Bugün[13 Temmuz 2026]
itibarı ile 59.223 başlık/FaRk ile birlikte,
59.223 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(69/238)


- ENTROPİ ile/ve/||/<> ENTALPİ

( Düzensizlik ölçüsü. [Bir yapının/sürecin düzensizliğini ölçer.] İLE/VE/||/<> Isı enerjisi değişimi. Bir yapının/sürecin toplam enerji içeriği. [Bir yapının/süreçteki toplam enerji miktarını tanımlar.] )


- ENTROPİ ile/||/<> ENTROPİ[Fr. < ENTROPIE]

( Biz dizge içinde devinim niceliği gibi kimi özelliklerin moleküller arasında gelişigüzel dağılım olasılığına ilişkin düzensizlik ölçüsü Entropi değişimi eşsıcaklık tersinir süreçlerde dizgenin aldığı ısının salt sıcaklığa oranı ile gösterilir Herhangi bir fiziksel ya da kimyasal olayda yararlı enerjinin tesadüfen düzensiz ve geriye dönüşümsüz olarak dağılması )

( ENTROPY )

( ENTROPIE )

( ENTROPIE )


- ENTROPİ ile/||/<> ENTROPY[İng.] ile/||/<> ENTROPIE[Fr.] ile/||/<> ENTROPIE[Alm.] ile/||/<> DAĞINTI

( Isıl erkenin işleysel işe çevrilime derecesinin ölçüsü bu ölçü dQ dönüşen ısıyı ve T dönüşüm sıcaklığını gösterdiğine göre dQ T ye eşittir )

( ENTROPY )

( ENTROPIE )

( ENTROPIE )


- ENTROPİE[Fr. < ENTROPIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ENTROPİ

( İstatistik kurallarına göre yönlendirilen bir haber kaynağının haber içeriklerinin oranı )


- ENTROQUE[Fr. < ENTROQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> ANTROK

( Triyas devri katmanlarında bulunan derisi dikenlilerden denizlalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil )


- ENTÜBASYON/İNTUBATİON[Fr. < INTUBATION] ile/||/<> ENTÜBE/İNTUBATE[İng. < INTUBATE]

( Hastanın herhangi bir vücut kanalına ya da boşluğuna özellikle solunum yoluna tüp yerleştirilmesi işlemi )


- ENÜREZİS ile/||/<> İNKONTİNANS

( Sidik kaçırma.[Genellikle çocuklarda görülür.] İLE/||/<> Sidik ya da dışkı denetiminin kaybı. )


- ENÜREZİS ile/||/<> İNKONTİNANS

( Sidik kaçırma ya da yatağı ıslatma. İLE/||/<> Sidik ya da dışkı denetiminin kaybı. )


- ENVA[Ar. < ENVĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> ENVA

( envaiçeşit envaitürlü Çeşitler )


- ENVAİÇEŞİT[Ar. < ENVĀʿ + Fars. ÇEŞĪDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> ENVAİTÜRLÜ


- ENVAİTÜRLÜ ile/||/<> ENVAİÇEŞİTLİ


- ENVELOPPE[Fr.] ile/||/<> DIŞ LASTİK

( Gezi çiftekerlerinde iç lastiği koruyan kalın lastik Bunlar kasnağın büyüklüğüne göre değişik ölçü ve kalınlıktadır )

( ENVELOPPE )


- ENVERSİYON | EVRİLME ile/||/<> EVRİLME

( Tutum sürekliliğini ölçen bir ölçekte olumlu ya da olumsuz uçların birbiri yerine geçebilmesi fizik kimya Amonyak gibi şemsiye biçimli özdeciğin tersyüz olması Amonyak gibi şemsiye biçimli özdeciğin tersyüz olması )

( ALTERNATION | INVERSION )

( INVERSION )

( INVERSION )


- ENVESTİSMAN[Fr. < INVESTISSEMENT] ile/değil/yerine/=/||/<> YATIRIM


- ENVESTİSMAN | YATIRIM ile/||/<> YATIRIM

( Tecimsel ya da ekonomik bir girişime belirli bir süreyle anamal ve para yatırılması 1 Bir ülkede genellikle bir yıl olmak üzere sermaye stokuna yapılan ilave gayrisafî yatırım net yatırım 2 Günlük dilde paranın gelir getirici taşınır ya da taşınmaz değerlere bağlanması 1 Bir ekonomide zaman içerisinde sermaye stokunda meydana gelen artış yatırım 2 Marksist kuramda üretim süreci sonucunda elde edilen artık değerin bir kısmının sermayeye dönüştürülme süreci )

( INVESTMENT )

( PLACEMENT, INVESTISSEMENT )


- ENVİRONMENTAL GENOMICS ile/||/<> LABORATORY GENOMICS

( Environmental genomics doğal çevre örneklerinden genom analizi yaparken İLE laboratory genomics kontrollü laboratuvar koşullarında genom analizi yapar )

( Formül: Metagenomics )


- ENVIRONMENTAL IMPACT ASSESSMENT[İng.] ile/||/<> ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ

( Belirli bir proje ya da gelişmenin çevre üzerindeki sürekli ya da geçici olası etkilerinin sosyal sonuçlarını saptamaya ve çeşitli çözümler üretmeye yönelik süreç )

( ENVIRONMENTAL IMPACT ASSESSMENT )


- ENVIRONMENTAL POLLUTION[İng.] ile/||/<> ÇEVRE KİRLİLİĞİ | NEGATİF DIŞSAL EKONOMİLER

( Üretim ve tüketim etkinlikleri sonucu ortaya çıkan katı sıvı ya da gaz biçimindeki atıkların fiziksel ve biyolojik ortamı olumsuz yönde etkilemesi sonucu insanla içinde yaşadığı doğal çevre arasındaki dengenin bozulması negatif dışsal ekonomiler )

( ENVIRONMENTAL POLLUTION )


- ENVIRONMENTALISM[İng.] ile/||/<> ÇEVRECİLİK

( Davranışların gelişiminde kalıtım yerine çevre etmenlerine öncelik ve ağırlık veren görüş )

( ENVIRONMENTALISM )


- ENVOI[Fr.] ile/||/<> AĞIRLAMA

( Bir koşuğun sonuna birine saygı göstermek için konulan dizeler )

( ENVOI )


- ENZİM[İng. ENZYME] ile/||/<> AKTİF BÖLGE[İng. ACTIVE SITE] ile/||/<> ALOSTERİK PROTEİN[İng. ALLOSTERIC PROTEIN] ile/||/<> ALOZİM[İng. ALLOENZYME] ile/||/<> AMİLAZ[İng. AMYLASE]

( Enzim, canlı organizmalarda katalizör görevi gören ve bu süreçte bozulmadan kalan ve kimyasal reaksiyonların ilerleme hızını düzenleyen bir maddedir. @@ Bir enzimin kendisine ait substratına spesifik olarak bağlanmasını sağlayan bölgedir. @@ En az iki farklı konformasyonu benimseyebilen ve bir ligandın bir bölgesine bağlanmasıyla meydana gelen konformasyonel değişikliğin proteinin ikinci bir bölgesindeki protein aktivitesini değiştirdiği proteinler. Bu proteinler, bir gözedeki bir molekülün başka bir türdeki bir molekülün kaderini etkilemesine izin verir ve bu mekanizma enzim düzenlemesinde yaygın olarak kullanılır. @@ Aynı lokusta bulunan farklı alellerden salgılanan farklı özellikteki enzimlerdir. @@ Tükürük bezlerinde bulunan ve nişastanın hidrolizini katalize eden bir sindirim enzimidir. Kimyasal sindirim sürecini başlattığından sindirimde önemli bir yeri vardır. Tükürük bezlerinde ve pankreasta salgılanır. Amilaz çoğunlukla pankreasta üretilmesine karşın alfa-amilaz (α-amilaz) formunda bulunan amilaz tükürük bezlerinde üretilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ENZİM[Fr. < ENZYME] ile/||/<> FERMENT

( (anlamdaş. ferment), (Yun. en = içinde, Yun.zyme = maya, Lat. fermentum = enzim): Canlı organizmalarda meydana gelen ve sudaki çözeltisi özel bir madde üzerine, kendisi değişmeksizin etki yaparak onları sade molekül yapılı maddelere parçalayan azotu kapsar madde. Daima 'az' eki alırlar. Örnek: Lipaz, amilaz. @@ (zooloji, kimya) @@ Biyokimyasal tepkimeleri başlatan, hızlandıran ve tepkime sonunda başlangıç yapısını koruyarak tepkimeden ayrılan protein yapısındaki katalizör bileşikler. @@ Hayvansal ya da bitkisel dokular tarafından sentezlenen, besin maddelerinin sindirilmelerini sağlayan, organizmada maddelerin parçalanma ve birleşmelerini düzenleyen, bu işlemlerin yönünü ve hızını belirleyen fakat işlem sırasında değişmeyen organik, protein tabiatında maddeler. Katalizledikleri tepkimelerin tipine bağlı olarak oksidoredüktazlar, transferazlar, hidrolazlar, liyazlar, izomerazlar ve ligazlar olarak gruplandırılırlar. )

( ENZYME | FERMENT~FERMENT )

( ENZYME~FERMENT )

( FERMENTUM~FERMENTUM )

( ENZYME~FERMENT )

( ENZIMA~FERMENTO )

( ΈΝΖΥΜΟ / ένζυμο~ΈΝΖΥΜΟ / ένζυμο )


- ENZİM ile/||/<> ENZİM[Fr. < ENZYME]

( anlamdaş ferment en içinde zyme maya fermentum enzim Canlı organizmalarda meydana gelen ve sudaki çözeltisi özel bir madde üzerine kendisi değişmeksizin etki yaparak onları sade molekül yapılı maddelere parçalayan azotu kapsar madde Daima az eki alırlar Örnek Lipaz amilaz zooloji kimya Biyokimyasal tepkimeleri başlatan hızlandıran ve tepkime sonunda başlangıç yapısını koruyarak tepkimeden ayrılan protein yapısındaki katalizör bileşikler Hayvansal ya da bitkisel dokular tarafından sentezlenen besin maddelerinin sindirilmelerini sağlayan organizmada maddelerin parçalanma ve birleşmelerini düzenleyen bu işlemlerin yönünü ve hızını belirleyen fakat işlem sırasında değişmeyen organik protein tabiatında maddeler Katalizledikleri tepkimelerin tipine bağlı olarak oksidoredüktazlar transferazlar hidrolazlar liyazlar izomerazlar ve ligazlar olarak gruplandırılırlar )

( ENZYME | FERMENT )

( ENZYME )

( ENZYME )

( FERMENTUM )

( ENZIMA )

( ΈΝΖΥΜΟ / ένζυμο )


- ENZİM ile/||/<> ETKİN/AKTİF BÖLGE

( ... İLE/||/<> Bir enzimin kendisine ait substratına özel olarak bağlanmasını sağlayan bölge. )


- ENZİM ile/||/<> HORMON

( Enzim kimyasal reaksiyonu hızlandırır İLE hormon düzenleyici habercidir )

( Formül: Amilaz İLE insulin )


- ENZYME[Fr. < ENZYME] ile/değil/yerine/=/||/<> ENZİM

( Bir kimyasal tepkimeyi gerçekleştiren ve onu hızlandıran çoğunlukla protein yapısında olan organik madde )


- EOCENE[Fr. < ÉOCÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> EOSEN

( Üçüncü Çağ ın memelilerin oluştuğu dönemi )


- EOCÈNE[Fr.] ile/||/<> EOSEN[Fr. < ÉOCÈNE]

( jeoloji )

( EOCÈNE | ÉOCÈNE )


- EOSEN[İng. EOCENE] ile/||/<> EOSEN DÖNEM[İng. EOCENE EPOCH] ile/||/<> NÜKLEOSENTEZ[İng. NUCLEOSYNTHESIS] ile/||/<> OLİGOSEN[İng. OLIGOCENE]

( Eosen (56-34 myö) bir jeolojik zaman dilimidir. Yaklaşık olarak 56 milyon yıl önce ile 33.9 milyon yıl önceki zaman dilimini kapsamaktadır. Paleojen'in orta kısmıdır. Non-avian dinozorların soyunun tükendiği K/T Yok Oluşu'ndan sonra geldiği için Yunanca "yeni şafak" anlamını taşır. Öncesinde Paleosen, sonrasında ise Oligosen gelmektedir. @@ Günümüzden 54 ila 38 milyon yıl önce yaşanmış dönemdir. Memeli canlılar bu çağda baskın kara hayvanları haline gelmiştir. İlk olarak İngiliz jeolog Charles Lyell tarafından 1833 yılında tanımlandı. Eosen Dönemi'nin sınırları kitlesel yok oluşlar ve diğer kronolojik olaylar ile belirlenmez, daha esnektir. İsmini, Yunancada "şafak" anlamına gelen ἠώς ("eos") ve "yakın zaman" anlamına gelen καινός ("koinos") kelimelerinden almaktadır. @@ Hazır bulunan proton ve nötronlardan yeni atomik çekirdeklerin oluşmasıdır. Nükleosenteze yönelik teoriler, izotop miktarı hesaplamalarının sonuçlarıyla gözlemlerden elde edilen sonuçların karşılaştırılması ile incelenir ve test edilir. @@ Oligosen (34-23 myö) bir jeolojik devre ismidir. Yaklaşık olarak 33.9 milyon yıl önce ile 23 milyon yıl önceki zaman dilimini kapsamaktadır. Oligosen'den önce Eosen, sonrasında ise Miyosen gelmektedir. Paleojen'in üçüncü ve son zaman dilimidir. Kendi içinde Şattiyen ve Rupeliyen olmak üzere iki küçük zaman diliminde incelenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EOZİNOFİLİ ile/||/<> BASOFİLİ

( Kanda eozinofil adı verilen beyaz kan gözelerinin artışı. İLE/||/<> Kanda bazofil adı verilen beyaz kan gözelerinin artışı. )


- EOZİNOFİLİ ile/||/<> NÖTROFİLİ

( Kanda beyaz kan gözelerinin[eozinofil] artışı. İLE/||/<> Kanda beyaz kan gözelerinin[nötrofil] artışı. )


- EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ile/||/<> GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ (GERD)

( Özofagusta eozinofil birikimi ile yutma güçlüğü ve ağrı. İLE/||/<> Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması ile yanma ve ağrı. )


- EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ile/||/<> GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ SAYRILIĞI (GERD)

( Yemek borusunda eozinofil birikimi. İLE/||/<> Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması. )


- EPAULETTE[Fr. < ÉPAULETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> APOLET

( Subaylarda üniformaların omuzlarına takılan rütbenin sembolünü gösteren parça omuzluk Giysilerin omuzlarına süs olarak takılan parça )


- EPE | DELİCİ KILIÇ ile/||/<> DÜRTÜCÜ KILIÇ

( Namlusu üçgen kesitli ve oluklu, balçağı (çelgiliği) daha genişçe, elektrikli düğmesinin ucu düz; 750 gr. ağırlığında, 110 cm. uzunluğunda yalnız dürtüşe elverişli üç kılıçoyunu savutundan biri. )

( EPEE | FOIL~FOIL )

( ÉPÉE | FLEURET~FLEURET )

( DEGEN~FLORETT )

( SPADA~FIORETTO )

( ΞΊΦΟΣ / ξίφος~ΦΛΕΡΈ / φλερέ )


- EPE ile/||/<> EPEE[İng.] ile/||/<> ÉPÉE[Fr.] ile/||/<> DELİCİ KILIÇ

( Namlusu üçgen kesitli ve oluklu balçağı çelgiliği daha genişçe elektrikli düğmesinin ucu düz 750 gr ağırlığında 110 cm uzunluğunda yalnız dürtüşe elverişli üç kılıçoyunu savutundan biri )

( EPEE | FOIL )

( ÉPÉE | FLEURET )

( DEGEN )

( SPADA )

( ΞΊΦΟΣ / ξίφος )


- EPEE[Fr. < ÉPÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> EPE

( delici kılıç Delici kılıçla oynanan hedef bölgesi bütün vücut olan bir tür kılıç oyunu )


- ÉPHÈDRE[Fr.] ile/||/<> EPHEDRA[Lat.] ile/||/<> DENİZÜZÜMÜ

( botanik )

( ÉPHÈDRE )

( EPHEDRA )


- EPICENTRE[İng.] ile/||/<> EPICENTRE[Fr.] ile/||/<> EPIZENTRUM[Alm.] ile/||/<> DEPREM MERKEZİ

( Depremin olduğu ve yayıldığı yer )

( EPICENTRE )

( EPICENTRE | FOYER DU SÉISME )

( EPIZENTRUM )

( EPICENTRO )

( ΕΠΊΚΕΝΤΡΟ / επίκεντρο )


- EPİCHEREME[Fr. < ÉPICHÉRÈME] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİKEREM

( Önertilerinin biri ya da her ikisi kanıtıyla birlikte ileri sürülen tasım )


- EPİDEMİ[Fr. < ÉPIDÉMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> SALGIN


- EPİDEMİK ile/||/<> SALGIN

( salgın Salgın Belli bir coğrafik alandaki popülasyonda rapor edilen yıllık vaka sayısı hızla artan hastalık durumu Aynı zamanda çok büyük çapta bireyi etkileyen hastalık Epidemik Belli bir bölgede aynı anda birçok bireyde görülen hastalık epidemik )

( EPIDEMIC )

( ÉPIDÉMIQUE )

( EPIDEMISCH )

( EPIDEMICO )

( ΕΠΙΔΗΜΙΚΌΣ / επιδημικός )


- EPİDEMİK ile/||/<> SALGIN | SALGIN

( bk. salgın @@ Salgın. @@ Belli bir coğrafik alandaki popülasyonda, rapor edilen yıllık vaka sayısı hızla artan hastalık durumu.@@Aynı zamanda çok büyük çapta bireyi etkileyen hastalık. Epidemik. @@ Belli bir bölgede aynı anda birçok bireyde görülen hastalık, epidemik. )

( EPIDEMIC~EPIDEMIC )

( ÉPIDÉMIQUE~ÉPIDÉMIQUE )

( EPIDEMISCH~EPIDEMISCH )

( EPIDEMICO~EPIDEMIA )

( ΕΠΙΔΗΜΙΚΌΣ / επιδημικός~ΕΠΙΔΗΜΊΑ / επιδημία )


- EPİDEMİOLOGİE[Fr. < ÉPIDÉMIOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİDEMİYOLOJİ

( Salgın hastalıkları inceleyen hekimlik dalı )


- EPİDEMİOLOGİQUE[Fr. < ÉPIDÉMIOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİDEMİYOLOJİK

( Epidemiyoloji ile ilgili )


- EPİDEMİQUE[Fr. < ÉPIDÉMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİDEMİK

( Salgın hastalıkla ilgili )


- EPİDEMİYOLOJİ ile/||/<> EREKSİYON ile/||/<> LİBİDO

( Belirli bir hayvan ya da insan popülasyonlarında hastalıkların ortaya çıkışı, yayılışı, bu hastalıklardan korunma ve kontrol stratejileri, yaralanma ve öteki sağlıkla ilgili olayları inceleyen bilim dalı, salgın hastalıklar bilimi. Veteriner hekimlikte genellikle epizotiyoloji kavramı kullanılırken, beşeri hekimlikte epidemiyoloji kavramı kullanılmaktadır. )


- EPİDERM[Fr. < ÉPIDERME] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜST DERİ


- EPİDERMİS ile/ve/||/<>/< DERMİS

( Derinin dış tabakası, üst deri. İLE/VE/||/<>/< Derinin alt tabakası, alt deri. )


- EPİDURAL HEMATOM ile/||/<> SUBDURAL HEMATOM

( Kafatası ile dura mater arasında kan birikmesi. İLE/||/<> Dura mater ile beyin arasında kan birikmesi. )


- EPİDURAL ile/||/<> ANESTEZİ[İng. ANESTHESIA] ile/||/<> SIRT[İng. BACK]

( Özellikle karın ya da pelvik bölgesinde duyu kaybı yaratmak amacıyla, alt sırt bölgesinde omuriliğin dura materinin dışındaki boşluğa uygulanan lokal anestezik enjeksiyondur. @@ Ameliyat gibi tıbbi işlemler sırasında ağrı hissetmenizi önlemek için anestezik adı verilen ilaçların kullanımıdır. Anestezikler, tıbbi işlem yapılan bölgede sinirlerinizden beyninizdeki merkezlere giden duyusal sinyalleri geçici olarak bloke eder. @@ Bir hayvanın ya da hayvanın bir parçasının üst yüzeyi; yerde yatay duran bir canlının üst yüzeyi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EPİFİT[Fr. < ÉPIPHYTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜST BİTKEN


- EPİFİT ile/||/<> EPİFİT[Fr. < ÉPIPHYTE]

( epi üzerinde phyton bitki 1 Bir bitkinin dış yüzeyinde yaşayan fakat ondan su ya da besin almayan bitki 2 İnsan ya da hayvan üzerinde yaşayan ektoparazit bir bitki Bitki üzerinde yaşayan )

( EPIPHYTE )

( EPIPHYTE, ÉPIPHYTIQUE | ÉPIPHYTE )

( EPIPHYTEN, ÜBERPFLANZEN )


- EPİFİZ BEZİ[İng. PINEAL GLAND] ile/||/<> HABENULAR ÇEKİRDEKLERİ[İng. HABENULAR NUCLEI] ile/||/<> MELATONİN ile/||/<> RETİNA ile/||/<> TEKTUM[İng. TECTUM OF THE MIDBRAIN]

( Beynin arka ucunda, mercimek tanesi büyüklüğünde bir bezdir. Epifiz başlangıçta ışık duyumlu iki organ iken sonradan tek kalmıştır. Omurgalıların birçoğunda silik bir retina yapısında iken, memelilerde ise salt bir salgı yapısındadır. Epifiz bezleri salgıladığı hormon ile eşey bezlerinin vaktinden önce gelişmesini engeller. Uyku ve uyanıklık periyodunu ayarlar. Dokuz yaşından sonra işlevini kaybetmeye başlar. Melatonin denen salgı uyku düzeninde etkin rol oynar. @@ Memelilerde medial ve lateral çekirdeklerden oluşan ve dorsal diensefalonda (ara beyin) yer alan habenular çekirdekler; korku, kaygı, isteksizlik, ödül, ağrı, uyuşturucu bağımlılığı, uyku, üreme ve saldırgan davranışlar gibi durumları modüle eder. Habenular çekirdekler, nöromodülatör sistemler, özellikle dopamin ve serotonin sitemleri üzerindeki etkileri yoluyla davranışsal seçimlerde önemli rol oynar. Epifiz bezi ile gelişen bu yapının uyku benzeri durumlarda vücut hareketlerini baskılayarak enerji tüketimini en aza indirmeye yardımcı olduğu düşünülür. @@ İnsan vücudunda doğal olarak bulunan ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen bir hormon. Bu hormon beynin hemen altında bulunan pineal bez ya da diğer adıyla epifiz bezi tarafından salgılanır. Kimyasal formülü C13H16N2O2 olan melatoninin moleküler kütlesi ise 232.278 g/mol'dür. @@ Işığa duyarlı gözelerin bulunduğu göz sinir dokusu tabakası. Beynin bir uzantısıdır ve embriyonik olarak sinir dokusundan oluşur. @@ Tektum, serebral akuadukt arkasındaki orta beyin bölgesidir. Bu bölge üst ve alt koliküllerin çekirdeklerini içerir. Üst kolikül, talamusun altında ve epifiz bezinin çevresinde bulunur, görsel bilgilerin işlenmesinde yer alır. Alt koliküller üst kolüküllerden daha küçüktür ve işitsel bilgilerin işlenmesinde rol oynar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EPİFİZ BEZİNDE:
MELATONİN ile/ve/||/<> SEROTONİN["SERATONİN" değil!] ile/ve/||/<> DMT

( )


- EPIGENESIS[İng.] ile/||/<> ÉPIGENÈSE[Fr.] ile/||/<> EPIGENESE[Alm.] ile/||/<> EPİGENEZ[Fr. < ÉPIGÉNÈSE]

( epi üzerinde genesis soy Organizmanın yumurta ve spermdeki ham maddelerden tamamen yeni olarak geliştiğini ileri süren ve canlının gelişmesi üzerine ileri sürülen bir teori Sıralı oluş )

( EPIGENESIS )

( ÉPIGENÈSE | ÉPIGÉNÈSE )

( EPIGENESE )


- EPİGENETİK İMZA ile/||/<> GENETİK MUTASYON

( Epigenetik imza DNA metilasyonu gibi kalıtsal değişiklikken, genetik mutasyon DNA dizisi değişikliğidir )

( Formül: CpG metilasyonu )


- EPİGENETİK ile/||/<> GENETİK

( Epigenetik gen ifadesi İLE genetik gen dizisidir )

( Formül: Metilasyon İLE DNA dizisi )


- EPİGENEZ[Fr. < ÉPIGÉNÈSE] ile/değil/yerine/=/||/<> SIRALI OLUŞ


- EPİGENOME EDİTING ile/||/<> GENOME EDİTİNG

( Epigenome editing DNA metilasyon gibi epigenetik işaretleri değiştirirken İLE genome editing DNA dizisini doğrudan değiştirir )

( Formül: dCas9-DNMT )


- EPIGONE[Fr.] ile/||/<> ARTÇI

( Geçmiş bir sanat ya da edebiyat çığırını devam ettiren hareket sanatçı )

( EPIGONE )


- EPİGRAFİ[Fr. < ÉPIGRAPHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> YAZIT BİLİMİ


- EPİGRAM, HİCVİYE | İĞNELEME ile/||/<> İĞNELEME

( Birini ya da bir olayı yermek amacıyla yazılmış taşlama biçimindeki yazılı ya da sözlü anlatım Birini ya da bir olayı hafifçe yermek isteğiyle yazılan kısa iğneleyici koşuk Birine ya da bir şeye dokundurmak maksadiyle yazılan kısa ve iğneleyici koşuk )

( EPIGRAM )

( EPIGRAMME | ÉPIGRAMME )

( EPIGRAMM )


- EPİGRAMME[Fr. < ÉPIGRAMME] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİGRAM

( Her türlü konuda yapılmış kısa manzume )


- EPİK[Fr. < ÉPIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> DESTANSI


- EPİK ile/ve/||/<> TRAJİK ile/ve/||/<> KOMİK


- EPİKONDİLİT ile/||/<> KARPAL TÜNEL BELİRGESİ/SENDROMU

( Dirsek ekleminde tendon yangısı. İLE/||/<> El bileğinde sinir sıkışması. )


- EPİKRİZ[Fr. < ÉPICRISE] ile/değil/yerine/=/||/<> HİKÂYE


- EPİKÜRCÜLÜK ile/||/<> EPİKUROSÇULUK


- EPİKURİYE ile/||/<> EPICURISM[İng.] ile/||/<> ÉPICURISME[Fr.] ile/||/<> EPIKUREISMUS[Alm.] ile/||/<> EPİKUROSÇULUK

( 1 Yunan filozofu Epikurosun öğretisi 2 Epikurosun düşüncelerinin çoğunlukla kaba bir biçimde yaşama ilkesi yapılması Hazlara sevinçlere yönelik bir yaşamın erek edinilmesi Oysa Epikuros yalnızca hazzı değil mutluluğu ve sevinç dolu acıdan kurtulmuş bir ruh dinginliğini aramaktadır Bu çabası duyusal hazzı arama sanılıp yanlış anlaşılmıştır Gerçekte Epikurosun kendisi günlük dilde kullanılan anlamda Epikurosçu değildir )

( EPICURISM )

( ÉPICURISME )

( EPIKUREISMUS )


- EPİLATİON[Fr. < ÉPILATION] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİLASYON

( Vücutta istenmeyen tüyleri alma )


- EPİLEPSİ[Fr. < ÉPILEPSIE] ile/değil/yerine/=/||/<> SARA


- EPİLEPSİ ile/||/<> KATAPLEKSİ

( Beyinde olağandışı elektriksel etkinlik nedeniyle nöbetlerle ilişkili bir durum. İLE/||/<> Ani kas tonusu kaybı. )


- EPİLEPSİ ile/||/<> MİGREN

( Beyinde olağandışı elektriksel etkinlik ile nöbetlerle ilişkili bir sayrılık. | Yineleyen nöbetlerle ilişkili bir nörolojik sayrılık. İLE/||/<> Şiddetli baş ağrıları, bulantı, ışığa duyarlılık ve öteki belirtilerle ilişkili bir nörolojik sayrılık. )


- EPİLEPSİ ile/||/<> NARKOLEPSİ

( Beyinde olağandışı elektriksel etkinlik ile nöbetler. İLE/||/<> Aşırı gündüz uykululuğu ve ani uyku atakları ile ilişkili bir uyku bozukluğu. )


- EPILEPTIC[İng.] ile/||/<> EPİLEPTİK[Fr. < ÉPILEPTIQUE]

( Saralı sara hastalığına ait olan )

( EPILEPTIC )

( ÉPILEPTIQUE )


- EPİLEPTİQUE[Fr. < ÉPILEPTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİLEPTİK

( Sara hastalığı ile ilgili )


- EPİLOG[Fr. < ÉPILOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SON SÖZ


- EPIQUE[Fr.] ile/||/<> DESTANLIK

( Hakkında destan yazılmağa değer )

( EPIQUE )


- EPIQUE[Fr.] ile/||/<> DESTANSI

( Kahramanca işleri nazımla anlatan esere ve nazma sıfat olur )

( EPIQUE )


- EPİSANTIR[Fr. < ÉPICENTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> DEPREM ORTASI


- EPİSODE[Fr. < ÉPISODE] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİZOT

( Bir romandaki ya da hikâyedeki olay dilim )


- EPİSTAKSİS ile/||/<> HEMOPTİZİ

( Burun kanaması. İLE/||/<> Ağızdan kan tükürme. )


- EPİSTASİS ile/||/<> EPİSTEMİK OTORİTE[İng. EPISTEMIC AUTHORITY] ile/||/<> EPİSTEMİK SUÇ[İng. EPISTEMIC FAILURE]

( Bir gen çiftinin anlatımının, ifadesinin; başka bir gen çiftini maskelemesi ya da değiştirmesi durumu. @@ Bu yaklaşımı ele almadan önce iki önerme ileri sürelim: @@ Epistemik suç, epistemik deontoloji gibi içselci yaklaşımların ön plana çıkarttığı bir kavramdır. Gerekçelendirmenin deontolojik bir unsur olduğunu savunanlara göre öznenin, bir inancın doğruluğuna ilişkin kanıtlara inanma yükümlülüğü vardır. Başka bir ifadeyle bilen özne, p önermesine, kanıtlar doğrultusunda inanabilir. Yani öznenin, kendi inançlarına yönelik bir sorumluluğu vardır. Öte yandan öznenin kanıtlanmamış bir inanca inanması ve kanıtlanmış bir inanca inanmaması epistemik suç işlediği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla epistemik suç, epistemik sorumluluğun yerine getirilmemesine de işaret etmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EPİSTEMOLOGİQUE[Fr. < ÉPISTÉMOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİSTEMOLOJİK

( Bilgi kuramı ile ilgili )


- EPİSTEMOLOJİ[Fr. < ÉPISTÉMOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLGİ KURAMI


- EPİSTEMOLOJİ ile/||/<> EPİSTEMOLOJİ[Fr. < ÉPISTÉMOLOGIE]

( episteme bilim logos öğreti 1 Bilim öğretisi Fransızcada sözcüğün kök anlamına uygun olarak kullanılır Bilimlerin koyduğu sorunları inceleyen felsefe dalı Bilim felsefesi ile eşanlamlı Ancak bilim felsefesi bilimlerin tarihini felsefe açısından inceler Epistemoloji ise çeşitli bilimlerin ilkelerini varsayımlarını ve sonuçlarını eleştirerek inceler onların mantıksal kökenini ruhbilimsel değil nesnel değerini belirlemeye çalışır Almancada da epistemoloji bilgi öğretisi bilim öğretisi anlamına gelir ancak az kullanılan bir terimdir 2 Bilgi kuramı İngilizce konuşan ülkelerde bu anlamda kullanılır Oysa Fransızcada bilgi kuramının teknik terimi Yunanca gnosisten türetilmiş olan gnoséologiedir Bilginin kaynağı doğası doğruluğu ve sınırlarını inceleyen bilgiyle ilgili sorunları araştıran felsefe dalı )

( EPISTEMOLOGY )

( ÉPISTÉMOLOGIE )

( EPISTEMOLOGIE )


- EPİTEL | EPİTELYUM ile/||/<> EPİTELYUM ile/||/<> EPİTELYUM[Fr. < ÉPITHÉLIUM]

( Deri ve mukoza yüzeylerini örten epitel hücrelerinden oluşmuş hücre tabakası epitel anat Yüzeysel hücre tabakası epitel )

( EPITHELIUM )

( ÉPITHÉLIUM )


- EPİTEL ile/||/<> EPİTELYUM

( epitelyum Epitelyum anat Epitelyum Deri ve mukoza yüzeylerini örten epitel hücrelerinden oluşmuş hücre tabakası epitel anat Yüzeysel hücre tabakası epitel )

( EPITHELIUM | MUCOUS MEMBRANE, MUCOSA )

( MUQUEUSE (TUNIQUE )

( SCHLIMHAUT )

( MUCUS: SÜMÜKSÜ, MUKUS )

( EPITELIO )

( ΕΠΙΘΉΛΙΟ / επιθήλιο )


- EPİTEL ile/||/<> MUKOZA ile/||/<> EPİTELYUM | EPİTELYUM

( bk. epitelyum. @@ Epitelyum. @@ anat. Epitelyum.@@Deri ve mukoza yüzeylerini örten epitel hücrelerinden oluşmuş hücre tabakası, epitel. @@ anat. Yüzeysel hücre tabakası, epitel. @@ )

( EPITHELIUM | MUCOUS MEMBRANE, MUCOSA~MUCOUS MEMBRANE, MUCOSA | MUCOSA~EPITHELIUM )

( MUQUEUSE (TUNIQUE~MUQUEUSE (TUNIQUE) | MEMBRANE MUQUEUSE~ÉPITHÉLIUM )

( MUCUS: SÜMÜKSÜ, MUKUS~MUCUS: SÜMÜKSÜ, MUKUS~EPITHELIUM )

( SCHLIMHAUT~SCHLIMHAUT~EPITHEL )

( EPITELIO~MUCOSA~EPITELIO )

( ΕΠΙΘΉΛΙΟ / επιθήλιο~ΒΛΕΝΝΟΓΌΝΟΣ / βλεννογόνος~ΕΠΙΘΉΛΙΟ / επιθήλιο )


- EPİTELYUM[Fr. < ÉPITHÉLIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> EPİTEL


- EPOPE[Fr. < ÉPOPÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> DESTAN


- E-POSTA ile/||/<> ELMEK | ELEKTRONİK POSTA

( bk. elektronik posta )

( ELECTRONIC MAIL (E-MAIL)~E-MAIL )

( COURRIEL~COURRIEL )

( E-MAIL~E-MAIL )

( POSTA ELETTRONICA~POSTA ELETTRONICA )

( ΗΛΕΚΤΡΟΝΙΚΌ ΤΑΧΥΔΡΟΜΕΊΟ / ηλεκτρονικό ταχυδρομείο~ΗΛΕΚΤΡΟΝΙΚΌ ΤΑΧΥΔΡΟΜΕΊΟ / ηλεκτρονικό ταχυδρομείο )


- EPR(DOLANIKLIK) AÇMAZI(PARADOKSU):
EINSTEIN ve/+/||/<> POTENSKI ve/+/||/<> ROSEN

( 1935 )

( )


- EPR G-FAKTÖR ile/||/<> NMR CHEMICAL SHİFT

( g-faktör elektron ortam, chemical shift çekirdek perdeleme. )

( Formül: ge = 2.0023 İLE δ ppm )


- EPSİLON[Fr. < EPSILON] ile/değil/yerine/=/||/<> EPSİLON

( Yunan alfabesinin beşinci harfi e )


- EQUAL OPPORTUNITY, OPPORTUNITY EQUALITY[İng.] ile/||/<> FIRSAT EŞİTLİĞİ

( Bir ülkedeki eğitim iş gibi her türlü olanaktan her bireyin eşit yararlanma hakkına sahip olması )

( EQUAL OPPORTUNITY, OPPORTUNITY EQUALITY )


- EQUATEUR[Fr. < ÉQUATEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> EKVATOR

( Yerkürenin eksenine dik olarak geçtiği ve yerküreyi iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük enlem dairesi eşlek istiva hattı )


- EQUATEUR[Fr. < ÉQUATEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> EKVATOR

( Fındık ceviz vb meyvelerin ölçümünde kullanılan bir birim )


- EQUATORİAL[Fr. < ÉQUATORIAL] ile/değil/yerine/=/||/<> EKVATORAL

( Ekvator la ilgili eşleksel )


- EQUATORİAL[Fr. < ÉQUATORIAL] ile/değil/yerine/=/||/<> EKVATORAL

( ekvatoral iklim Gök cisimlerinin sağ açıklık ve dik açıklıklarını temel alan kurgu )


- EQUILIBRIUM PRICE[İng.] ile/||/<> DENGE FİYATI

( İstemle sunumu birbirine eşitleyen diğer bir deyişle istem fazlası ya da sunum fazlasının olmadığı piyasayı temizleyen fiyat düzeyi )

( EQUILIBRIUM PRICE )


- EQUİPE[Fr. < ÉQUIPE] ile/değil/yerine/=/||/<> EKİP

( kaza kırım ekibi Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu takım grup kadro )


- EQUISETUM PASTUREL[Lat.] ile/||/<> KATIRKUYRUĞU

( Bataklık atkuyruğu )

( EQUISETUM PASTUREL )


- EQUISETUM PASTUREL[Lat.] ile/||/<> TİLKİKUYRUĞU

( Bataklık atkuyruğu )

( EQUISETUM PASTUREL )


- EQUITATION[İng.] ile/||/<> EQUITATION[Fr.] ile/||/<> REITKUNST[Alm.] ile/||/<> BİNİCİLİK

( Ata binme sanatı )

( EQUITATION )

( EQUITATION )

( REITKUNST )


- EQUITY[İng.] ile/||/<> ÖZ KAYNAK

( Konut alıcısının konutunu satın alabilmek için ödünç aldığı para dışında kendi artırımından verdiği para )

( EQUITY )


- ER BEZİ ile/||/<> ER BEZİ

( Erkeklik hormonu ve sperma üreten erkek cinsiyet bezi testis Skrotum içerisinde birleşik tübüler bezlerden oluşan spermanın yapıldığı kanalcıklarla bunlar arasında yer alan interstisyel hücrelerin bulunduğu organ testis didimis haya husye orşis taşak )

( TESTIS )

( TESTIS )


- ER YAŞ DÖNÜMÜ | ANDROPOZ[Fr. < ANDROPAUSE] ile/||/<> ...

( ANDROPAUSE )


- ER ile/||/<> ENDOPLÂZMİK RETİKULUM

( endoplâzmik retikulum Endoplazmik retikulum )

( ENDOPLASMIC RETICULUM )


- ER ile/değil/yerine/=/||/<> ERKEK | KOCA

( erbaş er bezi erdişi er ekmeği er kişi er meydanı er suyu acemi er komando er sözleşmeli er tam er avcı eri emir eri gönül eri hizmet eri iş eri sanat eri yazın eri erkek İşini iyi bilen yetenekli kimse Kahraman olan Rütbesiz asker nefer koca I )


- ER ile/||/<> GOLGI ile/||/<> LYSOSOME ile/||/<> PEROXISOME

( Ökaryotik hücre kompartmanları. )

( Formül: ER → Golgi → PM/Lysosome )


- ER ile/ve/||/<>/> ONBAŞI ile/ve/||/<>/> ÇAVUŞ ile/ve/||/<>/> YÜZBAŞI ile/ve/||/<>/> BİNBAŞI ile/ve/||/<>/> AĞA ile/ve/||/<>/> BAŞ AĞA[> PAŞA]


- ERADİCATİON[Fr. < ÉRADICATION] ile/değil/yerine/=/||/<> ERADİKASYON

( Yok etme )


- ERASER[İng.] ile/||/<> SİLGİ

( ERASER )


- ERAT[Tr. < ER + Ar. -ĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> ERAT

( Er onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad Erler )


- ERATOSTHENES ve/||/<>/> STRABON

( M.Ö. 276 - 194 ve/||/<>/> M.Ö. 63 - M.S. 23 )

( Ἐρατοσθένης VE/||/<>/> Στράβων )


- ERBA İN[Ar. < ERBAʿ ĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> ERBAİN

( Rumi takvimde Aralık tan Ocak gününe kadar süren kırk günlük kış dönemi )


- ERBAA ile/||/<> ETRÂF-I ERBAASI

( Dört. İLE/||/<> Dört tarafı. )


- ERBAB[Ar. < ERBĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> ERBAP

( kalem erbabı Bir işten anlayan bir işi iyi yapan kimse )


- ERBİNE[Fr. < ERBINE] ile/değil/yerine/=/||/<> ERBİN

( Erbiyum oksit Er O ya da erbiyum hidroksit Er OH )


- ERBIUM[Fr.] ile/||/<> ERBİYUM[Fr. < ERBIUM]

( kimya )

( ERBIUM )


- ERBİUM[Fr. < ERBIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> ERBİYUM

( Atom numarası atom ağırlığı olan tabiatta çok az bulunan uygulama alanı olmayan bir element simgesi Er )


- DOMATESTE:
ERCİK ile/ve/||/<> YUMURTALIK ile/ve/||/<> STİGMA ile/ve/||/<> DİŞİCİK

( Polen üreten eril üreme örgenidir. Domates çiçeklerinde altı eril örgeni bulunur. İLE/VE/||/<> Yumurta gözesi üreten dişil üreme örgenidir. Domates çiçeklerinde tek bir yumurtalık bulunur. İLE/VE/||/<> Yumurtalığın tepesinde bulunan ve poleni yakalayan yapıştırıcı bir yüzeye sahip bölümüdür. İLE/VE/||/<> Yumurtalığı ve stigmayı içeren dişil üreme örgenidir. )

( Domates çiçeği tozlaştığında, eril örgenlerden gelen polenler, dişil örgenlerdeki stigmaya yapışır. Polen tanesi, stigmaya yapıştıktan sonra polen tanesinden çıkan bir tüp, yumurtalığa kadar uzanır ve yumurta gözesiyle döllenme gerçekleşir. Bu döllenme sonucunda tohumlar oluşur.[Tohumlar, domatesin meyvesinin içinde bulunur. Tohumlar, domatesin yeni kuşağını oluşturmak için kullanılır.] )


- ERDEK ile/||/<> İÇKALE

( içkale )


- ERDEM/FAZİLET[Ar. < FAŻĪLET] ile/||/<> ERDEMLİ/FAZİLETKÂR[Ar. < FAŻĪLET + Fars. -KĀR]


- ERDEM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEĞER

( [not] VIRTUE vs./and/but/||/<>/< VALUE
VALUE instead of VIRTUE )


- ERDEM ile/ve/||/<> ÖVGÜ


- ERDEM ve/||/<> TÜZE(HUKUK)

( Erdemin ölçüsü, tüze'dir. )


- ERDEMSİZ | ERDEMSİZLİK ile/||/<> ERDEMLİLİK | FAZİLETLİLİK ile/||/<> FAZİLETSİZ | FAZİLETSİZLİK


- ERDİŞİ | HERMAFRODİT ile/||/<> HERMAFRODİT ile/||/<> ERDİŞİ

( erdişi er dişi Er dişi Erkek ve dişi birincil cinsiyet karakterlerini birlikte bulunduran ersi karşılık hermafrodit hermaphroditos erdişi Erdişilik haline sahip olan birey dişi ve erkek üreme organlarını birlikte taşıyan birey )

( HERMAPHRODITE )


- ERDİŞİ/HÜNSA[Ar. < ḪUNS̱Ā] ile/||/<> ERDİŞİ/HERMAFRODİT[İng. < HERMAPHRODITE]


- ERDİŞİLİK ile/||/<> ERSELİKLİK


- ERDŐS-KO-RADO TEOREMİ ile/||/<> SPERNER TEOREMİ

( Erdős-Ko-Rado teoremi kesişen aileleri incelerken İLE Sperner teoremi antichain yapılarını inceler )

( Formül: Intersecting family )


- EREK BİLİMİ/TELEOLOJİ[Fr. < TÉLÉOLOGIE] ile/||/<> EREK BİLİMSEL/TELEOLOJİK[Fr. < TÉLÉOLOGIQUE]


- EREK ile/ve/||/<>/> GEREK


- EREK ile/ve/||/<> POTANSİYEL


- EREKSİYON[İng. < ERECTION] ile/değil/yerine/=/||/<> SERTLEŞME


- ERENDİZ ile/||/<> JUPITER[İng.] ile/||/<> JUPITER[Fr.] ile/||/<> JUPITER[Alm.] ile/||/<> JÜPİTER

( Jüpiter Jüpiter Güneş çevresinde dolanan gezegenlerden en büyüğü )


- ERG, ELECTRORETINOGRAM[İng.] ile/||/<> ERG

( Cattel İçgüdüden daha belirgin olan kişinin kimi nesne ve olaylara karşı ötekilerden daha hızlı ve yeterli tepki gösterebilmesini sağlayan ruhsal ve bedensel yaradılışıyle ilgili bir özellik )

( ERG, ELECTRORETINOGRAM )


- ERG[Fr.] ile/||/<> ERG[Fr. < ERG]

( coğrafya )

( ERG )


- ERG[Fr. < ERG] ile/değil/yerine/=/||/<> ERG

( CGS sisteminde uygulama noktasını kuvvet yönünde santimetre hareket ettiren dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi Bir kilogrammetre x erge eşittir )


- ERG[Fr. < ERG] ile/değil/yerine/=/||/<> ERG

( Büyük Sahra da kumullarla örtülü bölge )


- ERG/ERG[Fr. < ERG] ile/||/<> KİLOGRAMMETRE/KİLOGRAMMETRE[Fr. < KILOGRAMMÈTRE] ile/||/<> KİLOJUL/KİLOJOULE[Fr. < KILOJOULE] ile/||/<> KİLOVAT/KİLOWATT[Fr. < KILOWATT] ile/||/<> KİLOVATSAAT/KİLOWATTSAAT[Fr. < KILOWATT + Ar. SĀʿAT] ile/||/<> JUL/JOULE[Fr. < JOULE]

( CGS sisteminde uygulama noktasını kuvvet yönünde santimetre hareket ettiren dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi Bir kilogrammetre x erge eşittir )


- ERG/ERG[Fr. < ERG] ile/||/<> VAHA/VAHA[Ar. < VĀḤA]

( Büyük Sahra da kumullarla örtülü bölge )


- ERGANUN[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> ORG


- ERGAVAN[Fars. < ERĠAVĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ERGUVAN

( erguvan rengi Baklagillerden eflatunla kırmızı arası renkte çiçek açan güzel bir süs ağacı deliboynuz Cercis siliquastrum )


- ERGAVANİ[Fars. < ERĠAVĀN + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> ERGUVANİ

( erguvan rengi Bu renkte olan )


- ERGEN/AKİL BALİĞ[Ar. < ʿĀḲİL + BĀLİĠ] ile/||/<> ERGEN/BALİĞ[Ar. < BĀLİĠ] ile/||/<> ERGENLEŞME/BÜLUĞ[Ar. < BULŪĠ]


- ERGEN | ERİN ile/||/<> ERGENLEŞME | ERİNLEŞME


- ERGEN ile/||/<> ...

( Genellikle kutsal günlerde kızartılarak çocuklara dağıtılan küçük yufkalar Karacaviran Seydişehir Konya )


- ERGEN(İN) ELEŞTİRİSİ ile/ve/değil/yerine/||/<> ERGİNİN(/YETKİN) ELEŞTİRİSİ


- ERGENLİK ile/||/<> BÜLUĞ ÇAĞI ile/||/<> YENİ YETMELİK ile/||/<> ERGENLİK ÇAĞI


- ERGİME ISISI ile/||/<> ERGİME NOKTASI ile/||/<> ERGİME YASASI

( Ergimek işi zeveban )


- ERGİN/REŞİT[Ar. < REŞĪD] ile/||/<> ERGİNLİK/RÜŞT[Ar. < RUŞD]


- ERGİNLİK ile/||/<> REŞİTLİK


- ERGODİC ile/||/<> STATIONARY

( Ergodic zaman ortalaması uzay ortalaması İLE stationary dağılım değişmez. )

( Formül: Time equals space average İLE time-invariant )


- ERGONOMİ[Fr. < ERGONOMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> İŞ BİLİMİ


- ERGONOMİ ile/||/<> İŞBİLİM

( işbilim ergon iş nomos kanun Görev farklılaşması morfolojik özelleşmeye bağlı olarak fizyolojik farklılaşma )

( ERGONOMY )

( ERGONOMIE )

( ERGONOMIE )


- ERGONOMICS[İng.] ile/||/<> ERGONOMIQUE[Fr.] ile/||/<> ERGONOMISCH[Alm.] ile/||/<> ERGONOMİK[Fr. < ERGONOMIQUE]

( ergon iş nomos kanun İnsanların kendi çalıştıkları çevrelerinde anatomi fizyoloji ve psikolojilerinin incelenmesi )

( ERGONOMICS )

( ERGONOMIQUE )

( ERGONOMISCH )


- ERGONOMİK[Fr. < ERGONOMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> KULLANIŞLI | ELVERİŞLİ

( kullanışlı elverişli )


- ERGUVAN ile/||/<> DELİBOYNUZ


- ERGUVAN ile/||/<> ERGUVAN[Fars. < ERGAVÂN]

( botanik Baklagiller Leguminosae familyasından yaprakları almaşık dizilişte ve kalp şeklinde olan çiçekleri er dişi taç yaprakları erguvan renkli 10 tane erkek organı bulunan Batı ve Güney Anadoluda doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formunda yaprak döken bitkiler )

( PURPLE COLOUR, JUDAS TREE, RED BUD, LOVE TREE )

( ARBRE DE JUDÉE, GAINIER | GAÎNIER, ARBRE DE JUDÉE )

( ECHTER JUDASBAUM )

( CERCIS SILIQUASTRUM )


- ERGUVAN ile/||/<> JAKARANDA/MAVİ JAKARANDA/SİYAH POUİ/EĞRELTİ AĞACI

( Baklagiller ailesinden, on metreye kadar boylanabilen, tek gövdeli, yaprak döken, çalı görünümünde bir ağaççık. İLE/||/<> Güney-Orta Güney Amerika'ya özgü, çekici ve uzun ömürlü, soluk çivit çiçekleri nedeniyle başka yerlerde yaygın olarak ekilen alt tropikal bir ağaç. )

( image
ile
image )

( CERCIS SILIQUASTRUM cum JACARANDA MIMOSIFOLIA )


- ERİDANUSFLUSS | IRMAK ile/||/<> IRMAK

( Bir takımyıldızın adı astronomi )

( ERIDANUS, ERI (ERIDANI), RIVER ERIDANUS )

( ERIDAN )

( ERIDANUSFLUSS )

( ERIDANUS )


- ERİK PESTİLİ ile/||/<> ERİK RAKISI ile/||/<> KURU ERİK ile/||/<> SARIERİK ile/||/<> BARDACIK ERİĞİ ile/||/<> BARDAK ERİĞİ ile/||/<> CAN ERİĞİ ile/||/<> ÇAKAL ERİĞİ ile/||/<> DAĞ ERİĞİ ile/||/<> GÖVEM ERİĞİ ile/||/<> JAPON ERİĞİ ile/||/<> MALTA ERİĞİ ile/||/<> MÜRDÜM ERİĞİ ile/||/<> TÜRBE ERİĞİ ile/||/<> ÜRYANİ ERİĞİ ile/||/<> YABAN ERİĞİ

( Gülgillerden beyaz çiçekli bir ağaç Prunus domestica Bu ağacın kabuğu ince çeşitli renklerde mayhoş ya da tatlı eti sulu tek ve sert çekirdekli yemişi )


- ERİK ile/||/<> ERİK

( Gülgiller Rosaceae familyasından yaprakları basit yenen etli ve sulu bir meyvesi olan yapraklarını döken ağaç ya da çalı şeklinde bitkilerin genel adı Ağızlarda örük olarak da geçer Az әrik erik kayısı örök erik kayısı örik kayısı kurusu örük kayısı kayısı kurusu Sart Tar Türki örük yabani kayısı Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede erük olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre şeftali kayısı erik gibi yemişlere verilen ortak bir addır tülüg erük şeftali sarığ erük kayısı zerdali kara erük Eski Kıpçakçada erük biçimi kullanılır Doerfere göre TMEN N 7 1952 ir er früh früh sein kökünden gelir Arapça albarqūqtan geldiği yolundaki sav tartışmaya açıktır Türkçeden Moğolcaya erük olarak geçmiştir Şçerbak JaS 163 440 Rusça orjuk urjuk biçimlerinin Türk diyalektlerinden kalma alıntılar olduğu açıktır Dmitriev Stroj 568 Vasmer REW 2 279 3 189 Tietze Pers 136 20 )

( PLUM )

( PRUNE )

( PFLAUME, ZWETSCHGE )

( PRUNUS )


- ERİK ile/ve/||/<>/> ÜZÜM ile/ve/||/<>/> CEVİZ/KOZ

( [Yenilebilen] Dışı. İLE/VE/||/<>/> Hem dışı, hem de içi. İLE/VE/||/<>/> İçi. )

( Ekşi/tatlı. İLE/VE/||/<>/> Tatlı. İLE/VE/||/<>/> [ince zarı/kabuğu soyulmazsa] hem acı, hem de tatlı | Ne acı[ince zarı/kabuğu soyulursa], ne de tatlı. )

( Şeriat. İLE/VE/||/<>/> Tarikat. İLE/VE/||/<>/> Hakikat. )

( Çıktım erik dalına
Anda yedim üzümü
Bostan ıssı kakıyıp
Der ne yersin kozumu

Yunus Emre )

( Niyâzî Mısrî'nin şerhini (de) okumanızı salık veririz. )


- ERİK ile/ve/||/<> YÖRÜK

( Bahçeden uzak. İLE/VE/||/<> Kentten uzak. )


- ERİLLİK ile/||/<> MÜZEKKERLİK


- ANLAK/ZEKÂ:
ERİLLİKTE ile/ve/||/<>/> DİŞİLLİKTE

( Bilgelik/hikmet. İLE/VE/||/<>/> Anlayış. )


- ERİME ile/ve/||/<>/> BUHARLAŞMA

( Katıdan sıvıya geçiş. İLE/VE/||/<>/> Sıvıdan gaz haline geçiş. )


- ERİME ile/ve/değil/||/<> ERGİME

( Katı/sıvı yağda. İLE Buzda. )


- ERİN ve ERİŞKİN ile/ve/||/<>/> ERGİN

( 13-15 yaş civarına gelmiş, bülûğa ermişler. VE 18-21 yaşlarını doldurmuşlar. İLE/VE/||/<>/> İhtiyârını devrede tutanlar, nelere, ne kadar HAYIR! diyeceğini ve istencini/irâdesini neye, ne kadar yönelteceklerini bilenler/uygulayanlar. )


- ERİNÇ/HUZUR ve/||/<> BARIŞ

( İç/içte. VE/||/<> Dış/dışta. )


- ERİNME ile/ve/||/<> GÖRÜNME

( Çağrıldığın yere [gitmek için]. İLE/VE/||/<> Çağrılmadığın yere. )


- ERINNERUNG[Alm.] ile/ve/+/||/<>/> ER-INNERUNG[Alm.]

( Anımsama. İLE/VE/+/||/<>/> İçselleştirme. )


- ERİŞ ile/||/<> ...

( Hasır otundan yapılan ip Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta 2 Halı ve kilim tezgâhlarındaki atkı iplikleri Uşak Yenikent Aksaray Niğde )


- ERİŞİLEBİLİRLİK[İng. ACCESSIBILITY] ile/||/<> ERİŞKİN KÖK GÖZELERİ[İng. ADULT STEM CELLS]

( Erişilebilirlik, doğru inançların bilgiyi meydana getirebilmesi için gerekli olan kanıtlara, nedenlere ve gerekçelere öznenin ulaşabilmesi anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle erişilebilirlik, Hasan Yücel Başdemir’in de kitabında belirttiği gibi, öznenin, inancının gerekçelendirmesini yaparken kullandığı gerekçeleyicilere (justifiers) [gerekçelendirmeyi sağlayan kanıtlara anlamına gelir ve bu ifadeyi ilk kez Alston kullanmıştır] ulaşabilmesini ve bu gerekçeleyicilerin bilinebilir olmasını ifade eder. Ancak buradaki temel nokta, öznenin erişimine açık olan gerekçeleyicilerin, içsel süreçlerle ilgili olmasıdır. Bu bakımdan erişilebilirlik, öznenin kendi içsel süreçlerine erişebilmesi, bu süreçlerin farkında olması ve bilmesi anlamına gelmektedir. Bilen öznenin, bir inancının gerekçeleyicilerine ya da kanıtlarına erişebiliyor olması demek, aynı zamanda bu gerekçeleyicilerin ya da kanıtların sorumluluğunu alması ve onlara inanıyor olmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla bu kavram, içselciliğin gerektirdiği şartlardan birini ifade etmektedir. @@ Erişkin kök gözesi, farklılaşmış bir dokuda ayrışmamış halde bulunan ve kendini yenileyip köken aldığı organın spesifik gözesine dönüşebilen gözelerdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ERİŞİLEBİLİRLİK ile/||/<> ERİŞİLEBİLİRLİK

( Hedef tüketicilerin pazara sunulan bir mal ya da hizmete pazarın ulaşım koşullarında erişebilme düzeyi )

( ACCESSIBILITY )


- ERİŞİM ile/||/<> ERİŞİM

( Birbirleriyle karışmayan iki sıvının bir çözeltide magmada ayrılması olayı Bir veri saklama ortamında veri okuma ya da yazma işlemini gerçekleştirmek üzere adresi verilen yeri fiziksel olarak bulma )

( LIQUATION | ACCESS )

( LIQUATION | ACCÈS )

( LIQUID ENTMISCHUNG )


- ERİŞKİNLİK ile/||/<> KÂHİLLİK


- ERİŞMEK ile/ve/||/<> YETİŞMEK


- ERİŞTE[Fars. < RİŞTE] ile/||/<> EV MAKARNASI

( ev makarnası Az әriştә rişta thread anything twisted as a match candlewick linstock slices of paste put in soup macaroni riştan rīştan to spin to twist Türkçe erişte biçiminin başındaki e ikincil bir sestir Türkçe arasta rāsta biçimindeki a gibi Çağdaş diyalektlerde erişte yerine kesme adı kullanılır kesme erişte kespe kes Bulgarca èrište ince tarhana ve Sırpça jèrište jerište erište erişte biçimleri Türkçeden alınmıştır )

( RIŞTA~RĀSTA )

( ӘRIŞTӘ[Az.]~KESPE[Kzk.] )


- ERİŞTE/RİŞTE[Fars. < RİŞTE] ile/||/<> MAKARNA/MACCHERONE[İt. < MACCHERONE] ile/||/<> KUSKUS/KUSKUS[Ar. < ḲUSḲUS] ile/||/<> LAZANYA/LASAGNA[İt. < LASAGNA]

( İnce ince kesilip kurutulan hamur deniz yosunu )


- ERISTIC[İng.] ile/||/<> ÉRISTIQUE[Fr.] ile/||/<> ERISTIK[Alm.] ile/||/<> DİDİŞİM

( didişim eristik eriş kavga çekişme tartışma Tartışmada karşısındakini mantık oyunlarıyle ne olursa olsun çürütüp susturma Burada birtakım biçimsel cambazlıklarla tartışarak karşıdaki kıstırılıp şaşırtılarak saçma yanıtlar vermeye zorlanır Bu bakımdan gerçek tartışma sanatı olan eytişim ile karıştırılmamalıdır Didişim sanatını ilkin geç sofistler kullanmış bu sanatı Sokratesçi bir okul olan Megara Okulu filozofları geliştirmiştir Bu okuldan olanlara sonraları didişimciler eristikçiler denmiştir )

( ÉRISTIQUE )


- ERİSTİK[Fr. < ÉRISTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİDİŞİM


- ERİTMEK ile/||/<> ERİTME | ÇÖZMEK

( çözmek Erimeyi sağlamak için dökümden önce yapılan ısıtma işlemi )

( MELTING )

( COULÉE )

( SCHMELZUNG )


- ERİTROBLAST/ERYTHROBLAST ile/||/<> ERİTROSİT/ERYTHROCYTE

( Alyuvar öncüsü. İLE/||/<> Alyuvar. )


- ERİTROSİT[Fr. < ÉRYTHROCYTE] ile/değil/yerine/=/||/<> ALYUVAR


- ERİTROSİT ile/||/<> ERİTROPOİETİK

( Alyuvar. İLE/||/<> Alyuvar yapımı. )


- ERİTROSİT ile/||/<> LÖKOSİT ile/||/<> TROMBOSİT

( Kan elemanları ve görevleri. )

( Formül: 4-6 milyon RBC/μL )


- ERK ile/değil/yerine/=/||/<> İKTİDAR | NÜFUZ

( anaerki ataerki bey erki din erki el erki soylu erki takım erki varsıl erki yargı erki zengin erki iktidar nüfuz Bir bireyin bir toplumun başka birey küme ya da toplumları egemenliği baskısı ve denetimi altına alma hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi ya da yeteneği )


- ERKÂN MİNDERİ ile/||/<> GÜREŞ MİNDERİ ile/||/<> KÖŞE MİNDERİ ile/||/<> YER MİNDERİ

( İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen oturmaya yaslanmaya yarar şilte Yer alıştırmalarında ve atlamalarda düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan deri ya da kauçuktan yapılmış şilte Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı en az 10 santimetre kalınlığında 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı )


- ERKAN[Ar. < ERKĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ERKÂN

( erkânıharbiyeiumumiye erkânıharp erkân kürkü erkân minderi adap erkân yol erkân hükûmet erkânı ocak erkânı çarıklı erkânıharp Bir topluluğun ileri gelenleri büyükler üstler yol yordam General ya da amiral aşamasındaki askerler )


- ERKÂNIHARBİYEİUMUMİYE[Ar. < ERKĀN + ḤARBİYYE + ʿUMŪMİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> GENELKURMAY


- ERKÂNIHARP[Ar. < ERKĀN + ḤARB] ile/değil/yerine/=/||/<> KURMAY


- ERKEÇ ile/||/<> ERKEK KEÇİ

( erkek keçi Yerel ağızlarda irkeç olarak da geçer Az erkәc erkek keçi teke erkeç iki yaşında erkek keçi erkeç enenmiş erkek keçi Orta Türkçede erkeç erkek keçi olarak geçer Eski Kıpçakçada erkeç ya da irkeç enenmiş keçi ve enenmiş koç olarak kullanılır Diyalektlerde koça verilen irk irik adından geldiği anlaşılıyor irk e ç küçültme eki Türkçe irk Moğolca irge Ligeti MNY XXIX 276 Koça verilen irk irik adı çağdaş diyalektlerde yaygın olarak geçer Tel irk irik koç irik koç irt enenmiş koç Tuvacada irk biçimi irte çevrilmiştir Türkçe börk başlık biçiminin börte çevrilmesi gibi irik irk üç yaşında enenmiş koç Orta Türkçede dört yaşına girmek üzere bulunan koyuna irk adı verilir Clauson ED 220221 Eski Türkçe irk irik Macarcaya ürü olarak geçmiştir Ligeti TörK 79 Türk diyalektlerinde erkek keçiye daha çok teke adı verilir Çuvaşlar taka adını koç olarak kullanırlar Tekeye de kaçaka taki adını verirler teke 1 Türkçe erkeç biçimiyle çağdaş diyalektlerde geçen serke serge adı arasında bir bağ kurulamaz Şçerbak bu iki ad arasındaki benzerlik üzerinde özel olarak durmuştur Ancak serke adı Moğolcadan kalma bir alıntıdır Macarca zerge biçimine ilişkin bilgi almak için Ligeti TörK 194 305 )


- ERKEK TARAFI ile/||/<> OĞLAN TARAFI


- ERKEK ile/değil/yerine/=/||/<> KOCA | MERT

( erkek anahtar erkek bakır erkek berberi erkek demir erkek erkeğe erkekevi erkek Fatma erkek fiş erkek güzeli erkek işi erkek kardeş erkek milleti erkek organ erkek tarafı erkek terzisi erkekler hamamı Yetişkin adam bay er I er kişi kişi İnsan hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı koca I Sperma oluşturan organizma mert Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı Sert kolay bükülmez )


- ERKEKLERDE BEHÇET ile/||/<> KADINLARDA BEHÇET

( Erkeklerde Behçet daha şiddetli seyir İLE kadınlarda daha hafif seyreder. Erkeklerde vasküler ve nörolojik tutulum sık İLE kadınlarda mukokütanöz bulgular baskındır. Hastalık başlangıç yaşı iki cinste 20-30 yaş arası. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- ERKEKLİ KADINLI ile/||/<> KADINLI ERKEKLİ ile/||/<> KIZLI ERKEKLİ

( Erkeği olan )


- ERKEKLİK ORGANI | FALLUS[Fr. < FALLUS] ile/||/<> KLİTORİS

( anat. Penis. @@ )

( PHALLUS~CLITORIS )

( FALLUS~CLITORIS )

( CLITORIS~CLITORIS )

( PHALLUS~KLITORIS )

( FALLO~CLITORIDE )

( ΦΑΛΛΌΣ / φαλλός~ΚΛΕΙΤΟΡΊΔΑ / κλειτορίδα )


- ERKEKLİK ORGANI | FALLUS ile/||/<> FALLUS[Fr. < FALLUS]

( anat Penis )

( PHALLUS )

( FALLUS )

( PHALLUS )

( CLITORIS )

( FALLO )

( ΦΑΛΛΌΣ / φαλλός )


- ERKEKLİK ORGANI/PENİS[Lat. < ] ile/||/<> ERKEKLİK ORGANI/FALLUS[Fr. < FALLUS] ile/||/<> ERKEKLİK ORGANI/ZEKER[Ar. < ẔEKER]


- ERKEKLİK ORGANI ile/||/<> ÇÜK ile/||/<> SİK ile/||/<> BABATORİK ile/||/<> ERKEKLİK UZVU


- ERKEKLİK ORGANI ile/||/<> ERKEKLİK UZVU

( Erkek olma durumu Erkekçe davranış Bir erkeğin cinsel birleşme görevini yerine getirme gücü )


- ERKEKSİLEŞMEK ile/||/<> MASKÜLENLEŞMEK


- ERKEN BAHAR ile/||/<> ERKEN BOŞALMA ile/||/<> ERKEN BUNAMA ile/||/<> ERKENDOĞAN ile/||/<> ERKEN TANI ile/||/<> ERKEN UYARI

( Vaktinden önce alışılan zamandan önce er II geç karşıtı Sabahın ilk saatlerinde )


- ERKEN ...:
(")BOŞANMA(")K ile/ve/değil/||/<>/< BOŞALMAK


- ERKEN | ER ile/||/<> ERKEK | ER KİŞİ ile/||/<> ERKENDEN | ERCECİK ile/||/<> ERKEKSİ | ERKEĞİMSİ

( er ekmeği er geç )


- ERKEN TAŞ DEVRİ[İng. EARLY STONE AGE] ile/||/<> ERKEN ULAŞMA[İng. EARLY ACCESS]

( Yaklaşık 2,6 milyon yıl önceden başlayıp 400.000 ila 250.000 yıl önceye kadar süren ve Oldowan ve Acheulean denen taş alet kullanımını içeren bir zaman aralığıdır. Afrika’daki Erken Taş Devri yaklaşık olarak Avrupa ve Asya’daki İlk Yontma Taş Devri denen döneme denk gelir. @@ Gerek avlayarak gerekse de leş yiyerek ölü hayvan gövdesini tüketmede erken sıralarda (genellikle ilk sırada) yer alarak kaynak elde etme.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ERKEN VURU | EKSTRASİSTOL ile/||/<> EKSTRASİSTOL[Fr. < EXTRASYSTOLE]

( Sıra dışı kasılma )

( EXTRASYSTOLE )

( EXTRASYSTOLE )


- ERKENDEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GENÇ YAŞTA


- ERKENDOĞAN | PREMATÜRE ile/||/<> PREMATÜRE[Fr. < PRÉMATURÉ]

( PRÉMATURÉ )


- ERKENDOĞAN ile/||/<> GEÇDOĞAN ile/||/<> YENİDOĞAN

( Dünyaya gelmek Güneş Ay yıldız ufuktan yükselerek görünmek Düşünce hayal vb zihinde birdenbire oluşmak Ortaya çıkmak sonucu olmak )


- ERKETE[Yun.] ile/||/<> BAKMA, GÖZETLEME, DİKİZ

( bakma gözetleme dikiz R ἔρχεται er kommt )

( ἜΡΧΕΤΑΙ / ἔρχεται )


- ERKETE[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZETLEME


- ERKİN KORAY ve/||/<>/> ZÜLFÜ LİVANELİ ve/||/<>/> HALUK LEVENT |
ve/||/<>/>
YAŞAR

( www.FaRkLaR.net/YASAR | www.yasaronline.net )

( )

( )

( )

( )


- ERKLİ ile/değil/yerine/=/||/<> MUKTEDİR | NÜFUZLU

( muktedir nüfuzlu )


- ERKLİLİK ile/değil/yerine/=/||/<> MUKTEDİRLİK | NÜFUZLULUK

( tek erklik yad erklik muktedirlik nüfuzluluk )


- ERKSİZLİK ile/değil/yerine/=/||/<> NÜFUZSUZLUK | BAŞSIZLIK

( Muktedir olmama durumu nüfuzsuzluk başsızlık )


- ERLENMAYER ile/||/<> ERLENMAYER FLAKS[İng.] ile/||/<> BALLON EN VERRE[Fr.] ile/||/<> ERLENMAYER KOLBEN[Alm.] ile/||/<> ÇALKAR

( Çoğunlukla eşdeğerleyim işlemlerinde kullanılan konimsi biçimde boyunlu ve dibi düz cam kap )

( ERLENMAYER FLAKS )

( BALLON EN VERRE )

( ERLENMAYER KOLBEN )


- ERMENİ ile/||/<> ...

( Kar Ort O Geleneksel Türk oyunlarının kişilerinden biri )


- ERMENİ ile/||/<> ...

( Gölge oyunu ile ortaoyununda çok rastlanan bir tip Çoğu kez elinde utla perdeye çıkar Musiki şiir gibi sanatlardan hoşlanır Gün görmüştür başkalarını küçümser kimi kez konaklarda alışverişe bakan ayvaz olarak görülür Uğraşları arasında kuyumculuk tuhafiyecilik lağımcılık vardır )


- ERMENİ ile/||/<> ERMENİSTANLI


- ERMİN[Fr. < HERMINE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAKIM


- ERMİŞ/EVLİYA[Ar. < EVLİYĀ] ile/||/<> ERMİŞ/VELİYULLAH[Ar. < VELİYULLAH]


- ERMİŞLİK ile/||/<> EVLİYALIK


- ERNEB ile/||/<> TAVŞAN

( Lepus europeus Kemiriciler Rodentia takımının tavşangiller Leporidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 70 cm Eti yenir Postu kürkçülükde ve şapka yapılmasında kullanılır Dünyanın hemen her yanına yayılmıştır Marangoz rendesi Mudurnu Bolu zooloji Seyirlik oyunlarda dans eden genç oğlanlara verilen ad Kemiriciler Rodentia takımının tavşangiller Leporidae familyasından 70 cm kadar uzunlukta eti yenen postu kullanılan dünyanın her tarafına yayılmış bir tür Tavşangiller familyasını oluşturan yaklaşık elli türü içeren kuyrukları uzun kıllarla örtülü kulak ve arka bacakları uzun memeli türlerinin ortak adı Az dovşan tovşan Tar toşkan tabısxān Eski Türkçeden başlayarak kullanılır tavışgan Orta Türkçede de tavışgan biçimi geçer Eski Kıpçakçada tawşan olarak kullanılır Yaygın bir inanca göre Türkçe tabış tavış koşmak atlamak sıçramak kökünden yapılmış bir türevdir tabış tavış gan Bang Túrán 1918 298 s 19 not Brockelmann OGM 53 Şçerbak İRLTJa 136137 Bilimsel yayınlarda Türkçe tavışganın sıklıkla Moğolca taulai biçimiyle birleştirildiğine tanık oluyoruz Gombocz NyK 35 259260 KSz 13 16 Ramstedt KWb 413a Poppe UJb 6 115 Räsänen LTS 126127 MTS 127 V 453 Bu yolda daha çok bilgi almak için Vladimirtsov SrGr 255 Doerfer TMEN 144 966 KhalMat 284 Ligeti MNy 43 15 NyK 61 184185 KSİNA 83 19 AOH 18 283 TörK 52 138 Roux Turcica 3 4048 Leksika 164 Clausona göre ED 447 ResAltL 4647 Moğolca taulai eski bir Türkçe alıntıdır Clauson Studies 154 Eski ve yeni diyalektlerde tavşan yanında koyan kodan adı da kullanılır Tuvalar tavşana kodan yanında koygun adını da verirler Räsänen V 274275 Clauson ED 678a Doerfer TLT 478 Ligetiye göre TörK 129 tavşan biçimi Oğuzca koyan biçimi ise Kıpçakçadır Türkçe koyan kodan adı Çuvaşça yoluyla Çeremişçeye de geçmiştir Räsänen MSFOu 67 360361 Çuvaşlar tavşana mulkaç adını verirler Egorov ÊS 134135 Türkçeden komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 144 966 TLT 478 Leksika 164 )

( EUROPEAN HARE | RABBIT )

( LIÈVRE ORDINAIRE | LIÈVRE COMMUN )

( FELDHASE )

( LEPUS EUROPAEUS | LEPUS EUROPEUS )

( DOVŞAN[Az.]~TOVŞAN[Tkm.]~TABISXĀN[Yak.] )


- ERNEBİYE | TAVŞANGİLLER ile/||/<> TAVŞANGİLLER

( Leporidae leporistavşan Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının kemiriciler Rodentia takımının çiftdişliler Duplicidentata alttakımına giren bir familyası Kulakları ve art bacakları uzun kuyrukları kısadır Gözeleri iri olur Otçuldurlar Tavşan Lepus europaens yaban tavşanı Cuniculus cuniculus kar tavşanı L timidus iyi bilinen türleridir zooloji Memeliler Mammalia sınıfının kemiriciler Rodentia takımının çift dişliler Duplicidentata alt takımından kulakları ve art bacakları uzun kuyrukları kısa gözleri iri otçul türleri olan bir familya )

( RABBITS AND HARES )

( LIÈVRES | LÉPORIDÉS )

( HASEN )

( LEPORIS | LEPORIDAE | LEPORIDAE, LEPORIS: TAVŞAN )


- EROİN[Fr. < HÉROÏNE] ile/||/<> ESRAR

( Heroin. )

( HEROIN | MARIUANA~MARIUANA )

( HÉROÏNE~HASCHISCH )

( HEROIN~HASCHISCH )

( EROINA~HASHISH )

( ΗΡΩΊΝΗ / ηρωίνη~ΧΑΣΊΣ / χασίς )


- EROİN/HEROİNE[Fr. < HÉROÏNE] ile/||/<> KODEİN/CODEİNE[Fr. < CODÉINE] ile/||/<> KOKAİN/COCAİNE[Fr. < COCAÏNE] ile/||/<> MORFİN/MORPHİNE[Fr. < MORPHINE]

( Morfinden kimyasal yolla elde edilen uyuşturucu bir madde )


- EROİNMAN[Fr. < HÉROÏNOMANE] ile/değil/yerine/=/||/<> EROİNCİ


- EROS ve/||/<> LİBİDO
ile/ve/||/<>/<
TANATOS ve/||/<> DESTRUDO

( Eşeysel ve varoluş yönünde dürtü ve güdü. İLE/VE/||/<>/< Varoluşsal dürtü ve güdü. )

( SIGMUND FREUD ile/ve/||/<>/< EDOARDO WEISS )


- EROS[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> EROS

( Yunan mitolojisinde aşk tanrısının adı )


- EROS ile/||/<> EROS[Yun.]

( Eros Eski Yunanlıların sevgi tanrısı Afroditin oğlu Her türlü yaratmanın ana ilkesi Platonun Symposion Şölen ve Phaidros dialoglarında geliştirdiği güzele duyulan ilgiyi belirten kavram Bu ilgi haz duyma için değil güzelde bir şey ortaya koymak yaratmak içindir Eros aynı zamanda ölümsüz olana doğru yönelişin güdücüsü ve duyusal dünyadan ideler dünyasına doğru felsefî bir yükseliş tutkusudur astronomi )

( EROS (PETITES PLANÈTES) )


- EROS[Fr. < ÉRÔS] ile/değil/yerine/=/||/<> EROS

( Ruhsal çözümleme açısından cinsel eğilimler ve bundan doğan isteklerin tümü )


- EROS[İng.] ile/||/<> EROS[Fr. < ÉRÔS]

( Freud Cinsel içgüdüyü de kapsayan bütün varlığı koruyucu içgüdü )

( EROS )

( ÉRÔS )


- SEVGİDE:
[Yun.] EROS ile/ve/||/<>/> PHILOS ile/ve/||/<>/> STORGE ile/ve/||/<>/> LUGUS ile/ve/||/<>/> MANIA ile/ve/||/<>/> PRAGMA ile/ve/||/<>/> PHILAUTIA ile/ve/||/<>/> AGAPE

( Eşeysellikteki sevgi. İLE/VE/||/<>/> Etkileyici sevgi, dostluk sevgisi. İLE/VE/||/<>/> Aile/akraba sevgisi. İLE/VE/||/<>/> Oyun sevgisi. İLE/VE/||/<>/> Takıntılı sevgi. İLE/VE/||/<>/> Kalıcı sevgi. İLE/VE/||/<>/> ["]Benlik["] sevgisi. İLE/VE/||/<>/> Tanrısal/Aşkın sevgi. )


- EROSAL ile/||/<> EROTİK

( Şehvet uyandıran resim ve heykeller için kullanılan bir sıfat. )

( EROTIC~EROTIC )

( EROTIQUE | ÉROTIQUE~ÉROTIQUE )

( EROTISCH~EROTISCH )

( EROTICO~EROTICO )

( ΕΡΩΤΙΚΌΣ / ερωτικός~ΕΡΩΤΙΚΌΣ / ερωτικός )


- EROSİON[Fr. < ÉROSION] ile/değil/yerine/=/||/<> EROZYON

( rüzgâr erozyonu Yer kabuğunu oluşturan kayaçların başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri ya da bir yerden başka bir yere taşınması olayı aşınma aşınım itikâl Değer ya da saygınlık kaybetme )


- EROTİK/EROTİQUE[Fr. < ÉROTIQUE] ile/||/<> EROTİZM/EROTİSME[Fr. < ÉROTISME]

( Cinsel duyumlar ya da onlara bağlı olan duyumların uyandırdığı duygu ve coşkularla ilgili olan kösnül şehvani şehevi erosal )


- EROTİK/ŞEHEVİ[Ar. < ŞEHEVĪ] ile/||/<> EROTİZM/ŞEHVANİYET[Ar. < ŞEHVĀNİYYET]


- EROTİKLİK | EROSALLIK ile/||/<> EROTİZM | EROSÇULUK | KÖSNÜLLÜK


- EROTIQUE[Fr.] ile/||/<> EROSAL

( Şehvet uyandıran resim ve heykeller için kullanılan bir sıfat )

( EROTIC )

( EROTIQUE | ÉROTIQUE )

( EROTISCH )

( EROTICO )

( ΕΡΩΤΙΚΌΣ / ερωτικός )


- EROTİQUE[Fr. < ÉROTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> EROTİK

( Cinsel duyumlar ya da onlara bağlı olan duyumların uyandırdığı duygu ve coşkularla ilgili olan kösnül şehvani şehevi erosal )


- EROTISM[İng.] ile/||/<> KÖSNÜLLÜK

( Cinsel uyaranlara karşı olağandışı duyarlık gösterme durumu Freuda göre duyu örgenleri ile öteki örgenlerin iç zarlarının bu açıdan uyarıcı niteliği vardır )

( EROTISM )


- EROTİSME[Fr. < ÉROTISME] ile/değil/yerine/=/||/<> EROTİZM

( Cinsel duygu ve isteklerine çok düşkün olma durumu kösnüllük erosçuluk şehvaniyet )


- ERPES | UÇUK ile/||/<> UÇUK

( Bir sıtma belirtisi olarak da ortaya çıkabilen sulu küçük deri kabarcığı Yıkık yapı ören Tahtacı Burhaniye Balıkesir Sıcaklığını değiştirmeksizin yalnızca basıncını artırarak sıvılaştırabilen bir uçunun durumu Uçuk dönüşül sıcaklık altında bulunan bir tür uçundur )

( FEVER BLISTER | VAPOR )

( HERPÈS | VAPEUR )

( HITZBLASCHEN | DAMPF )

( HERPES )