Bugün[13 Temmuz 2026]
itibarı ile 59.226 başlık/FaRk ile birlikte,
59.226 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(6/238)


- AGREGA[Fr. < AGRÉGAT] ile/değil/yerine/=/||/<> KATIŞMAÇ


- AGREGASYON ile/||/<> AGREGAN ile/||/<> AGREGAT

( Yığışım. İLE/||/<> Yığıştırıcı. İLE/||/<> Yığışan. )


- AGREGAT | TEMERKÜZ | YIĞIŞIM ile/||/<> YIĞIŞIM

( Yanardağın püsküren özeğinden fırlatılmış ya da köşeli lav ve komşu tortul parçalarından bileşik genel olarak koni üzerinde ya da yakınlarında bulunan çimentolanmış kayaç Katı özdeklerin bir bölgede gelişigüzel kümelenmesi Nüfusun ve ekonomik etkinliklerin belli yerleşim yerlerinde ya da kent özeklerinde toplanması süreci çakılkayaç konglomera )

( AGGLOMERATE | AGGREGATE | CONCENTRATION )

( AGGLOMÉRAT | AGRÉGAT | CONCENTRATION )

( AGGLOMERAT | AGGREGAT | BALLUNG )


- AGREGAT ile/ve/||/<> ANAGRAM[Fr.]

( Psişik içerik. İLE/VE/||/<> ... | Bir sözcükteki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen sözcük. )


- AGREMAN[Fr. < AGRÉMENT] ile/değil/yerine/=/||/<> UYGUNLUK


- AGRESİF[Fr. < AGRESSIF] ile/değil/yerine/=/||/<> SALDIRGAN


- AGREVE ETMEK ile/||/<> AGREVE OLMAK

( şiddetlendirmek, artırmak. İLE/||/<> Şiddetlenmek, artmak. )


- AĞRI EŞİĞİ ile/||/<> AĞRI KESİCİ ile/||/<> AĞRI KESİMİ ile/||/<> AĞRI SIZI ile/||/<> AĞRI YİTİMİ ile/||/<> İNCE AĞRI ile/||/<> BAŞAĞRISI ile/||/<> BAŞ AĞRISI ile/||/<> BEL AĞRISI ile/||/<> DİŞ AĞRISI ile/||/<> ESKİ GÖZ AĞRISI ile/||/<> İLK GÖZ AĞRISI ile/||/<> KALP AĞRISI ile/||/<> KARIN AĞRISI ile/||/<> OĞLAN AĞRISI ile/||/<> YARIM BAŞ AĞRISI ile/||/<> YÜREK AĞRISI

( Sinir uçlarının şiddetli biçimde uyarılmasıyla ortaya çıkan vücudun herhangi bir yerinde oluşan rahatsızlık hissi veca )


- AĞRI KESİCİ ile/ve/değil/||/<> SAĞALTIM


- AĞRI YİTİMİ/ANALJEZİ[Fr. < ANALGÉSIE] ile/||/<> AĞRI KESİCİ/ANALJEZİK[Fr. < ANALGÉSIQUE]


- AĞRI YİTİMİ ile/||/<> AĞRI KESİMİ


- AĞRIMA ile/||/<> AĞRIMA

( Arakonakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen ve ateş kansızlık sarılık kan işeme gibi belirtiler gösteren memeli hayvanlar hastalığı hayvan sıtması kırçan zerik hlk Sarılık )

( TEXAS FEVER )

( PIROPLASMOSE )

( PIROPLASMOSE )

( PIROPLASMOSIS )


- AGROFOS NOMOS ile/ve/||/<> NOMOS FIZIOS ile/ve/||/<> NOMOS EMSIOS


- AGRONOMİ[Fr. < AGRONOMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TARIM BİLİMİ


- AGROSTIDE VULGAIRE[Fr.] ile/||/<> ÇAYIRGÜZELİ

( botanik )

( AGROSTIDE VULGAIRE )


- AĞU BİLİMİ | TOKSİKOLOJİ ile/||/<> TOKSİKOLOJİ ile/||/<> TOKSİKOLOJİ[Fr. < TOXICOLOGIE]

( Zehirleri ve onların organizmaya olan etkilerini inceleyen bilim dalı İlaçlar tarım endüstri ve diğer uğraşı alanlarında kullanılan kimyasal maddelerin canlılar üzerindeki zehirli etkilerini inceleyen bilim dalı zehir bilimi )

( TOXICOLOGY )

( TOXICOLOGIE )


- AĞU | ZEHİR[Fars. < ZEHR] ile/||/<> ...


- AGUCUK BEBEK ile/||/<> AGU BEBEK


- AGUE[İng.] ile/||/<> SITMA NÖBETİ

( Sıtma hastalığının eski adı )

( AGUE )


- AGULAMAK ile/||/<> GIĞILDAMAK


- AĞULU | TOKSİK[Fr. < TOXİC] ile/||/<> TOKSİKOLOJİ

( Zehirli. @@ 1. Zehirli. 2. Toksik maddeye bağlı olan. @@ )

( TOXIC | TOXICOLOGY~TOXICOLOGY )

( TOXIC~TOXICOLOGIE )

( TOXICUS~... )

( TOXISCH~TOXIKOLOGIE )

( TOSSICO~TOSSICOLOGIA )

( ΤΟΞΙΚΌΣ / τοξικός~ΤΟΞΙΚΟΛΟΓΊΑ / τοξικολογία )


- AĞULU | TOKSİK ile/||/<> TOKSİK ile/||/<> TOKSİK[Fr. < TOXIC]

( Zehirli 1 Zehirli 2 Toksik maddeye bağlı olan )

( TOXIC | TOXICOLOGY )

( TOXIC )

( TOXISCH )

( TOXICUS )

( TOSSICO )

( ΤΟΞΙΚΌΣ / τοξικός )


- AĞUÖNLER | PANZEHİR ile/||/<> PANZEHİR ile/||/<> PANZEHİR[Fars. < PÂD + ZEHR]

( Bir zehrin etkisini ortadan kaldıran ya da nötralleştiren madde antidot Antidot )

( ANTIDOTE )


- AGUŞ[Fars. < ĀĠŪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> KUCAK


- AĞUSTOS BÖCEĞİ -ile/||/<>

( (Cicada plebeja) Böcekler (İnsecta) sınıfının eş-kanatlılar (Homoptera) takımından bir eklembacaklı türü. Uzunluğu 3 cm. Vücudu kaba yapılıdır. Erkekleri yaz aylarında devamlı ses çıkarırlar. )


- AĞUSTOS BÖCEĞİ ile/||/<> ORAK BÖCEĞİ


- AĞUSTOS[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> AĞUSTOS

( ağustos böceği Yılın sekizinci ayı )


- AGYAR[Ar. < AĠYĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> AĞYAR

( Başkaları yabancılar eller )


- ÂĞYÂRINI CÂMÎ, EFRÂDINI MÂNÎ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< önce ÂĞYÂRINI MÂNÎ sonra EFRÂDINI CÂMÎ

( Benzetme. [Ölçünün ve tanımın bulunmadığı yerde, ne yazık ki kişisel "görüş/yorum", "dolaylı ilişki" ve "çağrışımların" öne çıktığı/çıkarıldığı [boş] sözler.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Tanım[ın tanımıdır]. [Bir kavramın tüm bireylerini kuşatıp ötekileri dışarıda bıraktığını tanımlar.] )

( "İnsan, düşünen bir canlıdır" tanımı kullanıldığında bu tanımın içinde tüm insan bireylerini içerir. Girmeyen hayvan[behaim], bitki ve nesneyi dışarıda bırakır. )


- AĞYÂRINI MÂNİ ve/> EFRÂDINI CÂMİ ve/||/<>/>/< OLMAZSA OLMAZ


- AĞZI GEVŞEKLİK ile/||/<> BELGEVŞEKLİĞİ

( Gevşek olma durumu İlgisiz kayıtsız davranış Uyuşukluk kesiklik rehavet )


- AĞZI KARALIK ile/||/<> BAHTI KARALIK ile/||/<> GÖZÜ KARALIK ile/||/<> YÜZÜ KARALIK

( Kara olma durumu Karaya çalan leke )


- AĞZI SIKI/KETUM[Ar. < KETŪM] ile/||/<> AĞZI SIKILIK/KETUMİYET[Ar. < KETŪMİYYET]


- AĞZI SIKI | AĞZI PEK ile/||/<> AĞZIAÇIK | AĞZIAÇIK BÖREK


- AĞZI SIKILIK ile/||/<> ELİ SIKILIK

( Sıkı olma durumu )


- AĞZI SIKILIK ile/||/<> KETUMLUK


- BEKLEMEK:
AĞZI SULANARAK ile/ve/||/<> ELİNİ/AVUCUNU OVUŞTURARAK


- AĞZIAÇIK BÖREK ile/||/<> BAKLAVA BÖREK ile/||/<> BALLI BÖREK ile/||/<> BÜKME BÖREK ile/||/<> Çİ BÖREK ile/||/<> ÇİĞ BÖREK ile/||/<> ALTÜST BÖREĞİ ile/||/<> BOHÇA BÖREĞİ ile/||/<> ÇOBAN BÖREĞİ ile/||/<> FİNCAN BÖREĞİ ile/||/<> GÜL BÖREĞİ ile/||/<> KOL BÖREĞİ ile/||/<> MUSKA BÖREĞİ ile/||/<> OROSPU BÖREĞİ ile/||/<> PATLICAN BÖREĞİ ile/||/<> PUF BÖREĞİ ile/||/<> SAC BÖREĞİ ile/||/<> SARIYER BÖREĞİ ile/||/<> SİGARA BÖREĞİ ile/||/<> SU BÖREĞİ ile/||/<> SULTAN BÖREĞİ ile/||/<> TALAŞ BÖREĞİ ile/||/<> TANDIR BÖREĞİ ile/||/<> TATAR BÖREĞİ ile/||/<> TAVA BÖREĞİ

( Mayalı hamurdan ince açılan yufkaların arasına ya da içine peynir kıyma ıspanak patlıcan soğan domates pırasa mantar vb nin konulmasıyla farklı biçimler verilerek hazırlanan ve genellikle fırında pişirilen hamur işi )


- AĞZINA KADAR ile SAPINA KADAR ile KÖKÜNE KADAR ile/değil/yerine/||/<>/< SONUNA KADAR


- AH-AMAN (DEME[ME]K) ile/ve/||/<>/> AH'TAN AMAN'DAN ÇEKİLME(ME)K


- AH[İng.] ile/||/<> AH

( H Entalpi değişimi )

( AH )


- AHAD-I BASİTE CÜMLESİ ile/||/<> CLASSE DES UNITÉS SIMPLES[Fr.] ile/||/<> BİRİMLER BÖLÜĞÜ

( matematik )

( CLASSE DES UNITÉS SIMPLES )


- AHÂDİYET ile/ve/||/<> ULÛHİYET


- AHALİ[Ar. < AHĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHALİ

( Bir memleket şehir ya da semtte oturanların yaşayanların hepsi el III halk I Bir yerde toplanan kalabalık umum )


- AHALİ[Ar.] ile/||/<> MİLLET[Ar.]/ULUS/BUDUN

( Bir kent/semt/memlekette oturanların/yaşayanların tümü. | Bir yerde toplanan kalabalık. İLE Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu. | Herkes, bir yerde bulunan kişilerin tümü. | Benzer özellikleri olan topluluk. )


- AHAR ile/||/<> ...

( Eski çalışma meşk kâğıtları üzerine sürülen nişasta ve yumurtadan yapılmış bir karışım Ahar kâğıt üzerinde oluşturduğu parlak yüzey nedeniyle yazıların ıslak süngerle silinmesi ve kâğıdın yeniden kullanılması olanağını sağlar āhār Kökenini bilmiyoruz )

( ĀHĀR )


- AHARONOV-BOHM ETKİSİ ile/||/<> HALL ETKİSİ

( AB kuantum faz etkisi, Hall klasik Lorentz kuvveti. )

( Formül: Φ = ∮A·dl İLE V_H = IB/nqt )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1854) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ohm yasası, elektrik direnci) )


- AHARONOV-BOHM ETKİSİ ile/||/<> LORENTZ KUVVETİ

( Aharonov-Bohm etkisi potansiyelin fiziksel etkisini gösterirken İLE Lorentz kuvveti alanların doğrudan etkisidir )

( Formül: F = q(E + v×B) )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1854) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ohm yasası, elektrik direnci) )


- AHBAB[Ar. < AḤBĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> AHBAP

( ahbap çavuş ilişkisi ahbap çavuşlar Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen sayılan kimse Samimiyet içtenlik bildiren bir seslenme sözü )


- AHCAR[Ar. < AḤCĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> AHCAR

( Taşlar )


- AHDETMEK[Ar. < ʿAHD + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> AHDETMEK

( Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek )


- AHD-İ ATİK[Ar. < ʿAHD + ʿATĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVRAT


- AHD-İ ATİK ile/ve/||/<>/> AHD-İ CEDÎD

( Tevrat. İLE/VE/||/<>/> İncil. )


- AHD-İ CEDİT[Ar. < ʿAHD + CEDĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> İNCİL


- AHDİ[Ar. < ʿAHDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHDÎ

( Antlaşmaya göre olan antlaşma gereği olan )


- AHDNAME[Ar. < ʿAHD + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> AHİTNAME

( Antlaşma belgesi )


- AHENK[Fars. < ĀHENG] ile/değil/yerine/=/||/<> UYUM | EZGİ

( ahenk kaidesi ahenk tahtası uyum Çalgılı eğlence Edebî metinlerde sözcüklerin sıralanışından ya da birbirleriyle ilişkisinden doğan ve kulağa hoş gelen ses düzeni ezgi )


- AHENK KAİDESİ | ÜNLÜ UYUMU ile/||/<> ÜNLÜ UYUMU ile/||/<> BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU, KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU

( Derleme ünlü benzeşmesi vokal uyumu ses uyumu sesli uyumu vokal uyumu kanunu Bazı dillerde özellikle Türkçede sözcüklerdeki ünlülerin incelik kalınlık ya da düzlük yuvarlaklık bakımlarından birbirine benzemesi Evlerden evlerden kedilerin kedilerin arabadan arabadan kapının kapının ördekler ördekler çocukluk çocukluk olduklarından olduklarından vb büyük ünlü uyumu ve küçük ünlü uyumu Türkçe sözlerde kök hece ünlülerinin taşıdıkları kalınlıkincelik düzlükyuvarlaklık niteliklerine göre öteki heceler ünlülerine yaptığı etki sonucunda ortaya çıkan benzeşme sistemi başlangıç bilezik üzengi delicesine delicesine kesmece kesmece birikinti birikinti bıraktılar bıraktılar yolcu yolcu yolsuzluk yolsuzluk görmüyordu görmeyordu vb büyük ünlü uyumu küçük ünlü uyumu Ünlü uyumu bozulmamış bazı Türkçe sözler ile uyuma aykırı alıntı sözler eklerle gemişletildiklerinde uyum o kelimelerin son hecelerindeki ünlülere göre ayarlanır şişmanlık inananlar hangileri kardeşleri kiracılardan boksörler )

( VOWEL HARMONY | CONSONANT HARMONY )

( HARMONIE VOCALIQUE | HARMONIE CONSONANTIQUE )

( VOKALHARMONIE | GESETZ KONSONANTEN )

( ARMONIA VOCALICA )

( ΦΩΝΗΕΝΤΙΚΉ ΑΡΜΟΝΊΑ / φωνηεντική αρμονία )


- AHENK KAİDESİ | ÜNLÜ UYUMU ile/||/<> ÜNSÜZ UYUMU | BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU, KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU

( (Derleme.. ünlü benzeşmesi, vokal uyumu, ses uyumu, sesli uyumu, vokal uyumu kanunu) Bazı dillerde, özellikle Türkçede, sözcüklerdeki ünlülerin incelik, kalınlık ya da düzlük, yuvarlaklık bakımlarından birbirine benzemesi:Evlerden (ev-ler-den) , kedilerin (kedi-ler-in) , arabadan (araba-dan) , kapının (kapı-nın) , ördekler (ördek-ler) , çocukluk (çocuk-luk) , olduklarından (ol-duk-lar-ın-dan) vb. (bk. büyük ünlü uyumu ve küçük ünlü uyumu) @@ Türkçe sözlerde kök hece ünlülerinin taşıdıkları kalınlık-incelik, düzlük-yuvarlaklık niteliklerine göre öteki heceler ünlülerine yaptığı etki sonucunda ortaya çıkan benzeşme sistemi: başlangıç, bilezik, üzengi, delicesine (

( VOWEL HARMONY | CONSONANT HARMONY~CONSONANT HARMONY )

( HARMONIE VOCALIQUE | HARMONIE CONSONANTIQUE~HARMONIE CONSONANTIQUE )

( VOKALHARMONIE | GESETZ KONSONANTEN~GESETZ KONSONANTEN | KONSONANTENHARMONIE, KONSONANTENGESETZ )

( ARMONIA VOCALICA~ARMONIA CONSONANTICA )

( ΦΩΝΗΕΝΤΙΚΉ ΑΡΜΟΝΊΑ / φωνηεντική αρμονία~ΣΥΜΦΩΝΙΚΉ ΑΡΜΟΝΊΑ / συμφωνική αρμονία )


- AHENKTAR[Fars. < ĀHENG-DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> AHENKLİ


- AHER:
NİŞASTA ile/ve/||/<> PİRİNÇ


- AHESTE[Fars. < ÂHESTE] ile/||/<> YAVAŞ, AĞIR

( yavaş ağır āhista slowly gently step by step softly )

( ĀHISTA )


- AHESTE[Fars. < ĀHESTE] ile/değil/yerine/=/||/<> AHESTE

( aheste aheste aheste beste yavaş Yavaş ağır bir biçimde Alçak ve hafif olan ses Bir müzik parçasının yavaş çalınması ve söylenmesi )


- AHFÂ[Ar. < HAFÎ] ile/ve/||/<> AHFİYE[Ar. < HIFÂ]

( [daha/pek/çok] Gizli, en gizli. İLE/VE/||/<> Gizli olanlar. | Ağaç çiçeğinin tomurcuğunu örten dış kabuklar. )


- AHFAD[Ar. < AḤFĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> AHFAT

( Torunlar Gelecek kuşaklar )


- AHFEŞ:
ABDÜLHAMÎD ile/ve/||/<> SAİD BİN MES'ADE ile/ve/||/<> ALİ BİN SÜLEYMAN

( AHFEŞ[Ar.]: Küçük gözlü. | Zayıf bakışlı. | Yalnız gece gören kişi. | Bu üç büyük Arap âliminin takma adı. )


- AHFEŞ[Ar. < AḪFEŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHFEŞ

( Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak anlamında Ahfeş in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz )


- AHİ[Ar. < AḪĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHİ

( Bir kimsenin en çok sevdiği dostu arkadaşı )


- AHİ[Ar. < AḪĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHİ

( Ahiliğe mensup kimse )


- ÂHÎLİK ile/||/<> AHİLER ile/||/<> BÂCİYÂN-I RUM

( Ahilik, dayanışma teşkilatıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu'da yaşayan Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlâkî yönden yetiştiren, çalışma yaşamını ve iyi bireylerin becerilerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik, iyi ahlâkın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası tüm güzel becerilerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Ahi Evran Hazretlerine Ahi Baba da denir. Ahiler, 1290 yılında, Ankara'da kurulan bir Anadolu beyliğidir. 1354 yılında Osmanlı egemenliğine giren Ahiler, varlıklarını Osmanlı Devleti içerisinde sürdürmüşlerdir. Ahi Evran tarafından kurulmuştur. Ahiler, gerek Anadolu Selçuklularında gerekse Osmanlılarda önemli ekonomik etkinliklere sahipti. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü. İLE/||/<> Anadolu kadınları birliği Ahilerin kadınlar kolu olarak yetim, kimsesiz genç kızları korumasına almış, onların eğitiminde, ev bark sahibi olmalarından, sorumlu olmuşlardır. Bunun dışında kimsesi kalmayan yaşlı kadınların bakımı, genç kızların evlendirilmesi gibi bazı toplumsal hizmetlerde bulunmuşlar, maddî sıkıntıda olanlara yardım etmişlerdir. Ahi zâviyesinde gelen konuklara yemek hazırlamada, savaş zamanlarında ordunun gereksinimi olan giysi ve savaş malzemelerinin bakımında ve onarımında yardımcı olmuşlardır. Anadolu kadınları örgütü, üyelerine şu telkinde bulunurdu. “İşine, aşına, eşine sahip ol!” Bu söz, Âhî kadın örgütünün ana ilkesi olmuştur. \"İşine sahip ol!\" yani bilge ve becerikli ol ki, evinin düzenini koruyabilesin. Tasarruf et, fazla savurgan olma ki, ocağın devamlı tütsün. Eşine sahip ol ki, evine bağlı kalsın. Anadolu kadınları sosyal yardımlar yanında ekonomiye önemli katlı sağlayan çeşitli el sanatlarında uğraşı vermişlerdir. Çadırcılık, keçecilik, halı, nakışçılık, örgücülük, kilim dokumacılık, oya dantelcilik ve kumaş üretiminde ve bunlardan giysi yapılmasında etkinlik göstermişlerdir. )


- AHIR[Fars. < ÂHŪR] ile/||/<> YALAK

( @@ Çeşme yalağı. (Ağıl *Eğridir -Isparta) @@ ~ Az axur ' hayvanlara yem dökmek için tahtadan, taştan yapılmış duvara bitişik yemlik'. -Tkm axır. -Krg akır 'yemlik' ~ OT akur. < Far āxūr 'a stall for horses'; 'a manger, a stall', Pehl āxvar. DTS'de OT akur sözünün Farsçadan geçtiğinin bildirilmesine (DTS 49) karşın Leksika'da (527) DTS kaynak gösterilerek Arapçadan alınma olduğu yolundaki bilginin düzeltilmesi gerekir. Arapça āxūr 'écurie', Rumca ἀχούρι Türkçeden geçmiştir. Bulgarca, Sırpça gibi Balkan dillerinde de yaygınlık kazanmıştır. || ~ Az axur ' hayvanlara yem dökmek için tahtadan, taştan yapılmış duvara bitişik yemlik'. -Tkm axır. -Krg akır 'yemlik' ~ OT akur. < Far āxūr 'a stall for horses'; 'a manger, a stall', Pehl āxvar. DTS'de OT akur sözünün Farsçadan geçtiğinin bildirilmesine (DTS 49) karşın Leksika'da (527) DTS kaynak gösterilerek Arapçadan alınma olduğu yolundaki bilginin düzeltilmesi gerekir. Arapça āxūr 'écurie', Rumca ἀχούρι Türkçeden geçmiştir. Bulgarca, Sırpça gibi Balkan dillerinde de yaygınlık kazanmıştır. )

( STABLE~TROUGH )

( ÉTABLE~AUGE )

( STABULUM~... )

( STALL~TROG )

( STALLA~ABBEVERATOIO )

( ἈΧΟΎΡΙ TÜRKÇEDEN GEÇMIŞTIR / ἀχούρι türkçeden geçmiştir~ΠΟΤΊΣΤΡΑ / ποτίστρα )

( AXUR[Az.]~AXIR[Tkm.]~AKIR[Krg.] )

( ĀXŪR )

( ĀXVAR )


- AHIR ile/||/<> AHIR[Fars. < ÂHŪR]

( Çeşme yalağı Ağıl Eğridir Isparta Az axur hayvanlara yem dökmek için tahtadan taştan yapılmış duvara bitişik yemlik axır akır yemlik OT akur āxūr a stall for horses a manger a stall āxvar DTSde OT akur sözünün Farsçadan geçtiğinin bildirilmesine DTS 49 karşın Leksikada 527 DTS kaynak gösterilerek Arapçadan alınma olduğu yolundaki bilginin düzeltilmesi gerekir Arapça āxūr écurie Rumca ἀχούρι Türkçeden geçmiştir Bulgarca Sırpça gibi Balkan dillerinde de yaygınlık kazanmıştır Az axur hayvanlara yem dökmek için tahtadan taştan yapılmış duvara bitişik yemlik axır akır yemlik OT akur āxūr a stall for horses a manger a stall āxvar DTSde OT akur sözünün Farsçadan geçtiğinin bildirilmesine DTS 49 karşın Leksikada 527 DTS kaynak gösterilerek Arapçadan alınma olduğu yolundaki bilginin düzeltilmesi gerekir Arapça āxūr écurie Rumca ἀχούρι Türkçeden geçmiştir Bulgarca Sırpça gibi Balkan dillerinde de yaygınlık kazanmıştır )

( STABLE )

( ÉTABLE )

( STALL )

( STABULUM )

( STALLA )

( ἈΧΟΎΡΙ TÜRKÇEDEN GEÇMIŞTIR / ἀχούρι türkçeden geçmiştir )

( ĀXŪR )

( ĀXVAR )

( AXUR[Az.]~AXIR[Tkm.]~AKIR[Krg.] )


- AHIR ile/||/<> HAYVAN DAMI


- AHİR[Ar. < ĀḪİR] ile/değil/yerine/=/||/<> SONUNDA | SONRA

( ahir ömürde ahir vakit ahir zaman cemaziyelahir evvel ahir Sıralamada sonuncu olan sonunda sonra )


- AHİREN[Ar. < ĀḪİREN] ile/değil/yerine/=/||/<> AHİREN

( Son zamanlarda son günlerde Son olarak )


- AHİRET[Ar. < ĀḪİRET] ile/değil/yerine/=/||/<> AHİRET

( ahiret adamı ahiret suali ahiret yolculuğu Dinî inanışa göre insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı ya hesap vereceği yer öbür dünya öteki dünya ahret )


- AHİRET/AHİRET[Ar. < ĀḪİRET] ile/||/<> CEHENNEM/CEHENNEM[Ar. < CEHENNEM] ile/||/<> CENNET/CENNET[Ar. < CENNET] ile/||/<> BERZAH/BERZAH[Ar. < BERZAḪ] ile/||/<> ARAF/ARAF[Ar. < AʿRĀF]

( ahiret adamı ahiret suali ahiret yolculuğu Dinî inanışa göre insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı ya hesap vereceği yer öbür dünya öteki dünya ahret )


- AHİRET ile/||/<> ÖBÜR DÜNYA ile/||/<> ÖTEKİ DÜNYA


- AHIRLAMAK ile/||/<> ...


- AHISKA TÜRKLERİ ile/||/<> MESKET TÜRKLERİ


- AHİT[Ar. < ʿAHD] ile/değil/yerine/=/||/<> ANTLAŞMA | ÇAĞ

( ahitname ahdetmek Ahd i Atik Ahd i Cedit Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma ant antlaşma çağ )


- AHİZE, AKSEPTÖR, RESEPTÖR | TELEVİZYON CİHAZI, TELEVİZYON SETİ, TELEVİZYON ALICISI | TÉLÉVİSİON[Fr. < TÉLÉVISION] ile/||/<> TELEVİZYON ile/||/<> ALMAÇ

( almaç Elektromanyetik dalgaları canlı resim haline getiren ve eğitim alanında kendisinden etkili biçimde yararlanılan araç fizik Sinema TV 1 Bir kaynaktan gelen elektromıknatıs dalgaları ses ya da resme çeviren aygıtların genel adı TV 2 Bir vericiden gelen elektromıknatıs dalgaları sese çeviren aygıt 3 Televizyon alıcısının aktardığı resim ile sesin elektromıknatıs dalgalara dönüştürülüp yayınlanmasından sonra bunları dalgalık yardımıyla toplayarak resim ve sese çevirebilen aygıt I 1 fizik Telefonun söyleneni dinlemeye yarayan bölümü kulaklığı 2 elektrik alıcı I II televizyon Vericiden yayınlanan elektromiknatıs dalgalarını anten yardımıyla toplayarak resim ve sese çevirebilen aygıt 1 Hücrelerde belirli bir büyük molekülün özel bir kısmını oluşturan etkin endojen madde ve onlara yapıca benzerliği olan ilaç moleküllerini seçici bir biçimde yüksek çekicilik göstererek bağlayan ve etkinin başlamasına aracılık eden birim reseptör 2 Virüsün ligant yapılarıyla ilişkiye geçen hücre zarı üzerindeki yapılar 3 Alan kabul eden )

( TELEVISION )

( TÉLÉVISION )


- AHİZE[Ar. < ĀḪİẔE] ile/değil/yerine/=/||/<> AHİZE

( Sabit telefonların sesleri duymaya ve karşı tarafa iletmeye yarayan parçası )


- AHKAM[Ar. < AḤKĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> AHKÂM

( Hükümler )


- AHLAF[Ar. < AḪLĀF] ile/değil/yerine/=/||/<> AHLAF

( Bizden sonrakiler gelecek kuşaklar eslaf karşıtı )


- AHLAK | AKTÖRE | SAĞTÖRE ile/||/<> AHLAKÇI | AKTÖRECİ | TÖRELCİ


- AHLAK BİLİMİ ile/||/<> ETİK BİLİMİ


- AHLÂK/ERDEM ve/||/<> EYLEM/SELLİK


- AHLAK[Ar. < AḪLĀḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHLAK

( ahlak bilimi ahlak dışı ahlak masası ahlak yasası ahlak zabıtası ilmiahlak Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları aktöre sağtöre Huylar )


- AHLÂK ve/||/<>/>/< AHLÂK-I İLÂHÎ


- AHLAK/AHLAK[Ar. < AḪLĀḲ] ile/||/<> AHLAKİYAT/AHLAKİYAT[Ar. < AḪLĀḲİYĀT] ile/||/<> AHLAKİ/AHLAKİ[Ar. < AḪLĀḲĪ]

( ahlak bilimi ahlak dışı ahlak masası ahlak yasası ahlak zabıtası ilmiahlak Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları aktöre sağtöre Huylar )


- AHLÂK ve/||/<>/< ANLAM


- AHLÂK ile/ve/||/<>/< ANLAMAK


- AHLÂK ile/ve/||/<>/< BENİMSEME


- AHLÂK ile/ve/=/||/<>/< İHTİYÂR


- AHLÂK ile/ve/||/<>/< MERHAMET

( Merhamet, ahlâkın temelidir. )


- AHLÂK[Ar.] ile/ve/||/<>/>/< TERBİYE[Ar.]


- AHLAKÇI ile/||/<> AHLAKÇI

( 1 Eylem davranış ve düşüncelerinde ahlak kurallarına çok önem veren kimse 2 Ahlak bilgini ahlak dersi veren filozof 1 Ahlak filozofu ahlak alanında uzmanlaşmış yazar 2 Ahlak öğütçüsü her şeyi ahlak açısından değerlendiren kişi 3 17 ve 18 yüzyıllarda çağlarının toplum ve ahlak sorunlarını felsefe açısından ele alan Fransız yazarlar öbeği için kullanılan terim Montaigne Pascal La Rochfoucauld La Bruyère vb ahlakçı )

( MORALIST )

( MORALISTE )

( MORALIST )


- AHLAKEN[Ar. < AḪLĀḲEN] ile/değil/yerine/=/||/<> AHLAKÇA


- AHLÂKÎ KANUN | AHLAK YASASI ile/||/<> AHLAK YASASI

( Ahlak eylemlerini belirleyen kendine uyulması ahlak açısından gerekli olan genel geçer kural Eylemi yönlendiren kendisiyle davranışın sınırlanıp düzenlendiği kişilere ne aradıklarını ve ne yapmaları gerektiğini hatırlatan kural ya da idealler bütünü )

( MORAL LAW )

( LOI MORALE )

( SITTENGESETZ )


- KEFÂRET:
AHLÂKÎ ile/ve/||/<> HUKUKÎ

( [bkz.] Kant. İLE/VE/||/<> Hegel. )


- AHLAKİ[Ar. < AḪLĀḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHLAKİ

( ahlaki vazife gayriahlaki Ahlaka uygun ahlakla ilgili aktöresel sağtöresel törel etik )


- AHLÂKÎ ile/||/<> MORAL[İng.] ile/||/<> MORAL[Fr.] ile/||/<> MORALISCH-SITTLICH[Alm.] ile/||/<> AHLAKLI

( Ahlak yasalarına uygun olan ahlak bakımından iyi olan )

( MORAL )

( MORAL )

( MORALISCH-SITTLICH )


- AHLAKİYAT[Ar. < AḪLĀḲİYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> AHLAKİYAT

( Ahlakla ilgili konular görüşler ahlak bilimi )


- AHLÂKİYE | AHLAKÇILIK ile/||/<> AHLAKÇILIK

( 1 Eğitim ve öğretim çalışmalarında ahlaka üstünlük tanıma 2 Toplum düzeninin sağlanmasında ahlakın büyük bir etkisi olduğunu birçok toplumsal sorunların çözüme kavuşmasının ahlaka bağlı bulunduğunu ileri süren görüş 1 Ahlakı en yüksek değer ve en yüksek erek olarak gören dünya görüşü 2 Her şeyi ahlak açısından değerlendiren tek yanlı görüş ahlakçılık )

( MORALISM )

( MORALISME )

( MORALISMUS )


- AHLAKİYET[Ar. < AḪLĀKİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> AHLAKLILIK


- AHLÂKİYET ile/||/<> MORALITY[İng.] ile/||/<> MORALITÉ[Fr.] ile/||/<> MORALITÄT, SITTLICHKEIT[Alm.] ile/||/<> AHLAKLILIK

( 1 Bir insanın ya da bir insan öbeğinin iyi ve kötü açısından davranış biçimleri ve ahlaksal düşünüşü 2 a Ahlak kuralları yasaları ile uyum içinde olma b Kurallara uygunluk bakımından ahlaklı olma c Dar anlamda Özellikle cinsel yaşamla ilgili ahlaksal davranış 3 Kişilerin ya da eylemlerin ahlaksal niteliği 4 Ahlaksal düzen 5 Ahlaksal düşünüş olarak ahlaklılık Kant Ahlak yasası ile uyum içinde olan ama ancak ödeve karşı saygıdan doğan eylemde bulunma )

( MORALITY )

( MORALITÉ )

( MORALITÄT, SITTLICHKEIT )


- YANIT:
AHLÂKSIZA ve/||/<> BİLGİSİZE

( [ya(kı)nından] Uzaklaşmak. VE/||/<> [imâsızca] Susmak. )


- AHLAKSIZCA ile/||/<> AHLAKSIZCASINA


- AHLÂKSIZLIK MEZHEBİ ile/||/<> IMMORALISM[İng.] ile/||/<> IMMORALISME[Fr.] ile/||/<> İMMORALISMUS[Alm.] ile/||/<> İMMORALİZM ile/||/<> IMMORALISMUS[Alm.] ile/||/<> TÖRETANIMAZLIK

( töretanımazlık 1 Ahlaksal değerlere törelere ve ilkelere karşı kayıtsızlık aldırışsızlık 2 Genellikle ahlak ilkelerini kabul etmeme ve onlarla savaşma 3 Belli bir çağda belli bir kültür çevresinde iyi ve kötü olarak geçerli olan değerleri ya da yürürlükte olan ahlak görüşlerini kabul etmeyip onlara karşı savaş açma Nietzsche )

( IMMORALISM )

( IMMORALISME )

( İMMORALISMUS )


- AHLAT[Ar. < AHLÂT | YUN.] ile/||/<> ARMUT ile/||/<> YABAN ARMUDU

( @@ Gülgiller (Rosaceae) familyasından, ağaç formunda, beyaz çiçekli, meyveleri olgunlaştıktan sonra yenen yabanî armut. Çakal armudu, yaban armudu.@@bk. ahlat @@ < R ἀχλάδι 'Birne'. Yerel ağızlarda ahlat ağacına çöğür, çördek gibi birtakım adlar da verilir. || < R ἀχλάδι 'Birne'. Yerel ağızlarda ahlat ağacına çöğür, çördek gibi birtakım adlar da verilir. )

( PEAR~PEAR~WILD PEAR )

( POIRE~POIRE~POIRIER SAUVAGE )

( PYRUS ELAEAGNIFOLIA | PYRUS COMMUNIS~PYRUS COMMUNIS~PYRUS PYRASTER )

( BIRNE~BIRNE~WILDBIRNE )

( PERO SELVATICO~PERA~PERO SELVATICO )

( ἈΧΛΆΔΙ / ἀχλάδι~ΑΧΛΆΔΙ / αχλάδι~ΑΓΡΙΑΧΛΑΔΙΆ / αγριαχλαδιά )


- AHLAT[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHLAT

( Gülgillerden kendi kendine yetişen üzerine armut aşılanan ağaç yaban armudu dağ armudu çakal armudu Pyrus elaeagnifolia Bu ağacın armuda benzeyen iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi yaban armudu dağ armudu çakal armudu Kaba adam yol iz bilmez kimse )


- AHLAT[Ar. < AḪLĀṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHLAT

( ahlatıerbaa Bir karışım içindeki parçalar ögeler ahlatıerbaa )


- AHLAT ile/||/<> AHLAT[Ar. < AHLÂṬ | YUN.]

( Gülgiller Rosaceae familyasından ağaç formunda beyaz çiçekli meyveleri olgunlaştıktan sonra yenen yabanî armut Çakal armudu yaban armudu ahlat R ἀχλάδι Birne Yerel ağızlarda ahlat ağacına çöğür çördek gibi birtakım adlar da verilir R ἀχλάδι Birne Yerel ağızlarda ahlat ağacına çöğür çördek gibi birtakım adlar da verilir )

( PEAR )

( POIRE )

( BIRNE )

( PYRUS ELAEAGNIFOLIA | PYRUS COMMUNIS )

( PERO SELVATICO )

( ἈΧΛΆΔΙ / ἀχλάδι )


- AHLAT/AHLAT[Yun. < ] ile/||/<> ARMUT/ARMUD, EMRUD[Fars. < ARMŪD, EMRŪD]

( Gülgillerden kendi kendine yetişen üzerine armut aşılanan ağaç yaban armudu dağ armudu çakal armudu Pyrus elaeagnifolia Bu ağacın armuda benzeyen iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi yaban armudu dağ armudu çakal armudu Kaba adam yol iz bilmez kimse )


- AHLAT ile/||/<> DAĞ ARMUDU ile/||/<> ÇAKAL ARMUDU ile/||/<> YABAN ARMUDU


- AHLATERBAA[Ar. < AḪLĀṬ + ERBAʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> AHLATIERBAA

( Eski tıp anlayışında insanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam kan safra ve sevda ögeleri ahlat II )


- AHLATIERBAA/AHLATERBAA[Ar. < AḪLĀṬ + ERBAʿA] ile/||/<> BALGAM/BALGAM[Ar. < BALĠAM]

( Eski tıp anlayışında insanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam kan safra ve sevda ögeleri ahlat II )


- AHMAK[Ar. < AḤMAḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHMAK

( ahmakıslatan Aklını gereği gibi kullanamayan anlama ve kavrama yetenekleri gelişmemiş kimse )


- AHMASÜL KADEM | AYAK TABANI ile/||/<> AYAK TABANI

( Ayağın yere basan ve parmak dibi ile topuk arasında kalan hafifçe çukur bölgesi Ayağın yere basan ve parmak dibi ile topuk arasında kalan hafifçe çukur bölgesi )

( SOLE )

( PLANTE DU PIED )

( FUSSOHLE )


- AHMED ve/||/+/<>/> MUHAMMED ve/||/+/<>/> MAHMUD ve/||/+/<>/> MUSTAFA

( Düşünce/de. VE/||/+/<>/> Gerçekleştiğinde. VE/||/+/<>/> Sonucunda[olumlu/olumsuz] VE/||/+/<>/> Vazgeçilebildiğinde. )


- AHMET NÂŞİT:
SELİM NÂŞİT ile/ve/||/<>/> ÂDİLE NÂŞİT

( )


- AHMET RASİM ile/ve/||/<>/< AHMET MİTHAT EFENDİ


- AHNASİYE ile/||/<> BROMÉLIACÉES[Fr.] ile/||/<> BROMELIACEAE[Lat.] ile/||/<> ANANASGİLLER

( botanik )

( BROMÉLIACÉES )

( BROMELIACEAE )


- AHRARLIK, SERBESTİYE | ERKİNCİLİK ile/||/<> ERKİNCİLİK

( 1 Düşünme ve konuşma özgürlüğünü benimseyen kişileri doğal yetenek ve ilgileri yönünde geliştirmeyi eğitimin temel ereklerinden sayan görüş 2 Zihnin özellikle mantık matematik klasik diller ve fizikötesi gibi bilgi dallarını kapsayan bir öğretim programı ile özgürlüğe kavuşabileceğini ileri süren eğitim görüşü Liberalis özgür bir inşana yakışan 1 Herkese bulunç inanç düşünce özgürlüğü tanınmasının gerekli olduğunu savunan özgür düşünüşe bağlı dünya görüşü Felsefe açısından bireyciliğe yakındır toplum değerlerine karşı kişi değerlerine daha çok ağırlık verir Kesin biçimini İngiliz ve Fransız Aydınlanmasında bulmuştur 2 Siyasal doğrultu olarak 19 yüzyılda tutucu eğilimlere karşı kentsoyluların ilerleme çabalarını dile getiren görüş 3 Ekonomi öğretisi olarak Bireyin özgürlüğünü ve ekonomik güçler arasında özgür yarışmayı savunan bireyler sınıflar ve uluslararasındaki ekonomik ilişkilere devletin karışmamasını isteyen öğreti Bu bakımdan hem devletçiliğin hem toplumculuğun karşıtıdır Ekonomide yasalar sınırı içinde kalmak koşulu ile her tür girişimde alabildiğine özgürlüğü olumlu kılan yöntem )

( LIBERALISM | EGALITARISME, EQUALITARIANISM )

( LIBERALISM | LIBÉRALISME | ÉGALITARISME )

( LIBERALISMUS )

( LIBERALIS )

( LIBERALISMO )

( ΦΙΛΕΛΕΥΘΕΡΙΣΜΌΣ / φιλελευθερισμός )


- AHRARLIK, SERBESTİYE | ERKİNCİLİK ile/||/<> EŞİTÇİLİK

( 1. Düşünme ve konuşma özgürlüğünü benimseyen, kişileri doğal yetenek ve ilgileri yönünde geliştirmeyi eğitimin temel ereklerinden sayan görüş. 2. Zihnin, özellikle mantık, matematik, klasik diller ve fizikötesi gibi bilgi dallarını kapsayan bir öğretim programı ile özgürlüğe kavuşabileceğini ileri süren eğitim görüşü. @@ (Lat. Liberalis = özgür bir inşana yakışan) : 1. Herkese bulunç, inanç, düşünce özgürlüğü tanınmasının gerekli olduğunu savunan, özgür düşünüşe bağlı dünya görüşü. // Felsefe açısından bireyciliğe yakındır; toplum değerlerine karşı kişi değerlerine daha çok ağırlık verir. Kesin biçimini İngiliz ve Fransız Aydınlanmasında bulmuştur. 2. (Siyasal doğrultu olarak) 19. yüzyılda tutucu eğilimlere karşı kentsoyluların ilerleme çabalarını dile getiren görüş. 3. (Ekonomi öğretisi olarak) Bireyin özgürlüğünü ve ekonomik güçler arasında özgür yarışmayı savunan, bireyler, sınıflar ve uluslararasındaki ekonomik ilişkilere devletin karışmamasını isteyen öğreti. (Bu bakımdan hem devletçiliğin hem toplumculuğun karşıtıdır.) @@ Ekonomide yasalar sınırı içinde kalmak koşulu ile her tür girişimde alabildiğine özgürlüğü olumlu kılan yöntem. )

( LIBERALISM | EGALITARISME, EQUALITARIANISM~EGALITARISME, EQUALITARIANISM | EQUALITY, EGALITARISM )

( LIBERALISM | LIBÉRALISME | ÉGALITARISME~ÉGALITARISME )

( LIBERALIS~... )

( LIBERALISMUS~EGALITARISMUS )

( LIBERALISMO~EGUALITARISMO )

( ΦΙΛΕΛΕΥΘΕΡΙΣΜΌΣ / φιλελευθερισμός~ΕΞΙΣΩΤΙΣΜΌΣ / εξισωτισμός )


- AHRES[Ar. < AḪRES] ile/değil/yerine/=/||/<> AHRAZ

( dilsiz Sağır ve dilsiz olan kimse )


- AHRET[Ar. < ĀḪİRET] ile/değil/yerine/=/||/<> AHİRET (AHRET EVLADI, AHRET KARDEŞİ)


- AHRET KARDEŞLİĞİ ile/||/<> SÜT KARDEŞLİĞİ ile/||/<> KAN KARDEŞLİĞİ ile/||/<> YOL KARDEŞLİĞİ

( Kardeş olma durumu karındaşlık uhuvvet Kardeş kadar yakın sayılan kimse yakın dost Birlik ve beraberlik Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü )


- AHŞA | İÇ ORGANLAR ile/||/<> İÇ ORGANLAR

( viscera karın Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organlar Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organlar Viseral organlar Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organlar viseral organlar )

( VISCERA )

( VISCÈRES )

( EINGEWEIDE )

( VISCERA | VISCERA: KARIN )


- AHŞA[Ar. < AḤŞĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞIR


- AHŞAB[Ar. < AḪŞĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> AHŞAP

( Ağaçtan tahtadan yapılmış Ağaçtan tahtadan yapılmış nesne )


- AHŞAP DİREKLİ CAMİ ile/||/<> ALTI DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> SEKİZ DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> TEK KUBBELİ CAMİ ile/||/<> İKİ YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> DÖRT YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> FEVKÂNÎ(YÜKSEK/YÜKSELTİLMİŞ) ile/||/<> SELÂTİN[< SULTAN] ile/||/<> ULU CAMİ/MESCİD-İ CUMA[İRAN\'DA]

( Örtü bölümünü taşıyan ahşap direklere sahip cami biçimi.[Çok sayıda direkle taşınan ahşap çatılı bu yapılar, genellikle XIII. yüzyıl Anadolu Selçuklu mimarlığında ve sonrasında inşâ edilen bir yapıdır.] İLE/||/<> Merkezi planlı, üzerini örten büyük kubbesi altı sütun ya da paye tarafından taşınan cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi sekiz paye ya da sütunça olan cami biçimi. İLE/||/<> İbâdet mekânının tamamını ya da tamamına yakın bölümünü kubbenin örttüğü cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi ana eksen üzerindeki iki yarım kubbe tarafından desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi dört yandan birer yarım kubbe ile desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Bulunduğu yerin eğimi ya da çevresindeki yapıların durumu yüzünden, bir alt yapı üzerine oturtulan camiler. Alt katta genellikle gelir getiren dükkanlar bulunur. İLE/||/<> Sultanlar tarafından yaptırılan büyük camilere Selatin Camii denir. İLE/||/<> Her kentin ya da büyükçe yerleşme merkezinin en büyük camisi.[Cuma namazının topluca kılınması yanı sıra cemaatin bir araya gelmesini gerektiren durumlarda kullanılır.] )


- AHŞAP ile/ve/||/<> KÖRAĞAÇ

( ... İLE/VE/||/<> Kontratablada orta katı oluşturan ve genellikle yumuşak ağaçlardan hazırlanan bölüm. | Kontratablanın orta kısmında tabla kalınlığının en az yarısını oluşturan, yumuşak ağaçlardan değişik yöntemlerle elde edilen masif ağaç tabakası. )


- AHT, MUAHEDE | ANTLAŞMA ile/||/<> ANTLAŞMA

( İki ya da daha çok devlet arasında yapılan bağlayıcı yazılı sözleşme İki ya da daha çok devletin saldırmazlık savaşta ittifak ve iktisadi ilişkiler gibi konularda yasal sonuçlar doğurmak üzere yapılan sözleşme antlaşma )

( TREATY, PACT, CONVENTION | PACT, TREATY, CONVENTION )

( TRAITÉ, PACTE, CONVENTION )

( VERTRAG )


- AHTAPOT[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHTAPOT

( Çingene ahtapotu Kafadan bacaklılardan dokunaçlı bir tür mürekkep balığı Octopus Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü )


- AHTAPOT ile/||/<> AHTAPOT[Yun.]

( Octopus Yumuşakçalar Mollusca dalının kafadanayaklılar Cephalopoda sınıfından bir cins Kolları sekiz sayıda vücudu kısa ve yuvarlak olur zooloji Yumuşakçalar Mollusca dalının kafadan ayaklılar Cephalopoda sınıfından sekiz kollu kısa ve yuvarlak vücutlu türleri olan bir cins Yumuşakçalar Mollusca şubesinin kafadan ayaklılar Cephalopoda sınıfından sekiz kollu vücutları kısa ve yuvarlak olan bir cins Ağızlarda ihtapot olarak da geçer R ἀχταπόδι Octopus Modern Rumcada χταπόδι biçimi kullanılır Türkçede kullanılan ıhtapot biçimi χταπόδιden alınmıştır )

( DEVILFISH )

( PIEUVRE )

( OCTOPUS )

( OCTOPUS )

( ἈΧΤΑΠΌΔΙ / ἀχταπόδι )


- AHTAPOT/AHTAPOT[Yun. < ] ile/||/<> KALAMAR/KALAMAR[Yun. < ]

( Çingene ahtapotu Kafadan bacaklılardan dokunaçlı bir tür mürekkep balığı Octopus Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü )


- AHU[Fars. < ÂHŪ] ile/||/<> CEYLAN, KARACA

( ceylan karaca āhū ceylan Anadolu Türkçesinde daha çok ceylan ceren biçimleri kullanılır )

( ĀHŪ )


- AHU BAKIŞLI ile/||/<> CEYLAN BAKIŞLI ile/||/<> DERİN BAKIŞLI ile/||/<> KESKİN BAKIŞLI ile/||/<> KOYUN BAKIŞLI ile/||/<> NEYZEN BAKIŞLI ile/||/<> ŞAHİN BAKIŞLI

( Herhangi bir biçimde bakışı olan )


- AHU GÖZLÜ | CEYLAN GÖZLÜ ile/||/<> AHU BAKIŞLI | CEYLAN BAKIŞLI


- AHU[Fars. < ĀHŪ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHU

( ahu bakışlı ahu gözlü ahu parçası ceylan Güzel ince zarif kadın )


- AHU/AHU[Fars. < ĀHŪ] ile/||/<> CEYLAN/CEYRAN[Fars. < CEYRĀN] ile/||/<> ANTİLOP/ANTİLOPE[Fr. < ANTILOPE]

( ahu bakışlı ahu gözlü ahu parçası ceylan Güzel ince zarif kadın )


- AHUDUDU[Fars. < ÂHŪ + AR. < TŪT + TÜR. < -İ] ile/||/<> BÖĞÜRTLEN

( @@ Gülgiller (Rosaceae) familyasından, 100 cm kadar boylanabilen, beyaz çiçekli, dikenli gövdeli, tüylü ve kırmızı renkli meyveleri olan, meyveleri taze yenen ya da reçeli yapılan çok yıllık, çalı şeklindeki bir bitki. Moruh, totuk. )

( RASPBERRY, FRAMBOISE | BLACKBERRY~BLACKBERRY | JET BERRY BUSH )

( FRAMBOISIER, RONCE FRAMBOISIER | RONCE~RONCE | MÛRE, MÛRE SAUVAGE )

( RUBUS IDAEUS | RUBUS~RUBUS )

( ECHTER HIMBEERSTRAUCH | BROMBEERE~BROMBEERE )

( LAMPONE~MORA )

( ΣΜΈΟΥΡΟ / σμέουρο~ΒΑΤΌΜΟΥΡΟ / βατόμουρο )


- AHUDUDU ile/||/<> AĞAÇ ÇİLEĞİ


- AHUDUDU ile/||/<> AHUDUDU[Fars. < ÂHŪ + AR. < TŪT + TÜR. < -İ]

( Gülgiller Rosaceae familyasından 100 cm kadar boylanabilen beyaz çiçekli dikenli gövdeli tüylü ve kırmızı renkli meyveleri olan meyveleri taze yenen ya da reçeli yapılan çok yıllık çalı şeklindeki bir bitki Moruh totuk )

( RASPBERRY, FRAMBOISE | BLACKBERRY )

( FRAMBOISIER, RONCE FRAMBOISIER | RONCE )

( ECHTER HIMBEERSTRAUCH | BROMBEERE )

( RUBUS IDAEUS | RUBUS )

( LAMPONE )

( ΣΜΈΟΥΡΟ / σμέουρο )


- AHUND[Fars. < ĀḪŪND] ile/değil/yerine/=/||/<> AHUNT

( İran ve Azerbaycan da din adamlarına verilen ad )


- AHUR[Fars. < ĀḪŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> AHIR

( Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer dam I hayvan damı )


- AHUTUTİ[Fars. < ĀHŪ + Ar. TŪT + Tr. -İ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHUDUDU

( Gülgillerden böğürtleni andıran çalı görünümünde dikenli bir bitki Rubus idaeus Bu bitkinin duta benzeyen kırmızı renkli sulu ve kokulu yemişi ağaç çileği frambuaz )


- AHUVAH[Tr. < AH + Ar. VĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> AH VAH


- AHVAH[Tr. < AH + Ar. VĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> AH VAH

( Ağlayıp sızlanma ahuvah )


- AHVAL[Ar. < AḤVĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> AHVAL

( Durumlar hâller vaziyetler Davranışlar Olaylar )


- AHVÂL ve/||/<> ŞERÂİT


- AHZ U KABZ ile/||/<> AHZ U İTÂ

( İki sözcük de almak anlamına gelir. İLE/||/<> Alıp verme. )


- AHZETME | İKTİBAS | RESEPSİYON | ALMA ile/||/<> ALMA ile/||/<> ALMAK ile/||/<> ALINTI

( alıntı TV Vericiden gönderilerek dalgalık yardımıyla toplanan resim ve ses imlerinin almaçta belirmesi sinema televizyon Anten yardımıyla toplanan resim ve ses imlerinin almaçta belirlenmesi Bir kitaptan bir yazıdan alındığı belirtilerek bazı satırların ya da sayfaların alınması 1 Başka bir yerden olduğu gibi aktarılarak tırnak içinde verilen söz tümce ya da parça 2 ödence Yararlanılan bir kaynağın adını anma ya da bir kaynaktan bölüm ya da tümce aktarma Başka dilden bir şey alma ya da alınan şey ALINTI KELİME Mot demprunt Lehnwort Gözle ve Kulaktan alıntı Bir dile çeşitli etkiler özellikle kültür etkileri dolayısıyla yabancı dillerden ek ve kelime alınması alıntı ek alıntı kelime ödünç )

( RECEPTION | GET | RECEIVE )

( RÉCEPTION )

( EMPFANG )


- AHZETMEK[Ar. < AḪẔ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> ALMAK


- AHZKABZ[Ar. < AḪẔ + ḲABŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> AHZÜKABZ

( Teslim alma Kendine mal etme Para tahsili yapmaya yetkili olma )


- AHZÜİTA[Ar. < AḪẔ + İʿṬĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> ALIŞVERİŞ


- AHZU-İTA | ALIŞVERİŞ ile/||/<> ALIŞVERİŞ

( Tecimsel olsun ya da olmasın bir nesneyi alıp verme işlemi Genellikle satın almak anlamında kullanılan alıp satma işlemi )

( PURCHASE, BUYING | SHOPPING )

( ACHATS )


- AİD[Ar. < ʿĀʾİD] ile/değil/yerine/=/||/<> AİT

( İlgilendiren anlamında kullanılan bir söz ilişkin değgin ilişik )


- AID[İng.] ile/||/<> YARDIM ETMEK

( AID )


- AİDAT[Ar. < ʿAʾİDĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> AİDAT

( üye aidatı üyelik aidatı Dernek kuruluş kulüp üyelerinin belli sürelerde belli miktarlarda ödedikleri para ödenti Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para )


- AİDAT ile/||/<> ÖDENTİ


- AİDAT ile/||/<> TAXES[İng.] ile/||/<> CONTRIBUTION[Fr.] ile/||/<> ÖDENTİ

( Derneklere her yıl üyelerince ödenmesi gerekli katılma payı )

( TAXES )

( CONTRIBUTION )


- AİDİYET[Ar. < ʿĀʾİDİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> AİTLİK (AİDİYET EKİ)


- AİDİYET EKİ, LÂHİKA-İ AİDİYET ile/||/<> MIXED SUFFIX, PRONOMINAL SUFFIX[İng.] ile/||/<> SUFFIXE MEXTE, SUFFIXE PRONOMINAL[Fr.] ile/||/<> VERMISCHTES SUFFIX, PRONOMINALES SUFFIX[Alm.] ile/||/<> AİTLİK EKİ

( Adlardan zamir ve sıfat olarak kullanılan adlar yapan içinde bulunma bağlılık ve aitlik görevleri taşıyan ki eki Zarflara doğrudan doğruya öteki kelimelere ilgi ya da bulunma durumundan sonra gelen ek Bu ek dil benzeşmesine ve çok yerde dudak benzeşmesine uymaz Şimdiki yarınki öteki benimki sizdeki evdeki sokaktaki dünkü bugünkü yandaki komşununki içerideki kolundaki vb )

( MIXED SUFFIX, PRONOMINAL SUFFIX )

( SUFFIXE MEXTE, SUFFIXE PRONOMINAL )

( VERMISCHTES SUFFIX, PRONOMINALES SUFFIX )


- AİDİYET EKİ, MÜLKİYET EKİ | İYELİK EKİ ile/||/<> İYELİK EKİ

( Adları ya da ad görevinde kullanılan sözcükleri kişi kavramına bağlayan ek im evimi in evin i evi imiz evimiz iniz eviniz leri evleri vb iyelik ekleri )

( POSSESSIVE SUFFIX )

( SUFFIXE POSSESSIF )

( POSSESSIVSUFFIX )


- AIDS ile/ve/değil/||/<>/< HIV

( )

( HIV ve AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler... )

( [not] AIDS vs./and/but/||/<>/< HIV )


- AIGRETTE BLANCHE, GRANDE AIGRETTE[Fr.] ile/||/<> EGRETTA ALBA[Lat.] ile/||/<> AKBALIKÇIL

( zooloji )

( AIGRETTE BLANCHE, GRANDE AIGRETTE )

( EGRETTA ALBA )


- AİLE BASKISI ile/ve/||/<>/> MAHALLE BASKISI


- AİLE PLANLAMASI ile/||/<> NÜFUS PLANLAMASI

( Planlamak işi Hükûmet tarafından ulaşılacak amaçları belirleyen tarım ulaşım sanayi vb kesimlerdeki artış ölçüsünü tespit eden ve uygulanması gerekli çareleri önceden gösteren ekonomik sosyal programın belli süreler için hazırlanması işi )


- AİLE[Ar. < ʿAʾİLE] ile/değil/yerine/=/||/<> AİLE

( aile adı aile bahçesi aile boyu aile bütçesi aile çay bahçesi aile doktoru aile dostu aile fotoğrafı aile gazinosu aile hayatı aile hekimi aile hukuku aile ismi aile mahkemesi aile matinesi aile meclisi aile ocağı aile planlaması aile reisi aile saadeti büyük aile çekirdek aile geniş aile koruyucu aile köklü aile Evlilik ve kan bağına dayanan karı koca çocuklar kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik ev familya Aynı soydan gelen ya da aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü ev Eşlerden kadın için kullanılan bir söz Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü Temel niteliği bir olan dil hayvan ya da bitki topluluğu familya )


- AİLE/AİLE[Ar. < ʿAʾİLE] ile/||/<> AKRABA/AKRİBA[Ar. < AḲRİBĀ] ile/||/<> HISIM/HİSM[Ar. < ḪİṢM]

( aile adı aile bahçesi aile boyu aile bütçesi aile çay bahçesi aile doktoru aile dostu aile fotoğrafı aile gazinosu aile hayatı aile hekimi aile hukuku aile ismi aile mahkemesi aile matinesi aile meclisi aile ocağı aile planlaması aile reisi aile saadeti büyük aile çekirdek aile geniş aile koruyucu aile köklü aile Evlilik ve kan bağına dayanan karı koca çocuklar kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik ev familya Aynı soydan gelen ya da aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü ev Eşlerden kadın için kullanılan bir söz Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü Temel niteliği bir olan dil hayvan ya da bitki topluluğu familya )


- AİLE ile/ve/||/<>/> BÜYÜK AİLE/KÖY


- AİLE ve/||/<> ÇOCUK ve/||/<> ARKADAŞ

( Arkadaşını [tanımada/anlamada]. VE/||/<> Akrabayı [tanımada/anlamada]. VE/||/<> Sevgiliyi/eşi [tanımada/anlamada]. [ve sana zarar/yarar verip vermeyeceğinde] [PEK/KOLAY KOLAY YANILMAZ] )


- AİLE ile/||/<> EXTENDED FAMILY[İng.] ile/||/<> FAMILLE LARGE[Fr.] ile/||/<> GROSSE FAMILIE[Alm.] ile/||/<> BÜYÜK AİLE

( Erkeğin ve kadının çocuklarıyla oluşturdukları iş bölümüne dayalı küçük çekirdek ve büyük ya da dar ve geniş aile gibi tipleri olan toplumsal ve ekonomik temel birlik a büyük aile küçük aile Canlı organizmaların sistematik sınıflandırılmasında benzer cinslerin bir araya gelmesiyle oluşan kategori familya Ortak özellikleri olan matematiksel nesneler kümesi Örneğin yüzeyler ailesi operatörler ailesi gibi Canlıların sınıflandırılmasında benzer cinslerin meydana getirdiği grup anlamında kullanılan terim Büyükbaba ve büyük anne ile evli oğullarının bunların karılarının ve çocuklarının birlikte oluşturdukları aynı zamanda geniş aile diye de adlandırılan toplumsal ve ekonomik birlik )

( FAMILY )

( FAMILLE )

( FAMILIE )


- AILÉ[Fr.] ile/||/<> KANATLI

( zooloji )

( AILÉ )


- AİLE ile/||/<> MAAİLE


- AİLE ile/ve/||/<>/> OKUL

( Sayın Şerif Mardin'in çalışmalarını, çeşitli yerli ve yabancı kaynakları (da) okumanızı salık veririz... )


- AİLECE | AİLECEK ile/||/<> AİLE ADI | AİLE İSMİ


- AILERON[Fr.] ile/||/<> KANATÇIK

( fizik )

( AILERON )


- AİLEVİ[Ar. < ʿĀ´İLEVĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> AİLEVİ

( Aileye dayalı Aile ile ilgili )


- AIMD ile/||/<> PIMD ile/||/<> RPMD

( İleri MD simülasyon yöntemleri. )

( Formül: Nuclear quantum effects )


- AIR CROSSING[İng.] ile/||/<> CROSSING D'AÉRAGE[Fr.] ile/||/<> WETTERKREUZ[Alm.] ile/||/<> HAVA KÖPRÜSÜ

( AIR CROSSING )

( CROSSING D'AÉRAGE )

( WETTERKREUZ )


- AIR-HOLE[İng.] ile/||/<> SOUPIRAIL[Fr.] ile/||/<> LUTFLOCH[Alm.] ile/||/<> HAVA DELİĞİ

( Mimarlık Büyük yapılarda pencelerer kapalı olduğu zaman iç oylumların havalanmasını sağlayan duvarın içinden oylumlara dek bırakılan hava yollarına verilen ad )

( AIR-HOLE )

( SOUPIRAIL )

( LUTFLOCH )


- AİT OLMA ile/ve/||/<>/> BİREY OLMA ile/ve/||/<>/> BİRLİKTE OLMA


- AİT OLMA ve/||/<>/>/< SORUMLULUK

( MENSÛBİYET ve/||/<>/>/< MESÛLİYET )


- AİT OLMAK ile/ve/||/<>/> CİDDİYE ALINMAK


- AİTLİK EKİ ile/||/<> AİDİYET EKİ


- AJAN[< AGENT] ile/ve/||/<> MEDYA[< MEDIA]


- AJAN ile/||/<> MEDYA ile/||/<> MODERATÖR


- AJANS ile/||/<> AGENCY[İng.] ile/||/<> AGENT[Fr.] ile/||/<> ARACILIK

( Temsilcilik temsilcilik işyarı temsil ilişkileri temsil yetkileri temsil anlaşması gibi konular üzerinde çalışma ve iş yapma gücü )

( AGENCY )

( AGENT )


- AJİTASYON[Fr. < AGITATION] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖRÜKLEME | ÇIRPINTI

( körükleme Duygu sömürüsü yapma İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma çırpıntı Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu )


- AJİTASYON | ÇALKALAMA ile/||/<> ÇALKALAMA

( 1 metalbilim Su verme ısıtma kaplama gibi işlemlerde tepkimeleri hızlandırmak için gerekli olan yüzey değmesini sağlamak amacıyla ortamı karıştırma ve sallama 2 sinema Yıkanan filmin yüzüne yakın yerlerdeki açındırmacın sallanması Kalbur içinde sallayarak buğday ile çavdarı temizleme Beyağıl Ulukışla Niğde Su verme ısıl işlem ya da kaplama yunaklarında tepkimeleri hızlandırmak için gerekli olan yüzey değmesini sağlamak ereğiyle ortamı karıştırma ve sallama )

( AGITATION )

( AGITATION )

( AGITATION, RÜHREN, RÜHRUNG | BEWEGUNG; UMRÜHRUNG )


- AJİTASYON ile/||/<> AJİTE ile/||/<> AJİTE ETMEK

( Huzursuzluk, çalkalama. İLE/||/<> Huzursuz, çalkalanmış. İLE/||/<> Huzursuz etmek, çalkalamak. )


- AJİTATÖR[Fr. < AGITATEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖRÜKLEYİCİ | KIŞKIRTICI

( körükleyici kışkırtıcı )


- AJİTE ile/||/<> AJİTATÖR

( Huzursuz. İLE/||/<> Huzur bozucu | Çalkalayıcı. )


- AJOUR[Fr. < AJOUR] ile/değil/yerine/=/||/<> AJUR

( Bir işlemede örgüde ipliklerin kesilmesi ayrı tutulması yoluyla oluşturulan boşluk Çini ahşap seramik metal mücevher cam vb malzemeler üzerine yüzeyin özelliklerine bağlı olarak oyma kesme delme vb farklı uygulamalarla elde edilen birbiriyle uyumlu boşluk )


- AJURLAMA ile/||/<> UPDATING[İng.] ile/||/<> MISE-Â JOUR[Fr.] ile/||/<> GÜNLEME

( Bir kütüğü bir veri tabanını ya da herhangi bir veri ya da bilgi kümesini yeni tutanaklar ilişkiler ya da yeni veriler ekleyerek var olanları silerek ya da yeni değerler işleyerek değiştirme )

( UPDATING )

( MISE-Â JOUR )


- AJÜSTÖR ile/||/<> FITTER[İng.] ile/||/<> AJUSTEUR[Fr.] ile/||/<> SCHLOSSER[Alm.] ile/||/<> BORUCU

( FITTER )

( AJUSTEUR )

( SCHLOSSER )


- AK AĞA ile/||/<> AKAĞAÇ ile/||/<> AKAMBER ile/||/<> AKASMA ile/||/<> AKBABA ile/||/<> AKBAKLA ile/||/<> AKBALIK ile/||/<> AKBALIKÇIL ile/||/<> AKBASMA ile/||/<> AKBAŞ ile/||/<> AK BENEK ile/||/<> AKBUĞDAY ile/||/<> AKBURÇAK ile/||/<> AKCİĞER ile/||/<> AKÇÖPLEME ile/||/<> AKDARI ile/||/<> AK DEMİR ile/||/<> AKDİKEN ile/||/<> AKDOĞAN ile/||/<> AKDUT ile/||/<> AK GÖZLÜ ile/||/<> AKGÜNLÜK ile/||/<> AKHARDAL ile/||/<> AK KAN ile/||/<> AKKARAMAN ile/||/<> AKKARINCA ile/||/<> AKKAVAK ile/||/<> AKKEFAL ile/||/<> AKKELEBEK ile/||/<> AK KESE ile/||/<> AKKOR ile/||/<> AKKUŞ ile/||/<> AKKUYRUK ile/||/<> AKLEVREK ile/||/<> AK MADDE ile/||/<> AK PAK ile/||/<> AKPAS ile/||/<> AKPELİN ile/||/<> AK SAÇLI ile/||/<> AKSAKAL ile/||/<> AK SAKALLI ile/||/<> AKSEDİR ile/||/<> AKSOĞAN ile/||/<> AKSÖĞÜT ile/||/<> AKSU ile/||/<> AKSUNGUR ile/||/<> AK SÜLÜMEN ile/||/<> AKTAŞ ile/||/<> AKTAVŞAN ile/||/<> AKTÖRE ile/||/<> AKTUTMA ile/||/<> AK YAZI ile/||/<> AK YEL ile/||/<> AK YEM ile/||/<> AK YILDIZ ile/||/<> AKYUVAR ile/||/<> AK ZAMBAK ile/||/<> YÜZÜ AK ile/||/<> GÖZ AKI ile/||/<> YÜZ AKI

( Kar süt vb nin rengi beyaz kara ve siyah karşıtı Bu renkte olan Beyaz leke Temiz olan Dürüst olan Sıkıntısız rahat huzurlu güzel olan )


- AK/AQ[Oğuz] ile/||/<> AK SAY/AQ SAY ile/||/<> AK TEREK/AQ TEREK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BADEM:
AK ile/||/<> KAYA ile/||/<> RÜŞTÜ ile/||/<> NURLU ile/||/<> DİŞ ile/||/<> KARABAĞ ile/||/<> SIRA


- AK MADDE ile/||/<> AK MADDE

( Gliya hücreleri ve sinir uzantılarından meydana gelmiş beyin ve beyincikte organın iç tarafında omurilikte ise dışta sütun gibi uzanan bölgesi Tükürükteki proteinlerden dökülmüş epitel hücrelerinden dejenere akyuvarlardan ve bakterilerden ibaret dişlere yapışık olmakla birlikte kolaylıkla uzaklaştırılan beyazımsı madde materya alba )

( WHITE MATTER | MATERIA ALBA )

( SUBSTANCE BLANCHE )

( WEISSE SUBSTANZ )


- AK ile/||/<> ...

( Yumurta beyazından yapılan yemek Cihangazi Bilecik )


- AK ile/ve/||/<> PAK

( Alnın. İLE/VE/||/<>/> Göğsün. )

( WHITE vs./and/||/<> CLEAN/PURE )


- AKABE[Ar. < ʿAḲABE] ile/değil/yerine/=/||/<> AKABE

( Tehlikeli sarp ve zor geçit )


- AKADEMİ ve/||/<> BÜROKRASİ

( [süreklilik/güvence/düzenlilik] Bilgide. VE/||/<> Devlette. )


- AKADEMİ ile/||/<> SİNEMA SANAT VE BİLİMLERİ AKADEMİSİ

( Sinema Sanat ve Bilimleri Akademisi )


- AKADEMİ/K ile/ve/||/<> AKADEMİCİ/LİK


- AKADEMİSYEN[Fr. < ACADÉMICIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRETİM ÜYESİ


- AKADEMİZM ile/||/<> İZLENİMCİLİK/EMPRESYONİZM ile/||/<> DIŞAVURUMCULUK/EKSPRESYONİZM ile/||/<> AYRINTI NATÜRALİZMİ ile/||/<> DEFORMASYON ile/||/<> MİTOLOJİK

( Sanat dallarında akademik öğretimin kalıplarına bağlı, yeni arayışlara karşı çıkan anlayış. İLE/||/<> 19. Yüzyıl sonunda Fransa'da ortaya çıkan, ışık etkilerine dayanarak doğayı anlık görüntüsü ile resimlemeye dayanan sanat akımı. İLE/||/<> XX. yüzyılın başlarında izlenimciliğe tepki olarak ortaya çıkan ve sanatçının duygularını renklerle ya da deformasyon yoluyla belirtmesini amaçlayan anlatımcı sanat akımı. İLE/||/<> Bir sanat yapıtındaki ayrıntıların titiz bir gözlem sonucu son derece ince bir işçilikle doğaya uygun bir biçimde betimlenmesi. Özellikle XV. yüzyıl sanatında karşımıza çıkan bu anlayışta her bir ayrıntı doğadaki aslının küçük bir kopyası gibi betimlenir. Ayrıntı natüralizminin en iyi örnekleri, XV. yüzyıl kuzey sanatında dinsel konulu resimlerin arka planlarındaki manzaralarda görülür. İLE/||/<> Biçim bozma. Bir sanat yapıtında betimlenen figürlerin belirli yerlerinin figürü tanınmaz derecesine vardırmadan bozulmaya uğratılması. Batı sanatında özellikle Maniyerist üslûbun kullandığı yöntemlerden biri olan deformasyon, Rönesans sanatındaki kusursuz anatomik tanımlamaya karşı çıkış yollarından biridir. İLE/||/<> Mitolojiye ilişkin her türlü olgu ve oluşum. Batı sanatında genellikle Yunan ve Roma mitolojilerinden konu alınmış yapılarda görülen nitelikler. )


- AKAİD USÛLÜ ile/ve/||/<>/> HADİS USÛLÜ ile/ve/||/<>/> TEFSİR USÛLÜ ile/ve/||/<>/> FIKIH USÛLÜ


- AKAİD[Ar. < ʿAḲĀʾİD] ile/değil/yerine/=/||/<> AKAİT

( İnanışlar İbadet dışında inanç ve imanla ilgili dinî kuralların bütünü Bir dinin inanç ve imanla ilgili kurallarını inceleyen bilim dalı Bu kuralları toplayan kitap )


- AKALEM ile/||/<> AKALEM

( Saltanat sancağı. İLE/||/<> Yedi Osmanlı saltanat sancağından birinin adı. )


- AKAMET | KISIRLAŞTIRMA ile/||/<> KISIRLAŞTIRMA

( karşılık kastrasyon castrare kısırlaştırmak Ameliyatla eşeylik organlarını çıkartıp eşeylik bezlerinin gelişmesine engel olma zooloji Hayvanlarda özellikle erkeklerde eşey organlarının çıkarılması ya da faaliyetini bir süre durdurmak için gereken işlemin yapılması Kastrasyon Erkekte hayvanlarda testislerin dişi hayvanlarda ise yumurtalıkların ameliyatla çıkarılması ya da diğer bir yöntemlerle görev yapamaz hâle getirilmesi eneme hadım etme iğdiş etme kastrasyon )

( CASTRATION )

( CASTRATION )

( ENTMANNUNG | KASTRATION )

( CASTRARE | CASTRARE: KISIRLAŞTIRILMIŞ )


- AKAMET[Ar. < ʿAḲĀMET] ile/değil/yerine/=/||/<> AKAMET

( verimsizlik Yarıda kalma sonuca ulaşamama durumu )


- AKAN YILDIZ ile/||/<> AKARSU ile/||/<> AKARYAKIT

( Sıvı maddeler ya da çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek Sıvı maddeler aşağıya yönelmek Sıvı madde bir yerden çıkmak süzülmek Bir kap ya da bir yer içindeki ya da üstündeki sıvıyı sızdırmak Art arda ve toplu olarak gitmek Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak Boya birbirine karışmak Sürüp gitmek Zaman çabuk geçmek Çabucak savuşmak ortadan kaybolmak Kayıp gitmek )


- AKANBER[Tr. < AK + Fars. ʿANBER] ile/değil/yerine/=/||/<> AKAMBER

( Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan kül renginde yapışkan bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı güzel kokulu reçine )


- AKAR AMBER ile/||/<> AMERİKAN SIĞLASI

( Asya ve Amerikada yetişen odunu ceviz ağacınınkine benzeyen güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağaç Liquidambar orientalis )

( LIQUIDAMBAR ORIENTALIS cum/||/<> LIQUIDAMBAR STYRACIFLUA cum/||/<> LIQUIDAMBAR FORMOSANA cum/||/<> LIQUIDAMBAR ACALYCINA )


- AKAR AMBER ile/||/<> GÜNLÜK AĞACI

( Asya ve Amerikada yetişen odunu ceviz ağacınınkine benzeyen güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağaç Liquidambar orientalis @@ Ülkemizde Muğla ilinde yetişen 20 metre yüksekliğe erişebilen çınar görünüşünde bir ağaç sigala sığla Liquidambar orientalis )

( LIQUIDAMBAR ORIENTALIS cum/||/<> LIQUIDAMBAR STYRACIFLUA cum/||/<> LIQUIDAMBAR FORMOSANA cum/||/<> LIQUIDAMBAR ACALYCINA )


- AKAR[Ar. < ʿAḲĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> AKAR

( Kiraya verilerek gelir getiren ev dükkân tarla bağ vb mülk akaret )


- AKAR ile/||/<> AKAR[Ar. < ʿAKÂR | FR. < ACARE]

( Akarsuların kenarındaki ya da içinden dere geçen çamaşırlık Kuzfındık inönü Eskişehir Kiraya verilerek gelir getiren taşınmaz mal kene Akar takımına ait herhangi bir parazit akar )

( REAL ESTATE | ACARID )

( ACARE )


- AKÂR ile/||/<> AKÂRÂT ile/||/<> AKÂRÂT-I VAKFİYE/VAKFİYYE ile/||/<> BÂD-İ HEVÂ ile/||/<> MECCÂNEN

( Gayrimenkullerden kirâ yoluyla sağlanan gelir. İLE/||/<> Gelir sağlayan gayrimenkuller. İLE/||/<> Vakıf gayrimenkuller; evler, dükkânlar ile bunların getirdiği gelir. İLE/||/<> Kayıt dışı, önceden belirlenenin dışında gelen gelir. | Bedava, parasız. İLE/||/<> Ücretsiz, parasız, karşılıksız. )


- AKAR ve/||/<>/> BAKAR

( Su. VE/||/<>/> Deli. )


- AKARCA | SAPAK BAĞLANTI | FİSTÜL ile/||/<> FİSTÜL ile/||/<> FİSTÜL[Fr. < FISTULE]

( İçi boş bir organdan yüzeye ya da bir organdan diğerine olan anormal tüp benzeri geçiş Doğuştan ya da sonradan oluşan bir organdandiğerine ya da deri yüzeyine uzanan iki ucu açık normal dışı tüp benzeri geçiş ya da kanal )

( FISTULA )

( FISTULE )

( FISTULA )


- AKARCA ile/||/<> ...

( hlk 1 Atların histoplazmozisi 2 Ülserli lenfangitis 3 Sıraca )


- AKARET[Ar. < ʿAḲĀRĀT SÖZÜNDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> AKAR


- AKARSU ile/ve/||/<> KOYAR

( ... İLE/VE/||/<> İki akarsuyun birleştiği yer. )


- AKARYOTİK ile/||/<> AKARYOSİT

( Çekirdeksiz . İLE/||/<> Çekirdeksiz göze. )


- AKASMA ile/||/<> MERYEMANA ASMASI ile/||/<> ORMAN SARMAŞIĞI ile/||/<> YABAN ASMASI


- AKASYA[Fr. < ACACİA] ile/||/<> AKÇAAĞAÇ ile/||/<> CEVİZ ile/||/<> DİŞBUDAK ile/||/<> KARAKAVAK

( Kerestesi sarı, yeşil çizgili, dağınık gözenekli, sert ve sıkı olan, yıkımlayıcı böceklere karşı çok dayanıklı bir tür ağaç. @@ @@ Küstüm otugiller (Mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. @@ Küstüm otugiller familyasından, ılıman iklim bölgelerinde yetişen, özellikle keçiler ve diğer geviş getirenler için değerli bir besin kaynağı durumunda olan çalı ya da ağaç görünümlü bitkiler. Bu bitkiler, yapısında lotaustralin ve sambunigrin adlı siyanojenik glikozitleri içerdiğinden fazla tüketilmesi durumunda siyanür zehirlenmesine sebep olurlar. )

( ACACIA | MAPLE | WALNUT | COMMON ASH~MAPLE~WALNUT | EUROPIAN WALNUT, TURKISH WALNUT~COMMON ASH~BLACK POPLAR )

( ACACIA VÉRITABLE | ACACIA | ÉRABLE | NOYER | FRÊNE | PEUPLIER NOIR~ÉRABLE~NOYER | NOYER COMMUN~FRÊNE | FRÊNE COMMUN~PEUPLIER NOIR )

( ACACIA MELANOXYLON | ACACIA | ACER | JUGLANS RÉGIA | FRAXINUS EXCELSIOR | POPULUS NIGRA~ACER~JUGLANS RÉGIA | JUGLANS REGIA~FRAXINUS EXCELSIOR | FRAXINUS~POPULUS NIGRA )

( AKAZIE | AHORN | NUSSBAUM | ESCHE | SCHWARZPAPPEL~AHORN | FELDAHORN~NUSSBAUM | FELSENWALNUSS~ESCHE | ECHTE ESCHE, GEMEINE ESCHE~SCHWARZPAPPEL )

( ACACIA~ACERO~NOCE~FRASSINO~PIOPPO NERO )

( ΑΚΑΚΊΑ / ακακία~ΣΦΈΝΔΑΜΟΣ / σφένδαμος~ΚΑΡΎΔΙ / καρύδι~ΦΡΆΞΟΣ / φράξος~ΜΑΎΡΗ ΛΕΎΚΑ / μαύρη λεύκα )


- AKASYA ile/||/<> AKASYA[Fr. < ACACIA]

( Kerestesi sarı yeşil çizgili dağınık gözenekli sert ve sıkı olan yıkımlayıcı böceklere karşı çok dayanıklı bir tür ağaç Küstüm otugiller Mimosaceae familyasından parçalı yapraklı sarı çiçekli çanak ve taç yaprakları 45 parçalı park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler Küstüm otugiller familyasından ılıman iklim bölgelerinde yetişen özellikle keçiler ve diğer geviş getirenler için değerli bir besin kaynağı durumunda olan çalı ya da ağaç görünümlü bitkiler Bu bitkiler yapısında lotaustralin ve sambunigrin adlı siyanojenik glikozitleri içerdiğinden fazla tüketilmesi durumunda siyanür zehirlenmesine sebep olurlar )

( ACACIA | MAPLE | WALNUT | COMMON ASH )

( ACACIA VÉRITABLE | ACACIA | ÉRABLE | NOYER | FRÊNE | PEUPLIER NOIR )

( AKAZIE | AHORN | NUSSBAUM | ESCHE | SCHWARZPAPPEL )

( ACACIA MELANOXYLON | ACACIA | ACER | JUGLANS RÉGIA | FRAXINUS EXCELSIOR | POPULUS NIGRA )

( ACACIA )

( ΑΚΑΚΊΑ / ακακία )


- AKASYA ile/||/<> YALANCI AKASYA ile/||/<> SALKIM AĞACI


- AKATİZİ ile/||/<> AKİNEZİ

( Oturamazlık. İLE/||/<> Devinimsizlik. )


- AKBABA/KERKES[Ar. < KERKES] ile/||/<> TEPELİ AKBABA/KONDOR[Fr. < CONDOR]


- AKBALIK ile/||/<> AKBALIK

( zooloji inci balığı İnci balığı )

( WEASEL )

( BELETTE COMMUNE )

( WIESEL )

( ALBURNUS LUCIDUS | ALBURNUS ALBURNUS | MUSTELA NIVALIS )


- AKBALIKÇIL ile/||/<> ALACABALIKÇIL ile/||/<> TELLİ BALIKÇIL

( Uzun bacaklılardan boynu ve gagası uzun su kıyılarında yaşayan balık yiyerek beslenen büyük bir kuş Ardea cinerea Balıkla beslenen balık yiyen )


- AKBALIKÇIL ile/||/<> BÜYÜK AKBALIKÇIL ile/||/<> KÜÇÜK AKBALIKÇIL

( Leyleksilerden bataklık ırmak ve göl kıyılarında yaşayan oldukça büyük ak renkli bir tür kuş Egretta alba )

( EGRETTA ALBA cum/||/<> ARDEA ALBA cum/||/<> CASMERODIUS ALBUS cum/||/<> EGRETTA GARZETTA cum/||/<> EGRETTA GULARIS )


- AKBAŞ ile/||/<> DENİZ KAZI


- AKBURÇAK ile/||/<> KARABURÇAK

( Baklagillerden taneleri hayvan yemi olarak kullanılan yıllık bir yem bitkisi Vicia ervilia Bu bitkinin mercimeğe benzeyen ve genellikle hayvan yemi olarak kullanılan tanesi )


- AKÇA ile/||/<> ...

( Osmanlı İmparatorluğunda para olarak kullanılmak üzere basılan altın ve gümüş sikkeler )


- AKÇA ile/||/<> AĞCA


- AKÇAAĞAÇ ile/||/<> AKÇAAĞAÇ

( Kerestesi sarı ya da pembe beyaz özışınlı dağınık gözenekli parıltılı hava kurusunun özgül ağırlığı 0 600 75 gr cm3 olan bir tür ağaç botanik Akçaağaçgiller Aceraceae familyasından yaprak döken ülkemizde 10 kadar türü bulunan ağaç ve ağaççık şeklindeki bitkiler İsfendan akçaağaç )

( MAPLE )

( ÉRABLE )

( AHORN | FELDAHORN )

( ACER )


- AKÇAAĞAÇ ile/||/<> AKÇAARMUT ile/||/<> AKÇAKAVAK ile/||/<> AKÇAKESME ile/||/<> AKÇA PAKÇA ile/||/<> AKÇA YEL

( Beyazımsı beyaza benzer ağca )


- AKÇAAĞAÇ ile/||/<> OVA AKÇAAĞACI ile/||/<> ÇINAR YAPRAKLI AKÇAAĞAÇ ile/||/<> DAĞ AKÇAAĞACI ile/||/<> DİŞBUDAK YAPRAKLI AKÇAAĞAÇ

( Akçaağaçgillerden süs ağacı olarak da dikilen tahtası hafif ve sağlam bir tür ağaç isfendan Acer )

( ACER cum/||/<> ACER CAMPESTRE cum/||/<> ACER PLATANOIDES cum/||/<> ACER PSEUDOPLATANUS cum/||/<> ACER NEGUNDO )


- AKÇE ile/||/<> AKARET

( Osmanlı Devleti'nin para birimi. @@ Gelir getiren mülkler. )


- AKÇE ile/||/<> AKÇA


- AKCİĞER GÖBEĞİ ile/||/<> AKCİĞER KESECİKLERİ ile/||/<> AKCİĞER LOPÇUĞU ile/||/<> AKCİĞER PETEĞİ ile/||/<> AKCİĞER ZARI

( Göğüs kafesinin içinde yer alan sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı )


- AKCİĞER YANGISI | ZATÜRRE ile/||/<> ZATÜRRE[Ar. < ẔÂTU'R-RİʾE]

( Pnömoni )

( İNG. PNEUMONIA )