Bugün[13 Temmuz 2026]
itibarı ile 59.226 başlık/FaRk ile birlikte,
59.226 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(22/238)


- AZOİQUE[Fr. < AZOÏQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> AZOİK

( En eski jeolojik sistem İçinde fosil bulunmayan toprak )


- AZOIQUE[Fr.] ile/||/<> AZOİK[Fr. < AZOÏQUE]

( jeoloji )

( AZOIQUE | AZOÏQUE )


- AZOL/AZOLE[Fr. < AZOLE] ile/||/<> HETEROSİKLİK/HETEROCYCLİQUE[Fr. < HETEROCYCLIQUE]

( Heterosiklik birleşiklerin önemli bir sınıfı )


- AZOLE[Fr. < AZOLE] ile/değil/yerine/=/||/<> AZOL

( Heterosiklik birleşiklerin önemli bir sınıfı )


- AZONAL[İng. < AZONAL] ile/değil/yerine/=/||/<> AZONAL

( Yeryüzünün herhangi bir noktasında enleme bağlı olmaksızın meydana gelen olay )


- AZOT | NİTROJEN ile/||/<> NİTROJEN ile/||/<> AZOT

( Azot Azot kimya Fırın atmosferlerinde çok kullanılan kokusuz dingin bir gazın elementi A A 14 00 A S 7 Atom ağırlığı 14 0067 atom numarası 7 kimyasal simgesi N olan hava hacminin 80 ini canlı organizmanın protein maddelerinin 16 sını oluşturan renksiz ve kokusuz bir gaz nitrojen Atmosferde 80 oranında bulunan kimyasal simgesi N olan renksiz kokusuz ve lezzetsiz çift atomlu soy gaz nitrojen Protein nükleik asit gibi bazı önemli moleküllerin yapısında yer alarak hücrenin yaşamasında önemli rol oynar )

( NITROGEN )

( NITROGÈNE )


- AZOT ile/||/<> AZOT[Fr. < AZOTE]

( kimya Fırın atmosferlerinde çok kullanılan kokusuz dingin bir gazın elementi A A 14 00 A S 7 Atom ağırlığı 14 0067 atom numarası 7 kimyasal simgesi N olan hava hacminin 80 ini canlı organizmanın protein maddelerinin 16 sını oluşturan renksiz ve kokusuz bir gaz nitrojen Atmosferde 80 oranında bulunan kimyasal simgesi N olan renksiz kokusuz ve lezzetsiz çift atomlu soy gaz nitrojen Protein nükleik asit gibi bazı önemli moleküllerin yapısında yer alarak hücrenin yaşamasında önemli rol oynar )

( NITROGEN | AZOTE, NITROGEN )

( AZOTE | AZOTE; NITROGÈNE )

( STICKSTOFF )


- AZOTE[Fr. < AZOTE] ile/değil/yerine/=/||/<> AZOT

( azotölçer Atom numarası atom ağırlığı olan havada beşte dört oranında bulunan rengi kokusu tadı olmayan element nitrojen simgesi N )


- AZOTÎ ile/||/<> AZOTÉ[Fr.] ile/||/<> AZOTLU

( biyoloji )

( AZOTÉ )


- AZOTOMETRE[Fr. < AZOTOMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> AZOTÖLÇER


- AZOTOMETRE ile/||/<> AZOTOMETER[İng.] ile/||/<> AZOTOMÈTRE[Fr.] ile/||/<> AZOTÖLÇER

( kimya Bir kimyasal özdekte bulunan azotun gaz oylumunu düzenlemeye yarayan araç )

( AZOTOMETER )

( AZOTOMÈTRE )


- AZOTURE[Fr. < AZOTURE] ile/değil/yerine/=/||/<> AZOTÜR

( HN formülünde bir tür asit )


- AZRAİL[Ar. < ʿAZRĀʾĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> AZRAİL

( Allah tarafından insanların canını almakla görevlendirilen melek alıcı can alıcı )


- AZUKLUG/AZUQLUG ile/ve/||/<>/> AZUKLUG/AZUQLUG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Azığı olan kişi. İLE/VE/||/<>/> Erzak olarak hazırlanan şey. )


- AZURİT ile/||/<> KRİZOBERİL

( Mavi renkte bakır karbonat minerali. İLE/||/<> Sarı-yeşil renkte ve sert bir mineral. )

( Mohs Sertlik Derecesi: 3.5-4 İLE/||/<> 8.5
Işık Kırma İndisi: 1.73-1.84 İLE/||/<> 1.74-1.75
Rengi: Mavi İLE/||/<> Sarı-yeşil
Molekül yapısı: Cu³(CO³)²(OH)² İLE/||/<> BeAl²O4 )


- AZVAY[Fars. < ÂZVÂY] ile/||/<> SARISABIR

( sarısabır Kürtçede azva suc daloès olarak kullanılır Meninski Farsçadan alındığını bildirmiştir JabaJusti de Farsça olarak değerlendirmiştir 1879 7 Räsänen V 33b kökenini vermemiştir )


- AZVAY[Fars. < ĀZVĀY] ile/değil/yerine/=/||/<> SARISABIR


- AZZE ve/||/<> CELLE

( Duyan/işiten. VE/||/<> Bilen. )


- B LENFOSİT ile/||/<> T LENFOSİT

( B antikor üretici, T sitotoksik/helper. )

( Formül: Antibody İLE cell attack )


- B LENFOSİT ile/||/<> T LENFOSİT ile/||/<> NK

( Üç temel lenfosit türü. )

( Formül: CD4⁺ (helper) İLE CD8⁺ (sitotoksik) )


- B ile/||/<> B

( Ülkelerin kurumların ve yatırım araçlarının orta güvenilirlik aralığını gösteren ve derecelendirme kuruluşu tarafından verilen not Bnin sayıları arttıkça güvenilirlik derecesi yükselir işaret değişiklikleri her bir konum için olumlu ya da olumsuz gelişmelere işaret eder BB BBB B BB vb l Bor 2 5Bromoüridin )


- B[İng.] ile/||/<> B

( Regresyon kat sayısı )

( B )


- B ve/||/<>/> İSİM ve/||/<>/> ALLAH ve/||/<>/> RAHMAN ve/||/<>/> RAHİM

( İle VE/||/<>/> Adı VE/||/<>/> Allah'ın VE/||/<>/> Doğa VE/||/<>/> Tasavvur
[Allah'ın, doğa ve tasavvur adı ile...] )


- B12 ve/||/<>/< HOLOTRANSKOBALAMİN


- B2B ile/ve/||/<>/> B2C

( Toptan/cılık İLE/VE/||/<>/> Perakende/cilik. )

( Business To Business. VS./AND/||/<>/> Business To Customer/Consumer. )


- B3LYP ile/||/<> MP2

( B3LYP hibrit DFT hızlı İLE MP2 korelasyon hassas. )

( Formül: Fonksiyonel İLE pertürbasyon )


- B3LYP ile/||/<> PBE ile/||/<> HSE ile/||/<> M06

( Yaygın exchange-correlation fonksiyoneller. )

( Formül: Exc[ρ] = Ex[ρ] + Ec[ρ] )


- A/AN[Yun.] ile/||/<> ANTİ[Yun.] ile/||/<> Bİ/BİS[Lat.] ile/||/<> DE/DES[Fr.] ile/||/<> DİS[Yun.] ile/||/<> EX[Lat.] ile/||/<> EXO[Lat.] ile/||/<> EPİ[Yun.] ile/||/<> FOS[Yun.] ile/||/<> GEO( >JEO)[Yun.] ile/||/<> HETER/O[Yun.] ile/||/<> HYPO(HİPO)[Yun.] ile/||/<> HYPER(HİPER) ile/||/<> HYDRO(HİDRO)[Yun.] ile/||/<> HOMO[Yun.] ile/||/<> İL/İN ile/||/<> İNTER[Lat.] ile/||/<> İZO[Yun.] ile/||/<> COZMO(KOZMO)[Yun.] ile/||/<> KONTRA[İt.] ile/||/<> KO/KOL/KOM/KON[Lat.] ile/||/<> MAKRO[Yun.] ile/||/<> MİKRO[Yun.] ile/||/<> MONO[Yun.] ile/||/<> NEO[Yun.] ile/||/<> OTO[Yun.] ile/||/<> PAN[Yun.] ile/||/<> PAR/PARA[Yun.] ile/||/<> POLİ[Yun.] ile/||/<> PRE[Fr.] ile/||/<> PRO[Yun.] ile/||/<> RE[Lat.] ile/||/<> SYN/SYM/SEM[Yun.] ile/||/<> SÜR[Lat.] ile/||/<> TELE[Yun.]

( ANTİ-...

- Antiaging/anti-aging: Genç kalma, yaşlanmayı önleme; yaşlanmayı önleyici.

- Antialerjik: Duyarca önleyici/giderici.

- Antidepresan: Çökkünlük giderici.

- Antidiüretik: Sidik/idrar kesici.

- Antidiyabetik: Şeker düşürücü.

- Antidot(e): Panzehir.

- Antiemetik: Kusma önleyici.

- Antienfeksiyöz/antienfektif: Bulaş önleyici/giderici.

- Anti-enflamatuvar: Yangı giderici.

- Antiflojistik: Yangı giderici.

- Antifungal: Mantar giderici/karşıtı.

- Antihelmintik: Solucan kıran/giderici.

- Antihemorajik: Kanama kesici/önleyici.

- Antihipertansif: Kan basıncı düşürücü.

- Antikoagülan: Pıhtı önleyici/çözücü.

- Antikodon: Karşıt şifre.

- Antikonsepsiyonel: Gebelik önleyici.

- Antikonvülzif: Nöbet önleyici.

- Antimalarial: Sıtma ilacı.

- Antimikotik: Mantar ilacı/karşıtı.

- Antineoplastik: Kanser ilacı.

- Antinevraljik: Sinir ağrısı dindirici.

- Antiparaziter: Asalak karşıtı/ilacı.

- Antipiretik: Ateş düşürücü.

- Antiproliferatif: Çoğalım önleyici.

- Antiprüritik: Kaşıntı giderici.

- Antisekretuvar: Salgı önleyici.

- Antisepsi: Arıtım, bulaş giderici.

- Antiseptik: Arıtkan, bulaş gideren.

- Antispazmodik: Kasılım çözücü.

- Antistres: Gerilim giderici/önleyici.

- Antite: Özgün durum.

- Antite morbid: Sayrılıklı özgün durum.

- Antitermik: Isı/sıcaklık düşürücü.

- Antitussif: Öksürük kesici/önleyici.

- Antivertijinöz: Baş dönmesi önleyici. )

( Yok/luk. [ametal | amorf | aritmik] [analjezi | anestezi | anonim]

İLE/||/<>

Karşıt. [antibiyotik | antipatik | antitez]

İLE/||/<>

Çift, tekrar. [binok | bisiklet]

İLE/||/<>

Olumsuzluk.[demode | deforme | deşifre]

İLE/||/<>

Olumsuzluk ve güçlük. [diskalifiye | dismorf | disfonksiyon]

İLE/||/<>

Dışı, dışında, ...-dan başka. [exporte | expresyonizm | expresyon]

İLE/||/<>

Dışarıdan, dıştan bakılınca. [exotermik | exotizm]

İLE/||/<>

Üzerinde. [epiderm | epigrafi]

İLE/||/<>

Işık, parıltı. [fosfat | fosfor]

İLE/||/<>

Yerle ilgili ön ek. [jeofizik | jeoloji/jeolog]

İLE/||/<>

Öteki, öbür, başka. [heterojen | heterozigot]

İLE/||/<>

Aşağı, alt, daha alt. [hipoderm | hipotenüs | hipotez]

İLE/||/<>

Üstünde, aşırı, yukarı, dışında. [hipertansiyon]

İLE/||/<>

Su, suyla ilgili. [hidrosefali | hidrografi | hidrojen]

İLE/||/<>

Eş, benzer. [homojen | homonim | homolog]

İLE/||/<>

-dan yoksun. [illegal] [indirekt | inorganik]

İLE/||/<>

Ara, arası. [internasyonal | interpol]

İLE/||/<>

Eşitlik. [izobar | izotop | izoterm]

İLE/||/<>

Evren. [kozmogami | kozmopolit | kozmoloji]

İLE/||/<>

Karşı, aksi yönde. [kontrast | kontgerilla | kontratak]

İLE/||/<>

Birlik, beraberlik. [koalisyon | koleksiyon | konferans

İLE/||/<>

Büyük, geniş. [makrosefal | makrostopi]

İLE/||/<>

Küçük. [mikrofilm | mikrometre | mikrofon]

İLE/||/<>

Bir, tek. [monarşi | monolog | monopol]

İLE/||/<>

Yeni. [neolitik]

İLE/||/<>

Kendi, kendiliğinden. [otobiyografi | otopsi | otokritik]

İLE/||/<>

Bütün, birlik. [panorama | pankreas]

İLE/||/<>

Boyunca, karşı, üstünde, yanında. [paragraf | paralel]

İLE/||/<>

Çok. [poliandri | poliklinik]

İLE/||/<>

İlk, önceki, birinci. [prefabrik | prematüre]

İLE/||/<>

İleride, önde. [prolog | prova | prototip]

İLE/||/<>

Yeniden, tekrar, geri döndürmek. [reaksiyon | redaktör]

İLE/||/<>

Birlikte. [simetri | senfoni | sempati]

İLE/||/<>

Süper, üstünlük. [sürmenaj]

İLE/||/<>

Uzak, ırak. [teleferik | telefon | telepati] )


- BÂ[Fars.] ile/||/<> BÂ-TEMESSÜK ile/||/<> BÂ-HÜCCET ile/||/<> BÂ-TAPU ile/||/<> BÂC

( ile, -li, -lu eki. İLE/||/<> Temessük ile (tasarruf olunan toprak). İLE/||/<> Hüccet ile (tasarruf olunan toprak). İLE/||/<> Tapu ile (tasarruf olunan toprak). İLE/||/<> Örfî vergi. )


- BAB | BÂB ile/||/<> KAPI ile/||/<> GÜMRÜK KAPISI

( gümrük kapısı Genel olarak yüksek düzeydeki hükümet dairesi Şeyhülislam Kapısı Serasker Kapısı biyoloji Bir ülkenin gümrük yasaları uyarınca mal ve yolcu giriş ve çıkışlarına izin verilmiş yerler a gümrük yolları Kara hava ve denizyolu ile ülkeye girecek ya da ülkeden çıkacak yolcular ile eşyanın giriş ve çıkışlarının yapılması için belirlenen yerler Az gapı gapı kapı kapı Eski çağlardan başlayarak kullanılır kapığ Orta Türkçede kapuğ olarak geçer Eski Kıpçakçada kapu biçimi kullanılır Türkçe kap kapa kökünden geldiği açıktır Gabain AG 70 109 Brockelmann OGM 48 Ligeti MNy 63 431 MongStud 296298 Kononov GrJaTRP 106 3 Muhamedovanın Türkmence gap kökünü yap köküyle birleştirmesi yanlıştır Tİ 1976 156 Kıpçak diyalektlerinde kapka biçimi kullanılır kapka kåpka kapka Macarca kapu biçimi eski bir Türk dilinden kalma alıntıdır Gombocz BTLw 110 Ligeti MNy 30 200208 TörK 7778 256257 TESz 2 367 Doerferin Macarca kapu biçiminin Eski Osmanlıcadan geldiği yolundaki görüşü yanlıştır TMEN 1422 Farsça Tacikçe gibi komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 1422 TLT 427 Türkçe kapı kapu Balkan dillerinde de kullanılır kapìja Srp kàpija Rum căpie BER 2 220 Škaljić Turc 393 Skok EtRj 2 41 Türkçe kapının yerine diyalektlerde eşik sözü geçmiştir eşik Tuvaca xālga kapı Sagayca kālka die Tür in Märchen gibi biçimler Moğolcadan alınmıştır Doerfer TMEN 313 )

( GATE | PORT )

( PORTE )

( CĂPIE / căpie )

( GAPI[Az.]~GAPI[Tkm.]~KAPI[Nog.]~KAPI[Kklp.]~KÅPKA[Bşk.]~KAPKA[Krg.] )


- BÂB-I ÂLİ/HÜMÂYUN ile/ve/||/<> BÂB-I ÂSÂFÎ ile/ve/||/<> BÂB-I MEŞÎHAT ile/ve/||/<> BÂB-I SERASKERÎ ile/ve/||/<> BÂB-I DEFTERÎ

( Sultan kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Sadrazam kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Seyhülislâm kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Genelkurmay başkanlığı kapısı/makamı. İLE/VE/||/<> Maliye kapısı/makamı. )


- BÂB ile/||/<> EBVÂB

( Bölüm, kapı. İLE/||/<> Kapılar. )


- BABA:
EVE, "EKMEK" GETİREN ile/ve/değil/||/<> SEVGİSİNE, EMEK VEREN


- BABA OCAĞI ile/||/<> BABAEVİ ile/||/<> BABA YURDU ile/||/<> BABA BUCAĞI


- BABA SOYLULUK ile/||/<> KENT SOYLULUK

( Soylu olma durumu asillik asilzadelik beyzadelik zadegânlık asalet asaletlilik kerem )


- BABA ile/||/<> BABA

( Saygıdeğer yaşlı adamlara bir topluluğun ya da bir örgütün başında bulunan kimselere kimi tekke ulularına verilen san Baba Oruç Bektaşî Babası Gül Baba Mimarlık Mahya kirişini dikey olarak alttan tutan kalın kare kesitli kerestelerden her biri a çatı babba Özellikle dört ayaklı hayvanlar için kullanılan bir hayvanın ebeveynlerinden erkek olanına verilen ad Ağızlarda bıba bıbe boba buba babey vb biçimlerde de geçer Az baba büyükbaba dede Azeri alanında çokluk biçimi babalar ecdat olarak kullanılır baba Ağızlarda boba olarak da geçer bāba 1 büyükbaba 2 annenin babası Türkmencede ata baba baba ata Tatarcada büyükbaba büyükbabanın ağabeyi yaşlı erkek anlamlarında babay da geçer baba qay eki baba büyükbaba båbå büyükbaba baba büyükbaba Eski Türkçenin Uygur döneminden bu yana geçer baba baba saygı duyulan yaşlı erkek OT baba baba baba baba Diyalektlerde büyükbaba annenin babası anlamlarını da kazanmıştır Bu anlamların Uygurcadaki saygı duyulan yaşlı erkek anlamından geliştiği anlaşılıyor Çocuk dilinden geçmiş olduğu görüşü yaygındır Samoyloviç TE 825 ve Sevortyan akrabalık adları içerisindeki farklı karşılıkları üzerinde de durmuşlardır Çeşitli dillerdeki papa baba İtal papà çocuk dilinde baba Arn baba baba Svahili dili baba baba Krt bav baba karşılıkları dikkat çekicidir )

( KING-POST | SIRE )

( POINÇON )

( HÄNGESÄULE )

( PAPÀ )


- BABA ve/||/<> OĞUL ve/||/<> KUTSAL RUH

( Yasama. VE/||/<> Yürütme. VE/||/<> Yargı. )


- BABAAN[Tr. < BABA + Fars. -ĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BABAYAN

( Hacı Bektaş Veli nin hiç evlenmediğine dervişlerin onun manevi ya da yol evladı olduğuna inanan ve bu sebeple ömür boyu bekâr yaşayan Bektaşilik kolu Babalar Babagân )


- BABAANE[Tr. < BABA + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> BABAYANİ

( Gösterişi ve özentisi olmayan Olgun babacan hoşgörülü olan kimse )


- BABACAN[Tr. < BABA + Fars. CĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BABACAN

( Olgun hoşgörülü iyi kalpli güvenilir erkek babayani )


- BABACILIK/PATERNALİZM[Fr. < PATERNALISME] ile/||/<> BABACI/PATERNALİST[Fr. < PATERNALISTE]


- BABADALYA ile/ve/||/<> BABAFİNGO[İt. < PAPAFICO]

( Güverteye alınan yüklerin denize gitmemesi için iki küpeşte boyunca belirli aralıklarla güverteye dikey olarak tespit edilmiş direkler. İLE/VE/||/<> Yelkenli gemilerde üç bölümden oluşan direklerin ve gabyanın üstünde bulunan en yüksek bölüm, en üstteki parçası. )


- BABAFİNGO/PAPAFİGO[İt. < PAPAFIGO] ile/||/<> GRANDİ/GRANDE[İt. < GRANDE] ile/||/<> MİZANA/MEZANA[İt. < MEZANA]

( abaşo babafingo Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanın üstünde bulunan en yüksek bölüm erkeklik organı )


- BABAGA, BABBAGA[Ar. < BABAĠĀ, BABBAĠĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> PAPAĞAN

( papağan anahtarı papağanyemi Papağangillerden tırmanıcı eğri gagalı pek çok türü bulunan insan sesini taklit edebilen kuşların genel adı dudu Duyduklarını düşünmeden olduğu gibi tekrarlayan kimse )


- BABAGÂN[Tr. < BABA + Fars. -GĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BABAYAN


- BABALAR GİBİ ile/ve/||/<> ASLANLAR GİBİ


- BABALAR:
KAHRAMAN ve/||/<> İLK ÂŞIK OLUNAN


- BABALİ[Ar. < BĀB + ʿĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BABIALİ

( Osmanlı Devleti nde İstanbul da sadaret Başbakanlık dâhiliye ve hariciye nezaretleri İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları ile Şûrayıdevlet Danıştay dairelerinin bulunduğu yapı İstanbul da bu çevredeki basın Osmanlı hükûmeti )


- BABALIK ile/değil/yerine/=/||/<> ÜVEY BABA | KAYNATA

( babalık davası biyolojik babalık kayınbabalık sütbabalık Baba olma durumu üvey baba kaynata Yaşlı ya da küçümsenen adamlara söylenen bir seslenme sözü Babaca davranış )


- BABAYAN ile/||/<> BABALAR


- BABBLING[İng.] ile/||/<> AGULAMA

( Konuşma gelişiminde bebeğin anlamsız birtakım sesler çıkarması )

( BABBLING )


- BABETTE[Fr. < BABETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> BABET

( Topuğu ile ayak ucu aynı düzlemde olup topuk yükseltisi bulunmayan kadın ayakkabısı )


- BAB-I FETVA, BAB-I MEŞİHAT | ŞEYHÜLİSLAM KAPISI ile/||/<> ŞEYHÜLİSLAMLARIN GÖREV YAPTIKLARI DAİRE

( Şeyhülislamların görev yaptıkları daire )


- BAB-I SERASKERÎ | SERASKER KAPISI ile/||/<> SERASKERLERİN RESMÎ GÖREVYERİ

( Seraskerlerin resmî görevyeri )


- BABİ[Ar. < BĀBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BABİ

( Babilik yanlısı )


- BABİ/BABİ[Ar. < BĀBĪ] ile/||/<> BAHAİ/BAHAİ[Ar. < BAHĀĮ]

( Babilik yanlısı )


- BABİLHANE[Fars. < BĀBİL + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> GENELEV


- ... BÂBINDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... BAĞLAMINDA


- BABOUİN[Fr. < BABOUIN] ile/değil/yerine/=/||/<> BABUN

( Yerde yaşayan köpeksi iri yarı etçil bir maymun türü )


- BABÜSSAADE AĞASI ile/||/<> WHITE EUNUCH[İng.] ile/||/<> EUNUQUE BLANC[Fr.] ile/||/<> WEISSER EUNUCH[Alm.] ile/||/<> AK AĞA

( Zenci olmayan ve yaratılıştan erkeklikten yoksun bulunan haremağası )

( WHITE EUNUCH )

( EUNUQUE BLANC )

( WEISSER EUNUCH )


- BAC | BAÇ ile/||/<> CİZYE ile/||/<> HARAÇ ile/||/<> HARÇ | BÜYÜK BAÇ

( Gümrük vergisi; alışveriş vergisi, bk. büyük baç. @@ Zorla alınan para ya da haraç. @@ < Far bāc 'tribute; toll levied by the road-patrol'. )

( TRIBUTE | FEE, CHARGE~POLL TAX~TRIBUTE~FEE, CHARGE | CHARGE, FEE | BLEND )

( FRAIS~CAPITATION~TRIBUT~FRAIS | MORTIER )

( VECTIGAL~...~TRIBUTUM~... )

( UNKOSTEN~KOPFSTEUER~TRIBUT~UNKOSTEN | MISCHUNG )

( TRIBUTO~TESTATICO~TRIBUTO~TASSA )

( ΦΌΡΟΣ / φόρος~ΚΕΦΑΛΙΚΌΣ ΦΌΡΟΣ / κεφαλικός φόρος~ΦΌΡΟΣ ΥΠΟΤΕΛΕΊΑΣ / φόρος υποτελείας~ΤΈΛΟΣ / τέλος )

( BĀC )


- BAÇ/BAC[Fars. < BĀC] ile/||/<> HARAÇ/HARAC[Ar. < ḪARĀC] ile/||/<> REFTİYE/REFTİYYE[Fars. < REFT + Ar. -İYYE]

( Osmanlı Devleti nde gümrük vergisi haraç İskelelere gelen derbent köprü vb yerlerden geçen taşıtların ödedikleri geçiş vergisi Yayaların bir dönem Galata Köprüsü nden geçmek için ödedikleri ücret )


- BAC[Fars. < BĀC] ile/değil/yerine/=/||/<> BAÇ

( Osmanlı Devleti nde gümrük vergisi haraç İskelelere gelen derbent köprü vb yerlerden geçen taşıtların ödedikleri geçiş vergisi Yayaların bir dönem Galata Köprüsü nden geçmek için ödedikleri ücret )


- BAC ile/||/<> BAÇ ile/||/<> BÜYÜK BAÇ

( Gümrük vergisi alışveriş vergisi büyük baç Zorla alınan para ya da haraç bāc tribute toll levied by the roadpatrol )

( TRIBUTE | FEE, CHARGE )

( FRAIS )

( UNKOSTEN )

( VECTIGAL )

( TRIBUTO )

( ΦΌΡΟΣ / φόρος )

( BĀC )


- BACA/BACE[Fars. < BĀCE] ile/||/<> RÖGAR/REGARD[Fr. < REGARD]

( bacabaşı baca deliği baca dolgusu baca fırıldağı baca kaşı baca kulağı baca külahı baca kürsüsü baca şapkası baca tomruğu baca tomurcuğu kör baca arnavutbacası ışık bacası peribacası Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol Su yolu lağım maden ocağı vb yer altı yapılarının hava deliği çatı penceresi )


- BACA KAŞI | BACABAŞI ile/||/<> BACA KÜRSÜSÜ | BACA TOMRUĞU | BACA TOMURCUĞU


- BACA KAŞI ile/||/<> ...

( Mimarlık Anadolu evlerindeki ocakların duvarındaki öne doğru çıkıntılı bölümünün üstündeki düzlük Buraya ev kadını eli altında bulunmasını istediği lamba tuzluk v b eşyaları koyar )


- BACA TOMURCUĞU ile/||/<> TEPE TOMURCUĞU

( Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap çiçek ya da yaprak verecek olan filiz domur Çiçek açacak gonca tomruk )


- BACA ile/||/<> BACA[Fars. < BÂCE]

( I Lamba şişesi Beyköy Yukarıdinek Şarkikaraağaç Senirkent Isparta II 1 Evi aydınlatmak için damda açılan delik Kırçiçeği Susuz Kars 2 Samanlığa saman koymak için açılan kapaklı delik Esnemez İnönü Eskişehir III Dam ev çatısı Eşmeyazı Kars Fırın ya da ocakta yanan gazların ve dumanın dışarı çıktığı yer Yerel olarak baca yanında paca pece peçe biçimleri de geçer Ağızlarda pencere tavan penceresi ve hava deliği olarak da kullanılır Az baca baca bāca a large window bādcah a window bād rüzgâr yel hava cah cāh yer Bulgarca badža ve Sırpça bàdža biçimleri Türkçeden alınmıştır )

( FLUE )

( CARNEAU )

( FEUERZUG )

( BĀCA )


- BAÇAK/BAÇAQ ile/||/<> ORUÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Hıristiyan orucu. İLE ... )


- BACAKLARI AYIRMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> TOPUKLARI BİRLEŞTİRMEK


- BACAKLI YAZI ile/||/<> GÖTTEN BACAKLI ile/||/<> KIÇTAN BACAKLI ile/||/<> EKLEM BACAKLILAR ile/||/<> EŞ BACAKLILAR ile/||/<> KAFADAN BACAKLILAR ile/||/<> KARINDAN BACAKLILAR ile/||/<> KÖK BACAKLILAR ile/||/<> UZUN BACAKLILAR

( Bacağı olan Bacakları uzun olan uzun boylu Felemenklerin kullandığı altın )


- BACANAK ile/||/<> ...

( bir erkeğe göre karısının kız kardeşinin kocası Ağızlarda bacınak olarak da kullanılır Az bacanag baca bacanak Blk baca Krç baca baja baja baja Tel paca baca puśana baca nak küçültme eki Türk diyalektlerinde kullanılan baca bacanak ile bacı kız kardeş arasında anlam bakımından büyük bir yakınlık ve ses yönünden de derin bir benzerlik göze çarpıyor Pokrovskaya baca ile bacı biçimlerini birleştirmek istemişse de Sevortyan bu birleştirmeyi olası görmemiştir bacı Bulgarca badžanak Sırpça badžanak biçimleri Türkçeden geçmiştir )


- BACCALAUREAT[Fr. < BACCALAURÉAT] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKALORYA

( Üniversitelere girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı )


- BACCARA[Fr. < BACCARA] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKARA

( İskambil kâğıdı ile oynanan bir kumar )


- BACDAR ile/||/<> BAÇÇI

( Yol güvenliğini sağlaması karşılığı olarak belli yerlerde belli tarifeye göre para alan görevlinin sanı )


- BACE[Fars. < BĀCE] ile/değil/yerine/=/||/<> BACA

( bacabaşı baca deliği baca dolgusu baca fırıldağı baca kaşı baca kulağı baca külahı baca kürsüsü baca şapkası baca tomruğu baca tomurcuğu kör baca arnavutbacası ışık bacası peribacası Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol Su yolu lağım maden ocağı vb yer altı yapılarının hava deliği çatı penceresi )


- BACI ile/||/<> ...

( büyük kız kardeş kız kardeş bir evde uzun süre çalışmış yaşlı kadınlara verilen san Karadeniz ağızlarında paçı paçi kız çocuğu olarak kullanılır Az bacı büyük kız kardeş bacı kız kardeş Eski kaynaklarda geçmediği göze çarpıyor Kökenini bilmiyoruz Çağdaş diyalektlerde baca bacanak olarak kullanılır Türkçe bacanak biçimi de bacadan gelir bacanak Türk diyalektlerinde kullanılan baca bacanak biçimiyle bacı arasındaki yakınlık anlam bakımından olduğu gibi ses açısından da göze çarpıcıdır Farsçaya bācī olarak geçmiştir Doerfer TMEN 682 Tacikçe påččå Özbekçeden alınmıştır Doerfer TLT 227 )


- BACI ile/değil/yerine/=/||/<> KIZ KARDEŞ | ABLA | ANA BACI

( Arap bacı ana bacı kız kardeş Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen ünvan abla ana bacı Kadınlara söylenen bir seslenme sözü )


- BACİLL- ile/||/<> BACTER-

( Çomak. İLE/||/<> Çomak, çomak biçiminde. )


- BACİLLE[Fr. < BACILLE] ile/değil/yerine/=/||/<> BASİL

( Koch basili Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü )


- BACK TO BACK[İng.] ile/||/<> DOS À DOS[Fr.] ile/||/<> RÜCKEN AN RÜCKEN[Alm.] ile/||/<> SIRT SIRTA

( Alıştırmalarda eşlerin birbirlerine sırtlarını dönmesi )

( BACK TO BACK )

( DOS À DOS )

( RÜCKEN AN RÜCKEN )


- BACKGROUND MUSIC[İng.] ile/||/<> MUSİQUE DE FOND[Fr.] ile/||/<> HINTERGRUNDMUSIK[Alm.] ile/||/<> ARKA MÜZİĞİ

( Bir oyunda hareket ve sözlerin yanısıra etkiyi artırmak için yer alan hafife çalınan müzik )

( BACKGROUND MUSIC )

( MUSIQUE DE FOND )

( HINTERGRUNDMUSIK )


- BACKGROUND NOISE, GROUND NOISE, HUM, HUMMING NOISE, NOISE RIPPLE, BUZZ[İng.] ile/||/<> BRUİT DE FOND (DE SOUFFLE), "HUM"[Fr.] ile/||/<> GRUNDGERÄUSCH, GRUNDRAUSCHEN, RAUSCHTON, BRUMM(TON), EINGENRAUSCHEN[Alm.] ile/||/<> UĞULTU

( Sinema 1 Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü Sinema TV 2 Okumada yükselteçten ileri gelen gürültü 3 Elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü TV 4 Televizyonda elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi )

( BACKGROUND NOISE, GROUND NOISE, HUM, HUMMING NOISE, NOISE RIPPLE, BUZZ )

( BRUIT DE FOND (DE SOUFFLE), "HUM" )

( GRUNDGERÄUSCH, GRUNDRAUSCHEN, RAUSCHTON, BRUMM(TON), EINGENRAUSCHEN )


- BACKGROUND[İng. < BACKGROUND] ile/değil/yerine/=/||/<> BACKGROUND

( art alan arka plan art yetişim )


- BACKHEEL[İng.] ile/||/<> FERSENSTOSS[Alm.] ile/||/<> TOPUK VURUŞU

( Ayağın toparlakça olan alt bölümü ile yapılan vuruş )

( BACKHEEL )

( FERSENSTOSS )


- BACKSPACE[İng.] ile/||/<> GERİLETMEK

( BACKSPACE )


- BAÇLI ile/||/<> BAÇ ÖDEMEKLE YÜKÜMÜ OLAN KİŞİ

( Baç ödemekle yükümü olan kişi )


- BACTÉRIACÉES[Fr.] ile/||/<> BAKTERİGİLLER

( botanik )

( BACTÉRIACÉES )


- BACTERİDİE[Fr. < BACTÉRIDIE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKTERİDİ

( Şarbon hücresi gibi hareketsiz bakteri )


- BACTERİE[Fr. < BACTÉRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKTERİ

( bakterikıran bakteri plağı Toprakta suda canlılarda bulunan çürüme mayalanma ya da hastalıklara yol açan küresel silindirimsi kıvrık biçimli olan bölünerek çoğalan klorofilsiz tek hücreli canlı )


- BACTERİEL[Fr. < BACTÉRIEL] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKTERİYEL

( Bakterilerle ilgili )


- BACTERIOLOGIC[İng.] ile/||/<> BAKTERİYOLOJİK[Fr. < BACTÉRIOLOGIQUE]

( Bakteriyolojiyle ilgili bakteriyolojiye ait bakteriyolojikıl )

( BACTERIOLOGIC )

( BACTÉRIOLOGIQUE )


- BACTERİOLOGİE[Fr. < BACTÉRIOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKTERİYOLOJİ

( Bakterilerin ve genellikle mikropların biçimlerini niteliklerini inceleyen bilim )


- BACTERİOLOGİQUE[Fr. < BACTÉRIOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKTERİYOLOJİK

( Bakteri bilimi ile ilgili )


- BACTERIOLOGIST[İng.] ile/||/<> BAKTERİYOLOG[Fr. < BACTÉRIOLOGUE] | BAKTERIYOLOJI UZMANI

( Bakteriyoloji uzmanı )

( BACTERIOLOGIST )

( BACTÉRIOLOGUE )


- BACTERİOLOGUE[Fr. < BACTÉRIOLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKTERİYOLOG

( Bakteriyoloji alanında çalışan kimse )


- BACTERİOPHAGE ile/||/<> PLASMİD

( Bacteriophage bakteri enfekte eden virusken İLE plasmid bakteride bağımsız DNA parçasıdır )

( Formül: Lytic/lysogenic )


- BACTERİOSCOPİE[Fr. < BACTÉRIOSCOPIE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKTERİYOSKOPİ

( Bakterilerin mikroskopla incelenmesi işlemi )


- BAD[Fars. < BĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> RÜZGÂR (BADISABA)


- BADAL ART:
UÇ ile/||/<> BARSGAN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Uç ile Barsgân arasındaki bir dag geçidi. )


- BADAM[Fars. < BĀDĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> BADEM

( badem ağacı badem bahçesi badem bıyık badem ezmesi badem gözlü badem içi badem kürk badem parmak badem şekeri badem tırnak badem yağı acı badem bal badem katmerli badem tatlı badem Amerikan bademi diş bademi Hint bademi sakız bademi taş bademi badem ağacı Bu ağacın yaş ya da kuru yenilen yemişi )


- BADAS ile/||/<> ...

( harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak çöp ve samanla karışık tahıl taneleri harman döküntüsü Yerel olarak badaz biçimi de kullanılır badwāz flying ile birleştirilemez Kökenini bilmiyoruz )


- BADE[Fars. < BÂDE] ile/||/<> ... | BADELİ ÂŞIK

( Halk öykülerinde Hızırın kahramanlara ve kimi saz ozanlarına düşte sunduğu içki badeli âşık )


- BADE ile/||/<> BADEMÂ

( Sonra. İLE/||/<> Bundan böyle. )


- BADE[Fars. < BĀDE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARAP


- BADEHU[Ar. < BAʿDEHU] ile/değil/yerine/=/||/<> BADEHU

( Ondan sonra )


- BADELİ ÂŞIK ile/||/<> ...

( 1 Düşünde Hızırın içirdiği bade ile dili çözülen yani şiir söylemeye âşıklığa başlayan kişi 2 Halk öykülerinde Hızır ya da pirlerce uykuda sevgililerinin resmi gösterilip bade içirilen böylece hem o sevgiliye âşık olup hem de koşuk söylemeye başlayan öykü kahramanı âşık )


- BADELMİLAT[Ar. < BAʿD + MĪLĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> MİLATTAN SONRA


- BADEM BIYIK ile/||/<> ...

( Ucu kesilmiş kısa bıyık Senirkent Aşağıdirek Şarkikaraağaç Isparta )


- BADEM BIYIK ile/||/<> BEŞBIYIK ile/||/<> KAYTAN BIYIK ile/||/<> PALA BIYIK ile/||/<> PİS BIYIK ile/||/<> POS BIYIK ile/||/<> YASTIK BIYIK ile/||/<> ASMA BIYIĞI ile/||/<> TAVŞANBIYIĞI

( Üst dudak üzerinde çıkan kıllar Balıklarda deri uzantısı Asma vb bitkilerde sarılıp tutunmaya yarayan sürgün )


- BADEM ile/||/<> BADEM[Fars. < BÂDÂM]

( El örgüsü fanilalara yapılan ve bademi andıran motif Yenikent Aksaray Niğde Gülgiller Rosaceae familyasından 48 m yükseklikte pembe ya da beyaz çiçekli meyveleri tazeyken çağla olarak olgunken kuruyemiş olarak yenen tohumlarından yağ elde edilen dikensiz ağaçlar Çağla payam badem Kıbrıs ağzında padem biçimi kullanılır Yerel ağızlarda payam olarak da geçer Az badam bādam badam badam badam badam Sart badam badam Eski Kıpçakçada bayam olarak geçer bādam an almond Kıpçakçada dlerin yye çevrildiğini biliyoruz Yabancı dillerden kalma alıntılarda bile d y değişmesine tanık oluyoruz O açıdan Farsça bādamdaki dnin Kıpçakçada yye çevrilmesi normaldir Pritsak PhTF l 78 Doerfer TMEN 838 Kıpçakçada olduğu gibi Oğuzcada da dnin yye çevrildiğini biliyoruz Buna göre Anadolu ağızlarında gördüğümüz payam biçimi de d y gelişmesi sonunda ortaya çıkmış normal bir biçimdir Bu biçimin Türkçede eski bir geçmişe çıktığı anlaşılıyor Buna karşılık badem biçiminin d y olayının sona ermesinden sonra alındığı açıklık kazanıyor Başka bir deyişle payam yanında badem daha yeni bir alıntıdır O açıdan badem ve payam biçimleri açık bir doublet örneği olarak değerlendirilebilir Eren TD 1995 2 731736 Türkçeden Bulgarca badèm Sırpça bádem gibi dillere de geçmiştir BER l 25 Skok EtRj l 87 çaġāla unripe fruit Türkçe çağla biçiminde a düşmüştür çağala çağla Rumca σύγαλα biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır )

( ALMOND TREE )

( AMANDIER )

( ECHTE MANDEL )

( AMYGDALUS COMMUNIS )

( BĀDAM~ÇAĠĀLA )


- BADEM ile/ve/||/<>/< ÇAĞLA


- BADEMA[Ar. < BAʿDEMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> BUNDAN BÖYLE


- BADEMLİK ile/||/<> BADEM BAHÇESİ


- BADERNA[İt. < BADERNA] ile/||/<> ...

( halatın aşınabilecek yerine sarılan bez halat sargısı İtal baderna sennit Akdeniz dillerinde yaygın olarak geçer )

( BADERNA )


- BADERNA[İt. < BADERNA] ile/değil/yerine/=/||/<> BADERNA

( Halatın aşınabilecek yerine sarılan bez )


- BADERNA/BADERNA[İt. < BADERNA] ile/||/<> FAÇUNA/FACCİNA[İt. < FACCINA]

( Halatın aşınabilecek yerine sarılan bez )


- BADHARABBASRA[Ar. < BAʿD +ḪARĀB + BAṢRA] ile/değil/yerine/=/||/<> BADEHARABİLBASRA

( İş işten geçtikten sonra anlamında kullanılan söz )


- BADHEVA[Fars. < BĀD + Ar. HEVĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> BEDAVA

( bedavadan ucuz parasız Emek vermeden zahmet çekmeden kazanılan Çok ucuz Herhangi bir bedel ödemeden parasız olarak bilabedel bedavadan bedavasına bedavaya beleş beleşe beleşten cabadan meccanen )


- BADİ | SONSAL ile/||/<> SONSAL

( Deneye baş vurularak elde edilen dış dünyadaki yaşantılardan kazanılan bilgi Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan bilgi sonsal )

( A POSTERIORI )

( A POSTERIORI )


- BÂDI ile/||/<> BADIÇLIK/BADIÇLIQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir iple bağlanan ya da tutturulan herhangi bir şey. İLE BADIÇLIK/BADIÇLIQ YIGAÇ: Üzüm asmalarına çardak yapmak için kullanılan tahta ve agacı. )


- BADİ ile/ve/||/<>/> BADİK

( Ördek. İLE/VE/||/<>/< Ördek. | Palaz. | Kısa boylu. )


- BADIÇ ile/||/<> ...

( fasulye bakla gibi yeşil sebzelerin içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuğu patič seedvessel husk pod yer badinǰ green bean )

( PATIČ )


- BADIÇ ile/||/<> BAKLAMSI MEYVE


- BADİGEONNE[Fr. < BADIGEONNE] ile/değil/yerine/=/||/<> BADANA

( plastik badana Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç ya da boya )


- BADIGEONNE[Fr.] ile/||/<> BADANA[Fr.]

( Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç ya da boya Beyaz badana üstünde bitmeyen tükenmeyen siyah gölge oyunu Halide Edip Adıvar Sinekli Bakkal 163 Çimento torbaları boya kutuları badana fırçaları ve kazma kürekle beraber Refik Halid Karay Sürgün 48 Kerami nin Ankara da kiraladığı evin badanası biter bitmez kocasının yanına gideceği için fazla bulaşmak istemiyordu bu tür işlere Ayşe Kulin Gece Sesleri 62 )


- BADİK[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖRDEK | PALAZ

( ördek palaz Kısa boylu )


- BADİNCAN | PATLICAN[Ar. < BÂDİNCÂN] ile/||/<> PATLICANGİLLER

( (botanik) @@ Patlıcangiller (Solanaceae) familyasından, çiçekleri tekli, uzun, yuvarlaksı, mor ya da siyahımsı bakka tipi meyveleri olan ve kültürü yapılan, tek yıllık, otsu bitki. )

( EGG PLANT~NIGHTSHADES )

( AUBERGINE | SOLANACÉES~SOLANACÉES )

( SOLANUM MELONGENA | SOLANACEAE~SOLANACEAE )

( EIERPFLANZE~NACHTSCHATTENGEWÄCHSE )

( MELANZANA~SOLANACEE )

( ΜΕΛΙΤΖΆΝΑ / μελιτζάνα~ΣΟΛΑΝΏΔΗ / σολανώδη )


- BADİNCAN | PATLICAN ile/||/<> PATLICAN[Ar. < BÂDİNCÂN]

( botanik Patlıcangiller Solanaceae familyasından çiçekleri tekli uzun yuvarlaksı mor ya da siyahımsı bakka tipi meyveleri olan ve kültürü yapılan tek yıllık otsu bitki )

( EGG PLANT )

( AUBERGINE | SOLANACÉES )

( EIERPFLANZE )

( SOLANUM MELONGENA | SOLANACEAE )

( MELANZANA )

( ΜΕΛΙΤΖΆΝΑ / μελιτζάνα )


- BADİNCAN[Ar. < BĀDİNCĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> PATLICAN

( patlıcan böreği patlıcan ezmesi patlıcan inciri patlıcan kebabı patlıcan kızartması patlıcan oturtması patlıcan salatası top patlıcan bostan patlıcanı denizpatlıcanı kemer patlıcanı Patlıcangillerden kalın saplı uzunca yapraklı otsu bitki Solanum melongena Bu bitkinin sebze olarak kullanılan mor renkli uzunca ya da toparlak ürünü )


- BADİNCANİ[Ar. < BĀDİNCĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> PATLICANİ

( Patlıcan rengi Bu renkte olan )


- BADİNCANİYE | PATLICANGİLLER ile/||/<> PATLICANGİLLER

( botanik Yaprakları almaşlı dizilişte çiçekleri er dişi ışınsal simetrili çanak ve taç yaprakları 5 parçalı ve parçaları birleşik ovaryum üst durumlu kapsül ya da bakka tipi meyveleri olan ülkemizde 9 cins ve 25 türle temsil edilen bir iki ya da çok yıllık otsu çalı ya da ağaçsı bitkiler )

( SOLANACÉES )

( SOLANACEAE )


- BADİRE[Ar. < BĀDİRE] ile/değil/yerine/=/||/<> BADİRE

( Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum )


- BÂDİYE | KUM ÇÖLÜ ile/||/<> KUM ÇÖLÜ

( Kurak bölgelerde kumların toplandığı geniş alanlar Çöl yerbetiminde bitkisel örtüden tümüyle yoksun çıplak çok kez kumullarla örtülü geniş alanlara verilen ad )

( SANDY DESERT )

( DÉSERT DE SABLE )

( SANDWÜSTE )


- BADİYE[Ar. < BĀDİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇÖL


- BADMİNTON[İng. < BADMINTON] ile/değil/yerine/=/||/<> BADMİNTON

( tüytop )


- BADSABA[Fars. < BĀD + Ar. ṢABĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> BADISABA

( Serin ve tatlı esen bahar rüzgârı )


- BADYA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> BADYA

( Ağzı geniş yayvan büyükçe su kabı )


- BAFTE[Fars. < BĀFTE] ile/değil/yerine/=/||/<> PAFTA

( Bir bölgenin kadastro durumunu gösteren değişik malzemeler üzerine yapılmış parselleme çizgilerinin bütünü yivaçar Süs için at takımlarına ya da başka yerlere takılan metal pul ya da çakılan iri başlı çivi Büyük benek leke )


- BAĞ/BAG[Fars. < BĀĠ] ile/||/<> BOSTAN/BUSTAN[Fars. < BŪSTĀN] ile/||/<> EVLEK/EVLEK[Yun. < ] ile/||/<> MEZRA/MEZRA[Ar. < MEZRAʿ]

( bağ bahçe bağ bıçağı bağboğan bağ bozumu bağ böceği bağ çubuğu bağkesen Karabağlar Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası çubukluk Meyve bahçesi )


- BAĞ değil/yerine ÜZÜM
ile/ve/||/<>/>
BAĞCI değil/yerine ÜZÜM

( "Üzümünü ye, bağını sorma!" İLE/VE/||/<>/> Konu/durum/çözüm, bağcıyı dövmek değil üzümü yemek. )


- BAĞ DOKU YANGISI | FLEGMON ile/||/<> FLEGMON[Fr. < PHLEGMON]

( Dokuların intersitisyumlarının sınırsız ya da yaygın irinli yangısı nefha Fazla miktarda hiyaluronidaz ve fibrolizin üreten bazı streptokok türü bakterilerce oluşturulur ve çabuk yayılma eğilimindedir )

( PHLEGMON )

( PHLEGMON )


- BAĞ TEŞKİLİ | İLTİHAK | BAĞLANMA ile/||/<> BAĞLANMA

( Hastanın kendisini sağaltmaya çalışan ruh hekimine karşı aşırı duygusal bağımlılık geliştirmesi Atom ya da atom kümelerinin bağımsız moleküller oluşturmak üzere birbirileriyle bağ yapmaları Bir kümenin bir topluluğun üyesi olma ya da davranış düzgülerini benimseme ayrılma Öğecikler arasında nicem yasalarına göre devinen eksiciklerin durularına dayalı kimyasal kuvvetler oluşması Virüs çoğalma döngüsünün ilk adımı virüsün hedef hücreye tutunduğu aşama )

( ANACLISIS | BONDING | AFFILIATION | LINKAGE | ATTACHMENT | RAPPORT )

( LIAISLON | COALESCENCE )

( BINDUNG | SCHMELZUNG )

( COMBINER (SE )

( ATTACCAMENTO )

( ΠΡΟΣΚΌΛΛΗΣΗ / προσκόλληση )


- BAĞ TEŞKİLİ | İLTİHAK | BAĞLANMA ile/||/<> KAYNAŞMA

( Hastanın, kendisini sağaltmaya çalışan ruh hekimine karşı aşırı duygusal bağımlılık geliştirmesi. @@ Atom ya da atom kümelerinin, bağımsız moleküller oluşturmak üzere birbirileriyle bağ yapmaları. @@ Bir kümenin, bir topluluğun üyesi olma ya da davranış düzgülerini benimseme, bk. ayrılma. @@ Öğecikler arasında nicem yasalarına göre devinen eksiciklerin, durularına dayalı kimyasal kuvvetler oluşması. @@ @@ Virüs çoğalma döngüsünün ilk adımı, virüsün hedef hücreye tutunduğu aşama. )

( ANACLISIS | BONDING | AFFILIATION | LINKAGE | ATTACHMENT | RAPPORT~RAPPORT | COALESCENCE | FUSION | CONTRACTION )

( LIAISLON | COALESCENCE~COALESCENCE | FUSION | CONTRACTION )

( COMBINER (SE~COMBINER (SE) )

( BINDUNG | SCHMELZUNG~SCHMELZUNG | KONTRAKTION, ZUSAMMENZIEHUNG )

( ATTACCAMENTO~FUSIONE )

( ΠΡΟΣΚΌΛΛΗΣΗ / προσκόλληση~ΣΥΓΧΏΝΕΥΣΗ / συγχώνευση )


- BAĞ ile/||/<> ...

( üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu yer bahçe Az bağ bağ ağaç bahçe bav bahçe bağ bahçe bak bahçe ağaç boğ bahçe bāġ garden vineyard Anadolu Türkçesinde bahçe bahçıvan bağman gibi birtakım türevleri de yaygın olarak kullanılır )

( BĀĠ )

( BAĞ[Az.]~BAĞ[Tkm.]~BAV[Nog.]~BAĞ[Kklp.]~BAK[Krg.]~BOĞ[Özb.] )


- BAĞ ile/||/<> ...

( bir şeyi başka bir şeye ya da birçok şeyi birbirine tutturmak için kullanılan ip sicim tel gibi düğümlenebilir nesne sargı bağlam deste demet ilgi ilişki Az bağ bāğ bau bau bau Miş baw bau baw bō Sart bağ båğ Koy Kaça pağ Alt Tel pū bıa ip sicim Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede bağ bağ düğüm ip odun bağlamı olarak geçer Eski Kıpçakçada da bağ biçimi kullanılır ba bağlamak ğ eki Bu eke ilişkin bilgi edinmek için Gabain AG 109 Brockelmann OGM 48 Kononov GrJaTRP 106 Türkçeden Moğolcaya da geçmiştir )

( BAĞ[Az.]~BĀĞ[Tkm.]~BAU[Nog.]~BAU[Tatk.]~BAU[Bşk.]~BAU[Kklp.]~BAW[Kzk.]~BŌ[Krg.]~BÅĞ[Özb.]~PŪ[Alt.]~PŪ[Tel.]~BIA[Yak.] )


- BAG[Fars. < BĀĠ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞ

( bağ bahçe bağ bıçağı bağboğan bağ bozumu bağ böceği bağ çubuğu bağkesen Karabağlar Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası çubukluk Meyve bahçesi )


- BAĞ ve/||/<>/> BAL


- BAĞ ile/ve/||/<>/> BÜTÜNLÜK


- BAĞ ile/ve/||/<> HEVENK[Fars.]

( ... İLE/VE/||/<> Bir ipe geçirilmiş ya da birbirine bağlanmış yaş yemiş ya da sebze bağı. )


- BAĞ ile/değil/yerine/=/||/<> SARGI BEZİ | DEMET | İLİŞKİ

( bağ doku bağ fiil organik bağ ağız bağı ayak bağı bel bağı boyun bağı diz bağı domuzbağı düzen bağı etek bağı göbek bağı gönül bağı göz bağı illiyet bağı kan bağı kasık bağı kol bağı sancak bağı Bir şeyi başka bir şeye ya da birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip sicim şerit tel vb düğümlenebilir nesne bent rabıt I rabıta sargı bezi demet ilişki Kemikleri birbirine bağlamaya iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti Bir halat üzerine atılan sağlam düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm Nota yazarken yan yana gelen aynı ya da farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret )


- BAĞ ile/ve/değil/||/<>/> "YAKIN"/AKRABA

( En kötü bağ, akraba. )

( Eşeysel yolla bulaşan ve yayılan en büyük sayrılık. )


- BAĞA[İng. BAGA] ile/||/<> ANAPSİT[İng. ANAPSID] ile/||/<> APOSEMATİZM[İng. APOSEMATISM] ile/||/<> KİTİN[İng. CHITIN] ile/||/<> SICAKLIĞA BAĞLI CİNSİYET TESPİTİ (TSD)[İng. TEMPERATURE-DEPENDENT SEX DETERMINATION]

( Bazı omurgasızların ve az sayıda da omurgalıların gövdelerinin en dışında yer alan sert örtü ya da üst kabuk. Kemikten ya da selüloza benzer bir madde olan kitinden oluşur. Böceklerde ve öteki omurgasızlarda bu üst kabuk, dış iskeletin bir bölümünü oluşturur. Kaplumbağa gibi omurgalılarda ise koruyucu görevi görür. @@ Temporal boşluklara sahip olmayan kafatası tiplerini bulunduran omurgalı grubudur. Evrimsel olarak sürüngenlerin en eski alt sınıfı oldukları düşünülür. Paleontolojik olarak bu kafatası tiplerinin izleri Karbonifer Devri'nde 350 milyon yıl kadar geriye sürülebilir. Günümüzdeki kaplumbağalar ve Captorhinus cinsi gibi birçok soyu tükenmiş sürüngen bu tipte kafatasıya sahiptir. @@ Uyarıcı renklenme olayıdır. Zehirli ya da av olan türlerin parlak renklerinin ya da çarpıcı desenlerinin avcılar için uyarıcı olarak iş görmesi olarak da bilinir. Çarpıcı renkleri olan zehirli kurbağalar buna bir örnektir. Bu türlere aposematik türler de denir. @@ Eklembacaklıların dış iskeletinin oluşmasında kullanılır ve mantarlarda göze çeperini oluşturan polisakkarittir. Bilindiği kadarıyla doğada en çok bulunan ikinci polisakkarittir. Kitin, sağlam ve elastik bir madde olduğu için tıp alanında cerrahi iplerde kullanıma uygundur. Yaralar iyileşirken kitin yavaş bir biçimde ayrışır ve dağılır. Kitinden tıp, tarım ve endüstri gibi pek çok alanda faydalanılmaktadır. @@ Canlının cinsiyeti ortam sıcaklığına göre belirlenir.Timsahların tamamı, çoğu kaplumbağa, bazı kertenkeleler; embriyonik gelişmenin kritik bir döneminde yumurtaların inkübasyon sıcaklıklarına göre cinsiyetleri belirlenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BAĞA ile/||/<> BAĞA

( karşılık karapaks carapache örtü Bazı hayvanlarda sırtı tüm olarak ya da kısmen örten kitin ya da keratin safihalardan yapılmış bir örtü biyoloji Bazı hayvanlarda sırtı tamamen ya da kısmen örten kitin ya da keratin safihalardan yapılmış sert örtü Karapaks Birinci ya da ikinci parmak ekleminin ya da bu eklemeleri oluşturan kemiklerin travma ve osteokondrozis nedeniyle çift taraflı dejenerasyonu Polo cirit gibi oyunlarda kullanılan atlarda tekrarlayan hafif travmalardan kaynaklanır falanks eksoztozları form hlk bilezik )

( SHIID | SHIELD | RINGBONE )

( CARAPACE )

( RÜCKERISCHILD | RÜCKENSCHILD, SCHALE )


- BAĞA ile/değil/yerine/=/||/<> KAPLUMBAĞA | UR

( otlu bağa kaplumbağa Deniz kaplumbağasının kabuğu Kaplumbağa kabuğu ur Kaplumbağa kabuğundan yapılmış ya da bu kabuğu andırır biçimde olan )


- BAGAGE[Fr. < BAGAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAGAJ

( bagaj bandı bagaj kapağı bagaj kilidi Yolcunun beraberinde götürdüğü giyim vb eşya Yolcu taşıtlarında yüklerin konulduğu yer Otomobillerin yük konulabilen genellikle arkada olan bölümleri )


- BAGAGE[Fr.] ile/||/<> BAGAJ[Fr.]

( 1 Yolcu yükü bagaj Yol eşyası ahmal ve eskal Ali Seydi Lugâti Ecnebiye Ağırlık Ali Seydi Lugâti Ecnebiye Ama kimileyin bagaj denetimi yapılmadan da uçağa alınabiliyorlar Aziz Nesin Bir Tutam Aydınlık 140 Kâğıtlar bagaj kontrol ediliyor Füruzan Balkan Yolcusu 95 Allahtan bagaj için beklememe gerek yok neyim varsa hepsi yanımda benim Ayşe Kulin Gece Sesleri 20 2 Yolcu taşıtlarında yüklerin konulduğu yer Evladım şu iki bavulu bagaja koyar mısın Oğuz Özdeş Yerdeki Bulutlar 61 Ben alamam Bagaja teslim edin diye cevap aldı Ruşen Eşref Ünaydın C XII 90 Kara bavul ve Ayşenaz ın içinde hayaller saklı yolculuk çantası bagaja kondu Sevinç Çokum Gül Yüzlüm 26 Yaralanan hayvanı bagaja koyar Aziz Nesin Çuvala Doldurulmuş Kediler 104 Benim bagajda da sandığım var Memduh Şevket Esendal Ayaşlı ile Kiracıları 232 3 Otomobillerin yük konulabilen genellikle arkada olan bölümleri Fötr şapkalarını gözlerine eğmiş üç it Kuledibi nde peydahlanıyor kötü bir akordeon eşliğinde Mahmud un cesedini sarı bir taksinin bagajında taşıyor Attila İlhan Kurtlar Sofrası 399 Bir taksinin arkasında bagaj kapağının üstünde satılan beyaz üzerine siyah büyük kareli gömleklerden birini de sırtımıza geçireceğiz Oğuz Atay Tutunamayanlar 545 Valinin kıpırdamadığını görünce bagaja koştu elinde şemsiyesiyle döndü Ayşe Kulin Köprü 162 )


- BAGAJ" ile/ve/||/<> "AJANDA"


- BAGAJLIK | YÜKLÜK ile/||/<> YÜKLÜK

( Çiftekerin arkasındaki yük ve paket taşıyacak yer yüglüg İçine yatak yorgan koymak için duvara açılmış olan boşluk ya da yatak dolabı Tokmacık Yalvaç Yakaköy Gelendost Isparta Esnemez İnönü Eskişehir Yurtbeyi Çankaya Ankara Başkışla Karaman Konya yüglüg Güzel Güdül Ankara )

( PORTE-BAGAGE )


- BAĞAN ile/||/<> ...

( vakti gelmeden ölü doğan yavru düşük ölü doğan kuzunun derisi Ağızlarda bağana olarak da geçer İçine peynir konulan kuzu ya da oğlak derisi anlamında da kullanılır bagana kuzu derisi kuzu kürkü Kökenini bilmiyoruz Çağdaş diyalektlerde yeni doğan kuzu ya da oğlak derisine eltiri eltir adı verilir eltiri Blk eltir Balkarlar kuzu derisine körpe adını da verirler iltir Orta Türkçede eldiri eldri olarak geçer körpe )


- BAGBAN[Fars. < BĀĠBĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞBAN

( Bağ ya da bahçe bekçisi bahçıvan )


- BAGÇE[Fars. < BĀĠÇE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAHÇE

( bahçe domatesi bahçe katı bahçe kekiği bahçe makası bahçe nanesi arkabahçe asma bahçe bağ bahçe aile bahçesi badem bahçesi botanik bahçesi çay bahçesi çiçek bahçesi çocuk bahçesi hayvanat bahçesi limon bahçesi meyve bahçesi nebatat bahçesi portakal bahçesi Sebze meyve çiçek ya da ağaç yetiştirilen yer )


- BAGÇEVAN[Fars. < BĀĠÇEVĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BAHÇIVAN

( bahçıvan çorbası bahçıvan kebabı Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla uğraşan kimse bağban Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse bağban )


- BAĞCIK ile/||/<> BAĞCIK

( I At arabalarında milin geçtiği delik İlyaslı Uşak II 1 Ayakkabı bağı Yalvaç Isparta Azot Kütahya 2 Kadınların çocuklarını sırtlarında taşımak için kullandıkları kalın ip Yeşilköy Gelendost Isparta )


- BAGDADİ[Ar. < BAĠDĀDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞDADİ

( Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılan duvar ya da tavan Yapılarda kullanılan çıta gram olan ağırlık ölçü birimi )


- BAĞDAŞIKLAŞTIRMA ile/||/<> BİRYAPIMLAMA

( biryapımlama )


- BAĞDAŞIKLIK | HOMOJENLİK | MÜTECANİSLİK ile/||/<> BAĞDAŞIKLAŞMAK | BAĞDAŞIKLAŞTIRMA | BAĞDAŞIKLAŞTIRMAK ile/||/<> HOMOJENLEŞMEK | HOMOJENLEŞTİRME | HOMOJENLEŞTİRMEK


- BAĞDAŞMA ve/||/<> AŞURE


- BAĞDAŞMAZLIK ile/değil/yerine/=/||/<> UYUŞMAZLIK | GEÇİMSİZLİK

( uyuşmazlık geçimsizlik )


- BAĞDAŞTIRMAK ile/||/<> UYARLAMAK

( uyarlamak )


- BAĞ-FİİL ile/||/<> ULAÇ

( Ulaç )


- BAĞIL DEĞER ile/||/<> İZAFİ DEĞER


- BAĞIL HIZ ile/ve/||/<> BAKIŞIM/SİMETRİ


- BAĞIL ile/ve/||/<> BAĞILLIK/İZÂFİYET/RÖLATİVİTE

( Görece. | Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir nesneye uyarak sürüklenen nesnenin görünürdeki kımıldanışının niteliği. İLE/VE/||/<> Görece olma durumu. )


- BAĞIMLI AKIM KAYNAĞI ile/||/<> BAĞIMLI BİÇİM BİRİMİ ile/||/<> BAĞIMLI SIRALI CÜMLE

( Başka bir şeyin istemine gücüne ya da yardımına bağlı olan özgürlüğü özerkliği olmayan tabi I Bir kimseye ya da şeye maddi ya da manevi yönden aşırı bağlı olan Sigara uyuşturucu madde vb kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün müptela )


- BAĞIMLI BİÇİM BİRİMİ ile/||/<> BAĞIMSIZ BİÇİM BİRİMİ ile/||/<> EŞ BİÇİM BİRİMİ

( Dilde parçalanabilen anlamlı ya da işlevli en küçük birim morfem )


- BAĞIMLI DEĞİŞKEN[İng. DEPENDENT VARIABLE] ile/||/<> BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN[İng. INDEPENDENT VARIABLE]

( Bağımsız değişkende olan değişiklikler sonucunda (ya da onunla birlikte) ölçülebilen farklılıklar gösteren değişkendir. Psikolojik denemelerde bağımsız değişken genellikle bir uyarıcıya verilen tepkidir. @@ Deneyicinin denetimi altında olan ve etkisi gözlenmek için değerleri değiştirilen faktördür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BAĞIMLI OLAY ile/||/<> BAĞIMSIZ OLAY

( Bağımlı birbirini etkiler, bağımsız etkilemez )

( Formül: P(A|B)≠P(A) İLE P(A|B)=P(A) )


- BAĞIMLI SIRALI CÜMLE ile/||/<> BAĞIMSIZ SIRALI CÜMLE

( Tek başına yargı bildiren ve bir anlam bütünlüğü içinde yan yana sıralanan iki ya da daha fazla cümlenin oluşturduğu cümleler topluluğu sıralı tümce )


- BAĞIMLILIK SAĞALTIMINDA:
ÜMİT ve/||/<>/> GÜVEN

( )


- BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
HASTAHANE ve/||/<>/> CEZAEVİ/KODES[Yun.] ve/||/<>/> MEZAR


- BAĞIMLI/LIK ile/ve/||/<>/> DÜŞKÜN/LÜK ile/ve/||/<>/> TAŞKIN/LIK


- [ne yazık ki]
BAĞIMLI/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIRLI/LIK


- BAĞIMSIZ OLAYLAR ile/||/<> AYRIK OLAYLAR

( Bağımsız olaylar birbirini etkilemezken İLE ayrık olaylar aynı anda gerçekleşemez )

( Formül: Bağımsız: P(A∩B) = P(A)·P(B)\nAyrık: P(A∩B) = 0 İLE P(A∪B) = P(A) + P(B) )


- BAĞIMSIZ OLAYLAR ile/||/<> BAĞIMLI OLAYLAR

( Bağımsız olaylar birbirini etkilemez İLE bağımlı olaylar etkiler )

( Formül: P(A∩B) = P(A)P(B) İLE P(A∩B) = P(A)P(B|A) )


- BAĞIMSIZ ile/||/<> BAĞIMSIZ

( tek başına )

( INDEPENDENT | CONTEXT-FREE )


- BAĞIMSIZ ile/ve/değil/||/<>/< BAĞLANTISIZ


- BAĞIMSIZ ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTAKİL | BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ

( bağımsız biçim birimi bağımsız bölüm bağımsız milletvekili bağımsız sıralı cümle Davranışlarını tutumunu girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen kimse özerk müstakil Herhangi bir kişiye kuruluşa partiye bağlı bağlılığı olmayan kimse vb bağımsız milletvekili )


- BAĞIMSIZCA | BAĞIMSIZCASINA ile/||/<> BAĞINTILILIK | BAĞILLIK | BAĞINTICILIK | GÖRECECİLİK | GÖRECELİK | GÖRELİLİK | İZAFİLİK | GÖRECELİLİK | GÖRECİLİK


- BAĞIMSIZLAŞMA ile/ve/||/<> WILLIAM/WILHELM TELL


- BAĞIMSIZ/LIK ile/ve/||/<> AÇIK/LIK


- BAĞIMSIZLIK ile/ve/değil/||/<>/< BAĞLAM(ÇERÇEVE/ÇEPER)


- BAĞIMSIZLIK ile/ve/=/||/<>/< EKONOMİK BAĞIMSIZLIK


- BAĞIMSIZ/LIK ile/ve/değil/||/<>/< KAYITSIZ/LIK


- BAĞIMSIZ/LIK ile/ve/||/<> ÖZERK/LİK


- BAĞIMSIZ/LIK ile/ve/||/<>/< ÖZGÜN/LÜK


- BAĞIMSIZLIK ile/ve/||/<> RADİKAL BAĞIMSIZLIK


- BAĞIMSIZ/LIK ile/ve/||/<> TAM/LIK ile/ve/||/<> TUTARLI/LIK

( INDEPENDENT vs./and/||/<> COMPLETE vs./and/||/<> CONSISTANT )


- BAĞIMSIZLIK ile/ve/||/<> TARAFSIZLIK

( INDEPENDENCE vs./and/||/<> IMPARTIALITY/NEUTRALITY )


- BAĞIMSIZ/LIK ile/ve/||/<> TEKİL/LİK


- BAĞINTI/KORELASYON[Fr. < CORRÉLATION] ile/||/<> BAĞINTI/İZAFET[Ar. < İŻĀFET] ile/||/<> BAĞINTILI/İZAFİ[Ar. < İŻĀFĪ] ile/||/<> BAĞINTILILIK/İZAFİYE[Ar. < İŻĀFİYYE] ile/||/<> BAĞINTILILIK/İZAFİYET[Ar. < İŻĀFİYYET] ile/||/<> BAĞINTILI/RÖLATİF[Fr. < RELATIF] ile/||/<> BAĞINTICI/RÖLATİVİST[Fr. < RELATIVISTE] ile/||/<> BAĞINTILILIK/RÖLATİVİZM[Fr. < RELATIVISME] ile/||/<> BAĞINTILILIK/RÖLATİVİTE[Fr. < RELATIVITÉ]


- BAĞINTI ile/||/<> BAĞLANTI


- BAĞINTI ve/||/<> ÖLÇÜT

( and CRITERION )


- BAĞINTICI | GÖRECİ | GÖRECECİ ile/||/<> BAĞINTI | GÖRELİK | DENEŞTİRME | BAĞLILAŞIM


- BAĞINTILI/LIK ile/ve/||/<>/> ZORUNLU/LUK


- BAĞIR ile/değil/yerine/=/||/<> GÖĞÜS | SİNE

( bağır yeleği bağrıkara bağrı kara bağrı yanık bağrı yufka kurtbağrı göğüs Ok yayının orta bölümü Dağın orta bölümü Ciğer bağırsak vb vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı ahşa Bir şeyin ortası orta yeri sine )


- BAGIRLADI ile/||/<> BAGIRLANDI
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( O, onun bağrına vurdu. İLE Kan aktı ve pıhtılaştı. )


- BAĞIRMA ile/||/<> ...

( Yurdun kimi yerlerinde türküye verilen ad )


- BAĞIRMAYA ZORLAYAN ACI/ISTIRAP ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SESSİZ KALMAYA ZORLAYAN ACI/ISTIRAP

( Ağırdır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çok daha ağırdır. )


- BAĞIRSAK ASKISI ile/||/<> BAĞIRSAK DÜĞÜMLENMESİ ile/||/<> BAĞIRSAK DÜŞÜKLÜĞÜ ile/||/<> BAĞIRSAK GAZI ile/||/<> BAĞIRSAK İLTİHABI ile/||/<> BAĞIRSAK İNGİNİ ile/||/<> BAĞIRSAK KAZINTISI ile/||/<> BAĞIRSAK KURDU ile/||/<> BAĞIRSAK OTU ile/||/<> BAĞIRSAK SOLUCANI ile/||/<> BAĞIRSAK SPAZMI ile/||/<> İNCE BAĞIRSAK ile/||/<> KALIN BAĞIRSAK ile/||/<> KÖR BAĞIRSAK ile/||/<> GÖDEN BAĞIRSAĞI ile/||/<> ONİKİPARMAK BAĞIRSAĞI

( Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ )


- BAĞIRSAK ASKISI ile/||/<> BORU ASKISI ile/||/<> ELBİSE ASKISI ile/||/<> SU ASKILARI

( Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne asacak Elbise gömlek tişört ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet elbise askısı Pantolon ya da giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ Artırma eksiltme vb resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması Hastanelerde kırık kol ya da bacakların asılarak tutturulduğu araç Çay kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi fener Saklanmak için tavana asılmış dizi ya da hevenk Yeni yapılan yapıların çatısına ev sahibi tarafından usta için ya da düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş Gelinin odasına asılan süs Kadınların kullandığı altın dizisi ya da zincirli mücevherat Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş tabanca vb ödül )


- BAĞIRSAK FITIĞI | ENTEROSEL[Fr. < ENTÉROCÈLE] ile/||/<> ...

( ENTÉROCÈLE )


- BAĞIRSAK KAZINTISI ile/||/<> TEKNE KAZINTISI

( Kazıyarak çıkarılan parça Kâğıtta kazıma izi )


- BAĞIRSAK-BEYİN EKSENİ ile/||/<> BAĞIRSAK-KARACİĞER EKSENİ

( Bağırsak-beyin ekseni vagus siniri ve nörotransmitterler üzerinden iletişim İLE bağırsak-karaciğer ekseni portal ven yoluyla iletişim sağlar. İkisi de iki yönlü etkileşim İLE farklı yolaklar kullanır. )


- BAĞIRSAK ile/ve/||/<> APANDİS[Fr. < APPENDICE]

( )

( ... İLE/VE/||/<> Kör bağırsağın ince bir parmak gibi olan son bölümü. )


- BAĞIRSAK ile/ve/||/<> TÜMÜR

( ... İLE/VE/||/<> Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı. )


- BAĞIRTLAK ile/||/<> BAĞIRDAK

( bağırdak bağırtlak bağrını yere verip duran bir av kuşu Orta Türkçede bag ırlak olarak geçer Türkçe bağır kökünden geldiği anlaşılıyor Bu biçimin içindeki t sesi sonradan türemiştir Sonundaki lak kuş adlarında kullanılan bir ektir )

( BAĞIRTLAK[Tkm.] )


- BAĞIRTLAK ile/||/<> BOZKIR TAVUĞU


- BAĞIRTLAK ile/||/<> ÇIKRIKÇIN

( Orta büyüklükte eti sevilen bir cins göçebe ördek bozkır tavuğu Querquedula )

( QUERQUEDULA cum/||/<> SPATULA QUERQUEDULA cum/||/<> ANAS QUERQUEDULA )


- BAĞIŞ/HİBE[Ar. < HİBE] ile/||/<> BAĞIŞ/TEBERRU[Ar. < TEBERRUʿ]


- BAĞIŞ ile/||/<> İHSÂN ile/||/<> LÜTÛF ile/||/<> HİMMET ile/||/<> KEREM ile/||/<>
İNÂYET ile/||/<> İLTİFAT ile/||/<> ATÂ ile/||/<> ATIFET ile/||/<> HÎBE


- BAĞIŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< İNFAK


- BAĞIŞIKLIK BİLİMİ ile/||/<> BAĞIŞIKLIK BİLİMİ

( Antikorlar ve antikorların antijenlerle olan etkileşimlerini inceleyen bilim dalı İmmünoloji Hastalık ya da alerji oluşturan etkenlere karşı bağışıklığı konu alan bilim dalı immünoloji İmmünoloji )

( IMMUNOLOGY )

( IMMUNOLOGIE )

( IMMUNOLOGIE )

( IMMUNIS: SERBEST )

( IMMUNOLOGIA )

( ΑΝΟΣΟΛΟΓΊΑ / ανοσολογία )


- BAĞIŞIKLIK BİLİMİ ile/||/<> İMMÜNOLOJİ

( Antikorlar ve antikorların antijenlerle olan etkileşimlerini inceleyen bilim dalı. İmmünoloji. @@ Hastalık ya da alerji oluşturan etkenlere karşı bağışıklığı konu alan bilim dalı, immünoloji. @@ İmmünoloji. )

( IMMUNOLOGY~IMMUNOLOGY )

( IMMUNOLOGIE~IMMUNOLOGIE )

( IMMUNIS: SERBEST~IMMUNOLOGIA )

( IMMUNOLOGIE~IMMUNOLOGIE )

( IMMUNOLOGIA~IMMUNOLOGIA )

( ΑΝΟΣΟΛΟΓΊΑ / ανοσολογία~ΑΝΟΣΟΛΟΓΊΑ / ανοσολογία )


- BAĞIŞIKLIK BİLİMİ ile/||/<> ÖZ BAĞIŞIKLIK ile/||/<> TOPLUMSAL BAĞIŞIKLIK ile/||/<> KİTLE BAĞIŞIKLIĞI ile/||/<> SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI

( Bazı mikroplara karşı aşı ya da doğal yolla kazanılmış direnç durumu )


- BAĞIŞIKLIK BİLİMSEL/İMMÜNOLOJİK[Fr. < IMMUNOLOGIQUE] ile/||/<> BAĞIŞIKLIK BİLİMCİ/İMMÜNOLOJİST[Fr. < IMMUNOLOGISTE]


- BAĞIŞIKLIK ile/||/<> ETKİN/AKTİF BAĞIŞIKLIK

( ... İLE/||/<> Sayrılığa maruz kalınması ile kazanılan bağışıklık.[Sayrılığa neden olan organizmalara doğrudan maruz kalma ile ya da organizmanın zayıflatılmış ya da öldürülmüş durumunun aşı yolu ile gövdeye verilmesi ile oluşur. İki durumda da bağışıklığı kazanmış biri, ileride sayrılık ile karşılaştığında bağışıklık düzeni, sayrılığı tanıyacaktır ve gerekli antikorları üretecektir. Etkin bağışıklık, uzun sürelidir ve yaşam boyu sürebilmektedir.] )


- BAĞIŞLAMA/GUFRAN[Ar. < ĠUFRĀN] ile/||/<> BAĞIŞLAMA/MAĞFİRET[Ar. < MAĠFİRET]


- BAĞIŞLAMAK/BAHŞETMEK[Fars. < BAḪŞ + Tr. ETMEK] ile/||/<> BAĞIŞLANMAK/AFFEDİLMEK[Ar. < ʿAFV + Tr. EDİLMEK] ile/||/<> BAĞIŞLATMAK/AFFETTİRMEK[Ar. < ʿAFV + Tr. ETTİRMEK] ile/||/<> BAĞIŞLAMAK/AFFEYLEMEK[Ar. < ʿAFV + Tr. EYLEMEK] ile/||/<> BAĞIŞLANMAK/AFFOLUNMAK[Ar. < ʿAFV + Tr. OLUNMAK] ile/||/<> BAĞIŞLANMAK/AFFOLMAK[Ar. < ʿAFV + Tr. OLMAK] ile/||/<> BAĞIŞLAYIVERMEK/AFFEDİVERMEK[Ar. < ‘AFV + Tr. EDİVERMEK] ile/||/<> BAĞIŞLANMAK/BAHŞEDİLMEK[Fars. < BAḪŞ + Tr. EDİLMEK]


- BAĞIŞLANMAK ve/||/<>/< BAĞIŞLAMAK

( Pişmanlık duymayanı bağışlamak, "suya, resim yapmak" gibidir. )


- BAĞIŞLAYIŞ | BAHŞEDİŞ | AFFEDİŞ ile/||/<> BAĞIŞLAMA | BAHŞETME | AFFETME | AFFEYLEME


- BAĞIŞLAYIVERME | AFFEDİVERME ile/||/<> BAĞIŞLATMA | AFFETTİRME | BAHŞETTİRME ile/||/<> BAĞIŞLAYABİLMEK | AFFEDEBİLMEK | BAHŞEDEBİLMEK ile/||/<> BAĞIŞLANABİLMEK | BAĞIŞLANABİLME | BAĞIŞLANIŞ | BAĞIŞLATABİLMEK | BAĞIŞLATABİLME | BAĞIŞLATIŞ ile/||/<> AFFOLUNABİLMEK | AFFOLUNABİLME ile/||/<> AFFEDİLEBİLMEK | AFFEDİLEBİLME | AFFEDİLİŞ | AFFETTİREBİLMEK | AFFETTİREBİLME | AFFETTİRİŞ


- BAĞIT ile/||/<> BK. SÖZLEŞME

( sözleşme )


- BAĞLAÇ ile/||/<> RABIT EDATI


- BAĞLAÇLI TAMLAMA ile/||/<> BAĞLAÇLI TAMLAMA

( Adlarının ya da sıfatlarının arasına bağlaç alan ad ya da sıfat tamlaması Subay ve erlerin fedakârlığı hakimlerin dürüstlüğü ve çalışkanlığı işçi ile işverenin hakları ve görevleri anne ve baba sevgisi ve saygısı çalışkan ve terbiyeli öğrenci zeki fakat tembel çocuk vb Tamlayanları arasında bağlaç olan ad ya da sıfat tamlaması cami ve sarayların geniş beyaz merdivenleri eski ve büyük ahşap yalılarla konaklar küçük ama kullanışlı ev zeki fakat yaramaz çocuk anne ile babanın görev ve sorumlulukları vb )


- BAĞLAM ile/ve/||/<>/< ANLAM ile/ve/||/<>/< KAVRAM

( Hiçbir sözcük[anlam (birimi) (ya da değer) yoktur ki bağlamı olmasın(/bağlamdan bağımsız olsun]. )

( CONTEXT vs./and/<>/< MEANING vs./and/<>/< CONCEPT )


- BAĞLAM ile/değil/yerine/=/||/<> DEMET | BENT

( demet Herhangi bir olguda olaylar durumlar ilişkiler örgüsü ya da bağlantısı kontekst Bir dil birimini çevreleyen ondan önce ya da sonra gelen birçok durumda söz konusu birimi etkileyen onun anlamını değerini belirleyen birim ya da birimler bütünü kontekst bent )


- BAĞLAM ile/ve/||/<> İTİBAR


- BAĞLAM ile/ve/||/<> KOŞUL/LAR

( CONTEXT vs./and/||/<> CONDITIONS )


- BAĞLAM ve/||/<> YAŞAMSAL KOŞULLAR


- BAĞLAMA ile/ve/||/<> ÖZNEYE DUYARLILIK


- BAĞLAMAK ile/ve/değil/||/<> ASMAK


- BAĞLAMLARDA DÜŞÜNCE ve/||/<>/> BİLME-İNANMA ve/||/<>/> EYLEME-YAŞAMA


- BAĞLANMA ENERJİSİ ile/||/<> İYONLAŞMA ENERJİSİ

( Bir çekirdeği oluşturan nükleonları ayırmak için gereken enerjidir; çekirdek (güçlü) kuvvetin işidir, mertebesi milyonlarca elektron-volttur (MeV). @@ Bir atomdan bir elektronu koparmak için gereken enerjidir; elektromanyetik kuvvetin işidir, mertebesi birkaç elektron-volttur (eV). İlki çekirdeği, ikincisi elektron kabuğunu ilgilendirir; ilki ikincisinden milyonlarca kat büyüktür. )

( Formül: BE/A ~ 8 MeV ~ IE ~ eV )


- BAĞLANMA ENERJİSİ ile/||/<> KÜTLE KUSURU

( Bir çekirdeği ayrı nükleonlarına ayırmak için gereken enerjidir; çekirdek ne kadar kararlıysa nükleon başına o kadar büyüktür, demir çevresinde doruğa çıkar (~8,8 MeV). @@ Bir çekirdeğin kütlesinin, onu oluşturan ayrı nükleonların toplam kütlesinden eksik oluşudur; bu eksik kütle E = mc² ile bağlanma enerjisine dönüşmüştür. İkincisi, ilkinin kütle cinsinden karşılığıdır. )

( Formül: BE/A ≈ 8.8 MeV (Fe-56) )


- BAĞLANMA:
SAKİNLİK ve/||/<>/>< KAYGI


- BAĞLANMAK ile/ve/||/<>/> BALLANMAK


- BAĞLANTI/ANGAJMAN[Fr. < ENGAGEMENT] ile/||/<> BAĞLANTI/İRTİBAT[Ar. < İRTİBĀṬ] ile/||/<> BAĞLANTI/LİNK[İng. < LINK]


- BAĞLANTI BORUSU ile/||/<> BAĞLANTI DOKU ile/||/<> BAĞLANTI GÜCÜ ile/||/<> BAĞLANTI ÜNLÜSÜ ile/||/<> BAĞLANTI ÜNSÜZÜ ile/||/<> ARA BAĞLANTI ile/||/<> TELSİZ BAĞLANTISI

( İki ya da daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması ilişki irtibat bağlanak İki şey arasında ilişki sağlayan bağ kontak Yapılacak işle ilgili sözlü ya da yazılı anlaşma angajman Bilgi haber görüntü vb nin bir yerden başka bir yere iletilmesini sağlayan ağ sistemi ilişim link II )