Bugün[09 Temmuz 2026]
itibarı ile 59.275 başlık/FaRk ile birlikte,
59.275 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(140/239)


- MARCUS TULLIUS TIRO ile/ve/||/<>/> LUCIUS ANNAEUS SENECA ile/ve/||/<>/> JOHN WILIS ile/ve/||/<>/> SAMUEL TAYLOR

( Romalı hatip Cicero'nun azatlı kölesi olan Marcus Tullius Tiro, efendisinin gerek senatodaki söylevlerini ve gerekse hazırladığı konuşmaları steno ile yazmıştı. İLE/VE/||/<>/> Seneca, Tiro'nun kısaltmalarını geliştirmiş ve bunların sayısı 8.000'e kadar çıkmıştır. İLE/VE/||/<>/> Günümüzde kullanılan stenografi tekniğinin temeli ise XVII. yüzyıla dayanmaktadır. [XVII. yüzyılda yeniden gündeme gelmesinin nedeni ise parlamentonun siyasi yaşama girişidir. Artan meclis oturumları ve alınması gereken önemli notlar arttıkça yazı dili yeniden kullanıma girmiştir. Wilis, bu yazı diline geometrik biçimleri katmasının yanı sıra stenografi terimini de ilk kez kullanmıştır. İLE/VE/||/<>/> Yazdığı makale ile 1792 yılında bu yazı dilini dünyaya tanıtmayı başarmıştır. )

( Nicolas Steno[11 Ocak 1638 - 25 Kasım 1686] ile bir ilgisi yoktur. )


- MARDA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARDA

( Iskarta mal )


- MARECHAL[Fr. < MARÉCHAL] ile/değil/yerine/=/||/<> MAREŞAL

( feldmareşal En yüksek askerî rütbe Bu rütbede bulunan general müşir I )


- MAREŞALLİK ile/||/<> MÜŞİRLİK


- MARGARET MAHLER ile/ve/||/<> JAMES F. MASTERSON


- MARGARET MAHLER ile/ve/||/<> JOHN BOWLBY


- MARGARİK ASİT/ACİDE MARGARİQUE[Fr. < ACIDE MARGARIQUE] ile/||/<> PALMİTİK/PALMİTİQUE[Fr. < PALMITIQUE]

( Margarin yapımında kullanılan yapay yağ asidi )


- MARGARİK ASİT ile/||/<> MARGARİK ASİT[Fr. < ACIDE MARGARIQUE]

( kimya Renksiz olan sentetik bir yağ asidi heptadekanoik asit )

( MARGARIC ACID )

( MARGARIQUE (ACIDE) | ACIDE MARGARIQUE )


- MARGARİN[Fr. < MARGARİNE] ile/||/<> YAĞ

( Sıvı bitkisel yağları hidrojen ile sertleştirerek üretilen yapay , katı yemeklik yağ. @@ (kimya) )

( MARGARINE | OIL~OIL | FAT )

( MARGARINE | HUILE~HUILE | GRAISSE | GRAS, HUILE )

( ...~OLEUM )

( MARGARIN | ÖL~ÖL )

( MARGARINA~OLIO )

( ΜΑΡΓΑΡΊΝΗ / μαργαρίνη~ΛΆΔΙ / λάδι )


- MARGARİNE[Fr. < MARGARINE] ile/değil/yerine/=/||/<> MARGARİN

( İçyağlarında bulunan margarik asidin gliserinle birleştirilmesiyle de yapay olarak elde edilen C de eriyen ve yemeklerde kullanılan bitkisel yağ )


- MARGARINE[Fr. < MARGARINE] ile/||/<> MARGARİN ile/||/<> MARGARİN[Fr. < MARGARINE]

( Sıvı bitkisel yağları hidrojen ile sertleştirerek üretilen yapay katı yemeklik yağ kimya )

( MARGARINE | OIL )

( MARGARINE | HUILE )

( MARGARIN | ÖL )

( MARGARINA )

( ΜΑΡΓΑΡΊΝΗ / μαργαρίνη )


- MARGARİT[Fr. < MARGUERITE] ile/değil/yerine/=/||/<> KOYUNGÖZÜ


- MARGE[Fr. < MARGE] ile/değil/yerine/=/||/<> MARJ

( kâr marjı Yazılmış veya basılı bir kâğıdın kenarında bırakılmış boşluk pay )


- MARİD[Ar. < MĀRİD] ile/değil/yerine/=/||/<> MERET

( Sıkıntı veren hoşlanılmayan şeyler veya kimseler için kullanılan sövgü sözü uğursuz )


- MARIE CURIE ile/ve/||/<> PIERRE CURIE


- MARİFE, MEFULÜ SARİH | BELİRTİLİ NESNE ile/||/<> BELİRTİLİ NESNE

( Derleme nesne i li tümleç i li nesne Geçişli eylemi tümleyen ve belirtme durumunda bulunan tümleç Bu meseleyi çözmeden gitmeyin Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler Ali evi sattı bahçeyi bıraktı Bazı insanlar okumayı sever yazmayı sevmez Kar bütün limanı sarmıştı vb belirli nesne )

( DETERMINED DIRECT OBJECT | INDETERMINED DIRECT OBJECT | DIRECT OBJECT | PSEUDO-SUBJECT | COMPLEMENT, OBJECT )

( COMPLÉMENT DIRECT DÉTERMINÉ, OBJECT | COMPLÉMENT DIRECT INDÉTERMINÉ | COMPLÉMENT D'OBJET DIRECT | SUJET APPARENT | COMPLEMENT )

( BESTIMMTES NÄHERES OBJEKT | UNBESTIMMTES NÄHERES OBJEKT | DIREKTES OBJEKT | SCHEINSUBJEKT | ERGÄNZUNG OBJEKT )

( OGGETTO DIRETTO DETERMINATO )

( ΚΑΘΟΡΙΣΜΈΝΟ ΑΝΤΙΚΕΊΜΕΝΟ / καθορισμένο αντικείμενο )


- MARİFE, MEFULÜ SARİH | BELİRTİLİ NESNE ile/||/<> BELİRTİSİZ NESNE ile/||/<> DÜZ TÜMLEÇ ile/||/<> ORTAK NESNE ile/||/<> SÖZDE ÖZNE ile/||/<> TÜMLEÇ

( (Derleme., nesne, -i’li tümleç, -i’li nesne) Geçişli eylemi tümleyen ve belirtme durumunda bulunan tümleç: Bu meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb. @@ bk. belirli nesne )

( DETERMINED DIRECT OBJECT | INDETERMINED DIRECT OBJECT | DIRECT OBJECT | PSEUDO-SUBJECT | COMPLEMENT, OBJECT~INDETERMINED DIRECT OBJECT~DIRECT OBJECT~COMMON OBJECT~APPARENT SUBJECT~COMPLEMENT, OBJECT )

( COMPLÉMENT DIRECT DÉTERMINÉ, OBJECT | COMPLÉMENT DIRECT INDÉTERMINÉ | COMPLÉMENT D'OBJET DIRECT | SUJET APPARENT | COMPLEMENT~COMPLÉMENT DIRECT INDÉTERMINÉ~COMPLÉMENT D'OBJET DIRECT~OBJET COMMUN~SUJET APPARENT~COMPLEMENT | COMPLÉMENT )

( BESTIMMTES NÄHERES OBJEKT | UNBESTIMMTES NÄHERES OBJEKT | DIREKTES OBJEKT | SCHEINSUBJEKT | ERGÄNZUNG OBJEKT~UNBESTIMMTES NÄHERES OBJEKT~DIREKTES OBJEKT~GEMEINSAMES OBJEKT~SCHEINSUBJEKT~ERGÄNZUNG OBJEKT | ERGÄNZUNG, OBJEKT )

( OGGETTO DIRETTO DETERMINATO~OGGETTO INDETERMINATO~COMPLEMENTO OGGETTO~OGGETTO COMUNE~SOGGETTO APPARENTE~COMPLEMENTO )

( ΚΑΘΟΡΙΣΜΈΝΟ ΑΝΤΙΚΕΊΜΕΝΟ / καθορισμένο αντικείμενο~ΑΌΡΙΣΤΟ ΑΝΤΙΚΕΊΜΕΝΟ / αόριστο αντικείμενο~ΆΜΕΣΟ ΑΝΤΙΚΕΊΜΕΝΟ / άμεσο αντικείμενο~ΚΟΙΝΌ ΑΝΤΙΚΕΊΜΕΝΟ / κοινό αντικείμενο~ΨΕΥΔΟΫΠΟΚΕΊΜΕΝΟ / ψευδοϋποκείμενο~ΣΥΜΠΛΉΡΩΜΑ / συμπλήρωμα )


- MARİFE, MEFULÜNBİH SARİH | BELİRLİ NESNE ile/||/<> BELİRLİ NESNE

( i veya yi takısını alarak benzerleri arasında belirtilmiş olan nesne Kitabı aldım kapıyı kapadım gibi Cümlede fiili geçişli olan yüklemin belli bir kişiyi veya nesneyi etkilediğini gösteren ve yükleme durumu eki almış olan nesne Odayı temizlemek kitabı okumak terziyi aramak işi bitirmek Biz toprağı tarla diye kullanırız Okudukları ona çocukluğunun tatlı günlerini hatırlatıyordu Bu hâlis incileri birtakım incik boncukla değiştirmek en azından incideki kıymeti anlamamaktır N S Banarlı Türkçenin Sırları s 5 Gidenler arkalarından ne kadar ağladığımızı haykırdığımızı kalbimizde açtıkları derin boşluğu bilmiyorlar mı Y K Karaosmanoğlu Erenlerin Bağından s 40 Bahçeye döndüğü zaman Tevfik Beyi olduğu yerde buldu A H Tanpınar Huzur 196 Nuran Emin Bey in bulunduğu geceden sonra evi görmemişti göst es 295 vb nesne )

( OBJECT, DIRECT OBJECT )

( COMPLÉMENT DIRECT DÉTERMINÉ | COMPLÉMENT DIRECT, DETERMINE )

( OBJEKT, BESTIMMTES OBJEKT )


- MÂRİFET:
İÇTENLİK ile/ve/||/<> NEZÂKET ile/ve/||/<> ZARÂFET


- MÂRİFET ile/ve/||/<>/>/< İLİM

( Özel ya da genel. İLE/VE/||/<>/>/< Tümel. )

( [bilgelik/irfan/hikmet'te] Tanımak.[deneyimle] İLE/VE/||/<>/>/< Bilmek.[zihinsel çözümlemeyle] )


- MÂRİFET ile/ve/||/<>/>/< İLTİFAT

( Mârifet, iltifata tâbidir; müşterisiz meta, zâyidir. )


- MARİFET[Ar. < MAʿRİFET] ile/değil/yerine/=/||/<> MARİFET

( Herhangi bir işi yapmada ustalık İnsanın uygun olmayan hoşa gitmeyen can sıkıcı hâl veya davranışı Gerçeği bilme )


- MÂRİFET ile/ve/||/<> ZARÂFET

( Bilgi ve uygulamanın, uygun/isabetli zaman ve zeminde buluşmasıyla açığa çıkar. İLE/VE/||/<> İçtenlik ve inceliğin buluşmasıyla açığa çıkar. )


- MARİHUANA[Fr. < MARIHUANA] ile/değil/yerine/=/||/<> MARİHUANA

( Hindistan da yetişen kenevirin çiçeklerinden ve yapraklarından elde edilen uyuşturucu madde Cannabis sativa )


- MARİHUANA ile/||/<> MARİHUANA[Fr. < MARIHUANA]

( 1 Uyuşturucu olarak kullanılan bir madde 2 Bu maddenin çıkarıldığı bitki Esrar )

( MARIHUANA, MARIJUANA | MARIUANA )

( MARIHUANA )


- MARIN MERSENNE ve/||/<> THOMAS HOBBES ve/||/<> PIERRE GASSENDI

( 1588 - 1648 ile 1588 - 1679 ile 1592 - 1655 )


- MARİNA[İt. < MARINA] ile/değil/yerine/=/||/<> YAT LİMANI


- MARINADE[İng.] ile/||/<> MARİNAT[Fr. < MARINADE]

( Marinasyon teknolojisi sonucu elde edilen ürün )

( MARINADE )

( MARINADE )


- MARİNADE[Fr. < MARINADE] ile/değil/yerine/=/||/<> MARİNAT

( Etlerin yumuşaması ve daha lezzetli olması için baharatlı sirke zeytinyağı vb ilave edilerek hazırlanan bir sos )


- MARİNE[Fr. < MARINÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARİNE

( Etleri yumuşatmak ve daha lezzetli duruma getirmek için pişirmeden önce belirli bir süre baharatlı sirke zeytinyağı vb ilave edilerek hazırlanan sosun içerisinde bekletmek anlamındaki marine etmek birleşik fiilinde geçen bir söz )


- MARIUANA[İng.] ile/||/<> ESRAR[Ar. < ESRÂR]

( keneviri Cannabis sativa var indica bitkisinin dişi türlerinin tepesindeki çiçekli kısım ve filiz durumundaki yapraklarının kurutulup toz edilmesi veya bastırılarak plaka durumuna sokulması suretiyle hazırlanan bir bitkisel ham madde marihuana )

( MARIUANA )


- MARİZ[Ar. < MARİZ] ile/||/<> DAYAK

( dayak Kostova göre LB 14 2 8990 Çingeneceden alınmıştır Çing marav dövmek vurmak iz eki Balkan dillerinde de yaygın olarak kullanılır maris dayak Srp marìs )


- MARİZ[Ar. < MARĪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> HASTALIKLI


- MARJİNAL[Fr. < MARGINAL] ile/değil/yerine/=/||/<> AYKIRI | SON BİRİM

( aykırı son birim )


- MARK-HOUWİNK ile/||/<> EİNSTEİN VİSKOZİTE

( M-H [η] = KM^a, Einstein küre η/η₀ = 1 + 2.5φ. )

( Formül: Polimer İLE parçacık )

( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- MARK[Alm. < MARK] ile/değil/yerine/=/||/<> MARK

( Alman para birimi markka )


- MARKA YÖNETİMİ ile/ve/||/<> MARKA İLETİŞİMİNİ YÖNETMEK


- MARKA ile/ve/||/<>/> FİLİGRAN


- MARKAJ[Fr. < MARQUAGE] ile/||/<> ADAM TUTMA

( adam tutma )

( MARQUAGE )


- MARKAJ[Fr. < MARQUAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> TUTMA


- MARKET[İng.] -ile/||/<>

( Özellikle her türlü yiyecek maddesinin ev büro mağaza vb yerlere ait gereçlerin satıldığı dükkân Nurcan Hanım Reşit Bey le o büyük markete gittiğinde koca evde yalnız kalmış bu yalnızlık kızın içine ürpertiler vermişti Sevinç Çokum Gül Yüzlüm 60 Bankaları pavyonları büyük otelleri butikleri marketleri süpermarketleri anonim ortaklıkları Nezihe Meriç Toplu Öyküleri 2 114 Otel görevlileri ya da kapıcı kahve ya da restoran garsonları kitapçı ya da market çalışanları Enis Batur Acı Bilgi 101 Marketteki et kuyruğunda bir saate yakın beklemiş altı yüz gram ete normal fiyatın beş mislini ödemişti Ayşe Kulin Sevdalinka 143 Hatay semtinde market açan İzmirli bir askerlik arkadaşının yanına çırak olarak girmişti İnci Aral Mor 139 )


- MARKET CAPITALISATION, MARKET VALUATION[İng.] ile/||/<> PİYASA DEĞERİ ile/||/<> MARKET PRICE, MARKET VALUE[İng.] ile/||/<> PİYASA FİYATI

( 1 market capitalisation market valuation Bir şirketin taşınır değerler borsasındaki hisselerininin değerlerinin toplamı 2 piyasa fiyatı Herhangi bir iktisadi değeri piyasada satın alabilmek için tüketicilerin ödedikleri parasal bedel )

( MARKET CAPITALISATION, MARKET VALUATION )


- MARKET ECONOMY, EXCHANGE ECONOMY[İng.] ile/||/<> PİYASA EKONOMİSİ | GÜDÜMLÜ EKONOMİ

( 1 Mal ve hizmetlerin iktisadi karar birimleri arasında herhangi bir engelle karşılaşmaksızın değişiminin yapıldığı piyasa 2 Neyin ne kadar nasıl ve kimler için üretileceğine tamamen fayda ve kâr ençoklaştırması amaçlayan davranışlar doğrultusunda oluştuğu iktisadi sistem güdümlü ekonomi serbest piyasa ekonomisi karma ekonomi )

( MARKET ECONOMY, EXCHANGE ECONOMY )


- MARKET MAKER[İng. < MARKET MAKER] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKET MAKER

( piyasa kurucu )


- MARKET PRICE, MARKET VALUE[İng.] ile/||/<> PİYASA FİYATI

( piyasa fiyatı Herhangi bir iktisadi değeri piyasada satın alabilmek için tüketicilerin ödedikleri parasal bedel )


- MARKET[İng. < MARKET] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKET

( müzik marketi süpermarket Özellikle her türlü yiyecek maddesi temizlik malzemesi ile ev büro vb yerlere ait gereçlerin satıldığı dükkân )


- MARKET[İng.] ile/||/<> PİYASA[İt. < PIAZZA]

( Alıcı ve satıcıların karşılaştığı her türlü ortam İtal piazza meydan piyasa yer platea sokak geniş şehir yolu meydan avlu Latince platea biçimi Grekçe πλατύς geniş sıfatının dişil biçiminden alınmıştır πλατεῖα ὁδός geniş yol İtalyancadan Macarcaya da piac olarak geçmiştir TESz 3 180181 Sırpça pijaca pjaca biçimi de İtalyancadan kalma bir alıntıdır Skok EtRj 2 672673 Hadrovics UElSk 413414 )

( MARKET )

( PLATEA )

( PIAZZA )


- MARKETİNG/MARKETİNG[İng. < MARKETING] ile/||/<> ADVERTORİAL/ADVERTORİAL[İng. < ADVERTORIAL]

( pazarlama )


- MARKETİNG[İng. < MARKETING] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKETİNG

( pazarlama )


- MARKETING[İng.] ile/||/<> PAZARLAMA

( İşletmenin satış olanaklarını belirleyerek üretilen mal ve hizmetlerin tüketiciye ulaştırılması sırasında kâr elde etmek amacıyla çeşitli unsurları etkilemeye ve denetlemeye yönelik yaptığı etkinlikler )

( MARKETING )


- MARKETRİ | KAKMA ile/||/<> KAKMA

( Ağaç ya da kaplamaya ince levha biçiminde renkli ağaç sedef fildişi metal vb gereçleri gömerek yapılan süsleme sanatı Süsleme Tahta taş ya da maden plakları oyup oyulan yerlere sedef altın gümüş fildişi ağaç ya da maden gibi gereç parçalarını yerleştirerek yapılan süsleme Daha çok döşeme eşyalarına uygulanan bir çeşit mozaik Testere Güdül Ankara )

( INLAYING )

( MARKETERIE | INCRUSTATION )

( LNTARSIE, EINLEGEARBEIT | EINLEGEARBEIT, INTARSIA )


- MARKKA[FİNCE] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKKA

( Finlandiya nın para birimi mark )


- MARKOV ZİNCİRİ ile/||/<> RASTGELE YÜRÜYÜŞ

( Markov özelliği gelecek sadece şimdiye bağlı, rastgele yürüyüş bağımsız adımlar )

( Formül: P(X_{n+1}|X_n) İLE S_n = Σ_{i=1}^n Xi )

( Andrey Markov tarafından 1906 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOV ile/||/<> MARTİNGALE ile/||/<> LEVY ile/||/<> STOKASTİK SÜREÇLER

( Rastgele süreç türleri. )

( Formül: E[X_t|F_s] = X_s (martingale) )

( Andrey Markov tarafından 1906 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOVNİKOV KURALI ile/||/<> ANTİ-MARKOVNİKOV

( Markovnikov H zengin karbona, anti-Markovnikov peroksit ile ters. )

( Formül: HBr İLE HBr/ROOR )

( Vladimir Markovnikov tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOVNIKOV ile/||/<> ANTI-MARKOVNIKOV ile/||/<> ZAITSEV

( Organik reaksiyonlarda ürün dağılımını belirleyen kurallar. )

( Formül: Major ürün = daha kararlı )

( Vladimir Markovnikov tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOVNİKOV ile/||/<> ANTİ-MARKOVNİKOV

( Markovnikov H çok H'liye İLE anti-Markovnikov tersinedir )

( Formül: HBr İLE HBr/peroksit )

( Vladimir Markovnikov tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKOVNIKOV ile/||/<> ZAITSEV ile/||/<> HOFMANN

( Reaksiyon yön tahmin kuralları. )

( Formül: Major product prediction )

( Vladimir Markovnikov tarafından 1869 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1856-1922) (Ülke: Rusya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Markov zincirleri, stokastik süreçler) )


- MARKSÇI/MARKSİST[Fr. < MARXISTE] ile/||/<> MARKSÇILIK/MARKSİZM[Fr. < MARXISME]


- MARKSİST[Fr. < MARXISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKSÇI


- MARKSİZM[Fr. < MARXISME] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKSÇILIK


- MARLEY[MARLEY][MARKA ADI] ile/değil/yerine/=/||/<> MARLEY

( Yapılarda döşeme gereci olarak kullanılan plastik madde )


- MARMELADE[Fr.] ile/||/<> MARMELAT[Fr.]

( Şeker karıştırılarak pişirilmiş meyve ezmesi Zeynep oğlunun geleceği saati hesaplayıp ekmekleri kızartmış üzerlerine portakal marmelatını sürmüştü Ayşe Kulin Foto Sabah Resimleri 87 Giderken kutu kutu ananaslar bırakılmışlardı marmelatlar kutu kutu biralar neler neler Refik Halid Karay Ekmek Elden Su Gölden 32 Mutfak raflarına marmelat kavanozları dizmek ve çocuklar doğurmakla birkaç yıl oyalandıktan sonra birdenbire kadın olmuşsa da nedeni iyice belli olmayan bir doyumsuzluk içindedir İnci Aral Sevginin Eşsiz Kışı 41 )


- MARMELADE[Fr. < MARMELADE] ile/değil/yerine/=/||/<> MARMELAT

( Rendelenen veya ezilen meyvelerin şekerle kaynatılıp püre kıvamına getirilmesiyle yapılan genellikle kahvaltılarda yenilen bir tatlı )


- MARN ile/||/<> MARL[İng.] ile/||/<> MARNE[Fr.] ile/||/<> PEKMEZ TOPRAĞI

( tarım Toprağın niteliğini değiştirmeye yarayan kil ile karışık kireçli toprak )

( MARL )

( MARNE )


- MARN ile/||/<> MARN[Fr. < MARNE]

( Tortul kayaç Çok ince taneli kil minerallleri ve kalsitin değişik oranlarda karışımıdır jeoloji )

( MARN )

( MARNE )

( MARGEL )


- MARNE[Fr. < MARNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MARN

( Çok ince taneli kil minerallerinden ve kalsitin değişik oranlardaki karışımından oluşan tortul kayaç )


- MAROQUİN[Fr. < MAROQUIN] ile/değil/yerine/=/||/<> MAROKEN

( Fas ta işlenen yumuşak bir tür keçi derisi Üzerine benekler basılarak marokene benzetilen koyun derisi Bu deriden yapılmış veya bu deriyle kaplanmış )


- MAROVO LAGÜNÜ ile/ve/||/<> EAST RENNELL GÖLÜ

( Dünyanın en büyük tuzlu su lagünü Marovo, Solomon Adaları'nın New Georgia adasında bulunmaktadır. İLE Dünyanın en yüksek seviyedeki gölü, Solomon Adaları'nın East Rennell Adası'nda bulunmaktadır. )


- MARPİÇ[Fars. < MĀRPĪÇ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARPUÇ

( Nargileye takılan ve kolayca içmeyi sağlayan hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru )


- MARQUE[Fr. < MARQUÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKE

( Takım oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketine engel olmak tutmak gölgelemek markaja almak anlamındaki marke etmek birleşik fiilinde geçen bir söz )


- MARQUEUR[Fr. < MARQUEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKÖR

( Önemli ibareleri veya dikkati çekmek istenilen yerleri işaretlemeye yarayan parlak renkli boya kalemi )


- MARQUİS[Fr. < MARQUIS] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKİ

( Bazı Batı devletlerinde kont ile dük arasındaki bir soyluluk ünvanı )


- MARQUİSE[Fr. < MARQUISE] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKİZ

( Markinin karısı İki kişilik alçak oldukça geniş koltuk Bir kapı veya pencere önünde yağmurdan korunmak için yapılan saçak )


- MARQUİSETTE[Fr. < MARQUISETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> MARKİZET

( İnce pamuklu genellikle çiçekli bir kumaş )


- MARRON[Fr. < MARRON] ile/değil/yerine/=/||/<> MARON

( kestane rengi Bu renkte olan )


- MARS ile/ve/||/<> AREOGRAFİ[Fr.]

( ... İLE/VE/||/<> Mars'ın yüzeyini inceleyen astronomi dalı. )


- MARS[Fr. < MARS] ile/değil/yerine/=/||/<> MARS

( Güneş e uzaklığı yerin Güneş e uzaklığından daha çok olan dış gezegenlerin ilki Merih )


- MARS[Ar. < MARS] ile/değil/yerine/=/||/<> MARS

( Tavlada oyunculardan birinin karşı taraf pul toplamaya başlamadan kendi pullarının tamamını toplayıp iki sayı kazanması )


- MARŞANDİZ[Fr. < MARCHANDISE] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜK TRENİ


- MARŞANDİZ[Fr. < MARCHANDISE] ile/||/<> YÜK TRENİ

( yük treni marchandise ticari eşya )

( MARCHANDISE )


- MARSCHORDNUNG[Alm.] ile/||/<> YÜRÜYÜŞ KOLU

( Yan yana derinliğine üç diziden oluşan yürüyüş düzeni )

( MARSCHORDNUNG )


- MARSCHTRITT[Alm.] ile/||/<> ADİ ADIM

( Adımda beraberlik gerektirmeyen ve grupça yapılan yürüyüş türü )

( MARSCHTRITT )


- MARSHBIRDS[İng.] ile/||/<> GRUIFORMES[Fr.] ile/||/<> GRALLAE, GRUIFORMES, GRALLAE: BATAKLIK KUŞU, GRUS: TURNA KUŞU[Lat.] ile/||/<> SUMPFVÖGEL[Alm.] ile/||/<> BATAKLIK KUŞLARI

( Kuşlar Aves sınıfının karinalılar Carinatae bölümünden uzun boyunlu parmakları perdeli ya da perdesiz uzun bacaklı türleri olan bir takım su tavuğugiller Rallidae turnagiller Gruidae toygiller Otididae familyaları iyi bilinir )

( MARSHBIRDS )

( GRUIFORMES )

( SUMPFVÖGEL )

( GRALLAE, GRUIFORMES, GRALLAE: BATAKLIK KUŞU, GRUS: TURNA KUŞU )


- MARSIK ile/||/<> ...

( yakıldığında duman ve koku vererek baş ağrısı yapan odun kömürü Kökenini bilmiyoruz )


- MARSIVAN EŞEĞİ ile/||/<> MARSIVAN AYISI


- MARSIVAN OTU ile/||/<> PİRE OTU

( Birleşikgillerden çok yıllık küçük sarı çiçekleri olan gıda ve tıp alanında kullanılan kokulu bir bitki Tanacetum balsamita @@ Yüksekliği 2550 santimetre olan parçalı yapraklı soluk veya koyu pembe çiçekli böcekleri özellikle pireleri öldürmek amacıyla kullanılan otsu bir bitki Oltu otu pirekapan Tanacetum coccineum )

( TANACETUM BALSAMITA cum/||/<> BALSAMITA MAJOR cum/||/<> CHRYSANTHEMUM BALSAMITA cum/||/<> TANACETUM VULGARE cum/||/<> TANACETUM PARTHENIUM cum/||/<> TANACETUM CINERARIIFOLIUM cum/||/<> TANACETUM COCCINEUM cum/||/<> CHRYSANTHEMUM COCCINEUM )


- MARSIVAN OTU ile/||/<> SOLUCAN OTU ile/||/<> GÜMÜŞ DÜĞME ile/||/<> DALMAÇYA PİREOTU

( Birleşikgillerden çok yıllık küçük sarı çiçekleri olan gıda ve tıp alanında kullanılan kokulu bir bitki Tanacetum balsamita )

( TANACETUM BALSAMITA cum/||/<> BALSAMITA MAJOR cum/||/<> CHRYSANTHEMUM BALSAMITA cum/||/<> TANACETUM VULGARE cum/||/<> TANACETUM PARTHENIUM cum/||/<> TANACETUM CINERARIIFOLIUM )


- MARSUPYALİA ile/||/<> PLASENTALİA

( Marsupyalia erken doğum torba İLE plasentalia tam gelişim. )

( Formül: Pouch İLE full development )


- MART[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MART

( mart dokuzu Yılın üçüncü ayı )


- MART[Lat.] ile/||/<> MAYIS ile/||/<> NİSAN

( 'yılın üçüncü ayı' @@ < R μάρτις. )

( APRIL~MAY~APRIL )

( AVRIL~MAI~AVRIL )

( APRILIS~MAIUS~APRILIS )

( APRIL~MAI~APRIL )

( MARZO~MAGGIO~APRILE )

( ΜΆΡΤΙΣ / μάρτις~ΜΆΙΟΣ / μάιος~ΑΠΡΊΛΙΟΣ / απρίλιος )


- MART[Lat.] ile/||/<> YILIN ÜÇÜNCÜ AYI

( yılın üçüncü ayı R μάρτις )

( APRIL )

( AVRIL )

( APRIL )

( APRILIS )

( MARZO )

( ΜΆΡΤΙΣ / μάρτις )


- MARTAVAL ile/||/<> ...

( Hıdrellezde sabahleyin mani küpünden niyetlenerek çekilen manilerin okunması )


- MARTIGİLLER ile/||/<> MARTIGİLLER

( Laridae larus martı Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının yağmurkuşları Charadriiformes takımının martılar Lari alttakımına giren bir familyası Kırlangıç ve güvercinlere benzeyen hafif yapılı su kuşlarıdır Kanatları sivri ve uzun olur Kuyrukları çoğunluk çatallıdır Çok türü vardır Cüce martı Larus minutus gümşsel martı L argentatus küçük martı L canus kara martı L fuscus büyük karabaşlı martı L marinus karabaşlı martı L melanocephala güler martı ridibundus iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının yağmur kuşları Charadriiformes takımının martılar Lari alt takımından kırlangıç ve güvercine benzeyen kanatları sivri ve uzun genellikle kuyrukları çatallı türleri olan bir familya )

( GULLS,LARIDÉS | GULLS )

( LARIDÉS )

( MÖWEN )

( LARUS | LARIDAE | LARIDAE, LARUS: MARTI )


- MARTİN[İng. < [FRIEDRICH MARTINI][ÖZEL AD] ile/değil/yerine/=/||/<> MARTİN

( Tek kurşun atan bir tür tüfek )


- MARTİN ile/ve/||/<> MARDİN


- MARTİN[İt. < MARTIN] ile/değil/yerine/=/||/<> MARTI

( küçük martı Martıgillerden çoğu beyaz renkte eti yenmez yüzücü perde ayaklı deniz kuşlarının ortak adı Larus )


- MARTİNGALE ile/||/<> MARKOV PROCESS

( Martingale E[X_n+1|F_n]=X_n, Markov gelecek şimdiye bağlı. )

( Formül: Fair game İLE memoryless )


- MARTİNİ[İt. < MARTINI] ile/değil/yerine/=/||/<> MARTİNİ

( Portakal kabuğu cin ve vermutla yapılan içki )


- MARTOLOS[Yun.] ile/||/<> ...

( 1 Osmanlılarda genel olarak yerli Hıristiyanlardan kurulmuş bir sınıf asker 2 Kır serdarı 3 Tuna korsanı )


- MARTOLOS[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARTOLOS

( Türk garnizonlarında hizmet eden garson )


- MARUF[Ar. < MAʿRŪF] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUF

( Herkesçe bilinen tanınan Dinî bakımdan uygun görülen beğenilen buyrulan )


- MARUFİYYET[Ar. < MAʿRŪFİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUFİYET

( Bilinme tanınma belli olma )


- MARUL ile/||/<> MARUL[Yun.]

( botanik Papatyagiller Compositae familyasından yeşil yaprakları sebze olarak kullanılan yuvarlak olanlarına yuvarlak başlı bahçe marulu aysberg de denilen otsu bitki R μαρούλι )

( LETTUCE, GREEN HEADED GARDEN LETTUCE )

( LAITUE ROMAINE | LAITUE )

( LATTICH, KOPFSALATE )

( LACTUCA SATIVA )

( ΜΑΡΟΎΛΙ / μαρούλι )


- MARUL[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUL

( acı marul göbek marul kıvırcık marul yabani marul deniz marulu eşek marulu yağ marulu Birleşikgillerden geniş ve uzun olan yeşil yaprakları taze olarak yenilen bir bitki Lactuca sativa )


- MARUNİ/MARUNİ[Ar. < MĀRŪNĪ] ile/||/<> KATOLİK/CATHOLİQUE[Fr. < CATHOLIQUE] ile/||/<> ORTODOKS/ORTHODOXE[Fr. < ORTHODOXE] ile/||/<> NASTURİ/NESTURİ[Ar. < NESṬŪRĪ] ile/||/<> PROTESTAN/PROTESTANT[Fr. < PROTESTANT]

( Lübnan ve Suriye de oturan Katolik Süryani topluluğu Bu topluluktan olan kimse )


- MARUNİ[Ar. < MĀRŪNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUNİ

( Lübnan ve Suriye de oturan Katolik Süryani topluluğu Bu topluluktan olan kimse )


- MARUZ[Ar. < MAʿRŪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUZ

( Bir olayın bir durumun etkisinde veya bir olay veya durumla karşı karşıya bulunan Arz edilen sunulan verilen )


- MARUZAT[Ar. < MAʿRŪŻĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MARUZAT

( Mevki makam veya yaş bakımından büyük birine sunulan bildirilen dilek veya bilgi sunuş )


- MARXISM[İng.] ile/||/<> MARXISME[Fr.] ile/||/<> MARXISMUS[Alm.] ile/||/<> MARKSÇILIK | TARİHSEL ÖZDEKÇİLİK

( Karl Marx ve Friedrich Engelsin geliştirdiği bilimsel toplumculuk doğrultusundaki felsefe toplum ve ekonomi öğretisi Marksçılar felsefelerini eytişimsel özdekçilik olarak adlandırırlar Marksçılığın dayandığı temel insanlığın tarihsel ve toplumsal gelişmesinin ekonomik güçler ve ilişkilerle belirlenmiş olduğu ve düşünce ile ilgili tinsel güçlerin de bunların bir yansıması olduğu görüşüdür Ekonomik ilişkiler ve bununla ilgili tinsel biçimler ile kültür altyapı ve üstyapı olarak bağlantı içindedirler birbirleriyle nedensel bir bağlılık içinde bulunurlar Marksçılığın felsefe bakımından temel ilkesi şudur İnsanın bilinci varlığını değil tam tersine toplumsal varlığı bilincini belirler Düşünce ve bilinç insan beyninin ürünleridir insanın kendisi de bir doğa ürünüdür çevresi içinde ve çevresi ile birlikte gelişir insan toplumu da kültürü ile birlikte bir doğa parçasıdır insan tarihi de nedenetki bağlantısı içinde ve eytişimsel bir biçimde gelişir Evren olmuş bitmiş bir şey değil ilerleyen bir süreçtir eytişim de Marxa göre gerek dışdünyadaki gerek insan düşüncesindeki genel devinim yasası bu devinim özdeğin varoluş biçimidir üzerindeki bilimdir Hegel in karşıtlıklar içinde ilerleyen eytişimsel değişmesi Marxda sınıfların savaşına çevrilmiştir Sınıfların savaşı öğretisi de Darwinin öğretisinde kendisine dayanak bulur Doğadaki yaşama savaşını Marx insan toplumlarına da aktarmıştır Bilimsel toplumculuk da sonunda bir doğa bilimi biçimine girer tarihsel özdekçilik özdekçilik eytişim )

( MARXISM )

( MARXISME )

( MARXISMUS )


- MARYA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MARYA

( marya ağı Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun Dişi hayvan Bir tür küçük balık )


- MARYA/MARYA[Yun. < ] ile/||/<> MERİNOS/MERİNOS[Fr. < MÉRINOS]

( marya ağı Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun Dişi hayvan Bir tür küçük balık )


- MARZBAN[Fars. < MĀRZBĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> MARSIVAN

( Sınırdaki koruma görevlisi )


- MAS, İMTİSAS | MASS ETMEK | ABSORPSİYON | ABSORPSİYON, ABSORBE ETME | ABSORBSİYON | MASSETMEK | EMİLME ile/||/<> EMİLME ile/||/<> SOĞURMA

( soğurma 1 Herhangi bir boşlukta toplanan sıvı kan veya irinin doku tarafından emilerek ortadan kalkması 2 Herhangi bir maddenin erime veya çözülme sonucu ortadan kalkması bu nitelikle belirgin madde kaybı 3 Gıdaların bağırsaklardan kana ve lenf yoluna emilmesi 4 Embriyonik dönemde ölen yavrunun döl yatağı tarafından emilmesi rezorpsiyon Sinema TV 1 Işığın bazı özdeklerden geçerken ışığı oluşturan bazı renklerin bu özdekçe tutulması 2 Ses dalgası bir yüzeye çarptığında erkenin bir bölümünün bu yüzeyce tutulması Bir ortamın ışık erkesini belli nicelikte emmesi olayı Soğurma eylemi 1 Bir özdeğin bir ya da daha çok özdek erke kuvvet vb özümleyerek başka biçim ya da türlere dönüştürmesi 2 Bir ya da daha çok kuvvetin başka bir erke biçimine dönüşmesi fizik kimya 1 Bir sıvıyı İçine çakme emme 2 Bir özdek için Herhangi bir erkeyi içine alma bir gazı emerek içinde eritme Süngerimsi bir özdeğin kimi özdecikleri tutması olayı emilme astronomi coğrafya fizik kimya biyoloji botanik biyoloji fizik kimya 1 Açık ekonomi makro modellerde planlanan yurtiçi harcamalar ile net dışsatımın toplamı 2 Toplam harcamaların toplam gelirden büyük olması durumunda verilen dış ticaret açığı massetme yaklaşımı Bir açınığın düşmesi veya samparasana denilen hale uğraması Bir gaz ya da sıvının bir katı özdekçe emilip tutulması olayı Bir madde veya sıvıyı emmek içine çekmek içine almak yutmak absorbe Emilim soğurma )

( RESORPTION )


- MAS, İMTİSAS | SOĞURMA ile/||/<> SOĞURMA ile/||/<> SOĞURMAK

( Sinema TV 1 Işığın bazı özdeklerden geçerken ışığı oluşturan bazı renklerin bu özdekçe tutulması 2 Ses dalgası bir yüzeye çarptığında erkenin bir bölümünün bu yüzeyce tutulması Bir ortamın ışık erkesini belli nicelikte emmesi olayı Soğurma eylemi 1 Bir özdeğin bir ya da daha çok özdek erke kuvvet vb özümleyerek başka biçim ya da türlere dönüştürmesi 2 Bir ya da daha çok kuvvetin başka bir erke biçimine dönüşmesi fizik kimya 1 Bir sıvıyı İçine çakme emme 2 Bir özdek için Herhangi bir erkeyi içine alma bir gazı emerek içinde eritme Süngerimsi bir özdeğin kimi özdecikleri tutması olayı emilme astronomi coğrafya fizik kimya biyoloji botanik biyoloji fizik kimya 1 Açık ekonomi makro modellerde planlanan yurtiçi harcamalar ile net dışsatımın toplamı 2 Toplam harcamaların toplam gelirden büyük olması durumunda verilen dış ticaret açığı massetme yaklaşımı Bir açınığın düşmesi veya samparasana denilen hale uğraması Bir gaz ya da sıvının bir katı özdekçe emilip tutulması olayı Bir madde veya sıvıyı emmek içine çekmek içine almak yutmak absorbe Emilim soğurma )

( 1. LIGHT ABSORPTION, 2. SOUND ABSORPTION | ABSORPTION | ABSORB | 1. LIGHT ABSORBER, 2. SOUND ABSORBER )

( 1. ABSORPTION (DE LUMIÈRE), 2. ABSORPTION (DU SON) | ABSORPTION | ABSORBER | 1. ABSORBANT, 2. ABSORBANT (DU SON )

( 1. LICHTABSORPTION, 2. SCHALLABSORPTION | ABSORPTION | ABSORBIEREN | 1. LICHTABSORBER, 2. SCHALLABSORBER )

( ASSORBIMENTO )

( ΑΠΟΡΡΌΦΗΣΗ / απορρόφηση )


- MAS, İMTİSAS | SOĞURMA ile/||/<> SOĞURUCU

( Sinema/TV. 1. Işığın bazı özdeklerden geçerken, ışığı oluşturan bazı renklerin bu özdekçe tutulması. 2. Ses dalgası bir yüzeye çarptığında, erkenin bir bölümünün bu yüzeyce tutulması. @@ Bir ortamın ışık erkesini belli nicelikte emmesi olayı. @@ Soğurma eylemi. @@ 1. Bir özdeğin, bir ya da daha çok özdek, erke, kuvvet vb. özümleyerek başka biçim ya da türlere dönüştürmesi. 2. Bir ya da daha çok kuvvetin başka bir erke biçimine dönüşmesi. @@ fizik, kimya: 1. (Bir sıvıyı) İçine çakme, emme. 2. (Bir özdek için) Herhangi bir erkeyi içine alma, bir gazı emerek içinde eritme. @@ Süngerimsi bir özdeğin kimi özdecikleri tutması olayı. @@ (emilme) (astronomi, coğrafya, fizik, kimya, biyoloji, botanik) @@ (biyoloji, fizik, kimya) @@ @@ 1. Açık ekonomi makro modellerde planlanan yurtiçi harcamalar ile net dışsatımın toplamı. 2. Toplam harcamaların toplam gelirden büyük olması durumunda verilen dış ticaret açığı. krş. massetme yaklaşımı @@ Bir açınığın düşmesi veya 'samparasana' denilen hale uğraması. @@ Bir gaz ya da sıvının, bir katı özdekçe emilip tutulması olayı. @@ Bir madde veya sıvıyı emmek, içine çekmek, içine almak, yutmak, absorbe. @@ Emilim.@@bk. soğurma )

( 1. LIGHT ABSORPTION, 2. SOUND ABSORPTION | ABSORPTION | ABSORB | 1. LIGHT ABSORBER, 2. SOUND ABSORBER~1. LIGHT ABSORBER, 2. SOUND ABSORBER | ABSORBER | ABSORBENT )

( 1. ABSORPTION (DE LUMIÈRE), 2. ABSORPTION (DU SON) | ABSORPTION | ABSORBER | 1. ABSORBANT, 2. ABSORBANT (DU SON~1. ABSORBANT (DE LUMIÈRE), 2. ABSORBANT (DU SON) | ABSORBANT | ABSORBEUR )

( 1. LICHTABSORPTION, 2. SCHALLABSORPTION | ABSORPTION | ABSORBIEREN | 1. LICHTABSORBER, 2. SCHALLABSORBER~1. LICHTABSORBER, 2. SCHALLABSORBER | ABSORBER )

( ASSORBIMENTO~ASSORBITORE )

( ΑΠΟΡΡΌΦΗΣΗ / απορρόφηση~ΑΠΟΡΡΟΦΗΤΉΣ / απορροφητής )


- MAŞ[Fars. < MÂŞ] ile/||/<> ...

( Yerel ağızlarda da maş olarak geçer māş Bohnenwinde Vigna sinensis Mungobohne Phaseolus Mungo İran dillerinde Farsça Ermenice Kürtçe de kullanılır Yerel ağızlarda da maş olarak geçer māş Bohnenwinde Vigna sinensis Mungobohne Phaseolus Mungo İran dillerinde Farsça Ermenice Kürtçe de kullanılır )

( MĀŞ )


- MAS[Ar. < MAṢṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> SOĞURMA (MASSETMEK)


- MAŞ[Fars. < MĀŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞ

( Ana vatanı Hindistan olan çoğunlukla Doğu ve Güneydoğu Asya da yetiştirilen küçük yeşil taneleri ile yemek yapılan bir bitki Phaseolus aureus )


- MAŞ/MAŞ[Fars. < MĀŞ] ile/||/<> MERCİMEK/MERDUMEK[Fars. < MERDUMEK] ile/||/<> NOHUT/NOHUD[Fars. < NOḪŪD]

( Ana vatanı Hindistan olan çoğunlukla Doğu ve Güneydoğu Asya da yetiştirilen küçük yeşil taneleri ile yemek yapılan bir bitki Phaseolus aureus )


- MAŞA ile/ve/değil/||/<> İLERİ KARAKOL


- MASA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASA

( masabaşı masa futbolu masa örtüsü masa saati masa takvimi masa tenisi masa topu masaüstü açılır masa beyazmasa yuvarlak masa toplantısı ahlak masası ameliyat masası bilardo masası bilgisayar masası buzul masası daktilo masası fiskos masası içki masası iflas masası infaz masası kriz masası langırt masası orta masası oyun masası peri masası pinpon masası reji masası şeytanmasası teşrih masası tuvalet masası ütü masası yazı masası yemek masası Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya Bu mobilya etrafında oturanların tümü Dairelerde kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm düzlek yapı İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı )


- MASA ile/||/<> MASA[Yun.]

( Bir takımyıldızın adı İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı Az masa Balkan dilleri yoluyla Latinceden alınmıştır mensa Rum masă masa Srp masa Türkçede masaya astal trapeze tırapeze gibi birtakım adlar da verilir Tietze RO 38 277281 bu adları özenle değerlendirmiştir Yalnız Radloffun verdiği şire ein viereckiger Tisch Osmanlıca biçimi Tietzenin gözünden kaçmıştır Ancak Türkiye Türkçesinde şireye benzer bir biçime rastlanmadığı anlaşılıyor Radloffa dayanan Ligeti NyK 49 268 Türkçe şireyi Moğolcadan kalma bir alıntı olarak vermiştir Moğolca sirege Räsänen de şireyi Türkçe Osmanlıca bir veri olarak değerlendirmiştir V 447448 Osmanlıca şire Doerferi de uğraştırmıştır TMEN 244 Bu yolda daha çok bilgi almak için Eren TD 56 349350 Türkçeden komşu dillere de geçmiştir Az masa Balkan dilleri yoluyla Latinceden alınmıştır mensa Rum masă masa Srp masa Türkçede masaya astal trapeze tırapeze gibi birtakım adlar da verilir Tietze RO 38 277281 bu adları özenle değerlendirmiştir Yalnız Radloffun verdiği şire ein viereckiger Tisch Osmanlıca biçimi Tietzenin gözünden kaçmıştır Ancak Türkiye Türkçesinde şireye benzer bir biçime rastlanmadığı anlaşılıyor Radloffa dayanan Ligeti NyK 49 268 Türkçe şireyi Moğolcadan kalma bir alıntı olarak vermiştir Moğolca sirege Räsänen de şireyi Türkçe Osmanlıca bir veri olarak değerlendirmiştir V 447448 Osmanlıca şire Doerferi de uğraştırmıştır TMEN 244 Bu yolda daha çok bilgi almak için Eren TD 56 349350 Türkçeden komşu dillere de geçmiştir )

( MENSA, MEN. | TABLE | DESK )

( TABLE )

( TAFELBERG, TISCH | TISCH (SPRUNGTISCH) )

( MASA[Az.] )


- MAŞA ile/||/<> MAŞA[Fars. < MÂŞE]

( Perdeyi tutan mandal Çifteker çatısının ön ve arkasında çatal biçiminde tekerlerin takıldığı parça I Deri tutturmağa yarayan kıstırgaç Yalvaç Isparta II Saat çarklarının hızını ayarlatan çatal kol Bursa III Tezgahlarda alt okla üst oku gergin tutmağa yarayan düzenin alt çengeline takılan araç Tokmacık Yalvaç Isparta Isıtılmış kapları emniyetle tutmaya yarayan metal veya tahtadan yapılmış malzeme Az maşa ocaktan köz veya kızgın bir şey almak için kullanılan metal araç māşa Az maşa ocaktan köz veya kızgın bir şey almak için kullanılan metal araç māşa )

( CLIP | NIPPERS )

( PINCE | FOURCHE )

( KLAMMER )

( MĀŞA )

( MAŞA[Az.] )


- MASA/MASA[Yun. < ] ile/||/<> RAHLE/RAHLE[Ar. < RAḤLE] ile/||/<> SEHPA/SEPA[Fars. < SE + PĀ] ile/||/<> PEŞTAHTA/PİŞTAHTE[Fars. < PĪŞ + TAḪTE] ile/||/<> ZİGON/ZİGON[Yun. < ]

( masabaşı masa futbolu masa örtüsü masa saati masa takvimi masa tenisi masa topu masaüstü açılır masa beyazmasa yuvarlak masa toplantısı ahlak masası ameliyat masası bilardo masası bilgisayar masası buzul masası daktilo masası fiskos masası içki masası iflas masası infaz masası kriz masası langırt masası orta masası oyun masası peri masası pinpon masası reji masası şeytanmasası teşrih masası tuvalet masası ütü masası yazı masası yemek masası Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya Bu mobilya etrafında oturanların tümü Dairelerde kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm düzlek yapı İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı )


- MAŞAEALLAH[Ar. < MĀŞĀʾE + ALLĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞALLAH

( ma şalla h Ne güzel Allah nazardan saklasın anlamlarında beğenme duyguları bildiren bir söz ma şalla h Umulmadık durumlar karşısında şaşkınlık ve sitem belirtmek için söylenen bir söz ma şallah Nazar değmemesi için çocukların üzerine takılan veya çeşitli araç bina vb yerlere asılan üstünde maşallah yazılı nazarlık )


- MASAJ[Fr.] ile/değil/yerine/||/<> OVMAK

( ... ile/değil/yerine/||/<> DELK )


- MASAL[Ar. < MESEL] ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> MAVAL[Ar. < MEVVÂL]

( Genellikle toplumun oluşturduğu, düşe dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insan, hayvan ile "cadı, cin, dev, peri" vb. başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür. | Boşuna söylenmiş söz. İLE/VE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Yalan, uydurma söz. )


- MAŞALA[ERM.] ile/||/<> ...

( Hudutları toprak yığınları ile belirtilen bahçelerde kare biçimindeki ekim alanları Tokat Ağızlarda maşara olarak da geçer Yerel olarak ana arktan çapanın ucuyla açılan küçük su yollarına da maşara adı verilir mašaray irrigation channel )

( MAŠARAY )


- MAŞALA[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞALA

( Bağ ve bahçelerde kenarları set biçiminde birbirinden ayrılan genellikle dikdörtgen toprak parçası )


- MASALLAR:
ÇOCUKLARA ile/ve/||/<> YETİŞKİNLERE

( Uyutmak için. İLE/VE/||/<> Uyandırmak için. )


- MASALSI | MASALIMSI ile/||/<> MASA TENİSİ | MASA TOPU


- MASARA[Ar. < MAʿṢARA] ile/değil/yerine/=/||/<> MASARA

( Küçük dar yer veya hücre )


- MASARİF[Ar. < MAṢĀRİF] ile/değil/yerine/=/||/<> MASARİF

( Giderler masraflar )


- MASARİKA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASARİKA

( Bağırsakları tutan karın iç zarı )


- MASAT[Ar. < MİŞHAẔ] ile/||/<> ...

( mazap 1 Bıçak bileyleme aracı Senirkent Isparta Kemalpaşa İzmir Bursa Dodurga Bozüyük Bilecik Esnemez İnönü Eskişehir Gölbaşı Çankaya Güdül Ankara Bor Yenikent Aksaray Niğde 2 Ayakkabıcılıkta kullanılan ağaç saplı çeliik biley Refahiye Erzincan Maraş mazap Maraş )


- MASCAGNİNE[Fr. < MASCAGNINE] ile/değil/yerine/=/||/<> MASKANYİN

( Doğal amonyum sülfat )


- MASCHERATA[İt. < MASCHERATA] ile/değil/yerine/=/||/<> MASKARATA

( Ayakkabının üst yüzünün ön tarafında dikişle ayrılan burun bölümü )


- MASCOTTE[Fr. < MASCOTTE] ile/değil/yerine/=/||/<> MASKOT

( Uğur getireceğine inanılan şey uğurluk )


- MASCULINISATION[İng.] ile/||/<> ERKEKLEŞTİRME | ERİLLEME

( Erilleme )

( MASCULINISATION )


- MASCULINISM[İng.] ile/||/<> ERKEKSİLİK

( Kadınların beden ve anlıkça erkeklere özgü olan ikinci derecedeki cinsel nitelikleri göstermesi durumu )

( MASCULINISM )


- MASCULINIZATION, VIRILISM[İng.] ile/||/<> ERKEKLEŞME

( 1 Dişide bızırın aşırı büyümesi vücudun kıllanması sesin kalınlaşması gibi erkeklikle ilgili cinsiyet karakterlerinin gelişmesi veya uyarılması maskulinizasyon virilizm virilizasyon Bu durum gynandrism olarak da adlandırılır 2 Birincil veya ikincil cinsiyet karakterlerinin erkeklerde normal gelişimi )

( MASCULINIZATION, VIRILISM )


- MAŞE[Fars. < MĀŞE] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞA

( kara maşa termoelektrik maşa zilli maşa Ateş veya kızgın bir şey tutmaya korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç Çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük kollu araç Saçları dalgalı bukleli kıvırcık duruma getirmek için kullanılan elektrikli veya ateşle ısıtılan maşa biçimindeki alet Başkasının isteklerini amaçlarını yerine getirmesini sağlayan kimse alet Bisiklet çatısının ön ve arkasındaki çatal biçiminde tekerleklerin takıldığı parça )


- MAŞER[Ar. < MAʿŞER] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞER

( İnsan topluluğu toplum )


- MAŞERİ[Ar. < MAʿŞERĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞERÎ

( Topluluğa ait olan toplumu ilgilendiren toplumsal )


- MASHARA[Ar. < MASḪARA] ile/değil/yerine/=/||/<> MASKARA

( gönül maskarası Eğlendirici sevimli güldürücü soytarı kimse Şerefsiz onursuz haysiyetsiz rezil kimse şebek )


- MASİF | KÜTLE ile/||/<> KÜTLE ile/||/<> KÜTLE[Ar. < KUTLE]

( Bir dağoluş dizgesinin içinde sertleşmiş oldukça dengeli kıvrılma devimlerine dirençli bir yer birimi Özdeğin kuvvet olarak aldığı etkiyle bu etkiye ivme olarak verdiği tepki arasındaki orantıyı belirleyen ve Einstein kuramına göre yoğunlaşmış erke sayılabilen nitelik Üzerindeki dağ sıraları yayla ve yüksek ova düzlükleri bu sıraları birbirinden ayıran ya da yayla düzlüklerini derin biçimde parçalayan koyak oluklarıyla az çok geniş bir bölgeye yayılan engebeli yörelere verilen ad Bir cismi ivdirmek için uygulanan kuvvetle bu kuvvetin oluşturduğu ivme arasındaki değişmez oran cismin özdek olarak tutarı biyoloji astronomi fizik kimya )

( BLOCK | MASS | MASSIVE | BULK )

( MASSIF | MASSE )

( BLOCK, MASSE | MASSE | GEBIRGSMASSIV )


- MASİF[Fr. < MASSIF] ile/değil/yerine/=/||/<> SOM


- MASİKO/MASSİCOT[Fr. < MASSICOT] ile/||/<> MANYEZİ/MAGNESİE[Fr. < MAGNÉSIE] ile/||/<> NİTRİK OKSİT/OXYDE NİTRİQUE[Fr. < OXYDE NITRIQUE] ile/||/<> OKSİT/OXYDE[Fr. < OXYDE] ile/||/<> PEROKSİT/PEROXYDE[Fr. < PEROXYDE]

( Rengi kırmızı ile sarı arasında değişen boya olarak kullanılan doğal kurşun oksit PbO )


- MASKARA[İt. < MASCHERA] ile/değil/yerine/=/||/<> RİMEL | KARNAVAL MASKESİ

( karnaval maskarası rimel karnaval maskesi Karnaval maskesi takmış kimse )


- MASKARA[Ar. < MASHARA | İT. < MASCHERA] ile/||/<> SOYTARI

( (Kuk.) Soytarı tipi. @@ Türk kukla oyununda soytarı tipi. )

( CLOWN~CLOWN )

( CLOWN~CLOWN )

( ...~SCURRA )

( POSSENREISSER, CLOWN~POSSENREISSER, CLOWN )

( MASCHERA~BUFFONE )

( ΠΑΛΙΆΤΣΟΣ / παλιάτσος~ΓΕΛΩΤΟΠΟΙΌΣ / γελωτοποιός )


- MASKARA[Ar., İt.] (OLMAK/ETMEK) ile/ve/değil/||/<>/< MADARA[Fars.] (OLMAK/ETMEK)


- MASKARA ile/||/<> MASKARA[Ar. < MASHARA | İT. < MASCHERA]

( Kuk Soytarı tipi Türk kukla oyununda soytarı tipi )

( CLOWN )

( CLOWN )

( POSSENREISSER, CLOWN )

( MASCHERA )

( ΠΑΛΙΆΤΣΟΣ / παλιάτσος )


- MASKE, MASKELEME TABAKASI, DELİKLİ MASKE | ELEK ile/||/<> ELEK

( TV Elektron demetlerinin rengine göre görüntülükteki üçlü noktalardan gerekenlerin uyarılması sonucu katmalı renk işleminin gerçekleştirilmesi için renkli almaçlarda görüntülüğün iç çeperinin önünde yer alan üzerinde yaklaşık 400 000 delik bulunan çelik örtü tarım )

( SHADOW MASK | SIEVE )

( RNASQUE PERFORÉ (EN TÔLE D'ACIER PERFORÉ) | TAMIS | CRIBLE, TAMIS )

( LOCHMASKE, METALLOCHMASKE | SIEB )


- MASKE | SİLİNME ile/||/<> SİLİNME

( Sinema TV İkinci çekimin görüntüsünün çerçevenin herhangi bir yerinden belirerek ilk çekimin görüntüsünü herhangi bir biçimde düz eğri kırık eğik çizgiler vb silmesi ve yerini almasına dayanan noktalama çeşidi Kelime sonunda bulunan bir açınığın alt yanındaki kelime başında bir açını k zaman düşmesi Ne eylesin yerine Kahve altı yerine Kahvaltı gibi )

( WIPE, PUSH-OVER WIPE )

( VOLET (À RIDEAU), FONDU EFFACÉ, "WIPE" | ELISION )

( WISCHBLENDE, SCHIEBEBLENDE )


- MASKE ile/ve/||/<> SAHTE KİŞİLİK


- MASKELEME ile/||/<> MASKELEMEK

( 1 İşitme deneylerinde deneysel uyaranın ayrı güçte başka bir sesle bozulması 2 Belirli bir duyu örgenine uygulanan uyaranın başka bir duyu örgenine uygulananla bozulması 1 Bir oyuncunun başka bir oyuncunun önüne kayarak seyircinin onu görmesini engellemek 2 Yapılmayan bir işi yapılıyormuş gibi göstermek için oyuncunun gövdesiyle yaptığı işi seyircinin görüşüne kapaması örnek Eğer masa lambasının üstünde lambayı yakacak bir düğme yoksa o lambanın yanması anında ışıklar parlatılacaksa oyuncu lambayı gövdesiyle görüşe kapayıp yakar gibi yapar )

( MASKING | COVER | MASK )

( MASQUER )

( MASKIEREN )


- MASKELEMEK | ÖRTME ile/||/<> ÖRTMEK ile/||/<> ÖRTME

( Sinema Ek örtüsü koyma Başka bir damgalar örüntüsündeki kesimleri alıkoymak ya da atmak üzere bir damgalar örüntüsünü kullanmak Eli ayağı yüzü deriyi süt yağ un vb yiyecekleri doğaüstü zararlı güçlerin etkisinden korumak amacıyla örtme saklama Eksicik bulutlarının çekin artı yükünü dışardan daha azmış gibi göstermesi olayı I Peştemal Kümbet İnönü Eskişehir II Başörtüsü Kandilli Bozüyük Bilecik III Mutfak Çaykara Trabzon IV Kimi evlerin önlerindeki avlu Yenikent Aksaray Niğde I Metal yüzeyleri yenime karşı korumak ya da süslemek ereğiyle kimyasal bir işlemle metal alaşım bileşik ya da örgensel özdekle örtme işlemi II Ortamın havadan yükseltgenmesini önlemek amacıyla ısıl işlem yunaklarının sıvı yüzeyine uygun bir özdek serpme ya da akıtma )

( BLOOPING, DEBLOOPING | MASK | COVERING | SCREENING | COATING )

( ZAPONNAGE | MASQUER | COUVRIR | BINDAGE )

( KLEBESTELLUNG | BEDECKEN | ABSCHIRMUNG )


- MAŞLAH[Ar. < MAŞLAḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞLAH

( Tek parçalı ve kol yerine yarıkları olan pelerine benzer bir tür kadın üstlüğü Bazı varlıklı Arapların giydiği ipekten pelerin )


- MASLAHAT[Ar. < MAṢLAḤAT] ile/değil/yerine/=/||/<> MASLAHAT

( idareimaslahat Önemli iş mesele erkeklik organı )


- MASLAHAT ve/||/<>/> SANAT


- MASLAHATGUZAR[Ar. < MAṢLAḤAT + Fars. -GUẔĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> MASLAHATGÜZAR

( Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekâlet eden diplomat işgüder )


- MASLAHATGÜZARLIK ile/||/<> İŞGÜDERLİK


- MASLAK[Ar. < MAṢLÂK] ile/||/<> ...

( sürekli su akan boru su yolu üzerinde bulunan su haznesi büyük yalak maslak Weg Leitung Türkçe musluk biçiminin de Arapçadan alındığı anlaşılıyor Yalnız maslak adıyla musluk biçimi arasındaki bağ ses bakımından özel olarak tartışılmaya açıktır musluk )

( MASLAK )


- MASLAK[Ar. < MAṢLĀḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASLAK

( Sürekli su akan boru Boruları aşırı basınçtan korumak amacıyla su yolu üzerinde yapılan içi su dolu hazne Büyük yalak )


- MASLUB[Ar. < MAṢLŪB] ile/değil/yerine/=/||/<> MASLUP

( Asılmış asılarak öldürülmüş kimse )


- MASL-ÜD-DEM | KANSUYU | SERUM ile/||/<> SERUM ile/||/<> SERUM[Fr. < SÉRUM]

( serum kesilmiş süt suyu Pıhtılaşma sırasında kandan ayrılan sulu sıvı biyoloji 1 Kanın pıhtılaşmasından sonra ayrılan sıvı kısım 2 Bazı hastalıklardan korunmak için ya da tedavi etmek üzere canlıya verilen sıvı Kanın pıhtılaşmasından sonra hücrelerinden ayrılmış açık sarı renkli sıvı kısmı Damar dışına alınan kanın pıhtılaşması sonucu üstte kalan ve içinde fibrinojen ve bazı pıhtılaşma faktörleri bulunmayan sıvı )

( SERUM )

( SÉRUM )

( SERUM )

( SERUM | SERUM: KESILMIŞ SÜT SUYU )


- MASLUK[Ar. < MASLŪK] ile/değil/yerine/=/||/<> MUSLUK

( rakorlu musluk hava musluğu lavabo musluğu taharet musluğu yangın musluğu Takıldığı boru veya kabın içindeki akışkanı istenildiğinde akıtabilecek bir düzende yapılmış açılır kapanır alet burma lavabo )


- MASNU[Ar. < MAṢNŪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASNU

( Sanatla yapılmış ürün Aslı olmayan uydurma yapma düzme düzmece sahte )


- MASNUAT[Ar. < MAṢNŪʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MASNUAT

( Sanatla yapılmış şeyler sanat eserleri Aslı olmayan şeyler yapma ve düzme şeyler )


- MASOCHİST[Alm. < MASOCHIST] ile/değil/yerine/=/||/<> MAZOHİST

( mazoşist )


- MASONLUK ile/||/<> FARMASONLUK


- MASQUE[Fr. < MASQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> MASK

( Genellikle ölünün yüzüne uygulanarak elde edilen yüz kalıbı )


- MASQUE[Fr. < MASQUÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASKE

( cerrahi maske tıbbi maske gaz maskesi karnaval maskesi toz maskesi Boyalı karton kumaş plastik vb nden yapılan ve başkalarınca tanınmamak için yüze geçirilerek kullanılan yapma yüz Kumaş tela vb nden yapılan ağız ve burunu kapatarak mikroorganizma zehirli gaz vb nin solunum yoluyla vücuda alınmasını engelleyen nesne Sorunların giderilmesi veya güzel görünmesi için cilde sürülen krem macun vb kozmetik ürünler Gerçek duyguları veya bir şeyin gerçek görünüşünü gizleyen aldatıcı görünüş davranış Kişinin oynadığı rol veya hem kendisine hem de çevresine karşı takındığı tutum )


- MASQUÉ[Fr. < MASQUÉ] ile/||/<> MASKE ile/||/<> MASKE[Fr. < MASQUÉ]

( Yüze takılan kimi zaman da tüm gövdeyi kaplayan ataları tanrıları doğaüstü yaratıkları ölüleri hayvanları canlandıran ağaçtan otlardan kumaşlardan vb yapılan şaşırtıcı ve etkileyici yüz kalıbı Kişinin oynadığı rol ya da hem kendisine hem de çevresine karşı takındığı maske Heykel Yüze takılan ve insanın yüzünün biçiminden abartma ile ayrılan yalnız göz yerleri açık şaşırtıcı etkili yüzkalıbı a yüzkalıbı yapay yüz )

( MASK | PERSONA )

( MASQUE | MASQUÉ )

( MASKE | MASKE, FRATZENGESICHT )


- MAŞRABA[Ar. < MAŞRABA] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞRAPA

( Metal toprak plastik vb nden yapılmış ağzı açık kulplu bardağa benzeyen küçük kap )


- MASRAF, PRODÜKSİYON MASRAFI, MALİYET | GİDER ile/||/<> GİDER

( Sinema 1 Bir filmin gerçekleştirilmesi için harcanan paranın tümü TV 2 Biz izlencenin gerçekleştirilmesi için harcanan paranın tümü 1 Satın alınan bir mal karşılığı ödenen para 2 Bir değer elde etmek için malı devretmek 3 Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar Bir iktisadi karar biriminin mal ve hizmet üretmek veya tüketmek için harcadığı paranın tümü )

( 1. FILM COST (BUDGET), COSTS, PRODUCTION COSTS, 2. PRODUCTION COSTS | EXPENDITURE | EXPENSE )

( 1. COÛT D'UN FILM (DE LA PRODUCTION), PRIX DE REVIENT DE FILM, DEVIS, FRAIS, 2. COÛT DE LA PRODUCTION | DÉPENSE )

( 1. FILMKOSTEN, HERSTELLUNGKOSTEN, PRODUKTIONSKOSTEN, AUFWENDUNGEN, 2. KOSTEN, PRODUKTIONSKOSTEN )


- MASRİF[Ar. < MAṢRİF] ile/değil/yerine/=/||/<> MASRAF

( masraf kapısı cari masraf mahkeme masrafı gider Bir şeyin yapımında kullanılan harç vb malzeme )


- MAŞRIK[Ar. < MAŞRİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞU


- MASRUF[Ar. < MAṢRŪF] ile/değil/yerine/=/||/<> MASRUF

( Sarf edilmiş harcanmış )


- MASS CYTOMETRY ile/||/<> TRADITIONAL CYTOMETRY

( Mass cytometry metal etiketler kullanırken İLE traditional cytometry floresan etiketler kullanır )

( Formül: CyTOF teknolojisi )


- MASS TRANSPORTATION, PUBLIC TRANSPORTATION[İng.] ile/||/<> TRANSPORT PUBLİC[Fr.] ile/||/<> ÖFFENTLICHER MASSENVERKEHR[Alm.] ile/||/<> TOPLU TAŞIMA

( Bir kent halkının ulaşım gereksinmesinin özel taşıt dolmuş ve küçük binitler yerine genbinit ya da altulaşım gibi kısa sürede çok sayıda insan taşımaya elverişli büyük taşıma araçlarıyla karşılanmasını içeren ulaşım dizgesi )

( MASS TRANSPORTATION, PUBLIC TRANSPORTATION )

( TRANSPORT PUBLIC )

( ÖFFENTLICHER MASSENVERKEHR )


- MASSAGE[Fr. < MASSAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> MASAJ

( Vücut yüzeyinde el elektrik su aracılığıyla çeşitli işlemler yapma biçiminde iyileştirme rahatlama ve bakım yöntemi )


- MASSAGE[İng.] ile/||/<> MASAJ[Fr. < MASSAGE]

( Tedavi amacıyla yapılan sürtme vurma ovalama gibi hareketler )

( MASSAGE )

( MASSAGE )


- MASSETMEK[Ar. < MAṢṢ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> MASSETMEK

( Emmek içine çekmek soğurmak )


- MASSEUR[Fr. < MASSEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> MASÖR

( Erkek masajcı )


- MASSEUSE[Fr. < MASSEUSE] ile/değil/yerine/=/||/<> MASÖZ

( Kadın masajcı )


- MASS-I ADÎM-ÜL-CENAHİYE | PİRELER ile/||/<> PİRELER

( Tambaşkalaşma gösteren ve insanlarla çeşitli hayvanların dışasalağı olarak yaşayan ağız yapıları sokup emmeğe elverişli sıçrayıcı böcekler takımı Siphonaptera siphon tüp pterypxkanat Eklembacaklı hayvanlardan böcekler İnsecta sınıfının kanatlılar Pterygota altsınıfına biren bir takımı Kanatlarını ikincil olarak kaybetmişlerdir Vücutları yandan yassıdır Ağız parçaları delip emmeye elverişlidir Gelişmelerinde tümbaşkalaşma vardır Kuşların ve memeli hayvanların kanlarını emerler Çoğu dişasılaktır İnsan piresi Pulex irritons kuş piresi Ceratophyllus avium sıçan piresi XenopsylIa cheopis köpek piresi Ctenocephalus canis türleri iyi bilinir zooloji siphon tüp pteryx kanat Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından vücutları yandan yassı ağız parçaları delip emmeye elverişli gelişmelerinde tüm başkalaşım görülen kuşların ve memeli hayvanların kanlarını emen çoğu dış asalak kanatlarını ikincil olarak kaybetmiş insan piresi Pulex irritons kuş piresi Ceratophyllus avium sıçan piresi Xenopsylla cheopis köpek piresi Ctenocephalus canis türleri iyi bilinen bir takım Siphonaptera takımında bulunan paraziter kan emen kanatsız böcekler Yaklaşık olarak 2500 tür pireden 94 ü memelilerden geri kalan kısmı ise kuşlardan kan emmektedir Pireler sürekli olarak farklı konaklardan kan emme alışkanlıkları nedeniyle birçok hastalığı taşırlar Ancak temel olarak vebanın vektörü olarak bilinmektedirler Medikal önemi bulunan türler Cediopsylla Ceratophyllus Ctenocephalides Ctenophthalmus Diamanus Echidnophaga Hoplopsyllus Leptopsylla Monopsyllus Neopsylla Nosopsyllus Oropsylla Pulex Rhopalopsyllus Tunga ve Xenopsylla cinsleri içerisinde bulunmaktadır )

( FLEAS | FLEAS, FLEA, SIPHONAPTERAS )

( PUCES | SIPHONAPTÈRES, APHANIPTÈRES )

( FLÖHE )

( APHANIPTERA | SIPHONAPTERA )


- MASSİCOT[Fr. < MASSICOT] ile/değil/yerine/=/||/<> MASİKO

( Rengi kırmızı ile sarı arasında değişen boya olarak kullanılan doğal kurşun oksit PbO )


- MASSICOT[Fr.] ile/||/<> MASİKO[Fr. < MASSICOT]

( kimya )

( MASSICOT )


- MASTAR | EYLEMLİK ile/||/<> EYLEMLİK

( Derleme isimfiil Tümleç alan ve ad gibi kullanılan eylemsi Eve gelmek gelmek gelmemek yazmak yazmak yazmamak gelme gelme gelmeme yazma yazma yazmama geliş geliş gelmeyiş yazış yazış yazmayış vb Dilimizde fiilin kişi ve çoğu vakit zaman göstermeyip ancak eylem bildiren ve tümleç alabilen şekillerine denir eylemlikler fiilin gövdesine türlü takıların gelmesiyle olur Sevmek MASTAR veya ASIL MASTAR infinitif Sevmeklik UZUN MASTAR Tekidî mastar Sevme KISA MASTAR Tahfifi mastar Seviş HAL MASTARI Nevî mastar )

( INFINITIVE | VERBALIA )

( INFINITIF | NOM D'ACTION OU SUBSTANTIF VERBAL | QUASI-PROPOSITION )

( INFINITIV | INFINITIVUM PARTICIPIUM GERUNDIUM )

( INFINITIVUS )

( INFINITO )

( ΑΠΑΡΈΜΦΑΤΟ / απαρέμφατο )


- MASTAR | EYLEMLİK ile/||/<> EYLEMSİ

( (Derleme., isim-fiil) Tümleç alan ve ad gibi kullanılan eylemsi : Eve gelmek (gel-mek, gel-me-mek) , yazmak (yaz-mak, yaz-ma-mak) , gelme (gel-me, gel-me-me) , yazma (yaz-ma, yaz-ma-ma) ; geliş (gel-iş, gel-me-y-iş) , yazış (yaz-ış, yaz-ma-y-ış) vb. @@ Dilimizde, fiilin kişi ve çoğu vakit zaman göstermeyip ancak eylem bildiren ve tümleç alabilen şekillerine denir; eylemlikler fiilin gövdesine türlü takıların gelmesiyle olur: Sev-mek (MASTAR veya ASIL MASTAR, infinitif), Sev-meklik (UZUN MASTAR,Tekidî mastar), Sev-me (KISA MASTAR, Tahfifi mastar), Sev-iş (HAL MASTARI, -Nevî mastar). )

( INFINITIVE | VERBALIA~VERBALIA )

( INFINITIF | NOM D'ACTION OU SUBSTANTIF VERBAL | QUASI-PROPOSITION~QUASI-PROPOSITION )

( INFINITIVUS~... )

( INFINITIV | INFINITIVUM PARTICIPIUM GERUNDIUM~INFINITIVUM PARTICIPIUM GERUNDIUM )

( INFINITO~VERBOIDE )

( ΑΠΑΡΈΜΦΑΤΟ / απαρέμφατο~ΡΗΜΑΤΟΕΙΔΈΣ / ρηματοειδές )


- MASTAR[Ar. < MAṢDAR] ile/değil/yerine/=/||/<> AD-FİİL


- MASTAR[Ar.] ile/||/<> MAZHAR[Ar.]


- MASTARA[Ar. < MİSṬARA] ile/değil/yerine/=/||/<> İLETKİ


- MASTÇİ ile/||/<> YOĞURTÇU

( Padişahın yiyeceği yoğurdu sağlayan saray görevlisi )


- MASTER[İng.] -ile/||/<>

( Lisans diplomasıyla doktora arasındaki akademik derece Hıpaç ın master ı için buraya gelmişler Adalet Ağaoğlu Göç Temizliği 108 İstanbulluluk bir zamanlar doktora yapmak master yapmak uzmanlık kazanmak gibi insanların övüneceği bir düzey bir üstünlüktü Aziz Nesin Ah Biz Ödlek Aydınlar 241 Orada altı yıl kalıp master imi da yaptım Pınar Kür Bir Cinayet Romanı 28 Sibel edebiyat mezunu hem belediyede çalışıyor hem master yapıyor Fethi Naci Yüzyılın Yüz Türk Romanı 661 )


- MASTER OF THE GUILD[İng.] ile/||/<> MAİTRE DE CORPORATİON[Fr.] ile/||/<> GILDEMEISTER[Alm.] ile/||/<> LONCA USTASI

( Loncanın başkanı )

( MASTER OF THE GUILD )

( MAITRE DE CORPORATION )

( GILDEMEISTER )


- MASTER[İng. < MASTER] ile/değil/yerine/=/||/<> MASTER

( yüksek lisans )


- MASTI -ile/||/<>

( İngiltere’den köken alan, Roma İmparatorluğu’nun Britanya’yı istilası döneminde Roma’ya götürülen ve Romalılar tarafından gladyatör dövüşlerinde, boğa, ayı ve köpek dövüşlerinde, koyunların korunmasında, her türlü koruma ve bekçilik görevlerinde kullanılmış, 18. yüzyılda “bir kediye kıyasla aslan ne ise, bir köpekle kıyaslandığında Mastı odur” sözüyle tarif edilen, erkekleri 90 kg’ın üzerine çıkabilen ve bilinen en ağır ırklardan birisi olan, sağlam yapılı, kaslı ve son derece kuvvetli, kafatası kare şeklinde, burnu kısa, gözlerin çevresinde ve burunda maske şeklinde siyah renkli kısım bulunan, kısa tüylü, rengi altın sarısı, açık kahverengi, sarımsı kahverengi, açık kahve üzerine koyu kahverengi bantlı, gümüş, kaplan veya kayısı rengi olabilen, aşırı salyalı, horlayan ve hırıltılı nefes alan, temelinde güçlü koruma ve dövüş köpeği olmasına rağmen günümüzde nazik kendine güveni yüksek, sabırlı ve dikkatli bir yapıda, zeki ve ağır başlı, seyrek olarak havlayan, bekçi ve koruma köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı. )


- MASTI[Yun.] ile/||/<> ...

( kulakları uzun ve düşük bacakları kısa bodur bir köpek cinsi R μαστή dişi köpek Provansalcadan alınmıştır bastıbacak )

( ΜΑΣΤΉ / μαστή )


- MASTI[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASTI

( mastı çiçeği Kulakları uzun ve düşük bacakları kısa bodur bir köpek cinsi )


- MASTIC POUR BOYAU[Fr.] ile/||/<> LASTİK TUTKALI

( Lastiklerin kasnağa yapıştırılmasını sağlayan madde )

( MASTIC POUR BOYAU )


- MASTIFF[İng.] ile/||/<> MASTI

( İngiltere den köken alan Roma İmparatorluğu nun Britanya yı istilası döneminde Roma ya götürülen ve Romalılar tarafından gladyatör dövüşlerinde boğa ayı ve köpek dövüşlerinde koyunların korunmasında her türlü koruma ve bekçilik görevlerinde kullanılmış 18 yüzyılda bir kediye kıyasla aslan ne ise bir köpekle kıyaslandığında Mastı odur sözüyle tarif edilen erkekleri 90 kg ın üzerine çıkabilen ve bilinen en ağır ırklardan birisi olan sağlam yapılı kaslı ve son derece kuvvetli kafatası kare şeklinde burnu kısa gözlerin çevresinde ve burunda maske şeklinde siyah renkli kısım bulunan kısa tüylü rengi altın sarısı açık kahverengi sarımsı kahverengi açık kahve üzerine koyu kahverengi bantlı gümüş kaplan veya kayısı rengi olabilen aşırı salyalı horlayan ve hırıltılı nefes alan temelinde güçlü koruma ve dövüş köpeği olmasına rağmen günümüzde nazik kendine güveni yüksek sabırlı ve dikkatli bir yapıda zeki ve ağır başlı seyrek olarak havlayan bekçi ve koruma köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı )

( MASTIFF )

( MASTIFF )

( MASTIFF )

( MASTINO )

( ΜΑΣΤΊΦ / μαστίφ )


- MASTİKA[Yun.] ile/||/<> ...


- MASTİKA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASTİKA

( sakız rakısı Sakız ağacından çıkarılan reçine )


- MASTOR/MASTUR[Yun. < ] ile/||/<> MASTORİ/MASTURİ[Yun. < ]


- MASTOR[Yun.] ile/||/<> ÇOK SARHOŞ

( çok sarhoş R μαστούρης μαστουρωμένος betrunken )

( ΜΑΣΤΟΎΡΗΣ / μαστούρης )


- MASTOR[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASTOR

( Çok sarhoş mastur )


- MASTORİ[Yun.] ile/||/<> ...

( geminin orta ıskarmozu geminin en geniş yeri R μάστορις midship beam midship frame magister Gemicilik terminolojisinde magister biçimi Rumcada Portekizce vau mestre İspanyolca bao maestro Fransızca maître bau İtal baglio maestro gibi Roman dillerinde kullanılan adın anlamını almış ve Türkçeye geminin orta ıskarmozu geminin en geniş yeri olarak geçmiştir Türkçede mastori biçimi masturiye çevrilmiştir )

( MAGISTER )

( BAGLIO MAESTRO )

( ΜΆΣΤΟΡΙΣ / μάστορις )


- MASTORİ[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASTORİ

( mastori postası Geminin en geniş yeri masturi Eski meyhanelerde tezgâh başında duran görevli )


- MASTORİ[Yun.] ile/||/<> MASTURİ

( 'geminin orta ıskarmozu, geminin en geniş yeri' @@ < R μάστορις 'midship beam, midship frame' < Lat magister. Gemicilik terminolojisinde magister biçimi Rumcada (Portekizce vau mestre, İspanyolca bao maestro, Fransızca maître bau, İtal baglio maestro gibi) Roman dillerinde kullanılan adın anlamını almış ve Türkçeye 'geminin orta ıskarmozu, geminin en geniş yeri' olarak geçmiştir. Türkçede mastori biçimi masturi'ye çevrilmiştir. )

( ...~DRUNK )

( ...~IVRE )

( MAGISTER~MAGISTER )

( ...~BETRUNKEN )

( BAGLIO MAESTRO~BAGLIO MAESTRO )

( ΜΆΣΤΟΡΙΣ / μάστορις~ΜΆΣΤΟΡΙΣ / μάστορις )


- MASTRİHYEN EPOKU[İng. MAASTRICHTIAN EPOCH] ile/||/<> MASTÜRBASYON[İng. MASTURBATION]

( Günümüzden 72.100.000 ile 66.000.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik bir zaman dilimi. @@ Cinsel organın, cinsel birleşme olmaksızın, el ya da başka cisimler aracılığıyla orgazm olma derecesine kadar uyarılması.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MASTUR[Yun.] ile/||/<> ÇOK SARHOŞ

( çok sarhoş R μαστούρης μαστουρωμένος betrunken )

( ΜΑΣΤΟΎΡΗΣ / μαστούρης )


- MASTUR[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASTOR


- MASTÜRBASYON/İSTİMNA[Ar. < İSTİMNĀʾ] ile/||/<> MASTÜRBASYON/ONANİZM[Fr. < ONANISME]


- MASTÜRBASYON/MASTURBATİON[Fr. < MASTURBATION] ile/||/<> OTOEROTİZM/AUTOEROTİSME[Fr. < AUTO-ÉROTISME]

( Cinsel bölgelere dokunarak orgazm sağlama istimna onanizm )


- MASTURBATİON[Fr. < MASTURBATION] ile/değil/yerine/=/||/<> MASTÜRBASYON

( Cinsel bölgelere dokunarak orgazm sağlama istimna onanizm )


- MASTURİ[Yun.] ile/||/<> ...

( geminin orta ıskarmozu geminin en geniş yeri R μάστορις midship beam midship frame magister Gemicilik terminolojisinde magister biçimi Rumcada Portekizce vau mestre İspanyolca bao maestro Fransızca maître bau İtal baglio maestro gibi Roman dillerinde kullanılan adın anlamını almış ve Türkçeye geminin orta ıskarmozu geminin en geniş yeri olarak geçmiştir Türkçede mastori biçimi masturiye çevrilmiştir )

( MAGISTER )

( BAGLIO MAESTRO )

( ΜΆΣΤΟΡΙΣ / μάστορις )


- MASTURİ[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASTORİ


- MAŞUK[Ar. < MAʿŞŪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞUK

( Sevilen âşık olunan erkek )


- MAŞUKA[Ar. < MAʿŞŪḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> MAŞUKA

( Sevilen âşık olunan kadın )


- MASUM ile/ve/||/<> MAHZUN


- MASUM[Ar. < MAʿṢŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUM

( Suçsuz günahsız kimse Temiz saf kimse Suç ve günah işlemeyecek kadar küçük çocuk )


- MASUMANE[Ar. < MAʿṢŪM + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUMCA


- MASUMCA ile/||/<> MASUMCASINA


- MASUMDUR! ile/ve/değil/yerine/||/<> SUÇLU DEĞİL!

( "Suçlu değil!" demek, her zaman, zemin ve koşulda "Masumdur!" anlamına gelmez. )


- MASUME[Ar. < MAʿṢŪME] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUME

( Suçsuz günahsız kadın Temiz saf kadın Suç ve günah işlemeyecek kadar küçük kız çocuğu )


- MASUMİYET[Ar. < MAʿṢŪMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUMLUK


- MASUMİYET ile/ve/||/<> İLK DURUM


- MASUMİYET ile/ve/||/<>/>/< SESSİZLİK/SUSKUNLUK


- MASUMLAR APARTMANI ile/ve/değil/||/<>/< MADALYONUN İÇİ (KİTABI)


- MASUN[Ar. < MAṢŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUN

( Korunan korunmuş Saklanmış )


- MASUNİYYET[Ar. < MAṢŪNİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MASUNİYET

( teşrii masuniyet Korunmuş olma durumu dokunulmazlık )


- MASURA[Yun.] ile/||/<> MASIR

( masır masura Farsçada māşūra olarak da geçer Arapça masūra 1 long tuyau de pipe 2 navette bobine de fil Den Rumca μασούρη makara ve Kürtçe masire chalumeau filet deau JabaJusti 386 Türkçeden geçmiştir )

( MASURA )


- MASURA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MASURA

( Koni veya silindir biçiminde olup üzerine şerit iplik vb sarılan karton tahta plastik vb nden yapılan araç Dikiş makinelerinde üstteki dikiş ipliğinin sökülmesini önlemek için kullanılan ve kumaşın altında kalan bağlayıcı ipliğin sarıldığı küçük makara Çeşme ve muşlara takılarak akan suyun miktarını belirleyen boru parçası Bir akarsu ölçü birimi )


- MAT[Fr.] -ile/||/<>

( Parlak olmayan donuk Mat beyaz parlak ya da bejbeyaz simbeyaz ya da mavibeyaz belli bir seçim titizliğinin bir saygınlık bir derinlik sevdasının belirtkeleridir Enis Batur Gönderen Enis Batur 15 Aldatılmayan ölçülü ışık karşısında büsbütün taze mat ve iştah verici Refik Halid Karay Yezidin Kızı 81 )


- MÂT[Fr.] ile/||/<> MALUS[Lat.] ile/||/<> DİREK

( astronomi )

( MÂT )

( MALUS )


- MAT[Fars. < MĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MAT

( şah mat Satranç oyununda taraflardan birinin yenilgisi )


- MAT[Fr. < MAT] ile/değil/yerine/=/||/<> MAT

( ipeksi mat ipek matı Parlak olmayan donuk )


- MAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ŞİŞME YATAK


- MATADOR[Fr. < MATADOR] ile/değil/yerine/=/||/<> BOĞA GÜREŞÇİSİ


- MATAFİONİ[İt. < MATAFIONI] ile/değil/yerine/=/||/<> MATAFYON

( Yelkenlere ve teknelere açılan delik )


- MATAFORA[İt. < METIFORE] ile/değil/yerine/=/||/<> OCAKLIK PUNTELİ


- MATAFYON[İt. < MATAFIONI] ile/||/<> YELKENLERE VE TENTELERE AÇILAN DELİK

( yelkenlere ve tentelere açılan delik İtal matafioni reef points )

( MATAFIONI )


- MATAR ile/||/<> YAĞMUR

( İklim olayının en önemli etkenlerinden biri havayuvarındaki su buğusunun yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı coğrafya Az yağmur yağmır yaŋgır yamgır yamgır camgır janbır Tel yamgır Kaça naŋmır naŋmır Alt yaŋmır nāğur namır namur Tar yamgur samīr sabīr śumăr OT yağmur Eski Kıpçakçada yamgur olarak geçer Bu biçimin göçüşme sonunda oluştuğu açıktır Çağdaş diyalektlerde de göçüşmeli métathétique biçimlerin çokluğu çarpıcıdır yağ mur eki )

( RAIN )

( PLUIE )

( REGEN )

( YAĞMUR[Az.]~YAĞMIR[Tkm.]~YAŊGIR[Tatk.]~YAMGIR[Bşk.]~YAMGIR[Nog.]~CAMGIR[Krg.]~JANBIR[Kzk.]~YAMGIR[Tel.]~NAŊMIR[Hak.]~YAŊMIR[Alt.]~NĀĞUR[Şor.]~NAMIR[Şor.]~NAMUR[Şor.]~SAMĪR[Yak.]~SABĪR[Yak.] )


- MATBAA | BASIMEVİ ile/||/<> BASIMEVİ

( Basım işi yapılan yer basımcılık Basım işinin gerçekleştirildiği yer )

( PRINTING HOUSE )

( IMPRIMERIE )


- MATBAA[Ar. < MAṬBAʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> BASIMEVİ


- MATBAACILAR:
ERMENİ ile/ve/||/<>/> ACEM


- MATBAACILIK ile/||/<> PRINTING[İng.] ile/||/<> IMPRIMERIE[Fr.] ile/||/<> BASIMCILIK

( basımcılık Kitap gazete resim harita vb kâğıda basma sanatı ve bilgisi )

( PRINTING )

( IMPRIMERIE )