Altı(6) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 56.960 başlık/FaRk ile birlikte,
56.960 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(227/229)
- ZAMBAK ile/= AKZAMBAK
( Zambakgillerden, 90-100 cm. yüksekliğinde, güzel ve iri çiçekli, çok yıllık bir süs bitkisi, top zambak. İLE/= Zambakgillerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen, çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan bir bitki. )
( LILIUM CANDIDUM )
- ZAMBAK ile ARTVİN ZAMBAĞI
- ZAMBAK ile/||/<> ASPİDİSTRA[Fr.]
( ... İLE Zambakgillerden, genellikle saksıda yetiştirilen, yaprakları doğrudan doğruya topraktan çıkan bir süs bitkisi. )
- ZAMBAK ile İNCİÇİÇEĞİ
( ... İLE Zambakgillerden, temren biçimindeki yaprakları arasında ince bir sap üzerinde, küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi. )
( ... cum CONVALLARIA )
- ZAMBAK ile KUM ZAMBAĞI
( LILIUM cum PANCRATIUM MARITIMUM )
- ZAMBAK ile TÜKÜRÜKOTU
( ... İLE Zambakgillerden, 20-30 santimetre yüksekliğinde, küçük, beyaz ya da sarı çiçekli, otsu ve çok yıllık bir bitki. )
( LILIUM cum ORNITHOGALUM UMBELLATUM )
- ZAMBAK ile/||/<> ZAMBAK[Ar. < ZANBAK]
( botanik Zambakgiller Liliaceae familyasından sarı beyaz kırmızı ya da pembe çiçekli soğanlı çok yıllık otsu Türkiyede 6 türü bulunan Lilium türlerine verilen ad )
( LILY )
( LIS | LILY )
( LILIE )
( LILIUM )
- ZAMBEZİ IRMAĞI ile ...
- ZAMİR ile/||/<> PRONOUN[İng.] ile/||/<> PRONOM[Fr.] ile/||/<> PRONOMEN, FÜRWORT[Alm.] ile/||/<> ADIL
( Derleme adsı içlem adınsı adcıl Kişi özlük gösterme soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan sözcük Ben sen o biz siz onlar kendim kendin kendi kendisi kendimiz kendiniz kendileri bu bunlar şu şunlar o onlar kim kimi kime kimde kimden kimin ne neyi neye nede neden neyin biri birisi birbiri vb )
( PRONOUN )
( PRONOM )
( PRONOMEN, FÜRWORT )
- ZAMİR-İ FİİLÎ ile/||/<> PERSONAL ENDING[İng.] ile/||/<> DÉSINENCE PERSONNELLE[Fr.] ile/||/<> PERSONALENDUNG[Alm.] ile/||/<> KİŞİ EKİ
( Derleme şahıs eki şahıs bildirici ek Eylem çekimlerinde kullanılan ve kişi gösteren ek Türkçede dört grup kişi eki vardır s 1 Grup Kişi Ekleri 1 K T m geldim gelsem 1 K Ç k geldik gelsek 2 K T n geldin gelsen 2 K Ç iniz geldiniz gelseniz 3 K T geldi gelse 3 K Ç 1er geldiler gelseler II Grup Kişi Ekleri 1 K T im gelmişim geliyorum gelirim geleceğim gelmeliyim 2 K T sin gelmişsin geliyorsun gelirsin geleceksin gelmelisin 3 K T gelmiş geliyor gelir gelecek gelmeli 1 K Ç iz gelmişiz geliyoruz geliriz geleceğiz gelmeliyiz 2 K Ç siniz gelmişsiniz geliyorsunuz gelirsiniz geleceksiniz gelmelisiniz 3 K Ç 1er gelmişler geliyorlar gelirler gelecekler gelmeliler III Grup Kişi Ekleri 1 K T I K Ç 2 K T gel 2 K Ç in gelin 3 K T sin gelsin 3 K Ç sinler gelsinler IV Grup Kişi Ekleri 1 K T im geleyim 1 K Ç lim gelelim 2 K T sin gelesin 2 K Ç siniz gelesiniz 3 K T gele 3 K Ç 1er geleler vb 1 K T im geleyim 1 K Ç lim gelelim 2 K T sin gelesin 2 K Ç siniz gelesiniz 3 K T gele 3 K Ç 1er geleler vb )
( PERSONAL ENDING )
( DÉSINENCE PERSONNELLE )
( PERSONALENDUNG )
- ZAMÎR-İ FİLÎ | ZAMÎR-İ FİİLÎ ile/||/<> PERSONEL ENDING[İng.] ile/||/<> DESINENCE PERSONNELLE[Fr.] ile/||/<> PERSONALENDUNG[Alm.] ile/||/<> ŞAHIS EKİ
( Fiil çekiminde şahıs belirten ek Türkçede dört grup şahıs eki vardır 1 Grup şahıs ekleri 1 şahıs teklik m bildim bilsem 1 şahıs çokluk k bildik bilsek 2 şahıs teklik n bildin bilsen 2 şahıs çoklukInIz UnUz bildiniz bilseniz 3 şahıs teklik bildi bilse 3 şahıs çokluk lAr bildiler bilseler II Grup şahıs ekleri 1 şahıs teklik Im Um bilmişim biliyorum bilirim bileceğim bilmeliyim 2 şahıs teklik sIn sUn bilmişsin biliyorsun bilirsin bileceksin bilmelisin 3 şahıs teklik bilmiş biliyor bilir bilecek bilmeli 1 şahıs çokluk Iz Uz bilmişiz biliyoruz biliriz bileceğiz bilmeliyiz )
( PERSONEL ENDING )
( DESINENCE PERSONNELLE )
( PERSONALENDUNG )
- ZAMÎR-İ MUTAVAAT, MUTAVAAT ZAMÎRİ | DÖNÜŞLÜ ZAMİR ile/||/<> DÖNÜŞLÜLÜK ZAMİRİ
( Söz içinde yapılan işin yapana döndüğünü anlatan ve şahıs kavramını pekiştirerek belirten kendi zamiri. Bu zamir iyelik ekleri alarak bütün şahısları karşılar: kendim, kendin, kendi, kendisi; kendimiz, kendiniz, kendileri: Sen bu işi kendin başarmalısın Bugüne kadar kendisinden herhangi bir haber çıkmadı gibi. )
( REFLEXIVE PRONOUN~REFLEXIVE PRONOUN )
( PRONOM RÉFLÉCHI~PRONOM RÉFLÉCHI )
( PRONOMEN REFLEXIVUM~PRONOMEN REFLEXIVUM )
( REFLEXIVPRONOMEN, RÜCKBEZÜGLICHES FÜRWORT | REFLEXIVPRONOMEN~REFLEXIVPRONOMEN )
( PRONOME RIFLESSIVO~PRONOME RIFLESSIVO )
( ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / αυτοπαθής αντωνυμία~ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / αυτοπαθής αντωνυμία )
- ZAMÎR-İ MUTAVAAT, MUTAVAAT ZAMÎRİ ile/||/<> REFLEXIVE PRONOUN[İng.] ile/||/<> PRONOM RÉFLÉCHI[Fr.] ile/||/<> REFLEXIVPRONOMEN, RÜCKBEZÜGLICHES FÜRWORT[Alm.] ile/||/<> DÖNÜŞLÜ ZAMİR
( Söz içinde yapılan işin yapana döndüğünü anlatan ve şahıs kavramını pekiştirerek belirten kendi zamiri Bu zamir iyelik ekleri alarak bütün şahısları karşılar kendim kendin kendi kendisi kendimiz kendiniz kendileri Sen bu işi kendin başarmalısın Bugüne kadar kendisinden herhangi bir haber çıkmadı gibi )
( REFLEXIVE PRONOUN )
( PRONOM RÉFLÉCHI )
( REFLEXIVPRONOMEN, RÜCKBEZÜGLICHES FÜRWORT | REFLEXIVPRONOMEN )
( PRONOMEN REFLEXIVUM )
( PRONOME RIFLESSIVO )
( ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / αυτοπαθής αντωνυμία )
- ZAMÎR-İ ŞAHSÎ | ŞAHIS ZAMÎRİ ile/||/<> ŞAHIS ZAMİRİ
( Dilbilgisinde söz söyleyen, kendisine söz söylenen ve kendisinden söz edilen kişilerin yerini tutan kelime. Türkçede şahıs zamirleri şahıslar için ben, sen, o; çokluk şahıslar için biz, siz, onlar kelimeleridir. )
( PERSONAL PRONOUN~PERSONAL PRONOUN )
( PRONOM PERSONNEL~PRONOM PERSONNEL )
( PRONOMEN PERSONALE~PRONOMEN PERSONALE )
( PERSONALPRONOMEN~PERSONALPRONOMEN )
( PRONOME PERSONALE~PRONOME PERSONALE )
( ΠΡΟΣΩΠΙΚΉ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / προσωπική αντωνυμία~ΠΡΟΣΩΠΙΚΉ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / προσωπική αντωνυμία )
- ZAMÎR-İ ŞAHSÎ ile/||/<> PERSONAL PRONOUN[İng.] ile/||/<> PRONOM PERSONNEL[Fr.] ile/||/<> PERSONALPRONOMEN[Alm.] ile/||/<> ŞAHIS ZAMÎRİ
( Dilbilgisinde söz söyleyen kendisine söz söylenen ve kendisinden söz edilen kişilerin yerini tutan kelime Türkçede şahıs zamirleri şahıslar için ben sen o çokluk şahıslar için biz siz onlar kelimeleridir )
( PERSONAL PRONOUN )
( PRONOM PERSONNEL )
( PERSONALPRONOMEN )
( PRONOMEN PERSONALE )
( PRONOME PERSONALE )
( ΠΡΟΣΩΠΙΚΉ ΑΝΤΩΝΥΜΊΑ / προσωπική αντωνυμία )
- ZAMK[Ar. < ŞAMG] ile/değil/yerine/= TUTKAL/YAPIŞTIRICI
- ZAMK-I ARABÎ | ARAP ZAMKI -ile/||/<>
( (kimya) )
- ZAMKİNOS ile/değil/yerine/=/||/<> ZIMBIRTI | METRES
( zımbırtı metres Kaçıp savuşma )
- ZAMKLAMAK ile ZAMKLANMAK ile ZAM ile ZAMK ile ZAMKLI ile ZAM PAKETİ ile ZAMK AĞACI ile ZAMKLI KAĞIT ile ZAMK AKASYASI ile ZAMK HASTALIĞI
- ZAMMETMEK[Ar. < ŻAMM + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> KATMAK
- ZAMSIZ ile/||/<> BİNDİRİMSİZ
- ZAN[Ar. < ẒANN] ile/değil/yerine/=/||/<> SANI (ZANNETMEK, ZANNEYLEMEK, ZANNOLUNMAK, HÜSNÜZAN, SUİZAN)
- [ne yazık ki]
ZAN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> İFTİRA
- ZAN ile/ve/değil/yerine KANAAT
- ZANAAT OLARAK SİMYA ile FELSEFÎ SİMYA ile DİNÎ SİMYA
( Uygulamalar arasında nedensel ilişki kurmadan, herhangi bir teoriye dayanmadan nesneler üzerinde simyevi işlemler yapmak. Burada esas olan nesneleri kullanmaktır. İLE Belirli bir teoriye dayalı olarak ve nedensel ilişkiler kurarak nesneleri tespit ve tasvir etmek. Burada esas olan nesneler içinde kalmaktır. İLE Doğaüstü, mistik ve spritüel güçleri de dikkate alarak belirli ritüeller içinde nesneleri anlamaya çalışmak. Burada esas olan nesnelerin doğaüstü güçlerin işaretleri olduğunu anlamaktır. )
( Bolos (M.Ö. II. yy.) simyayı felsefi bir yöntem haline getiren. )
( Zosimus (M.S. III. sonu, IV yy. başı) simyayı bir din haline getiren. )
( İslâm dünyasında ise simya ilk önce felsefî açıdan dikkate alınmıştır. Cabir b. Hayyân sadece madenleri değil bitkileri ve hayvanları da simyanın konusu kılmıştır. Civa ve kükürt teorisini geliştirerek tüm varolanları yekpare bir sistem içerisinde açıklamaya çalıştı. Bunun için bazı sayısal simgeleri kullandı. Aynı zamanda kurduğu laboratuvarlarla felsefi simyadan 'bilimsel simya'ya(kimya'ya) geçiş yaptı. )
- ZANAAT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- ZANAAT ile EL SANATLARI ile ZANAATKAR ile İŞÇİLİK
( CRAFT vs. CRAFTS vs. CRAFTSMAN vs. CRAFTSMANSHIP )
( حرفه ile حرف ile صنعت گر ile پيشه ور ile صنعت گري )
( HARFEH ile HARF ile SANAT GAR ile PEYSHEH VAR ile SANAT GARY )
- ZANAAT ile ZANAATÇI/LIK
- ZANAATÇI/ZANAATKÂR[Ar. < ṢİNĀʿAT + Fars. -KĀR] ile/||/<> ZANAAT/SINAAT[Ar. < ṢİNĀʿAT]
- ZANAATKÂR[Ar. < ṢİNĀʿAT + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> ZANAATÇI
- ZANAAT/ZANAATKÂR ve FELSEFE/FİLOZOF
- ZANBAK değil ZAMBAK
( Doğruları aşağıdaki biçimdedir! "..." bulunan yerlerde ayrık(yanlış) halini düşününüz! )
( YAZIM(İMLÂ) KILAVUZU! | KÖKENBİLİM/ETİMOLOJİ )
( Masumiyeti simgeler. )
( LILIUM )
- ZANBAK[Ar. < ZANBAḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAMBAK
( ak zambak sarızambak top zambak denizzambağı nergis zambağı Zambakgillerden santimetre yüksekliğinde güzel ve iri çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan çok yıllık bir süs bitkisi ak zambak top zambak Lilium candidum )
- ZANGIR ZANGIR / ZINGIL ZINGIL / ZINGIR ZINGIR (TİTREMEK)
- ZANGIR ZANGIR | ZANGIRDAMAK | ZANGIRDATMA | ZANGIRDATMAK ile/||/<> ZINGIL ZINGIL | ZINGIRDAMAK | ZINGIRDATMA | ZINGIRDATMAK ile/||/<> ZINGIR ZINGIR
- ZANGOÇ[ERM.] ile/||/<> ...
( kilise hizmetini gören ve çan çalan kimse žamgoc žamkoč deacon )
( ŽAMGOC )
- ZANGOÇ[Erm.] ile ...
( Kilise hizmetlerini gören ve çan çalan görevli. )
- ZANGOÇ[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZANGOÇ
( Kilisenin işlerini yapan ve çan çalan kimse )
- ZANKA/ZANKA[Rus. < ] ile/||/<> TROYKA/TROYKA[Rus. < ]
( İki atlı kızak )
- ZANN[Ar.] ile HİSBÂN[Ar.]
- ZANNETMEK[Ar. < ẒANN + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SANMAK
- ZANNETMEK/ZEHAP[Ar.] ile ZAMMETMEK[Ar.]
( Sanı, kuşku/şüphe. İLE Katmak. )
- ZANNEYLEMEK[Ar. < ẒANN + Tr. EYLEMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> SANMAK
- ZAPPING[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇGEÇ
- ZAPTEDİLEMEME ile HAMİLE BIRAKMAK ile EMPRENYE ETME ile EMPRENYE ETME
( IMPREGNABILITY vs. IMPREGNATE vs. IMPREGNATING vs. IMPREGNATION )
( استواري ile آبستن نشدني ile باردار کردن ile آبستن کردن ile لقاح کردن ile آبستن کننده ile لقاح ile آبستنسازي ile القاح ile تلقيح )
( ESTAVARY ile ABSTAN NESHODANY ile BARDAR KARDAN ile ABSTAN KARDAN ile LAGHAH KARDAN ile ABSTAN KONANDEH ile LAGHAH ile ABSTENSAZY ile القاح ile TALGHYHE )
- ZAPTİYE ile ZAPTİYE MEMURU
- ZAPTİYE ile/||/<> ZAPTİYE MEMURU
- ZAR KANATLILAR ile/||/<> DIŞ ZAR ile/||/<> İÇ ZAR ile/||/<> İKİNCİ ZAR ile/||/<> İNCE ZAR ile/||/<> ÖRÜMCEKSİ ZAR ile/||/<> SERT ZAR ile/||/<> SÜMÜKSÜ ZAR ile/||/<> AKCİĞER ZARI ile/||/<> BEYİN ZARI ile/||/<> GÖZ ZARI YANGISI ile/||/<> GÖZE ZARI ile/||/<> KARIN ZARI ile/||/<> KEMİK ZARI ile/||/<> KIZLIK ZARI ile/||/<> KULAK ZARI ile/||/<> TOHUM ZARI ile/||/<> YUMURTA ZARI
( İnce perde veya örtü İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar veya organ bölümleri çeper Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka cidar çeper )
- ZAR ile KITMİR
( ... İLE Hurma ile çekirdeğinin arasındaki zar. )
- ZAR ile PERDE(HİCÂB-I KİBRİYA)
- ZARÂFET:
"GÖZE BATMAK" değil/yerine/>< AKILDA VE GÖNÜLDE KALMAK
- ZARÂFET ve IŞILTI ve GÜZELLİK
( Zarâfet, devingen bir güzelliktir. )
( Zarâfet, doğa tarafından verilmeyen, ancak özne tarafından yaratılan güzelliktir. )
( Zarâfet, her zaman, yalnızca özgürlüğün devindirdiği biçimin güzelliğidir. )
( Her türlü güzellik, gerçek ve görünen devinimin yalnızca bir özelliğidir. )
- ZARAR ile HASARLI ile HASARLAR ile ZARAR VERİCİ
( DAMAGE vs. DAMAGED vs. DAMAGES vs. DAMAGING )
( مظرت ile صدمه ile آزار رساندن ile غرامت ile خسارت ile لتمه ile خسارت زدن ile خسارت وارد آوردن ile صدمه زدن ile ضايعه ile آسيب رساندن ile زيان ile لتمه وارد کردن ile گزند ile للطمه ile نمديده ile آسيب ديده ile عواريه ile عيب دار ile معيوب ile متضرر ile آفت زده ile ضايعات ile خسارت آميز ile آسيب آور ile آسيب رسان )
( مظرت ile SADAMEH ile AZAR RESANDAN ile GHARAMET ile KHSART ile LATMEH ile KHSART ZADAN ile KHSART VARD AVARDAN ile SADAMEH ZADAN ile ZAYE ile ASYBE RESANDAN ile ZYAN ile LATMEH VARD KARDAN ile GOZAND ile للطمه ile NAMADYDAH ile ASYBE DYDAH ile عواريه ile EYBE DAR ile MAYVEB ile MOTEZRAR ile AFT ZADEH ile ZAYAT ile KHSART AMYZ ile ASYBE AVAR ile ASYBE RESAN )
- ZARAR ile KÂRDAN ZARAR
( LOSS vs. LOSS IN PROFIT )
- ZARAR ile ZARAR GÖRMÜŞ ile ZARARLI ile ZARARSIZ
( HARM vs. HARMED vs. HARMFUL vs. HARMLESS )
( گزند ile صدمه ile آسيب ile مضرت ile بدخدمت کردن ile مظرت ile صدمه زدن ile آسيب زدن ile آزار ile گزند رساندن ile ضرر ile آسيب ديده ile زيانبار ile زيانبخش ile مخربي ile مضر ile زيانرسان ile موذيانه ile موذي ile پرگزند ile بيگزند ile بي آزار ile بي ضرر ile کم آزار )
( GOZAND ile SADAMEH ile ASYBE ile مضرت ile BADKHODAMAT KARDAN ile مظرت ile SADAMEH ZADAN ile ASYBE ZADAN ile AZAR ile GOZAND RESANDAN ile ZAR ile ASYBE DYDAH ile ZYANBAR ile زيانبخش ile MOKHARBY ile MAZAR ile زيانرسان ile موذيانه ile MOOZY ile PORGAZAND ile BEYGOZAND ile BEY AZAR ile بي ضرر ile KAM AZAR )
- ZARARI, AZA İNDİRGEMEK değil ZARARI, AZA İNDİRMEK
- ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ... ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM
- TOXINE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI NESNE
- [ne yazık ki]
ZARARLILARIN TÜKETİMİNDE:
(")İLGİLİ(/LİK)(") ile/ne yazık ki/<>/> ALICI(/LIK) / MÜŞTERİ(Sİ OLMA) ile/ne yazık ki/<>/> BAĞIMLI(/LIK)
( Başlangıçta. İLE/NE YAZIK Kİ/<>/> Ortada. İLE/NE YAZIK Kİ/<>/> İleride. )
- ZARARSIZ OLMAK ile/ve/değil/yerine/<> HİZMET ETMEK
- ZARBÂN[Ar.] ile ...
( Kertenkeleleri avlayan, kedi büyüklüğünde yırtıcı bir hayvan. )
- ZARF
MAZRUF ile/ve/=/||/<> MEKTUP
- ZARF-FİİL ile/||/<> BAĞ-FİİL ile/||/<> ULAÇ ile/||/<> SILA SİGASI
- ZARFLAMAK ile MEKTUP
( ENVELOP vs. ENVELOPE )
( درلفاف گذاشتن ile فرا گرفتن ile پاکت )
( DARLEFAF GOZASHTAN ile FARA GARAFTAN ile PAKT )
- ZARFLAMAK ile ZARFLANMAK ile ZARILANMAK ile ZAR ile ZARA ile ZARF ile ZARFLI ile ZARFÇI/LIK ile ZAR ZOR ile ZARFSIZ ile ZARİ ZARİ ile ZART ZURT ile ZARF TÜMLECİ ile ZAR KANATLILAR
- ZARFLARDA:
DURUM ile/ve/||/<> ZAMAN ile/ve/||/<> YER-YÖN ile/ve/||/<> MİKDAR ile/ve/||/<> SORU
- ZARGANA/ZARGANA[Yun. < ] ile/||/<> PİÇUTA/PİÇUTA[Yun. < ] ile/||/<> PLATİ/PLATY[İng. < PLATY] ile/||/<> SİNARİT/SİNARİT[Yun. < ] ile/||/<> TİRHOS/TİRHOS[Yun. < ] ile/||/<> TİRSİ/TİRSİ[Yun. < ] ile/||/<> TORİK/TORİK[Yun. < ] ile/||/<> TRANÇA/TRANCİA[İt. < TRANCIA] ile/||/<> TIRPANA/TIRPANA[Yun. < ] ile/||/<> VATOZ/VATOZ[Yun. < ] ile/||/<> VONOZ/VONOZ[Yun. < ] ile/||/<> USKUMRU/USKUMRU[Yun. < ] ile/||/<> PİRANA/PİRANHA[Fr. < PIRANHA] ile/||/<> ÇİNAKOP/ÇİNAKOP[Yun. < ] ile/||/<> LAGOS/LAGOS[Yun. < ]
( Uskumrumsugillerden santimetre boyunda vücudu silindir biçiminde gaga gibi ince uzun sivri ağızlı bir balık Belone belone )
- ZARGANA[Yun.] ile TİMSAH ZARGANA
( ... ile
)
( Uskumrusugillerden, gövdesi silindir biçiminde, gaga gibi ince, uzun, sivri ağızlı bir balık. İLE ... )
( BELONE ACUS cum ATRACTOSTEUS SPATULA )
- ZARGUNÇMÜD = KAPLANMİSKİ/PELENG MÜŞG[Fars.]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir tür fesleğen. )
- ZARİ ZARİ[Fars.] ile/değil/yerine/= HÜNGÜR HÜNGÜR/İNLEYEREK (AĞLAMAK)
- ZARÎFE[Ar.] ile ZÂRİFE[Ar.]
( Zarif şey. İLE Fazla, gereksiz söz. )
- ZARİFİ YALISI :
( Tarabya, Yeniköy yolu üzerinde ve koyun güney tarafındadır. Sultan Abdülaziz ((1861 - 1876) devrinde yapıldı. Banker Nikola Zarifis'e bu yalı Sultan Abdülaziz tarafından hediye edildi. Paşa unvanı da verilen Zarifis öldükten sonra birkaç kez el değiştirdiyse de yalının ismi hiç değişmedi. Yalı uzun bir süre Villa Zarifi adı ile otel olarak kullanıldığı gibi 1950'li yıllarda gece kulübü ve restaurant olarak da kullanıldı. Nikola Zarifis'in mirasçıları tarafından yalı 1959'da Süleyman Günaydın ve kardeşlerine ait Günaydın şirketlerine satıldı. )
- ZARP, DARP | ZARP | ZARBETMEK | ÇARPMAK ile/||/<> ÇARPMA ile/||/<> ÇARPMAK
( Karşı oyuncuya iki ayağı yerden kesmeden gövdenin bütün ağırlığı ile yüklenmek Bir küme üzerinde ikili bir işlem matematik fizik matematik Duruşu değiştirmeden sıçrama ve iki ayağı birbirine çarptırma )
( HIT, CHARGE WITH THE BODY | MULTIPLICATION | BATTU | MULTIPLY )
( MULTIPLICATION | COLLISION | MULTIPLIER | PAS BATTU )
( REMPELN | MULTIPLIKATION, VERVIELFACHEN | BATTU )
( MULTIPLICATIO )
- ZARUNLU:
ZARURÎ ile/ve/değil ZORUNLU
( Bazı/çoğu sözler hatalı seslendirildikleri için değil konuşurken, birbirine yakın ya da eş iki sözcüğü bir anda söyleme ya da birini söyleyecekken ani bir karar ve hızla ötekine geçme sonucu çıkan söz(cük)lerdir. )
- GEREKSİNİMLER:
ZARÛRÎ ile/ve/||/<>/> HÂCÎ ile/ve/||/<>/> KEMÂLÎ
( Yaşamak için gerekli olan beslenme ve güvenlikle ilgili gereksinimler. İLE/VE/||/<>/> Zorunlu olmayan, ama varoluşu, insanı rahatlatan unsurlara duyulan gereksinimler. İLE/VE/||/<>/> Kişilerin kaygılarını ve estetik beklentilerini karşılayan gereksinimler. )
- ZARÛRÎ İSTİDLÂL ile MÜMKÜN VE İKNAİ İSTİDLÂL
( Gerekirlilik/Belirleme/Dettermine. İLE Olanaklı/Mümkünlü/Belkililik/Cidal. )
( Doğa. İLE Tin. )
( FARÂBÎ )
( Bkz. HİLMİ ZİYÂ ÜLKEN - İSLÂM DÜŞÜNCESİ - ÜLKEN YAY. )
- ZARURÎ ile HÂCÎ ile TAHSİNÎ
- ZARURİ[Ar. < ŻARŪRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZORUNLU | GEREKLİ
( zorunlu gerekli )
- ZÂT ile/ve/<> MEVCUD
- ZAT ile ZATİ ile ZAT İŞLERİ ile ZATA MAHSUS
- ZATEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... OLMASA DA
- ZATEN" ile/değil/yerine/<>/< AKSİNE/BİLAKİS
- ÖZÜNLÜ/ZÂTÎ ile ARAZÎ
( Öze ilişkin.(Tikellerin gerçekliğinde yer alır.) İLE İlineksel.(Tikellerin gerçekliğinde yer almaz.) )
( İnsan ve ata nispetle "canlı". İLE İnsana nispetle "gülen". )
- ZATÎ[Ar. < ẔĀTĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KİŞİSEL | ÖZEL | ÖZÜNLÜ
( kişisel özel özünlü )
- ZÂT-ÜD-DİMÂĞ ile/ve/||/<> ZÂT-ÜS-SEHÂYÂ ile/ve/||/<> ZÂT-ÜS-SEHÂYÂ-Yİ DERENÎ
( Beyin dokusunun/nescinin yangısı. @@ Beyin zarı yangısı. @@ Beyin zarı yangısından kaynaklanan beyin veremi. )
- ZÂT-ÜL-ASAB-I BASARÎ ile/||/<> ZÂT-ÜL-CEFN
( Gözde görmeye hizmet eden sinirlerin yangısı. @@ Gözkapağı yangısı. )
- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-KESÎRE[Ar.] ile MYRIAPODES[Fr.] ile ...
( Çokayaklılar. )
- ZÂT-ÜL-ESÂBİ'-İL-MÜFREDE[Ar.] ile ONGULÉS[Fr.] ile ...
( Toynaklılar, tektırnaklılar. )
- ZÂT-ÜL-HURTÛM[Ar.] = PROBOSCIDIENS[Fr.] = ...
( Hortumlu hayvanlar sınıfı, hortumlular. )
- ZÂT-ÜL-KÜRSÎ | KOLTUK ile/||/<> KOLTUK
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
( CASSIOPEIA, CAS (CASSIOPEIA) )
( CASSIOPÉE )
( CASSIOPEIA, KASSIOPEIA )
( CASSIOPEIA )
- ZÂT-ÜL-KURÛN-İS-SÂKITA[Ar.] ile ...
( Geyik, karaca gibi sadece erillerinde bulunup mevsim mevsim düşen ve sonra yeniden boynuzu çıkan hayvanlar sınıfı. )
- ZÂT-ÜL-MİSKAB[Ar.] ile ...
( Karınlarının sonunda birer delik bulunan omurgasız hayvanlar. )
- ZÂT-ÜS-SEDÂYÂ-Yİ BAHRİYYE[Ar.] = SIRÉNIENS[Fr.] = ...
( Denizyılanı gibi memeliler sınıfı. )
- ZÂT-ÜS-SIFÂK ile/||/<> ZÂT-ÜS-SIFÂK-İ NİFÂSÎ
( Karın zarı yangısı. @@ Lohusalarda olan karın zarı yangısı. )
- ZAVİYE | AÇI ile/||/<> AÇI
( 22 Bir Açı bir noktadan ayrılan iki doğru çizgi arasındaki açıklıktır Şekil 4 Bu çizgilere o açının Kenar ları denir Bir açının kenarlarının başladığı noktaya o açının Köşe si denir 1 Ortak bir noktadan köşe çıkan iki yarıdoğrunun kıyı oluşturduğu uzambiçim 2 Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği 3 Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemin oluşturduğu uzambiçim 4 Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği )
( ANGLE | ACUTE ANGLE )
( ANGLE | ANGLE AIGU )
( WINKEL | SPITZER WINKEL )
( ANGÜLUS | ACUTOS )
( ANGOLO )
( ΓΩΝΊΑ / γωνία )
- ZAVİYE | AÇI ile/||/<> DAR AÇI
( 22. Bir Açı , bir noktadan ayrılan iki doğru çizgi arasındaki açıklıktır. Şekil : 4 Bu çizgilere o açının Kenar ları denir. Bir açının kenarlarının başladığı noktaya, o açının Köşe si denir. @@ 1. Ortak bir noktadan (köşe) çıkan iki yarıdoğrunun (kıyı) oluşturduğu uzambiçim. 2. Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. 3. Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemin oluşturduğu uzambiçim. 4. Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. )
( ANGLE | ACUTE ANGLE~ACUTE ANGLE )
( ANGLE | ANGLE AIGU~ANGLE AIGU | ANGLE AIGN )
( ANGÜLUS | ACUTOS~ACUTOS )
( WINKEL | SPITZER WINKEL~SPITZER WINKEL )
( ANGOLO~ANGOLO ACUTO )
( ΓΩΝΊΑ / γωνία~ΟΞΕΊΑ ΓΩΝΊΑ / οξεία γωνία )
- ZAVİYE, KAMERA ZAVİYESİ, | ZAVİYE, GÖRÜŞ ZAVİYESİ, BAKIŞ AÇISI | ZAVİYE | GÖRÜŞ AÇISI ile/||/<> GÖRÜŞ AÇISI ile/||/<> AÇI
( açı Başın durumu değiştirilmeden bir nesneye önce bir gözle sonra da öteki ile bakıldığı zaman nesnenin yerinde görülen değişiklik Sinema TV 1 Bir alıcı merceğinin dereceyle belirtilen görüş açısı 2 Bir kimsenin çevresindekileri seçiklikle görebildiği açı 23 Bir açı kenarlarındaki üç harfle gösterilir ve açının köşesindeki harf ortaya gelmek üzere okunur Misal BAC açısı Şekil 5 Bir açı hususiyle yalnız olduğu vakit köşesinin harfile ve yahut köşesine yakın olarak açının içine konulan bir küçük harfle de gösterilir Misal Ayırt edilmeksizin BAC ağısına A açısı veya m açısı da denir Şekil 6 24 Bir açının büyüklüğü kenarlarının uzunluğuna değil ancak kenarlarının arasındaki açıklığa bağlıdır Misal ADB açısının kenarları CDE açısının kenarlarından küçüktür fakat açıklığı onunkinden büyüktür Şekil 7 matematik 1 Ortak başlangıç noktasına sahip iki ışının bileşimi 2 Bir açının ölçüsü için kullanılan kısa ad )
( BINOCULAR PARALLAX )
- ZAVİYE[Ar. < ZĀVİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖŞE | BAKIŞ AÇISI | AÇI
( köşe Küçük tekke bakış açısı açı )
- ZÂVİYE ile/değil/yerine/= AÇI
- ZÂVİYE ile KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE
( KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE )
- ZÂVİYE ile/||/<> ZÂVİYE MUSATTAHA
( Açı. İLE/||/<> Düzlemsel açı. )
- ZAVİYE ile/||/<> ZAVİYE[Ar. < ZÂVİYYE]
( 1 Tekkenin küçüğü 2 Kervansarayların seyrek bulunduğu yerlerle geçit ve derbentlerdeki konak yerlerine verilen ad Mimarlık Küçük tekke a dergâh )
- ZÂVİYE-İ MÜTECÂVİRE ile/||/<> ANGLE SOMMET[Fr.] ile/||/<> TEPE AÇISI
( matematik )
( ANGLE SOMMET )
- ZAVİYETAN-T MÜTEVAFİKATAN, MÜTEVAFIK ZAVİYELER | YÖNDEŞ AÇILAR ile/||/<> YÖNDEŞ AÇILAR
( Çaprazın ayrı uçlarında ve aynı yanlarında oluşan birisi iççapraz ötekisi dışçapraz iki açı matematik )
( EXTERIOR-INTERIOR ANGLES, CORRESPONDING ANGLES )
( ANGLES CORRESPONDANTS )
( KORRESPONDIERENDE WINKEL, GEGENWINKEL )
- ZÂVİYEVÎ SÜRAT | AÇISAL HIZ ile/||/<> AÇISAL HIZ
( Devinen bir cismi duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının yarıçap vektörü birim zamanda taradığı açı Devinen bir taneciğin seçilen bir özek noktaya göre birim zamanda taradığı açı Radyan sn olarak ölçülen açısal yerdeğişim hızı açılık hızı )
( ANGULAR VELOCITY | ANGULAR ACCELERATION )
( VITESSE ANGULAIRE | VITESSE ACCÉLÉRÉE | ACCÉLÉRATION ANGULAIRE )
( WINKELGESCHWINDIGKEIT | KREISFREQUENZ, WINKELGESCHWINDIGKEIT | WINKELBESCHLEUNIGUNG )
( VELOCITAS ANGULARIS )
( VELOCITÀ ANGOLARE )
( ΓΩΝΙΑΚΉ ΤΑΧΎΤΗΤΑ / γωνιακή ταχύτητα )
- ZÂVİYEVÎ SÜRAT | AÇISAL HIZ ile/||/<> AÇISAL İVME
( Devinen bir cismi duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının (yarıçap vektörü) birim zamanda taradığı açı. @@ Devinen bir taneciğin, seçilen bir özek noktaya göre birim zamanda taradığı açı. @@ Radyan/sn. olarak ölçülen açısal yerdeğişim hızı. @@ bk. açılık hızı. )
( ANGULAR VELOCITY | ANGULAR ACCELERATION~ANGULAR ACCELERATION )
( VITESSE ANGULAIRE | VITESSE ACCÉLÉRÉE | ACCÉLÉRATION ANGULAIRE~ACCÉLÉRATION ANGULAIRE )
( VELOCITAS ANGULARIS~... )
( WINKELGESCHWINDIGKEIT | KREISFREQUENZ, WINKELGESCHWINDIGKEIT | WINKELBESCHLEUNIGUNG~WINKELBESCHLEUNIGUNG )
( VELOCITÀ ANGOLARE~ACCELERAZIONE ANGOLARE )
( ΓΩΝΙΑΚΉ ΤΑΧΎΤΗΤΑ / γωνιακή ταχύτητα~ΓΩΝΙΑΚΉ ΕΠΙΤΆΧΥΝΣΗ / γωνιακή επιτάχυνση )
- ZÂVİYEVÎ TA"CİL | AÇISAL İVME ile/||/<> AÇISAL İVME
( Açısal hızın birim zamanda değişim niceliği Açısal hızın raydan sn2 ile ölçülen değişim hızı )
( ANGULAR ACCELERATION )
( ACCÉLÉRATION ANGULAIRE )
( WINKELBESCHLEUNIGUNG )
- ZAYİ ile ZAYİÇE
- ZAYİAT["ZAİYAT" değil!] ile/değil/yerine/= YİTİKLER
- ZAYİAT[Ar. < ŻĀYİʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAYİAT
( Yitikler kayıplar )
- ZAYİÇE ile ...
( Yıldızların belirli zamanlardaki yerlerini gösteren cetvel. )
- ZAYİÇE[Fars. < ZĀYİÇE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAYİÇE
( Yıldızların belli bir zamandaki yerlerini durumlarını gösteren çizelge )
- WEAK ACIDS AND BASES[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİTLER VE BAZLAR
- ZAYIF | AYRINTILI/İNCE ile/||/<> İNCE YAPILI | DUYGULU/İNCEDEN
( ince ağrı ince ayrım ince bağırsak ince donanma ince düşünceli ince gül yağı ince hastalık incekara ince iş ince karın ağrısı ince kesim ince saz ince ses ince sıva ince tutkal ince ünlü ince yağ ince yapılı ince zar inceden inceye Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan cılız narin kalın karşıtı zayıf Taneleri ufak iri karşıtı Aşırı özen gerektiren kaba karşıtı ayrıntılı Akışkanlığı çok olan yoğun ve koyu olmayan sıvılar Tiz ses kalın karşıtı Hafif gücü az İyiden iyiye enikonu ayrıntılı Düşünce duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan zarif kaba karşıtı )
- ZAYIF ÇEKİRDEK GÜÇ ve/||/<>/> MUON OLUŞUMU
- WEAK INTERACTIONS[İng.] / INTERACTION FAIBLE[Fr.] / SCHWACHE WECHSELWIRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ETKİLEŞME
- ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
"CEZALANDIRMAK" değil KAYITSIZLIK
- LOW LIGAND FIELD[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF LİGAND ALANI
- ZAYIF ile SISKA/KAKNEM/ARIK
( ... İLE Çok zayıf. | Karın boşluğuna su dolarak karnın şişmesi. )
- ZAYIF ile SÜZÜK/SÜZGÜN
( ... İLE Zayıf, güçsüz, süzgün. | Süzgünleşmiş, süzülmüş. )
- EMSÂL-İ TASGİR[Osm.] / ATTENUATION CONSTANT[İng.] / CONSTANTE D'AFFAIBLISSEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA SABİTİ
- ATTENUATION LENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA UZUNLUĞU
- ZAYIF/LIK ile/ve/değil/yerine GÜÇSÜZ/LÜK
( [not] WEAK vs./and/but POWERLESS
POWERLESS instead of WEAK )
- ZAZA ile ZAZACA
- ZAZEN ile/||/<> KİNHİN
( Oturarak yapılan Zen Meditasyonu. Gözler çok hafif açık olarak uygulanır. @@ Yürüyerek sürdürülen meditasyon; Sakyamuni Buda'nın aydınlanmaya ulaştıktan sonra altında uyandığı kutsal ağacın gölgesinde yürüdüğü yolundaki söylentiden gücünü alan uygulama. )
- ZEAMET[Ar. < ZEʿĀMET] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜYÜK TIMAR
- ZEÂMET[Ar.] ile/ve/||/<> TİMÂR[Ar.]
( Sipâhilere verilen, en büyük timâr. İLE/VE/||/<> Yara bakımı. | Ağaç bakımı. | Hayvan temizleme. | Beslediği sipâhilerle savaşa giden beylere -öşür vergisini almak üzere- ayrılan arâzî. )
- ZEAMET ile/||/<> ZEAMET[Ar. < ZEʿÂMET]
( Yıllık geliri 20 00099 999 akçe olan toprak dirliği Osmanlı İmparatorluğu toprak düzeninde yıllık geliri yirmi bin akçeyle yüz bin akçe arasında olan topraklardan alınan vergi )
- ZEATIN[İng.] ile/değil/yerine/= ZEATİN
( Mısırdan elde edilen adeninin bir türevi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZEBAN ile ZEBANİ
- ZEBÂNÎ[Ar. çoğ. ZEBÂNİYÂN] ile ZEBÂNÎ[Ar.]
( Cehennemlikleri cehenneme atmaya memur edilen melek. İLE Dile ait, dil ile ilgili. )
- ZEBANİ[Ar. < ZEBĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEBANİ
( cehennem zebanisi Cehennemlikleri ateşe atmakla görevli melek cehennem bekçisi )
- ZEBERCED | OLİVİN ile/||/<> OLİVİN[Fr. < OLIVINE]
( Mineral Mg Fe2 SiO4 sarı yeşilimsi sarı kahverengimsi kırmızımsı çizgi ak sertlik 6 57 özgül ağırlık 3 3 rombusal jeoloji olivin )
( OLIVINE )
( OLIVINE )
( OLIVIN )
- ZEBRA BALIĞI[İng. ZEBRAFISH] ile/||/<> DOĞURGANLIK[İng. FECUNDITY]
( Omurgalıların biyolojisi, fizyolojisi ve insan hastalıklarını incelemek için kullanılan bir model organizma (Danio rerio). Yüksek doğurganlık ve kısa üretim süresi, genetik çalışmalar için de elverişlidir. Bir diğer kullanışlı özellik kızartmalarının şeffaf olmasıdır. İnsan hastalıklarına benzeyen yüzlerce mutantı tespit edilmiştir. @@ Bir birey tarafından üretilen gametlerin toplamıdır. Genellikle dişilerin ürettiği yumurta sayısı olarak belirlenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZEBRA ile QUAGGA ZEBRASI
( ... İLE Ne yazık ki, soyu tükenmiştir. :( )
- ZEBUR/MEZMÛR ile/ve/||/<>/> TEVRAT[< TAURAT] ile/ve/||/<>/> İNCİL ile/ve/||/<>/> KUR'ÂN
( Yüzelli ilâhi ve dini şiiri kapsayan kitap. İLE/VE Eski Ahit/Sözleşme. İLE/VE Yeni Ahit/Sözleşme. İLE/VE ... )
( ... İLE/VE/||/<>/> 22 harf. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> 28[27+1] harf. )
- ZECREN[Ar. < ZECREN] ile/değil/yerine/=/||/<> ZECREN
( Yasaklayarak zorla Eziyet ederek )
- ZECREN[Ar.] ile ZECRİ[Ar.]
( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )
- ZEDELEME ile/ve/<> SARSMA
- ZEDELEMEK ile ZEDELENMEK ile ZEDELEYEBİLMEK ile ZEDELİ ile ZEDESİZ
- ZEEMAN ENERGY[İng.] / ÉNERGIE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN ENERJİSİ
- ZEEMAN EFFECT[İng.] / EFFET ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN ETKİSİ
- DÉPLACEMENT DE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN KAYMASI
- ZEEMAN DISPLACEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN YER DEĞİŞTİRMESİ
- ZEEMAN ile/||/<> STARK ile/||/<> PASCHEN-BACK
( Bir atomun enerji düzeylerinin, dış manyetik alan altında birkaç yakın düzeye yarılmasıdır; spektrum çizgileri çoğalır. @@ Aynı yarılmanın, dış elektrik alan altında ortaya çıkmasıdır. @@ Manyetik alan çok güçlendiğinde, spin ile yörünge bağının çözülmesiyle yarılmanın niteliğinin değişmesidir. Üçü de atom düzeylerinin dış alanla yarılmasıdır: manyetik, elektrik ve güçlü-manyetik durum. )
( Formül: ΔE = μB·B )
- ZEFİRİ[Ar. < ZEFĪRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİFİRÎ
( zifirî karanlık Çok koyu )
- POISON[İng.] / POISON[Fr.] / GIFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİR
- ZEHİR ile/||/<> POISON[İng.] ile/||/<> POISON[Fr.] ile/||/<> GIFT[Alm.] ile/||/<> AĞI
( 1 Bir organizmayı tedirgin eden ya da öldüren özdek 2 Bir metal ya da alaşımın niteliğini bozan özdek 3 Bir tezgenin etkinliğini azaltan ya da yok eden özdek )
( POISON )
( POISON )
( GIFT )
- ZEHİR ile/ve/||/<> ZEHİRLEYİCİ/ZEHİRLİ ile/ve/||/<> ZEHİRCİ
(
)
( Ayrıntılarını okumak için burayı tıklayınız... )
( )
( "Arasındaki FaRkLaR neler?" yazısını okumak için burayı tıklayınız... )
- ZEHİRLEMEK ile ZEHİRLENMEK ile ZEHİRLETMEK ile ZEHİR ile ZEHİRLİ/LİK ile ZEHİRSİZ/LİK ile ZEHİRLİ GAZ ile ZEHİR HAFİYE ile ZEHİR ZIKKIM ile ZEHİR ZEMBEREK
- ZEHİRLEYİCİ(/"ZEHİRLİ") GAZ ile BOĞUCU(ASFİKSİYAN) GAZ
( ... İLE Yanardağ ya da maden ocağı gibi yerlerde çıkan tehlikeli gaz. )
(
Zehirleyici(/"Zehirli") Gazlar ile Boğucu Gazlar Arasındaki Farklar
1. Zehirleyici Gazlar (Toksik Gazlar)
Tanım: Solunduğunda gövdeye kimyasal olarak zarar veren, genellikle gözelere, örgenlere ya da sinir düzenine doğrudan etki eden gazlar.
Etkileri:
- Gözesel işleyişi bozar.
- Örgen yetmezliğine ya da ölümcül zehirlenmelere yol açabilir.
- Etkileri genellikle kalıcı ya da gecikmelidir.
| Gaz | Özelliği |
|---|---|
| Fosgen (COCl₂) | İkinci Dünya Savaşı'nda kullanılan; akciğerlerde sıvı birikmesine neden olur. |
| Klor (Cl₂) | Mukozalarda yanma, öksürük, boğulma hissi. |
| Hidrojen Siyanür (HCN) | Hücrelerin oksijen kullanmasını engeller. |
| Kükürt Dioksit (SO₂) | Solunum yollarında yakışa(tahrişe) neden olur. |
| Amonyak (NH₃) | Göz ve solunum yollarında yanık etkisi oluşturabilir. |
2. Boğucu Gazlar (Asfiksiyanlar)
Tanım: Solunduğunda doğrudan oksijenin yerini alarak ya da oksijenin kullanımını engelleyerek boğulmaya yol açan gazlar.
Etkileri:
- Oksijenin yerini alarak ortamda boğulmaya neden olur.
- Bazıları kandaki oksijen taşıma işlevini bozar.
- Bilinç kaybı, baş dönmesi ve ani ölümle sonuçlanabilir.
a) Yalın Boğucular
| Gaz | Özelliği |
|---|---|
| Azot (N₂) | Kapalı ortamda oksijenin yerini alarak boğulmaya yol açabilir. |
| Metan (CH₄) | Yanıcıdır; yüksek yoğunlukta oksijen yetersizliğine neden olur. |
| Helyum (He) | Solunum yerine geçerek boğulmaya neden olabilir. |
b) Kimyasal Boğucular
| Gaz | Özelliği |
|---|---|
| Karbonmonoksit (CO) | Hemoglobinle birleşerek oksijen taşınmasını engeller. |
| Hidrojen Sülfit (H₂S) | Sinir düzenine hızla etki eder, solunumu durdurabilir. |
Temel Farklar
| Özellik | Zehirleyici Gazlar | Boğucu Gazlar |
|---|---|---|
| Etki biçimi | Kimyasal zehirleyici etki | Oksijen eksikliğiyle boğulma |
| Hedef | Örgenler, gözeler, sinir düzeni | Solunum düzeni ve kan dolaşımı |
| Örnek Gazlar | Fosgen, HCN, Klor, NH₃ | CO, CH₄, N₂, H₂S |
| Sonuç | Zehirlenme, doku hasarı | Bilinç kaybı, ölüm |
| Kalıcılık | Kalıcı ya da gecikmeli etki | Genellikle ani etki |
- NOXIOUS GASES[İng.] / NOCIF GAS[Fr.] / SCHÄDLICHE GASE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ GAZLAR
- ZEHİRLİ/TOKSİK KALORİ değil/yerine TOK KALORİ
- GIFTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ
- ZEİR/ZE'R[Ar.] ile ZEÎR[Ar. çoğ. ZEÎRÂT]
( Aslan kükremesi. İLE Gövdenin içinden duyulan doğal ya da hastalıklı ince ses. )
- ZEIS GLANDS[İng.] ile/değil/yerine/= ZEİS BEZLERİ
( Göz kapaklarında Meibomian ve Moll bezleriyle birlikte bulunan, salgılarını kirpik diplerine boşaltan, küçük, sebase bezler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZEİSE TUZU ile/||/<> KLASİK KOMPLEKS
( Zeise π-kompleks eten, klasik σ-donor NH₃. )
( Formül: K[PtCl₃(C₂H₄)] )
- ZEKÂ | BECERİKLİLİK/DİRAYET[Ar. < DİRĀYET] ile/||/<> ANLAYIŞ | ZEKÂ/FERASET[Ar. < FERĀSET] ile/||/<> ANLAYIŞ | ALGI | ALGILAMA/İDRAK[Ar. < İDRĀK] ile/||/<> ANLAMA | BİLGİ | BİLİŞ/VUKUF[Ar. < VUḲŪF]
( İnce şeyleri kavrayış zekâ beceriklilik )
- ZEKÂ:
(HIZLI) (İSÂBETLİ) "BİRLEŞTİRME/BAĞLANTILANDIRMA/KESKİNLEŞTİRME" BİLGİSİ ile/ve/değil/||/<> AYIRMA BİLGİSİ/YETİSİ
- ZEKÂ-İÇGÜDÜ ile ZEKÂ-İÇTEPİ
- ZEKÂ ile/ve/<> BECERİ/MAHÂRET
( İç duyuların hızlılığı, açıklığı, keskinliği. İLE/VE/<> Gövdenin yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu. Ustalık. )
( Soyutlama gücü. | Bilenme. | Tezkiye. İLE/VE/<> Yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma/sonuçlandırma yeteneği. )
( Kişi, kendine, becerilerini geliştirecek zamanı ayırmalıdır. )
( Kişi, kaba kuvvet kullanırken, ötekiler beceriye başvurur. )
( Arzu ve imgeleme dünyayı yaratır, zekâ ise ikisini bağdaştırarak bir uyum ve barış duygusunu sağlar. )
( Zekâ, yabancıya karşı kullanılır. [yakınlara ya da yakınlar arasında değil!] )
( CERBEZE: Zekâ keskinlği. )
( Desire and imagination create the world and intelligence reconciles the two and causes a sense of harmony and peace. )
( INTELLIGENCE vs./and/<> SKILL/ABILITY )
- ZEKÂ ile/ve/<> KUVVET ile/ve/<> MADDE
- ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ŞEFKÂT
( [karşısında] Eğiliriz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Diz çökeriz. )
- ZEKA ile ZEKAT ile ZEKALI/LIK ile ZEKASIZ/LIK ile ZEKA YAŞI ile ZEKA TESTİ ile ZEKA BÖLÜMÜ ile ZEKAT KEÇİSİ ile ZEKA GERİLİĞİ ile ZEKA YETENEĞİ
- ZEKÂT ile/ve/||/<> SADAKA ile/ve/||/<> İNFÂK
( Maddî olarak vermek. İLE/VE/||/<> Manevi olarak vermek. İLE/VE/||/<> Geciktirmeden vermek. )
- ZEKER[Ar. < ẔEKER] ile/değil/yerine/=/||/<> ERKEKLİK ORGANI
- ZEKERİYAKÖY ANTRENMAN SAHASI :
( Sarıyer Belediyesi arazisi üzerinde olup Sarıyer Belediylesi tarafından yapılmıştır. Çim sahadır. Gerekli bazı tesisleri varsa da yeterli değildir. Sarıyer Spor Kulübü antrenmanlarkını burada yapmaktadır. )
- ZEKERİYAKÖY HİLL\'S HAYVAN HASTANESİ :
( Zekeriyaköy içinde hayvanlar için Hill's ismini taşıyan bir hayvan hastanesi hizmet vermektedir. )
- ZEKERİYAKÖY MEYDAN ÇEŞMESİ :
( Zekeriyaköy'ün köy meydanına yakın bir yerde olan bu çeşme meydan çeşmesiydi. Çeşme birkaç yer değiştirdi ve nihayet yol çalışmaları sırasında yok edildi (H.1178, M.1764). Bu çeşmenin bir adı da "Hüseyin Ağa Çeşmesi"dir. Çeşmenin üç ayrı kitabesinden ilki muhtarlık binasında korunmaktadır. Diğer ikisi ise kayıp! Bu meydan çeşmesi yapılışından sonra iki kez onarılmıştır. Çeşmenin birinci kitabesi şöyle: Ve minel mai külle şeyn hayy Merhum ve mâğfur el muhtaç ila rahmet - i/ Rabbih - il - gafur sahib - ül hayrat vel - hasenat/ Hüseyin ağanın ruhiycün el - Fâtiha (1178)". Çeşmedeki ikinci kitabede şöyle yazıyordu: Çün inayet kadr - i kayyumdan erişir biz kula/ Sarf eder hayrata varın hiç nazar etmez nola/ Çeşme - i âb - ı hayatı selsebil etti ağa/ Dilerim bari hüdadan akıbet hayroluna/ Sahib - ül hayrat Elhac İsmail Efendinin hayratıdır (1226)" Çeşmenin üçüncü kitabesinde de şöyle yazmaktaydı: Sahib - ül hayrat vel - hasenat Sarıyar'da Köylü Ahmet oğlu derviş Mustafa Ağanın Zevcesi Zübeyde Hanımın hayratı (1305)".Kitabelerden anlaşılmaktadır ki; çeşmenin Hüseyin Ağa tarafından 1178 (1764) yapıldı, İsmail Efendi tarafından 1226 (1811)'da ve Zübeyde Hanım tarafından da 1305 (1887)'de onarıldı. )
- ZEKERİYAKÖY ORHAN KEÇELİ STADI :
( Zekzeriyaköy'de Bahçeköy yolu üzerinde sağ taraftadır. Normal büyüklükte bir antrenman sahasıdır. Tesisi varsa da yeterli değildir. Burada da semt kulüplerinin alt yapı takımları lig maçlarını oynamakta ve zaman zaman da Sarıyer Spor kulübü antrenman yapmaktadır. Bu stadı Seba İnşaatın sahibi Engin - Nedim Keçeli kardeşler yaparak İl Spor Gençlik Müdürlüğüne vermiş ve aile büyüklerkinin ismi stada verilmiştir. )
- ZEKERİYAKÖY ROTARY DERNEĞİ :
( Zekeriyaköy'de, köyün ismini taşıyan Rotary Derneği bulunmaktadır. )
- ZEKERİYAKÖY SPOR KULÜBÜ :
( Murat Sarper, Mustafa Cengiz Aydın, Hikmet Çetin Çakmakçı, Kemal Erdem, Osman Özcan, Ahmet Burak Anişoğlu, Nilgün Yamaner ve Mehmet Ayhan tarafından 30.06.2009 tarihinde kuruldu. Kurucu Başkanı Murat Sarper'dir. Forma renkleri: Sarı - Yeşil'dir. Kulüp binası ve ışıklandırılmış üç tenis kortu bulunuyor. Tenis ve Futbol Şubesi mevcuttur. Futbol takımı 2010/2011 sezonu lig maçlarına II. Kümeden başladı. )
- ZEKİ KİŞİLERİN, İŞE ALINMA AMACI:
NE YAPACAKLARINI SÖYLEMEK ile/değil/yerine İŞVERENLERİN, NE/LER YAPACAĞINI/YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEMELERİ
- ZEKİ ile/ve/değil/||/<> PİSLİK
- ZEKİ ile "UYANIK"
( KİYÂSET: Zeki ve uyanık oluş. Zeyreklik, anlayışlılık. )
( ... ile ZEYREK )
- YALNIZLIK:
ZEKİLERDE ile/ve/||/<> ÇIKARSIZLARDA ile/ve/||/<> SAĞDUYULULARDA
- ZEKİ/LİK ile ZEKİCE
- ZELÂZİLNÜVÎS | DEPREMÇİZER ile/||/<> DEPREM OCAĞI
( Depremleri yazan araç. @@ Yerkabuğunun sarsıntılarını çizmede, yeğinliğini belirlemede ve deprem özeğini kestirmede kullanılan duyarlı algıç. )
( SEISMOGRAPH | HYPOCENTER, FOCUS~HYPOCENTER, FOCUS | HYPOCENTRE )
( SÉISMOGRAPHE | SISMOGRAPHE | HYPOCENTRE, CENTRE, FOYER~HYPOCENTRE, CENTRE, FOYER | HYPOCENTRE )
( SEISMOGRAPH | ERDBEBENMESSER | HYPOZENTRUM, HERD~HYPOZENTRUM, HERD | HYPOZENTRUM )
( SISMOGRAFO~IPOCENTRO )
( ΣΕΙΣΜΟΓΡΆΦΟΣ / σεισμογράφος~ΥΠΌΚΕΝΤΡΟ / υπόκεντρο )
- ZELBER[Fars. < SARBÂR] ile/||/<> ...
( büyük yük üzerine konulan küçük yük ek yük Ağızlarda da yük denk olarak kullanılır sarbār a bundle on the top of a load a load carried on the head sar head bār load )
( SARBĀR )
- ZELBER ile ...
( Yük üstüne atılan öteberi. )
- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] ile/değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )
- ZELÎL[Ar.] ile ZELÎL[Ar. < ZİLLET | çoğ. EZİLLÂ, EZİLLE, ZİLÂL, ZULLÂN]
( Sürçüp düşen, yanılan. İLE Hor, hakir, alçak, aşağı tutulan, aşağılanan. )
- ZELLE(T) ile ZULÜM
( Sürçüp kayma. İLE Güçlü birinin yasaya ya da vicdana aykırı olarak başkalarına yaptığı her türlü kötülük, haksızlık. )
- ZELZELE, HAREKET-İ ARZ | DEPREM ile/||/<> DEPREM
( Yer sarsıntısı Başlangıç noktası yerin içinde bulunan doğal nedenli yerkabuğu devimi yersarsıntısı Yer kabuğu içindeki katmanların yerinden oynamalarıyla oluşan sarsıntının dışa ve çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki devinimi coğrafya jeoloji )
( EARTHQUAKE, EARTH TREMORS | EARTGQUKE,SEISM | EARTHQUAKE )
( TREMBLEMENT DE TERRE | TREMBLEMENT DE TERRE, SECOUSSE, CHOC | TREMBLEMENT DE TERRE, SÉISME )
( ERDBEBEN | ERDBEBEN, ERDSTOSS )
- ZELZELE[Ar. < ZELZELE] ile/değil/yerine/=/||/<> DEPREM
- DEPREM / ZELZELE/ZİLZÂL/ZELZAL/ZÜLZAL[Ar.] ile/değil/yerine/= YER SARSINTISI/YER SARSAN
- ZEM ile KÜFRÂN
- ZEMBEREK ile ZEMBEREKLİ ile ZEMBEREKÇİ ile ZEMBEREK OTU ile ZEMBEREK KUTUSU
- ZEMBİL OTU ile/||/<> TİTREK OT
( Buğdaygillerden ayrık otuna benzeyen çorak yerlerde yetişen bitki Briza )
( BRIZA cum/||/<> BRIZA MEDIA cum/||/<> BRIZA MAXIMA cum/||/<> BRIZA MINOR )
- ZEMBİL[Ar. < ZİNBİL] ile/||/<> HASIRDAN ÖRÜLMÜŞ SAPLI TORBA
( hasırdan örülmüş saplı torba Arapça Suriye veya Farsçadan alındığı anlaşılıyor zambīl zimbīl a basket made of palmleaves zanbīl Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir Skok EtRj 3 649 Andriotis EL 116 117 )
- ZEMBİL[Ar. < ZİNBİL] = ZENBİL[Fars. < ZENBİL]
( Hasırdan ya da hurma liflerinden örülmüş kulplu torba. | Öteberi taşımakta, koymakta kullanılan örme, yassı sepet. )
- ZEMBİL ile ZEMBİL OTU
- ZEMİN ile/ve/<> BAĞLAM
- ZEMİN ile/ve/<> OLANAK
- ZEMİN ile ZEMİN KAT ile KARA KUVVETİ ile ZEMİN PLANI ile ZEMİN KİRASI ile TEMEL DURUM ile ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY VE ET ile TOPRAKLAYICI ile ASILSIZ ile TOPRAKLI ile KANARYA OTU
( GROUND vs. GROUND FLOOR vs. GROUND FORCE vs. GROUND PLAN vs. GROUND RENT vs. GROUND STATE vs. GROUND WHEAT AND MEAT vs. GROUNDER vs. GROUNDLESS vs. GROUNDLING vs. GROUNDSEL )
( آسيابي ile زمين ile دوخ ile کوبيده ile طبقه همکف ile اشکوب هم کف ile نيروي زميني ile طرح عمومي ile طرح اساسي ile اجاره عرصه ile کمترين نيرو ile نيروي اساسي ile هريسه ile پايهگذار ile واهي ile بي اساس ile بي اصلص ile گياه زميني ile تير پايه )
( ASYABY ile ZAMYNE ile دوخ ile KUBYDAH ile TABAGHEH CPEHMAKF ile ESHKUB NPAM KOF ile NEYROY ZAMYNEY ile TARH AMOMY ile TARH ASASY ile EJAREH ARSEH ile KAMTARYNE NEYRO ile NEYROY ASASY ile هريسه ile PAYCPEHGOZAR ile VAHY ile BEY ASAS ile BEY ESLES ile GYAH ZAMYNEY ile TYR PAYYEH )
- ZEMİN ile ZEMİN LAMBASI ile DÖŞEME ile DÖŞEME TAHTASI ile DÖŞEME
( FLOOR vs. FLOOR LAMP vs. FLOORAGE vs. FLOORBOARD vs. FLOORING )
( اشکوب ile طبقه ile چراغ پايهدار ile فضاي صحن ile کف تخته اي ile کف سازي )
( ESHKUB ile TABAGHEH ile CHARAGH PAYCPEHDAR ile FAZAY SAHN ile KOF TAKHTEH AY ile KOF SAZY )
- ZEMMETMEK[Ar. < ẔEMM + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> YERMEK
- ZEMZEM[Ar.] ile Zemzem[Ar.]
( Yavaş ve hafif türkü söyleme. | Türk müziğinde en az 5-6 yüzyıllık bir mürekkep makam.[örneği kalmamıştır] İLE Kâbe yakınlarındaki ünlü kuyu.[Bİ'R-İ/ÇÂH-I/ÇEH-İ ZEMZEM][HEMZE, TAYYİBE, TAHİRE, ŞARABÜ'L-EBBAR] )
( Kadın. [PÎRE-ZEN: Koca-karı.] İLE "Vurucu, vuran, atan, çalan" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler oluşturur. [DEST-ZEN: El vurucu, işe başlayan. | HANDE-ZEN: Kahkaha atan.] )
- ZEMZEM[Ar. < ZEMZEM] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEMZEM
( zemzem suyu Kâbe yakınında bulunan bir kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu zemzem suyu )
- ZEMZEM ile ZEMZEM SUYU
- ZEMZEM ile/||/<> ZEMZEM SUYU
- ZEN:
ANLAŞILABİLMESİ ANLAŞILAMAMASINDA ile/ve/||/<> ANLAŞILMAMASI DA ANLAŞILABİLMESİNDE
- ZEN BUDİZM/İ değil ZEN
- ZEN ile/ve/||/<>/< BUDİZM/FELSEFE
( ZEN vs./and/||/<>/< BUDHISM/PHILOSOPHY )
- ZENAAT değil ZANAAT
- ZENÂBÎL[Ar. < ZENBÎL/ZİNBÎL] ile ZENÂBÎR[Ar. < ZÜNBÛR]
( Zenbiller. İLE Eşek arıları. )
( Kadınlar. | Vurucular, dövücüler. İLE "Vurarak" anlamıyla birleşik sözcükler oluşturur. [TA'NE-ZENÂN: Söverek, küfür ederek.] )
- ZENANE[Fars. < ZENĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZENNE
( Kadın işi Orta oyununda veya Karagöz de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu )
- ZENB - SEİYYE
- ZENB - YANLIŞ(HATÂ)
- ZENB ile/||/<> KUYRUK
( İlk önce gelip yerleşmiş öğenin ilk önce erişileceği demek ki listeye ilk girenin ilk çıkacağı biçimde kurulan ve yaşatılan veri yapısı Ard uç ya da bir hayvanın arda doğru uzanan kesimi guyruk Kara sabanda sürme sırasında elle tutulan kısım Beyağıl Ulukışla Niğde guyruk Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta astronomi Art uç ya da bir hayvanın arda doğru uzayan kesimi anat Kauda Az guyrug guyruk koyrık koyrok kuyrık Sart kuyruk Tar kuyruk kuyruk kuyruk kuyrık Bar kūruk kuyruk Alt Tel Kuğ Küer kuyruk Koy Kaça kuzuruk kuzruk xuzurux kuduruk kuturuk xüre Eski Türkçeden başlayarak kullanılır kudruk Orta Türkçede kudruk kuδruk olarak geçer Eski Kıpçakçada kuyruk biçimi göze çarpar Gombocz NyK 35 275276 KSz 13 33 Moğolca qudurġa la croupière biçimiyle birleştirmişir Sonraki yayınlarda bu birleştirmenin sıklıkla geçtiğini görüyoruz Bang Túrán 1918 307 Vladimirtsov SrGr 322 Ramstedt KWb 195a Räsänen LTS 164 MTS 100 V 296b Ligeti KSİNA 83 15 AOH 12 2223 Kałużyński ME 51 Egorov ÊS 313 Clark AOH 32 375 Clausona göre ED 604 Moğolca qudurġa biçimi Türkçeden alınmıştır Kałużyński ME 51 Yakutça kudurğan Bauchriemen biçiminin Moğolca qudurġadan geldiğini yazmıştır Musaev LTJa 151157 diyalektlerde kullanılan biçimleri gözden geçirmiştir Rusça kurdjuk biçimi Türk diyalektlerinden kalma bir biçimdir Dmitriev Stroj 540 Vasmer REW 2 424425 Şipova STRJa Rusça kurdjuk biçimi ses bakımından düşündürücüdür Dobrodomov VJa 4 1974 113 Bulgarca kujrùk Sırpça kùrjuk biçimleri de Türkçeden geçmiştir BER 3 82 Škaljić Turc 422 Skok EtRj 2 243 )
( QUEUE, PUSHUP LIST | TAIL | QUEUE | SPOOL | CAUDA )
( QUEUE, FILE | QUEUE )
( SCHWANZ )
( GUYRUG[Az.]~GUYRUK[Tkm.]~KOYRIK[Tatk.]~KOYROK[Bşk.]~KUYRIK[Nog.]~KUYRUK[Krg.]~KUYRUK[Kklp.]~KUYRIK[Kzk.]~KUYRUK[Özb.]~KUZRUK[Şor.]~KUZRUK[Sag.]~XUZURUX[Hak.]~KUDURUK[Soy.]~KUTURUK[Yak.]~XÜRE[Çuv.] )
- ZENCEFİL ve/||/<> KAKULE
( ... VE/||/<> Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki. | Bu bitkinin bahar olarak kullanılan tohumu. )
( ... et/||/<> ELETTARIA CARDAMOMUM )
- ZENCİ[Ar.]/SİYAHÎ[Fars. + Ar.] ile/değil/yerine/<> KARAŞIN
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/<> Rengi karaya çalan, esmer kişi. )
- ZENCİ/FELLAH[Ar.] ile/değil/yerine/= SİYAH/KARA TENLİ
- ZENCÎR[Fars.] ile ZENCÎR[Fars.]
( Makam. İLE Zincir. )
- ZENCİR[Fars. < ZENCĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> ZİNCİR
( emir komuta zinciri kar zinciri patinaj zinciri saadet zinciri söz zinciri suluk zinciri Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet Altın veya gümüşten yapılmış takı Hükümlülerin eline ayağına vurulan demir bağ )
- ZENEB-İ ZÜHRE | ÇİÇEK SAPI ile/||/<> ÇİÇEK SAPI
( botanik 1 Çiçek başını taşıyan sap 2 Bir yere bağlı olarak yaşayan protozoonlarda denizlâlelerinde organizmayı yere bağlayan sap 3 Eklem bacaklılarda karın ve gövde arasındaki bağ 4 Beynin farklı kısımlarını birleştiren sinir telleri demeti Pedünkül )
( PEDUNCLE, FLOWER STALK )
( PÉDONCULE | PÉDONCULE, TIGE FLORALE )
( BLÜTENSTIEL )
( PEDUNCULUS: KÜÇÜK AYAK )
- ZENER DIODE[İng.] / DIODE ZENER[Fr.] / Z-DIODE, ZENER-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENER DİYODU
- ZENGİN KAFİYE | ZENGİN UYAK ile/||/<> ZENGİNLEŞME | ZENGİNLEME | ZENGİNLENME
- ZENGİN, ETHEM (İSPİR, 1944) :
( Üniversiteyi İnşaat Mühendisi olarak tamamladı ve inşaat müteahhidi olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ZENGİN ve/||/=/<> GÖNÜL AÇAN(FETHEDEN)
( En zengin kişi/ler, gönül fetheden(ler)dir. )
- ZENGİN ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HESAPSIZ
- ZENGİN[Fars. :Ağır.] ile KALANTOR[İt.]
( ... İLE Gösterişi seven varlıklı kişi. )
- ZENGİN ile/||/<> VARİYETLİ ile/||/<> VARLIKLI ile/||/<> YOKLUKSUZ
- ZENGİN ile/değil/yerine VARLIKLI
( Yılmaz Özdil'in, Mustafa Koç yazısı için burayı tıklayınız... )
- ZENGİNKEN, FAKİR DÜŞMEK ile/ve/||/<> ZÂLİMLER ARASINDA, ÂLİM OLMAK ile/ve/||/<> HATIRLIYKEN, İTİBARSIZLAŞMAK
- ZENGİNLEMEK ile ZENGİN EKMEK ile ZENGİNLENMEK ile ZENGİNLEŞMEK ile ZENGİNLEŞTİRMEK ile ZENGİN/LİK ile ZENGİN ERKİ ile ZENGİN KAFİYE
- ENRICHMENT FACTOR[İng.] / FACTEUR D'ENRICHISSEMENT[Fr.] / BEREICHERUNG FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENGİNLEŞTİRME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- ZENGİNLİK ile BAŞARI
- ZENGİNLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAŞARI
- ZENGİNLİK ile/ve/<>/değil/yerine BOLLUK
- ZENGİN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/< ENGİN/LİK
- ZENGİN/LİK ile GÜÇLÜ/LÜK
- ZENGİN/LİK ile KALKINMIŞ/LIK
- ZENNE/ZENANE[Fars. < ZENĀNE] ile/||/<> ZUHURİ/ZUHURİ[Ar. < ẒUHŪRĪ]
( Kadın işi Orta oyununda veya Karagöz de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu )
- ZENNE ile/||/<> ZENNE[Fars. < ZENÂNE]
( Kar Ort O Kadın tipi Orta oyununda kadın rolünü erkek oyuncular oynardı Karagöz oyununda bu tip çeşitli kadın tasvirleriyle görülür Bunlar dansçılar büyücüler Arap halayıklar ve genç kızlar gibi bölümlere ayrılırlar Türk gölge ve ortaoyunlarında kadın tipi Değişik toplum sınıflarından gelen genç ve yaşlı tiplerdir Gençleri gönül işlerinde yaşlılar ise gülmeceyi desteklemekte kullanılan figürlerdir Bunlar genellikle olumsuz çizilmişlerdir ahlak kurallarını çiğnerler kocalarını aldatırlar paraya önem verirler iç güzellikten çok dış güzellikle ilgilenirler Hatta evli olanları bile bu kalıplar dışında değildir Evli kadınlar dırdırcı kocalarını usandıran tiplerdir Bunlar para ile satın alınabilen para için herşeyi yapabilen tipler olup toplum içinde birer mal durumundadırlar Geleneksel Türk tiyatrosunda saygıdeğer kadın tipleri anneler ve bir de platonik sevgi bağını yürüten çok genç kişilerdir )
- ZENO[İng. ZENO] ile/||/<> ZENOBİYOZ[İng. XENOBIOSIS] ile/||/<> ZENOFOBİ[İng. XENOPHOBIA] ile/||/<> ZENOİK[İng. XENOIC]
( Yunanca acayip, yabancı anlamlarına gelen ön ek. @@ Bir sosyal böcek türü kolonisinin diğer böyle bir türün yuvasında yaşaması durumu. Kendi yavrularını ayrı tutarlar, fakat serbestçe dolaşarak besinleri yerler. @@ Yabancılara karşı duyulan aşırı korku olarak bilinen, Yunanca'da "yabancı" anlamına gelen ξένος ("xénos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phóbos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Başka organizmaların boş kabuklarında yaşama.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZEOLITE[İng.] / ZEOLITHE[Fr.] / ZEOLITH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEOLİT
- ZEPHYR[Fr. < ZÉPHYR] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEFİR
( Genellikle gömlek yapımında kullanılan çizgili ince pamuklu bir kumaş türü )
- ZEPLİN[Alm. < ZEPPELIN] ile/değil/yerine/=/||/<> HAVA GEMİSİ
- ZERAFE, ZERRAFE[Ar. < ZERĀFE, ZERRĀFE] ile/değil/yerine/=/||/<> ZÜRAFA
( Geviş getiren memelilerden Afrika da yaşayan çok uzun boylu ve boyunlu derisi benekli ot yiyen hayvan Giraffa camelopardalis Bir tür oya )
- ZERÂFET değil ZARÂFET(KİYÂSE/T: Akıllıca davranış, akıllılık.)
- ZERAVENT[Ar. < ZERĀVEND] ile/değil/yerine/=/||/<> LOHUSA OTU
- ZEREFŞAN[Fars.] ile/değil/yerine/= HALKÂR[Fars.]
( Bezeme, süsleme. İLE Sulu altınla gölgeli tarzda yapılan süsleme.[Klasik tezhip çeşitlerinden biri] )
- ZEREN, DR. NECDET (VİDİN, ROMANYA, 1894 - 1979) :
( Tıbbiye'yi bitirdi. Sarıyer'de uzun yıllar Hükümet Doktoru olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 14 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. İstanbul İl Genel Meclis Üyesi olarak yaptı. )
- ZER-İ MAHBUB ile/||/<> TUĞRALI
( Üzerinde ay resmi bulunan Osmanlı altın paralarından biri )
- ZERK[Ar.] ile/değil/yerine/= İÇİTİM
( Bir sıvıyı, şırınga ile verme. )
- ZERRÂ'[Ar. < ZER'Î]/ZÜRRÂ[Ar.] ile ZERRÂH/ZÜRRÂH[Ar. çoğ. ZERÂRÎH]
( Ekinci, çiftçi. İLE Kuduz böceği. )
- ZERRE MİSKAL (İLGİSİ BULUNMAMAK) -ile
- ZERRİN KÜLÂH ile/||/<> ÜSKÜF[Yun.]
( Yayabaşı ve daha yüksek aşamalardaki yeniçeri subaylarının giydikleri ağız yanı dört parmak eninde sırma ile işlenmiş börk Eski kaynaklarda başlık olarak geçer Eskiden gemicilerin kullandıkları külahlara da uskuf adı verilirdi Yerel ağızlarda da üsküf külah başlık olarak kullanılır İtal scuffia headdress Türkçede scuf fianın başındaki sc ünsüz düğümü ü ünlüsüyle çözülmüştür Arapça ve Rumcaya da geçmiştir usqūfiya Suriye skûfa R σκούφια )
( SCUFFIA )
- ZERRİN[Fars.] ile/değil/yerine/= FULYA
( Altından yapılmış. | Altın rengi, sarı. | [bitki] Fulya. )
(1996'dan beri)