Paralel'lik bulunan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 59.275 başlık/FaRk ile birlikte,
59.275 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(192/239)
- SERBESTLEŞME ile/||/<> KURALSIZLAŞTIRMA
( kuralsızlaştırma )
- SERBEST/LİK ile/ve/||/<> ÖZGÜR/LÜK, HÜR[Ar. HURR]/LÜK
( Fizik. İLE/VE Metafizik. )
( Her zaman bulunamayabilir. Kişinin hareketlerinin sınırlanması. İLE/VE Kendinin bilincinde olmak. )
( Kişi, farkındalıkta olduğu/kaldığı sürece özgürdür. )
( Kişinin özgür olduğunu bilmesi, kendini bilmesidir. )
( FREE/NESS vs./and FREEDOM
Physics. WITH/AND Metaphysics. )
- ŞERBET ile/ve/değil/||/<>/< "ŞERBET"
( Boğazdan akan. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Dilden dökülen. )
- ŞERBET[Ar. < ŞERBET] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERBET
( şerbet şekeri baldıranşerbeti demirhindi şerbeti ecel şerbeti koruk şerbeti lohusa şerbeti tutkal şerbeti Pişmiş baklava vb hamurlu tatlılara konulmak üzere kaynatılarak hazırlanmış şekerli su şurup şire Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek Bazı maddelerin suda eritilmişi Taş çini tuğla vb nin aralıklarına akıtılmak için yapılmış sulu harç veya çimento Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek )
- ŞERBET/ŞERBET[Ar. < ŞERBET] ile/||/<> SOMATA/SOMATA[Yun. < ] ile/||/<> SİRKENGEBİN/SİRKENGUBİN[Fars. < SİRKENGUBĪN] ile/||/<> VİŞNAP/AB[BULGARCA + Fars. ĀB]
( şerbet şekeri baldıranşerbeti demirhindi şerbeti ecel şerbeti koruk şerbeti lohusa şerbeti tutkal şerbeti Pişmiş baklava vb hamurlu tatlılara konulmak üzere kaynatılarak hazırlanmış şekerli su şurup şire Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek Bazı maddelerin suda eritilmişi Taş çini tuğla vb nin aralıklarına akıtılmak için yapılmış sulu harç veya çimento Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek )
- ŞERBETLEME | ŞERBETLEMEK | ŞERBETLENME | ŞERBETLENMEK ile/||/<> ŞURUPLAMA | ŞURUPLAMAK | ŞURUPLANMA | ŞURUPLANMAK
- ŞERBETLİK ile/||/<> ...
( Oda duvarlarında testi bardak koymak amacıyla açılmış boşluklar Yeşilova Burdur )
- ŞERBETSİZ ile/||/<> ŞİRESİZ ile/||/<> ŞURUPSUZ
- ŞERÇ | ANÜS[Fr. < ANUS] ile/||/<> MAKAT
( Sindirim kanalının ard uçdan dışarı açıldığı yer. @@ Sindirimden sonra geriye kalan artıkların dışarı atıldığı ve vücudun arka ucunda ya da alt tarafında yer alan sindirim kanalı açıklığı. @@ Sindirimden sonra geriye kalan atıkların dışarı atıldığı ve vücudun arka kısmı veya alt tarafında yer alan sindirim kanalı açıklığı. @@ anat. Halka, makat, delik, hlk. sofra. @@ @@ )
( ANUS~ANUS )
( ANUS~ANUS )
( ANUS | ANUS: ANÜS~ANUS )
( AFTER | ANUS, AFTER~AFTER )
( ANO~ANO )
( ΠΡΩΚΤΌΣ / πρωκτός~ΠΡΩΚΤΌΣ / πρωκτός )
- ŞERÇ | ANÜS ile/||/<> ANÜS ile/||/<> ANÜS[Fr. < ANUS]
( Sindirim kanalının ard uçdan dışarı açıldığı yer Sindirimden sonra geriye kalan artıkların dışarı atıldığı ve vücudun arka ucunda ya da alt tarafında yer alan sindirim kanalı açıklığı Sindirimden sonra geriye kalan atıkların dışarı atıldığı ve vücudun arka kısmı veya alt tarafında yer alan sindirim kanalı açıklığı anat Halka makat delik hlk sofra )
( ANUS )
( ANUS )
( AFTER | ANUS, AFTER )
( ANUS | ANUS: ANÜS )
( ANO )
( ΠΡΩΚΤΌΣ / πρωκτός )
- ŞERÇ[Ar. < ŞERC] ile/değil/yerine/=/||/<> ANÜS
- SER-ÇAVUŞ, ÇAVUŞ-I BÜZÜRG ile/||/<> BAŞÇAVUŞ
( Yeniçeri örgütünde 5 bölüğün komutanı aynı zamanda tüm yeniçeri ocağının çavuşu )
- SERÇE PARMAK ile/||/<> AĞAÇ SERÇESİ ile/||/<> DAĞ SERÇESİ
( Serçegillerden insanlara yakın yerlerde yaşayan kışın göçmeyen koyu boz renkli ötücü küçük bir kuş Passer domesticus )
- SERÇE PARMAK ile/ve/||/<>/> BAŞ PARMAK ile/ve/||/<>/> ÜÇ PARMAK ile/ve/||/<>/> YUMRUK ile/ve/||/<>/> İŞARET-SERÇE PARMAK ARASI ile/ve/||/<>/> KARIŞ
( 1 cm. İLE/VE/||/<>/> 2 cm. İLE/VE/||/<>/> 5 cm. İLE/VE/||/<>/> 10 cm. İLE/VE/||/<>/> 15 cm. İLE/VE/||/<>/> 20 cm. )
(
)
- SERÇE PARMAK ile/||/<> KÜÇÜK PARMAK
- SERÇE ile/||/<> SERÇE
( zooloji tarım Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının serçegiller Passeridae familyasından sırtı kırmızı kahverengi karnı kül rengi ak dişisi kül renginde olan Palearktik bölgede evlerin yakınında yaşayan bir tür Evcil serçe Akdeniz ağızlarında çerçe olarak geçer Az sǝrçǝ serçe seçä serśi Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar seçe biçimini kullanırlar Ancak Doerfer TMEN 1234 bu biçimin kesinlikle yanlış olduğunu dile getirmiştir Ona göre Orta Türkçe seçeyi serçe diye okumak gerekir Eski Türkmencede serçe olarak geçer Buna karşılık Eski Kıpçakçada serçe olarak çıpçık adı kullanılır Leksika 176 Clauson ED 795a seç kökünden geldiğini bir olasılık olarak dile getirmiştir Ona göre seçenin yerden tohum vb seçen kuş anlamına geldiği ve çağdaş Oğuz diyalektlerinde kullanılan serçe biçimindeki rnin sonradan türediği anlaşılıyor Türkçe serp sep kökündeki r gibi Türkçe serçenin Farsçadan alındığı yolundaki sav yanlıştır Doerfere göre سا رجه yazımı Farsçada sığırcık olarak kullanılan سا ر sār adına dayanan bir halk etimolojisidir Çağdaş diyalektlerde serçeye türlü adlar verilir çıpçık sıpsık şımşık çımçık gibi Doerfer TMEN 1146 Räsänen V 109a Ligeti TörK 129 Pelliot BSOS 6 576 Deny Principes 109 Räsänen V 412a Clauson ED 795a Tietze WZKM 5960 171 Ligeti TörK 129 Levitskaya ChuvSt 103 Clausona göre ED 401a Türkçede beş parmağın en küçüğüne verilen serçe parmak adı Orta Türkçede kullanılan çıçalak sözünün yanlış etimolojisinden çıkmış olabilir Leksikaya göre 177 Clausonun seç kökünden geldiği yolundaki açıklaması açık bir halk etimolojisidir Yazarlar olası dış paralel olarak Japonca suzume serçe biçimini vermişlerdir )
( HOUSE SPARROW )
( MOINEAU )
( HAUSSPERLING )
( PASSER DOMESTICUS )
- SERÇİN[Fars. < SERÇĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> SERÇİN
( Mekiğin parçalarından her biri Seçme seçkin olan )
- SERD[Fars. < SERD] ile/değil/yerine/=/||/<> SERT
( sert buğday sert damak sert doku sert sessiz sert su sert tabaka sert ünsüz sert zar tatlı sert Çizilmesi kırılması buruşması kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan bek I berk pek katı I yumuşak karşıtı Esnekliği az olan kolayca eğilip bükülmeyen Kolay dayanılmayan zor katlanılan etkili yumuşak karşıtı Güçlü kuvvetli Etkisi şiddetli ve keskin olan hafif karşıtı Bağışlaması hoşgörüsü olmayan Gönül kırıcı katı ters olan Gönül kırıcı katı ters bir biçimde Hırçın öfkeli hiddetli olan Titizlikle uygulanan sıkı tonsuz )
- SERDAR | ÖNDER ile/||/<> ÖNDER
( Belirli zaman ve durumlar içinde ilişkili bulunduğu küme ya da toplumun tutum davranış ve etkinliklerini değiştirip yöneltme yeteneğini gösteren kişi Büyük işlerde bir topluluğa önayak olan kişi Önderin görevinin gerektirdiği yetenek ve becerileri kendinde bulundurma durumu Bunlar arasında girişkenlik yön verme ve yönettiği birey ya da kümelerin davranış ve tutumlarını onları doyuracak biçimde denetlemek gibi nitelikler gösterilebilir önder )
( LEADER )
( LEADER, CHÉF )
( FÜHRER )
( DUX )
- SERDAR[Fars. < SERDĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞKOMUTAN (KIR SERDARI)
- SERDAR ile/||/<> SERDAR-I EKREM
( Başkomutan, başbuğ. İLE/||/<> Osmanlı'da, Sadrazam'ın sefer sırasında kendi yetkilerinin yanında Sultan'a ait olan yetkileri de kullanmasından dolayı aldığı san. )
- SERDENGEÇTİ ile/||/<> DALKILIÇ
( dalkılıç )
- SERDETMEK[Ar. < SERD + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SERDETMEK
( İleri sürmek )
- SERE SERPE ile/||/<> ETEKSERPEN
( Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek Belli bir yere dağılacak biçimde dökmek ekmek II Yağmur veya kar azar azar ince ince yağmak serpiştirmek Vermek saçmak )
- SERE ile/||/<> SELE
- SEREBRAL PALSİ (SP) ile/||/<> MULTİPLE SKLEROZ (MS)
( Doğum öncesi ya da doğum sırasında beyin hasarı sonucu oluşan devim bozukluğu. İLE/||/<> Bağışıklık düzeninin sinir gözelerine saldırması sonucu oluşan nörolojik bir sayrılık. )
- SEREBRAL PALSİ ile/||/<> KAS DİSTROFİSİ
( Beyin hasarı nedeniyle kas denetimi ve koordinasyonunda bozukluk. İLE/||/<> Kasların zayıflaması ve kaybı ile ilişkili genetik bir durum. )
- SEREBRAL PALSİDE, KONJENİTAL ENFEKSİYONLAR (TORCH):
TOKSOPLAZMOZ ile/ve/||/<> ÖTEKİ ENFEKSİYONLAR ile/ve/||/<> RUBELLA ile/ve/||/<> SİTOMEGALOVİRÜS ile/ve/||/<> HERPES SİMPLEKS VİRÜS
( )
- SEREBRAL/CEREBRAL ile/||/<> SEREBROSPİNAL/CEREBROSPINAL
( Beyinle ilgili. İLE/||/<> Beyin ve omurilikle ilgili. )
- ŞEREF KONUĞU ile/||/<> ŞEREF MİSAFİRİ
- ŞEREF[Ar. < ŞEREF] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEREF
( şeref kıtası şeref konuğu şeref locası şeref misafiri şeref salonu şeref sözü şeref tribünü şeref üyesi şeref yeri Başkasının birine gösterdiği saygının dayandığı manevi değer onur Toplumca benimsenmiş iyi şöhret )
- ŞEREF ve/||/<> ŞEREFYÂB[Ar., Fars.]
( ... VE/||/<> Şeref kazanan kişi. )
- ŞEREFE[Ar. < ŞEREFE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEREFE
( Minarenin gövdesini çepeçevre dolaşan korkuluklu ezan okunan yer )
- ŞEREFİYYE[Ar. < ŞEREFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEREFİYE
( Bir yer bayındır duruma getirildiğinde çevrede bulunan mülklerin değeri arttığından sahiplerinden belediyece alınan para Kooperatiflerde üst katlardaki evlerin veya caddeye bakan evlerin sahiplerinden alınan fazla ücret )
- ŞEREFLENDİRME | ŞEREFLENDİRMEK | ŞEREF ÜYESİ ile/||/<> ONURLANDIRMA | ONURLANDIRMAK | ONUR ÜYESİ ile/||/<> ONURLANDIRIŞ
- ŞEREFYAB[Ar. < ŞEREF + Fars. -YĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEREFYAP
( Şeref kazanan kimse )
- SEREN ile/||/<> SEREN
( Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parçalara verilen ad 1 Kapı kanadının menteşe yardımıyla bağlandığı duvardaki ağaç kısım Buruncuk Yerköy Yozgat Aksaray Niğde 2 Ekin arabalarının yan kanatlarındaki yatay direkler Gönen Isparta Kızılca Bor Niğde 3 Dokuma tezgahlarında iplikleri düzeltmeye yarayan dikdörtgen şeklindeki ağaç parçası Nefsiköseli Eynesil Giresun 4 Kuyudan kaldıraç düzeni ile su çekerken kaldıraç görevini gören uzun sırık Kandilli Bozüyük Bilecik 5 Yelken ana direği Yenice Gelendost Isparta 6 serenağacı 7 Demet ya da sap taşımakta kullanılan arabaların yan kanatları Kırklareli Taneli mısır koçanlarının kurutulmasında kullanılan kafese benzeyen havadar çardak Kökenini bilmiyoruz )
( SPAR )
- SERENADE[Fr. < SÉRÉNADE] ile/değil/yerine/=/||/<> SERENAT
( Sesli olarak söylenen veya müzik aracılığıyla çalınan serbest biçimli müzik parçası Geceleyin açık havada sevgi duyulan biri için bir müzik aracıyla verilen küçük konser )
- SERENCAM[Fars. < SER + ENCĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> SERENCAM
( akıbet Başa gelen bir durum veya olay )
- SERENDİ ile/||/<> ...
( dört altı veya sekiz direk üstüne yapılmış tahıl meyve ve sebze kurusunu saklamak için kullanılan kiler )
- SERETÂN | CANCER[Fr. < CANCER] ile/||/<> KANSER ile/||/<> KANSER[Fr. < CANCER]
( Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel ad Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörler Kötücül tümör )
( CANCER | MALIGN TUMOUR | TUMOR, TUMOUR, NEOPLASIA )
( CANCÉR | CANCER | TUMOUR )
( KANZER | TUMOUR )
( CANCER )
( CANCRO )
( ΚΑΡΚΊΝΟΣ / καρκίνος )
- SERETÂN | KANSER[Fr. < CANCER] ile/||/<> TÜMÖR
( Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel ad. @@ Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörler. @@ Kötücül tümör. )
( CANCER | MALIGN TUMOUR | TUMOR, TUMOUR, NEOPLASIA~TUMOR, TUMOUR, NEOPLASIA | TUMOR | TUMOR, TUMOUR )
( CANCÉR | CANCER | TUMOUR~TUMOUR | TUMEUR )
( CANCER~TUMOR )
( KANZER | TUMOUR~TUMOUR )
( CANCRO~TUMORE )
( ΚΑΡΚΊΝΟΣ / καρκίνος~ΌΓΚΟΣ / όγκος )
- SERETÂN | YENGEÇ ile/||/<> YENGEÇ
( Bir takımyıldızın ve burcun adı Yengeç takımyıldızı Yengeç burcu astronomi )
( CANCER, CNC (CANCRI), CRAB )
( CANCER )
( KERBS )
( CANCER )
- SERETÂN ile/||/<> PAVURYA ile/||/<> YENGEÇ
( yengeç yengeç Yengeç anlamdaş pavurya Cancer pagurus Eklembacaklı hayvanlardan kabuklular Crustacea sınıfının bir türü Karapaksı geniş ve yuvarlak olur Uzunluğu 912 cm Avrupa denizlerinde yaşar Yenir zooloji Eklem bacaklı hayvanlardan kabuklular Crustacea sınıfının karapaksı geniş ve yuvarlak 912 cm kadar uzunlukta Avrupa denizlerinde yaşayan yenen bir türü Pavurya Eklem bacaklı hayvanlardan kabuklular Crustacea sınıfının karapaksı geniş ve yuvarlak 12 cm kadar uzunlukta olabilen Avrupa denizlerinde yaşayan ve yenen bir tür pavurya Ağızlarda bağırya bavurya bavurye olarak geçer R παγούρια παγούρι Krabbe sözünün çokluk biçimi )
( CANCER PAGURUS )
( ΠΑΓΟΎΡΙΑ / παγούρια )
- SERETAN[Ar. < SEREṬĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> YENGEÇ
- SERETAN[Ar. < SEREṬĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> YENGEÇ BURCU
- SERF[Fr. < SERF] ile/değil/yerine/=/||/<> SERF
( Derebeylik toplum düzeninde toprakla birlikte alınıp satılan köle )
- SERGEN ile/değil/yerine/=/||/<> RAF | VİTRİN
( raf vitrin )
- SERGEN ile/||/<> SERGEN
( Kitapların sergilenmesinde kullanılan tek raflı ya da birkaç raflı dolap I sergel 1 Raf Yunuslar Burhaniye Balıkesir İlhan Ayaş Oyaca Haymana Afşar Akçakese Kamanlar Kadıobası Güdül Ankara 2 Kapkacak konulan dolap Çallı Yaylacık Kuyucak Burhaniye Balıkesir sergel Kandilli Bozüyük Bilecik 3 Teldolap Yalvaç Isparta II 1 Hayvanların altında serinledikleri çardak Küplüce Gümüşhacıköy Amasya 2 Asma ya da kabak çardağı Beyceli Fatsa Ordu III 1 Fideleri dik tutmak amacıyla yanlarına dikilen çatallı ya da çatalsız çubuk Oklubalı İnönü Eskişehir 2 Dam yapımında kullanılan ince sırıklar İnönü Eskişehir )
( BOOK RACK, DISPLAY RACK )
- SERGERDE[Fars. < SER + GERDE] ile/değil/yerine/=/||/<> SERGERDE
( elebaşı Gönüllü askerlerin başı )
- SERGİLEME | EKSPOZİSYON ile/||/<> EKSPOZİSYON[Fr. < EXPOSITION]
( EXPOSITION )
- SERGÜZEŞT[Fars. < SER + GUẔEŞT] ile/değil/yerine/=/||/<> MACERA
- [METİN >]ŞERH:
HÂŞİYE ile/ve/||/<>/> TÂLİKÂT
( Büyük bölüm. İLE/VE/||/<>/> Küçük bölüm. )
- ŞERH | YORUM ile/||/<> YORUM
( Bir yapıtın iyi anlaşılması için açıklanması TV Televizyon haber izlencelerinde günün önemli bir olayı üzerine belirtilen görüş Bir yapıtın anlamını açıkça ortaya çıkarabilmekte tutulan yol Bir yazının bir sözün anlaşılması güç karanlık yönlerini iyice açıklayarak aydınlığa kavuşturma Bir biçimsel dilin her kapalı düzgün deyimine karşılık belli bir dildışı nesneyi her değişkenine karşılık da belli bir değer alanını belirleyen dizge Örn Krş yorum biçimi Bir kitapta ileri sürülen düşüncenin daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla kullanılan sözcük ve terimlerin açıklamasını veren yapıt interpretare yorumlamak Bir metnin anlamı üzerine yapılan açıklama yorumsama Bir yapıtın anlamını aydınlatmada tutulan inceleme ya da düşünme yolu formülün yorumu )
( COMMENT, INTERPRETATION | COMMENTARY | INTERPRETATION, REALIZATION, STRUCTURE, MODEL | INTERPRETATION )
( ANNOTATION, INTERPRETATION | COMMENTAIRE | INTERPRETATION | COMMENTAIRE, INTERPRÉTATION | INTERPRÉTATION )
( KOMMENTAR, FERNSEHKOMMENTAR | INTERPRETATION )
( INTERPRETARE )
( COMMENTO )
( ΣΧΌΛΙΟ / σχόλιο )
- ŞERH | YORUM ile/||/<> YORUMLAMA
( Bir yapıtın iyi anlaşılması için açıklanması. @@ TV. Televizyon haber izlencelerinde günün önemli bir olayı üzerine belirtilen görüş. @@ Bir yapıtın anlamını açıkça ortaya çıkarabilmekte tutulan yol. @@ Bir yazının, bir sözün anlaşılması güç, karanlık yönlerini iyice açıklayarak aydınlığa kavuşturma. @@ Bir biçimsel dilin her kapalı düzgün deyimine karşılık belli bir dildışı nesneyi, her değişkenine karşılık da belli bir değer alanını belirleyen dizge. || Örn. ( ) . Krş..yorum biçimi. @@ Bir kitapta ileri sürülen düşüncenin daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla, kullanılan sözcük ve terimlerin açıklamasını veren yapıt. @@ (Lat. interpretare = yorumlamak) : Bir metnin anlamı üzerine yapılan açıklama, bk. yorumsama @@ Bir yapıtın anlamını aydınlatmada tutulan inceleme ya da düşünme yolu. @@ bk. formülün yorumu. )
( COMMENT, INTERPRETATION | COMMENTARY | INTERPRETATION, REALIZATION, STRUCTURE, MODEL | INTERPRETATION~COMMENTARY | INTERPRETATION, COMMENTATION | INTERPRETATION | INTERPRET )
( ANNOTATION, INTERPRETATION | COMMENTAIRE | INTERPRETATION | COMMENTAIRE, INTERPRÉTATION | INTERPRÉTATION~COMMENTAIRE | INTERPRETATION | INTERPRÉTER | INTERPRÊTATION )
( INTERPRETARE~... )
( KOMMENTAR, FERNSEHKOMMENTAR | INTERPRETATION~INTERPRETATION )
( COMMENTO~INTERPRETAZIONE )
( ΣΧΌΛΙΟ / σχόλιο~ΕΡΜΗΝΕΊΑ / ερμηνεία )
- ŞERH[Ar. < ŞERḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AYIRMA | AÇIMLAMA
( muhalefet şerhi ayırma açımlama Bir şeyi açıklamak amacıyla yazılmış kitap Açık ve ayrıntılı anlatma )
- ŞERH ile/ve/||/<> TEVİL
- ŞERHA[Ar. < ŞERḤA] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERHA
( şerha şerha parça Bıçak yarası )
- SERHAT[Fars. < SER + Ar. ḤADD] ile/değil/yerine/=/||/<> SINIR BOYU
- ŞERHLENDİRME | YORUMLAMA ile/||/<> YORUMLAMA ile/||/<> YORUMLAMAK
( Anlaşılması özel bir dikkat isteyen ya da herkese özdeş anlamda anlaşılması gereken bir yapıtın uzmanınca notlar eklenerek anlaşılır duruma getirilmesi 1 Sayılamada bölümlenen ve çözümlenen ham bilgileri değerlendirme ve anlamlı kılma işi 2 Öğretim sırasında açıkça anlaşılmayan söz düşünce ve görüşlere açıklık kazandırmak için kimi durumlarda kişisel kanılara da yer verilerek yapılan açıklama yorum Bir metnin karanlık görülen anlamının ne olabileceğini belirtmek YORUM YORUMLAMA Interprétation YORUMCU Interprête Yasa tüzük ve her tür işlemlerdeki yazılımların anlamlarını açıklama çeviri yapma birtakım eklemelerle gerçekten anlaşılır bir duruma sokma )
( COMMENTARY | INTERPRETATION, COMMENTATION | INTERPRETATION | INTERPRET )
( COMMENTAIRE | INTERPRETATION | INTERPRÉTER | INTERPRÊTATION )
- SERHOŞ[Fars. < SER + ḪOŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> SARHOŞ
( Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan kimse esrik başı dumanlı demci dumanlı kafası bulutlu kafası iyi kafası dumanlı kafası kıyak mest I sermest Bir şeyden çok fazla mutluluk duyan Hoşa giden bir etki ile kendinden geçmiş olarak esrik )
- (ŞER'Î) ADLÎ DELİL:
MADDENİN VUCUDA GETİRDİĞİ ile/ve/||/<> KANUN TESİS ETMİŞ BULUNAN ile/ve/||/<> ŞEHADET ile/ve/||/<> KARİNE ile/ve/||/<> YEMİN
( PREUVES JUDICIAIRES )
- SERİ BAĞLANTI ile/ve/||/<> PARALEL BAĞLANTI
( Devre ögelerinin ardışık olarak bağlanması. İLE/VE/||/<> Devre ögelerinin yan yana bağlanması. )
- SERİ BAĞLANTI ile/||/<> PARALEL BAĞLANTI
( Seri aynı akım, paralel aynı gerilim )
( Formül: R_toplam = R₁+R₂ (seri) İLE 1/R = 1/R₁ + 1/R₂ (paralel) )
- SERİ DEVRE ile/||/<> PARALEL DEVRE
( Elemanların uç uca tek bir yol üzerinde dizildiği devredir; akım her elemandan aynı geçer, gerilim elemanlara bölünür, dirençler toplanır (R = R1 + R2 + …). Tek eleman kopunca tüm devre kesilir. @@ Elemanların iki ortak düğüm arasına yan yana bağlandığı devredir; gerilim her elemanda aynı, akım kollara bölünür, ters dirençler toplanır (1/R = 1/R1 + 1/R2 + …). Bir kol kopsa ötekiler çalışır; ev tesisatı bu yüzden böyledir. )
( Formül: Rtop=R1+R2 ~ 1/Rtop=1/R1+1/R2 )
- SERİ | DİZİ ile/||/<> DİZİ
( Sinema TV 1 Konu tutum deyiş yönünden birbirine bağlı olan aynı oyuncular aynı çevirim takımıyla gerçekleştirilen filmler TV 2 Birbirinin devamı olan aynı takım ve genellikle aynı oyuncular tarafından gerçekleştirilen televizyon izlenceleri 3 Konusu kendi içinde bir izlence dolduracak biçimde parçalara ayrılmış her biri öbürünün devamı olarak belirli aralıklarla yayınlanan televizyon izlencesi Yerbilimin zaman birimlerine ilişkin bir dönem süresince oluşmuş katmanlar Veri öğelerinin bir anahtar ya da dizin aracılığıyla gösterilebilecek herhangi bir biçimde düzenlenişi çizelge Öğeleri sayılabilir bir kümeyle damgalanmış olan küme Bir sıral sayıdan herhangi bir kümeye kurulan izerge Genel olarak aynı kişi ya da kuruluşça yayımlanan ortak bir konuyu değişik açılardan ya da değişik bölümleriyle inceleyen yapıtların oluşturduğu bütün Gözlemleri bir sıra düzeni içinde sunan sıklık dağılımı matematik Oturma yeri dizisi sıra dizi )
( 1. SERIES, 2-3. SERIAL | SERIES | ARRAY | SEQUENCE, PROGRESSION | SEQUENCE | ROW | 1. SOFTWARE, 2-3. PROGRAMME, CINEMA PROGRAMME, 4-6. PROGRAMME, TELEVISION PROGRAMME )
( 1-2. SÉRIE, 3. FEUILLETON (TÉLÉVISÉ) | SÉRIE | RANGÉE, TABLE | SUITE, PROGRESSION | SÉQUENCE | PROGRESSION | RANG | SUITE | 1. PROGRAMME )
( 1. SERIE, FILMSERIE, 2. REIHE, FORTSETZUNGSREIHE, FORTSETZUNGSERIE, 3. SENDEFOLGE, SENDEREIHE, FERNSEHSERIE | SERIE | FOLGE, PROGRESSION | FOLGE | REIHE | 1 )
( SEQUENTIA )
( SERIE )
( ΣΕΙΡΆ / σειρά )
- SERİ | DİZİ ile/||/<> İZLENCE
( Sinema/TV. 1. Konu, tutum, deyiş yönünden birbirine bağlı olan; aynı oyuncular, aynı çevirim takımıyla gerçekleştirilen filmler. TV. 2. Birbirinin devamı olan, aynı takım ve genellikle aynı oyuncular tarafından gerçekleştirilen televizyon izlenceleri. 3. Konusu kendi içinde bir izlence dolduracak biçimde parçalara ayrılmış, her biri öbürünün devamı olarak belirli aralıklarla yayınlanan televizyon izlencesi. @@ Yerbilimin zaman birimlerine ilişkin bir dönem süresince oluşmuş katmanlar. @@ Veri öğelerinin bir anahtar ya da dizin aracılığıyla gösterilebilecek herhangi bir biçimde düzenlenişi, bk. çizelge. @@ Öğeleri sayılabilir bir kümeyle damgalanmış olan küme. @@ Bir sıral sayıdan herhangi bir kümeye kurulan izerge. @@ Genel olarak aynı kişi ya da kuruluşça yayımlanan, ortak bir konuyu değişik açılardan ya da değişik bölümleriyle inceleyen yapıtların oluşturduğu bütün. @@ Gözlemleri bir sıra düzeni içinde sunan sıklık dağılımı. @@ (matematik) @@ Oturma yeri dizisi. @@ ( ) @@ @@ bk. sıra @@bk. dizi )
( 1. SERIES, 2-3. SERIAL | SERIES | ARRAY | SEQUENCE, PROGRESSION | SEQUENCE | ROW | 1. SOFTWARE, 2-3. PROGRAMME, CINEMA PROGRAMME, 4-6. PROGRAMME, TELEVISION PROGRAMME~1. SOFTWARE, 2-3. PROGRAMME (ABD: PROGRAM), CINEMA PROGRAMME, 4-6. PROGRAMME (ABD: PROGRAM), TELEVISION PROGRAMME | PROGRAMME, PROGRAM | PROGRAM | PROGRAMME )
( 1-2. SÉRIE, 3. FEUILLETON (TÉLÉVISÉ) | SÉRIE | RANGÉE, TABLE | SUITE, PROGRESSION | SÉQUENCE | PROGRESSION | RANG | SUITE | 1. PROGRAMME~1. PROGRAMME, "SOFTWARE", 2-3. PROGRAMME (DE CINÉMA), 4-6. PROGRAMME (DE TÉLÉVISION) | PROGRAMME )
( SEQUENTIA~... )
( 1. SERIE, FILMSERIE, 2. REIHE, FORTSETZUNGSREIHE, FORTSETZUNGSERIE, 3. SENDEFOLGE, SENDEREIHE, FERNSEHSERIE | SERIE | FOLGE, PROGRESSION | FOLGE | REIHE | 1~1. "SOFTWARE", 2-3. PROGRAMM, FILMPROGRAMM, KINOPROGRAMM, VERLEIHPROGRAMM, 4-6. PROGRAMM, FERNSEHPROGRAMM | PROGRAMM )
( SERIE~PROGRAMMA )
( ΣΕΙΡΆ / σειρά~ΠΡΌΓΡΑΜΜΑ / πρόγραμμα )
- SERİ[Fr. < SÉRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİZİ (SERİ İMALAT, SERİ KATİL, SERİ ÜRETİM)
- SİYASET:
ŞER'Î ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKLÎ
- SERİ ÜRETİM ile/||/<> KİTLESEL ÜRETİM
( kitlesel üretim )
- SERİ ÜRETİM ile/||/<> SERİ İMALAT
- SERİ ile/||/<> PARALEL ile/||/<> KARIŞIK
( Elemanların tek yol üzerinde uç uca dizildiği bağlantıdır; akım her yerde aynı, gerilim bölünür, dirençler toplanır. @@ Elemanların iki ortak düğüm arasına yan yana bağlandığı bağlantıdır; gerilim her elemanda aynı, akım kollara bölünür. @@ Seri ve paralel bağlantıların bir arada bulunduğu bileşik devredir; çözümü, parça parça eşdeğer dirençlere indirgeyerek yapılır. Gerçek devrelerin çoğu üçüncüsüdür. )
( Formül: R_seri = ΣR ~ 1/R_par = Σ1/R )
- SERİ[Ar. < SERĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> SERİ
( hızlı Hızlı bir biçimde )
- ŞERİ[Ar. < ŞERʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERİ
( İslam hukukuyla ilgili )
- ŞERİA ile/ve/||/<> TARİKA ile/ve/||/<>/> MEZHEB ile/ve/||/<> CADDE ile/ve/||/<> NEHEC
( İnanç yolu.[< ŞERİA: Hayvanların suya gidip geldiği geniş yol. > Büyük kalabalıkların yürüdüğü inanç yolu.] İLE/VE/||/<> Doğal olarak oluşmuş ya da ölçülü biçimde oluşturulmuş geniş yol. )
- SERİAN[Ar. < SERĪʿAN] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇABUCAK
- ŞERİAT ile/ve/||/<>/> FIKIH
- ŞERİAT ile/ve/||/<> HAKİKAT
( Gündüz. İLE/VE/||/<> Gece. )
- ŞERİAT[Ar. < ŞERİʿAT] ile/||/<> MÜSLÜMANLIKTA DİNSEL YASA VE KURALLAR
( Müslümanlıkta dinsel yasa ve kurallar )
- ŞERİAT[Ar. < ŞERĪʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERİAT
( Kur an daki ayetlere Hz Muhammed in sözlerine dayanan İslam kanunu İslam hukuku )
- ŞERİF MUHİDDİN TARGAN ve/||/<> BİLEN IŞIKTAŞ
( Kitabı için burayı tıklayınız... İLE/VE/||/<> Özgeçmişi için burayı tıklayınız... )
(
)
- ŞERİF MUHİDDİN TARGAN ve/||/<> MEHMET ÂKİF ERSOY
( )
- ŞERİF MUHİDDİN TARGAN ve/||/<> SAFİYE AYLA
- ŞERÎF ile/ve/||/<>/> EŞREF
( Tüm canlılar. İLE/VE/||/<>/> İnsan. )
- ŞERİF[Ar. < ŞERĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERİF
( ayinişerif hadisişerif Mushaf ı Şerif Kutsal şerefli Soylu temiz Hz Muhammed in torunu Hz Hasan ın soyundan gelen kimse Mekke emiri )
- ŞERİFE HANİFE HANIM ile/ve/||/<> ÇOCUĞU
( Osmanlı devrindeki nadir mezar taşlarından biri,
Şerife Hanife Hanım ile çocuğuna aittir.
1735'te, doğum sırasında bu hanımefendi ile birlikte karnındaki oğlu da vefât etmiş ve ikisi için bu manidar mezar taşı işlenmiştir. )
(
)
- SERİGRAFİ[Fr. < SÉRIGRAPHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> İPEK BASKI
- ŞERİK ile/||/<> ASSOCIÉ[Fr.] ile/||/<> ORTAK
( ASSOCIÉ )
- ŞERİK[Ar. < ŞERĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> ORTAK
- ŞERİK-İ TAAM | ORTAKÇI ile/||/<> ORTAKÇI
( Konakçının daha değişmemiş sindirilmemiş besininden yararlanan konuk yemek ya da sofra arkadaşı Tarımsal üretime emeği ve traktör hayvan aletler gibi taşınabilir sermayesiyle katılan kişi ortakçı murābaᶜa bir pay karşılığı işi paylaşma )
( MURĀBAA )
( COMMENSAL | CROP SHAREHOLDER )
( COMMENSAL )
( MITESSER )
- SERİM ile/||/<> SERİM
( Oyunun başlangıç bölümü Seyircilere kişilerin durumlarını oyunun anlaşılması için geçmişteki olayları sahnedeki olay içine kaynaşmış olarak veren önemli bölüm Oyunun öyküsünü anlaşılabilir kılmak için verilen ek bilgi Seyircilere kişiler çevre daha önceki olaylar üzerine verilen bilgiler )
( EXPOSITION )
( EXPOSITION )
( EXPOSITION | AUSLEGUNG, EXPOSITION )
- SERÎR, İKLÎL ile/||/<> THRONE[İng.] ile/||/<> THRONE[Fr.] ile/||/<> THRON[Alm.] ile/||/<> TAHT[Fars. < TAHT]
( 1 Hükümdarlık koltuğu 2 Hükümdarlık orunu )
( THRONE )
( THRONE )
( THRON )
- ŞERİR[Ar. < ŞERĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖTÜLÜKÇÜ
- SERİRİYYAT[Ar. < SERĮRİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> SERİRİYAT
( klinik Tıp öğrencilerinin uygulama yaptıkları eğitim hastanesi Hastanelerde hastaların başucunda yapılan dersler )
- ŞERİT | DÛD-İ ŞERÎTÎ | ABDESTBOZAN | TENYA ile/||/<> TENYA ile/||/<> ŞERİT
( şerit anat 1 Taeniidae ailesinde bulunan büyük yassı solucanların bir cinsi Hydatigena 2 Şerit ince bant 3 İnsanın domuzun ve atgillerin kalın bağırsaklarında uzunlamasına kasların kuvvetlenmesiyle oluşan şeritler 4 Beyin boşluklarında bulunan plexus choroideus ların yapışma çizgileri Koşut ve birbirine yakın iki çizgi arasında kalan alan parçası tayfda birbirin yakın iki dalga boyu arasında kalan parça Kalınlığı 1 cm den daha az çok ince tabaka Genellikle pamuk ya da ipek ipliğinden dokunmuş 12 cm eninde kumaş Döşemede kumaş kenarlarını örtmede kullanılır Bir Riesz uzayında kendi altkümelerinin en küçük üst sınırlarını da içeren som altuzay Şeritgiller sınıfından yassı solucanların ortak adı tenya I Ağaç yarmada kullanılan ucu sivri demir parçası Aksaray Niğde II Mestlerin yanlarındaki elastikî parçalar Senirkent Isparta zooloji İnce uzun ve yassı olan metal parçalar )
( TAENIA )
( TÉNIA )
- ŞERİT | DÛD-İ ŞERÎTÎ | ŞERİT ile/||/<> ŞERİT ile/||/<> ŞERİT[Ar. < ŞERİṬ]
( Koşut ve birbirine yakın iki çizgi arasında kalan alan parçası tayfda birbirin yakın iki dalga boyu arasında kalan parça Kalınlığı 1 cm den daha az çok ince tabaka Genellikle pamuk ya da ipek ipliğinden dokunmuş 12 cm eninde kumaş Döşemede kumaş kenarlarını örtmede kullanılır Bir Riesz uzayında kendi altkümelerinin en küçük üst sınırlarını da içeren som altuzay Şeritgiller sınıfından yassı solucanların ortak adı tenya I Ağaç yarmada kullanılan ucu sivri demir parçası Aksaray Niğde II Mestlerin yanlarındaki elastikî parçalar Senirkent Isparta zooloji İnce uzun ve yassı olan metal parçalar )
( BAND | LAMINA, BAND | BAND, NORMAL SUB-SPACE | TAPEWORM | STRIP | RIBBON )
( BANDE | STRATICULE, LISÉRÉ | SOUS-ESPACE NORMAL | CESTODE | TÉNIA )
( BAND | BAND, SEHR DÜNNE SCHICHT | BANDWURUM | STREIFEN )
( TAENIA )
- ŞERİT METRE ile/||/<> ŞERİT METRE
( Yapıcılıkta ve içdonatımda kullanılan 1020 m uzunluğunda sağlam bezden yapılmış ve bir kutuya konulmuş ölçü aracı )
( TAPE MEASURE )
( MÈTRE À RUBAN )
( BANDMASS | MESSBAND )
- ŞERİT/KULVAR[Fr. < COULOIR]/KANAL[Fr. < CANAL]" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM
- ŞERİT[Ar. < ŞERĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERİT
( şerit balığı şerit ihlali şerit makarna şerit metre şerit perde manyetik şerit orta şerit sağ şerit sol şerit daktilo şeridi emniyet şeridi güvenlik şeridi sahil şeridi sığır şeridi suşeridi tırmanma şeridi trafik şeridi Dar uzun dokuma veya kumaş parçası Dar uzun kıyı parçası Herhangi bir maddenin dar düz ince ve uzun parçası Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri tenya )
- ŞERİTLER ile/||/<> ŞERİTGİLLER
- ŞERİYYE[Ar. < ŞERʿİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞERİYE
( şeriye mahkemeleri hileişeriye İslam hukukuyla ilgili )
- SERKEŞ[Fars. < SERKEŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> SERKEŞ
( Kafa tutan başkaldıran )
- SERLEVHA[Fars. < SER + Ar. LEVḤA] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞLIK
- SERMAYE | ANAMAL ile/||/<> ANAMAL
( 1 Tecimsel bir kuruluşa ilişkin varlıkların tümü 2 Varlıklar toplamından borçlar düşüldükten sonra geriye kalan katkısız varlık sermaye )
( CAPITAL )
( CAPITAL )
- SERMAYE | ANAPARA ile/||/<> ANAPARA
( Üretim olaylarına dayanak olan para Üzerinden faiz hesaplanacak olan para )
( CAPITAL | PRINCIPAL CAPITAL )
( CAPITAL )
- SERMAYE/BAŞMAL[Tr. < BAŞ + Ar. MĀL] ile/||/<> SERMAYE/KAPİTAL[Fr. < CAPITAL] ile/||/<> SERMAYECİ/KAPİTALİST[Fr. < CAPITALISTE] ile/||/<> SERMAYECİLİK/KAPİTALİZM[Fr. < CAPITALISME] ile/||/<> SERMAYE/RESÜLMAL[Ar. < REʾS + MĀL]
- SERMAYE[Fars. < SER + MĀYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SERMAYE
( sermaye birikimi sermaye mal sermaye piyasası döner sermaye kayıtlı sermaye mütedavil sermaye Bir ticaret işinin kurulması yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı anamal başmal kapital meta resülmal Elde bulunan servet konu Genelev kadını )
- SERMAYE TERAKÜMÜ ile/||/<> CAPITAL FORMATION[İng.] ile/||/<> ACCUMULATION DÉCAPITAL[Fr.] ile/||/<> ANAMAL BİRİKİMİ
( 1 Çeşitli tutum ve biriktirmelerle elde olunan anamal 2 Anamalı gerçekleştirmek için olumlu görülebilen her tür girişim ve davranışa baş vurma anamalı yaratma )
( CAPITAL FORMATION )
( ACCUMULATION DÉCAPITAL )
- SERMAYE ile/||/<> CAPITAL[İng.] ile/||/<> CAPITAL[Fr.] ile/||/<> KAPİTAL
( CAPITAL )
( CAPITAL )
- SERMAYECİ | ANAMAL SAHİBİ ile/||/<> SERMAYE BİRİKİMİ | SERMAYECİLİK ile/||/<> ANAMAL BİRİKİMİ | ANAMALCILIK
- SERMAYEDAR[Fars. < SER + MĀYEDĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> SERMAYEDAR
( Sermayesi olan sermayeci )
- SERMAYEDAR ile/||/<> CAPITALIST[İng.] ile/||/<> CAPITALISTE[Fr.] ile/||/<> ANAMALCI
( Tecimsel bir girişime katılmak üzere elinde yatırım yapılabilecek nitelikte parası olan kişi )
( CAPITALIST )
( CAPITALISTE )
- SERMEST[Fars. < SER + MEST] ile/değil/yerine/=/||/<> SARHOŞ
- SERMESTANE[Fars. < SER + MESTĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> SARHOŞÇA
- SERMESTÎ[Fars. < SER + MEST + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> SARHOŞLUK
- SERMON[Fr.] ile/||/<> MEVİZE[Ar. < MEVʿİẒE] | VAIZ SÖZENLİĞİ
( Özenle hazırlanmış ve çoğu yazıya geçmiş vaız Vaız sözenliği )
( SERMON )
- SERMUHARRİR[Fars. < SER + Ar. MUḤARRİR] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞYAZAR
- SER-MÜNECCİM-İ HASSA ile/||/<> MÜNECCİMBAŞI
( Osmanlılarda önemli bir işe girişilirken gökbilim hesaplarına dayanarak uğurlu vakti seçmekle günbilik ve yıllık düzenlemekle uğraşan saray görevlisi )
- SERMÜRETTİP[Fars. < SER + Ar. MURETTİB] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞDİZGİCİ
- SEROTONİN ve/||/<> DOPAMİN ve/||/<> OKSİTOSİN ve/||/<> ENDORFİN
( Mutluluk hormonları. )
- SERPANTİN ile/||/<> ÇEROİT
( Yeşil tonlarında ve genellikle benekli bir mineral. İLE/||/<> Mor renkte desenli bir mineral. )
- SERPANTİN ile/||/<> JASPER
( Yeşil tonlarında ve genellikle benekli bir mineral. İLE/||/<> Kırmızı, sarı ve kahverengi renklerde olabilir. )
- SERPANTİN ile/||/<> YADA TAŞI | YILANTAŞI
( bk. yılantaşı. @@ bk. yılantaşı. )
( JADE~JADE )
( SERPENTIN | JADE~JADE )
( JADE~JADE )
( SERPENTINO~GIADA )
( ΣΕΡΠΕΝΤΊΝΗΣ / σερπεντίνης~ΝΕΦΡΊΤΗΣ / νεφρίτης )
- SERPANTİN ile/||/<> YILANTAŞI
( yılantaşı yılantaşı )
( JADE )
( SERPENTIN | JADE )
( JADE )
( SERPENTINO )
( ΣΕΡΠΕΝΤΊΝΗΣ / σερπεντίνης )
- SERPENTİN[Fr. < SERPENTIN] ile/değil/yerine/=/||/<> SERPANTİN
( Eğlencelerde kullanmak için kendi üzerine sarılarak hazırlanan savrulduğunda çözülen renkli kâğıttan yapılmış ince ve uzun şerit Kalorifer tesisatında bükülmüş borularla yapılmış ısıtıcı yılan taşı )
- SERPİLME ile/ve/||/<> GELİŞME
- SERPİLME ile/||/<> SAÇILMA
( Bir maddenin ya da taneciklerin bir alana dağılıp yayılmasıdır; belirli bir kaynaktan çevreye doğru seyrelerek dağılmayı anlatır. @@ Bir dalga ya da taneciğin, bir engel ya da başka bir tanecikle etkileşip yön değiştirerek çeşitli doğrultulara dağılmasıdır; etkileşim ve yön değiştirme içerir. İlki edilgen bir yayılıp dağılma, ikincisi bir çarpışmadan doğan yön değiştirmedir. )
- SERPİNTİ ile/||/<> ÇİLENTİ
- SERPME AĞ ile/||/<> SERPME KAHVALTI ile/||/<> BOŞLUKLU SERPME ile/||/<> DOLU SERPME ile/||/<> ELEKTROSTATİK SERPME
( Serpmek işi Serpilmiş durumda olan Koni biçiminde ucuna bir sıra kurşun dizilmiş balık ağı saçma serpme ağ tepeden inme )
- SERPME KAHVALTI ile/||/<> SABAH KAHVALTISI
( Genellikle sabahları yenilen hafif yemek Bu biçimde düzenlenmiş yemek )
- SERPME ile/||/<> SERPME AĞ
- SERPME ile/||/<> SERPMEK
( I Bir tür balık ağı İnönü Eskişehir II serpmegüz Bir halı türü Yağcılar Yalvaç Köprü Şarkikaraağaç Isparta serpmegüz Tokmacık Yalvaç Isparta Tek tük halinde olan öbek karşıdı SERPME değişiklik Changement sporadique dağıtmak )
( SPORADIQUE )
- SERPUŞ[Fars. < SERPŪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞLIK
- ŞERR[Ar. < ŞERR] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞER
( ehvenişer kötülük Yaramaz olan )
- SERRA[İt. < SERRA] ile/değil/yerine/=/||/<> SERA
( sera beyazsineği Sebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer limonluk ser II tavhane )
- SERRAC[Ar. < SERRĀC] ile/değil/yerine/=/||/<> SARAÇ
( saraçhane Koşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse Koşum ve eyer takımlarını işleyen ve süsleyen kimse Deri muşamba vb nden bavul çanta cüzdan kemer yapan kimse )
- SERRACHANE[Ar. < SERRĀC + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> SARAÇHANE
( At takımları araba koşumları deriden ve meşinden eşya yapılan ve satılan yer )
- SERRACİYYE[Ar. < SERRĀCİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SARACİYE
( Deri muşamba vb nden yapılan bavul çanta cüzdan kemer vb ürün Deri muşamba vb nden bavul çanta cüzdan kemer vb ürün yapma işi )
- SERSAM[Fars. < SERSĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> SERSEM
( sersem sepelek uyku sersemi Herhangi bir sebeple bilinci ve algıları zayıflamış olan Düşünmeden hareket eden ne yaptığının farkında olmayan )
- SERSEMCE ile/||/<> SERSEMCESİNE
- SERSERİ KURŞUN ile/||/<> KÖR KURŞUN ile/||/<> MAGANDA KURŞUNU
- SERSERİ[Fars.] ile/ve/||/<> HERCÂÎ[Fars.]
( Başı boş.[baş başa][kendi kendine] İLE/VE/||/<> İsteğinde kararlı olmayan ya da konudan konuya geçiveren. | Aşkta, değişken, vefâsız. )
- SERSERİ[Fars. < SERSERĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SERSERİ
( serseri kurşun serseri mayın serseri serseri Belli bir işi ve yeri olmayan başıboş kimse Tutarsız beğenilmeyen davranışları olan kimse daltaban Belli bir hedefi olmayan belli bir hedefe atılmamış olan rastlantıyla gelen kurşun mayın vb )
- ŞERSÛRİYE | SERÇEGİLLER ile/||/<> SERÇEGİLLER
( Passeridae passer serçe Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının ötücükuşlar Passeriformes takımının özötücüler Oscines üstfamilyasından bir familyası Bazı sınıflandırmalarda bu familya ispinozgiller Fringillidae familyasına sokulur Gagaları koni biçiminde olan küçük boylu kuşlardır Böcek meyve v b yerler Evcil serçe Passer domesticus bataklık serçesi P hispaniolensis dağ serçesi P montanus kaya serçesi Petronia petronia iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının küçük boylu gagaları koni biçiminde olan böcek meyve vb yiyen serçe Passer domesticus ağaç serçesi P montanus söğüt serçesi P hispaniolensis kaya serçesi Petronia petronia türleri iyi bilinen bir familya )
( SPARROWS )
( MOINEAUX | FRINGILLIDÉS )
( SPERLINGE )
( PASSER | FRINGILLIDAE | PASSERIDAE )
- SERT DAMAK ile/||/<> ÖN DAMAK
( ön damak anat Ağız boşluğunun tavanını biçimlendiren önde ve yanlardan dişlerle çevrili ağız boşluğunu burun boşluğundan ayıran damak kısmı palatum durum Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen kubbemsi yapıdaki damağın k g n gibi ince sıradan ünsüzlerin boğumlanmasında görev alan ön tarafı Karşıtı art damaktır Azerbaycan Türkçesi ön damag Türkmen Türkçesi aalınkı kentlevük Gagauz Türkçesi ön damak Özbek Türkçesi sayoz til örqa Uygur Türkçesi til käyni Tatar Türkçesi tel urtası Başkurt Türkçesi urta tel artı al tanlaw Krç Malk tıňılawuknu al kesegi Nogay Türkçesi taňlay aldı Kazak Türkçesi tilortası til artı Kırgız Türkçesi orto tüpçül Alt otto til arkazı Hakas Türkçesi alnındagı hurgah Tuva Türkçesi ortaaartıı tıldın Türkçesi orta tabak Rusça peredneye nyobo )
- SERT | RİJİT ile/||/<> RİJİT ile/||/<> RİJİT[Fr. < RIGIDITÉ]
( RIGIDITÉ )
- SERT | SAĞLAM/BEK ile/||/<> SERT | SAĞLAM/BERK ile/||/<> SERTLİK | SAĞLAMLIK/BERKLİK
( sert sağlam )
- SERT SAMİT | SÜREKSİZ ÜNSÜZ ile/||/<> SÜREKSİZ ÜNSÜZ
( Derleme sert ünsüz tonsuz konson Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpması ile meydana gelen ve verdiği ses süreksiz olan ünsüz p t ç k k f s ş h h vb tonsuz ünsüz )
( UNVOICED CONSONANT, SURD )
( CONSONNE SOURDE )
( STIMMLOSER KONSONANT, TONLOSER KONSONANT )
- SÖZ:
SERT ile/ve/||/<> TERS ile/ve/||/<> KİTABIN ORTASINDAN
- SERT SU ile/||/<>/>< YUMUŞAK SU
( Yüksek miktarda mineral içeren su. İLE/||/<>/>< Düşük miktarda mineral içeren su. )
- SERT ZAR ile/||/<> SERT ZAR
( Beyni ve omuriliği örten 3 zardan en dıştaki olup kafatası kemiklerine sıkıca yapışık bulunan sert telli bir zardır beyin zarları )
( DURA-MATER )
( DURE-MÈRE )
( HARTE HIRNHAUT )
- SERTAB[Fars. < SER + TĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> SERTAP
( Mıklebin açıkta duran kısmı )
- SERTABİP[Fars. < SER + Ar. ṬABĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞHEKİM
- SERTAP[Fars. < SER + TÂB] ile/||/<> ... | MİKLEP
( Eski ciltlerde miklebin kapağa bağlandığı yere verilen ad miklep )
- SERTİFİKA[Fr. < CERTIFICAT] ile/||/<> ONAY BELGESİ
( onay belgesi )
( CERTIFICAT )
- SERTİFİKASYON[Fr. < CERTIFICATION] ile/değil/yerine/=/||/<> ONAYLAMA
- SERTİMONE[Fars. < SER + İt. TIMONE] ile/değil/yerine/=/||/<> SERDÜMEN
( Dümen kullanmakla görevli bilgili ve deneyimli tayfa Savaş gemilerinde çavuştan yüksek bir aşamada bulunan er )
- SERTLEŞME | EREKSİYON ile/||/<> EREKSIYON[İng. < ERECTION]
( 1 Dikleşme sertleşme 2 Penisin sertleşmesi ve dikleşmesiyle belirgin durum )
( ERECTION )
- SERTLEŞME | SERTLİK | SKLEROZ ile/||/<> SKLEROZ ile/||/<> SKLEROZ[Fr. < SCLÉROSE]
( Dokunun patolojik olarak sertleşmesi )
( SCLEROSIS )
( SCLÉROSE )
- SERTLEŞTİRMEK, SU VERMEK | SERTLEŞTİRME ile/||/<> SERTLEŞTİRMEK ile/||/<> SERTLEŞTİRME
( Sinema Açındırma sırasında yumuşamış olan duyarkatı dış etkilerden korumak amacıyla bazı sülfatlar ekleyerek sağlamlaştırma dayanıklılaştırmak Çeliklere sertlik özelliği kazandırma işlemi )
( HARDENING, TANNING | HARDENING )
( TANNAGE | TREMPE )
( HÄRTUNG | HÄRTEARBEIT; HÄRTUNG )
- SERTLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< REDDETMEK
- SERUM[Fr. < SÉRUM] ile/değil/yerine/=/||/<> SERUM
( bağışık serum kan serumu Pıhtılaşma sonunda kandan ayrılan sıvı bölüm Mikroplu bir hastalığa veya zehirli bir maddeye karşı aşılanmış bir hayvanın özellikle atın kanından elde edilen sıvı madde Hücre yenilenmesini hızlandıran deriyi besleyen su kaybını cildin solunumunu ve doğal savunmasını kuvvetlendiren sıvı )
- SERÜVEN[Fars. < SERVĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> MACERA
- SERV[Fars. < SERV] ile/değil/yerine/=/||/<> SERVİ
( servi ağacı servi boylu gümüşservi dağ servisi yer servisi Servigillerden Akdeniz Bölgesi nde çok yetişen kışın yapraklarını dökmeyen metre boyunda ince uzun piramit biçiminde çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç andız selvi servi ağacı Cupressus sempenvirens )
- SERVER BEDİ =/||/<>/< PEYAMİ SAFA
( Takma adı/mahlası. İLE )
- SERVER[İng. < SERVER] ile/değil/yerine/=/||/<> SERVER
( sunucu )
- SERVET | AKTİF ile/||/<> AKTİF ile/||/<> VARLIK
( 1 Bilançonun alacaklı yanı 2 varlık 3 kaynak Etkin işler durumda etkili Felsefenin temel kavramlarından biri ilkin Parmenides kullanmış 1 Var olan şey var olduğu söylenen şey var olanın varoluşu Var olan şeylerle varlık arasındaki ayrım doğru ile doğruluk arasındaki ayrım gibidir doğru olan birçok şeyler vardır ama doğruluk bu birçok doğrularda bir ve aynıdır Aristoteleste varolanların varlığı var olanların çokluğu içinde ortak olan özdeş olan 2 Oluş ve yok oluşun karşıtı olarak Kalıcı olan gelip geçici olmayan 3 Bütün var olanları içine alan en genel kavram 4 Görüntünün karşıtı olarak gerçekten var olan Varlık gerçek real varlık düşüncel ideal varlık olarak ayrılır Gerçek varlık çoğunlukla varoluş existentia olarak düşüncel varlık öz essentia olarak gösterilir Gerçek varlık gerçekliğini nesnelerden olaylardan kişilerden alan şeydir uzayzaman içindedir bireyseldir tektir düşüncel varlık ise uzayzamandışıdır duyularla algılanamaz elle tutulur gerçekliği yoktur bu anlamda değerler matematik ve mantığın kavramları düşüncel varlıklardır Kişilerin belirli bir anda elinde bulundurduğu ekonomik değerlerin tümü aktif )
( ASSET | ACTIVE | LIABILITY )
( ACTIF )
( AKTIVA )
( ATTIVO )
( ΕΝΕΡΓΗΤΙΚΌ / ενεργητικό )
- SERVET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NİMET
- SERVET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SERMAYE
( Hangi amaç ve/ya da bağlamda kullanılmasına bağlıdır. )
- SERVET[Ar.] ile/değil/yerine/hem de/||/<>/>< SERMAYE[Fars.]
( FORTUNA: Kader. | Servet. )
( WEALTH/FORTUNE vs. CAPITAL )
( ... mit VERMÖGEN )
( ... avec FORTUNE/BIENS )
- SERVET[Ar. < S̱ERVET] ile/değil/yerine/=/||/<> SERVET
( servet sahibi Varlık zenginlik mal mülk )
- SERVİ[Fars. < SERV] ile/||/<> BAYAĞI SERVİ
( bayağı servi Yerel ağızlarda selvi olarak geçer sarv the cypresstree Güney Anadoluda ve Kıbrısta serviye daha çok andız adı verilir )
( SARV )
- SERVİ ile/||/<> SEDİR ile/||/<> ERGUVAN ile/||/<> ÇAM
(
)
- SERVİ[SELVİ değil!] ve/||/<> SEVGİ
(
www.youtube.com/channel/UCThxxDloTei6eA77VrEnc_g | www.yasaronline.net )
- SERVİCE[Fr. < SERVICE] ile/değil/yerine/=/||/<> SERVİS
( servis arabası servis aracı servis asansörü servis botu servis istasyonu servis kapısı servis merdiveni servis otobüsü servis sayısı servis tabağı servis takımı acil servis Amerikan servis gizli servis yetkili servis çay servisi istihbarat servisi rehberlik servisi uyandırma servisi yenidoğan servisi Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi sofra hizmeti Yemekte gerekli olan tabak çatal bıçak kaşık peçete vb şeylerin tümü Bir yönetimde bir kurum veya kuruluşta bütünün bir parçasını oluşturan iş hizmet bu işin yapıldığı yer Burada görevli kimselerin tümü Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı Otomobil beyaz eşya vb ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer Voleybol masa tenisi tenis vb oyunlarda oyuna başlama vuruşu )
- SERVICE[Fr. < SERVICE] ile/||/<> SERVİS ile/||/<> SERVİS[Fr. < SERVICE]
( İller ilçeler bucak ve benzerleri gibi kamu görevi yapan kuruluşlar hizmet )
( DEPARTMENT )
( DÉPARTEMENT, RAYON | SERVICE )
- SERVİS ARABASI ile/||/<> SERVİS ARACI
- SERVİYE | SERVİGİLLER ile/||/<> SERVİGİLLER
( botanik Reçineli çalı ya da ağaçlar olup yaprakları pulsu ve kiremit dizilişli meyveleri etli ya da odunsu kozalak yapıda ülkemizde adî servi Cupressus sempervirens türü ile temsil edilen bir familya )
( CYPRESS FAMILY )
( CUPRESSINÉES | CYPRÈSES )
( ZYPRESSEN )
( CUPRESSUS, PINACEAE | CUPRESSACEAE )
- SERVİYET[Fr. < SERVIETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> EVRAK ÇANTASI | ÖRTÜ
( serviyet bezi serviyet pensi evrak çantası Öğrencilerin okul çantası Para cüzdanı örtü )
- SERVİZİ[İt. < SERVIZI] ile/değil/yerine/=/||/<> SELVİÇE
( Gemi armasında bulunan oynak halat )
- SERYAVER[Fars. < SER + YĀVER] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞYAVER
- SERZENİŞ[Fars. < SERZENİŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> YAKINMA
- SES ALETİ ile/||/<> SES AYGITI ile/||/<> SES BİLGİSİ ile/||/<> SES BİLİMİ ile/||/<> SES BİRİMİ ile/||/<> SES DALGALARI ile/||/<> SES DEĞİŞKESİ ile/||/<> SES DEĞİŞMESİ ile/||/<> SES DUVARI ile/||/<> SES DÜŞMESİ ile/||/<> SES KAKIŞMASI ile/||/<> SES KUŞAĞI ile/||/<> SES LABORATUVARI ile/||/<> SES ORGANLARI ile/||/<> SES PERDESİ ile/||/<> SES SEDA ile/||/<> SES SOLUK ile/||/<> SES TELLERİ ile/||/<> SES TÜREMESİ ile/||/<> SES UYUMSUZLUĞU ile/||/<> SES UYUMU ile/||/<> SESYAYAR ile/||/<> SESYAZAR ile/||/<> SES YİTİMİ ile/||/<> SES YOLU ile/||/<> SES YÖNETMENİ ile/||/<> ALÇAK SES ile/||/<> BENZEŞEN SES ile/||/<> ÇATAL SES ile/||/<> ÇATLAK SES ile/||/<> DIŞ SES ile/||/<> İÇ SES ile/||/<> İNCE SES ile/||/<> KALIN SES ile/||/<> ÖN SES ile/||/<> PES SES ile/||/<> RADYOFONİK SES ile/||/<> SON SES ile/||/<> TİZ SES ile/||/<> YANIK SES ile/||/<> YÜKSEK SES ile/||/<> ÇEVİR SESİ ile/||/<> GÖĞÜS SESİ ile/||/<> KAFA SESİ ile/||/<> MAĞARA SESİ
( Kulağın duyabildiği titreşim ün çav I avaz avaze seda Akciğerlerden gelen havanın gırtlakta oluşturduğu titreşim Duygu ve düşünce Herhangi bir davranış tutum karşısında uyanan ruhsal tepki Aralarında uyum bulunan titreşimler )
- SES ARŞİVİ, SES BELGELİĞİ | SESLİK ile/||/<> SESLİK
( Sinema TV Çeşitli amaçlarla kullanılmak üzere her türlü sesin sıralanmış olarak saklandığı yer mekanik Her tür sesli belgelerin salklandığı yer Ses dalgalarını titrek düz akıma dönüştüren çevirgi Birkaçı bir araya gederek hece veya kelime meydana getiren ses öğesi daha doğrusu başlı başına ve ötekilerden ayrı bir birlik meydana getirdiği düşünülen ses Seslikler ses örgenlerinin elverişli bir duruma gelmesiyle beraber ses kanalında havanın akıp geçmesinden meydana gelirler DURUM SESLİĞİ Ph de position denilen bu sesliklere karşı olarak çabuk konuşmada dil bir boğumlama noktasından ötekine kayıp geçerken çıkan ve KAYMA SESLİK Ph de transition adiyle anılan seslikler var Bunlardan başka seslikler türlü bakımlardan sınıflara ayrılarak ona göre ad alırlar açınık abanık selenli yarı açmık ağızdan genzel ötümlü ötümsüz kapantın sürtümlü gergin gevşek soluklu veya tarazlı orta tarazlı tarazsız dişsel beyinsel damaksıl artdamaksıl boğazdan seslikler )
( SOUND ARCHIVE (LIBRARY), PHONOTHÈQUE | PHONOTHEQUE, RECORD LIBRARY | MICROPHONE )
( ARCHIVE SONORE, SONOTHÈQUE, PHONOTHÈQUE | PHONOTÈQUE, SONOTHÈQUE | MICROPHONE | PHONÈME )
( TONARCHIV, LAUTARCHIV, SCHALLARCHIV | MIKROPHON )
- SES/AVAZ[Fars. < ĀVĀZ] ile/||/<> SES/SEDA[Ar. < ṢADĀ] ile/||/<> SES/AVAZE[Fars. < ĀVĀZE]
- SES BİLİMCİ/FONOLOG[Fr. < PHONOLOGUE] ile/||/<> SES BİLİMİ/FONOLOJİ[Fr. < PHONOLOGIE] ile/||/<> SES BİLİMSEL/FONOLOJİK[Fr. < PHONOLOGIQUE]
- SES BİLİMCİ ile/||/<> ...
( Ses bilimi alanında çalışan araştırma yapan kimse )
( PHONETICS )
( PHONÉTIQUE )
( PHONETIK, LAUTLEHRE )
( FONETISTA )
( ΦΩΝΟΛΌΓΟΣ / φωνολόγος )
- SES BİLİMCİ ile/||/<> SES BİLİMİ
( Ses bilimi alanında çalışan, araştırma yapan kimse. )
( PHONETICS~PHONETICS )
( PHONÉTIQUE~PHONÉTIQUE )
( PHONETIK, LAUTLEHRE~PHONETIK, LAUTLEHRE )
( FONETISTA~FONETICA )
( ΦΩΝΟΛΌΓΟΣ / φωνολόγος~ΦΩΝΗΤΙΚΉ / φωνητική )
- SES BİRİMİ/FONEM[Fr. < PHONÈME] ile/||/<> SES DEĞİŞKESİ/ALOFON[İng. < ALLOPHONE]
- SES BİRİMİ ile/||/<> SES BİRİMİ
( Belli bir Uzaklıktan duyulabilen en hafif ses Konuşma organının belirli hareketleri ile oluşan ve belli bir biçimde sıralanarak aynı dili konuşanlar arasında bir kavramın ifadesi için kullanılan kelimeleri oluşturan anlam ayırt edici ses yol kol bal sal baş kaş yaş taş kelimelerindeki y k s b t sesleri bu kelimeler arasındaki anlam farklarını sağlayan ögeler olduklarından birer ses birimidirler )
( PHONEME | AUDIBLE | DIMMED | DITHERED )
( PHONIE | PHONÈME | VOISÉ | ESPRIT )
( PHONEM, LAUT )
( FONEMA )
( ΦΏΝΗΜΑ / φώνημα )
- SES BİRİMİ ile/||/<> SESLİ ile/||/<> SOLUK ile/||/<> TİTREK
( Belli bir Uzaklıktan duyulabilen en hafif ses. @@ Konuşma organının belirli hareketleri ile oluşan ve belli bir biçimde sıralanarak aynı dili konuşanlar arasında bir kavramın ifadesi için kullanılan kelimeleri oluşturan anlam ayırt edici ses. yol, kol, bal, sal, baş, kaş, yaş, taş kelimelerindeki y, k, s, b, t sesleri bu kelimeler arasındaki anlam farklarını sağlayan ögeler olduklarından birer ses birimidirler. )
( PHONEME | AUDIBLE | DIMMED | DITHERED~AUDIBLE~DIMMED~DITHERED )
( PHONIE | PHONÈME | VOISÉ | ESPRIT~VOISÉ~ESPRIT~TREMBLANT )
( PHONEM, LAUT~HÖRBAR~BLASS~ZITTERND )
( FONEMA~UDIBILE~PALLIDO~TREMULO )
( ΦΏΝΗΜΑ / φώνημα~ΑΚΟΥΣΤΌΣ / ακουστός~ΞΕΘΩΡΙΑΣΜΈΝΟΣ / ξεθωριασμένος~ΤΡΕΜΆΜΕΝΟΣ / τρεμάμενος )
- SES DEĞİŞMESİ ile/||/<> SES KARŞILANMASI, DÖNÜŞME
( Dilde kendiliğinden veya bir etkenle oluşan ses başkalaşması Fadıl fazıl hidmet hizmet geçti geşti açtı aştı Neclâ Nejlâ Necdet Nejdet vb ses karşılanması ve dönüşme Bir dilin gelişimi süresince seslerin uğradığı İMLA 2 ğC SE HTSETH her türlü değişiklik Bu değişme ya hiç bir ara evresi olmaksızın doğrudan doğruya olur DEĞŞİLİM Mutation ATLAYIŞLI DEĞİŞME Chang instantané ARAÇSIZ DEĞİŞME Chang immédiat ORUNLAMALI DEĞİŞME Chang par substitution veya bir takım ara şekillerden geçerek meydana gelir KERTELİ DEĞİŞME Chang progressif Bundan başka değişme kimi vakit sesin öz niteliğinden gelme KENDİLİĞİNDEN DEĞİŞME Chang spontané BAĞIMSIZ DEĞİŞME Chang indépendant olabildiği gibi sesin kelimedeki veya cümledeki yeri ve dolayısıyla ona dokunan başka seslerin komşuluğu kabilinden bir takım haller dolayısıyla de olabilir BAĞIMLI DEĞİŞME Chang dépendant ŞARTLI DEĞİŞME Chang conditionné BAĞIMLI DEĞİŞME Chang conıbinatoire ou combinatif Bir dilde kendiliğinden veya o dilin ses eğilimlerine bağlı olarak kelime veya eklerde bir sesin yerini genellikle kendisine yakın başka bir sese veya gelişme yolu ile kendisinden türemiş başka bir sese bırakması olayı ked key gey giy 1 k g 2 e K i 3 d y a dak ayak kudug kuyug kuyu d y azak atah ura d z t r kanyu kayu hangi kanyu kanı hanı hani ny y n k h h sub suv su su tawışgan tavışan tavşan tavşan b v Iñlz UñUz çokluk II şahıs iyelik eki TT InIz UnUz eviniz yolunuz Kökt atagız babanız ebigiz çadırınız ertigiz idiniz ñ g Kaşg kögürçgün kökerçin kögerçin kögerçin kügerçin güğercin güvercin g v ET eQgü eygü eyü eyi eyi iyi d y jandarma candarma divar duvar attar aktar vb Azerbaycan Türkçesi säs däyismäsi Türkmen Türkçesi ses çalışması Gagauz Türkçesi sesdönmesi ses düşmesi Özbek Türkçesi tóvuş ozgarişi Uygur Türkçesi tavuşnin özgirişi Tatar Türkçesi awaz üzgärü awaznıň üzgareşe Başkurt Türkçesi öndöň üzgärewe awazlanıalmaşınıwu Krç Malk tawuşnu türleniwü Nogay Türkçesi ses awısuwı Kazak Türkçesi dıbıstıň özgerüwi Kırgız Türkçesi tıbıştardın özgörüşü Alt tabıştın kubuları Hakas Türkçesi tapsag alızii Tuva Türkçesi ün solçulgazı Türkçesi ün alıjı Rusça izmeneniye zvuka )
( SONORISATION )
( CHANGEMENT PHONÉTIQUE | SONORISATION )
( STIMMHAFTWERDEN )
( MUTAMENTO FONETICO )
( ΦΩΝΗΤΙΚΉ ΜΕΤΑΒΟΛΉ / φωνητική μεταβολή )
- SES DEĞİŞMESİ ile/||/<> YUMUŞAMA | SES KARŞILANMASI, DÖNÜŞME
( Dilde kendiliğinden veya bir etkenle oluşan ses başkalaşması: Fadıl< fazıl, hidmet< hizmet, geçti< (geşti) , açtı < (aştı) , Neclâ< Nejlâ, Necdet< Nejdet vb. (bk. ses karşılanması ve dönüşme). @@ Bir dilin gelişimi süresince seslerin uğradığı İMLA 2 ğC SE HTSETH her türlü değişiklik. Bu değişme ya hiç bir ara evresi olmaksızın doğrudan doğruya olur ( DEĞŞİLİM, Mutation; ATLAYIŞLI DEĞİŞME, Chang, instantané; ARAÇSIZ DEĞİŞME, Chang, immédiat; ORUNLAMALI DEĞİŞME, Chang, par substitution ). veya bir takım ara şekillerden geçerek meydana gelir ( KERTELİ DEĞİŞME, Chang, progressif ). Bundan başka değişme kimi vakit sesin öz niteliğinden gelme ( KENDİLİĞİNDEN DEĞİŞME, Chang, spontané; BAĞIMSIZ DEĞİŞME, Chang, indépendant ) olabildiği gibi sesin kelimedeki veya cümledeki yeri ve dolayısıyla ona dokunan başka seslerin komşuluğu kabilinden bir takım haller dolayısıyla de olabilir. ( BAĞIMLI DEĞİŞME, Chang, dépendant; ŞARTLI DEĞİŞME, Chang. conditionné; BAĞIMLI DEĞİŞME, Chang, conıbinatoire ou combinatif ). @@ Bir dilde kendiliğinden veya o dilin ses eğilimlerine bağlı olarak, kelime veya eklerde, bir sesin yerini genellikle kendisine yakın başka bir sese veya gelişme yolu ile kendisinden türemiş başka bir sese bırakması olayı: ked- > key- > gey- > giy- (1. k- > g-; 2. e->-K-> -i 3. -d- > -y-); a.dak > ayak, kudug > kuyug > kuyu (-d- > -y-); azak, atah, ura (d>z, t, r); kanyu > kayu 'hangi', kanyu > kanı > hanı > hani (ny > y,n; k > h >h); sub > suv > su 'su'; tawışgan > tavışan > tavşan 'tavşan' (b>v); +Iñlz-/+UñUz çokluk II. şahıs iyelik eki > TT.+InIz/+UnUz: ev-iniz, yol-unuz; Kökt. ata-gız 'babanız', eb-igiz 'çadırınız', ertigiz 'idiniz' (ñ>g); Kaşg. kögürçgün > kökerçin > kögerçin > kögerçin > kügerçin > güğercin > güvercin; (g>v); ET. eQgü > eygü > eyü > eyi> eyi > iyi (d>y); jandarma > candarma; Far. divar > duvar, Ar. attar > aktar vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: säs däyismäsi; Türkmen Türkçesi: ses çalışması; Gagauz Türkçesi: sesdönmesi ~ *ses düşmesi; Özbek Türkçesi: tóvuş ozgarişi; Uygur Türkçesi: tavuşnin özgirişi; Tatar Türkçesi: awaz üzgärü ~ awaznıň üzgareşe; Başkurt Türkçesi: öndöň üzgärewe; Kmk: awazlanıalmaşınıwu; Krç.-Malk.: tawuşnu türleniwü; Nogay Türkçesi: ses awısuwı; Kazak Türkçesi: dıbıstıň özgerüwi; Kırgız Türkçesi: tıbıştardın özgörüşü; Alt:: tabıştın kubuları; Hakas Türkçesi: tapsag alızii; Tuva Türkçesi: ün solçulgazı; Şor Türkçesi: *ün alıjı; Rusça: izmeneniye zvuka )
( SONORISATION~SONORISATION | SOFTENING | VOICING, SONORISATION )
( CHANGEMENT PHONÉTIQUE | SONORISATION~SONORISATION | ADOUCISSEMENT, LENITION | ADOUCISSEMENT; AMOLLISSEMENT | ADOUCISSEMENT, SONORISATION )
( STIMMHAFTWERDEN~STIMMHAFTWERDEN | ENTHÄRTUNG | ERWEICHUNG, STIMMHAFTWERDEN )
( MUTAMENTO FONETICO~ADDOLCIMENTO )
( ΦΩΝΗΤΙΚΉ ΜΕΤΑΒΟΛΉ / φωνητική μεταβολή~ΜΑΛΆΚΩΜΑ / μαλάκωμα )
- SES DÜŞMESİ ile/||/<> SES DÜŞMESİ
( Derleme düşme fonem düşmesi fonem atımı Sözcükte bir sesin kaybolması ısıtma sıtma ısıcak sıcak çift çif örneklerinde olduğu gibi Yalın veya ekler ile genişletilmiş olan kelimelerin ön iç ve sonlarında bulunan seslerden birinin çeşitli etkenlerle yitirilmesi olayı Bunlar ön ses düşmesi iç ses düşmesi ve son ses düşmesi diye gruplandırılabilir ısıcak sıcak ısıtma sıtma uyukla yukla uyumak uyuklamak dirilik dirlik ilerile ilerle aşıla aşla oyuna oyna küçükcük küçücük yanakcık yanacık ufakcık ufacık ufakrak ufarak çabukcak çabucak oğulan oğlan çiftçi çifçi üstçavuş üsçavuş astteğmen asteğmen rastgele rasgele kelgen gelen kelgüçi gelici vb Azerbaycan Türkçesi säs düşümü Türkmen Türkçesi ses düşmesi Gagauz Türkçesi ses düşmesi Özbek Türkçesi tóvuş tuşişi Uygur Türkçesi tavuşniň çüşüp qelişi Tatar Türkçesi awaznin töşep kaluwı awaz qısqaru Başkurt Türkçesi öndöň töşüp qalıwı awazlanı tüşmegi Krç Malk tawuşnu tüşüwü Nogay Türkçesi ses tüsüwi sestîň tüsîp kaluwi Kazak Türkçesi dıbıstıň tüsüwi Kırgız Türkçesi tıbıştın tüşüp kalışı Alt tabıştın tüjeri Hakas Türkçesi tapsagnıň tüskenî Tuva Türkçesi ünnüň çideri Türkçesi ün tüşkeni Rusça padeniyezvuka vıpadeniye zvuka )
( DISAPPEARANCE )
( CHUTE | DÉGÉMINATION )
( SCWUND, AUSSTOSSUNG | SCHWUND, AUSSTOSSUNG | ENTDOPPELUNG )
( CADUTA DI SUONO )
( ΑΠΟΒΟΛΉ ΦΘΌΓΓΟΥ / αποβολή φθόγγου )
- SES DÜŞMESİ ile/||/<> TEKLEŞME
( (Derleme., düşme, fonem düşmesi, fonem atımı) Sözcükte bir sesin kaybolması: (ısıtma) < sıtma, (ısıcak) < sıcak, çift< (çif) örneklerinde olduğu gibi. @@ Yalın veya ekler ile genişletilmiş olan kelimelerin ön, iç ve sonlarında bulunan seslerden birinin, çeşitli etkenlerle yitirilmesi olayı. Bunlar ön ses düşmesi, iç ses düşmesi ve son ses düşmesi diye gruplandırılabilir: || ısıcak > sıcak, ısıtma > sıtma, uyukla- > yukla- 'uyumak, uyuklamak', dirilik > dirlik, ilerile-> ilerle-, aşıla- > aşla-, oyuna- > oyna-; küçükcük > küçücük, yanakcık > yanacık, ufakcık > ufacık, ufakrak > ufarak, çabukcak > çabucak; oğulan > oğlan, çiftçi > çifçi, üstçavuş > üsçavuş, astteğmen > asteğmen, rastgele > rasgele, kelgen > gelen, kelgüçi > gelici vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: säs düşümü; Türkmen Türkçesi: ses düşmesi; Gagauz Türkçesi: ses düşmesi;Özbek Türkçesi: tóvuş tuşişi; Uygur Türkçesi: tavuşniň çüşüp qelişi; Tatar Türkçesi: awaznin töşep kaluwı ~awaz qısqaru; Başkurt Türkçesi: öndöň töşüp qalıwı; Kmk: awazlanı tüşmegi; Krç.-Malk.: tawuşnu tüşüwü; Nogay Türkçesi: ses tüsüwi ~ sestîň tüsîp kaluwi; Kazak Türkçesi: dıbıstıň tüsüwi; Kırgız Türkçesi: tıbıştın tüşüp kalışı; Alt:: tabıştın tüjeri; Hakas Türkçesi: tapsagnıň tüskenî; Tuva Türkçesi: ünnüň çi'deri; Şor Türkçesi: *ün tüşkeni; Rusça: padeniyezvuka ~ vıpadeniye zvuka;~ )
( DISAPPEARANCE~DEGEMINATION )
( CHUTE | DÉGÉMINATION~DÉGÉMINATION )
( SCWUND, AUSSTOSSUNG | SCHWUND, AUSSTOSSUNG | ENTDOPPELUNG~ENTDOPPELUNG )
( CADUTA DI SUONO~DEGEMINAZIONE )
( ΑΠΟΒΟΛΉ ΦΘΌΓΓΟΥ / αποβολή φθόγγου~... )
- SES HACMİ, SES VOLÜMÜ, VOLÜM ile/||/<> SOUND INTENSITY (VOLUME), INTENSITY, LOUDNESS, AMPLITUDE (OF SOUND)[İng.] ile/||/<> INTENSITÉ (SONORE, DU SON), NIVEAU (SONORE), VOLUME (DU SON)[Fr.] ile/||/<> TONSTÄRKE, LAUTSTÄRKE, SCHALLINTENSITÄT, SCHALLSTÄRKE[Alm.] ile/||/<> GÜRLÜK
( Sinema TV Birim alandan geçen güç başka bir deyişle santimetrekareden geçen ses erkesi Ses gürlüğü 1016 vat cm2 olan bir düzeye oranla ölçülür Bir ses dalgasının gürlüğü ses dalgası basıncının karesiyle orantılıdır )
( SOUND INTENSITY (VOLUME), INTENSITY, LOUDNESS, AMPLITUDE (OF SOUND) )
( INTENSITÉ (SONORE, DU SON), NIVEAU (SONORE), VOLUME (DU SON) )
( TONSTÄRKE, LAUTSTÄRKE, SCHALLINTENSITÄT, SCHALLSTÄRKE )
- SES KAYDI, SES ALMA, SES TESPİT VE KAYDI | SESLENDİRME ile/||/<> SESLENDİRMEK
( Sinema 1 Bir ses negatifinin sesli alıcıda kullanılıp işlemelikte işlendikten sonra ses pozitifi elde edilmesi ve bu pozitifin görüntü pozitifi ile birleştirilmesi 2 Filme optik ya da mıknatıslı ses yolu eklenmesi işi TV 3 Sesin doğrudan doğruya yayınlanmaması durumunda bu sesin saptanma yöntemleri Sinema Seslendirme eylemi )
( SOUND RECORDING | MAKE A SOUND RECORDING, ADD SOUND TO A FILM, RECORD | DUBBING, OVERDUBBING )
( ENREGISTREMENT (SONORE, DU SON), PRISE DE SON, SONORISATION | SONORISER, ENREGISTRER | DOUBLAGE )
( TONAUFNAHME, TONAUFZEICHNUNG, SCHALLAUFNAHME, VERTONUNG, SCHALLAUFZEICHNUNG | VERTONEN, EINSPIELEN, AUFNEHMEN | DOUBELN, SYNCHRONISATION, SYNCHRONISIERUNG, SYNCHRONISIEREN )
( REGISTRAZIONE SONORA )
( ΗΧΟΓΡΆΦΗΣΗ / ηχογράφηση )
- SES KAYDI, SES ALMA, SES TESPİT VE KAYDI | SESLENDİRME ile/||/<> SÖZLENDİRME
( Sinema 1. Bir ses negatifinin sesli alıcıda kullanılıp işlemelikte işlendikten sonra ses pozitifi elde edilmesi ve bu pozitifin, görüntü pozitifi ile birleştirilmesi. 2. Filme optik ya da mıknatıslı ses yolu eklenmesi işi. TV. 3. Sesin doğrudan doğruya yayınlanmaması durumunda, bu sesin saptanma yöntemleri. @@ Sinema Seslendirme eylemi. )
( SOUND RECORDING | MAKE A SOUND RECORDING, ADD SOUND TO A FILM, RECORD | DUBBING, OVERDUBBING~DUBBING, OVERDUBBING | DUBBING )
( ENREGISTREMENT (SONORE, DU SON), PRISE DE SON, SONORISATION | SONORISER, ENREGISTRER | DOUBLAGE~DOUBLAGE )
( TONAUFNAHME, TONAUFZEICHNUNG, SCHALLAUFNAHME, VERTONUNG, SCHALLAUFZEICHNUNG | VERTONEN, EINSPIELEN, AUFNEHMEN | DOUBELN, SYNCHRONISATION, SYNCHRONISIERUNG, SYNCHRONISIEREN~DOUBELN, SYNCHRONISATION, SYNCHRONISIERUNG, SYNCHRONISIEREN, "DOUBLAGE", "DUBBING" )
( REGISTRAZIONE SONORA~DOPPIAGGIO )
( ΗΧΟΓΡΆΦΗΣΗ / ηχογράφηση~ΜΕΤΑΓΛΏΤΤΙΣΗ / μεταγλώττιση )
- SES KİRİŞLERİ ile/||/<> SES KİRİŞLERİ
( Deri ses telleri Ses meydana getiren gırtlaktaki kas kıvrımları ses telleri )
( VOCAL CORDS )
( CORDES VOCALES )
( STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN )
- SES ŞEFİ, SES ALICISI | SES YÖNETMENİ ile/||/<> SES YÖNETMENİ
( Sinema Ses alıcısını çalıştıran sesin film üzerine saptanması işini yöneten kimse Seslendirme ile ilgili çalışmaları yöneten uzman )
( SOUND CAMERAMAN (OPERATOR, MAN, RECORDIST, SUPERVISOR, CAMERA OPERATOR), RECORDMAN, RECORDIST, MONITOR MAN, (ABD) KNOB TWISTER (A.) | SOUND DIRECTOR )
( OPÉRATEUR DU SON, CHEF ASSISTANT DU SON, "RECORDER", "RECORDMAN" | CHEF PRÉPARATEUR DU SON )
( TONASSISTENT, TONTECHNIKER, ERSTER TONASSISTENT | TONMEISTER )
- SES ŞERİDİ, SES BANDI, SES FİLMİ ile/||/<> SOUND TRACK (TAPE, REEL)[İng.] ile/||/<> BANDE SON (SONORE), PARTİE SONORE[Fr.] ile/||/<> TONBAND, TONTEIL[Alm.] ile/||/<> SES KUŞAĞI
( Sinema 1 Üzerine ses saptanmış optik ya da mıknatıslı ses kuşağı 2 Sesli filmde kuşağın görüntüye karşılık ses bölümünü belirten terim )
( SOUND TRACK (TAPE, REEL) )
( BANDE SON (SONORE), PARTIE SONORE )
( TONBAND, TONTEIL )
- SES TÜREMESİ ile/||/<> SES TÜREMESİ
( Bir sözcüğün aslında bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün sonradan türemesi utmak vurmak station istasyon azm azim hükm hüküm öyük höyük ve anneye babayı onlar vb Almanca Einschubvokal Sprossilbe Vokalentfaltung Anaptyxis Adventivlaut anaptyxe adventice anaptyxis adventitious sound Seslerin özelliklerine veya birbirleriyle birleşme şartlarına bağlı bazı nedenlerle Türkçe ve dilimize girmiş yabancı kelimelerin ön iç ve son seslerinde ünlü veya ünsüz türemesi biçiminde kendini gösteren ses olayı Yabancı kelimelerde ruze oruç limon ilimon rişte erişte scala iskele station istasyon grup gurup Christian Hırıstiyan akl akıl aks akis keyf keyif ayva hayva aveng heven kehrubBa kehribar bionic biyonik dialogue diyalog vb Türkçe kelimelerde ur vur orada horda ağıl hağıl ırak yırah in yin irin yirin idiz yitiz yüksek ip yip söğüt söğürt başla başlayan kaplu baga kaplumbaga gençecik gencecik azıcık azıcık gülücük gülücük vb Azerbaycan Türkçesi säs artımı Türkmen Türkçesi ses artdırılması Gagauz Türkçesi ses eklemesi ses zeedeletmesi Özbek Türkçesi tóvuş órtişi Uygur Türkçesi tavuşniň qoşulup qelişi Tatar Türkçesi awaz östälü Başkurt Türkçesi ön öştäw awaz koşuluw Krç Malk tawuşnukoşuluwu Nogay Türkçesi ses kosıluwı Kazak Türkçesi dıbıs kosıluwı Kırgız Türkçesi tıbış koşuluusu Alt ün kojulganı Hakas Türkçesi tapsagnın hozılçathanı Tuva Türkçesi ün nemejiri Türkçesi ünkojulganı Rusça pribavleniye zvuka )
( ANAPTYXIS, ADVENTITIOUS SOUND | ANAPTYCTIC VOWEL | EPENTHETIC CONSONANT )
( ANAPTYXE, ADVENTICE | VOYELLE D'ATTAQUE | CONSONNE ÉPENTHÉTIQUE )
( EINSCHUBVOKAL, SPROSSSILBE, VOKALENTFALTUNG, ANAPTYXIS, ADVENTIVLAUT | EINSATZVOKAL | SPROSSKONSONANT )
( EPENTESI )
( ΑΝΆΠΤΥΞΗ ΦΘΌΓΓΟΥ / ανάπτυξη φθόγγου )
- SES TÜREMESİ ile/||/<> TÜREME ÜNLÜ ile/||/<> TÜREME ÜNSÜZ
( Bir sözcüğün aslında bulunmayan, bir ünlü veya ünsüzün sonradan türemesi: (utmak) > vurmak, (station) > istasyon, (azm) > azim, (hükm) > hüküm, öyük> höyük ve anneye, babayı, onlar vb. @@ (Almanca Einschubvokal, Sprossilbe, Vokalentfaltung, Anaptyxis, Adventivlaut; Fr. anaptyxe, adventice; İng. anaptyxis, adventitious sound). || Seslerin özelliklerine veya birbirleriyle birleşme şartlarına bağlı bazı nedenlerle, Türkçe ve dilimize girmiş yabancı kelimelerin ön, iç ve son seslerinde ünlü veya ünsüz türemesi biçiminde kendini gösteren ses olayı: Yabancı kelimelerde: ruze > oruç, limon > ilimon, rişte > erişte, scala > iskele, station > istasyon; grup > gurup, Christian > Hırıstiyan, akl > akıl, aks > akis, keyf > keyif; ayva > hayva, aveng > heven, kehrubBa > kehribar; bionic > biyonik, dialogue > diyalog vb. Türkçe kelimelerde: ur- > vur, orada > horda, ağıl > hağıl, ırak > yırah, in- >yin-, irin > yirin, idiz > yitiz 'yüksek' ip > yip, söğüt > söğürt, başla- > başla-y-an, kaplu baga > kaplum-baga, genç-e-cik > gencecik, az-ı-cık > azıcık, gül-ü-cük > gülücük vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: säs artımı; Türkmen Türkçesi: ses artdırılması; Gagauz Türkçesi: ses eklemesi~ *ses zeedeletmesi; Özbek Türkçesi: tóvuş órtişi; Uygur Türkçesi: tavuşniň qoşulup qelişi; Tatar Türkçesi: awaz östälü; Başkurt Türkçesi: ön öştäw; Kmk: awaz koşuluw; Krç.-Malk.: tawuşnukoşuluwu; Nogay Türkçesi: ses kosıluwı; Kazak Türkçesi: dıbıs kosıluwı; Kırgız Türkçesi: tıbış koşuluusu; Alt:: ün kojulganı; Hakas Türkçesi: tapsagnın hozılçathanı; Tuva Türkçesi: ün nemejiri; Şor Türkçesi: ünkojulganı;Rusça: pribavleniye zvuka )
( ANAPTYXIS, ADVENTITIOUS SOUND | ANAPTYCTIC VOWEL | EPENTHETIC CONSONANT~ANAPTYCTIC VOWEL~EPENTHETIC CONSONANT )
( ANAPTYXE, ADVENTICE | VOYELLE D'ATTAQUE | CONSONNE ÉPENTHÉTIQUE~VOYELLE D'ATTAQUE | VOYELLE DATTAQUE~CONSONNE ÉPENTHÉTIQUE )
( EINSCHUBVOKAL, SPROSSSILBE, VOKALENTFALTUNG, ANAPTYXIS, ADVENTIVLAUT | EINSATZVOKAL | SPROSSKONSONANT~EINSATZVOKAL~EPENTHETISCHER KONSONANT )
( EPENTESI~VOCALE EPENTETICA~CONSONANTE EPENTETICA )
( ΑΝΆΠΤΥΞΗ ΦΘΌΓΓΟΥ / ανάπτυξη φθόγγου~ΑΝΑΠΤΥΚΤΙΚΌ ΦΩΝΉΕΝ / αναπτυκτικό φωνήεν~ΑΝΑΠΤΥΚΤΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / αναπτυκτικό σύμφωνο )
- SES TÜREMESİ ile/||/<> ÜNLÜ TÜREMESİ ile/||/<> ÜNSÜZ TÜREMESİ
( Türemek işi Aynı kökten çıkma iştikak )
- SES UYUMSUZLUĞU/KAKOFONİ[Fr. < CACOPHONIE] ile/||/<> SES UYUMSUZLUĞU/TENAFÜR[Ar. < TENĀFUR]
- SES UYUMSUZLUĞU ile/||/<> SES KAKIŞMASI
- SES YİTİMİ | AFONİ ile/||/<> AFONİ[Fr. < APHONIE]
( 1 Özellikle akciğerlerin dinlemeyle muayenesinde ses alınamaması 2 Ses tellerinin işlevlerinin bozulması sonucu meydana gelen ses çıkaramama durumu )
( APHONIA )
( APHONIE )
- ŞEŞ[Fars. < ŞEŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> ALTI (ŞEŞBEŞ, ŞEŞCİHAR, ŞEŞPER, ŞEŞÜDÜ, ŞEŞÜSE, ŞEŞYEK, DÜŞEŞ)
- SES ile/ve/||/<>/> BESTE
( Hakikat. İLE/VE/||/<>/> Mârifet. )
- SES ile/ve/değil/||/<>/>/< "ES"[< S][ARA (VERMEK)]
- SES ile/ve/||/<> IŞIK
( Havadaki titreşimlerle yayılan enerji. İLE/VE/||/<> Elektromanyetik dalgalarla yayılan enerji. )
- SES ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SELEN / ÇATI
( BÂKÎ KALAN BU GÖK KUBBEDE
HOŞ BİR SADÂ İMİŞ )
( SADÂ: Kişinin özü. )
( Evrendeki herhangi bir ses. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> İnsan sesi. )
( sesOL.org )
( SES[Fars.] ile TÂLÂC[Fars.] / SEDÂ/SADÂ[Ar.] )
( SOUND vs. VOICE )
- SESAME OIL[İng.] ile/||/<> SUSAM YAĞI
( Susam bitkisinin tohumlarından elde edilen doymamış yağ asitlerince zengin yağ )
( SESAME OIL )
- SÉSAME[Fr.] ile/||/<> SUSAM[Ar. < SİSÂM]
( botanik )
( SÉSAME )
- ŞEŞÇEHAR[Fars. < ŞEŞ + ÇEHĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEŞCİHAR
( Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin altı öbürünün dört benekli olan yüzünün üste gelmesi )
- SESÇİL ALFABE ile/||/<> SESÇİL ALFABE
( Derleme fonetik yazı sesçil yazı sesçil çevriyazı Konuşmanın ses özelliklerini belirten alfabe Seslerin en ince ayırtlarını gösteren alfabe Konuşmadaki bütün ses özelliklerini yazıya aktarabilmek için kullanılan ve yazı dili alfabesine oranla çok daha fazla özel ünlü ve ünsüz işaretlerine sahip olan alfabe türü )
( PHONETIC ALPHABET )
( ÉCRITURE PHONÉTIQUE | ALPHABET PHONÉTIQUE | ALPHABET PHONETIQUE )
( LAUTSCHRIFT | PHONETISCHES ALPHABET )
- SESÇİL ALFABE ile/||/<> SESÇİL İMLA ile/||/<> SESÇİL YAZIM
( Sesleri bütün özellikleri ve ayrıntılarıyla gösteren )
- SESÇİL YAZIM ile/||/<> SESÇİL İMLA ile/||/<> FONETİK İMLA
- ŞEŞDU[Fars. < ŞEŞ + DŪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEŞÜDÜ
( Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin altı öbürünün iki benekli olan yüzünün üste gelmesi )
- ŞEŞHANE[Fars. < ŞEŞ + ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞİŞHANE
( Namlusu altı yivli tüfek veya top )
- SESİ KAYDETMEĞE MAHSUS KISIM, SES KAYDEDİLEN YER, SES PİSTİ, SES BANDI | SES YOLU ile/||/<> SES YOLU
( Sinema 1 Bir ses kuşağında yer alan ve ses imlerini taşıyan bir ya da birkaç daracık yol 2 Sesli filmlerde görüntü kuşağının bir ya da birkaç yerinde bulunan ve ses imlerini taşıyan yollar Ciğerlerden gelen havanın her sesin özelilliğine göre değişik işlemlerle dil seslerine dönüştürülmesi sırasında nefes borusu vasıtasıyle geçtiği yollar Gırtlak boğaz ağız kanalı geniz burun boşluğu Azerbaycan Türkçesi näfäs yolu Türkmen Türkçesi hova yoolı Gagauz Türkçesi soluk yolu sesyolu Özbek Türkçesi nafas havó yoli Uygur Türkçesi B hava eqimi D näpäsyoli hawa yulı Başkurt Türkçesi hawa yulı hawa ötegen yol Krç Malk tawuş hawa çıkgan col Nogay Türkçesi ses yolı Kazak Türkçesi dıbıs jolı Kırgız Türkçesi aba agımı Alt key tolı Hakas Türkçesi kiinîň çolı tapsag çolı Tuva Türkçesi agaar oruu Türkçesi çel çolı Rusça put vozduha )
( SOUND TRACK, TRACK )
( PISTE (SONORE) )
( TONSPUR, SPUR )
- SESİMİZİ:
DOĞRUDAN DUYMAK ile/ve/||/<> KAYIT ARACINDAN DUYMAK
( Ses Kaydımızı Dinlediğimizde Sesimizi Neden Kendi Duyduğumuzdan Farklı Algılarız?
Ses, havada basınç dalgaları oluşturarak yayılır. Kulağımıza ulaşan ses dalgaları, kulak kanalı boyunca ilerler ve iç kulaktaki koklea olarak adlandırılan salyangoz biçimindeki yapıda bulunan tüy hücreleri tarafından algılanır. Tüy hücreleri, ses dalgalarını, sinir iletilerine dönüştürür. Bu sinyaller, sinir hücreleri tarafından beyne iletilir ve böylece ses duyulmuş olur.
Kendi ses kaydımızı dinlediğimizde, çoğunlukla duyduğumuz sesten rahatsız olur ve kayıttakinin kendi sesimize benzemediğini düşünürüz. Çünkü, normalde kendi sesimizi iki biçimde algılarız. Konuştuğumuzda oluşan ses dalgaları öteki dış kaynaklı sesler gibi havada yayılırken kulağımıza ulaşır ve kokleadaki tüy hücreleri tarafından algılanır. Ancak, ses dalgalarını oluşturan ses telleri titreştiğinde, bu titreşimler, boynumuzdaki ve başımızdaki kemikler tarafından da iletilir. Kokleaya ulaşan bu titreşimlerin frekansı havada yayılan sesin frekansından daha düşüktür. Kendi sesimizi bu iki farklı yoldan ulaşan ses dalgalarının birleşimi biçiminde algılarız.
Ses kayıt araçları, sadece havada yayılan ses dalgalarını algıladığı için sesimizin vücudumuzun içinde iletilen bileşenini duyamamış oluruz. Dışarıdan gelen sesleri engelleyen kulaklıkları taktığımızda ise sadece "kendi iç sesimizi" algılarız. )
- YÜKSELTMEK:
SESİNİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖZÜNÜ
- SESLEME ile/||/<> SESLEME
( Konuşma düzenindeki ses değeri Konuşma düzenindeki ses değeri Bir tümcenin ton başlangıcı giriş biçimi ve etkenidir Ses ergenleri yardımıyla sesler çıkarma )
( INTONATION | MODULATION OF THE VOICE )
( INTONATION | INTONATION | PHONATION )
( TONANSATZ, INTONATION | STIMMUNG )
- SESLENDİRİCİ ile/||/<> DUBLAJCI ile/||/<> SÖZLENDİRİCİ
- SESLİ ile/||/<> SESLİ
( Açınıklara ve ötümlü olan abanıklara denir )
( AUDIBLE )
( VOISÉ )
- SESÖTESİ | ULTRASON ile/||/<> ULTRASON[Fr. < ULTRASON]
( 20 Herz ile 10 MegaHerz arasındaki olan ve insan kulağının işitemediği ses dalgaları ultrases )
( ULTRASOUND )
( ULTRASON )
- ŞEŞPER[Fars. < ŞEŞ + PER] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEŞPER
( Savaş araçlarından altı dilimli topuz )
- ŞEŞSE[Fars. < ŞEŞ + SE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEŞÜSE
( Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin altı öbürünün üç benekli olan yüzünün üste gelmesi )
- SESSEL YİNELEME ile/ve/||/<> İKİLEME
( Herhangi bir noktayı vurgulamak amacıyla kullanılır. İLE/VE/||/<> Daha çok bazı sayısal durumları anlatmak amaçlı değerlendirilir. )
( Ayrı ayrı yazılır. İLE/VE/||/<> Yan yana ve aynı sözcüklerin yazılmasıyla. )
( Farklı sözcüklerin birbirine uyumu kapsamında öne çıkar. İLE/VE/||/<> Aynı sözcüğün tekrar etmesi üzerinden değerlendirilir. )
- SESSILE[İng.] ile/||/<> SAPSIZ
( Geniş bir tabanla bağlanan sap gövde veya pedisel içermeyen bulunduğu yere doğrudan geniş tabanla tutunan veya oturan sesil )
( SESSILE )
- SESSION-BRIDGE -ile/ve/||/<>
- FİLM:
SESSİZ ile/ve/||/<>/> SESLİ
- SESSİZ KALMAK ile/ve/||/<>/> ONSUZ KALMAK
( Kırıldığımızı anlamıyorsa. İLE/VE/||/<>/> Sessizliğimizden de kırıldığımızı anlamıyorsa. )
- SESSİZ KALMAK ile/ve/||/<>/> ONSUZ KALMAK
( (")Kırıldıysak.(") İLE/VE/||/<>/> Kırıldığımızı anlamıyorsa. )
- SESSİZ ile/||/<> YANLIŞ ANLAM
( Sessiz aynı amino asit İLE yanlış anlam farklı. )
( Formül: Synonym İLE missense )
- SESSİZCE ile/||/<> SESSİZCESİNE
- SESSİZ/CE ile/ve/||/<>/> SİNSİ/CE
- SESSİZLEŞME/SUSKUNLAŞMA:
DİNLEYENİMİZ OLMADIĞINDA ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> ANLAYANIMIZ OLMADIĞINDA
- ŞEŞTARİ[Fars. < ŞEŞTĀRĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEŞTARİ
( İpek veya ipekle pamuk karışımı bir tür çizgili kumaş Bu kumaştan yapılmış üst giyecek Bu kumaştan yapılmış )
- SESTEŞLİK ile/||/<> EŞ SESLİLİK
- ŞEŞYEK[Fars. < ŞEŞ + YEK] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞEŞYEK
( Zarla oynanan oyunlarda atılan zarlardan birinin altı öbürünün bir benekli olan yüzünün üste gelmesi )
- SET OF FISHING LINE[İng.] ile/||/<> OLTA TAKIMI
( Olta ipi beden köstek ve iğneyi bir arada bulunduran avlanma yeteneği olan vasıtadır iğne zoka iskandil köstek beden fırdöndü orta mantarı ve diğer kısımlardan oluşan malzeme bütünü )
( SET OF FISHING LINE )
- SET ile/||/<> BALKON
( Mimarlık Çevresi duvarlı üstü düz yerden yüksek yer a balkon pekent jeoloji set Sinema Sinemalarda salonun dip yanında yer alan yüksekçe ve ileriye doğru çıkıntılı bölüm Mimarlık Giriş katı üstündeki katlarda yapı bedeni içinde ya da dışarı bir çıkıntı olarak yapılan önü açık bölüm Cumbanın önü açık olanı a cumba şahniş hayat sergâh Mimarlık Yapıların yerkatı üstündeki katlarında anaduvarların dışına sokağa doğru çıkıntı yapmış oda Cumbaların üstü örtülü önü açık ya da kafeslidir a balkon şahniş İtal balcone Az balkón kelimesi de İtalyancadan alınmıştır Barbera Elementi 77 )
( SET )
( TERRASE | BARRIÈRE )
( TERRAINSOCKEL )
( BALCONE )
- SET[İng. < SET] ile/değil/yerine/=/||/<> SET
( set sayısı karar seti uyku seti Birbiri ile bağlantılı bir dizi ögeden oluşan nesneler bütünü Masa tenisi voleybol vb oyunlarda maçın her bir bölümü Stüdyoda film çekimi için hazırlanan yer )
- SETA CRUDA[İt. < SETA CRUDA] ile/değil/yerine/=/||/<> SADAKOR
( Düz dokunmuş açık saman renginde bir tür ipek kumaş Bu kumaştan yapılan )
- ŞETARET[Ar. < ŞEṬĀRET] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞENLİK
- SETİK ile/||/<> İNCE BULGUR
( ince bulgur Kökünü bilmiyoruz )
- ŞETİM[Ar. < ŞETM] ile/değil/yerine/=/||/<> SÖVME
- SETR[Ar. < SETR] ile/değil/yerine/=/||/<> SETİR
( setretmek setriavret Bir şeyi örtme gizleme )
(1996'dan beri)