Paralel'lik bulunan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 59.275 başlık/FaRk ile birlikte,
59.275 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(211/239)
- TEFAZULÎ ile/||/<> DIFFÉRENTIEL[Fr.] ile/||/<> DİFERANSİYEL[Fr. < DIFFÉRENTIEL]
( matematik )
( DIFFÉRENTIEL )
- TEFÂZUL-U İKTİDÂR ile/||/<> DİFFÉRENCE DE POTENTİEL[Fr.] ile/||/<> POTANSİYEL FARKI
( fizik )
( DIFFÉRENCE DE POTENTIEL )
- TEFCİR[Ar. < TEFCĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> AKAÇLAMA
- TEFE ile/||/<> TEFE
( İçinde yirmi altın yaprak bulunan paket 10 deste yerli altın yaprak ya da 200 yaprak Avrupa altını tife Dokuma tezgahlarında mekiğin attığı ipi sıkıştırmağa yarayan düzen Yalvaç Isparta Bekilli Çal Denizli Kandilli Bozüyük Bilecik Hacılar Kayseri Başkışla Karaman Konya Köselerli Tarsus İçel tife Kandilli Bozüyük Bilecik Anadolu ağızlarında tefe yanında düfa dufa adları da kullanılır düfa dufa Eski kaynaklarda daha çok defe olarak geçer dafta çulha tarağı Türkçede dafta adının içindeki t ünsüzü düşmüştür Buna karşılık Farsça daftanın başındaki d ünsüzü ötümsüzleşmiştir Türkçe tezgâh destgāh örneğinde olduğu gibi Dokumacılık terminolojimizde Farsça alıntıların büyük bir yer tuttuğunu biliyoruz Türkçe tezgâh destgāh mekik makūk gibi Bu bakımdan tefe adının da bu alıntılar arasında yer aldığı anlaşılıyor )
( DAFTA~DESTGĀH~MAKŪK )
- TEFECİLİK ile/||/<> FAİZCİLİK ile/||/<> MURABAHACILIK
- TEFEHHÜM[Ar. < TEFEHHUM] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLAMA
- TEFEKKÜR | DÜŞÜNME ile/||/<> DÜŞÜNME
( Algılama ve yapımsal işlemlerden çok düşünüleri kullanarak sorun çözme etkinliği 1 Zihnin bir konuyla ilgili bilgileri karşılaştırarak aralarındaki bağlantıları inceleyerek bir yargıya ya da karara varma etkinliği 2 Zihinden geçirme ya da zihin yoluyla arayıp bulma 3 Tasarlama anımsama 1 Geniş anlamda Aristotelesin öne sürdüğü biçimiyle insanı hayvandan ayıran belirgin öznitelik Duyum ve izlenimlerden tasarımlardan ayrı olarak usun bağımsız ve kendine özgü eylemi karşılaştırmalar yapma ayırma birleştirme bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi Usun bu eyleminin ürünü düşüncedir Düşünceler ancak düşünmenin yaratıcılığı içinde gerçekleşirler Düşünmenin belli bir biçim almasıyle düşünce oluşur bu da ancak dil yoluyla olur Düşüncenin dille sıkı bir bağlılığı vardır Düşünceler sözcüklere dökülemiyorsa düşünme biçim almamış düşünce olmamış demektir Düşünme gerçek nesnelere yöneliyorsa somut düşünme düşüncel ideal nesnelere yöneliyorsa soyut düşünme adını alır 2 Dar anlamda Mantıksal biçimsel olarak Anlığın yanlış yapmadan işlemesi Her düşünmede a düşünen bir özne b ruhsal düşünme olayı c düşünülmüş olan düşünce içeriği d düşüncenin dile getirildiği deyiş biçimi e düşüncenin yöneldiği konu yer alır Düşünme olayını ruhbilim düşünmenin bilgideki görevini bilgi öğretisi kavramsal olanla bağlantısını mantık varlıkla bağlantısını fizikötesi toplumdaki yerini toplumbilim araştırır )
( THINKING | REFLECTION | THOUGHT )
( RÉFLEXION | PENSÉE )
( DENKEN )
( COGITARE, COGITATIO )
- TEFEKKÜR[Ar. < TEFEKKUR] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜŞÜNME (TEFEKKÜR DÜNYASI)
- TEFEKKÜR ile/ve/||/<>/> ASLINA DÖNDÜREN TEFEKKÜR
( CONTEMPLATION vs. CONTEMPLATION IN WHICH GET TURNS TO THE BASE )
- TEFEKKÜR ve/||/<>/> TERTİP/TERTİB
- TEFENNÜN Fİ-L-İBARE | TEFENNÜN-FİL-İBARE | TENEVVÜ | ÇEŞİTLEME ile/||/<> ÇEŞİTLEME
( Parçaların boylarına biçimlerine ve yoğunluklarına göre sıralanarak çökeltiImesi Klasik ikilide Pas de deux kadın ve erkek dansçıların solo dansları Bir sözcüğü yinelemekten kurtulmak için onu anlamdaşıyla yakın anlamlısıyla değiştirme ya da tümceyi başka bir biçime sokma Söz sanatı terimi Bir defa söylenmiş bir sözü tekrarlamak gerekince genelemeden tekrardan kaçınmak için onu başka bir şekle sokma Değişiklendirme çeşitlendirme çeşitlendirme Klasik dans ikilisinde kadın ve erkek dansçının solo dansları )
( SORTING | VARIETY, COPIOUSNESS | A SOLO DANCE, VARIATION )
( CLASSEMENT, ASSORTIMENT | VARIATION | VARIÉTÉ )
( SORTIERUNG, SAIGERUNG | SOLOTANZ )
- TEFERRUAT[Ar. < TEFERRUʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> AYRINTI
- TEFERRÜÇ ile/||/<> ŞAŞIRTMA
- TEFERRUC[Ar. < TEFERRUC] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFERRÜÇ
( İç açılması gezinti )
- TEFERRUD[Ar. < TEFERRUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFERRÜT
( Tek yalnız olma herkesten uzaklaşarak yalnız kalma Benzeri bulunmama benzersiz olma benzersiz olacak biçimde herkesten ayrılma Kendi başına bağımsız olma )
- TEFESSÜH | ÇÜRÜME ile/||/<> ÇÜRÜME
( Organik özdeklerin genellikle havacıl bakterilerin etkisiyle sürekli olarak daha yalın parçalara bölünmesi fizik kimya Işınetkin bir çekinin kimi ışın ya da tanecikler salmasıyla başka çekinlere dönüşmesi Işınetkin bir çekinin kimi ışın ya da tanecikler salmasıyla başka çekinlere dönüşmesi olayı kimya Organik bir maddenin bakteriler veya çeşitli çevresel etkenler nedeniyle pis kokulu ürünlere dönüşmek üzere normal yapısını kaybetmesi kokuşma pütrefaksiyon Kokuşma )
( PUTREFACTION | DECAY(NUCLEAR), PUTREFACTION | DECAY (NUCLEAR) | DECAY )
( PUTRÉFACTION | PURIFICATION )
( ZERFALL )
- TEFESSÜH | KOKUŞMAK ile/||/<> KOKUŞMA ile/||/<> KOKUŞMA | SASIMAK
( sasımak Çürüme Dokuların ölümden sonra kokuşma bakterilerinin etkisiyle parçalanması ve erimesi çürüme pütrefaksiyon Ölüm sonrası oluşan en son değişimdir ve ölümden sonra oldukça uzun bir zamanın geçtiğini gösterir kokuşmak )
( PUTREFACTION )
- TEFESSUH[Ar. < TEFESSUḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFESSÜH
( Organ yiyecek vb nin çürüyerek bozulması soysuzlaşma )
- TEFEUL[Ar. < TEFEʾUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFEÜL
( Fal açma fala bakma Uğur sayma hayra yorma )
- TEFEVVUK, TAHAKKÜM | AVANTAJ ile/||/<> AVANTAJ ile/||/<> ÜSTÜNLÜK
( üstünlük üstünlük Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu Bir devletin başkaları üzerinde kurduğu siyasal kültürel ya da ekonomik egemenlik Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma )
( ADVANTAGE )
( AVANTAGE | HÉGÉMONIE, SUPRÉMATIE )
( VORTEIL )
( VANTAGGIO )
( ΠΛΕΟΝΈΚΤΗΜΑ / πλεονέκτημα )
- TEFEVVUK, TAHAKKÜM | AVANTAJ ile/||/<> ÜSTÜNLÜK | ÜSTÜNLÜK
( bk. üstünlük. @@ bk. üstünlük@@Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın, topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu. @@ Bir devletin, başkaları üzerinde kurduğu siyasal, kültürel ya da ekonomik egemenlik. @@ Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma. )
( ADVANTAGE~ADVANTAGE | HEGEMONY, SUPREMACY )
( AVANTAGE | HÉGÉMONIE, SUPRÉMATIE~HÉGÉMONIE, SUPRÉMATIE )
( VORTEIL~VORTEIL | HEGEMONIE, SUPREMATIE )
( VANTAGGIO~SUPERIORITÀ )
( ΠΛΕΟΝΈΚΤΗΜΑ / πλεονέκτημα~ΥΠΕΡΟΧΉ / υπεροχή )
- TEFEVVUK[Ar. < TEFEVVUḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFEVVUK
( Üstünlük üstün gelme )
- TEFEYYÜZ[Ar. < TEFEYYUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> İLERLEME | FEYZALMA
( ilerleme feyzalma )
- TEFHİM[Ar. < TEFHĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLATMA
- TEFHİM ile/||/<> CARBONISATION[Fr.] ile/||/<> KÖMÜRLEŞTİRME
( kimya )
( CARBONISATION )
- TEFİLE[Ar.] ile/||/<> TAKTÎ[Ar.]
- TEFLİK | DİLİNİM ile/||/<> DİLİNİM
( jeoloji )
( CLEAVAGE )
( CLIVAGE )
( SPALTUNG )
- TEFRİK[Ar. < TEFRĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> AYRIM
- TEFRİK ile/||/<> DISCRIMINATION[İng.] ile/||/<> AYIRICILIK
( Olay nesne ve özellikleri birbirinden ayırma ve aralarında ayrım gözetme )
( DISCRIMINATION )
- TEFRİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TEVHÎD
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Tenzihte teşbihi, teşbihte tenzihi görmek. / Zahirde bâtını, bâtında zahirde görmek. )
- TEFRİKA | BÖLÜNTÜ ile/||/<> BÖLÜNTÜ
( Bir yapıtın bir dergi ya da gazetede parça parça olarak yayımlanması bu biçimde yayımlanan yapıt Deneysel tasarım Bölüklerde aynı işlemlerin uygulandığı alt bölümlerden her biri 1 Bir a b aralığı için eşitsizliğini gerçekleyen sayılarının oluşturduğu kapalı aralıklar kümesi 2 Ayrıca bakınız küme ayrışımı Kısım kısım yayınlanan bir kitabın her kısmı )
( SERIAL, SERIAL STORY IN A NEWSPAPER | PLOT | PARTITION )
( FEUILLETON | PARTITION | FASCICULE )
( PARZELLE | PARTITION )
( PARTITIO )
- TEFRİKA[Ar. < TEFRİḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİKA
( tefrika roman Gazete veya dergilerde çıkan birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi Bu biçimde yayımlanan ikilik )
- TEFRİKÇİ, FARK GÖZETİCİ ile/||/<> DISCRIMINATORY[İng.] ile/||/<> DISCRIMINATOIRE[Fr.] ile/||/<> AYRIMCI
( Gümrük vergilerinde ya da bildirmelik dışı önlemlerde mallar ya da ülkeler yönünden eşitlik gözetilmemesi )
( DISCRIMINATORY )
( DISCRIMINATOIRE )
- TEFRİŞ[Ar. < TEFRĪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİŞ
( Döşeme işi Bir yeri gerekli eşya ile döşeme )
- TEFRİŞAT[Ar. < TEFRĪŞĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİŞAT
( Döşeme işleri Döşemenin gerektirdiği bütün parçalar veya eşyanın tümü )
- TEFRİT[Ar. < TEFRĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİT
( ifrat tefrit Herhangi bir konuda çok geride kalma yeterli ölçüde olmama durumu ifrat karşıtı )
- TEFSİR ile/ve/||/<> HADİS ile/ve/||/<> FIKIH ile/ve/||/<> KELAM ile/ve/||/<> TASAVVUF
- TEFSİR[Ar. < FESR] ile/||/<> TEFSİL[Ar.] ile/||/<> TE'VÎL[Ar. < MEAL] ile/||/<> TERCÜME[Ar.]
( Olaylara bağlı yorum. | Kur'ân-ı Kerîm'in, anlam bakımından açıklaması. | Örtüyü açmak. @@ Yaramaz ve kötü/kem nesne. @@ Anlama bağlı yorum. | İlklemek, asla götürmek. | Sözü çevirme. @@ Çeviri. )
- TEFSİR[Ar. < TEFSĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> YORUMLAMA | YORUM
( yorumlama yorum Kur an ın ayetlerini açıklayarak görüşler ileri sürme ve bunları yazma Kur an ın ayetlerini açıklayan eser )
- TEFSİRCİ | YORUMCU ile/||/<> YORUMCU
( TV Yorum hazırlayan ve okuyan kimse Yorumlama işini yapan kimse yorum Bir kitabı yorumlayan açıklayan yazara verilen ad )
( COMMENTATOR )
( COMMENTATEUR(-TRICE) | COMMENTATEUR )
( KOMMENTATOR, FERNSEHKOMMENTATOR, BERICHTERSTATTER )
- TEFTİH[Ar. < TEFTĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇMA | GEĞİRME
( açma geğirme )
- TEFTİK[Ar. < TEFTĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> TİFTİK
( tiftik keçisi tiftik tiftik Tiftik keçisinin ince yumuşak parlak yünü moher Bu yünden yapılan )
- TEFTİŞ[Ar. < TEFTĪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> DENETLEME (TEFTİŞ HEYETİ, TEFTİŞ KURULU)
- TEFTİŞ-İ MESÂHİF ile/ve/||/<>/> TETKİK-İ MÜELLEFAT
:MECLİSİ/DEFTERLERİ
- TEFVİZ[Ar. < TEFVĪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> İHALE | DAĞITMA
( ihale dağıtma Bir taşınmaz malı bilinen değeri karşılığı bir kimseye verme )
- TEGAFUL[Ar. < TEĠĀFUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEGAFÜL
( Anlamazlıktan gelme )
- TEGANNİ[Ar. < TEĠANNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEGANNİ
( Şarkı söyleme )
- TEGARRİ | BİRİKİŞME ile/||/<> BİRİKİŞME
( karşılık aglütinasyon ad yönelme gösteren ön ek glutinare yapışmak Sıvı bir ortamda asılı duran kan gözelerinin ya da bakterilerin yapışarak yığınlar meydana getirmesi zooloji Yığınlar meydana getirme Özellikle polenler bakteriler kırmızı kan hücreleri ve protozoonların ya kendiliğinden veya belirli bu antikorla ya da bir ajan ile muamelesinden sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi Aglutinasyon )
( AGGLUTINATION )
( AGGLUTINATION )
( VERKLEBUNG | AGGLUTINATION )
( AD,GLUTINARE | GLUTINARE YAPIŞMAK )
- TEGARRİ | KÜMELEŞİM | AGLÜTİNASYON ile/||/<> AGLÜTİNASYON ile/||/<> BİRİKİŞME
( birikişme Kümelenme karşılık aglütinasyon ad yönelme gösteren ön ek glutinare yapışmak Sıvı bir ortamda asılı duran kan gözelerinin ya da bakterilerin yapışarak yığınlar meydana getirmesi zooloji Yığınlar meydana getirme Özellikle polenler bakteriler kırmızı kan hücreleri ve protozoonların ya kendiliğinden veya belirli bu antikorla ya da bir ajan ile muamelesinden sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi Aglutinasyon )
( AGGLUTINATION )
( AGGLUTINATION )
( VERKLEBUNG )
( AD, GLUTINARE )
( AGGLUTINAZIONE )
( ΣΥΓΚΌΛΛΗΣΗ / συγκόλληση )
- TEGARRİ | KÜMELEŞİM | AGLÜTİNASYON ile/||/<> BİRİKİŞME | BİRİKİŞME
( bk. birikişme @@ Kümelenme. @@ @@(karşılık: aglütinasyon), (Lat. ad = yönelme gösteren ön ek, Lat. glutinare = yapışmak): Sıvı bir ortamda asılı duran kan gözelerinin ya da bakterilerin yapışarak yığınlar meydana getirmesi. @@ (zooloji) @@ Yığınlar meydana getirme. Özellikle polenler, bakteriler, kırmızı kan hücreleri ve protozoonların ya kendiliğinden veya belirli bu- antikorla ya da bir ajan ile muamelesinden sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi. Aglutinasyon. )
( AGGLUTINATION~AGGLUTINATION )
( AGGLUTINATION~AGGLUTINATION )
( AD, GLUTINARE~AD,GLUTINARE | GLUTINARE YAPIŞMAK )
( VERKLEBUNG~VERKLEBUNG | AGGLUTINATION )
( AGGLUTINAZIONE~AGGLUTINAZIONE )
( ΣΥΓΚΌΛΛΗΣΗ / συγκόλληση~ΣΥΓΚΌΛΛΗΣΗ / συγκόλληση )
- TEĞELTİ ile/||/<> AT EYERİNİN ALTINA KONULAN KEÇE
( at eyerinin altına konulan keçe Anadolu ağızlarında teğelti eyer altına konulan keçe biçimi yaygın olarak geçer Bütün Anadolu ağızlarında kullanıldığı anlaşılıyor Az tǝkaltı Azeri ağızlarında tǝkaltĭ olarak da geçer Doerfere göre TMEN 920 Moğolcadan alındığı anlaşılıyor degel Art Kleidung tü versehen mit Doerfer TMEN 919 Moğolca degele ilişkin bilgi almak için Doerfer TMEN 200 Moğolca dnin Türkçede tye çevrilmesi düşündürücüdür Türkçeden Farsçaya da geçmiştir tagaltū tagaltī felt cloth placed under a saddle to prevent the galling of the horses back Çağdaş diyalektlerde teğeltiye tokum adı verilir Bu adın da Moğolcadan alındığı açıktır toqum feutre quon met sous la selle des chevaux tapis sur lequel on met la selle Doerfer TMEN 142 Ligeti KSİNA 83 19 Türkçede at eyerinin altına konulan keçeye eskiden eyrim eğrim adı da verilirdi eyrim Türkçede belleme haşa yapık yona gibi birtakım adlar da geçer Kazaklar tokum yanında Decke unter dem Sattel olarak cılkım adını da kullanırlar Madırlar eyer yastığına tepse Sagaylar ise tipse adını verirler Daha çok bilgi almak için Schönig ML 8990 )
- TEHACUM[Ar. < TEHĀCUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHACÜM
( saldırma Üşüşme bir yere toplaşma )
- TEHALÜF[Ar. < TEḪĀLUF] ile/değil/yerine/=/||/<> AYKIRILIK
- TEHÂLÜF ile/||/<> DISSIMILARITY[İng.] ile/||/<> BENZEMEZLİK
( Ayrı kümelerde yer alan birimlerin ayırıcı yanları ya da tutum ve davranışların birbirine uygun düşmeme durumu )
( DISSIMILARITY )
- TEHALÜF ile/||/<> INCOMPATIBILITY[İng.] ile/||/<> UZLAŞMAZLIK
( Tutum görüş ve kanıların birbirine aykırı düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşmazlığı )
( INCOMPATIBILITY )
- TEHALUK[Ar. < TEHĀLUK] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHALÜK
( Can atma çok isteme )
- TEHAVVÜL | DEĞİŞKENLİK ile/||/<> DEĞİŞKENLİK
( Kişi ya da bir türün değişebilmekte gösterdiği güç ve esneklik Bir dizi puanın genişlik dörtte bir sapma ve ölçünlü sapma gibi ölçülerle dizi içindeki yayılma miktarı )
( VARIABILITY )
( VARIABILITÉ )
- TEHCİR[Ar. < TEHCĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHCİR
( Göç ettirme göç etmesine sebep olma sürme I )
- TEHDİD[Ar. < TEHDĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHDİT
( Bir kimseyi gelecek herhangi bir tehlike ile korkutma Tehlikeli ve zararlı bir durumu önceden hissettiren belirti )
- TEHDİDKAR[Ar. < TEHDĪD + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHDİTKÂR
( Tehdit edici )
- TEHDİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< OLUMSUZ OLASILIK
( [not] THREAT vs./and/but/||/<>/>< NEGATIVE PROBABILITY
NEGATIVE PROBABILITY instead of THREAT )
- TEHDİT ile/ve/||/<>/> TEDİRGİNLİK
- [ne yazık ki]
!TEHDİT ile/ve/||/<> TEHLİKE
- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"
- TEHEVVUR[Ar. < TEHEVVUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHEVVÜR
( Çok kızma çok öfkelenme )
- TEHEYYÜÇ[Ar. < TEHEYYUC] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYECAN
- TEHEYYÜÇ[Ar.] ile/ve/||/<>/> TEHYİÇ[Ar.]
( Coşma, heyecanlanma. İLE/VE/||/<>/> Coşturma, heyecanlandırma. )
- TEHİ[Fars. < TEHĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BOŞ
- TEHİR[Ar. < TEʾḪĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> ERTELEME | GECİKTİRME
( tehiriicra takdim tehir erteleme geciktirme )
- TEHİRİCRA[Ar. < TEʾḪĪR + İCRĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHİRİİCRA
( Yürütmenin durdurulması Bir işin gerçekleştirilmesinin durdurulması )
- TEHLİKE[Ar. < TEHLUKE] ile/||/<> ...
( Kağnı döşeme tahtalarının dayandığı orta ağaç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta )
- TEHLİKE ve/|| ÇÖZÜM
- TEHLİKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLASILIK
- TEHLİKELİ DURUM ile/ve/||/<> DURUM, TEHLİKELİ
- TEHLİKELİ | MUHATARALI ile/||/<> TEHLİKESİZ | MUHATARASIZ
- TEHLİKELİ ile/ve/değil/||/<>/< DUYARLI/HASSAS
- TEHLİKE/Lİ[Ar. TEHLUKE]["TELİKELİ" değil!] ile/ve/||/<> RİSK/Lİ
( Tehlike, insana zarar verebilecek bir olgu gibi yorumlansa da, doğru davranış biçimleriyle aynı tehlike, ilerleme ve iç gelişme de sağlayabilir. )
( Tehlike, bilinci/zihni güçlendirir ve içsel barışın, başarının en önemli kuralı olduğunu kavramamızı sağlar. )
( DANGER/OUS vs./and RISK/Y )
- TEHLUKE[Ar. < TEHLUKE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHLİKE
( Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum muhatara Gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen sakıncalı durum )
- TEHYİÇ[Ar. < TEHYĪC] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYECANLANDIRMA
- TEHZİL[Ar. < TEHZĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHZİL
( Alaya alma Ciddi bir esere alay tarzında nazire yazma şakalı bir anlatıma çevirme )
- TEHZİP, TEDİP | KOREKSİYON | TASHİH | TASHİH ETME | TAZELEME PROVASI | ISLAH | DÜZELTME ile/||/<> DÜZELTME ile/||/<> DÜZELTMEK ile/||/<> İZLENCE DÜZELTME
( izlence düzeltme Yazıyı yanlışlardan fazlalıklardan kurtarmak eksiklerini gidermek işlemi Resim Heykel Yapıtın bitiminden sonra sanatçının yaptığı düzeltmeler boğaz açma temizleme mekanik Yapım sırasında bozulan madensel parçaları ısıtarak ya da başka yöntemlerle ilk biçimlerine getirme işlemi Yanlış olarak gerçekleştirilen vergilerin yasalarına göre düzeltilmesi Bir sayışımı bir işelmi kapsadığı yanlışlıklardan arıtarak düzeltme Oyun seyirci karşısına çıkartıldıktan sonra görülen bazı aksaklıkları düzeltmek için yapılan ara çalışması anl parlatma çalışması Bir bulgunun eksik olan ve kullanılmasını engelleyen bir niteliğini giderme ya da daha iyi kullanılabilir duruma getirme )
( DEBUGGING | RETOUCH | CORRECTION | CORRECT | POLISHING REHEARSAL | IMPROVEMENT | FIX | ADJUST )
( MISE-AU-POINT | CORRECTION | RETOUCHE | RECTIFICATION, CORRECTION | CORRIGER | AMÉLIORATION )
( RETUSCHE | AUFFRISCHUNSPROBE )
- TEİDEN[Ar. < TE'KĪDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKİDEN
( Tekit ederek tekit yoluyla üsteleyerek yineleyerek )
- TEİN[Fr.] ile/ve/||/<> KAFEİN[Fr.]
( Çayda bulunan ve kafein niteliğinde olan etkili madde. İLE/VE/||/<> Kahve ve çayda bulunan etkili madde. )
( İÇMEMEYİ YEĞLİYORUZ!
Yediğimiz, "kâr"; yemediğimiz, yarar!
Yaptığımız, "kâr"; yapmadığımız, yarar!
Aldığımız, "kâr"; verdiğimiz, yarar!
(Bir şey ki, yemesen de olur... YEME!
Bir şey ki, içmesen de olur... İÇME!
[tüm abur-cuburlar, et ve tüm hayvansal "ürünler",
kahve ve de özellikle sigara!] )
- TEİNTURE D[Fr. < TEINTURE D'IODE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENTÜRDİYOT
( Mikrop kapmasını önlemek için bir kesik veya sıyrığa sürülen iyot tentürü )
- TEİNTURE[Fr. < TEINTURE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENTÜR
( Alkolün bir veya birden çok bitki üstündeki eritici etkisi sonucu elde edilen sıvı ilaç )
- TEİST[Fr. < THÉISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TANRICI
- TEİZM[Fr. < THÉISME] ile/değil/yerine/=/||/<> TANRICILIK
- TEK BAŞINA | KENDİLİĞİNDEN/KENDİ KENDİNE ile/||/<> DALKILIÇ | TEK BAŞINA/YALIN KILIÇ
( Kimseye danışmaksızın Kimseyle ilgisi ilişkisi olmadan tek başına Kendisine Başkasının yardımı ve ortaklığı olmadan kendiliğinden )
- TEK BAŞINA YÜRÜMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> KARANLIKTA YÜRÜMEK
- TEK BAŞINA ... ile/ve/||/<> TOPTAN ...
- TEK BAŞINA ile/||/<> YALNIZ BAŞINA
- TEK BAŞINALIK ile/||/<> BİR BAŞINALIK
- TEK BİR KİŞİNİN:
ÜZÜNTÜSÜ ve/||/<> MUTLULUĞU
( Tüm bireyleri mutsuz edebilir. VE/||/<> Herkesin yüzünü güldürebilir. :) )
- TEK ÇAPA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÇİFT ÇAPA
- TEK ÇEKİRDEKLİ ile/||/<> TEK ÇEKİRDEKLİLER
( Çekirdeği olan içinde çekirdeği bulunan )
- TEK ÇENEKLİ ile/||/<> BİR ÇENEKLİLER ile/||/<> İKİ ÇENEKLİ
( Çeneği olan )
- TEK ÇENEKLİLER ile/||/<> TEK ÇENEKLİLER
( monos tek kotyledon kadeh şeklinde boşluk Sadece bir kotiledonu olan embriyo ya da böyle bitkiler Bir çenekliler monokotiledon Bir çenekliler )
( MONOCOTYLEDONOUS )
( MONOCOTYLÉDONE )
( MONOKOTYL, EINKEIMBLÄTTRIG )
- TEK DELİKLİLER ile/||/<> TEK DELİKLİLER
( Monotremata monos tek trema delik Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfnın hem bir altsınıfı hem de bu altsınıfın aynı adı yaşayan tek takımı En ilkel yapılı memeliler olup sürüngenlerin yumurtalarına benzeyen yumurtalar yumurtlarlar Yavrular bütün memeliler gibi süt emerek gelişirler Karıncayiyengiller Echidnidae ve gagalımemeligiller Ornithorhynchidae olmak üzere bütün türleri Avustralyada yaşayan 2 familyası vardır monos tek trema delik Memeliler Mammalia sınıfından en ilkel memeliler olup sürüngenlerin yumurtasına benzer yumurta bırakan yavrularını sütle besleyen bir alt sınıf ya da aynı adı taşıyan takım )
( MONOTREMS )
( MONOTRÈMES )
( KLOAKENTIERE )
( MONOTREMATA )
- TEK DORUKLU ile/ve/||/<> ÇİFT DORUKLU
- TEK DUVARLI CNT ile/||/<> ÇOK DUVARLI CNT
( SWCNT tek katman, MWCNT konsantrik çoklu. )
( Formül: 0.5-2nm İLE 5-100nm )
- TEK DÜZE ile/ve/değil/||/<> TEK TİP
- TEK EL ve/değil/yerine/||/<>/> İKİ EL
( 'in, nesi var? VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> 'in sesi var! )
- TEK EŞLİ/MONOGAM[Fr. < MONOGAME] ile/||/<> TEK EŞLİLİK/MONOGAMİ[Fr. < MONOGAMIE]
- TEK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<> TERLİKSİ
( ... İLE/VE/||/<> Bütün kirpiklilerden, durgun ve kirli sularda yaşayan, yassı gövdeli, tek hücreli hayvan. )
( ... cum/et/||/<> PARAMAECIUM )
- TEK HÜCRE SEKANSLAMASI ile/||/<> BULK RNA SEKANSLAMASI
( Tek hücre sekanslaması bireysel hücre transkriptomunu verirken, bulk sekans hücre popülasyonu ortalamasını verir )
( Formül: scRNA-seq )
- TEK MANALILIK | TEK ANLAMLILIK ile/||/<> TEK ANLAMLILIK
( 1 Bir sözcüğün ya da bir kavramın tek belirli bir anlamı olması özelliği 2 Belirlilik kesinlikle belirlenmiş olma durumu Bir kelimenin tek bir kavram tek bir anlamı yansıtması ağaç taş dere orman çiçek omuz göğüs tatlı ekşi sağlık tuzluk başarı barış düzen vb Karşıtı çok anlamlılık tır )
( UNIVOCATION | MONOSEMY )
( UNIVOCITÉ, UNIVOCATION | MONOSÉMIE )
( EINDEUTIGKEIT | MONOSEMIE )
( UNIVOCATIO )
- TEK NÜKLEOTİT ÇOKBİÇİMLİLİĞİ (TNÇ)[İng. SINGLE NUCLEOTIDE POLYMORPHISM] ile/||/<> GEN YAZILIMI[İng. GENE REGULATION]
( DNA kodundaki tek bir nükleotitin değişimidir. Genetik çeşitliliğin istikrarlı bir biçimde sağlanmasına katkı sağlayan en yaygın değişimlerdendir ve genelde çift-alelik olarak oluşur. TNÇ, sessiz (fenotipte değişikliğe sebep olmaz, İng.: sSNP ve Tr.: sTNÇ) ya da fenotipte bir değişikliğe yol açabilir (İng: cSNP, Tr.: dTNÇ). Bazen de fenotip değişikliğine yol açma potansiyeline sahip, düzenleyici bir bölgesi olabilir (İng: rSNP). En yaygını, kodlanmayan bölgelerdeki eşanlamlı TNÇ oluşumlarıdır. TNÇ'nin gen yazılımında (transkripsiyon), öncül (promoter) ve intronik destekleyici TNÇ olarak işlevsel değişimler yaratabilir. Benzer şekilde, kesik proteinler (anlamsız kodlanan bölge TNÇ), yapısal değişimler (kodlayan bölge TNÇ), alternatif ekleme (intronik ekleme bölgesi TNÇ) ve mRNA dengelilik değişimleri (3'UTR TNÇ) yaratabilir.Ortalama olarak, insan genomunun her bir 1000 baz dizisinde (1 kb), 2 ila 10 arasında TNÇ görülür. Bir diğer deyişle her 100 ila 500 nükleotitten biri çokbiçimlidir. En yaygını ise sitozinin (C), timine (T) dönüşümüdür. @@ DNA'nın RNA polimeraz tarafından mRNA formatına dönüştürülmesidir. Gen ifadesinin ilk adımıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TEK PARMAKLILAR ile/ve/=/||/<> TEK TIRNAKLILAR
( Memeliler sınıfının otçul, geviş getirmeyen, beş parmaklı fil, üç parmaklı gergedan, tapir ya da bir parmaklı toynaklıları içine alan alt takımı, tek tırnaklılar. )
- TEK RENKLİ ile/||/<> TEK RENKLİ
( Sinema TV Belirli bir dalga boyunda olan ışık Tek bir rengin açıkkoyu değerleri ile yapılan resim )
( MONOCHROMATIC, MONOCHROME | MONOCHROME )
( MONOCHROMATIQUE | MONOCHROME )
( MONOCHROMATISCH, EINFARBIG | EINFARBIG, MONOCHROM )
- TEK SAYI ile/||/<> ÇİFT SAYI
( Tek 2n+1, çift 2n formunda )
( Formül: 2n (çift) İLE 2n+1 (tek) )
- TEK SEÇİCİ ile/||/<> ...
( Bir takıma girecek oyuncuları seçmek ve takımı kurmak yetkisini tek başına taşıyan kişi )
- TEK TANRICI/MONOTEİST[Fr. < MONOTHÉISTE] ile/||/<> TEK TANRICILIK/MONOTEİZM[Fr. < MONOTHÉISME]
- TEK TARAFLI | TEK YANLI ile/||/<> TEK EŞLİLİK | TEK EVLİLİK ile/||/<> TEK PARMAKLILAR | TEK TIRNAKLILAR ile/||/<> TEK DERS SINAVI | TEK DERS İMTİHANI
- TEK TERİMLİ ile/||/<> ÇOK TERİMLİ
( Tek terimli monomial, çok terimli polinomdur )
( Formül: 5x İLE x²+2x+1 )
- TEK TOYNAKLILAR ile/ve/||/<> ÇİFT TOYNAKLILAR
( ... İLE/VE/||/<> Balinalar, bu takımda sınıflandırılır. )
( ARTIODACTYLA cum PERISSODACTYLA )
- TEK YARIK KIRINIMI ile/||/<> ÇİFT YARIK GİRİŞİMİ
( Işığın tek bir dar yarıktan geçerken bükülüp perdede geniş bir merkezî parlak bant ve giderek sönen yan bantlar oluşturmasıdır; ışığın dalga doğasını gösterir. @@ Işığın iki yarıktan geçip iki dalganın üst üste binmesiyle düzenli aydınlık-karanlık şeritler oluşturmasıdır. İlki tek kaynağın kendi kendine bükülmesi, ikincisi iki kaynağın girişimidir; çift yarık deseni ikisinin birlikte etkisini taşır. )
( Formül: I ∝ (sinβ/β)² ~ cos²δ )
- TEK/YEGÂNE[Fars. < YEGĀNE] ile/||/<> BİR/YEK[Fars. < YEK] ile/||/<> EŞSİZ/YEKTA[Fars. < YEKTĀ]
- TEK YİYEN ile/ve/||/<> HAK YİYEN
( Tek ölür. İLE/VE/||/<> Zor/kötü ölür. )
- TEK YÖN ile/ve/||/<> KARŞIT/TERS YÖN ile/ve/||/<> ÇOKLU YÖN
- TEK ile/ve/||/<>/> ÇİFT ile/ve/||/<>/> BİR
( [DÜŞÜNCEDE:] Yok edilebilir. İLE/VE/||/<>/> Yok edilemez. İLE/VE/||/<>/> Var eder, bireştirir/tevhîd ettirir. )
( ODD vs./and/||/<>/> EVEN vs./and/||/<>/> UNIQUE )
- TEK ile/||/<> TEK
( tek )
( MONO | ODD | SINGLE | UNIQUE )
- TEK ile/ve/değil/||/<>/< TEPEDE
- TEKA | TOZLUK ile/||/<> TOZLUK
( Kağnılarda tekerin iç kısmına toz geçmemesi için tekerlerin göbek kısmına geçirilen keçe ya da deri Akçaşar Yalvaç Isparta botanik )
( THÈQUE )
- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME ile/||/<> BÜZÜLME
( Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma kısalma Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması Bir peltenin sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay genleşme mekanik parçalanma metalbilim Soğuma sonucunda ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme Isıtılmış metal parçanın boyutlarında soğuma nedeniyle görülen küçülme Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması )
( SHRINKAGE, SHRINKING | CONTRACTION | SYNERESIS | SHRINK | BRITTLENESS )
( RETRAIT (DU FILM), RÉTRÉCISSEMENT DU FILM (DE LA PELLICULE) | CONTRACTION | SYNÉRÈSE | DESSÈCHEMENT )
( SCHRUMPFUNG | SYNÄRESE, AUSSCHWITZEN | ZUSAMMENZIEHUNG | SPRÖDIGKEIT )
( CONTRACTIO )
( RESTRINGIMENTO )
( ΣΥΡΡΊΚΝΩΣΗ / συρρίκνωση )
- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME ile/||/<> GEVREME
( Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma, kısalma. @@ Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması. @@ Bir peltenin, sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi. @@ Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. genleşme, mekanik parçalanma. @@ metalbilim: Soğuma sonucunda, ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme. @@ Isıtılmış metal parçanın boyutlarında, soğuma nedeniyle görülen küçülme. @@ Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması. )
( SHRINKAGE, SHRINKING | CONTRACTION | SYNERESIS | SHRINK | BRITTLENESS~BRITTLENESS | EMBRITTLEMENT )
( RETRAIT (DU FILM), RÉTRÉCISSEMENT DU FILM (DE LA PELLICULE) | CONTRACTION | SYNÉRÈSE | DESSÈCHEMENT~DESSÈCHEMENT )
( CONTRACTIO~... )
( SCHRUMPFUNG | SYNÄRESE, AUSSCHWITZEN | ZUSAMMENZIEHUNG | SPRÖDIGKEIT~SPRÖDIGKEIT | VERSPRÖDUNG )
( RESTRINGIMENTO~FRAGILITÀ )
( ΣΥΡΡΊΚΝΩΣΗ / συρρίκνωση~ΕΥΘΡΑΥΣΤΌΤΗΤΑ / ευθραυστότητα )
- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | DARALMA ile/||/<> DARALMA ile/||/<> BÜZÜLME
( büzülme Derleme darlaşma kırılma Geniş ünlülerin yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması Eğmek iymek geymek giymek geymeyen giymiyen yene yine vb Bir iktisadi dalgalanma evresinde reel gayrisafî yurtiçi hasılanın zirveden dibe kadar geçirdiği azalma süreci genişleme I Bazı seslerin boğumlanması sırasında ses yolunda meydana gelen daralma ı i u ü ünlüleri ile s z ş gibi ünsüzler ses yolunun daralması ile boğumlanan ünsüz türleridir II Ünlü daralması Azerbaycan Türkçesi daralma Türkmen Türkçesi daaralma Gagauz Türkçesi daralmak Özbek Türkçesi tórayiş Uygur Türkçesi tariyiş Tatar Türkçesi tarayu Başkurt Türkçesi tarayıw tar boluw Krç Malk tarboluw Nogay Türkçesi tarayuw Kazak Türkçesi tarıluw Kırgız Türkçesi tar boluu Alt tapçılanan Hakas Türkçesi targılanganı Türkçesi targılanganı Rusça sujeniye sujivaniye Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma kısalma Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması Bir peltenin sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay genleşme mekanik parçalanma metalbilim Soğuma sonucunda ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme Isıtılmış metal parçanın boyutlarında soğuma nedeniyle görülen küçülme Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması )
( BREAKING, FRACTURE | CONTRACTION )
( RÉTRÉCISSEMENT, FRACTURE, BRISURE )
( BRECHUNG )
- TEKABUL[Ar. < TEḲĀBUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKABÜL
( Karşılık olma karşılama yerini tutma karşı olum )
- TEKALİF[Ar. < TEKĀLĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKÂLİF
( Teklifler Vergiler salmalar )
- TEKÂMÜL | EVRİM | EVOLÜSYON ile/||/<> EVOLÜSYON ile/||/<> EVRİM
( evrim Evrim Evrim Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )
( EVOLUTION )
( ÉVOLUTION )
- TEKÂMÜL, İNKİŞÂF | EVRİM ile/||/<> EVRİM
( Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )
( EVOLUTION )
( ÉVOLUTION )
( ENTWICKLUNG | ENTWICKLUNG, EVOLUTION | EVOLUTION, ENTWICKLUNG )
( EVOLVERE | EVOLUTIO | EVOLVERE: AÇILMAK )
- TEKÂMÜL | İNKİŞAF | GELİŞİM ile/||/<> GELİŞİM ile/||/<> EVRİM
( evrim Bir oyunun sonuca doğru inandırıcı bir yolda gelişmesini kapsayan bölüm ya da kuruluş Bir olayın ardışık evreler biçiminde oluşuma doğru ilerlemesi Bir oyunun inandırıcı aşamalarla çözüme doğru gelişmesini kapsayan dramatik doku Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )
( DEVELOPMENT )
( DÉVELOPPEMENT )
( ENTWICKLUNG )
- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/ve/değil/||/<>/< TEKÂBÜL[Ar. < KABL]
- TEKÂMÜL | OLGUNLAŞMA ile/||/<> OLGUNLAŞMA
( Canlı varlığın kalıtım ve çevrenin etkileşimi ile birbirini izleyen olgunluk düzeylerine ulaşması 1 Kalıtım ve çevre koşulları arasında etkileşim sonucu olan biyolojik gelişme 2 Bedensel fizyolojik ve sinirsel gelişme dolayısıyle bir organizmanın özelliklerinde görülen değişmeler 3 Bireyin davranışlarında öğrenme ve alıştırma yapma yoluyla değil de büyüme sürecinin doğal sonucu olarak görülen değişme karşılık matürasyon maturus olgun Eşeylik organlarında indirgeme bölünmesi sonucu eşeylik gözelerinin gelişmelerinin tamamlanması ve dolayısıyla bireyin eşeylik olgunluğu erişmesi zooloji Tam bir şekilde farklılaşmış ve işlevsel duruma geçmiş olan ergin olma durumu eşeysel olgunluğa erişme Matürasyon Tam olarak farklılaşmış ve işlevsel duruma geçmiş olan ergin olma durumu eşeysel olgunluğa erişme matürasyon Erken evresi körpe geç evresi kartlaşmış olarak ifade edilen bitkinin gelişim evresi vejetasyon )
( MATURATION | RIPENING, MATURATION | VEGETATION )
( MATURATION )
( REIFUNG )
( MATURUS | MATURUS: OLGUN )
- TEKÂMÜL[Ar. < TEKĀMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGUNLAŞMA | GELİŞME | EVRİM
( olgunlaşma gelişme evrim )
- TEKÂMÜLİYE | EVRİMCİLİK ile/||/<> EVRİMCİLİK
( Kültür tarihi araştırmalarına doğabilimlerine özgü görüş ve yöntemleri uygulayarak kültürlerin ve kültür öğelerinin gelişme basamaklarını ortaya koymaya çalışan akım bu akım doğrultusuna yönelen araştırıcıların oluşturdukları okul Evrim düşüncesine dayanan yani değişmenin bir tür gelişme olduğunu ileri süren öğreti Evrim öğretisi Her şeyi evrim açısından değerlendiren dünya görüşü 1 Üst biçimlerin alt biçimlerden bir evrimle oluştuğunu dile getiren bilim ve felsefe öğretisi Dönüşüm öğretisi ile eşanlamlı Lamarck Darwin vb nın türlerin doğal bir dönüşümle birbirinden türediğini ileri süren öğretileri 2 Spencerin ileri sürdüğü dirimbilimsel evrim öğretisinin genişletilmiş biçimi Bu öğretiye göre evrim yasası cansızlar dünyasından düşünceye insanın kurduğu kurumlara değin her gerçek olana egemendir İnsan anlağının hayvanlarınkine üstünlüğü evrimsel bir dönüşümün sonucudur ahlak bilinci de bir evrim ürünüdür biyoloji )
( EVOLUTIONISM )
( ÉVOLUTIONNISME | ÉVOLUTIONISME )
( EVOLUTIONISMUS )
- TEKAPU[Fars. < TEKĀPŪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKÂPU
( Dalkavukluk etme birinin her dediğini her yaptığını onaylama )
- TEKARRÜBÜ İLELÂRZ | YERE YÖNELİM ile/||/<> YERE YÖNELİM
( karşılık geotropizm geo yer trope dönüş Yer çekimi ile meydana gelen uyartıya dogru hareket eğilimi botanik zooloji geo yer trope dönüş Yer çekimi ile meydana gelen uyartıya doğru yönelme hareketi Geotropizm jeotropizm yere yönelim )
( GEOTROPISME | GEOTROPISM )
( GÉOTROPISME )
( GEOTROPISMUS )
- TEKÂSÜF | DERİŞME ile/||/<> DERİŞME
( Yoğunluğun ya da bolluğun artması 1 fizik kimya Bir özdeğin bileşimindeki suyu yitirmesiyle yoğunlaşıp koyulaşması olayı 2 metalbilim Bir öğe evre ya da özdeğin bir ötekisi içinde bulunma yüzdesi ya da oranı kimya )
( CONCENTRATION )
( CONCENTRATION )
( KONZENTRATION )
- TEKÂSÜF[Ar. < TEKĀS̱UF] ile/değil/yerine/=/||/<> TOPLANMA | YOĞUNLAŞMA
( toplanma yoğunlaşma )
- TEKÂSÜF | YOĞUNLAŞMA ile/||/<> YOĞUNLAŞMA ile/||/<> YOĞUNLAŞMAK
( Bir yıldızın büzülerek yoğunluğunun artması 1 Gaz evreden sıvı evreye geçiş 2 Benzer moleküllerin bir araya gelerek daha karmaşık bir molekül yapmaları Örn çoğuzlanma 3 İki molekülün bir araya gelip küçük bir molekülü dışarı atarak yeni bir molekül oluşturması 4 Kimi molekül ya da taneciklerin bir araya toplanarak asıltı tanecikler oluşturması Bir oluşumun toplanma ve birikme durumu İklim bakımından önemli fiziksel bir olay olarak su buğusunun sıvı duruma geçmesi buğulaşmanın tersi 1 fizik a Bir özdeğin gaz evresinden sıvı ya da katı evreye geçişi b Isıldevingen bir çevrimde motor soğutucu buğunun ısısını soğuk kaynağa bırakarak sıvılaştığı evre 2 kimya Birden artık özdeciğin genellikle su yitirerek bir tek özdeciğe dönüşmesi olayı 3 metalbilim Bir evreyi daha yoğun bir dunuma geçiren değişim Özdeklerin uçun halinden sıvı hale dönüşmesi yoğunlam fizik kimya yoğuşmak kimya İktisadi etkinliklerin büyük bir kısmının en büyük birkaç firma tarafından denetlenmesi Bir maddenin hacmine oranla ağırlığının artması )
( CONDENSATION | CONCENTRATION )
( CONDENSATION | CONDENSER (SE) )
( KONDENSATION | KONDENSIERUNG )
- TEKÂSÜL[Ar. < TEKĀSUL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜŞENGEÇLİK
- TEKÂSÜR | KIRINMAK ile/||/<> KIRINMA ile/||/<> KIRINMAK
( T K O Anadoluda dans etmek anlamına Bir ışınımın yayılma doğrultusunun dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda ışınımın dalgasa yapısı ile belirlenmiş bir biçimde sapması kırınım fizik Anadoluda dans etmek anlamında kullanılır )
( DIFFRACTION )
( DIFFRACTION )
( BEUGUNG (DIFFRAKTION) )
- TEKÂSÜR-İ ZİYA, TEKÂSÜR, DİFRAKSİYON | KIRINIM ile/||/<> KIRINIM
( Sinema TV Bir ışık demetinin daracık bir yarıktan keskin bir kenardan geçip ya da ufak bir cismi dolanıp bir yüzeye düştüğünde ortaya çıkan olay Bir örütün atomlarından saçılan ya da çok küçük bir delikten geçen elektromıknatıssal dalgaların düz yollarından saparak yayılmaları ve girişim oluşturmaları optik aydınlatma Dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda bir ışınımın yayılma doğrultusunda görülen dalgasal yapı ile belirlenmiş sapma Işınların bir kırılcanın öğeciklerinden yansıdıktan sonra yine girişimler yaparak çıkmaları böylece kırılca yapısını belirten düzenlerde görülmeleri olayı Işığın ya da başka bir dalganın dar bir yarıktan ya da çizikli bir yüzeyden geçince doğru yolundan ayrılarak gölge içinde girişim saçakları oluşturması kırılma )
( DIFFRACTION )
( DIFFRACTION )
( BEUGUNG | DIFFRAKTION, BEUGUNG | DIFFRAKTION )
- TEKATU | KESİŞME ile/||/<> KESİŞMEK
( Çeşitli biçim ya da görüşlerin ortak bir noktada buluşması durumu )
( INTERSECTION | INTERCEPT )
- TEKAUD[Ar. < TEḲĀʿUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKAÜT
( tekaüt ikramiyesi tekaüt maaşı Emekliye ayrılma emekli )
- TEKAÜDİYE[Ar. < TEḲĀʿUDİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> EMEKLİ AYLIĞI
- TEKAÜT[Ar.] ile/ve/||/<> TEKAÜDİYE[Ar.]
( Emekliye ayrılma. | Emekli. İLE/VE/||/<> Emekli aylığı. )
- TEKBİR[Ar. < TEKBĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKBİR
( iftitah tekbiri Müslümanlıkta Tanrı nın büyüklüğünü yüceliğini anmak için söylenen ve Allahuekber sözü ile başlayan dua )
- TEKÇİ/MONİST[Fr. < MONISTE] ile/||/<> TEKÇİLİK/MONİZM[Fr. < MONISME]
- TEKÇİLİK ile/||/<> BİRCİLİK
- TEKDİR | KINAMA ile/||/<> KINAMA CEZASI
( Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrenciye davranışının beğenilmediğinin yazılı olarak bildirilmesi. )
( SCOLDING, REPRIMAND~REPRIMAND )
( RÉPRIMANDE | BLÂME~BLÂME )
( TADEL~RÜGE )
( RIMPROVERO~BIASIMO )
( ΕΠΊΠΛΗΞΗ / επίπληξη~ΕΠΊΠΛΗΞΗ / επίπληξη )
- TEKDİR[Ar. < TEKDĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> AZARLAMA
- TEKDİR ile/||/<> SCOLDING, REPRIMAND[İng.] ile/||/<> RÉPRIMANDE[Fr.] ile/||/<> KINAMA
( Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrenciye davranışının beğenilmediğinin yazılı olarak bildirilmesi )
( SCOLDING, REPRIMAND )
( RÉPRIMANDE | BLÂME )
( TADEL )
( RIMPROVERO )
( ΕΠΊΠΛΗΞΗ / επίπληξη )
- TEKDÜZE/YEKNESAK[Fars. < YEK + Ar. NESAḲ] ile/||/<> TEKDÜZE/MONOTON[Fr. < MONOTONE] ile/||/<> TEKDÜZE/MUTTARİT[Ar. < MUṬṬARİD]
- TEKDÜZELEŞMEK | MONOTONLAŞMAK ile/||/<> TEKDÜZELEŞTİRMEK | MONOTONLAŞTIRMAK
- TEKDÜZELİK ile/||/<> YEKNESAKLIK ile/||/<> MONOTONLUK
- TEKE DİKENİ ile/||/<> TEKESAKALI ile/||/<> BOYNUZLUTEKE
( Erkek keçi Bir tür karides Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir tür deve )
- TEKE TEK ile/||/<> YEKE YEK
- TEKE ile/||/<> BİR ÇEŞİT BÜYÜK BIÇAK
( bir çeşit büyük bıçak Ağızlarda teke bıçağı olarak da geçer Kökenini bilmiyoruz )
- TEKE ile/||/<> KEÇİNİN ERKEĞİ
( keçinin erkeği Az teke teke teke Blk teke teke tekӓ teke Alt Tel teke Tar teke tege dege taka koç Çuvaşlar tekeye kaçaka taki adını verirler kaçaka keçi OT teke Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir Türkçede erkek keçiye erkeç veya irkeç adı da verilir Ancak erkeç koç olarak da geçer erkeç )
( TEKE[Az.]~TEKE[Tkm.]~TEKE[Nog.]~TEKE[Kklp.]~TEKӒ[Kzk.]~TEKE[Krg.]~TEKE[Alt.]~TEKE[Tel.]~TEGE[Şor.]~DEGE[Tuv.]~TAKA[Çuv.] )
- TEKE ile/||/<> TEKE
( Evcil keçinin erkeğidir tarım Evcil keçinin erkeği Keçinin erkeği )
( BILLYGOAT | BILLY GOAT | (İNG. BILLY GOAT )
( BOUC )
( EIEGENBOCK | EIGENBOCK )
- TEKEBBÜR[Ar. < TEKEBBUR] ile/değil/yerine/=/||/<> KİBİRLENME
- TEKEFFUL[Ar. < TEKEFFUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKEFFÜL
( yükümlenme Kefil olma )
- TEKEL BAYİSİ ile/||/<> TEKEL MADDESİ ile/||/<> TEKEL ÜRÜNLERİ
( Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum inhisar monopol Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu inhisar monopol Bir kişi veya kuruluşun herhangi bir alanda kazandığı büyük güç )
- TEKEL KİBRİT FABRİKASI ile/ve/||/<> TÜRKAY KİBRİT FABRİKASI
( Eskiden Büyükdere, sonradan Çayırbaşı sınırları içinde kalan Tekel Kibrit Fabrikası 1909 yılında açılan ve 1930 yılına kadar faaliyetine devam eden Nektar Biracılık Limited Şirketi'ne ait arsa üzerine 1930'lu yıllarda kuruldu. Fabrika, Elbe Ormanında içinde bulunduğu 325 dönümlük büyük bir alan içinde kurulmuş olup Bahçeköy Caddesi üzerindedir. İlçenin ikinci büyük sanayi kuruluşu olan Tekel Kibrit Fabrikası 1988'de kapatılarak Gönen'e nakledildi. Binaları ise yine tekele ait depo olarak kullanılmaktadır (bkz. Nektar Bira Fabrikası, Tekel Bira Fabrikası ve Elbe Ormanı).
İLE/VE/||/<>
Özel teşebbüse ait ilk kibrit fabrikası olan Türkay Kibrit Fabrikası (Kav Kibrit de denilmektedir) İstinye Dereiçi Bölgesinde idi. Uzun yıllar faaliyetine devam ettikten sonra şehir dışına çıkarıldı. )
- TEKELCİLİK ile/||/<> İNHİSARCILIK
- TEKELLUF[Ar. < TEKELLUF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKELLÜF
( teklif tekellüf Zahmet veren bir iş görme güçlüğe katlanma Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma özenme gösteriş )
- TEKELLUM[Ar. < TEKELLUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKELLÜM
( Söz söyleme )
- TEKELLÜS ile/||/<> CALCIFICATION[Fr.] ile/||/<> KİREÇLEŞME
( botanik )
( CALCIFICATION )
- TEKEMMÜL[Ar. < TEKEMMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGUNLAŞMA
- TEKER TEKER ile/||/<> TANE TANE ile/||/<> TEKER TÜKER
- TEKER TEKER ile/ve/||/<> TEKRAR TEKRAR
- TEKER ile/ve/||/<> TEKERLEK
( Tekerlek. | Tekerlek biçimde olan. | İnce ve çapı oldukça tekerlek biçiminde parça. | Bir gök nesnesinin daire biçiminde görünen yüzeyi. | Nesnenin gökyüzü üzerindeki iz düşümü. İLE Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember. | Bu biçimde olan. )
- TEKERLEKLİ KAYAK ile/||/<> TEKERLEKLİ KOLTUK ile/||/<> TEKERLEKLİ SANDALYE
( Tekerleği olan tekerli )
- TEKERLEKLİ SANDALYE | TEKERLEKLİ ile/||/<> TEKERLEKLİ KOLTUK | TEKERLİ
- TEKERLEKLİ SANDALYEDE:
PERMOBİL ile/||/<>/> OTTOBOCK
- TEKERLEME ile/ve/||/<> DÖNGÜ
( Tekerlemek. | Çoğunlukla basmakalıp söz. | Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı. | Çoğunlukla, masalların genellikle başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde." gibi uyaklı giriş ya da ara sözler. | Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışı. | Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler. İLE/VE/||/<> ... )
( Bu tarlaya bir şinik[ölçek] kekere mekere[kuş yemi] ekmişler.
Bu tarlaya da bir şinik kekere mekere ekmişler.
Bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış.
Bu tarlaya da ekilen bir şinik kekere mekereye de boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış.
O tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk, diğer tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğa demiş ki:
"Sen ne zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksun?"
O da ona yanıt olarak, "Sen ne zamandan beri o tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksan ben de o zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğum." demiş. )
- TEKERLEME ile/||/<> TEKERLEME
( Ort O Söyleşmenin en önemli kesimi Kavuklu ile Pişekâr arasında geçen ve çoğu kez bir düşün anlatılmasına dayanan çene yarışı 1 Daha çok masalların başında bulunan uyaklı giriş sözleri Çoğu zaman bir varmış bir yokmuş diye başlar 2 Saz ozanlarının birbirleriyle yaptıkları koşuk yarışması Kimi âşıklar bu yarışmayı tekellüm diye adlandırırlar 3 Ortaoyunlarında özellikle Kavuklunun kullandığı sözler Halk edebiyatı terimi Saz şairleri arasında yapılan koşuk yarışması Ortaoyununda Kavuklu ile Pişekârın karşılıklı konuşmasına verilen ad Karagözün uyaklı dizelerle Hacivata sövüp sayması Âşık gösterisinin başlangıç bölümünde ikinci sırada bulunan türkü Ort O Kavuklu ile Pişekâr arasında yarışmalı söyleşme tekerleme tekerleme 2 )
- TEKERRÜR[Ar. < TEKERRUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRARLANMA
- TEKESAKALI ile/||/<> ÇAYIR TEKESAKALI
( Birleşikgillerden kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki Tragopogon porrifolius )
( TRAGOPOGON PORRIFOLIUS cum/||/<> TRAGOPOGON PRATENSIS cum/||/<> TRAGOPOGON DUBIUS cum/||/<> TRAGOPOGON BUPHTHALMOIDES cum/||/<> TRAGOPOGON LONGIROSTRIS )
- TEKESSÜR[Ar. < TEKES̱S̱UR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞALMA
- TEKEVVÜN[Ar. < TEKEVVUN] ile/değil/yerine/=/||/<> OLUŞ
- TEKEVVÜN-Ü NEVÎ | SOY OLUŞ ile/||/<> SOY OLUŞ
( Canlıların evrimi biyoloji )
( PHYLOGENY )
( PHYLOGÉNÉSE | PHYLOGÉNIE )
( STAMMESGESCHICHTE )
- TEKFİN[Ar. < TEKFĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> KEFENLEME
- TEKFİR[Ar. < TEKFĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKFİR
( Kâfir sayma )
- TEKFUR[Ar. < TEKFŪR] ile/||/<> ...
( Bizans İmparatorluğu zamanında vali aşamasında olan yöneticilerle Anadolu ve Rumelideki kimi Hıristiyan beylerine Verilen ad Anadolu ve Rumelideki Hristiyan beylerine de bu adın verildiğini biliyoruz Tekirdağ Tekirdağı Tekfurdağı adında saklanmıştır tagwor tagvor king )
( T )
- TEKFUR[Ar. < TEKFŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKFUR
( Bizans İmparatorluğu zamanında askerî ve idari hizmetlerde bulunan valilik düzeyindeki Anadolu ve Rumeli deki Hristiyan beylerine verilen ad )
- TEKİD[Ar. < TEʾKĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKİT
( Bir şeyi kuvvetleştirme sağlamlaştırma pekitme üsteleme )
- TEKİL ile/ve/||/<>/< AYRI
- TEKİL ile/ve/||/<>/< KOPUK
- TEKİL/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ÖZGÜN/LÜK
- TEKİN ile/||/<> ...
( Eski Türklerde bir babanın taşınılmaz mallarının kalıtçısı olan en küçük oğlu )
- TEKİR ile/||/<> BARBUN
( Barbunyaya I benzeyen bir balık Mullus surmuletus Postu siyah çubuklarla ve beneklerle süslü kül renginde veya boz olan kedi )
( MULLUS SURMULETUS cum/||/<> MULLUS BARBATUS )
- TEKİR ile/||/<> TEKİR | TEKFUR
( Tekfur sözünün bozuk biçimi tekfur Yurdumuz denizlerinde de yaşayan solucan arakonakçısı bir balık Mullus sermuletus Kemiklibalıklar Teleostei takımının barbunyagiller Mullidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2530 cm Dili yoktur Eti çok lezzetli değildir Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının barbunyagiller Mullidae familyasından 2530 cm kadar uzunlukta dilleri olmayan Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan barbunyagiller Mullidae familyasından 30 cm kadar uzunlukta olabilen Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadeniz de yaşayan bir tür Anadolu ve Rumelideki Hristiyan beylerine de bu adın verildiğini biliyoruz Tekirdağ Tekirdağı Tekfurdağı adında saklanmıştır tagwor tagvor king )
( RED MULLET | RED-MULLET )
( MULLET | MULLE SURMULET )
( MULLUS SURMULETUS | MULLAS SURMULETUS )
( T )
- TEKİT SIFATI ile/||/<> INTENSIVE[İng.] ile/||/<> INSTENSIF[Fr.] ile/||/<> INTENSIVUM[Alm.] ile/||/<> PEKİŞTİRMELİ SIFAT
( Derleme pekiştirme sıfatı Pekiştirmeli sözcük biçiminde kurulmuş sıfat Kupkuru ağaç sapsağlam adam yemyeşil ova tertemiz ev mosmor eller apaçık söz ipince dilim vb )
( INTENSIVE )
( INSTENSIF )
( INTENSIVUM )
- TEKİT ile/||/<> PEKİTME
- TEKKE ile/ve/||/<> KELÂMÎ TEKKESİ
( KELÂMÎ TEKKESİ
Fatih, Şehremini Odabaşı'nda, İbrahim Çavuş Mah. Yayla Cad. Kelâmi Tekkesi Sokağı'ndadır.
Nakşî, Halvetî, Rıfâî (Kâdirî) tekkesidir. Mukâbele günü Salı'dır.
Kuruluş tarihi ve bânisi(bina eden, kuran) hakkında bilgi bulunamamıştır.
- TEKLEME ile/ve/||/<> TAKILMA
( Sık fideleri seyrekleştirmek. | Motorda pistonun birinin çalışmaması. | Nesnenin bozulup tutukluk yapması. | Kalbi düzenli çalışmama. | Kekelemek. İLE/VE/||/<> ... )
- TEKLEMEK ile/||/<> TEKLEMEK
( Orta oyunu ve Tulûat tiyatrosunda genellikle her çeşit tiyatroda rolünü şaşırıp duraklamaya denir Argo Her tür oyunda rolünü şaşırıp duraksamak )
( FLUFF )
- TEKLEMEK ile/||/<> TÖKEZLEMEK
( Orta oyunu ve Tulûat tiyatrosunda, genellikle her çeşit tiyatroda, rolünü şaşırıp duraklamaya denir. @@ (Argo) Her tür oyunda, rolünü şaşırıp duraksamak. )
( FLUFF~FLUFF )
( ...~TRÉBUCHER )
( ...~STOLPERN )
( ...~INCIAMPARE )
( ...~ΣΚΟΝΤΆΦΤΩ / σκοντάφτω )
- TEKLEŞME ile/||/<> TEKLEŞME
( Bir sözcüğün içindeki çift ünsüzün bire inişi better beter sarraç saraç kassap kasap bakkal bakal vb Dilimize Arapça Farsça gibi yabancı dilerden geçmiş bazı sözlerin iç seslerindeki çift ünsüzlerin tekleşmesi olayı ammã ama hammãm hamam insãniyyet insaniyet insanlık kassāb kasap serrāc saraç bedter daha kötü beter vb Ayrıca ve ünsüz tekleşmesi )
( DÉGÉMINATION )
( ENTDOPPELUNG )
- TEKLİ ile/||/<> TEKLİ
( Tek boyuta ilişkin bir içerik evreninin özelliği Toplam dönüsü S O olan dizge Kuş avlamak amacıyla çocukların yaptığı bir oyuncak İnönü Eskişehir )
( UNITARY | SINGLET )
( SINGULET )
( SINGULETT )
- TEKLİF | ÖNERİ ile/||/<> ÖNERİ
( 1 Alıcıya aranılan özelliğinde satılacak mal olduğunu ederiyle bildirme 2 Genel olarak satılacak mal için ederleriyle birlikte aracıya ve alıcılarına bildiride bulunma )
( OFFER | SUGGESTION )
( PROPOSITION )
- TEKLİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖLÇÜT
- TEKLİF[Ar. < TEKLĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKLİF
( teklif tekellüf değişiklik teklifi kanun teklifi tadil teklifi yasa teklifi Yapması için birinden bir iş isteme İncelenmek veya kabul edilmek için bir şey sunma önerme öneri )
- TEKLİK ile/||/<> TEKİL
- TEKLÎS, TEKELLÜS | KİREÇLENME ile/||/<> KİREÇLENME
( kireçsileme kireçsileşme kimya Organik dokularda kalsiyum tuzlarının birikmesi sonucu biçimlenen sertleşme kalsifikasyon kireçlenme )
( CALCIFICATION )
( CALCINATION )
- TEKME ile/||/<> ...
( Taş ve çamur taşımakta kullanılan araç Yeşilköy Gelendost Isparta Ağızlarda tepme olarak geçer tepme tep hayvan ayağıyla vurmak Türkçe tekme biçiminde p sesi kye çevrilmiştir )
- TEKME ile/||/<> TEPİK
- TEKMİL[Ar. < TEKMĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİKSİZ | TAMAMEN | TEKMİL HABERİ
( tekmil haberi Bir şeyi tamamlama bitirme Bütün tüm eksiksiz tamamen tekmil haberi )
- TEKNE, YUKAÇ KARŞITI ile/||/<> İNEÇ
- TEKNİK ile/||/<> TECHNICS[İng.] ile/||/<> TECHNIQUE[Fr.] ile/||/<> UYGULAYIM
( 1 Fizik kimya matematik vb bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama 2 Bu uygulamaya ilişkin 3 Genel anlamda bir işin doğru yol yordamı yöntemi )
( TECHNICS )
( TECHNIQUE )
- TEKNİKÇİ/TEKNİKER[Alm. < TECHNIKER] ile/||/<> TEKNİKÇİ/TEKNİSYEN[Fr. < TECHNICIEN]
- TEKNİKER[Alm. < TECHNIKER] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNİKÇİ
- TEKNİSYEN, FEN ELEMANI | UYGULAYIMCI ile/||/<> UYGULAYIMCI
( Kent ve kasabaların düzentasarlarının uygulanmasında yapım etkinliklerinin gerçekleştirilmesinde çalıştırılan yapım sürecinin bir ya da birkaç evresine ilişkin konularda bilgi beceri ve deneyimi olan kimse genel uygulayım 1 Uygulayımla ilgili herhangi bir alanda bilgi ve becerisi olan kimse 2 Bilimsel uygulayımsal bilgi ve verileri işe ve yapıma dönüştüren kimse )
( TECHINICIAN | TECHNICIAN )
( TÉCHNICIEN | TECHNICIEN )
( TECHNIKER )
- TEKNİSYEN[Fr. < TECHNICIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNİKÇİ (BAŞTEKNİSYEN, ECZACI TEKNİSYENİ)
- TEKNOKRASİ/TECHNOCRATİE[Fr. < TECHNOCRATIE] ile/||/<> TEKNOKRAT/TECHNOCRATE[Fr. < TECHNOCRATE]
( Sanayi ekonomi ve devlet yönetiminin politikacılar değil uzmanlar teknisyenler ve uygulayımcılar tarafından yönetilmesine dayanan sistem )
- TEKNOKRASİ ile/ve/||/<> TEKNOKRAT
( Sanayi, ekonomi ve devlet yönetiminin politikacılar değil uzmanlar, teknisyenler ve uygulayımcılar tarafından yönetilmesine dayanan düzen. İLE/VE||/<> Teknokrasiden yana olan. | Teknokrasi içinde yer alan, yönetici konumundaki mühendis, mimar, teknisyen, iktisatçı vb. çalışanların ortak adı. | Ekonomik mekanizmaların kuramsal incelenmesine dayanan ancak insan etkenini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan devlet adamı ya da memur. )
- TEKNOLOJİ ile/||/<> UYGULAYIM BİLİMİ
- TEKNOPARK[Fr. < TECHNOPARC] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNOKENT
- TEKRAR VEYA KESRETİ TEKRAR ile/||/<> TAUTOLOGIE[Fr.] ile/||/<> GENELEME
( Söz sanatı terimi Aynı şeyi söze ağırlık verecek şekilde tekrar etme )
( TAUTOLOGIE )
- TEKRAR ile/ve/||/<> İDDİA
- TEKRAR[Ar.] ile/ve/||/<> TAKRİR[Ar.]
- TEKRAR[Ar. < TEKRĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRAR
( tekrar tekrar Aynı olayın işin hareketin yeniden ortaya çıkışı tekrarlanması Bir konuşma veya yazıda aynı düşünceyi kelimeyi birçok defa söyleme yeni baştan )
- TEKRAREN[Ar. < TEKRĀREN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRAREN
( Tekrar tekrar tekrarlanarak )
- TEKRARLAMA | İTERASYON | TEKRAR, KESRET-İ TEKRAR | TEKERRÜR | REPETİSYON | TEKRİR | YİNELEME ile/||/<> YİNELEME ile/||/<> YİNELEMEK
( Sinema TV Aynı resmin birbiri ardından sık sık kullanılması İlk saldırıya çelgi alıp karşılık vermeyen ya da ilk saldırıyı yalnız bir çekilme bir savma ile geçiştiren karşı yarışmacıya aynı saldırıyı tekli ya da bileşik olarak uygulama Hareketleri ya da sözleri tekrarlayarak güldürücü ya da dramatik etkiyi sağlama Tekrarlama 1 Genellikle herhangi bir döngü içindeki işlemlerin bir kez daha uygulanışı 2 Yineleme yöntemiyle hesaplamada işlemler düngüsünün her bir uygulanışı Özensizlikten başka sözcük bulamamaktan anlatımı başka biçimde verememekten ötürü yazıda aynı sözcükleri sık sık kullanma 1 Bir sormacanın ayrı ayrı zaman ya da yerlerde birden çok uygulanması 2 Örnekleme yanılgısının iyi bir kestirimini elde etmek ve doğruluğu arttırmak gibi nedenlerle bir deney ya da sormacanın birden çok uygulanması ölçübilim Bir açıölçümün duyarlığını artırmak için ikinci kez yapılan ölçüm Söz sanatı terimi Bir cümle içinde veya arka arkaya gelen cümlelerde bir kelime veya bir parçanın tekrarlanması Çal sevdiğim çal güzelim çal meleğim çal T Fikret Baş yinelemesi Deyi yinelemesi Son baş yinelemesi veya Zincirleme Son yinelemesi Üye yinelemesi Anlamı güçlendirmek pekiştirmek kavramı genişletmek zenginleştirmek amacıyla her türlü sözcük tekrarı Bu kadronun en sevimli sevimli olduğu kadar da en korkunç adamı odur Gül değil arkasında kanlı kefen sen misin sen misin garip vatan vb Bir oyunun yeni baştan ele alınarak yeniden oynatılması )
( REPETITION | REDOUBLEMENT | ITERATION | REPLICATION, REPETITION | REVIVAL | REITERATE | REPEAT )
( RÉPÉTITION (D'IMAGÉ) | REDOUBLEMENT | ITÉRATION | REDONDANCE | RÉPÉTITION | REPRISE )
( WIEDERHOLUNG | REPLIKATION | REPETITION | WIEDERAUFFÜHRUNG, REPRISE )
- TEKRARLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İRDELEMEK
- TEKRARLAMAK ile/ve/||/<> SAYIKLAMAK
- TEKRARLAYABİLME | YİNELEYEBİLME ile/||/<> TEKRARLANABİLME | TEKRARLATABİLME | TEKRARLATABİLMEK | TEKRARSIZ ile/||/<> TEKRARLI | TEKRARLANIŞ | TEKRARLANMA | TEKRARLANMAK | TEKRARLATMA | TEKRARLATMAK | TEKRARLAYIŞ ile/||/<> YİNELENEBİLME | YİNELETEBİLME | YİNELETEBİLMEK | YİNELEMESİZ ile/||/<> YİNELEMELİ | YİNELENİŞ | YİNELENME | YİNELENMEK | YİNELETME | YİNELETMEK | YİNELEYİŞ
- TEKRARLI BAĞLAÇ ile/||/<> ...
( Sıra sözleri ve cümleleri birleştiren bağlaç ne ne de de olsun olsun gerek gerek ister ister hem hem hem de O hem ışık ile ve su ile dağılıp akmasını hem de suda toplanmasını külçelenmesini bildi A H Tanpınar Yaşadığım Gibi İstanbul İstanbul un Mevsimleri ve San atlarımız s 1 Ne gücünü aşan meseleler için çene yormaya kafa eskitmeye niyeti vardı ne de kendi başarısızlıkları acıları için suçlu aramaya T Buğra İbişin Rüyası s 57 Ne Server içeri girmek arzusu gösteriyor ne de öbürü gelmesini teklif ediyordu R N Güntekin Kızılcık Dalları s 22 Şerif ona sevgiyle baktı Hem bu kadar içlenmelisin hem de bu en içli halinde bile o minicik yalanlarını ve yaltaklanmalarını bırakmalısın T Buğra Dönemeçte s 107 Gelenlerin ve geleceklerin çoğu çiftçi öküzle olsun makine ile olsun toprakla sert sarı esmer buğday habbeleriyle ne zaman tekrar başbaşa gelecekler A H Tanpınar Yaşadığım Gibi Göçmen Davası s 51 vb )
- TEKRİR[Ar. < TEKRĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRİR
( Tekrar etme yeniden söyleme Bir yazıda bir şiirde sözü veya kavramı anlatımı pekiştirmek amacıyla sık sık tekrar etme sanatı )
- TEKSİF[Ar. < TEKS̱ĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> YOĞUNLAŞTIRMA
- TEKŞİFİ USUL ile/||/<> BULGUSAL YÖNTEM
( Öğretilmek istenen şeyi öğrencilerin kendilerinin bulmasını sağlayan eğitbilim yöntemi )
- TEKSİR | ÇOĞALTMA ile/||/<> ÇOĞALTMAK ile/||/<> ÇOĞALTMA
( Bir yapıttan çok sayıda yapıt sayısı elde etme Bir yapıttan birden çok sayı elde etmek Bir kaynaktan kaynakla özdeş biçimde bir sonuç üretmek üzere veri aktarmak örn eldeki bir delikli kart üzerindeki delikler örüntüsüyle özdeş delikler taşıyan yeni bir delikli kart delmek Yersiz gereksiz birtakım yinelemelerle kıtıkla sözü uzatma basımcılık Bir jelatin tabakasına aktarılmış olan yazıyı üzerine kâğıt bastırarak çok sayıda çıkartma yöntemi )
( PRINTING | TO COPY | DUPLICATE | AUGMENTATION, MULTIPLYING, MULTIPLICATION | DUPLICATION | REPLICATION )
( IMPRESSION, REPRODUCTION | COPIER, IMPRIMER | REPRODUIRE, DUPLIQUER | AUGMENTATION, MULTIPLICATION )
- TEKSİR MAKİNESİ ile/||/<> ÇOĞALTMA MAKİNESİ
- TEKSİR[Ar. < TEKS̱ĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞALTMA (TEKSİR KÂĞIDI, TEKSİR MAKİNESİ)
- TEKST[Fr. < TEXTE] ile/değil/yerine/=/||/<> METİN
- TEKSTİL ENDÜSTRİSİ ile/||/<> TEXTILE INDUSTRY[İng.] ile/||/<> PROFESSİON DE TİSSEREND[Fr.] ile/||/<> DOKUMACILIK
( işleyim İplikteştirilmiş her türlü özdeği kumaş durumuna getirip değerlendiren işleyim kolu )
( TEXTILE INDUSTRY )
( PROFESSION DE TISSEREND )
- TEKSTİL[Fr. < TEXTILE] ile/değil/yerine/=/||/<> DOKUMA | DOKUMACILIK
( dokuma dokumacılık )
- TEKVANDO[KORECE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKVANDO
( El ve kol vuruşlarından çok ayak ve tekme tekniklerine önem veren Uzak Doğu ya özgü dövüş sanatı )
- TEKVİN[Ar. < TEKVĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKVİN
( Oluşturma var etme )
- TEKVÎNÎ ile/||/<> COSMOGONIQUE[Fr.] ile/||/<> KOZMOGONİK[Fr. < COSMOGONIQUE]
( astronomi )
( COSMOGONIQUE )
- TEKYE[Ar. < TEKYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKKE
( esrar tekkesi miskinler tekkesi Tarikattan olanların barındıkları ibadet ve tören yaptıkları yer dergâh İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer Esrar içilen üstü kapalı yer cezaevi )
- TEKZİP[Ar. < TEKẔĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> YALANLAMA
- TEL CAMBAZI ile/||/<> TEL ÇİVİ ile/||/<> TEL DİKİŞ ile/||/<> TEL DOKUMA ile/||/<> TEL DOLAP ile/||/<> TEL FIRÇA ile/||/<> TEL HALAT ile/||/<> TEL ISPANAK ile/||/<> TEL KADAYIF ile/||/<> TEL KAFES ile/||/<> TELKÂRİ ile/||/<> TEL KURDU ile/||/<> TEL KÜF ile/||/<> TEL KÜFLÜCE ile/||/<> TEL PEYNİR ile/||/<> TEL ÖRGÜ ile/||/<> TEL ŞEHRİYE ile/||/<> TEL TEL ile/||/<> TEL ZIMBA ile/||/<> DİKENLİ TEL ile/||/<> BAM TELİ ile/||/<> ELEKTRİK TELİ ile/||/<> GELİN TELİ ile/||/<> KAFES TELİ ile/||/<> LEHİM TELİ ile/||/<> TELGRAF TELİ ile/||/<> ZIMBA TELİ ile/||/<> SES TELLERİ
( Türlü metallerden yapılmış kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne Bu nesneden yapılmış veya bu nesne biçiminde olan Tencere çaydanlık vb ni ovarak temizlemek için kullanılan nesne İnsan saçını oluşturan ipçik Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri lif )
- TEL HALAT ile/||/<> TEL HALAT
( Işıklama sisteminde panoların ve ağırlıkların bağlanmasında kullanılan tel halat Işıldakların panoların ve ağırlıkların bağlanmasında kullanılan telden yapılmış kalın ip Tellerin örülmesiyle yapılmış halat )
( WIRE ROPE )
( CÂBLE | FIL (D'ACIER) | CABLE MÉTALLIQUE )
( DRAHTSEIL )
- TEL KÜF ile/ve/||/<> TEL KÜFLÜCE
( Gövdede, hemen hemen tüm dokularda yerleşebilen asalak bir tür mantar. İLE/VE/||/<> Tel küften ileri gelen ilkel mantar hastalığı. )
( SPOROTRICHUM SCHNECKI cum ... )
- TEL ile/ve/||/<> TELCİK
( ... İLE/VE/||/<> Çok ince tel. | Köklerin en ince uc bölümleri. | Eril örgende başçığı taşıyan ince bölüm. | Sinir ya da kas gözelerinin sitoplazmasında bulunan ince iplikçikler. )
- TELA ile/||/<> TELA[İt. < TELA]
( Ağ gözelemede gözeyi oluşturan dört düğümden karşılıklı gelenlerin ağ gözü gerildiğinde yatay doğrultuda olanlarının daha az kapanma durumu anat Doku )
( TELA )
( TELA )
- TELA[İt. < TELA] ile/değil/yerine/=/||/<> TELA
( Kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez )
(1996'dan beri)