Bugün[10 Temmuz 2026]
itibarı ile 59.270 başlık/FaRk ile birlikte,
59.270 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(137/238)


- MADDE ile/ve/||/<>/> SÛRET ile/ve/||/<>/> CİSİM ile/ve/||/<>/> NEFS ile/ve/||/<>/> AKIL


- MADDECİ/MATERYALİST[Fr. < MATÉRIALISTE] ile/||/<> MADDECİLİK/MATERYALİZM[Fr. < MATÉRIALISME]


- MADDECİLİK | MADDİ, TİNSEL KARŞITI ile/||/<> ÖZDEKÇİLİK | ÖZDEKSEL ile/||/<> MATERYALİSTLİK

( canlı özdekçilik tarihsel özdekçilik )


- MÂDDE-İ HADRÂ | KLOROFİL[Fr. < CHLOROPHYLLE] ile/||/<> KLOROPLAST

( (Yun. khloros = yeşil, Yun.phyllon = yaprak) Bitkilerde ve bazı birgözeli kamçılılarda bulunan yeşil renk maddesi; klorofil a, klorofil b. @@ (botanik) @@ (Yun. khloros: yeşil; phyllon: yaprak) Bitkilerde, alglerde ve kamçılılarda bulunan, ortasında magnezyum kapsayan porfirin halkasından oluşan, yan zincirleri farklı klorofillerde (klorofil a, b, c, d) farklı olan, kloroplâstların tilâkoit zarları üzerinde yerleşmiş, spektrumdaki kırmızı, mor ışınları emerek ışık enerjisini yakalayan yeşil fotosentez pigmenti. @@ Bitki hücrelerinde 'kloroplast adı verilen bir pigmentin içerisinde bulunan ve fotosentez olayında ışık enerjisini soğurarak kimyasal enerjiye çeviren yeşil pigment maddesi. )

( CHLOROPHYLL | CHLOROPLAST~CHLOROPLAST )

( CHLOROPHYLLE | CHLOROPLASTE~CHLOROPLASTE )

( CHLOROPHYLL | CHLORPHYLL | CHLOROPLASTEN~CHLOROPLASTEN )

( CLOROFILLA~CLOROPLASTO )

( ΧΛΩΡΟΦΎΛΛΗ / χλωροφύλλη~ΧΛΩΡΟΠΛΆΣΤΗΣ / χλωροπλάστης )


- MÂDDE-İ HADRÂ | KLOROFİL ile/||/<> KLOROFİL ile/||/<> KLOROFİL[Fr. < CHLOROPHYLLE]

( khloros yeşil phyllon yaprak Bitkilerde ve bazı birgözeli kamçılılarda bulunan yeşil renk maddesi klorofil a klorofil b botanik khloros yeşil phyllon yaprak Bitkilerde alglerde ve kamçılılarda bulunan ortasında magnezyum kapsayan porfirin halkasından oluşan yan zincirleri farklı klorofillerde klorofil a b c d farklı olan kloroplâstların tilâkoit zarları üzerinde yerleşmiş spektrumdaki kırmızı mor ışınları emerek ışık enerjisini yakalayan yeşil fotosentez pigmenti Bitki hücrelerinde kloroplast adı verilen bir pigmentin içerisinde bulunan ve fotosentez olayında ışık enerjisini soğurarak kimyasal enerjiye çeviren yeşil pigment maddesi )

( CHLOROPHYLL | CHLOROPLAST )

( CHLOROPHYLLE | CHLOROPLASTE )

( CHLOROPHYLL | CHLORPHYLL | CHLOROPLASTEN )

( CLOROFILLA )

( ΧΛΩΡΟΦΎΛΛΗ / χλωροφύλλη )


- MADDE-İ İBTİDÂİYE | HAM MADDE ile/||/<> HAM MADDE

( coğrafya kimya 1 Gıda maddelerinin üretiminde kullanılan hasat kesim sağım avlama toplama sonucu elde edilen ürün 2 Karma yemlerde kullanılan yem maddeleri 3 Ambalaj malzemesi hariç farmosötik bir müstahzarın üretiminde kullanılan işlenmemiş ya da kısmen işlem görmüş ilaç etken maddesi ya da yardımcı maddelerini içeren ürün )

( RAW MATERIAL, CRUDE MATTER )

( MATIÈRE PREMIÈRE )


- MADDE-İ MÜLEVVİNE ile/||/<> MATIÈRE COLORANTE[Fr.] ile/||/<> BOYAR MADDE

( kimya )

( MATIÈRE COLORANTE )


- MADDE-İ MÜNEVVİME | UYUŞTURUCU MADDE ile/||/<> UYUŞTURUCU MADDE

( karşılık narkotik narke uyuşukluk Uyuşukluk ve bilinçsizlik meydana getiren kimyasal maddeler biyoloji narke duygusuzluk Uyuşukluk uyku hâli ve bilinçsizlik meydana getiren madde Narkotik madde )

( NARCOTIC )

( NARCOTIQUE )

( NARCOTICA | NARCOTISCH )


- MADDE-İ MÜNEVVİME | UYUŞTURUCU | NARKOTİK ile/||/<> NARKOTİK ile/||/<> UYUŞTURUCU MADDE

( uyuşturucu madde Uyuşturucu uyutucu karşılık narkotik narke uyuşukluk Uyuşukluk ve bilinçsizlik meydana getiren kimyasal maddeler biyoloji narke duygusuzluk Uyuşukluk uyku hâli ve bilinçsizlik meydana getiren madde Narkotik madde )

( NARCOTIC | NARCOTISATION )

( NARCOTIQUE | ACTION NARCOTIQUE )

( ANAESTHESIE )

( NARCOTICO )

( ΝΑΡΚΩΤΙΚΌ / ναρκωτικό )


- MADDE-İ MÜNEVVİME | UYUŞTURUCU | NARKOTİK ile/||/<> UYUŞTURMA | UYUŞTURUCU MADDE

( bk. uyuşturucu madde @@ Uyuşturucu, uyutucu. @@ @@(karşılık: narkotik), (Yun. narke = uyuşukluk) Uyuşukluk ve bilinçsizlik meydana getiren kimyasal maddeler. @@ (biyoloji) @@ (Yun. narke: duygusuzluk) Uyuşukluk, uyku hâli ve bilinçsizlik meydana getiren madde. Narkotik madde. )

( NARCOTIC | NARCOTISATION~NARCOTISATION | ANESTHESIA, NARCOTISATION )

( NARCOTIQUE | ACTION NARCOTIQUE~ACTION NARCOTIQUE | ANESTHÉSIE | ANAESTHÉSIE )

( ANAESTHESIE~ANAESTHESIE )

( NARCOTICO~ANESTESIA )

( ΝΑΡΚΩΤΙΚΌ / ναρκωτικό~ΝΆΡΚΩΣΗ / νάρκωση )


- MADDE-İ MUSAVVİRE-İ MÜŞEKKİLE | KAN SIVISI | PLASMA[Fr. < PLASMA] ile/||/<> PLAZMA ile/||/<> PLAZMA[Fr. < PLASMA]

( Atomları ve molekülleri tüm olarak ya da kısmen iyonlaşmış gaz Son yıllarda yıldızlararası gazın ve yıldız gazyuvarları içindeki gazın plazma olduğu kabul edilmektedir plasma biçim 1 Dolaşan kan lenf ve hemolenfin sıvı kısmı 2 protoplazma biyoloji botanik 1 Dolaşan kan lenf ve hemolenfin sıvı kısmı 2 Protoplazma sitoplazma Bir gazı elektrik arkından geçirerek elde edilen iyonlaşmış ışıklı gaz Kan lenf ve hemolenfin sıvı kısmı 1 Dolaşan kanın birçok organik inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı kan plazması 2 Lenfin sıvı kısmı 3 Merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti )

( PLASMA )

( PLASMA | PLASME )

( PLASMA )


- MADDE-İ MUSAVVİRE-İ ÛLÂ ile/||/<> PROTOPLASME, PROTOPLASMA[Fr.] ile/||/<> PROTOPLÂZMA

( ilkbiçim botanik biyoloji )

( PROTOPLASME, PROTOPLASMA )


- MADDE-İ TAYYÂRE | UÇUCU MADDE ile/||/<> UÇUCU MADDE

( Cisimlerin bileşiminde gaz ya da buhar durumunda bulunan maddeler Bir üründe kolay buharlaşabilen nitelikte olan petrol parfüm gibi kısımlar )

( VOLATILE MATTER )

( MATIÉRE VOLATILE )

( FLÜCHTIGE BESTANDTEILE )


- MADDETEN[Ar. < MĀDDETEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MADDETEN

( Maddi bakımdan manen karşıtı )


- MADDÎ İKRAM ile/ve/<>/|| MANEVÎ İKRAM

( Anımsayamayabiliriz. İLE/VE/<>/|| Unutmayız. )


- MADDİ[Ar. < MĀDDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MADDİ

( maddi tazminat maddi zarar gayrimaddi Madde ile ilgili maddesel özdeksel manevi karşıtı Maddeden oluşan Mal para varlıkla ilgili olan maddesel )


- MADDÎ ile/||/<> MATERIAL[İng.] ile/||/<> MATÉRIEL[Fr.] ile/||/<> MATERIELL[Alm.] ile/||/<> ÖZDEKSEL

( Özdeğe ilişkin olan özdek Karşıtı tinsel )

( MATERIAL )

( MATÉRIEL )

( MATERIELL )


- MADDİLİK ile/||/<> CİSMANİLİK ile/||/<> MADDESELLİK


- MADDİYET[Ar. < MĀDDİYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MADDİLİK


- MADDİYYAT[Ar. < MĀDDİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MADDİYAT

( Sahip olunan mal ya da paralar Madde ile ilgili şeyler Mal mülk para ile ilgili şeyler )


- MADEMKİ[Ar. < MĀDĀM + Fars. Kİ] ile/değil/yerine/=/||/<> MADEM


- MADEMOİSELLE[Fr. < MADEMOISELLE] ile/değil/yerine/=/||/<> MATMAZEL

( Evlenmemiş kadınlara Fransa da verilen san Avrupalı olup evlenmemiş kadınlara Türkiye de verilen san Konaklarda çocuklara Batılı yaşayışa ait görgü kuralları yabancı dil vb ni öğreten Avrupalı kadın )


- MADEN | FİLİZ ile/||/<> FİLİZ ile/||/<> FİLİZ[Ar. < FİLİZZ | YUN.]

( Mineralbilimde bileşiminde metal bulunan metalimsi parıltısı ve yüksek yoğunluğu ile kendini belirten mineral topluluğu cevher Elementlerin doğada bileşik ve katışık olarak bulunan kütlesi Bitkilerin yapraklı sürgün ve diğer uzantılar gibi olgunlaşmamış toprak üstü kısımları filiz )

( ORE | TENDRIL )

( MINERAI )

( ERZ )


- MADEN | METAL[Fr. < MÉTAL] ile/||/<> METALSİ

( Asitlerdeki hidrojenlerin yerini alabilen, hidroksil köküyle de bazları oluşturan kimyasal öğe. (Genellikle çekilirlik, dövülürlük, parlaklık, ısı ve elektrik iletkenliğiyle belirlenen özellikleri vardır.) @@ Ağır, sert, parlak, dövülebilir özellikler gösteren, ısıyı ve elektriği iyi ileten katı haldeki öğeler ya da alaşımlar. Bunların iç yapıları mini buzsullardan oluşmuştur. @@ bk. maden. @@ 1. Genellikle, değişik ölçülerde dövülgenlik, süneklik, yüksek dayanç, ısı ve elektrik iletkenliği özelliği taşıyan artı elektrikli element 2. En geniş anlamıyle, arı metalden alaşımlara dek, metal özellikleri gösteren özdek. )

( METAL | METALLOID~METALLOID | NONMETAL )

( MÉTAL | MÉTALLOIDE~MÉTALLOIDE | MÉTALLOÏDE )

( METALLUM~... )

( METALL | METALLOID~METALLOID | NICHTMETALL )

( METALLO~METALLOIDE )

( ΜΈΤΑΛΛΟ / μέταλλο~ΜΕΤΑΛΛΟΕΙΔΈΣ / μεταλλοειδές )


- MADEN | METAL ile/||/<> METAL ile/||/<> METAL[Fr. < MÉTAL]

( Asitlerdeki hidrojenlerin yerini alabilen hidroksil köküyle de bazları oluşturan kimyasal öğe Genellikle çekilirlik dövülürlük parlaklık ısı ve elektrik iletkenliğiyle belirlenen özellikleri vardır Ağır sert parlak dövülebilir özellikler gösteren ısıyı ve elektriği iyi ileten katı haldeki öğeler ya da alaşımlar Bunların iç yapıları mini buzsullardan oluşmuştur maden 1 Genellikle değişik ölçülerde dövülgenlik süneklik yüksek dayanç ısı ve elektrik iletkenliği özelliği taşıyan artı elektrikli element 2 En geniş anlamıyle arı metalden alaşımlara dek metal özellikleri gösteren özdek )

( METAL | METALLOID )

( MÉTAL | MÉTALLOIDE )

( METALL | METALLOID )

( METALLUM )

( METALLO )

( ΜΈΤΑΛΛΟ / μέταλλο )


- MADEN | MİNERAL ile/||/<> MİNERAL ile/||/<> MİNERAL[Fr. < MINÉRAL]

( Anorganik tepkimelerle oluşmuş belirli bir kimyasal yapısı olan doğal bileşikler Bu terim fosilleşmiş kimi organik karışımlar için de kullanılır jeoloji kimya Organik olmayan homojen katı madde 1 Temel organik yapıyı oluşturan karbon hidrojen oksijen ve azot dışındaki elementler 2 Yaşam için gerekli olan inorganik yem elementleri )

( MINERAL )

( MINÉRAL )

( MINERAL )


- MADEN YATAĞI ile/ve/||/<>/> MADEN OCAĞI


- MADEN[Ar. < MAʿDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MADEN

( maden bilimi maden cevheri maden damarı Maden Devri maden filizi maden gazı madenkırmız maden kirası maden kömürü maden kuyusu maden mavisi maden ocağı maden sodası maden suyu maden yatağı maden yünü çıplak maden ergimiş maden kırmız madeni Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan ekonomik yönden değer taşıyan mineral Bu mineralden yapılmış Maden ocağı ya da maden işletmesi Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak Uyuşturucu esrar eroin Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş ya da parası elinden kolaylıkla alınan kimse metal )


- MADEN/MADEN[Ar. < MAʿDEN] ile/||/<> MADENÎ/MADENİ[Ar. < MAʿDENĪ]

( maden bilimi maden cevheri maden damarı Maden Devri maden filizi maden gazı madenkırmız maden kirası maden kömürü maden kuyusu maden mavisi maden ocağı maden sodası maden suyu maden yatağı maden yünü çıplak maden ergimiş maden kırmız madeni Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan ekonomik yönden değer taşıyan mineral Bu mineralden yapılmış Maden ocağı ya da maden işletmesi Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak Uyuşturucu esrar eroin Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş ya da parası elinden kolaylıkla alınan kimse metal )


- MADEN ile/ve/||/<> MADEN-İ ENVÂR[< NUR]


- MADEN ile/||/<> OCAK ile/||/<> OCAK | YENİÇERİ OCAĞI

( yeniçeri ocağı Çeşitli mineral kömür ya da cevherlerin yerkabuğundan çıkartıldığı üretim yeri Eski ve yeni diyalektlerde yaygın olarak geçer oçak oçuk oçık OT oçak Çağdaş diyalektlerde ateş yakma yeri aile sığınma yeri soy olarak geçer Az ocag ōcak oçak oşak uçak usak oçaq Karaçayca da ocak baca olarak kullanılır Bunlardan başka Oyrotçada ve Teleütçede oçok Sagaycada oçık Balkarcada ozak Kızılcada oçuk Şorcada ocuk Hakasçada oçıx Soyotçada ojuk Çuvaşçada vucax Yakutçada ohox olarak geçer Sevortyanın belirttiği gibi ÊSTJa 1974 424 oçakta ateş yakılan yer çukur ve ateş kavramlarından yola çıkmak gerekir Buna dayanarak diğer anlamlar biçimlenmiştir sürekli olarak bir ocaktan yararlanan insanların birliği doğum yeri ocak vb açılmış çukur ocak yapımında olduğu gibi maden ocağı ve ağaç dikmek için açılan çukur )

( MINE | PIT )

( MINE | MINE, PUITS DE MINE )

( BERGLERK | BERGWERK, GRUBE, SCHACHT )


- MADEN-İ HÂS ve/||/<> KAVÎ İLTİMAS ve/||/<> DERK-İ TEMAS

( Yaşamda ya da herhangi bir işte, başarılı olabilmek için gerekli olanlar:
Altın(para/sermaye). VE/||/<> Ayrıcalık sağlayan/sunan, güçlü ve güvenilir biri. VE/||/<> Tanıyan/anlayan biriyle ilişki/yakınlık. )

(

)


- MADENÎ | MADENSEL ile/||/<> MADENSEL

( kimya jeoloji Örgensel olmayan madenlere özgü olan )

( INORGANIC )

( MÉTALLIQUE | INORGANIQUE )

( ANORGANISCH )


- MADENÎ | MADENSEL ile/||/<> MADENSİ | MADENİMSİ ile/||/<> MADEN YÜNÜ | MADENÎ YÜN ile/||/<> MADEN OCAĞI | MADEN KUYUSU


- MADENÎ PARA ile/||/<> DEMİR PARA


- MADENİ PARA ile/||/<> MADENİ PARA

( Altın gümüş ve benzeri madenlerden yapılan para 1 bozuk para 2 sikke )

( SPECIE )

( ÉTALON MÉTALIQUE )


- MADENÎ YÜN ile/||/<> ASBEST YÜNÜ ile/||/<> CAM YÜNÜ ile/||/<> KEDİ YÜNÜ ile/||/<> KOYUNYÜNÜ ile/||/<> MADEN YÜNÜ ile/||/<> TAŞ YÜNÜ

( Koyun tüyü Bu tüyden yapılmış )


- MADENİ[Ar. < MAʿDENĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MADENÎ

( madenî para madenî yağ madenî yün Madenle ilgili ya da madene özgü olan madensel metalik Madenden yapılmış )


- MADENKIRMIZ ile/||/<> KIRMIZ MADENİ


- MADER[Fars. < MĀDER] ile/değil/yerine/=/||/<> ANNE


- MADERNISME[Fr.] ile/||/<> ÇAĞCILLIK

( Resim Heykel Mimarlık Çağdaş anlayışa uyarak sanat yapmak görüş ve inancında olma )

( MADERNISME )


- MADERŞAHİ[Fars. < MĀDER + ŞĀH + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> ANAERKİL


- MADERŞAHÎLİK ile/||/<> MATRIARCHATE[İng.] ile/||/<> MATRIARCAT[Fr.] ile/||/<> MUTTERSCHAFT, MATRIARCHAT[Alm.] ile/||/<> ANAERKİ

( Yetkenin akrabalığın evliliğin kadın ana soy çizgisine göre sıkı bir biçimde düzenlenmesi Bu terim bugün artık budunbilimde kullanılmamaktadır )

( MATRIARCHATE )

( MATRIARCAT )

( MUTTERSCHAFT, MATRIARCHAT )


- MADERZAT[Fars. < MĀDERZĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> YARADILIŞTAN


- MADG | ÇİĞNEME ile/||/<> ÇİĞNEME

( biyoloji Besinin iyice küçük parçalara ayrılması için çiğnenmesi Mastikasyon )

( MASTICATION, CHEWING )

( MASTICATION )

( MASTIKATION, KAUEN )

( MASTICARE: ÇIĞNEMEK )


- MADIK[ERM.] ile/||/<> YALAN DOLAN, DOLAP, HİLE

( yalan dolan dolap hile matn finger matik deceit trick )

( MATN )


- MADİK[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MADİK

( Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu Dolap hile )


- MADIMAK[ERM.] ile/||/<> ...

( kırlarda yetişen çok yıllık ıspanağa benzer yeşil yapraklı bir bitki Polygonum cognatum Yerel ağızlarda madımalak badımak ve badımalak olarak da geçer matutak licorice matuk a small herb with a sweet edible root and soft prickly leaves )

( MATUTAK )


- MADIMAK[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MADIMAK

( İlkbaharda kırlarda yetişen ufak yeşil yapraklı ıspanak gibi pişirilip yenilen bir bitki )


- MADIMAK ile/||/<> SİNOP MADIMAĞI

( İlkbaharda, kırlarda yetişen, ufak yeşil yapraklı, yenilebilen bir kır bitkisi. )


- MADRABAZ[Fars. < MADARABÂZ] ile/||/<> ...

( hayvan balık sebze meyve gibi yiyecekleri yerinden getirerek toptan satan kimse hile yapan hileci madarabāz a retail dealer Steingass madrabāz Vullers Rumca ματαπράτης bakkal sözünden alındığı yolundaki savın yanlış olduğu anlaşılıyor Tietze WZKM 5960 164 Kürtçede metrabaz accapareur monopoleur olarak kullanılır Arapçada Suriye maṭrabâzi brocanteur marchand chez lequel on trouve neuf ou doccasion tout ce quil faut meubler une maison biçimi geçer Türkçeden Bulgarcaya matrapàz olarak geçmiştir BER 3 688 Sırpçada da matrapaz biçimi yaygın olarak göze çarpar Son olarak Rusçada da matrabáz olarak kullanılır Vasmer REW 2 105 )

( MADARA-BĀZ )


- MADRÛB ile/||/<> MADRÛB FÎH ile/||/<> TAD'ÎF

( Çarpılan. İLE/||/<> Çarpan. İLE/||/<> İki katını alma işlemi. )


- MADRUB[Ar. < MAḌRŪB] ile/değil/yerine/=/||/<> MADRUP

( Dövülmüş kimse çarpılan )


- MADÛM-ÜL-CENÂH ile/||/<> APTÈRE[Fr.] ile/||/<> KANATSIZ

( zooloji )

( APTÈRE )


- MADUM-ÜR-RÜCÛL | AYAKSIZLAR ile/||/<> AYAKSIZLAR

( Gymnophiona gymno çıplak ophioneos yılan biçiminde Omurgalı hayvanlardan amfibyumlar Amphibia sınıfının en ilkel yapılı türleri içine alan bir takımı Vücutları yılan biçimindedir Ayakları yoktur Tropik memleketlerin ıslak topraklarında kazdıkları oyuklarda yaşarlar Kertenkelemsigiller Caeciliidae familyası vardır zooloji gymnos çıplak ophioneos yılan biçiminde a sız pous ayak İki yaşamlılar Amphibia sınıfının en ilkel türlerini içme alan vücuttan yılan biçiminde ayakları olmayan tropik memleketlerin ıslak topraklarında kazdıkları oyuklarda yaşayan türlere sahip bir takım )

( APODES )

( APODES | APODÉS )

( BLINDWÜHLER )

( GYMNOPHIONA, APODA )


- MADUM-ÜZ-ZÜHRE ile/||/<> ANANTH[Fr.] ile/||/<> ÇİÇEKSİZ

( botanik )

( ANANTH )


- MADUN[Ar. < MĀ + DŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> ALT | AST

( alt ast )


- MAESTOSO[İt. < MAESTOSO] ile/değil/yerine/=/||/<> MAESTOSO

( Bir parça görkemli bir biçimde ve ağır tempoyla çalınarak Bu tempo ile çalınan parça Eğlenceli müzik parçası )


- MAESTRO[İt. < MAESTRO] ile/değil/yerine/=/||/<> ORKESTRA ŞEFİ | BESTECİ

( orkestra şefi besteci )


- MAESTROLUK ile/değil/yerine/=/||/<> BESTECİLİK | ORKESTRA ŞEFLİĞİ

( bestecilik orkestra şefliği )


- MAFEVK[Ar. < MĀFEVḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜST | YUKARI

( üst yukarı )


- MAFIA[İt.] ile/||/<> MAFYA[İt.]

( 1 Yasa dışı işlerle uğraşan zor kullanarak birtakım gizli çıkarlar sağlayan örgüt ya da bu örgüte mensup olan kimse Bizde bunlar çok sonradan ortaya çıktı sonra da mafya oldu Adalet Ağaoğlu Sen Türkiye nin En Güzel Kazasısın 174 Polis molis mafya mufya mı Nezihe Meriç Yandırma 31 Bir mafya bağlantısı olabilir mi O zaman eski bir dava yüzünden öldürülebilir Pınar Kür Bir Cinayet Romanı 106 Çevresi kebapçılarla otomobil galerileri emlakçılar kapılarında Kulüp levhası asılı beton ve demir duvarlı mafya köşkleriyle sarılmış olsa da alçakgönüllü bahçelerin ortasında kahramanca direnen tahta panjurlu birkaç ev kalmış hâlâ Fethi Naci Yüzyılın Yüz Türk Romanı 588 2 Gizli örgüt )


- MAFİA[İt. < MAFIA] ile/değil/yerine/=/||/<> MAFYA

( mafya babası mafya çizgisi organ mafyası Yasa dışı işlerle uğraşan zor kullanarak birtakım gizli çıkarlar sağlayan örgüt Bu örgüte mensup olan kimse )


- MAFİHİŞEY[Ar. < MĀFĪHİ + ŞEYʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAFİŞ

( Yok kalmadı anlamında kullanılan bir söz Bir tür yumurtalı ve hafif hamur tatlısı )


- MAFSAL[Ar. < MAFṢAL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAFSAL

( eklem Birbirine bağlanmış parçaların her yönden dönmesini sağlayan bağlantı ögesi )


- MAFSALLANMAK ile/||/<> S'ARTICULER[Fr.] ile/||/<> EKLEMLENMEK

( biyoloji )

( S'ARTICULER )


- MAFUVİYYET[Ar. < MAʿFUVİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MUAFİYET

( muafiyet sınavı vergi muafiyeti Ayrı tutulma kendisine uygulanmama )


- MAFUVV[Ar. < MAʿFUVV] ile/değil/yerine/=/||/<> MUAF

( Bağışlanmış affedilmiş Ayrı tutulmuş ayrıcalık tanınmış Özgür serbest )


- MAFYA ile/ve/||/<> CUNTA


- MAĞARA ile/ve/||/<>/> BARAKA


- MAĞARA ile/||/<> MAĞARA[Ar. < MAGÂRE]

( Karst bölgelerinde kireçtaşlarının erimesiyle oluşan büyük birbirine geçeneklerle bağlı sarkıt ve dikitlerle süslenmiş yeraltı kovuklarına verilen ad jeoloji )

( GROTTO )

( GROTTE )

( HÖHLE )


- MAĞARA ile/ve/||/<> YERALTI

( Platon. İLE/VE/||/<> Dostoyevski. )


- MAGARE[Ar. < MAĠĀRE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞARA

( mağara bilimi mağara resmi mağara sesi Bir yamaca ya da kaya içine doğru uzanan barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu in I Yer altında erime ya da çökme sonucu oluşan boşlukların genel adı )


- MAGASİN[Fr. < MAGASIN] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞAZA

( büyük mağaza gümrüksüz mağaza spot mağaza konfeksiyon mağazası Büyük dükkân Eşya ve azık deposu )


- MAGAZİNE[Fr. < MAGAZINE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAGAZİN

( magazin basını magazin dünyası Halkın çoğunluğunu ilgilendirecek çeşitli konulardan söz eden bol resimli yayın Genellikle sanat eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerle ilgili haber ve yorum )


- MAGAZİNEL[Fr. < MAGAZINEL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAGAZİNSEL


- [ne yazık ki]
MAĞDUR ETMEK ile/ve/değil/||/<>/> MAĞDUR GÖSTERMEK


- MAĞDUR/HASTA EDEN/ETMEK ile/ve/değil/||/<>/< MAĞDUR/HASTA OLAN/OLMAK


- MAGDUR[Ar. < MAĠDŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞDUR

( Haksızlığa uğramış kimse kıygın )


- [ne yazık ki]
MAĞDUR ile/ve/||/<> MAZLUM


- MAĞDUR ile/ve/||/<> MUZDARİP/MUZTARİB[< DARB]


- MAĞDUR[Ar. < GADİR < GADR] ile/ve/||/<>/< ŞAŞKIN/ŞAŞIRMA


- MAĞDUR ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/>< ZÂLİM


- MAĞDURİYET[Ar. < MAĠDŪRİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞDURLUK


- MAĞDURLUK ile/||/<> KIYGINLIK


- MAGENTA[İng.] ile/||/<> MORUMSU

( MAGENTA )


- MAĞFİRET[Ar. < MAĠFİRET] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞIŞLAMA


- MAGFUR[Ar. < MAĠFŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞFUR

( Affolunmuş bağışlanmış )


- MAGIAN, ZOROASTRIAN[İng.] ile/||/<> MAGE, GUEBRE[Fr.] ile/||/<> MAGIER, FEUERANBETER[Alm.] ile/||/<> MECUSÎ

( Zerdüşt dininden olanlar ateşe tapanlar )

( MAGIAN, ZOROASTRIAN )

( MAGE, GUEBRE )

( MAGIER, FEUERANBETER )


- MAĞLUBİYET[Ar. < MAĠLŪBİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> YENİLGİ


- MAĞLUBİYET | YENİLGİ ile/||/<> YENİLGİ

( Tek ya da takım olarak yapılan karşılaşmada yenilmiş olma durumu Yapılan güreş türünün kurallarına göre yenilme durumu )

( DEFEAT )

( DÉFAITE )


- MAĞLUP[Ar. < MAĠLŪB] ile/değil/yerine/=/||/<> YENİK


- MAĞLUP | YENİK ile/||/<> YENİK

( Yarışmayı kaybeden kişi takım Karşılaşmalarda yenilen güreşçi Yenime uğramış olan )

( DEFEATED | CORRODED )

( CORRODÉ )

( BESIEGTER | ABGEFRESSEN )


- MAGMA[Fr. < MAGMA] ile/değil/yerine/=/||/<> MAGMA

( Yerin içinde sıvı ya da hamur kıvamında uçucu gazlarla doymuş olarak bulunan eriyik )


- MAGMATİK ile/||/<> MAGMASAL


- MAGMATİQUE[Fr. < MAGMATIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAGMATİK

( Magma ile ilgili magmasal )


- MAGMUM[Ar. < MAĠMŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞMUM

( kaygılı Sıkıcı kapanık hava )


- MAGNESİE[Fr. < MAGNÉSIE] ile/değil/yerine/=/||/<> MANYEZİ

( Müshil olarak kullanılan beyaz renkli suda az eriyen hiçbir tadı olmayan magnezyum oksidin bir adı )


- MAGNESIUM CARBONATE[İng.] ile/||/<> MAGNEZYUM KARBONAT

( Yapısında 29 magnezyum bulunan absorban renklendirici ve kozmetik sanayisinde pH ayarlayıcı olarak kullanılan inorganik mineral tuzu )

( MAGNESIUM CARBONATE )


- MAGNESİUM OXİDE[İng. < MAGNESIUM OXIDE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAGNEZYUM OKSİT

( Yapısında magnezyum bulunan alkalik özellikli magnezyum kaynağı )


- MAGNESIUM OXIDE[İng.] ile/||/<> MAGNEZYUM OKSIT[İng. < MAGNESIUM OXIDE]

( Yapısında 56 magnezyum bulunan antiasit özellikli magnezyum kaynağı )

( MAGNESIUM OXIDE )


- MAGNESİUM[Fr. < MAGNÉSIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> MAGNEZYUM

( magnezyum karbonat magnezyum klorür magnezyum oksit magnezyum silikat magnezyum sülfat Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan gümüş renginde parlak bir alevle yanan çok hafif bir element simgesi Mg )


- MAGNÉSIUM[Fr. < MAGNÉSIUM] ile/||/<> MAGNEZYUM ile/||/<> MAGNEZYUM[Fr. < MAGNÉSIUM]

( Yeğnik gümüş renkli kolayca yanan havada kolayca kararan yeğnik alaşımların yapımında kullanılan metal A A 24 32 A S 12 Ö A 1 74 ve E S 651 C Atom numarası 12 Atom ağılığı 24 312 özgül ağırlığı 1 74 olan birçok enzim aktivitesi için özellikle oksidatif fosforilasyon için gereken tuzları temel besin elementi olan hücre içi ve dışı sıvılarında bulunan idrar ve dışkıyla atılan açık gümüşümsü bir element Vücutta kalsiyum ve fosforla birlikte kemik dokusunda yer alan kalp ve iskelet kaslarıyla sinir dokusunun normal fonksiyonu için gerekli olan eksikliğinde çayır tetanisi görülen bir mineral Sembolü Mg atom numarası 12 atom ağırlığı 24 312 olan açık gümüşümsü metalik bir elementtir Tuzları temel besin elementi olup organizmada çok sayıda enzimin kofaktörü ve özellikle fosforilasyona katılan enzimlerin çoğunun aktivatörüdür Magnezyum )

( MAGNESIUM )

( MAGNÉSIUM )

( MAGNESIUM )


- MAGNETİC LEVİTATION ile/||/<> ELECTROMAGNETİC LEVİTATION

( Magnetic levitation kalıcı mıknatıs alanlarıyla yüzdürme yaparken İLE electromagnetic levitation elektromanyetik bobinlerle yüzdürme yapar )

( Formül: Meissner effect )


- MAGNETİC MONOPOLE ile/||/<> ELECTRIC CHARGE

( Magnetic monopole tek kutuplu manyetik yük olacakken İLE electric charge bilinen elektriksel temel yüktür )

( Formül: Dirac quantization )


- MAGNETIC STRIPING, STRIPING (PROCESS, SOUND TRACK)[İng.] ile/||/<> COUCHAGE (DE PISTE MAGNÉTIQUE), PISTAGE[Fr.] ile/||/<> MAGNETRANDBESPUREN, MAGNETRANDBESCHICHTEN, BESPURUNGSVERFAHREN, FILMBESPURUNG, BESPURUNG[Alm.] ile/||/<> MIKNATISLAMA

( Sinema Mıknatıslı seslendirmede kullanmak üzere filmin kenarına mıknatıslı ses yolu geçirme )

( MAGNETIC STRIPING, STRIPING (PROCESS, SOUND TRACK) )

( COUCHAGE (DE PISTE MAGNÉTIQUE), PISTAGE )

( MAGNETRANDBESPUREN, MAGNETRANDBESCHICHTEN, BESPURUNGSVERFAHREN, FILMBESPURUNG, BESPURUNG )


- MAGNETIC[İng.] ile/||/<> MANYETİK[Fr. < MAGNETIQUE]

( MAGNETIC )

( MAGNETIQUE )


- MAGNÉTIDE[Fr.] ile/||/<> MANYETİT[Fr. < MAGNÉTITE]

( jeoloji kimya )

( MAGNÉTIDE | MAGNÉTITE )


- MAGNETİQUE[Fr. < MAGNETIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> MANYETİK

( manyetik alan manyetik disk manyetik kart manyetik kartuş manyetik kaset manyetik rezonans görüntüleme manyetik şerit manyetik tambur Mıknatısla ilgili kendinde mıknatıs özellikleri bulunan mıknatısi Mıknatıslanabilme özelliği olan ortam )


- MAGNETİSE[Fr. < MAGNÉTISÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> MANYETİZE

( Manyetizma ile etki altına alınmış )


- MAGNETİSME[Fr. < MAGNÉTISME] ile/değil/yerine/=/||/<> MANYETİZMA

( Mıknatıs özelliklerinin bütünü Fiziğin bu özellikleri inceleyen bölümü Telkin ve hipnozla bir kimseyi etkileme )


- MAGNETİTE[Fr. < MAGNÉTITE] ile/değil/yerine/=/||/<> MANYETİT

( Mıknatıs özelliği olan doğal demir oksit Fe O )


- MAGNETO[Fr. < MAGNÉTO] ile/değil/yerine/=/||/<> MANYETO

( İçinde mıknatıslı demir bulunan elektrik üreteci )


- MAGNETOHYDRODYNAMICS ile/||/<> FLUİD DYNAMICS

( Magnetohydrodynamics iletken akışkanların manyetik alanda davranışını incelerken İLE fluid dynamics sadece akışkan mekaniğini inceler )

( Formül: Lorentz force )


- MAGNETOMETRE[Fr. < MAGNÉTOMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> MANYETOMETRE

( Manyetik momentleri ve manyetik alanların momentlerini ölçmeye karşılaştırmaya yarayan alet )


- MAGNEZİT[Fr. < MAGNÉSITE] ile/değil/yerine/=/||/<> LÜLE TAŞI


- MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ ve/||/<>/> KALSİYUM EKSİKLİĞİ

( Magnezyum eksikliği, aynı zamanda kalsiyum eksikliğine neden olur. Çünkü, gövdenin kalsiyumu emmesi için magnezyuma gereksinimi vardır. )


- MAGNEZYUM SÜLFAT ile/||/<> İNGİLİZTUZU

( ingiliztuzu Yapısında 1516 magnezyum bulunan vücutta iyon dengesini sağlayan sürgüt özellikli magnezyum tuzu )

( MAGNESIUM SULPHATE )


- MAGNOLİA[Fr. < MAGNOLIA] ile/değil/yerine/=/||/<> MANOLYA

( Manolyagillerden yaprakları almaşık iri ve parlak yeşil renkte bir süs ağacı Magnolia grandiflora Bu ağacın çok iri beyaz ve limona benzer kokusu olan çiçeği )


- MAGNON ile/||/<> PHONON ile/||/<> PLASMON ile/||/<> POLARON

( Kollektif uyarılmalar. )

( Formül: ω = ck (phonon) )

( Formül: ω = ck (phonon) )


- MAGRİ[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAGRİ

( Yılan balığıgillerden Avrupa kıyılarında yaşayan yenebilen büyük bir balık Conger conger )


- MAGRİB[Ar. < MAĠRİB] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞRİP

( Afrika nın Mısır dışındaki kuzey ülkeleri )


- MAĞRİBÎ[Ar. < MAĠRİBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BATILI


- MAĞRİBÎ ile/||/<> ...

( Fas ve Cezayirde kullanılan yazıya verilen ad )


- MAGRİBİ[Ar. < MAĠRİBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞRİBÎ

( Mağrip halkından olan kimse )


- MAĞRİP[Ar. < MAĠRİB] ile/değil/yerine/=/||/<> BATI


- MAĞRUR OLMA SULTANIM/PADİŞAHIM! SENDEN BÜYÜK, ALLAH VAR! ile/ve/||/<> DEVEDEN BÜYÜK, FİL VAR!


- MAĞRUR ile/ve/değil/yerine/||/>< MAĞDUR

( Mağdur olan, mağrur olur. )

( "Mağrurun" değil mağdurun yanında olmayı yeğleriz/yeğlemeliyiz... )


- MAGRUR[Ar. < MAĠRŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞRUR

( Kurumlu II gururlu kibirli kendini beğenmiş )


- MAĞRURANE[Ar. < MAĠRŪR + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞRURCA


- MAĞRURCA ile/||/<> MAĞRURCASINA


- MAGRUREN[Ar. < MAĠRŪREN] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞRUREN

( Affınıza sığınarak güvenerek itimat ederek )


- MAGŞUŞ[Ar. < MAĠŞŪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAĞŞUŞ

( karışık Hileli olan )


- MÂH | KAMER | AY ile/||/<> AY ile/||/<> KAVUŞUM AYI

( Art arda gelen iki yeniay arasında geçen 29 5 günlük süre kavuşum ayı Kitaplar üzerine çizgi ve süs yapmakta kullanılan pirinç araç İzmir matematik astronomi )

( MOON )

( MOIS | LUNE )

( MONAT )


- MAH[Fars. < MĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> AY


- MAHABBETNAME[Ar. < MAḤABBET + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHABBETNAME

( Aşk mektubu Arkadaş dost mektubu )


- MAHABHARATA ile/||/<> UPANİŞADLAR ile/||/<> PALİ

( Kutsal sayılan bir Hint Destanı. Kötü ruhlar ile iyi ruhlar arasındaki çatışma üzerine dayalıdır. @@ Hindu felsefesinin kaynaklarından sayılan Sanskritçe yazılar. @@ Hindistan'ın kuzeyinde konuşulan ve Sakyamuni Buda'nın anadili olan dil. )


- MAHAFFE[Ar. < MAḤAFFE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHFE

( Deve fil vb hayvanların sırtına konulan üzerine oturmaya yarayan sepet )


- MAHAK ile/||/<> NOUVELLE LUNE[Fr.] ile/||/<> YENİ AY

( astronomi )

( NOUVELLE LUNE )


- MAHA-KARTA ile/||/<> MAHA-KASYAPA ile/||/<> MAHA-MANTRA ile/||/<> BİJA-MANTRA

( Büyük yapıcı. Zihin büyük yapıcıdır, her zaman bir şeyle meşguldür. @@ Buda'nın müritlerinden biri ve Dharma Lambası'nı ilk alan kişi. @@ Büyük büyü, efsun, sihir. @@ Tohum mantrası ya da tek kelimeden oluşan bir güç çığlığı. )


- MAHAL[Ar. < MAḤALL] ile/değil/yerine/=/||/<> YÖRE | YER

( meskûn mahal şoför mahalli yöre I yer )


- MAHAL ile/||/<> MÂFEVK ile/||/<> EMÂKİN ile/||/<> HÂNE ile/||/<> MESKEN ile/||/<> MINTIKA ile/||/<> SÜKNÂ

( Yer. İLE/||/<> Üst mahal. İLE/||/<> Mahaller, mekanlar, mevkiler, yerler. İLE/||/<> Ev. İLE/||/<> Kişinin fiilen oturduğu yer, konut. İLE/||/<> Bölge, yer, mahal. İLE/||/<> Oturma [oturulacak yer]. )


- MAHALLE ile/değil/||/<> MAHAL'E


- MAHALLE[Ar. < MAḤALLE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHALLE

( mahalle arası mahalle arkadaşı mahalle baskısı mahalle bekçisi mahalle çapkını mahalle imamı mahalle kahvesi mahalle karısı mahalle kavgası mahalle mektebi mahalle muhtarı mahallenin delisi aşağı mahalle kenar mahalle yedi mahalle yukarı mahalle teneke mahallesi Bir şehrin bir kasabanın büyükçe bir köyün en az beş yüz nüfusa sahip parçalarından her biri Bu parçalarda oturan insanların tamamı )


- MAHALLE/MAHALLE[Ar. < MAḤALLE] ile/||/<> SEMT/SEMT[Ar. < SEMT] ile/||/<> VAROŞ/VAROS[MACARCA VÁROS]

( mahalle arası mahalle arkadaşı mahalle baskısı mahalle bekçisi mahalle çapkını mahalle imamı mahalle kahvesi mahalle karısı mahalle kavgası mahalle mektebi mahalle muhtarı mahallenin delisi aşağı mahalle kenar mahalle yedi mahalle yukarı mahalle teneke mahallesi Bir şehrin bir kasabanın büyükçe bir köyün en az beş yüz nüfusa sahip parçalarından her biri Bu parçalarda oturan insanların tamamı )


- MAHALLEVARİ[Ar. < MAḤALLE + Fars. -VĀRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHALLEVARİ

( Mahalle yaşayışına uygun )


- MAHALL-İ HENDESÎ | GEOMETRİK YER ile/||/<> GEOMETRİK YER

( matematik Genellikle düzlemde bir açık önermeyi doğrulayan noktaların kümesi Örneğin düzlemde belirli bir M noktasına uzaklığı r olan noktaların kümesi gibi )

( LOCUS )

( LIEU GÉOMÉTRIQUE )

( GEOMETRISCHER ORT )


- MAHALLÎ SAAT ile/||/<> HEURE LOCALE[Fr.] ile/||/<> YEREL SAAT

( coğrafya )

( HEURE LOCALE )


- MAHALLÎ[Ar. < MAḤALLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YÖRESEL (MAHALLÎ İDARE, MAHALLÎ SEÇİM)


- MAHA-MAYA ile/||/<> LİLA

( Büyük İllüzyon. Gerçekdışılık. Maya Gerçek'i örtüp gizleyen aldatıcı güçtür. @@ Oyun, şaka, bir ilâhi oyun olarak bakılan kozmos. )


- MAHAPARİNİRVANA ile/||/<> BRAHMANİRVANA

( Sonsal Nirvana. Nirvana'ya bu yaşamda erişilebilir, ölümü Sonsal Nirvana takip eder. @@ En üst varlığın içinde erimek, yok olmak. Tasavvuf'taki karşılığı "Fenafillah". )


- MAHARET | BECERİ ile/||/<> BECERİ

( Karmaşık devimsel eylemleri değişik koşullar altında da yeterlikle yapabilme gücü 1 Bir kimsenin bedensel ya da düşünsel bir çaba göstererek bir işi kolaylık ve ustalıkla yapabilmesi 2 Ustalık uzluk el uzluğu 3 El parmak ve göz ortakgüdümü koordinasyon bakımından yeterlik Vücudun yapılması güç alıştırmalara yatkın olma durumu Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir iş başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ya da bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği )

( SKILL | AGILITY | PERFORMANCE )

( HABILITÉ | AGILITÉ | ACTE )

( GESCHICKLICHKEIT, GEWANDHEIT | AKT )

( ACTUS )

( ABILITÀ )

( ΔΕΞΙΌΤΗΤΑ / δεξιότητα )


- MAHARET | BECERİ ile/||/<> EDİM

( Karmaşık, devimsel eylemleri değişik koşullar altında da yeterlikle yapabilme gücü. @@ 1. Bir kimsenin bedensel ya da düşünsel bir çaba göstererek bir işi kolaylık ve ustalıkla yapabilmesi. 2. Ustalık, uzluk, el uzluğu. 3. El, parmak ve göz ortakgüdümü (koordinasyon) bakımından yeterlik. @@ Vücudun yapılması güç alıştırmalara yatkın olma durumu. @@ Kişinin, yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir iş başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği. @@ Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ya da bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği. )

( SKILL | AGILITY | PERFORMANCE~PERFORMANCE | ACT )

( HABILITÉ | AGILITÉ | ACTE~ACTE )

( ACTUS~ACTUS )

( GESCHICKLICHKEIT, GEWANDHEIT | AKT~AKT )

( ABILITÀ~ATTO )

( ΔΕΞΙΌΤΗΤΑ / δεξιότητα~ΠΡΆΞΗ / πράξη )


- MAHARET[Ar. < MAHĀRET] ile/değil/yerine/=/||/<> BECERİ


- MAHÂRET ile/ve/||/<> HAMARAT

( Beceri. İLE/VE/||/<> Ev işlerinde, çok çalışkan ve becerikli kadın. )


- MAHARET ile/||/<> MECHANICAL SKILL[İng.] ile/||/<> TOURS DE MAİN[Fr.] ile/||/<> USTALIK

( Teknik bilginin yapıma uygulanmasındaki üstünlük )

( MECHANICAL SKILL )

( TOURS DE MAIN )


- MAHA-SATTVA ile/||/<> MAHA-TATTVA ile/||/<> SATYAM-SHİVAM-SUNDARAM

( En Yüce Uyum. @@ Büyük Gerçek, En Yüce Bilinç. @@ Doğru, iyi, güzel. Satyam(doğruluk), shivam(lütufkâr), sundaram(güzel). )


- MAHA-VAKYA ile/||/<> AHAM BRAHMASMİ ile/||/<> BRAHMASMİ ile/||/<> SOHAM ile/||/<> TAT-SAT

( Yüce söz. En üstün Vedanta gerçeklerini ifade eden dört Upanişad. @@ Ben Brahma'yım. @@ Ben En Yüce'yim. Saf bilincin ifadesi. @@ Ben O'yum. @@ Gerçek O'dur. )


- MAHBES[Ar. < MAḤBES] ile/değil/yerine/=/||/<> CEZAEVİ


- MAHBUB[Ar. < MAḤBŪB] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHBUP

( Sevilen erkek )


- MAHBUBE[Ar. < MAḤBŪBE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHBUBE

( Sevilen kadın )


- MAHBUS[Ar. < MAḤBŪS] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHPUS

( mahpushane Kapatılmış hapsedilmiş kimse hapis mapus Bir tür tavla oyunu cezaevi )


- MAHCUB[Ar. < MAḤCŪB] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHCUP

( utangaç Utangaç bir biçimde )


- MAHCUBANE[Ar. < MAḤCŪB + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHCUPÇA


- MAHCUBİYET[Ar. < MAḤCŪBİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> UTANGAÇLIK


- MAHCUBİYET ile/ve/değil/||/<> MAHVİYET


- MAHCUR[Ar. < MAḤCŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> KISITLI


- MAHCUZ[Ar. < MAḤCŪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> HACİZLİ


- MAHDUD[Ar. < MAḤDŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHDUT

( gayrimahdut Çevrilmiş sınırlanmış sayılı Dar I basit )


- MAHDUM[Ar.] ile/ve/||/<> KERÎME[Ar.]

( Erkek çocuk. İLE/VE/||/<> Kız çocuk. )


- MAHDUM[Ar. < MAḪDŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> OĞUL


- MAHDUT[Ar. < HADD] ile/ve/||/<>/>/< MAZBUT[Ar. < ZABT]


- MAHFAZA | KILIF | KAPLAK | KAPSÜL ile/||/<> KAPSÜL ile/||/<> KAPSÜL[Fr. < CAPSULE]

( capsula küçük kutu Bir organı ya da yapıyı çevreleyen kese biçiminde bir zar Kemik ve kıkırdak gözelerinin içinde bulundukları boşlukları astarlayan ve gözearası maddesinden yapılmış olan bir kılıf biyoloji botanik kimya Bir organı hücreyi bakteriyi ya da bir yapıyı çevreleyen kese şeklindeki bir kılıf Bakterilerin en dışını örten şeker ve ya da şeker asidi polimerlerinden oluşan yapı 1 İlaçların istenmeyen tat ve kokularının önlenmesi amacıyla silindirik biçimde hazırlanan tek ya da iç içe geçebilen iki kısımdan oluşmuş jelatin kap Kapsüller mide asidinden etkilenmemeleri için bağırsak kaplamalı ya da enzimlerden etkilenmemeleri için keratin kaplamalı olarak da hazırlanabilirler 2 Sitoplazmik zar tarafından oluşturulan polisakkarite benzer yapıda çoğu kez fagositozdan korunmada etkili ve dolayısıyla bakterinin patojenitesini artıran bakteriyi kuru hava koşulları litik enzimler gibi dış etkenlerden de koruyan bir oluşum 3 Gıda ve yem maddelerinin rutubetini saptamada kullanılan ağzı geniş dip kısmı dar cam ya da porselenden yapılmış kap )

( CAPSULE )

( CAPSULE )

( CAPSULA )

( CAPSULA | CAPSULA: KÜÇÜK KUTU )


- MAHFAZA[Ar. < MAHFAẒA] ile/||/<> ...

( Çıkrıkta orta direğin dayandığı iki ağaç Gölbaşı Çankaya Ankara )


- MAHFAZA[Ar. < MAḤFAẒA] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHFAZA

( mücevher mahfazası İçinde küpe yüzük bilezik vb mücevherlerin saklandığı küçük kapalı kutu )


- MAHFAZA-İ BÜZÛR | SPOR KESESİ ile/||/<> SPOR KESESİ

( kutusu botanik Sporlu bitkiler ve bazı mantarlardaki içinde sporların oluştuğu kesecik sporanjiyum spor torbası )

( SPORANGIUM )

( SPORANGE )


- MAHFAZA-İ BÜZÛR ile/||/<> CONCEPTABLE[Fr.] ile/||/<> OVOGON DAĞARCIĞI

( botanik )

( CONCEPTABLE )


- MAHFİ[Ar. < MAḪFĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> GİZLİ


- MAHFİL[Ar. < MAḤFİL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHFİL

( hünkâr mahfili kadınlar mahfili Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer Toplantı yeri Toplanmış kimseler )


- MAHFUZ[Ar. < MAḤFŪẒ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHFUZ

( levhimahfuz Saklanmış korunmuş korunan saklı )


- MAHFUZEN[Ar. < MAḤFŪẒEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHFUZEN

( Gözaltında olarak )


- MAHİR[Ar. < MĀHİR] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHİR

( becerikli Uzman işini iyi bilen işinin eri usta )


- MAHİRANE[Ar. < MĀHİR + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> BECERİKLİ


- MÂHİYET:
ÖZ ile/ve/||/<> NE'LİK


- MÂHİYET ile/ve/||/<> MUHTEVÂ


- AYRIM:
MAHİYETİ GEREĞİ ile/ve/||/<> SURETİ GEREĞİ


- MAHİYYE[Fars. < MĀH + Ar. -İYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHİYE

( aylık Aylık olarak )


- MAHİYYE[Fars. < MĀH + Ar. -İYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHYA

( mahya ışıklığı mahya kiremidi mahya şenliği Ramazan gecelerinde camilerde iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil ya da elektrik ampulleriyle yazılan yazı ya da yapılan resim Çatılarda iki eğik yüzeyin birleştiği bölüm )


- MAHİYYET[Ar. < MĀHİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHİYET

( Nitelik öz asıl esas özlük vasıf içyüz )


- MAHKEME ile/||/<> AREOPAJ[Fr.]

( ... İLE/||/<> Eski Atina'da mahkeme. )


- MAHKEME[Ar. < MAḤKEME] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHKEME

( mahkeme kapısı mahkeme kararı mahkeme masrafı ağır ceza mahkemesi asliye ceza mahkemesi asliye hukuk mahkemesi adalet mahkemesi adliye mahkemesi aile mahkemesi çocuk mahkemesi idare mahkemesi istinaf mahkemesi meşhut cürümler mahkemesi suçüstü mahkemesi sulh hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi trafik mahkemesi uyuşmazlık mahkemesi şeriye mahkemeleri Bir yargıçtan ya da bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun yargı görevini yerine getirdikleri yer yargı yeri yargıevi mahkeme kapısı yargılama )


- MAHKEME ile/||/<> MAHKEME KAPISI ile/||/<> YARGI YERİ ile/||/<> YARGIEVİ


- MAHKEME ile/||/<> TRIBUNAL[İng.] ile/||/<> TRIBUNAL[Fr.] ile/||/<> TRIBUNAL[Alm.]

( TRIBUNAL )

( TRIBUNAL )

( TRIBUNAL )


- MAHKEME ile/ve/||/<>/> UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ


- MAHKUK[Ar. < MAḤKŪK] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHKÛK

( Kazılmış hakkedilmiş )


- MAHKUKAT[Ar. < MAḤKŪKĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHKÛKÂT

( Kazılmış hakkedilmiş şeyler )


- MAHKUM İKİLEMİ ile/ve/||/<> NEWCOMB SORUNU


- MAHKUM[Ar. < MAḤKŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHKÛM

( eli mahkûm bordro mahkûmu pranga mahkûmu hükümlü Zorunda olan mecbur Kötü bir sonuca varması kaçınılmaz olan )


- MAHKÛM/MAHKUM[Ar. < MAḤKŪM] ile/||/<> MAHKÛMİYET/MAHKUMİYYET[Ar. < MAḤKŪMİYYET]

( eli mahkûm bordro mahkûmu pranga mahkûmu hükümlü Zorunda olan mecbur Kötü bir sonuca varması kaçınılmaz olan )


- MAHKÛM[Ar.] ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< MUHTAÇ[Ar.]


- MAHKUMANE[Ar. < MAḤKŪM + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHKÛMANE

( Mahkûma yaraşır bir biçimde )


- MAHKUMİYYET[Ar. < MAḤKŪMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHKÛMİYET

( hükümlülük Hüküm giyilen süre )


- MAHLAS | GAZEL ile/||/<> GAZEL[Ar. < GAZEL]

( 1 Divan yazınında en yaygın koşuk biçimi 515 koşalı olur Birinci koşası doğuşu es t matla kendi arasında uyaklıdır Öbür koşaların ikinci dizeleri doğuşla uyaklanır Son koşada kesmelik es t makta ozanın adı takma adı bulunur Gazelin en güzel koşasına beytülgazel denir Gazellerde çok kez konu birliği bulunmaz bir tek konu işlenen gazele yek ahenk konu birliği olmayan gazele yekavaz adı verilir Divanlarda gazeller doğuş koşalarının son harfine göre abecesel sırayla yer alır 2 h y Saz ozanları da divan koşuğunun etkisiyle gazel yazmışlardır Bilgiçlik taslamak için yazılan bu çeşit gazeller arasında başarılı olanlar pek azdır Divan edebiyatı terimi Birinci dizesi bütün çift sayılı dizeleriyle uyaklı olmak üzere yazılan en az beş ve en çok on beş beyitli eski bir koşuk şekli )


- MAHLAS[Ar. < MAḪLAṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKMA AD


- MAHLAS ile/ve/||/<> TAPŞIRMA

( Şair ya da yazarların kullandığı takma ad. İLE/VE/||/<> Şairin adına son dörtlükte yer vermesi. )


- MAHLEB[Ar. < MAḤLEB] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHLEP

( İdris ağacı Bu ağacın bahar olarak kullanılan nohut büyüklüğündeki yemişi )


- MAHLUK[Ar. < MAḪLŪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> YARATIK


- MAHLUKAT[Ar. < MAḪLŪḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHLUKAT

( Yaratıklar )


- MAHLUL | ERİYİK ile/||/<> ERİYİK

( Sinema Birbirine benzemeyen molekül yapısındaki iki ya da daha çok özdeğin tektörel karışımı Isıtılarak sıvı evreye geçirilmiş özdek çözelti çözelti çözelti botanik kimya fizik Çözelti )

( SOLUTION | MOLTEN SUBSTANCE )

( SOLUTION | SUBSTANCE FONDUE )

( LÖSUNG, AUFLÖSUNG )


- MAHLUL[Ar. < MAḤLŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHLUL

( Hallolmuş çözülmüş dağılmış Mirasçısı olmayan bir kimseden hükûmete kalan mülk eriyik )


- MAHLUT | KARIŞIM ile/||/<> KARIŞIM

( İki ya da daha çok özdeğin fiziksel yöntemlerle ayrılabilecek biçimde herhangi bir oranda bir araya gelmesiyle oluşan toplam kütle fizik kimya İki ya da daha çok özdeğin kimyasal bir tepkime olmaksızın bir araya gelmesi ve bu olayın sonucunda ortaya çıkan kimyasal özdek 1 Gazlararası çözelti 2 Bir evre içinde çözünmeden bir arada bulunan birkaç özdek kimya Karışırlık özelliği gösteren özdeklerin karışarak oluşturdukları özdek )

( MIXTURE )

( MÉLANGE )

( GEMISCH | GEMISCH, MISCHUNG | MISCHUNG | GEMISCH; MISCHUNG )


- MAHLUT[Ar. < MAḪLŪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> KATIŞIK | KARIŞIM

( katışık karışım )


- MAHMUDE[Ar. < MAḤMŪDE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHMUDE

( Çit sarmaşığıgillerden yaprakları ok ucu biçiminde çiçekleri soluk sarı renkte santimetre boyunda çok yıllık ve otsu bir bitki Convolvulus scammonia Bu bitkinin köklerinden çıkarılan hekimlikte kullanılan reçineye benzer bir madde )


- MAHMUDİYE ile/||/<> MAHMUDİYE[Ar. < MAHMŪDİYYE]

( II Mahmut zamanında basılmış bir altın para Duvar çanı Akçakese Güdül Ankara )


- MAHMUDİYYE[Ar. < MAḤMŪDİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHMUDİYE

( Bugün süs altını gibi kullanılan II Mahmut zamanında basılmış ince altın sikke )


- MAHMUL | YÜKLEM ile/||/<> YÜKLEM

( Örn SaP önermesinin yüklemi P terimidir Bir nesneye yüklenen iş eylem ya da durumu gösteren edimsel etkinlik Bir önerme ya da yargıda özne üzerine söylenen onu evetleyen ya da değilleyen özneye yüklenen şey Mantıkta formülü P ile gösterilir Eylem çekimine girmiş sözcüğün tümcedeki görev adı Her iş ona kolay geliyor Ali İstanbula gidecekmiş Her gün burada mısınız Hasta değilsiniz ya Bu sınıfın en çalışkan öğrencisi Ahmet mi vb Gerek fiil ve gerekse isim cümlelerinde Özneye yükletilen işi oluşu ya da hali gösteren fiil yahut koşaçlı isim ad sıfat zamir Cümlede hareketi olayı işi yargıyı bildiren fiil çekimine girmiş kelimenin cümle bilgisindeki adı Cümlenin bütün ögelerini kendine bağlayan temel öğe durumundaki yüklem fiil ya da ad soylu bir kelime olabilir Mubarek su saçlarımın arasından kulaklarımın arkasından enseme ve oradan sırtıma doğru serin serin akıyordu Y K Karaosmanoğlu Erenlerin Bağından Diğer Nesirler s 106 Hoca son senelerde mektep bütçesinden tasarruf yaparak bevvaba yol vermiş olduğu için burası boştu R N Güntekin Kızılcık Dalları s 140 Manevi şeyler kendilerine bir destek olarak maddî bir varlığa ne kadar muhtaç iseler maddî şeylerin de içinde nefes aldıkları ve yaşadıkları bir manevi tarafa bir havaya bir ruha o kadar ihdiyaçları bulunduğunu görüyoruz A Ş Hisar Çamlıcadaki Eniştemiz s 219 İnsan başlı büyükçe bir asma ikide bir ayaklarına takılıyor onları düşürüyor ve litarnacı kıyafetli adamın gırtlağı ile keskin bir ağız kavgasına girişiyordu A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Abdullah Efendinin Rüyaları s 58 Ben bu yaşayışımdan bedbinleşecek kadar gururlu değilim T Buğra Yalnızlar s 123 Kapının tunç tokmağı bu karlı gecenin sesleri sağır eden durgunluğu dolgunluğu içinde kof bir uğultu çıkardı R H Karay Memleket Hikâyeleri Sarı Bal s 55 Ali inliyordu Ayağa kalkmaya davrandı fakat düştü S Faik Bütün Eserleri 2 Şahmerdan Lüzumsuz Adam Bir Define Arayışı s 50 vb Azerbaycan Türkçesi xäbär Türkmen Türkçesi habar Gagauz Türkçesi predikat Özbek Türkçesi kesim Uygur Türkçesi xävär Tatar Türkçesi xäbär Başkurt Türkçesi xäbär skazuyemoye xabarlık Krç Malk haparçı Nogay Türkçesi habarlawış Kazak Türkçesi bayandawış Kırgız Türkçesi bayandooç Alt aydılaaçı Hakas Türkçesi habarlas söyleeçî Tuva Türkçesi söglekçi Rusça skazuyemoye )

( PREDICATE, PROPOSITIONAL FUNCTION | PREDICATE )

( PRÉDICAT | PRÉDICAT, ATTRIBUT | PREDICAT )

( PRAEDIKAT | PRÄDIKAT | PRÄDIKAT, SATZAUSSAGE )

( PRAEDICATUM )


- MAHMUL[Ar. < MAḤMŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHMUL

( Yükletilmiş Yüklü dolu II yüklem )


- MAHMUR[Ar. < MAḪMŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHMUR

( mahmur çiçeği Sarhoşluğun sebep olduğu sersemlik içinde olan Uykudan sonra üzerinde sersemlik ağırlık bulunan Süzgün dalgın bakışlı göz baygın )


- MAHMURLUK ile/||/<> AYILTI


- MAHMUZ ÇİÇEĞİ ile/||/<> KIRMIZI MAHMUZ ÇİÇEĞİ

( İki çenekliler familyasından Akdeniz Bölgesinde yetişen kırmızı pembe ya da beyaz çiçekler açan iki yıllık otsu bir bitki Centranthus )

( CENTRANTHUS cum/||/<> CENTRANTHUS RUBER cum/||/<> CENTRANTHUS CALCITRAPAE cum/||/<> CENTRANTHUS LONGIFLORUS cum/||/<> CENTRANTHUS MACROSIPHON )


- MAHMUZ ile/||/<> KÖPRÜMAHMUZU

( köprümahmuzu biyoloji Horozların bacaklarındaki sivri çıkıntı kalkar )

( SPUR )

( ÉPERON )


- MAHNUK | TIKNEFES ile/||/<> TIKNEFES[Ar. < DİK + NEFES]

( botanik hlk 1 Nefes darlığı solunum güçlüğü gibi durumlar için kullanılan ortak ad 2 Amfizem )

( ASPHYXIE )


- MAHONİA[Fr. < MAHONIA] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHUNYA

( İki çeneklilerden çiçekleri sarı renkte kokulu ve salkım durumunda olan köklerinden sarı boya çıkarılan bir süs bitkisi Mahonia )


- MAHPUSHANE[Ar. < MAḤBŪS + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> CEZAEVİ


- MAHRA[Ar. < MAHRÂ] ile/||/<> ...

( üzüm taşımak için kullanılan ağzı geniş dibi dar tahta kap mahra )

( MAHRA )


- MAHRA[Ar. < MAHRĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHRA

( Üzüm taşımaya yarayan ağzı geniş dibi dar tahta kap )


- MAHRAMA[Ar. < MAHREME] ile/||/<> ...

( mahrıma marhama Havlu Meyvebükü Güdül Ankara mahrıma Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta marhama Saplı Boyalı Akbaş Güdül Ankara Suriye maqrame mouchoir de poche migrama Farsçaya da miqrama a veil embroidered with figures a handkerchief a napkin olarak geçmiştir )

( MAQRAME~MIGRAMA )


- MAHRAMA ile/||/<> MAKRAMA


- MAHREÇ[Ar. < MAḪREC] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇIKAK | BOĞUMLANMA NOKTASI | PAYDA

( çıkak boğumlanma noktası payda )


- MAHREÇ | PAYDA ile/||/<> PAYDA

( Bir üleşkede çizginin altında kalan terim Karşılaştırınız pay matematik Bir kesirde kesir çizgisinin altındaki sayı )

( DENOMINATOR )

( DÉNOMINATEUR | DENOMINATEUR )

( NENNER )

( DENOMINATOR )


- MAHREÇ ile/||/<> ARTICULATION[Fr.] ile/||/<> BOĞUMLAMA

( Çıkarılacak sesin gerekliğine göre ses yolunun herhangi bir yerinde bir daralma ya da kapanma vücude getirilmesi ki bu yere Boğumlama noktası Mahreç Point ou région darticulation denir )

( ARTICULATION )


- MAHREÇ ile/||/<> TRADE OPENING, OUTLET[İng.] ile/||/<> DÉBOUCHÉ[Fr.] ile/||/<> ÇIKAK

( Bir bölgenin bir yerin doğal ürünlerini ya da yapımlarını satım dağıtım yoluyla başka yerlere gönderen bölge ya da ülke )

( TRADE OPENING, OUTLET )

( DÉBOUCHÉ )


- MAHREC-İ MÜŞTEREK ile/||/<> MÊME DÉNOMINATEUR[Fr.] ile/||/<> ORTAK PAYDA

( matematik )

( MÊME DÉNOMINATEUR )


- MAHREK, PEYK MAHREKİ | YÖRÜNGE ile/||/<> YÖRÜNGE

( TV İletişim uydularının dünya çevresini dolanırken izledikleri yol Bir gökcisminin devinmesi boyunca çizdiği yol E kümesi üzerine işleyen G öbeği ile öğesi için altkümesi Bohr Kuramına göre atom çekirdeği çevresinde elektronların yer alabileceği erke düzeyleri ya da erke kabuklarına verilen ad Bir gezegenin bağlı olduğu dizgenin özeği olan yıldız çevresindeki devinimi sırasında izlediği yol tutulum çemberi 1 genel uygulayım Yürüyen bir noktanın izlediği çizdiği yol 2 fizik Bir öğeciğin çekirdeği çevresinde dolanan eksiciklerin çizdikleri vol 3 gökbilim coğrafya Bir gökcisminin devinim sonucunda çizdiği yol Devinen bir nesnenin izlediği yol ya da çizgi yolak )

( ORBIT, SATELLITE ORBIT | ORBIT | ORBIT "OF HEAVENLY BODY" | TRAJECTORY; 2,3- ORBIT | PATH, TRAJECTORY )

( ORBITE (DE SATELLITE) | ORBITE | ORBITE "D'UN ASTRE" | 1- TRAJECTOIRE; 2,3- ORBITE | PARCOURS, TRAJECTOIRE )

( BAHN, SATELLITENBAHN, UMLAUFBAHN | BANH | BAHN | BAHN "EINES GESTIRNS" | WEG, BAHN, FLUGBAHN )


- MAHREK ile/||/<> YOLAK

( 1 Tarla içindeki su yolu Akçaşar Yalvaç Kötürnek Gelendost Senirkent Isparta 2 Azeri yolu Oklubalı Eskişehir yörünge fizik astronomi Az yolag çitte duvarda basılarak açılan geçiş yeri Azeri alanında yolağa olarak da geçer yol a k küçültme eki Yapı bakımından gölek küçük su birikintisi gölcük türevine benzer gölek )

( TRAJECTOIRE )

( YOLAG[Az.] )


- MAHREK[Ar. < MAḤREK] ile/değil/yerine/=/||/<> YÖRÜNGE


- MAHREM[Ar. < MAḤREM] ile/değil/yerine/=/||/<> GİZLİ | SIRDAŞ

( Yakın akrabadan olduğu için nikâh düşmeyen kimse gizli sırdaş )


- MAHREME[Ar. < MAḤREME] ile/değil/yerine/=/||/<> MAHRAMA

( Bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü makrama )


- MAHREM-İ ESRÂR ile/ve/||/<> MAHREM-İ RÂZ

( Kendine sır söylenilen kimse, sırdaş. İLE/VE/||/<> Kendine sır verilmiş kişi. | Allah'ın sırrıan âşinâ olmayan başlayan kişi, velî. )


- MAHREMİYET[Ar. < MAḤREMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> GİZLİLİK


- MAHREMİYET[Ar. < MAHREMİYYET] ile/||/<> KİŞİSEL GİZLİLİK

( kişisel gizlilik )


- MAHRUKAT | YAKIT ile/||/<> YAKIT

( 1 Yandığı zaman ısı veren özdek 2 Nötronların zincir tepkimesi kaynağı olan ışınetkin özdek akaryakıt 1 genel uygulayım Hava oksijen ya da oksijenli gaz karışımıyla ısı açığa çıkararak yanabilen özdek 2 mekanik Bir patlamalı ya da yanmalı motoru beslemek için kullanılan özdek Hava ya da oksijenle yanma sonucu ısı erkesi veren özdek yakacak Isıtmak amacıyla yakılabilen özdek )

( FUEL )

( COMBUSTIBLE )

( BRENNSTOFF )


- MAHRUKAT ile/||/<> COMBUSTIBLE[Fr.] ile/||/<> YAKACAK

( yakıt kimya )

( COMBUSTIBLE )


- MAHRUKAT[Ar. < MAḤRŪḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> YAKACAK


- MAHRUM[Ar. < MAḤRŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> YOKSUN


- MAHRUMİYET[Ar. < MAḤRŪMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> YOKSUNLUK


- MAHRÛMİYET ile/ve/||/<>/> MAĞDURİYET


- MAHRUT | KONİ ile/||/<> KONİ ile/||/<> KONİ[Fr. < CÔNE]

( TV Almacın boyun ile görüntülük bölümü arasında yer alan bölümü 1 Durgan bir noktadan geçerek bir eğri boyunca gezen doğrunun oluşturduğu yüzey Anlamdaş konik yüzey 2 Bir koni yüzeyinin bir düzlemle kesilmesiyle oluşturulan katı oyut 3 Anlamdaş artı koni coğrafya matematik Sabit bir noktadan geçen ve belli bir eğriyi kesen doğruların oluşturduğu yüzey Sabit noktaya koninin tepe noktası ve eğriye de koninin dayanak eğrisi doğrulara da koninin anadoğruları denir )

( CONE )

( CÔNE | CONE )

( KEGEL | KEGEL, KONUS )

( CONUS )


- MAHRUT[Ar. < MAḪRŪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> KONİ


- MAHRÛT ile/||/<> MAHRÛT KÂİM ile/||/<> MAHRÛT MÂİL ile/||/<> MAHRÛT MUDALLA ile/||/<> MAHRÛT NÂKIS

( Koni. İLE/||/<> Dik koni. İLE/||/<> Eğik koni. İLE/||/<> Çokgen koni. İLE/||/<> Kesik koni. )