Bugün[09 Temmuz 2026]
itibarı ile 59.275 başlık/FaRk ile birlikte,
59.275 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(161/239)


- NUH[Ar. < NŪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> NUH

( İnat etmek ayak diremek anlamındaki Nuh deyip peygamber dememek ve çok eski çoktan modası geçmiş köhnemiş anlamındaki Nuh Nebi den kalma deyimlerinde geçen bir söz )


- NUHAI ŞEVKİ | OMURİLİK ile/||/<> OMURİLİK

( medulla spinalis medulla ilik spina diken Omurga içinde bulunan kanal boyunca uzanan sinir dokusu biyoloji zooloji Omurga içinde bulunan kanal boyunca uzanan sinir dokusu Merkezî sinir sisteminin omurga içinde kordon biçiminde uzanan bölümü miyel anat Omurların oluşturduğu kanal içerisinde yer alan orta kısmında ependim hücrelerinin dışında boz veya gri madde ve dış kısmında ise ak maddenin bulunduğu kordon biçiminde merkezî sinir sistemi organı medulla spinalis Boz maddenin ön çıkıntısıyla arka çıkıntısından çıkan sinirler innervasyon bölgesine giderler Medulla sipinalisin kimi bölgelerinde ön çıkıntıyla arka çıkıntı arasında otonom sistemin sinir hücreleri bulunur )

( SPINAL CORD | MEDULLA SPINALIS )

( MOELLE ÉPINIÈRE )

( RÜCKENMARK )

( MEDULLA ,SPINA | MEDULLA SPINALIS | MEDULLA SPINALIS, MEDULLA: ILIK; SPINA: DIKEN )


- NUHAM | BALGAM ile/||/<> BALGAM[Ar. < BALGAM]

( İnsanlarda akciğer kelebeği hayvanlarda akciğer kıl kurdu gibi bu örgene özgü asalaklardan kuşkulanılınca mikroskobik bakısına başvurulan sümüksel salgı Öksürükle dışarı atılan sıvı sputum )

( SPUTUM )

( CRACHAT )

( SCHLEIM )

( SPUTAMENTUM )


- NUHÂS | BAKIR ile/||/<> BAKIR

( 1 Bakır kova Küçükkabaca Uluborlu Isparta 2 Tencere Yenikent Isparta kimya Kırmızımsı renkli dövülgen sünek ısı ve elektrik iletkenliği yüksek bir metal A A 53 54 A S 29 Ö A 8 95 E S 1084 C Birçok enzimin yapısında kan yapımında ve bağ doku metabolizmasında rol oynayan eksikliğinde kansızlık ödem ve kemik yapısında bozukluklara yol açan kırmızımtırak parlak atom numarası 29 atom ağırlığı 63 54 sembolü Cu olan tuzları zehirli bir metal Bakır beslenmede esansiyel bir element olup seruloplazmin lizil oksidaz sitokrom oksidaz ve tirozinaz gibi çeşitli proteinlerin yapısına katılır )

( COPPER )

( CUIVRE )

( KUPFER )


- NUHUFT[Fars. < NUHUFT] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜHÜFT

( Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam )


- NUHUSET[Ar. < NUḤŪSET] ile/değil/yerine/=/||/<> UĞURSUZLUK


- NÜKLEAZ[İng. NUCLEASE] ile/||/<> EGZONÜKLEAZ[İng. EXONUCLEASE] ile/||/<> RESTRİKSİYON PARÇA UZUNLUK POLİMORFİZMİ (RFLP)[İng. RESTRICTION FRAGMENT LENGTH POLYMORPHISM]

( Nükleik asitlerdeki bağları kıran bir enzim. Deoksiribonükleaz (DNAase) ve Ribonükleaz (RNAase). @@ Fosfodiester bağının hidrolizinde katalizör görevi gören bir çeşit nükleaz. DNA polymeraz I'in 3' dan 5' a doğru egzonükleaz aktivitesi vardır. @@ Restriksiyon (kısaltma) görevli belirli endonükleaz enzimlerinin (EcoRI, PstI, BglII gibi) DNA parçalarını oluşturması ile belirlenen genetik çok sayıda çeşitlilik. Homolog DNA dizilerindeki bu farklılık, DNA'nın restriksiyon enzimleriyle parçalanması ve ardından işaretlenerek analizinin yapılması ile tespit edilir. İşaretlemede kullanılan problar konumlara özgüdür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NÜKLEER FİSYON ile/||/<> NÜKLEER FÜZYON

( Fisyon U/Pu bölünme mevcut, füzyon D-T birleşme geliştirilme. )

( Formül: Atık sorun İLE temiz )


- NÜKLEER FİZİK[İng. NUCLEAR PHYSICS] ile/||/<> NÜKLEOZOM[İng. NUCLEOSOME]

( Atom çekirdeğinin fiziksel ve kimyasal özelliklerini, yapısını ve etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır.[1] Çekirdek fiziği olarak da bilinir. Fosillerin yaşı ve Dünya'nın kendisi de dahil olmak üzere kayaların ve diğer jeolojik özelliklerin yaşını tayin ederken kullanılan radyometrik tarihleme yöntemi, nükleer enerji santralleri, atom bombaları nükleer fiziğin uygulamalarından bazılarıdır. @@ Ökaryotik kromozomların boncuk benzeri bir yapısı. Sekiz histon molekülünden oluşan bir çekirdekten ve yaklaşık 150 baz çifti içeren bir DNA parçasından oluşur. Her bir nükleozom yaklaşık 50 baz çifti içeren bir bağlayıcı DNA dizisi ile birbirinden ayrılır. Nükleozom yapısı, interfaz sırasında DNA'yı kopmak formuna getirmeye yardımcı olur. Aksi takdirde, bir kromozomun doğrusal uzunluğu, çekirdeğin çapından daha büyük olur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NÜKLEER KİMYA ile/||/<> RADYOKİMYA

( Nükleer süreçlerin kimyasını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Radyoaktif nesnelerin kimyasını inceleyen bilim dalı. )


- NÜKLEER ile/||/<> ÇEKİRDEKSEL


- NÜKLEİK ASİT[İng. NUCLEIC ACID] ile/||/<> ANTİANLAMLI DNA/RNA[İng. ANTISENSE DNA/RNA] ile/||/<> DENATÜRASYON[İng. DENATURATION] ile/||/<> FLOROFOR[İng. FLUOROPHORE] ile/||/<> GENETİK HİBRİTLEŞTİRME[İng. GENETIC HYBRIDIZATION]

( Canlılardaki en büyük molekül tipi. Proteinleri kodlayan ve nükleotit zinciri. Nükleik asit çeşitleri; DNA ve RNA. @@ Bir genin kodlayan/anlamlı sarmalını tamamlayan tek sarmallı nükleik asit. Aynı zamanda aynı genden üretilen mRNA'ya da tamamlayıcıdır. @@ Bir makromolekülük geri dönüşümü olmaksızın yapısının bozulması ya da değişimidir. Primer yapısını bozmadan bir protein, nükleik asit ya da bir başka makromolekülün fiziksel özelliklerinin ve üç boyutlu yapısının değişimidir. Isıtma, yüksek basınç ve tuz derişimi gibi etkenler proteinlerin yapısını bozar. Bu olaya denatürasyon denir. Yapısı bozulan protein artık biyolojik olarak aktif olmayan proteindir. @@ Işığı belirli bir dalga boyunda emme ve daha sonra daha uzun bir dalga boyunda ışık yayma yeteneğine sahip moleküllerdir. Bu süreç "floresan" olarak adlandırılır. Proteinler, nükleik asitler ve küçük organik moleküller dahil olmak üzere çok çeşitli molekül florofor olabilir. Floresin, rodamin, siyanin, GFP çeşitli florofor örnekleridir. @@ Birbirini tamamlayan nükleik asit dizilerinin belirli bir düzende yeniden eşleştirilmesi. Genetik olarak uzak popülasyonlardaki bireylerin hibrit oluiturması için çiftleştirilmesi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NÜKLEON ile/||/<> LEPTON

( Atom çekirdeğini oluşturan parçacıkların (proton ve nötron) ortak adıdır; güçlü kuvvetle etkileşir, kuarklardan kuruludur, bileşiktir. @@ Elektron ve nötrino gibi, güçlü kuvvetle etkileşmeyen temel (bölünemez) parçacıklardır. İlki bileşik ve güçlü etkileşen, ikincisi temel ve güçlü etkileşmeyendir. )

( Formül: Kuark yapısı ~ temel )


- NÜKLEON ile/||/<> NÜKLEON[Fr. < NUCLÉON]

( fizik Proton ya da nötron gibi atom çekirdeğinin temelini oluşturan parçacık Atomun çekirdeğinde bulunan pozitif yüklü protonlarla yüksüz nötronların genel adı )

( NUCLÉON | NUCLEON )

( NUCLÉON )

( NUKLEON )


- NÜKLEOPROTEİN ile/||/<> NÜKLEOPROTEİN

( Proteinlerin nukleik asitlerle kurduğu moleküler birlik Nükleik asitlerle kompleks yapmış protein )

( NUCLEOPROTEIN )


- NÜKLEOTİT[İng. NUCLEOTIDE] ile/||/<> ARTIK BİLEŞİK[İng. RESIDUE] ile/||/<> CHARGAFF KURALI[İng. CHARGAFF RULE] ile/||/<> DEOKSİRİBOZ[İng. DEOXYRIBOSE] ile/||/<> ENDONÜKLEAZ[İng. ENDONUCLEASE]

( Nükleik asitlerin yapı taşı. Riboz ya da deoksiriboza bağlı herhangi bir pürin ya da pürimidinden oluşur. @@ Daha büyük bir molekülün parçası oldukları zaman, aminoasitlere ya da nükleotitlere verilen isim. @@ Herhangi bir türe ait DNA'nın nükleotite parçalandığında ortamda bulunan toplam adenin miktarının timine, guanin miktarının sitozine eşit olması durumudur. @@ Beş karbonlu bir şekerdir. @@ Polinükleotit zincirindeki nükleotitler arasındaki fosfodiester bağını kesen bir nükleaz. Restirikriyon endonükleazı; DNA yı belirli yerlerden kesen bir endonükleazdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NUKRA[Ar. < NUḲRA] ile/değil/yerine/=/||/<> NOKRA

( Büveleğin sebep olduğu genellikle davar ve sığırlarda seyrek olarak insanlarda rastlanan ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık )


- NUKS[Ar. < NUKS] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜKS

( Bir durumun veya olayın yeniden ortaya çıkması )


- NÜKSETME ile/||/<> RELAPSE[İng.] ile/||/<> DEPREŞME

( İyiliğe doğru giden bir hastalık ya da bozukluğun yeniden başlaması )

( RELAPSE )


- NUKTANAZAR[Ar. < NUḲṬA + NAẒAR] ile/değil/yerine/=/||/<> NOKTAİNAZAR

( Görüş görüş açısı )


- NUKTE[Ar. < NUKTE] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜKTE

( İnce anlamlı düşündürücü ve şakalı söz espri Yazıda resimde sözde ve davranışta ince derin anlam espri )


- NÜKTE ile/||/<> NÜKTE[Ar. < NUKTE]

( İnce anlamlı pek çoğu hoşa giden gülümseten sakalı söz Söz sanatı terimi İnce ustalıklı dokundurucu ve çoğu hoşa giden fikir )

( ESPRIT )


- NÜKTECİ/NEKRE[Ar. < NEKRE] ile/||/<> NÜKTECİ/NÜKTEDAN[Ar. < NUKTE + Fars. -DĀN]


- NÜKTECİLİK ile/||/<> NEKRELİK


- NÜKTEDAN[Ar. < NUKTE + Fars. -DĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜKTECİ


- NUKUD[Ar. < NUḲŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> NUKUT

( Paralar )


- NÜKÛL[Ar. < NUKŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> VAZGEÇME


- NÜMAYİŞ[Fars. < NUMĀYİŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖSTERİ


- NÜMAYİŞ ile/||/<> NÜMAYİŞ[Fars. < NUMÂYİŞ]

( İsl Tiy İranda halk tiyatrosuna verilen ad İranda halk tiyatrosuna verilen ad )


- NUMAYİŞKAR[Fars. < NUMĀYİŞKĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜMAYİŞKÂR

( Gösteri ile ilgili olan )


- NUMERICAL MATHEMATICS ile/||/<> SYMBOLIC MATHEMATICS

( Numerical mathematics sayısal yaklaşım yöntemleri kullanırken İLE symbolic mathematics cebirsel sembolik manipülasyon yapar )

( Formül: Finite element method )


- NÜMERİK, DİJİTAL | SAYISAL ile/||/<> SAYISAL

( Sayılarla gösterilen veri ya da fiziksel niceliklere değgin Sayılma niteliği olan sayıyla gösterilebilen )

( NUMERIC, NUMERICAL, DIGITAL | NUMERICAL | DIGITAL | NUMERIC )

( NUMÉRIQUE, NUMÉRAL | NUMÉRIQUE )

( ZAHLENMÄSSIG )


- NUMERİQUE[Fr. < NUMÉRIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> NUMERİK

( sayısal Sayı bakımından )


- NUMERO[İt. < NUMERO] ile/değil/yerine/=/||/<> NUMARA

( bir numara sıfır numara yüznumara atom numarası barkod numarası Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı rakam ölçü Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı Öğrenciye verilen not Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı Eğlendirici oyunlardan her biri Hile düzen dalavere yalan )


- NÜMİSMAT/NUMİSMATE[Fr. < NUMISMATE] ile/||/<> NÜMİSMATİK/NUMİSMATİQUE[Fr. < NUMISMATIQUE]

( Madalya ve eski para bilimiyle uğraşan kimse )


- NUMİSMATE[Fr. < NUMISMATE] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜMİSMAT

( Madalya ve eski para bilimiyle uğraşan kimse )


- NUMISMATICS[İng.] ile/||/<> NÜMİSMATİK[Fr. < NUMISMATIQUE]

( Madeni ve kâğıt para ile jeton madalya gibi değişim aracı olarak kullanılan nesneleri inceleyen bilim dalı )

( NUMISMATICS )

( NUMISMATIQUE )


- NUMİSMATİQUE[Fr. < NUMISMATIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜMİSMATİK

( Eski para ve madalyaların tarihi ve tanımıyla uğraşan bilim )


- NUMUNE ALMA, SONDAJ | NÜMUNE ALMA | İRADİ MESEL, İRSALİ MESEL | ÖRNEKLEME ile/||/<> ÖRNEKLEME

( 1 Bir değişkenin değerlerini belirli zaman aralıklarında saptama 2 Herhangi bir kümenin tüm öğelerinin incelenmek istenen birtakım özelliklerini gösterecek biçimde seçilmiş örnekler saptayarak yürütülen herhangi bir dizge çözümleme ya da istatistiksel değerleme yaklaşımı Gözlem olgu ya da birey denek gibi bir evreni oluşturan birimler arasından o evreni gösteren belli sayıda gözlem birey ya da olguları seçme işi örnek Bir evrenden örneklem seçme süreci Bir topluluktan örneklem seçme Bir araştırma evrenini belli tasarımlara göre ve belli yordamlarla içinden seçilmiş yansıtma ve yeterlik niteliği taşıyan birimlerle simgeleme yansıtım yeteneği genel uygulayım 1 Bir özdek oluşum töz vb bütünü açıklayacak biçimde parça alma 2 Kullanmayla değişen bileşimlerini yoklamak ereğiyle bir iş işlem uygulamadan örnek alımı Bir özdekten sayıtımsal anlamı olacak biçimde parça alma işlemi Söz sanatı terimi Ortaya konulan bir fikri inandırmak veya kuvvetlendirmek için söze ata sözü değerinde bir örnek koşma Birinden bahsederken İstediği kadar gezsin tozsun tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır demek gibi İstatistikte örneklemi seçmek için yapılan işlemlerin tümü Bir ana kitleden tesadüfi olarak seçilmiş dolayısıyla ana kitleden daha az sayıda birim içeren bir örneği incelemek suretiyle ana kitle hakkında genel yargılara varma işlemi )

( SAMPLING )

( ÉCHANTILLONNAGE | ÉCHANTILLONAGE )

( STICHPROBENVERFAHREN | AUSWAHL, TEILERHEBUNG, STICHPROBENERHEBUNG | PROBENAHME )


- NÜMUNE | GÖSTERMELİK ile/||/<> GÖSTERMELİK

( Kayadan örnek olarak koparılmış bir parça Kar Karagöz oyununa başlamadan önce perdeye iliştirilen ve oynatılacak oyunun konusuyla az çok ilgisi olan deriden tasvir resim Bunlar ev çeşme dükkan hamam çiçek ağaç gibi resimlerdir Karagöz oyununda asıl oyuna girmeden önce perdeye konulan ve oynanacak oyunu anlatan betim resim örnek 2 Örnek olarak ayrılmış bulunan şey Türk gölge oyununda oyuna başlamadan önce gergi arkasına konulan ve genellikle süsleyici nitelikte bir görüntü Bu seyircinin dikkatini gergi üzerinde toplamasına yarayan bir resimdir Ev ağaç çiçek dalyan dükkan hamam vb Kimi oyunlarda göstermelik oyunun konusuna ilişkin olarak konulur Soyut veya somut bir şeyin zamandaki uzaydaki veya düşüncedeki yerini işaret etmeğe yarayan sıfat GÖSTERME SIFATI Adjectifdémonstratif veya zamir GÖSTERME ZAMİRİ Pronom démonstatif Ben bu kitabı değil şunu isterim ifadesindeki bu göstermeliği sıfat şu ise zamir olarak kullanılmıştır göstermelik Göstermelik )

( SPECIMEN | PATTERN )

( ÉCHANTILLON | DÉMONSTRATIF )

( HANDSTÜCK )


- NUMUNE | ÖRNEKLEM ile/||/<> ÖRNEKLEM

( Örnekleme yöntemiyle yürütülecek herhangi bir çözümleme çalışmasında kullanılmak üzere seçilen örnek öğeler kümesi Bir evrenin belli bir özelliğini incelemek için o evrenden seçilen birimler topluluğu Bir topluluğun sonlu bir altkümesi Herhangi bir evrenin incelenmek üzere seçilen parçası İstatistikte çekildiği evreni temsil ettiği düşünülen ve evrenden çekilen küçük bir grubun oluşturduğu topluluk )

( SAMPLE )

( ÉCHANTILLON )

( STICHPROBE )


- NÜMÛNE | TYPE[Fr. < TYPE] ile/||/<> TİP ile/||/<> TİP[Fr. < TYPE]

( Sinema TV Bir topluluktaki belirli özellikleri taşıyan bir kimseyi bilinen kalıplar içinde yansıtan oyun kişisi İnsanları genellemesine yansıtan kendine özgü kişiliği olmayan daha çok bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi Benzerlerinin ana özelliklerini kendinde topladığı için örnek olarak ele alınan birey typus desen Sınıflandırmada bir temel olarak kullanılan ve geniş sayıda bireyleri kapsayan karakterler topluluğu yeni bir cins ya da tür olarak tanımlanan esas birey zooloji Kişileştirme işleminde genel olarak ele alınan oyun kişisi Seyirci tarafından özellikleri bilinen ve kavramları getiren derinliği olmayan oyun kişisi Hiçbir ruhsal gelişimi yoktur Davranışlarıyla anlaşılır ve her oyunda aynı yolda hareket eder Örnek Kavuklu Pişekâr Pantalone Arlekino vb )

( TYPE )

( TYPE | CARACTÈRE | TYPE, CARACTÈRE )

( TYP | TYPEN )

( TYPUS )


- NUMUNE[Fars. < NUMŪNE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖRNEK | GÖSTERMELİK

( örnek göstermelik )


- NUN HARFİNİN:
GÖRÜNEN ANLAMLARI ile/ve/||/<> GÖRÜNMEYEN ANLAMLARI


- NUR ve/||/<> HİDÂYET(KILAVUZLAMA)

( Tevrat'ta. / İncil'de. / Kur'ân-ı Kerîm'de. / Kişide. )

( PHILO ve/||/<> SOPHOS )


- NUR ve/||/<> İMAN

( Olsun! VE/||/<> Olsun! )


- NUR[Ar. < NŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> NUR

( nuruaynım nuruçeşmim nurudidem nur yüzlü gemici nuru göz nuru gözümün nuru ışık İlahi bir güç tarafından gönderildiğine inanılan parlaklık )


- NURANİ[Ar. < NŪRĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NURANİ

( ışıklı Saygı uyandıran )


- NURLANMIŞ ve/||/<> ONURLANMIŞ

( Şehit. VE/||/<> Gazi. )


- NURUAYNIM[Ar. < NŪR + ʿAYN + Tr. -IM] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZÜMÜN NURU


- NURUÇEŞMİM[Ar. < NŪR + Fars. ÇEŞM + Tr. -İM] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZÜMÜN NURU


- NURUDİDEM[Ar. < NŪR + Fars. DĮDE + Tr. -M] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZÜMÜN NURU


- NUSAYRİ[Ar. < NUṢAYRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NUSAYRİ

( Hatay ili ve çevresinde yaşayan bir topluluk )


- NÜSHA TESPİTİNDE:
TEK OLMASI ile/ve/||/<> NADİR OLMASI ile/ve/||/<> MÜELLİF HATTI OLMASI ile/ve/||/<> EN ESKİ TARİHLİ OLANI ile/ve/||/<> MÜELLİF NÜSHASINDAN İSTİNSAH EDİLMİŞ OLMASI ile/ve/||/<> MÜELLİFİN YAŞAMINDA, EN YAKIN DÖNEMDE MUKÂBELE EDİLMİŞ OLMASI ile/ve/||/<> İLK 2/3 FERÂ KAYDININ OLMASI


- NUSHA[Ar. < NUSḪA] ile/değil/yerine/=/||/<> MUSKA

( muska böreği şirinlik muskası İçinde dinsel veya büyüleyici bir gücün saklı olduğu sanılan taşıyanı takanı veya sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan bir nesne yazılı kâğıt vb hamayıl Üçgen biçiminde katlanmış olan şey )


- NUSHA[Ar. < NUSḪA] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜSHA

( asıl nüsha asli nüsha yazma nüsha Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri sayı Benzer aynı kopya )


- NUSRAT["NUSRET" değil!] ve/||/<>/>/< ERTUĞRUL

( Çanakkale'deki mayın gemimizin adı. VE/||/<>/>/< Japonya'ya gidip de dönemeyen gemimizin adı. | Tayyareci İsmail Efendi'nin, Kahire'ye gitmek üzere havalanan fakat Kaz Dağı'na düşen uçağının, Çanakkale Zaferi sırasında onarılarak mayınların gözlenmesini sağlayan Yüzbaşı Cemal'in uçtuğu uçağa verilen ad. )

( ve/||/<>/>/< )


- NÜTASYON[Fr. < NUTATION] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜĞRÜM


- NUTHATCHES[İng.] ile/||/<> SITTÉLES[Fr.] ile/||/<> SITTIDAE[Lat.] ile/||/<> KLEIBERN[Alm.] ile/||/<> SIVACI KUŞUGİLLER

( Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının küçük ve tıknaz yapılı gagaları düz ya da yukarı kıvrık kuyrukları kara böcek ve tanelerle beslenen sıvacı kuşu Sitta europaea büyük kaya sıvacı kuşu S tephronata küçük sıvacı kuşu S krueperi kaya sıvacı kuşu S neumayer türleri iyi bilinen bir familya )

( NUTHATCHES )

( SITTÉLES )

( KLEIBERN )

( SITTIDAE )


- NUTK[Ar. < NUṬḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> NUTUK

( Söz konuşma söylev )


- NUTRİGENOMICS ile/||/<> NUTRİTİON SCIENCE

( Nutrigenomics beslenmenin gen ifadesine etkisini incelerken İLE nutrition science genel beslenme ve sağlık ilişkisini inceler )

( Formül: Gene-diet interaction )


- NUTRITION EDUCATION[İng.] ile/||/<> ÉDUCATİON DE NUTRİTİON[Fr.] ile/||/<> BESLENME EĞİTİMİ

( Besin maddelerinin özellikleri insan vücudunun gelişmesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar iyi beslenmenin sağlık yönünden önemi ucuz ve dengeli beslenmenin yolları gibi konular üzerinde duran eğitim dalı )

( NUTRITION EDUCATION )

( ÉDUCATION DE NUTRITION )


- NUTRITIONIST[İng.] ile/||/<> BESLENME UZMANI

( Besleme bilimini ve beslemeyle ilgili araştırma sonuçlarını uygulayan eğitim ve danışmanlık hizmetlerini yürüten bu konuda eğitilerek yetişmiş uzman bir kişi )

( NUTRITIONIST )


- NUTRITIONIST[İng.] ile/||/<> SPÉCİALİSTE DE NUTRİTİON[Fr.] ile/||/<> BESLENME EĞİTİMCİSİ

( Beslenme alanında gerekli öğrenimi görmüş olup özellikle okul çağında bulunan kimselerin beslenme sorunlarıyle uğraşan çocuklara gençlere ve ilgililere bu konuda yol gösteren uzman )

( NUTRITIONIST )

( SPÉCIALISTE DE NUTRITION )


- NÜTÛ | ÇIKINTI ile/||/<> ÇIKINTI

( Mimarlık Bir duvarın düz yüzeyi üzerinde konsol yarım sütun ve kabartma silmeler gibi duvar yüzeyinden taşan mimarlık öğeleri İki koyak arasında yer alan ince burun biçiminde sivri bir uçla son bulan yer biçimi Halıda istenen ölçüyü aşan kısım Beyköy Şarkikaraağaç Isparta botanik biyoloji biyoloji burun Metal yüzeylerde dışarıya doğru çıkık ya da kalkık küçük kusur )

( PROJECTION | SPUR | PROTRUSION )

( RESSAUT | SAILLANT | ÉMERGENCE | PROCÈS, PROCESSUS | PROMONTOIRE )

( VORSPRUNG, AUSLADUNG, RISALIT | SPORN )


- NUTUK:
İÇ KONUŞMA ve/||/<> DIŞ KONUŞMA

( Düşünme/düşünce. VE/||/<> Dil/söz. )


- NUTUK | NUTUK ile/||/<> NUTUK ile/||/<> SÖYLEV

( 1 Mürşitlerin tarikata girenlere yol iz göstermek için yazdıkları söyledikleri koşuk 2 söylev Tekke edebiyatı terimi Mürşitlerin tarikate girenlere yol iz gösterecek yolda yazdıkları koşuk Bir topluluğa düşünceler duygular aşılamak amacıyla söylenen coşkun güzel söz Türleri için toplumsal söylev siyasal söylev tüzel söylev askerî söylev savunma söylevi ağıt söylevi Dinleyicileri bir dâvaya inandırmak veya onlara bir telkin yapmak amaciyle söylenen söz )


- NUTUK ile/ve/değil/yerine/<>/=/||/hem de ÖĞÜT


- NÜVAZİŞ [Fars. < NEVAZİŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVAZİŞ


- NÜVE | NEVÂT ile/||/<> ÇEKİRDEK

( Ortasmdan geçen okuma yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan olabildiğince küçük boyutlarda halka biçiminde bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe Atom kütlesinin çoğunu sağlayan bir ya da birden çok artı yüklü proton ile hidrojen öğesi dışında bir ya da birden çok yüksüz nötrondan oluşan özdek kümesi 1 kimya Bir öğeciğin ortasında ılıncık ve önelcikten oluşan parça 2 fizik Isıya karşı dayanıklı oksitlenmeye dirençli olan genellikle tepkimeler sırasında topluca değişen kimi çevrimsel yapılara verilen ad 3 metalbilim Çekirdeklenme sonucu doğan dengeli öğecikler topluluğunun her biri 4 nükleer Öğeciğin çekim kuvvetinin etkisiyle çevresinde eksicikler dolaşan orta bölümü karşılık nukleus Sitoplâzmada bulunan ve çoğunluk bir tane olan yuvarlak ya da yuvarlakça bir yapı olup anabolizm büyüme çoğalma ve karakterlerin kalıtımında rol oynayan ana bölgeyi yapar Sitopiâzmadan iyi meydana gelmiş bir çekirdek zarı ile ayrılır Dirilbilimsel gözenin ortasında özellikle kalıtımı yöneten nesnecik Bir öğeciğin tüm kütlesinin tüm artı yükünün toplandığı eksicik kabuğu altındaki yaklaşık 1013 cm boyutlu parçacık biyoloji botanik kimya coğrafya tarım Proton ve nötronlardan oluşan pozitif yüklü olan ve atomun hemen hemen tüm kütlesini oluşturan merkez kısmı Ökaryot hücrelerde bir ya da daha fazla sayıda bulunan kalıtım materyali olan DNA ile çeşitli organik ve inorganik maddeler kapsayan çift zarla çevrelenerek sitoplâzmadan ayrılmış olan hücre organeli Nükleus ayçiçeği Çekirdeklenme sonucu doğan dengeli atomlar topluluğunun her biri 1 Ökaryotlarda bir veya daha fazla bulunan kalıtım materyali olan DNA yla çeşitli organik ve inorganik maddeler kapsayan çift zarla çevrelenerek stoplazmadan ayrılmış olan hücre organeli nükleus 2 Halatlarda etrafına damarların damarlarda ise damar tellerinin sarıldığı göbek kısmı öz sıfır uzay Hücrenin metabolizma fazında sitoplazmadan çift çekirdek zarı aracılığıyla ayrılan DNA ile çeşitli organik ve inorganik maddeleri içeren hücre bölümü nükleus Az çǝyirdǝk Kökünü bilmiyoruz Ağızlarda pamuk çekirdeği olarak geçen çiğitten geldiği yolundaki açıklama yanlıştır TDAYBelleten 1954 31 )

( CORE | KERNEL | NUCLEUS | NUCLEUS, PITH )

( TORE | NOYAU | NUCLIDE, NOYAU | NOYAU, GERME | NOYAU CELLULAIRE, NUCLÉUS | GERME )

( KERN | KERN, NUKLID | ZELLKERN | ZELLKERN, NUKLEUS )

( NUCLEUS | NUCLEUS: ÇEKIRDEK )

( ÇƎYIRDƎK[Az.] )


- NUVE[Ar. < NUVE] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜVE

( Bir şeyin özü )


- NÜVETİYELER | ZEYTİNSİ MEYVE ile/||/<> ZEYTİNSİ MEYVE

( zeytinsi yemiş )


- NÜVEYT | ÇEKİRDEKÇİK ile/||/<> ÇEKİRDEKÇİK

( karşılık nukleolus Birçok gözelerin çekirdeğinde bulunan oldukça büyük ve çoğunluk yuvarlak bir yapı Birden çok sayıda da olabilir çekirdecik Ökaryotik hücrelerin çekirdeği içinde rRNA sentezi yapan ve ribozom alt birimlerinin birleşmesini sağlayan ışığı çok kıran esas itibarıyla ribonukleoproteinlerden oluşan interfaz çekirdeğinde bir ya da birkaç tane görülebilen yapı Nükleolus Ökaryotik hücrelerin çekirdeği içinde rRNA sentezi yapan ve ribozom alt birimlerinin birleşmesini sağlayan ışığı çok kıran esas itibarıyla ribonukleoproteinlerden oluşan interfaz çekirdeğinde bir veya birkaç tane görülebilen yapı nükleolus Ökaryotik hücrelerin çekirdeği içinde rRNA üretimi yapan ve ribozom alt birimlerinin birleşmesini sağlayan ışığı çok kıran esas itibarıyla ribonükleoproteinlerden oluşan interfaz çekirdeğinde bir veya birkaç tane görülebilen yuvarlak veya oval biçimli yapı nükleolus )

( LITTLE KERNEL | NUCLEOLUS )

( NUCLEOLE | NUCLÉOLE )

( KERNKÖRPERCHEN | NUKLEOLUS, KERNKÖRPERCHEN )

( NUCLEOLUS | NUCLEOLUS: KÜÇÜK ÇEKIRDEK )


- NÜZUL[Ar. < NUZŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> İNME


- NYLON[Fr.] ile/||/<> NAYLON[Fr. < NYLON]

( kimya )

( NYLON )


- NYLON[Fr. < NYLON] ile/değil/yerine/=/||/<> NAYLON

( naylon fatura naylon kız Dayanıklı ve esnek döküm maddesi Bu maddeden yapılan Düzme düzmece sahte )


- NYMPHE[Fr. < NYMPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> NEMF

( Böceklerin kurtçuk durumdan yetişkin duruma geçerken aldıkları özel biçim )


- O AÇIDAN ile/||/<> O ARA ile/||/<> O BAKIMDAN ile/||/<> O BİÇİMDE ile/||/<> O BU ile/||/<> O DAKİKA ile/||/<> O HÂLDE ile/||/<> O SAAT ile/||/<> O SIRADA ile/||/<> O ŞEKİLDE ile/||/<> O TAKDİRDE ile/||/<> O YOLDA ile/||/<> O YÖNDEN ile/||/<> O YÜZDEN

( Uzakta olan hakkında konuşulan kimse veya şeyi belirten bir söz Teklik üçüncü kişiyi gösteren bir söz İki veya daha çok şeyden daha önce sözü geçeni gösteren bir söz )


- O BİÇİMDE ile/değil/yerine/=/||/<> ÖYLE | ÖYLECE

( öyle öylece )


- O PARAYI:
"BAYILMAK" ile/ve/||/<>/> "DOMALMAK"


- O SAAT ile/||/<> O SAATTE


- O ŞEKİLDE ile/değil/yerine/=/||/<> ÖYLE | ÖYLECE

( öyle öylece )


- O SIRADA ile/||/<> O ARALIK


- O TARİHTE ile/ve/||/<> O DÖNEMDE


- O ile/||/<> O

( Biçimsel mantıkta tikel olumsuz önermelerin simgesi Ör Bazı insanlar kara gözlü değildir 1 Oksijen 2 Orotik asit 3 Orotidin )


- OASIS[İng.] ile/||/<> OASIS[Fr.] ile/||/<> OASE[Alm.] ile/||/<> VAHA[Ar. < VÂHA]

( Suyun bulunmasıyle bir çölün ortasında bitek olmuş yer )

( OASIS )

( OASIS )

( OASE )

( OASIS )

( OASI )

( ΌΑΣΗ / όαση )


- OASIS[Fr.] ile/||/<> VÂHA

( coğrafya )

( OASIS )


- OAT FLOUR[İng.] ile/||/<> YULAF UNU

( Yulafın kabukları soyulduktan sonra ince öğütülmüş durumu )

( OAT FLOUR )


- OBA ile/||/<> OBA

( 1 Bölmeli büyük göçebe çadırı 2 Bir ya da birkaç çadırda yaşayan ailelerden oluşan göçebe toplumu 3 Göçebelerin geçici konak yerleri Yaylacıların hayvanlarıyla birlikte yaz mevsimini geçirdikleri yüksek otlaklarda ağaç ya da taştan yapılmış ilkel evlerden oluşan geçici yerleşmeler cenik kışlak Yaylacıların hayvanlarıyla birlikte kışı geçirdikleri alçak kuytu yerlerde kurulu ve genellikle kış mevsimi boyunca oturulan yerleşmelere verilen genel ad oba cenik Anadolu ağızlarında komşu yabancı olarak da kullanılır Yaz otlağı anlamına da gelir Anadoluda yer adlarında yaygın olarak geçer Az oba 1 küçük köy 2 göçebelerin çadırlardan oluşan geçici konaklama yeri ōba köy Orta Türkçede oba Oğuzca boy oymak olarak geçer Türkçede başlangıçta birinci anlamda kullanıldığı anlaşılıyor İkinci üçüncü ve dördüncü anlamlar sonradan gelişmiştir Kökenini bilmiyoruz Türk diyalektlerinde kullanılan oba yığın tınaz tepe adıyla birleştirilemez oba 1 tepe höyük 2 mezar Blk oba mezar oba höyük obō obo taş yığını obā yığın tınaz tepe höyük Şorlar ve Sagaylar oma biçimini de kullanırlar Alt Tel obō yığın tınaz höyük Altay diyalektinde oboğo biçimi de kullanılır ovā yığın tepe Kumancada da obo tepe olarak geçer Bütün bu biçimlerin Moğolcadan alındığı açıktır obağa yığın taş yığını Arapça Farsça Kürtçe gibi komşu dillere de geçmiştir )


- OBA ile/ve/||/<>/> ORDU

( Kız çocuklarıyla kurulmak ve sürdürülmek istenen. İLE/VE/||/<>/> Erkek çocuklarıyla kurulmak ve sürdürülmek istenen. )


- ÖBEK ile/ve/||/<> ZİNCİR


- OBELİSK[Fr. < OBÉLISQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİKİLİ TAŞ


- OBESE[Fr. < OBÉSE] ile/değil/yerine/=/||/<> OBEZ

( Çok şişman aşırı kilolu )


- OBESİTE[Fr. < OBÉSITÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> OBEZİTE

( Aşırı kiloluluk hastalık ölçüsüne varan şişmanlık )


- OBEZ/OBESE[Fr. < OBÉSE] ile/||/<> OBEZİTE/OBESİTE[Fr. < OBÉSITÉ]

( Çok şişman aşırı kilolu )


- OBEZİTE ile/||/<> İLİŞKİLİ MİKROBİYOTA

( Obezlerde Firmicutes/Bacteroidetes oranı yüksek İLE zayıflarda bu oran düşüktür. Obezite mikrobiyotası daha fazla enerji hasadı İLE zayıf mikrobiyotası daha az enerji hasadı sağlar. )

( Jeffrey Gordon tarafından 2006 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1947-) (Ülke: ABD) (Alan: Gastroenteroloji, Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: Bağırsak mikrobiyotasının obezite ve metabolizmadaki rolü) )


- OBEZİTE ile/||/<> KAŞEKSİ

( Aşırı gövde yağı birikimi. İLE/||/<> Aşırı kilo kaybı ve kas erimesi. )


- OBEZİTE ile/||/<> METABOLİK BELİRGE/SENDROM

( Aşırı gövde yağı birikimi. İLE/||/<> Birlikte görülen yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve olağandışı kolesterol seviyeleri. )


- OBJE[Fr. < OBJET] ile/değil/yerine/=/||/<> NESNE


- OBJECTİF[Fr. < OBJECTIF] ile/değil/yerine/=/||/<> OBJEKTİF

( balıkgözü objektif nesnel subjektif karşıtı Fotoğraf makinesi mikroskop dürbün vb optik aletlerde cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek veya mercek sistemi )


- OBJEKTİF IŞIK KUVVETİ | IŞIKLILIK ile/||/<> IŞIKLILIK

( S TV Bir merceğin geçirebileceği en çok ışık niceliği Bağıntılı açıklıkla aynıdır Söz konusu noktayı çevreleyen sonsuz küçük bir yüzey parçacığının verilmiş doğrultudaki ışık yeğinliğinin bu yüzey parçacığının verilmiş doğrultuya dik bir düzlem üzerindeki izdüşümünün alanına bölümü ışınımlılık )

( BRIGHTNESS | LUMINANCE )

( LUMINOSITÉ | LUMINANCE )

( LEUCHTDICHTE, BEFEUCHTUNG | LEUCHTDICHTE )


- OBJEKTİF ile/ve/||/<>/> TELEOBJEKTİF

( Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik araçlarda nesnelerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek ya da mercek düzeni. İLE/VE/||/<>/> Çok uzağı gösteren mercek. )


- OBJEKTİVİST[Fr. < OBJECTIVISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> NESNELCİ


- OBJEKTİVİTE[Fr. < OBJECTIVITÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> NESNELLİK


- OBJEKTİVİZM[Fr. < OBJECTIVISME] ile/değil/yerine/=/||/<> NESNELCİLİK


- OBLİGASYON[Fr. < OBLIGATION] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHVİL | YÜKÜMLÜLÜK

( tahvil yükümlülük Ödünç sermaye )


- OBSERVATUVAR[Fr. < OBSÉRVATOIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZLEMEVİ


- OBSESİF[İng. < OBSESSIVE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKINTILI


- OBSESYON[İng. < OBSESSION] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKINTI


- OBSİDİYEN[Fr. < OBSIDIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> CAM KAYA


- OBSİDYEN ile/||/<> BASANİT

( Volkanik cam. İLE/||/<> Volkanik kayaç. )


- OBSİDYEN ile/||/<> BAZALT

( Volkanik cam. İLE/||/<> Volkanik kayaç. )


- OBSİDYEN ile/||/<> JASPER

( Volkanik cam. İLE/||/<> Kırmızı, sarı ve kahverengi renklerde olabilir. )


- OBSİDYEN ile/||/<> KUNZİT

( Volkanik cam. İLE/||/<> Pembe ila mor renkte bir spoddumen. )


- OBSİDYEN ile/||/<> LAPİS LAZULİ

( Volkanik cam. İLE/||/<> Mavi renkli bir kayaç. )


- OBSİDYEN ile/||/<> ONİKS

( Volkanik cam. İLE/||/<> Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. )


- OBSİDYEN ile/||/<> PERLİT

( Volkanik cam. İLE/||/<> Volkanik camın hidrasyonu sonucu oluşan bir mineral. )


- OBSİDYEN ile/||/<> RODONİT

( Volkanik cam. İLE/||/<> Pembe ve siyah renkli bir mineral. )


- OBSKÜRANTİST[Fr. < OBSCURANTISME] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMESİNLERCİ


- OBSKÜRANTİZM[Fr. < OBSCURANTISME] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMESİNLERCİLİK


- OBSOLESCENCE OF CAPITAL GOODS[İng.] ile/||/<> BATTALLAŞMA

( Sermaye mallarının fiziksel olarak yıpranmalarından çok teknolojik gelişme sonucunda eskimeleri )

( OBSOLESCENCE OF CAPITAL GOODS )


- OBSTRÜKSİYON | ENGELLEME ile/||/<> ENGELLEME

( Karşı takım oyuncusunun önüne geçerek onun serbestçe devinimine engel olma Karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma İstek gereksinme ya da bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi Yarış içinde bir koşucunun ilerlemesine engel olma yasak davranışlardan yavaşlatma Yabancı bir özdek ile tezgenin çalışmasını önieyip tepkimedeki etkisini azaltma Bir faaliyeti ya da olayı kontrol etme ya da durdurma İnhibisyon )

( OBSTRUCTION | BLOCKING | FRUSTRATION | INHIBITION )

( EMPÊCHE | INHIBER, INHIBITION | INHIBITION )

( OBSTRUKTION | HEMMUNG, INHIBITION | VERBOT )

( INHIBIRE: ENGEL OLMAK )


- OBSTRÜKSİYON[Fr. < OBSTRUCTION] ile/değil/yerine/=/||/<> ENGELLEME


- OBTÜRATÖR, IŞIK KESİCİ | ÖRTÜCÜ ile/||/<> ÖRTÜCÜ

( Sinema Alıcı ya da göstericide pencere önündeki resim yerini kendinden sonraki resme bırakırken ışık kaynağı ile film arasına girerek ışık demetinin film üzerine düşmesini önleyen böylelikle filmin aşağıya doğru devinimini saklayan parça fotoğrafçılık Belirli ışıklama süreleri elde etmek için fotoğraf makinelerinde bulunan mekanik düzen )

( SHUTTER | WINDOW, APERTURE, FILM GATE )

( OBTURATEUR | FENÊTRE )

( VERSCHLUSS, KAMERAVERSCHLUSS, PROJEKTORVERSCHLUSS | FILMFENSTER, BILDFENSTER )

( OTTURATORE )

( ΚΛΕΊΣΤΡΟ / κλείστρο )


- OBTÜRATÖR, IŞIK KESİCİ | ÖRTÜCÜ ile/||/<> PENCERE

( Sinema Alıcı ya da göstericide pencere önündeki resim, yerini kendinden sonraki resme bırakırken, ışık kaynağı ile film arasına girerek, ışık demetinin film üzerine düşmesini önleyen, böylelikle filmin aşağıya doğru devinimini saklayan parça. @@ fotoğrafçılık: Belirli ışıklama süreleri elde etmek için fotoğraf makinelerinde bulunan mekanik düzen. )

( SHUTTER | WINDOW, APERTURE, FILM GATE~WINDOW, APERTURE, FILM GATE | INLIER | WINDOW )

( OBTURATEUR | FENÊTRE~FENÊTRE | FENETRE )

( ...~FENESTRA )

( VERSCHLUSS, KAMERAVERSCHLUSS, PROJEKTORVERSCHLUSS | FILMFENSTER, BILDFENSTER~FILMFENSTER, BILDFENSTER | FENSTER )

( OTTURATORE~FINESTRA )

( ΚΛΕΊΣΤΡΟ / κλείστρο~ΠΑΡΆΘΥΡΟ / παράθυρο )


- OBTÜRATÖR[Fr. < OBTURETEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖRTÜCÜ


- OBTURATORİUS[İng. < OBTURATORIUS] ile/değil/yerine/=/||/<> OBTURATORYUS

( Tıkanmış )


- OBUA/HAUTBOİS[Fr. < HAUTBOIS] ile/||/<> SAKSAFON/SAXOPHONE[Fr. < SAXOPHONE]

( Orkestrada çift kamışlı altı delikli on anahtarlı tahtadan yapılmış üflemeli çalgı )


- OBURCA ile/||/<> OBURCASINA


- OBUS[Fr. < OBUS] ile/değil/yerine/=/||/<> OBÜS

( Tank biçiminde veya kamyon jip vb bir araçla taşınabilir türleri olan yüksek ve alçaktan mermi atabilen orta menzilli kısa namlulu ateşli silah Bu ateşli silahın mermisi )


- OBUZ ile/||/<> ...

( su kaynağı akarsuların toprakta oluşturduğu yarık çay ve ırmakların geçtiği dar boğaz iki sırt arasındaki çukur Orta Türkçede opuz basık düz yer olarak geçer Clausona göre ED 1617 Türkçe ob opyutmak kökünün bir türevidir Yerel ağızlarda kullanılan öp toprak çökmek veya kaymak kökü de düşündürücüdür Räsänen V 508b Brockelmanna uyarak ubuz biçimini vermiştir )


- ÖÇ ile/ve/||/<> ÖD

( Acı, öfke. İLE/VE/||/<> Öd, safra. )


- OCAK ÇEKİRGESİ ile/||/<> OCAK ÇEKİRGESİ

( Düzkanatlılardan ortalama 15 mm boyunda olan kumaş kâğıt kitap şeker ve hamurlu besin maddelerine de saldıran gececi sıcak sever sarımsı bir böcek türü Ses ve biçim benzerliğinden dolayı tarlalarda yaşayan cırcırböceğinin adıyle de anılır Cırlak da denir Gryllus domesticus Eklembacaklı hayvanlardan böcekler İnsecta sınıfının düzkanatlılar Orthoptera takımına giren bir tür Uzunluğu 2 cm Koyu sarı renklidir Büyük başlı ve kısa kanatlı olur Ön kanatlarını birbirine sürterek ses çıkartır Ocak ve fırınlarda tuğların arasında yaşar Böcekler Insecta sınıfının düz kanatlılar Orthoptera takımından 2 cm kadar uzunlukta koyu sarı renkli büyük başlı ve kısa kanatlı ön kanatlarını birbirine sürterek ses çıkaran ocak ve fırınlarda tuğlaların arasında yaşayan bir tür )

( HEARTH CRICKET )

( GRILLON DOMESTIQUE )

( HAUSGRILLE )

( GRYLLUS DOMESTICUS )


- OCAK ile/||/<> OCAK

( Bir takımyıldızın adı astronomi )

( FORNAX, FOR, FORNACIS )

( FOURNEAU, FOURNEAU CHIMIQUE | FOURNEAU )

( CHEMISCHER OFEN )

( FORNAX )


- OCAK ile/ve/||/<>/> SOFRA


- OCAK ile/||/<> SON KÂNUN ile/||/<> İKİNCİ KÂNUN


- OCAKBAŞI ile/||/<> ...

( Osmanlı sarayında pişirdikleri yemeklere göre kebapçı pilavcı gibi adlandırılan aşçı öbeklerinden herbirinin başı olan kişi )


- OCAKLI ile/||/<> HALK SAĞALTMANLIĞI

( Hastalıkları doğaüstü yöntemlerle sağaltma gücünde olduğuna inanılan erkek ya da kadın sağaltıcı halk sağaltmanlığı yeniçeri )

( MEDICINE MAN )

( MEDIZINMANN )


- OCAKLI ile/||/<> PAŞMAKLIK/ARPALIK

( Osmanlı`da gelirleri kale koruması ve tersane giderlerine ayrılan topraklar. İLE/||/<> Osmanlı'da evlenen hanedan üyesi kızlara ya da padişahın eşlerine verilen miri araziler. Gelirleri padişah kızlarına, annesine ve eşlerine ayrılan toprak. )


- OCAKLIK DEMİRİ ile/||/<> CANKURTARAN DEMİRİ


- OCAKLIK ile/değil/yerine/=/||/<> OCAK | MUTFAK

( ocaklık demiri ocaklık punteli ocak Bir yapının temelini veya çatısını oluşturan büyük kereste temel direği mutfak Baca bacanın tabanı Osmanlı Devleti nde sınırları koruması ve gerektiğinde orduya asker göndermesi şartıyla gelirinden yararlanması için bir kimseye verilen ve babadan oğula veya aileye kalan toprak )


- OCAKLIK ile/||/<> OCAKLIK

( Bir yerin gelirinin ölümünden sonra kalıtçılarına da geçmek koşuluyle bir kimseye verilmesi yöntemi I Mutfak Gaziantep II Ocak Mamatlar Eğridir Isparta )


- OÇAK/OÇAQ ile/ve/||/<>/> OÇAKLIK/OÇAQLIK


- OCCHİO[İt. < OCCHIO] ile/değil/yerine/=/||/<> LOÇA

( Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında çıpayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik )


- OCCULTATION[İng.] ile/||/<> OCCULTATION[Fr.] ile/||/<> BEDECKUNG[Alm.] ile/||/<> ÖRTÜLME

( Bir gökcisrminden gelen ışığın bakış doğrultumuz ile bu cisim arasına giren başka bir gökcismi tarafından kesilmesi bir yıldız ya da gezegenin Ay tarafından örtülmesi )

( OCCULTATION )

( OCCULTATION )

( BEDECKUNG )


- OCHRE[İng.] ile/||/<> OCRE[Fr.] ile/||/<> OCKER[Alm.] ile/||/<> TOPRAK RENGİ | TOPRAK SARISI

( Resim okhros solgun sarı Kilrengi bu renkteki boya a toprak sarısı )

( OCHRE )

( OCRE )

( OCKER )


- OCTANE[Fr. < OCTANE] ile/değil/yerine/=/||/<> OKTAN

( Formülü C H olan doymuş hidrokarbonlara verilen ad )


- OCTANT[Fr. < OCTANT] ile/değil/yerine/=/||/<> OKTANT

( Yıldızların birbirlerine olan uzaklıklarını veya ufuk çizgisinden o C lik yükseklikteki yıldızları gözlemeye yarayan alet Dairenin sekizde biri )


- OCTAVE[Fr. < OCTAVE] ile/değil/yerine/=/||/<> OKTAV

( Sekiz sesten oluşan ses dizisinde kalın do sesiyle ince do sesi arasındaki uzaklık )


- OCTAVE[Fr.] ile/||/<> OKTAV[Fr. < OCTAVE]

( fizik )

( OCTAVE )


- OCTROİ[Fr. < OCTROI] ile/değil/yerine/=/||/<> OKTRUA

( Şehre giren bazı mallardan alınan vergi )


- ÖCÜ ile/||/<> UMACI


- OCULAİRE[Fr. < OCULAIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> OKÜLER

( Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi )


- ÖD/SAFRA KESESİ/ÖD KİSESİ[Azr.]/KİSE SAFRA[Fars.]/ÖT GABY[Kazak.]/GALL BLADDER[İng.] ile/||/<> SİDİK/İDRAR KESESİ

( ... ile MESÂNE )

( ... ile ÂB-DÂN )

( GALL BLADDER vs. URINARY BLADDER )


- ÖD YOLU | KOLEDOK[Fr. < CHOLÉDOQUE] ile/||/<> ...

( CHOLÉDOQUE )


- ÖD ve/||/<> KOLEDOK[Fr. < CHOLEDOQUE]

( Safra. VE/||/<> Safra kanalı, öd kanalı. )


- OD ile/||/<> OD

( 1 Eski Yunan ve Latin yazınında ezgilenmek üzere yazılan bir koşuk türü 2 Batı yazınında Dizelerin ölçüsü ve sayısı eşit olan bağlamlardan oluşmuş koşuk 1 Eski Yunan ve Lâtin edebiyatında ezgilenmek üzere yazılan her koşuk çeşidi 2 Şimdiki Batı edebiyatında Dizelerinin ölçüsü ve sayısı eşit olan dönülerden meydana gelmiş koşuk )

( ODE )


- OD ile/||/<> ORTA DALGA

( orta dalga Absorbans Dalga boyu 200600 metre arasında değişen dalga küçük dalga )

( OPTICAL DENSITY )


- OD ile/ve/=/||/<>/< OT

( Ateş. İLE/VE/||/<> Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkiler. | Ateş. )

( FIRE vs./and/=/||/<>/< GRASS/HERB )


- ODA HİZMETÇİSİ ile/||/<> ORTA HİZMETÇİSİ

( Hizmet gören kimse Belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan kadın işçi )


- ODA KAPISI ile/||/<> HASTANE ODASI KAPISI


- ODA KETHÜDASI ile/||/<> ...

( Yaya ortalarında yayabaşından sonra gelen görevi yeniçeri ağalarının bakım ve temizliğiyle ilgilenmek kul oğlanlarını korumak suç işleyenleri cezalandırmak olan görevli )


- ODA ile/ve/||/<> AYVAN

( ... İLE/VE/||/<> Balkon, salon. | Bir tarafı dşarı açık olan oda. )


- ODA ile/değil/yerine/=/||/<> KÖY ODASI | DAİRE

( odabaşı oda çeşmesi oda hapsi oda hizmetçisi oda kethüdası oda müziği oda spreyi art oda başoda karanlık oda kozmik oda ön oda arz odası basınç odası bekâr odası bekleme odası beslenme odası çalışma odası çubuk odası doğum odası etüt odası halk odası hamam odası intizar odası kabul odası köy odası kumanda odası makam odası makine odası makyaj odası misafir odası müzik odası oturma odası reji odası rejisörlük odası sanayi odası sandık odası soyunma odası tecrit odası ticaret odası yatak odası yemek odası yer odası yük odası Evin veya herhangi bir yapının oturma çalışma yatma gibi işlere yarayan banyo salon giriş vb dışında kalan bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi göz Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik Yeniçeri kışlası köy odası daire )


- ODA ile/ve/||/<> OTAĞ/ÇERGE

( Evin ya da herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir ya da birden fazla çıkışı olan bölmesi; göz. | Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik. | Yeniçeri kışlası. | Köy odası. | Daire. İLE Büyük ve süslü çadır. )


- ODABAŞI ile/||/<> ...

( Ağabölüklerinde ve yaya ortalarında yayabaşı ve bölükbaşından sonra gelen görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay )


- ODACIK | BÖLÜM | KOMPARTIMAN ile/||/<> KOMPARTIMAN ile/||/<> KOMPARTIMAN[Fr. < COMPARTIMENT]

( Biyolojik yapılarda bulunan sınırları belirlenmiş kapalı bölgeler )

( COMPARTMENTS )

( COMPARTIMENT )

( KOMPARTIMENTE )


- ODAK | FOKUS ile/||/<> FOKUS[İng. < FOCUS]

( Odak )

( FOCUS )


- ODAK/MİHRAK[Ar. < MİḤRĀḲ] ile/||/<> ODAK/FOKUS[İng. < FOCUS]


- ODAK NOKTASI/NESNE ile/ve/değil/||/<>/< ZİHİNDEKİ(BELLEKTEKİ) ULAŞILMAZLIĞI


- ODAK NOKTASI ile/||/<> ODAK ÖLÇÜMÜ ile/||/<> ODAK UZUNLUĞU ile/||/<> DEPREM ODAĞI

( Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların bir mercekten geçtikten veya çukur bir aynadan yansıdıktan sonra toplandığı yer mihrak fokus Herhangi bir düşüncede nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı yoğunlaştığı yer mihrak )


- ODAKLAMA AYGITI ile/||/<> ODAKLAMA CİHAZI

( Odaklamak işi fokuslama )


- ODAKLAMA AYGITI ile/||/<> SES AYGITI ile/||/<> SİNDİRİM AYGITI ile/||/<> SOLUNUM AYGITI ile/||/<> YANSITIM AYGITI

( Birçok parçadan yapılmış alet cihaz Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım Bir sistemi oluşturan parçalardan her biri )


- ODAKLAMAK | ODAKLANMAK | ODAKLANMA ile/||/<> FOKUSLAMAK | FOKUSLANMAK | FOKUSLANMA


- ODAKLANMA ile/ve/||/<> BASTIRMA


- ODAK/LANMA / ODAKLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCELİK/LENDİRME / ÖNCELİKLİ


- ODAK(LANMAK İÇİN):
OKU ile/ve/||/<>/> DÜŞÜN ile/ve/||/<>/> ANLA ile/ve/||/<>/> KONUŞ


- ODAKLAYICI ile/||/<> NAZİZM

( Sinema Alıcının devindirilmesi sırasında odaklamayı gerçekleştiren alıcı yönetmeni yardımcısı. )

( FIRST ASSISTANT CAMERAMAN, FOCUS PULLER, FOLLOW-FOCUS CAMERA-MAN, (ABD) LENSER, HOCUS FOCUS BOY (A.) | NAZISM~NAZISM )

( ASSISTANT DE MISE AU POINT, PREMIER ASSISTANT(-OPÉRATEUR), METTEUR AU POINT, POINTEUR | NAZISME~NAZISME )

( SCHÄRFEASSISTENT, SCHÄRFEZIEHER | NAZISMUS~NAZISMUS )

( FOCUS PULLER~NAZISMO )

( ΒΟΗΘΌΣ ΟΠΕΡΑΤΈΡ / βοηθός οπερατέρ~ΝΑΖΙΣΜΌΣ / ναζισμός )


- ODALARDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ORALARDA

( Işıksız olmak... )

( )


- ODALI YENİÇERİLER ile/||/<> KALELERDE GÖZETÇİLİK EDEN KAPIKULU YENİÇERİLERİ

( Kalelerde gözetçilik eden kapıkulu yeniçerileri )


- ODALI ile/||/<> ...

( Topkapı sarayında hasoda seferli hazine ve kiler odalarında oturan saray adamları )


- ODALIK ile/||/<> ...

( Padişah ve şehzadelerin saraya alınan karavaşlar arasından seçtikleri kadın )


- ODDTOED UNGULATES[İng.] ile/||/<> PÉRISSODACTYLES[Fr.] ile/||/<> PERISSODACTYLA[Lat.] ile/||/<> UNPAARHUFER[Alm.] ile/||/<> TEK PARMAKLILAR

( perissos tek daktylos parmak Memeliler Mammalia sınıfının etenliler Placentalia bölümünün toynaklılar Ungulata üst takımından art parmakları tek sayıda olup özellikle ortadaki gelişmiş olan ön parmakları ayrık ve çift sayıda olabilen memeleri kasık bölgesinde bulunan otçul geviş getirmeyen bir takım )

( ODDTOED UNGULATES )

( PÉRISSODACTYLES )

( UNPAARHUFER )

( PERISSODACTYLA )


- ODE ile/||/<> PDE ile/||/<> STOCHASTIC

( Matematiksel biyoloji yaklaşımları. )

( Formül: dX/dt = αX - βXY )


- ÖDEME BELGESİ ile/||/<> ÖDEME EMRİ ile/||/<> ÖDEME KARTI ile/||/<> AYNEN ÖDEME ile/||/<> GERİ ÖDEME ile/||/<> ÖN ÖDEME ile/||/<> TEMASSIZ ÖDEME ile/||/<> YAN ÖDEME

( Ödemek işi ifa tediye )


- ÖDEME EMRİ ile/||/<> TEDİYE EMRİ


- ÖDEME/TEDİYE[Ar. < TEʾDİYE] ile/||/<> ÖDEME BELGESİ/SLİP[İng. < SLIP]


- ÖDEME ile/||/<> APEL[Fr. < APPEL]

( ... İLE//||/<> Bankacılıkta, şirket sermayesinin ödenmeyen bölümü için yapılan ödeme çağrısı. | Briçte, oyuncunun ortağından oynamasını istediği kâğıt. )


- ÖDEME ve/||/<>/> AVİSTO[İt. < A VISTA]

( ... VE/||/<>/> Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve "görüldüğünde" anlamına gelen bir terim. )


- ODÉON[Fr.] ile/||/<> ODEION[Alm.] ile/||/<> ODEON[Fr. < ODÉON] | BASAMAKLI TIYATRO

( Mimarlık ôdê ses ezgi Eski Yunanda içinde konser verilen basamaklı tiyatro a basamaklı tiyatro )

( ODÉON )

( ODEION )


- ODEON[Fr. < ODÉON] ile/değil/yerine/=/||/<> ODEON

( Eski Yunan da müzikli eserlerin temsili için kurulmuş tiyatro Eski Yunan da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer Eski Yunan da müzik ve şiir yarışmalarının yapıldığı bina )


- ÖDEV BİLİMİ ile/||/<> PERFORMANS ÖDEVİ

( Yapılması yerine getirilmesi insanlık duygusu töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış vazife Öğretmenin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma )


- ÖDEV | GÖREV | GÜNDELİK/VAZİFE[Ar. < VAẒĪFE] ile/||/<> ÖDEVLENDİRİLMEK | GÖREVLENDİRİLMEK/VAZİFELENDİRİLMEK ile/||/<> ÖDEVLENDİRMEK | GÖREVLENDİRMEK/VAZİFELENDİRMEK ile/||/<> GÖREVLİ | ÖDEVLİ/VAZİFELİ

( vazife kurbanı vazife şehidi ahlaki vazife son vazife vatani vazife ödev görev gündelik )


- ÖDEV ile/ve/||/<> GÖREV


- ÖDEYEBİLME ile/||/<> ÖDEYEBİLİRLİK

( ödeyebilirlik )


- ÖDİPAL ile/ve/||/<>/< PRE-ÖDİPAL

( 3 - 5 yaş arasında. İLE/VE/||/<>/< 0 - 2 yaş arasında. )


- ODİT/AUDIT ile/||/<> ODİTÖR/AUDITOR

( Dinleyiciler. İLE/||/<> İşitsel. )


- ODOGRAPHE[Fr. < ODOGRAPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODOGRAF

( Geçilen veya geçilecek yolun güzergâh çizgisi )


- ODOGRAPHİE[Fr. < ODOGRAPHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODOGRAFİ

( Yolların ve sokakların ayrıntılı olarak çizilmesi )


- ODOLİOGRAPHE[Fr. < ODOLIOGRAPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODOLYOGRAF

( Yolların kayganlığını ölçen alet )


- ODOLİOMETRİE[Fr. < ODOLIOMÉTRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODOLYOMETRİ

( Yolların kayganlığını ölçme tekniği veya bilgisi )


- ODOMETRE[Fr. < ODOMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODOMETRE

( Bir bisiklet veya dört tekerlekli aracın katettiği mesafeyi ölçmek için kullanılan bir araç )


- ODON-/ODONT-/ODONTİA- ile/||/<> GİNGİV-/GİNGİVO- ile/||/<> ULE-/ULO- ile/||/<> CEMENTO-

( Diş, dişli. Diş biçiminde, diş tedavisi, dişin durumu. İLE/||/<> Diş etleri ile ilgili. İLE/||/<> Diş etleri ile ilgili, skarla ilgili. İLE/||/<> Diş sementumu ile ilgili. )


- ODONTALJİ[Fr. < ODONTALGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİŞ AĞRISI


- ODONTATROPHİE[Fr. < ODONTATROPHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTATROFİ

( Dişlerin kusurlu gelişimi )


- ODONTECTOMY[İng. < ODONTECTOMY] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTEKTOMİ

( Diş çekilmesi )


- ODONTİTİS[İng. < ODONTITIS] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTİT

( Diş iltihabı )


- ODONTOBLASTE[Fr. < ODONTOBLASTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOBLAST

( Diş özünün çeper kısmında bulunan farklılaşarak dentini oluşturacak olan hücrelerden her biri )


- ODONTOBLASTUS[İng.] ile/||/<> ODONTOBLAST[Fr. < ODONTOBLASTE]

( anat Dişlerin gelişiminde iç mina epiteline yakın olan diş pulpasının mezenkim hücrelerinden oluşan hücre )

( ODONTOBLASTUS )

( ODONTOBLASTE )


- ODONTOCİA[İng. < ODONTOCIA] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOSİ

( Dişin yumuşaması )


- ODONTOCLASİE[Fr. < ODONTOCLASIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOKLAZİ

( Diş kırılması )


- ODONTOCLASTE[Fr. < ODONTOCLASTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOKLAST

( Süt dişleri köklerinin erimesine sebep olan bir tür hücre )


- ODONTOGENE[Fr. < ODONTOGÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOJEN

( Diş etinin içine doğru ilerleyen bir madde )


- ODONTOGENESE[Fr. < ODONTOGENÈSE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOJENEZ

( Dişlerin oluşumu )


- ODONTOGENIC[İng.] ile/||/<> ODONTOJENİK[Fr. < ODONTOGÈNIQUE]

( 1 Dişi oluşturan 2 Dişi oluşturan dokulardan oluşan veya köken alan )

( ODONTOGENIC )

( ODONTOGÈNIQUE )


- ODONTOGENİQUE[Fr. < ODONTOGÈNIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOJENİK

( Diş oluşumuyla ilgili )


- ODONTOGLYPHE[Fr. < ODONTOGLYPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOGLİF

( Dişleri kazıyarak temizleme aleti )


- ODONTOİDE[Fr. < ODONTOĪDE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOİT

( odontoit çıkıntı Diş biçiminde olan )


- ODONTOİT[Fr. < ODONTOIDE] ile/||/<> DİŞ BİÇİMİNDE OLAN

( anat Diş biçiminde olan )

( ODONTOĪDE )


- ODONTOLİTE[Fr. < ODONTOLITE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOLİT

( Fosil kemiklerden veya dişlerden oluşan hidratlı alüminyum fosfata verilen ad )


- ODONTOLOGİE[Fr. < ODONTOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOLOG

( Diş cerrahisiyle uğraşan kimse diş cerrahı )


- ODONTOLOGİE[Fr. < ODONTOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOLOJİ

( Dişlerdeki hücrelerin ve dokuların görevlerini yapısal ve işlevsel değişikliklerini inceleyen bilim dalı )


- ODONTOLOXİA[İng. < ODONTOLOXIA] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOLOKSİ

( Dişlerin düzensizliği çarpık dişlilik )


- ODONTOLYSE[Fr. < ODONTOLYSE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOLİZ

( Dişlerin eriyerek kaybolması )


- ODONTOMA[İng.] ile/||/<> ODONTOM[Fr. < ODONTOME]

( 1 Dişe ait yapılardan köken alan herhangi bir tümör 2 Dişteki mine dentin ve semenden oluşan karışık tümör )

( ODONTOMA )

( ODONTOME )


- ODONTOME[Fr. < ODONTOME] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOM

( Diş hücrelerinde oluşan ur )


- ODONTOMETRE[Fr. < ODONTOMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOMETRE

( Pulun kenarındaki tırtılların tipini ve sayısını ölçmeye yarayan dereceli küçük ölçek )


- ODONTONOSOLOGİE[Fr. < ODONTONOSOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTONOZOLOJİ

( Diş hastalıklarını konu edinen bilim dalı )


- ODONTOPATHY[Fr. < ODONTOPATHY] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOPATİ

( Diş hastalıklarının tümü )


- ODONTOPHOBİE[Fr. < ODONTOPHOBIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOFOBİ

( Diş çektirme korkusu )


- ODONTORRAGİE[Fr. < ODONTORRAGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTORAJİ

( Diş çekildikten sonra diş çukurunun kanaması )


- ODONTOSKOP[Fr. < ODONTOSCOPE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİŞ AYNASI


- ODONTOTHERAPİE[Fr. < ODONTOTHÉRAPIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOTERAPİ

( Diş tedavilerine verilen genel ad )


- ODONTOTOMİE[Fr. < ODONTOTOMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOTOMİ

( Dişi kesme )


- ODONTOTRYPY[İng. < ODONTOTRYPY] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOTRİPİ

( Dişi delme içinden cerahat çıkarma )


- ODONTOXİE[Fr. < ODONTOXIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOKSİ

( Dişlerdeki düzensizlik )


- ODORİMETRE[Fr. < ODORIMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> KOKUÖLÇER


- ODORİMETRİE[Fr. < ODORIMÉTRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODORİMETRİ

( Koku alma duyusunun ölçümü )


- ODORIMETRY[İng.] ile/||/<> ODORIMÈTRE[Fr.] ile/||/<> ODOS: KOKU[Lat.] ile/||/<> ODORIMETER[Alm.] ile/||/<> ODORİMETRE[Fr. < ODORIMÈTRE]

( Koku alma duygusunun ölçülmesi )

( ODORIMETRY )

( ODORIMÈTRE )

( ODORIMETER )

( ODOS: KOKU )


- ODOTACHYMETRE[Fr. < ODOTACHYMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ODOTAKİMETRE

( Otomobillerde hem kilometre saati hem de hızı gösteren cihaz )


- ODOTOGRAPHİ[Fr. < ODOTOGRAPHI] ile/değil/yerine/=/||/<> ODONTOGRAFİ

( Bozukluk olan veya tedavi gören dişleri gösteren şema )


- ÖDÜL ile/ve/değil/||/<>/< UYARAN


- ÖDÜLLENDİRİCİ | MÜKÂFATLANDIRICI ile/||/<> ÖDÜLLENDİRMEK | MÜKÂFATLANDIRMAK


- ODUN BİLİMİ/KSİLOLOJİ[Fr. < XYLOLOGIE] ile/||/<> ODUN BİLİMSEL/KSİLOLOJİK[Fr. < XYLOLOGIQUE]


- ODUN DAMARLARI ile/||/<> ODUNSU DAMARLAR

( odunsu damarlar )


- ODUN KÖMÜRÜ ile/||/<> MANGAL KÖMÜRÜ


- ODUN KURDU ile/||/<> TAHTA KURDU

( tahta kurdu )


- ODUN LİFİ ile/||/<> ODUN LİFİ

( Yaşlanan ağaçta sertleşen ve besin iletimi yapamayan gözeler topluluğu )


- ÖDÜN VERMEK ile/ve/||/<> AĞIR BEDELLER ÖDEMEK


- ÖDÜN VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ALTTAN ALMAK