eski Yunanlarda özellikle Makedonya yayalarının çekirdeğini oluşturan mızraklı alay Bazı ülkelerde yarı askerî siyasi kuruluş )


- PHALANGİSTE[Fr. < PHALANGISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> FALANJİST

( İspanya da falanj üyesi )


- PHALL-/PHALLO- ile/||/<> BALAN-/BALANO-

( Penis. İLE/||/<> Glans penisle ilgili. )


- PHANİE[Fr. < PHANIE] ile/değil/yerine/=/||/<> FANİ

( İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti )


- PHARAOH[İng.] ile/||/<> PHARAON[Fr.] ile/||/<> PHARAO[Alm.] ile/||/<> FİRAVUN[Ar. < FİRʿAVN]

( Eski Mısır hükümdarlarının sanı )

( PHARAOH )

( PHARAON )

( PHARAO )


- PHARE[Fr. < PHARE] ile/değil/yerine/=/||/<> FAR

( kısa far uzun far sis farı Taşıtların ön bölümünde bulunan kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği )


- PHARE[Fr.] ile/||/<> FAR ile/||/<> FAR[Fr.]

( I Taşıtların ön bölümünde bulunan kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği Tren lokomotifin iki iri korkunç farıyla üstüme doğru hızla geliyor ve ben ne yazık ki artık duvara yapışmış kertenkele de değilim Adalet Ağaoğlu Gece Hayatım 69 Hava serindi ormanı cılızca aydınlatan birkaç araba farı ve fener ışığından başka ışık yoktu Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 295 Otomobilin farları nikel kısımları bir parıltıda göz kamaştıran yanıp sönüyordu Yaşar Kemal Kimsecik 2 34 Battı batacak güneş ışığından arabaların farları Selim İleri Ölünceye Kadar Seninim 21 Farları ile karanlığı yırtan bir otomobilin görünümü gündüzkünden daha gösterişli Refik Halit Karay Bir İçim Su 132 Farlar çamurdan leş gibi olduğu için ölgün bir sarı ışık düşüyordu yola Ayşe Kulin Geniş Zamanlar 83 Biner mumluk farları andırıyordu yuvarlak kara gözleri Pınar Kür Yarın Yarın 37 Karşıdan gelen farlarını yakmış otomobilleri ve kamyonları ancak bir leke olarak görebiliyoruz Fethi Naci Dünya Bir Gölgeliktir 131 II Kadınların süs için göz kapaklarına sürdükleri çeşitli renkte boya düzgün Şimdi makyaj malzemesi yapan ünlü firmalar zencilere en çok yaraşan dudak boyası allık göz farı renklerini koku gidericileri saptamışlar Tomris Uyar Sesler Yüzler Sokaklar 128 Allıklı rujlu farlı rimelli cümlelere bayılıyorlar Fethi Naci Yüzyılın Yüz Türk Romanı 583 )


- PHARMACEUTICAL CHEMISTRY ile/||/<> FINE CHEMICAL INDUSTRY

( Pharmaceutical chemistry ilaç etki mekanizma odaklıyken İLE fine chemical industry yüksek saflık kimyasal üretim odaklıdır )

( Formül: Drug discovery )


- PHARMACEUTICS[İng.] ile/||/<> ECZACILIK

( İlacların hazırlanması dozajları ve biçimleri gibi konularla ilgilenen bilim dalı farmasötik )

( PHARMACEUTICS )


- PHARMACODYNAMIC[İng.] ile/||/<> FARMAKODİNAMİ[Fr. < PHARMACODYNAMIE]

( Deney hayvanları ve insanlarda ilaçların fizyolojik biyokimyasal ve patolojik olaylar üzerindeki etkilerini inceleyen farmakoloji alt dalı )

( PHARMACODYNAMIC )

( PHARMACODYNAMIE )


- PHARMACODYNAMİE[Fr. < PHARMACODYNAMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> FARMAKODİNAMİ

( İlaçların organizma üzerindeki etkisini inceleyen ilaç bilimi dalı )


- PHARMACODYNAMİQUE[Fr. < PHARMACODYNAMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FARMAKODİNAMİK

( Farmakodinami ile ilgili )


- PHARMACOGENOMICS ile/||/<> CLASSICAL PHARMACOLOGY

( Pharmacogenomics genetik varyasyonun ilaç yanıtına etkisini incelerken İLE classical pharmacology genel ilaç etki mekanizmalarını inceler )

( Formül: Drug response genetics )


- PHARMACOGNOSİE[Fr. < PHARMACOGNOSIE] ile/değil/yerine/=/||/<> FARMAKOGNOZİ

( İlaçların doğada bulundukları durumda incelenmesi )


- PHARMACOLOGİQUE[Fr. < PHARMACOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FARMAKOLOJİK

( İlaç bilimi ile ilgili )


- PHARMACOLOGUE[Fr. < PHARMACOLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FARMAKOLOG

( İlaç bilimi ile uğraşan ilaç bilimi uzmanı )


- PHARMACOLOGY[İng.] ile/||/<> İLAÇ BİLİMİ

( İlaçların yapıları hazırlanış biçimleri özellik ve etkilerini konu alan bilim dalı eczacılık bilimi farmakoloji )

( PHARMACOLOGY )


- PHARMACOPEIA[İng.] ile/||/<> FARMAKOPE[Fr. < PHARMACOPOEIA]

( İlaçları oluşturan tüm bileşenlerin ve bunlara ait kontrol ve analiz yöntemlerinin yer aldığı yasal ve bilimsel olarak uyulması gereken kuralları içeren Türk Farmakopesi Amerikan Farmakopesi gibi resmi kitap kodeks )

( PHARMACOPEIA )

( PHARMACOPOEIA )


- PHARMACOPOEİA[Fr. < PHARMACOPOEIA] ile/değil/yerine/=/||/<> FARMAKOPE

( İlaç üretiminde kullanılan etkin ve yardımcı maddelerin nitel ve nicel çözümleme yöntemlerinin yer aldığı yasal ve bilimsel olarak uyulması gereken ulusal ve uluslararası kuralları ve yöntemleri içeren resmî kitap )


- PHASE-TRANSFER CATALYSİS ile/||/<> HOMOGENEOUS CATALYSİS

( Phase-transfer catalysis farklı fazlar arası reaktant transferini sağlarken İLE homogeneous catalysis tek fazda katalizdir )

( Formül: Quaternary ammonium )


- PHASE[Fr. < PHASE] ile/değil/yerine/=/||/<> FAZ

( faz kalemi çok fazlı iki fazlı tek fazlı Elektrik geriliminde evre safha )


- PHENOL[Fr. < PHÉNOL] ile/değil/yerine/=/||/<> FENOL

( Boyacılıkla plastik maddelerin ve bazı ilaçların yapımında kullanılan çoğunlukla maden kömürünün katranından çıkarılan benzinin oksijenli türevi asit fenik )


- PHENOL[İng.] ile/||/<> FENOL[Fr. < PHÉNOL]

( 1 Benzen içeren organik maddelerin yıkımlanması sonucu oluşan bir asidik benzen türevi madde 2 Kömür katranından damıtılarak elde edilen antiseptik özelliğe sahip bakteri ve mantarların sitoplazmik zarlarının geçirgenliğini artırarak ölümlerine neden olan bir madde )

( PHENOL )

( PHÉNOL )


- PHENOMENAL[Fr. < PHÉNOMÉNAL] ile/değil/yerine/=/||/<> FENOMENAL

( Şaşılacak olağanüstü olan Olguya ilişkin )


- PHGOCENTRUS PIRAYA[Lat.] ile/||/<> PİRANA[Fr. < PIRANHA] | PIRAYA

( Piraya )

( PIRANHA )

( PHGOCENTRUS PIRAYA )


- PHİL-/-PHİL/-PHİLE/-PHİLİA/-PHİLİC/PHİLO-/-PHİLY ile/||/<> PHOB-/-PHOBE/-PHOBİA/-PHOBİAC/PHOBO-

( Sevme, eğilimi olma, eğilim, hastalık derecesinde eğilim. İLE/||/<> Korku, kaygı, fobisi olan. )


- PHİLANTROPE[Fr. < PHILANTROPE] ile/değil/yerine/=/||/<> FİLANTROP

( İnsansever insanların iyiliği için çalışan kimse )


- PHİLHARMONİE[Fr. < PHILHARMONIE] ile/değil/yerine/=/||/<> FİLARMONİ

( Güçlü müzik sevgisi Müzik konserleri derneği )


- PHİLHARMONİQUE[Fr. < PHILHARMONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FİLARMONİK

( Müzikseverlerin kurduğu dernek Müziği seven kimse )


- PHİLOLOGİE[Fr. < PHILOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> FİLOLOJİ

( Dili ve yazılı belgeleri dil ve tarih açısından inceleme dil bilimi )


- PHILONOUS ile/ve/||/<> HYLAS


- PHİLOSOPHE[Fr. < PHILOSOPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> FİLOZOF

( Felsefe ile uğraşan ve felsefenin gelişmesine katkıda bulunan kimse felsefeci feylesof Felsefe yapmaya meraklı olan kimse Sakin kendi hâlinde yaşayan kimse )


- PHİLOSOPHİQUE[Fr. < PHILOSOPHIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FİLOZOFİK

( Felsefe ile ilgili felsefeye dayanan )


- PHLEBİTE[Fr. < PHLÉBITE] ile/değil/yerine/=/||/<> FLEBİT

( Toplardamarlarda iç zar yangısı )


- PHLEGMON[Fr. < PHLEGMON] ile/değil/yerine/=/||/<> FLEGMON

( Deri altındaki veya organlar arasındaki katılgan dokunun iltihaplanması )


- PHOBIA[İng.] ile/||/<> YILGI

( Belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyulan olağandışı güçlü korku )

( PHOBIA )


- PHOBİE[Fr. < PHOBIE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOBİ

( Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı güçlü korku yılgı )


- PHOENIX DACTYLIFERA[Lat.] ile/||/<> HURMA[Fars. < HURMÂ]

( Palmiyegillerin eski çağlardan beri Kuzey Afrikada kültürü yapılan yemişlerinden yararlanılan gövdesi uzun yaprakları büyük ve dikenli bir ağaç palmiye palm xurmā a date a date tree )

( PHOENIX DACTYLIFERA )

( XURMĀ )


- PHONETIC SUBSTITUTION[İng.] ile/||/<> SUBSTITUTION PHONÉTIQUE[Fr.] ile/||/<> SUBSTITUTION, PHONETISCHE SUBSTITUTION, STELLEVERTRETUNG[Alm.] ile/||/<> NÖBETLEŞME

( Seslerin birbirinin yerine geçmesi olayı Anadolu ağızları nöbet löbet nevbet dönüm dölüm birāder bilāder rençper leşber öl el öldür eldür A Caferoğlu KD Tr 15522 24210 kadar kadan gudan bu yol bu yon Z Korkmaz GBAA S 77 123 not 217 v l Ø avtan altan atan horoz avat ötmek kavaßa kalaßa göbek köbäk k p çiklet çiplet cıvıldamak m v mal val ön taraf öñül makar vakar öküz öküz J Benzing Tschuw Fundamenta I s 709 Alıntı kelimelerde bir dilde bulunmayan bir sesi benzeri başka bir sese çevirme biçimindeki ses karşılanması olayı da bir tür nöbetleşmedir Hıdr Hıdır TT Hızır hıdmet TT hizmet Fadıl TT Fazıl hoşnud TT hoşnut vb )

( PHONETIC SUBSTITUTION )

( SUBSTITUTION PHONÉTIQUE )

( SUBSTITUTION, PHONETISCHE SUBSTITUTION, STELLEVERTRETUNG )


- PHONETİQUE[Fr. < PHONÉTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FONETİK

( fonetik alfabe fonetik imla ses bilgisi Herhangi bir dilde yer alan seslerin fiziksel özellikleri )


- PHONÉTIQUE[Fr. < PHONÉTIQUE] ile/||/<> FONETİK ile/||/<> FONETİK[Fr. < PHONÉTIQUE]

( Dilin ses ve ton eğitimi Dil ritmi ve konuşma temposu özel olarak da konuşma dinamizmini öğreten ve tiyatro için çok önemli bir bilim kolu ses bilimi sesbilgisi )

( PHONÉTIQUE )


- PHONOGENİQUE[Fr. < PHONOGÉNIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FONOJENİK

( Sesi radyoya veya fonografa uygun olan kimse )


- PHONOGRAPHİE[Fr. < PHONOGRAPHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> FONOGRAFİ

( Seslerin gerektikçe tekrarlanmasını sağlamak için bunların titreşimlerini madde üzerine iz olarak geçirme yöntemi )


- PHONON ile/||/<> PHOTON

( Bir kristal örgüsündeki eşgüdümlü titreşimlerin enerji kuantumudur; gerçek bir parçacık değil, katıdaki ısı ve sesi taşıyan yarıparçacıktır. @@ Elektromanyetik alanın, yani ışığın enerji kuantumudur; gerçek bir temel parçacıktır. İlki bir ortamın titreşimine bağlıdır ve ses hızıyla, ikincisi ortam gerektirmez ve ışık hızıyla ilerler. )


- PHONOTELEGRAPHE[Fr. < PHONOTÉLÉGRAPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> FONOTELGRAF

( Telefonla iletilen telgraf )


- PHOQUE[Fr. < PHOQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOK

( Etçiller takımının fokgiller familyasından metre boyunda postu değerli memeli deniz hayvanı ayı balığı Phoca )


- PHOSGENE[Fr. < PHOSGÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOSGEN

( Karbonmonoksit ile klordan meydana gelen boğucu bir gaz )


- PHOSPHATE[Fr. < PHOSPHATE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOSFAT

( kalsiyum fosfat sodyum fosfat Yapay gübre ve bazı ilaçların yapımında kullanılan fosforik asidin tuzu veya esteri )


- PHOSPHATING; PHOSPHATIZING[İng.] ile/||/<> PHOPHATATION[Fr.] ile/||/<> PHOSPHATIEREN[Alm.] ile/||/<> FOSFATLAMA | FOSFAT ÖRTME

( fosfat örtme )

( PHOSPHATING; PHOSPHATIZING )

( PHOPHATATION )

( PHOSPHATIEREN )


- PHOSPHOPROTEOMICS ile/||/<> ACETYLOMICS

( Phosphoproteomics protein fosforilasyonunu incelerken İLE acetylomics protein asetilasyonunu inceler )

( Formül: PTM analysis )


- PHOSPHORE[Fr. < PHOSPHORE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOSFOR

( fosfor bombası fosforışı fosforışıl Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan yarı saydam bal mumu kıvamında karanlıkta ışıldayan sarımsak kokulu zehirli bir element simgesi P )


- PHOSPHORE[Fr. < PHOSPHORE] ile/||/<> FOSFOR ile/||/<> FOSFOR[Fr. < PHOSPHORE]

( kimya tarım Birkaç eşözdeği bulunan ve A A 30 975 A S 15 olan element Metal olmayan zehirli ve yüksek derecede yanıcı beyazsarı kırmızı ve siyah olmak üzere üç biçimde bulunan kemiğin mineral fazının en önemli komponenti olan hemen hemen tüm metabolik olaylara katılan P ile simgelenen allotropik bir element Organizmada ortalama 1 oranında bulunan önemli bir kısmı iskelet ve dişlerde hidroksil apatit biçiminde bağlanmış olan kanda mutlaka bulunması gereken kemiklerin yapısal fonksiyonu dışında nükleik asitlerin fosfolipitlerin bileşiminde yer alan karbonhidrat metabolizmasında hekzofosfat difosfat ve trifosfatların oluşumunda önemli rol oynayan hayvanlara çeşitli bileşikler hâlinde verilmesi gereken bir mineral )

( PHOSPHOROUS | PHOSPHORUS, P | PHOSPHORUS )

( PHOSPHORE )

( PHOSPHOR )


- PHOSPHOREIŞI[Fr. < PHOSPHORE + Tr. IŞI] ile/değil/yerine/=/||/<> FOSFORIŞI

( Bazı cisimlerin veya canlı varlıkların normal sıcaklığında hissedilir bir artış olmadan karanlıkta ışık verme özelliği )


- PHOSPHOREIŞIL[Fr. < PHOSPHORE + Tr. IŞIL] ile/değil/yerine/=/||/<> FOSFORIŞIL

( Fosforışı özelliği olan )


- PHOSPHORESCENCE[İng.] ile/||/<> YAKAMOZ[Yun.]

( 1 Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı 2 Biyolojik ışık üretme özelliğine sahip organizmaların akıntı ve rüzgarlarla sürüklendiklerinde veya bir şeye dokunduklarında oluşan ışığın yansıması olayı R διακαμός phosphorescence of the sea )

( PHOSPHORESCENCE )

( ΔΙΑΚΑΜΌΣ / διακαμός )


- PHOTOAFFINITY ile/||/<> ABPP ile/||/<> PROXIMITY

( Proteinleri işaretleme teknikleri. )

( Formül: Probe-UV-Protein )


- PHOTOAKIM[Fr. < PHOTO + Tr. AKIM] ile/değil/yerine/=/||/<> FOTOAKIM

( Fotoelektrik olayından elde edilen akım )


- PHOTOCATALYSIS ile/||/<> BIOREMEDIATION ile/||/<> ADSORPTION ile/||/<> ÇEVRE TEMİZLEME

( Kirlilik giderme teknolojileri. )

( Formül: OH• radikal üretimi )


- PHOTOCATALYSIS ile/||/<> ELECTROCATALYSIS ile/||/<> PLASMA ile/||/<> ALTERNATİF KATALİZ

( Geleneksel olmayan aktivasyon yöntemleri. )

( Formül: H₂O → H₂ + ½O₂ )


- PHOTOCATALYSİS ile/||/<> DARK CATALYSİS

( Photocatalysis ışık emilimi ile katalizör aktivasyonuyken İLE dark catalysis ışık gerektirmeyen katalitik süreçtir )

( Formül: Band gap excitation )


- PHOTOCHEMISTRY ile/||/<> THERMAL CHEMISTRY

( Photochemistry ışık enerjisiyle reaksiyon aktive ederken İLE thermal chemistry sıcaklık artışıyla reaksiyon hızlandırır )

( Formül: hν activation )


- PHOTOCOPİE[Fr. < PHOTOCOPIE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOTOKOPİ

( Bir yazı kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi tıpkıçekim Bu yöntemle elde edilen kopya tıpkıçekim )


- PHOTOELECTRIC[İng.] ile/||/<> FOTOELEKTRİK[Fr. < PHOTOÉLECTRIQUE]

( Işınlarıyla elektriğin ortak etkilerine veya birinin diğerini hasıl etme gücüne ait olan )

( PHOTOELECTRIC )

( PHOTOÉLECTRIQUE )


- PHOTOELECTRİQUE[Fr. < PHOTOÉLECTRIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOTOELEKTRİK

( Işığın etkisiyle elektrik üretme Işık ışımalarının etkisiyle oluşan her tür elektrik olayı Işığın metalden elektron koparması )


- PHOTOFİNİSH[Fr. < PHOTO-FINISH] ile/değil/yerine/=/||/<> FOTOFİNİŞ

( Bir yarışta yarışanların varış anını belirleyen aygıt )


- PHOTOFLASH LAMP[İng.] ile/||/<> LAMPE ÉCLAIR[Fr.] ile/||/<> BLITZLAMPE[Alm.] ile/||/<> ÇAKAR LAMBA

( Fotoğrafı çekilecek bir nesnenin aydınlatılmasına yarayan ve bir ampul içinde yanma ile çok kısa süreli ve yoğun bir ışık yayımlayan lamba )

( PHOTOFLASH LAMP )

( LAMPE ÉCLAIR )

( BLITZLAMPE )


- PHOTOGENE[Fr. < PHOTOGÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOTOJEN

( Işık yaratan doğuran )


- PHOTOGENİQUE[Fr. < PHOTOGÉNIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOTOJENİK

( Işığın bazı cisimler üzerine yaptığı kimyasal etki ile ilgili veya bu etkileri yaratma özelliği taşıyan Fotoğraf kâğıdını çok etkileyen Fotoğrafta veya sinema filminde güzel bir etki bırakan yüz duruş )


- PHOTOGRAPH[İng.] ile/||/<> PHOTOGRAPHIER[Fr.] ile/||/<> FOTOGRAFIEREN, AUFNEHMEN[Alm.] ile/||/<> FOTOĞRAF ÇEKMEK

( Sinema TV Fotoğraf aygıtıyla fotoğraf elde etmek )

( PHOTOGRAPH )

( PHOTOGRAPHIER )

( FOTOGRAFIEREN, AUFNEHMEN )


- PHOTOGRAPHE[Fr. < PHOTOGRAPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOTOĞRAF

( fotoğrafhane fotoğraf makinesi büyük fotoğraf enstantane fotoğraf vesikalık fotoğraf aile fotoğrafı vesika fotoğrafı Çeşitli araç ve malzeme kullanarak görüntüyü özel bir yüzey üzerinde sabitleme Bu yöntemle aktarılarak çoğaltılan görüntü resim suret foto görünüm )


- PHOTOGRAPHEHANE[Fr. < PHOTOGRAPHE + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> FOTOĞRAFHANE

( Fotoğrafçının çalıştığı fotoğraf çekilen veya fotoğraf makinesi satılan yer fotoğrafçı )


- PHOTOGRAPHER, STILL PH-TOGRAPHER (MAN, CAMERAMAN)[İng.] ile/||/<> PHOTOGRAPHE (DE PLATEAU, DE PRODUCTİON)[Fr.] ile/||/<> FOTOGRAF, STANDFOTOGRAF, STILLBILDFOTOGRAF, LICHTBILDNER[Alm.] ile/||/<> FOTOĞRAFÇI

( Sinema TV İşliklerde çalışma fotoğrafı oyuncu fotoğrafı ya da filmlerde televizyon izlencelerinde kullanılacak fotoğrafları çekmekle görevli kimse )

( PHOTOGRAPHER, STILL PH-TOGRAPHER (MAN, CAMERAMAN) )

( PHOTOGRAPHE (DE PLATEAU, DE PRODUCTION) )

( FOTOGRAF, STANDFOTOGRAF, STILLBILDFOTOGRAF, LICHTBILDNER )