Paralel'lik bulunan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 59.228 başlık/FaRk ile birlikte,
59.228 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(82/238)
- GELİŞİM ile/ve/||/<>/> UYGARLIK
- GELİŞİM ve/||/<>/>/< UYGULAMA
- GELİŞİMDE:
ZORUNLULUK ile/ve/||/<> CESÂRET
- GELİŞİM/DEĞİŞİM:
YUKARIDAN, AŞAĞI ile/ve/değil/yerine/||/<> İÇTEN, DIŞA
( 
)
- GELİŞKİN ile/||/<> GELİŞTİRİLMİŞ
( geliştirilmiş )
- GELİŞME/EVOLÜSYON[Fr. < ÉVOLUTION] ile/||/<> GELİŞME/NEŞVÜNEMA[Ar. < NEŞV + NEMĀ]
- GELİŞME KOŞUSU ile/||/<> BESLEME GERİLİMİ
( Atma ya da atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla, yarışçının gelişme alanında hız kazanmak için yaptığı koşu. )
( APPROACH~SUPPLY VOLTAGE )
( COURSE D'ÉLAN~TENSION D'ALIMENTATION )
( INCURSUS~... )
( ANLAUF~VERSORGUNGSSPANNUNG )
( RINCORSA~TENSIONE DI ALIMENTAZIONE )
( ΦΌΡΑ / φόρα~ΤΆΣΗ ΤΡΟΦΟΔΟΣΊΑΣ / τάση τροφοδοσίας )
- GELİŞME KOŞUSU ile/||/<> SOSYAL GELİŞME ile/||/<> TOPLUMSAL GELİŞME
( Gelişmek işi inkişaf neşvünema tekâmül evolüsyon Olan biten şey Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği zenginleştiği olgunlaştığı bölüm )
- GELİŞME ile/ve/değil/yerine/||/<> OLGUNLAŞMA
- GELİŞMİŞLİĞİN, OLGUNLUĞUN/KEMÂLÂTIN SONU:
YALINLIK ve/||/<> SÜKÛT
- GELİŞMİŞ/LİK ve/||/<>/> YALINLAŞ(TIRIL)MIŞ/LIK
( Yalınlaşmak/yalınlaştırabilmek, gelişmişliğin, en son durumudur. )
- GELİŞ(TİR)MEK ile/ve/değil/yerine/||/<> İYİLEŞ(TİR)MEK
- GELMEK ile/değil/yerine/=/||/<> TÜREMEK | UYMAK
( gelgeç gelgel gelgit gelip geçici gelmiş geçmiş gide gele gitmeli gelmeli varagele rastgele taygeldi gelgelelim kendigelen karşı gelim tümdengelim söz gelimi süregelmek Ulaşmak varmak Bir yerden getirmek Oturmaya ziyarete gitmek İsabet etmek Varlığını sürdürmek yaşamak intikal etmek Ortaya çıkmak doğmak Belli bir süre dolmak Belli bir zamana ulaşmak Kadar olmak Çıkmak yönelmek İzlemek takip etmek Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak Katılmak eklenmek türemek Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek Sonuç çıkmak Dayanmak tahammül etmek Kendine yapılan herhangi bir davranış ya da durumu iyi karşılamak Bir şeye sonradan inanmak doğruluğuna hak vermek eğilim göstermek kabul etmek Etkisini herhangi bir biçimde göstermek Kazanılmak sağlanılmak uymak Olmak e uğramak Bir şey akmak Düşmek rast gelmek Görünmek sanılmak Uygun düşmek Başlamak ortaya çıkmak Mal olmak Biriyle birlikte gitmek İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil Kök ya da gövdeleri sonuna a e eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur mez mezlik ile birlikte yapmacıklık anlatan deyimler yapar Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar dikçe esi biçiminde kullanılan sıfat fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil Herhangi bir sırada bulunmak )
- GELMİÇ[Fars. < GELMİC, GELMUC] ile/||/<> ...
( iri balıklarda kılçık durumunda olan kemik Yerel ağızlarda kelmiş balığın büyük kılçıkları olarak geçer Farsça galmic the fin of a fish Türkçeden alınmıştır Doerfer TMEN 1717 Räsänen V 149a kökenini bildirmemiştir )
- GELMİC, GELMUC[Fars. < GELMİC, GELMUC] ile/değil/yerine/=/||/<> GELMİÇ
( İri balıklarda kılçık durumunda olan kemik )
- GELTUNG[Alm.] ile/||/<> GEÇERLİLİK
( Bir kavramın bir yargının mantık ya da değer kuramı anlamı ve değeri bakımından onaylanabilir olması Felsefe kavramı olarak Lotze ve GüneyBatı Alman Kantçı Okulunca Windelband H Rickert idelerin doğruların değerlerin varlıkbiçimini belirtmek için kullanılmıştır Bunların bir yandan bir özne için geçerli yani bağlayıcı zorunlu olmaları öte yandan da gerektirdikleri olgusal onaylamadan bağımsız nesnel olarak geçerli olmaları gerekir Lotze için doğrular ister yalnızca düşünülmüş olsunlar ister herhangi bir yerde gerçekleştirilmiş olsunlar aynı ölçüde geçerlidirler GüneyBatı Alman Felsefe Okulunda gerçi doğru mantık iyi ahlak ve güzel sanat değerlerinin salt geçerlilikleri vardır ancak gerçeklikleri yoktur )
( GELTUNG )
- GEM ile/||/<> ...
( ekin demetlerini bağlamak için buğday saplarından yapılan bağ Ağızlarda kem olarak da geçer kem hayrope )
( KEM )
- GEM ile/||/<> ...
( atı yönetmek için ağzına takılan demir araç Yalnız Anadolu alanında kullanıldığı anlaşılıyor Türk diyalektlerinde geme daha çok ağızlık adı verilir Bundan başka diyalektlerde suvluk sūluk ve yüğün yüğen de gem olarak kullanılır Kürtçede de gem mors bride olarak geçer Sırpça ve Bulgarca gibi Balkan dillerinde de Türkçeden kalma bir alıntı olarak kullanılır Miklosich TE II 114 N 2 161 BER 1 236 Škaljić Turc 248 Farsça liġām bridle bit ile birleştirmesi yanlıştır Kökenini bilmiyoruz Pedersen KZ 39 462 Ermenice čam čim Zaum biçimini andırmasının rastlantıdan başka bir şey olmadığını belirtmiştir Maidhofa göre Glotta 10 9 Rumca κημὸςtan alınmıştır Moğolcada geme cağucai cuucai adı verilir Moğolcadan Buruşaski Vakhi Yagnobî gibi komşu dillere de geçmiştir Benveniste JA 1948 179 Afganistanda Hazara diyalektinde de kullanılır Ligeti KSİNA 83 11 )
- GEM ile/||/<> ...
( Döven Yavuz Şavşat Artvin Kırçiçeği Susuz Kartkale Çıldır Kars Yukarıbozkuyu Kadirli Adana )
- GEM ile/||/<> DÜVEN
( düven Ağızlarda kem olarak da geçer kamn flail )
( KAMN )
- GEMİ ADAMI ile/||/<> GEMİ ASLANI ile/||/<> GEMİ BOZMA ile/||/<> GEMİ ÇIKIŞI ile/||/<> GEMİ DEFTERİ ile/||/<> GEMİ ENKAZI ile/||/<> GEMİ IZGARASI ile/||/<> GEMİ İSKELETİ ile/||/<> GEMİ JURNALİ ile/||/<> GEMİ LEŞİ ile/||/<> GEMİ MÜDÜRÜ ile/||/<> GEMİ TAKIMI ile/||/<> GEMİ YATAĞI ile/||/<> BALAST GEMİ ile/||/<> BUHARLI GEMİ ile/||/<> BULAŞIK GEMİ ile/||/<> YELKENLİ GEMİ ile/||/<> AMİRAL GEMİSİ ile/||/<> ATEŞ GEMİSİ ile/||/<> BALON GEMİSİ ile/||/<> BAYRAK GEMİSİ ile/||/<> CANKURTARAN GEMİSİ ile/||/<> ÇIKARMA GEMİSİ ile/||/<> DÖKME YÜK GEMİSİ ile/||/<> FENER GEMİSİ ile/||/<> HARP GEMİSİ ile/||/<> HAVA GEMİSİ ile/||/<> HASTANE GEMİSİ ile/||/<> İKMAL GEMİSİ ile/||/<> KABLO GEMİSİ ile/||/<> KABOTAJ GEMİSİ ile/||/<> KARAKOL GEMİSİ ile/||/<> KILAVUZ GEMİSİ ile/||/<> KUMANDAN GEMİSİ ile/||/<> KURTARMA GEMİSİ ile/||/<> KURU YÜK GEMİSİ ile/||/<> MAYIN ARAMA TARAMA GEMİSİ ile/||/<> MAYIN GEMİSİ ile/||/<> SANCAK GEMİSİ ile/||/<> SARNIÇ GEMİSİ ile/||/<> SAVAŞ GEMİSİ ile/||/<> TİCARET GEMİSİ ile/||/<> UZAY GEMİSİ ile/||/<> YELKEN GEMİSİ ile/||/<> YOLCU GEMİSİ ile/||/<> YÜK GEMİSİ
( Su üstünde yüzen insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt sefine )
- GEMİ ile/||/<> FRIBORD
( ... İLE/||/<> Geminin su üstündeki bölümü. )
- GEMİ ile/ve/||/<>/> YELKENİ
( Yaşam, bir gemi.
Düş dolu yelkeni... )
- [ne yazık ki]
GEMİNİN BATMASI ile/ve/değil/||/<>/> SULARIN ÇEKİLMESİ
( Her zaman gemiler batmaz. Bu kez sular çekildi. )
- GEMÜT[Alm.] ile/||/<> GÖNÜL
( 1 Geniş anlamda Duyguların ruhsal kıpırdanmaların iç çabaların taşıyıcısı 2 Gizemcilikte Kişiyi Tanrıyla insanla ve dünyayla içten bir ilişki içine koyan ruhun derinliklerindeki güç 3 Duygu bağlılığı yetisi duygunun bağlılık birliktelik duyuran kavrayıcılığı Ağızlarda göyün olarak geçer Az könül gövün can kalp duyguların merkezi olarak küŋel küŋel köŋil 1 istek 2 can yürek Blk köl köŋil istek köŋül yürek Kırgızlar kȫn ve cürök biçimlerini de kullanırlar kuŋil xȫn kȫl küŋül kămăl Türkçe ŋnin Çuvaşçada mye çevrildiği göze çarpıyor Çuvaşçada buna benzer birçok örnek geçer Örn Türkçe konur koŋur Çuvaşça xămăr Türkçe yeŋil hafif yeğni Çuvaşça śămăl gibi Ramstedt NyK 42 236237 Eski Türkçeden başlayarak kullanılır köŋül Orta Türkçede köŋül kalp yürek anlayış olarak geçer Eski Kıpçakçada da köŋül ve könül biçimi kullanılır Şçerbak SF 195 kȫŋ biçiminden yola çıkmıştır Räsänen V 291a köŋ ül biçimini başlangıç olarak kabul etmiştir Kononova göre GrJaTRP 127 köke kökü kök fiilinin kö kökünden gelir Bu fiilin Türk diyalektlerinde köküz göğüs kükürök kükrek kükrak gibi birtakım türevleri geçer Türkçe köŋlek göŋül türevlerinde de kö kökü göze çarpar Sevortyana göre ÊSTJa 1980 7577 gönül biçimi göŋ köŋ fiilinden ü l ekiyle kurulmuştur Bu fiil yerel ağızlarda göy güv güy katlanmak beklemek sabretmek olarak geçer İlk bakışta Sevortyanın açıklaması düşündürücüdür Ancak göy fiilinin ağızlarda döy ve döz sabretmek tahammül etmek dayanmak olarak geçtiği göze çarpıyor Ağızlarda kullanılan bu biçimler Sevortyanın gözünden kaçmıştır Eski kaynaklarda da töz to suffer endure biçiminin kullanıldığını görüyoruz Clauson ED 572b Clausona göre bu fiil daha çok Kıpçak diyalektlerinde kalmıştır Anadolu ağızlarında yaşayan döz ve döy biçimlerini Clauson da göz ardı etmiştir Türkçe döz biçiminin ağızlarda döy olarak geçmesi normal bir olay değildir Ancak Türkçede ara sıra buna benzer z y olaylarına tanık olduğumuz bir gerçektir Baştaki dnin gye çevrilmesi daha çarpıcıdır Ne var ki yerel ağızlarda ara sıra d g ya da g d olayları da göze çarpar düden Özetle Sevortyanın etimolojik açıklaması kolay kolay benimsenemez Ramstedtin açıklamasına ilişkin bilgi almak için Ramstedt NyK 42 234 Kałużyński CAJ 7 186187 gönül köŋül ile göğüs kögüz biçimi arasında etimolojik bir bağdan söz etmiştir Sevortyan Blaškovičin gönül AAS I 1965 yazısına da göndermede bulunmuştur Ancak bu yazıda ipek böceği olarak kullanılan güğül üzerinde durulmuştur Anlaşılan Sevortyan Blaškovičin yazısını görmemiştir Şçerbak JaS 128 225 18 185 ÊSTJa 1997 8990 Leksika 274275 )
( GEMÜT )
- GEN AKIŞI ile/||/<> GENETİK DARBOĞAZ
( Gen akışı genler karışır, darboğaz populasyon küçülür. )
( Formül: Mixing İLE reduction )
- GEN HAVUZU[İng. GENE POOL] ile/||/<> GENETİK UYUM BAŞARISI[İng. GENETIC FITNESS] ile/||/<> İNTROGRESYON[İng. INTROGRESSION]
( Bir popülasyonda, gelecek popülasyona aktarılabilecek olan ya da bu konuda potansiyeli olan bütün genler ve kopyalarıdır. Popülasyon içinde var olan genlerin tamamı olarak düşünülebilir. @@ Kimi Türkçe kaynaklarda "uyum başarısı" ya da "uyum gücü" olarak da geçmektedir, (genelde popülasyon genetiğinde w olarak ifade edilir) evrim kuramında önde gelen merkezi bir fikirdir. Hem genotipe göre, hem de fenotipe göre tanımlanabilir. Her iki durumda da, hayatta kalma ve üreme kabiliyetini açıklar ve belirgin genotip ya da fenotipteki ortalama bir bireyin, bir sonraki neslin gen havuzuna yaptığı katkının ortalamasına eşittir. Eğer belirli bir geni etkileyen aleller arasında farklılıklar mevcutsa, o zaman alellerin frekansları da nesiller boyunca değişim gösterecektir; daha yüksek seçilim değerine sahip olan aleller, daha yaygın hale gelirler. @@ Gen sızması: bir türden diğer bir türün gen havuzuna gen aktarımı. Türler arası melezlerin ana türlerden bir bireyle tekrar tekrar geri çaprazlaşması yoluyla bir türe ait alellerin bir başka türün gen havuzuna hareketi ya da yayılması.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEN KNOCKOUT ile/||/<> GEN KNOCKDOWN
( Knockout tam inaktive, knockdown kısmi azaltma. )
( Formül: Complete İLE partial inactivation )
- GEN TERAPİSİ ile/||/<> PROTEİN TERAPİSİ
( Gen terapisi kalıtsal material eklerken İLE protein terapisi hazır protein ürün verir )
( Formül: Vektör sistemleri )
- GEN ve/||/<>/> HAPLOGRUP ve/||/<>/> Y SOYAKTARANI
- GEN ile/||/<> KROMOZOM
( Gen kalıtsal birim İLE kromozom genleri taşıyan yapıdır )
( Formül: BRCA1 geni İLE 46 kromozom )
- GEN ile/ve/||/<>/> KROMOZOM
( DNA'nın işlevsel bir birimi. İLE/VE/||/<>/> Genleri taşıyan yapı. )
( GENE vs./and/||/<>/> CHROMOSOME )
- GEN ile/ve/||/<> MC1R GEN
( ... İLE/VE/||/<> Deri rengi[pigmentasyonu] üreten genlerden biri. )
- GENÇ ile/ve/||/<> DİNÇ
- GENÇLEŞME ile/||/<> GENÇLEŞME
( Taban düzeyinde görülen değişmeler sonunda aşınım çevrimi sonuna ulaşmış bir bölgenin yeniden yükselmesi ve akarsuların yeniden güç kazanması coğrafya )
( REJUVENATION )
( RAJEUNISSEMENT )
( VERJÜNGUNG )
- GENÇLEŞMEK ile/||/<> GENCELMEK
- GENÇLEŞTİRME ile/||/<> GENÇLEŞTİRME
- GENDARME[İt. < GENDARME] ile/değil/yerine/=/||/<> JANDARMA
( jandarma karakolu uzman jandarma Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli yasa ve nizamların koyduğu hükümlerin yürütülmesini ve bunlara dayanan hükûmet emirlerinin yerine getirilmesini sağlayan silahlı askerî kuvvet Bu kuvvette görevli olan kimse Açıkgöz olan )
- GENDLIN ile/ve/||/<>/< ROGERS
- GENE DRİVE ile/||/<> NATURAL SELECTİON
( Gene drive yapay genetik sistemle doğal seçilimi atlarken İLE natural selection çevresel baskı ile gen frekansı değişimidir )
( Formül: CRISPR drive )
- GENE[Fr. < GENE] ile/değil/yerine/=/||/<> GEN
( gen bilimi İçinde bulunduğu hücre ya da organizmaya özel bir etkisi olan kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımın temel birimi )
- GENEL AF ile/||/<> GENEL AĞ ile/||/<> GENEL ANESTEZİ ile/||/<> GENEL BAŞKAN ile/||/<> GENEL BÜTÇE ile/||/<> GENEL COĞRAFYA ile/||/<> GENEL DİL BİLİMİ ile/||/<> GENELEV ile/||/<> GENELGEÇER ile/||/<> GENEL GİDER ile/||/<> GENEL GÖRÜNÜM ile/||/<> GENEL GÖRÜŞME ile/||/<> GENEL GREV ile/||/<> GENEL KONGRE ile/||/<> GENELKURMAY ile/||/<> GENEL KURUL ile/||/<> GENEL KÜTÜPHANE ile/||/<> GENEL MÜDÜR ile/||/<> GENEL ÖLÇEK ile/||/<> GENEL SEÇİM ile/||/<> GENEL SEKRETER ile/||/<> GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ ile/||/<> GENEL UYUŞTURMA ile/||/<> GENEL VEKÂLETNAME ile/||/<> GENEL YAZMAN ile/||/<> GENEL YETENEK ile/||/<> GENEL ZEKÂ
( Bir şeye ya da bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan umumi Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan Yetkisi ve sorumluluğu çok olan Herkesin yararlanabileceği yer nesne Bir genelleme sonucunda elde edilen Belirli ya da kesin olmayan )
- GENEL AĞ ile/||/<> SİBER ÂLEM ile/||/<> SİBER UZAY
- GENEL ANESTEZİ | GENEL UYUŞTURMA ile/||/<> GENEL SEKRETERLİK | GENEL YAZMANLIK ile/||/<> GENEL SEKRETER | GENEL YAZMAN | UMUMİ KÂTİP
- GENEL CERRAHİ | HARİCİYE[Ar. < HÂRİCİYYE] ile/||/<> ...
- GENEL-GEÇER ile/ve/değil/||/<> DEĞİŞMEZ
- GENEL GERÇEKLİK ile/ve/||/<>/>/< ETKİLİ GERÇEKLİK
- GENEL | GLOBAL ile/||/<> GLOBAL[Fr. < GLOBAL]
( GLOBAL )
- GENEL GÖRÜŞME ile/||/<> İSTİKŞAFİ GÖRÜŞME
( Görüşmek işi konuşma )
- GENEL GREV ile/||/<> GENEL İŞBIRAKMA
( genel işbırakma )
- GENEL HUKUK ile/ve/||/<> KAMU HUKUKU ile/ve/||/<> ÖZEL HUKUK
( (USÛL-Ü HUKUK ile/ve/||/<>) HUKUK-U ÂMME ile/ve/||/<> HUKUK-U HASSA )
- USÛL:
GENEL(UMÛMÎ) ile/ve/||/<> ÖZEL(HUSÛSÎ)
- GENEL YETENEK ile/||/<> ZEKÂ YETENEĞİ
( Bir kimsenin bir şeyi anlama ya da yapabilme niteliği istidat kabiliyet Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç kapasite Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü )
- GENEL ile/ve/değil/yerine/||/<> "AĞIRLIKLI"
- İMAN:
GENEL(İCMÂLİ) ile/ve/||/<>/>/< AYRINTILI/AÇIKLAMALI(TAFSİLÎ)
- GENEL" ile/ve/değil/yerine/||/<> YAYGINLIK
- GENELCİ BİTKİLER[İng. GENERALIST PLANTS] ile/||/<> GENETİK AKRABALIK (R)[İng. GENETIC RELATEDNESS] ile/||/<> GENETİK BAĞLANTI[İng. GENETIC LINKAGE] ile/||/<> GENETİK DETERMİNİZM[İng. GENETIC DETERMINISM] ile/||/<> GENETİK HARİTALAMA[İng. GENETIC MAPPING] ile/||/<> GENETİK YÜK[İng. GENETIC LOAD]
( Geniş bir kaynak tabanına sahip organizma; genelci otçullar tek bir bitkinin savunmasına karşı iyi bir adaptasyon geliştirmez. @@ Bireyler arasındaki genetik akrabalığın sayısal ölçüsüdür. Diploit türlerde, tam kardeşler ya da ebeveyn çocuk arasında r = 1/2; üvey kardeşlerde, hala, amca ile yeğenler arasında, büyük anne büyük baba ile torunlar arasında r = 1/4; birinci kuzenlerde r = 1/8; akraba olmayanlarda r = 0 @@ İki ya da daha fazla genin birlikte bir birim olarak ayrılması durumudur. Genetik bağlantı birlikte daha iyi görev yapabilen genleri bir araya getirmek için ortaya çıktığı düşünülür. Genetik bağlantı iki gen arasındaki miyotik çapraz geçişin yokluğunu ifade eder. @@ Genlerin fiziksel ve davranışsal fenotipleri belirlediği görüşüdür. Bir canlının özelliklerinin tamamının genlerce belirlendiği düşüncesidir. Büyük oranda doğru olsa da, modern bilim dahilinde, çevrenin etkisi de tartışılmaz bir değere sahiptir. @@ Bir genin ya da genetik işaretin, kromozomdaki fiziksel yerini tespit etme işidir. Daha önceleri genetik bağlanma ve ilişkilendirme yoluyla yapılan bu yöntem, genom projelerinın bir genomdaki aşağı yukarı bütün genleri tespit etmesi sayesinde daha kolay yapılmaktadır. @@ Popülasyon genetiğinde seçilimin ya da mutasyonların sebep olduğu alel kayıplarının maliyetinin ölçüsüdür. 0 ile 1 arasında bir değer ile ifade edilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENELEV/KERHANE[Fars. < KĀR + ḪĀNE] ile/||/<> GENELEV/BABİLHANE[Fars. < BĀBİL + Fars. ḪĀNE] ile/||/<> GENELEV/UMUMHANE[Ar. < ʿUMŪM + Fars. ḪĀNE]
- GENELEV ile/||/<> KIRMIZIFENER
- GENELGE | GENELLEŞTİRME | GENELLEME/TAMİM[Ar. < TAʿMĪM] ile/||/<> GENELGE | DUYURUM/SİRKÜLER[Fr. < CIRCULAIRE]
( genelge genelleştirme genelleme )
- GENELGE ile/ve/||/<>/> YÖNERGE
( Bağlayıcılığı vardır. İLE/VE/||/<>/> Bağlayıcılığı yoktur. )
- GENELKURMAY/ERKÂNIHARBİYEİUMUMİYE[Ar. < ERKĀN + ḤARBİYYE + ʿUMŪMİYYE] ile/||/<> KURMAY/ERKÂNIHARP[Ar. < ERKĀN + ḤARB]
- GENELLEME ve/||/<>/> BELİRSİZLİK
- [ne yazık ki]
GENELLEME ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK
- GENELLEME ile/ve/değil/||/<> ÇOĞALTMA
- [ne yazık ki]
GENELLEME ile/ve/||/<>/< GELİŞİGÜZEL
- GENELLEME ve/||/< GENELLEMENİN FARKINDALIĞI
- GENELLEME ile/ve/||/<>/> HATA
( GENERALIZATION vs./and MISTAKE )
- [ne yazık ki]
GENELLEME ile/ve/||/<>/< "İDDİA"
( [ne yazık ki] Ne kadar çok "genelleme" yapı(lı)yorsa, o kadar çok iddia edilir/eder. )
- [ne yazık ki]
GENELLEME ile/ve/ya da/||/<>/= İNDİRGEME ile/ve/ya da/||/<>/= ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/ya da/||/<>/= "KÖKTENCİLİK" ile/ve/ya da/||/<>/= "TOPTANCILIK" ile/ve/ya da/||/<>/= "SONUÇ ODAKLILIK"
( Tüm genelleme ya da indirgemeler, tamamen yanlıştır! )
( GENERALIZATION vs./and TO REDUCE, REDUCTION vs./and IDENTIFICATION vs./and RADICALISM vs./and WHOLENESS vs./and FOCUSING TO CONSEQUENCE/RESULT )
- GENELLEME ile/ve/<>/|| KABUL
- [ne yazık ki]:
"GENELLEME" ile/ve/||/<>/> "YARGILAMA"
- GENELLEME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM
- GENELLEMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ADLANDIRMAK
- GENELLEŞTİRİLMİŞ KOORDİNAT ile/||/<> KARTEZYEN KOORDİNAT
( Bir sistemin durumunu, kısıtlarına en uygun herhangi bir bağımsız değişkenle (açı, uzunluk) betimleyen koordinattır; Lagrange mekaniğinin dilidir. @@ Konumu birbirine dik x, y, z eksenleriyle betimleyen alışılmış koordinattır. İkincisi özel bir seçim, ilki probleme göre seçilebilen genel çerçevedir; kısıtlı sistemlerde ilki hesabı çok kolaylaştırır. )
( Formül: q_i (θ iler ileφ vb) ~ (x iley ilez) )
- GENELLİK | UMUMİLİK ile/||/<> GENEL MÜDÜR | GENEL MÜDÜRLÜK ile/||/<> GENEL COĞRAFYA | UMUMİ COĞRAFYA ile/||/<> GENELLEŞMEK | GENELLEŞTİRİLME | GENELLEŞTİRİLMEK | GENELLEŞTİRME | GENELLEŞTİRMEK | GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ ile/||/<> UMUM MÜDÜR | UMUM MÜDÜRLÜK ile/||/<> UMUMİLEŞMEK | UMUMİLEŞTİRİLME | UMUMİLEŞTİRİLMEK | UMUMİLEŞTİRME | UMUMİLEŞTİRMEK | UMUM MUTABAKAT BEYANNAMESİ
- GENELLİKLE/ALELUMUM[Ar. < ʿALĀ'L-ʿUMŪM] ile/||/<> GENELLİKLE/EKSERİ[Ar. < EKS̱ERĪ] ile/||/<> GENELLİKLE/EKSERİYA[Ar. < EKS̱ERİYYĀ]
- GENELLİKLE ile/ve/değil/||/<>/< BÜYÜK/YÜKSEK OLASILIKLA
- GENELLİKLE ile/||/<> ÇOĞU KEZ ile/||/<> ÇOĞUN ile/||/<> ÇOKLUKLA ile/||/<> UMUMİYETLE
- GENERAL ANAESTHESIA[İng.] ile/||/<> GENEL ANESTEZİ
( Ameliyatlar sırasında hayvanların ağrı duymasını engellemek amacıyla yapılan ve sonuçta hareket refleksler duygu ve bilincin ortadan kaldırılması ile sonuçlanan klinik yöntem )
( GENERAL ANAESTHESIA )
- GENERAL BUDGET[İng.] ile/||/<> GENEL BÜTÇE
( Merkezi idare içerisinde yer alan devlet kurum ve kuruluşlarının bütçelerinin tümü )
( GENERAL BUDGET )
- GENERAL JOURNAL, DAY BOOK[İng.] ile/||/<> YEVMİYE DEFTERİ
( yevmiye defteri İkinci sınıf tacirlerin yasal olarak tutmak zorunda oldukları ve günlük ticari işlemlerini kaydettikleri defter )
- GENERAL JOURNAL, DAY BOOK[İng.] ile/||/<> YEVMİYE DEFTERİ
( yevmiye defteri İkinci sınıf tacirlerin yasal olarak tutmak zorunda oldukları ve günlük ticari işlemlerini kaydettikleri defter )
- GENERAL PARTNERSHIP, UNLIMITED COMPANY[İng.] ile/||/<> KOLEKTİF ŞİRKET
( kolektif şirket Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarının alacaklılarına karşı sınırsız sorumlu olduğu şahıs şirketlerinden biri )
- GENERAL[Alm. < GENERAL] ile/değil/yerine/=/||/<> GENERAL
( korgeneral orgeneral tuğgeneral tümgeneral Kara ve hava kuvvetlerinde albaylıktan sonra gelen ve mareşalliğe kadar olan yüksek rütbeli subaylara verilen genel ad )
- GENERIC[İng.] ile/||/<> SOYSAL
( GENERIC )
- GENERK/DEVLET[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< ULUS/MİLLET[Ar.]
- GENETICS[İng.] ile/||/<> GÉNÉTIQUE[Fr.] ile/||/<> GENETIK[Alm.] ile/||/<> KALITIM BİLİMİ
( Kalıtım birimi olan genlerin yapısını görevini ve bir dölden diğerine nasıl aktarıldığını inceleyen bilim dalı Genetik )
( GENETICS )
( GÉNÉTIQUE )
( GENETIK )
- GENETİK DAĞILIM[İng. GENETIC VARIANCES] ile/||/<> GENETİK HETEROJENİTE[İng. GENETIC HETEROGENEITY] ile/||/<> KAŞİF ETKİSİ[İng. FOUNDER EFFECT]
( Bir popülasyondaki genetik heterojenitenin sebep olduğu fenotipik dağılım. @@ Birkaç farklı genotipin varlığının o genotipin hastalığının bileşenlerine katkı sağlamasıdır. Aynı hastalığa sebep olan çeşitli gen bozukluklarının varlığı, ki bu bozukluklar aynı genin farklı pozisyonlarındaki mutasyon sebebiyle oluşmuş olabilir, genetik heterojenite ile ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, kistik fibroz ve lipoprotein lipaz rahatsızlıkları. @@ Başlangıçtaki bir popülasyondan rastgele seçilen (ya da doğal yollarla izole olan) daha küçük öbekteki bireylerin genetik dağılımlarından ötürü, bu küçük popülasyondan gelecekte oluşacak büyük popülasyondaki bireylerin, rastgele seçilen bireylerin genetik yapısını temsil ediyor olmasıdır. Genetik sürüklenmenin ana unsurlarından biridir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENETİK[İng. GENETICS] ile/||/<> ADAPTASYON[İng. ADAPTATION] ile/||/<> AMNİYOSENTEZ[İng. AMNIOCENTESIS] ile/||/<> ANNE ETKİSİ[İng. MATERNAL EFFECT] ile/||/<> APOPTOZ[İng. APOPTOSIS] ile/||/<> CAENORHABDİTİS ELEGANS ile/||/<> DOĞUM ÖNCESİ TANI[İng. PRENATAL DIAGNOSIS] ile/||/<> DOWN SENDROMU[İng. DOWN SYNDROME]
( Biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliği inceleyen bilim dalıdır. "Genesis", yani "köken" sözcüğünden gelmektedir. Kalıtım bilimi olarak da bilinir. Biyolojinin bir alt dalı olup, canlı organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğin bilimidir. Canlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile, tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19. yüzyılın ortalarında, Gregor Mendel'in çalışmasıyla başlamıştır. Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemlemiştir ve günümüzde bu kalıtım birimlerine "gen" adı verilmektedir. @@ Genetik dağılım üzerine uzun süreli etki eden doğal seçilim sonucunda, türlerin çevresel ihtiyaçlara uygun özellikler kazanması ya da var olan özelliklerin değişimidir. Örneğin, yassı balıkların atalarında, gözler çift taraflı simetriye uygun olarak gözün iki yanında bulunmaktayken balıkların nesiller boyunca okyanus tabanlarında ve yatay biçimde yaşamaya adapte olmaları nedeniyle gözlerden tabana bakan, vücudun diğer tarafında okyanusun içine bakan gözün yanına doğru kaymıştır. Yassı balıklar, okyanus tabanında yaşadıkları için sadece yukarıdan gelebilecek saldırılara karşı bu biçimde bir adaptasyon geçirmişlerdir. @@ Genellikle hamileliğin ikinci ya da üçüncü trimesterinde yapılan doğum öncesi test. Fetüsteki Down sendromu gibi genetik bozukluklar ya da kromozonal bir durum olup olmadığının teşhis edilebilmesi için kullanılır. Amniyosentez sırasında fetüsü çevreleyen amniyotik keseden az miktarda amniyotik sıvıyı çıkarmak için ince bir iğne kullanılır. Bu sıvı örneği daha sonra laboratuvarda test edilir. Hamilelik sırasında fetüs, amniyotik kesenin içinde büyür. Amniyotik sıvı, fetüsü çevreler ve korur. Ayrıca fetüsün bazı gözelerini de içerir. @@ Bireylerin sadece annelerinden kaynaklı, genetik olmayan etkilerden ötürü tür içinde çeşitliliğin oluşması durumudur. @@ Hücrelerin genetik olarak embroyonik morfogenez ve gelişim, metamorfoz ve imün sisteminin B ve T gözelerinin gelişimi sırasında, belirli zamanlarda programlı bir biçimde ölümü. Apoptozdaki bozukluklar, kanserle ilişkilendirilebilir. Anti-apoptoz proteinleri Bcl-2 ve HSP ailelerini kapsar. Apoptoz genellikle tümör nekroz etmen reseptör (TNFR) ailesine ait ölüm reseptörlerinin (DR) aktivasyonu ile tetiklenir. @@ Normalde kendi kendisini dölleyen, gelişim genetiği ayrıntılı olarak çalışılmış bir kara nematodu. Uzunluğu 1 mm kadardır. Mayotik ayrılma sırasında kaybolan X kormozomu erkeklerin olmuşmasına sebep olur. Apoptozun (planlı göze ölümü) genetik temelleri ilk defa 1986 yılında C.elegans üstünde gösterilmiştir. Eşit boyda 5 kromozomu bulunur ve 1998 yılında bütün genomu dizilmiştir. 97 Mbp uzunluğundaki genomu 19.000 gen bulundurur. İnsan geninin %74’ünün C.elegans genomunda homoloğu bulunur. @@ Tek gen hastalıkları ya da diğer genetik anormalliklerin görülme olasılığının yüksek olduğu gebeliklerde amniyosentez 16-18 haftalık gebelik ya da cvs, 10-12 haftalık gebelik hakkında elde edilen gözeleri DNA`yı kullanarak tanılama. @@ Ekstradan 21.kromozomun kalıtılmasıyla oluşan zihinsel özürlülüğe sebep olan genetik hastalık. Down sendromlu bireyler genelde; kısa ve uzuvları bodur olur. Geniş ve yuvarlak suratları, eyer biçimli burunları, genelde ağızlarından sarkan kalın dilleri vardır. Down sendromunun olasılığı annenin artan yaşı ile hızla artar, özellikle 40 yaşından sonra.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENETİK OTOSTOP ile/||/<> BAĞLANTI DENGESİZLİĞİ
( Otostop bağlı seçilim, LD allel birlikteliği. )
( Formül: Indirect selection İLE association )
- GENETİK SÜRÜKLENME ile/||/<> GEN AKIŞI
( Sürüklenme rastgele, gen akışı göç ile değişimdir )
( Formül: Şans İLE göç )
- GENETİK ile/ve/değil/||/<>/> EPİGENETİK
( Genetik bir "öykü/süreç" değiliz! )
( %5 ile/ve/değil/||/<>/> %95 )
( )
( Kalıtsal verileri inceleyen bilim dalı. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Genlerin çevresel etmenler tarafından nasıl denetlendiğini inceleyen bilim dalı. | DNA dizisindeki değişikliklere dayanmayan, mitoz ve bazen mayoz bölünmede kalıtılabilen gen işleyiş değişikliklerini inceleyen bilim dalı. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Conrad Hal Waddington [08 Kasım 1905 - 26 Eylül 1975] )
- GENETİK[Alm. < GENETIK] ile/değil/yerine/=/||/<> GENETİK
( kalıtım bilimi Genlerle ilgili genlerin belirlediği genlerle geçen Genlerle ilgili kalıtımla ilgili )
- GENETİK ile/||/<> SÜRÜKLENME
( Genetik sürüklenme kuramı )
( Sewall Wright tarafından 1931 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1988) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Wright-Fisher modeli, popülasyon genetiği) )
- GENETİK ile/||/<> TERİM
( Genetik terimini ilk kullanan )
( William Bateson tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1861-1926) (Ülke: İngiltere) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Genetik terimini icat etti, Mendel yasalarını destekledi) )
- GENEZ ile/ve/||/<> GENEZE
( Kolay. İLE/VE/||/<> Gizlenerek beklenilen yer. )
- GENİ-/GENİO- ile/||/<> GNATH-/GNATHO- ile/||/<> MENTO-
( Çene. İLE/||/<> Çene. İLE/||/<> Çene. )
- GENİŞ AÇI ile/||/<> GENİŞ AİLE ile/||/<> GENİŞ ÇAPLI ile/||/<> GENİŞ GÖNÜLLÜ ile/||/<> GENİŞ GÖRÜŞLÜ ile/||/<> GENİŞ MEZHEPLİ ile/||/<> GENİŞ PAÇA ile/||/<> GENİŞ UFUKLU ile/||/<> GENİŞ ÜNLÜ ile/||/<> GENİŞ YÜREKLİ ile/||/<> GENİŞ ZAMAN ile/||/<> ELİ GENİŞ ile/||/<> HAVSALASI GENİŞ ile/||/<> İÇİ GENİŞ ile/||/<> İŞKEMBESİ GENİŞ ile/||/<> KARNI GENİŞ ile/||/<> MEZHEBİ GENİŞ ile/||/<> UFKU GENİŞ ile/||/<> YÜREĞİ GENİŞ
( Eni çok olan enli gen I vâsi Alanı büyük olan makro dar karşıtı Bol olan elbise Kapsamı büyük dar sınırlar içinde kalmayan yaygın olan makro Kolay kolay tasalanmayan hoşgörülü rahat olan Çok fazla )
- GENİŞ AİLE ile/||/<> BÜYÜK AİLE
- GENİŞ ÜNLÜ ile/||/<> GENİŞ ÜNLÜ
( Derleme açık ünlü geniş sesli geniş vokal alçak vokal Altçenenin açılmasıyle meydana gelen ünlü a e o ö vb Ağız boşluğunun ve çene açısının herhangi bir daralmaya uğramadan açık durumunda iken boğumlanan ünlü türü a e ö gibi a e o ö ünlüleri geniş ünlülerdir Karşıtı dar ünlüdür Azerbaycan Türkçesi gen sait Türkmen Türkçesi güň çekimliler Gagauz Türkçesi geniş vokal Özbek Türkçesi keň unlu Uygur Türkçesi keň sozuq tavus oçuq sozuq tavuş D tövänsozuq tavuş Tatar Türkçesi kiň suzıq açık suzıq tübä kütäreşle suzıq Başkurt Türkçesi kiňhuzınqı geň sozuk Krç Malk keň açık Nogay Türkçesi keň sozık Kazak Türkçesi aşık dawıstı Kırgız Türkçesi coon ündüü Alt keň ündü tabış Hakas Türkçesi çalbah ünnîgtapsag Tuva Türkçesi telgem ajık ün Türkçesi keň glasnıy Rusça şirokiy glasnıy )
( WIDE VOWEL | WIDE VOWEL, LOW VOWEL )
( VOYELLE LARGE | VOYELLE LARGE, VOYELLE BASSE )
( BREITVOKAL | BREITER VOKAL, NEIDRIGER VOKAL, TIEFER VOKAL )
- GENİŞ ZAMAN GÖRÜNÜMÜ ile/||/<> ...
( Geniş zaman ortacıyle yardımcı eylemin birlikte kullanılmasından doğan görünüm Gelmez olmak görünmez olmak anlar olmak vb )
- GENİŞ ZAMAN SIFAT-FİİLİ ile/||/<> ...
( Fiilin karşıladığı hareketi geniş zamana bağlı olarak belirten sıfatfiil Geniş zaman sıfatfiilleri I r U r ve mAz An IcI UcU ekleriyle kurulurlar ad ve sıfat olarak kullanılırlar Koşar adım geçer akça bakar kör gider masraf biçer döğer bilir kişi yatır evliya bitmez dert onulmaz yara görünmez kaza çıkmaz sokak Yılmaz Solmaz çalışan kadın okuyan adam geçen yıl bitmeyen iş yırtıcı hayvan gezici öğretmen ayırıcı özellik bunaltıcı sıcak vb )
- GENİŞ ZAMAN ile/||/<> GENİŞ ZAMAN
( Türkçedeki Yazarım Giderim şeklindeki kuruluğun zamanı ki birden bütün zamanları anlattığı ve gereklik ile alışkı da bildirdiği gibi yerine ve sırasına göre geçmiş şimdiki ve gelecek zaman için de kullanılabilir Kardeşim geçen gün babama gider der ki Geçmişlik Gezmeğe gitmek ister misiniz Şimdikilik O ne zaman olsa gider Gelecek zaman Her doğan ölür Gerçek geniş zamanlı İnsan böyle şeyleri biraz da hoş görür Gereklik Bazıları pek az uyur Alışkı Almanca Aorist Zeitlos aoriste atemporal aorist timeless muzâri Geçmiş şimdiki ve gelecek zaman gibi bütün ana zamanları içine alan yani fiilin gösterdiği oluş ve kılışın her zaman yapıldığını ya da yapılacağını gösteren bir sınırlama ve kesinlik kavramı taşımayan zaman Türkçede geniş zaman r I r U r ekleri ile kurulur ve şahıs ekleri alarak çekime girer Keyifle yerim keyifle içerim S F Abasıyanık Bütün Eserleri 2 s 208 Birçok mütefekkirler yalnız düşünmekle iktifa ederler A Ş Hisar Fahim Bey ve Biz s 159 Bir kırlangıç yavrusuna uçmayı öğrettikten sonra görevinin bittiğini bilir ve artık kendi isteklerine göre yaşayabilmesi için serbest bırakır T Buğra Yalnızlar s 25 Gerçi bilirim okunun değdiği yerde bir cüceden bir dev çıkarırsın bir kaditten en güzel endamı yaratırsın ve sönmüş gözlere yeniden fer verirsin Y K Karaosmanoğlu Erenlerin Bağından VII s 39 Biz düşüncelerimizi çok defa omuzlarımızda taşırız Onun için onları kımıldatmamız bu düşüncenin ağırlığı nisbetinde güç olur A H Tanpınar Huzur s 75 İşten artmaz dişten artar Böyle gelmiş böyle gider gibi Geniş zaman bazı kullanılışlarında gereklilik alışkanlık ve süreklilik de gösterir yarın buraya gelir her tarafı iyice temizlersin Akşamları kitap okursun pazar sabahları yürüyüşe çıkarsın vb Azerbaycan Türkçesi indiki zaman Türkmen Türkçesi näämäälim gelcek zamaan Gagauz Türkçesi bellisiz gelecek zaman şindikigelecek zaman Özbek Türkçesi hozirgikelasi zamon Uygur Türkçesi käň zaman Tatar Türkçesi xäzerpgekiläçäk zaman berençe bilgesez kiläçäkzaman Başkurt Türkçesi xäzergekiläsäk zaman gelecek mekensiz zaman Krç Malk belgisiz kellik zaman Nogay Türkçesi älîgîkeleyek zaman Kazak Türkçesi awıspalı osışak Kırgız Türkçesi uçurkeler çak Alt turguzakeler öy Hakas Türkçesi polar tus arformazı Tuva Türkçesi amgıkelir üye Türkçesi polar tem Rusça nastoyaşçebuduşçeyevremya )
( AORIST )
( AORISTE, PRÉSENT INDÉFINPRÉSENT AORISTE, PRÉSENT ATEMPOREL | ATEMPOREL )
( AORIST )
( AORISTO )
( ΑΌΡΙΣΤΟΣ / αόριστος )
- GENİŞ ZAMAN ile/||/<> ZAMANSIZ
( Türkçedeki Yazarım, Giderim şeklindeki kuruluğun zamanı, ki birden bütün zamanları anlattığı ve gereklik ile alışkı da bildirdiği gibi yerine ve sırasına göre geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman için de kullanılabilir. Kardeşim geçen gün babama gider der ki. (Geçmişlik). Gezmeğe gitmek ister misiniz? (Şimdikilik). O, ne zaman olsa gider (Gelecek zaman). Her doğan ölür (Gerçek geniş zamanlı). İnsan böyle şeyleri biraz da hoş görür (Gereklik). Bazıları pek az uyur (Alışkı). @@ (Almanca Aorist, Zeitlos; Fr. aoriste atemporal; İng. aorist, timeless; Osm. muzâri || Geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman gibi bütün ana zamanları içine alan, yani fiilin gösterdiği oluş ve kılışın her zaman yapıldığını ya da yapılacağını gösteren; bir sınırlama ve kesinlik kavramı taşımayan zaman. Türkçede geniş zaman -r, -Ar, -(I)r/-(U)r ekleri ile kurulur ve şahıs ekleri alarak çekime girer: Keyifle yerim, keyifle içerim (S. F. Abasıyanık, Bütün Eserleri 2, s. 208). Birçok mütefekkirler yalnız düşünmekle iktifa ederler (A. Ş. Hisar: Fahim Bey ve Biz, s. 159). Bir kırlangıç, yavrusuna uçmayı öğrettikten sonra görevinin bittiğini bilir ve artık kendi isteklerine göre yaşayabilmesi için serbest bırakır (T. Buğra, Yalnızlar, s. 25). Gerçi, bilirim, okunun değdiği yerde, bir cüceden bir dev çıkarırsın; bir kaditten en güzel endamı yaratırsın ve sönmüş gözlere yeniden fer verirsin (Y. K. Karaosmanoğlu, Erenlerin Bağından, VII, s. 39). Biz düşüncelerimizi çok defa omuzlarımızda taşırız. Onun için onları kımıldatmamız bu düşüncenin ağırlığı nisbetinde güç olur (A. H. Tanpınar, Huzur, s. 75). İşten artmaz dişten artar. Böyle gelmiş böyle gider gibi. Geniş zaman, bazı kullanılışlarında 'gereklilik', 'alışkanlık' ve 'süreklilik' de gösterir: yarın buraya gelir her tarafı iyice temizlersin. Akşamları kitap okursun, pazar sabahları yürüyüşe çıkarsın vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: indiki zaman; Türkmen Türkçesi: näämäälim gelcek zamaan; Gagauz Türkçesi:bellisiz gelecek zaman ~ *şindiki-gelecek zaman; Özbek Türkçesi: hozirgi-kelasi zamon;Uygur Türkçesi: käň zaman; Tatar Türkçesi: xäzerpge-kiläçäk zaman ~ berençe (bilgesez) kiläçäkzaman; Başkurt Türkçesi: xäzerge-kiläsäk zaman; Kmk: gelecek mekensiz zaman; Krç.-Malk.: belgisiz kellik zaman; Nogay Türkçesi: älîgî-keleyek zaman; Kazak Türkçesi: awıspalı osışak; Kırgız Türkçesi: uçur-keler çak; Alt:: turguza-keler öy; Hakas Türkçesi: polar tus (-arformazı); Tuva Türkçesi: amgı-kelir üye; Şor Türkçesi: polar tem; Rusça: nastoyaşçe-buduşçeyevremya )
( AORIST~ATEMPORAL )
( AORISTE, PRÉSENT INDÉFINPRÉSENT AORISTE, PRÉSENT ATEMPOREL | ATEMPOREL~ATEMPOREL )
( AORIST~ZEITLOS )
( AORISTO~ATEMPORALE )
( ΑΌΡΙΣΤΟΣ / αόριστος~ΆΧΡΟΝΟΣ / άχρονος )
- GENİŞ ZAMANDA ile/ve/||/<> DAR ZAMANDA
( Sıkı olabilirsek. İLE/VE/||/<> Ferah olabiliriz. )
- GENİŞ ile/||/<> ENLİ ile/||/<> GEN
- GENİŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAPSAMLI
- GENİŞ ile/ve/||/<>/< KUŞATICI
- GENİŞLEME | GENELME ile/||/<> GENİŞLEMEK | GENELMEK
- GENİŞLEME | YAYILMA/TEVESSÜ[Ar. < TEVESSUʿ] ile/||/<> GENİŞLETME | YAYMA/TEVSİ[Ar. < TEVSĪʿ] ile/||/<> GENİŞ | ENGİN/VÂSİ[Ar. < VĀSİʿ] ile/||/<> GENİŞLİK | UZAM/VÜSAT[Ar. < VUSʿAT]
( genişleme yayılma )
- GENİŞLEME ile/||/<> GENİŞLEV
( 1 2 genişlev Bir iktisadi dalgalanma evresinde reel gayrisafî yurtiçi hasılanın dipten zirveye varasıya geçirdiği artma süreci daralma ünlü genişlemesi Bir delik ya da borusal bir yapının genişlemesi dilatasyon ekspansiyon ektazi )
( EXTENSION | EXPANSION | DILATATION )
( EXTENSION )
( EXTENSIO )
- GENİŞLETİLEBİLİR İŞARET DİLİ/EXTENSIBLE MARKUP LANGUAGE/XML[İng.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> (YAPILANDIRILMIŞ VERİ DEĞİŞİMINDE) JAVASCRIPT NESNE GÖSTERİMİ/JAVASCRIPT OBJECT NOTATION/JSON[İng.]
( Bir biçimlendirme dilidir ve verileri tanımlamak için etiketleri kullanır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Verileri nesneler biçiminde tanımlamak için anahtar/değer çiftlerini, diziyi vb. kullanır. )
( Karmaşık veriler için etiketleri tekrarlamamız gerekebilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Veriler, nesneler olarak temsil edilebilir. [Bu nedenle, JSON hafiftir ve XML'den daha hızlıdır.] )
- GENİŞLETME ile/||/<> GENİŞLETMEK
( Bir konuyu ayrıntılarını da katarak geliştirme Bir konuyu ayrıntılarını katarak geliştirmek GENİŞLETME Amplification bayağı kesirlerin matematik büyültmek uzamak )
( EXPAND | WIDEN | UPSETTING )
( AMPLIFICATION | AMPLIFIER | AMPLIFICATION D'UNE FRACTION ORDINAIRE )
( STAUCHUNG )
( AMPLIAMENTO )
( ΔΙΕΎΡΥΝΣΗ / διεύρυνση )
- GENİŞLETME ile/||/<> ŞİŞİRME
( Bir konuyu, ayrıntılarını da katarak, geliştirme. @@ Bir konuyu, ayrıntılarını katarak geliştirmek. (GENİŞLETME, Amplification). @@ (bayağı kesirlerin) (matematik) @@ bk. büyültmek @@ @@ @@ bk. uzamak )
( EXPAND | WIDEN | UPSETTING~UPSETTING | POPPING )
( AMPLIFICATION | AMPLIFIER | AMPLIFICATION D'UNE FRACTION ORDINAIRE~AMPLIFIER | REFOULEMENT )
( STAUCHUNG~STAUCHUNG )
( AMPLIAMENTO~GONFIAGGIO )
( ΔΙΕΎΡΥΝΣΗ / διεύρυνση~ΦΟΎΣΚΩΜΑ / φούσκωμα )
- GENİŞLETMEK ile/ve/||/<>/> GELİŞTİRMEK
- GENİŞLİK, ENLİLİK ile/||/<> EN
( Sinema Bir filmin iki kenar arasında kalan filmlerin çeşitlerine göre değişen ve filmlerin boylarını belirleyen uzunluğu genişlik II enemek 1 eng enlemek Koyun ve keçi gibi hayvanların kulaklarını keserek yapılan işaret İlyas Burdur Saçıkaralı ve Sarıkeçili aşiretleri Adana enemek 1 Beyağıl Ulukışla Niğde eng Dodurga Bilecik Dutlu Yayla Eskişehir enlemek Tokmacık Yalvaç Isparta genişlik hlk Hayvanların kulaklarına vurulan damga Türkçede im biçimi de işaret olarak kullanılır Az yer en en işaret in in en hayvanlara konulan işaret en hayvanların kulağına yapılan işaret en hayvanların kulağına yapılan işaret en Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde im biçimi de geçer Türkçede de en yanında im olarak da kullanılır Bu biçimler arasındaki benzerlik anlam açısından çarpıcı ve düşündürücüdür Ancak en ve im biçimleri arasındaki bağ ses bakımından açık değildir Moğolcada kullanılan im biçimi düşündürücüdür O nedenle imin Moğolca bir alıntı olduğu göz ardı edilemez Ne var ki Kałużyński ME Yakutça imi vermemiştir Eski Kıpçakçadan başlayarak kullanılır Orta Türkçede enemek hayvanların kulağının bir parçasını keserek işaretlemek olarak geçer Başlangıçta hayvanların erkeklik bezlerini burarak ya da çıkararak erkekliğini gidermek iğdiş etmek olarak kullanıldığı anlaşılıyor Daha sonra erkekleri hadım etmek anlamında kullanıldığı da göze çarpıyor Türkçeden Bulgarcaya en jen koyunların kulağına yapılan işaret olarak geçmiştir Eren AOH 30 375376 Mirçev Arm 162 )
( WIDTH )
( LARGEUR )
( BREITE, FILMBREITE )
- GENİTAL:
SİVİLCE ile/ve/||/<> UÇUK
- GENİTAL ÜLSER (BEHÇET) ile/||/<> CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIK ÜLSERİ
( Behçet genital ülserleri steril İLE cinsel yolla bulaşan hastalık ülserleri mikroorganizma içerir. Behçet ülserleri ağrılı ve yara izi bırakır İLE herpes ülserleri veziküler başlar. Behçet sistemik hastalık belirtisi İLE cinsel hastalıklar enfeksiyon kaynaklıdır. )
( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )
- GENİTAL ile/değil/||/<>/< GENETİK
- GENİTİF[Fr. < GÉNITIF] ile/değil/yerine/=/||/<> İLGİ DURUMU
- GENİZ ÜNLÜSÜ ile/||/<> GENİZ ÜNLÜSÜ
( Derleme genizsi vokal burun vokali geniz vokali Geniz yoluyla çıkan ünlü Türkçede bu ünlü n sesiyle birlikte kullanılır Tanrı sonra deniz sözcüklerindeki a o e ünlüleri gibi Geniz yolu açıkken boğumlanan ünlü Türkçenin bütün ünlüleri ağız ünlüleridir Ancak Anadolu ağızlarında geniz ünlülerine rastlanabilmektedir Nev ahã işte h ı haa öyle mi gibi Ayrıca kelime içinde artık kaybolmuş olan ñ ünsüzünün kendi etkisini hecesi içindeki ünlüye yüklemesinden oluşmuş bulunan geniz ünlüleri de vardır soñra sõra soñra soñna s ona koñşı g oşı komşu bunuñla bun ula bununla Aydın Bozdoğan vb )
( NASALISED VOWEL | NASAL )
( VOYELLE NASALE | VOYELLE NASALLE | CONSONNE NASALE )
( NASALENLAUT, NASALIERTER VOKAL | NASAL )
( VOCALE NASALE )
( ΡΙΝΙΚΌ ΦΩΝΉΕΝ / ρινικό φωνήεν )
- GENİZ ÜNLÜSÜ ile/||/<> GENİZ ÜNSÜZÜ
( Ağız ve burun boşluğunun arka bölümü )
- GENİZ ÜNLÜSÜ ile/||/<> GENİZ ÜNSÜZÜ
( (Derleme.. genizsi vokal, burun vokali, geniz vokali) Geniz yoluyla çıkan ünlü. Türkçede bu ünlü n sesiyle birlikte kullanılır: Tanrı, sonra, deniz sözcüklerindeki -a-, -o-, -e- ünlüleri gibi. @@ Geniz yolu açıkken boğumlanan ünlü. Türkçenin bütün ünlüleri ağız ünlüleridir. Ancak Anadolu ağızlarında geniz ünlülerine rastlanabilmektedir. Nev. ahã 'işte', hı 'haa!, öyle mi?' gibi. Ayrıca kelime içinde artık kaybolmuş olan ñ ünsüzünün kendi etkisini hecesi içindeki ünlüye yüklemesinden oluşmuş bulunan geniz ünlüleri de vardır: soñra>sõra, soñra>soñna>sona, koñşı>goşı 'komşu' bunuñla>bunula 'bununla' (Aydın Bozdoğan) vb. )
( NASALISED VOWEL | NASAL~NASAL )
( VOYELLE NASALE | VOYELLE NASALLE | CONSONNE NASALE~CONSONNE NASALE )
( NASALENLAUT, NASALIERTER VOKAL | NASAL~NASAL )
( VOCALE NASALE~CONSONANTE NASALE )
( ΡΙΝΙΚΌ ΦΩΝΉΕΝ / ρινικό φωνήεν~ΡΙΝΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / ρινικό σύμφωνο )
- GENİZ ile/||/<> GENİZ
( Ağzın arka kısmı burun boşluğunun arka kısmı Azerbaycan Türkçesi burun boşluğu Türkmen Türkçesi burun boşlugı Gagauz Türkçesi burnu boşluu Özbek Türkçesi burun boşliği Uygur Türkçesi burun boşluqi Tatar Türkçesi borın quwışlığı Başkurt Türkçesi tanawqıwışyığı buran boşluk burunnu kuwuşlugu Krç Malk burunnuiçi burunnu kuwuşu Nogay Türkçesi burin kuwıslıgı Kazak Türkçesi murin kuwısı Kırgız Türkçesi murun köňdöyü Alt tumçuk key tolı Hakas Türkçesi purun îstî Tuva Türkçesi tumçuk işti Türkçesi purnu koolı Rusça nosovaya polost )
- GENİZSİL ile/||/<> GENİZ SESİ
( geniz sesi )
( NASALISATION )
( NASALISATION )
( NASALIERUNG )
( NASALE )
( ΡΙΝΙΚΌΣ / ρινικός )
- GENİZSİL ile/||/<> GENİZSİLLEŞME | GENİZ SESİ
( bk. geniz sesi. )
( NASALISATION~NASALISATION )
( NASALISATION~NASALISATION )
( NASALIERUNG~NASALIERUNG )
( NASALE~NASALIZZAZIONE )
( ΡΙΝΙΚΌΣ / ρινικός~ΡΙΝΙΚΟΠΟΊΗΣΗ / ρινικοποίηση )
- GENİZSİL ile/||/<> GENZEL
- GENKAN ile/ve/||/<> ZAŞİKİ ile/ve/||/<> ENGAVA
(
Genkan [ 玄関 ]
Tanım: Japon evlerinin giriş kısmı olan genkan, dış mekân ile iç mekân arasında yer alan geçiş alanıdır.
- Ayakkabılar burada çıkarılır ve getabako adlı ayakkabılığa konur.
- Zemin seviyesi evin içinden daha düşüktür.
- Konuklar burada karşılanır, içeri alınmadan önce değerlendirilir.
Zaşiki [ 座敷 ]
Tanım: Tatami kaplı, genellikle konukların ağırlandığı ve törenlerin düzenlendiği geleneksel oturma odasıdır.
- Tatami döşemelidir ve fusuma ya da shoji ile çevrili olabilir.
- Tokonoma[süs nişi] bulunur.
- Çay seremonisi gibi törensel işlevlere sahiptir.
Engava [ 縁側 ]
Tanım: Japon evlerinde iç mekân ile bahçe arasında yer alan ahşap döşemeli geçiş alanıdır; bir tür yarı açık galeri/veranda işlevi görür.
- Genellikle tatami içermez; ahşap zemindir.
- Ev ile dış dünya arasında yumuşak bir sınır oluşturur.
- Doğayı izlemek, dinlenmek, mevsimi deneyimlemek için kullanılır.
- Sessizlik ve sadeliğe dayalı Japon estetiğini yansıtır.
Genkan, Zaşiki ve Engava arasındaki FaRkLaR...
| Özellik | Genkan | Zaşiki | Engava |
|---|---|---|---|
| İşlev | Giriş ve karşılama alanı | Konuk ağırlama ve tören mekânı | Dış mekânla görsel ve fiziksel bağlantı |
| Zemin | Düşük, ayakkabılı | Tatami ile kaplı | Ahşap döşeme |
| Konum | Ev girişinde | Ev içi, merkezi konumda | Bahçeye bakan dış kenarda |
| Mimari Unsurlar | Getabako (ayakkabılık), basamak | Tokonoma, fusuma, shoji | Ahşap zemin, açık ya da yarı açık yapı |
| Kültürel İşlev | Ziyaretçi karşılamak ve geçiş hazırlığı | Toplumsal durum gösterimi ve tören | Doğayla etkileşim ve dinginlik |
- GENLEŞME KATSAYISI ile/||/<> GENLEŞMEÖLÇER
( Genleşmek işi )
- GENLİK ile/||/<> DALGA BOYU
( Bir dalganın denge konumundan en büyük sapmasıdır; taşıdığı enerjiyle (karesiyle) ilişkilidir, sesin yüksekliğini ve ışığın parlaklığını belirler. @@ Bir tam çevrimin uzaydaki uzunluğudur; sesin tizliğini/pesliğini, ışığın rengini belirler. İlki dalganın ne kadar güçlü, ikincisi ne tür olduğunu söyler; ikisi birbirinden bağımsızdır. )
( Formül: A (genlik) ~ λ = v/f (dalga boyu) )
- GENLİK ile/değil/yerine/=/||/<> GENİŞLİK | DALGA GENLİĞİ
( dalga genliği genişlik dalga genliği Bolluk refah )
- GENOKOPİ[İng. GENOCOPY] ile/||/<> GENOTİP GÖRECELİ RİSKİ[İng. GENOTYPE RELATIVE RISK]
( Bir gen/genotipin başka bir gen/genotiple aynı fenotipe sebep olması. Genlerin sesteşliği de denilebilir. @@ Bir lokustaki bir genotipe karşı aynı lokustaki farklı genotipin hastalık riskidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENOM[İng. GENOME] ile/||/<> BALON BALIĞI (PUFU)[İng. PUFFER FISH] ile/||/<> ÇİFT SARMALLI RNA[İng. DOUBLE-STRANDED RNA] ile/||/<> ENTREZ ile/||/<> EPİGENETİK[İng. EPIGENETICS]
( Bir organizmanın içerisindeki genetik materyalin tamamına verilen addır. Bir canlının (genellikle tek bir gözesinin) sahip olduğu bütün genetik kodu belirtir. @@ Balon balığı, Fugu rubripes, aslında insan genomuyla aynı sayıda gen içerir ama genomu insan genomundan sekiz kat daha kompakttır. (3 Gb'ye kıyasla yaklaşık 400 Mb). @@ Ökaryotlarda,yazılım sürecinde kaza ile oluşan bir üründür.Bu ürün belirli bir virüsün genomu olarak karşımıza çıkabilir ya da virüslerin çoğalması sırasında üretililip,v iral enfeksiyonun bir işareti olarak görülebilir. Çift sarmal RNA nın, sitokin üretimini artırdığı için, viral enfeksiyonunun genel semptomlarının sorumlusu olan zehirli bir madde olduğu düşünülüyor. Çift sarmal RNA, antivirus bağışıklık mekanizmasının ana maddesi olan PKR enziminin ana aktivatörüdür. @@ Kansere neden olan genlerin bulunduğu kromozomların, gen kitaplarının, genlerin ve genom gibi genetik materyale ait kaynaklara ulaşmayı sağlayan bir erişim sistemidir. @@ Hücrenin gelişimi ve sürekliliği çok sayıda kimyasal reaksiyon tarafından kontrol edilir. Bazı stratejik zamanlarda genomun bazı kısımları "kapatılır", diğer zamanlarda bu kısımlar "açılır". Epigenetik çalışma, bu reaksiyonları ve onları etkileyen etmenlerin araştırılmasıdır. Kısaca, genetik işlemlere sebep olacak tepkimelerin ve bu tepkimeleri kontrol eden biyokimyasal içeriğin araştırılması bilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENOM ile/||/<> GENOM[Fr. < GÉNOME]
( genos oğul Bir gamette bulunan ve bir türe özgü olan en küçük sayıdaki bir seri kromozom n sayıdaki kromozom jenom Prokaryot ya da ökaryot organizmalardaki genetik materyalin hepsi Bir gamette bulunan ve bir türe özgü en küçük sayıdaki bir seri kromozom haploit sayıdaki kromozom Bireye bir ya da her iki ebeveynden gelen gen takımı )
( GENOME | GENOM )
( GÉNOME )
( GENOM )
- GENOM ile/||/<> PROTEOM
( Genom tüm DNA İLE proteom tüm protein. )
( Formül: Sabit İLE değişken )
- GENOM ile/||/<> TRANSKRİPTOM ile/||/<> PROTEOM ile/||/<> METABOLOM
( Sistem seviyesinde biyolojik analiz. )
( Formül: Sistem = Σ(bileşenler + etkileşimler) )
( Craig Venter tarafından 2003 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1946-) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: İnsan genomu projesi, sentetik yaşam) )
- GENOME[Fr. < GÉNOME] ile/değil/yerine/=/||/<> GENOM
( Gametlerde bulunan kromozomlar )
- GENOMİK ile/||/<> PROTEOMİK
( Genomik gen analizi İLE proteomik protein analizi. )
( Formül: DNA dizileme İLE kütle spektrometrisi )
- GENOSİT[Fr. < GÉNOCIDE] ile/değil/yerine/=/||/<> SOYKIRIM
- GENOTİP[Fr. < GÉNOTYPE] ile/değil/yerine/=/||/<> SOY YAPISI
- GENOTİP ile/||/<> FENOTİP
( Genotip genetik yapı İLE fenotip gözlenen özelliktir )
( Formül: Aa İLE kahverengi göz )
( Gregor Mendel tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1884) (Ülke: Avusturya) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Kalıtım yasaları, modern genetiğin kurucusu) )
- GENOTİP ile/ve/||/<>/> FENOTİP
- GENOTİP ile/||/<> FENOTİP ile/||/<> ÇEVRE
( Genotip genetik yapı, fenotip gözlenen özellik, çevre ise modifiye edici faktördür. )
( Formül: F = G + E + (G×E) )
- GENOTİP ile/||/<> GENOTİP[Fr. < GÉNOTYPE]
( genos oğul typos hayal Bir bireyin genlerinin karakterleri bakımından gösterdiği yapı genos döl typos örnek Bir organizmanın çevre faktörleri ile birlikte fenotipini tayin eden genetik yapısı 1 Bir bireyin sahip olduğu genler toplamı ya da aynı genetik yapıyı paylaşan tüm bireyler topluluğu 2 Bir organizmanın genetik yapısı 1 Bir canlının kök aldığı zigotun sahip olduğu ve o canlının bütün karakterlerinin oluşması için gerekli olan genlerin tamamı 2 Hayvan yetiştiriciliğinde ise söz konusu karakteriyle ilgili genler )
( GENOTYPE )
( GÉNOTYPE )
( GENOTYPISCH | GENOTYPUS )
- GENTIL[Fr.] ile/||/<> JANTİ[Fr.]
( Zarif kibar Ne janti çocuk Orhan Pamuk Sessiz Ev 101 Çok janti adamdı Füruzan Benim Sinemalarım 119 )
- GENTİL[Fr. < GENTIL] ile/değil/yerine/=/||/<> JANTİ
( Güzel şık havalı gösterişli olan kimse )
- GENTLEMAN[Fr. < GENTLEMAN] ile/değil/yerine/=/||/<> CENTİLMEN
( İyi arkadaşlık eden saygılı görgülü kibar erkek )
- GENTLEMEN'S AGREEMENT[İng.] ile/||/<> CENTİLMENLİK ANLAŞMASI
( İki ya da daha fazla firmanın piyasaları bölüşmek fiyatı ya da üretimi belirlemek gibi yollarla rekabeti önlemek amacıyla yaptıkları sözlü ya da resmi olmayan anlaşma )
( GENTLEMEN'S AGREEMENT )
- GENZEL ve/||/<> GENZEK
( Genizle ilgili. | Genizden çıkarılan (selen), genizsi. VE/||/<> Genizden konuşan, hımhım. )
- GEO- ile/||/<> TOP-/TOPO-/-TOPY
( Yer, toprak. İLE/||/<> Yer, yerleşim, lokalize. )
- GEODESIC[İng.] ile/||/<> GEODÄTE, EXTREMALE[Alm.] ile/||/<> KESEL[Ar. < KESEL]
( Bir yüzey üzerindeki bir noktadan bir başka noktaya giden ve yüzey üzerinde kalan en kısa yol )
( GEODESIC )
( GEODÄTE, EXTREMALE )
- GEODESİE[Fr. < GÉODÉSIE] ile/değil/yerine/=/||/<> GEODEZİ
( Yer yuvarlağının büyüklüğü ve biçimi ile ilgili ölçme yollarını ve haritaların yapılmasında temel değerleri veren bilim dalı )
- GEODEZİK ile/||/<> MİNİMAL YÜZEY ile/||/<> KATENOİD
( Geometrik optimizasyon problemleri. )
( Formül: d²x^i/ds² + Γ^i_jk(dx^j/ds)(dx^k/ds) = 0 )
- GEODYNAMİQUE[Fr. < GÉODYNAMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> JEODİNAMİK
( Volkan deprem aşınma vb etkenlerle yer kabuğunda oluşan değişikliklerin incelenmesi )
- GÉOGRAPHIE HUMAINE[Fr.] ile/||/<> BEŞERÎ COĞRAFYA
( coğrafya )
( GÉOGRAPHIE HUMAINE )
- GÉOGRAPHIE LINGUISTIQUE[Fr.] ile/||/<> DİL COĞRAFYASI
( Dil olaylarının yayılış alanlarını belirtmeyi konu olarak alan bilim kolu )
( GÉOGRAPHIE LINGUISTIQUE )
- GEOGRAPHY OF POPULATION[İng.] ile/||/<> GÉOGRAPHİE DE LA POPULATİON[Fr.] ile/||/<> BEVÖLKERUNGSGEOGRAPHIE[Alm.] ile/||/<> NÜFUS COĞRAFYASI
( İnsan coğrafyasının nüfusa değgin başlıca konularını içeren bölümü )
( GEOGRAPHY OF POPULATION )
( GÉOGRAPHIE DE LA POPULATION )
( BEVÖLKERUNGSGEOGRAPHIE )
- GEOİDE[Fr. < GÉOÏDE] ile/değil/yerine/=/||/<> GEOİT
( Yerkürenin geometrik olmayan gerçek biçimi )
- GEOİT/GEOİDE[Fr. < GÉOÏDE] ile/||/<> HİDROJEOLOJİ/HYDROGEOLOGİE[Fr. < HYDROGÉOLOGIE] ile/||/<> JEODİNAMİK/GEODYNAMİQUE[Fr. < GÉODYNAMIQUE] ile/||/<> JEOFİZİK/GEOPHYSİQUE[Fr. < GÉOPHYSIQUE] ile/||/<> JEOKİMYA/GEOKİMYA[Fr. < GÉO + Ar. KĪMYĀ] ile/||/<> JEOTERMAL/GEOTHERMAL[Fr. < GÉOTHERMAL] ile/||/<> JEOTERMİ/GEOTHERMİE[Fr. < GÉOTHERMIE] ile/||/<> JEOTERMİK/GEOTHERMİQUE[Fr. < GÉOTHERMIQUE] ile/||/<> PETROLOJİ/PETROLOGİE[Fr. < PÉTROLOGIE] ile/||/<> STRATİGRAFİ/STRATİGRAPHİE[Fr. < STRATIGRAPHIE] ile/||/<> TEKTONİK/TECTONİQUE[Fr. < TECTONIQUE] ile/||/<> GEOTEKNİK/GEOTECHNİQUE[Fr. < GÉOTECHNIQUE] ile/||/<> HİDROTERMAL/HİDROTERMAL[Fr. < HIDROTERMAL] ile/||/<> GEODEZİ/GEODESİE[Fr. < GÉODÉSIE] ile/||/<> HİDROJEOLOJİK/HYDROGEOLOGİQUE[Fr. < HYDROGÉOLOGIQUE] ile/||/<> HİDROLOJİK/HYDROLOGİQUE[Fr. < HYDROLOGIQUE] ile/||/<> PETROLOJİK/PETROLOGİQUE[Fr. < PÉTROLOGIQUE]
( Yerkürenin geometrik olmayan gerçek biçimi )
- GEOİT[Fr. < GÉOÏDE] ile/||/<> JEOİT
( jeoit )
( GÉOÏDE )
- GEOKİMYA[Fr. < GÉO + Ar. KĪMYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> JEOKİMYA
( Yer kabuğunu oluşturan kimyasal ögelerin tümü )
- GEOMANCY[İng.] ile/||/<> GÉOMANCIE[Fr.] ile/||/<> GEOMANTIE[Alm.] ile/||/<> REMİL[Ar. < REML]
( Topraktaki küldeki kumdaki kâğıttaki gelişigüzel çizgilerden noktalardan biçimlerden geleceği okuma sanatı )
( GEOMANCY )
( GÉOMANCIE )
( GEOMANTIE )
- GEOMETRİ/HENDESE[Ar. < HENDESE] ile/||/<> GEOMETRİK/HENDESİ[Ar. < HENDESĪ]
- GEOMETRİ/HENDESE ile/ve/||/<> MÜSELLESAT[Ar.]/TRİGONOMETRİ[Fr./İng.]
( Trigonometri, bağımsız bir bilim olarak, Meraga'da kurulmuştur. )
( Nokta, çizgi, açı, yüzey ve nesnelerin birbiriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı. | Bu konu ile ilgili olan kitap ya da ders. İLE/VE/||/<> Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik dalı. )
- GEOMETRİ ile/||/<> ...
( 8 Geometri çizgilerin yüzeylerin ve hacimlerin belli bir ölçü ile genliklerini ölçmeyi öğreten birilimdir )
- GEOMETRİ ve/||/<> GONİOMETRİ[SİNÜS, COSİNÜS[TAMÂM-I CEYB], TANJANT[TANGENS], COTANJANT[COTENGENS]]
(
|
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 |
0.99985 0.99939 0.99863 0.99756 0.99619 0.99452 0.99255 0.99027 0.98769 0.98481 0.98163 0.97815 0.97437 0.97030 0.96593 0.96126 0.95830 0.95106 0.94552 0.93969 0.93358 0.92718 0.92050 0.91355 0.90631 89879 0.89101 0.88295 0.87462 0.86603 0.85717 0.84805 0.83867 0.82904 0.81915 0.80902 0.79864 0.78801 0.77715 0.76604 0.75471 0.74314 0.73135 0.71934 |
0.99979 0.99929 0.99847 0.99736 0.99594 0.99421 0.99219 0.98986 0.98723 0.98430 0.98107 0.97754 0.97371 0.96959 0.96517 0.96046 0.95545 0.95015 0.94457 0.93869 0.93253 0.92609 0.91936 0.91236 0.90507 0.89752 0.88968 0.88158 0.87321 0.86457 0.85567 0.84560 0.83708 0.82741 0.81748 0.80730 0.79688 0.78622 0.77531 0.76417 0.75280 0.74120 0.72937 0.71732 |
0.99973 0.99917 0.99831 0.99714 0.99567 0.99390 0.99182 0.98944 0.98676 0.98378 0.98050 0.97692 0.97304 0.96887 0.96440 0.95964 0.95459 0.94924 0.94361 0.93769 0.93148 0.92499 0.91822 0.91116 0.90383 0.89623 0.88835 0.88020 0.74178 0.86310 0.85416 0.84495 0.83549 0.82577 0.81580 0.80558 0.79512 0.78442 0.77347 0.76229 0.75088 0.73924 0.72737 0.71529 |
0.99966 0.99905 0.99813 0.99692 0.99540 0.99357 0.99144 0.98902 0.98629 0.92325 0.97992 0.97630 0.97237 0.96815 0.96363 0.95882 0.95372 0.98432 0.94264 0.93667 0.93042 0.92388 0.91706 0.90996 0.90259 0.89493 0.88701 0.87882 0.87036 0.86163 0.85264 0.84339 0.83389 0.84213 0.81412 0.80386 0.79335 0.78261 0.77162 0.76041 0.74896 0.73728 0.72537 0.71325 |
0.99958 0.99892 0.99795 0.99668 0.99511 0.99324 0.99106 0.98858 0.98580 0.98272 0.97934 0.97566 0.97169 0.96742 0.96285 0.95799 0.95284 0.94740 0.94167 0.93565 0.92935 0.92276 0.91590 0.90875 0.90133 0.89363 0.88566 0.87743 0.86892 0.86015 0.85112 0.84182 0.83228 0.82248 0.81242 0.80212 0.79158 0.78079 0.76977 0.75851 0.74703 0.73531 0.72337 0.71121 |
0.99949 0.99878 0.99778 0.99644 0.99482 0.99290 0.99867 0.98814 0.98531 0.98213 0.97875 0.97502 0.97100 0.96667 0.96206 0.95716 0.95195 0.94646 0.94068 0.93462 0.92827 0.92164 0.91472 0.90753 0.90007 0.89232 0.88431 0.87603 0.86748 0.85865 0.84959 0.84025 0.83066 0.82082 0.81072 0.80038 0.78980 0.77897 0.76791 0.75661 0.74509 0.73333 0.72136 0.70916 |
0.99989 0.99869 0.99756 0.99619 0.99452 0.99255 0.99027 0.98769 0.98481 0.98163 0.97815 0.97437 0.97030 0.96593 0.96126 0.95630 0.95106 0.94552 0.93969 0.93358 0.92718 0.92050 0.91355 0.90631 0.89879 0.89101 0.88295 0.87462 0.86603 0.85717 0.84805 0.83867 0.82904 0.81915 0.80902 0.79864 0.78801 0.77715 0.76604 0.75471 0.74314 0.73135 0.71934 0.70711 |
88 87 86 85 84 83 82 81 80 79 78 77 76 75 74 73 72 71 70 69 68 67 66 65 64 63 62 61 60 59 58 57 56 55 54 53 52 51 50 49 48 47 46 45 |
| GRAD |
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 |
0.01746 0.03492 0.05241 0.08998 0.08749 0.15010 0.12278 0.14054 0.15838 0.17633 0.19438 0.21256 0.23087 0.24988 0.26795 0.28875 0.30573 0.32492 0.34433 0.36397 0.38386 0.40403 0.42447 0.44523 0.46631 0.48773 0.50953 0.53171 0.55431 0.57735 0.60086 0.62487 0.64941 0.67451 0.70021 0.72654 0.75355 0.78129 0.80976 0.83910 0.86929 0.90040 0.93252 0.96569 |
0.02036 0.03783 0.05533 0.07285 0.09642 0.10805 0.12574 0.14351 0.16137 0.17933 0.19740 0.21560 0.23393 0.25242 0.27107 0.28990 0.30891 0.32814 0.34758 0.36727 0.38721 0.40741 0.42791 0.44872 0.46985 0.49134 0.51320 0.53545 0.55812 0.58124 0.60483 0.62892 0.65355 0.67875 0.70455 0.73100 0.75812 0.78598 0.81461 0.84407 0.87441 0.90569 0.93797 0.97133 |
0.02328 0.04075 0.05824 0.07578 0.09335 0.11099 0.12869 0.14648 0.16435 0.18233 0.20042 0.21864 0.23700 0.25552 0.27419 0.29305 0.31210 0.33136 0.35085 0.37057 0.39055 0.41081 0.43136 0.45222 0.47341 0.49495 0.51688 0.53920 0.56194 0.58513 0.60881 0.63299 0.65771 0.68301 0.70891 0.73547 0.76272 0.79070 0.81946 0.84906 0.87955 0.91099 0.94345 0.97700 |
0.02619 0.04366 0.06116 0.07870 0.09629 0.11394 0.13165 0.14945 0.16734 0.18534 0.20345 0.22169 0.21008 0.25862 0.27732 0.29621 0.34530 0.33460 0.35412 0.37388 0.39391 0.41421 0.43481 0.45573 0.47698 0.49858 0.52057 0.54296 0.56577 0.58905 0.61280 0.63707 0.66189 0.68728 0.71329 0.73996 0.76733 0.79544 0.82434 0.95408 0.88473 0.91633 0.94896 0.98270 |
0.02910 0.04658 0.06408 0.08163 0.09923 0.11688 0.13461 0.15243 0.17033 0.18835 0.20648 0.22475 0.24316 0.26172 0.28046 0.29938 0.31850 0.33783 0.35740 0.37720 0.39727 0.41763 0.43828 0.45924 0.48055 0.50222 0.52427 0.54673 0.56962 0.59297 0.61681 0.64117 0.66608 0.69157 0.71769 0.74447 0.77196 0.80020 0.82923 0.85912 0.88992 0.92170 0.95451 0.98843 |
0.03201 0.04949 0.06700 0.08456 0.10216 0.11983 0.13758 0.15540 0.17333 0.19136 0.20952 0.22881 0.24624 0.26483 0.28360 0.30255 0.32171 0.34108 0.36068 0.38053 0.40065 0.42105 0.44175 0.46277 0.48414 0.50587 0.52798 0.55051 0.57348 0.59691 0.62083 0.64528 0.67028 0.69588 0.72211 0.74900 0.77661 0.80498 0.83415 0.86419 0.89515 0.97209 0.96008 0.99420 |
0.03492 0.05241 0.06993 0.08749 0.10510 0.12278 0.14054 0.15338 0.17633 0.19438 0.21256 0.23087 0.24933 0.26795 0.28675 0.30573 0.32492 0.34488 0.36397 0.38386 0.40403 0.42447 0.44523 0.46631 0.48773 0.50953 0.53171 0.55431 0.57735 0.60086 0.62487 0.64941 0.67451 0.70021 0.72654 0.75355 0.78129 0.80978 0.83910 0.86929 0.90040 0.93252 0.96569 1.00000 |
88 87 86 85 84 83 82 81 80 79 78 77 76 75 74 73 72 71 70 69 68 67 66 65 64 63 62 61 60 59 58 57 56 55 54 53 52 51 50 49 48 47 46 45 |
|
|
|
| ||||||||
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 |
57.28996 28.63625 19.08114 14.30067 11.43005 9.51436 8.14435 7.11537 6.31375 5.67128 5.14455 4.70463 4.33148 4.01078 3.73205 3.48741 3.27085 3.07768 2.90421 2.74748 2.60509 2.47509 2.35585 2.24604 2.14451 2.05030 1.96261 1.88073 1.80405 1.73205 1.66428 1.60033 1.58987 1.48256 1.42815 1.37638 1.32704 1.27994 1.23490 1.19175 1.15037 1.11061 1.07237 1.03553 |
49.10388 26.43160 18.07498 13.72674 11.05943 9.25530 7.95302 6.96823 6.19703 5.57638 5.06584 4.63825 4.27471 3.96165 3.68909 3.44951 3.23714 3.04749 2.87700 2.72281 2.58261 2.45451 2.33693 2.22857 2.12832 2.03526 1.94858 1.86760 1.79174 1.72047 1.65337 1.59002 1.53010 1.47330 1.41934 1.36800 1.31904 1.27230 1.22758 1.18474 1.14363 1.10414 1.06613 1.02952 |
42.96408 24.54176 17.16934 13.19688 10.71191 9.00983 7.77035 6.82694 6.08444 5.48451 4.98940 4.57363 4.21933 3.91364 3.64705 3.41236 3.20406 3.01783 2.85023 2.69853 2.53865 2.43422 2.31826 2.21132 2.11233 2.02039 1.93470 1.85462 1.77955 1.70901 1.64256 1.57981 1.52043 1.40411 1.41061 1.35968 1.31110 1.26471 1.22031 1.17777 1.13694 1.09770 1.05994 1.02355 |
38.18846 22.90377 16.34986 12.70621 10.38540 8.77689 7.59575 6.69116 5.97576 5.39552 4.91516 4.51071 4.16530 3.86671 3.60588 3.37594 3.17159 2.98869 2.82391 2.67462 2.53865 2.41421 2.29984 2.19430 2.09654 2.00569 1.92098 1.84177 1.76749 1.69766 1.63185 1.56969 1.51084 1.45501 1.40195 1.35142 1.30323 1.25717 1.21310 1.17085 1.13029 1.09131 1.05378 1.01761 |
34.36777 21.47040 15.60478 11.25051 10.07803 8.55555 7.42871 6.56055 5.87080 5.30928 4.84300 4.44942 4.11256 3.82083 3.56557 3.34023 3.13972 2.96004 2.79802 2.65109 2.51715 2.39449 2.28167 2.17749 2.08094 1.99116 1.90741 1.82906 1.75556 1.68643 1.62125 1.55966 1.50133 1.44598 1.39336 1.34323 1.29541 1.24969 1.25093 1.16398 1.12369 1.08496 1.04766 1.01170 |
31.24158 20.20555 14.92442 11.82617 9.78817 8.34496 7.26873 6.43484 4.76937 5.22566 4.77286 4.38969 4.06107 3.77595 3.52609 3.30521 3.10842 2.93189 2.77254 2.62791 2.49597 2.37504 2.26374 2.16090 2.06553 1.97680 1.89400 1.81649 1.74375 1.67530 1.61074 1.54972 1.49190 1.43703 1.38484 1.33511 1.28764 1.24227 1.19882 1.15715 1.11713 1.07864 1.04158 1.00583 |
28.63625 19.08114 14.30067 11.43005 9.51436 8.14435 7.11537 6.31375 5.67128 5.14455 4.70463 4.33148 4.01078 3.73205 3.48741 3.27085 3.07768 2.90421 2.74748 2.60509 2.47509 2.35585 2.24604 2.14451 2.05030 1.96261 1.88073 1.80405 1.73205 1.66428 1.60033 1.53987 1.48256 1.42815 1.37638 1.32704 1.27994 1.23490 1.19175 1.15037 1.11061 1.07237 1.03553 1.00000 |
88 87 86 85 84 83 82 81 80 79 78 77 76 75 74 73 72 71 70 69 68 67 66 65 64 63 62 61 60 59 58 57 56 55 54 53 52 51 50 49 48 47 46 45 |
1 2 3 4 5 |
. 017 . 035 . 052 . 070 . 087 |
. 018 . 035 . 052 . 070 . 087 |
1. 000 0. 999 . 999 . 998 . 996 |
0. 018 . 035 . 052 . 070 . 088 |
47 48 49 50 |
. 820 . 838 . 855 . 873 |
. 731 . 743 . 755 . 766 |
. 682 . 669 . 656 . 643 |
1. 072 1. 111 1. 150 1. 192 | |
7 8 9 10 |
. 122 . 140 . 157 . 175 |
. 122 . 139 . 156 . 174 |
. 993 . 990 . 988 . 985 |
. 123 . 141 . 158 . 176 |
52 53 54 55 |
. 908 . 925 . 942 . 960 |
. 788 . 799 . 809 . 819 |
. 616 . 602 . 588 . 574 |
1. 280 1. 327 1. 376 1. 428 | |
12 13 14 15 |
. 209 . 227 . 244 . 262 |
. 208 . 225 . 242 . 259 |
. 978 . 974 . 970 . 966 |
. 213 . 231 . 249 . 268 |
57 58 59 60 |
. 995 1. 012 1. 030 1. 047 |
. 839 . 848 . 857 . 866 |
. 545 . 530 . 515 . 500 |
1. 540 1. 600 1. 664 1. 732 | |
17 18 19 20 |
. 297 . 314 . 332 . 349 |
. 292 . 309 . 326 . 342 |
. 956 . 951 . 946 . 940 |
. 306 . 325 . 344 . 364 |
62 63 64 65 |
1. 082 1. 100 1. 117 1. 134 |
. 883 . 891 . 899 . 906 |
. 470 . 454 . 438 . 423 |
1. 881 1. 963 2. 050 2. 145 | |
22 23 24 25 |
. 384 . 401 . 419 . 436 |
. 375 . 391 . 407 . 423 |
. 927 . 921 . 914 . 906 |
. 404 . 425 . 445 . 466 |
67 68 69 70 |
1. 169 1. 187 1. 204 1. 222 |
. 921 . 927 . 934 . 940 |
. 391 . 375 . 358 . 342 |
2. 356 2. 475 2. 605 2. 747 | |
27 28 29 30 |
. 471 . 489 . 506 . 524 |
. 454 . 470 . 485 . 500 |
. 891 . 883 . 875 . 866 |
. 510 . 532 . 554 . 577 |
72 73 74 75 |
1. 257 1. 274 1. 292 1. 309 |
. 951 . 956 . 961 . 966 |
. 309 . 292 . 276 . 259 |
3. 078 3. 271 3. 487 3. 732 | |
32 33 34 35 |
. 559 . 576 . 593 . 611 |
. 530 . 545 . 559 . 574 |
. 848 . 839 . 829 . 819 |
. 625 . 649 . 675 . 700 |
77 78 79 80 |
1. 344 1. 361 1. 379 1. 396 |
. 974 . 978 . 982 . 985 |
. 225 . 208 . 191 . 174 |
4. 331 4. 705 5. 145 5. 671 | |
37 38 39 40 |
. 646 . 663 . 681 . 698 |
. 602 . 616 . 629 . 643 |
. 799 . 788 . 777 . 766 |
. 754 . 781 . 810 . 839 |
82 83 84 85 |
1. 431 1. 449 1. 466 1. 484 |
. 990 . 993 . 995 . 996 |
. 139 . 122 . 105 . 087 |
7. 115 8. 144 9. 514 11. 43 | |
42 43 44 45 |
. 733 . 751 . 768 . 785 |
. 669 . 682 . 695 . 707 |
. 743 . 731 . 719 . 707 |
. 900 . 933 . 966 1. 000 |
87 88 89 90 |
1. 518 1. 536 1. 553 1. 571 |
. 999 . 999 1. 000 1. 000 |
. 052 . 035 . 018 . 000 |
19. 08 28. 64 57. 29 |
( SİNÜS: Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı. | KOSİNÜS: Tümler açının sinüsü. | TANJANT: Başka bir çizgiye, eğriye ya da yüzeye dokunan fakat onu kesmeyen çizgi, eğri ya da yüzey. | Bir şeye yalnız bir noktada değen. | KOTANJANT: Bir dik üçgende, komşu kenarın, karşı kenara oranı. )
( )
- GEOMETRİ ve/||/<> RİTİM
- GEOMETRIC GROUP THEORY ile/||/<> ALGEBRAİC TOPOLOGY
( Geometric group theory grupları geometrik nesneler olarak incelerken İLE algebraic topology uzayların cebirsel invariantlarını inceler )
( Formül: Cayley graph )
- GEOMETRIC SATAKE ile/||/<> CLASSICAL SATAKE
( Geometric Satake geometrik temsil kuramı yaklaşımıyken İLE classical Satake harmonik analiz yaklaşımıdır )
( Formül: Perverse sheaves on affine Grassmannian )
- GEOMETRİE[Fr. < GÉOMÉTRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> GEOMETRİ
( düzlem geometri tasarı geometri uzay geometri Nokta çizgi açı yüzey ve cisimlerin birbirleriyle ilişkilerini ölçümlerini özelliklerini inceleyen matematik dalı hendese Bu konu ile ilgili olan kitap ya da ders )
- GEOMETRİK ADÂLET ile/ve/||/<>/> ARİTMETİK ADÂLET
- GEOMETRİK ÇİZİM ile/||/<> TASAR ÇİZİM
( Çizmek işi Çizilerek oluşturulmuş biçim Bir şeklin belli bir kurala göre cetvel ve pergel yardımıyla çizilmesi işi )
- GEOMETRİK DİZİ ile/||/<> GEOMETRİ DİZİSİ
( geometri dizisi Her sayısı bir öncekinin sabit bir değerle çarpımından oluşan dizi )
( GEOMETRIC PROGRESSION | GEOMETRIC SEQUENCE )
( PROGRESSION GÉOMÉTRIQUE )
( GEOMETRISHE FOLGE )
- GEOMETRİK OPTİK ile/||/<> FİZİKSEL OPTİK
( Geometrik ışınlarla, fiziksel optik dalga doğasıyla ilgilenir. )
( Formül: Snell yasası İLE girişim )
( İbn-i Heysem (Alhazen) tarafından 1015 yılında keşfedildi/formüle edildi. (965-1040) (Ülke: İslam Dünyası) (Alan: Fizik, Matematik, Optik) (Önemli katkıları: Optik, bilimsel yöntem) )
- GEOMETRİQUE[Fr. < GÉOMÉTRIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> GEOMETRİK
( geometrik çizim geometrik dizi geometrik yer Geometriyle ilgili ya da geometriye uygun olan hendesi )
- GÉOMORPHOLOGIE[Fr.] ile/||/<> JEOMORFOLOJİ[Fr. < GÉOMORPHOLOGIE]
( coğrafya )
( GÉOMORPHOLOGIE )
- GEOMORPHOLOGİQUE[Fr. < GÉOMORPHOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> JEOMORFOLOJİK
( Yüzey bilimi ile ilgili )
- GEOPHYSİQUE[Fr. < GÉOPHYSIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> JEOFİZİK
( Yer yuvarlağını ve atmosferi etkileyen doğal fiziksel olayların incelenmesi )
- GEOPOLİTİQUE[Fr. < GÉOPOLITIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> JEOPOLİTİK
( Coğrafya ekonomi nüfus vb nin bir devletin politikası üzerindeki etkisi Bir devlette bir bölge için uygulanan politikayla o yerin coğrafyası arasındaki ilişki Bir devletin saldırgan nitelikteki genişlemesini ekonomik ve siyasi coğrafya açısından haklı kılmaya yönelik siyasi öğreti )
- JOHN LOCKE ile/ve/||/<>/> GEORGE BERKELEY
( 29 Ağustos 1632 - 28 Ekim 1704 İLE/VE/||/<>/> 12 Mart 1685 - 14 Ocak 1753 )
- GEORGETTE[Fr. < GEORGETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> JORJET
( Bürümcük görünüşlü çok bükümlü genellikle pamuk iplikleri ile dokunmuş bir kumaş Bu kumaştan yapılan )
- GEOSİSMİQUE[Fr. < GÉOSISMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> JEOSİSMİK
( Bir patlama sonucu derinlemesine yayılan dalgaların incelenmesi yoluyla yeryüzü katmanlarındaki madenleri araştırma yöntemi )
- GÉOSYNCLINAL[Fr.] ile/||/<> JEOSENKLİNAL[Fr. < GÉOSYNCLINAL]
( yerineç jeoloji )
( GÉOSYNCLINAL )
- GEOSYNCLİNAL[Fr. < GÉOSYNCLINAL] ile/değil/yerine/=/||/<> JEOSENKLİNAL
( Yer kabuğunun uzun bir süre çöken buna bağlı olarak kat kat kalın tortullarla dolmuş bulunan bölümü )
- GEOTECHNİQUE[Fr. < GÉOTECHNIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> GEOTEKNİK
( İnşaat mühendisliğinin temel yapımında kullanılmak üzere zeminin davranış özelliklerini inceleyen alt uzmanlık alanı )
- GEOTHERMAL[Fr. < GÉOTHERMAL] ile/değil/yerine/=/||/<> JEOTERMAL
( jeotermal enerji Yer altında bulunduğu ya da yer altından geçtiği için sıcaklığı yüksek olan )
- GEOTHERMAL[İng.] ile/||/<> JEOTERMAL[Fr. < GÉOTHERMAL]
( Yer kabuğunun iç kısımlarında ısınan sıcak su ya da bunlardan elde edilen enerji )
( GEOTHERMAL )
( GÉOTHERMAL )
- GEOTHERMİE[Fr. < GÉOTHERMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> JEOTERMİ
( Yerkürede oluşan ısı olaylarının incelenmesi Yerküreyle ilgili ısı şartları sıcaklıkların dağılımı ısı alışverişi vb ni inceleyen jeofizik dalı )
- GEOTHERMİQUE[Fr. < GÉOTHERMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> JEOTERMİK
( Jeotermi ile ilgili )
- GERARDUS MERCATOR ve/||/<> JODOCUS HONDIUS
( 1512 - 1594 ve/||/<> 1563 - 1612 )
- [ne yazık ki]
"GERÇEĞİ SÖYLEMEK" ile/ve/değil/||/<>/< "DÜŞÜNMEDEN KONUŞMAK"
- GERÇEĞİN BİLGİSİ:
DENEYLE BAŞLAR ve/||/<> DENEYLE BİTER
- BENLİK:
GERÇEK ile/ve/||/<>/> İMGESEL ile/ve/||/<>/> SİMGESEL
- GERÇEK DIŞI/İRREALİST[Fr. < IRRÉALISTE] ile/||/<> GERÇEK DIŞI/HİLAFIHAKİKAT[Ar. < ḪİLĀF + ḤAḲĪḲAT]
- GERÇEK DIŞILIK ile/||/<> GERÇEĞE AYKIRILIK
- GERÇEK DOST:
İYİ GÜNDE ve/||/<> KÖTÜ GÜNDE
( Davetle gelir. VE/||/<> Kendiliğinden gelir. )
- GERÇEK | GERÇEKLİK | GERÇEKTEN/HAKİKAT[Ar. < ḤAḲĪḲAT] ile/||/<> GERÇEKLİK | DOĞRULUK/GERÇEK
( hilafıhakikat gerçek gerçeklik gerçekten )
- GERÇEK GÖRÜNTÜ ile/||/<> SANAL GÖRÜNTÜ
( Gerçek görüntü perde üzerinde İLE sanal görüntü uzantıların kesişimindedir. )
( Formül: q > 0 İLE q < 0 )
- GERÇEK GÖRÜNTÜ ile/||/<> SANAL GÖRÜNTÜ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Işınların gerçekten kesişmesiyle oluşan, bir perdeye düşürülebilen görüntüdür; genellikle terstir, yakınsak mercek ve çukur aynada oluşur. @@ Işınların gerçekte değil, uzantılarının kesişmesiyle oluşan, perdeye düşürülemeyen görüntüdür; düzdür, düz ayna ve büyüteçte görülür. İlki yakalanabilir, ikincisi yalnızca göz ya da mercekle görülür. )
( Formül: Toplanabilir ~ toplanamaz )
- GERÇEK KİŞİ:
[ya] KAÇAR ile/ve/||/<> "ZARAR VERİR"
- GERÇEK MANTARLAR ile/||/<> ASMA MİLDİYÖSÜ
( Bağlarda mildiyu hastalığını yapan emeçleri iyi gelişmiş mantarlar Peronospora viticola )
( PERONOSPORA VITICOLA cum/||/<> PLASMOPARA VITICOLA )
- MUTLULUK:
GERÇEK ile/ve/||/<> GÖRELİ
- GERÇEK | REEL[Fr. < RÉEL] ile/||/<> ...
( RÉEL )
- GERÇEK ile/||/<> ÇIN
( çınayaz )
- GERÇEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ETKİLİ
- GERÇEK ile/değil/yerine/=/||/<> GERÇEKLİK | DOĞRULUK
( gerçek dışı gerçek kişi gerçek mantarlar gerçek sayı gerçeküstü gerçeğe aykırı gerçeğe uygun acı gerçek Yalan olmayan doğru olan şey çın ciddi hakikat gerçeklik doğruluk Yalan olmayan Bir durum bir nesne ya da bir nitelik olarak var olan varlığı inkâr edilemeyen olgu durumunda olan özbeöz hakiki reel Aslına uygun nitelikler taşıyan sahici Temel başlıca asıl Doğadaki gibi olan doğayı olduğu gibi yansıtan Yapay olmayan Düşünülen tasarımlanan imgelenen şeylere karşıt olarak var olan )
- GERÇEKÇİ YAKLAŞIM ile/ve/||/<> AKLÎ GÖRÜ
- GERÇEKÇİLİK ile/||/<> REALİSTLİK
- GERÇEKLER:
DEMİ ve/||/<> DEVRANI"NA... HÛ
- GERÇEKLERDEN "UZAKLAŞMAK" ile/ve/||/<> "SIKINTILAR(IN)DAN KURTULMAK"
( Gerçeklerden uzaklaşmanın, sıkıntılar(ın)dan kurtaracağına inanmanın/beklemenin, güldürüden başka bir değeri yoktur. )
- GERÇEKLERİ DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARABİLECEKLERİ DÜŞÜNMEK
- GERÇEKLEŞEN NİŞ ile/||/<> TEMEL NİŞ
( Gerçekleşen rekabet sınırlı, temel maksimum potansiyel. )
( Formül: Actual İLE fundamental )
- GERÇEKLEŞME ile/ve/||/<> EKSİKSİZLEŞME
- GERÇEKLEŞTİREBİLECEKLERİMİZ/ÖĞÜTLEYEBİLECEKLERİMİZ:
BAŞARILI "OLUP/OLMAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< MUTLU OLMAK
- GERÇEKLEŞTİRME GÖREVLİSİ ile/||/<> GERÇEKLEŞTİRME MEMURU
( Gerçekleştirmek işi temin realizasyon )
- GERÇEKLEŞTİRME GÖREVLİSİ ile/||/<> TAHAKKUK MEMURU ile/||/<> GERÇEKLEŞTİRME MEMURU
- GERÇEKLEŞTİRME ile/||/<> GERÇEKLEŞTİRMEK
( Tasarımı yapılmış herhangi bir dizgeyi işletime hazır duruma getirme )
( IMPLEMENTATION | IMPLEMENT )
( MISE EN CEUVRE, RÉALISATION )
- GERÇEKLİĞİN ...:
KOŞULLARI ile/ve/||/<>/>/< YASASI
( Nesnelerde. İLE/VE/||/<>/>/< Akılda. )
- GERÇEKLİK:
AKIL SAYESİNDE/ARACILIĞIYLA ve/||/<> AKILDA
- GERÇEKLİK | REALİTE[Fr. < RÉALITÉ] ile/||/<> ...
( RÉALITÉ )
- GERÇEKLİK/REALİTE[Fr. < RÉALITÉ] ile/||/<> GERÇEKLİK/ŞENİYET[Ar. < ŞEʾNİYYET]
- GERÇEKLİK | SAHİHLİK | REELLİK ile/||/<> GERÇEKTEN | SAHİDEN | HARBİDEN
- GERÇEK/LİK ile/ve/||/<>/> BİLİMSEL/LİK
- GERÇEK/LİK ile/ve/değil/=/||/<>/< BÜTÜN/LÜK
- GERÇEKLİK ve/||/<> EYLEM
- GERÇEKLİK ile/ve/değil/||/<>/< GEREKSİNİM
- GERÇEKLİK ve/||/< SONLULUK
- GERÇEK/LİK ile/ve/||/<> USSAL/LIK
- GERÇEKLİK/HAKİKAT:
ÇÜRÜTEMEDİĞİMİZ ve/||/<> TÜKETEMEDİĞİMİZ
- GERÇEKTEN/CİDDEN[Ar. < CİDDEN] ile/||/<> GERÇEKTEN/FİLHAKİKA[Ar. < Fİ'L-ḤAḲĪḲA] ile/||/<> GERÇEKTEN/FİLVAKİ[Ar. < Fİ'L-VĀḲİʿ] ile/||/<> GERÇEKTEN/HAKİKATEN[Ar. < ḤAḲĪḲATEN] ile/||/<> GERÇEKTEN/SAHİ[Ar. < ṢAḤĪḤ]
- (GERÇEKTEN) İSTEMEK ve/+/||/<>/> EMEK ve/+/||/<>/> YEMEK
- GERÇEKTEN ile/ve/değil/||/<>/< GEREKTİĞİ GİBİ/KADAR
- GERÇEKÜSTÜCÜ/SÜRREALİST[Fr. < SURRÉALISTE] ile/||/<> GERÇEKÜSTÜ/SÜRREALİTE[Fr. < SURRÉALITÉ] ile/||/<> GERÇEKÜSTÜCÜLÜK/SÜRREALİZM[Fr. < SURRÉALISME] ile/||/<> GERÇEKÜSTÜ/SÜRREAL[Fr. < SURRÉAL]
- GERÇİ[Fars. < GERÇİ] ile/değil/yerine/=/||/<> GERÇİ
( Her ne kadar ise de vâkıâ )
- GERDAN ile/||/<> GERDAN[Fars. < GERDEN]
( Boyunduruğun alt kısmı Gücünkaya Aksaray Kızılca Bor Niğde 1 Büyük baş hayvanlarda boyun altındaki sarkık deri 2 Bos indicus ırkı sığırlarda deri sarkıklığıyla belirgin ön bacaklar arasındaki alan 3 Boyun eti gardan the neck )
( DEWLAP, NECK )
( GARDAN )
- GERDAN ile/||/<>/> GERDANLIK ile/||/<>/> GERDANİYE
( Gövdenin, omuzlarla, baş arasında kalan bölümü. | Şişmanlarda, çenenin altındaki tombulluk. İLE Çoğu değerli taş ve madenlerden ya da altın paradan yapılmış, boyna takılan takı. İLE Türk müziğinde, ince sol notasını andıran perde ve bir makam adı. )
- GERDANİYYE[Fars. < GERDĀN + Ar. -İYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> GERDANİYE
( gerdaniyebuselik Türk müziğinde rast ve hüseynî makamlarının birleşmesinden meydana gelen ve dügâh perdesinde karar kılan bir birleşik makam Türk müziğinde tiz sekizlideki sol sesinin adı )
- GERDANİYYEBUSELİK[Fars. < GERDĀNİYYE + BŪ-SELĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> GERDANİYEBUSELİK
( Gerdaniye makamı ile buselik beşlisinden oluşan bir birleşik makam )
- GERDEK[Fars. < GİRDEK] ile/||/<> ...
( gelin ile güveyin düğün gecesi yalnız kaldıkları oda girdak a brides chamber gird a tent pavilion )
( GIRDAK )
- GERDEL[Yun.] ile/||/<> ...
( İçine süt sağılan helke Işıklar Bornova Kemalpaşa İzmir Ağızlarda gerder olarak geçer R καρδάρι Napf Schüssel hölzerner Melkeimer Yazı dilimizde kullanılan gerdel biçimi benzeşmezlik dissimilation sonunda oluşmuştur Arapça Mısır gardal Türkçeden alınmıştır Littmann Tschudi Arm 115 89 Bulgarca gerdel de Türkçeden geçmiştir Eren Mirçev Arm 160161 )
( ΚΑΡΔΆΡΙ / καρδάρι )
- GERDEL[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> GERDEL
( Süt vb şeyler koymaya hayvanlara yem vermeye yarayan kova biçiminde tahta ya da deriden kap Gemilerde temizlik işlerinde kullanılan sac ya da pirinç çemberli tahta kova )
- GERDEN[Fars. < GERDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> GERDAN
( Vücudun omuzlarla baş arasında kalan ön bölümü Şişmanlarda çenenin altındaki tombulluk Kesim hayvanlarında boyun )
- GEREÇ | MATERYAL ile/||/<> MATERYAL[Fr. < MATÉRIEL]
( MATÉRIEL )
- GEREK KOŞUL/NEDEN ile/ve/||/<> YETER KOŞUL/NEDEN
- GEREK NEDEN ile/ve/||/<>/> EREK NEDEN
- GEREK | OLUMLAMA/İCAP[Ar. < ĪCĀB] ile/||/<> GEREKLİK | GEREKME/İKTİZA[Ar. < İḲTİŻĀ]
( gerek olumlama )
- GEREKÇE/DAYANAKÇA ile/ve/||/<> ORAN/TI
( Gerekçe/dayanakça göstermeden, "karar almak/vermek"; oran(orantı) vermeden, "söz söylemek"; olanaksız, yetersiz ve değersizdir. )
- GEREKÇE ile/||/<> MUCİP SEBEP
- GEREKÇELENDİRME[İng. JUSTIFICATION] ile/||/<> ÇIKARIM[İng. INFERENCE] ile/||/<> DEGETTİERİZASYON[İng. DEGETTIERIZATION] ile/||/<> DEONTOLOJİK GEREKÇELENDİRME[İng. DEONTOLOGICAL JUSTIFICATION] ile/||/<> DİNİ EPİSTEMOLOJİ[İng. RELIGIOUS EPISTEMOLOGY] ile/||/<> GERİ GİDİŞ TEZİ[İng. REGRESS ARGUMENT] ile/||/<> GÜVENİLİRCİLİK[İng. RELIABILISM] ile/||/<> İNANÇ[İng. BELIEF] ile/||/<> TEMİNAT KOŞULU[İng. WARRANT CONDITION]
( “Meşrûlaştırma” gibi kullanımı çok nadiren olsa da kullanımdadır. Sait Reçber gibi hocalarımızın ise “haklı çıkarım” olarak kullandığını bildiğimiz bu kavram Gettier’in etkisiyle çağdaş epistemolojinin en tartışmalı kavramlarından biri olmuştur. Doğru inancı bilgiye dönüştüren bir unsur olarak görülen bir kavram bilgiye epistemik sorumluluk ve güvence katan bir işleve sahiptir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Mevcut öncüller ile varılan sonuç. Çıkarım yapmak, mevcut kanıtlarla varılan sonuçlara atıfta bulunmak için kullanılır ve akıl yürütme ile bir sonuca varma süreci olarak da ifade edilir. Doğru öncüllerden doğru çıkarımlar yapılabileceği gibi doğru öncüllerden yanlış çıkarımlar yapmak ya da yanlış öncülden doğru çıkarımlar yapmak mümkündür. @@ Gettier’in ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Bilgi Midir?’ adlı makalesinden sonra çağdaş epistemoloji, gerekçelendirme unsuruna odaklanmıştır. Bu makalesinde Gettier, geleneksel bilgi tanımında yer alan gerekçelendirme unsurunun, doğru inancın bilgi haline gelmesinde şans faktörünü dışarıda bırakamadığına yönelik eleştiriler yapmıştır. Bu da çağdaş epistemolojide gerekçelendirmenin doğasına yönelik sorgulamalara yol açmış ve Gettier sorunu olarak bilinen sorunun üzerine yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Degettierizasyon ise Gettier’in ortaya koyduğu sorunun çözülmesi ve gerekçelendirme unsurunu sağlamlaştırma çabasını ifade etmektedir. @@ Epistemik olmayan gerekçelendirme türleri arasında yer alan deontolojik gerekçelendirme, çoğunlukla geleneksel epistemolojide kullanılsa da çağdaş epistemolojideki düşünürler tarafından da kullanılmıştır. Deontolojik gerekçelendirme, öznenin, bir önermeye inanma yükümlülüğünü ifade etmektedir. Bu da gerekçelendirmenin, normatif bir unsur olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle öznenin, p önermesinin doğruluğuna inanması için yeterli ve geçerli kanıtlara sahipse bu önermeye inanması onun için bir yükümlülük haline gelmektedir. Öznenin p önermesine inanması, ahlaki bir yükümlülük olmaktadır. Dolayısıyla deontolojik gerekçelendirme, normatif unsurlara dayanmaktadır. Çağdaş epistemolojide deontolojik gerekçelendirmeye yönelik tutumlar, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımları altında çeşitlilik göstermektedir. Örneğin dışsalcı yaklaşım altında kuramlarını sınıflandırdığımız Goldman ve Plantinga gibi isimler, gerekçelendirme kavramının normatif özelliğinden kaçınmak adına teminat koşulu gibi ifadeleri daha uygun bulurlar. Ancak Chisholm ve Clifford gibi içselci yaklaşıma sahip isimler ise gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu ileri sürüp öznenin, bir inanca inanma yükümlülüğü olduğunu savunurlar. Bu bağlamda deontolojik gerekçelendirmenin iki çeşidi vardır: Kanıtlanmış bir inanca inanma yükümlülüğü ile inanılan önermeye göre davranmak. Bunlardan ilki, öznenin, herkesin ulaşabileceği türden kanıtlara dayanarak bir inancın gerekçelerini ortaya koyması ve bu inanca yönelik sağlam gerekçeleri bulunduğu için inanma yükümlülüğüne tabi olması biçiminde açıklanabilir. İkincisi ise Clifford’ın yaklaşımından hareketle savunulan radikal bir deontolojik gerekçelendirme türüdür. Buna göre gerekçelendirme, yalnızca inançlara dair sağlam nedenler ortaya koymak değil, söz konusu nedenlerden hareketle inançlara göre davranmayı da gerektirir. Yani öznenin, hem inançlarının kanıtlarına inanması hem de bu kanıtların gerektirdiği biçimde davranması ahlaki bir sorumluluktur. Bu da gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu gösteren yaklaşımlardan biridir. @@ Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Dini Epistemoloji’nin en ünlü savunucularından biri Plantinga ve Swinburne’dur. Bu yaklaşım özünde Delilciliğe bir tepki niteliği taşır ve kökenleri John Calvin, Herman Bavinck ve Karl Barth gibi isimlerle ilişkilendirilir. Dini Epistemolojiyi, Reformcu Epistemoloji ile karıştırmamak önemlidir. Reformcu Epistemoloji’yi Dini Epistemoloji’nin alt alanı olarak görmek mümkündür., önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Reformist epistemoloji, delilcilik (evidentialism) ve klasik temelselcilik (classical foundationalism) yaklaşımlarına ateşli bir karşı çıkışa işaret eder ve bu sorulara Reformist Epistemoloji en temelde şöyle cevap verir; “Teistik inancın gerekçelendirilmesinde önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Birçok dini ve reformcu epistemolog için Tanrı inancı; rasyoneldir, gerekçelendirilebilir, epistemik olarak temeldir, gerekçelendirme için temeldir. Konuya dair şu, şu, şu, ve şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Geri gidiş tezi, bir inancın gerekçelendirmesinin bir başka inanca dayanması nedeniyle sonsuza kadar geri gidebileceğini ileri süren kuşkucu yaklaşıma yönelik, temele güvenilir bir inanç koyarak bu gerilemeyi durdurmak anlamına gelmektedir. Descartes’tan bu yana temelciliğin esas noktası olan temel inançlar, kendinden gerekçeli ve doğruluğu başka bir inanca dayanmayan inançlar oldukları için, gerekçelendirmenin sonsuz geriye gidiş sorununa bir çözüm olarak ileri sürülmüştür. Tüm inançlar, söz konusu temel inançlardan çıkarım yoluyla elde edilir. Böylelikle kuşkuculuğun sonsuz geriye gidiş eleştirilerine yönelik bir çözüm olarak temel inançları ortaya koyan temelciliğe göre, gerekçelendirme sonsuza kadar geriye gidemez. Çünkü her inanç, en nihayetinde, temel bir inançtan çıkarımla elde edilmiştir. Bir inancın temel inanç olması ise başka inançlara dayanmaksızın kendinden gerekçeli olması anlamına gelmektedir. Söz konusu geriye gidiş, temel inançlara ulaşıncaya dek devam etmektedir. Geri gidiş tezini benimsemiş olan temelciliğe yöneltilen itirazlar, temel inançların mahiyetine ilişkin olmakla birlikte, epistemik gerileme argümanı ve kavramsal gerileme argümanı olarak iki biçimde ifade edilebilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Richard Fumerton, Gerekçelendirme Teorileri, Çev. Ayşenur Üngür Tabur.) @@ Dışsalcılığın ılımlı bir türü olan güvenilircilik, epistemik gerekçelendirme sorununa çözüm olarak ortaya atılan bir kuramdır. Bu kuram, bilme araçlarından hareketle elde ettiğimiz inançların, oluşturulma süreçlerinin güvenilirliğine odaklanır ve bilginin, bu sürecin güvenilirliği neticesinde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Güvenilir süreçler, epistemik öznenin doğru inanç oluşturması için gerekli olan esas koşuldur. Söz konusu süreçlere özellikle duyum ve algıyı ekleyen güvenilircilik; dış koşulların uygun olması, olguların ve önceki inançların şu an oluşturulan inançla olan sebebe dayalı ilişkisinin sekteye uğramaması ve mantıksal çıkarım gibi koşulların da sürecin güvenilirliğinde önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin dışsalcı olmasının nedeni, öznenin, güvenilir süreçleri farkında olmasını ya da bu süreçlere bilişsel erişimin olmasını gerekli görmemesidir. Burada önemli olan nokta, güvenilirliğin kendisidir. Ilımlı olmasının nedeni ise hem dışsal koşulları hem de öznenin bilişsel yetilerinin güvenilirliğini dikkate almasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle güvenilircilik, zihinsel faaliyetleri tamamen saf dışı bırakmamakla birlikte, bir inancı teminat altına alınmasını sağlayabilecek asıl unsurların dışsal koşullarda aranması gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin kayda değer temsilcilerinden biri olan Alvin I. Goldman, ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Nedir?’ ve ‘Bilgide Sebebe Dayanma Koşulu’ adlı makalelerinde, kuramın ana hatlarını belirtmiştir. Bu doğrultuda güvenilircilik, iki farklı teminat koşulu ortaya koymuştur: Sürecin güvenilirliği (Bkz: Güvenilirlik) ve sebebe dayanma. Sebebe dayanma koşulu, bilgiyi, ‘sebebe dayalı olarak gerekçelendirilmiş doğru inanç’ olarak tanımlar ve sınırlar. Goldman’a göre uygun sebebe dayalı süreçler, öznenin duyum, algı, çıkarım yapma, daha önceki inançları arasında değerlendirme yapma ve hatırlama gibi içsel durumların birbiriyle olan ilişkisini ifade etmektedir. Yani öznenin, fizik nesneleri duyumsarken ya da algılarken oluşturduğu inançları ile bu inançların oluşturulduğu kaynak olan fizik nesne arasındaki uyumluluk, uygun sebebe dayalı süreçlerden meydana gelmiştir. Dolayısıyla özne, söz konusu süreçlerin güvenilir olduğuna karar verirken yalnızca o anki deneyiminden değil, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak sürecin güvenilirliğini denetler. Söz konusu iki farklı teminat koşulu, birbirinden bağımsız olmanın aksine beraber çalıştıkları sürece bilginin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. O halde güvenilirciliğin ana hatları: Olgu ile inanç arasındaki karşılıklı ilişki, önceki inançlar ile sonraki inançlar arasında sebebe dayalı bir ilişki, inançları oluştururken güvenilir süreçlere dayanmak, inancı teminat altına alacak olan unsurların özenin dışında olması ve söz konusu sebebe dayanma koşulunu doğru bir biçimde yeniden inşa etme süreci olarak sıralayabiliriz. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ “Gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklindeki geleneksel üç parçalı bilgi tanımımızdaki inanç unsuru bilgi içerisindeki öznel ve psikoloji-zihin temelli unsura işaret eder. Burada inanç ifadesinden kastımız, kabul etmekle eşdeğerdir. S kişisinin, Q’ya inanması demek S’in Q’yu kabul ettiği anlamına gelir. Örneğin, elimi ileri ve yukarı doğru kaldırıp elimdeki kalemi bırakmayı planlıyorum. Bu durumda hem kalemin düşeceğine inanırım hem de düşeceğini kabul ederim. Türkçe’de inanma farklı anlam çağrışımlarına sebep olduğu için, inancı salt dini anlamda ya da dayanak sahibi olmaksızın kabul etme anlamında kullanmadığımızı belirtmek isteriz; kast ettiğimiz şey iman (faith) değildir. Diğer yandan, inanç kavramına dair önermesel olmayan inanç türünü işaret etmediğimizi eklemek isteriz; burada inanç derken önermesel olan ve kabule dayanan bir zihin halinden söz ediyoruz. Örneğin “Dünyanın düz olduğuna inanmıyorum.” ile “Dünyanın düz olduğunu kabul etmiyorum.” ifadeleri buradaki inanç tanımına göre eşdeğerdir. Böylece öznenin bir önermenin doğruluğunu tasdik etmeye dairi zihinsel durumuna inanç ya da kabul, bilgiye dair söz konusu koşula da İnanç/Kabul Koşulu ismini verebiliriz. Epistemoloji tarihinde birçok düşünür için inancın bilgiye kıyasla daha alt bir zihinsel durum biçimi olarak görüldüğünü eklemekte fayda var. Çünkü bilginin salt inanç sahipliğine kıyasla sahip olunması daha iyi ve tercih edilebilir olduğu kabul edilir. Önermesel inanç, bir önermenin içeriğinin doğruluğunu kabul etmeye dayanır. “İstanbul’daki seçimleri X’in kazanacağına inanıyorum.” ifadesinde, önermenin içeriğinin doğruluğuna inanmayı kast ediyoruz. Aynı zamanda, bu inanca yönelmemizde seçim anketleri, medyadaki etki ya da genel kamuoyu gibi bazı nedenler etkili olabilir. Kanıt ya da bilme araçlarının güvenilirliğine bağlı olarak inancı oluşturan koşullardaki değişim, inanç seviyesini de değiştirebilir. Diğer yandan, S’nin Q olduğunu bilmesi, S’nin Q olduğuna inanmasının bir türüyse; bu türü bizzat inancın kendisinden nasıl ayıracağız? S’in Q’ya dair sahip olduğu inançların doğru olması tek başına yeterli değildir. S kişisinin Q’ya dair doğru inancını oluştururken bu inancını gerekçelendirme biçimi, S’in Q’ya dair sahip olduğu bilgi için temeldir. @@ Teminat koşulu, bildiğini bilmeyi (knowing that one knows) sağlayan ve gerekçelendirmenin normatif anlamı nedeniyle dışsalcılar tarafından bir alternatif olarak sunulan dördüncü koşuldur. Dördüncü koşul, gerekçelendirmenin şans faktörünü engelleyememesi açısından bilgiyi koruma altına alacak olan koşul olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda teminat koşulu, bir degettierizasyon çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani teminat koşulu ile amaçlanan şey, gerekçelendirmeyi sınırlamak ve bilginin üç koşulunun yetmediği durumlarda bilgiden emin olmayı sağlamaktır. Çağdaş epistemolojideki gerekçelendirme kuramlarını, dördüncü koşul üzerinden tanımlamak mümkündür. Örneğin içselcilik, geleneksel gerekçelendirme koşulunu benimseyerek öznenin bilişsel yetileri doğrultusunda teminat koşulunu ele alır. Başka bir ifadeyle içselcilik, epistemik öznenin bildiğinden emin olmasını sağlayacak unsurların, yine epistemik öznenin zihninde bulunacağını ve öznenin bu unsurlara erişimi olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda teminat koşulunu sağlayan dördüncü koşullar; sarsılmazlık, sağlam dayanaklar, doğruluğa götüren nedenler ve olması gerektiği gibi çalışan bilişsel yetiler olarak sıralanabilir. Dışsalcıların teminat koşuluna yaklaşımı ise daha farklıdır. Gerekçelendirmenin normatif anlamından uzaklaşmak isteyen dışscalcılar, dördüncü koşul için teminat/güvence (warrant) ya da güvenilirlik unsurlarını gerekli görmüşlerdir. Örneğin Plantinga’nın uygun işlevselcilik kuramına göre teminat koşulu; epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun çalışıyor olmasına ve bilişsel yetilerin uygun çalışması için uygun bir çevrenin olmasına dayanmaktadır. Burada önemli olan nokta, inançların kanıtlarının ya da gerekçelerinin zihnin dışında aranması ve inançlar ile olgu durumları arasında uyumluluk olmasıdır. Dolayısıyla içselcilerin teminat koşulunu epistemik öznenin zihninde aramasından farklı olarak dışsalcılar dördüncü koşulu, dışsal süreçlerin uygunluğuna ve güvenilirliğine dayandırmışlardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)