Paralel'lik bulunan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 59.275 başlık/FaRk ile birlikte,
59.275 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(90/239)
- HALE/HALE[Ar. < HĀLE] ile/||/<> HİLAL/HİLAL[Ar. < HİLĀL] ile/||/<> KAMERÎ/KAMERİ[Ar. < ḲAMERĪ]
( Bazı yıldızların özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker ayla ayevi ağıl II Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire )
- HALEBİ[Ar. < ḤALEBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HALEBİ
( Genellikle kumaş ölçmekte kullanılan uzunluğu santimetre arasında olan bir ölçü birimi )
- HALECAN[Ar. < ḪALECĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> KALP ÇARPINTISI
- HALEDİLMEK[Ar. < ḪAL´ + Tr. EDİLMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HALEDİLMEK
( Tahttan indirilmek )
- HALEF[Ar. < ḪALEF] ile/değil/yerine/=/||/<> HALEF
( halef selef hayrulhalef Birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse arda ardıl selef karşıtı )
- HALEL[Ar. < ḪALEL] ile/değil/yerine/=/||/<> BOZUKLUK
- HALELDAR[Ar. < ḪALEL + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> HALELDAR
( Bozulmuş bozuk )
- HALELENDİRMEK ile/||/<> HALKALANDIRMAK
- HALEMÎ | MEMEMSİ ile/||/<> MEMEMSİ
( biyoloji meme başımsı biyoloji )
( MAMILLAIRE | MASTOÎDE )
- HALEN[Ar. < ḤĀLEN] ile/değil/yerine/=/||/<> HÂLEN
( İçinde bulunduğumuz zamanda hâlâ )
- HALENCİYE | FUNDAGİLLER ile/||/<> FUNDAGİLLER
( botanik Yaprakları çoğunlukla almaşlı nadiren karşılıklı çiçekler er dişi ışınsal simetrili kapsül ya da kabaksı meyveleri olan her dem yeşil tırmanıcı ülkemizde 8 cins ve 19 türle temsil edilen çalı ya da yan çalımsı bitkiler )
( THE HEAT TRIBE )
( ERICACÉES )
( ERICACEAE )
- HALEP" ile/ve/||/<>/> "ARŞIN"
( Halep, orada ise arşın, burada. )
- HÂLET[Ar. < ḤĀLET] ile/değil/yerine/=/||/<> DURUM (HÂLETİNEZ, HÂLETİRUHİYE, RUHİ HÂLET)
- HÂLETİNEZ[Ar. < ḤĀLET + NEZʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> NEZ HÂLİ
- HÂLETİRUHİYE[Ar. < ḤĀLET + RŪḤİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> RUHSAL DURUM
- HALETMEK[Ar. < ḪALʿ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HALETMEK
( Tahttan indirmek )
- HALEZUN[Ar. < ḤALEZŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> HELEZON
( Kıvrımlı yılankavi biçim )
- HALF[İng. < HALF] ile/değil/yerine/=/||/<> HAF
( sağ haf santrhaf sol haf Hücumcularla savunucular arasında yer alan oyuncu )
- HALFA | RAMİ ile/||/<> RAMI[İng. < RAMEE]
( botanik anat Dallar kollar )
( RAMEE )
( RAMIE )
( BOEHMERIA NIVEA )
- HALFA[Ar. < ḤALFĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ALFA
( Kuzey Afrika da ve İspanya da yetişen ve kâğıt ip halı yapımında kullanılan bir bitki Stipa tenacissima )
- HALFE[Ar. < ḤALFE] ile/değil/yerine/=/||/<> HALFA
( Buğdaygillerden lifleri ip çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki Sitipa tenacissima )
- HALF-TIME[İng.] -ile/||/<>
( Yarı devre arası Birinci halftime ın sonunda Peyami Safa Eğitim Gençlik Üniversite 156 )
- HALFTİME[İng. < HALF-TIME] ile/değil/yerine/=/||/<> HALF-TİME
( devre arası )
- HALHAL[Ar. < HALHÂL] ile/||/<> KADINLARIN AYAK BİLEKLERİNE TAKTIKLARI BİLEZİK
( kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik Ağızlarda helhel olarak da geçer Suriye ḫulḫâl ḫilḫâl anneau dargent que les femmes portent aux chevilles )
( ḪULḪÂL )
- HALHAL[Ar. < ḪALḪĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> HALHAL
( Kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik )
- HALHAZİR[Ar. < ḤĀL + ḤĀŻİR] ile/değil/yerine/=/||/<> HÂLİHAZIR
( Şimdiki durum bugünkü durum )
- HALİ CÜMLE, BOŞ CÜMLE | BOŞ KÜME ile/||/<> BOŞ KÜME
( Hiçbir öğesi olmayan küme Simgesi Hiç bir öğesi olmayan küme Boş küme olarak gösterilir )
( EMPTY SET, NULL SET | VOID SET, EMPTY SET | EMPTY SET | NULL SET )
( ENSEMBLE VIDE )
( LEERE MENGE )
- HALI ile/||/<> ...
( yere veya mobilya üstüne serilmek duvara gerilmek için çoğu yünden dokunan kısa ve sık tüylü nakışlı kalın yaygı yere veya mobilya üstüne serilmek duvara gerilmek için çoğu yünden dokunan kısa ve sık tüylü nakışlı kalın yaygı Az xalı hālı halı Balkarca xalı Faden Zwirn KSz XV 223 Bilimsel yayınlarda kökeni üzerinde durulmuştur Doerfer TMEN IV 474 1405 Deny Principes 36 Ligeti AOH 17 4 Az xalı hālı halı Balkarca xalı Faden Zwirn KSz XV 223 Bilimsel yayınlarda kökeni üzerinde durulmuştur Doerfer TMEN IV 474 1405 Deny Principes 36 Ligeti AOH 17 4 )
( XALI[Az.]~HĀLI[Tkm.] )
- HALİ[Ar. < ḪĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BOŞ
- HALI ile/||/<> DEMİRCİ HALISI
- HALİÇ/HALİC[Ar. < ḪALĪC] ile/||/<> KÖRFEZ/KÖRFEZ[Yun. < ] ile/||/<> LAGÜN/LAGUNE[Fr. < LAGUNE]
( körfez Gelgit akıntılarının etkisiyle akarsu ağzının huni biçiminde genişleyen kısmı )
- HALİÇ[Ar. < HALÎC] ile/||/<> LİMAN
( Gelgit olaylarından etkilenen kıyılarda, az çok huniye benzer dere ağzı. @@ Özellikle gelgit olayının büyük ölçüde görüldüğü kıyılarda, akarsuların ağızlarında oluşan huni biçiminde derin, az çok geniş ve uzun doğal suyolu. @@ (coğrafya) )
( ESTUARY | LIMAN~LIMAN | HARBOUR )
( ESTUAIRE | LIMAN~LIMAN | PORT )
( AESTUARIUM~PORTUS )
( TRICHTERMÜNDUNG | ÄSTUAR | LIMAN~LIMAN | HAFEN )
( ESTUARIO~PORTO )
( ΕΚΒΟΛΉ / εκβολή~ΛΙΜΆΝΙ / λιμάνι )
- HALİC[Ar. < ḪALĪC] ile/değil/yerine/=/||/<> HALİÇ
( körfez Gelgit akıntılarının etkisiyle akarsu ağzının huni biçiminde genişleyen kısmı )
- HALİÇ ile/||/<> HALİÇ[Ar. < HALİC]
( Gelgit olaylarından etkilenen kıyılarda az çok huniye benzer dere ağzı Özellikle gelgit olayının büyük ölçüde görüldüğü kıyılarda akarsuların ağızlarında oluşan huni biçiminde derin az çok geniş ve uzun doğal suyolu coğrafya )
( ESTUARY | LIMAN )
( ESTUAIRE | LIMAN )
( TRICHTERMÜNDUNG | ÄSTUAR | LIMAN )
( AESTUARIUM )
( ESTUARIO )
( ΕΚΒΟΛΉ / εκβολή )
- HALİFE[Ar. < ḪALĪFE] ile/değil/yerine/=/||/<> HALİFE
( Hz Muhammed in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse Osmanlı padişahlarının kullandıkları ünvanlardan biri Babıali kalemlerinde kâtip Bir mürşidin dervişleri arasından mürşit olmaya ve derviş yetiştirmeye manen ehliyet kazanmış olduğu için seçip belli bir usul içinde irşada memur ettiği müridi Çok iyi yetişmiş eğitilmiş kimse )
- HALİFE[Ar. < ḪALĪFE] ile/değil/yerine/=/||/<> KALFA
( eczacı kalfası Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı Mimar yardımcısı Saraylarda ve büyük konaklarda halayıkların başında bulunan kadın İptidailerde hoca yardımcısı Çocukları evlerinden alarak okula okuldan evlerine götüren kimse )
- HALIHANE[Tr. < HALI + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> HALIHANE
( Halı dokunan yer )
- HALIHANE ile/||/<> HALI SAHA ile/||/<> DUVAR HALISI ile/||/<> ISPARTA HALISI ile/||/<> TABAN HALISI ile/||/<> YOL HALISI
( Yere veya mobilya üstüne serilmek duvara gerilmek için genellikle yünden dokunan kısa ve sık tüylü nakışlı kalın yaygı )
- HALİK[Ar. < ḪĀLİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ALLAH
- HÂLİK ile/ve/||/<>/> HÂDİS/MUHDİS
- HÂLİK ile/ve/||/<>/> MAHLÛK
- HALÎL[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HABİB[Ar.]
( Kendini sevdiren. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kendi sevilen. )
- HALİLE[Ar. < ḤALĮLE] ile/değil/yerine/=/||/<> HALİLE
( Tekkelerde ve mehter müziğinde genellikle çift olarak kullanılan pirinçten çeşitli boyutlarda yapılmış ince yuvarlak vurmalı çalgı aleti )
- HÂL/İM ile/ve/değil/||/<>/< HALÎM[Ar.]
( Durumum. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yumuşak huylu olan. )
- HALİM[Ar. < ḤALĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> HALİM
( halim selim Yumuşak huylu kimse )
- [ne yazık ki]
"HALININ ALTINA SÜPÜRMEK" ile/ve/||/<> "SÜMEN ALTINDA TUTMAK"
- HALİP | SİDİK BORUSU ile/||/<> SİDİK BORUSU
( karşılık ureter oureter Sidiği böbrekten sidik torbasına ya da dışkılığa taşıyan bir çift kanal Sidiği böbrekten mesaneye ya da kloaka taşıyan kana1 İdrar borusu üreter anat Erkeklerde hem idrarın hem de sperma nın dişilerde idrarın dışarı atılmasını sağlayan kanal üretra Üretranın mukozasında seksüel uyarımlarda lümene alkali bir sıvının salgılanmasından sorumlu olan ve glandula üretralis adı verilen bezler yer alır )
( URETER | URETHRA | BLADDER )
( URÉTÉRE | VESSIE | URÉTRE )
( HARNLEITER | HARNBLASE | HARNRÖHRE )
( URETER )
( URETERE )
( ΟΥΡΗΤΉΡΑΣ / ουρητήρας )
- HALİP | SİDİK BORUSU ile/||/<> SİDİK TORBASI ile/||/<> SİYEK
( (karşılık, ureter), (Yun.oureter), Sidiği böbrekten sidik torbasına ya da dışkılığa taşıyan bir çift kanal. @@ Sidiği böbrekten mesaneye ya da kloaka taşıyan kana1. İdrar borusu, üreter. @@ anat. Erkeklerde hem idrarın hem de spermanın, dişilerde idrarın dışarı atılmasını sağlayan kanal, üretra. Üretranın mukozasında seksüel uyarımlarda lümene alkali bir sıvının salgılanmasından sorumlu olan ve glandula üretralis adı verilen bezler yer alır. )
( URETER | URETHRA | BLADDER~BLADDER~URETHRA )
( URÉTÉRE | VESSIE | URÉTRE~VESSIE~URÉTRE | URÈTRE )
( URETER~VESICA URINARIA~URETHRA )
( HARNLEITER | HARNBLASE | HARNRÖHRE~HARNBLASE~HARNRÖHRE )
( URETERE~VESCICA~URETRA )
( ΟΥΡΗΤΉΡΑΣ / ουρητήρας~ΟΥΡΟΔΌΧΟΣ ΚΎΣΤΗ / ουροδόχος κύστη~ΟΥΡΉΘΡΑ / ουρήθρα )
- HALİS ile/ve/||/<> MUHLİS
( Katışık olmayan, katışıksız, saf. İLE/VE/||/<> Katkısız, hâlis. | Dostluğu, samimiyeti ve hali içten, gönülden olan. [eskiden, büyükten küçüğe yazılan resmî yazılarda, bir nezâket dili olarak "ben" anlamına gelen, "muhlisiniz" biçiminde kullanılırdı] )
- HALİS[Ar. < ḪĀLİṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAF (HALİS MUHLİS, HALİSÜDDEM)
- HALİSANE[Ar. < ḪĀLİṢ + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇTENLİKLE
- HALİSDEM[Ar. < ḪĀLİṢ + DEM] ile/değil/yerine/=/||/<> HALİSÜDDEM
( Katışıksız safkan )
- HALİTA | ALAŞIM ile/||/<> ALAŞIM
( İki ya da daha çok metalden kimi durumda da metallerle C P Te gibi öğelerden oluşan metal görünümünde katı ya da sıvı karışım kimya metalbilim İki ya da daha çok öğenin oluşturdukları katı çözelti kati çözelti ile karışımlı özdek İki ya da daha çok metalin birlikte eritilmesi sonucu oluşan katı karışım kimya İki ya da daha çok madenin birleşim ya da karışımından elde olunan özdek İki ya da daha çok elementin oluşturdukları katı çözelti ya da katı çözelti ile katı karışımlı özdek )
( ALLOY | AMALGAM )
( ALLIAGE )
( LEGIERUNG )
( LEGA )
( ΚΡΆΜΑ / κράμα )
- HALİTA | ALAŞIM ile/||/<> AMALGAM
( İki ya da daha çok metalden, kimi durumda da metallerle C,P, Te gibi öğelerden oluşan metal görünümünde katı ya da sıvı karışım. @@ kimya, metalbilim: İki ya da daha çok öğenin oluşturdukları katı çözelti; kati çözelti ile karışımlı özdek. @@ İki ya da daha çok metalin birlikte eritilmesi sonucu oluşan katı karışım. @@ (kimya) @@ İki ya da daha çok madenin birleşim ya da karışımından elde olunan özdek. @@ @@ İki ya da daha çok elementin oluşturdukları katı çözelti ya da katı çözelti ile katı karışımlı özdek. )
( ALLOY | AMALGAM~AMALGAM )
( ALLIAGE~AMALGAME )
( LEGIERUNG~AMALGAM )
( LEGA~AMALGAMA )
( ΚΡΆΜΑ / κράμα~ΑΜΆΛΓΑΜΑ / αμάλγαμα )
- HALİTA YAPMA | ALAŞIMLAMA ile/||/<> ALAŞIMLAMA
( metalbilim Çözen metale alaşım öğelerinin eritilerek katılması işlemi Çözen metale alaşım elementlerinin eritilerek katılması işlemi )
( ALLOYING )
( ALLIAGE )
( KARATIERUNG )
- HALİTA[Ar. < ḪALĪṬA] ile/değil/yerine/=/||/<> HALİTA
( alaşım Birden çok ögeden oluşmuş karmaşık bir bütün )
- HALK BİLİMCİLİK ile/||/<> TANRI BİLİMCİLİK
( Bilginin temeli olarak yalnız bilim yöntemine önem verme ilimcilik )
- HALK EDEBİYATI ile/||/<> HALK YAZINI
( halk yazını )
- HALK/FOLK[İng. < FOLK] ile/||/<> HALK BİLİMİ/FOLKLOR[Fr. < FOLKLORE] ile/||/<> HALK BİLİMSEL/FOLKLORİK[Fr. < FOLKLORIQUE] ile/||/<> HALK BİLİMCİ/FOLKLORİST[Fr. < FOLKLORISTE] ile/||/<> HALK BİLİMİ/HALKİYAT[Ar. < ḪALḲİYYĀT]
- HALK GÜNÜ | HALK MATİNESİ ile/||/<> HALK OZANLIĞI | HALK ŞAİRLİĞİ | SAZ ŞAİRLİĞİ
- HALK OZANI ile/||/<> SAZ ŞAİRİ ile/||/<> HALK ŞAİRİ
- HALK ŞAİRİ | ÂŞIK ile/||/<> ÂŞIK ile/||/<> HALK OZANI
( halk ozanı Halk edebiyatı terimi Saz şâiri Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri saz çalarak şiir okur Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad Halk kültürüyle kişisel yeteneğin birlikte oluşturduğu yaratılarını sazla çalıp söyleyen geleneksel ozan halk koşuğu sözlü halkbilim Halk içinde yetişen deyişlerini sazla söyleyen sözlü koşuk geleneğine bağlı ozan Bunlara saz şairi âşık da denir )
- HALK ŞAİRLİĞİ ile/||/<> SAZ ŞAİRLİĞİ
( Şair olma durumu ozanlık )
- HALK YÖNETİMİ ile/ve/||/<> ÜNİVERSİTE ile/ve/||/<> TİYATRO ile/ve/||/<> SPOR
( İyonya'lıların, insanlığın gelişimindeki önemli katkı eşikleri. )
- HALK[Ar. < ḪALḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> HALK
( halk adamı halk ağzı halk bilgisi halk bilimi halk dili halk edebiyatı halk ekmeği halkevi halk günü halk matinesi halk meydanı halk müziği halk odası halk okulu halk otobüsü halk oylaması halkoyu halk ozanı halk sağlığı halk şairi halk şiiri halk yardakçısı halka dönük ev halkı kapı halkı ocak halkı Latin halkları Aynı ülkede yaşayan aynı kültür özelliklerine sahip olan aynı uyruktaki insan topluluğu cumhur folk Aynı soydan gelen ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri ahali Bir ülkedeki yurttaşların bütünü kamu )
- HALK ile/||/<> HALK KÜLTÜRÜ
( Bir toplum içinde ortak gelenek görenek davranış ve uygulamalardan oluşan bir kültürel düzende yaşayan insan topluluğu halk kültürü halk yaşantısı halk toplumu halk katmanı seçkin kültürü toplum köy boy Belli bir ülkede yaşayan kan birliği taşıyan aynı dili konuşan benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik Halk terimi aynı zamanda birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır Daha geniş anlamda bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır Anadolu halkı gibi Penisin kabuklanması )
( FOLK | PEOPLE | (AR. HALK )
( PEUPLE )
( VOLK )
- HALK/HALK[Ar. < ḪALḲ] ile/||/<> MİLLET/MİLLET[Ar. < MİLLET] ile/||/<> MAŞER/MAŞER[Ar. < MAʿŞER] ile/||/<> MAŞERÎ/MAŞERİ[Ar. < MAʿŞERĪ] ile/||/<> KAVİM/KAVM[Ar. < ḲAVM] ile/||/<> KAVMİYET/KAVMİYYET[Ar. < ḲAVMİYYET] ile/||/<> SOSYAL/SOCİAL[Fr. < SOCIAL]
( halk adamı halk ağzı halk bilgisi halk bilimi halk dili halk edebiyatı halk ekmeği halkevi halk günü halk matinesi halk meydanı halk müziği halk odası halk okulu halk otobüsü halk oylaması halkoyu halk ozanı halk sağlığı halk şairi halk şiiri halk yardakçısı halka dönük ev halkı kapı halkı ocak halkı Latin halkları Aynı ülkede yaşayan aynı kültür özelliklerine sahip olan aynı uyruktaki insan topluluğu cumhur folk Aynı soydan gelen ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri ahali Bir ülkedeki yurttaşların bütünü kamu )
- HALK[Ar. < ḪALḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> YARATMA
- HALKA, ÇEMBER, LUP, BUKLE | DOLAM ile/||/<> DOLAM
( Sinema Göstericide görüntü ya da sesin art arda birçok kez izlenebilmesini sağlamak amacıyla bir film parçasının iki ucunun birbirine yapıştırılmasından oluşan çember 1 Üzerinde toplama ile gösterilen bir işleme göre değişmeli öbek çarpma ile gösterilen bir işleme göre de birleşmeli öbeksi yapısı olan ve çarpma işlemi toplama işlemi üzerine dağılan küme 2 kümeler dolamı 1 Bir çarpım işlemi altında kapalı öğeler kümesi 2 Öğecikleri çevrimsel olarak dizilmiş özdeciğin geometrik biçimi )
( BUCKLE (IN FILM), LOOP, SOUND AND PICTURE LOOP | RING )
( BOUCLE, FILM (EN) BOUCLE | ANNEAU | NOYOU )
( FILMSCHLEIFE, SCHLEIFE | RING | KERN )
- HALKA HALKA ile/ve/||/<> DALGA DALGA
- HALKA | RING[İng. < RING] ile/||/<> ...
( RING )
- HALKA | SARIM ile/||/<> SARIM
( fizik )
( WRAPAROUND )
( SPIRE )
- HALKA TÜR ile/||/<> KARDEŞ TÜR
( Halka coğrafi halka, kardeş görünüş benzer ama tür. )
( Formül: Geographic İLE cryptic )
- HALKA ile/||/<> HALKA[Ar. < HALKA]
( II Susamlı çörek Yenice Gelendost Isparta III Harman yerine daire biçiminde dökülen ekin Yenikent Aksaray Niğde IV Saban okuna bağlanan eğik ağaç Meyvebükü Güdül Ankara astronomi Sestod strobilasında bulunan segmentlerin her birine verilen ad proglottid Genç olgun ve yaşlı olmak üzere üç tipi vardır )
( RING | PROGLOTTID )
( ANNEAU )
( RING )
- HALKA[Ar. < ḤALḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> HALKA
( halka dizilişli halka oyunları halka yay nişan halkası yıl halkası Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim Çember biçiminde dizilmiş topluluk Uykusuzluk yorgunluk üzüntü vb sebeplerle göz altında beliren koyuluk Bir tür ufak yağlı ve tuzlu simit Çember biçiminde olan Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan santimetre çapında milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan jimnastik aracı )
- HALKALI DAMAR ile/||/<> HALKALI GÖZLER
( Halkası olan Bir tür olta iğnesi )
- HALKAMSI KIKIRDAK ile/||/<> YÜZÜKSÜ KIKIRDAK
- HALKAVÎ ile/||/<> CRICOIDE[Fr.] ile/||/<> YÜZÜKSÜ
( biyoloji )
( CRICOIDE )
- HALKAVİ[Ar. < ḤALḲAVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HALKAVİ
( Halka biçiminde olan )
- HALKÇILIK ile/||/<> HALKÇILIK
( 1929 yılında Fransada Leon Lemonniernin öncülüğünde ortaya çıkan her şeyden önce önemsiz insanların yoksul halkın yaşayışı ve duyguları üzerinde durmak isteyen bir yazın çığırı Yirminci yüzyıl başlarında Fransız yazarlarından A Thérive ve L Lemonnier tarafından açılmış bir çığır ki romantikliğe aşırı duygululuğa hele Zola nın karamsarlıklarına sapmadan hiç bir özelliği olmıyan halk içinde sıradan bir takım tipleri anlatan sadeleştirilmiş bir gerçekçilikten ibarettir 1 Hiçbir grup ya da sınıfa ayrıcalık tanınmadan gönencin geniş halk kitlelerine yaygınlaştırılmasını öngören ilke 2 19 yüzyılda Rusyada çiftçi sınıfının hayat standardını yükseltmeye yönelik olarak A Herzen ve N Çernişevski tarafından ortaya atılmış ütopik bir sosyalizm 3 Hiçbir bireyin ailenin sınıfın veya birliğin diğerlerinden daha üstün olmadığını kabul eden Atatürk ilkelerinden biri halkçılık )
( POPULISM )
( POPULISME )
- HALKİYAT[Ar. < ḪALḲİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> HALK BİLİMİ
- HALKIYE | HALKALILAR ile/||/<> HALKALILAR
( Yersolucanında olduğu gibi bütün vücudu birbirine benzer boğumlardan oluşan solucanlar topluluğu halkalı kurtlar halkalı solucanlar zooloji )
( ANNELIDES | FLATWORMS | ROUNDWORMS )
( ANNÉLIDES | ANNELÉS | VERS PLATS | VERS RONDS )
( RINGELWÜRMER | PLATTWÜRMER | RUNDWÜRMER )
( ANNELIDA | PLATHELMINTHES | NEMATHELMINTHES )
( ANELLIDI )
( ΔΑΚΤΥΛΙΟΣΚΏΛΗΚΕΣ / δακτυλιοσκώληκες )
- HALKIYE | HALKALILAR ile/||/<> YASSI SOLUCANLAR ile/||/<> YUVARLAK SOLUCANLAR
( Yersolucanında olduğu gibi, bütün vücudu birbirine benzer boğumlardan oluşan solucanlar topluluğu; halkalı kurtlar, halkalı solucanlar. @@ (zooloji) )
( ANNELIDES | FLATWORMS | ROUNDWORMS~FLATWORMS~ROUNDWORMS | NEMATHELMINTS, ASCHELMINTS, ROUNDWORMS, | NEMATODES, THREADWORMS, ROUNDWORMS )
( ANNÉLIDES | ANNELÉS | VERS PLATS | VERS RONDS~VERS PLATS~VERS RONDS | VERS RONDS, NÉMATHELMINTHES )
( ANNELIDA | PLATHELMINTHES | NEMATHELMINTHES~PLATHELMINTHES | PLATYHELMINTHES, PLATY: YASSI~NEMATHELMINTHES | ASCHELMINTHES )
( RINGELWÜRMER | PLATTWÜRMER | RUNDWÜRMER~PLATTWÜRMER~RUNDWÜRMER | SCHLAUCHWÜRMER, RUNDWÜRMER )
( ANELLIDI~VERMI PIATTI~VERMI CILINDRICI )
( ΔΑΚΤΥΛΙΟΣΚΏΛΗΚΕΣ / δακτυλιοσκώληκες~ΠΛΑΤΥΈΛΜΙΝΘΕΣ / πλατυέλμινθες~ΝΗΜΑΤΏΔΕΙΣ / νηματώδεις )
- HALLAC[Ar. < ḤALLĀC] ile/değil/yerine/=/||/<> HALLAÇ
( Yünü pamuğu yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma ditme işini yapan kimse atımcı )
- HALLAÇLIK ile/||/<> ATIMCILIK
- HALLE[Fr. < HALLE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAL
( Sebze meyve bakliyat vb nin satıldığı yer )
- HALLEDEBİLMEK[Ar. < ḤALL + Tr. EDEBİLMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HALLEDEBİLMEK
( Halletme ihtimali veya imkânı bulunmak Halletme becerisi bulunmak )
- HALLETMEK[Ar. < ḤALL + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HALLETMEK
( Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak Yoluna koymak olumlu sonuca bağlamak Bir cismi bir sıvı içinde eritmek çözmek Cinsel ilişki kurmak Bir yemeği yenecek duruma getirmek )
- HALLHAMİR[Ar. < ḤALL + ḪAMĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> HALLİHAMUR
( Birbirine karışma )
- HALLİYET | ASETAT[Fr. < ACÉTATE] ile/||/<> ASETİK ASİT ile/||/<> ASETON
( Sinema Asetik asidin (sirke asidi) tuzu. (Yanmaz film tabanını oluşturan asetat, film yapımında kullanılan selüloz asetatın ham özdeğidir). @@ (kimya) @@ Asetik asit tuzu. )
( ACETATE | ACETIC ACID | ACETONE~ACETIC ACID~ACETONE )
( ACÉTATE | ACIDE ACÉTIQUE | ACÉTONE~ACIDE ACÉTIQUE~ACÉTONE )
( AZETAT | ESSIGSÄURE | AZETON~ESSIGSÄURE~AZETON )
( ACETATO~ACIDO ACETICO~ACETONE )
( ΟΞΙΚΌ ΆΛΑΣ / οξικό άλας~ΟΞΙΚΌ ΟΞΎ / οξικό οξύ~ΑΚΕΤΌΝΗ / ακετόνη )
- HALLİYET | ASETAT ile/||/<> ASETAT ile/||/<> ASETAT[Fr. < ACÉTATE]
( Sinema Asetik asidin sirke asidi tuzu Yanmaz film tabanını oluşturan asetat film yapımında kullanılan selüloz asetatın ham özdeğidir kimya Asetik asit tuzu )
( ACETATE | ACETIC ACID | ACETONE )
( ACÉTATE | ACIDE ACÉTIQUE | ACÉTONE )
( AZETAT | ESSIGSÄURE | AZETON )
( ACETATO )
( ΟΞΙΚΌ ΆΛΑΣ / οξικό άλας )
- HALLOLMAK[Ar. < ḤALL + Tr. OLMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> HALLOLMAK
( Çözümlenmek sonuçlanmak Bir sıvı içinde erimek )
- HALOGENE[Fr. < HALOGÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> HALOJEN
( Madenlerle birleştiğinde tuz verebilen flor klor brom ve iyot elementleri )
- HALOJEN[Fr. < HALOGÈNE] ile/||/<> TUZVEREN
( tuzveren )
( HALOGÈNE )
- HALOJENLER ile/||/<> SOY GAZLAR
( Halojenler 7 elektron reaktif İLE soy gazlar 8 elektron inert )
( Formül: X₂ + 2e⁻ → 2X⁻ (halojen) İLE stabil oktet (soy gaz) )
- HALT (ETMEK) ile/değil/yerine/||/>< HALK (ETMEK)
( Uygunsuz söz söyleme, uygunsuz iş yapma. | Uygun olmayan, beğenilmeyen. | Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Oluşturma, "yaratma". )
- HALT[Ar. < ḪALṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> HALT
( Uygunsuz söz söyleme uygunsuz iş yapma Uygun olmayan beğenilmeyen şey Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma )
- HALTER ile/||/<> HALTER[Fr. < HALTÈRE]
( anlamdaş tokmakçık halter ağırlık Böceklerin ikikanatlılar Diptera takımında ard kanatların değişmesiyle meydana gelmiş olan saplı tokmak biçimindeki çıkıntılar Uçma sırasında dengeyi sağlar Birbirine sapla bağlı disklerden yapılmış ağırlık kaldırma amacına dayanan bir güç gösterisi aracı tokmakçık Diptera dizisindeki sineklerde uçuş esnasında dengenin sağlanması için gerekli olan metatorakstaki kanat kalıntıları )
( HALTERE, | BAR-BELL | HALTERE )
( HALTÈRE )
( HALTER | WUCHTKOLBEN )
- HALTERE[Fr. < HALTÈRE] ile/değil/yerine/=/||/<> HALTER
( Birbirine metal sapla bağlanmış iki gülle veya disklerden yapılmış araç Bu aracı iki elle kaldırmayı amaçlayan spor dalı )
- HALUK[Ar. < ḪALŪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> HALUK
( Temiz huylu iyi ahlaklı )
- HALUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/= MEVCUD
- HALÜSİNASYON[Fr. < HALLUCINATION] ile/değil/yerine/=/||/<> SANRI
- HALVA[Ar. < ḤALVĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> HELVA
( helvahane keten helva koz helva gaziler helvası irmik helvası kâğıt helvası kar helvası kenevir helvası koz helvası kudret helvası ölü helvası pamuk helvası pekmez helvası peynir helvası susam helvası tahin helvası un helvası yaz helvası Şeker yağ un veya irmikle yapılan tatlı )
- HALVAHANE[Ar. < ḤALVĀ + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> HELVAHANE
( Genellikle helva pişirmekte kullanılan geniş ve az derin tencere Sarayda mutfak içinde tatlıların yapıldığı özel bölüm veya oda )
- HALVET[Ar. < HALVET] ile/||/<> ...
( Mimarlık 1 Hamamlarda tek kişilik yıkanma hücresi 2 Tapınma için bir insanın içine girip yalnız kaldığı oda 3 Hamamlarda terlemek için yapılmış sıcak yer )
- HALVET[Ar. < ḪALVET] ile/değil/yerine/=/||/<> HALVET
( halvethane Issız yerde yalnız kalma Issız ve kapalı yer Hamamlarda çok sıcak küçük yer )
- HALVETHANE[Ar. < ḪALVET + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> HALVETHANE
( Başkasının giremediği baş başa kalınan yer Tekkelerde dervişlerin yalnızca ibadet etmek ve çile doldurmak için kapandıkları oda )
- HALVETİ[Ar. < ḪALVETĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HALVETİ
( İbadetlerini ıssız yerlerde yapan bir tarikat Bu tarikattan olan kimse )
- HALVETİ/HALVETİ[Ar. < ḪALVETĪ] ile/||/<> KADİRİ/KADİRİ[Ar. < ḲĀDİRĪ] ile/||/<> MELAMİ/MELAMİ[Ar. < MELĀMĪ] ile/||/<> MEVLEVİ/MEVLEVİ[Ar. < MEVLEVĪ] ile/||/<> RUFAİ/RİFAİ[Ar. < RİFĀʿĪ]
( İbadetlerini ıssız yerlerde yapan bir tarikat Bu tarikattan olan kimse )
- HAM MADEN HALİNE SOKMAK ile/||/<> MINÉRALISER[Fr.] ile/||/<> MİNERALLEŞTİRMEK
( jeoloji )
( MINÉRALISER )
- HAM ile/ve/değil/||/<> BİÇİMSİZ
- HAM[Fars. < ḪĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> HAM
( ham besi suyu ham bez ham ervah ham gaz hamhalat ham hayal ham madde ham payı Yenecek kadar olgun olmayan meyve İşlenmemiş madde idmansız Gerçekleşme kolaylığı veya imkânı olmayan Kaba toplum kurallarını bilmeyen incelmemiş )
- HAM ile/||/<> HAM[Fars. < HÂM]
( 1 Domuz karkasının arka bacağı 2 Kürlenmiş pişirilmiş ve dumanlanmış domuz arka bacak eti 3 Domuz jambonu 4 hlk Veteriner hekimliği folklorunda soğuk ve sert apse )
( RAW | HAM )
- HAM ile/ve/||/<> KEKRE
( ... İLE/VE/||/<> Tadı acımtırak, ekşimsi ve buruk olan. )
- HAMAC[Fr. < HAMAC] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMAK
( İki ağaç veya direk arasına asılarak kurulan içine yatılarak sallanılabilen ağ bez vb nden yapılmış yatak ağ yatak )
- HAMAİL[Ar. < ḤAMĀ´İL] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMAYIL
( Omuzdan çapraz olarak bele inen bağ hamaylı muska )
- HAMAK ile/||/<> AĞ YATAK
- HAMAKAT[Ar. < ḤAMĀḲAT] ile/değil/yerine/=/||/<> AHMAKLIK
- [ne yazık ki]
HAMAKAT/AHMAK ile/ve/||/<> İHANET/HAİN
- HAMAL[Ar. < ḤAMMÂL] ile/||/<> TAŞIYICI
( (Kar.) Tasvirleri taşıyanlara bu ad verilirdi. @@ bk. taşıyıcı @@ Tasvirleri ve donatımlıkları taşıyanlara verilen ad. )
( 1- CONVEYOR, 2- CARRIER~1- CONVEYOR, 2- CARRIER | CONVEYOR | PORTER | PORTEUR | 1. BEARER, UNDER, 2. CATCHER | CARRIER | TRANSPORTER, CARRIER )
( 1- CONVEYEUR, 2- PORTEUR~1- CONVEYEUR, 2- PORTEUR | CONVEYEUR, TRANSPORTEUR | PORTEUR | 1. PORTEUR )
( BAIULUS~... )
( TRANSPORTVORRICHTUNG~TRANSPORTVORRICHTUNG | TRÄGER | 1. TRÄGER, UNTERMANN, 2. FANGER )
( FACCHINO~TRASPORTATORE )
( ΑΧΘΟΦΌΡΟΣ / αχθοφόρος~ΜΕΤΑΦΟΡΈΑΣ / μεταφορέας )
- HAMAL | SIRTÇI ile/||/<> HAMALLIK | SIRTÇILIK
- HAMAL ile/||/<> HAMAL[Ar. < HAMMÂL]
( Kar Tasvirleri taşıyanlara bu ad verilirdi taşıyıcı Tasvirleri ve donatımlıkları taşıyanlara verilen ad )
( 1- CONVEYOR, 2- CARRIER )
( 1- CONVEYEUR, 2- PORTEUR )
( TRANSPORTVORRICHTUNG )
( BAIULUS )
( FACCHINO )
( ΑΧΘΟΦΌΡΟΣ / αχθοφόρος )
- HAMAL ile/||/<> PORTER[İng.] ile/||/<> PORTEUR[Fr.] ile/||/<> YÜKÇÜ
( Başkalarına ilişkin yük ve nesneleri beden gücüyle taşıyan kişi )
( PORTER )
( PORTEUR )
- HAMALİYE[Ar. < ḤAMMĀLİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMALLIK
- HAMAL/LIK ile/ve/||/<> HAİN/LİK
( (")Düşmanından("), bir şey almayanların durumu. İLE/VE/||/<> (")Düşmanından("), yanlış şeyler alanların durumu. )
- HAMAM BÖCEĞİ ile/||/<> HAMAM BÖCEĞİ
( Periplaneta americana Böcekler İnsecta sınıfının düzkanatlılar Orthoptera takımından bir eklembacaklı türü Uzunluğu 34 cm Amerikadan Avrupaya taşınmıştır Fırın ve hamamlarda raslanır Böcekler Insecta sınıfının düz kanatlılar Orthoptera takımından dünyanın her tarafında evlerde fırın ve hamamlarda rastlanan 34 cm kadar boyda Periplaneta americana P orientalis ve Blatta germanica B orientalis türlerine verilen genel ad )
( AMERICAN COCKROACH | COCKROACH, AMERICAN COCKROACH )
( CANCRELAT )
( AMERIKANISCHE SCHABE )
- HAMAM ile/||/<> ISIDAM
- HAMASET[Ar. < ḤAMĀSET] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMASET
( Yiğitlik kahramanlık cesaret Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak amacıyla yapılan abartılı anlatım )
- HAMASİ[Ar. < ḤAMĀSĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMASİ
( Yiğitlerden ve yiğitliklerden söz eden destan şiir Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak için abartılı anlatım )
- HAMAYIL ile/||/<> HAMAYLI
- HAMAYLI | MUSKA ile/||/<> UĞURLUK ile/||/<> NAZARLIK | İNSAN MUSKASI
( İnsan, hayvan, bitki, nesne ve ürünlerinin uygun düşen bir yerine asıldıkları, bağlandıkları, dikildikleri ya da konuldukları zaman onları ölüm, salgın,yersarsıntısı.subaskını, yıldırım, yangın, savaş, büyü, gözdeğmesi gibi daha birçok dokuncalardan koruduğuna ve onlara bolluk, varsıllık, iyi bir gelecek, aşılmaz bir güç sağladığına inanılan doğal ya da yapay nesnelerden her biri. bk. insan muskası, hayvansal muska, bitkisel muska, taş muska, ışıldak muska. krş. tapıncak, atasoy, din, kutyasak. @@ Taşıyanı, takanı ya da sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan; içinde dinsel ve büyüsel bir gücün saklı olduğu sanılan doğal ya da yapay nesne. a. bk. uğurluk. @@ < Ar nusḫa. Türkçede nüsha yanında doublet olarak kullanılır: muska < nuska < nusḫa. Azeri alanındaki nüsxǝ sözünün eski anlamı da 'üzerine dua sözleri yazılı kâğıt' biçimindedir. Dilimizde muskaya hamaylı adı da verilir. )
( AMULET | OMULET | TALISMAN~TALISMAN | MASCOTE~AMULET )
( AMULETTE | PORTE-BONHEUR~PORTE-BONHEUR | MASCOTE~AMULETTE )
( PEGANUM HARMALA~...~PEGANUM HARMALA )
( ALMULETT | AMULETT | TALISMAN~TALISMAN~AMULETT )
( AMULETO~PORTAFORTUNA~AMULETO )
( ΦΥΛΑΧΤΌ / φυλαχτό~ΦΥΛΑΧΤΌ / φυλαχτό~ΦΥΛΑΧΤΌ / φυλαχτό )
( NUSḪA )
- HAMAYLI ile/||/<> ...
( hameyli İçine enam konulan üzeri boncuk ve zincirlerle donatılmış gelinlerin nazarlık olarak kullandıkları gümüş kutucuk İnönü Eskişehir hameyli Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta )
- HAMAYLI ile/||/<> MUSKA ile/||/<> İNSAN MUSKASI
( İnsan hayvan bitki nesne ve ürünlerinin uygun düşen bir yerine asıldıkları bağlandıkları dikildikleri ya da konuldukları zaman onları ölüm salgın yersarsıntısı subaskını yıldırım yangın savaş büyü gözdeğmesi gibi daha birçok dokuncalardan koruduğuna ve onlara bolluk varsıllık iyi bir gelecek aşılmaz bir güç sağladığına inanılan doğal ya da yapay nesnelerden her biri insan muskası hayvansal muska bitkisel muska taş muska ışıldak muska tapıncak atasoy din kutyasak Taşıyanı takanı ya da sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan içinde dinsel ve büyüsel bir gücün saklı olduğu sanılan doğal ya da yapay nesne a uğurluk nusḫa Türkçede nüsha yanında doublet olarak kullanılır muska nuska nusḫa Azeri alanındaki nüsxǝ sözünün eski anlamı da üzerine dua sözleri yazılı kâğıt biçimindedir Dilimizde muskaya hamaylı adı da verilir )
( NUSḪA )
( AMULET | OMULET | TALISMAN )
( AMULETTE | PORTE-BONHEUR )
( ALMULETT | AMULETT | TALISMAN )
( PEGANUM HARMALA )
( AMULETO )
( ΦΥΛΑΧΤΌ / φυλαχτό )
- HAMBURGER[Alm. < HAMBURGER] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMBURGER
( İki parça yuvarlak ekmeğin arasına yerleştirilen köfte ile yapılan bir sandviç türü )
- HAMBURGER[İng.] ile/||/<> HAMBURGER[Alm. < HAMBURGER] ile/||/<> HAMBURGER[Alm. < HAMBURGER]
( Sığır kıymasının biçim verilmesiyle elde edilen ve kendi adıyla anılan sandviçlerde kullanılan köfte )
( HAMBURGER )
( HAMBURGER )
- HAMBURGER/HAMBURGER[Alm. < HAMBURGER] ile/||/<> SANDVİÇ/SANDWİCH[İng. < SANDWICH]
( İki parça yuvarlak ekmeğin arasına yerleştirilen köfte ile yapılan bir sandviç türü )
- HAMD:
HAMÎD ile/ve/||/<>/> AHMED ile/ve/||/<>/> MUHAMMED
( Tevrat. İLE/VE/||/<>/> İncil. İLE/VE/||/<>/> Kur'ân-ı Kerîm. )
- HAMD[Ar. < ḤAMD] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMT
( hamdetmek hamdüsena Tanrı ya şükretme )
- HAMDETMEK[Ar. < ḤAMD + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMDETMEK
( Tanrı ya şükretmek )
- HAMDETMEK/HAMDETMEK[Ar. < ḤAMD + Tr. ETMEK] ile/||/<> HAMT/HAMD[Ar. < ḤAMD]
( Tanrı ya şükretmek )
- HAMDSENA[Ar. < ḤAMD + S̱ENĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMDÜSENA
( Tanrı ya olan şükran duygularını bildirme )
- HAMDÜSENA/HAMDSENA[Ar. < ḤAMD + S̱ENĀ] ile/||/<> ELHAMDÜLİLLAH/ELHAMDULİLLAH[Ar. < ELḤAMDULİLLAH]
( Tanrı ya olan şükran duygularını bildirme )
- HAMEL | KOÇ ile/||/<> KOÇ
( Bir takımyıldızın ve bir burcun adı Koç takımyıldızı Koç burcu astronomi )
( ARIES, AARI (ARITIES) RAM )
( BÉLIER )
( WIDDER )
( ARIES )
- HAMEL[Ar. < ḤAMEL] ile/değil/yerine/=/||/<> KOÇ BURCU
- HAMHALAT ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRGÜSÜZ | ÇORAK
( görgüsüz çorak )
- HAMHALAT ile/||/<> KABA SABA, GÖRGÜSÜZ
( kaba saba görgüsüz ham ahlat Dilimizde yaban armudu olarak kullanılan ahlat adı argoda kaba adam yol iz bilmez kimse anlamında geçer )
- HAMİ[Ar. < ḤĀMĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KORUYUCU
- HÂMÎ ile/ve/||/<>/> MAHMÎ
( Koruyan, kollayan/kollayıcı, sahip çıkan. İLE/VE/||/<>/> Korunulan. )
- HÂMİ[Ar.] ile/||/<> UMAY
( Koruyan. @@ Koruyan. )
- HAMİL[Ar. < ḤĀMİL] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMİL
( hamilikart Elinde bulunduran üzerinde taşıyan destek )
- HAMİLCARTE[Ar. < ḤĀMIL + Fr. CARTE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMİLİKART
( Tavsiye edildiği üzerinde yazılı olan kartı pusulayı taşıyan kimse )
- HAMİLE[Ar. < ḤĀMİLE] ile/değil/yerine/=/||/<> GEBE
- HAMİLEN[Ar. < ḤĀMİLEN] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMİLEN
( Üzerinde taşıyarak )
- HÂMİL-İ ENBÛBE ile/||/<> PORTE-TUBE[Fr.] ile/||/<> TÜPLÜK
( kimya )
( PORTE-TUBE )
- HÂMİL-İ MÜŞTERİYE ile/||/<> CTÉNOPHORES[Fr.] ile/||/<> CTENOPHORA[Lat.] ile/||/<> TARAKLILAR
( zooloji )
( CTÉNOPHORES )
( CTENOPHORA )
- HAMILTON ve/||/<> LAGRANGE ÇÖZÜMLEMELERİ
- HAMİLTON KURALI[İng. HAMILTON'S RULE] ile/||/<> HAMİLTONIN FEDAKARLIK TEORİSİ[İng. HAMILTON ALTRUISM THEORY]
( William Hamilton'ın akraba seçilimi konusunda ileri sürdüğü kuraldır. Hamilton akrabalar için fedakarlık gerektiren durumları matematiksel ifadeye dökmüştür. Fedakarlık gerektiren bir harekette "c" fedakarlık yapanın ödediği bedel,"r" akrabalık derecesi ve "b" fedakarlık sonucu olası kazanç olmak üzere: @@ Hamilton'a göre genetik olarak birbirlerine benzeşen ve yakın olan bireylerin başkalarına oranla birbirleriyle daha çok karşılıklı yardımlaşır. Eğer akrabalarına yardım eden canlı birey, yardım etme etkinliğini destekleyen ve teşvik eden genlere sahipse, onun akrabaları da muhtemelen bu genlere sahip olacak ve böylece bu aleller aktarılabilecektir. Buna dair klasik bir örnek, arılar ve karıncalar gibi sosyal yaşamlı böceklerdir. Kolonideki işçi böcekler asla üremezler ama bunun yerine genetik olarak onlara benzeyen kraliçenin üreyebilmesi için çalışarak yardımda bulunurlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HAMILTON ve/||/<>/> MAXWELL
- HAMİR[Ar. < ḪAMĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMUR
( hamur boya hamur çorbası hamur işi hamur tahtası hamur tatlısı hamur teknesi hallihamur çömlek hamuru deve hamuru milföy hamuru Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu Kâğıtta tür nitelik İyi pişmemiş ekmek ve hamur işleri Öz asıl maya )
- HAMÎRE | BİRA MAYASI ile/||/<> BİRA MAYASI ile/||/<> MAYA
( maya Hücre biyolojisi genetik deneylerinde ve rekombinant DNA için model olarak kullanılan bir hücreli mantar 1 Bira üretimi sırasında elde edilen protein ve lizin bakımından zengin ham proteinin sindirilme derecesi yüksek bir ürün 2 Hücre biyolojisi genetik deneylerinde ve rekombinant DNA için model olarak kullanılan bir hücreli mantar Halk yazınında özel bir ezgi ile söylenen bir tür koşuk İçerdikleri enzimlerin tezgensel etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren tek gözeli bitki organizmaları 1 Bira ve şarap mayalanmasından sonra yüzeyde kalan ya da dibe çöken maddeler Bu çöküntüler canlı ya da ölü birgözeli mantarlar ile bakterilerden ibarettir 2 Saccharomycetacae familyasına ait bir gözeli mikroskobik mantarlar Bunların içinde en önemlisi bira mayasıdır Saccharomyces cerevisiae Kapsadığı zengin proteinler ve B vitaminlerinden dolayı hem insanlar tarafından yenir hem de hayvanlara yem olur Canlı halde sahip oldukları enzimleri kurtulmuş iken de kapsadıklarından kurutulmuş bira mayası da mayalanma yapabileceği gibi besin maddesi olarak da kullanılır 3 Hamur mayası botanik kimya tarım 1 Bira ve şarap mayalanmasında kullanılan canlı ya da ölü bir hücreli mantar ve bakteriler 2 Hamur mayası 3 Canlı hâlde sahip oldukları özellikleri kurutulmuş olarak da muhafaza edildiği için kuru hâlde de kullanılan hem insanlar tarafından kullanılan hem de hayvanlara yem olarak verilen protein ve B vitamininden zengin bira mayası 1 Kendisi değişim göstermeksizin diğer bir maddede kimyasal değişikliğe neden olan madde fermantasyon yapıcı madde ferment 2 Tek hücreli tomurcuklanmayla çoğalan mantarlar Bakterilerden daha büyük elipsoit küre veya silindir biçiminde olan mikrobiyal aktiviteyi uyararak veya sindirim kanalı pH sını dengeleyerek sindirimi artıran tek hücreli canlılar Ekmek bira vb bazı gıdaların üretiminde kullanılan tomurcuklanmayla çoğalan tek hücreli mantar )
( YEAST | BREWERS YEAST, YEAST, BARM )
( LEVURE )
( HEFE )
( SACCHAROMYCES CEREVISIAE )
- HAMÎRE | MAYA ile/||/<> MAYA ile/||/<> MAYA[Fars. < MÂYE]
( Halk yazınında özel bir ezgi ile söylenen bir tür koşuk İçerdikleri enzimlerin tezgensel etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren tek gözeli bitki organizmaları 1 Bira ve şarap mayalanmasından sonra yüzeyde kalan ya da dibe çöken maddeler Bu çöküntüler canlı ya da ölü birgözeli mantarlar ile bakterilerden ibarettir 2 Saccharomycetacae familyasına ait bir gözeli mikroskobik mantarlar Bunların içinde en önemlisi bira mayasıdır Saccharomyces cerevisiae Kapsadığı zengin proteinler ve B vitaminlerinden dolayı hem insanlar tarafından yenir hem de hayvanlara yem olur Canlı halde sahip oldukları enzimleri kurtulmuş iken de kapsadıklarından kurutulmuş bira mayası da mayalanma yapabileceği gibi besin maddesi olarak da kullanılır 3 Hamur mayası botanik kimya tarım 1 Bira ve şarap mayalanmasında kullanılan canlı ya da ölü bir hücreli mantar ve bakteriler 2 Hamur mayası 3 Canlı hâlde sahip oldukları özellikleri kurutulmuş olarak da muhafaza edildiği için kuru hâlde de kullanılan hem insanlar tarafından kullanılan hem de hayvanlara yem olarak verilen protein ve B vitamininden zengin bira mayası 1 Kendisi değişim göstermeksizin diğer bir maddede kimyasal değişikliğe neden olan madde fermantasyon yapıcı madde ferment 2 Tek hücreli tomurcuklanmayla çoğalan mantarlar Bakterilerden daha büyük elipsoit küre veya silindir biçiminde olan mikrobiyal aktiviteyi uyararak veya sindirim kanalı pH sını dengeleyerek sindirimi artıran tek hücreli canlılar Ekmek bira vb bazı gıdaların üretiminde kullanılan tomurcuklanmayla çoğalan tek hücreli mantar )
( YEAST | FERMENT, YEAST )
( LEVURE | LÉVURE | FERMENT )
( HEFE )
- HAMİŞ[Ar. < HÂMİŞ] ile/||/<> ... | SAYFA KENARI
( sayfa kenarı a haşiye )
- HAMİŞ[Ar. < HĀMİŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇIKMA
- HAMİYETPERVER[Ar. < ḤAMİYYET + Fars. -PERVER] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMİYETLİ
- HAMİYYET[Ar. < ḤAMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMİYET
( Bir insanın kendi yurdunu ulusunu ve ailesini koruma çabası )
- HAMIZ | ACİDE[Fr. < ACIDE] ile/||/<> ASİT ile/||/<> ASİT[Fr. < ACIDE]
( 1 Suda çözündüğünde hidronyum yükünü H3O veren kimyasalözdek Yapısındaki hidrojenleri baz kökleri ya da metallerle yer değiştirerek tuzları oluşturur pH ölçeğinde 07 arasında değer gösterirler 2 Bronsted Proton verme yatkınlığı olan kimyasal bileşik 3 Lewis Ortaklanmamış elektron çifti ya da çiftlerini almaya yatkın olan kimyasal özdek kimya Bir çözeltiye H iyonu proton çıkaran madde Bileşimindeki hidrojeni bir metalle değiştirerek tuz oluşturan yakıcı ekşi tatta sıvı özdek Alkali maddenin tersi özellikler taşıyan turnusolün mavi rengini kırmızıya çeviren suda eridiği zaman hidrojen iyonları meydana getiren hidrojenli bileşik Bir çözeltiye hidrojen iyonu veren suda çözündüğü zaman hidrojen iyonları açığa çıkaran bileşimindeki hidrojenin yerine herhangi bir mineral alarak tuz meydana getirebilen ve turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirme özelliği olan hidrojenli bileşim )
( ACID | ACID, OSM. HAMIZ | BASE, ALKALI )
( ACIDE | BASE, ALCALI )
( SÄURE | BASE, ALKALI )
( ACIDUS: EKŞI )
( ACIDO )
( ΟΞΎ / οξύ )
- HAMIZ[Ar. < ḤĀMİŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> ASİT
- HÂMIZ-I BEVL | ÜRAT ile/||/<> ÜRAT ile/||/<> ÜRİK ASİT
( ürik asit Ürik asit tuzu Ürik asidin anyon ester veya tuz formu Memeli hayvanların sidiğinde az olarak kuş ve sürüngenlerin sidiğinde çokça bulunan beyaz kokusuz ve lezzetsiz bir kimyasal madde kimya 1 Bazı memelilerde pürin metabolizmasının son ürünü 2 6 8trioksipürin 2 Kuş sürüngen ve bazı omurgasızlarda böcekler azotlu boşaltım maddesi Ürat Pürin katabolizmasının bir son ürünü litik asit Primatlar dalmaçya ırkı köpekler sürüngenler kanatlılar ve bazı böceklerde pürin katabolizmasının son ürünülitik asit )
( URATE )
( URATE )
- HÂMIZ-I BEVL | ÜRİK ASİT ile/||/<> ÜRİK ASİT ile/||/<> ÜRİK ASİT[Fr. < ACIDE URIQUE]
( Memeli hayvanların sidiğinde az olarak kuş ve sürüngenlerin sidiğinde çokça bulunan beyaz kokusuz ve lezzetsiz bir kimyasal madde kimya 1 Bazı memelilerde pürin metabolizmasının son ürünü 2 6 8trioksipürin 2 Kuş sürüngen ve bazı omurgasızlarda böcekler azotlu boşaltım maddesi Ürat Pürin katabolizmasının bir son ürünü litik asit Primatlar dalmaçya ırkı köpekler sürüngenler kanatlılar ve bazı böceklerde pürin katabolizmasının son ürünülitik asit )
( URIC ACID | URIC ACIDE )
( ACIDE URIQUE )
( HARNSÂURE | HARNSÄURE )
- HÂMIZ-I FAHM | KARBONİK ASİT ile/||/<> KARBONİK ASİT
( kimya Karbondioksitten sulu ortamda geçici olarak karbonik anhidraz enzimi ile meydana gelen ve hemen bikarbonat iyonuna dönüşen asit Karbondioksit gazının sudaki erimiş durumu Karbondioksitten sulu ortamda geçici olarak karbonik anhidraz enzimiyle meydana gelen ve bikarbonat iyonuna dönüşen asit )
( CARBONIC ACID | CARBONIK ACID )
( ACIDE CARBONIQUE )
( KOHLENSÄURE )
- HAM/KÜRE TAŞ ile/ve/||/<>/> KÜP TAŞ
- HAMLA[Ar. < HAMLE] ile/||/<> ...
( büyük sandal ve kayıklarda birinci oturak ḥamle atılım saldırış )
( ḤAMLE )
- HAMLAÇ[Ar. < ḤAMLĀC] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜFLEÇ
- HAMLAÇ, ŞALUMO | ÜFLEÇ ile/||/<> ÜFLEÇ ile/||/<> YELYAPAR
( 1 fizik kimya Deneyliklerde yüksek ısı elde edilen araç 2 işleyim Kaynak yapımında metalleri kesme ve eritme işleminde kullanılan alev fışkırtan araç 3 yelyapar kimya I Fırın atmosferlerinin dolaşımını sağlamak için kullanılan üfleyici araç II Gaz karışımlarını yakarak üfleme işlemini yapan araç )
( BLOWPIPE | FAN | TORCH )
( CHALUMEAU | VENTILATEUR | BRÛLEUR )
( VENTILATOR | BRENNER )
- HAMLAMA ile/||/<> HAMLAMA
( Çini toprağından yapılmış kap ya da başka işlerin ilk yakılışı hamlık )
( DÉGOURDI )
( ERSTES BRENNEN DES PORZELLEANS )
- HAMLE | ATAK[Fr. < ATTAQUE] ile/||/<> ÇIKARILMAK ile/||/<> UYARMA
( Yumrukoyuncusunun yağı karşısında yaptığı ileri hareket. )
( ATTACK | DISQUALIFICATION | WARNING~DISQUALIFICATION~WARNING | STIMULATION, EXCITATION | EXCITATION | ALARM | ALERT | INDUCTIO )
( ATTAQUE | ÊTRE ÉLIMINÉ | AVERTISSEMENT~ÊTRE ÉLIMINÉ~AVERTISSEMENT | EXCITATION | EXCITER )
( EXCITARE~...~EXCITARE | EXCITARE: UYARMAK )
( ANGRIFF | DISQUALIFIKATION | WARNUNG~DISQUALIFIKATION~WARNUNG | AUFREIZUNG | ANREGUNG )
( ATTACCO~ELIMINAZIONE~STIMOLAZIONE )
( ΕΠΊΘΕΣΗ / επίθεση~ΑΠΟΚΛΕΙΣΜΌΣ / αποκλεισμός~ΔΙΈΓΕΡΣΗ / διέγερση )
- HAMLE | YÜKLENME ile/||/<> YÜKLENMEK ile/||/<> YÜKLENME
( Oyunda karşılaşılan güreşçinin üstüne üstüne gitme fizik Söz verme zorunluluk yüklenme )
( LIABILITY, COMMITMENT )
( CHARGER | ENGAGEMENT )
- HAMLE[Ar. < ḤAMLE] ile/değil/yerine/=/||/<> ATILIM | ATAK
( bir hamlede atılım İleri atılma saldırma Satrançta ve damada taş sürme işi atak II )
- HAMLE ile/||/<> ATTACK[İng.] ile/||/<> ANGRIFF[Alm.] ile/||/<> ATAK[Fr. < ATTAQUE]
( Yumrukoyuncusunun yağı karşısında yaptığı ileri hareket )
( ATTACK | DISQUALIFICATION | WARNING )
( ATTAQUE | ÊTRE ÉLIMINÉ | AVERTISSEMENT )
( ANGRIFF | DISQUALIFIKATION | WARNUNG )
( EXCITARE )
( ATTACCO )
( ΕΠΊΘΕΣΗ / επίθεση )
- HAMLE[Ar. < ḤAMLE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMLA
( Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması Sandalın bu biçimde aldığı yol Kıçtan birinci oturak )
- HAMLETMEK[Ar. < ḤAML + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMLETMEK
( Bir sebebe yüklemek yormak )
- HAMLİ | KOŞULSUZ ile/||/<> KOŞULSUZ
( Hiç bir koşula bağlı olmayan kesin olarak geçerli olan koşulsuz )
( CATEGORICAL | UNCONDITIONAL )
( CATÉGORIQUE )
( KATEGORISCH )
- HAMLIK ile/||/<> ...
( hamlama İçine pekmez toprağı karıştırılmış şıra Gençali Senirkent Isparta hamlama Taşpınar Aksaray Niğde )
- HAMLIK ile/ve/değil/||/<> TOYLUK
- HAMMAL[Ar. < ḤAMMĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMAL
( hamalbaşı hamal camal hamal semeri hamal sırığı sırık hamalı Sırtında yük taşıyarak geçinen kimse sırtçı taşıyıcı yükçü )
- HAMMAM[Ar. < ḤAMMĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMAM
( hamam anası hamam bohçası hamam böceği hamam çadırı hamam kesesi hamam nalını hamam odası hamam otu hamam takımı hamam tası çifte hamam deniz hamamı düğün hamamı erkekler hamamı Fin hamamı gelin hamamı kadınlar hamamı kırk hamamı kudret hamamı Yıkanılacak yer ısıdam sıcak Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer )
- HAMMÂMİYE | GÜVERCİNGİLLER ile/||/<> GÜVERCİNGİLLER
( Columbidae columba güvercin Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının yağmurkuşları Charadriiformes takımının güvercinler Columbae alttakımına giren bir familyası Gagalarının kenarları düz burun delikleri ortadan yarık olan bir zarla örtülüdür Çok türü ve ırkı vardır Kaya güvercini Columba livia gök güvercin C oenas tahtalı C palumbus türleri en iyi bilinenleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının yağmur kuşları Charadriiformes takımının güvercinler Columbae alt takımından gagalarının kenarları düz burun delikleri ortadan yarık olan bir zarla örtülü türleri olan bir familya )
( PIGEONS | DOVES )
( PIGEONS | COLOMBIDÉS, COLUMBIDÉS | COLOMBINS )
( BAUMTAUBEN | TAUBENVÖGEL )
( COLUMBA | COLUMBIDAE | COLUMBIDAE, PERIS-TERIDAE, COLUMBA: GÜVERCIN )
( COLOMBIDI )
( ΠΕΡΙΣΤΕΡΊΔΕΣ / περιστερίδες )
- HAMMÂMİYE | GÜVERCİNGİLLER ile/||/<> GÜVERCİNLER
( (Columbidae), (Lat. columba = güvercin): Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının yağmurkuşları (Charadriiformes) takımının güvercinler (Columbae) alt-takımına giren bir familyası. Gagalarının kenarları düz, burun delikleri ortadan yarık olan bir zarla örtülüdür. Çok türü ve ırkı vardır. Kaya güvercini (Columba livia), gök güvercin (C. oenas), tahtalı (C. palumbus) türleri en iyi bilinenleridir.. @@ (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfının, yağmur kuşları (Charadriiformes) takımının, güvercinler (Columbae) alt takımından, gagalarının kenarları düz, burun delikleri ortadan yarık olan bir zarla örtülü türleri olan bir familya. )
( PIGEONS | DOVES~DOVES )
( PIGEONS | COLOMBIDÉS, COLUMBIDÉS | COLOMBINS~COLOMBINS | COLUMBINS )
( COLUMBA | COLUMBIDAE | COLUMBIDAE, PERIS-TERIDAE, COLUMBA: GÜVERCIN~COLUMBA | COLUMBIFORMES, COLUMBAE )
( BAUMTAUBEN | TAUBENVÖGEL~TAUBENVÖGEL )
( COLOMBIDI~COLOMBI )
( ΠΕΡΙΣΤΕΡΊΔΕΣ / περιστερίδες~ΠΕΡΙΣΤΈΡΙΑ / περιστέρια )
- HAMSE | BEŞLİK ile/||/<> BEŞLİK
( Sinema TV Aydınlatmada kullanılan 5 kilovatlık toplayıcı ışıldak Divan çağında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan yapıta verilen ad Genceli Nizaminin hamsesi vb gibi )
( SENIOR SPOT, 5 KW | PROJECTOR, SUNLIGHT, STUDIO LAMP, SUN ARC-LIGHT, BRUTE, SUN ARC, LUMINAIRE | JUNIOR SPOT, 2 KW | 10 KW, TENNER )
( PROJECTEUR 5 KW (DE 5 KILOS) | PROJECTEUR, GAMELLE, CASSEROLLE | PROJECTEUR 2 KW (DE 2 KIHS | PROJECTEUR 10 KW )
( 5 KW-SCHEIN-WERFER | SCHEINWERFER | 2 KW | 10 KW-SCHEINWERFER )
( PROIETTORE DA 5 KW )
( ΠΡΟΒΟΛΈΑΣ 5 KW / προβολέας 5 kw )
- HAMSE | BEŞLİK ile/||/<> IŞILDAK ile/||/<> İKİLİK ile/||/<> ONLUK
( Sinema/TV. Aydınlatmada kullanılan 5 kilovatlık toplayıcı ışıldak. @@ Divan çağında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan yapıta verilen ad (Genceli Nizami'nin hamsesi vb. gibi). )
( SENIOR SPOT, 5 KW | PROJECTOR, SUNLIGHT, STUDIO LAMP, SUN ARC-LIGHT, BRUTE, SUN ARC, LUMINAIRE | JUNIOR SPOT, 2 KW | 10 KW, TENNER~PROJECTOR, SUNLIGHT, STUDIO LAMP, SUN ARC-LIGHT, BRUTE (A.), (ABD) SUN ARC, LUMINAIRE | PROJECTOR | SPOTLIGHT, SPOT~JUNIOR SPOT, 2 KW | DICHOTOMY | DUAL | DUALITY~10 KW, TENNER | DECILE )
( PROJECTEUR 5 KW (DE 5 KILOS) | PROJECTEUR, GAMELLE, CASSEROLLE | PROJECTEUR 2 KW (DE 2 KIHS | PROJECTEUR 10 KW~PROJECTEUR (DE LUMIÈRE, SOLAIRE), GAMELLE, CASSEROLLE, "SUN LIGHT" | PROJECTEUR | PROJECTEUR DE LUMIÈRE~PROJECTEUR 2 KW (DE 2 KIHS) | DUEL~PROJECTEUR 10 KW | DIZAINE )
( 5 KW-SCHEIN-WERFER | SCHEINWERFER | 2 KW | 10 KW-SCHEINWERFER~SCHEINWERFER, "SUNLIGHT" | SCHEINWERFER | LISENSCHEINWERFER~2 KW | DUAL, DUALISMUS~10 KW-SCHEINWERFER )
( PROIETTORE DA 5 KW~PROIETTORE~DUALITÀ~DECINA )
( ΠΡΟΒΟΛΈΑΣ 5 KW / προβολέας 5 kw~ΠΡΟΒΟΛΈΑΣ / προβολέας~ΔΥΑΔΙΚΌΤΗΤΑ / δυαδικότητα~ΔΕΚΆΔΑ / δεκάδα )
- HAMSE ile/||/<> BEŞLİK
( beşlik Divan edebiyatı terimi Mesnevi şekliyle yazılmış beş kitaptan ibaret takım Sinema TV Aydınlatmada kullanılan 5 kilovatlık toplayıcı ışıldak Divan çağında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan yapıta verilen ad Genceli Nizaminin hamsesi vb gibi )
- HAMSE/HAMSE[Ar. < ḪAMSE] ile/||/<> GAZEL/GAZEL[Ar. < ĠAZEL] ile/||/<> GAZELHAN/GAZELHVAN[Ar. < ĠAZEL + Fars. -ḪVĀN] ile/||/<> GAZELİYAT/GAZELİYYAT[Ar. < ĠAZELİYYĀT] ile/||/<> MESNEVİ/MESNEVİ[Ar. < MES̱NEVĪ] ile/||/<> MÜSEDDES/MUSEDDES[Ar. < MUSEDDES] ile/||/<> MÜSEMMEN/MUSEMMEN[Ar. < MUS̱EMMEN] ile/||/<> MÜSTEZAT/MUSTEZAD[Ar. < MUSTEZĀD] ile/||/<> TERCİİBENT/TERCİBEND[Ar. < TERCĪʿ + Fars. BEND] ile/||/<> TERKİBİBENT/TERKİBBEND[Ar. < TERKĪB + Fars. BEND] ile/||/<> TARDİYE/TARDİYYE[Ar. < ṬARDİYYE] ile/||/<> RONDEL/RONDEL[İng. < RONDEL]
( Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan eser )
- HAMSE[Ar. < ḪAMSE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMSE
( Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan eser )
- HAMSİ ile/ve/değil/||/<>/< HAMSE
- HAMSİ ile/||/<> HAMSİ
( Engraulis eucrasicholus Kemiklibalıklar Teleostei takımının hamsigiller Culupeidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1012 cm Eti çok lezzetlidir Akdeniz Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının hamsigiller Clupeidae familyasından 1012 cm kadar uzunlukta Akdeniz Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür Kemikli balıklardan hamsigiller Engraulidae familyasından boyu 20 cm kadar olabilen Akdeniz Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür R χαψί hamsi Rumencede hamsiè Bulgarcada xamsija Engraulis encrasicholus olarak geçer Rusçada xamsa biçimi kullanılır )
( ANCHOVY )
( ANCHOIS | ACHOIS )
( ANSCHOVIS )
( ENGRAULIS ENCRASICHOLUS | ENGRAULIS ENCRASICOLUS )
( ΧΑΨΊ / χαψί )
- HAMSİGİLLER ile/||/<> HAMSİGİLLER
( Yassıkurtlara arakonakçı türleri de bulunan çatal kuyruklu balıklar familyası Clupeidae clupea küçük bir tatlı su balığı Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının yumuşakyüzgeçliler Malacopterygii alttakımına giren bir familyası Vücutları yandan basık ve kuyrukları çatallıdır Yan çizgileri bulunmaz Sırtları maviyeşil karınları ak olur Denizlerde yaşarlar Hamsi Engraulis eucrasicholus ringa balığı Clupea harengus çaça balığı C sprattus tirsi balığı Alosa alosa dişli tirsi A finta sardalya Sardina pilchardus türleri iyi bilinirler zooloji Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının yumuşak yüzgeçliler Malacopterygii alt takımından vücutları yandan basık ve kuyrukları çatallı yan çizgileri olmayan sırtları mavi yeşil karınları ak denizlerde yaşayan türlere sahip bir familya Kemikli balıklardan vücutları yandan basık ve kuyrukları çatallı yan çizgileri olmayan sırtları mavi yeşil karınları beyaz denizlerde yaşayan türlere sahip bir familya )
( HERRINGS )
( CLUPÉIDÉS )
( HERINGE )
( CLUPEIDAE | CLUPEA | CLUPEIDAE, CLUPEA: KÜÇÜK BIR TATLI SU BALIĞI | ENGRAULIDAE )
- HAMSİN[Ar. < ḪAMSĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMSİN
( Erbainden sonra gelen Ocak ta başlayan elli günlük kış dönemi )
- HAMULE | YÜK ile/||/<> YÜK
( Ruhsal sağaltımla ya da toplumsal yardımla uğraşan uzmanların belirli bir zamanda üzerinde çalıştıkları kişilerin sayısı 1 Osmanlılarda 100 000 akçe tutarında para 2 İpek için kullanılan bir ağırlık ölçeği 1 elektrik Bir nesnenin yüzeyinde biriken elektrik niceliği 2 fizik Çevresinde elektrik alanı yaratan artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği niceliği Çevresinde kıvıl alan yaratan artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği niceliği 1 Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali 2 Bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı 1 Gemiye taşınmak üzere yüklenilen her çeşit mal 2 Deniz mal taşımalarında sözleşmesi gereğince ödenen taşıma ücreti Reaktör kalbine konulan yeni yakıt unsurlarının tamamı 1 İşlem için fırın ya da yunağa bir kerede konan metalin ağırlığı 2 Bir nesnenin üzerine binen ağırlık )
( LOAD | CHARGE | 1-CHARGE, 2- LOAD | FREIGHT | CHARGE; LOAD )
( CHARGE | FRET, NOLIS )
( LADUNG | 1-LADUNG, 2- BELASTUNG | CHARGE )
- HAMULE[Ar. < ḤAMŪLE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMULE
( yük Kâğıt dolgu maddesi )
- HAMUR TAHTASI ile/||/<> SENİT
- HAMURKÂR[Ar. < ḪAMĪR + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMURCU
- HAMURSU | HAMURUMSU ile/||/<> HAMURCULUK | HAMURKÂRLIK
- HAMUR/SUZ ile/ve/=/||/<> DÜNYA
- HAMUT ile/||/<> ...
( hamıt Araba atlarının boynuna takılan tahta halka Yalvaç Senirkent Isparta Yuva Buca Burdur Merzifon Amasya Bor Yenikent Niğde hamıt Uşak kamıt hamut boyunduruk Rusçadan alındığı anlaşılıyor Kumandıların kullandıkları kobut biçimi de Rusçadır Hamutun Slavcadan alındığını biliyoruz Kummet Tietze 2 s ZBalk 173 s 81 madde Räsänen FUF 29 200 V 154b Menges Oriens 1819 456 Kniezsa SzLJsz 211212 Sartçada moinça adı kullanır gömüldürük )
( KAMIT[Tatk.] )
- HAN[Fars. < ḪĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> HAN
( iş hanı yolgeçen hanı Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı Büyükşehirlerde serbest mesleklerde çalışanların oda veya daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı )
- HAN ile/||/<> HAN[Fars. < HÂN]
( 1Türk hükümdarlarına özgü bir san Sultan Selim Han gibi 2Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan san 3Konaklama yeri Mimarlık Eskiden kent ve kasabalarda ya da önemli kavşak noktalarında yolcuların hayvanları ile birlikte konakladıkları içinde ahırları yatacak odaları bulunan yapı Ay kervansaray )
( AUBERGE )
( HERBERGE, WIRTHAUS )
- HANAY ile/||/<> HANAY
( I haney 1 haney 2 hanön 1 Salon Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta haney 1 Özgüney Yalvaç Isparta 2 Sofa Bozüyük Bilecik haney 2 Dodurga Bozüyük Bilecik hanön Alayunt Tavşanlı Kütahya II Arı kovanlarının konduğu tek odalı yapıt Gökmenler Gedikli Çatak Kızılağaç Saimbeyli Adana Ağızlarda sofa hol olarak da kullanılır R ἀυὡι Oberstock Türkçe hanayın başındaki h sesi sonradan türemiştir )
( ἈΥὩΙ / ἀυὡι )
- HANAY ile/değil/yerine/=/||/<> SOFA | AVLU
( İki ve daha çok katlı ev sofa avlu )
- HANBELİ[Ar. < ḤANBELĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HANBELİ
( İslamiyet in dört Sünni mezhebinden biri Bu mezhepten olan kimse )
- HANÇER[Ar. < HANCER] ile/||/<> ...
( Bıçak biçiminde kilim deseni Saçıkara İslahiye Gaziantep Arapçadan alındığını biliyoruz Mısır Arapçasından ḫangar dagger poniard olarak geçer Yabancı dillerde de kullanılır Eski Türkçede hançere bögde adı verilir Leksika 566 )
- HANCER[Ar. < ḪANCER] ile/değil/yerine/=/||/<> HANÇER
( hançer çiçeği akma hançer Ucu eğri ve sivri kamaya benzer silah olarak kullanılan bir bıçak türü )
- HANÇERE | HANÇERE, BULUM | HANÇERE ile/||/<> HANÇERE ile/||/<> GIRTLAK
( gırtlak gırtlak anlamdaş larinks Akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Memeli hayvanlarda ve insanda hava yolu görevinden başka ses çıkarma organı olarak da görevlidir biyoloji Memeli hayvanlarda ve insanda ses çıkarma organı olarak da görev yapan akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Larinks Nefes borusunun bittiği ve ses borusunun başladığı yerde nefes borusunun en üst halkası üzerine oturtulmuş beş parça kıkırdaktan oluşan ve içindeki ses telleri ses dudakları yardımıyla insan sesinin oluşmasını sağlayan küçük kutu biçimindeki organ Gırtlağı oluşturan kıkırdaklar biçimlerindeki benzerlik dolayısıyla halka kıkırdak kalkan kıkırdak ibriksi kıkırdaklar armutsu kıkırdak adlarını alır Kalkan kıkırdağın ön üst kısmı erkeklerde âdem elması denilen bir çıkıntı oluşturur Gırtlağın yutma sırasında nefes borusunu kapatan kısmına da gırtlak kapağı denir Gırtlağın nefes alma durumunda bir ikiz kenar üçgen şeklinde açık kalan konuşma sırasında ibriksi kıkırdağı harekete getiren adalelerin veya ses tellerinin küçülmesi ile kapanan kısmı ses yarığı adını alır Gırtlağın önde halka ve kalkan kıkırdakların iç yüzüne bağlı bulunan ve gırtlağın ortasındaki iki kiriş oluşturan adale demetine ses telleri denir Bunlara anat Yutak ve soluk borusunu birbirine bağlayan solunum sistemi bölümü larenks Sesin oluşturulmasını sağlayan bu kısım mukoza kıkırdak ve kaslardan yapılmıştır )
( VOCALCORDS )
( CORDES VOKALES )
( STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN )
( LARINGE )
( ΛΆΡΥΓΓΑΣ / λάρυγγας )
- HANÇERE, BULUM | HANÇERE ile/||/<> SES TELLERİ | GIRTLAK
( bk. gırtlak @@ bk. gırtlak@@(anlamdaş. larinks): Akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi. Memeli hayvanlarda ve insanda hava yolu görevinden başka ses çıkarma organı olarak da görevlidir. @@ (biyoloji) @@ Memeli hayvanlarda ve insanda ses çıkarma organı olarak da görev yapan, akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi. Larinks. @@ Nefes borusunun bittiği ve ses borusunun başladığı yerde, nefes borusunun en üst halkası üzerine oturtulmuş beş parça kıkırdaktan oluşan ve içindeki ses telleri (ses dudakları) yardımıyla insan sesinin oluşmasını sağlayan küçük kutu biçimindeki organ. Gırtlağı oluşturan kıkırdaklar, biçimlerindeki benzerlik dolayısıyla halka kıkırdak, kalkan kıkırdak, ibriksi kıkırdaklar, armutsu kıkırdak adlarını alır. Kalkan kıkırdağın ön üst kısmı erkeklerde âdem elması denilen bir çıkıntı oluşturur. Gırtlağın yutma sırasında nefes borusunu kapatan kısmına da gırtlak kapağı denir. Gırtlağın, nefes alma durumunda, bir ikiz kenar üçgen şeklinde açık kalan, konuşma sırasında ibriksi kıkırdağı harekete getiren, adalelerin veya ses tellerinin küçülmesi ile kapanan kısmı ses yarığı adını alır. Gırtlağın önde halka ve kalkan kıkırdakların iç yüzüne bağlı bulunan ve gırtlağın ortasındaki iki kiriş oluşturan adale demetine ses telleri denir. Bunlara bk. @@ anat. Yutak ve soluk borusunu birbirine bağlayan solunum sistemi bölümü, larenks. Sesin oluşturulmasını sağlayan bu kısım mukoza, kıkırdak ve kaslardan yapılmıştır. )
( VOCALCORDS~VOCALCORDS | VOCAL CORDS )
( CORDES VOKALES~CORDES VOKALES )
( ...~CHORDAE VOCALES )
( STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN~STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN )
( LARINGE~CORDE VOCALI )
( ΛΆΡΥΓΓΑΣ / λάρυγγας~ΦΩΝΗΤΙΚΈΣ ΧΟΡΔΈΣ / φωνητικές χορδές )
- HANÇERE | GIRTLAK ile/||/<> GIRTLAK
( anlamdaş larinks Akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Memeli hayvanlarda ve insanda hava yolu görevinden başka ses çıkarma organı olarak da görevlidir biyoloji Memeli hayvanlarda ve insanda ses çıkarma organı olarak da görev yapan akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Larinks Nefes borusunun bittiği ve ses borusunun başladığı yerde nefes borusunun en üst halkası üzerine oturtulmuş beş parça kıkırdaktan oluşan ve içindeki ses telleri ses dudakları yardımıyla insan sesinin oluşmasını sağlayan küçük kutu biçimindeki organ Gırtlağı oluşturan kıkırdaklar biçimlerindeki benzerlik dolayısıyla halka kıkırdak kalkan kıkırdak ibriksi kıkırdaklar armutsu kıkırdak adlarını alır Kalkan kıkırdağın ön üst kısmı erkeklerde âdem elması denilen bir çıkıntı oluşturur Gırtlağın yutma sırasında nefes borusunu kapatan kısmına da gırtlak kapağı denir Gırtlağın nefes alma durumunda bir ikiz kenar üçgen şeklinde açık kalan konuşma sırasında ibriksi kıkırdağı harekete getiren adalelerin veya ses tellerinin küçülmesi ile kapanan kısmı ses yarığı adını alır Gırtlağın önde halka ve kalkan kıkırdakların iç yüzüne bağlı bulunan ve gırtlağın ortasındaki iki kiriş oluşturan adale demetine ses telleri denir Bunlara anat Yutak ve soluk borusunu birbirine bağlayan solunum sistemi bölümü larenks Sesin oluşturulmasını sağlayan bu kısım mukoza kıkırdak ve kaslardan yapılmıştır )
( LARYNX )
( LARYNX )
( KEHLKOPF )
- HANÇERE[Ar. < ḤANCERE] ile/değil/yerine/=/||/<> GIRTLAK
- HANÇERE SAMİTİ | GIRTLAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> GIRTLAK ÜNSÜZÜ
( Derleme gırtlak sessizi gırtlak üfleme fonemi soluma fonemi gırtlak sürtünme fonemi Ciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki yarı kapalı engellere çarpıp gevşemesi ile meydana gelen süreksiz ünsüz h h vb Ses tellerinin soluk alma durumuna oranla birbirlerine daha çok yaklaşarak veya dokunarak meydana getirdiği ses Türkçede ikincil sekunder h sesi ile dilimize Arapça ve Farsçadan girmiş kelimelerde veya ağızlarda k h değişmesi ile oluşmuş h ünsüzü birer gırtlak ünsüzüdür Hangi hanım daha ahçı aşçı yahşı haber yahacak yoh vb Dilimize Arapça ve Farsça yoluyla geçmiş cür et neş e mel un mü min gibi kelimelerde görülen ve birer kesme işareti ile karşılanan hemze hamza ve ayın ayn sesleri de aslında birer gırtlak ünsüzü durumundadır Ancak bu ses yazılışta ve söylenişte çok defa kullanıştan düşmüş durumdadır mevki mebde menba mesut neşe gibi )
( LARYNGAL | GLOTTAL CATCH, STOP | VOCAL CORDS )
( CONSONNE LARYNGALE | COUP DE GLOTTE | CORDES VOCALES )
( LARYNGAL, KEHLAUT | STOSS, SCHLIESSABSATZ, KNACKLAUT | STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN )
( CONSONANTE LARINGALE )
( ΛΑΡΥΓΓΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / λαρυγγικό σύμφωνο )
- HANÇERE SAMİTİ | GIRTLAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> HEMZE ile/||/<> SES KİRİŞLERİ
( Derleme.. gırtlak sessizi, gırtlak üfleme fonemi, soluma fonemi, gırtlak sürtünme fonemi) Ciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki yarı kapalı engellere çarpıp gevşemesi ile meydana gelen süreksiz ünsüz: h (h) vb. @@ Ses tellerinin soluk alma durumuna oranla birbirlerine daha çok yaklaşarak veya dokunarak meydana getirdiği ses. Türkçede ikincil (sekunder) h sesi ile dilimize Arapça ve Farsçadan girmiş kelimelerde veya ağızlarda k>h değişmesi ile oluşmuş h ünsüzü birer gırtlak ünsüzüdür. Hangi? hanım, daha, ahçı ( ( LARYNGAL | GLOTTAL CATCH, STOP | VOCAL CORDS~GLOTTAL CATCH, STOP~VOCAL CORDS ) ( CONSONNE LARYNGALE | COUP DE GLOTTE | CORDES VOCALES~COUP DE GLOTTE | HAMZA~CORDES VOCALES ) ( ...~...~CHORDAE VOCALES ) ( LARYNGAL, KEHLAUT | STOSS, SCHLIESSABSATZ, KNACKLAUT | STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN~STOSS, SCHLIESSABSATZ, KNACKLAUT | KNACKLAUT, SCHLIESSABSATZ, GLOTTISSCHLAG~STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN ) ( CONSONANTE LARINGALE~COLPO DI GLOTTIDE~CORDE VOCALI ) ( ΛΑΡΥΓΓΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / λαρυγγικό σύμφωνο~ΓΛΩΤΤΙΔΙΚΌ ΚΛΕΙΣΤΌ / γλωττιδικό κλειστό~ΦΩΝΗΤΙΚΈΣ ΧΟΡΔΈΣ / φωνητικές χορδές ) ( Bir mal ya da hizmetin üretiminde makine dışında el ve kolla harcanan emek el işi Makine kullanmadan el emeği ile yapılan iş el emeği ) ( HAND WORK ) ( çöküntü hendeği Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur ) ( Gülen neşeli olan kimse ) ( Yedişer kişilik iki takım arasında yalnızca elle oynanan topu karşı takımın kalesine atmaya dayanan oyun el topu ) ( gülme gülüş ) ( engel At yarışlarında binicilerle eyerin toplam ağırlığının atların koşuyu kazanma şansını etkileyecek biçimde ayarlanması ) ( Bir dizgenin işleyişini engeller nitelikte herhangi bir bozukluk Bir başarı ya da beceriyi engelleyici olumsuz özellik bozulma ) ( BREAKDOWN | HANDICAP | FAULT ) ( PANNE ) ( aksaklık başarısızlık Bir dizgenin işleyişini engeller nitelikte herhangi bir bozukluk Bir başarı ya da beceriyi engelleyici olumsuz özellik bozulma ) ( ERROR ) ( 1 İğne beden ve yardımcı malzemelerin uygun dizayn ve teknikle bir araya getirilmesiyle hazırlanan araçlara verilen ad 2 Mantara kasnağa veya makaraya sarılı olta takımının elde bulundurulan kelebek mantarıyla fırdöndü arasında yer alan kısım Yerel ağızlarda holta folta olarak da geçer vălta R βóλτα fishing tool consisting of a long line carrying a single hook Rumca βóλταnın İtalyanca voltadan geldiği açıktır Georgacasa göre Türkçe volta olta holta biçimlerinin Rumcadan geldiğine ilişkin açıklama kuşkuludur Türkiye Türkçesinden Çuvaşçaya geçtiği anlaşılan vălta biçimi düşündürücüdür Çuvaşçada buna benzer örneklere rastlanmaz Levitskaya ChuvSt 97103 olta üzerinde durmamıştır Ancak oltanın Oğuzca bir öge olmadığı açıktır ) ( HANDLINE ) ( ΒÓΛΤΑ / βóλτα ) ( Gümrük gözetimi altındaki eşyanın asli niteliklerini değiştirmeden istiflenmesi yerinin değiştirilmesi büyük kaplardan küçük kaplara aktarılması kapların yenilenmesi veya tamiri havalandırılması kalburlanması karıştırılması ) ( HANDLING ) ( el notu ) ( dokunmasız ) ( Topa isteyerek ya da istemeyerek elle dokunma Kalecinin dışında bir oyuncunun topu elle tutması ya da topa elle dokunması ayaktopu kurallarınca yasaklanmış bir davranıştır ve ödek gerektirir ) ( HANDS ) ( HAND ) ( Ortak bakım ve yönetim kolaylıklarından yararlanan bir konutta yaşayan bir aile ya da birkaç kişilik bir küme ) ( HOUSEHOLD ) ( MÉNAGE ) ( HAUSHAIT ) ( Halk edebiyatı terimi Halk edebiyatında beyit ) ( Padişah çocuklarının bucak içindeki özel daireleri Mimarlık İçinde oturup barınılacak yapı 1 Yalnız bir ailenin oturabileceği biçim ve büyüklükte konut 2 Kat iyeliğine göre kullanılan çokbarklı yapılardaki bağımsız bölümlerden her biri Az öv öy üy öy öy Blk üy üy üy üy Tar öy Hal häv em Küer ep Bar ǖ Mad öm öp Alt Tel Kuğ üy ib Alt ǖ üg yurt Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede ev olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar ew biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada ev olarak geçer Kökenini bilmiyoruz Munkácsiye göre KCsA 1 314 Sümerce ab biçimiyle birleştirilebilir Hommel de Sümerce ab Türkçe ev eb arasındaki bağlantı üzerinde durmuştu Némethe göre Berzeviczy Arm 163 Csoma Arm 88 89 bu iki sözün birleştirilmesi olanaksız olmamakla birlikte inandırıcı değildir Doerfere göre TMEN 675 Munkácsinin evin Sümerceden geldiği yolundaki savı yanlıştır Polivanova göre ArOr 9 406 s 1 not Çinceden alınmıştır Çince ip köy Polivanov bu etimolojiyi çalışmalarında sık sık dile getirmiştir Stati 167 Sbornik naučnyx trudov 8588 167 Räsänen LTS 128 V 34a etimoloji vermemiştir Clauson ED 34 da etimolojik bir açıklama yapmamış ana anlamını dwelling place olarak vermiştir Ancak yerel koşullara bağlı olarak tent house olarak kullanıldığını da belirtmiştir Brockelmann OGM 18 c Sevortyan ÊSTJa 1974 513515 Polivanovun etimolojisini vermiş ancak onun Archiv Orientálníde çıkan yazısından söz etmemiştir Doerferin Halaççaya dayanarak evin päbden geldiği yolundaki savı düşündürücüdür KhalMat 279 280 291 Doerfer AOH 36 108 Menges CAJ 26 109112 Orta Korece ip Haus Japonca iba Haus biçimleriyle karşılaştırmıştır Brockelmann OGM 18 c Johansen Arat Arm 289291 Leksikada eb biçimi başlangıç olarak benimsenmiştir Fonetik rekonstrüksiyonunda sonundaki β b veya w v dudak ünsüzü dolayısıyla birtakım sorunlar göze çarpar Çuvaşçada evin karşılığının geçmediği göze çarpıyor O açıdan Çuvaşça avlan evlenmek biçiminin komşu diyalektlerden geçtiği açıktır Levitskaya ChuvSt 101 Çuvaşça pürt ev Mariceden alınmıştır Mar pört Çuvaşça śurt ev biçimi ise Türkçe yurtun karşılığıdır yurt Çuvaşlar kil sözünü de ev olarak kullanırlar Bu sözün kökeni karışıktır Türkçe gil ekiyle birleştirilmesi yanlıştır Samoyloviç JaSb 3 99102 Munkácsi KSz 6 184 Egorov ÊS 112 Räsänen StO 18 3 5 V 270a Ramstedt JSFOu 48 5 1516 Doerfer CAJ 29 171 Czeglédy MNy 49 175178 Harmatta MNy 49 178183 Golden KhazSt 241242 Kononov GrJaTRP 93 s 46 not Sirvaşidze ST l 1989 56 Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde eve tura adı verilir Alt Tel tura Johansen Arat Arm 290291 Leksika 486 ) ( HOUSE, DWELLING ) ( MAISON ) ( HAUS ) ( ÖV[Az.]~ÖY[Tkm.]~ÜY[Nog.]~ÖY[Tatk.]~ÖY[Bşk.]~ÜY[Kklp.]~ÜY[Kzk.]~ÜY[Krg.]~EM[Şor.]~ÖP[Sag.]~IB[Hak.]~Ǖ[Şor.]~Ǖ[Alt.]~ÜG[Tuv.] ) ( abdesthane ameliyathane aşhane babilhane balhane balıkhane baruthane basmahane batakhane bekârhane bendehane berhane besihane bıçkıhane birahane bitirimhane boyahane bozahane böcekhane bulaşıkhane buzhane cambazhane cephane çalgıhane çamaşırhane çaparhane çayhane çekiçhane çelikhane çiftehane çilehane darphane defterhane dershane devlethane dikimhane divanhane Divanhane doğumhane dokumahane dökümhane fakirhane ferhane fetvahane fişekhane fotoğrafhane gasilhane gazhane gusülhane güderihane haddehane hahamhane halvethane hapishane haşhaşhane hayalhane helvahane humbarahane ıslahhane ibadethane idarehane imalathane imarethane inekhane ipekhane iplikhane jimnastikhane kademhane kahvehane kalavrahane kalayhane kalhane kasaphane kayıkhane kaynakhane kerhane kesimhane keşişhane kılıçhane kıraathane kiremithane kirişhane klişehane konsoloshane kuluçkahane kumarhane kumbarahane kuşhane kütüphane mahpushane mantarhane mapushane marangozhane mehterhane memişhane Mevlevihane meyhane misafirhane miskinhane muayenehane mumhane muvakkithane mücellithane mühendishane mürettiphane nakkarhane nekahethane nezarethane patrikhane peynirhane piskoposhane rasathane saadethane sabunhane salhane saraçhane sebilhane sefarethane semahane sırmakeşhane silahhane süthane şaphane Şaphane şaraphane şifahane şişhane tabakhane tahaffuzhane tahmishane talimhane tamirhane tasfiyehane tavhane telgrafhane tembelhane teneffüshane tephirhane terkiphane terzihane teşrihhane tevkifhane tımarhane ticarethane tophane tüfekhane umumhane vaftizhane yağhane yatakhane yazıhane yemekhane yetimhane yoğurthane mülahazat hanesi ev Ev halkı Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri göz basamak Klasik Türk müziğinde peşrev vb saz parçalarının bölümlerinden her biri Birleşik kelimelerde bina yapı yer makam anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz ) ( Hahamların çalıştığı yer ) ( Deriden olan ayakkabı koşum takımı eyer vb nin yapıldığı imalathane ) ( Kiremit yapılan yer ) ( Mantarlar için gerekli nem oranı sıcaklık havalandırma vb doğa şartlarını sağlayan düzeneklerin özel olarak kurulmuş olduğu çadırlar veya odalardan oluşan üretim ve depolama tesisi ) ( Marangozun çalıştığı iş yeri ) ( Patriğin makamı Patriğin görev yaptığı bina ) ( Vaftiz yapılan yer ) ( Hükümdar devlet büyüğü vb bir kişiye dayanan soy büyük aile Belli ve köklü bir soydan gelen soylu Konuksever olan ) ( İslamiyet in dört Sünni mezhebinden biri Bu mezhepten olan kimse ) ( İslamiyet in dört Sünni mezhebinden biri Bu mezhepten olan kimse ) ( biyoloji 1 Omurgalı hayvanlarda ağzın tavanı 2 Böceklerde farinksin tavanı Palat Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen ve belirli seslerin oluşmasında görev alan kubbemsi yer Damağın sert bir tavan oluşturan ön kısmına ön damak arka kısmına art damak art damağın geniz boşluğundan ayrılan kısmına da yumuşak damak adı verilir Bunlara Azerbaycan Türkçesi damag Türkmen Türkçesi damak Gagauz Türkçesi damak Özbek Türkçesi taňlay Uygur Türkçesi taňlay Tatar Türkçesi afiqaw Başkurt Türkçesi aňqaw taňlaw Krç Malk tıňılawuk Nogay Türkçesi taňlay Kazak Türkçesi taňday Kırgız Türkçesi taňday Alt taňday Hakas Türkçesi hurgah Tuva Türkçesi taalay Türkçesi kurgak til Rusça nyobo anat Omurgalı hayvanlarda ağzın tavanı palatum karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun Az damag 1 damak 2 ağız 3 at ve eşekte damak şişmesi hastalığı damak 1 boğaz gırtlak 2 yemek tamak gırtlak Alt Tel Kaça tamak boğaz tabak boğaz tamax boğaz Eski çağlardan başlayarak kullanılır tamgak Orta Türkçede de tamgak olarak geçer Kâşgarlı Mahmud Oğuz ve Kıpçakların tamak biçimini kullandıklarını bildiriyor Eski Kıpçakça tamak biçiminin Kâşgarlı Mahmudun verdiği bilgiyi doğruladığını görüyoruz Brockelmanna göre OGM 52 tam Türkçe dam kökünden gak küçültme ekiyle yapılmıştır küçük duvar Räsänen MTS 101 de tamgak açıklamasına katılmıştır küçük örtü Ancak daha sonra bu açıklamadan vazgeçtiği anlaşılıyor Sözlüğünde V 460a Ramstedte SKE 254 uyarak Mançuca tama to put in ve Korece tāmda karşılıklarını veriyor Clauson ED 505 tam damlamak kökünden gelen bir türev olduğunu yazmıştır Kałużyński ME 25 Yakutça taŋalai tağalai Gaumen biçiminin Moğolca taŋlaidan geldiğini dile getirmiş Orta Moğolca taŋlai ile Türkçe tamgakı da karşılaştırmıştır Tatarca Kazan aŋkau der Gaumen biçimi düşündürücüdür ) ( PALATE ) ( PALAIS ) ( GAUMEN ) ( PALATUM: DAMAK ) ( DAMAG[Az.]~DAMAK[Tkm.]~TAMAK[Bşk.]~TABAK[Şor.]~TAMAX[Yak.] ) ( Söz konuşma ) ( söz lakırdı konuşma Ağızlarda henek şaka alay olarak da geçer Azeri alanında hǝnǝk şaka eğlence olarak kullanılır Kürtçede de henek bavardage paroles inutiles olarak geçer hanak joking fun ) ( HANAK )- HAND WORK[İng.] ile/||/<> EL EMEĞİ ile/||/<> HAND MADE[İng.] ile/||/<> EL İŞİ
- HANDAK[Ar. < ḪANDAḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> HENDEK
- HANDAN[Fars. < ḪANDĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> HANDAN
- HANDBALL[İng. < HANDBALL] ile/değil/yerine/=/||/<> HENTBOL
- HANDE[Fars. < ḪANDE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜLME | GÜLÜŞ
- HANDİCAP[İng. < HANDICAP] ile/değil/yerine/=/||/<> HANDİKAP
- HANDİKAP, | AKSAKLIK ile/||/<> AKSAKLIK
- HANDİKAP, | HATA ile/||/<> HATA ile/||/<> AKSAKLIK
- HANDLINE[İng.] ile/||/<> OLTA[Yun.]
- HANDLING[İng.] ile/||/<> ELLEÇLEME
- HANDOUT[İng. < HANDOUT] ile/değil/yerine/=/||/<> HANDOUT
- HANDS FREE[İng. < HANDS FREE] ile/değil/yerine/=/||/<> HANDS FREE
- HANDS[İng.] ile/||/<> HAND[Alm.] ile/||/<> ELLEME
- HANE HALKI ile/||/<> HOUSEHOLD[İng.] ile/||/<> MÉNAGE[Fr.] ile/||/<> HAUSHAIT[Alm.] ile/||/<> EV HALKI
- HANE[Fars. < HÂNE] ile/||/<> ...
- HÂNE | HANE ile/||/<> EV
- HÂNE[Fars.] ile/değil/yerine/||/<>/< BASAMAK
- HANE[Fars. < ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> EV | BASAMAK
- HANE[İbr. < + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAHAMHANE
- HANE[Fars.] ile/||/<>/> HANEDAN[Fars.]
- HANE[Yun. < + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> KALAVRAHANE
- HANE[Yun. < + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> KİREMİTHANE
- HANE[Yun. < + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MANTARHANE
- HANE[Yun. < + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MARANGOZHANE
- HÂNE ile/||/<> MENZİL ile/||/<> RAB ile/||/<> MÜSTEGAL[ÇOĞ. MÜSTEGALLÂT] ile/||/<> TARÎK-İ HÂS
- HANE[Yun. < + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> PATRİKHANE
- HANE[Yun. < + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> VAFTİZHANE
- HANEDAN[Fars. < ḪĀNEDĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> HANEDAN
- HANEFİ[Ar. < ḤANEFĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HANEFİ
- HANEFİ/HANEFİ[Ar. < ḤANEFĪ] ile/||/<> MEZHEP/MEZHEB[Ar. < MEẔHEB]
- HANEK ile/||/<> DAMAK ile/||/<> DAMA
- HANEK[Ar. < ḤANEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HANEK
- HANEK[Ar. < HANEK] ile/||/<> SÖZ, LAKIRDI / KONUŞMA
(1996'dan beri)